ASKERİ KONVOY KAZA GEÇİRDİ!..Çıldır'da da Kaza..



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


ÇILDIR’DA DA KAZA!..


Ardahan’dan Çıldır istikqmetine gitti öğrenilen Cengiz Oğuz yönetimindeki 75 AR 485 plakalı hafif ticari araç, saat 21.30 sıralarında Ardahan Üniversitesi yakınlarında henüz bilinmeyen bir nedenle önündeki kamyona çarparak yol kenarına uçtu. İhate duvarına kadar sürüklenen aracın sürücüsü Cengiz Oguz, AFAD ekipleri tarafından sıkıştığı araçtan çıkarılarak 112 ekiplerine teslim edildi.

Ardahan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan araç sürücüsü Oguz’un hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.

Olay yerine gelen Jandarma ve Polis ekipleri, kazaya karışıp kaçtığı iddia edilen kamyon sürücüsünü yakalamak için çalışma başlattı.



İnce, İnce Doğramak..


Başkanlık sisteminin ilk adımından, seçimine ve sonrasından bugüne kadar tartışılan Muharem İnce’nin ne diyeceğinin merakla beklendiği sırada bugünkü yazıma hazırlanırken WhatsApp aracılığı ile gelen iki mesaj dikkatimi çekti.

Bir taraftan İnce’yi dinlerken diğer taraftan baktığım WhatsapApp mesajların da okuduklarım İnce’nin açıklamaları arasındaki inceliklerin diğer bir örneği de hemşerimin belediye başkanı olduğu İstanbul Esenyurt’ta ve ülkenin diğer birçok yerinde yaşananların gündeme gelmediğinden, gelememesinden, getirilememesinden yakınıldığını bir kez daha görüyordum.

Çünkü İnce’nin partisi CHP’nin Belediye Başkanlarından tutun bu ülkede başbakanlık yapmış olanlara kadar gidin değişen bir şeyin olmadığını görmekteydim.

Seçim öncesinde “liyakat” naraları atan CHP’li belediyelerin başında bulunduğu belediyelerde yaşananların yanında başkanlık sistemi denilerek iktidarı ellerinde tutanların birbirinden farklı olmadıklarını da bir kez daha anlıyordum.

Sağcı belediyelerin aile şirketine dönüştüğü yönünde iddiaların revaçta olduğu şu günlerde pandeminin ardına sığınıp, iktidarın ard arda yayınladığı engellemeler ile iş yapamadıklarını belirten CHP’li belediyelerinde son yerel seçimlerinden önce “Babamın oğlu olsa işe almayın” diyerek şov yaptıkları da görülüyordu, Esenyurt’tan gelen mesajda.. Ki bunların çoğunu zaten biliyordum ama dün bana sitem edenlerin bugün beni daha iyi anlamalarını beklemek adına duyduklarımı, öğrendiklerimi, bildiklerimi not edip, arşivime alırken..

Başkan Erdoğan’ı ‘tek adam’ hatta diktatörlükle suçlayan Kılıçdaroğlu’nun son kurultay öncesi seçimsiz, ‘:dediğim dedik, öttürdüğüm düdük’ diyerek tartışmalı atamalarına dikkat çeken İnce’nin aslında CHP genel merkezi gibi belediyelerinde adeta aile çiftliğine dönüştüğünü anlatmaya çalıştığını da anlıyordum..

Son Mahalli İdareler Seçimleri ardından “Torpil, kayırma dönemi bitti” diyen, işsizlikten dem vuran CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarının atamalarına baktığımızda bugün Başkan Erdoğan’ı, ” Damadını bakan yaptı” diye suçlayanların kendilerinin de eş, dostu müdür, hukuk danışmanı diyerek koltuklara oturttuklarının sanki görülmediğini sansalar da görünen köy kılavuz istemiyor..

Neyse bunları bir dahaki yazılarımızda daha net ve kimin kimi nereye oturttuğunu anlatmaya devam edeceğimizi buraya not edip, WhatsApp’tan gelen 2. mesaja bakalım..

İnce’nin ‘parti kuracağım’ demediği ama ekibi hatta tüzüğünü hazırladığı alenen anlaşılan son basın açıklamasında ‘şimdilik oluşum’ olan ama açıkça bir parti lideri gibi konuşurken kadınlardan, gençlerden bahsettiği sırada okuduğum ikinci mesaj aynen şöyle;




BİR KADIN VE GELİNİ…

Bir kadın düşünün..

Oğlu; alkol ve uyuşturucu kullandıktan sonra gelinini o gece her zamankinden fazla, kum torbasını döver gibi dövüyor ve kıyameti duyan komşuları hemen polis çağırıyor.

Kadın olayı öğrenince hemen avukatlarını alıp oğlunun evine yetişiyor ve gelininin halini görmezden gelip,  polislerin zabıt tutmasını engellemeye çalışıyor ama zabıt tutuluyor. Bunun üzerine gelinine dönüp şikâyetçi olmamasını, eğer olursa 2 çocuğunu bir daha göremeyeceğini söylüyor.

Gelin, olaydan sonra iki çocuğunu komşulara emanet edip, zabıt tutan polislerle birlikte hastaneye gidiyor ve neredeyse 10 ayrı başlıkta tanımlanan şiddet izi raporu alıyor.

Sonrasında mahkeme kadının oğluna gelinin yaşadığı eve yaklaşmama ve evden uzaklaştırma kararı veriyor.

Sonra ne mi oluyor?

Ev, kadına ait olduğu için hemen tahliye kararı aldırarak gelinine evi boşalttırıyor ve gelin iki çocuğu ile kapı dışarı ediliyor.

Peki;

Oğlunun gelinine yaşattıklarına göz yuman ve torunlarının annesine eziyetten kaçınmayan bu kadının kim olduğunu biliyor musunuz?

Maalesef ki bu kadın ;

Evet bu kadın kim diye merak edenler mesajın kimi anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışa dursunlar ben bu kadının kim olduğunu gazetemdeyken gelen bir yayın yasağı ile hatırladım.

Çünkü bu ülkede şu an yöneticiyim, eski yönetici diyenlerin yaptıklarını da yazmak, söylemek yasak hem de ‘gizlilik’ adı altında savcı, hâkim kararları ile.

Kısacası Muharrem İnce’nin ince mesajları gibi bu yazıda ince anlatımlarla anlaşılır mı bilmem ama sistemi şikâyet edip, koltuğa gelenleri ilahi bir güç değil kendi kurdukları sistemler koruyor bu ülkede..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php



 


BALIKKESİR’DE DEPREM,


ARDAHAN’DA KAZA!


arşiv haber 10/12/2019 tarihli haber/yorum


Son dakika: Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde 4,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul, İzmir, Manisa, Tekirdağ ve Bursa’da da hissedildi. Balıkesir’de 4,6 büyüklüğündeki depremden 10 dakika sonra 4,3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Öte yandan Ardahan’da da meydana gelen kazada 4 kişi yaralandı!


‘da meydana gelen trafik kazasında 4 kişi yaralandı.


Kaza, Ardahan Çevre Yolu kavşağında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Taylan A. yönetimindeki 75 BA 042 plakalı araç, ‘nden Çevre yoluna bağlanacağı esnada OPET kavşağına geldiğinde, Erzurum istikametine seyir halinde olan Mürsel D.’nin kullandığı 06 AG 8303 araca çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı.


Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor



Bayram Kaza ve Damların Çökmesiyle Son Buldu!


*Arşiv Haber 16/08/2019 Tarihli Haber


ARDAHAN’A GELİRLERKEN KAZA GEÇİRDİLER.. Bayram tatili boyunca ülke genelinde meydana gelen kazaların bazıları da Ardahan’da yaşandı. Bir çok kişinin öldüğü trafik kazalarının sonuncunda da 7 kişi daha yaralandı. Öte yandan yağan yağmurlara dayanamayan ev ve ahırların torakla örtülü damlarının da çöktüğü Ardahan’da son iki olay şöyle;



Kars‘tan Ardahan’a gelen araç Susuz İlçesi’nde geçirdiği trafik kazasında 7 kişi yaralandı.


Edinilen bilgilere göre; Susuz’dan Ardahan‘a seyir halindeki A.B.B. yönetimindeki kamyonet ile Kars-Ardahan karayolunda seyir halindeki G.B. yönetimindeki minibüs ile çarpıştı. Kazada minibüste yolcu olarak bulunan 7 kişi yaralandı. Yaralılar olay yerine çağrılan ambulanslarla Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan yaralıların durumlarının iyi olduğu ve yapılan tedavilerinin ardından taburcu edildikleri öğrenildi.


Öte yandan kamyonetle ile minibüsün çarpıştığı ve 7 kişinin yaralandığı kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.


**Toprak Ev Çöktü..


Ardahan‘da topraktan yapılan eski evi yıkılan 5 kişilik aile, sığınabilecekleri bir ev için hayırsever iş adamlarından yardım bekliyor.


Ardahan merkez Halil Efendi Mahallesi’nde yaşayan 3 çocuk babası Nurettin Öksüz’ün eşi Gülseren Öksüz ve 18 yaşındaki kızı Derya Öksüz kanser tedavisi görüyor. Büyük sıkıntılar içinde yaşayan ailesinin 3 gün önce 4 büyükbaş hayvanından 2’si hırsızlar tarafından çalındı. Ailenin 3 çocuğundan biri olan kız çocuğu ise kanser hastası ve kemoterapi tedavisi görüyor. Geçim sıkıntısı yaşayan Öksüz ailesine ait 2 büyükbaş hayvanın çalınmasıyla birlikte topraktan olan damlarının çökmesi sonucu da aile sokakta kaldı.


Kanser hastası Gülseren Öksüz, çok zor şartlarda yaşadıklarını kendisi ve 18 yaşındaki kızının kemoterapi tedavisi gördüğünü söyleyerek, topraktan da olsa son bir sığınacak evimiz vardı o da çöktü. Ortada kaldık, büyüklerimizden yardım bekliyoruz, ne olur bize yardım edin diyerek, “Kızım ve ben kanserle mücadele ediyoruz. Hayvanlarımız çalındı, çocuğum kanser tedavisi görüyor ve çocuğumun yanında hastanedeydim. Evimizin yıkıldığını öğrenince buraya geldim. Yatacak yerimiz yok ve nereye gideceğiz şaşırdık, yardımseverlerden bize yardım etmelerini bekliyoruz” şeklinde konuştu.


Halilefendi Mahallesi Muhtarı Yaşar Ekmekçi ise geçim sıkıntısı yaşayan ailenin önce hayvanlarının çalındığını ve dün akşam ise evlerinin damının çökmesi sonucu ailenin sokakta kaldığını ifade ederek hayırsever iş adamlarından yardım etmelerini istedi. Ekmekçi, “Mahallemiz sakinlerinden olan Nurettin Öksüz’e ait evin damı çöktü. Yaklaşık 2 gün önce Öksüz’e ait büyükbaş hayvanlar çalınmıştı. Hayvanların bulunmasıyla ilgili jandarma ve emniyet güçleri çalışma başlatmışlardı. Akşam saatlerinde evin damının çöktüğü haberini aldık. Aile 2 olumsuz haberle sarsıldı. Gerçekten aile mağdur ve perişan bir halde. Şu anda sokakta kalan bu aileye yardım etsinler” dedi. 



**Dinlemek ve de anlamak istememek..


*Gazetecilik hayatımda yaşadıklarımı yazıya döken yazılarımdan birini yıllar sonra yeniden okuyup, güncelleyip, ‘Af çıkacak’ diye beklenen gündemde yeniden yayınlamak içindir bu yıllar önce yazdığım yazım..


Çocuktum, ama hatırlıyorum, teknolojinin, basının, medyanın bugünkü gibi gelişmediği o günleri .. Ve; O dönem İlçe olan Ardahan’ın Jandarma Komutanı Kazım Başçavuşunu ve yaptıklarını ..

Köyümüz ve diğer köylere gittiğinde adeta, ‘devlet benim ulan’ diyerek erkekleri ve kadınları karşı karşıya dizer oradayken sorgulardı, erkeği eşinin yanında, kadını kocasının yanında tokatlardı ..

Ve bir gün duydum ki, ‘Peygamber Kazım’ diye isimlendirilen başçavuş çıktığı tilki avında vurduğu tilkinin ölüp, ölmediğini kontrol ederken, ‘Adaletin terazisi, haksızlığın sonucu’ misali kendisine güç veren o devletin silahı M 16’nın tetiğine eli dokunduğu için kafasından vurularak öldüğünü ..

Niye mi anlattım bu geçmişte ve halen sürdüğüne inandığım küçük dip notu diye sorarsanız anlatmayacağım, 

Çünkü; Dün yaşadıklarımı okuyup, yukarıda kısaca anlattığım gerçek hikayenin yorumunu sizlere bırakıyorum..

Dün yine davam vardı, polis bir gün önceden matbaanın kapısına dayanmış, periyodik hale gelen davalarımın birisine daha davet ediyor, gelmediğim takdirde zorla getirilme kararını uygulayacağını anlatıyordu ..

Çünkü, meslektaşım Ümit Kılıç beklenmedik anda ölmüş, bende ona karşı son görevimi yerine getirmek için aniden İstanbul’a gitmiş, bir önceki celseye katılamamıştım ..

‘Saat 10.00’da Ardahan Adliyesinin şu (sinirden ismini bile unuttuğum) mahkemesinde bulunun’ diyen resmi evrakı alıp, gittiğim Adliye kapısının girişinde beni bekleyen polise kimliğimi uzatıp, ‘Abi bak zorla değil, kendim geldim’ diyerek kendisine nerede yargılanacağımı sordum.

Saat 10.00’da gelin denilen ancak sıramızın gelmesi için akşamın 16.30’unu bulduğunu kuru sandalyelerinde beklediğimiz o yan kapısı kapalı olduğu için çaycının, kâtibinin, evrakçısının çatlak pencereden öte yana atlayıp, gidip geldiği Adliyenin duruşma salonun da çıkan mübaşirin, ‘Abi, birazdan sizi alacam’ sözleriyle anlıyorum.

‘Zaten kimse kalmamıştı, mecburi bizi alacaktılar’ diyerek kendi kendime gülerken, benimle birlikte, gazetelerimizin sahibi olduğu için çoğu benim yazdığım yazılar dolaysıyla yargılanan eşim ve kardeşimle birlikte duruşma salonuna geçiyorduk.

Gün boyu ve önemli bir günümü harcayarak beklediğimiz duruşma salonuna girerken, modern ve teknolojinin son ürünleriyle donatılmış bir salon görüyordum, karşımda o çok savunup, erkeklerle aynı şartlarda olması gerektiğini belirttiğimiz güzel bir bayan hakim ve yanında beni dava eden saçları stresten mi yoksa başka dertten mi bilemem ama dökülmüş olan bir savcı ..