Atatürk'ün Köyünde Şimşek Hayvanlara Çarptı!



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Özellikle açık alanlarda bulunan canılıların hedefi haline geldiği şimşek çarpması sonucu Ardahan’ın Damal İlçesine bir çok hayvan telef oldu.


Alınan bilgilere göre her yıl 15 Haziran ila 15 Temmuz günleri sınırları içinde bulunan dağlarına silüet yansıdığı için ‘Atatürk’ün köyü’ olarak adlandırılan Ardahan’ın Damal İlçesine bağlı Musfata kenal Atatürk Mahalesi (eski köy Yukarıgündeş) köyü Yayla Yolu Doruk Mevkiinde yıldırım çarpması sonucu 4 büyükbaş hayvan telef oldu.



Yüzde 28’i geçemeyen CHP


Son olarak Ayasofya kartını açıp, Suriye’deki Emevî Cami’sinde değil İstanbul Ayasofya’da Kuran’ı kerim okuyup iç politikaya olduğu gibi dünya siyasetine meydan okuyan Başkan Recep Tayyip Erdoğan MHP ile birlikte 2023 yılına doğru hızla giderken karşısındaki güç, muhalefetin ana gemisi olan Cumhuriyet Halk Partisi de 37. Kurultayını yapıyordu.

Ve Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan olmak için çıktığı kurultay sahnesinde yeniden sıralıyordu var olan tüm sorunları.. 

Tabi Kılıçdaroğlu sahneye çıkmadan önce tv kanalları kurultaya katılanlarla röportajlar yapıyorlardı.. Ve birçok solcu konuşmacı mesajlar veriyordu…

Yani, CHP’lilerin ve solcuların dinci, diğer kesimin muhafazakâr kesim dediği kesimden ”oy alırız” düşüncesiyle konuşmalarında dini söylemlere dikkat çeken satırlar eklemeyi unutmuyorlar…

Yani İmam Hatiplere onay veren, Trabzon Ayasofya, İstanbul Çamlıca, Karadeniz sahilindeki deniz manzaralı cami dahil olmak üzere onca caminin yanında  sanki cami azmış  gibi İstanbul Ayasofya’ya ses çıkarmayan ince mesajlar yollayan konuşmacılardan sonra ” Edirne’den, Ardahana” adlı şarkı eşliğinde kürsüye tek aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu geliyordu..

Ve onca seçim ve ankette %28’i bir türlü geçemeyen bir partinin genel başkanı olarak iktidara geleceğini iddia edip, iktidar olduklarında yapacaklarını tek tek sıralamaya başlıyordular..

Gerçi aynı Kılıçdaroğlu, yani  duruşuyla, söylemleri ile sevdiğim ve Deniz Gezmiş anlayışı ile hareket ettiğine inandığım ama onunda diğer genel başkanlar gibi CHP’nin Kozmik odasını aşamadığını ve bu nedenle o beklenen başarıyı sağlayamadığını bilsemde anlattıklarını, dediklerini, öne sürdüğü fikirlerinin Erdoğan’ın başkanlık ettiği iktidar tarafından ilk etapta çok kızsalarda zaman içinde dikkate alınıp, hayata geçirildiğini de iyi bilmekteyim..




Çünkü bir türlü %28’i aşamayan Kılıçdaroğlu’nun anlattıkları, söyledikleri, önerdikleri fikirlerinin birçoğuna iktidarda katılıyor ve zaman içinde hayata geçirip, CHP iktidarına gerek yok dedirtmeyi başarıyor..

Evet, Selahattin Demirtaş gibi Kemal Kılıçdaroğlu’da Başkan, Başbakanlık yapacak çok iyi birer liderler.. Ama Başkan Erdoğan gibi yeri geldiğinde kozmik odaları ellerinin tersi ile itemedikleri için bir türlü %13’ü, %28’i aşamadıkları diğer bir gerçek olarak sol muhalefetin önündeki en büyük engel olarak karşılarında durmakta.

Bu engeli, Erdoğan ile birlikte Ayasofya’da namaza giden sağ anlayışlı siyasetçi Akşener’li İYİ Parti ile mi ya da hafta başında partisinin İl Kongresi için Ardahan’da olacak olan muhafazakâr kesime hitap eden AK Parti’den ayrılan, eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisiyle mi, ya da Davutoğlu ile AK Parti’den ayrılıp ama bu ayrılıktan kısa süre sonra Davutoğlu’ndan da ayrılarak, ANAP ruhlu bir parti kurduğunu iddia eden ve DEVA adlı yeni bir parti kuran eski bakan Ali Babacanla mı veya önümüzdeki günlerde CHP’ye verdiği desteği çekeceğini sanki ima eden HDP ile mi aşıp, iktidar olur mu bilmem ama CHP’nin önce %28’i aşması için kendisini aşan bir siyaset ortaya koyması gerekir..


Yoksa solcu, alevi seçmenin oluşturduğu % 28’ide ”Allah’ın izni” ile deyip, arttıramaz tam tersi %25’lere indirip, iktidar olmak için’ ‘İktidar Kurultayı, 2. Cumhuriyet Beyannamesi” ile de olsa bir 50 yıl daha bekler CHP…





arşiv haber 29/11/2019 tarihli haber/yorum


Alınan  bilgilere göre Cengiz Morkoç’a ait evin yanında bulunan ahırda yeni doğmuş danasının fotoğrafını çekmek için ahıra gitti. Ahırında danasının fotoğrafını çekip, evine geçtikten sonra ışıkta çocukları ile birlikte danasını resmini nasıl çektiğine bakmak istedi.



Ve yakından baktıkları fotoğrafta gördükleri karşısında şok oldular. Çünkü danalarının fotoğrafına yakından baktıklarında danalarının arkasında görünen karenin gözleri parlayan belli belirsiz bir insan silüeti vardı.. Ve yeniden kalkıp ahıra gittiklerinde fotoğrafını çektikleri dananın bile anlayıp hissedip, baktığı görüntüye neden olan insana benzeyen kimse yoktu yerinde.



Gördükleri karşısında şok olan aile fotoğrafta görünen şahsın Cin mi yoksa Uzaylı mı olduğunu anlamazlarken komşularını çağırıp ışıklandırdıkları ahırda yeniden saatlerce fotoğraf karesine takılan insan mı, cin mi, uzaylı mı diye anlamadıkları şahsı arasalar da bulamadılar. Fakir Yılmaz/Özel Haber



Atatürk silüeti O Köyde Çıkıyor..

Cin mi, Uzaylı mı yoksa fotoğraf karesine takılan bir insan mı  diye merak edilen karnin çıktığı Damal’da bahsi geçen köyde her yıl Atatürk’ün silüet köyün karşısında ki Karadağlara silüeti yansımakta.


Karadağlar’ın eteğine her yıl haziran ayı sonu ile temmuz ayı döneminde yandaki tepenin gölgesinin düşmesi sonucu oluşan Atatürk silüeti, ilk olarak 1954’te Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından fark edildi.

Erdoğan Kumru tarafından 1975 yılında çekilen silüet fotoğrafının Genelkurmay Başkanlığına gönderilmesiyle bu doğa olayı Türkiye genelinde duyuldu.


 


 


Güneşli günlerde 17.50 ila 18.10 saatlerinde izlenebilen Atatürk silüetinin oluşumu, 1995’ten itibaren her yıl düzenlenen “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri” ile kutlanıyor.



**Çakalların Dans!..


 


Yaklaşan kışın getirmeye başladığı dondurucu soğuklarda dışarıda kalacak insan dostu köpeklerin bile her an saldırılarına uğrayacaklarını düşünüp aç karınlarına rağmen geceleri dahi uyuyamadıkları şu dünyada hayvan çakallardan daha tehlikeli insan bedenine girmiş iki ayaklı çakallar da insanı uyutmaz.


Geciken karların altında kalacak olan bir parça yiyeceği bulmak için köy ve kentlere kadar inen, insanlarında aralarında bulunduğu canlılara saldırma ihtimali çok az olan hayvan çakalların bu işi aslında insan çakallara havale ettiğini de anlamayız. Zira asıl çakalın insan bedenine girdiğini hayvan çakal insandan daha iyi anlar.


Dost bildiklerinin bu bedene girmiş olduğunu anlamayan biz iyi niyetli insanlar safiyane duygularla hayvan çakallardan kaçarken..


Başta içinde bulunduğum gazetecilik mesleğimde ve yine içinde olduğum Sivil Toplum Örgütçülüğü sahasında bir hayli fazla olan bu çakalların diğer bir derdi de yine bir hayvan olan Kurt ve Aslan yürekli, içten, gerçek insanlara saldırmak, engellemek..



Ve bu çakalların sürek avına çıkan hayvan çakallar gibi hep birlikte hareket ettiklerini de görürüz.


Evet insan oğlunun adına sinir hastalığı, diyabet hastalığı ve bir çok hastalığa ismi verilen virüslerinde ana kaynağı olan bu çakalların diğer bir özelliği de kendilerinde olmayan beceriyi, sanatı ve düşünceyi yok etmek için aynı özellikte olanlarla  yani kendileri gibi çakallarla birlikte hareket etmeleridir.


Yani dün birbirlerine demediklerini bırakmayanlar hainlik dansı için bir araya gelip birbirlerine olduğu gibi hedefledikleri insanlara da yönelik çakallıklarını sergilerler..


Buna da filimlere konu olan Çakalların Dansı denir..