ATEŞ: ÖNCE ANLAMAK GEREKİR..





MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw




İlçesi Hanak’a başta olmak üzere hemşerilerine yönelik elinden geleni yapmaya çalıştığını ama birçok insanın yapıp, pişman edildiği konularla karşılaşmaktan yorulduklarını dile getiren Barem Çevre ve Barış Çevre Limitet Şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanı Seymen Ateş Hanak’ın ana caddelerinde buluna ev iş yerlerinin aynı renk olması, ilçe merkezinde bulunan ama kapalı olan ekmek fırının yeniden açıp, insanlarının İMC usulü ile kaynaşmasını sağlamak için kendisine getirilen plan ve projeleri maddi, manevi olarak destek verdiğini belirtirken bu ve buna benzer iyi niyetlerin bazen kişisel, bazen de siyasal egolar dolaysıyla gölgede kalmasının memleket, o çok istenen hemşeri birlikteliği için hiç iyi bir şey olmadığını belirtti.




Çevre Ölçüm ve Analizleri, İş Hijyeni Ölçümleri, ÇED, Çevre Danışmanlığı, Proses Danışmanlığı ve Arıtma Tesisleri İşletmeciliği gibi bir çok iş alanında önemli projelerin altında imzası bulunan Barem Çevre ve Barış Çevre Limitet Şirketleri olarak ‘Çözüm üretmede önce anlamak gerekir’ ilkesiyle yol aldıklarını belirten Seymen Ateş ‘bu ilkenin insanı, hemşeri ve çevre edinmek içinde geçerli önemli bir ilke olduğunu belirterek örf, adetlerimizde unutmadan en önemlisi bir birlerimize ve fikirlerimiz saygı gösterirsek daha güçlü, daha samimi oluruz bir birimize’ dedi.



KÜSTÜRMEYİN İNSANLARI !.. 


Ülkelerin, ülkelerine yatırımcı getirmek için büyük mücadeleler verdiği şu dünyada başta stk’lar olmak üzere “Şehr~i emini” olarak bilinen belediye başkanları, milletvekilleri ve gazetecilerin büyük mücadeleler verdiğini de bilmekteyiz. Bunun en son örneği, son yerel seçimlerde seçilir seçilmez kapı kapı gezip başında bulunduğu memleketine yönelik ‘bir iş adamına yatırım yaptırabilir miyim?’ düşüncesiyle gezen başkanlardır.


Bu başkanların yanı sıra gönüllülerin de bu yönde mücadele ettiğini bilen biri olarak gördüğüm bir durumdan bahsedeceğim.


Evet l, ülkelerin büyükelçilikleri aracılığıyla, iş insanlarının organizatör firmaların girişimleriyle, derneklerin yani stK’ların bire bir çabalarıyla, gazetecilerin ise haber ve yorumlarıyla bu yöndeki çabalarını işin içindeki biri olarak bu alanda yaşanan olumsuz gelişmeleri görüyor, izliyor ve çok üzülüyorum.


Buna neden ise; Batıda gittiğim, gördüğüm iş insanlarının yaşadıkları olumsuzluklar nedeniyle memleketlerine bir hayli üzülseler de bu üzgünlüklerini ve memleketine yönelik yapılan yatırım tekliflerinin suistimal edilmesidir.


Ve bu suistimalleri yapanların başında gelenlerin sözüm ona memleket sevdalısı geçinip, kendilerinin gayret ve imkanlarını, kendi egolarını tatmin etmeye yönelik hal ve hareketler içine girerek şevk kırmalarıdır.



Son olarak ziyaret ettiğim bir İşadamının da bu olumsuz durumdan bahsedip sistemlerini ortaya koyarak memleketin neden ileri gitmediğini hep gerilediğini bir kez daha anlıyor ve algılıyorum bu duruma üzülerek.


Ülkenin olduğu gibi bölgenin, kentin kanayan yarası olan bu durumun yarattığı olumsuzluk yüzünden o çok bahsedilen birlik, beraberliğe de zarar veriliyor.


Çünkü sarfedilen onca çaba, yönlendirme, şahsi egolar nedeniyle su olup gidiyor, geriye kalıyor bir araya gelip kaya olamayan kumlar. Bunun altında yatan neden; köye gelir “muhtar olur, yerime, koltuğuma oturur” korkusudur. Bir kez daha söylüyorum onca çaba ve çırpınışımızı ne olur heba etmeyin ve üzmeyin iş insanlarımızı..



Aşıklar, buz tutan Çıldır Gölü’nde Konser Verdiler..


Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 nedeniyle bir yıldır program yapamayan aşıklar, yüzeyi buz tutan Çıldır Gölü’nde buluştu. Sosyal mesafe kurallarına uyan aşıkların, sazlı-sözlü değişleri izleyenleri mest etti.


Pandemi nedeniyle uzun süredir izleyicileriyle buluşamayan Kars ve Ardahanlı aşıklar Bilal Ersarı, Mahmut Yılmaz, Gültekin Bulutoğlu ve Ayhan Şimşekoğlu yüzeyi buz tutan Çıldır Gölü‘nde sosyal mesafe kurallarına uyarak sazlı sözlü konser verdi.


“BU GELENEK YAŞATILMALI”


Koronavirüsün her alanda olduğu gibi sanat camiasını da etkilediğini vurgulayan Bilal Ersarı, “Çıldır Gölü üzerinde gönül sohbeti ettik. Türklüğün, dilin, özgürlüğün, sevginin ve insanın ifadesi olan bu gelenek yaşanmalı ve yaşatılmalı. Ben inanıyorum ki, Türk milleti var oldukça geleneğimiz de var olacak. Son bir yılda dünyayı etkisi altına alan pandemi döneminde her alanda olduğu gibi aşıklık geleneği ve sanat camiasını etkiledi. Biz de 10 ay sonra kendimizi sahaya attık. Umuyorum ki bu dönem de geçecek özel günlere yine misafir olacağız” diye konuştu.



“GÖNÜL SOHBETİ YAPTIK”


Sazlı, sözlü ortamlara hasret kaldıklarını dile getiren Ayhan Şimşekoğlu ise “Hava soğuk ama biz Çıldır Gölü’nün buz tutan yüzeyinde sıcak bir program yaptık. Pandemi döneminde evlerimizden çıkamaz hale geldik. Programlarımızı yapamadık. Bugün nasip oldu ve gönül sohbeti yaptık. Umarım tüm alanlarda normalleşmeye dönebiliriz. En kısa zamanda bu hastalıktan başarıyla kurtulmayı diliyorum” dedi.


BÖLGENİN EN BÜYÜK İKİNCİ GÖLÜ


Ardahan ve Kars ili sınırları içerisinde kalan Çıldır Gölü, 123 kilometrekare alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su ve Van Gölü’nden sonra en büyük ikinci gölü. Kışın yüzeyi tamamen buzla kaplanan gölde atlı kızak, patenle kayma ya da Eskimo usulü balık avlamaya gelen yerli ve yabancı turistler aşıkların atışması ile de güzel bir gün geçirdi.




KURA NEHRİ İLE OYNAMAK


ÇEVRE DÜŞMANLIĞIDIR!


arşiv haber 22/09/2019 tarihli haberler/yorumlar


‘TEMİZ HAVA BİRİNCİSİ ARDAHAN’DA KURA NEHRİ BIRAKIN YERİNDE KALSIN” Temiz Hava Hakkı Platformunun raporuna göre 2018’de Türkiye’deki 81 ilin 56’sı uluslararası standartlar açısından kirli hava soludu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre tek temiz havalı il ise Ardahan.


Türk Hava Hakkı Platformu ve Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’de en temiz havası olan ili olarak,  1900 rakımlı Ardahan’ ı seçtiler. Ardahan’ nın bitki örtüsü, platoları, ovaları,akarsuları, ormanları, Ardahan’ nın nefesi olan Kura Nehri , tabiat varlıkları ile arı poleni Ardahan’ ın havası en temiz il olmasını sağladı.


Temiz Hava Hakkı Platformu’nun raporuna göre 2018’de Türkiye’deki 81 ilin 56’sı uluslararası standartlar açısından kirli hava soludu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre tek temiz havalı il ise Ardahan.



Ardahan’ın havası en temiz il olmasından duydukları mutluluğu dile getiren Kura Nehri Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Murat Öğüt, temiz havanın oluşmasında en büyük nimetlerden birinin de Kura nehri olduğuna dikkat çekerek, Kura nehrinin Karadeniz’e aktarılmak istenmesine karşı bir kez daha yanlış yapıldığını ile getirdi.


‘KURA, CANLILARIN VE İNSANLARIN SAĞLIKLI YAŞAMASINI SAĞLAYAN BİR TABİAT VARLIĞIDIR’


Kura Nehri’nin boğazı kesilerek Karadeniz’ e aktarılması sağlık örgütleri tarafından en temiz şehri olan Ardahan’ ımıza verilmiş en büyük ceza olduğuna dikkat çeken Öğüt, “Dünyanın en temiz illerinden biri olan Ardahan’ımızın nefesi olan Kura Nehri’mizin bölgedeki tarım ve hayvancılığın can damarı olduğu gibi dünyaca ünlü Endemik bitki örtüsünün yaşaması, arıların dünyanın en kaliteli balı üretmesinin yanı sıra arıların polen üretip diğer canlıların ve insanların sağlıklı yaşamasını sağlayan bir tabiat varlığıdır.Bu nedenle Kura Nehri’nin Karadeniz’ e akıtılması cinayettir. Ardahan’ın havasını kirletip ekonomisini ve yaşamını durdurup insanlarını fakirleştirip göçe zorlanması Ardahan’ın boşatılması demektir.”dedi.


Stratejik anlamda önemli olan Ardahan’ımızın var olması için devletin başta İl ve İlçe Belediyelerine özel desteklerle yardım etmesi ile birlikte bölgedeki arıcılık, tarım ve hayvancılığı geliştirecek işletmelere destekler verilmesi gerektiğini dile getiren Öğüt, “Sonuç olarak ülkemizin enerji sorunu HES’lerde (Hidro Elektrik Santrali) doğayı mahvetmemiz yerine güneş ve rüzgar enerjisinin sistemlerini geliştirerek bölgemizin en temiz ili olan Ardahan ve çevresini örnek göstererek turizmi artırarak Ardahan’ın kalkınmasının sağlanması hepimizin ve insanlığın tarihi görevidir. Kura Nehri’ nin çevresini doğal tabiat haline getirerek turizmi geliştireceğimize inanmaktayız.”diye konuştu.



“KURA NEHRİ İLE OYNAMAK ÇEVRE DÜŞMANLIĞI OLUR”


Kura Nehri’ni Karadeniz’e bağlamak isteyen yetkililere seslenen Öğüt, “ 11.Mart.1927’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği (SSCB) ile yapılan su antlaşmasında Kura Nehri’nin uluslararası bir su olduğunun, hiçbir şekilde başka bir yere aktarılmasının yapılamayacağı anlaşması vardır. Devletlerarasındaki anlaşmalar kendi iç hukuklarında geçerli olduğu kadar uluslararası hukuk kurumlarında da geçerlidir. Herhangi bir yanlışlık yapıp bu kuralı göz önünde tutmayıp, Kura Nehri’nin Karadeniz veya başka bir alana aktarılması durumunda başta Ardahan halkı ve duyarlı çevreci dostlarımızla uluslararası mahkemelere giderek hakkımızı arayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.


Öğüt,  Kura nehrinin Ardahan’ın can damarı olduğunu vurgulayıp “Kura nehrine dokunmak, tarıma ve hayvancılığa darbe, çevre kirliliğine davetiye çıkarmak olur” şeklinde konuştu.



ARDAFED Arahan’da


Aşıklar Günü Düzenleyecek..


*arşiv haber 17/072017 Tarihli Haber


Bir çok Ardahan Derneğinin çatısı altında bir araya geldiği Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahan’da Ardahanlı Aşıkları Ardahanlılarla bir araya getirecek. Aşıklık Geleneğinin ustaları olan Ardahanlı Aşıklarla birlikte bir organizeye imza atmaya hazırlanan ARDAFED 19/07/2017 Çarşamba Günü Saat 18.00 ila 21 Saatleri arasında Ardahan merkez de Aşıklarla Halkı buluşturacak.


Aşık Vahit Köroğlu, Aşık Zeynel Çınar, Aşık Tunay Aksu ve Aşık Seyati İsrafil Uzunkaya ve Aşık Osman Uygur’un bir araya gelerek Aşıklık Geleneği plan Atışmalarla Ardahanlılar da güzel bir dinleti sergilemesi bekleniyor.



 


*Ücretsiz olacak..


 


Ardahan İnönü Caddesi Üzerin de bulunan Fevzi Yılmaz İş Hanında ‘ARDAFED Çay Evi’nde gerçekleşecek olan etkinlik, haşka açık ve ücretsiz olacak.


 


Tüm Ardahanlıların davet ediliği etkinlik Ardahan merkezde bir ilk olacak.


 


**’KURA ARDAHAN’INDIR’ EYLEMİ


 


*15/06/2017 Tarihli Haber


 


Üzerine yapılacak olan Beşikkaya HES Barajı ile suyunun büyük bölümünün Çoru Nehrine akıtılması projelendirilen Kura Nehrinin suyunun yönünün değiştirilip, Ardahan Ovasının susuz bırakılacağını belirten Ardahanlılar ‘Kura Ardahan’ındır’ eylemini yaptılar


 


Ardahan Kura Nehrini Koruma Tanıtma ve Güzelleştirme Derneği ve Ardahan Dernekler Federasyonunun birlikte organize ettiği ve Ardahan ilinin simgelerinde olan tarihi Rus Köprüsü üzerinde yapılan eylemde Kura Nehrinin yönünün değiştirilip, suyunun %70’nin Beşikkaya HES Barajı kanalıyla Çoruh Nehrine akıtılmak istenmesinin Ardahan’ın geleceğini kurutacağına dikkat çekildi. Birçok sek temsilcisi ve Ardahanlının katıldığı eylemde şu açıklama yapıldı.


 


**Değerli Basın Mensupları ve Ardahan Kamuoyunu Dikkatine..


 


Ardahan Kura Nehrinde Çoruh Havzasına Su Transferini Ön gören Kura Çoruh Enerji Grubu Projesini Beşikkaya Gülüç HES Barajına aktarılarak, suyun %70’lik bir kısmının yerin altında tünellerle Çoruh Havzasına akıtılacaktır.


 


Ardahan’ımızın CAN SUYU olan Kura Nehrimizin kurutulması Ardahan’da ki tarım arazilerinin ve yetiştirilmekte olan tarım ürünlerinler inin kuruması ve yok olması anlamına gelmektedir.


 


Değerli Ardahanlılar Beşikkaya Barajına sadece Baraj anlamında yapılıyor olarak bakmamak lazım.


 


Bir kolu Allahüekber Dağlarından ve bir kolu Yanlızçam Dağlarından doğan Kura Nehri Vadisinin Beşikkaya mevkisinde birleştiği alanda HES Barajı yapılarak yada önü kesilerek suyun büyük bir kısmının Çoruh Nehrine ve oradan da Karadeniz’e götürülmek isteniyor.


 


Bu suyun buradan ters istikamete götürülmesi demek Kura Vadisinin ve Ardahan Ovasının Kuruması demektir.


 


Aynı zamanda bölgedeki endemik yapını n ve ekolojik dengenin bozulması demektir.


 


Türkiye’de ki tek genetiği bozulmamış Sarıçam Ormanlarının yok olması demektir.


 


Çeşitli medeniyetlere hatta büyük Selçuklu Devletine beşiklik etmiş tarihi dokunun, tarihi eserlerin, oradaki kulelerin, mağaraların yok olması anlamına da gelmektedir.


 


Türkiye’nin yaban hayatının ender bulunduğu canlılarında yok olması demektir.


 


Değerli Ardahanlılar;


 


Ardahan’ın ve bölgenin en çok yağmur aldığı ve oradan da Ardahan Ovasına yağacak yağmurun engellenmesi demektir.


 



 


Bu bölge bakir bir bölgedir.


 


Buradaki su içme suyu olarak kullanılacak kadar çok değerli ve çok temiz bir sudur.


 


Buradaki asıl mesele var olan suyumuzu gasp ederek, buradan birilerinin rant sağlamaktır.


 


Önümüzde ki yıllarda dünya da su kıtlıkları yaşanacağı bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu bilinçle bizler Kura Nehri Derneği ve Ardahan Dernekler Federasyonu ve Ardahan’ın diğer dernek, stk’lar olarak halkımızın bilinçlendirilmesi Kura Nehrine, Kura Vadisine, Ortak yaşamımıza, Doğamıza kısacası hayatımız olan suyumuza sahip çıkmayı ve yapılacak olan Beşikkaya HES Barajının yanlış olduğunu bizlere yarar değil zarar vereceğini biliyoruz.


 


Gelin Bu yanlışa hep beraber dur diyelim.


 


Kuramıza ve Ardahan’ımıza Sahip Çıkacağız.


 


Bütün Halkımızın ve Kamuoyunun Buna Duyarlılık Göstereceğine Olan İnancımız Tamdır


 


Saygılarımızla


 


Ardahan Kura Nehrini Koruma. Tanıtma ve Güzelleştirme Derneği


 


Ardahan Dernekler Federasyonu Ve katılımcı STK’lar.


 



 


**CHP’de Eylemdeydi..


 


Cumhuriyet Halk Partili (CHPMilletvekili Enis Berberoğlu‘nun 25 yıl hapis cezasına çarptırılarak tutuklanması Ardahan‘da protesto edildi.


 


CHP Ardahan İl Başkanlığı, CHP‘li Milletvekili Enis Berberoğlu‘nun MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin görüntülerin yayınlanması davasında 25 yıl hapis cezası alarak tutuklanmasını protesto etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun Ankara‘dan İstanbul‘a kadar yürüyeceği 23 günlük süre boyunca devam edecek eylemler tüm Türkiye ile eş zamanlı Ardahan Cumhuriyet Halk Partisi binası önünde başladı. Ellerine “Adalet” yazılı pankartlar alan grup adına CHP Ardahan İl Başkan yardımcısı Uğur Kaçar basın açıklaması yaptı. CHP‘li Kaçar’ın açıklamasının ardından grup olaysız şekilde dağıldı.


 


**Kura Çalınıyor Kimin Umurunda ki?!..


 


Yazıma başlamadan önce başta Ardahan’da olmak üzere yurt geneline adeta ‘Yurtta SUS Konseyi’ adlı bir konseyin olduğunu ve bu konseyin kurucularından çok, üyelerinin suskunluğu tercih ettiğini baştan belirtmek isterim..


 



 


Çünkü susmayıp, gazetecilikte, sanal ortamda çırpınanların hain ilan edildiği bir dönemin yaşandığı bir ülke de onca sorun ve sıkıntının yaşandığı ve en önemlisi son olarak nehri çalınmak istenen Ardahan’da da yaşananlara kimsenin gıgı çıkmıyor..

Dün, köy köy dolaşıp gezdiğim Düz Ardahan köylerini çok yakından ilgilendiren haberimizi manşet yapan gazetemizi dağıtırken çeper dibinde oturmuş, dünya yansa bana ne deyip, hükumetten gelecek yeni desteklerden başka bir şey düşünmeyen köylülerin haberimizin başlığına baktıktan sonra ‘zaten bir şeye yaramıyor’ deyip, adeta can damarlarına yaklaşan bıçak gibi Kura Nehrinin önünü kesecek olan Beşikkaya Barajında, ‘Olsun iş buluruz, arazilerimiz istimlak edilir, para kazanırız’ demeleri dikkatimizden kaçmıyor..

O köyleri dolaşırken İstanbul başta olmak üzere batıda ki Ardahanlıların bu duruma nasıl baktığına göz atmak için başta yine Düz Ardahan olarak bilinen Ardahan’ın batıda ki köy dernek başkanlarından bazılarını aradım ve konuyu birde sözlü anlatarak ne yapılabileceğini uzun uzun konuşsam da anladığım tek şey İstanbul ve batıda ki Ardahanlıların da Kura’nın yönünün değiştirilip, suyunun çalınmak istenmesi karşısında çokta duyarlı olmadıklarını anlıyordum.

Çünkü onların da derdi başta HES barajları olmak üzere bölgede yapılması muhtemel yatırımların atadan, deden kalma arazilerini paraya çevireceğini ve kendilerine düşecek mirası düşündüklerini görüyordum..

Sarzep köyünden girip, Çetinsu köyü üzerinen Beşikkaya HES Barajının olumsuz olarak birinci olarak etkileyeceği Yalnızçam köyünden Ardahan’a döndüğümde başında bulunduğum Ardahan Gazeteciler Cemiyetine kargo ile bir mektup geldiğini görüyordum..

Kargonun poşetini açıp baktığımda ve içinde ki mektubu okuduğum da adeta şok oluyordum, ‘Biz neyin mücadelesini veriyoruz?’ derken..

Çünkü mektubu yazan Çıldırlı M. A. adlı kişi mektubunda bana yönelik olarak aldığı satırlarda kendisinin İstanbul Maltepe Küçükyalı da oturduğunu ve Ardahan’ın Çıldır ilçesinde yakınlarının olduğunu ve bu yakınlardan kendisine miras kaldığını ancak bu mirası alabilmek için kimseye ulaşamadığını yazıyor ve mirası almak için benden yardım istiyordu..

Yani kısacası Kura Nehri çalınıyor, kimin umurun da dedirten bu gelişmeler karşısında bende bir Ardahanlı olarak, bir gazeteci olarak, bir değil iki stk başkanı olarak ne yapabilirimi düşünüyordum hemde kara kara ve kafayı yememek için..


 



 


Kura’nın Suyunun Çalındığının Belgesidir..


 


*13/06/2017 Tarihli Haber


 


Gazetelerimizin yıllardır üzerinden ısrarla durup, başta düz Ardahan köyleri olarak bilinen Ardahan Ovasında ki insanların dikkatini çekmeye çalıştığı Kura Nehrinin suyunun çalınacağı yönünde ki haberlerimiz ortaya çıkan yeni belgelerle bir kez daha teyit edildi


 



 


Ardahan’ın Göle Ovasında doğup önce Göle Ovasına ardından Ardahan Ovasına daha sonra Hanak ve Çıldır’da ki doğal hayata hayat veren Kura Nehrinin suyunun önü Beşikkaya HES Barajı aracılığıyla kesilip tünellerle Çoruh’a akıtılacağı ortaya çıkan projelerle artık netleşti.


**Ardahan Ovası Kuruyacak, Diğer HES’ler susuz kalacak..


 


Projenin gerçekleşmesi ve Ardahan’a hayat veren Kura Nehrinin suyunun %78’nin tüneller aracılığı ile Çoruh nehrine akıtılmasıyla Ardahan Ovası kuruyacak.


Kura Nehrinin üzerinde ki diğer HES Barajlarını da olumsuz olarak etkileyeceği belirtilen bu duruma dur demek için şimdiye kadar ciddi bir adım atmayan Ardahanlıların yaşananları uzaktan seyretmesi kentin geleceğine de olumsuz yönde etkilemesi beklenmektedir.



 


**Park’a garaj istemeyen çevreciler bu işe ne diyecek?


 


Aynı zamanda Türkiye’den doğup, Gürcistan’a uzandığı için uluslararası bir su kaynağı olan ve Ardahan’ın simgesi konumunda ki Kura Nehrinin inşası suyunun çalınıp, Beşikkaya HES Barajı kanalıyla Çoruh nehrine akıtılmak istenmesi karşısında sessizlik içinde olan Ardahanlıların tepkisi merakla beklenmektedir.


Son günlerde kent içinde ki Milli Egemenlik Parkının altına yapılmak istenen kapalı garaja karşı çıkanların, kağıt üzerinde Kura Derneği kuranların ve en önemlisi Düz Ardahan olarak bilinen alanda ki köy dernekleri, muhtarlarının ve Kura Nehri üzerinde ki diğer HES Barajlarının sahiplerinin bu duruma ne diyecekleri de merak edilen diğer bir konu.


**Önüne HES Konulacak Olan Kura Şehirle Buluşabilir mi?


*08/01/2016 Tarihli Haber


Bir kaç gündür Ankara’da bir dizi ziyaretler gerçekleştiren Ardahan Valisi Ahmet Deniz AK Parti  Ardahan Milletvekili ile birlikte gittiği bakanlıklarda Ardahan’da uygulamaya çalıştıkları projeler konusunda iktidar temsilcileri bakanlık, genel müdürlüklerinden destek istemeye devam ediyor.


Son olarak bu yıl başlanması beklenen Beşikkaya HES Barajı ile önü kesilerek, Ardahan Ovasına hayat veren suyunun %70’ine yakının Karadeniz’e akıtılacağı Kura Nehriinin yanı başında bulunan ve yıllardır boşaltılmasına karşın bir ekmek fırını dolaysıyla Askeri Bölge ilan edilen Aziziye kışlasının belediyeye verilmesi istendi.

Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Ardahan’a gelen zamanın Milli Savunma Bakanının önün keserek açtığı pankart ile Ardahanlılara erilmesini istediği Aziziye kışlası konusunda bir kez daha hükumet yetkilikleri ile görüşen Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ile Ardahan Valisi yeni Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay ile görüştüler.


**BELEDİYE BAŞKANI NİYE YOK?


Ardahan Ak Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ankara’a bulunan Ardahan heyeti ile birlikte Ardahan ve bölge sorunlarına çözüm bulmak için bakanlıkları ve kurumları ziyaret etmeye devam ediyor.

Daha önce Bölge Milletvekilleri ile Bakanları ziyaret eden Atalay, Ardahan Heyeti ile bir çok Bakanı ve Kurumları ziyaret ederek Bölge sorunları ve talepleri gündeme taşıdığı bildirilirken, Ankara’da bulunan Ardahan Heyetinin içinde AK Partili Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un neden bulunmadığı da merak konusu oldu.

Son olarak Kültür Bakanı Mahir Ünal’ı ziyaret ederek, bölgedeki kültürel etkinliklerin bölge gençliği ile buluşması istemini dile getirildiği öğrenilen ziyaretlerde Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın da ziyaret edildiği bilgisi alındı.

Bu ziyarette de ise Bakan Yılmaz’a bölgesel sorunları iletilerek, gerekli yatırımları Ardahan’a yapılmasını istendiği bildirildi.

Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay’ı da ziyaret eden Atalay; Ardahan Valisi Ahmet Deniz ve AK Parti İl Başkanı Yusuf Demirci’nin de için de olduğu Ardahan heyeti, daha öncede Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi’yi ziyaret ederek Ardahan’a İç Gümrük Müdürlüğü sözü aldıkları ileri sürülen Ardahan heyetinin son olarak ziyaret ettiği  ve İlimize sosyal sorumluluk kapsamında yapılması gerekenler üzerine Tanap Genel Müdürü Saltup Düzyol’u ziyareti sonrası Ardahan Valisi Ahmet Deniz ile birlikte Maliye Bakanı Naci Ağbal’ı ziyaret edilerek Ardahan Valiliği ile Ardahan Belediyesinin ortak projesi olan ”Şehirle Nehrin buluşması” için Ardahan Aziziye Kışlasının sivilleştirilmesi için gerekli mali yatırımın yapılması konusunda fikir/alışverinde bulundukları bildirildi.                          ww.kuzeyanadolugazetesi.com



**Kızdırıyoruz..


Gazeteciliğin kerpetenlendiği, bir konuyu haberleştirmek için yada yorumlarken bin kez düşünüldüğü bir süreçte  ülkede olduğu gibi Ardahan’da da haber yapmanın bir hayli sıkıntılı durum olduğunu görmekteyiz.

Bunun en son örneği Ardahan’a geldiğim ilk gün yaptığım haberlerin yine birilerinin şekerini bozduğunu ve birilerinin bir hayli kızdığını öğreniyorum.

‘Hastanenin Etrafı da Hasta’ başlıklı haberimize bir hayli tepki gösteren genel sekreteri olmayan hastane yöneticileri yaptığımız haberin içeriğine bakıp, dikkat çekilmek istenen konuya el atması gerekirken personeli toplayıp, bize karşı alınacak olan önlemleri tartıştıklarını hatta olur ya hastanelik bir işimiz olması halinde yardım edilmemesinin emir edildiğini öğreniyoruz. 

Yıllardır hastanenin imkanlarından yaralanıp, kendilerine hastane kuracak kadar zenginleştiğini de bildiğimiz bu yöneticilerin ben yokken bir hayli rahat olduğunu ve gelir gelmez yaptığım haber ile rahatlarını bozduğumu ortaya koyan bu gelişmeye bakınca kendilerine solcu, demokrat deyip, AKP dahil her iktidara yaranmayı iyi bilenlerin bize kızması kadar doğal bir durum olmaz..

Çünkü rahatları bozulanlar bize kızmazsalar gazetecilik yapmıyoruz demektir..