SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..
İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
‘Güçlü Bir Lobi’ çalışmalarını yakından takip eden bir hukukçu, bir siyasetçi ve Ardahanlı olarak bu yönde yapılan çalışmaları takdir ettiğini ve elinden geldikçe desteklediğini belirten Ardahanlı Avukat Sertif Gökçe o çok istenen birlikteliğin yani ”Güçlü Bir Ardahan Lobisi” gibi çağrıların tam anlamı ile gerçekleşmesi için tavanda bulunanların samimiyetine, birlikte hareket etmesine ve tabanın onayladığı isimler etrafında bir araya gelmesinden geçtiğini söyledi.
Aynı zamanda Ardahan Dernekler Federasyonu ve Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın makamında ziyaret edip, görüştüğü Avukat Sertif Gökçe başta ARDAFED’in olmak üzere bir çok stk’nın hedefi olan birlikteliğin, her alanda güçlü olmanın yolunun tabandan değil, tavandan geçtiğini söyledi.
Av. Gökçe tabanın tavana yani biz aydınlara, ileri gelenlere, iş adamlarına, gazetecilere, siyasetçilere baktığını ve ona göre hareket ettiğini belirtirken tavan denenlerin hal hareketlerinin tabanı ya olumlu ya da olumsuz etkilediğini unutmamak gerekir. Çünkü tavanın attığı her adımın tavanı otomatikman etkilediğini girdiğim son seçimde daha iyi gördüm. Çünkü taban her zaman tavana bakıyor. Yani kendilerini tabanın önderi olarak görenlerin birlik, beraberliği ya da bunun tam tersi isteneni ya gerçekleştiriyor ya da olumsuz yönde etkiliyor. Herkesin başa oynadığı bir anlayışla hareket eden tavanın, tabanın isteği olmadığını ve bir araya gelmesine en büyük engel olduğunu söyledi.
Ülkenin 10. büyük sanayi kenti Kocaeli’nde ortaya koyduğu ilgi, alaka ile tabanın gönlünde yer almış ve bu tabanın önerisi ile başvuru yapmadan belediye başkanı adayı olarak ilan edildiğini de belirten Ardahanlı Avukat Sertif Gökçe ”bu duruma baktığımızda tavanın hal hareketinin tabanı nasıl etkilediğini görmek mümkün. Bu nedenle ben iş adamıyım, siyasetçiyim aydınım demeden önce halkın, kamuoyunun, hemşerinin yani sade halkın sana nasıl baktığını ve onayını alıp almadığına bakmak gerekir.” dedi.
ACELE GELİN, MÜDÜR YOK!..
Fransa’nın uçak ve füze satmak için Akdeniz ve Kafkasyayı gerip, kana buladığı şu günlerde önce Suriye, ardından Libya, sonrasında Azerbaycan da insansız sihaların denendiği bölgemizde, aslında insanların üzerinde Corona aşısı denemektense kısa yoldan yok eden silahları deneme dönemi yaşanıyor desek daha doğru olur.
Ve bu denemenin yararlarının başında gelen ise insanları yaralıyan denemelerin iç gündem üzerinden merhem olduğu da bir gerçek. Çünkü Fransa’nın olduğu gibi ülkemizinde içinde bulunduğu bölge ülkelerinin yani tüm dünya devletleri gerçek demokrasi baskısı altında iç sancılar çekiyor. Yani sarı yelekliler eylemindeki gibi bir çok ülkede iç eylemler olması ihtimalleri önce pandemi bahanesiyle durdurulmak istendi. Bunda başarılı olunmayınca silahla para kazanmak dahil yeni gündemler gerekiyordu, bozulan ekonomileri dengesizleşen insan haklarıyla daha çok demokrasi istemleriyle kaynayan iç gündemi soğutmak gerekiyordu.
Bunları yaparken Amerika’daki zenci hareketlenmeleri, Fransa’daki sarı yelekliler, ortadoğuda yıllardır kana sebep olan çatışmalar ve bir türlü bitmeyen ama her gün biten bizim güneydoğumuz gündemi de unutturulmuş olur. Buna demokrasiyi, insan haklarını, basın özgürlüğünü iktidara karşı ittifakları unutturmak ve bozmayı da ekleyebiliriz.
Ha pardon başlığımızın konusu bu muydu ki,biz de uyduk gündem unutturmaya ve başlığımızın anlatmak istediği konuyu bir anda değiştirmiş olduk. Çünkü konumuz soğuk yüzlü resmi binaların içinde bulunan gerçek iktidar temsilcileri bürokratların”Bu gün git yarın gel” yöntemini değiştirip” Acele gelin, ama müdür yok”modeliyle pandemiyi de bahane ederek her biri müşteri olan vatandaşları azarlayıp, haşlayarak geri gönderdiği kur ve kuralın önemsenmediği görülen çivisi çıkmış devlet anlayışı da konuşulmaz, tartışılmaz, gündeme gelmez bu ülkede..




.jpg)
GÜÇLÜ LOBİ’ DERKEN
31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde İstanbul’un 4 İlçesinde 6, Kocaeli’nin 2 ilçesinde 2 Ardahanlının Belediye Başkan Adayı olduğu şu günlerde güzel bir haber de Bursa’dan geldi.
İstanbul Bakırköy’de Bülent Kerimoğlu 2. kez, Esenyurt’ta Kemal Deniz Bozkurt, Sultangazi’de Haluk Bozkurtt, Şişil’de Muammer Keskin CHP’den, Esenyurt DSP’den İpek Süt, Ümraniye’den Nesim Pakir Belediye Başkanı Adayı olan Ardahanlılar olurlarken Kocaeli Dilovası’ndan Hamza Şayir AK Parti’den, Derince’den Sertif Gökçe CHP’den sonrA yine CHP’den Ardahanlı Özgür Erdursun ise Bursa Yıldırım ilçesinde Belediye Başkan Adayı olan Ardahanlılar kervanına katılan isim oldu.
.jpg)


*Esenyurt Diasporası Kayıp Etmiştir..
2019 Mart seçimleri öncesi yeniden Suriye’ye girmek üzere olan ama ABD’nin garantisini de isteyen Türkiye’de her seçim dönemi milliyetçiliği tetikleyen girişimlerin artık moda olduğu da söylenirken ben bugün ki konuyu İstanbul Esenyurt’a ayırıacam.
Çünkü başta Esenyurt olmak üzere İstanbul’un 39 ilçesinin siyaseti de orta doğudan daha beter bir durumdadır!.
Yani orta doğu da günü birlik değişen çıkar ilişkileri gibi başta Esenyurt’ta olmak üzere Ak Partinin Ardahanlı bir siyasetçiyi aday etmediği İstanbul 39 ilçesinde ki siyasete bakmak istiyorum.
Yedi yüz bin Ardahanlının yaşadığı ileri sürülen İstanbul’da iktidar partisin de belediye başkanı olmak için başvuran kaç Ardahanlının olduğunu bile doğru dürüst bilmeyen çok akıllı(!) bazı Ardahanlıların ‘Niye Ardahanlıların aday edilmediği ve bunun suçlusunun Ardahan federasyonları ile dernekleridir’ şeklinde suçlamalarda bulunduklarına da şahit olmaktayız.
Şimdi buradan sormak istiyorum, Nedir sizin bu Amerika gibi iki yüzlülüğünüz?
Siz değil misiniz;’Bir Ardahanlı öne çıktığında paçasına yapışan?’
Siz değil misiniz; ‘Dernekler nedir, federasyonlar boştur diyenler?’
‘Gelin birlikte güçlü bir lobi oluşturalım’ diyenlerinin çağrısına uymayıp, oralı olmayanlar bugün çok akıllı kesilip o akıllarıyla akıl vermeye çalıştıklarını görmekteyiz.
Bu durum sadece İstanbul’da mı yoksa Ardahanlıların çok yaşadığı söylenen ama bu seçim döneminde olduğu gibi geçmiş seçimlerde de söz sahibi olunmayan Esenyurt’da mı ki yaşanıyor?
Türkiye’nin birçok ilinde öbeklenen Ardahanlıların İzmir de, Bursa da ve Ankara gibi illerde de olduğunu ve o illerde birçok akıllı(!) Ardahanlının da olduğunu unutanlar bu gün İstanbul da yaşanan durumun diğer batı kentlerinde de yaşandığını görmezden gelirler.
Bunun en açık örneğinin TUİK rakamlarına baktığımızda Ardahanlılar başta olmak üzere doğu illerinden göç edenlerin en çok olduğu Kocaeli’ni gösterebiliriz.
Bu kentte de siyaset de söz sahibi olamayanların Ardahanlıların bu durumu yaşamalarının nedenin federasyonlar ve dernekler olmadığını onlara sahip çıkmayan, ‘Gelin güçlü bir Ardahan lobisi oluşturalım’ çağrısına uymayanlar olduğu gibi başta iktidar partisinde olmak üzere çeşitli partilerde siyaset yapıp federasyon ve derneklerin değerini algılayamayanlardır.
Evet kağıt üzerinde kurulu derneklerin yanında oturdukları yerde üfürenlerin(!) suçunu da olduğu bu duruma baktığımızda Ardahan’nın ve Ardahanlının batı kentlerinde olduğu gibi Ardahan da güçlü bir lobisi olmaması ve bu yönde çaba gösterenlerin başta siyasi cambazlar olmak üzere lobiciliği yediğimiz lobiye benzetenlerdir.
Bunu anlamak için de yani güçlü lobiciliği lobiye benzeten ve Ardahan adını gölgeleyen KAİ, KAİSİYAT ve KAİFED gibi saçmalıkları ayakta tutmaya çalışan Ardahanlılar ve Esenyurt Diasporasıdır(!)
Geçmiş seçimlerde olduğu gibi yaklaşan seçimler öncesi de fos çıktıkları görülen Esenyurt Diasporası ve ‘Ardahanlılar neden aday gösterilmedi’ diye üfürenler şunu bilmeli ki ARRDAFED yani Ardahan Dernekler Federasyonu son iki yıldır ortaya koyduğu çalışmalarla bu gün yaşananların yaşanmaması için mücadele vermiş.