Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da



DÜŞÜNEN ADAM NE YAZMALI?..
İktidarın “dezenformasyon yasası” dediği yasa yani birinin de başında benim olduğum gazetecilerden oluşan basın meslek örgütleri tarafından “sansür yasası” dünkü yazımda belirttiğim ve ‘umarım imzalamaz’dediğim yasa Erdoğan’ın imzasıyla resmen yürüklükte.
Yasadaki 29. maddeyi, muğlak ifadeleri içermesi nedeniyle hem gazetecilerin haber yapması hem de halkın haber alma özgürlüğü önündeki engellerden biri olarak görünüyor.
3 yıla kadar hapis cezası istenen maddede şöyle deniyor: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse…”
Yani mevcut ya da gelecek iktidarın keyfine göre haber ya da paylaşım yapmamış denilebilecek kimse yani ben gazeteci veya sen okur..
29. maddedeki “kamu düzenini bozmak ve halk arasında korku yaratmak” gibi ifadelerin tamamen belirsiz olduğunu, bir gazetecinin iktidarın uygulamalarına yönelik eleştirilere yer verdiği ya da kamu yararı olan haberin, bu maddeye göre kolayca cezalandırılabileceğini ifade etsekte yasa imzalanarak resmen yürüklükte.
Peki şimdi ben veya sen ne yazalım?!
Bilmem ama senin de artık öyle aklın estikçe yazamayacağının ilanı aynen aşağıda…
Okurken bile kendi, kendimizi oto sansürleten aşağıdaki satırları okurken bir suçlu sayılabilirsiniz..
Ve haydi okuyalım…
AKP ve MHP’nin “dezenformasyonla mücadele” adı altında hazırladığı ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” diyerek başından beri karşı çıktığı “Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanun geçen hafta perşembe günü TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmişti.
Kanunun 20., 21., 22., 25., 26. ve 27. maddeleri 1 Nisan 2023 tarihinde yürürlüğe girecek. Yine 28. maddesinin a ve b bentleri hariç diğer bentleri de 1 Nisan 2023’te yürürlüğe girecek. Kanunun “halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu” ve bu “suça” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getiren en tartışmalı 29. maddesi dahil diğer maddeleri bugünden itibaren yürürlükte.
Yasayla birlikte “halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu” nedeniyle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcılarının 3 yıla kadar hapis cezası almasının önü açıldı. Ayrıca haklarında dava açılacak kişiler tutuklu yargılanabilecek.
ERİŞİM SAĞLAYICILARI BİRLİĞİNE SANSÜR YETKİSİ
Kanunun 31’inci maddesiyle, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesinin, a bendine ekleme yapıldı. Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne internet sitelerindeki tüm içeriğin çıkarılması ve,veya erişimin engellenmesine yönelik karar alma yetkisi verildi. Birlik kararını, ilgili içerik veya yer sağlayıcının internet sayfalarından tespit edilebilen elektronik posta adreslerine bildirebilecek.
“HALKI YANILTICI BİLGİYİ ALENEN YAYMA” SUÇU
Sosyal ağ sağlayıcıları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) istediği bilgileri vermekle yükümlü olacak.
Yeni getirilen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da olduğu İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesı Hakkında Kanun kapsamındaki suçlara ilişkin içerikler ile başlık etiketlerinin yayınlanmamasına ilişkin kendi sistem, mekanizma ve algoritmasında BTK’yla iş birliği halinde gerekli “tedbirleri” alacak.
Sosyal ağ sağlayıcıları, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da içinde olduğu suçlara konu, internet içeriklerini oluşturan veya yayanlara ulaşmak için gerekli olan bilgileri soruşturma aşamasında cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında yargılamanın yürütüldüğü mahkemeye vermek zorunda olacak. Bu bilgilerin verilmemesi durumunda yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 90’ı oranında daraltılabilecek. Bu daraltma işlemi için Ankara Sulh Ceza Hakimliğine başvurulacak ve daraltma kararı verilmesi halinde BTK harekete geçecek, dört saat içinde bant genişliği daraltılacak.
REKLAM YASAĞI
İçeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararlarını yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına altı aya kadar reklam verilmesi yasaklanabilecek. Reklam yasağı kararı, Resmi Gazete’de yayımlanacak. Reklam yasağının yanı sıra içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmesine kadar sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50’si oranında daraltılacak. Sosyal ağ sağlayıcısı 30 gün içinde içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararını yerine getirmezse, bant genişliği daraltma oranı yüzde 90’a çıkarılacak.
Ayrıca reklam yasağı kararına aykırı davranan Türkiye’de oturan vergi mükellefi gerçek ve tüzel kişilere, 10 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilebilecek. Sosyal ağ sağlayıcı, kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması halinde, bu içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimiyle paylaşacak.
6 ay içinde bildirmeyene 30 milyon TL para cezası ve bant daraltma cezası verilebilecek
Kanunun 35’inci maddesiyle, henüz temsilci belirlememiş olan sosyal ağ sağlayıcıları 6 ay içinde temsilci belirlemek zorunda olacak. 6 ay içinde bildirmemesi halinde 30 milyon Türk lirası daha idari para cezası, reklam yasağı ve yüzde 90 oranında bant daraltma cezası verilebilecek.
Kanunun 38’inci maddesiyle, Elektronik Haberleşme Kanunu’ndaki “Yetkilendirme usulü” başlığı altında düzenlenen 9’uncu maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyen veya yetkilendirilmeksizin hizmet sunan şebekeler üstü hizmet sağlayıcılara 1 milyon Türk Lirasından 30 milyon Türk Lirasına kadar idari para cezası verilebilecek. Para cezasını ödemeyen ve kanundaki yükümlülüklerini 6 ay içinde yerine getirmeyen hizmet sağlayıcılarının internet bant genişliği trafiği yüzde 95’e kadar daraltılabilecek.
Evet, onca sorun ve sıkıntıyı dile getirmenin veya millet aç iken senin keyif yaptığını ortaya koyan bir fotoğraf karesini ya da satırın her an “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse…” olarak değerlendirilebilecek olan kimse yani sen veya ben haydi yüreğin yetiyorsa yaz bakalım…
.jpg)
Öğüt Serhat’ı Topladı!..
16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa Referandumu öncesi halkla buluşmaya devam eden liderler arasında bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da ki Ardahan, Kars ve Iğdırlılar ile bir araya geldi.
Serhat İller ile bir araya gelen ve 16 Nisan’da neden ‘Hayır’ denmesi gerektiğini madde madde anlatan Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da ki programını CHP Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt’ün başkanlığını yaptığı heyet organize etti.
**Öğüt’e Özel Teşekkür..
Aralarında Ardahan Dernekler Federasyonuna bağlı derneklerinde bulunduğu Serhat Blgesi İlletinin İstanbul’da ki federasyon ve dernekleri ile bir araya gelen CHP lideri Öğüt’ün başkanlık ettiği heyetin düzenlediği ve salonun tıka basa dolu olduğu toplantıda ayrılırken Öğüt’e teşekkür etti.
Toplantı sonrası Ensar Öğüt’ü makam aracına alan Kemal Kılıçdaroğlu Öğüt ile toplantı sonrası da kritik yaparak, durum değerlendirmesi yaptığı öğrenildi.
**Biz Iman Kuvvetiyle Yoldayız”
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, referandum kampanyasında devletin hiçbir imkanını kullanmadıklarını belirterek, “Biz iman kuvvetiyle yoldayız” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kars, Ardahan, Iğdır Dernekleri Federasyonu ve Vakıflarının Bostancı’da bir otelde gerçekleşen toplantısına katıldı.
Toplantıya Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve çok sayıda davetli katıldı.
Toplantıda konuşan CHP Lideri, kendi istiklalini belirlemek için sandığa gidileceğini belirterek, “Kendi istiklalimizi belirleyecek, oturup karar vereceğiz. Bu bir parti tercihi değildir. Bunun üzerinde bir görüş birliği sağlamamız lazım. Seçilecek olan başkan tarafsız mı olmalı, partizan mı olmalı? Tarafsız olmalı deniyorsa ‘hayır’, partizan olmalı diyorsanız ‘evet’ oyu kullanacaksınız. Başkan tarafsız olursa devletin sigortası olur, 80 milyonu temsil eder. Taraflı olursa 80 milyonu temsil etmez. Bir partinin genel başkanı mahkemelere hakim tayin edebilmeli düşüncesindeyseniz ‘evet’ oyu kullanın, bu doğru olmaz diyorsanız gidip ‘hayır’ oyu kullanacaksınız. 550 milletvekilini meclise seçip gönderen biziz ama bir kişi milli iradeyi tanımam meclisi feshettim demesini kabul ediyor, demokrasiye gerek yoktur diyorsanız ‘evet’ oyu kullanacaksınız. Demokrasiye ihtiyaç var diyorsanız ‘hayır’ oyu kullanacaksınız. ‘Başkanı seçtik boşver milli iradeyi istediği zaman meclisi feshetsin’ diyorsanız ‘evet’ oyu kullanacaksınız. Olay bu kadar basit. Olay demokrasi olayıdır.
‘Evet’ çıkarsa devletin yapısı ile işleyişi ile kararname çıkarma yetkisi veriyoruz sayın cumhurbaşkanına. Bu ne demek? Devlette kim vali olacak, kim müsteşar olacak bunu TBMM belirliyordu. Şimdi deniyor ki meclis bunları belirlemesin başkan belirlesin. Kuralları başkan belirler. Bu devlette liyakat sisteminin çökmesi demektir. Yeni modelde başkan isterse herhangi bir arkadaşını eğitim durumu ne olursa olsun bakanlıklara atayabilir. Bütün yetkileri ona verelim diyorsanız ‘evet’, devlette liyakat önemli diyorsanız ‘hayır’ oyu kullanacaksınız” diye konuştu.
“BİR TEK BEN TEPKİ GÖSTERDİM”
Hollanda’da yaşanan diplomatik skandal ile ilgili de konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Hollanda konusunda dış politikada milli olmak zorundayız. Bizim ülkemizin bir bakanı bir başka ülkeye alınmıyorsa bir başka ülkede sınır dışı ediliyorsa hep beraber hareket edeceğiz. Bu memleket bizim. Bu olayın referandum a gerekçe oluşturmasını doğru bulmuyoruz. Referandum olmasaydı biz tepki göstermeyecek miydik? Dönemin Enerji Bakanı Irak’a gitmek istedi. Ama Irak bunu kabul etmedi. Kimseden ses çıkmadı. Bir tek ben tepki gösterdim. Neden kıyameti koparmadılar? Çünkü referandum yoktu. Şu anda Hollanda ile ilişkiler yumuşatılmaya çalışılıyor. Hollanda bu ülkenin bakanı kabul etmiyorsa bizden özür dilemesi lazım” şeklinde konuştu. Seçim kampanyasıyla ilgili de konuşan CHP Lideri, “Devletin forsunu, arabasını kullanıyorlar. Biz iman kuvvetiyle yoldayız” ifadelerini kullandı.
*ENSAR ÖĞÜT: YARGI, YÜRÜTME VE YASAMA BİR KİŞİNİN ELİNDE TOPLANIYOR..
*15/01/2017 Tarihli Haber
CHP Ardahan eski milletvekili Ensar Öğüt, Milli Seferberlik ve Anayasa adıyla yapılacak olan panel’de anayasa değişikliklerin ne getireceğini ve nasıl bir anayasa istediklerini anlattı.
Pendik’te düzenlenen Ulusal Kanal Genel yayın yönetmeni Adnan Türkkan’ın yönettiği panelde, CHP eski Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz ve Saadet Partisi İstanbul yöneticisi Ahmet Türkcan konuşmacı olarak katıldı.
Konuşmacılar tarafından Anayasa değişikliklerinin Türkiye’nin ihtiyacı olmadığını vurguladığını vurgulayıp, meclisten geri çekilmesi çağrısı yapılırken, CHP Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt, Meclis gündemine getirilen 18 maddeyi tek tek yorumlayarak açıklamalarda bulundu.
NE 12 EYLÜL ANAYASASI NE YENİ DEĞİŞİKLİKLER
12 Eylül’ün 1982 cunta Anayasasına da karşı olduğunu, ülkenin gerçek ihtiyacı olan demokratik, laik, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir anayasadan yana olduğunu dile getiren Öğüt, getirilen yeni değişikliklerin 12 Eylül Anayasasından daha geri, gerici ve anti demokratik olduğunu vurguladı.
Hem yapılış şekli, hem içeriği bakımından doğru olmadığını anlatan CHP Ardahan eski milletvekili Ensar Öğüt, Anayasa değişikliğinin eninde sonunda anayasa eliyle bir diktatörlük yaratacağını, yönetim erkini eline alan Cumhurbaşkanının denetlemez bir konuma kavuşturulduğunu, yetkisiz, aciz ve sembolik bir Meclisin oluşacağını dile getirerek şu noktalara dikkat çekti: Önerilen sistem başkanlık sistemi bile değil ve adına Türk tipi dedikleri şey yetkinin bir kişi elinde toplanmasıdır”dedi.
Temsil sisteminde de sakatlılara yol açacağını dile getiren Öğüt, Cumhurbaşkanın partili sıfatı taşıması, yürütme organın başı olmasından ötürü halkın tamamını değil, belli bir siyasi görüşü temsil edecektir. Bu ise hem demokrasiye hem de ülke bütünlüğü açısından zararlı bir yol olduğunu vurguladı.
YARGILANAMAZ VE DENETLENEMEZ BİR CUMHURBAŞKANI
Herkes anayasada eşit kabul edildiğine göre, herhangi bir suç işlemesi halinde yargılanması gerektiğini ifade eden Ensar Öğüt, “yeni getirilen sistemle, Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve Bakanlar suç işlemeleri durumunda önce Meclis’in 301 milletvekilinin soruşturma açılmasını istemesi, sonra Meclis’in 360 milletvekilinin soruşturma açılmasına karar vermesi gerekecek. Bu da yetmiyor ve başka bir engel daha konuluyor. O da daha sonra da Yüce Divana sevk için Meclis’in 400 milletvekilinin oyu gerekiyor. Bunun dışında yargılanmaları mümkün olmayacak. Milletvekillerini bizzat Cumhurbaşkanı seçtiğine göre, Cumhurbaşkanını Yüce Divan’a sevk için gereken oyları bulmakta imkansız gibi bir şey”dedi. Kaldı ki, 301 imzayla hakkında soruşturma açılması istenen cumhurbaşkanı henüz soruşturma açılmadan önce Meclis’i feshedip soruşturma açılmasını engelleyebilir.
MİLLETVEKİLİ ADAYLARI BELİRLEYİP MECLİSİ FESH EDEBİLECEK
Yapılan Anayasa değişikliklerine göre, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şekilde ve Meclisin iradesini de yok sayacak tarzda bir yetkiye sahip olacak olan Cumhurbaşkanın, Bakanlıkları, devlet dairelerini ve kurumları kuracak ve kaldıracağını, görevlerini belirleyeceğini, atamalarını yapacağını, azledebileceğini vurgulayan Öğüt, “ Milletvekili adaylarını belirleyecek, Meclis’i feshedebilecek.”diye konuştu.
Öğüt, Cumhurbaşkanın Meclis’in çıkardığı kanunu Cumhurbaşkanı veto edebildiğini, Veto ettiğinde Meclis bunu ancak salt çoğunlukla tekrar kabul ederse, Partili bir Cumhurbaşkanı olduğu ve mecliste partisinin milletvekillerinin başı olduğundan aynı kanunun salt çoğunlukla geçmemesini sağlayıp kararname yolunu açabileceğini vurguladı.
GENSORU MEKANIZMASI YOK EDİLİYOR
Yeni sistemle TBMM’de milletvekillerinin gerek hükümeti gerekse bakanları denetim mekanizmalarından olan gensoru’nun ve sözlü soru önergelerinin de ortadan kaldırıldığını, zaten Meclis dışından atanacak ve Meclise gelme zorunluluğu bile olmayan bakanların hesap vermekten kaçacağını vurgulayan Öğüt, muhalefetin bu yolla da tamamen engellendiğini söyledi. Öğüt, “Denetim olmazsa yolsuzluk ve usülsüzlükler ayyuka çıkar”dedi.
KARARNAMELER DEMOKRASİ İLE BAĞDAŞMAZ
Yapılan değişiklikle, Cumhurbaşkanı, temel haklar hariç ki onunda ucunun açık, yürütmeye ilişkin her konuda kanun gibi işleve sahip kararname çıkarabildiğini de dile getiren Öğüt,” bunun demokrasi ile bağdaşır yanı yok dedi.
YARGIYA DOĞRUDAN MÜDAHALE
Yargıda yapılan değişiklikle yargı tamamen siyasetin emrine gireceğini, tümüyle Cumhurbaşkanının emrindeki bir organ olacağını da vurgulayan Öğüt, “Yargı, yürütme ve yasama bir kişinin elinde toplandığında, ne demokrasi ne evrensel hukuka sığar. Bu ise ne ülkeye ne de halka ne de halka bir yarar sağlayacak” dedi.
**ARDAHAN GİBİ
TÜRKİYE’DE ÖĞÜT MUHALEFETİNİ ARIYOR..
*21/12/2016 Tarihi Haber
Son olarak Işıd tarafından şehit edilen 16 askerin cenazelerinin toprağa verildiği şu günlerde başta hükumetin olmak üzere yönetimdekilerin yanlışlarının yeterince gündeme getirilmediğinde yakınan Ardahanlılar ülkenin olduğu gibi Ardahan ve Ardahanlıların sorunlarının da dilet getirilmemesine yakınan Ardahanlılar ülkenin Öğüt muhalefetine ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler.
**ENSAR ÖĞÜT GİTTİ, MECLİSTE ARDAHAN’IN UNUTULDU..
**Ensar Öğüt’ün hayali gerçek oldu: Cemevi ibadethane
*17/08/2015 TARİHLİ HABER
CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi ve Ardahan 22.23. 24.Dönem milletvekili Ensar Öğüt, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) dayanarak, Cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine karar vermesinin ardından Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” kararı vermesini, geç kalmış ama doğru karar olarak yorumladı. Öğüt, “Hem bir haksızlık giderildi hem de yıllardır mücadelesini verdiğim bir hayalim gerçekleşti”dedi.
ONLARCA ÖNERGE VERMİŞTİ
TBMM’de onlarca soru önergesi vererek ve kürsüde her fırsatta konuyu gündeme getirerek Alevilere yapılan haksızlığa karşı mücadele veren Ensar Öğüt, “Cemevleri zaten bir ibadethanedir. Ancak, bu kabul edilmeyerek hem Alevilere haksızlık ve baskı yapılıyordu hem de vergi alınmasına rağmen Alevilerin ibadethanelerine destek olunmuyordu. Bu haksızlık bir nebze giderildi. Onlarca soru önersi verdim, olayı tüm makamlara anlattım. Bu aynı zamanda hukuk mücadelesi veren Cemevlerinin zaferidir.
CEMEVLERİNİN MÜCADELE ZAFERİ
Bu karar üzerine Cemevlerinin, Cami, Sinagog, Havra gibi “ibadethane” statüsüne girdiğini, bu uğurda Cemevlerinin çok acı çektiğini ancak dimdik durarak mücadele verdiklerini, bu karara isnaden artık Cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Diyanet bütçesinden ödenmesi gerektiğini, yıllardır tartışma konusu yapılan belediyelerin Cemevelerine arsa tahsisi yapmasının önündeki engelin kalktığını ifade eden Ensar Öğüt, bu karar doğrultusunda yasal düzenleme yapılmasını istedi.
İŞTE KARAR: CEMEVİ İBADET MEKANI
Dört sayfalık Yargıtay kararında, AİHM’in Cemevelerini ibadethane sayan kararına ve Anayasa’nın uluslararası anlaşmaların iç hukuk normu sayıldığına ilişkin düzenlemesi ile eşitlik ve din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin maddelerine atıf yapıldı. Kararda özetle şöyle denildi:
“Cemevi, Alevi-îslam inanışına sahip yurttaşlarımızın öteden beri cem ibadetini yaptıkları mekanın adıdır. Cem kelimesi, Arapça’da ‘toplanma’ anlamına gelmekte ve dini, törensel ve ritüel uygulamalarının tümünü kapsamaktadır. Tüm Alevi toplumunca kabul gören Cemevleri, Alevi-İslam inancına sahip yurttaşların ibadet mekanıdır. Bu ibadet şekli Anadolu’da yüzyıllardan beri böyle süre gelmiştir. Öncelikle, bir mekanın ibadet yeri sayılıp sayılmamasının münhasıran o inanca tabi insanların taktirinde bulunmalıdır. Alevi inancına mensup insanlarının inanç ve ibadet merkezlerinin Cemevleri olduğu, Alevilerle birlikte tüm toplum kesimleri tarafından kabul edilmiş bir olgu ve gerçekliktir.
AYDINLATMA GİDERİ TESPİT EDİLMELİ VE HÜKÜM KURULMALI
Alevilik ve Alevilerle ilgili sorunlar ülkemizde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılama konusu olmuştur. Nitekim, Cem Vakfı/Türkiye davası, somut olayla bire bir örtüşmektedir. Her iki davanın tarafları aynı olup, konuları benzerdir. Bu davada ülkemizin, İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 9 ve 14. maddelerini ihlal ettiğine hükmedilmiştir. Tüm bu maddeler ve özellikle Uluslararası Sözleşme hükümleri ile birlikte normatif düzenlemeler kapsamında hukuki olgulara göre; Cemevlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9 ve 14. maddelerine aykırı olduğunu bildirir AİHM’in Cem Vakfı kararı da dikkate alınarak, davalı vakıfta, alanında uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak; söz konusu vakfın ibadethane kapsamında değerlendirilecek bu bölüme ait aydınlatma giderleri tespit edilmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.”
HÜKÜMET YASAL DÜZENLEME YAPMALI
Ensar Öğüt, Hükümet’in yasal düzenleme yaparak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve son Yargıtay kararı ışığında Cemevlerine ibadethane statüsü vermesinin yasal güvence altına alması, tartışmaların önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
|
**Birleştikçe bölünenler..
Ardahan Dernekler Federasyonu üzerinden ülke genelinde oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü bir Ardahan Birlikteliği’ nden korkanlar ve bu yönde yaptığımız çalışmaları içlerine sindiremeyen İstanbul’da ki Ardahan Diaspoarası kolları sıvayıp, bu birlikteliği nasıl bölüp, parçalayacağı konusun da hiç boş durmadı, durmuyor da..
Evet önce benim başarılı olamayacağımı bekleyen, ancak bizim ekip olarak yaptığımız çalışmalar ile oluşturduğu güzel hava üzerine harekete geçip önce federasyonu bölüp, bölmeye bunu başaramayınca federasyona gelen derneklerin ve iş adamların önünü kesmeye bundan da başarılı çıkamayacaklarını anlayınca gidip, yeni federasyoncuklar kurmak için kendilerin piyon buldular..
**İnanın barış zor değil..
Kolombiya hükumetinin solcu Farc örgütü ile 52 yıldır devam eden iç savaşı resmen sona erdirmesi başta havuz medya da olmak üzere savaşta, çatışmada, kan ve göz yaşından beslenen taraflarca görülmezlikten geldi.
Çünkü inanın barış zor değil..
**Paranın şımarttığı çocuklar..
Yıllardır gerek yerel de gerekse ulusalda dile getirdiğimiz onca sorunu kişiselleştirip, iftiralar atanların aslında kendi suçlarını saklamak ve gölgelemek için çabaladığını ve bizlere çamur atarak güneşi karalamaya çalışması şu günlerde yeniden gündem de olan Serhat Ardahan Spor ile bir kez daha karşımıza geldi..
Çünkü yoksul bir Ardahan Mahallesinin çocuklarının kurup, cep harçlıkları ile oluşturdukları takımı alıp, HES’ine perde eden birinin tutum ve davranışlarını anlatırken ona avukatlığa soyunan savunucularının namussuzca suçlamalarıyla karşılaşıyoruz..
**Bende Kürtçe Bilmiyorum..
Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi ve siyasi partiler ile görüşmeleri kapsayan 4 günlük temasları dün gece tamamlayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kürtçe bilmediği eleştirilerine, “Evet, bu bizim için bir eksiklik olabilir. Kürtçe konuşamamam bir ayıptır, ama bu benim değil, Türk devletinin ayıbıdır” diye konuştu.
Demirtaş’ın bu açıklamasını okurken bu ülkede Kürtlerin varlığını kabul edip, onların dillerini başta olmak üzere kendilerine has insani gelenek, kültürlerini yaşanması için bir şey yapmayanlar aklıma geldi.
**Barajda Fasulye Yiyenler
Gazı Çıkaramadılar mı?
Benim inadıma yapılan en son işlerden birine daha şahit olurken çok güldüm kendi kendime..
Çünkü benim yazdığım, benim yaptığım, benim dediğim kabul olmasın diye değil Ardahan’ı memleketi batırmaya çalışanların ne kadar olduğunu bir kez daha anladım..
|