BİZ YAZDIK, VALİ ALIP GÖTÜRDÜ ONLARDA RAYLARI VE TRENİ GÖRDÜLER!





MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



RAY’DA VAR, TRENDE SADECE İSTASYON


VE SANALCI ARDAHANLININ HABERİ YOK!


Sınırları içinde tren yolu olduğundan bi haber yokmuş gibi ‘Doğu Expresinin Son Durağı Ardahan Olsun’ diyenler gördüğünün raylar ve tren Ardahan’da..


 Ardahan Valisi Hüseyin Öner, Çıldır ilçesinde Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Tüneli, Yukarıcambaz Tren İstasyon Alanı, Aktaş Sınır kapısı ile Çıldır ilçesi Gürcistan Sınırında bulunan Aktaş Hudut Karakolunu ziyaret etti ve incelemelerde bulundu.



Ardahan 25. Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Berat Acar, İl Emniyet Müdürü Ünsal Hayal, İl Jandarma Komutanı Albay Ali Naci Aldemir, Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu ve beraberindeki diğer yetkililer ile birlikte Çıldır’a giden Vali Öner, Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demir yolu üzerinde bulunan sınır tünelinde ve Yukarıcanbaz tren istasyonu alanında incelemelerde bulundu.






Vali Öner, demir yolu üzerinde bulunan sınır tüneli içerisinde ve çevresinde Valiliğimiz İl Jandarma Komutalığınca güvenlik tedbirleri ve asayiş olaylarına müdahale konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Daha sonra beraberindekilerle birlikte demir yolu hattı üzerinde Yukarıcambaz köyü yakınlarında bulunan istasyon alanı ve gümrükleme merkezinin yapılacağı alanda incelemelerini sürdüren Vali Öner, tren yolu üzerinde geçiş yapan devlet demiryolları yük taşıma trenini de ziyaret ederek, trende çalışanı makinistler ve görevlilerinden yapılan taşımacılık çalışmaları hakkında bilgi aldı.


İncelemelerinin ardından Aktaş Sınır kapısına geçen Vali Öner, Çıldır ilçesi Gürcistan Sınırında bulunan Aktaş Hudut Karakolunu ziyaret etti ve sınır faaliyetleri, tır geçişleri ve genel güvenlik ve asayiş konuları hakkında yetkililerden bilgi aldı.



İŞTE O HABERİMİZ..


DOĞU EXPRESİ RAYLARI ARDAHAN’DA,


ARDAHANLININ HABERİ YOK..


arşiv haber 06/02/2021 tarihli haber


RAYLAR GELMİŞ, İSTASYON GEREK.. Kars-Tiflis Bakü Demiryolunun sınırları içinden geçtiğini, Çıldır Yukarıcambaz Köyü yakınlarında geçici Antreponun olduğundan habersiz olan Ardahanlı, ‘Doğu Expresinin Son Durağı Ardahan Olsun’ derken yanı başından geçen demiryolu raylarından habersiz olduğu gibi merak edip, görmediği de dikkatlerden kaçmıyor.


Ardahan’ın ekonomik yönden gelişimine büyük katkı sağlayacak Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattından ilk trenin geçişinin Ardahan’da yaşandığını unutanların yanı başlarından geçen demiryolu raylarının Ardahan’ın toraklarına kadar geldiğini görmek için yanı başındaki Çıldır’a gidip, bu demiryolunun nerde olduğunu da görmez, merak etmedikleri dikkatlerden kaçmazken siyasilerin de, Ardahan’a Havaalanı istemi gibi Ardahan’a uzanacak olan Kılçık Demiryolu Hattından söz etmedikleri dikkatlerden kaçmıyor.



Bir Zamanlar Göle ile Kars Arası Atlı Tramvay Varmış!


1872 – 1915 yılları arasında Kars ve Ardahan illerinin Rus işgalinde olduğu dönemde Göle sarıçam ağaçlarından oluşan odunları Kars’a taşınması için için Ruslar tarafından Göle ile Kars arasında Atlı Tranvay kulanıldığı öğrenildi.


Son günlerde ”Doğu Ekspresi son durağı Ardahan olsun” kampanyası gündemde geniş yer tutarken bir zamanlar Göle ile Kars arası Atlı Tranvay olduğu ve bu Atlı Tranvay demir yolunun Türkiye’de İstanbul ve Konya ile birlikte ilk Tranvay yolu olduğu öğrenildi.


Rus tarihi arşivinde Kars – Merdinik Tranvay hattı olarak geniş yer alan ve genelikle Kars şehir merkezine odun taşınması için kulanılan tranvay hattı için yol haritası ve rozet yapıldığı görselerde arşivde yer alıyor. Tranvay yolunun 1930 yılına kadar kulanıldığı daha sonra kaderine terk edildiği öğrenildi.


Göleli Gazeteci Şanlıbey Alabay’ın Göle-Kars Atlı Tranvay hattı ile ilgili sosyal medya sayfasında yaptığı paylaşım şöyle:


 


Çocukluk günlerimde dedelerimin odun taşımış yolculuk yapmış anılarında Konga yolu Pilemor ( Dölekçayir) köyümüz önündeki “PUTKA” durak ve istasyon olan yeriyle anlatsaydım.


Dün Göle yatırımlarını Milletvekili amcaoğlum Prof. Dr. Orhan Atalay ile o alana gittiğimizde, kendisinin de çocukluk oyunları kurduğu anılarında ” Şanlıbey’de dedelerimizin anıları ve belgeleri vardır. Olmalı.” derken konuklarına.. Tarihsel bilincin çıkarsızca bizlerde yer alan yanına parmak basar gibi o sorumluğu hatırlatıyordu bana..


İkincisi Asya’nın en uç noktasına gidecek olan Doğu Ekspresinin son durağı Ardahan ilimiz olsun istemiydi halkımızın.


Orhan hocanın, “Rusların işkalı döneminde Göle’den geçen Dekavili Konga yolu atlı tiren neden Ardahan’dan geçmesin..?” hatırlatmasıydı.


GÖLE TRENİ..


Bir zamanlar Kars -Merdinik arasındaki Konga yolu üzerinde çalışan DEKAVİLİ Atlı Tren, 93 Harbi ile Rus işgaline uğramış ve savaş tazminatı olarak Ruslara verilen Göle şehrimizin Sarıçam ağaçlarını Kars üzeri taşımak için Ruslar tarafından kurulan bir Demiryolu sistemidir. Aynı zamanda ulaşım ve yük taşımak için Gadana atlarıyla çekilen bir ulaşımdır.


Cumhuriyet sonrası 1930 yıllara kadar kullanılmış olsa da bir süre sonra kaderine terk edilir. Ne yazık ki, tarihi değeri olan Kaleler, köprüler, değirmenler, Mezar taşları, Kiliseler ve Putka gibi yapıların taşlarını söküp bilinçsizce götürdüğümüz gibi Tren yolunun demir Raylarını söküp götürmüşüz.


Çocukluğumda bir çok evde o Rayları görmüşüm ve halende bazı köylerde dam üstü olarak kullanılmış olarak duruyar.


İnas emeği tarihine sahip çikamayanların geleceğine sahip olamaz sözü ne çok anlam taşıyor.



RUS ARŞİVİNDEKİ MADALYA KİTABESİ.


Köklerin Kars ve Ardahana dayanan Malakan bir Avukat arkadaşın Göleli Yüksek Muhendis TRT Karafeniz Bölge Müdürü abimiz Osman Bağrıyanık’a arşivlerden gönderdiği DEKAVİLİ Trene ait bu rozet kitabesi Rus Kiril alfebesi ile yazılmış bir tarafında Kars, diğer tarafında Merdinik – Göle yazıyor


KARS -MERDİNIK ARASİNDA CALISAN DEKAVİLI TREN.


1930 larda çekilmiş bu fotoğrafdandan anlaşilacaği üzere treni Atlar çekerken bir gurup bekleyen ve binen yolcular var. O döneme ait Göle ve Kars kadınlarının giyimi ile çocuklar baska bir ilgi çekiyor.


GÜZERGAH HARİTASI..


Ayrıca, Konga yol güzergahında ,Trenin kitabeside 1915 Tarihi yazmaktadır. Trenin çalıştığı güzergâh gösyeren harita bulunmaktadır.


Ktabeyi gönderen Malakan Avukat’a, Vekil Orhan Atalat’a, Osman Bağrıyanık ile emeği gecen dostlarıma teşekkür ediyorum.


NOT:Ardahanın -GÖLE ilçesinin eski ismi MERDİNİKTİR.


Doğu Ekspresi’nin Ardahan’a da gelmesini istiyorlar


Ardahan’da Çıldır Gölü’nün kenarında Doğu Ekspresi’nin kardan heykeline büyük ilgi gösteren turistler, gezi treninin Ardahan’a da gelmesini istiyor.


Doğu Anadolu Bölgesi’nin Van Gölü’nden sonra ikinci büyük gölü olan Çıldır Gölü’nün yanına 30 kamyon kar kullanılarak Doğu Ekspresi’nin heykeli yapıldı. 4 günlük çalışmanın ardından tamamlanan 4 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindeki heykele, yerli ve yabancı turistler de yoğun ilgi gösterdi.


TCDD tarafından Ankara – Kars hattında hizmete sunulan turistik Doğu Ekspresi güzergahına Ardahan’ın da dahil edilmesini istediklerini belirten Ardahanlılar, “Her yıl donmuş gölün üzerinde bir etkinlik düzenliyoruz. Her yıl değişik bir obje kullanıyoruz, toplumsal bir mesaj veriyoruz. Bu sene Doğu Ekspresi’ni yaptık. Amacımız turizmin canlandığı kış dönemlerinde Doğu Ekspresi‘nin Kars’a kadar gelip buraya gelmemesi bizi çok üzmekteydi. 2-3 kilometre yukarıdan Kars-Tiflis-Bakü demir yolu geçiyor. Bizim amacımız bu treni Ardahan’a getirebilmek. Bu heykeli onun için yaptık. Doğu Ekspresi’ni onun için canlandırdık. Treni Ardahan’a istiyoruz” diyorlar.


Çıldır Gölü’nü ziyarete gelen yerli turistler, gölü ziyaret etmek için Kars’tan Ardahan’a otobüsle ya da turlarla gelmek zorunda kaldıklarını söyledi. Turda Kars’ta 2 gün boyunca konaklamak zorunda kaldıklarını ifade eden turistler, “Konaklamanın biri Ardahan’da olsa güzel olurdu. Doğu Ekspresi buraya gelseydi bir günde Ardahan’ı gezebilirdik. Buranın atmosferi çok güzel. Herksin gelip denemesini, görmesini isteriz. Doğu Ekspresi Ardahan’a gelmeli” diye konuştu.


Çıldırlı vatandaşlar ise “Doğu Ekspresi’nin kardan yapılanı buraya geldi ama biz gerçek Doğu Ekspresi’nin Ardahan’a gelmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. Donan Çıldır Gölü’nü ziyaret eden yerli turistler renkli görüntüler oluşturdu.



AMAÇ 2. TWİTTER DARBESİDİR..


 


Daha 20 gün önce “siz arka kapılarda anayasa görüşmesi yapıyor ülkeyi bölmeye hazırlanıyorsunuz” diyenler bugün “yeni bir anayasa yapalım” diyorlar. Halbuki bunu diyenler yeni bir anayasa için bir araya geldiklerini iddia ettiklerini terörle iş birliği yapmakla suçlamamışlar mıydı?


 Bilemiyorum ama ülke siyasetinde “Dün dündür bugün bugündür” politikası hala devam ediyor gibi.

 Yani jet hızıyla değişen, değiştirilen gündemi geri götürüp 20-30 gün önceki düne götürmektense en iyisi ben de “bugün bu gündür” deyip Boğaziçi Üniversitesinin istenmeyen rektörü gibi Ardahan’daki istenmeyen rektör olayına benzer Boğaziçi üniversitesine ve okyanus ötesinden gelen dolu ağırlığındaki tweetlere bakayım.

Çünkü “Görünen köy kılavuz istemez” deyimi dün yazılsa da bugün geçerliliğini hala koruyor. Menderes’i astıran, solcu, sağcı demeden herkesi toplayıp zindanlara attıran bir o kadarını da ortadan kaybettiren zihniyet sanki yeniden hortlamış, tweet dolularıyla korkutuyor kendisinin ölmediğini hissettiriyor gibi. Çünkü okyanus ötesinden Boğaziçi’ne düşen tweetlere baktığınızda silinen tweetleri de görüyoruz.

Yani Trump’ın başına düşüp onu yıkan aynı tweetlerle onun attığı, silinen tweetler aynı gibi. Onca baskı, önlem, bekçi alımının ardından gelen pandemi önlemlerinin korkutup pısırıklaştırarak susturduğu toplumun pandemiden dolayı sosyal hayattan    sanal ortama esir ettiği umudunu kesenler şimdi twitter aracılığı ile darbe peşindeler. 




Aynı twitciler ulusalcıların çok güvendiği askerden de umudunu kestiği için okyanus ötesinden attıkları twitlerle doları da yükseltemeyince bu kez de twit silmekle birilerini sindirip, 1. twit darbesiyle giden Trump gibi sileceklerini umut eder gibiler. 

Evet, Amerika attıkları twitle sarayı bastırtanların yeni hedefi ülkedeki sarayı bastırmak olsa da 15 Temmuz’da ki gibi bu kez de halkın karşılarında olduğunu görüyor ve yeni yollar arıyorlarsa da şunu dip not olarak düşmek isterim..

Demokrasinin Adaletin, İnsan Haklarının ve Ekonominin tek adam, tek elden, 5 müteahhit ya da atanmış bakan, rektörle değil tüm halkların birlikte aldığı kararla güçlenmesi, güçlendirilmesi hainde hiç kimsenin bu ülkede yeni bir darbe yapmak için twittiri da ya da ayağında ki yırtık ayakkabılarına karşın hak, hukuk, adalet ve kendisinin de olduğunu, dinlenilmesini isteyen öğrenciyi kullanırım diyerek ülkede darbe yapacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar..

Çünkü bu ülkedeki halkların ne Arap, ne Afrikalı olmadığını Avrupa’yı Asya’ya bağladığı gibi yeri geldiğinde Türk, Kürt, Alevi, Çerkez, Ahıskalı, Romen, Azeri demeden yetmişiki millet, tek millet olur ve dün dediği gibi bugünde bu ülke hepimizin der..

Diyor da..


Tek sorun bunu görenlerin şımarıkça davranmayıp, halkı başta olmak üzere insanları ötekileştirip, muhalefet edene ‘terörist’ diyerek başkalarının kucağına iten hal hareketlerde bulunmamasıdır ve atılan, silinen twitter darbelerine hep birlikte direnilmesini sağlamaktır..  

Yoksa “su uyur,düşman uyumaz” hesabı Okyanus hep dalgalanmaya devam eder ve bu dalgaların  çarptığı kayaları  ergeç yorup, yıkar…



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Deniz Demir:


Rol model Kemal Kılıçdaroğlu olmalıdır..


arşiv haber 24/09/2019 tarihli haber/yorum


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 33 yaşındaki genç başdanışmanı Ardahanlı Deniz Demir, İzgazete’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu.


Ardahanlı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 33 yaşındaki genç başdanışmanı Deniz Demir, İzgazete‘ye çarpıcı açıklamalarda bulundu.


-Türkiye, uzun yıllardan sonra, yerel seçimlerle birlikte CHP’nin başarısını konuşuyor. Partinin en genç isimlerinden biri olarak, bu başarıda en büyük pay kimin?


Rahatlıkla ifade edebilirim ki bu başarının en büyük mimarı Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur. İlmek ilmek ördüğü bir sürecin meyvelerini aldı diyebilirim. Birbirinden farklı siyasi görüşleri aynı çatı altında toplamak oldukça zor bir iştir, Millet İttifakı’nın liderleri bu süreçte azami gayret sarf etti. 15 milletvekilimizin İYİ Parti’ye geçtiği süreç ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecini hatırlayacak olursak Türk demokrasi tarihinde görülmemiş olgular hayata geçti.


-Y kuşağı, hatta Z kuşağı artık seçimlerin belirleyicileri. Bu seçimde neredeyse gördük ki, eski tür siyaset çöpe atılıyor. Yenisinde ne var, gençler ne istiyor?


Yeni siyaset anlayışında bilgi var, gerilim yok. İnternet ve sosyal medya var, kavga yok. Gençler artık çok daha kolay dünya ülkeleriyle entegre olabiliyor. YouTube, Twitter, İnstagram gibi sosyal medya araçlarından her şeyi okuyor, dinliyor ve araştırıyor. Teknolojiyle iç içe geçmiş bugünün gençlerini 1950-1960’lı yılların politika anlayışıyla yönetemezsiniz. Yasaklar da kar etmez, siz yasak koydukça mutlaka alternatif bir yol bulur. Gençler üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulabileceği, huzurlu bir ülke istiyorlar. Bu huzuru bulamayanlar da kaçıp gitme derdine düşüyor. Bu seçim sonuçları gençlerin bir isyanıdır aslında. Hükümet bu mesajı iyi okumalı ve özgürlük alanlarını genişletmelidir. Wikipedia’nın bile hala yasak olduğu bir ülke, gençleri anlayabilir mi ?


-Araştırmalar gençlerin en duyarlı oldukları konunun çevre olduğunu söylüyor. CHP bu hassasiyete nasıl yaklaşıyor?


Elbette. Türkiye’de ilk kez bir siyasi parti Doğa Hakları İzleme Kurulu kuruyor. Doğa Hakları İzleme Kurulu, her bölgede yaşanan doğa hakları ihlallerini takip ederek, ihlallerin önlenmesi noktasında danışmanlık ve yönlendirme işlevini yürütecek. Kurul üyeleri, doğa ve çevre hakları alanında birikim ve katkısı olacak kişilerden oluşturuluyor. CHP, çözüm odaklı bir politika üretiyor, çalışma alanında kurumsallaşma ve önleyici girişimlerle doğal varlıkların sömürülmesine karşı mücadeleyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin 81 ilinde etkin bir doğa hakları izleme ağını hedefliyoruz. O neden genç arkadaşlarımızın fikirlerini önemsiyoruz, bu konuda katkı sunmak isteyen her arkadaşımızı da bu ağa katılmaya davet ediyorum.


-Onlarla nasıl iletişim kurmayı hedefliyorsunuz?


Türkiye’nin her ilinde örgütlü gençlik kollarımız mevcut. Ayrıca Halk-Lis adı altında faaliyet gösteren ve partimiz politikalarıyla hareket eden bir yapı da var. Üniversitelerde paneller ve etkinlikler düzenleyen gençlik kollarına mensup arkadaşlarımız var. Farklı şehirlerde düzenlenen gençlik kamplarıyla arkadaşlarımız bir araya geliyor, tartışıyor. Biribini tanımayan gençler burada sohbet ediyor, ülke için görüşlerini ve düşüncesini aktarıyor. Bunun dışında sosyal medyada daha etkin bir yapıyla her geçen gün daha fazla gence ulaşmak için çalışmalar yapılıyor. Gençler haksızlığa karşı çıkıyor, seçim sonuçlarını en çok onlar takip ediyor. Kendileri gelip bizlerle sonuna kadar seçim sonuçlarını takip edip, veri tutuyor. Gençlerin CHP’ye olan ilgisi giderek artıyor ve biz herkesin kendisini rahatça ifade edebileceği bir ortam hazırlamak için her türlü fedakarlığı yapıyoruz.


-Gençlerin bir kısmı Türkiye’de kalıp mücadele etmeyi seçerken, bir kısmı da aslında hiç kolay olmayan vatanını bırakıp gitme, geleceğini başka bir ülkede kurma yolunu seçti. Ne düşünüyorsunuz, beyin göçü bu ülke için gelecekte nelere malolur?


Az önce de söyledim. Demokrasi ve hukukun olmadığı bir yeri insanlar kendileri için güvensiz bir yer buluyor. İstanbul ve Ankara sonuçlarından sonra beyin göçünün biraz azaldığını biliyorum. Seçim sonuçları insanlar için yeni bir umut oldu. Ne kadar çok genç beyni kaybedersek ülkemiz için o kadar kötü olur. Son yıllarda başarılı gençlerimizden büyük oranda yurtdışına gidenler oldu. TAI, Aselsan, Roketsan gibi firmalardan birçok mühendis yurtdışına gitti örneğin, bu veriler medyada da yayınlandı. Ülkesine hizmet edecek, katma değer koyacak genç beyinleri ülkemizde tutacak ortamı ülkemizde yaratmalıyız. Yoksa bu ilerde bir felakete dönüşür.


-Siz Türkiye’nin önünde duran, çözmesi gereken en büyük problemin adını nasıl koyarsınız?


Şu an önemli sorun işsizlik. Özellikle genç işsizlik. Bunu çözmenin yolu ise hukuk ve demokrasiden geçiyor. Yatırım yapacak yerli ve yabancı tacir her şeyden önce güvene ve istikrara bakar. Hukuk sistemi ve demokrasi ne kadar oturmuşsa o kadar güvende hisseder. İşsizlik her şeyin tetikleyicisi, teröre bile etkisi büyük. Ülkemizin bir an önce özgürlük alanlarında yeni reformlar yaratması gerekiyor. Her bireyin kendini özgürce ifade edeceği bir yaşam alanı oluşturulması gerekiyor. Ülkemiz büyük bir insan gücüne ve önemli kaynaklara sahip, üretim ekonomisini artıracak arayışlara girmemiz gerekiyor. Güçlü bir ekonominin yolu da adalet ve demokrasiden geçiyor. Özet olarak dönüp dolaşığ adalet ve demokrasiye geliyoruz. Bunu sağlamaktan başka çıkış yolumuz yok.SALDIRIDA BİLE SAKİNLİĞİNİ BOZMADI


Kemal Kılıçdaroğlu’na danışman olmayı nasıl tarif edersiniz? Kılıçdaroğlu kamuoyu önündeki kadar sakin midir?


Genel başkanımız çok çalışkan ve çok düzenli bir insan. Dinlemeyi çok sever. Türkiye’de siyaset yapan liderler arasında bire bir vatandaşla görüşen başka bir lider olduğunu düşünmüyorum. Her zaman sakinliğini korur, Çubuk saldırısında bile sakinliğini zerre bozmadığına şahidim… Özellikle grup toplantılarının olduğu Salı günleri bir halk günü gibidir. Yüzlerce insanla tek yek ve gruplar halinde görüşür, dinler, not alır. Yorulmak nedir bilmez, inanılmaz bir enerjisi vardır, bu da ülke sevgisinden geliyor bence. Zor bir insan değil kesinlikle, karşısındaki her insanı sonuna kadar dinler. Muazzam bir filtreleme yeteneği ve hafızası vardır. Oldukça kibar ve zarif bir lider olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim.


En yakınındaki isimlerden birisiniz. Önceleri çok eleştirildi. Sesi yükselsin, iktidarınkine benzer bir tarzla muhalefet etsin istendi. Hatta kendisine ‘İsveç’e başbakan’ önerenler bile oldu. Sonunda aklı selim miydi galip gelen?


Kemal Kılıçdaroğlu, hep Türkiye’yi düşündü. Ülkemizin huzuru için hiçbir fedakarlıktan kaçmadı, birleştirici ve toplumun tüm katmanlarını kucaklayan bir siyaset anlayışı ortaya koydu. Biraz zaman alsa da bu tarz; toplumda karşılık buldu ve başarı geldi. Genel başkanımız oldukça sabırlı bir insandır. Asla ve asla eleştiriden gocunmaz. İktidar partisi Türkiye’nin siyasi atmosferine çok zarar verdi. Çok sesli bir siyaset anlayışından, tek ses bir siyaset anlayışı ortaya konulmak istendi ve bundan kısmen de sonuç alındı. Cumhuriyet Halk Partisi ise hiçbir zaman buna boyun eğmedi. Genel başkanımızın çizgisi hep doğru olan yöndeydi. Bir gün mutlaka bu çizgiden başarıya ulaşacağını biliyordu, sabırla bu süreci yönetti. Kimseyi ötekileştirmeden, kendisine muhalefet edenleri dahil yüksünmeden sürece dahil etti. Aklı selim, eninde sonunda galip gelir. Geçmişte hükümete yaptığımız uyarılara bakarsanız, haklı olduğumuz ve doğrunun er ya da geç ortaya çıktığı görülecektir. Ülkemizde farklı sesler ne kadar fazla olursa demokrasimiz o kadar zenginleşir, ülke refaha kavuşur. Adaletin olmadığı bir ülkede insanların mutlu yaşayabileceğini düşünüyor musunuz? Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Hak, Hukuk, Adalet’ şiarıyla 450 kilometre yolu bunun için yürüdü. O yürüyüş bir kırılma noktasıydı ülkemiz için. Türkiye’nin siyasetçi profilinde rol model Kemal Kılıçdaroğlu olmalıdır. İnsanımız gerginlikten, kavgadan ve gerilimden bıktı artık. Hepimiz aynı çatı altında yaşıyoruz, İsveç örneğini ülkemizde hayata geçirmek için önümüzde engel yok, yeter ki demokrasiyi ve hukuku hayatın her alanına yayalım.


ÜLKEMİZ NORMALLEŞMEK ZORUNDA


Genel başkan saldırıya uğradığında da yanındaydınız. Sonrasında kendisini ilk ziyarete gelenler genç imam hatiplilerdi… Biliyoruz ki siz de bu ziyarette payı olanlardan birisiniz. Bize anlatın, İmam Hatip gençliğinin bir kısmı CHP’de ne buldu? Oraya gelerek normalleşmeye katkı vermek miydi niyet?


Genel Başkanımızın toplumun her kesiminden temsilcileriyle uzun yıllardır bir araya geliyor. İmam Hatipli arkadaşlarımızla 4-5 kez bir araya gelmişti. Bu görüşmeler saldırı öncesinde olan görüşmelerdi. İlk başlarda genç arkadaşlarımız CHP’ye mesafeli idiler. Genel Başkanımız ile görüştükçe bu mesafe aradan kalktı. Öyle ki, kısa süreli randevular oldukça uzayan görüşmelere döndü. Genel başkanımız genç arkadaşlarımızı tek tek dinledi, not aldı. Onların endişlerini giderdi. Çubuk saldırısından sonra da ziyaret etmek istediler ve genel başkanımız kendilerini kabul etti. Gayet medeni ve şık bir ziyaret oldu. Ülkemiz normalleşmek zorunda, buna tüm toplum katmanlarının ihtiyacı var, Kemal Kılıçdaroğlu bunun için hep elini taşın altına koydu ve koymaya devam ediyor.



Kılıçdaroğlu’na Ardahanlı Danışman..


*Arşiv Haber 24/03/2018 Tarihli Haber


Ardahan Milletvekilinin Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Ardahanlı Avukatın Disiplin Kurul Üyesi olduğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışman kadrosuna Göleli bir isim de katıldı.


CHP Gençlik Kolları Eski Genel Başkan Yardımcısı Deniz Demir, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni başdanışmanı oldu.


Edinilen bilgiye göre, Kılıçdaroğlu imzalı görevlendirme yazısı Deniz Demir’e iletildi.


Ardahan Göleli ve 1985 doğumlu olan Metin Demir’in yeğeni olan Deniz Demir, Jeoloji Mühendisliği ve Kamu istanbul escortescort istanbulistanbul escort bayan Yönetimi bölümlerini okudu.


Dört dönem CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcılığı ve iki dönem ana kademe Ankara İl Başkan Yardımcılığı yapan Demir, önceki kurultayda Kılıçdaroğlu’nun 52 kişilik Parti Meclisi anahtar listesinde de yer almıştı.


**Metin Demir’den Yeğenine Kutlama..


Deniz Demir’in Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı olması ardından kendisine ait özel sayfasına bir mesaj yayınlayan Eğtimci Metin Demir’in mesajı şöyle;


Yeğenim Deniz Demir CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun yeni baş danışmanı oldu.Ülkemize,insanımıza ve partimize hayırlı olmasını diliyorum.Denizin siyasi çalışmalarına Çankaya CHP Gençlik Kollarından başlayıp,Gençlik Kolları Genel Başkan yardımcılığı ve Ankara İl Başkan Yardımcılığı görevlerini yaparken çok çalıştığına tanık olmuş birisiyim.Genç ve dinamik olmasının sonucu olarak Deniz gün olur Ankaradadır.Gün olur,başka bir ildedir.Çalışma hayatı boyunca insanlarla kucaklaşmasını bilmiştir. Bundan böyle Deniz ve Deniz gibi dinamik kadroların iktidar olmanın yolu ne ise onun arayışına girip daha çok çalışmalarını yürekten destekliyor ve başarılar diliyorum.


**PKK Amerika’nın Silah Satış Bürosu mu?


Son aylarda olağanüstü bir kafa karışıklığı ile izlemeye devam ettiğimiz Ortadoğu ve Suriye’de ki gelişmeler her geçen gün iyiden iyiye netlik kazanmaya başladı gibi..

Çünkü Türkiye’nin Rusya’da alacağı savunma sistemlerinin yanı sıra İngiltere, Almayan’dan sonra şimdi de Amerika’dan yeni füzelere almak için kolları sıvadığını görüyor, gözlemlemekteyiz..

Silah tüccarlarının kana bulayıp, dolarlarına yeni milyon dolarla eklemeye devam ettiği Ortadoğu’da ki satrançta atılan her hamlenin altında silah ve onun aracılığı ile gelen milyon dolarların olduğunun daha net bir şekilde görüldüğü şu günlerde bu işte en karlı tarafın ABD ve onuna ortakları Avrupa’nın çıktığını bir kez daha görmekteyiz.

Peki bunlar olurken Başkan Erdoğan başta olmak üzere bir çoklarının bile şaşırdığı Afrin’de ki gelişmeler ardından şimdi de Sincan’da çekildiği ileri sürülen PKK’nin durumu da tartışılır hale geldi..

Çünkü bir zamanlar, ‘cehennemden çıktı geldiler’ denen ve yıllarca oynadıkları korku filmi ardından bölgeye ABD’nin yanı sıra Rusya’yı getiren ve Suriye’nin altını üstüne getiren İşİT’e oynatılan oyunun aynısı sanki şimdi de PKK’ye oynatılmakta gibi..

Yani ‘Çık ortaya devlet kuracağını söyle, önce çukurları kazı 5 bine yakın genci o çukurlara gömdür, ardından ‘Suriye’de Kanton kurdum de Türkiye’yi de bölgeye çek, bizde silahlarımız satalım’ filmi oynanıyor ve bu filimde silah satış bürosunun görevini de PKK üstlenmiş gibi..

Bilemiyorum ama 7 Haziran’da HDP’nin aldığı oyları içine sindirmemiş gibi 1 Kasım seçim sürecini başlatan adımlar atan ve bu adımları attıkça başta Kürt siyasetçileri olmak üzere bir çok insanı zora sokan Öcalansız PKK sanki burada da bir başka görevde gibi..

Salim Müslim’in Türk Askerini bölgeye çeken adımlar daha atılmadan bölgeyi terk etmesi gibi önce Afrin’den ardından Şengal’den çekileceğini belirten aynı PKK’nın neden bir çok insanın yanı sıra barış sürecini zora sokan ülke içinde ki adımlarına ‘Türkiye’den de çekiliyoruz’ demediği de ayrı bir soru ve tartışılır bir durum..

Kısacası değeneğin her iki ucuna da dokunmanın bir hayli zor olduğunu gördüğüm şu günlerde Uğuru Mumcu’nun kitaplarını bir kez daha okuyup, burada ki oyunun nasıl olup yıllar önceden planlandığını görün diyeceğim..

Ama korkum o ki benimde içinde bulunduğum çok meraklıların ya Mumcu gibi yada onca gazeteci ve bilim adamı gibi bir akıbete uğrayabileceğinden korkarım..

Öyle ki dağı taşı bombalarken sanki bir şey görmüş gibi çarpılan ve arıdan veda konuşması yapıp, istifa etmese de kızağa alınmışcasına kenara çekilen içişleri bakanı gibi bizlerinde bu işleri çok karıştırmaması gerekir bir durumdayız gibi..

En iyisi Putin’in nasıl olup o kadar başarılı (!) bir politika izlemesine karşın geçtiğimiz günlerde yapılan seçimlerde %99′ değil de, %76 gibi küçük (!) bir oy ile yeniden seçilmesini tartışalım..

Çünkü sahada kendisine ses çıkaracak bir muhalefet bırakmamasına karşın Putin’in Arabistan ve diğer demokrasisi çok gelişmiş (!) diktatör, aşiret ve krallıklardan daha az bir oy alması PKK’dan ve onunla birlikte bölgede satranç oynayanlardan daha önemli bir konu ve bir o iktidar da tehlikesiz bir durumdur..

Evet şeker fabrikaları ardından ABD’de de füze alacağını öğrendiğimiz Türkiye’nin Rusya’dan sonra Amerika’da alacağı füzeleri beklerken vali ataması beklenen Afrin’in ardından Şengal’dan da çekileceğini belirten PKK Türkiye’den ve Kandil’den de çekilir mi sizce demeden biz en iyisi Putin’i kıskanıp, onun aldığı oylardan biraz daha fazlasını almak için hazırlıkların devam ettiği 2019 seçimlerine bakalım..

Çünkü yaşananlara baktıkça, okudukça zaten olmayan aklımız iyiden iyiye kendisini yeyip, bitirecek gibi..

Bu arada dün Barzani’ye terörist deyip çok kızanların Barzani’nin kontrolünde olan Erbil’e uçak kaldırmaya yeniden karar verirken aynı karar vericilerin yine Ardahan Havaalanı istemini gözardı etiklerini de hatırlatalım?