Bize de Briket Ev Yapacak mısın?!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


‘Bu yıl sonuna kadar Suriye’de toplamda briket 240 bin evi yapıp tamamlayacağız.’ diyen İçişleri Bakanı Süeyman Soylu geçtiğimiz günlerde 5.3 şiddetinde depremle sarsılan Ardahan’ın Göle ilçesini ziyarette kendisini karşılayan köylülerin ‘Sayın bakan kış gelmeden önce bize de briket ev yapacak mısın?’ sorularıyla karşılaştı.


Basın mensuplarının davet edilmediği bakan Soylu’nun Göle’ye yaptığı ziyaret ardından Göle ziyaretiyle ilgili kendi twitinde yaptığı paylaşımın altına da ise ‘1999 yılından beri toplanan, deprem vergileri nerede?’ sorusu soruldu.



Kendi haberimizi yapmak..


Her gün başkalarına ait yerel ve ulusal haber ve yorumlar yazan biri olarak kendi haberimi de bana yaptıran son trafik kazamın ardından şoktan çıkar çıkmaz fotoğraf makinamı elime alıp, kaza yerini benimle birlikte benim kadar yorulan aracımın o halini çekmek gerçekten zor bir işti..


Evet son bir hafta içinde beklenmedik kazaları manen ucuz atlatsam da benim de haber olduğumu ve  bunu da yazmam gerektiğini bana yaşatan trafik kazasında yara bere almadan kurtulmanın sevincindeyim..

Kazayı yapar yapmaz önce benden bir şey var mı diye bakıp, ardından gazeteci refleksiyle elime aldığım makinamın flaşlarını patlatırken bu ülkede asıl diğer bir terörün de trafik olduğunu bir kez daha anladım.

Çünkü hükumetin o çok güvendiği bölünmüş yol, tünel, köprülerin bilinçsiz bir sürücü toplumu olan ülkemdeki karayolları adı verilen yolları kan yoluna çevirdiğini de hatırlıyordum..

Eğitim de bir çok ülkenin ardından gelen ülkemin ölümlü ve de benin GAZETECİ isimli aracım da olduğu gibi maddi hasarlı trafik kazalarında birinci olması asıl tartışılması gereken diğer bir önemli sorun olarak hala çözüm bekler..

Bana kendi haberimi yaptıran bu kazanın tüm insanlık adına son kaza olmasını dilediğim bir sırada benim trafik kazasını geçirdiğim alana gelen trafik ekibinin telsizine gelen  son anonsla yine aynı yol üzerinde yeni bir trafik kazasının meydana geldiği ve üç kişinin hayata göz yumduğunu öğreniyor, kendi üzüntümü unuttum, benden sonra gelen ölümlü kazaya kahroldum..

Sonuçta bana kendi haberimi yaptıran kazayı ucuz atlattık..


**Yaşanması gerekenler..


Hayatın hızla akıp gittiğini farketmeden yaşadığmız koşuşturma içinde bazı olaylar var ki; ‘Dur yavaş’ der..


Çünkü senin hayattan daha hızlı olmayacağını anlatır önüne çıkardığı engellerle hayat denen şey..


Evet, bir koşuşturmadır ki hepimizin bizden çekip gitiğini anlamadan peşine koşturduğumuz hayat..

İşte bu koşuşturma da içinde bulunduğumuz ağır ve gerekli koşulların kurallarını hiçe sayar, bir adım öne çıkma hesabı yaparken bazen de geçenlerde  benim yaşadığım ağır kaza gibi tekler, dur yolcu hele bir nefes al’ der.

Yaşanması gereken yaşamın kuralları olan bu yaşananların hayatın kendisi olduğu tesellisi ile yol almaya devam ederken bu yolda senin en büyük destekçilerin senin dostun, arkadaşın, akraban olduğunu da görür yaşadığın mutsuzluğu bir anda mutluluğa çevirdiğinide anlarız.

Yaşayıp gidiyoruz işte. Yorgun bedenlerimiz, kaybedilmiş heveslerimizle. Bahtımıza ne çıkarsa. 

İşte öylesine

hayat dedikleri de bu olmalı.

Hayata ve dostlara teşekkürler..


**Eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız..


‘Kelin ilacı olsa  başına sürer’ ata sözünü hatırlatan ve kendi oturacağı bir yeri olmamasına karşın Ardahan’daki eğitimi İstanbul’da bir düğün salonunda, Ardahan’ı yıllardır görmeyenlerle kurtarmaya çalışan bazı stk’ların bu samimi ve ama yetersiz girişimi 81 Vilayet içinde sonlardan birinci olan Ardahan’daki eğitimin gelişimine ne kadar katkı sunacağını bilemiyorum..


Ama bir gerçek var ki Ardahan’da eğitim konusunda yaşanan olumsuzlukların öyle İstanbullar da, Ankaralar’da olumlu hale dönüşemeyeceğidir.. Çünkü bu olsaydı yıllardır Ankara’da masa başında hazırlanan plan ve projelerle zaten değil Ardahan’ın, yurdun her yerinde yaşanan bu sorun çözülmüş olurdu..

Gümüşhaneli AKP’li Necmi Kadıoğlu’nun kendi memleketindeki eğitimi kurtarmışcasına, Esenyurt’taki bale eşliğinde eğitim gören çocukları görmüş ve bu önemli sorunu çözmüşcesine Ardahan’daki eğitimi de kurtarmaya çalıştığı o toplantıya katılanların kaçının kaç yıldır Ardahan’a gelmediklerini de sormak gerektiğini düşünürken, kendisine bir ev yani derneğin merkezi olmayan tabela ve cepten taşınan stk’larla yetersiz ve Ardahan’dan uzak çabası ÖSS’de, LGS’de sonlarda olan Ardahan’daki eğitimi kurtaracağına inanmıyorum..

Çünkü öncelikle Ardahan’a gelerek, burada yaşananları bizzat gözleriyle görmesi gerekenlerin çocuklarının hangi kolejlerde, hangi ülkelerde okuduğunu da bilmek gerekir.. Bu nedenle Ardahan’daki eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız diyorum..




arşiv haber 19/08/2015 tarihli haberler/yorum


Dışişleri Konsolosa Sahip Çıktı..


Türkiye’den Irak’a sert tepki


Irak eski Başbakanı Nuri el Maliki’nin Musul’un düşmesine ilişkin Türkiye’ye yönelik suçlamalarına karşın Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı.


‘ndan yapılan açıklama şöyle:


Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç’in  Eski ı Maliki’nin Ülkemize Yönelik Sarfettiği Bazı İfadeler ve Irak Ulusal Meclisi Savunma ve Güvenlik Komisyonu’nun ’un DEAŞ’ın Eline Geçmesinin Sorumluları Hakkındaki Raporunda Musul Başkonsolosumuza Yapılan Atıf Hakkındaki Bir Soruya Cevabı Uyguladığı baskıcı, ayrımcı ve dışlayıcı politikalarla, Irak’ın bugün içinde bulunduğu kriz ortamının başmimarı olan eski Başbakan Maliki tarafından yaptığı konuşmada ülkemizi DEAŞ’a destek olmakla itham eden akıl dışı sözlerinin ciddiye alınacak hiçbir yönü bulunmamaktadır.


Adıgeçenin Musul’un DEAŞ tarafından ele geçirilmesi sırasında Başbakan olduğunu, emrindeki 70.000 kişilik Irak ordusu ve güvenlik güçlerinin, sayısı 1.500 olduğu ifade edilen DEAŞ’a bir gün içinde Musul’u teslim ederek kaçtığını, Musul’un kaybedilmesinin sorumluları arasında en ön sırada bu Zatın gösterildiğini bu vesileyle hatırlamakta fayda vardır.




Türkiye’nin uluslararası koalisyonla birlikte DEAŞ’la mücadelesi ve bu çerçevede Irak’a siyasi, askeri ve insani mecralarda sunduğu giderek artan katkıları apaçık ortadayken, Irak’ın üçte birinin DEAŞ tarafından ele geçirilmesi, onbinlerce kişinin ölümü ve milyonlarcasının da evsiz kalmasında büyük rolü bulunan Maliki’nin suçluluk duygusu içindeki hezeyanlarının ciddiye alınması sözkonusu dahi olamaz.



Öte yandan, Musul’un DEAŞ’ın eline geçmesinin sorumlularına ilişkin olarak Irak Ulusal Meclisi Savunma ve Güvenlik Komisyonu tarafından hazırlanan ve Meclisin 17 Ağustos tarihli oturumunda kabul edilen raporda mesai arkadaşlarıyla birlikte 101 gün süreyle DEAŞ tarafından rehin tutulan Musul Başkonsolosumuza ilişkin olarak yeralan ifadelerin de kabul edilemez olduğu ve tarafımızdan şiddetle protesto edildiği, bugün Bakanlığımıza davet edilen Irak’ın Ankara Büyükelçisine iletilmiştir.