.jpg)
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da
Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

Yeni tip corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında kapatıldıktan yaklaşık iki yıl sonra yaya trafiğine yeniden açılan ancak başlatılan inşaat dolayısıyla yeniden geçişe kapatılan Türkgözü Sınır Kapısında kışın ortasında yapılan inşaat devam ederken atılan betonun ne kadar sağlıklı olduğu merak edilirken hızla devam eden inşaat ardından betondan yapılan binalar yükselmeye başladı.
.jpg)
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince (TOBB) Türkgözü Sınır Kapısı’nın modernize çalışmaları nedeniyle kışın ortasında atılan betonların ne kadar sağlıklı olacağını ortaya koyarken erimeye başlayan karlarla birlikte zaten yumuşak bir toprağa sahip bölgede yaşanan heyelanların bu kapının zemininin kışın ortasına atılan betonları sorgulattı.

POSOF’TA KIŞ MUHETEŞEM MANZARALARI…
Şehrin gürültüsünden uzak, doğa ile iç içe huzurlu bir konaklama yapmak isteyenler için Ardahan Posof ilçesinde bulunan Otel’e gidenlere bölgede yaşanan kış manzaralarını da sunuyor.
Türkiye’nin Kafkaslara giden yolun üzerinde bulunan Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısına yol üzerinde bulunan özle sektöre ait oteli ve çevreleyen dağların saran karların oluşturduğu buzların oluşturduğu muhteşem manzara bölgede yaşanan ağır kış şartlarını da ortaya koymakta.
ÜMİT MEDYA, TEMPO TV’YE KONUK OLACAK
Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın birlikte hazırladığı ve her Pazar saat 14.00’de canlı olarak sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’in bu haftaki konukları Ümit Medya Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Yıldırım ve Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci Mustafa Arslan olacak.
Uydu televizyonu Tempo TV’ye konuk olacak Gebze basınının önemli isimlerinden Ümit Medya Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Yıldırım ve Hedef TV Genel Yayın Yönetmeni,Gazeteci Mustafa Arslan’la gazetecilik ve televizyon üzerine sohbet gerçekleştirilecek.
Aynı zamanda Tempo TV’de de yayın yapan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın kızı Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’la birlikte yaptığı programı izlemek için Tempo TV’ye tıklamanız yeterli.

NASIROĞLU’NUN TARİF ETTİĞİ ADAY!..
Son seçim yasasıyla birlikte içine atılan bir çok kanun, kararname yönetmelikle yeni bir torba yasasının tartışıldığı bir süreçte mevcut iktidarın yeniden kazanma hesapları ile 2023 seçimlerine hazırlandığı iddialar devamededursun eline çantayı alıp, hazırlananlar başta olmak üzere bir çok kişinin de milletvekili hayali kurmaya başladıklarını görüyoruz.
2023 seçimlerinin nasıl yapılacağı tartışıladursun, önemi kalmadı denen ama birçok kişinin şimdiden sıraya girdiği ve ‘Milletvekili kim olur?’ yarışı da devam ediyor.
Memleketim Ardahan başta olmak üzere seçildikleri kentlerin sorunlarını, sıkıntılarını çözme iddiasında olup da seçilenleri meclis kürsüsunde görmediğimiz ve adlarını unuttuğumuz mevcut milletvekillerinin yeniden aday olacakları da kesin..
Evet, meclis aritmetiğinin nasıl olacağı ve kimin başkan seçileceği merak konusu olurken bunların kaçının değişeceği merak edilip, konuşulmakta.
Bunları konuştuğumuz Ardahanlı iş insanı Ali Rıza Nasıroğlu’nun başta kendi memleketi olan Ardahan ve diğer illeri temsil etmeye aday olanların tanımı çok önemliydi.
Biri demir yolu olmak üzere üç gümrük kapısı olmasına rağmen ithalat ve ihracatın sıfır derecede olduğu, hayvancılığın her geçen gün gerilediğini, göçün sürdüğü Ardahan’da milletvekili adayı gösterileceklerin sorunlara vakıf, çözüm odaklı çalışan isimlerin olmasının önemini belirtiyordu.

Nasıroğlu’nun aradığı adayın öncelikle genç tabana, köylüye, esnafa kent dışında bulunan stk’lara dokunmuş, Ankara’yı iyi bilen batı kentlerini ve dünyayı gezmiş olması gerekir” diyordu.
‘Ben adayım’ demenin kafi gelmediği ve adayların memlekete olacağı gibi aday oldukları partiye kazanımlarının da önemli olduğunu belirten aynı Nasıroğlu “Başta Cumhur ittifakı olmak üzere diğer partilerin seçimi alabilmeleri için gösterecekleri adayları ince eleyip, sık dokuyarak seçmeleri gerekir”diyordu. Aynı Nasıroğlu, “Kamuoyunda” milletvekili adayı olacak” diğer adı geçenlerin bu saydığım kriterlere uyup, uymadığına Ardahanlı seçmen başta olmak üzere tüm seçmenler dikkat etmelidirler’ de diyordu.
Nasıroğlu’nun bu tesbitini dinledikten sonra kendisine dönüp “Patronsun sence aradığın bu kriterlerde bir isim ya da piyasada adları geçen var mı, varsa sen işe alır mısın? deyince ‘işsizlik var ama iş bilen yok’ diye dertlenen iş insanları arasında olan dostum aynı Nasıroğlu’nun gülümsemesi de gerçekten düşündürücüydü!..
Türkgözü Kapanacak..
Arşiv haber 10.05.2015 tarihli haber
**Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz Tüm ülke de olduğu gibi Ardahan’da da sonucu merak edilen, ‘7 Haziran Genel Seçimlerinin sonucunda hangi parti, hangi aday kazanacak’ diye bakıldığın da mevcut iktidarın oy kayıp edeceği artık iktidar yandaşlarınca da kabul edilmekte..
2015 Genel Seçimlerinin bir koalisyonla sonuçlanıp, sonuçlanmayacağının da merakla tartışılırken bu seçimlerin Ardahan’a getirisi ve de götürüsünü de masaya yatırmak gerekir..
Çünkü 13 yıllık AK Parti iktidarın da Ardahan merkez, Posof, Çıldır ve Göle’de,‘İktidar olsun, hizmet gelsin’ diyerek bir değil Ardahan’da 2 kez, Göle’de 3 kez, Posof’ta bir kez AK Parti’ye oy verilmiş, ama o gelecek denilen ‘Hizmet’ in gelmediğini ben değil, bu yazıyı okuyanlar benden daha iyi biliyorlar..
Örnek mi?
DYP-SHP Döneminde açılan ANAP dönemine kadar motorin ticareti yapılan Posof’un Türkgözü (Badele) Gümrük kapısı AK Parti döneminde nasıl çalıştı, kaç kişi gelip, geçti, hangi ithalat, ihraccat yapıl dı? diye sorulsa bir AK Partili çıkıp bu yönde çok iyi şeyler oldu diyebilir mi?
Bilmem ama 5 yıldır bitiremeyen Ardahan, Hanak, Damal ve Posof yolu gibi Türkgözü Gümrük kapısı da bitmiş ve hiç bir ticari çalışma olmamıştır..
Ve en kötüsü Çıldır Aktaş Gümrük Kapısını açmaya hazırlanan ve Posof Türkgözü Gümrük Kapısında ki çalışanları Aktaş’a çekecek olan AK Parti hükumeti Posof Türkgözü Gümrük Kapısını tamamen kapatacak gibi..
.jpg)
arşiv haber 30/29/28/01/2007 Günlerinin Haberleri
RADYOMUZU DİNLİYORMUSUNUZ?
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yilmaz
Yanlışta ısrarcı olmak ..
Dün yine kahvaltıda sabah haberlerini izlerken güldüm ve benimle birlikte kahvaltı yapan eşime dönerek, ‘Bak hanım bugün bitmeden bu valiyi görveden alırlar.’dedim.
Çünkü, televziyonda koltuğuna gerilerek yaslanmış, konuşanın, bugüne kadar yaşanan gelişmeler ardından gündemin birinci sırasına oturan Trabzon valisiydi..
Papaz’ın öldürülmesi ardından sarsılan Trabzon’da birilerinin çete kurup, kendi başlarına aldıkları kararla ülkeyi kurtarma adı altında cinayetler işlemeye başladığı ve son olarakta Gazeteci Hrant Dink’i öldürmelerine karşın vali çıkıp, Trabzonlulara ve gelişmelere tepki koyanlara değil, birilerine yaranmaya kalkışması, kendisini makamında edeceğini gerilerek oturduğu valilik koltuğunda yaptığı açıklama esnasında hisettim ve bunun olacağını da çayımı yudumlayıp, işime gelmek üzere ayağa kalkarken eşime demeyide ihmal etmedim.
Ve işe gelip, sobayı yaktıktan sonra geçtiğim bilgisayarımın başında son dakika haberlerine bakarken, Trabzon İl Emniyet Müdürü ile Valisinin görevlerinden alındığını öğrendim.
Buraya kadar neyi anlatmak istediğimi eğer anlatamadıysam o zaman konumuzu biraz daha açalım.
Dün bunlar olurken gelip, başına geçtiğimiz bilgisayarımızın yanında bir açıklama gördüm.
Açıklamayı imzalayan Ardahan Vali Yardımcısı Halil Karbuz’du.
Karbuz’un özelikle KÖY/DES paraları ve bu proje çerçevesinde gösterdiği hassasiyetten tanıyorum.
Valimiz Murat Yıldırım’da bunu sezmişki; Bir çok yetkisini kendisine havale etmesi ve de imza yetkisini tanımasıyla bunu ortaya koymuştur.
Ancak, Sayın vali yardımcımızın diğer vali yardımcılarımız gibi bize İl Milli Eğitim Müdürlüğünde gönderilen Düzeltme ve Cevap metnini iyi incelemediğini görüp üzülmedik değil.
Çünkü o açıklama da Son Vilayet Gazetesi’nden çıkan bir haberi yalanlamak isteyen Milli Eğitim’in bizi doğruladığını ve en önemlisi habere neden konuda adı geçen öğretmenin hastane raporlarının olmadığı gibi iki soyisim kullanarak, görevli olduğu okulun köylülerini olduğu gibi gerek bizi gerekse milli eğitimi yanılttığını görmeliydi.
Yani işin kısacası yaptığımız haberleri çürütme heyecanıyla emrinde ki yetkilerinin alel acele hazırladıkları, düzeltme ve cevap hakalarını imzalamaktansa, ‘Ya bu nedir, birde ben bakayım’ demeli yada araştırma emri vermeliydi.
Vermeliydi ki; Benim bizzat gidip, gördüğüm Çobanlı köylülerinin İl Milli Eğitim’e bu konuda şikayet ettiğini öğrenmeliydi.
Bunun diğer başka örneklerini sıralayacak olursak son olarak Damal’da yaşanan ve bir köyünde karnelerin bir gün önceden dağıtılması olayını ortaya koyabiliriz.
Bir o mu ki, karne paraları gibi diğer bir çok konuda olduğu gibi eğitim/öğretim boyunca öğrenci velilerinden çeşitli adlar altında toplanılan paraların hesabını sormak gerek.
Samimiyetle söylüyorum ki; Valimiz Murat Yıldırım’a olan güvenim, kendisinin sorunları çözme karşısında samimi gayretleri dolaysıyla halen devam etmektedir.
Valinin bu samimi gayretlerine, bizlerin kendisinin üçüncü gözü olarak destek vermeye çalıştığımız bir süreçte emrindekilerinin gündeme getirdiğimiz kamuoyunun gündemini ellem edip, gullem ederek kapatmaya çalışması karşısında zaman zaman zorda kalmıyor da değiliz.
Buna örnek olarak Ardahan İl Sağlık Müdürlüğünün yılların Yoğun Bakımıyla ilgili yaptığımız haberi nasıl çarpıtıp, hem valiyi, hemde kamuoyunu yanıltmaya çalışması gösterilebilir.
Halbu ki; O günkü ulusal da manşet olan haberimize tepki koyup, yalanlamaya çalışanların yıllardır bu birimde verdikleri raporların sorulup, ortaya koyulabilirdi.
O zaman, ‘Efendim oraya bir levha asmışlar, öyle bir yer yok’ diyerek haberimizi çürütmeye kalkanların valimizi bile yanılttıklarını bir iki incelemeyle görülebilecekti.
Bir örnek daha mı?
Ortakent belediye başkanının resmi şikayeti sonuçlanmadan, tarafların adliyelik olup davalık olduğu bir süreçte bizi çürütmeye kalkmaktansa gerçekleri iyice incelemek gerekmezmiydi.
Kaldı ki bu durum sayın valimizinde bulunduğu bir toplantıda Ulaştırma Bakanının önünde başlamış ve haberimize kadar devam etmişti.
Evet sevgili okurlar Ardahan’da gazeteciliğin ne kadar zor olduğunu sık sık belirttiğimiz bir süreçte sadece, ‘gazeteci yazdığı için kötüdür’ demekten öte bir şey yapmayan idarecilerimizin son bir örneğide Trabzon Valisi ve İl Emniyet Müdürü olmuştur.
Biz İl Emniyet Müdürümüzü yazarken kendisiyle kan davalı olduğumuz içinmiydi?
Hayır! Sayın Müdür emrindeki eski Göle ve Çıldır ilçe müdürlerinin yaptıkları olumsuzlukları savunmaya kalktığı içindir.
Matbaamızın yakılmaya kalkışıldığı gibi sanki birileri düğmeye basmışcasına ard arda yaşanan hırsızlıkları yazdığımıza kızdığı içindir.
Yazıp, dediklerimizin ardından da yapılan operasyonlarda kentte fuhuş çeteleri olduğu görülüp, bir çok kişi tutuklanmış ve adeta yazdıklarımızın haklı olduğu ortaya konulmuştur.
Biz, İl Telekom Müdürü ile şahsi hiç bir alıp/vereceğimiz yokken sadece yanlışlara dikkat çektiğimiz için kötü olmuşuzdur. Ki; bunu yapmayıp dün bize inat gibi diğer iki gazeteye 400 Ytl. karşılığında verilen ilanları da almayı bilirdik..
Kaldı ki o ilanların verilmesi için yaptığımız haber içinde Telekom Müdürü tarafından şikayet edilmiş bulunmaktayız ..
Biz onu yazarken ne yanlış yaptık, insanları icraya verip, hapise koymaktansa uzlaşma yolu kullanılmalı demekten öteye..
Bayındırlık müdürlüğünde yaşananları yıllarca yazarken birileri yine, ‘Hayır siz yalan yazıyorsunuz’ dememişmiydi?..
Peki; O zaman sormazlar mı, ‘Bayındırlık Müdürü neden görevinden el çektirildi’ bunuda yapan sayın valimiz değil mi?..
İl Jandarma Komutanımızın göreve başlar başlamaz kendisine yerini bırakan Albay Mehmet Ay’ın tam tersine biz gazetecileri dışlaması ve bizim bunun yanlış olduğunu söylememiz ve birileri gibi kovulmaları gizlemeyip, yazmamız suç mu?..
Jandarma bölgesinde yaşanan hayvan hırsızlıklarını yazarken, bu devletin güvenlik güçlerini kamuoyunun önünde küçük düşürmekmidir?
Soruyoruz, Ardahan’da sınır kapılarının işlemediğini, işsizliğin diz boyu olduğunu, hayvancılığın bittiğini, göçün hızla devam ettiğini, köylerin perişan olduğunu yazmak suçmu?
Biz, büyük çabalar gösterilip, susuz köy bırakmamak için mücadele eden devletin paralarıyla alınan boruların bir metreye değil, 20 santime gömüldüğünü yazarken haksızmıydık?
Bugün bir çok köyün su tesisatı bu nedenle patlarken, haklılığımız ortaya çıkmamışmıdır?..
Çıldır KÖY/DES’i neden yazmadık, Ardahan KÖY/DES’in başarılı olduğunu, yönetici ve siyasilerinin bu konuda çok hassas olduğunu yazarken, Göle’de, Damal’da, Hanak’ta ve de Posof’ta yanlışlar var diye yazarken neden kızıldı bize?..
Halbu ki onları biz değil, birileri söylediği ve şikayet ettiği için yazmıştık..
Bugün Göle Polisinin kolları sıvayıp, yakaladığı hırsızları yakalayın, kamera almayın derken suçlumuyduk?
Bakın içte Göle savcımızında ciddi çabalarına polisin verdiği destekle hırsızlık faaileri bulunmadı mı?.. Bizde yazmadık mı?
Kaldı ki Ardahan İl Emniyeti, Göle İlçe Emniyeti ve Savcılığı gibi çalışmalarını yaparken basına da yardımcı olup, yardım almıyormu? En doğrusu bu değil mi?..
Posof başta olmak üzere bir çok köyün yolunun yağan bir karış karda hemen kapanıp, insanlar mağdur olurlarken, kaymakamların 4×4 almasının ne kadar doğru olduğunu sormayacakmıyız?
Valimizin göreve geldiği günden beri toparlayamadığı çürük, çarık binalar için gösterdiği çabalar Vali Murat Yıldırım’dan önce olsaydı bugün bunlar olurmuydu?
Halbu ki biz dün o çürükleri, çarıklarıda yazarken, birilerini kızdırmış, hatta ölümlerle tehdit edilmemişmiydik?
Daha nicelerini sıralamaktansa Trabzon Valisinin ve İl Emniyet Müdürünün yanlıştan ısrar etmesini ve görevden alınmalarının altında yatanı görmek en iyisi değilmi diye sormak gerekmez mi? Bunlar olurken, Trabzonlular yada biz seviniyormuz?
Hayır!
Biz idarecilerimizle barışık ve el ele verip çalışmak istiyoruz…
Ama İl Milli Eğitim Müdürümüz Mehmet Yıldırım’ın çabalarını baltalayan emrindekilerinin yarattığı sorunları biz yazdığımız için kötü oluyorsak bir şey diyemeyiz ..
Burada bir kez daha ilan ediyorum.
Ben Ardahanlıyım, Ardahan’da yaşanan tüm olumsuzluklar en başta beni etkiler, bunların çözümüde beni sevindirir..
Bu sorunların çözümünde samimi gayretler ortaya koyanların her zaman yanında olduğumuzu belirtirken, onların bu gayretlerini suistimal edenlerinde karşısında olup, yazacağımızı ilan ediyoruz.
Bizim kimseyle kavgamız olmaz, yazarken birilerinin kaşına gözüne bakıp yazmayız. Hizmetlerin aksayan yönlerini kamuoyuna sunar ve yanlıştan ısrar edilsede gazeteciliğimize devam ederiz, edeceğiz, ediyoruzda ..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58
İşadamı Cavit Çetin:
SORUNLAR CESURCA ORTAYA KONULUP, ANLATILMALI
Ardahanlı İşadamı Cavit Çetin Ardahan’ın sorunlarının cesurca ortaya konup, tartışılması ve bu yönde çalışmalar yapılması gerekliliğine dikkat çekti.
Çetin, 5 ana sorun adı altında topladığı Ardahan’ın sorunlarının çözümünde gerek siyasi gerekse sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düştüğünü de belirttiği yazısını aynen yayınlıyoruz.
**ARDAHAN VE YARINLARA DAİR…
Sevgili hemşehrilerim, aslında konuya nereden gireceğimi tam olarak kestirememekle beraber, geçmişin derin izlerini taşıyan güzel ilimizin tarih süzgecinden geçip, yarınlara dair umutlarımızı güçlendirmek için sizlerle sohbet etmek, dertleşmek, sorunlarımızı açık açık dile getirip, bunların artık talihimiz olmasından bıkıp usandığımızı herkesin duymasını sağlamaktır.
Doğuda şirin bir il olan Ardahan’ ımızın yaklaşık 3000 yıllık bir mazisi var sevgili dostlarım. Dile kolay; tamı tamına 3000 yıllık mazi. Her sokağında, her taşında bu mazi bize atalarımızdan miras ve bunu yarınlarımıza ulaştırmamız bizim çocuklarımıza borcumuzdur. Benim güzel memleketim 93 harbiyle birlikte Rus’ lara savaş tazminatı olarak bırakılacak kadar talihsiz, Mondros Mütarekesi sonucu oluşan şartları reddeden ‘’ Milli Şura Hükümeti’’ ni kuracak kadar da vatansever, hatıralarını herzaman minnet duygularıyla andığımız atalarımıza evsahipliği yapacak kadar da şanslıdır. Şükürler olsun ki Milli Şura Hükümeti, Kurtuluş Savaşı’ ımızla bütünleşerek, Kazım Karabekir Paşa komutasındaki şanlı ordumuz tarafından kurtarılmıştır. Cumhuriyetimizin ilanından sonra il olan memleketimiz, 1926 yılında çıkan bir yasayla Kars’ a bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir. Bir çoğumuzun hatırlayacağı gibi de 1992 yılında tekrar il statüsüne kavuşmuştur.
Tabii ki il olmasıyla tüm sorunların bittiğini söylemek biraz hayalcilik olur. Doğu’ daki diğer bir çok il gibi bizim memleketimiz de çok sıkıntı çekti ve hala çekmektedir. İnsanlarımız aş için iş için doğdukları yerleri, ata topraklarını yaşlı gözlerle bırakmak zorunda kaldılar. Ama emin olunki içlerindeki Ardahan sevgisi, özlemi, bu topraklara olan bağlılıkları hiç bitmedi, özlemleri büyüyerek coşkun bir deryaya dönüştü. Gittikleri hemen hemen her mahallede, her ilçede, her ilde kendi benliklerini yaşatmak, içlerindeki özlemi bir nebze olsun dindirebilmek için bir araya geldiler. Dernekler, vakıflar kurarak, gelenek ve göreneklerini yaşatmaya gayret ettiler ve etmektedirler.
Değerli hemşehrilerim şimdi eğri oturup doğru konuşalım; Yılların verdiği talihsizlik ve ilgisizlik sebebiyle bu güzel memleketimiz çok sorunlar yaşadı ve hala da tam olarak sorunları çözülmüş değil. Ya da, yine güzel insanlarımıza has bir özellik olan alçakgönüllüğümüzle belirteyim, bizler tam olarak sorunlarımızı dile getiremedik. Aslında sorunlarımız öyle uzaktan bakılınca yapılamayacak kadar büyük ve karmaşık değildir. Önemli olan bu sorunları doğru cümlelerle teşhis edip, ilgililerin dikkatini çekinceye kadar her fırsatta dile getirip, takibini yapmaktır. Bizim sorunumuz aslında bir takip sorunudur. Her seçim döneminde meclise gönderdiğimiz değerli vekillerimiz de bu sorunları bilyor ve buraya geldiklerinde bizlerle paylaşıyorlar fakat bu sorunları mecliste hangi sıklıkta dile getirip takibini yapıyorlar. Açıkcası yeterli derecede gayret sarfedip takibini yaptıkları konusunda emin değilim değerli dostlarım. Hükümetimiz, sayın valimiz, değerli kaymakamımız, milli eğitim müdürümüz ve diğer kamu görevlilerimiz elinde gelen çabaları gösterseler de sonuçta bir yere kadar, bundan sonrasını götürebilecek vizyon sahibi memleketi için her şeyini feda edebilecek kadar cesur ve vatanperver siyasetçilere ihtiyaç vardır.
**Sıkıntılarımız açık ve net:
1. İlimizin en önemli ekonomik faaliyet alanını olşturan hayvancılık, özellikle son 15-20 yıllık süreç içersinde oldukça geriye gitmiştir. Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda sanayi önemli bir ekonomik kaynak olmakla birlikte tarım alanlarındaki gelişmelere verdikleri önem ise hiç de az değildir. Batılı ülkeler gelişmişliklerini tarımla ilgili sorunlarını çözdükten sonra yüzlerini sanayi toplumuna dönmeleri sonucuna borçludurlar. Bizde ise politikacılarımızın sorunları yerinde değilde, masa başında işi çözme kabiliyetleri ( ! ) sebebiyle sorunlarımız daha da çıkılmaz hale gelmiştir. Açık açık belirtiyorum arkadaşalar; Başlangıçta biz tarım toplumuyduk. Doğa bize bu hakkı vermişti. Demişti ki: Size ben tarım ve hayvancılıktan ekmek yemenizi nasip edeceğim. İlk önce bu konuda uzmanlaşın, bu konuyla ilgili sorunlarınızı çözün. Daha sonra sanayi toplumu olmanız için alt yapınız kuvvetli olur demiştir. Biz ne yaptık tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunlarımızı çözmeden, sanayi toplumu olma sevdasına düştük. Geldiğimiz nokta ise belli; Ne tarım toplumu olabildik, ne de sanayi toplumu olmayı becerebildik. Ama hiç birşey geç değildir. Gerekli alt yapı çalışmasıyla özellikle hayvancılık konusunda gerekli gelişmeleri gösterebilir, yeni iş alanları yaratabiliriz. İlimizin ekonomisini canlandırmada öncelikli sektör olan hayvancılığın, hayvansal üretime dayalı sanayi ile desteklenmesi gerekmektedir. Böylece hem hayvansal üretimde zamanın şartlarına uygun üretim yöntem ve teknikleriyle üründe verim, kalite artırılacak hem de sanayi alanında gelişmemiş olan yörede sanayi canlanacaktır.Türkiye büyükbaş hayvan varlığının % 2.56’sının Ardahan’da bulunduğu düşünülürse, yörenin et, süt ve deri işleme gibi hayvansal üretime dayalı sanayi tesislerine hammadde sağlayacak potansiyele sahip olduğu görülecektir.
2. Bir bölgenin kalkınmasında en önemli faktörlerden birisi de sanayileşmedir. işletmenin verimli ve kârlı olabilmesi için kuruluş yerinin önemi büyüktür. Her şeyden önce mal üretebilmek için gereken hammaddeyi ucuz ve kolaylıkla sağlayabilecekleri bölgeleri tercih ederler. Üretilen malın kolaylıkla pazarlanabilmesi için kuruluş yerinin pazar merkezlerine yakın ve ulaşımın kolay olması gerekmektedir. Çalışacak insan gücünün de bol ve ucuz olması, özellikle kalifiye elemanın kolaylıkla sağlanabilmesi önemlidir. İşletmelerin kuruluş yeri seçiminde dikkat ettikleri bir diğer husus da Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitesi gibi altyapı yatırımları götürülmüş özel sanayi alanlarının bulunmasıdır. Bütün bu koşullar göz önüne alındığında memlektimizin bir işletme olarak gerek ekonomik gerekse doğal faktörler açısından çekici bir merkez olmadığını görmekteyiz. Bu nedenle Ardahan, bugüne kadar sanayi alanında yeterli gelişimi gösterememiştir. Ülke genelinde belli avantajlara sahip bölgelerin sanayileşme açısından hızla gelişmesi, bu bölgelerle diğer bölgeler arasında gelişmişlik farkını açmaktadır. Bu durum, ülke içerisinde sosyal ve ekonomik anlamda çeşitli sorunların doğmasına yol açmaktadır. Ardahan gibi sanayileşme konusunda birtakım dezavantajlara sahip bölgeler için özel projeler geliştirilerek uygulamaya konulması, hem bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak hem de bahsedilen sosyo-ekonomik sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Ardahan’daki üretim potansiyeli dikkate alındığında, özellikle tarımsal üretime dayalı sanayi tesislerini besleyebilecek bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. İlde sanayiinin gelişmesi için tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin iptidai usullerden kurtarılarak modern ve verimli işletmecilik yöntemleriyle üretimde miktar ve verimin artırılması, Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitelerinin kurularak ildeki sanayi altyapısının tamamlanması gerekmektedir.
3. Bir serhat şehri olan Ardahan, doğu komşularımızdan Gürcistan ve Ermenistan ile sınırdır. 1990’lı yıllarda bu ülkelerde meydana gelen rejim değişiklikleri ilimiz için yeni bir imkan doğurmuş, bu dönemde Gürcistan ile Ardahan arasında ticari ve sosyal ilişkiler gelişmiştir. Ardahan ile Gürcistan arasında biri Posof Türkgözü diğeri Çıldır Aktaş olmak üzere iki sınır kapısı bulunmaktadır. Posof ilçemiz sınırında bulunan Türkgözü Gümrük Kapısı 1995 yılında faaliyete geçmiştir. Çıldır İlçemiz sınırında bulunan Aktaş Gümrük Kapısı ise Gürcistan tarafında bulunan eksiklikler nedeni ile henüz faaliyete geçmemiştir. Gürcistan sınırında bulunan bu kapılar bu ülke ile sınır ticaretini gündeme getirmiştir. Sınır ticareti sınır illeri ile bunlara komşu olan illerin ihtiyaçlarını karşılanması amacıyla karşılıklı olarak yapılan ticari işlemlerdir. Bu ticaretin amacı; bölge halkının ihtiyaçlarını sınır bölgelerinde kısa sürede ve daha ucuza temin etmesi, istihdamın arttırılması, bölge halkının refah düzeyinin yükseltilmesi ve bölge ekonomisine canlılık getirilmesidir. Özellikle 1997yılından sonra ilimizin ticari hayatında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. Özellikle ilimize sınırsız miktarda motorin ithal etme izninin verilmesi esnafımızın büyük çoğunluğunu bu işle uğraşmasını sağlamıştır. 1998 yılının ortalarına kadar yoğun şekilde devam eden ve ilimizin ekonomisine önemli miktarda para girişi sağlayan motorin ithalatı il genelinde diğer sektörlerde de canlılık getirmiştir. Özellikle inşaat sektöründe gözle görülür bir kıpırdanma olmuştur. Ancak önceleri vergiden muaf olarak yapılan motorin ithalatına Bakanlar Kurulu’nun kararı ile vergi ve fonların % 80’e çıkarılması, ayrıca ithal edilen motorinin il ihtiyacı fazlasının il dışına çıkarılmasının yasaklanması ile motorin ticareti durmuş ve ilimizde meydana gelen canlılık azalmıştır.
4. Diğer önemli konu ise İlimizin komşu ülkelere ve yurtiçi ulaşımını ilgilendiren, bölgemize hem ekonomik hemde turizm açısından canlılık getireceğine inandığımız Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu bağlantılarından birisininde ilimiz sınırları içersinde olmasıdır. Bu istek bölge halkımızın şimdiye kadarki kötü talihini bir nebze olsun değiştirecek bir istektir.
5. Bilindiği gibi ülkemiz Avrupa Birliğine girebilmek için bir çok alanda önemli adımlar atmaktadır. Hükümetimizin azimli ve kararlı politikası neticesinde gerek günlük yaşamda, gerek kamusal alanda ve özellikle üretim kademelerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Avrupa Birliği uyum sürecinde tanına bir çok krediler mevcuttur. Ama çoğumuz bilmediği için kullanılmamaktadır. Çoğu hibe ve uzun vadeli düşük faizli kredi olan bu kaynaklar özellikle tarım sektöründe büyük yatırımlara olanak verecek düzeydedir. İlimizin bu kaynaklardan faydalanmasını sağlayacak her türlü olanakları seferber edip bize tanınan bu hakkı halkımıza sunmayı bir görev bilmekteyim. Böylece uyum sürecine katkıda sadece hükümetimizden değil kendi çabamızla da bir şeyler yapmış olacağız.
Yukarıdan da görülebileceği gibi, en önemlilerini sıralamış olduğum sorunlarımızın herkes bilincinde ve hemen hemen her platformda ilgili sivil toplum temsilcilerimiz tarafından da dile getirilmektedir. Daha önceden de belirttiğim gibi bunların sürekli ilgili makamlara iletmek ve toplum olarak sorunlarımızın arkasında durup takibini yapmaktır.
Evet değerli hemşehrilerim. Toplum olarak, Ülke olarak çok hassas dönemden geçmekteyiz. Sanki oluşan durumların hepsi bizleri birbirimize karşı kışkırtmakta, birliğimizi bozmaktaymış gibi gelmektedir. Güzel ülkemize, güzel ilimize ve özellikle de birbirimize olan inancımızı herzaman en üst mertebede tutmalı, ilk önce komşumuzdan başlayarak, darda olanlarımıza destek vermeliyiz. Komşum açken ben nasıl tok yatabilirim düşüncesini hiç bir zaman unutmayalım. Bir lokma ekmeğimizi ihtiyacı olanlarımızla paylaşırsa milli birlik ruhumuz her zaman bize destek verecektir. Ancak o zaman yarınlarımıza güzel şeyler bırakabiliriz. Allah yolumuzu açık etsin. Hoşça kalın değerli dostlarım.
Haber ekleme saati: 13.15-27/01/2007
Haber/Röportaj: Özkan Karakaya
AKP Ardahan’da Dev Yatırım!
KİRALIK YERE GEÇERLERKEN BAYRAM ETTİLER ..
4 yılık iktidarında bir kurdele kesip, Ardahan’a yaptığı ciddi bir yatırım yapmayan AKP Ardahan İl Teşkilatı bugün 25 bin Ytl. harcayarak, kiraladığı yeni binasına taşınıyor.
Ardahan Kongre caddesi üzerinde bulunan yeni parti binasının açılışını günler önce anos edip, çarşılara astığı plama ve bayraklarla ilan eden Ardahan AKP’lilerin sevinçleri gözlerinden okundu.
Haber ekleme saati: 13.01-27/01/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Kazandı ama sevinemedi!
Geçtiğimiz hafta çoğunluk sağlanmadığı ve kapalı oy kullanılması istenmesi dolaysıyla ertelenen Ardahan Esnaf ve Kefalet Kredi Kooperatifi seçimi bugün yapıldı. 204 üyenin oy kullandığı seçimi Erol Kayatürk 124 oy ile kazandı.
500 ortağı 400 bin Ytl. borcu olan Ardahan Esnaf ve Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanlığına seçilen Kayatürk, esnafın seçime ilgi göstermemesi ve rakibi Dilaver Özgür’ün 80 oy almasına üzüldüğünü belirtirken, başkan olduğuna da sevinmediğini söyledi.
Ardahan kongre caddesi üzerinde bulunan Bilgi Çayevinden yapılan seçimi Erol Kayaktürk başkanlığında ki liste kazandı.
Erdal Kara, Çetin Derin, İsmail Kahya ve Vural Evliaoğlu’nun yeni yönetime seçildiği seçim olaysız sona erdi.
Haber ekleme saati: 18.12-26/01/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Göle kaymakamı gözlerinden ameliyat oldu,
Çıldır Kaymakamı soğuktan koma oldu ..
Ardahan Göle ve Çıldır Kaymakamları rahatsızlıkları gerekçesiyle yataklık oldular.
Göle Kaymakamı Şaban Akça’nın gözlerinde yaşadığı bir sorun dolaysıyla ameliyat olduğu öğrenilirken, Çıldır Kaymakamı Hüseyin Yılmaz’nda aldığı şiddetli soğuk dolaysıyla bir haftadır evinde istirahat ettiği bilgisi alındı.
Haber ekleme saati: 13.08-26/01/2007
Haber/Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Alınak’a tehdit mesajı: Seni Dink’in yanına göndereceğiz ..
DEMOKRATİK Toplum Partisi (DTP) Kars İl Başkanı ve eski milletvekili Mahmut Alınak, e-posta yoluyla tehdit edildiği için Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Kars ve Şırnak eski milletvekili ve DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak’a, 21 Ocak’ta gönderilen e-postada, ‘Seni de Hrant Dink’in yanına göndereceğiz’ denildi.
DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak pakkında da, öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in yargılandığı TCK’nın 301’inci maddesinden bir yıl içinde 10 ayrı dava açıldı. Hakkında Ardahan, Kars ve İstanbul Beyoğlu’nda olmak üzere açılan 10 ayrı davada 100 yılı aşkın hapis cezası istenen Alınak tepkisini şöyle dile getirdi:
“Bir yıllık il başkanıyım, hakkımda 10 dava açıldı. Daha iki gün önce Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na iki davadan dolayı ifade verdim. Basın açıklamaları veya salon toplantılarında yaptığım konuşmalar nedeniyle açılan davalar. 301’inci madde değiştirilse bu kez 214, 215, 216, 217 devreye girer. Banka mı soydum, gasp mı yaptım?Konuşmaktan başka ne suçum var? 21 Ocak’ta gelen bir e- posta’da, ‘Seni de Hrant Dink’in yanına göndereceğiz’ diyorlar. Ben de Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundum. Koruma talebim yok. Çünkü karanlık güçler eğer beni öldürmeyi kafalarına koymuşsa yapılabilecek bir şey yok. Bu konuda korumanın her hangi bir katkısı olmayacak. Kendimi kendi imkanlarımla korumaya çalışacağım.”
Haber ekleme saati: 12.52-26/01/2007
Haber: Mukader Yardımcıel/Kars
İş adamı Cavit Çetin,
“Ardahan’da siyasi iktidarsızlık söz konusu” dedi.
Ardahan ilinde son aylarda Eğitim, muhtaç ailelere gıda, yakacak, giyecek, cami ve okul onarımı ardından işsizliği önlemek için de yatırım yapan ve isminden sıkça söz ettiren Ardahanlı iş adamı Cavit Çetin, Ardahan’da bulunan siyasetçilerin iktidarsızlığından yakındı. Çetin yapmış olduğu açıklamada, “ilimizi yeterli düzeyde temsil etme kabiliyetleri söz konusu olmayan siyasetçilerimiz mevcut. 8 ay uzun ve soğuk kış aylarının hakim olduğu ilimiz ve çevresi, özel yatırım ve özel teşviklerle desteklenerek, kalıcı yatırımlara kavuşturulmalıdır. Ardahan’da seçilmiş siyasetçilerin her nedense bu önemli konulara eğilim göstermemesini anlamıyorum. İlimiz ve çevresinde kalıcı yatırmaların vatandaş tarafından yapılmamışsa, devlet kanalıyla finanse edilerek desteklenmelidir. İnsanlarımız sınırda serhat bekçiliği yaparken, yetkililerde onların her türlü sorun ve sıkıntılarını çözmesi gerekir. Aksi taktirde hızla göç veren ilimiz, bir gün gelir köy konumuna düşebilir. Yetkili birimlerin bu önemli konuyu deklare ederek insanlarımızı göçe doğru yol almış bir ortamda nasıl çevirebiliriz hesabını yapması lazım. Doğunun özelliklede ilimiz Ardahan’ın öz kaynakları projelendirilmiş bir çoğu uygulanabilir görüşü alınmış, ancak ilgisizlikten dolayı bir türlü hayata geçmemiştir. Bunlar Kura Projesi, kayak Merkezleri (Kış Sporlar-Turizm), Hayvancılık, Süt Toplama Merkezi ve Sınır kapılarının aktif olmadığı, saydığım beş proje tam anlamıyla hayata geçmediği için ilimiz hızla göç vermektedir. Ama bunun sebebi Ardahan’da aktif olmayan siyasetçiler, iş bilmeyip bu halkın kaderiyle oynamanın günahını çekmekteler” dedi.
Haber ekleme saati: 12.32-26/01/2007
Haber/Foto: Özkan Karakaya
KARS VALİSİ ERDEN, BİREYSEL YARDIMLARA KARŞI OLDUĞUNU SÖYLEDİ
“BALIK TUTMAYI ÖĞRETELİM”
Vali Mehmet Ufuk Erden, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından dağıtılan kömür, yiyecek ve para yardımına karşı olduğunu belirterek, “Bu yardım, insanlara balık vermektir. Oysa, en doğrusu bu insanlara balık tutmayı öğretmektir.” dedi.
Puanlama sistemiyle mahallelerinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan yardım alanların sayısının düşmesi üzerine sıkıntıya giren muhtarlar, Valiliği bastı. AKP Kars İl Başkanı Remzi Aras’la birlikte geldikleri Valilik’te, Vali Mehmet Ufuk Erden’den görüşmek isteyen mahalle muhtarları, “Daha önce yardım alıp da, puanlama nedeniyle şimdi yardım alamayanlar, camımızı kırıyor.” dediler.
Muhtarların görüşme talebi üzerine önce AKP Kars İl Başkanı Remzi Aras’la makamında baş başa görüşen Vali Erden, daha sonra, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan sorumlu olan Vali Yardımcısı Doğan Demirdaş’ı da makamına çağırdı. Makamda yapılan üçlü görüşme ardından Vali Erden, muhtarları toplantı salonuna alarak, uygulama hakkında bilgi verdi.
Vali Erden, geçtiğimiz yıl Kars’a 8 bin ton kömür gönderildiğini, ancak şimdi gönderilen kömür miktarının 350 ton olduğunu belirterek, “8 bin ton, 8 bin aileye yardım demekti. Ama, şimdi elimizde 350 ton kömür var. Yani, daha önce kömür alan herkese şu anda kömür verme gibi bir imkanımız yok. 350 ton kömürü kime, nasıl vermemiz gerekiyor? Bunun için zorunlu olarak puanlama sistemine gittik. Bu konuda öğretmenden, imamdan, tanıyanların görüşünden faydalandık.” diye konuştu.
Muhtarların, “Zenginler yazılmış” demesi üzerine, Vali Erden, “Kim o zengin? İsmini söyleyin. Gerekli araştırmayı tekrar yaptırayım. Eğer gerçekten yardımı hakedenler içerisinde zengin varsa, sorduklarımızı sorgularım. Bu konuda itirazı olan dilekçe versin. Çok titiz bir şekilde araştırılacağına söz veriyorum.” dedi.
Muhtarların, “Biz sıkıntıdayız, herkes topu bizim üzerimize atıyor. Bizim yazdırmadığımızı düşünüyor ve çok sayıda vatandaş, araştıra için kendilerine gelinmediğini söylüyor” yakınması üzerine Vali Mehmet Ufuk Erden, “Hayır, sizinle ilgisi yok. Puanlama sisteminde biz daha çok ilgili yerde bulunan öğretmen ve imamların bilgisine başvurduk. Ama, eğer bir yanlışlık varsa söyleyin, araştırıp düzeltelim. Ayrıca, araştırmamız henüz tamamlanmış değil. Yani, yardım alacak vatandaşımızın sayısı henüz çıkarılmamış. Araştırmamız sürüyor. Hak edenin yardım alacağından kimsenin ve özellikle siz muhtarların endişesi olmasın.” diye konuştu.
Vali Mehmet Ufuk Erden, ayrıca, bu tür gıda ve kömür gibi bireysel yardımlara karşı olduğunu da ifade ederek, şunları söyledi:
“Ben şahsen, balık vermek yerine, balık tutmasının öğretilmesinden yanayım. Bugün balık verdin, yarın yine isteyecek. En iyisi ve geçerli yol, bu insanlarımıza kendi balıklarını kendilerinin tutması için balık malzemesi vermektir. Yani, bu parayı biriktirip, bu insanların iş kurmasına yönelik proje hazırlamalarını ve hayallerini geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Kömür, gıda, az da olsa nakdi yardım yapıyoruz. Halbu ki, bu parayla iş kuranlar desteklenirse, artık o insanların bu tür yardıma ihtiyaçları olmaz. Bu konuda çalışma yapacağım. O zaman, hem vatandaşımız sürekli kurtulmuş olur, hem de ‘o aldı, ben almadım’ kuşkuları ortadan kalkar, hem de hepimiz rahatlamış oluruz.”
Haber ekleme saati: 11.39-26/01/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars
BU YAĞMA NİYE?
Devletin trilyonlar harcayıp, resmi kuruluşların oluşturduğu şirkete devrettiği Kars-Sar-Tur’un zararı önlenemez boyuta ulaştı. Özel sektörde olsa her ay milyarlarca lira kâr edecek konumda bulunan Kar-Sar-Tur, her ay milyarlarca lira zarar ediyor. Vali Mehmet Ufuk Erden, kurumun zarar etmesinin kendisini de düşündürdüğünü belirterek, “Yakın zamanda çözüm bulacağım.” dedi.
Başta telesiyer bilet satışı olmak üzere, otel, park ve piknik alanı da bulunan ve Kars Valiliği Özel İdare Genel Sekreterliği, Kars ve Sarıkamış Belediyeleri, Sarıkamış Kaymakamlığı ile Sarıkamış’taki iki otelin oluşturduğu bir şirket olan Kar-Sar-Tur’un zararı kafalarda soru işareti bıraktı.
Devletin trilyonlar harcayıp kurduğu tesislerin gelirine sahip olan Kar-Sar-Tur’un, her ay milyarlarca kâr etmesi gerekirken, zarar etmesini değerlendiren bir yetkili, “Burası geçmişte adeta Valilikteki etkili ve yetkililerin arpalığı gibiydi. Geçmişte bazı vali yardımcılarının tüm giderleri buradan karşılanıyordu. O vali yardımcılarının kendisi yanı sıra eş ve çocuklarının tüm kayak kıyafetleri ve konaklamaları bu şirket tarafından karşılanıyordu. Şu anda böyle bir şey yok, ama şirket yine de zararda.” dedi.
Telesiyer işletme yetkisine sahip olan Kar-Sar-Tur’un, normal vatandaştan telesiyer ücreti olarak 40 milyon aldığını, ancak otellere 9 milyona sattığını dile getiren yetkili, şunları söyledi: “Telesiyer bileti satışında tek yetkili olan ve oteli, otoparkı, iki adet piknik alanı bulunan Kar-Sar-Tur’un zarar etmesi anlaşılır gibi değil. Oteller, şirketten aldıkları telesiyer biletiyle kâr ederken, şirket zarar ediyor. Oysa ki, bu şirket, özel sektörün elinde olmuş olsa, her ay milyarlarca lira kâr edecek tesislere ve gelir kaynaklarına sahip. Buna rağmen, nasıl halen zarar ediyor anlamak mümkün değil. Altyapıyı devlet yapmış, kaymağını oteller yiyor.”
Kar-Sar-Tur’a, önceki yıl Kars Yem Fabrikası olayında olduğu gibi sermaye artırımı için Kars İl Özel İdaresi’nden 50 milyar lira verildiğini, ancak karşılığında kuruma hisse verilmediğini de ifade eden yetkili, “Kars İl Genel Meclisi, Kars Yem Fabrikası’na verdiği para konusunda ‘hisse alma’ veya ‘geri ödeme’ gibi girişimde bulunurken, nedense aynı durumda olan Kar-Sar-Tur için kılını bile kıpırdatmıyor. Yoksa bir yerlerden mi çekiniliyor?” diye sordu.
Yetkili, şu anda zarar eden trilyonluk tesislere sahip Kar-Sar-Tur’un, devlet mantığıyla değil de, özel sektör anlayışına sahip olması veya özel sektöre devredilmesi durumunda durumun tersine döneceğini savunarak, “O zaman, bugün her ay zarar eden şirket, her ay milyarlarca lira kâra geçecek ve devlet de bir kamburdan kurtulacak. Bu arada tabi, bazı etkili ve yetkililerin arpalığı olmaktan da kurtulmuş olacak.” diye konuştu.
VALİ: OLAYIN FARKINDAYIM
Bu arada, konu ile ilgili görüşlerini aldığımız Vali Mehmet Ufuk Erdem, Kar-Sar-Tur’daki zararın farkında olduğunu belirterek, yakın zamanda bir çözüm bulacağını bildirdi.
Şu anda gerekli araştırmaları yaptığını belirten Vali Erden, “Buranın zarar edip, devlet üzerinde kambur olmasını kabullenemem. Burasının, devleti zarara uğratan değil, devlete gelir getiren bir yer olması için yapılması gerekenler üzerinde hassasiyetle durmaktayım.” dedi.
Haber ekleme saati: 11.36-26/01/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kras
SHP Kars İl Başkanı Özgünlü’den ilginç iddia:
“DİNK’İN ÖLMESİ İSTENDİ”
Sosyal Demokrat Kars İl Başkanı Nihat Özgünlü, uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Gazeteci Hrant Dink cinayetinde, asıl yargılanması gerekenin, katil ve arkasındakileri barındıran ve besleyen siyasal iktidar olduğunu kaydetti.
Hrant Dink cinayetini değerlendiren Özgünlü, “Hrant Dink, vurulmasının ardından 2 saat vurulduğu yerde bekletiliyor. Vurulduğu anda öldüğüne kim karar verdi ki, saldırıdan hemen sonra hastaneye götürülme gereği duyulmuyor ve tam 2 saat orada bekletiliyor. Kafasına 7 kurşun sıkıldığı halde yaşayanlar varken, Hrant Dink’in vurulduktan sonra vurulduğu yerde bekletilmesi başka bir cinayettir.” dedi.
Türkiye’deki siyasi cinayetlerde bireyin tutularak kitleye gidildiğini, ancak aslolanın kitleyi tutarak bireye gitmek olduğunu ifade eden SHP Kars İl Başkanı Nihat Özgünlü, şunları söyledi:
“Hrant Dink’in katledilmesi üzerine çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi. Ama, nedense kimse, Hrant Dink’in vurulduktan sonra neden bir doktor kontrolünde hastaneye kaldırılmadığını ve 2 saat vurulduğu yerde kaldığını dile getirmiyor. Hrant Dink’in o anda öldüğüne kim karar verdi ki, 2 saat vurulduğu yerde bekletildi? Belki de vurulduğu anda ölmüştü, ama doğru olan o anda hemen bir doktorun gelmesi ve anında hastaneye götürülmesiydi. Kafasına kurşun yiyen herkes ölmüyor. Biz Kars’ta bunun örneğini gördük. Yakın zamanda kafasına 7 kurşun yiyen bir şahıs, anında hastaneye yetiştirildiği için şu anda yaşıyor. Neden anında hastaneye kaldırılmadı? Yoksa, gerçekten ölmesi mi istendi? Eğer değilse, bir kişi vurulduğunda, anında hastaneye kaldırılır ve ölüp ölmediği hastanede belli olur. Nedense bu Hrant Dink’ten esirgendi ve vurulduğu anda hastaneye kaldırılmadı. O anda hemen mi öldüğü ve hastaneye kaldırılmasına gerek olmadığı, bundan dolayı 2 saat vurulduğu yerde bekletildiği açıklanmalı.”
Özgünlü, cinayetin arkasında örgüt aranmamasına da gerek olmadığını vurgulayarak, “Bu örgüt, yıllardan beridir bunları besleyen ve yuvalandıran siyasi iktidardır. Asıl deşifre edilmesi gereken, AKP iktidarı ve Tayyip yönetimidir. Çünkü, cihayeti işleyen ve işletenler, bu siyasal iktidardan güç almış ve moral bulmuşlardır.” diye konuştu.
SHP Kars İl Başkanı Nihat Özgünlü, Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem’in vefatından da büyük üzündü duyduğunu belirterek, “Ocak ayı, ülkemizin kara ayı olmuştur. Uğur Mumcu, Gaffar Okkan ve Hrant Dink Ocak ayında katledilmiştir. Ülkemizin değerli siyasi kişiliğine sahip İsmail Cem de yine Ocak ayında yaşamını yitirmiştir. Cem’in vefatı, acımıza acı katmıştır.” dedi.
Haber ekleme saati: 11.33-26/01/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars
Göle faresi 17. İşinden yakayı ele verdi ..
Ardahan’ın Göle ilçesinde son aylarda yaşanan hırsızlık olayları Göle İlce Emniyet Müdürlüğünün Asayiş ve Hırsızlık Büro ekiplerinin yoğun çabaları sonucu aydınlanmaya başlandı gibi.
Ard arda yaşanan ve gelen tepkiler üzerine ilçenin kamera ile gözaltına alınmasına neden olan hırsızlıkları yapan şahsın ele geçirildiği iddia edildi.
Son olarak Uğur Gıda isimli iş yerinin duvarını yararak hırsızlık yapmak isteyen bir şahısın son işinde yakayı ele verince bu şahsın Göle ilçesinde bugüne kadar meydana 17 hırsızlık olayının faalli olduğu ileri sürüldü.
Alınan son bilgilere göre yakalanan şahısın suçunu kabul ettiği ve yaptığı hırsızlıkların yer tespiti için polisle birlikte bugün soyulan iş yerlerini gösterdiği öğrenildi.
Haber ekleme saati: 11.24-26/01/2007
Haber: Tuğba Yilmaz/Göle
Okullar tatile girdi ..
2006-2007 Eğitim/Öğretim sezonunun birinci yarı yılını bitiren 25 bin öğrenci bugün karnelerini alarak tatile girdiler.
6 bağımsız anaokulu, 206 ilköğretim okulu 19 genel ve teknik lise olmak üzere toplam 225 okulda eğitim alan 23 bin 750 öğrenci ve bin 27 öğretmen dağtılan karnelerle iki haftalığına tatile girdiler.
Eğitim/öğretim sezonunun birinci yarı yıl tatili dolaysıyla Ardahan’da olduğu gibi ilçelerinde de bir dizi tören düzenlendi.
Göle’de karnelerini sevinçle alan öğrenciler bu sevinçlerini ellerine aldıkları karnelerle gösterirlerken, Ardahan’da da valinin katıldığı bir tören yapıldı.
Haber ekleme saati: 10.52-26/01/2007
Haber/Foto: Tuğba Yilmaz/Göle
Kadıoğlu’ nu CHP’liler mi ağa yaptı?
Göle’de düzenlenen Ulusal Kaşar festivaline son iki yıldır üst üste gelerek Göle Kaşar festivaline ağa seçilmesi üzerine Göle Kamuoyunda tartışmalara neden olan Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’ nu CHP’lilerin ağalığa aday gösterdiği iddia edildi.
Kadıoğlu’nu Göle’ye yardımcısı götürmüş…
Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun yardımcılığını yapan Göleli Gürbüz Süleymanoğlu yerel bir siteye yaptığı açıklamada, Necmi Kadıoğlu’nu Göle’ye kendisinin götürdüğünü ve Kadıoğlu’nu Göle’ye götürmesindeki amacının Göleliler ile Necmi Kadıoğlu’nu tanıştırmak amacını güttüğünü açıkladı.
Kadıoğlu ismin kalkmasını istemiş…
Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun yardımcısı Göleli Gürbüz Süleymanoğlu sözlerini “Geçen sene festivale gittik ve bu festivale giderken de başka bir düşünce ile gitmedik. Ben başkan Kadıoğlu’na rica ettim ve başkanda beni kırmadı ve bizimle birlikte geldi. Biz orada protokole oturduğumuz zaman yine eski cadı kazanı kaynamaya başladı. Ben orada CHP İlçe Başkanını çağırdım, “Sakın yanlış algılamayın ben Esenyurt Belediye Başkanını misafir olarak getirdim. Bende bir Göleli olduğum için seçildim meclis üyesiyim, Başkan Yardımcısıyım, orada insanlarımızı temsil ediyorum, sizlerle tanışmak için getirdim” dedim. Ağalık derdimizin olmadığını ifade ettim, fakat o zaman orada “Madem siz misafir olarak geldiniz, aslında Necmi Başkanın ağa olması iyi bir fikir olur” denildi. Ben Başkanla konuştum ve kendisi de ağalık ismi kaldırılırsa kabul ederim dedi.” Şeklinde yaptığı açıklamayla noktaladı.
Haber ekleme saati: 10.29-26/01/2007
Haber/Foto: Öztürk Polat/Ankara
Kalaklar çocuklara oyun alanı oldu
Ağır kış şartlarına karşın dışarı da oyun oynamayı ihmal etmeyen Ardahanlı çocuklar, her yer ve alanı kendilerine oynayacakları alanı yapmayı da iyi biliyorlar.
Bölgenin başlıca yakacağı olan tezeklerin toplanıp, kuleler haline getirildiği Ardahan’da ki bir çok köy çocuklarının, büyüklerinin kenarını açarak, içinde yakacak aldıkları tezek kalaklarını kendilerine oyuncak alanı etmeleri dikkat çekiyor.
Kent merkezlerinde olduğu gibi köylerde de çocuklar için düşünülmeyen oyun alanlarına inat, her alanı oyun sahası yapmayı beceren fotoğraftaki Çıldırlı çocuklar gibi bir çok çocuk zamanlarının büyük bölümünü tezek kalakları, ot yığınları arasında başta saklambaç oyunu olmak üzere oyun sahası etmeyi iyi biliyorlar.
Haber ekleme saati: 10.25-26/01/2007
Haber/Foto: Fakir Yilmaz/Ardahan
EĞİTİMDE SKANDAL!
Köy okulunun karneleri bir gün önceden dağıtıldı ..
Okullar 2006-2007 Eğitim/Öğretimin birinci yarı yıl tatiline girmeye hazırlanırken Ardahan’ın Damal İlçesi eski köyü olan Üçdere (Samıtğa), yeni mahallesi İnönü okulu öğretmeni öğrencilerin karnelerini bir gün önceden dağıtıldığı ve eğitim/öğretimin bir gün önceden tatil etti.
Köylüler ile öğrencilerin şaşırdığı bu durumu tespit eden gazeteciler konuyu İl Milli Eğitim Müdürüne bildirince Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yıldırım çok şaşırırken, bu ilginç durum Damal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne soruldu.
Damal İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Özer karneleri bir gün önceden dağıtarak okulu tatil eden Öğretmen Hüseyin Yel’i makamına çağırıp, skandalin içeriğini basın mensuplarının önünde sorunca olayın doğru olduğu ortaya çıktı.
Karne değil,Mektuptur!
Damal İnönü Mahallesi Öğretmeni Hüseyin Yel’in karne dağıtımını bir gün önceden yaptığının tespiti ardından gazetecileri ikna etmeye çalışan İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Özer, iki yıllık öğretmen Yel’in karne değil velilere mektup yazdığını belirtip, durumu kurtarmaya çalışması dikkat çekerken, mahalle muhtarı Birdal Baytaş ve öğrenci velileri öğretmenin karneleri bir gün önceden dağıttığını köyde okuyan öğrencileri çağırıp, bir gün önceden dağıtılan karneleri göstererek yalanladılar.
***Bilet günü gelmiş, ondan!
Konu hakkında görüştüğümüz Damal İnönü Mahallesi Öğretmeni Hüseyin Yel ise okuttuğu 22 öğrencinin karnelerini bir gün önceden dağıtmasının nedenini ilginç bir yol ile savundu.
Bölgenin ağır kış şartları yaşadığını, bu nedenle tatil için erkenden aldığı otobüs biletine yetişmek için Kars’a gitmesi gerektiğini elinde ki otobüs biletini göstererek kendisini savundu.
EĞİTİMDE SKANDAL 2
Bakanlık karne paralarının alınması için
Milli eğitim müdürlüklerine resmi yazı yazdığı ortaya çıktı ..
Eğitim/Öğretimin birinci yarı yılına girmeye hazırlanan öğrencilerden karne parası alınmaması için emir verdiğini belirten Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e rağmen Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanı Şadi Keskin imzalı 09/01/2007 tarihli resmi bir yazı ile öğrencilerden karneleri karşılığı 1.5,00 Ytl. alınmasını ve toplanan paranın kendilerine gönderilmesini istediği ortaya çıktı.
Haberleri ekleme saati: 23.30-25/01/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yilmaz/Damal
Mezarlığın sahibi çıkınca ölü ortada kaldı!..
Ardahan Merkeze bağlı Aşağı Kurtoğlu’nda meydana gelen bir olay filmleri aratmadı.
Edinilen bilgilere göre uzun süredir rahatsız olan 85 yaşında ki Zekeriya Yıldız’ın bugün vefat etmesi üzerine Aşağı Kurtoğlu köylüleri Yıldız’a mezar kazımak için köyün mezarlığına gittiler. Ancak, o sırada Rahim Yıldırım isimli köylü aynı köylü Zekeriya Yıldız’a mezar kazımaya gelen köylülerin önüne geçerek, ‘Durun burayı kazıyamazsını, bu arsa bana ait’ diyerek mezar kazınılacak yerin kendisine ait olduğunu belirtip, köylülerin açmak istediği mezara izin vermeyince köyde olaylar çıktı.
Bugün ikindi namazı müteakiben toprağa verilmesi düşünülen cenazede ortada kaldı. Bu durum karşısında önce şaşıran, daha sonra da aralarında tartışan köylüler konuyu çözemeyince jandarmalık oldular.
85 yaşında ölen Zekeriya Yıldız’ın cenazesi meydana gelen bu durum yüzünden toprağa verilemezken Jandarmanın köye gelmesi üzerine mezarlığın kendisine ait olduğu söylenen Rahim Yıldırım gözlem altına alındı.
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz A. Kurtoğlu köyü muhtarı Ahmet Yıldız gelişmeyi doğrularken, kendisinin ve köylülerin şikayeti üzerine karakolluk olan köylüsü Rahim Yıldırım’ın evinde yapılan aramada da bir silah ele geçirildiğini de belirtirken Yıldırım’ın köylülerinin yıllardır mezarlık alanı olarak kullandığı yere sahip çıktığını iddia etti.
Köylüler ortada kalan Zekeriya Yildiz’ın cenazesini jandarmanın göstereceği yere gömmek için beklettikleri öğrenildi.
Haber ekleme saati: 23.27-25/01/2007
Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Muharrem Ayı sohbetleri Damal’da devam ediyor
Kurban bayramı Hicri Takvime göre Zilhiçce Ayı’nın 10. günü başlayan
Muharrem Orucu için niyet eden Damallı Aleviler Cem Evinde bir araya geldiler.
Müslüm Bin Akıyl ile çocukları İbrahim ve Muhammet için tutulan oruç ardından Damal Cem Evi’nde bir araya gelen Damallı Aleviler, Damal Cemevi’nde Cem Vakfı Görevlisi Yaşar Kahraman’ın sohbetini dinlediler.
Damal Cem Evi Başkanı Dursun Kayabaşı’nda alınan bilgilere göre 12 gün süren oruç boyunca cem evinde bir araya gelerek, Alevi kültürü hakkında sohbet ettiklerini belirtti.
Haber ekleme saati: 23.15-25/01/2007
Haber/Foto: Fakir Yilmaz/Damal
Karayolları seyyar levhalarla yol gösteriyor!
Bir çok trafik kazasına neden olan ve şimdiye kadar iki kişinin öldüğü yolda ilginç önlem aldı.
Ardahan’da bulunan Karayolları 126. Şube Şefliği, Ardahan çevre yolun da yaşanan trafik kazaları sonucu gelen tepkileri önlemek için yolun kenarlarına seyyar levhalar koydu. Karayollarının çevre yolunda yaşanan trafik kazaları sonucu gelen tepkileri bu yolla önlemeye çalışması dikkat çekerken, yolun her iki yakasına konulan seyyar levhaların yoldan gelip geçen araçların yarattığı rüzgardan ikide bir yere düştüğü gözleniyor. Yol kenarında bulunan vatandaşların yoldan her geçtiklerinde düzelttikleri seyyar trafik levhalarının neden sabitleştirilmediği sorulan Karayolları 126. Şube Şefliği yetkilileri yerin soğuktan donmasını neden gösterdiler.
Haber ekleme saati: 21.59-25/01/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yilmaz/Ardahan
Eskimo usulü teknoloji!
Doğu Anadolu Bölgesinin Van gölünden sonra en büyük gölü olma özelliğinin yanı sıra kışın donarak, doğal devasa bir buz patendi alanı haline gelen Çıldır gölünde balıkçılar buzları kırarak balık tutmaya devam ediyorlar.
Kalınlığı 45 santimi bulan buz tabakasını kırarak balık tutan Çıldırlı balıkçılar, teknolojiden uzak Eskimolar gibi bir taraftan balık tutarlarken, diğer bir taraftan da teknolojinin imkanlarından da yararlanmadan edemiyorlar.
Eski usullerle bir taraftan balık tutmaya çalışan Çıldır ilçesi Gölebakan (Meredis) köylü Erol Senem teknolojinin son ürünü olan cep telefonuna gelen çağrılarına da arkadaşının yardımıyla cevap vermeyi ihmal etmiyor.
Haber ekleme saati: 12.36-25/01/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yilmaz/Çıldır Gölü
Okullar yarın tatile girerken ..
O KÖYÜN ŞİMDİ ÖĞRETMENİ VAR!
Ardahan merkeze bağlı Çobanlı köyü ilköğretim okulunun öğretmeninin görevine gitmediğini tespit eden GAZETECİ’nin haberi üzerine kayıp öğretmenin ortaya çıkıp, görevli olduğu okuluna 40 gün sonra da olsa gittiği bilgisi alındı.
Bilindiği gibi geçtiğimiz eğitim-öğretim boyunca sürekli rapor alarak görevli olduğu okula gitmeyen öğretmen gazetelerimiz ve sitelerimiz aracılığıyla gündeme getirilmişti.
Haber ekleme saati: 11.38/25/01/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
ARDAHAN’DA UNUTTUK, KARS’TA UNUTMADIK!
Demokrasi, laiklik ve Cumhuriyetimizin yılmaz savunucusu Uğur Mumcu, katledilişinin 14 yıldönümünde Kars’ta da anıldı. Bir çok konuda Ardahan’da bu konuda da yaşanan duyarsızlık dikkat çekti.
Derin özlem ve saygıyla andığımız Uğur Mumcu’nun katledilmesinin 14. yılı nedeniyle Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kars Şubesi ile Eğitim-İş Sendikası Kars Şubesi tarafından yayınlanan açıklamalarda, Mumcu’nun, “Vurulduk ey halkım unutma bizi” deyişi anımsatılarak, “Unutmadık seni” denildi.
ADD Kars Şubesi’nden yapılan açıklamada, Uğur Mumcu’nun 14 yıl önce arabasına konulan bombalı saldırı sonucu katledildiği belirtilerek, “Bu hain, vicdansız, bu canice, insanlık dışı saldırıyı kınamaktan başka, her şeyden önce laik cumhuriyet savcıları olarak tepkimizi silahımızla, kavgayla değil, birlik olarak demokrasinin ve yüreğimizin gücüyle gösterelim. Birlik olmanın, kenetlenmenin zamanıdır. Dün Uğur Mumcu, bugün başkası, yarın başka birisi. Oysa bilmiyorlar ki, biz Atatürk’ün izinde laik Cumhuriyet savunucuları her gün biraz daha büyüyoruz, kenetleniyoruz.” denildi.
Eğitim-İş Sendikası Kars Şubesi’nden yapılan açıklamada da, Uğur Mumcu’nun katledildiği 24 Ocak 1993’ten bu güne kadar 12 hükümet, 14 İçişleri Bakanı, 12 Adalet Bakanı ve 4 DGM Savcısı’nın değiştiği, buna karşın, cinayetle ilgili bağlantıların halen aydınlatılamadığına dikkat çekilerek, “Uğur Mumcu’ya yönelik suikastın arkasındaki güçlerin doğru tahlil edilmesi, Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in kazanımlarının tehdit altında olduğu bu günlerde her zamankinden daha önemlidir.” görüşü yer aldı.
Eğitim-İş Sendikası Kars Şubesi’nin açıklamasında, daha sonra şöyle denildi: “Bedenine sıkılan kurşunların, aslında Türkiye’nin birlik, beraberlik ve bütünlüğüne; laik, demokratik ve üniter yapısına sıkıldığı aşikar olan gazeteci Hrant Dink cinayetinin yankılarının sürdüğü şu günlerde araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun yıllar öncesinden işaret ettiği tehlike ve tehditler de kendisini çok daha belirgin olarak hissettirmektedir. Demokrasi, laiklik ve Cumhuriyet’in yılmaz savunucusu; araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu dürüstlüğü, ilkeleri, devrimci ve Atatürkçü kimliği ile aydınlanmanın öncülerindendir. Gazeteci yazar Uğur Mumcu, yaşamı boyunca ülkesini karanlığa götürmek isteyen güçlerle; kötülüğe, irticaya, bölücülüğe karşı mücadele etmiştir. Uğur Mumcu ve laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlarını hedef seçenler, ülkemizin en seçkin evlatlarını yok ederek, Cumhuriyet”in savunucularını susturmak istemektedirler. Eğitim-İş, demokrasi şehidi Uğur Mumcu’yu saygıyla anarken, Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma kararlılığını bir kez daha tekrarlamaktadır.”
Haber ekleme saati: 10.57-25/01/2007
Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Öldürülmeden önce sınırların açılmasını istemiş!
Geçtiğimiz gün kahpece öldürülen Gazeteci Hrnat Dink’in Die Welt gazetesinin dün yayımladığı demeçte sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin başlatılması gerektiğini ifade ederek “Yakınlaşma toplumlar içinde, insanlar arasında başlamalı. İnsanlar birbirleriyle karşılaştıkları zaman, gerisi kendiliğinden gelir” dediği ortaya çıktı. Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında bir devlet kurabilmek için ayaklandıklarına ve Türk halkını katlettiklerine ilişkin görüşler hakkında düşüncesi sorulan Dink, “Bu unsurları inkâr etmiyorum. Osmanlı Devleti’nin küçülmeye ve zayıflamaya, büyük devletlerin nüfuzu da artmaya başladığı dönemlerde, Ermeniler dahil olmak üzere bölgedeki halklar çözüm yolları aramaya başladı. Ve bugünkü terör olayları kadar olmasa da aralarında teröristler de vardı. Ancak bu olaylarla tüm bir halkın tehcirini haklı gösteremezsiniz” diye konuştu.
Dink, Türkiye’nin tarihçilerden oluşturulacak bir komisyon kurulması önerisiyle ilgili olarak da, “Bu, olumlu bir adım gibi görünüyor. Hatta gerektiği takdirde özür bile dileneceği söylendi. Ermeni tarihçiler bu daveti reddetmemeliler. Ancak bu, Ermeni dünyasını ikna edebilmek için yeterli olmadı. Birincisi, Ermeniler Türklerin bu konuda samimi olmayabileceklerinden endişe ediyor. İkincisi de, sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin başlatılması gibi daha önemli konularda somut adımlar atılması gerekiyor” görüşünü dile getirdi.
Hrant Dink, “Ermeniler soykırım yapıldığına inanıyor ve buna inanmaya da devam edecekler. Türkler de soykırım olmadığına inanıyor ve buna inanmaya devam edecekler. Her iki taraf da, diğer tarafın neden böyle düşündüğünü araştırmalı ve buna anlayış göstermeli. Aslında her iki taraf da sadece atalarını korumaya çalıştığını anlarsa, bir adım ileri gitmiş oluruz” diye konuştu.
Dink, anayasanın 301. maddesini de eleştirerek “bu maddeden kurtulmanın çok zor olduğunu, bunun için tüm zihniyetin değişmesi gerektiğini” söyledi.
Dink, “Ben bu tür maddelerin daha da köklü bir şekilde yerleşeceği tehlikesini görüyorum” görüşünü savundu. “Türk kanını zehirli gördüğü” şeklindeki sözlerinin tümüyle yanlış anlaşıldığını ifade eden Dink, “Böyle bir şey söylemedim. Ermenilerin Türklere yönelik düşmanlıklarından vazgeçmelerini istedim, çünkü bunun bizim kendi kanımızı zehirlediğini söyledim. Burada Türk kanını değil, kendi kanımızı kastettim” dedi.
Haber ekleme saati: 10.48-25/01/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars
O YAKADA KAR YOK KURAKLIK VAR ..
Ardahan’da Ocak 25, çayırlarda koyunlar otluyor!
Yaşanan olağanüstü doğal değişim dünyada olduğu gibi Ardahan’da kendisini hissettiriyor. Bu yıl yaşanan dondurucu havalara karşın kar yağışının olmadığı bölgede koyunlar halen dışarıda otluyor.
Özelikle Çıldır bölgesinde yaşanan bu durum köylüyü tedirgin ederken, bu durum önümüzde ki baharın kurak geçeceğinin ilk işaret olarak değerlendiriliyor.
Göl 1 metre buz, tarlalar kara!
Hava sıcaklığının geceleri –26’lara kadar indiği Ardahan’da kar yağışının olmaması dolaysıyla tarla ve çayırlarda toprakların çatladığı görülürken, dondurucu havalar dolaysıyla bir çok göl ve akar suyun donduğu görülmektedir.
Donmuş 1 metre kalınlıkta ki buz tabakasıyla kapanan Çıldır gölünün hemen yanı başında kar olmaması dolaysıyla açık kalan arazilerde koyunların otladığı görülen Ardahan’da gelecek bahar ve yaz aylarında büyük bir kuraklık beklendiğini belirten köylüler son 40 yıldır ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kalındığına dikkat çekiyorlar.
Haber ekleme saati: 10.00 -25/01/2007
Haber/Foto: Fakir Yilmaz/Meredis-Çıldır
Vali ile Belediye Başkanın basın aracılığıyla TOKİ polemiği ilin gündemi konumunda
Ardahan Valisi Murat Yıldırım ile Belediye Başkanı Mikail Kayatürk arasında yaşanan soğuk savaş Ardahan mahalli basın aracılığıyla iyiden iyiye alevlendi.
Her iki idarecinin yüz yüze söyleyemediklerini basın aracılığıyla kamuoyu önüne sergilemeleri en çok gazetecilerin işine gelirken, vatandaşlar yaşanan gerginliğin nereye varacağını merak etmeye başladılar.
Ardahan’da bulunan belediyelerin işlerini yapamadıklarını, bir çok belediye işlerini valilik yaptığını öne sürüp açıklama yapan Valinin bu konuda ki demeci ulusal bir gazetenin bölge sayfasında ve yerel gazeteler de manşet olunca başkan makamında jet hızıyla bir basın toplantısı yaparak valinin bu yönde ki demecine karşılık olarak ‘Vasıfsız ve niteliksizlerle işim olmaz’ diyerek üstü kapalı da olsa bir açıklama yaptı.
Daha önce birkaç kez aynı şekilde bir birlerine cevap veren iki yöneticinin arasında uzun süredir yaşanan gerginliğin had safhaya ulaştığı gözlenirken her iki yöneticinin arasında yaşanan sorunun ne olduğu da merak edilmeye başlanırken, Ardahan Valisinin, Ardahan’da yapılacağı konuşulan yeni Toplu Konutlar için söylediği “Konut için ben her zaman söylüyorum ve yine söylüyorum. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin bu tür işleri Belediyeler organize eder, arsa bulur, imara açar vs. Ama bizim Ardahan da maalesef Belediye üstüne düşen vazifeyi bir hakkın yerine getirmiyor. Ben Belediye başkanı olsam gider Toplu Konut İdaresinin kapısında yatar ne yapar ne eder Ardahan’a ikinci etabın yapılması için gerekli sözü alır ve gelirim. Bunu söylerken kimseyi suçlamıyorum kurumun geneli hakkında konuşuyorum. Bu böyle olmayınca valilik olarak biz olaya el atmak zorunda kaldık. Bir hayırseverimiz sağ olsun kendi 60 dönümlük arsayı bağış olarak verdi bizde o arsaya toplu konut yapılması için gerekli işlemleri başlattık.” demişti.
Valinin bu sözleri ardından Ardahan Belediye Başkanı Mikail Kayatürk’te bir basın toplantısı düzenleyerek, “Belediye olarak yok imkanlar içinde büyük işler yaptıklarını, benim vasıfsız ve niteliksizlerle işim olmaz. Halk görüyor kimin ne yaptığını. Biz konuşmuyoruz, iş yapıyoruz. 657’ye tabi olanların yetkileri bellidir. Bana kimse işimi öğretmeye kalkmasın, kendi işlerini yapsınlar. İki yıldır Ardahan’da ne yapıldı ona baksınlar’ diye cevap vermişti.