Kategori: KÜLTÜR-SANAT

  • YERELDEN ULUSAL'A ARDAHAN HABERLER HALK TV'DE!.. Mandıra'da Eğittim


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




    3 yıldır köy muhtarının başvuruları okulun tamamlanıp faaliyete geçirilmedi.


    Üç yıldır 56 mevcudu olan Doğruyol köyü Şehit As Tuncay Güneş Ortaokulu süt mandırasında devam ediyor.



    ERDOĞAN’IN ENFLASYON CANAVARIYLA İŞ BİRLİĞİ..


     


    Daha iyi bir demokrasi, tam eşit insan hakları ve olmazsa olmaz hedef Avrupa Birliği diyerek Milli Görüş gömleğini çıkarıp, “Durmak yok, yola devam..” diyen Erdoğan’ın bu iddia ve taahhütleriyle iktidara geldiğinin 21. yılını 5 yıl daha uzatmak için bu kez de enflasyon canavarıyla iş birliği yaptığı ortaya çıkıyor gibi..

    Aynı Erdoğan’ın iktidara gelmek için Erbakan’ı terk edip, milli görüşçü gömleğini çıkardığını belirterek beklentilerini yerine getirmekten zorlanan Avrupa Birliği ile oluşturduğu birlikteliğin zayıflaması ardından yeni bir yola girmeyi denedi.

    Ve bu yolun hemen sonrası geride bıraktığı AB’nin yolunun geçtiği söylenen ve Şiwan Perver ile Tatlıses’i de yanına alarak birlikte Diyarbakır’da çıktığı sahnede ‘Megri, Megri’ türküsü eşliğinde bu kez de Kürtlerle iş birliği yaparak 5 yılı garantiye almıştı..

    Tabi bu arada bir çok generali ve askeri saf dışı bıraktığı Ergenekon ve Balyoz adlı operasyonlarla askerin vesayetini kırdığını da belirtirken…

    Ha bu arada birlikte yola çıktığı cemaatin KCK’dan daha tehlikeli olduğunu cemaat gibi bu seçimlerde geride bırakacağı söylenen Ardahan milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’a söylettikten sonra adına FETO dediği cemaati de “Allah affetsin” diyerek kenara iten aynı Erdoğan bu kez aynı cemaatten yakınan ulusalcı tayfayı yanına almış Balyozcu, Ergenekoncu dediklerini de yeni tayfasına ekleyerek bu kez de “Bu ülkede Kürt sorunu yok” diyerek süreci buzluğa kaldırdığını, Dolmabahçe masasını tekmeleyip yanına aldığı milliyetçi, ulusalcılarla bir 5 yıl daha kazanmıştı.

    Bana göre uluslararası İnternational bir siyasi aktör olan ve kendisiyle yola çıkanlarında aralarında olduğu uluslararası bir çok aktörün yanı sıra ülke içindeki ne yaptığı ne yapacağına karar veremeyen muhalefeti de eleyen aynı Erdoğan’ın bu kez yani 2023 seçimlerini almak için enflasyon canavarıyla iş birliği yaptığı görülmektedir.




    Çünkü politikayı, siyaseti ve kazanmayı çok iyi bilen aynı Erdoğan Avrupa Birliği, Kürt sorunu,  Ergenekon, Balyoz, Cemaat denen her oluşumu en iyi şekilde analiz eden, Atatürkçü ve ulusalcılar gibi Vatan-Millet-Sakarya diyerek ellerine aldıkları urganı sallayan Bahçeli gibi milliyetçileri yani MHP’yi de iyi çözmüş bir dönem karşısında olanları bir sonraki dönemde yanına almayı başararak 21 yıl iktidarda kalmayı başarmıştır.

    Aynı Erdoğan’ın yaklaşan seçimler öncesi kendisinden beklenenleri vermediği için küsenlerden umut kesip yeni bir taktiğe yani enflasyon canavarıyla işbirliğine gittiğini dünkü açıklamalarındaki satır aralarında görmekteyiz.

    Bunu da dünyanın tam tersi faizleri düşürerek  yeni ortağıyla iş birliği yaptığını düşündüğüm  enflasyon canavarı ortağını bir yıldan fazladır sevindirmiştir..

    Ve aynı Erdoğan bu oyununu ve iş birliğine Pandemi perdesini çekerek saklama başarısını da ortaya koymuştur.

    Kısacası yaklaşan seçimleri kaybedeceği söylenen aynı Erdoğan dünkü açıklamasında bugün %80’leri bulmuş enflasyonu bir kaç ay önce %40’lara sonra %’20’lere çekeceğini ima etmiştir..

    Yani tam demokrasi, AB, Kürtler, HDP, Cemaat, Ergenekon, Balyozla olduğu gibi Enflasyon canavarıyla iş birliğinin sonuna geldiğini ima eden aynı Erdoğan önce faizleri artırarak sonra istenen EYT, MYT ne varsa onlardan da birer dilim bal damlatarak adayını hala belirleyemeyen 6’lı masayı, emek masasını ve diğer masaların tümünü Dolmabahçe masası gibi tekmeleyerek Tempo TV’deki yayınıma yetişme telaşıyla şu an geldiğim ve bu yazımı telefonla ilk bebeğim, kızım Yağmur’a yazdırırken geçmeye çalıştığım Üsküdar’ı bir daha geçecek gibi görünüyor…


    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    arşiv haber 23.03.2016 tarihli haber


    BAŞKAN ADAYI OLDU, YEDEĞE RAZI OLDU!


    Faruk Demir’in başkan adayı olup, kendisine ancak yedekte yer bulduğu MESAM’ın kongresinde Ardahanlı Yusifi başta olmak üzere birçok müzik esercisi oy kullanırken, ARDA/FED’in kurdurup, bu tür önemli kuruluşlarda söz sahibi olmasını istediği Ardahanlı sanatçılar derneği MESAM ve kongresinden habersiz olduğu ortaya çıktı.


    Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) genel kurula gitti.

    Ardahan eski Milletvekillerinden Faruk Demir’in de başkanlığına aday olduğu MESAM yapılan tartışmalı bir kongre ardından yen başkanını çarşaf liste ile seçti.


    **MESAM NEDİR?


    Söz yazarları ve bestecilerin telif ve hak aramalarını yürütmek üzere kurulmuş ve Türkiye’nin en köklü örgütlerinden biri olarak anılan MESAM (Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) çıkarılan yasalar ile desteklenen en büyük bütçesi olan derneklerin arasında bulunuyor.

  • 6.8 büyüklüğünde deprem yaşanabilir….



    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Ardahan’da yaşanan ve bölgede vatandaşlar arasında endişeye neden olan deprem sonrası aynı hat üzerinde oluşabilecek yeni depremlere ilişkin uyarı geldi. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, aynı fay hattı üzerinde 6.8 büyüklüğünde yeni bir depremin yaşanabileceğini paylaşırken “Halkın AFAD yetkilileri ve bölgede ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi vermesinde fayda var.” dedi.

    Ardahan’ın Göle ilçesinde yaşanan deprem büyük paniğe neden olurken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, aynı fay hattı üzerinde 6.8 büyüklüğünde yeni bir depremin yaşanabileceğini açıkladı.

    Ardahan’ın Göle ilçesinde, meydana gelen Richter ölçeğine göre, 5.0 büyüklüğündeki depremle ilgili değerlendirmede bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Göle fayı 6.8 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip” uyarısında bulundu.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) verilerine göre, saat 17.08’de, Ardahan Göle’de Richter ölçeğine göre 5.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir meydana gelen deprem ve muhtemel sonuçları için şunları söyledi:

    “AFAD verilerine göre, Ardahan-Göle merkezli bir deprem meydana geldi. Deprem saat 17.08’de 7 kilometre derinlikte ve 5.0 büyüklüğünde. İlk belirlemelere göre depremin Göle Fayı üzerinde meydana geldiğini söyleyebiliriz. Bu fay 33 kilometre uzunluğunda sol-yanal doğrultu atımlı bir fay. Göle fayı 6.8 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip. Ardahan ve çevresindeki kırsal kesimdeki evlerde belli hasarlara neden olmuş olabilir. Halkın AFAD yetkilileri ve bölgede ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi vermesinde fayda var. Bu aşamada 4 büyüklüğüne varan artçı depremlerin gelişmesi beklenebilir” ifadelerini kullandı.


    FAY NEDİR?

    Yerkabuğundaki çeşitli ölçekteki kayma yüzeyleri, (üzerinde deprem olan ve hareket eden iki levha yada levhacık arasındaki ara yüzey) FAY olarak adlandırılır.

    Diri Fay: Son Tarihsel dönemde deprem oluşturmuş olan tüm faylar diri fay olarak isimlendirilir. Bu fayların dirilikleri sadece yazılı tarihsel kataloglardan değil aynı zamanda tarihi yapıları etkileyen faylanma işaretlerinden de anlaşılabilir. Genç kuvaterner çökellerini (2 milyon yıldan daha yaşlı olmayan) kesen faylar, ötelenmiş genç akarsu yatakları, ötelenmiş akarsu – denizel sekiller, basınç sırtı yada çöküntü gölcükleri, uzamış sırtlar gibi genç morfolojik şekiller oluşturmuş faylar, diri faylardır.


    FAY TÜRLERİ NELERDİR?

    Dogrultu Atımlı Fay

    Bu tür fay düzlemleri, yeryüzünde 90 dereceye yakın dik bir konumda olan ve yerin içine doğru hafifçe eğimlenen yalnızca yatay atımın oluşturduğu yanal atımlı faylardır. Bu faylar, atımlarina öre sağ ya da sol yönlü olabilirler. Kuzey Anadolu Fayı, sağ; Doğu Anadolu Fayi ise sol yönlü doğrultu atımlı faylardir.

    Normal Atımlı Fay

    Bu tür faylarda fay düzleminin bir tarafindaki blok yükselirken diğer tarafındaki düşerek uzaklaşır. Burada hareket yine göreceli olarak gelişmektedir. Bir başka değişle, bir blok yükselirken diğeri yerinde durabilir yada bir taraf yerinde dururken diğer taraf düşebilir. Örneğin; 1970 Gediz ve 1995 Dinar depremi ile ilgili faylar bu türden normal atımlı faylardır.

    Ters Atımlı Fay

    Bu tür faylar da düşey atımlı faylar olup, yalnizca fay düzlemi boyunca hareket eğim yönüne göre ters yönde olmakta ve bloklar birbirine göre yaklaşmaktadır. Örneğin; 1975 Lice depremi ile ilgili faylar ters atımlı faylardır.

    Verev (Oblik) Atımlı Fay

    Fay düzlemi boyunca ortaya çıkan hareketin hem düşey hem de yatay yönde olduğu faylardır.


    YERLİ MALI, MİLLİ MİLLETVEKİLİ!..


    Kapatılan onca köy okulunun da aralarında olduğu okullar da kalan Yerli Malı Haftasını hatırlayan var mı bilmem ama yerli üretimin ne kadar önemli olduğu bir sürecin ekonomik sorununu anketlerde hissedenler 21 yılda tek haneye indiremedikleri gibi inanılmayan TUİK’in % 80, piyasaların %180 dediği enflasyonun ha bugün, ha yarın yok canım Karadeniz’de çıkacak gazla 2023’te ortadan kalkacağını iddia ede dursunlar yerli milletvekili arayışlarının da 2015 yılından bu yana hala sürdüğünü gözlemliyoruz.

    Evet, cumhurbaşkanı olmasına karşın bununla yetinmeyip yanına aldığı AK Parti Genel Başkanı ile birlikte devletin tam takır olmuş denen hazinesinde kalan kaynakları ile çıktığı açılış, buluşma mitinglerinin en sonuncusu olan Sakarya’da gençlere marşını okutan Recep Tayyip Erdoğan yine çok tartışılacak bir açıklamada bulundu.

    Putin’in savaş için Erdoğan’ın ise ‘”Seçime kadar kesintisiz devam edecek bir kampanya ile 81 vilayetimizin tamamındaki gençlerimize yönelik büyük bir gönül seferberliğine çıkıyoruz.”‘ diyerek seçim için gençleri seferberliğe çağırdığı geçtiğimiz hafta sonu AK Parti tişörtleri giymiş AK Partili gençlerle Sakarya’da buluşuyordu.

    Bu ‘yok yapmayabilir’ denen seçim mitingi olduğu alenen belli olan toplantıya bayrağını alıp, miting alanına gelen ama giderken de bayrakları çöpe atan, üzerine oturan, yere serip üzerinde şimişka kıran atan severleri bile şaşırtan Erdoğan’ın sözleri aynen şöyleydi.

    “Benim bugün buradan, milletimden, ekranları başında bizi izleyenlerden ve özellikle gençlerden bir ricam olacak. Yaklaşan seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hangi partiden olursa olsun fark etmez,  O vereceğiniz parti, aday hangisi olursa olsun ama yerli, milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum. Şu anda Türkiye’nin tek ihtiyacı budur”




    Yani işin kısacası 21 yıl yetmedi 5 yıl daha diyen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden seçime doğru giden ülkedeki seçmenden bu kez hem en çok milletvekili istiyor hem de bununla yetinmeyip, bunların mutlaka yerli olmasını istiyordu.

    Yani Türkçesi milletvekillileri de kendisi gibi Türk olmalıydı…

    Çünkü herkesin bu yönde anladığı Erdoğan’ın yerli dediklerinden Ardahan’da da var..

    Ve benim gibi Kürtlerin direk Türk demeyip, yerli dediği Türklerden milletvekilleri seçilmesini istiyor sayın Erdoğan..

    Gerçi sonradan toparlamaya çalışsa da, gün geçtikçe yerlinin hası olmaya başlayan Erdoğan’ı başta saf kan yerli olduğunu ileri süren ortağı MHP Genel Başkanı Bahçeli olmak üzere anlayan anlamıştı.

    Peki sormazlar mı?

    Senin 4 dönemdir aday yaptığın ve senin adınla adeta beleşten seçilen Ardahan’ın Profesör vekili, AK Partililerden çok CHP’li Belediye Başkanı ile kurdeleler kesen, CHP’li senato başkan yardımcısı akrabası adına ağaçlar diken, mevcut demir Rus köprüsü çürükken AK Partili Köksoy döneminde yapılan ayakları hurdaya gönderip yeni köprü temelleri atan CHP’li Başkanla kanka olan Orhan Atalay’da yerli midir?

    Benim bildiğim değil..

    Bilmem ama HDP’nin yada 6’lı masanın yerli olmayan adayı ile yeniden yarışmayı düşünen ve Peker’in ifşa edip, sarayda nazik adıyla sağlık sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Korkmaz Karaca’nın gidişiyle bir hayli rahatlayan 3 dönem kuralını aşıp, 4 dönemdir vekil olmasına karşın ilçesini Ardahan’a bağlayan bölünmüş yolu bitirip, birleştiremeyen, Ulgar, Sahara, Mozoret tünellerini deldiremeyen, Petrol çıkacağı söylenen bölgede yapılacak denen Durançam sulama barajını havaalanı gibi öteleyen, valisi, savcısı, hakiminin depreme dayanıklı olmadığı tespit edilen binada oturduğu Ardahan merkezde olmasına karşın ilçesine sgs ve yeni hükümet binası, kayak merkezi, yüzme havuzu yaptıran ama TOKİ’leri yaptıramayan, Orman İşletmesini açtıramayan Atalay yerli değil, benim gibi Kürttür bilesin sayın yerli arabasına hala binemediğimiz Erdoğan..




    arşiv haber 10/09/2019 tarihl haber/yorum



    18 bin öğrenciye bin 300 Öğretmen..


    Ama 1 Müdür Yok!


    Bir çok kurumun vekilin vekili ile idare edildiği Ardahan’da 3 dönemdir İl Milli Eğitim Müdürü yok. Bu yılda vekil müdür ile 2019/2010 Eğitim/Öğretim sezonuna merhaba diyen Ardahan’da 18 Bin öğrenciye Bin 300 öğretmen bu yılda Vekil İl Milli Eğitim Müdürü ile eğitim verecekler. Yaşanan ve devam eden göç dolaysıyla 2 bine yakın öğrencinin azaldığı görünen Ardahan’da ki 2019/2020 Eğitim sezonu Vali Masatlı ve İl protokolünün katılımı ile başladı.



    Ardahan’da yaz tatilinin ardından 2019-2020 yeni eğitim öğretim yılı bugün çalan ilk ders ziliyle başladı. Valimiz Mustafa Masatlı’nın katılımı ile merkez 23 Şubat İlkokulunda yeni dönem dolayısıyla ‘İlköğretim Haftası’ program düzenlendi.


    Programda, sözlerine şehit öğretmenlerimizi anarak başlayan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, il genelinde yaklaşık 18 bin öğrenci ve bin 300 öğretmenin bugün ders başı yaptığını söyledi.


    Bilgilerin sürekli güncellendiği, teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlediği günümüz dünyasında, ülkemizin kalkınması, gelişmesi, değişimi ve dönüşümü noktasında eğitimin önemini anlatan Vali, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:



    “Eğitimin başlıca dört bileşeni olan; öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve bizlerinde içerisinde olduğu eğitim yöneticilerinin üzerine düşen çok önemli görevler vardır. Bugüne geldiğimizde öğrencilerimiz, velilerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticiler de artık eski profil değil. Dolayısıyla kendimizi güncelleyerek, Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmada ki hedefini, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 vizyonuyla birleştirmemiz gerekiyor. Türkiye böyle bir planı ve stratejiyi uygulamaya başladı. Bizim de dünyanın gelişmiş bütün ülkeleri gibi önümüzü daha iyi görmemiz, geleceğe daha iyi hazırlanmamız, evlatlarımızı bu doğrultuda hayata hazırlamamız büyük önem taşımaktadır. Geldiğimiz noktada öğrencilerimizi korumamız gereken bazı hususları buradan belirtmek istiyorum. Özellikle son yıllarda ‘3T’ olarak yorumladığımız, Telefon, Tablet, Televizyon üçlüsüne bağımlılık ciddi derecede artmış durumda. Bizim çok mahsum olarak gördüğümüz bu teknoloji cihazlarının kullanımı konusunda velilerimiz çok dikkatli olmalıdır. Elbette teknoloji ve bilim çağını önemseyeceğiz ancak biz çocuklarımızı öncelikli olarak vatanına, milletine bağlı milli ve yerli olan manevi değerleri özümsemiş insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkacak faydalı bireyler olmaları için hepimiz çaba sarf edeceğiz. Ardahanımız küçük bir il ve bunun bazı avantajları ve dezavantajları var. Her zaman belirttiğim üzere ilimizde iki önceliğimiz var. Birisi eğitimle ciddi uğraş, ikincisi burasının temel ekonomisini oluşturan hayvancılık ve tarımdır. Eğitim sorunu noktasında eğitimci arkadaşlarımızla yeni bir plan düzenleyip, özverili çalışmalar sergiledik ve başarılı sonuçlar da elde ettik. LGS’de 9 sıra öne geldik, üniversite sınavında da henüz ek yerleştirmeler açıklanmadı ama iyi dereceler elde edeceğimiz ümit ediyorum. Demek ki istediğimizde biz bunu yapabiliyoruz. Az evvelde bahsettiğim eğitim deki dört paydaşla birlikte buranın eğitimini daha üst seviyelere gelmesi için çaba sarf edeceğiz. Buna tüm eğitim camiasının destek vereceğine inanıyorum. Yeni eğitim-öğretim yılının, ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, başarılar diliyorum.”

    Konuşmaların ardından program, öğrencilerin şiir, orotoryo ve müzik dinletisiyle devam etti ve okula yeni başlayan birinci sınıflara çiçek verildi.


    ARDAHANLILAR EĞİTİM İÇİN


     


    ZİRVEYE ÇIKACAKLAR!..


    ARDAFED DOĞAN ŞENTÜRK’Ü VE KA-DER’İ DE ZİYARET EDECEK!.. 1-7 Ekim’de İstanbul Maltepe Sahilinde bulunan etkinlik alanında yeni bir ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ yapacak olan ve yine İstanbul’un üst geçitlerine, metroları başta olmak üzere her yerine ARDAHAN adını yazdıracak olan ARDAFED’den önemli bir çalışma daha.


    Türkiye’nin olduğu gibi tüm Avrupa’nın en yüksek gökdeleninden biri olan Sapphire Gökdelenin en üst katında bir araya gelecek olan Ardahanlılar, 2018/2019 Eğitim/Öğretim sezonu öncesi Ardahanlı Üniversite Öğrencilerine Burs sağlayabilmek için bir gece etkinliği yapacaklar.



    Ardahan Dernekler Federasyonu, ARDAFED’in organize edeceği gece 21 Eylül Cumartesi günü Saat: 19.00’da İstanbul Levent’te bulunan ve Türkiye’nin en yüksek gökdeleni olan Sapphire gökdelenin en üst katı olan 55. katında düzenlenecek olan geceye tüm Ardahanlılar davet edildi.



    10 Eylül’de Ardahanlı olan Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk’ü ve Kadın Adayları Destekleme Derneği Ka-Der’i de ziyaret edecek olan Ardahan Dernekler Federasyonu çoğu federasyon, konfederasyon, stk ve derneğin yaz tatili diyerek ortalıkta görünmediği şu aylarda Ardahan’a Baro kurulması için Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu, Ardahan’lı Kocaeli’n de de tanıtmak için Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanını, Ardahanlı Kocaeli Dilovası Beleidye Başkanı Hamza Şayir’i ve bir çok Ardahanlının yaşadığı Darıca Belediye Başkanlarını ziyaret, Ardahan Bal Festivali ve Bülbülan Yayla Şenliklerine katılım, yenş bir Ardahan’ı Tanıtma Günleri etkinliği için Ardahan Valisini ziyaret, İstanbul Büyükşehir ve diğer Belediye Başkanlarıyla görüşme randevuları, ARDAFED Genel Merkezinde bir çok toplantı, Ardahanlı kadınlarla bir araya gelip, ARDAFED Kadın Komisyonu kurmak, Ardahanlı iş İnsanları ile İstanbul Kozyatağı Hilton’da bir araya gelip, ARDAFED Üst İstişare Kurulu için çalışma başlatmak gibi önemi çalışmalara imza atan Ardahan Dernekler Federasyonu, ARDAFED şimdi de, ‘Ardahanlılar Eğitim İçin Zirve de’ adlı bir gecede yüksek rakımlı memleketlerini andıran ülkenin en yüksek gökdelenin en üst katında  Ardahanlıları bir araya getirmek ve Ardahan’ın adını bir kez daha İstanbul ve ülkeye duyumak için 1-7 Ekim 2018 günlerinde Maltepe Sahilnde gerekleşek olan Ardahan’ı Tanırma Günlerine imza atmak için çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.



    ARDAHANLILAR EĞİTİM İÇİN ZİRVE’de adlı Üniversiye öğrencilerine burs katkısı amacıyla düzenlenecek olan gece için bilet satışına başlayan ve duyarlı Ardahanlıları bu önemli destek gecesine davet eden ARDAFED geceden sağlanacak olan desteği üniversite de okuyan Ardahanlı Üniversite öğrencileri arasında Burs olarak dağıtacak.


    Gecede yer ayırmak için yani LCV için Fatma Öktem Çınar  05317747096  Fakir Yılmaz 05322678015 aranabilir.



    ÇOBAN ÖĞRENCİLER


     


    OKULA GİTMEYE HAZIRLANIYOR..


    Arşiv Haber 04/09/2019 Tarihli Haber


    Önümüzdeki hafta açılacak olan okullara gitmeye hazırlanan Ardahanlı öğrenciler tatil boyunca yaptıkları çobanlıktan da kurtulacaklar. Çıldır’a yapılan Kız Öğrenci Yurdunun da açılmaya hazırlandığı şu günlerde hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan ailelerine yardım eden Ardahanlı çocukları şimdiden okul heyecanı sardı. Yaz tatili boyunca hayvanlara çobanlık yaparak tatillerini geçiren Ardahanlı köylü öğrencilerin yanında kentlilerde yaşayan çocuk öğrencilerde ayakkabı boyacılığı yaptılar.



    Öğretmen Evinden Sonra, Kız Öğrenci Yurdu da Yaptırdı..


    Çobanlık yaparak tatillerini bitiren Ardahanlı öğrencilerin 3 yıldır Vekil Müdür ile idare edilen Ardahan’da ki Eğitim/Öğretimin başlayacağı şu günlerde Ardahan Çıldırlı olan Prof. Dr. Esfender Korkmaz ilçesi, Çıldır’a Öğretmen Evinden sonra Kız Öğrenci Yurdu da yaptırdı. 


    Daha önce yine üniversite öğrencilerine yönelik yaptırılan başka bir öğrenci yurdunun davalık olup, teslim edilemediği Çıldır’a yeni öğrenci yurdunun Çıldır Meslek Yüksek Okulunu tercih edecek olan üniversite öğrencilerine konak olacak.


    BİZİM KÖPRÜ ÜCRETSİZ OLACAK!


    Arşiv Haberler


    *Kura’nın Kitabı Gibi Köprüsü de Hazır


    Ardahan’ın tarihi simgelerinden olan Rus Demir Köprüsünün onarım projesinin sonuna gelindi. Ardahan’ın tarihi simgelerinden olan ve yıl sonuna kadar ulaşıma açılacağı belirtilen tarihi Rus Demir Köprünün son rötuşları yapılmakta.


    **Arşiv Haber


    Son günlerin tartışma konusu olan Boğaz Köprülerinin ücretlerine karşın geçişlerin ücretsiz olacağı öğrenilen Kura Nehri üzerinde ki 100 yıllık demir köprünün restore projesi tamamlanmasına az kaldı.


    Bir zamanlar Ardahan’ın iki yakasını birleştiren ancak zamanla kullanılmaz hala gelen Kura Nehri Köprüsü yanı başına yapılan beton köprü ardından kaderine terk edilmişti.

    Ardahan Belediyesinin hazırladığı proje kapsamında Kültür Bakanlığının desteğiyle devam eden çalışmala ile baştan aşağı yenilenen ve üzerinde ki su isale boruları nehir altına alınan, Kura Nehri üzerindeki tarihi Ardahan Köprüsü restore edilerek, turizme kazandırılacak.

    Tarihi Köprünün restore çalışmasında sona gelindi.


    **DİĞER RUS KÖPRÜSÜDE ONARIM İSTİYOR..

    Öte yandan Posof’ta da bulunan tarihi köprününde onarım beklediği belirtildi. Posof’un 2 km. güneydoğusunda, Posof çayı üzerinde bulunan bu köprü 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından yaptırılmıştır. Yaklaşık 10 m. uzunluğunda ve 6 m. genişliğindeki köprü günümüzde de kullanılmaktadır. İki yuvarlak kemerli olan köprünün her iki yanında düzgün blok taşlardan 40-50 cm. yüksekliğinde korkuluklar bulunmaktadır. 


    **Bir Şehrin Çığlığı Kura Çözüldü


    “Kura çözüldü” bir devrin romanı. Şimdiye kadar 

    bilinmeyenlerin gün yüzüne çıkışı. Olayları yaşayanlarla birebir 

    yaşayacaksınız. 


    Ardahanlı hemşerimiz Kenan Karabağ’ın kaleme aldığı “Kura Çözüldü (Bir Şehrin Çığlığı” romanı 1 nisanda kitapçılarda.


    İstanbul’da yaşayan Ardahan Sulakyurt(Sarzep)li hemşerimiz iş adamı/yazar Kenan Karabağ’ın ilk romanı olan bu kitap, tarihi roman özelliğini taşıyor. 

    100 yıl önce Ardahan’da kimlerin yaşadığını, hangi halkların ne acılar, sürgünlere maruz bırakıldığını objektif bir bakış açısıyla romanlarştıran Karabağ, bu kitabıyla Ardahan tarihine ışık tutuyor.


    Gazetemizi ziyaret eden yazarımız bu kitaptan sonra iki kitap daha yayınlayacağını belirtti.

    Kitap raflarında yerini alacak.



    **Size benzemeyeceğim..


    Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yolda verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu.

    Ben de, şu an adı, sanı unutulan eski polis ve vali Hasan Özdemir’in Ardahan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninle dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. 


    Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek ya da bildiğin doğruya devam etmektir..

    Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü mücadelemiz de önümüze çıkarılan engellemeler bu günde yaptığımız yorum ve haberlerimizle görmüyor değiliz.. 

    Ve tüm engelleme ve şevk kırmalara rağmen yolumuza devam ediyoruz.. 

    Ama benim bugün kü konumum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı ARDAFED olduktan sonra bu süreçte yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..

    Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadelede hep engelleme, arkadan konuşma, şerefsizce, alçakça iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızı da bilmenizi isterim..

    Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ korkusuyla oyun içinde oyunlar içinde olduklarını da görüyorum..



    **Kullanılamayan Enerjimiz..


    Rektörlük seçimi unutulan Ardahan Üniversitesinin Ardahanlı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeref Kılıç ve ekibinin  hazırladığı  ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projesi’ İstanbul’da yapılan enerji toplantısı öncesi Çanakkale Üniversitesiyle birlikte masaya yatırıldı..

    Kışı gibi baharı, yazı da bir türlü ekonomiye döndürülemeyen ülkenin ve Ardahan doğasını alt üst etmeden, enerjiye çevrilebileceğini anlatmaya çalışan bu projenin ve buna benzer projelerin enerjimize, enerji katacağını bilmeli ve buna göre destekler sunulmalı denen bu proje eğer gerektiği desteği görürse bölgede de ilk olacak. 

    Evet Kura Nehrinin önünü Beşikkaya Barajı ile kesip, Artvin’e akıtmaya çalışanlar, Posof’un olduğu gibi Hanak’ın ve Çıldır’ın Kura kanyonlarını sular altında bırakan HES’leri görmeyenlerin ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projesi’ ile ilgilenmesini ne kadar bekleriz bilmem ama Şeref hocanın önderlik ettiği bu projenin önce Ardahanlılara sonra hava alanına karşı olan yerel siyasilere, kopyala yapıştırla gazete çıkaran basın mensuplarına anlatıldıktan sonra ulusal medya ve basına da anlatılmalı diye düşünüyorum.


    Çünkü dünya  ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projelerine büyük destekler veriyor..



    **Öldürmekle Barış Gelmez..


     


    Çatışmaların yeniden ve yoğun sürdüğü Güney Doğu da ölümler sürerken, PKK’ye katıldıkları iddia edilen gençleri devlet değil, anaların HDP İl Binalarının önünde eylem yaparak, havuz medyasının haberleri eşliğinde kurtarmaya çalıştığını da görmekteyiz.


    Halbuki devlet denen oluşumun diğer bir görevi de dağı tercih eden vatandaşından haberdar olması, gidişini önlemesi ve bu gidişlerin nedenine bakması gerekmez mi diye sorarken..


    Bu yetmez gibi birde 13 Milyon oyu alan yasal partiyi aracı kurum olarak kabul edip, ölümleri durdurabileceğimizi şu an buzlukta olduğu söylenen Barış Sürecinde hepimiz görmüştük..


    Konumuza ve yazımıza gelecek olursak sadece Güneydoğu da değil, doğu ve batıda da çeşitli eylemlerle insanların öldüğü, öldürüldüğü ülke de şimdi de siyasi ölümler başladı.


    Geçtiğimiz yıllar da PKK’nın son iki eylemi ile AK Partili iki siyasiyi öldürmesi ve Kars’ta MHP’li olduğu ileri sürülen ölümler ile devam eden ölümlerin en sonuncusu bu istenmeyen ölümler oldu.


    Gün geçtikçe artan ve toplumu geren bu ölümlerle barışı getireceklerini sananlar yıllardır gelmeyen ama ölümlerin devam ettiği çatışmalarla barışı getirmelerinin mümkün olmadığını da  anlamadılar bir türlü..


    Onca ölümün ardından şimdi de siyasileri öldürmekle barışı getireceklerini sananlar yarın değil dağlarda ovalarda siyaset yapamayacaklarını da anlamalılar.


    Bu nedenle ölümlere son verecek, barışı getirecek siyaset varken ‘’Ben daha çok öldürürüm’’ yarışı son bulmalıdır.


    Toplumu geren bu tür ölümlerin, öldürmelerin sonuç vermeyeceği gibi zaten gün geçtikçe kaybedilen toplum desteğini de yok edecektir.


    Asker, sivil, siyasetçi öldürerek siyaset yaptıklarını sananlar toplum nezdinde yok olup gideceklerini de bilmelidirler.


    Bu gün toplumu diken üstüne getirip, patlatmayı düşündükleri bir gerçektir. 


    Bu nedenle herkesin dikkatli olması, buna göre adım atması gerekmektedir..


    Çünkü oynanan oyun büyük ve tehlikelidir.


    Amaç toplumu karşı karşıya getirmektir.


    Siyasileri öldürtürken diğerlerini içeri attırmaktır ve ülkeyi içinden çıkılmaz bir duruma getirmektir. 


    İşte kınadığımız AK Partili’li ve onu destekleyen partinin siyasilerinin ve taraftarlarının öldürülmesi olayı da bunun işaretleridir…


     


    **KIŞ’A HAZIR MIYIZ BEYLER?..


     


    Yaklaşan kış öncesi şahsi olarak önlemler almaya başlayan biz vatandaşların bir kış boyu mağdur olduğu günlere ve uzun aylara yetkililer hazır mı?


    Biz gazetecilerin, ‘Kar yolları kapattı, Hasta yolda kaldı’  başlıklarını atmaya hazırlandığımız bu günlerde başta Özel İdare olmak üzere Valilik , Kaymakamlıklar , Belediyeler hatta Muhtarlar dondurucu kışa hazırlar mı ?


    Erken çöken ve kararan havalarda köylerindeki evlerine gitmek için bekleyen öğrencilere yol açacak araçlar hazır mı?


    Evet beyler kışa hazırmıyız?!.


  • HOÇVAN HASKÖYLÜ CENAZEDE KARŞILAŞTIĞI KÖYLÜSÜNÜ TAZİYEDE 6 KURŞUN SIKARAK ÖLDÜRDÜ!..

     


     


     



    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Alınan bilgilere göre birçok Ardahanlının hayatlarını idame ettikleri İstanbul Esenyurt ilçesinin Bağlarçeşme mahallesinin eski Muhtarı Ardahan H. Hasköylü Cengiz Avşar abisinin İstanbul Esenyurt ilçesi Fatih mahallesi bahçe yolu caddesi üzerinde düzenlenen cenaze merasimi arından taziye salonuna geçildi.


    Başta cenaze sahibi gibi Hoçvan Hasköylüler olmak üzere birçok kişinin bulunduğu taziye esnasında bir anda silah sesleri gelince panik yaşandı. Olayın ne olduğuna bakıldığında cenazenin katıldığı sırada bir araya gelen ve aynı masada oturan 55 yaşında ki Kahraman Avşar’ın aynı köylü olan Hakan Yılmaz tarafından arkasıda sıktığı 6 kurşunla vurarak kanlar içinde bıratıdığı görüldü.


    Olayın neden yaşandığı ve Hakan Yılmaz’ın az önce birlikte aynı masada oturduğu Kahraman Avşar’ı neden vurup öldürdüğü öğrenilemezken bu şahıslar arasında 20 yıl önce yaşandığı iddia edilen bir konu yüzünden birbirlerine küs oldukları ancak o 20 yıl önce yaşanan olayın içeriğinin ne olduğu konusunda d bir bilgi alınamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis Kahraman Avşar’ı 6 mermi ile öldüren Hakan Yılmaz’ı olay yerinde yakaladığı da alınan diğer bilgiler arasında oldu.



    Bakkal ruhsatı ile müteahhitlik.


    Ardahan Valiliği, Ardahan Savcılığı ve Defterdarının olduğu binanın yanı başından geçen ana yolun ortasına binalar dikilen Ardahan’da en çok vergiyi veren ilk 100 arasında 8. olan biri olarak dikkatimi çeken önemli bir nokta var. O da bu kentte zengin diye görünenlerin son beş yıldır bir taşın üzerine taş koymazken yeni zenginlerin ortaya çıkmasıdır. Ki bu zenginlerin başında gelenler de Yap Sat modeli ile yapılan binaların sahipleridir.

    Kent İmar Planı’na uyulmadan gelişi güzel yapıldığı ileri sürülen onca binadan elde ettikleri paralarla bir hayli zenginleştikleri bu kişilerin başarısını kıskanmak değil amacımız, aksine yıllardır özlemini çektiğimiz önemli bir şey olduğunu baştan belirtelim.

    Çünkü kamuoyun da varyemezler olarak bilinen bu kişilerin yastık altında biriktirdikleri paraları Ardahan’da yatırıma çevirmelerinin en çok bizi sevindirdiği de bilinmelidir.

    Ancak bunca binayı yapıp, Yapsat modeli ile satanların kazançlarının da şeffaf olması ve ne kadar vergi verdiklerini de bilmek benim ve herkesin hakkı olmalıdır.

    Çünkü bu ülkede ve inandığımız dinin emri gereği bir insanın kazancının bir bölümünü vergi olarak vermesinin şart olduğu belirtilir.

    Ki o vergi verilirken de bakkal ruhsatı ile değil müteahhitlik ruhsatı ile vermesidir. İşte bizim de merakımız bundandır.

    Konuya bakacak olan da Defterdarlık ve Vergi Dairesidir..


    **Vergi Denetmeni Yokmuş..


    Bu yazıyı ele aldığım ve ‘Bakkal ruhsatı ile müteahhitlik’ başlıklı yazımın ardından gelen tebriklerin ardı sıra burun kıvırtıp, kızanlarda olmadı değil..

    Ardahan’da en çok vergi verenler sıralamasında ilk 100’de ilk 10’da olan biri olarak ele aldığım bu yazım ardından vergi dairesinin tepkisini de merak ettim. Ve kendim bizzat gidip, yazdıklarımın bu kurumda nasıl bir etki yaptığına da baktım.

    Çünkü son 5 yıl içinde mantar gibi art arda biten ve en az 280 ila 350 bin TL. arasında peynir ekmek gibi satılan konutları yapanların vergilerle ayakta kaldığı ileri sürülen bu devlete ne kadar vergi verdiğini bilmek istemek, şu yoksul Ardahan’da 17 sigortalı çalıştıran ve en çok vergi veren biri olarak merak etmek en tabi hakkımdı.

    Ancak birçok yazımız gibi ‘Bakkal ruhsatı ile müteahhitlik’ başlıklı yazımında konuyla ilgili kurumca sadece okunduğu ve ‘Evet haklı yazmışsın, güzel yazmışsın’ denilip, kenara konulduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadım.

    Bu durumun yaşanmasına neden olan ise benim gibi bu durumu merak edip, araştırması gereken Vergi Dairesi’nde vergi denetmelerinin olmadığı yönünde bir cevap almamdı.

    Ve bu ülke’ de bir şeylerin ters gittiğinin açık bir örneği olan bu durum karşısında bana sadece şaşmak kalırken, seçim öncesi yine ortaya atılan ‘müjde’ twitleri yeni yaptırılacak denen TOKİ konutlarının da daha önce olduğu gibi yine bu bakkal müteahhitlerce alındığını duyuyordum.




    arşiv haber 31/01/2021 tarihli haberler/yorum



    HASKÖYLÜ BARAN DİRENEMEDİ!


    Ardahan H. Hasköy’den Kocaeli Dilovası’na göç eden ve burada yaşamlarını idame eden Avşar ailesi ertleirnden Murat Avşar’ın oğlu minik Recep Baran yakalandığı lösemi hastalığından kurtulamayarak hayatının baharında yaşamını yitirdi.


    Dilovası Orhan Gazi Mahallesi sakinlerinden Ardahan H. Hasköylü Murat Avşar’ın oğlu minik Recep Baran yakalandığı lösemi hastalığından kurtulamayarak hayatının baharında yaşamını yitirdi.


    Küçük yaştan beri lösemi hastalığı nedeniyle tedavi altında olan Baran Avşar yapılan tüm müdahalelere rağmen yakaşlandığı hastalığa direnemeyerek hayata gözlerini yumdu. Baran’ın ölümü sevenlerini yasa boğdu.


    Ardahanlı Hamza Şayir’in Belediye Başkanlığını yaptığı Kocaeli Dilovası Hicret Camiinde kaldırılan cenaze namazından sonra Orhangazi Mahallesinde  bulunan merkez mezarlığına defin edildi. Haber: www.gazetedilovasi.com


    Haber: Kaynak: Melek Yılmaz/Hoçvan Hasköy’lü Olmaktan Gurur Duyanlar facebook sayfası



    BİLİYORUM, ASLINDA AMA..


    İnternet haber sitesine yazılar yazmaya başladığım sevgili meslektaşım Yüksel Ercan’ın kendi köşesinde her gün ele aldığı yazıları son günlerdeki yazıları bende de duygusal, bir o kadarda ‘ben ne yapıyorum, ne yaptım’ düşüncesini okuruna çözdürmeye çalışıyor..


    “Bir yol var ama her yerde tuzak, Bir yol daha var, dönmek de yasak, Deryaya yakın, dünyadan uzak, Gel vazgeçelim hiç zorlamadan, Sen aklı selim, ben yorgun adam, Bir yer bulalım, dünyadan uzak” diye başlayan son yazısını okurken aynı günün gecesinde bizzat yaşadığım bir olayın etkisinden hala çıkamadığımı anlıyor, olanlar, yaşananalar, gidenler, kalanalar azmış gibi bir hayli yorulan kalbimin yardımı ile omuzlarıma yeni bir yükü daha yüklediğimi fark edip, benim kendimi üzmek hatta öldürmek için Rus ruleti oynadığımı düşünüyordum. 



    Ve bu duygularla girdiğim yatakta bir an önce uyumak için kapattığım gözlerimle adeta karanlık sinema salonunda olduğumu anlıyor ve bugüne kadar yaşadığım yani çektiğim hayatım adlı filmi bir kez daha yaşamasam da geride kaldığını sandığım ama hep benimle gönlümde, kalbimde olan hatıralarını kare, kare izlemeye başlıyordum.. 


    Ve.. süt dökmüş bir kedi misali ‘biliyorum aslında ama..’ diye suçluluk duygusu içinde kendi kendime mırıldadığımı hissediyordum. Bunun nedenini düşünerek uyumaya çalışırken suçluluk psikoloji içinde kavrandığımı anlayıp, uyumak için girdiğim yataktan çıkıp, bir sigara içmek istiyorum… 


    Ama evde olduğumu, balkonunda benim yüreğime yağan göz yaşlarım misali yağmurun ıslattığını görüp yeniden ama bu kez yazılarımla, haberlerimle seviştiğim bilgisayarın başına dönüp, benim durumumda olan ve sanal ortama teslim olan sosyal hayatın da benim gibi bittiğini bir kez daha anlıyordum. 


    Ve ‘evet, biliyorum ama’ diyerek gönlüme, irademe geçiremediğim sözler dolayısıyla hep kendime, gönlüme, benim kadar yorulan kalbime kızmak isterken üzülüyordum.. 


    Kısacası, ‘benim bildiğim ama..’ diyerek teselli aradığım bu hayatın her cumartesi günleri yazdığım yazılarıma kaynak olduğunu düşünürken kendimi uyumak için girdiğim yatakta bir kez daha buluyordum..


    Çünkü bu hayatın bana verdiği diğer bir tecrübenin sıkıldığında, düşündüren olaylarla karşılaştığında başını koyduğun yastığa sarılıp, uyumanın daha iyi olduğunu hatırlıyor, sabah ola hayrola diyerek uykuya dalıyorum..



    https://www.parcabox.com


    ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın  her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde  açmıştır. 


    Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir.


    İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir. 


     



    Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.


    Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır. 



    HASKÖY DEĞİŞTİ, SIRA HOÇ/FED’DE Mİ?!.


    arşiv haber 09/05/2016 tarihli haberler


    *ADEM YILMAZ H. HASKÖY DERNEĞİ BAŞKANI OLDU.. Ardahan’ın en büyük köylerinde olan ve 21 pare köyün bulunduğu Hoçvan bölgesinin en etkili köylerinden olan Hoçvan Hasköy Derneği kongreye gitti.


    Aynı zaman da HOÇ/FED’in kurucu başkanı olan ve uzun süredir Hoçvan Hasköy Derneğine başkanlık eden Osman Avşar’ın yeniden aday olup, bir oy ile kayıp ettiği seçimi iki Avşar ile yarışan Adem Yılmaz kazandı.


    323 Delegenin oy kullandığı Hoçvan Hasköy Derneğinin kongresinde seçimi bir oy fazla ile kazanan ve 138 oy alarak yeni başkan olan Adem Yılmaz kongre sonrası yaptığı ilk açıklamasında bölgenin önemli köylerinden olan H. Hasköylülerin başta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde ki birlikteliğini daha da büyütmek,  bunun yanı sıra başta HOÇ/FED ile ARDA/FED bölge stk’ları ile daha yakın iş birliğine girmek olduğunu söyledi.


     



    **SIRADA HOÇ/FED’Mİ VAR?!.


    Adem Yılmaz’ın yeni başkanı olduğu Hoçvan Hasköy Derneği’nin kongresinde yarışan mevcut başkan 137, diğer aday Sedat Avşar ise 48 oy aldı.


    Gazeteci Çetin Yılmaz’ın da köyü olan Hoçvan Hasköy Derneğinde yaşanan bu değişimin uzun süredir sessizliğe bürünen Hoçvan Dernekler Federasyonunda da yaşanması muhtemel hareketliliği başlatması beklenmektedir.


     


    **ARDA/FED YILMAZ’I KUTLADI..


    Ardahan’ın Hoçvan’ıyla, Gölesiyle, Hanağıyla, Damallıyla, Posofluyluyla, Çıldırlıyla bir olduğuna dikkat çeken ve bu yönde çalışmalarını yoğunlaştıran Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın arayıp, kutladığı Hoçvan Hasköy Derneği başkanı Adem Yılmaz’da bölgenin tüm derneklerinin bir an önce el ele verip, başta İstanbul’da olmak üzere bölge genelinde güçlü bir lobi oluşturması gerektiğine inanlarda olduğunu söyledi.

  • Hanaklı Genç Dilovası'nda Motoru ile Tır'ın altında Kalarak Öldü!..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde tırın altında kalan 17 yaşındaki genç hayatını kaybetti.


    Kaza, 22.00 sıralarında D100 karayolu, Dilovası girişinde meydana geldi. İddiaya göre, sağ şeritten motosikleti ile giden Bekir T., sol şeride geçmek için manevra yaptığı sırada, arkasından gelen ve plakası öğrenilemeyen tırın altında kaldı. Kazayı fark eden sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptıkları kontrollerde, Bekir T.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri kaza yerinde inceleme yaptı. Kaza sebebiyle D100 karayolu bir süre trafiğe kapalı kaldı. Hayatını kaybeden 17 yaşındaki gencin cenazesi Fatih Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.



    YAYLADAN İNDİM DÜZE…


    Aşırı sıcakların yaşandığı ve köylünün emeğinin, yeterli itfaiyelerin olmadığı sınır, serhat kent memleketim Ardahan’da çıkan ot yangınları ardından alevlere teslim olduğu haberlerini alıyor, yazıyorum.

    Bunun yanında şu an bulunduğum ve bir türlü dönüştürülemeyen metropolde sahnelere erotik kıyafetlerle çıkan şarkıcının bununla yetinmeyip, üzeri gibi açtığı bayrak eşliğinde İmam Hatiplilere yönelik söylediği 3 saniyelik bir sözün ardından tutuklanıp, 300 bin insanın bulunduğu ve acil bir genel affın şart olduğunun tartışılıp, konuşulduğu cezaevlerinden birine konulduğu haberi geliyor.

    “Havaalanına gerek yok, önce yollar.’ Diyen iki ülkeye sınır bir kentin milletvekilinin değil yayla yollarını şehirlerarası ve kent içi yolları dahi yaptıramazken merdiven altı gazinolardan bol paralı açık alan sahnelerde gündeme gelme uğruna siyaset yapıyorum derken kendisini hapiste bulan kadın sanatçının, bu ülkede yaşanan onca soruna karşı olumlu-olumsuz bir tiwiti var mı diye baktığınızda bu dünyanın sadece kendi reklamı etrafında döndüğünü anlatan bir kaç kıytırık mesajlarına rastlarız.




    Halbuki yaylaların olduğu dağlarda değil, düzde bulunan ovalarda siyaset yapın diyenlerin ovada siyaset yaparken tutuklandığını, yerlerine kayyumlar atandığını insanların kendisi gibi para kazanmak için değil açlıktan çıplak gezdiklerini bilmeyen, beyine, görmeyen göze, duymayan kulağa da sahip olduğunu anlıyoruz.

    Bunlar yetmezmiş gibi henüz bir yılını doldurmayan toy bir savcının İstanbul gibi büyük bir kente başsavcı olarak atanması ve bunlara reklam olan davalar açması da adaletin olmadığını söylenen ülkemde acınacak ilginç bir durum olduğu gibi mevcut iktidara yarardan çok derin yaralar vermesidir…

    Kısacası hizmet, hak-hukuk arayan vatandaşın, bozuk yolları aşıp, düze indiği yaylalardan bihaber bu ülkede yaşanan gerçek  gündem gibi hemşehrimin başkanı olduğu Esenyurt’u basan sel suları gibi gündemi sulandırmaktan öte bir işe yaramadığı ve bodrum katlarını basan çamurlar gibi gerçek açlık gündemimizi de kirletmektedir…



     arşiv haber/yorum 21.04.2015 tarihli haberler/yorum



    10 YILDIR TURİZM MÜDÜRÜ YOK AMA


    TURİZM HAFTASI KUTLAMASI VAR


    10 Yıldan fazladır İl Turizm Müdürü olmayan Ardahan’da Turizm Haftası kutlandı.

    Bir çok kurumda olduğu gibi bu müdürlüğünde vekilin vekili ile idare edildiği Ardahan’da Halk Eğitim Müdürlüğü Toplantı Salonun da turizm haftası kutlandı.


    Ardahan’da Turizm Haftası, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinliklerle kutlandı.


    Ardahan’da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda gerçekleştirilen kutlamalara Vali Ahmet Deniz, Belediye Başkanı Faruk Köksoy,  Vali Yardımcısı Deniz Pişkin, İl Emniyet Müdürü Selami Hüner,  İl Jandarma Komutanı Osman Yeşilöz, Ardahan Üniversitesi Rektör Yardımcısı M. Hanefi Palabıyık, kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.



    Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi İlhami Morçin’in günün anlamına ilişkin konuşmasının ardından halk oyunları ekibi ve yöresel aşıklar tarafından gösteriler yapıldı.


    Törende konuşan Vali Ahmet Deniz, “Turizm çağımızın en önemli sektörlerinden bir tanesidir. Hepimizin bildiği klasik söylem ile bacasız fabrika diyebiliyoruz. Dünyanın birçok yerinde ülkelerin temel geçim kaynakları arasında turizm vardır. Ülkemizde turizmin gelişimine baktığımız zaman 1990 yılında 5 milyon turist geliyordu. 2000’li yıllarda 10 milyona ulaştı. Bugüne geldiğimizde ise Türkiye artık dünyanın en çok turist gelen altıncı ülkesi konumundadır. 2014 yılı itibariyle ülkemize gelen turist sayısı ise 38 milyon civarındadır. Bu ülkemizin turizm de ne kadar çok geliştiğinin göstergesidir ve bu rakam asla küçümsenecek bir rakam değildir” dedi.


    Turizmde en önemli unsurun kaliteli tesis, yatak ve hizmet olduğuna vurgu yapan Vali Deniz, “Hizmet sektörü günümüzde çok ileri gitti. Turizm de en önemli şey iyi tesis, kaliteli yatak ve kaliteli hizmettir. Turizmde bu üç önemli unsuru yakaladığınız takdirde başarılı oluyorsunuz. Turizmin bir diğer faydası ise insanlar bir birlerini gördükçe kültürleri tanıdıkça ön yargılar kırılıyor ve dünya daha yanaşabilir bir hale geliyor. Biz Ardahan’da bozulmamış doğamızla ekolojik turizm denilen alternatif turizmi canlandırdığımız taktirde ilimize daha fazla turist gelecek ve ilimizin ekonomisi aynı oranda büyüyecek. Hep beraber ciddi çalışmalar yaparak, yeni yatırımları ilimize kazandırabilirsek ve yeni tesisler inşa edebilirsek Ardahan’ın turizmde önemli merkez haline gelmesini sağlayabiliriz. Hep birlikte bu amaç doğrultusunda gayretler göstereceğiz” diye konuştu.


    Tören de Turizm Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinin açtığı yöresel yiyecekler dalında dereceye girenlere çeşitli ödüller verildi.


    **OSB DÜZELTİLECEK..


    Vali Ahmet Deniz başkanlığında Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Toplantısı yapıldı.


    Vali Yardımcısı Deniz Pişkin, İl Genel Meclis Başkanı Bedrettin Çakıcı, Ticaret ve Sanayi Odası yetkilisi, OSB’den sorumlu yetkililer ve yatırımcıların katılımı ile Valilik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda OSB’nin fiziki durumu ile yatırımcılara açılan parseller hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.


    Ardahan’da OSB’nin yatırımcıların isteklerine cevap verecek konuma geldiğini söyleyen Vali Deniz, “OSB’mizin elektrik ve su başta olmak üzere diğer altyapı problemlerini çözdük. Yolunun ise Karayolları tarafından ihalesi yapıldı, sıcak asfalt yapacağız. OSB’mizde yatırımcılara karşılıksız tahsis edilmek üzere toplam 30 arsamız bulunuyor. İki yeni yatırımcımıza arsa tahsis ettik ve bu yatırımcılarımız Mayıs ayında işe başlayacaklar. Yatırımcıları OSB’mizde yatırım yapmaları için bekliyoruz” dedi.


    Vali Deniz ayrıca, Organize Sanayi Bölgesinde yatırım yapmak isteyenlere her türlü desteğin kurumlarca sağlanacağını ifade etti.

  • ARDAHAN'DA SİLAHLI ÇATIŞMA! 2 AĞIR YARALI!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Alınan bilgilere göre daha önce husumetli oldukları öğrenilen olay Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Küçükaltunbulak (Gundesorey) de yaşayan ve daha önce husumetli oldukları öğrenilen Çadırcı ve Çakır aileleri arasında yeniden meydana gelen kavganın büyümesi üzerine silahların patladığı bilgisi alındı.


    Kafasında ve göğsünde yaralandığı öğrenilen ve Trabzon’a sevk edilen İbrahim Çadırıcı ağır olmak üzere 2 kişinin silahlarda patlayan kurşunlar sonucu yaralandığı öğrenilirken bir traktörün çapraz ateşe alınıp, kurşunlarla tarandığı bilgisi alındı.


     


    ‘BENİ VURACAKLAR’ DİYE GÜVNLİK GÜÇLERİNİ ARAMIŞ!


    Öte yandan yaralı olan ve Erzurum’da olan Mehmet Çakır isimli şahsın kendisi sürekli tehdit edildiğini ve bu nedenle sürekli güvenlik güçlerini aradığı öğrenilen İbrahim Çadırıcı’nın tüm şikayetlerine karşın  gereken önlemlerin alınmadığı da iddia edildi.


    Öte yandan çıkan silahılı çatışmada ağır yalananların önce Göle, ardından Ardahan daha sonra Trabzon ve Erzurum’a sevk edildikleri bilgisi alınırken Erzurum’a gönderilen hasta için devreye giren AK Parti Ardahan Milletvekilin olduğu Ardahan’da sağlık sektöründe olan durum bir kez daha alenan görüldü.


    GÖLE’YE GİTTİ POZ VERDİ,


    ARDAHAN’I DEĞİL , VAN’I TANITTI!


    arşiv haber/yorum 25/07/2022 tarihli haberler/yorumlar


    DİĞERLERİNDE NE HAYIR ÖRDÜK Kİ SENDE DE GÖRELİM.. Göle Köprülü Goreveng Canibeg Yayla Şenliği, Göle Kaşar ve Kültür Festivaline giden, hemşerileri ile bol bol poz verdikten sonra Van’a giden Ardahan Göleli İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Van’ın tanıtılması gerektiğine dikkat çekti.


    Seçildikten bu yana gerek memleketi Göle’ye gerekse Ardahan ve Ardahanlılara gözle görülür bir katkı ve desteği olmamasıyla eleştirilen hemşerim Belediye Başkanının başında bulunduğu ilçenin her gün kötü ve olumsuz haberlerle ülke gündemine geldiğini de görmeyip, memleketi Ardahan değil de Van’ın tanıtılması gerektiğini belirtmesi dikkatlerden kaçmadı.

    Vatandaşın olduğu çarşıları, meydanları değilde kendi parti teşkilatlarına yaptığı ziyaretler ve bolca çektirdiği fotoğraflar ardından Ardahan’dan ayrıladıktan sonra Van’a geçen Ardahanlı Esenyurt Belediye Başkanı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile birlikte CHP’li belediyelerin maddi, manevi destek verdiği ileri sürülen özel bir kanalda yayınlanan bir programının konuğu oldu. 

    Van’dan canlı olarak yayınlanan programda, Anadolu coğrafyasıyla ilgili izlenimlerini paylaşan Ardahan’lı İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı, “Van’ın tanıtılması bir zorunluluk” dedi.

    Türkiye’nin tarihî geçmişi ve coğrafi zenginliği açısından önemli bir yeri olan Van’dan yapılan Halk TV canlı yayınına konuk olan Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, il hakkında izlenimlerini paylaştı. Serhan Asker’in sunduğu “Görkemli Hatıralar” isimli programda, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile birlikte Van’ın tarihiyle, coğrafyasıyla ve değerli sanatçılarıyla ilgili bir sohbet gerçekleştiren Bozkurt, ilin coğrafi güzelliklerinin tanıtılması gerektiğini vurguladı. Akdamar Kalesi manzarası eşliğinde gerçekleşen programda bulunan Van kedisine “Barış” ismi verilerek birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.



    Adım da Fakir Yılmaz…


    Ben 1992 yılında yeniden vilayet olan ve her yıl ortalama bin kişinin göç ettiği ülkenin 75 plakalı Ardahanlısıyım.

    Yani ülkemin Çıldır Aktaş ve Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapıları ile Kafkaslara açılan kenti Serhat Ardahanlıyım…

    Geleceğin Davos’u, Ahıska kültürü ile yoğrulan Posoflu,

    Kışları yüzeyleri tamamen donan, yazları içilesi suyu olan gölleriyle Terekeme, Çıldırlı, ülkenin kurucusu Atatürk’ün siluetinin dağlarına yansıdığı Alevi Damallı, doğanın yeşil çamlarla donattığı Kürt Göleli, bin bir çiçekle donanmış yaylaları ile Hanaklı, Dadaşlara komşu Köprülü, yani Gorvengli, 3 bin 197 rakımlı, altı su kaynayan, bölgenin en büyük dağı Kısır dağı eteğindeki Hoçvanlı, balı, kazı, kışı, kaşarı, yaylası, kırmızı etiyle meşhur Türk, Kürt, Alevi, Sünninin kardeşçe yaşadığı 300’e yakın köyü olan kentliyim.

    Gürcistan ve Emenistan’a yetmedi, Acara Özerk Cumhuriyeti sınır, Kafkasya’dan getirilip, dünya pazarlarına sevk edilen doğalgaz ve petrol boru hatlarını taşıyan Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Tanap boru hatlarının geçtiği kentli, bir Serhatlı’yım…

    Adım, Burdurlu yazar Fakir Baykurt’tan, rahmetli babamın teksir makinası ile çıkardığı “Fakir Dostu” adlı gazeteden isim hediyesi olmuş…

    Ve 33 yıldır başta aşkım dediğim Ardahan’ımı olmak üzere, ülkemi ve dünyayı yazan bir gazeteciyim.

    Evli, 6 Torunu, 5 çocuğu olan 1969’lu kent merkezine 13 km. uzaklıkta olan Şişka köyü doğumluyum…

    53 yaşına adım atan bir gazeteci olarak ekmeğimi taştan olmasa da, gazetecilikte çıkarmış biriyim.

    Tabi 7 yaşından beri ailemle birlikte ticarette yapmış, çekin, senedin, borcun, harcın ne olduğunu sizin kadar iyi bilen biriyim…

    Ülkemin hemen her yerini gezmiş, ticaret ve gezmeye Gürcistan’a, Galatasaray maçını bir gazeteci olarak izlemek için Ermenistan’a giderken mesleğimde olduğu gibi ülke sınırları gibi bin bir zorluğu aşmaya çalışmış halada çalışan bir gazeteciyim…




    Ve bu süre zarfında hep yollarda, gurbette, sıla özlemi ile yanan birisiyim.

    Ve bu özlemimi, aşklarımı, sevdalarımı, şiirlerimi hep yazarak dile getiren bir gazeteciyim…

    Kurşun harfleri dizerek adım attığım gazetecilik mesleğime Ardahan’da başladıktan sonra önce İstanbul Cağaloğlu’nda Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi renkli olarak çıkardıktan sonra 99 depremiyle sarsılan ve hala yaralı olan Kocaeli’nde cep harçlığımla günlük olarak çıkarıp, üç yıl boyunca yayınladığım Siyah Beyaz adlı gazete ile yerelden metropolde gazete çıkarmışım…

    Ardından 99’da yaşanan Marmara depremi ile Kocaeli gibi bende sarsılmış olarak ve doğduğum yerde yeniden doğup, yaralarımı sarmak, sarsıntıyı atıp, bir kez daha başlamak için o çok sevdiğim Ardahan’a mecburen geri dönmüş, sonra ara sıra yeniden metropol denen İstanbul ve diğer birçok kentte yeniden tutunabilir miyim diyerek direnmeye gayret eden biriyim.

    Ülkemin en büyük metroplünden en zengin illerinden olan Kocaeli’nden yine ülkemin en yoksul memleketim Ardahan’a geri dönmek zorunda kaldıktan sonra, memleketime ilk ofset makinesini getiren, bununla yetinmeyip, şirin Ardahan’a ilk renkli tabloid boy gazeteyi kazandırdıktan sonra aynı kentte hala yayınlanan 1980 yılında yayın hayatına başlayan aile gazetemizde Anadolu Gazetesinde aktif gazeteciliğe başlamış Fakir Yılmaz’ım.

    Ve daha sonra sahipliğin sonrasında Yazışleri Müdürlüğünü üstlendiğim Kuzey Doğu Anadolu adından ilk günlük, sonra Son Vilayet adında ikinci günlük gazeteler çıkaran, ardından ilçelerine de matbaalar kurup, Ermenistan ve Gürcistan’a sıfır sınır Çıldır ilçesinin ilk gazetesi Çıldır Gazetesi, Ardahan’ın ekonomik olarak Kocaeli ile İstanbul arasında sıkışmış ve büyükşehirli İl olmak isteyen Marmara bölgesinin sanayide en güçlü ilçelerinden  biri olan Gebze gibi baş harfi G ile başlayan ve bir dönem gazetecilik yaptığım Gebze’ye benzettiğim Göle’de Yeni Gözlem adlı ilk günlük gazeteyi çıkardım.

    Devamında, ülkeyi ve dünyayı ısıtan doğalgaz boru hatlarının geçmesine rağmen hala doğalgazsız olan dakar, toprak, alan büyüklüğü anlamında Ardahan’ın en büyük ilçesi olan ve %38 i Alevi, geri kalanın Sünni olduğu Hanak ilçesinde Hanak/Damal Gazetesi gazeteler çıkaran, yaşım kadar gazeteci yetiştirmiş bir gazeteciyim.

    Bugün hala kendi haber sitelerim ve gazetelerimin yanı sıra haber ve yorum yazdığım gibi birçok ulusal gazete de muhabirlik yaptım, manşet haberlerine imza attım. 

    Ve onca ödülün, plaketin yanında Başbakanlık Basın yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Jüri Özel Ödülü, Gazeteci Metin Göktepe Ödülü gibi bir o kadar da değerli ödül, plaket almış biriyim.

    Ve hala gazetecilik yaparken toplum aydını, önderi denenlerin “Gazetecilerin” de sadece gazeteci olarak kalmaması gerektiğine inanan biri olarak Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığının yanı sıra “Güçlü Bir Ardahan Lobisi”  oluşturma iddiası ile kurulan ve bu yolda yol alamaya devam eden ve kısa adı ARDAFED olan Ardahan Dernekler Federasyonunda, gençliğe ve spora karınca, kararınca el atma arzusuyla Serhat Ardahan Spor Kulübünde görev alan ve bu üç önemli kuruma beş kuruş almadan tamamen gönüllü ve de kendimden vererek başkanlık yapan bir vatandaşım.

    Yani kısacası son günlerde yazılarımla siz sayın okurlarının karşısına gelen ve onca badire atlatmış, köyünde yaşanan kan davası sonucu kurşunlanmış, trafik kazaları geçirmiş, delikanlı denen dönemde top oynarken bıçaklanmış, yoran özel hayatıyla zaman zaman sızlayan yaraları kabuklaşmış ve 35 yıl her gün onca davalık, tazminatlı olan ama her yazdığımın altındaki imzamı geri çekmediğim yeniden aynı imzayı atacak haberinin yanı sıra ülke, dünya, özel, tüzel yaşamla ilgili günlük yorum yazısını yazan bir gazeteciyim…

    Ha unutmadan Tempo TV, YouTube ArdahanTV’de tv programcılığının yanısıra diğer sanal ortamlarda  canlı yayın yaparak yazan bir gazeteci olmakla Türkçe, Kürtçe’yi karıştırıp, konuşan gazetecilik boyunca sakallı birde sunucuyum…

    Bilmem tanışabildik mi?

    Neyse..

    Kısacası; Bir gazeteci olarak, dayanışma adına bir zamanlar yazdığım ama şimdi ayrıldığım onca gazete, tv kanalı ve ajansın yanında şimdi, şu an siz Marmara’nın Sesi, kuzeynadolugazetesi.com, kocaelibakis.com, sonvilayet.com, butentv, sakinca.com, kuzeyteve, gazeteemek, doğubeyazıtgazetesine yazılar yazan, bölgenin ilk E-Gazetelerini çıkaran okurlarına yeniden merhaba diyerek bundan sonra da günlük yazılarımla ve zaman zaman haberlerimle hayatının son noktasına kadar sizlerle olmaya devam etmek isteyen bir insan, bir gazeteci ve dostum ben…

    Adımda Fakir Yılmaz..



        arşiv haber 04/12/2015 tarihli haber/yorum


    AVCILAR ESENYURT’TA BULUŞTU..


    Bir süre önce kapatılan derneğin yerine kurulan Ardahan’ın Hanak İlçesi Avcılar Mahalleliler İstanbul Esenyurt’ta bir araya geldiler. Ardahan İli Hanak İlçesi Avcılar Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği düzenlediği gecede mahallelileri bir araya getirdi.


    *Gece ardından yapılan açıklama şöyle;


    DEĞERLİ KÖYLÜLERİMİZ DÜN GECE GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLDUĞUMUZ MUHTEŞEM GECEMİZE KATILARAK BİZLERİ ONURLANDIRAN ÖZELLİKLE ESKİŞEHİR’DEN,İZMİR’DEN,ANKARA’DAN,ANTALYA’DAN, KOCAELİN’DEN,GEBZE’DEN VE KÖYÜMÜZDEN GELEREK BU GÜZEL ŞÖLENİMİZE ORTAK OLDUĞUNUZ İÇİN HEPİNİZE AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDİYORUZ.AYRICA İSTANBUL’UN ÇEŞİTLİ İLÇELERİNDEN GELEN DEĞERLİ KÖYLÜLERİMİZE DE AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDİYORUZ VE YİNE ESENYURT BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILARIMIZ VE ÇEVRE KÖY VE İLÇE DERNEK BAŞKANLARIMIZA DA AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDİYORUZ.KÖYÜMÜZ ESKİ DERNEĞİMİZ YENİ OLSA DA BİR ÇOK FAALİYET YAPMANIN MUTLULUĞU VE GURURU İÇERİSİNDEYİZ.SİZ DEĞERLİ KÖYLÜLERİMİZDEN ALDIĞIMIZ GÜÇ VE KUVVETLE KÖYÜMÜZÜ VE DERNEĞİMİZİ DAHA DA İLERİYE GÖTÜRME GAYRETİYLE FAALİYETLERİMİZE DEVAM EDECEĞİZ.TEKRAR TEKRAR BİZLERE BU ONUR VE GURURU YAŞATTIĞINIZ İÇİN TÜM KÖYLÜLERİMİZE AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDİYORUZ.AVCILAR MAHALLESİ DERNEK YÖNETİMİ…


    **HANAK DERNEĞİ HAREKETLİ..



    Merkezi İstanbul Esenyurt’ta bulunan Hanaklılar Derneği iki günde iki önemli etkinliğe imza attı.

    Başkanlığını Hanaklı Mali Müşavir Togay Çoban’ın yaptığı İstanbul Esenyurt Hanak ilçesi ve Çevre Köyleri Derneği 24 Kasım Öğretmenler Günü dolaysıyla Esenyurt bölgesinde bulunan Ardahan, Kars ve Iğdırlı öğretmen ve eğitimciler kahvaltılı bir etkinlik düzenledikten sonra genç Hanaklılarla buluştu.


    Aynı zamanda bir çok Ardahnalının yaşadığı Esenyur Belediyesi Meclis Üyesi, İstanbul Büyükşehir Meclis Üyesi, Hanak ilçesi ve Çevre Köyleri Derneği Bşkanı olan Mali Müşavir Togay Çoban ve dernek yöneticilerinin organize ettiği her iki etkinlikte dernekçe yapılan ve yapılacak olan çalışmalar hakkıdan misafirlere bilgi verildi.


    Aynı zaman da Merkezi İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonu Üyesi de olan Hanak ilçesi ve Çevre Köyleri Derneği’nin bundan sonraki çalışmalarının tüm Hanaklıların bir araya geldiği geniş çaplı, yemekli bir toplantı düzenlemek olduğu da alınan diğer haberleri arasında oldu.



  • BU KEZ 19 KİŞİ İLE DEĞİL, 119 KİŞİYLE KUTLANDI!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


    Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


    https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV


    ARDAHANLI GENÇLERİN BAŞARISI DEVAM EDİYOR!


    Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılan Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonası sonuçlandı. Dereceye giren sporcular arasında Ardahanlı sporcularda yer aldı. Ardahanlı sporcu Emrah Okçu, Bilek Güreşi Avrupa Şampiyonasında 1 gümüş 1 bronz madalya kazandı.



    Ardahanlı Milli Sporcu Emrah Okçu, 07-14 Mayıs tarihlerinde Romanya Bükreş’te düzenlenen Bilek Güreşi Avrupa Şampiyonasına katıldı. Şampiyonaya katılan Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sporcusu Emrah Okçu, sol kolda Avrupa ikincisi, sağ kolda ise Avrupa üçüncüsü oldu.



    Öte yandan Ardahan bilek takımı olarak Ekim ayında yapılacak dünya şampiyonasında 2 kız 2 erkek sporcu ile toplam 4 Ardahanlı sporcumuzla temsil edecektir. 



    Hazıra alışmış bir seçmen oldukça..


     


    -İstanbul’un kaç milletvekili var?


    Bu yazımı okuyan sen!


    -Düşüncene uygun partiye ya da herhangi bir stk’ya üye misin?


    -Kaçını tanıyorsunuz?


    -Peki ya Kocaeli, Ankara, Bursa, İzmir’in, Şırnak’ın, Edirne’nin mecliste bulunan milletvekili sayısı kaç?


    Ya da yerel parlamento diye bilinen Belediyede senin partinin ve toplam kaç meclis üyesi var, mahalle, köy muhtarı gibi onların adını say desem bilir veya tanır mısın?


    -Hangisi, hangi partide?


    Halka açık bu meclise ya da Ankara’daki büyük mecliste.Hiç gittin mi, grup toplantılarına katılıp, öneri de bulundun mu, alınan kararları yerinde duyup, görüp, fikir sundun mu?


    Diye sorsanız memleketindeki vekilini bile doğru dürüst tanımayan ve seçimden seçime sandığa gidip, vekil seçtiğini sanan seçmen bu sorularımıza cevap veremez..


    Çünkü seçimden seçime hatırlanan sayın seçmenin kendisini dikkate aldırmadığı bir seçmen ve seçim sisteminin olduğu ülkemde buna itiraz eden bir seçmen kitlesi de bulamazsınız?


    Yani; Yeni bir seçime kadar seçilmişlere, siyasilere demediğini bırakmayan bir seçmen tipi olan ülkemde hangimiz kalkıpta akşama kadar başımızı kaldırmadığımız internet yoluyla da olsa tüm partilerin genel başkanlarına, genel merkezlerine nasıl bir vekil Profili istediğimizi belirttik mi, önerdik mi?


    Belirtmeyiz..


    Çünkü ya ‘Bizi kim dinler?’ der işin kolayına kaçarız, ya da çok zahmet olur..


    Veya ‘Amannn işin mi yok’ der oralı bile olmayız..


    Ve genel merkezlerin kendi kafalarında belirlediği ve çoğunu tanımadığımız vekillerimiz listelere konur, biz de tanımadıklarımızı seçmekle seçmen görevi yapmış sayar, kenara çekilip, tanımadığımız, bilmediğimiz vekilin sorunlarımızı çözmesini bekleriz.



    İşte tam da burada, şu an bu yazıyı okuyan ve yaşananlar karşısında bilenerek 2023’te sandık başına gitmeye hazırlandığını mırıldayan siz seçmene bir soru daha sorayım;


    Sayın seçmen;


    Sen bir öneride bulunma zahmetinde bulunmadığın için genel başkanın, genel merkezin ya da ikili ilişkiler sonucu aday edilip, listeye konan vekilinin sana olduğunu gibi senin sorunlarınla yakından ilgilenebilecek biri mi?


    Kendisini yakından tanıyor musun?


    Ve ‘Şu adam, bu kadın siyasi aday olsa en mantıklısı’ diyerek düşündüğün insanın aday yapılması için partinin genel başkanına, genel merkezine bir öneri de bulundun mu?


    Yani kendi partinin olduğu gibi diğer partilerin de bu ülkenin yönetiminde söz alacak olan vekillerin seçimini yaparken sen nasıl bir katkıda, öneride bulundun söyler misin?..


    Bir iki tanıdığın ilçe başkanını, il başkanını, genel merkezdeki görevliyi aradın mı, mail attın mı, mektup yazdın mı, twit attın mı?


    Tabi ki hayır..


    Çünkü her konuda hazıra alıştığımız gibi vekilimizin de birileri tarafından belirlenip, önümüze getirilmesini bekleyen bir seçmeniz…


    İşte tamda burada bir soru daha…


    Senin belirlemediğin, katkı, öneride bulunmadığın, kamuoyu oluşturmadığın biri vekilin olduğunda o zaman niye kızar bağırır ve sitem edersin be seçmen kardeş..


    Yok canım o kadar da değil diyorsan eğer haydi daha gecikmeden sende kendi adayını belirle, genel başkanların, genel merkezlerin maillerini, telefonlarını, whatsaplarını, twitlerini öneri yağmuruna tut.


    Ve benim ön seçimim, ön teamülümde bu de…


    Ha unutmadan son bir soru daha..


    Yazıma başlık olan yani Eyyyy seçmen ‘Başta trafik, gecekondu, yeşil alan sorunu gibi onlarca hatta binlerce sıkıntısı olan İstanbul’un kaç milletvekili var?..’


    ‘Nasıl gazetecisin sen desene?’ demeyin çünkü 2 Milletvekilin birini göremeyen dini twitler atarak varlığını hissettiren bir diğerinin ise telefonlara cevap vermediği Ardahanlı fukara ben bilmem…


    Lütfen cevap..



    arşiv haberler 22/12/2015 tarihli haber/yorum


    1905 ARDAHAN


    Ardahan’ın 110 yıl önce ki hali…


    Yanda gördüğünüz fotoğraf , Ardahan’ın 110 yıl önce ki halini gösteriyor.


    Kongre caddesi, Elif iletişim Avea kavşağından çekile1n fotoğrafın sahibi ise Ardahan’a ve bölgeye gravyer peynir üretimini öğreten David Moozer’in abisi .


    1900 lü yıllarda İsviçre’den gelip Ardahan sulakyurt köyüne yerleşerek kaşar üretimine başlayan David Moozer’in torunları tarafından saklanan Ardahan fotoğraflarına ulaşan isim ise Kura Çözüldü kitabının yazarı Ardahanlı Kenan Karabağ.


    100 yıl önce bir çok taş mağazası olan Ardahan caddeleriyle günümüze kıyas yapıldığında bir çoğunun kalmadığı görülüyor. 


    Geniş caddeleri ve sokaklarının olduğu anlaşıldığı fotoğraflarda Rus ve Ermeni mimarisi ise gözlerden kaçmıyor.


    Kenan Karabağ gibi isimlerin araştırmalarıyla memleketin geçmişi gün yüzüne çıkarken bu araştırmalar sayesinde sınırlı sayıda olan resim ve belge arşivinin zenginleştiği görülüyor.

  • POSOF ELMASI LEVHA OLDU!, Sınır Köyü 40 Gün 40 Gecedir Susuz!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


    Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


    https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV


    Posof İçi Dışı Kırmızı Elması


    Posof ’un savahil (eski Türkçe’de sahil veya ırmak boyu anlamına gelir) köylerinde ve yaygın olarak da Türkgözü köyünde yetişen (bu köyün eski adı Badele’dir) içi ve dışı kırmızı olan elma çeşididir. Bu bölgenin kendine özgü mikroklimaya sahip olması elmanın rengini ve tadını etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda Posof ilinde bulunan 26 elma çeşidi  ve bu çeşitlerin farklı versiyonları ile 45 i bulan  çeşit arasında antosiyanin miktarının en fazla Posof/ Badele elmasında olduğu görülmüştür. Dünya üzerindeki tüm elma çeşitlerinde antosiyonin maddesi sadece kabuk bölgesinde olurken ,Posof/Badele elmasının hem kabuk hem de etli kısmında yüksek miktarda bulunması (İçi Kırmızı elma kabuğunda 100gr  da 49.1mg,ve meyve etinde 100 gr da  35.9 mg) meyvenin antioksidan aktivitesini arttırmakta ve bu elmayı diğer çeşitlerden ayırmaktadır. Antosiyanin maddesi sayılan etkilerine ek olarak insülin miktarını yükselterek kan şekerinin düşmesine yardımcı olmaktadır. Buda bölge halkının bu elmanın şeker hastalığına iyi geldiği yönündeki inançlarını destekler niteliktedir.


    Sınır Köyü 40 Gün 40 Gecedir Susuz!


    Birileri, ‘SUDAN’DA, ÇAD’DA SU KUYUSU AÇIYORUZ’ diyerek bağış toplaya dursun, Ardahan hala içme suyu sorunu yaşar ülkemde..


    Kafkaslara açılan gümrük kapısının önce pandemi ardından onarım var denilerek kapalı tutulan Gürcistan’a sınır Ardahan’ın ilçesi Posof’a bağlı sınıra sıfır köyü 40 gün 40 gecedir susuz.. KÖYDES adlı projenin milyonlar harcamasına rağmen köylerin alt ve üst yapısına çözüm olamadığı Ardahan’ın kent merkezlerinde olduğu gibi köylerindede hala içme suyu sorunu yaşanmaya devam ediyor.



    Bu köylerden biri olan Ardahan’ın sınır ilçesi Posof’a bağlı Sütoluk(Satkabel) köyü 40 gündür susuz olmasına rağmen yetkililerin ilgisizliği dikkatten kaçmıyor.


    Ardahan merkeze 120 km uzaklıkta bulunan sınır köyü, su ihtiyacını kadınların ve çocukların köy dışında bulunan çeşmelerden ve su kaynaklarından karşıladıkları belirtilirken, bazı köylerin su ihtiyaçlarını kardan giderdiğide öğrenildi.


    KAZ DEĞİL, KAZ ETİ TESCİLLENDİ

    Ardahan’ın tescilli lezzetlerine bir yenisi daha eklendi. Ardahan yöresine özgü Ardahan Kaz Eti’ne coğrafi işaret tescil belgesi alındı. 

    Ardahan’ın olmazsa olmaz mutfak kültüründe önemli bir yeri olan Kaz eti resmen Ardahan’ın oldu. 


    KİNZODAMALLILAR YER ALDI,


    GÜRCÜBEGLİLER YERLERİNİ AÇIYOR..


    Önüne yapılacak olan Beşikkaya Hidro Elektrik Barajı (HES) ile suyunun büyük bir bölümünün Kura Nehrinin hemen dibinde bulunan Ardahan’ın en büyük köylerinden olan Bağdeşen (Kinzodamal) köyü derneğinin yeni yönetimi yıllardır başarılmayan bir başarıyı ortaya koyarak köylülerine sabit, tapulu bir yer kazandırdılar.


    Mahmut Bilginin başkanlığındaki yeni yönetimin ortaya koyduğu başarı ardından tapusu alınan yere taşınan Bağdeşenliler İstanbul Sancaktepe’de alınan dernek yeri için bir tören düzenledi. Derneğin açılışına Sancaktepe Belediye Başkanı ve birçok kişi katıldı.




    Öte yandan Bağdeşen köyü gibi Ardahan Merkeze bağlı Tepesu (Gürcübeg) köyü de yeni kurduğu derneklerinin açılışını yapacaklar.

    Dernek Başkanı Halil Aktaş’ın başkanlığını yaptığı Tepesuyu Köy Derneği merkezi İstanbul Esenyurt’ta gerçekleşecek.



    İnat Newrozu, Nevroz’u..


    Sabah işe gelmek için çıktığım binada yan yana kalıyor, aynı binaya girerken selamlaşıyor, çıkarken gülümsüyoruz.  


    Bizden çok eşlerimiz daha yakın, daha samimi, çocuklarımız birlikte parkta oynuyorlar.


    Aynı çatı altında, aynı binada huzur içinde yaşarız, hepimiz bir birimizin güvencesi olarak gece rahat uyur, sabah huzur içinde çıkarız evlerimizden.


    Ben, benim gibi yorulan artık kullanmadığım ama satmayıp, hala evimin önünde tuttuğum GAZETECİ isimli arabamı çalıştırırken, onlar selam verip, işlerine giderler.


    Bugünde aynı oldu ama bir fark ile..


    Ben Nevroz için kameramı, fotoğraf makinemi hazırlamış, onlar çelik yeleklerini, coplarını.


    Yine aynı gülümseme, yine selamlaşma.


    Sanki iki tarafta meydan muharebesine gidiyor gibi hazırlıklı, birazda şüpheli.


    Ben gazeteci, onlar polis.


    Yani her zamanki gibi iki tarafta stresli…


    Her iki tarafta aynı binada, aynı evlerde kalmış, aynı suyu içmiş, aynı havayı koklamış olsa da.. Bahar bayramı Newroz’a gidiyoruz, gülüp, halay çekeceğimizi düşündüğümüz ama günlerdir yaşanan gerginlikler dolayısıyla neler olacağını, karşı karşıya gelip gelmeyeceğimizi kara kara düşünürken…


    Evet her yıl tekrarlanan, halaylarla değil, ölümlerle, yaralanmalarla sona eren bir Newroz’a daha giderken bu yaşadıklarım gerçek.



    Aynı çatı altında oturur, aynı suyu birlikte içeriz ama gerek gazetecilikte gerek dünya düşüncesinde hep karşı karşıya gelir, çatışır, birimiz hak ararken, birimiz cop atarız.


    Çünkü biz birbirimize düşmanca bakanlar, aynı ülkede olduğu gibi aynı binada oturmayı bilir, birlikte yaşamayı seçer, eşlerimizin, çocuklarımızın kaynaşmasına müsaade ederiz…


    Birimiz penceremize bayrak asarken, diğerimizin siyasi görüşüne de saygı gösteririz…


    Ama her nedense alanlarda, çarşıda, resmi işlerde hep karşı karşıya gelir, o binadaki barışı unutur, kardeş olmayı değil, düşman olmayı seçeriz…


    Düşünsenize benim gibi aynı binada olmasanız da, yan komşunuz, aynı dolmuşa bindiğiniz, aynı cafe de çay içtiğiniz, aynı lokantanın tabağından yemek yediğinizin biri polis, biri siz değil misiniz?


    Polis olmasa da savcı, hâkim, asker, jandarma, istihbaratçı veya devletin bir memuru değil mi o birlikte yaşamayı seçmiş, aynı evde, aynı binada, aynı ülkede yaşarken yıllardır süren inatlar nedeniyle karşı karşıya geldiğiniz..


    İşte size son inat.. 


    Biri, ‘ben Newroz’u kutlayacağım’ dedi, diğeri, ‘Hayır kutlayamazsın’ dedi..


    Dünde aynı değil miydi, erken olmazsa da, aynı güne bile izin vermiyorlardı… Ve sonuç meydan muhaberesinde karşı karşıya gelip, kan revan içinde kalıp, yaralanıp, ölüp aynı binaya, aynı eve gelip, aynı suyu içtiğimizi hep unuttuk…


    Kim kazanıyor bu yıllardır süren ama çare bulunamayan inatlaşmada, kim kaybediyor bu anlamsız ve de anlaşılmaz inatlaşmada kim?..


    Her iki tarafta kayıp etmiyor mu?


          arşiv haber 19/02/2018 tarihli haber


    Şemsettin Şenel: Kim Bölücü?


    ’23 Şubat Gecesi ARDAFED’indir’ diyen Ardahan Merkez Bağdeşen (Kinzodamal) Köyü Dernek Başkanı ve Ardahan Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Şemsettin Şenel’den önemli açıklamalar. Kendi köy derneğinin de aralarında bulunduğu ARDAFED’in kuruluşundan bu yana verilen Ardahan Birlikteliği mücadelesinin birileri tarafından engellenmek istendiğini belirten Şenel, çok tartışılacak bir soru sordu.


    Gerek, ARDAFED’i kuranlara gerekse ARDAFED’in oluşturmaya çalıştığı ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ ne engel olanların ası bölücüler olduğunu belirten Bağdeşen Köyü Dernek Başkanı Şemsettin Şenel, ‘bugün ihanet içinde olanların başında gelenlerin benim de için gururla bulunduğum Ardahan Dernekler Federasyonunun başındakiler değil, Ardahan kamuoyunda beceriksizleri ile tanınan, kendi işlerinde oldukları gibi toplumsal çalışma anlamında da başarısızlar olanlardır’ dedi.


    Şenel ARDAFED’i ellerinden kaçıranlar, son yıllarda olağanüstü bir çıkış yakalayan ve bugün çatısı altında 55 Ardahan İl, İlçe, Köy Derneğini toplamayı başaran ARDAFED’i çökertmeye çalıştıklarını da belirtti.



    **23 Şubat Gecesi ARDAFED’in dir..


    ‘Güçlü Bir Lobi’ oluşturma çabası içinde olan Ardahan Dernekler Federasyonun bu önemli çabasını engellemek, zayıflatmak isteyenlerin oynadıkları ayak oyunlarının başında ARDAFED’in tüm Ardahan toplumu yararına ortaya koyduğu çalışmaları engellemekten öte bir şey olmadığını belirten Bağdeşen Köyü Derneği Başkanı, emekli öğretmen Şenel Ardahan’ın Kurtuluş etkinliğini aynı gün düzenledikleri paralel geceler ile yapanların bilmesi gerekenin bu önemli günün Ardahan Stk’larının en üst çatısı olan Ardahan Dernekler Federasyonundur.


    Ardahan’da Valilik ve Belediye nasıl yapıyorsa İstanbul’da da Ardahanlının en güçlü lobisi ARDAFED yapar. Bu son 10 yıldır böyle. Bunu bilmezden gelenler, ARDAFED’in düzenlediği 23 Şubat gecesini engellemek için aynı gün aynı saatte paralel gececileri bilmelidirler ki asıl bölücü onlardır. Bu kentin güçlü bir lobiye kavuşmasını engelleyenlerdir’ dedi.


    **Bülbilan Birliğine ŞENEL Başkan..


    *22/10/2017 Tarihli Haber


    Ardahan’ın Bağdeşen (Kinzodamal) Köyünün İstanbul Derneği Başkanlığına aynı derneğinin kurucu başkanı olan Şemsettin şenel yeniden getirildi.


    Bir çok ileri gelen Bağdeşenli iş adamı ve ileri geleninin de yönetiminde yer aldığı Ardahan İli Bağdeşen Derneği Başkanlığına yeniden getirilen Ardahanlı emekli Öğretmen Şemsettin Şenel aynı zaman da Ardahan Denekler Federasyonu Genel Başkan Yardımcılığı ve ARDAFED Eğitim Komisyonu Başkanlığını da yapıyor.


    Ardahan Merkeze bağlı Başdeşen (Kinzodamal) köyünün yanı sıra İstanbul’da ki Ardahanlıların yakından tanıdığı Şemsettin Şenel yeniden başkan olduğu köyünün derneğinin kongresinde yaptığı açıklamada ilk hedefinin Bülbilan Birlikteliği adı altında köyünün diğer dernekleri ile diyaloga geçip, güçlü bir dernek anlayışını oturtmak olduğunu söyledi.


    BİLBİLAN YOLUNU BİTİREMEYİP, KAPATTILAR!


    *05/11/2016 Tarihli Haber


    Ardahan’ı Karadeniz’e bağlayacak olan ancak 25 yıla yakındır bir türlü bitirilemeyen Bilbilan yolu 6 ay trafiğe kapatıldı.


    Ardahan-Ardanuç Karayolu 6 Ay Trafiğe Kapatıldı !..


    Ardahan’da yapımı süren Ardahan-Ardanuç Karayolu, kışın bir olumsuzluk yaşanmaması için yaklaşık 6 ay süreyle trafiğe kapatıldı.


    Karayolları 183. Şube Şefliğinden yapılan açıklamada, yapımına devam edilen karayolunun herhangi bir olumsuz durum yaşanmaması amacıyla her kış mevsiminde olduğu gibi bu kış da trafiğe kapatıldığı bildirildi.

    Karayolunun nisan ayına kadar trafiğe kapalı kalacağı belirtilen açıklamada, “Ardahan-Ardanuç Karayolu’nun Artvin sınırı tarafı henüz bitirilememiş. Bu nedenle kışın açılmaması uygun görülmüştür.” bilgisi aktarıldı.

    Karayolu, Ardahan kent merkezine bağlı Bağdeşen köyü mevkisinden itibaren levha ve yola dökülen malzeme ile araç geçişlerine kapatıldı.

    Vatandaşlardan Fehmi Bozkurt ise yolun açık tutulmasını istediklerini belirterek, “Bu yol bizim için çok önemli. Hem Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlantı kuruyoruz hem de Bilbilan yaylasına geçiş sağlıyoruz. Bir an önce yolun bitirilmesi ve her mevsim hizmete girmesini istiyoruz.” dedi.


    **Çevre Yolu Tarihi Çökertti!


    25 Yıldır Turizm ve Kültür Müdürlüğünün Vekilinin Vekili ile idare edildiği Ardahan’da tarihi eserler, evler, kale ve kuleler tek tek kayıp oluyor.

    Son olarak Ardahan Yeni Mahalle, Sanayi Sitesi yanında bulunan ve yanı başında bölünen çevre yokunun geçtiği tarihi Şapel yanı başına getirilen yolun sarsıntılarına daha fazla dayanmayarak yerle bir oldu.


    **İLGİSİZLİKLERİNE YAĞMURU ŞEMSİYE ETTİLER!..


    Ardahan´da Atatürk Mahallesi´ndeki tarihi şapelde tamamen yıkıldı.

     Alınan bilgilere göre yıllardır ayakta kalmayı başaran ancak ilgi ve alaka görmeyen tarihi Şabel (Küçük Kilis) nin zaten yarım kalan ayaktaki diğer bölümüniğn de yıkıldığı öğrenildi.


    Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan İl Turzim ve Kültür Müdürlğü yetkililer, ‘Ardahan´da birkaç gündür aralıklarla devam eden sağanak, Atatürk Mahallesi´ndeki tarihi şapelin (küçük kilise) doğu cephe duvarının tamamen yıkılmasına yol açtı.’ dediler.

    Hasar oluşan şapelde İl Kültür ve Turizm Müdür Vekilinin V ekili Efsal Alantar, Kars Müze Müdürlüğünden gelen ekiple incelemelerde bulundu.

    Alantar,  yaptığı açıklamada, yağışlar son yıllarda ildeki tarihi yapılara ciddi zararlar verdiğini ama bunun bu yıl biraz daha güçlü olduğunu ifade etti.

    Atatürk Mahallesi´ndeki Ermenilerden kalan tarihi şapelin de yağışlar dolayısıyla doğu cephesinin tümüyle yıkıldığını ve Kars Müze Müdürlüğü´nden teknik ekip isteyerek inceleme başlattıklarını dile getiren Alantar, “Kars Müze Müdürlüğünden gelen uzman ekip, yıkımın neden olduğu, diğer bölümlerin yıkılma ihtimalinin olup olmadığına bakacaklar. Ayrıca rekonstrüksiyonu için çalışmamız olacak.” diye konuştu.

    Kars Müze Müdürlüğünden inceleme için gelen teknik ekip sorumlusu arkeolog Hakim Aslan ise ilk aşamada doğu cephesinin temelinin boşalmış olması sonucu yıkımın meydana geldiğini tespit ettiklerini belirterek, teknik incelemelerin ardından yapılacak çalışmaya karar vereceklerini söyledi.


     



    **Yakalamak, Yasaklamak, Kesmek..


    Nereye doğru gittiği hala anlaşılamayan, önüne gelenin yakalanıp içeri atıldığı, yasakların ard arda ilan edildiği, yaşananların görülmemesi, izlenmemesi için yayınların, internetin kesildiği bir ülkede yaşamak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

    Zorlu bir süreçte geçiyoruz deyip, Kanun Hükmünde Kararname ve Olağanüstü Hal ilanları ile ülkeyi idare ettiklerini belirtip, kendilerine karşı olduklarını düşündüklerini yakalayıp hapse atan, çoğu insan haklarına aykırı olan yaptıklarının görülüp, izlenmemesi, okunmaması için yasaklamaya sık sık başvuran ve yayınları, interneti kesmekle iş yaptıklarını sananları yarattığı kaos ekonomiyi de alt üst etmiş halde..

    Çünkü ülkenin çokta iyi idare edilmediğini ortaya koyan bu davranışları ile iş yaptıklarını sananların şöyle bir çarşıya çıkmasını ve başta esnafın olmak üzere bu ülkede yaşayanların nasıl burunlarından solduklarını göreceklerdir.

    Çünkü gidiş hiçte iyi değil.. 


    **Atalay’da biz anlamalı..


    Dünkü Sözcü Gazetesi’nin manşetini görünce bizim ARDA/FED olarak anlatmaya ve oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabamızın hiçte boş bir çaba olmadığını bir kez daha anladım..

    Çünkü Sözcü Gazetesinin manşetine konu olan AK Parti Ardahan Milletvekilin de içinde olduğu bazılarının anlamak istemediği lobinin olmayışı yeri ve zamanı geldiğinde hepimizi harcıyor..

    Evet, Sözcü’nün dünkü ‘Feto’den tutuklu hakimin itirafları’ başlığı ile gündemi alt üst eden haberi okuyunca Ardahanlı, Karslı veya Doğulu birinin bakan olmasının yada ülke de etkili olmasının batıdakilerini ne derece etkilediğini ve haranmaları için fırsat arandığını bir kez daha ortaya koymakaydı..

    Bunun diğer bir örneği de Diyarbakırlı Fenrbahçe Başkanına yönelik kampanyadır..

    İşte burada görülmesi gerekenin bizlerin bu ülkede siyasette, ticarette güçlü olmasının tek yolunun el le verip, güçlü bir lobi çatısı altında yan yana durmamızdır ki gelde bunu Atalay ve diğerlerine anlat..

    Dünkü manşetin altında yatan asıl meselenin bir araya gelmememiz olduğu kadar bizlerin bir yerlere gelmesidir..

    Bunu nereden anlıyorsun diye soranlara Atalay destekli birinin bakan olmasını içine sindiremeyen lobinin attırdığı manşetti o manşet derim..


    **Tahrik olmamak, sabır etmek..


    Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin gölgesinde kalan Güneydoğu’da ki gelişmelerin en son noktası Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin eş başkanlarının gözaltına alınması ile devam ediyor.

    Başkan Erdoğan’ın başkanlıktan öteye geçip, savcı ve hakimlerin görevini de üstlenmeye başladığını ‘Onları da tutuklarız’ dediği günlerin hemen akabinde yaşanan bu gelişme ardından HDP’de halkın iradesine sahip çıkmasını istedi.

    Ülkenin gergin günler yaşadığını ve bu gerginliğin başta ekonomide olmak üzere hemen her alanda yarattığı olumsuzluğun bir anda iç karışıklığa dönüşebileceğinin korkusu ise gün geçtikçe daha da ağırlaşmakta.

    Bir taraftan tahrik diğer taraftan tahrik denebilecek gelişmelerin ard arda yaşandığı şu günlerde insanların siyasilerden daha sabırlı daha sakin olması gerekir..

    Çünkü halkın bir biri ile sorunu olmadığını yine yıllardır kardeşçe yaşayan halklar biliyor..


    **Recep Aydemir..


    Ölüm döşeğinde, acı çeken insanı anlamadan ‘Hele gel bir selfie yapalım’ diyen sanal ortamın bu kadar popüler olmadığı süreçte Ardahanlı denildiğinde akla gelen ilk isimlerdendi Recep Aydemir..

    Ardahan’ın Kocaköyü’nden çıkmış, başta İstanbul’da olmak üzere Ankara ve Ardahan’da bir çok önemli işe el atmış, Ardahan’ın ilk temizlik firmasını kurmuş, onlarca insana ekmek vermiş, bal festivalinin ilk ağası olmuş renkli biri isimdi Recep Aydemir abim..

    Ankara’ya giden her Ardahanlının ilk aradığı, yediği, içtiği, bol bol güldüğü isim olan Recep Aydemir iş sahasında elde ettiği başarısını benim gibi hiç bir karşılık beklemeden, saf saf başta siyasetçilere olmak üzere birilerine akıl danışmanlığı yaparken kendisinin hiç bir beklentisinin olmadığını ve en önemlisi önüne her gelene Ardahan sevdasını aşıladığını en iyi bilenlerdenim.. 

    Her inanın olduğu gibi onunda çıktığı yerden iniş dönemi başlayınca önce kanser denen illetin verdiği acıları bile hisetmeyip, onunla selfi çekenler daha sonra dost bildiklerinin kendisini terk etmeye başlamış, yanlız kalmıştı..

    Kısacası ve üzülerek tüm ağrılarına karşın yanına gidenle yine ilgilenmek, elinde, avucunda kalanı paylaşmak isteyen adam gibi adam olan Recep Aydemir ağabeyi de yolcu ettik, bugün yarın hepimizin gideceği yere.

    Rahmetle uyu abi..



    **FETO ÇAMURU ONLARA DA BULAŞTI!


    ‘FETÖ’den tutuklu hakimin itirafları:


    Bir bakan ve iki AKP’li vekilin adını verdi..


    Dershaneler KCK’dan daha tehlikeli çıkışıyla gündeme gelen AK Partili Ardahan Milletvekili ile şu an bakan olan Kars Milletvekillerinin Feto davasında yargılanan bir hakime yardım ettikleri ileri sürüldü..


    Yargıdaki FETÖ soruşturmasında tutuklanan ve itirafçı olan hakim “Mülakatlarda Bakan Ahmet Arslan, vekiller Orhan Atalay ve Yunus Kılıç ile Danıştay üyesi Hicabi Ece referans oldu” dedi.


    Hakim-savcı sınavlarına FETÖ evlerinde hazırlandığını belirten hakim Cihangir U., 2011’de 1 ay arayla yapılan idari ve adli yargı sınav sorularının FETÖ tarafından ele geçirildiğini anlattı. 

    Sözcü gazetesinden Asuman Aranca’nın haberine göre, Ankara Başsavcılığı’nca yargıdaki FETÖ yapılanmasına ilişkin soruşturmada tutuklanan Sakarya Hakimi Cihangir U., savcıya ikinci kez ifade vererek itiraflarda bulundu. Üniversite yıllarında örgüt evlerinde kaldığını söyleyen Cihangir U. özetle şunları anlattı:



    SORULARI GETİRDİM

    2011 Ağustos’ta hakim adayı olan Bahadır benimle irtibat kurdu ve Keçiören’de bir evde hakimliğe çalışmaya başladım. Adını Burak diye bildiğim hakim adayı bu evi idare ediyordu. Bu yapıya ait evde hakimlik sınavına çalışmaktayken 25 Kasım 2011 gecesi idari hakimlik sınavından bir gün önce gece saat 04.00’te evimizle ilgilenen Burak’ın abisi olan hakim adayı Bahadır geldi, “Size soruları getirdim” dedi. Önce bunun bir şaka olduğunu düşündüm.


    YEMİN ETTİRDİLER

    Daha sonra ciddi olduğunu anlayınca ağlayarak, ben böyle bir haksızlığı yapıp adalet dağıtacağım makama haksızlık yaparak gelemeyeceğimi söyledim. Beni ikna etmeye çalıştı. Dindar insanların bu makamlara girmesi gerektiğini söyleyerek iknaya çalıştı.

    Kararımda ısrarlı olduğumu görünce bu durumun gizli kalması gerektiğini söyleyip, evde bulunan Kuran-ı Kerim’i getirterek üzerine el bastırdı. Bu yaşanılan soru verme olayının anlatılmaması üzerine yemin ettirildim.

    AKP’LİLER REFERANS:

    2012 yılında yapılan idari yargı hakimlik sınavını 82 puan, adli yargı hakimlik sınavını da 83 puan alarak kazandım. Daha sonra mülakat sürecinde bana şu anda Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanı ve Kars Milletvekili olan hemşehrim Ahmet Arslan, Danıştay Üyesi Hicabi Ece, (AKP) Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ve (AKP) Kars eski Milletvekili Yunus Kılıç referans oldular. Bakan Ahmet Arslan’a babamın hayvan sattığı Karslı işadamı Metin Durmuş aracılığıyla mülakat sürecinde diğer belirttiğim kişilere de akrabalarım vasıtasıyla ulaştım.



    Ardahan’a Havaalanını Çok Görenler


    Bolu’ya bir değil, iki havalimanı birden geliyor..


    Yayın organlarımızca ısrarla gündemde tutulmaya çalışılan ama bazı yalakaların sadece biz dedik diye karşı çıktığı Ardahan’a Havaalanı isteğimizin devam ettiği bir süreçte ‘Ardahan’a Havaalanı gerekmez’ diyenler bu haberi biz değil, Bolu’lu Ulaştırma ve Denizcilik Bakan Yardımcısı yaptığı açıklama ile kamuoyuna duyururken gözleri gülüyordu..

    Çünkü Ardahanlının çok istediği. ama bazı anlamazlar yüzünden gerçekleşmeyen Havaalanından birinin değil, ikisinin birden Bolu’ya yapılacağını duyuruyordu..


    Geçtiğimiz gün Ardahan’a gelen ve Ardahanlıların ‘Bizde uçmak istiyoruz’ diyerek Havaalanı istediği ancak, ‘Size havaalanı değil, protokol yolu yapacağım’ diyen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanının Bolu’lu Bakan Yardımcısı Yüksel Coşkunyürek, Bolu merkeze stol tipi ve Abant Tabiat Parkı mevkisine ise  küçük uçakların inerek park yapabileceği 2 havalimanı projesi üzerinde  çalıştıklarını bildirdi.


    Bolu’lu Coşkunyürek, Bakanlığının bünyesinde faaliyet gösteren Karayolları  Genel Müdürlüğü’nün Boluve ilçelerinde yaptığı çalışmaları yerinde inceledi.


    Daha sonra Bolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Türker Ateş’i  ziyaret eden Coşkunyürek, yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.


    Burada yaptığı konuşmada, bakanlık olarak 14 yıldır yoğun bir şekilde  ulaştırma alanında sürdürdükleri faaliyetlerini devam ettirmeyi ve onlara  yenilerini eklemeyi planladıklarını anlatan Coşkunyürek, “Bizler ekibimiz ve  arkadaşlarımızla beraber bunun için gayret edip çalışıyoruz. Bizler işin  altyapısını, geleceği olan çalışmaları zenginleştirecek yollarımızı, ağlarımızı,  lojistik merkezlerimizi kurduğumuz zaman ticarete de sanayiye de büyük katkı  vereceğimiz inancındayız. Çünkü ulaştırma sektörünün en önemli katkısı insanları  bir yerden bir yere nakil olarak götürüyor ama asıl önemlisi ticari olarak sosyal  olarak turizm olarak kültürel olarak insanları ve toplumu kaynaştıran ve onları  birleştiren bir yol ağından oluşuyor.” diye konuştu.


    Türkiye’de son 14 yılda yol konusunda ciddi mesafeler alındığını  belirten Coşkunyürek, bunun yanı sıra hem demiryolu hem de havayolu alanlarında  Türkiye’nin beklentilerinde üzerinde büyük hedeflere doğru adım adım  ilerlediklerini ifade ederek bunun göğüs kabartan bir iş olduğunu söyledi.


    Konuşmasında Almanya’da gerçekleşen bir toplantıda 36 tane ülkenin  ulaştırma bakanlarıyla bir arada bulunduğunu anlatan Coşkunyürek, “Orada o 36  ülkenin bakanları ile yaptığımız toplantılarda bizim ulaştırma alanında  yaptığımız çalışmaların gündeme gelmiş olması konuşulması benim göğsümü kabarttı.  Bizim projelerimizi soruyorlar merakla takip ediyorlar. Bu, şunu gösteriyor.  Türkiye’de son 14 yılda ulaştırma alanında yapılamaz denilen birçok eserin ortaya  konması ve sonuçlanması hem ülke olarak bizim özgüvenimizi artırdı. Hem  çalışmalarımızı daha da zenginleştirdi. Hem yerli imalatçı olan sanayicilerimizi  iş adamlarımızı müteahhitlerimizi desteklemiş olduk bu arada hem de göğsümüzü  kabartan bir şekilde bunları dünya ile paylaşma imkanı bulduk.” ifadelerini  kullandı.


    Bakanlığının Bolu projeleri hakkında da bilgiler veren, Bolu’nun  ticaret ve sanayisine en büyük katkıyı verecek proje olarak gördükleri demiryolu  çalışmalarını anlatan Coşkunyürek, “Bolu’yu ilgilendiren en önemli konulardan bir  tanesi ticaretimizi ve geleceğimizi ilgilendirdiği için demiryolu çalışmaları.  Hem Türkiye’nin ikinci en büyük ticari liman projesi olan Filyos projesi  kapsamında lojistik merkez olarak bu hattın kullanılması hem de ilimizi demiryolu  ağı ile diğer bölgelere bağlama açısından da çalışmalarımıza start verdik.”  değerlendirmesini yaptı.


    Coşkunyrek, Arifiye-İsmetpaşa demiryolu hattının Bolu’dan geçeceğini  belirterek, şöyle devam etti:


    “Şu anda proje etüt çalışmasına doğru adım atıyoruz. İnşallah  önümüzdeki günlerde sondajlar başlayacak. Hangi güzergahtan nasıl geçeceğimiz  konusunda. Arifiye-İsmetpaşa arasında bir demiryolu hattı olacak. Yine Bolu  merkezden bir ayrımla da Zonguldak’a bağlanan bir hattımız olacak. Böylece  Bolu’yu hem Karadeniz’e, Hem de Karadeniz’den Ankara’ya doğru bağlantı noktasında  biz bir lojistik üst olmak için çalışma sergiliyoruz. Bu hayali bir proje değil.  İnşallah 2023 vizyonuna bunu biz yetiştirmeyi umut ediyoruz.”


     **Bolu ve Abant‘a havalimanı yapılacak..


     Öte yandan Bolu’da havalimanı yapımı adına bazı çalışmalar  yaptıklarını dile getiren Yüksel Coşkunyürek, “Bolu’muza düşündüğümüz stol tipi  bir havalimanını sayın başbakanımız talimat buyurmuştu. İnşallah onu da Bolu’muza  kazandırmayı düşünüyoruz. Şu anda hem Altyapı Genel Müdürlüğü, hem Sivil  Havacılık Genel Müdürlüğü, hem de Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğünden  arkadaşlarımız iki defa geldiler Bolu’ya incelemelerini yaptılar. Bir iki yer  tespiti yapılmış ama biz ‘daha iyi bir şekilde çalışın’ dedik. Önümüzdeki  günlerde belediyemizle de irtibata geçecekler.” ifadelerini kullandı.


    Herkesin kullanabileceği stol tipi bir havalimanını Bolu’ya  kazandırmanın en büyük arzularından bir tanesi olduğunu vurgulayan Coşkunyürek,  şunları kaydetti:


    “Yine hava parkı olarak kullanabileceğimiz Abant üzerindeki  karayollarına ait bir yerimizi de hava trafiği için orada bir pist yapıp özelikle  küçük uçakların inip kalkabileceği veya park edilebileceği bir yer de planlarımız  dahilinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tabii ki bunlar şu anda ham çalışmalar  olduğu için tarih ve zaman veremiyoruz ama bunlar için önümüzdeki günlerde daha  net ifadeler kullanmış olacağız. Bakanlık olarak Bolu merkezde yapacağımız stol  tipi havalimanı ile Abant’ta yapacağımız ve küçük uçakların ineceği hava park  alanı ile Bolu’muza 2 tane havalimanı yapmayı planlıyoruz.”


    Coşkunyürek, ziyaretinin ardından Mudurnu ve Göynük ilçelerinde yapımı  devam eden yol çalışmalarını incelemek için ilden ayrıldı.



    **DUYGUSAL OLMAYACAĞIM, DİRENECEĞİZ..


    Ülkenin gerçek gündeminin havuz medya tarafından MHP’nin artık komediye dönen kongresine, onca ölüme, gözyaşına duyarsız ve sanki hipnotize edilmiş toplumca reytingler kırdırılan Survivor gibi saçma sapan tv programlarına çevrildiği ülkemde yalandan kardeş denen bir toplumun fertleri saçma sapan suçlamalar ile tek tek toplanıp, içeri atılmaya devam ediliyor.


    Ajan takımının sızdırıldığı bir partinin yine bu ajanların yardımıyla çökertildiği bir sürecin adeta yeniden yaşandığı bugünlerde bir Kürt olarak duygusal davranıp, yaşananlara kızmayacağım, hatta şimdi ki gibi dişlerim gıcırtarakta olsa gülümseyip, daha çok direnilmesi gereken bir zaman diyeceğim..


    Evet, CHP’yi kendisine benzeten, MHP’yi tar mur ettiren, hatta benim gibilerine MHP’yi bile arattıran bir anlayışın önünde ki tek engelin HDP’nin olduğunu anlayıp, bu partiye sızdırdıkları ajanları ile DEP ve diğerleri gibi HDP’yi de bitirme planlarını adım, adım hayata geçirenler daha önce bir çok kez izlediğimiz ve bayatlaşan oyunları yeniden vizyona koysa da her filimin bir sonu olduğunu Menderes, Demirel, Özal ve Çillerlerin reyting yaptığı dönemlere bakarak anladıklarında trenin Kars-Tiflis-Bakü Demir yolundan çoktan gelip, geçtiğini anlayacaklar..


    Ha unutmadan bugün iktidarım diyenler sanmasın ki bunları kendilerinin yaptığını..


    Çünkü iktidarı elinde tuttuğunu sananlar, ömür uzatma hayali ile ellerinde olduklarını sandıkları iktidar iplerini her gün ve yeniden ulusalcılara, 90 yıllık rejimde nemalanan ve kendilerinden başka bir düşünceye izin vermeyenlere kaptırdıklarını ve bugün HDP, yarın sıranın kendisine geleceğini anlamıyorlar..


    Anlasalar daha dün ‘barış masası’ adı verilen masayı yıkmaz, ‘süreç buzdolabında demez’, diz çöktüklerine paralel demez, demokrasinin düşmanı olan birilerinin korkutmasıyla herkesi kendisine düşman ilan etmezdiler..


    Ama dediğim gibi toplumları ayrıştırarak, seçilenlere dokunarak, onlara oy vermeyenleri ajanlarının yardımı ile tutuklatanlar ve rejimi değiştireceklerini sananların son bir kaç yıldır attıkları geri adımla aslında kendilerinin değişmeye, eskilere benzemeye başladığını anladıklarında kendilerine de nefes veren demokrasi deliğinin kapandığını ve onlarında nefesiz kaldığını anlayacaklar..


    Ve direnenlerin, diz çökmeyenlerin yine bizlerin olduğunu ve bu ülkenin güzel geleceği için gerçekleri yazmaya, söylemeye devam ettiğimizi duyup, görüp, konuşacaklar..


    Tabi bugün ki gibi sağır, kör ve dilsiz kalmamışlarsa..


          arşiv haber 04//03 Nisan 2014 Tarihli Ardahan Haberler


     



    Yazarlarımızı okuyor musunuz?
    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
    Yazarlarımızı okuyor musunuz?


    KADINCA/Selmi Yılmaz

    Haydi İş Başına..

     


    Ardahan Haberi Aylardır sorunların bir yana itildiği, kimin kazanıp, kimin kazanacağını tartıştığımız seçimler nihayet sona erdi.

    Kazananları kutluyor, kayıp edenlere geçmiş olsun diyorum.

    Bu seçim de, büyük bölümü değişen yerel yöneticilerimiz bekleyen sorunların çözümün de el ele vermenin zamanı gelip çattı..

    Haydi.. Ardahan’ın, Ardahanlının önün de bulunan sorunları çözümü için herkesin iş başı yapmasının zamanı..

    Ardahan’ın olduğu gibi, Göle’nin, Damal’ın, Posof’un, Çıldır’ın, Hanak’ın var olan sorunlarının en aza indirilmesi için harekete geçmenin zamanı..

    3 Yıldır bir türlü bitmeyen Ardahan-Kars yolu gibi, Ardahan-Göle, Ardahan-Hanak-Damal-Posof yolları artık bitsin..

    Yurtsuz üniversiteye hep birlikte sahip çıkalım, bu üniversitenin gerçekten Kafkasya’nın merkezi olmasına yardımcı olalım..

    Yerlerde sürünen hayvancılığın kalkınması, diz boyu olan işsizliğe çare bulu, devam edn göçün durması için el ele vermenin tam zamanı..

    Çıldır Aktaş Gümrük Kapısının bu yılın sonunda açılması için, Posof Türkgözü Gümrük Kapısına giden yolun üzerinde bulunan Ilgar dağına, Şavşat’a, Mozoret’e tünel açılması için adım atmanın zamanı..

    Yapılacak denilen Havaalanın gerçekleşmesi, yeni TOKİ’lerin ilçelere de yapılması için Ardahan Belediye Başkanlığının başkanlığın da bir Ankara heyeti oluşturmanın tam zamanı..

    Kısacası ülkenin Gürcistan ve Ermenistan’a komşu olan Ardahan’ın gelecek kış herkesin doğalgaz ile ısınması için herkesin el ele vermesinin zamanıdır..



    **İmam Hatip’i Onardılar mı?



    4’ü çocuğum, biri torunum olmak üzere 5 çocuk okutan bir veli olarak 30 Mart 2014 pazar günü oy kullanmak için gittiğim Ardahan İmam Hatip Okulunu görme imkanı yakaladım.

    Depreme dayanıklı olmayan 30 kamu binasının arasın da bulunmasına rağmen kışın ortasında sözüm ona güçlendirilen bu okula gittiğim de halkın yoğun bir şekil de sandığa koşup, demokrasiye sahip çıkmaya çalıştığını görüp sevinirken, okulun içler acısı hali karşısında donup kaldım..

    Çünkü evime de komşu olan bu okulun güçlendirilip, onarıldığını ve pırı pırıl bir okul binası göreceğimi beklerken, sanki eski, yıkılmak üzere olan bir harabe binaya girmiştim..

    Evet -30’ları bulan dondurucu soğuklar da üzerine çadır çekilerek sözüm ona ona onarılan bu okul binası yapılmaktansa daha da harabe hale getirilmişti..

    Kışın ortasında al acele yapıldığı, doğru dürüst açılmayan pencerelerinden içeri giren rüzgarlar eşliğin de oyumuzu kullandığımız bu okulun onarılıp, onarılmadığını anlamadan orada ayrılırken Ardahan Haberi başta yeni bir İmam Hatip Binası yapılacağını söyleyen AK Partili iktidar partisi milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay olmak üzere eğitime büyük önem verdiğini sık sık belirten Ardahan Valisi Seyfettin Azizoğlu’nu, Ardahan İl Milli Eğitim Müdür Tevik Fikret Eker’in bir bu okula gidip, bu okulu kimin onardığına ve nasıl bir onarma yada güçlendirme yapıldığına bakmalarını ve de bu işi veren, yapanların ki olduğuna bakmalarını istedim..

    Çünkü güçlendirilip, onarıldığı Ardahan İmam Hatip Okulu için harcanan onca paranın sanki uçup gittiğini ve okulun eskisinden beter hale getirtildiğini görecekler..

    İnanmıyorsanız siz de bir gidip, bakın bu güçlendirildi, onarıldı, yapıldı denilen okula..



    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

                                                                                                                           

    YAZIYORSAM SEBEBİ VAR

    Hesaplaşalım mı?

     


    Fakir Yılmaz Yoğun bir tempo ile aylardır nabzını tutmaya çalıştığımız seçimler sırasında ilgilenmediğim bir çok konu ve kişi vardı..

    Gerek Ardahan’da gerek ise başta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde seçimin nabzını tutup, okurlarıma aktarmaya çalışırken, Ardahanlı, Karslı, Iğdırlı siyasilerin başarılı olması için çabalarken birilerinin de benim  hakkımda ihbarcılık dahil, bir çok iftira ve karalama çabası içerisinde olduğunu gördüm.

    Adam diye hesaba katmadığım bunlarla, ‘seçimden sonra hesaplaşırım’ diyerek ertelediğim  konuların başın da benim seçim boyunca ortaya koyduğum tutumdu..

    Şimdi sırasıyla başlayalım..

    Efendim ben Ardahan’da ki BDP’yi yazmamış, İstanbul başta olmak üzere bir çok kentte bu partiye oy verilmemesi için çabalamışım..

    ‘Yalancının!’ denilecek bu adilik ve şerefsizliklere papuç bırakacak biri olmadığımı bilen okurlarım bu seçim de benim partimin, ‘Ardahan Partisi, Ardahanlıların, KAI’linin başarısı Partisi’ olduğunu görmelerine karşı birilerinin oturdukları yerde kendilerini cırmalarını anlayamadım..

    Benim köyüm de çıkan oylara bakıp, bu bana iftira atanların Esenyurt’ta, Hoçvan’da neler yaptığını seçim sonuçlarına bakarak görmek mümkündür..

    Bir diğer konu da içi boş ve adı HOÇ/BOŞ denilmeye başlanan Hoçvan Federasyonunun beni işaret ederek yayınladığı alçakça basın açıklamasıydı..

    21 Köyü olan Hoçvan’ın ancak 7-8 köy derneğiyle ayakta duramayan bu sözde kurumun başkanının köyün de BDP’ye kaç oy çıkmıştır?

    Esenyurt’ta kaç bu jurnalcı ve ihbarcı dahil kaç Hoçvanlı HDP’nin yanında yer almıştır?..

    HOÇ/BOÇ denilmeye başlanan bu kurumun sözde büyük Kürt alimi yönetcileri hangi partilidirler?

    Çoğunluğu AKP’li, olan, kalanı CHP’li olan bu HOÇ/BOŞ’un Kürt oyları üzerinde hakkı nedir?

    Bunların amacı kendilerine başkan desinler değilmidir?.

    Samimi Hoçvanlı iş adamlarını söğüşlemek değil mi?

    Esenyurt’ta Hoçvan’da bir eserleri var mı, adlarını kimse biliyor mu?

    Peki ya o köprü altlarında sanal ortam da devrim yapanlara ne demek gerek?

    Bilmem ama başta Avrupa’da bulunan Kürtler olmak üzere herkesin bunların amcasının BDP Ardahan İl Başkan Vekili olduğunu bilmelerini ve BDP’nin bu seçimde en az 2 bin oyu bu adamın ve bu adam ile birlikte partiyi işgal edenler yüzünden kayıp ettiğini bilmeli ve buna göre karar alıp, gereğini yapmalıdırlar..

    Saha da olmayan sanal ortam da devrimci olan ve sakal bırakıp bana benzemeye çalışan bunları seçim de önce de benden yana kuyruk acısı çektiklerinin de bilinmesi gerektiğini hatırlatırken şimdi somut veriler üzerin de hesaplaşmanın tam zamanı olduğunu da belirtirim..

    Benim aleyhimde yazılar yazanlar, meslekleri olan ihbarcılık yapanların köyü Gölgelidir, Nebioğludur..

    Benim köyümde Harziyandır..

    BDP Gölgeli de ne kadar oy almıştır? Harziyan’da ne kadar?

    HOÇ/BOŞ’un başkanının köyü Nebioğludur..

    BDP Bu köyde ne kadar oy almıştır?

    Sitesinin ANF’den daha çok okunduğunu ileri süren  arkadaşın köyü ise Xeskar’dır..

    BDP Bu köyde ne kadar oy almıştır?

    Bunların hepsini yaşadığı Esenyurt’ta HDP’nin oyları niye düşmüştür?

    HDP’nin bile ‘oylarımız CHP’ye gitmiştir..’ dediği Esenyurt’ta ben mi oyları alıp CHP’ye, AKP’ye verdim?

    Kadıoğlu’nun yemeğine katılan Hoçvanlılar, haberi yapanlar benim mi, onların mı akrabaları?

    Haydi hesap günü, verin bakalım..



    **Orhan Gökdemir Kadar Olamayanlar..



    Başta Ardahan Valisi olmak üzere kimsenin bilmediği bir dev tesisin yıllardır çürüdüğü Ardahan’da hayvancılığın gelişmesi için atılan adımların bugüne dek hala bir türlü çözüm bulmadığını söylemek bir fayda getirir mi bilmem ama Ardahan’a her geldiğin de omuzlara alınan Ardahan eski Milletvekili Saffet Kaya’nın kardeşinin başında bulunduğu grubun elinde bulunan Ardahan Et ve Et Ürünleri Enterge Tesisinde kimsenin bahsetmediğini görmekteyiz.

    En son üzerinde 7 Milyon TL. kredi çekildiği ileri sürülen ve Kaya’nın ‘Açacağız’ demesine karşı 25 yıla yakındır bir türlü açılıp, Ardahan’da ki hayvancılığı hizmetine sunulmayan bu dev tesisin ne zaman açılacağını merak ederken büromuza gelen Orhan Gökdemir ile Ardahan’da ki yatırımlar ve hayvancılık üzerine uzun bir sohbet etme imkanı buldum.

    Bir çok Ardahanlı iş adamı gibi batı da dev yatırımlar yapan iş adamlarımızdan olan Orhan Gökdemir ata dede yurduna yatırım yapmış olan ender bir iş adamı olması kendisine olan saygımı daha da arttırırken, Gökdemir ve onun gib iş adamlarının buralara yaptıkları yatırımlar ardından yaşadıkları sorunları da bir kez daha masaya yatırma imkanı bulduk.

    Tüm sorun ve sıkıntılara karşın köyüne yaptırdığı entegre tesisin mutluluğu için de olduğunu belirten Orhan Gökdemir Ardahan’a yatırımın kısa vadede bin bir zorluklara mal olduğunu belirtirken, bu yatırımın uzun vadede kara dönüşeceğinin bilinciyle köyüne yaptırdığı modern ahırın hikayesini anlatırken hem çok güldük, hem de üzüldük..

    Çünkü Gökdemir’in doğup, büyüdüğü topraklarına yıllar sonra gelip, döktüğü para ile 100’ün üzerin de ihracat yaptığı Ankara’da ki işine dökseydi daha çok kar edeceğini bizde biliyorduk..

    Köyüne yaptırdığı 100 hayvanlık ahırın inşaatına başlarken kendisinden Müze Müdürlüğünün de içinde bulunduğu bir çok kurumdan belge istenmesi bizi güldürürken, ‘Ata dede toprağına yatırım yapın’ dediğimiz iş adamlarının bürokrasi de yaşadığı sıkıntılar da düşünüp, üzülüyorduk..

    Ama her şeye rağmen Orhan Gökdemir kadar olamayan, Ardahan-Et’in üzerinde krediler alıp, bu dev tesisi açamayanlar aklımıza gelince Gökdemir’e yeniden teşekkür ederek kendisini yolcu ediyorduk..

    Aynı zaman da siyasetle de yakından ilgilenen Ardahan Hoçvanlı İş Adamı Orhan Gökdemir’in Hoçvan’a yaptırdığı o modern ahırların ve de tesislerin artması için hem Ardahanlı iş adamlarımıza hem de devlete, ‘Bürokrasiyi azalt, yatırımcıya yardımcı ol’ diyerek bir kez daha çağrı yapma gereği duyduğumuz bu sohbetimizde birilerinin ders almasını umarak tüm zorluklara ve sıkıntılara karşn Ardahan gibi küçük bir kent’e bir çivi çakanlara, o çivilerden birin, çakan Orhan Gökdemir’e yeniden teşekkür etme gereği duyduk..

    fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58



    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Hoç-Vak Kuruluyor..

     


    Ardahan Haberleri Hoçvanlı İş Adamları Derneği (HİD) nim kurulma çalışmalarının sürdüğü bir süreçte Hoçvan adını taşıyacak yeni bir kuruluş için çalışma başlatıldı.

    Merkeze bağlı 21 köyü içinde barındıran Hoçvan köylerine ve köylülerine hitap eden bir vakfın kurulması için çalışma başlatan Hoçvanlı İş Adamı Ayhan Gökçe, kuracakları vakıfla başta Hoçvanlı Üniversite öğrencilere olmak üzere bölgede ki başarılı öğrencilere, imkansızlık için de bulunan yoksullara yardım ve katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti.

    Konu hakkın da bir açıklama yapan Hoçvanlı İş adamı Gökçe, yerel seçimlerin sona ermesini bekliyorduk. Kuruluş çalışmalarına başladığımız Hoçvan Vakfı ile gerek Hoçvan’a, gerek ise Ardahan’a ne gibi katkılar sunabileceklerini ortaya koyacaklarını belirtti.

    Gökçe, bölgenin gelişmesi ve kalkınması, destek bekleyen insanına karınca kararınca katkı sunmak için kurmayı düşündükleri Hoçvan Vakfı’nın başta başarılı Hoçvanlı öğrencilere olmak üzere imkanlar dahilin de her Hoçvanlının yanında yer almak olduğunu söyledi.



    **Hoçvanlı İş Adamları Konseyi de Tartışılıyor..



    Öte yandan İstanbul’da ve diğer kentlerde bulunan başarılı İş Adamlarını bir çatı altında toplamak için ayrı bir çalışma da başlatıldığı alınan diğer bilgiler arasında oldu.

    Alınan bilgilere göre gün geçtikçe vasfını kayıp etmeye başlayan Hoç/Fed’den bekleneni alamayan bir grup iş adamının bu yönde yeni bir çalışma içine girdikleri ve Hoçvanlı İş Adamları Konseyi adı altında yeni bir oluşuma gitmeye hazırlandıkları alınan diğer bilgiler arasın da oldu.



    **Hoç/Fed Topal Kalınca..



    10 Yıl önce kurulmasına karşı kendisinden beklenen performansın görülmediği Hoçvan Federasyonun adeta topal kalmasının Hoçvanlıların yeni oluşumlar içine ittiğini belirten Hoçvanlılar, Hoç/Fed’in geride kalan yerel seçimler başta olmak üzere Hoçvan ile alakalı hiç bir işte kendisini gösteremediğini ve bir kaç kişiye kalan içi boş bir kurum olmaktan öteye geçmediğini belirtmekteler.

    21 Hoçvan Köyü olmasına adı Hoç/Boş’a çıkan bu kurumdan beklenenin bir türlü gerçekleşmediğini de belirten Hoçvanlılar Hoç/Fed’in topal kaz misali bir yere gidemediğine de dikkat çekmekteler.

    Haberi ekleme saati: 12.21-04 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Damal ve Çıldır’da Devir Teslim Vardı..

     


    Ardahan Haberleri **Seçime girmeden belediyeyi teslim etti..



    Nüfusu 2 Binin altına düştüğü için 30 Mart 2014 Yerel Seçimlerine  giremeyen Ardahan’ın Çıldır İlçesine bağlı Aşıkşenlik (Suğara) Beldesi’nde de devir/teslim töreni vardı.

    Demokratik Sol Parti’den Çıldır Belediye Başkanlığını kazanan Kemal Yakup Azizoğlu Çıldır Belediyesini kazandıktan sonra gittiği Aşıkşenlik’te daha önceden kapatılan ve Çıldır’a mahalle olarak bağlanan Aşıkşeknlik’te belediyeyi, beldesi kapatıldığı için seçimlere giremeyen Belediye Başkanı M. Mülazım Karaçay’dan teslim aldı.

    Kurbanlar kesilerek Azizoğlu’na teslim edilen Aşıkşenlik Belediye Binasının kapatılmayacağı ve Çıldır Belediye Hizmet Binası olarak kalacağı öğrenildi.



    **Damal CHP Mazbatasını Aldı..



    30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimleri ardından kazananlar tek tek mazbatalarını almaya başladılar.

    Hanak, Göle, Çıldır ve Posof’tan sonra Damal İlçesinde kazanan aday da mazbatasını aldı.

    Damal Belediye Başkanı iken İstanbul Kartal Belediye Başkanlığının 1. Sıra Meclis Üyesi olan Gülcemal Fidan’ın yerine CHP Damal’da aday olan ve 4’ü bağımsız olmak üzere 7 aday ile yarışan CHP Damal Adayı Ergin Önal’da mazbatasını alarak yeni görevi Belediye Başkanlığını yapmaya başladı.

    CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan eski Milletvekili Faruk Demir ve bir çok CHP’linin katıldığı mazbata alma töreni ardından belediyeye geçen CHP’liler Damal halkına bir kez daha teşekkür ettiler.



    **Ardahan Pazartesi Günü Alacak..



    Biri merkez toplam 6 Belediyesi bulunan Ardahan’da yapılan seçimler ardından kazananların mazbatalarını alıp, görevlerine başlarken, ikinci kez Ardahan Belediye Başkanı seçilen Faruk Köksoy’un da yapılan itirazların bitmesini, beklediği ve mazbatasını önümüzdeki pazartesi günü alacağı öğrenildi.



    *-Beldeler Tarih Olup, Köy Oldular!..



    Nüfusları 2 Binin altına düştüğü için bu seçim de başkan seçemeyen ve köye dönüştürülen Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Ortakent, Çıldır İlçesine bağlı Aşıkşenlik ve Göle İlçesine bağlı Köprülü Beldeleri de tarihe karıştılar.



    **Ardahan Hariç, 5 İlçe’ye Yeni Başkanlar..



    Geçtiğimiz ayın sonunda yapılan ve halen itirazları devam ettiği 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimlerinde Ardahan Belediye Başkanlığına Faruk Köksoy 2. kez seçilirken, Göle, Damal, Hanak, Çıldır ve Posof ilçeleri yeni başkanlarla tanıştı.

    14 İl Genel Meclis Üyesinin tümünün de yeni isimlerden oluştuğu görülen Ardahan’da muhtarların büyük bölümü de yeni kişilerden oluşması dikkatlerden kaçmadı.

    Haberi ekleme saati: 23.11-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    CHP’nin 70 Oy İle Kayıp Ettiği Kesinleşti!..

     


    Ardahan Haberleri **CHP’nin Muhalif Kanadı Bir araya Geldi..



    Ardahan’da Belediye Başkanlığı seçimini AK Partili Faruk Köksoy’a kaptıran CHP adayı Mete Özdemir, tüm sandıklarda yeniden sayım yapılması için İl Seçim Kurulu’na yaptığı son başvuruda sonuç vermedi.

    Dün 45 sandıkta yeniden sayım yapılması için İl Seçim Kurulu’na itiraz eden CHP’lilerin bu itirazını kabul edip, 45 sandıkta yeniden sayım yapan Ardahan İl Seçim Kurulu 2. kez yaptığı sayımda CHP’nin 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimini 70 Oy ile kayıp ettiğini kesinleştirerek, seçimin galibinin AK Parti olduğunu resmen ilan etti.



    **Yerlerin de kala kaldılar..



    Daha önce Doğru Yol Partisinden Belediye Başkan adayı olduktan sonra 5 yıl Ardahan Köy Hizmetleri 6 yıl Ardahan Genel Sekreteri olan CHP Adayı Mete Özdemir girdiği seçimi yine kazanamadı.

    Son seçimde Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan adayı olan Özdemir yapılan itirazlara rağmen seçimleri kayıp ederken, onu destekleyen eşi ve CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’te yıkıldılar.

    4 Aya yakındır yoğun bir seçim gündemini geride bırakan üçlü dün Ardahan Adliyesine yaptıkları itiraz ardından oturdukları koltukta sonuçları beklerlerken çıkan son sonuçlar ardından yerlerinde kala kaldılar.

    Çünkü itirazda sonuç bekleyen iyi bir CHP Adayı, eşi ve Milletvekili yapılan sayım da farkın arttığını, seçimi AK Parti’nin kazandığını öğrenmiştiler.



    **Muhalif Kanat Gizlice Bir araya Geldi..



    Öte yandan dün 2. kez oyların sayıldığı sırada bir grup CHP’linin gizlice bir araya gelerek bundan sonra izlenecek yol haritasını belirlemeye çalıştığı ve başta CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ile İl Başkanı İlimdar Senem’e karşı yapılacak çıkışı masaya yatırdıkları öğrenildi.

    Bu grubun önümüzdeki hafta yeniden bir araya gelerek mevcut yönetimin istifasını isteyecekleri de alınan diğer bilgiler arasında oldu.

    Haberi ekleme saati: 23.05-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Bakırköy Belediyesinde Kerimoğlu dönemi başladı..

     


    Ardahan Haberleri Cumhuriyet Halk Partisi Bakırköy Belediye Başkanı seçilen Op.Dr. Bülent Kerimoğlu İlçe Kaymakamı Adem Öztürk’ü ziyaret ederek Bakırköy’de ki mesaisine başladı. Daha sonra Bakırköy Belediye Başkanlık binasına gelerek Ateş Ünal Erzen’den görevi devraldı.

    Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen devir teslim sırasında yaptığı konuşmada, Bakırköy’de görev yaptığı 10 yılı anlatarak, “Bakırköy’e hizmetlerimiz oldu. Bunları siz de gezerek bir kısmını gördünüz. 10 yıl boyunca iki ayrı meclis ile çalıştım. Bu günü kadar başkanlığın inisiyatifinin dışında hiçbir karar çıkmadı. Sizinde bunu sağlayacağınızı düşünüyorum. Çünkü yürütmenin de yasamanın da başındasınız. Sorumluluğunuzda insiyatifiniz çoktur. Bakırköy’de işçilerimizde memurlarımızda çok çalışkandırlar. Bakırköy’de on yıl mutlu bir belediyecilik yaptık. Sizin de sürdüreceğinizden eminim” dedi.



    **Bakırköy halkı adına teşekkür ediyoruz..



    Ateş Ünal Erzen’den başkanlığı devralan çiçeği burnunda başkan  Kerimoğlu’da başkana on yıldan beri verdikleri hizmetlerden dolayı bir plaket verdi.  “On yıllık hizmetiniz var, sizden aldığımız görevi en iyi şekilde yerine getireceğiz. Partim ve Bakırköy halkı adına vermiş olduğunuz hizmetlerden dolayı şükranlarımızı sunarız. Her eksiğimiz de sizleri arayarak bilginizden tecrübenizden yararlanmak isteyeceğim” diyen Kerimoğlu, Ateş Ünal Erzen’i arabasına kadar uğurladı.



    **Ötekisi olmayan bir Bakırköy için çalışacağım..



    Bakırköy Belediye Başkanı Op.Dr. Bülent Kerimoğlu ilk açıklamasın da yaptı. Başkan Kerimoğlu” Hep birlikte çıktığımız yolda gece gündüz demeden emek verdik. Her bir insanımızın elini sıktık, isteklerini dinledik, gönüldaş olduk. Artık seçim sona erdi, bundan sonra ötekisi olmayan, herkese kucak açan ve kapısı kapanmayacak bir dönem başlıyor. Bakırköy’de yaşayan her bir dostumuzun yanı başında ve hizmetinde olacağız” dedi.

    Haberi ekleme saati: 16.59-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    MEMUR’UN OYU CHP’YE!..

     


    Ardahan Haberleri Geçtiğimiz gün yapılan yerel seçimler de bürokrasinin oy kullandığı sandıklarda CHP’nin 1. parti çıkması dikkatlerden kaçmadı.

    Başta Yeni TOKİ’lewr, İmam Hatip, 23 Şubat ve İl Tarımda olmak üzere bir çok sandıkta CHP’nin 1. parti çıkması dikkatlerden kaçmazken, bu sonuçlar Ardahan memuru CHP’li yorumlarını yaptırdı.



    **CHP Saydırdı, AK Parti’nin oyları arttı!..



    Ardahan’daki toplam 45 sandıktan 55’inde yapılan incelemede, AK Partili Faruk Köksoy’a 3 bin 395 oy, seçimi kaybeden CHP dayı Mete Özdemir’e 3 bin 320 oy çıktı. İlçe Seçim Kurulunun kararını açıklayan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, CHP’nin itirazını doğal bulduklarını bildirdi. İkinci kez Belediye Başkanı seçilen Faruk Köksoy, şunları söyledi: ‘CHP’nin ilçe seçim kuruluna itirazı ve itirazın kurul tarafından değerlendirilmesi, iptal edilen ve geçersiz sayılan oylar üzerinde yapılmış olup, pusulalar açılarak her iki partinin gözlemcileri nezaretinde ilçe seçim kurulu başkanlığında sayım yapılmıştır. İtiraz en doğal haklarıdır. Zaten 48 saatlik bir itiraz süresi olduğundan biz bunu hoşgörüyle karşılıyoruz. Ancak bu konuda verilen ‘oylarımız çalındı’ yolunda Ardahanlıları huzursuz eden beyanatı da şiddetle kınıyorum” diye konuştu.



    **Baydar: Demokrasinin gereğidir..

    Ak Parti Ardahan İl Başkanı Yunus Baydar da yaptığı açıklamada “Seçim bir demokrasi yarışıdır. Biz demokrasiye inanan bir camiayız, bir partiyiz. Bundan dolayı bizim itiraza karşı hiçbir şekilde bir tepkimiz olamaz. Ak Parti? itirazda oy farkını arttırmıştır. Sonucun Ardahan’a hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.



    Ardahan Haberleri **Göle Belediyesin de değişim..



    Başkanlık seçimini kazanan Ak Parti adayı Akın İsmailoğlu, görevi eski Başkan Sabri Muratoğlu’ndan devir aldı.

    Göle Belediye Başkanlık seçimini kazanan adayı Akın İsmailoğlu görevi eski başkan Sabri Muratoğlundan devir aldı.

    10 yıldır görev yapan Sabri Muratoğlu Belediye çalışanlarına veda etti.

    Devir teslim töreninde bir konuşma yapan Sabri Muratoğlu ”Kapısı, tuvaletleri olmayan bir Belediyeden bugün burada oturduğumuz masa sandalye ve koltuğu olan yeni bir belediye yarattık bugün borcu olmayan kasasında parası olan bir belediyeyi arkadaşımıza devir ediyoruz. Bugün burada iki dönem belediye başkanlığım için bana onay veren Göle halkına teşekkür ederken 10 yıldır Belediye Personeli ile omuz omuza çalışarak ne onlar beni kırdılar ne de ben onları kırdım kardeşçe çalıştık hepsine ayrı ayrı ve benimle çalışan meclis üyelerime de teşekkür ediyorum. Yeni Belediye Başkanı İsmailoğluna da bir abi olarak ne zaman ve nerede olursa olsun ihtiyaç olduğunda yanında olacağım”dedi.

    Akın İsmailoğlu ise yaptığı konuşmada; ”Bizlere bir köy görünümünde ki şehri yeni bir kent olarak bırakan yeni bir kenti alt ve üst yapısıyla kuran bir belediyeyi devir eden Sabri Muratoğlu başkanıma teşekkür ediyorum. Onun varlığı ve yaptıkları bizim gücümüze güç katmıştır. Bize düşen görev onun bıraktıklarına sahip çıkarak hizmeti hakkeden Gölelilere daha iyi daha güzel olanı yapmaktır”dedi.  



    **Atalay’dan Teşekkür..

    Ak Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, Ardahanlı seçmene teşekkür etti.

    Atalay, yaptığı yazılı açıklamada, 30 Mart seçimlerinde bir kez daha Ardahan’da Ak Parti’nin seçimi kazandığını belirtti.

    Milletvekili Atalay, açıklamasında “Engin bir feraset ve ulvi bir hakşinaslık örneğiyle 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Ak Parti’ye bir kez daha evet demiş bulunan siz saygıdeğer hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yüksek bir demokratik olgunluk ve vakur bir saygı ikliminde gerçekleştirdiğimiz bu seçimlerde yaptığınız her türlü siyasi tercihe saygılı olduğumuzu bir kez daha yenilerken, bu saatten sonra hiçbir ayırım yapmaksızın her birinize eşit hizmet üretmeye çalışacağımızdan emin olmanızı isterim” ifadelerini kullandı.   



    **Posof’ta seçim sonuçları..

    30 Mart 2014 yerel seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre kazanan AK Parti Posof Belediye Başkan Adayı Cahit Ulgar, tüm Posoflulara teşekkür etti.

    Pazar günü yapılan yerel seçimlerde AK Parti Posof’ta hem belediye başkanlığını hem de İl Genel Meclis üyeliği seçiminin ikisini de AK Parti kazandı.

    Posof’ta yapılan yerel seçimlerde 5 aday yarıştı. 

    AK Parti’nin adayı Cahit Ulgar 698 oy, 

    CHP’nin adayı Şükrü Bozyiğit 297 oy, 

    MHP’nin adayı Hasan Çorbacı 25 oy, 

    Ardahan Haberleri **Saadet Partisinin adayı Halil İbrahim Ataman 5 oy, 

    BTP’nin adayı İmdat Yavuz 2 oy aldı.

    Posof İlçe Merkezi Sandık Sayısı : 5

    Seçmen Sayısı : 1. 299

    Oy kullanan seçmen sayısı : 1.065

    Geçerli oy sayısı : 1027

    Geçersiz oy sayısı : 38

    İlçe Geneli Meclis Üyeliği Sandık Sayısı :55

    Seçmen Sayısı : 5881

    Kullanılan oy sayısı : 4888

    Geçerli Oy Sayısı         : 4689

    Geçersiz Oy sayısı : 199

    İl Genel Meclis Üyesi sayısı         :2

    AK Parti : 2590

    CHP : 1394

    MHP : 618

    Saadet Partisi : 45

    Bağımsız Türkiye Partisi : 22

    İşçi Partisi : 20

    **İL Genel Meclis Üyeleri:

    1-Bedrettin Çakıcı – 2- Osman Şahin



    Posof’ta AK Parti’nin yüzdelik oy dağılım oranı ise 69.9    



    Ardahan Haberleri **Hoçvan Oyları Kime Gitti..



    Ardahan’ın 21 Köyünün bulunduğu Hoçvan Bölgesin de oy sonuçları netleşmeye başladı..

    Buna göre; 

    Hoçvan Köylerinin partilere göre oy dağılım sonuçları sırasıyla şöyledir:

    1-Ömerağa : BDP : 37 – AK: 22- CHP: 8- MHP: 1

    2-Taşlıdere : BDP : 160 – CHP: 100

    3-Çağlayık : BDP :117-AKP:46-CHP:7

    4-Gölgeli: (BDP İl Başkan Vekili Attila Avşar’in Köyü) BDP: 33-AKP: 56-CHP:16

    5-Yukarıkurdoğlu (Küstürülen Hakan Yılmaz’ın Köyü): BDP:195-AKP:5-

    6-Tikoş: BDP: 96 – AKP: 110-CHP: 40

    -BDP’nin iptal edilen oyu 14-kullanılmayan oy 130

    7-Çobanlı:BDP: 67-AKP: 22-CHP:8

    8-Bayramoğlu: BDP: 181-AKP: 67 – CHP: 12-BBP: 3

    9-Nebioğlu (Hoç/Fed Başkanının Köyü): BDP: 131-AKP: 124-CHP:16-MHP:4-BBP:10

    10-Beşiktaş:BDP: 138-AKP,30-CHP:,13

    11-Çalabaş: (BDP Ardahan Belediye Başkan Adayı köyü) BDP:100-AKP: 80-CHP:8

    12-Binbaşar:BDP: 130-AKP: 30-CHP: 3

    13- Körpücük : BDP: 45 AKP Parti: 24 CHP: 21

    On iki köyde kullanılan  oy sayısının toplamı: 2 bin 227

    BDP’nin aldığı oy ve yüzdelik oranı: Bin 385 oy,%62

    AKP’nin aldığı oy ve yüzdelik oranı: 592 oy,%27

    CHP’nin aldığı oy ve yüzdelik oranı: 231 oy,%10

    Diğerleri-%1   



    Ardahan Haberleri **Başkanlığı da, Muhtarlığı da Kayıp Ettiler!..



    Kapatılıp, köye dönüştürülen Gorevng’in köy muhtarlığını bir başka köylü yapacak..



    Nufüsu 2 Binin altına düştüğü için belediyesi kapanan Ardahan’ın Göle İlçesine köy olarak bağlanan Köprülü Beldesi (Goreveng) de 30 Mart yerel seçimde bu beldeye daha önce bağlanan Dedeşen Köyünden Muhtar adayı olan Temel Güler kazandı.

    Köprülü Beldesi’nden Muhtar olmak için aday olan Zarif Polat, Turan Özdağ ve  Dedeşen Köyünden aday olan Temel Güler’in yarıştığı seçimde  Turan Özdağ 274, Zarif Polat 303 ve Temel Güler 344 oy aldı.Köprülü Beldesi’nin yeni muhtarı Temel Güler oldu.

    Ayrıca Köprülü hemşerilerimizin bazıları Aday oldukları Belediye Meclis Üyeliğini kazandılar. Yaşaddin Özyıldırım (Göle Belediyesi AK Parti),Özcan Çakmakçı(Arnavutköy Belediyesi Ak Parti), Çimen Polat Sarıkaya (Esenler Belediyesi AK Parti)

    Haberi ekleme saati: 16.52-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Ahmet Hoca Tarihi Anlattı!..

     


    Ardahan Haberleri Ardahan Üniversitesi (ARÜ), Ardahan’ı ve çevresini mercek altına almaya devam ediyor. Bu kapsamda Ardahan’ın tarihi hakkında önemli bilgi birikimine sahip olan emekli İmam ve Kızılay Ardahan Şube Başkanı Ahmet Ballı ARÜ’ye konuk oldu. ARÜ İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF) Tarih Bölümü’nün “Tarih Metodolojisi” dersine teşrif eden Ahmet Ballı, Ardahan’ın yakın tarihi ile ilgili önemli bilgiler verdi.

    İBEF Tarih Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Suat Vural’ın sorumlu olduğu ders, saat 10.00’dan itibaren başladı.

    Derste Yrd. Doç. Dr. Vural, Ballı’nın özgeçmişi hakkında kısa bir bilgi verdi. Ayrıca Yrd. Doç. Dr. Vural, Ardahan’la ilgili tarihsel araştırmalar yapan akademisyenlerin 1942 yılı doğumlu Ballı’nın şehirle ilgili bilgi ve tecrübelerinden yararlandığını belirtti.

    Yrd. Doç. Dr. Vural’ın ardından derste konuşan Ballı, Ardahan’la ilgili yapılan çeşitli akademik çalışmalara destek verdiğini ifade ederek, “Örneğin geçen yıl Ardahan’da yapılan bir inşaat kazısında insan kemikleri bulunmuştu. Bu olayın ardından bilgime başvurmak üzere beni arayıp çağırdılar. Hemen kazı yapılan yere gittim. Oraya üniversite profesörleri araştırma yapmak için gelmişti. Bir akademisyen bana sordu: ‘Sizce bu kemikler hangi topluluklara ait olabilir?’ Ben de, ‘Bu bölgede eskiden gayrimüslim mezarlığı vardı.’ şeklinde bir bilgi verdim” diye konuştu. Öte yandan Ballı, Ardahan’da Ermeni katliamının sembolü haline gelen Yanık Camii olayını da anlattı. Hadiseyi birebir yaşamış olan babasından bilgi aldığını vurgulayan Ballı, babası ve üç amcasının ölümden son anda kurtulduklarını söyledi.

    Dersin sonunda Yrd. Doç. Dr. Vural tarafından Ballı’ya “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.   



    ARÜ, “FARKINDALIK YARATMAYA” DEVAM EDİYOR

     

    Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Engelsiz Üniversite Birimi, ses getiren faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Birim, “Engelsiz Üniversite” sloganı çerçevesindeki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Birim “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü” nedeniyle, 2 Nisan 2014 Çarşamba günü “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık ve Bilinçlendirme Toplantısı” adlı bir konferans düzenledi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Veli Yıldırım programda konuşmacı olarak yer aldı.

     

    **ARÜ, “FARKINDALIK YARATMAYA” DEVAM EDİYOR..



    ARÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Konferans Salonu’nda saat 10.30’dan itibaren başlayan konferansa Ardahan Devlet Hastanesi Genel Sekteri Op. Dr. Gökhan Demiral, ARÜ Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Barış Aşçı, ARÜ Göle Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Vesile Düzgüner, Ardahan Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Başkanı Engin Boztepe, ARÜ’lü akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. 

    Konferansın açış konuşmasını yapan Engelsiz Üniversite Birimi Sorumlusu Öğr. Gör. Betül Aşçı, otizm hakkında kısa bir bilgi verdi. 

    Programda konuşan Yrd. Doç. Dr. Veli Yıldırım, otizmi “çocukları sosyal ilişki ve iletişim kuramaz hale getiren bir durum” olarak niteledi. Otizmi önlemek için çeşitli öneriler de sıralayan Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, “Çocuklar için doğru bakım metodları konusunda aileleri bilinçlendirmek gerekiyor. Ayrıca anne sütü ile beslenmenin korunması, desteklenmesi ve özendirilmesi şart. Öte yandan çocuğa günde en az 4 defa olmak üzere 20’şer dakika süre ile birebir zaman ayırmak da önemli” dedi. Öte yandan Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, televizyon izlemenin çocuklar için zararlı olduğuna dikkat çekerek,  özellikle 0-3 yaş arası çocukların televizyon izlememesinin faydalı olacağını belirtti. 

     Otizmde erken teşhisin önemine de vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, “İsmine bakmaz, ilgisiz, umursamaz davranır. TV sesini, özellikle de reklamları ve müziği duyup konuşur. El sallamaz. Anne-babanın gidip gelmesine çok tepki vermez. Bir yaşındaki çocuk ‘al, ver, koy’ sözcüklerini anlar, ama otistikler pek anlamaz” diyerek, otizmin belirtilerini bazı örnekler ışığında sıraladı.

     Otistiklerin belirli bir düzeyde tedavi edilebildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, iyi bir eğitim alarak ‘dahi’ olarak nitelenebilecek otistik kişilere rastlandığını dile getirdi. Konferansın sonunda Yrd. Doç. Dr. Yıldırım’a, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Barış Aşçı tarafından “Teşekkür Belgesi” takdim edildi. 

    Haberi ekleme saati: 16.48-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Ardahan Türküleri 

    Geleceğe Aktarılacak..

     


    Ardahan Haberleri Bilinen ve unutulmaya yüz tutan Ardahan Türküleri, uzun bir süredir devam eden çalışmalar sonucu derlenerek albüm haline getirildi.

    Bilinen ve unutulmaya yüz tutan Ardahan Türküleri, uzun bir süredir devam eden çalışmalar sonucu derlenerek albüm haline getirildi. “Kura’nın Sesi” başlığıyla yayınlanan albüm, Ardahan Valisi Seyfettin Azizoğlu ve (ARÜ) Rektörü Ramazan Korkmaz tarafından basına tanıtıldı.

    Vali Seyfettin Azizoğlu ve Ardahan Üniversitesi Rektörü Ramazan Korkmaz’ın girişimleri sonucu, Vali Yardımcısı Deniz Pişkin’in koordinatörlüğünü yaptığı projeyle Ardahan yöresi türküleri bir arada toplanarak, albüm haline getirildi. “Kura’nın Sesi” başlığıyla yayınlanan Ardahan Türküleri albümünde yörenin bilinen en eski türküleri yer aldı.

    18 türkünün yer aldığı albümde ki türküleri, Emel Taşçıoğlu, Hüseyin Turan, Aysun Gültekin, Tekin Büyükkaya, Gülay Sezer, Ali Demirhan, Mehtap Demir, Gökhan Temur, Neşe Demir ve Elif Buse Doğan gibi tanınan sanatçılar seslendirdi.



    **BASINA TANITILDI..



    Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Ardahan Türkülerinden oluşan “Kura’nın Sesi” albümü Vali Seyfettin Azizoğlu ve Rektör Ramazan Korkmaz tarafından basına tanıtıldı. Tarihi kongre binasında basın mensuplarına tanıtılan albümün çok özel türkülerden oluştuğunu söyleyen Vali Seyfettin Azizoğlu, mevcut türkülerin sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti. Albümdeki Türkülerin Ardahan Türküsü olarak tescillendiğini de belirten Vali Azizoğlu, “Yöremize ait türkülerimizi derlemek için bir ekip kurduk ve Ardahan’ın bütün bölgeleriyle tüm renklerini ilk defa bir albümde topladık. Böylece hem Ardahan’ın türkülerini halkımıza dinletmiş olduk, hem de türkülerimizi Ardahan’a mal ettik. Yaptığımız albüm, ülkemizin ünlü sanatçıları tarafından seslendirildi ve türkülerimizin hepsi özenle seçildi. Bundan sonra da bu yönde çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.

    Haberi ekleme saati: 16.42-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    SEÇİMLERE İLGİ BÜYÜKTÜ..

     


    Ardahan Haberleri **2014 YEREL SEÇİMLERİ ARDAHAN’DA HUZUR VE GÜVEN İÇİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ ..



    Soğuk ve kar yağışlı hava koşullarına rağmen vatandaşlarımız sabah erken saatlerde oy kullanma görevlerini yerine getirmek için sandığa akın etti.

    İl merkezinde 117 olmak üzere, il genelinde toplam 349 adet sandık oy kullanıldı. Ardahan’ı Şavşat’a bağlayan Sahara Geçidi’nin ulaşıma kapanması ve Ardahan’ı Posof’a bağlayan Ilgar geçitinin kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımda meydana gelen aksaklıklar olmasına rağmen, yerel seçimlerde ulaşımdan kaynaklanan hiçbir aksaklık yaşanmadı.

    Yoğun katılımın gözlendiği seçimde herhangi bir olumsuzluk olmadan bir demokrasi şöleni içerisinde tamamlandı. 



    **Sahara seçimde de yol vermedi..

    Ardahan ile Artvin’i birbirine bağlayan Sahara Geçidi’nde kar ve tipi nedeniyle duran ulaşım 26 saat sonra yeniden başladı. Yoldaki karla mücadele çalışmalarını sürdüren ekipleri tebrik eden Ardahan Valisi Seyfetin Azizoğlu, yolda mahsur kalan 23 vatandaşın kurtarıldığını söyledi.

    Ardahan ile Artvin’in Şavşat ilçesi arasındaki deniz seviyesinden 2 bin 450 metre yükseklikteki Sahara Geçidi’nde dün sabah saatlerinde ulaşım durdu. Yoğun kar ve tipi nedeniyle 12 araçta mahsur kalan 23 kişi karayolları ekipleri tarafından kurtarıldı. Aralıksız sürdürülen çalışmalar sonucu karayolu bugün sabah saatlerinde yeniden ulaşıma açıldı. Sahara Geçidi’nde kar temizleme çalışmalarını sürdüren karayolları ekiplerini denetleyen Vali Seyfettin Azizoğlu, mahsur kalan vatandaşların karayollarına ait bakımevinde misafir edildiklerini ve bugün evlerine gitmek için yola çıktıklarını söyledi.

    Karayolları ekiplerini başarılı çalışmalarından dolayı kutlayan Vali Azizoğlu, “Şuan bulunduğumuz Sahara bölgesinde dün saat 8’den beridir ulaşım kar ve tipi nedeniyle durdu. Artvin istikametinden gelen araçlarımız burada mahsur kalmışlardı. İçlerinde çocukların da bulunduğu 20’ye yakın vatandaşımız vardı. Onları dün gece Sahara Dağı’nda ki karayollarına ait misafirhanede ağırladık. Bugün sabah ekiplerimizin çalışmaları sonucu karayolumuz yeniden ulaşıma açıldı. Mahsur kalan vatandaşlarımızın sağlık durumları da gayet iyi. Karla mücadele ekiplerimize de özellikle çalışmalarından ötürü teşekkür ediyorum. Bu dağ Karadeniz’i Doğu Anadolu’ya bağlayan en önemli geçit üzerinde buluna bir dağ. Mart ayının son gününde Türkiye’de ulaşıma kapalı olan tek karayolu burasıdır. Bu sebeple Ulaştırma Bakanlığımızın başlattığı çalışmayla Karadeniz’i, Doğu Anadolu’ya, dolayısı ile Gürcistan üzerinden Asya’ya bağlayan önemli bir geçit noktası olan bu bölgede yapılacak olan tünelimiz yatırım programına alındı. İnşallah kısa süre içerisinde bu tünelimizi de hayata geçirerek vatandaşlarımızı bu çileden kurtaracağız. Bu tünelin ne kadar önemli olduğunu da yine bu gün bu saatte burada görmekteyiz” diye konuştu.

    Haberi ekleme saati: 16.37-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    İthalat-İhracat Olmayan İl Ardahan

     


    Ardahan Haberleri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, Türkiye’de Şubat ayında ihracat 13 milyar 150 milyon dolar, ithalat ise 18 milyar 250 milyon dolar olarak gerçekleşti. 

    İllere göre ihracat rakamlarına bakıldığında İstanbul, İzmir ve Kocaeli başı çekiyor.



    **İKİ İLDE SIFIR İHRACAT

    Şubat ayında 6 milyar 729 milyon 220 bin dolar ihracatı ile İstanbul ilk sırada yer alırken, İstanbul’u 976 milyon 80 bin dolar ile İzmir, 772 milyon 192 bin dolar ile Kocaeli takip etti.

    Kars ve Bayburt ihracat gerçekleşmeyen iki il oldu.



    **HANGİ İL NE KADAR İHRACAT YAPTI?

    Diğer illere göre ihracat rakamları dolar bazında şöyle; Bursa 759 milyon 289 bin, Ankara 567 milyon 383 bin, Gaziantep 533 milyon 752 bin, Sakarya 251 milyon 961 bin, Hatay 229 milyon 744 bin, Denizli 224 milyon 719 bin, Adana 177 milyon 539 bin, Mersin 154 milyon 973 bin, Manisa 151 milyon 157 bin, Kayseri 144 milyon 240 bin, Konya 123 milyon 107 bin, Tekirdağ 111 milyon 623 bin, Trabzon 99 milyon 640 bin, Antalya 87 milyon 195 bin, Şırnak 78 milyon 683 bin, Eskişehir 72 milyon 499 bin, Kahramanmaraş 72 milyon 234 bin, Mardin 60 milyon 949 bin, Aydın 58 milyon 134 bin, Kırklareli 44 milyon 615 bin, Balıkesir 40 milyon 351 bin, Rize 39 milyon 907 bin, Karabük 34 milyon 740 bin, Samsun 31 milyon 197 bin, Muğla 30 milyon 736 bin, Afyonkarahisar 30 milyon 392 bin, Karaman 30 milyon 384 bin, Malatya 27 milyon 797 bin, Uşak 27 milyon 696 bin, Çorum 25 milyon 319 bin, Zonguldak 20 milyon 271 bin, Kırşehir 18 milyon 400 bin, Osmaniye 18 milyon 9 bin, Şanlıurfa 17 milyon 596 bin, Diyarbakır 17 milyon 305 bin, Adıyaman 16 milyon 608 bin, Kütahya 16 milyon 466 bin, Düzce 16 milyon 454 bin, Hakkari 15 milyon 994 bin, Giresun 13 milyon 937 bin, Bolu 13 milyon 478 bin, Artvin 12 milyon 163 bin, Amasya 11 milyon 639 bin, Çanakkale 11 milyon 593 bin, Ordu 11 milyon 352 bin, Elazığ 10 milyon 178 bin, Edirne 10 milyon 132 dolar, Burdur 9 milyon 838 bin, Niğde 9 milyon 728 bin, Iğdır 8 milyon 87 bin, Aksaray 7 milyon 836 bin, Ağrı 6 milyon 803 bin, Sivas 6 milyon 471 bin, Isparta 6 milyon 181 bin, Bilecik 5 milyon 738 bin, Çankırı 5 milyon 107 bin, Nevşehir 3 milyon 853 bin, Batman 3 milyon 774 bin, Kilis 3 milyon 350 bin, Sinop 2 milyon 782 bin, Erzurum 2 milyon 761 bin, Van 2 milyon 597 bin, Bartın 2 milyon 593 bin, Yalova 2 milyon 288 bin, Muş 2 milyon 31 bin, Kastamonu bir milyon 863 bin, Tokat bir milyon 672 bin, Kırıkkale bir milyon 383 bin, Bingöl 948 bin, Yozgat 487 bin, Erzincan 403 bin, Bitlis 207 bin, Gümüşhane 95 bin, Tunceli 57 bin, Siirt 44 bin, Ardahan 30 bin.



    **İTHALATIN YARISI İstanbul’dan

    Şubat ayında yapılan ithalatın yüzde 49,4’ü İstanbul’dan yapıldı.

    İstanbul iller bazında 9 milyar 22 milyon 583 bin dolar ithalat ile ilk sırada, 917 milyon 558 bin dolar ile Kocaeli ikinci, 889 milyon 905 bin dolar ile İzmir üçüncü sırada yer aldı.

    Şubat ayında hiç ithalat gerçekleştirmeyen Kars son sırada, Kars’ı bin dolar ithalat ile Bitlis ve 45 bin dolar ithalat ile Gümüşhane izledi.       

    Haberi ekleme saati: 16.30-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Kürt Seçmen Öcalan’ı Dinledi..

     


    Ardahan Haberleri Ardahan başta olmak üzere İstanbul ve diğer batı kentlerinde sandık başına giden Kürt seçmenlerin büyük bölümünün Öcalan’ın işaret ettiği gibi oy kullandığı ortaya çıktı.

    Barış sürecinin birinci mimarı olan ve geçtiğimiz Newroz Bayramında Diyarbakır’a gönderdiği mektupta bu sürecin devamı gerektiğinin altını çizen PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bu mesajının Kürt seçmeninin son yerel seçimler de elini rahatlattığı ve topluma yakın olmayan, toplumun istemediği adayları, parti ile uzaktan yakında ilgisi olmayan, demagojiden öte bir şeye yaramayan birilerinin dayatmasıyla aday edilenlere değil, Öcalan’ıun ve kendi hür iradesini dinleyerek hareket etmesine neden olduğu belirtilmektedir.

    Kürt seçmenin bu nedenle Öcalan ile aynı şekilde düşünüp, barış sürecinin diğer tarafı olarak bilinen iktidar partisine yöneldiğini de belirten bir çok siyasi bilimci, BDP’li seçmenin masa başında oturup, bol demagoji ile Kürtleri yönlendirmeye çalışanları değil Kürt sorunun çözümünde tek başına rol oynayan Öcalan’ın işareti ile hareket ettiğini belirtmekteler.



    **Ardahan’da durum aynı oldu..



    Hoçvan’ı tanımayan, BDP’ye oy verip vermedikleri belli olmayan, Ardahan’da kaç Kürt köyünün olduğunu bilmeyen, Kürtleri Hoçvan’la değerlendirenlerin yalan, yanlış yönlendirmelerini de elinin tersiyle geriye iten Ardahan’da ki Kürt seçmen, İstabul’da oturup, Hoçvan ve Göle üzerinde bolca demogoji yapanlara verdiği cevapta, ‘Siz km oluyorsunuz, Öcalan’dan akıllımısınız’ demiş ve içi boş, seçmeni tanımayan, halktan uzak adayları öne sürenlere değil, Öcalan’ın dediği gibi barış sürcinin devamına oy verdikleri görüldü.



    **Göle’de BDP değil, Adayın kendi ilişkileri oy aldı..



    Ardahanlı Kürt seçmenin, Öcalan’ın seçimler öncesi işaret ettiği gibi davrandığı 30 Mart Yerel Seçimlerin de BDP adayının kazanmasının, Ardahan’da olduğu gibi Göle kent merkezin de en az oyu alan BDP’nin değil, Veteriner mesleği gereği gece gündüz köylünün içinde olan, onların sorunları ile bire bir ilgilenen ve bölgede sevilen bir sima olan adayın başarısı olduğunu belirten Göleliler Ardahan’da olduğu gibi Göle’de BDP İl ve İlçe Teşkilatlarının bir an önce yenilenmesi gerektiğine dikkat çektikleri görülüyor.

    Haber/Analiz: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Haberi ekleme saati: 09.53-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    Çıldır’da Görev Değişikliği

     


    Ardahan Haberleri **Çıldır DSP’te Teslim..



    Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a komşu ilçesi Çıldır İlçesi’n de  30 Mart Mahalli İdareler ve Yerel Seçimlerinde 464 oyla Çıldır Belediye Başkanlığını kazanan Kemal Yakup Azizoğlu mazbatasını alarak görevine başladı.Çıldır Belediyesi Başkanlığı Makam odasında gerçekleşen devir teslim töreninde Çıldır Eski Belediye Başkanı Nurettin Aygün “ Görev yaptığım beş yıllık süre içerisinde İlçemize hizmet etmeye çalıştık. Belediyemizin en büyük sorunu kurum kültürünün oluşmamasıdır. Biz biz görev süremiz içerisinde bu kültürü oluşturamadık. Ümit ediyorum ki yeni Başkan Bu sorunu çözecektir” dedi. Çıldır Belediyesinin mührünü yeni Başkan Kemal Yakup Azizoğlu’na teslim eden Aygün daha sonra belediyeden ayrıldı.Çıldır Belediyesini teslim alan Kemal Yakup Azizoğlu “Bugünden itibaren rozetimi çıkartıyorum. Çıldır Belediye Başkanı olarak ilçemize en iyi şekilde hizmet etmek için elimizden gelen bütün gayretleri göstereceğiz. Artık seçim sürecindeki çalışmalarımızı bir kenara bırakıp. Herkesi kucaklayarak tüm Çıldır Halkıyla istişare halinde ilçemize hizmet edeceğiz. Hepimize hayırlı uğurlu olsun “ dedi.          



    **Çıldır Muhtarları da Belli Oldu..



    30 Mart Mahalli İdarerl Seçimler ardından seçimleri kazanan köy muhtarları da belli olmaya başladı.

    Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistabn’a komşu ilçesi Çıldır’da yapılan seçimler ardından bu ilçeye bağlı köylerin yen muhtarlarıda belli oldu.

    Çıldır’ın köylerinde 5 yıl görev yapacak muhtarlar sırasıyla şöyle;

     

    Başköy                   : Cengiz Karalar, Övündü  : Korutürk Yağmur, Karakale : Selçuk Avcı, Eşmepınar             : Arif Uzunkaya, Aşağı Canbaz        : Nusrettin Karaçayır, Kenardere             : Evren Aksu, Dirsekkaya           : Gürsel Taşdemir , Akçil                     : Zülali Altıntaş, Damlıca                : Nihat Aydemir, Yıldırımtepe          : Varidet Aktemur, Akdarı                  : Paris Toptaş, Kayabeyi              : Reşat Altıntaş, Öncül                   : Atif Bülbül, Meryem                : Mühendis Öztürk, Güvenocak           : Cihangir Karagöz, Gölbelen               :, Habip Altundaş, Akçakale               : Hilmi Kılıç

    Kurtkale                : Hüryaşar Söğüt, Gölebakan              : Vural Senem, Kotanlı                    : Yolcu Karakaya, Yukarı Canbaz         : Özer Krabıyık, Dedekorkut            : Engin Coşkun, Ufuktepe                : Esra Kuzey, Çay Mah.               : Allahverdi Aksu, Çankaya                : Öner Şirin, Yeni Mah.                 : Tekin Yılmaz, Taşdeğirmen             : Hulusi Çetinkaya, Saymalı                    : Vedat Kızılırmak, Suhara                     : İrfan Aydın, Yakınsu                    : Olcay Gündoğdu, Aşıkşenlik                 : Güven Karaçay, Sazlısu                     : Akif Baydar, Kenarbel                  : Serkan Akgün Akkiraz                     : Nejdet Aydın, Sabaholdu                : Erol Sayal, Baltalı                       : Gencay Korkmaz, Eski Beyrahatun        : İsmet Yıldız, Yeni Beyrahatun       , : Sinan Kaya, Doğankaya                : Fahrettin Kalecik, Semiha Şakir             : Ramazan Karakaya, Kuzukaya                  : Henis Ballıkaya, Kaşlıklaya                 : Memet Yıldız, Ağıllı                         : Fikret Orhan



    **Posof’ta 3 Kadın Muhtar oldu..



    Geçtiğimiz ayın sonunda gerçekleşen yerel seçimlerde 3  kadın muhtar oldu.

    Alınan bilgilere göre Ardahan’ın sınır ilçesi Posof-Merkez Mahallesin de  aday olan Emine Vefa, Posof Baykent (Vahla) Köyünde Muhtar adayı olan Özgül Önder ve yine Posof/Yurtbekler (Caksuyu) Köyün de Serpil Kaya 30 Mart 2014 Pazar günü yapılan seçimlerde seçimleri kazanarak muhtar oldular.

    Öte yandan Posof/Aşıkzülali (Suskap) köyünden de bir kadın muhtar adayı ise seimi kazanamadı.

    Haberi ekleme saati: 09.49-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com





    Yazarlarımızı okuyor musunuz?

    Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



    MHP Mecliste!

     


    Ardahan Haberleri 30 Mart 2014 Pazar Günü yapılan yerel seçimler ardından yapılan itirazların tek tek sonuçlanması ile kimin kazandığı, kimlerin kayıp ettiği de netleşmeye başladı.

    CHP’nin Ardahan Belediye Seçimlerine yaptığı itiraz ardından yeniden sayılan oylar ile AK Parti’nin 75 oy farkıyla Ardahan Belediyesini yeniden kazandığının netleştiği görülen Ardahan’ın Çıldır ilçesinde MHP’nin bir İl Genel Meclis Üyesi kazandığı öğrenildi.

    CHP ile MHP İl Genel Meclis Üyelerinin eşit oy aldıkları 30 Mart 2014 pazar günü ardından yapılan itirazlar ardından bu ilçenin oylarının da yeniden sayıldığı ve bu sayımın ardından Ardahan’ın Çıldır İlçesinde bulunan 2 İl Genel Meclis Üyeliğinin birini Milliyetçi Hareket Partisi Adayı Çetin Topkaya’nın 2 kazandığı ortaya çıktı.

    Böylece 14 İl Genel Meclis Üyesi bulunan Ardahan İl Genel Meclisi AK Parti, CHP, BDP ve MHP’de oluşan üyeler işle temsil edilecek.

    AK Parti’nin Ardahan ve Çıldır’da birer, Göle ve Posof’ta 2’şer, CHP’nin Hanakve Damal’da 2’şer, Ardahan’da bir, BDP’nin Ardahan ve Göle’de birer, MHP’nin ise Çıldır’da bir üye ile temsil edeceği Ardahan İl Genel Meclisinin koalisyonla oluşacağı da ortaya çıktı.



    **Ercan Özer’den Teşekkür..



    20 Yıl sonra da olsa Ardahan Merkez’de bşir İl Genel Meclisi Üyesi çıkarmasına büyük katkısı olan ve aldığı oylar ile CHP Ardahan İl Genel Meclis Üyesi olan Ercan Özer seçmenlerine ve Ardahanlılara teşekkür etti.

    Gazetemize gelerek aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz ile 30 Mart Mahalli İdareler seçimlerini değerlendiren CHP Ardahan İl Genel Meclis Üyesi Ercan Özer seçmenin kendisine verdiği bu ulvi görevi en iyi şekilde yerine getirmek için çalışacağını belirtirken, kendisine, partisine ve sandık başına gidip demokrasinin geleceği için oy veren herkese teşekkür ettiğini söyledi.



    **CHP’den yeni bir itiraz..



    Öte yandan Göle Bağımsız Adayı Alpaslan Kılıç’ın Göle’de yaptığı itirazın İlçe Seçim Kurulunca ret edildiği öğrenildi.

    Alpaslan’ın, ‘Oy pusulalarında ki bağımsız’a ayrılan yerin diğer adayların oy pusulasında ki yerden küçük ve belirsiz’ olduğunu iddiasını  ret edildiği öğrenirlerken CHP’nin Ardahan merkez oylarının yeniden sayılması için yeni bir itirazda bulunacağı öğrenildi.



    **Öğüt’ten açıklama..



    Sayın Fakir YILMAZ



    30 Mart 2014 tarihinde yapılan Yerel Seçimlerde ilimizde CHP Amblemi üzerine EVET Mührü basılmış ve yakılmış Oy Pusulaları ile ilgili Basın Açıklaması yapmıştım. 

    Bu açıklamada oy kullanma süresinin dolduğu saat 16.00’ya yakın, bir partiye mensup kişiler, diğer mahallelerdeki sandıkların neticelerini öğrendikten sonra, Halil Efendi Mahallesindeki vatandaşların oy kullanmasını sağladıklarına dair duyum almıştık. 

    Bu kişiler, diğer oy sandıkları açılıp oyların sayılmasından sonra, Halil Efendi Mahallesindeki vatandaşlarımıza, oy kullandırmak için kuyruk oluşturulmasını ve sürenin uzatılmasını sağladığı iddiaları yayılmıştır.

    Bunun üzerine yapmış olduğum basın açıklamasında Demokrat Parti Adayı Sayın Mikail KAYATÜRK’ün ismi kesinlikle kullanılmamış, “Bir Siyasi Parti” ifadesi kullanılmıştır. 

    Diğer gazeteciler de bu basın toplantısına katılmış ve onların sitelerinde herhangi bir isim kullanılmamıştır. Buna rağmen, sizin sitenizde isim kullanılması da oldukça manidardır.

    Bunun düzeltilerek tekrar yayınlanması konusunda gereğinin yapılmasını rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.02.04.2014

    Ensar ÖĞÜT CHP Ardahan Milletvekili   

    Haberi ekleme saati: 09.41-03 Nisan 2014

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com













































  • Posof ilçesinde katılış bayramı..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


    https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



    Caddeler bayraklarla süslendi. Yoğun kalabalığın katıldığı kutlama töreni hükümet konağı önündeki Atatürk anıtına çelenkler konularak başlandı. Tüm askeri ve sivil yetkililerin de katıldığı kutlama töreni saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’ndan sonra dua edildi.


    Günün anlam ve önemi ile ilgili konuşmayı Belediye Başkanı Cahit Ulgar yaptı. Posof Aşık Müdafi Anadolu İmam Hatip Lisesi, Halitpaşa yatılı bölge Orta okulu ve Posof ilk okulu öğrencileri tarafından günün anlam ve önemini anlatan şiirler okundu.



    CEVDET ŞENTÜRK HAYATA GÖZ YUMDU! 


    arşiv haber 01/03/2022 tarihli haber


    Bir yıl önce oğlu Fenerbahçe Üniversitesi Spor Daire Başkanı olan oğlu Alaattin Fırat Şentürk’ü korona virüsü dolaysıyla kayıp eden Ardahanlı, emekli Başkomiser Cevdet Şentürk geçirdiği kalp kriz sonucu hayata veda etti.



    Ayfet Şentürk’ün eşi, Derya Şentürk’ün babası, İş insanı Tuncay Şentürk’ün amcası Ardahan Ölçekli Cevdet Şentürk yıllarca çeşitli stk’larda görev almıştı.


    En son Kura Havzasını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanlığı ve Tüm Polis Emeklileri Platformları Polem Ses Medya Grubu Onursal Başkanı olan Cevdet Şentürk’ün İstanbul’da toprağa verilmesi bekleniyor.


    ARDAHAN VE ÇILDIR’DAN SONRA


    HANAK’TA 101 YAŞINA GİRDİ..


    Ardahan’ın doğalgaz bekleyen ilçeler arasında bulunan Hanak ilçesinin vatan topraklarına katılışının 101. Yıl Dönümü yağan karlara rağmen kutlandı.


    Yağan kar ve soğuk hava dolaysıyla vatandaşları ilgi göstermediği görünen kutlama etkinlikleri Hanaklı olan CHP’li Ardahan Belediye Başkanının emri üzerine ilçeye gönderilen Drone çekimi ile görüntülendi.



    BİZİM KÖYDE KAN DAVASINI KİM ÇIKARMIŞTI?


    İki amcamın 2 köylümün öldürülmesi ile sonuçlanan ve gravyer peynirin merkezi, malakanların yaşadığı, hayvancılığın Hollanda’yı kıskandırdığı ve en önemlisi babamın muhtar olduğu yıllarda ülkenin ilk Bio-Gaz merkezinin kurulduğu bir köyün darmadağın olduğu kan davasını hatırlatan görüntüleri bana wahsaptan atana bir sorum üzerine bu yazımı yazdım, bir taraftan da ağlayan çocuk sesleri eşliğinde bombalanan Ukrayna’yı izlerken..


    Ve Ortadoğu’dan sonra yeniden Kafkasyay’yı kana bulayanların kim olduğunu sorgularken.. Aslında oynanan oyun çok basit ve bilinen bir oyundu..



    Çünkü binbir çiçekli Şişka dağının eteğinde kardeşçe yaşayan halkları hatta akrabaları karşı karşıya getirenlerin aynısı idi önce Irak’ı ardından Afrika ülkelerini sonrasında  Suriye’yi kan, revan içinde bırakan sözde Arap Baharının kış versiyonuydu Ukrayna’da oynanan kanlı oyun..  


    Yani dost adı altında ziyaret edilip, atılan imzalarla satılan silahların patlamasıyla olan olmuştu gerek benim köydeki kan davası ile Ukrayna’daki akan kan..


    Çocuktum ama iyi hatırlıyorum, sonrasında  benim de  sol yanımdan yiyeceğim kurşunu taşıyan silahlarla köye gelen ve karanlık ahırlarda yapılan görüşmelerde bir inek, bir tozum karşılığı sattıkları silahları beğendirmek için çabalayan karanlık adamları..


    Ve onların köyden ayrıldıktan sonra kopan bağırışlar, feryat edip, saç başlarını yolan kadınlar ve bugün Ukrayna’daki gibi ağlayan çocuklar..


    Evet, dün Ortadoğu ve Afrika’da bugün Ukrayna’da yaşanan kan davasının tek nedeni daha iyi bir yönetim anlayışı, toprak bölüşülememesi falan değil, silah tüccarlarının kendilerine yeni pazar alanları açmak hem de insan öldürerek, o insanları en çok bizim sattığımız teknolojik, insansız silahlar öldürdü demeleri için..


    Ve kimileri ağlar, kimileri ise ölümleri izleyerek kasalarına giren yeşil dolarları saymakla meşgul olur şu savaşın barıştan daha çok para ettiği dünyada..



    arşiv haber arşiv haber 01/02/2021 tarihli haber(yorum/reklamlar


     


    Şentürk: Telloyuda, Çelloyuda Çalalım..


    Ardahan’ın sınırları içinden geçmesine karşın, üzerine bir atropol kurulmayan Kars-Tiflis-Bakü demir-ipek yolunun GAZETECİLERİN KONUĞU KARAHAN.. Ardahan’a kadar uzanmasına rağmen, aynı güzergahta Kars’a kadar gelen Doğu ekspresinin son durağının Ardahan olması yönünde başlatılan kampanyaya destek veren FOX TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, Kafkasya’nın başkenti olma durumunda olan Ardahan’ın, geleceğini görme vizyonunun eksikliğinin yaşandığına dikkat çekti.


    Aynı zamanda Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığını yapan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Yıldız En Tv’de birlikte yayın yaptığı Gazeteci kızı Özlem Şeyma Yılmaz’la birlikte İstanbul Zeytinburnu sahilinde bulunan FOX TV genel merkezinde ziyaret edip, “Doğu ekspresinin son durağı Ardahan olsun” kampanyasına destek verdiği için teşekkür ettikleri Ardahanlı Gazeteci, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı ve FOX TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, “23 Şubatta 100. Kurtuluş Yıldönümünü kutlayacak olan memleketi Ardahan’ın en büyük eksiklikleri arasında vizyon eksikliğinin olduğunu düşündüğünü, buna neden ise başta biz Ardahanlılar olmak üzere siyasilerin, ülke yöneticilerinin birçok kentimiz gibi iki ülkeye komşu, biri demiryolu olmak üzere üç gümrük kapısı olan, kırmızı et deposu, kafkas balının kovanı, Doğu Anadolunun olduğu gibi Kafkasya ve Karadenizin son sınırı Ardahan’ın öneminin farkında olmayışımızdır” diyerek şöyle devam etti;




    “Ülkemizin Kafkasyaya açılan en son serhat sınır kenti Ardahan’ın öneminin kavranması için, bu kente yani kura nehriyle, kale kulesiyle, binbir çiçeğe sahip doğasıyla, sarıçamlarıyla, kayak tesisiyle, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP Petrol/doğalgaz boru hatlarıyla  doğal bakireliğiyle, stratejik konumuyla önemli bir şehirdir. İlk kongrelerin birisinin yapıldığı, ilk mavi beyaz bayrağımızın göklere çekildiği, cumhuriyet kelimesinin ilk dillendirildiği, Kafkas-ı Cumhuriyeti adlı ilk hükümetin kurulduğu, aşık şenliği ile, yerel çeteleriyle, kurtuluş mücadelesine destek sunan, 40 yıl Rus esareti altında kalmasına karşın bağımsızlık ve özgürlüğü bırakmayan demokrasi sevdalısı Ardahan’a bu ve buna benzer tarihi siyasi, kültürel vizyonuyla bakıldığı zaman, üniversitesiyle, istenen havaalanı ile ve son durağı olması beklenen Doğu Ekspresiyle değeri daha çok anlaşılacaktır”dedi.




    Şentürk, “daha sayamadığımız birçok özelliğe sahip olan Ardahan’ımızın ve Ardahanlı’mızın ortaya koyması gereken vizyonu daha iyi anlamak için türkü, kürdü, terekemesi, alevisi ve ahıskalısıyla tello müzikleri eşliğinde hep birlikte elele tutuşarak halay çekerken, sesimizi daha gür çıkarmak içinde çelloyuda dinlemek gerekir” diyerek, başta dernekler olmak üzere tüm Ardahanlıların el ve iş birliği içinde hareketle Ardahan’ın neden Doğu Ekspresinin son durağı olması gerektiğini yöneticilere, Ankara’ya ancak anlatır dedi.
    GAZETECİLERİN KONUĞU KARAHAN..


    Gazeteci Fakir Yılmaz ile gazeteci kızı Özlem Şeyma Yılmaz’ın birlikte hazırlayıp, YILDIZ EN TV’DE her perşembe günleri saat 16.30’da sunduğu, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programın bu haftaki konuğu, MURAT HAN PUL CİVATA Yönetim Kurulu Başkanı İş insanı Halit Karahan olacak.


    Geçtiğimiz haftalarda Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Ataşehir CHP İlçe Başkan Yardımcısı, İş insanı Bayram Çağlayan, Ataşehir Belediye Başkanı Orhan Çerkez’i konuk ederek yeni yayın dönemine YILDIZ EN TV’de başlayan Gazeteci Fakir Yılmaz kızı Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte sunacaklar.



    ARDAHAN TEKSTİL AÇILACAK DERKEN,

    POSOF TEKSTİL AÇILDIĞI GİBİ KAPANDI!


    Ardahan’ın Posof İlçesinde kurulan tekstil atölyesi alınan bir kararla işçileri tatile çıkarıp, kapatıldığı şu günlerde Ardahan’da yeni bir tekstil atölyesi için çalışmalar sürüyor.


    Ardahan Valisi Hüseyin Öner, beraberinde AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, CHP’li Belediye Başkanı Faruk Demir ve SERKA Genel Sekreteri İbrahim Taşdemir ile birlikte, Halilefendi Mahallesinde hayırsever bir iş adamı tarafından istihdama yönelik yaptırılan Tekstil Atölyesinde ve yine tekstil atölyesi yapılması düşünülen Ardahan Belediyesine ait kapalı otoparkta incelemelerde bulundular.


    BELEDİYENİN ÇALIŞMALARINDA


    İMZASINI İSTEYEN İŞTEN ÇIKARILDI..


    Ardahan Belediyesi Kültür işleri müdürlüğünde çalışan ve ‘çalışmalarım’ dediği bir çok eseri belediyenin imkanlarından yaralanıp, bastırdığı ileri sürülen taşeron çalışanı Kaan Gündoğdu, belediyenin oluşturmak istediği kütüphanede ki çalışmaların telif hakkının kendisine ait olduğunu ileri sürünce işten oldu.


    Edinilen bilgiye göre geçtiğimiz günlerde Basın Yayın Müdürlüğü üzerinden kedisinden Ardahanla alakalı resimler istediği, belediye çalışanı Gündoğdu, kullanılacak resimlerde kaynak olarak isminin kullanılması istedi.


    Bu istekte bulunan belediye çalışanın 2 yıldan beri Ardahan Belediyesi’nde çalıştığı ve bu işler için maaş aldığı belirtilmesine rağmen imzadan vazgeçmediği öğrenilen belediye çalışanı Gündoğdu’nun Belediye başkan yardımcısı tarafından çağırılarak, belediye imkanları ile yapılan bir çalışmada isminin kullanılmasını istediği için iş akdinin feshedilerek işten çıkarıldığı iddia edildi.



    ARKA MAHALLE HABERİ..


    Ulusal medya başta olmak üzere basın yayın camiasını paniklendiren teknolojinin her geçen gün gelişmesiyle kağıdın, basılı yayının ortadan kalkacağı korkusu sürüp dururken, aynı durumun daha önce de yani televizyonun hayatımıza girmesiyle de yaşandığı unutulmuş gibi.

    Zira o dönemlerde de”tüfek icat oldu mertlik bozuldu” pardon ”televizyon çıktı basılı yayın bitti” deniliyordu. Hatta onun gazına gelerek Seka gibi devletin, yani halkın fabrikalarını alelacele elden çıkarmıştık.

     Ama tv icat oldu mertlik bozulduysa da basılı yayın yani Seka kağıt fabrikası gibi fabrikaların yeri park olsa da, yazılı basın ve Osmanlı’nın günahtır diyerek getirmeyi ihmal ettiği matbaa çarkları, dönmeye devam etti. Hemde ne dönüş. Nice iktidarları getirip nicelerini götürürken..

     Gazeteciliğin ve medyanın gelişen teknolojiye yani internete kurban olacağı paniği içinde olanların aslında gazete, dergi, kitap okurundan kopan yayın anlayışıyla basılı yayını öldürdüğünüde görmezden geldi.

     Çünkü arka mahallenin sorunlarını görmeyen internet üzerinden gelen”kopyala-yapıştır”anlayışıyla toplumun, okurun gerçek gündeminden kopan bir anlayıştır, aslında yazılı basını öldüren.

     Haa unutmadan havuz ve besleme medya kanalına atılan aynı manşetlerle basılıp, yayınlanan gazetecilik anlayışını unutmayalım. Zira Sümerlerden başlayıp Mısır kütüphanelerine kadar gelen yazının değil, sanalında söz gibi uçucu olduğunu da unutanların kutsal kitabımız Kuran-ı kerim ve diğer nice yazılı eser hala yaşıyor ve gerçek okuma hazzını verdiğini görüyoruz. 

    Basılı yayının da bitmeyeceğini bilerek..



    https://www.parcabox.com


    ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın  her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde  açmıştır. 


    Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir. 


    İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir. 



    Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.


    Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır. 


     


    .









    HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




     




     





    HARİKA BİR SESİ SELÇUK YILDIZ


    arşiv haber 04/05/2016 tarihli haber


    Ardahan Hoçvanlı Genç Ses Sanatçısı harika sesli Selçuk Yıldız başta Ardahanlıların olmak üzere tüm dinleyicilerinin takdirini alıyor. Kendi imkanları ile Yıldız Teknik Üniversitesi’de Şan Ses Eğitimi okuyan ve bugün seslendirdiği güzel parçalar ile hayran çevresini genişleten Ardahanlı genç sanatçı düğün ve özel günlere çağrılan bölgemiz sanatçılarının ilk 10 listesinde yer almaya başladığı görülüyor. Selçuk Yıldız bir çok TV kanalında da harika sesiyle program yapmakta.


    BESTE DE YAPIYOR..


    SELÇUK YILDIZ 1986 ARDAHAN HOCVAN TUNÇOLUK (PANİK) KÖYLÜ DOĞUMLUYUM..


    ÇOCUKLUK YAŞLARDA BABAMIN IŞ İCABI NEDENİYLE İSTANBUL’A YERLEŞTİK. İLK MÜZIĞİ COK SEVDIĞIM, ICIN HEP IİÇİM DE, AKLIM DA, BEDENIM DE, RUHUM DA MUZİK VARDI. ÇESİTLİ KURUMLARDAN ÖZEL DERSLER ALDIM. SOLE AYDOGAN MUZIK, ŞENER MUZIK, ÜSKÜDAR MÜSIİKİ CEMİYETİ VE YILDIZ TEKNIK UNİVERSITESİ SAN HOCALARINDAN ÖZEL DERSLER ALDIM. DAHA SONRA BIMES BIMES BARANE VE ŞIMARIK SEVDİĞİME KİLİP ÇEKTİM. BIR ÇOK KONSER, FESTİVAL, DERNEK, DUĞÜN VE FESTİVALER DE AÇIK HAVA SAHNELERI YAPTIM. SIMDİ DE KILİB YONETMENLIGI DERSİ ALIYORUM’ diyen ve Harika sesinin yanı sıra beste de yazan Selçuk Yıldız’ın en son bestesi şöyle;


     


    BENDEN BAŞKA YOK DEMİŞSİN

    SEVİYOR BENİ DEMİŞSİN

    BENİ GURURSUZ ZANEDİP 

    NEYAPSAM ÇEKER DEMİŞSİN GÜLDÜM

    GÜLDÜM SENİN AŞKINA GÜLDÜM SENİN SEVDANA

    GÜLDÜM SENİN BU HALINA DELİMİYİM DİYE DÜŞÜNDÜM


    GİDECEKMİŞ BURALARDAN KOYACAKMIŞ BENİ ZORDA

    HERGÜN AĞLAYIP İÇECEKMİŞİM ACIMDAN GÜLDÜM

    GÜLDÜM SENİN AŞKINA GÜLDÜM SENİN SEVDANA

    GÜLDÜM SENİN BU HALINA GÜLDÜM

    AH DELIMİYİM DİYEMİ DİYE DÜŞÜNDÜM

    FELEK SEN ELE YAR OLDUN BANA HERGÜN AZAP OLDUN

    {SÖZ BESTE SELÇUK Selçuk Yıldız}


     



    Selçuk Yıldız’ı

    google yotobe facebook

    tweter instegram ttnet müzik

    selçuk yıldız fan culup mehmet aliarslan yayınları

    kürtçe ve diğer sayfalardan takip edebilirsiniz..

  • Outlet Ürün Ne Demektir? Hangi Markanın Outlet Ürünlerini Tercih Etmelisiniz?

     


    Peki, outlet ürün ne demek? 


     


    Kelime anlamı olarak ingilizceden dilimize yerleşen “outlet” kelimesi, çıkış anlamına gelmektedir. Outlet mağazalar da aslında fabrika çıkışı olan ürünlerin satıldığı fabrika satış mağazası olarak da nitelendirilebilir. Bu mağazalar ilk açıldığı zamanlar şehrin biraz daha dış bölgelerine konumlanmışlardır. Böylece kiradan tasarruf ettikleri içinde daha uygun fiyatlara ürünleri satabilmekteydiler. 


     


    Zamanın değişmesi ile birlikte outlet mağazalara talebin artması ve lokasyon olarak insanlara daha zor konumlarda bulunması ile birlikte outlet mağazalar daha şehrin içlerine doğru gelmeye başlamışlardır. Böylece outlet avm kavramı da hayatımıza girmiş oldu. 


     


    Fabrika satış mağazaları şehrin dış bölgelerinde hala devam ediyor fakat eski popülaritesini kaybetmiş bulunmaktadır. Buna karşın yine bir zamanlar oldukça talep gören outlet avm’ler hala devam etse de pandemi gibi etkenlerle diğer her alışveriş de olduğu gibi büyük bir payını online mağazalara devretmiştir. 


     


    Peki online outlet alışverişi yaparken hangi markanın ürünlerini tercih etmek gerekir? Adidas outlet kategorisinde hangi ürünleri sunmaktadır?


     

    Hangi Markanın Outlet Ürünlerini Tercih Etmelisiniz?


     


    ● Daha önceleri outlet ürünlerine ulaşmak konum gibi sebeplerden dolayı bir hayli zorken şimdi artık tek bir tıkla kapımızda olabiliyor. Fakat outlet ürün almak biraz riskli olabilmektedir. Bu yüzden özellikle bilinen markaların outlet ürünlerini bilinen web sitelerinden almak daima güvenli bir seçenek olacaktır. 


     


    ● Outlet ürünlerin internette bulunan payında genellikle geçmiş sezon ürünleri oluşturmaktadır. Outlet ürün olarak nitelendirilebilen defolu, yanlış basım, yırtık gibi ürünler artık bu kategoride daha az bulunmaktadır. 


     


    ● Bu sebeple online outlet mağazaları veya online satılan outlet markaların ürünlerini daha rahat bir şekilde alabilirsin. Çünkü muhtemelen sadece sezonu geçtiği için bu indirime girmiştir. 


     


    ● Online outlet kategorisinde birbirinden kaliteli, büyük markaları da bulabilmek mümkün. Böylece istediğin markaların, istediğin ürünlerini sezonda çok pahalı olduğu için alamadıysan sezon sonu outlet ürünlerine bakmakta yarar vardır. Böylece çok daha kaliteli ürünleri çok daha makul fiyatlara alabilirsin.


     


    ● Outlet denilince ilk sıralara yerleşen markalardan biri de Adidas’tır. Adidas sezon ürünleri kalitesinden dolayı bütçemize fazla gelebilir iken, sezon sonunda outlet’de oldukça indirimli fiyatlara alabildiğimiz için böyle büyük bir markanın indirimlerini ve özellikle outlet ürünlerini takip etmekte yarar vardır. 


     


     


    Adidas Outlet Ürünleri


     


    ● Birbirinden kaliteli ürünlerin, birbirinden indirimli fiyatlarla alınabildiği Adidas outlet ürünler her yaştan ve cinsiyetten spor tutkunlarını cezbetmeyi başarıyor. 


     


    ● İster günlük bir yürüyüş sırasında kullanabileceğin en rahat spor ayakkabıyı arıyor ol, ister spor malzemelerini koyabileceğin bir sırt çantası bakıyor ol istersen de kaliteli bir tişört bak. Belki de aradığın çocuğun için okulda kullanabileceği sağlam bir çantadır. 


     


    ● Tüm ihtiyaçların ve isteklerin için Adidas Outlet’te aradığın birçok ürünü bulabilirsin. Özellikle Adidas çanta kategorisinde birbirinden kaliteli, sağlam ve özel tasarım çantaları uygun fiyatlara bulabilmen mümkün. 


     


    ● İşte senin için seçtiğimiz birkaç Adidas outlet ürünleri:


     


     


    Adidas Power Sırt Çantası


     


    ● Zamansız tasarıma sahip Adidas power sırt çantası modelini gün içerisinde istediğin kombinle kullanabilirsin. Adidas okul çantası olarak da kullanılabilen bu çok yönlü çanta indirimli fırsatları ile seni bekliyor. 


     


    ● Unisex özelliğe sahip bu çanta, fermuarlı geniş bir ana bölüme sahiptir. Yine fermuarlı ön bölüm ise pratik olarak kullanabileceğin ürünlere yer vermektedir. 


     


    ● İki adet bulunan file yan cepler ise su, kahve gibi şişelerini rahatça taşımana imkan sağlar. Elde taşıma kulpu ile de taşıma imkanı sunarken, omuzda da birçok ağırlığı paylaştırarak taşımana olanak sağlar. Ayarlanabilir omuz askısı ile de daha rahat bir şekilde çantanın keyfini sürebilirsin. 


     


    ● 41 x 30 x 15.5 cm Ölçülerine sahip Adidas power sırt çantası modeli polyester malzemeden üretilmiştir. Ana gövdesi lacivert renkte olan bu modelin alt kısmında turuncu bir şeriti bulunmaktadır. Ayrıca Adidas markasının logo çizgileri de ön kısmında çantaya tarz katmaktadır. Bu çantayı Adidas outlet online mağazadan sipariş edebilirsin.


     


     




    Adidas Zne Bp Sırt Çantası


     


    ● Pratik ve kullanışlı bir çanta arıyorsan bu model tam sana göre. Adidas Zne Bp sırt çantası da unisex bir özelliğe sahip olması sebebi ile hem bayanlar hem de erkekler tarafından kullanılabilmektedir. 


     


    ● Fermuarlı geniş ana bölüme sahip olan bu çanta da ön bölümde pratik kullanım için fermuarlı bir ön cebe sahiptir. Ayrıca iki adet yan cebi de bulunmaktadır. Ayarlanabilir omuz askısı ile kullanışlı bir şekilde kullanılabildiği gibi elde taşıma kulpu ile de kolaylık sağlamaktadır. 


     


    ● 52 x 26 x 13 cm Ölçülerine sahip bu özel tasarım çanta polyester malzemeden üretilmiştir. Eğer dar ve uzun kullanımlı bir çanta arıyorsan doğru çantadasın demektedir. Çünkü yer kaplamayan ama aynı zamanda da içerisine oldukça fazla eşyayı yerleştirebileceğin bir üründen bahsediyoruz. 


     


    ● Adidas Zne Bp sırt çantası modelini doğa yürüyüşü yaparken de kullanabilirsin. Hafif olması ve fazla geniş olmaması sebebi ile yürüdüğün uzun yollar boyunca en yakın arkadaşın olacaktır. İçerisine dinlenme sırasında oturmak için kullanacağın minderini de koyabilirsin. 


     


    ● Bu çanta piknik yapmak için de oldukça ideal bir çantadır. Diklemesine uzun olması termos gibi uzunlamasına olan eşyalarını rahatça sığdırmana kolaylık sağlar. Ayrıca örtü gibi malzemelerini de yuvarlayarak daha fazla kullanım alanı kazanabilirsin.


     


    ● Adidas outlet fiyatları kategorisinde oldukça indirimli fiyatlara satın alabilirsin. Bir kere kullandın mı bir daha bırakamayacağın bir çanta olacak. Ayrıca Adidas ürünleri sağlam oldukları için uzun süre kullanabilirsin. 


     


     


    Adidas Parkhood Sırt Çantası


     


    ● Her Adidas çantası eşsizdir. Fakat bu çantayı diğer modellerden eşsiz kılan ise Adidas’ın tüm klasik çizgilerini tek bir üründe birleştirmesinden kaynaklıdır. Adidas denilince akla gelen ve üç çizgiden oluşan logo burada mükemmel bir tarz yaratmıştır. 


     


    ● Polyester malzemeden üretilmiş olan bu çanta aslında çok daha farklı bir dokuya sahiptir. Siyah yüzeye sahip olan ve sadece markanın logo çizgileri ile beyazı karşılayan bu çantanın kumaşı ışığı parlatan orjinal bir yapıya sahiptir. 


     


    ● Aldığın zaman hakkıyla Adidas bir çanta kullanıyorum diyebileceğin cinsten olan bu muhteşem model fermuarlı geniş bir ana bölüme sahiptir. Diğer Adidas çantalarında olduğu gibi ön kısmında pratik bir göz olarak kullanılabilecek fermuarlı bir bölüme daha sahiptir. 


     


    ● 44 x 28x 15 cm Ölçülerine sahip Adidas Parkhood sırt çantasını ister elde istersen de sırtında taşıyabilirsin. Ayrıca okulda kullanım için de oldukça kullanışlı ve sağlam olan bu çanta, yıpranmalara uzun süre direnerek ilk günkü kalitesini korumayı başarabilmektedir. 


     


    ● Spora giderken de kullanmak için oldukça rahat bir çantadır. Spor salonunda giymek için içerisine koyacağın spor ayakkabını, atletini, havulunu ve diğer tüm malzemelerini içerisine rahatça sığdırabileceğin genişlikte üretilmiştir.


     


       

    Adidas Cl Xs 3S Sırt Çantası


     


    ● Adidas outlet kategorisinde yer alan ve oldukça rağbet gören bir başka çanta modeli ise Adidas Cl Xs 3S sırt çantası modelidir. Öncelikli olarak rengi ile cazibesini yakalayan bu markanın detaylarını okudukça özelliklerine de bayılacaksın. 


     


    ● Her çantada olduğu gibi bu çantada da fermuarlı bir ana bölüm elbette bulunmakta. Fakat diğerlerinden farklı olarak ana bölümün içerisinde sıkıştırılmış bir iç cep bulunmaktadır. Bu da ana bölüme koyacağın eşyaların karışmasını engelleyerek sana rahat bir kullanım imkanı sağlamaktadır. 


     


    ● Polyester malzemeden üretilen bu benzersiz çanta 34 x 22 x 6 cm ebatlarına sahiptir. Aslında bir çanta için tam da olması gereken ebatlar denilebilir. 


     


    ● Yine ön bölümde bulunan fermuarlı bölüm pratik kullanım için tasarlanmış en sevilen bölümdür. Bordo rengine sahip ve sırt kemeri bulunan bu çantayı Adidas outlet indirimleri ile oldukça uygun bir fiyata sahip olabilirsin.



     


     


     


  • YOKSUL KENTTE KRALİYET OYUNU!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




    MS 6. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkan, MS 10. Yüzyıla gelindiğinde tüm Asya’ya, Ortadoğu ve Avrupa’ya yayılan ve en geç 15. Yüzyıldan itibaren Avrupa’da soylular arasında çok popüler bir oyun haline geldiğinden “kraliyet oyunu” olarak anılmaya başlanan satranç birçok sosyal etkinlikten yoksun olan ülkenin en yoksul kentlerinin başında gelen Ardahan’da kış etkinliği olarak büyük ilgi görüyor.

    Geçtiğimiz günlerde bir öğretim üyesinin coronadan hayata göz yumması yüzünden birçok bölümü kapatılan Ardahan Üniversitesi ve Türkiye Satranç Federasyonu Ardahan İl Temsilciliği iş birliği ile Satranç turnuvası düzenlendi.

    Hakem heyeti ve Ardahan Satranç İl Temsilcisi Murat Sedat Işıklı Başkanlığında gerçekleşen Satranç turnuvası yoğun ilgi görürken, turnuvaya 42 kişi katılarak yarıştı.

    Burak Özalp 6 Puan ile 1. olduğu yarışmada aynı zamanda Uluslar arası hakem olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın oğlu Doğu Yılmaz 5 Puan ile 2. Emrah Çelik ise 5 Puan ile 3. oldu.

    Kıyasıya süren rekabette dereceye giren birinci, ikinci ve üçüncüye ödüllerin düzenlenecek bir tören ile Ardahan Üniversitesi Rektörü tarafından takdim edileceği öğrenildi.



    Seçmen Gladyatör Maximus’u Arıyor..


    Son olarak aynı zamanda gazeteci olan kızım Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte hazırlayıp, TEMPO TV’de birlikte sunduğumuz ve her geçen gün izleyici, dinleyici, yorumcu sayısının arttığı ‘GAZETECİLERLE GÜNDEM’ adlı programımızın konuğu olan Kars eski milletvekili, belediye başkanı Ayhan Bilgen’in de HDP’den ayrılıp, parti kuracağı tartışılan ülke siyaset arenasında artarda kurulan yeni parti ve oluşumlara başta memleketim Ardahan’da olmak üzere vatandaşların büyük ilgisi olduğu dikkatlerden kaçmıyor.



    **BİLGEN KAYYUMDAN GÖREVİ GERİ ALABİLİR!..


    Oynanan demokrasi oyununda iki kez milletvekili bir kez de belediye başkanı olmak için halktan gerekli oyu alan ama birçok seçilmiş gibi hiç bir gerekçe olmaksızın görevlerinden alınıp, yerlerine valilik, kaymakamlık maaşı yetmemiş gibi belediye başkanlığı maaşını da alan kayyumlardan birinin atandığı, bu da yetmezmiş gibi yine halkın seçtiği AK Partili, CHP’li, MHP’li seçilmişlerin oluşturduğu Belediye Meclisinin feshedildiği ve kayyum belediye başkanı olan valinin dudaklarından çıkanlarla yönetilen Kars’ta ve diğer illerde yapılan siyasi toplantılar, geziler, kongrelere halkın, halkların ilgisi acaba sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmem ama başta kararsızlar olmak üzere seçmenin %51’inin arayışta olduğunu görüyor gibiyim.


    Çünkü, TEMPO TV ve Yotube Ardahan TV’nin her hafta canlı olarak sunduğu ‘Gazetecilerle Gündem’ programımıza katılan ve bana göre önemli mesajlar veren hiç bir inandırıcı suçlama olmamasına rağmen ‘Ben istedim, aldım’ denilerek demokrasi denen seçimlerde halktan aldığı oylarla belediye başkanı olan ama haksız yere el çektirildiği belediye başkanlığı için açtığı davaya bakan mahkemenin yanı sıra bakanlığın kendisini yeniden Kars Belediye Başkanlığına geri iade edebileceğine de işaret eden ve parti kuracağı yönünde tartışılan isim Ayhan Bilgen gibi birçok siyasinin önderliğini yaptığı yeni hareket, oluşum ve partilerdeki hareketlilik bir hayli yüksek.


    Ve kısa bir süre önce ayrıldığı parti MHP’den daha çok oy oranına ulaştığı görülen İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in bir süre önce ziyaret ettiği ve başta Ardahan’daki siyasi atmosferi büyük oranda değiştirip, yön veren Kürt seçmenin ağırlıkta olduğu Göle ilçesinde beklenmedik ilgi gören bölgede ve ülkede yeni kurulan partiler arasında olan DEVA Partisi’nin Ardahan Hanak ilçesindeki kongresine de ilgi büyüktü.


    Seçmenin 19 yıldır iktidarda olan AK Parti ve onun ​açık iktidar ortakları MHP, BBP ve gizli ortağı diye söylenen Vatan Partisi gibi partilerden uzaklaştığı ancak başta bir türlü %28 bandını geçemediği görülen CHP’ye olmak üzere barış sürecinde AK Parti ile birlikte bir dönem süreci yönlendiren ve %10’ların biraz üzerinde gelip, giden HDP’ye de yönelmediği de bir diğer gerçek ve görülen acı bir durum..


    Ülke de her gün bir yenisinin kurulduğu ve sayılarının 130’a kadar ulaştığı öğrenilen yeni partilerin başını çeken Yeniden Refah, Memleket Partisi, Türkiye Değişim Partisi, Gelecek Partisi ile hemşerim, eski konsolos, CHP Genel Başkanı iken istifa edip, tamamen gönüllülerce Yenilik Partisi gibi partilere yöneldiği ve bu partilerin toplantılarına, etkinliklerine katılıp, aradığını bulmaya çalıştığı dikkat çekmekte.


    Ancak %30 ila 35 arasında olduğu belirtilen kararsız seçmenin yeni partilere yönelip, etkinlik ve toplantılarına büyük katılımlar sağlarken aynı seçmenin hala arayışta olduğu ve bir türlü net bir karar veremediği de dikkat çekmekte.


    Tayyip Erdoğan ve partisinin kurmaylarının pandemiyi öne sürüp bizzat katılamadıkları ve tebdili kıyafetle her zaman halkın içinde olduklarını belirttikleri ama gerek devletin gerekse partilerin aldığı bütçenin aslan payından ya da kendisinin sözde ya da ‘yap-işlet ve benimle de paylaş’ diye suçlanan ihalelerle imkan sunduklarının özel bütçelerinden yararlanıp, teknolojik imkanları kullanarak, sanal ortamlarla başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere adalet, hak, hukuk kalmadı diyerek burnun da nefes alıp, veren halk ya da seçmenle değil, teşkilatları ve hazır kıtalarıyla buluşmaya çalıştığını da görüyoruz.


    Ortağı MHP’nin twitir mesajları ile ancak siyaset yaptığı metal ve yılların yorgunu AK Parti’nin seçmenden çok kendi teşkilatlarının üyelerinin yanı sıra ehliyet alıp, çifte vatandaş olan ve sayıları 4 milyon seçmeni bulduğu söylenen Iraklı, Suriyeli, Afrikalı, Afganlı yetmedi Asyalı, Endozyalıyı toplayıp, kalabalıklar oluşturduğunu iddia ede dururken ama geniş salon ya da miting gibi etkinliklere yapamadığı da diğer bir gerçek.


    Öte yandan görülen diğer önemli bir konuda ülke siyaset arenasında mevcut iktidar gibi Salı günleri yapılacak olan grup toplantı salonlarını dolduramayınca Ankara dışında getirttiği partililerle grup salonunu ancak doldurabilen muhalefetten de memnun olmayan ve bu siyasi partilerin başında olan siyasilerin halkları, toplumları arkasına yada yanına alamama sorunu ile karşı karşıya olduğunu da görüp, hissetmekteyiz.


    Bunun en bariz örneğini sık sık değişen il, ilçe yöneticilerinin zorlama çabaları ve ekranda, perde de karşılarına çıkan otobüsler dolusu taşınan partisinin teşkilatlarının adeta mecburi ve zoraki katıldığı son İstanbul İl Danışma Kurulu toplantısını ve bu kez Ardahan’da bir araya geleceklerini öğrendiğimiz CHP’li Belediye Başkanlarının boşa çıkan ve sonuç bildirgesinin hiçbir esinti yapmadığı, doların yükselişi ile düşüşünün yarattığı toz duman arasında kaybolan Kayseri toplantısını örnek gösterebiliriz.


    Erdoğan’ın liderlik versiyonu üzerinde zoraki siyaset yapabilen AK Partili İl ve Belediye Başkanları, Teşkilatları gibi CHP ile İYİ Parti ve diğerlerinin de genel başkanlar katılıyor diye zor bela insan toplayabildiği ülkede toplumun, seçmenin yeni bir lider ve çıkış yapacak bir parti ya da oluşum aradığını ve giderse Özallı ANAP, takılın arkama diyen Demirelli Adalet Partisi gibi Erdoğanlı AK Partinin oylarına ulaşan kararsız seçmen sayısından anlamak mümkün diye düşünüyorum.



    Kısacası Türkiye Partisi olacağını öne sürüp, CHP gibi içindeki ve dağdaki, Avrupa’daki kozmik oda yüzünden bunu bir türlü başaramayan yeri geldiğinde Demirtaş’ın başını çektiği, Leyla Zana, Mahmut Alınak ve en son Bilgen gibi siyasileri öteleyen ve kapatılması halinde kendi listesinde aday gösterip, milletvekili seçtirdiği TİP ve diğer sosyalistlerin çatısı altında siyaset yapmayı düşündüğü ileri sürülen adeta Öcalan’ı da unutan daha ilerisi yakasına yapışan ve sayesinde milletvekili olan sözde aşırı uç, devrimci ama bana göre hepsini topla koy bir çuvala denecek kenelerinin erittiği HDP’nin de aynı sorunu yani lider sorunu yaşadığı görülen siyaset arenasını gezen seçmenin hayal ettiği, aslanlarla, kaplanlarla başa baş, dişe diş direnecek Gladyatör’ünü yani Maximus’u aradığını düşünenlerdenim.



    arşiv haber 15/06/2019  tarihli haber/yorum/reklamlar tarihli yorumlar


    ARDAHAN TÜRKMENLERİ..


    Ardahan Türkmenleri (Meşe-Ardahan Türkmenleri, Damal-Hanak Türkmenleri, Damal Türkmenleri, Hanak Türkmenleri, Dadali Türkmenleri, Dadaliler, Dadalılar, Dedeliler), Kura Nehrinin solunda ve Ardahan’ın kuzeyindeki “Meşe-Ardahan” denilen yörede Ilgar Dağı eteklerinde, eskiden Cumhuriyetin ilanından sonra Kars ilinin Posof ilçesine nahiye olarak bağlanan ve 1992 yılında Ardahan iline ilçe olarak katılan Damal ilçesinin 12 bütün köyleri ile yine Ardahan’a bağlanan Hanak ilçesindeki 8 köyde yaşayan Alevi-Bektaşi Türkmenlerdir.


    Etimolojik açıdan Dadali ile Dadalı eş anlamlı olup, «dedesi olan, dedesi bulunan, bir dede’ye bağlı olan» anlamındaki Dedeli kelimesinden gelir ve Dadaliler aralarında hitap şekli olarak «kardeşim, canım» anlamında dadam ifadesini kullanırlar. Halk Damal ve Hanak Alevilerine Türkmen derken, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı iki Bayat boyundan Türk Alevi köyü (Yeniköy ve Kalecik) sakinlerine muhtemelen ağız farkından dolayı Dadali saymamıştır.

    Dadalılar her nedense bazı çevrelerce Kars Aleviliğinde farklı bir yere oturtulmuş; bunlara Gürcü Türkmeni, Türkmen, Yerli Türkmeni veya Cinçavut da denilmiştir. Karsın yerli halkı anlamında Bezbaşlar, Dadalılardan tamamen farklı ve Sünni inançlıdırlar. Dadali yerleşim yerleri daha ziyade, Yörenin Kıpçak Türk coğrafyası kapsamındadırlar.


    Günümüzde Alevi Dadali Türkmenleri Ardahan ilinin güney orta-kuzeyinde,Damal (ilçe merkezi ve 12 köy) Hanak (8 köy) ilçelerinde yaşarlar.




    93 Harbi’nden sonra Rus idaresinde kalmış olan bu Türkmenlere Ruslar, kendilerinin esasen Afganistan’dan gelmiş olan Türkler olduğunu ve Türkiye Türkleriyle aralarında bir milliyet münasebeti bulunmadığını aşılamışlardır.

    Meşe-Ardahan Türkmenleri atalarının “Maraş-altından’’ buralara Akkoyunlu hükûmdarı Uzun Hasan zamanında kendilerinin “Gurculuk” «Gürcülük» dediği (Kıpçak Atabekleri Hükûmeti çağı yani Atabek Yurdu Gürcüce Sa-Atabago denen bölgedeki Çaldır/Çıldır Atabekleri ya da Hıristiyan Atabekler Hükümeti-I (1268-1578)) zamanında geldiklerini söylerler.Gerçekten de bunlar, Akkoyunluların güç kaynağı “Boz-Ulus” adlı ulu Türkmen uruğunun “Maraş-Türkmen’i” da denilen “Dulkadırlı” boyundan gelmedirler. Dadali Türkmenleri biri Bektaşi Kolu ve diğeri Hüseyinli Kolu olmak üzere iki koldan oluşurlar. Aşağıda ismi sayılan köylerin halkı her iki kolun karışımından meydana gelmiş olup, bir arada yaşarlar. 

    Bektaşi ve Hüseyinli Dadali Türkmenlerinin dedeleri ayrı ayrıdır ve dedelerin akait içerikli tutumlarında bazı farklılıklar görülür. Bektaşi Dadali Türkmenlerinin dedeleri Çorum, Sivas ve yöresinden gelirlerken, Hüseyinli kolunun dedeleri, Gaziantep ve Maraş’tan gelirler.Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar. Hüseyni inançlı Dadali kesimde namaz kılınma ve oruç tutulması pek görülmez. Bunlarda Muharrem Orucu 3-12 gün olarak tutulur. Dadali Türkmenlerinde Nevruz/Yeni gün kutlamaları geleneği yoktur.




    Tandır kullanmaya alışık değillerdir; ekmeklerini sacda pişirirler. Göçerliklerini öne çıkarıp yaz gelince çoluk çocuk yaylalara çıkarlar. Köyler ıssız bir biçimde, bekçi ile kalır. Ekicilikleri iyi değildir. Ektikleri arpa ve buğday kışa dahi kalır.Ardahan Türkmenleri Kılık kıyafetleriyle eskiyi yaşatırlar ve bu kıyafetleri Damallı bir hanım “Damal Bebekleri” adı ile üreterek tanıtmıştır. Damalın ünlü bebekleri, bölgenin folklorik özelikleri ile donatılmışlardır. 1960 nüfus sayımına göre Ardahan Türkmenlerinin sayısı 13.000 civarında idi.

    • Damal’ın bütün köyleri: Aşağı gündeş, Burma dere, Dere köy, Eski kılıç, İkizdere, Kalender dere, Obrucak, Otağlı, Seyit ören, Tepe köy, Üç dere, Yukarı gündeş ve Damal ilçe merkezine katılan köyler (Yukarı Damal, Aşağı Damal, Küçük Damal). 

    • Hanak’taki 8 köy: Çat köy, Çavdarlı, Çiçekli dağ, Çimli çayır, Güneş gören, İnce dere, Koyun pınarı, Serin kuyu. 

    Alevi Türkmenler, sık aralıklarla Maraş, Orta Anadolu ve Kars yöreleri arasında göçlere maruz kalmışlardır.

    CHP Bölge Müfettişi Ahmet Esat Uras tarafından hazırlanan 1930 tarihli raporda bu Türkmenlerin Çorum, Yozgat ve Sivas yörelerinden geldikleri yazılmıştır:

    Çorum, Alaca (Hüseyinabad)’dan gelenler: Yukarı Damal, Aşağı Damal, Aşağı gündeş, Yukarı gündeş, Burma dere (‘Sors), Dere köy, Eski kılıç (Kirpeşin), Kalenderdere, Obrucak (Çikora), Otağlı (Erzede), Seyit ören, Tepe köy, Külekçi, Samathev

    Sivas, Divriği’den gelenler: Hanak’ın Çavdarlı (Virane Nakala), Güneşgören (Kerkeden), Koyun pınarı (Saskara), Serin kuyu (Deneden) köylerine yerleşmiştir.

    Yozgat’tan gelenler: Hanak’ın Çat köy, Çiçekli dağ (Fay atlı) Çimli çayır köylerine yerleşmiştir.

    Ardahan Türkmen şivesi: Bu Türkmenler İstanbul Türkçesine uygun bir ağızla konuşmaktadırlar.




    Dadali Türkmenlerinin ana dilleri tamamen öz Türkçedir: ban « ben», bene «bana», naluk edeyirsin «ne yapıyorsun».[139] Dilleri Fırat doğusunda hiç görülmeyen “-yor” ekini kullanarak “geliyorum-gidiyorum” şeklindedir. Art damak n’si (ñ), Batı Grubu ağızlarının temel seslerindendir ve bu gruba giren ağızları, diğer ağız gruplarından ayıran özelliklerden biridir. 

    Dil bilimci Türkolog Ahmet Bican Ercilasun, bu ñ ünsüzünün Kuzeydoğu Grubu Anadolu ağızlarında olduğu gibi Kars ve Ardahan-Posof yerli ağzında da kendisini muhafaza edemeyip n’ye, Hanak Türkmenleri ağzında kendisini muhafaza edemeyip ğ’ye dönüştüğünü, Kars Azerileri ve Tere kemeleri (Kara papaklar) ağzında ise muhafaza edildiğini belirtir.Ne kadar araştırma yapılsa da daha çok araştırmaya değer bir konu olduğu bilinmektedir.

    Şinasi KARACA.

    saskara-sinasi@hotmail.com


     



    Seçimleri Olan Kent Konseyinden Bi Haberiz..


    Siyaseti, politikayı ilgilendiren partilere üye olmadan siyasetçilerin yetersizliğinden şikayetçi olup, 81 partinin varlığından bi haber bir toplumun ekonomiden sorumlu sanayi ve ticaret odaları ile ilgilenmeyen, oy kullanımını başkalarına vekalet veren bir esnaf, iş adamının olduğu ülke de tarımda sorumlu ziraat odalarının vb. gibi kurum, dernek, federasyon, vakıf ve siyasi partilerin temsilcilerinin oylarına muhtaç olan ‘bunca irili, ufaklı kurum, kuruluşların başkanları kimdir, yönetimi kimlerde oluşuyordu?’ diye merak edip, oralı olmaz..


     Sonra da  ‘Vay efendim falan niye burada yıllardır hükumet, başkan, yönetici’ diyerek isyanlar basan bir topluma Kent Konseyi ne işe yarar diye sormayacağım..


    Çünkü magazin, evlendirme programları ve kaza haberlerinin başlıklarına bakıp, geçen bir toplumun aşağıda ki Kent Konseyinin Anayasasını okuyup, algılayıp, ‘Bende orada olmalıyım’ demeyeceğini bilen bir toplumun olduğunu bilen çoğu belediyeler de ya kendi adamlarından oluşan bir gruba iş verir gibi burayı teslim eder, yada kağıt üzerinde kurup, ‘Oda var’ dercesine elinde tutar.


    Halbuki çok önemli bir kurum olan ve bu ayın sonuna kadar tüm yurtta seçimleri yapılmak zorunda olan Kent Konseyini iyice anlamak için aşağıdaki Anayasanını okumak, algılamak yeter, artar bile..


    Haydi başta Avrupa ülkelerinde olmak üzere bir çok ülkede ve yerel belediyecilikte çok önemli olan ama bizim toplum tarafından çokta algılanmayan ve bana göre Ardahan başta olmak üzere bir çok yerde model hale gelen  Kent Konseyinin Anayasasını hep birlikte, sakince, algılayarak okuyalım..


     


    KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ


    BİRİNCİ BÖLÜM


    Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar


                 Amaç


                 MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseylerinin çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.


                 Kapsam


                 MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; kent konseylerinin oluşumunu, yönetim ilkelerini, organlarını, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını kapsar.


                 Dayanak


                 MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.


                 Tanımlar


                 MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;


                 a) Belediye: Kent konseyi oluşumuna yardım ve destek sağlayan belediyeyi,


                 b) Kent konseyi: Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını,


                 c) Meclisler ve çalışma gurupları: Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları,


                 ç) Yerel gündem 21 programı: Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21 inci yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirleyerek, kentleri için Yerel Gündem 21 olarak adlandırılan 1997 yılından itibaren uygulanan Türkiye Yerel Gündem 21 Programını,


                 d) Yönetişim: Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını,


                 e) YG21: Yerel Gündem 21’i,


                 ifade eder.


    İKİNCİ BÖLÜM


    Kent Konseyinin Kuruluşu, Görevleri ve Çalışma İlkeleri


                 Kent konseyinin kuruluşu


                 MADDE 5 – (1) Kent konseyleri belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler seçimlerinin sonuçlarının ilanını takip eden üçüncü ayının ilk haftasının ilk mesai günü, 8 inci maddede belirtilen kişi ve kuruluş temsilcilerinin katılımı ile kurulur.


                 (2) Kent konseyi genel kurulu ilk toplantısını, belediye başkanının çağrısı üzerine belediye başkanının başkanlığında yapar ve bu toplantıda, genel kurul dışındaki organların seçimi yapılır.


                 Kent konseyinin görevleri


                 MADDE 6 – (1) Kent konseyinin görevleri;


                 a) Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak,


                 b) Sürdürülebilir gelişme sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli bir planın hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak,


                 c) Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak,


                 ç) Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek,


                 d) Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek,


                 e) Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak,


                 f) Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek,


                 g) Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak,


                 ğ) Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak,


                 h) Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak,


                 ı) Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin değerlendirilmek üzere ilgili belediyeye gönderilmesini sağlamaktır.


                 Çalışma ilkeleri


                 MADDE 7 – (1) Kent konseyi, aşağıdaki ilkeler temelinde çalışmalarını sürdürür.


                 a) YG21 süreci kapsamında, kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentlerin yaşanabilir bir geleceğe taşınmasına katkıda bulunmak,


                 b) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imzaladığı ve onayladığı Birleşmiş Milletler Zirveleri ile diğer uluslar arası sözleşmelerde kent ve kent yaşamına yönelik temel ilkeleri hayata geçirmek,


                 c) Kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini ön planda tutmak,


                 ç) Kent konseyi, uluslararası gelişmeleri ve ülke koşullarını gözeterek, tarafsız bir yaklaşımla görüş ve önerilerini oluşturmak,


                 d) Katılımcılığı ve ortak akla dayanan uzlaşmayı esas almak,


                 e) Değişimi ve yenilikleri önceden fark ederek sonuç odaklı çalışma kültürünü benimsemektir.


    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


    Kent Konseyinin Oluşumu ve Organları


                 Kent konseyinin oluşumu


                 MADDE 8 – (1) Kent konseyi, aşağıda belirtilen kişi, kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşur.


                 a) Mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi,


                 b) Belediyenin içinde bulunduğu seçim bölgesi veya bölgelerinin milletvekilleri,


                 c) Belediye başkanı veya temsilcisi,


                 ç) Sayısı onu geçmemek üzere illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri,


                 d) Meclis üye tam sayısının yüzde 30’unu geçmemek üzere, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından seçeceği temsilcileri,


                 e) Meclis üye tam sayısının yüzde 30’unu geçmemek üzere, il genel meclisinin kendi üyeleri arasından seçeceği temsilcileri,


                 f) Belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan muhtarların, kendi aralarından seçecekleri en fazla 10 temsilci,


                 g) Beldede teşkilatını kurmuş olan siyasi partilerin temsilcileri,


                 ğ) Varsa üniversiteden bir temsilci, birden fazla olması durumda her birine temsilen bir üye,


                 h) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar, noterler, baro, kooperatifler, birlikler, konuyla ilgili dernek ve vakıf temsilcileri,


                 ı) Kent konseyince kurulan meclis ve çalışma guruplarının birer temsilcisi katılır.


                 (2) Büyükşehir kent konseyine (g) bendinde belirtilen siyasi partilerden TBMM de üyesi bulunanların ve (h) bendinde belirtilenlerin varsa en üst kuruluşlarının birer temsilcisi katılır.


                 Organları


                 MADDE 9 – (1) Kent konseyi aşağıdaki organlardan oluşur:


                 a) Genel Kurul


                 b) Yürütme Kurulu


                 c) Meclisler ve çalışma grupları


                 Genel kurul


                 MADDE 10 – (1) Genel kurul, kent konseyinin en yetkili organı olup yılda iki kez toplanır. Genel kurul belediye meclisi birinci başkan vekilinin, bulunmaması halinde ikinci başkan vekilinin başkanlığında 8 inci maddede belirtilen kent konseyi üyelerinin katılımı ile toplanır.


                 (2) Genel kurul; genel kurulun, yürütme kurulunun, meclislerin ve çalışma gruplarının seçim ve çalışma esaslarını, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, çalışma yönergesi ile belirler.


                 Yürütme kurulu


                 MADDE 11 – (1) Yürütme kurulu, genel kurul tarafından iki yıllık süre için seçilen, en az beş kişiden oluşur. Yürütme kuruluna belediye meclisi birinci başkan vekili, bulunmaması halinde ikinci başkan vekili başkanlık eder.


                 (2) Yürütme kurulu, genel kurulun gündemini tespit eder ve genel kurul tarafından oluşturulan görüşleri ilgili belediyeye sunar ve uygulamayı izler.


                 Meclisler ve çalışma grupları


                 MADDE 12 – (1) Kent konseyleri, görev alanına giren konularda meclis ve çalışma gurupları oluşturabilir.


                 (2) Meclislerin ve çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları genel kurulca belirlenir.


                 (3) Meclislerde ve çalışma guruplarında oluşturulan görüşler, kent konseyi genel kurulunda görüşülerek kabul edildikten sonra değerlendirilmek üzere ilgili belediye meclisine sunulur.


    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


    Çeşitli ve Son Hükümler


                 Toplantı ve görüşme usulü


                 MADDE 13 – (1) Kent konseyi organları, çalışma yönergelerinde belirlenen yer ve zamanlarda üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olağan olarak toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Oylamada eşitlik çıkması halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır.


                 (2) Genel kurul, yürütme kurulu başkanı tarafından doğrudan veya 8 inci maddede öngörülen katılımcı sayısının üçte birinin teklifi üzerine olağan üstü toplantıya çağırılabilir.


                 Görüşlerin ilanı


                 MADDE 14 – (1) Kent konseyi genel kurulunca oluşturulan görüşler, belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirildikten sonra belediye tarafından kent konseyine bildirilir ve uygun araçlarla kamuoyuna duyurulur.


                 Sekreterya hizmetleri


                 MADDE 15 – (1) Kent konseyinin sekreterya hizmetleri, ilgili belediye tarafından önerilecek ve yürütme kurulu tarafından kabul edilecek görevliler tarafından yerine getirilir.


                 (2) Sekreterya hizmetlerini yürüten personel, bu çalışmalarında yürütme kurulu başkanına karşı sorumludur.


                 Yönerge çıkarma


                 MADDE 16 – (1) Kent konseyi genel kurulu bu Yönetmeliğe aykırı olmamak kaydıyla uygulama yönergeleri çıkarabilir.


                 GEÇİCİ MADDE – (1) YG21 Programının uygulandığı yerlerde, kent konseyi veya benzeri adlarla oluşturulmuş yapılanmalar bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir. Kent konseyi bulunmayan belediyelerde ilk toplantı, belediye başkanının çağırısı ile yapılır.


                 (2) Kent konseyi ve benzeri adlarla oluşturulmuş mevcut yapılanmalara ve ilk toplantıya ilişkin işlemler bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içerisinde tamamlanır.


                 (3) Kent konseyi ilk toplantısını, belediye başkanının çağrı yazısında bildirilen gündemle, ilan edilen yer ve tarihte yapar. Bu toplantıda yürütme kurulu oluşturulur.


                 Yürürlük


                 MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


                 Yürütme


                 MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür.


    Haydi o zaman hemen bulunduğunuz belediye ve dernekler masasına ulaşın ve bende varım, sesiz, sedasız vede birlerinin emrinde olanları değil, Ombudsman olması gereken sesin işin Kent Konseyinin içinde olmak, ona yardımcı olmak..


    Ya adayım de, ya yönetiminde ol yada oyunla bölgende, ülkende güzel bir Kent Konseyi ekibinin oluşmasına katkı sun..



    arşiv haber 16/15/14-05/2004 tarihli haber/yorum/reklamlar tarihli yorumlar


     



    SİTEMİZE VERECEĞİNİZ BİR REKLAMLA DESTEK VEREBİLİRSİNİZ!!

     
    SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ, BAKIN BAKALIM HER TARAFA BEĞENECEKMİSİNİZ SİTEMİZİ. YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.

    SİTEMİZE VERECEĞİNİZ BİR REKLAMLA 

    BİNLERCE MÜŞTERİ VE İNSANA ULAŞABİLİRSİNİZ

     


     



    Hangi gül dikensiz ki../Ardahan/Foto: Fakir Yılmaz



    16/15/14-05/2007 Tarihli Günlerinin Haberleri için DEVAMI tıklayın..

    Geçmiş günlerin haberleri için DEVAMLARI tıklayın..

     



     



    SİTEMİZE VERECEĞİNİZ BİR REKLAMLA DESTEK VEREBİLİRSİNİZ!!

     
    SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ, BAKIN BAKALIM HER TARAFA BEĞENECEKMİSİNİZ SİTEMİZİ. YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.

    SİTEMİZE VERECEĞİNİZ BİR REKLAMLA 

    BİNLERCE MÜŞTERİ VE İNSANA ULAŞABİLİRSİNİZ

     


     



    Damal Eski Kılıç Köyü (Kırpeşen)/Foto: Serkan Hanoğlu/Ardahan

    DERE SUYU İÇTİLER, ZEHİRLENDİLER!

     


    Saffet Kaya Ardahan merkeze bağlı Samanbeyli Köyü İlköğretim Okulu’nda öğrenim gören 14 öğrenci, zehirlenme şüphesiyle Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 

    Hastanede serum takılan ve müşahede altına alınan öğrencilerin, köy çeşmesinden su aldıkları ve okulda içtikleri belirlendi. İlköğretim okulu 4. sınıf öğrencilerinden Handa Yılmaz, Melahat Avşar, Elif Yılmaz, Zeynep Avşar, Silvan Yıldız, Yağmur Avşar, Esra Öztürk, Yusuf Avşar, Sezer Öztürk, 5. sınıf öğrencilerinden de Eser Koç, Gülcan Koç, 3. sınıftan Harun Avşar, Muhammet Koç ile 2. sınıf öğrencisi Muhammet Avşar bulantı, kusma ve baş ağrısı şikâyetleri ile öğretmenlerine başvurdukları, daha sonra öğrencilerin hastaneye kaldırıldığı belirtildi.   

    Sınıf Öğretmeni Mehtap Kılıç, “Sabah okula gelen öğrenciler, yanlarında köy çeşmesinden doldurdukları suları okulda içtikten sonra bulantı, kusma ve baş ağrısı şikâyetinde bulundu. Zehirlenme şüphesiyle 7 öğrencimizi Devlet Hastanesi’ne getirdik. Burada ilk müdahaleleri yapılarak öğrencilere serum verildi. Biz buraya geldikten sonra 7 öğrenci daha aynı şikâyetler üzerine Hasköy Sağlık Ocağı’na götürülmüş. Oradan da Ardahan Devlet Hastanesi’ne sevk ettiler. Sabah köy çeşmesinden doldurdukları suları içtiklerini söyleyen öğrencilerden birisi de “deli patpat” otunu yediğini söylüyor. Öğrenciler akşam saat 16’ya kadar müşahedede tutulduktan sonra hastaneden çıkartıldı.

    Haber ekleme saati: 21.00-16/05/2007

    Haber: Bülent Kılıç Foto: Günay Nuh

    Saffet Kaya ŞİMDİ DE (!)AKP’den Milletvekili Aday Adayı!..


    Saffet Kaya Milletvekili başvurularının bugün sona erdiği AKP’ye mesai bitimine 15 dakika kala yeni bir aday daha başvurdu. Daha önce DYP’li olan, ardından önce bağımsız sonra MHP’den milletvekili adayı olacağı söylenen Şavşatlı hemşerimiz Saffet Kaya’nın bugün saat 16.45 sıralarında AKP Genel merkezine giderek Milletvekili aday adayı olduğu bilgisi alındı. 



    ***ORTADA KALMA KORKUSU BAŞVURU YAPTIRDI!..



    Bugün başvurulara 15 dakika kala AKP Genel merkezine giderek, Ardahan’dan milletvekili aday adayı için başvuruda bulunduğu öğrenilen Saffet Kaya’nın ortada kalacağını düşünüp, adeta kendini riske attığı, çünkü AKP tabanının olduğu gibi AKP Genel Merkezinin de Saffet Kaya ismine sıcak bakmadığı, ancak yapılan başvuruyu da nezaket gereği kabul ettiği ileri sürülüyor.

    Haber ekleme saati: 20.44-16/05/2007

    Haber/Foto. www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/

    Evet, AKP’de bunları görmelidir ..


    Fakir Yılmaz Dün ele aldığımız ve CHP Genel Merkezinin görmesi gerektiğine işaret ettiğimiz Ardahan’da ki siyasi tartışmalar özelikle üç parti üzerinde, AKP, CHP ve DTP’nin bağımsız adaylarına kilitlenmiş halde son sürat devam ediyor.

    Bugün’de iktidar partisi olan ve anketlerde ön sıralarda çıkan AKP’ye ve AKP’lilere de bir şeyler demek istiyoruz.

    Bu partiden 30’a yakın isimin milletvekili aday adayı olduğunu gördüğümüz bir süreç te bu isimlerin kimler, neden, niçin, nasıl aday olduklarının da tartışılmadır.

    Şu günlerde adeta orta da kalan adeta Saffet Kaya’nın bu partinin etrafından fır döndüğünü de duyuyor gibiyiz.

    Önce Mehmet Ağar’la kurmak istediği, ancak Ağar’ın her zaman ki dik duruşu karşısında eriyen Saffet Kaya’nın MHP’nin kapılarını  bir süre aşındırdıktan sonra özelikle ülkücü tabandan gelen tepkiden çekinerek bu partiye başvuramadığı aldığımız son haber olurken, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin üst düzey yöneticilerinin de bu isime değil sıcak bakması, yan bakmadıklarını bile duymaktayız.

    Gerçekten, AKP’nın bu duruşu hem Ardahan kamuoyunda, hem de ülke’de takdir edildiğinide belirtmek gerekir.

    Çünkü, AKP’nin partisiyle alakalı olmayan, hatta partisinin alehine çalışanlarla değil, şu anki milletvekili gibi insanlara ve partisinin anlayışını taşıyanlara önem verdiği bilinmektedir.

    Bu nedenle, başta AKP Ardahan’a başvuran 30 aday adayın neden, niçin bu partiye başvurduğunu sorgulaması gereken AKP’nin, birilerinin iktidar nimmetlerinden faydalanmak, birilerin ise parityi değil kendisini düşündüğünüde görmesi gerekir diye düşünüyor ve bu düşüncemize tüm AKP’lileri davet ediyoruz..

    fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58



     





    SEÇİME DOĞRU-SEÇİME DOĞRU-SEÇİME DOĞRU

     


    Sandıklar hazırlanıyor, listelerde.. ***Seçimlerin erkene alınmasıyla birlikte okurlarına en son dakika haberi ulaştırmak için çaba sarf eden ekibimizin, bölgede ve de Ardahan’da yaşanan siyasi gelişmeleri sizlere aktarmayı sürdürüyor..

    Bizi takip etmek için sitemizi sık sık yenileyin…

    Günün 24 saati, başta Ankara’da olmak üzere Türkiye’nin her yerinde gelişen her siyasi adımı adım takip eden www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemiz çalışanları size en son haberi vermek için büyük çaba harcamaktadır.

    Tüm okurlarımıza duyurulur..

    www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com çalışanları



    Aday kuşlar paramı dağıtıyorlar?! ***AKP’nin 600 Altın Adamı!..



    İktidar partisi AKP, 30’a yaklaşan Milletvekili Aday adayının en iyisini belirlemek için 19 Mayıs’ta Ardahan’da ön teamül seçimine gidiyor.

    Birçoğu, Ardahan kamuoyun da ÇANTACI olarak tabir edilen ve yıllar önce Ardahan’dan ayrılmış, sorun ve sıkıntılarını çok yakında bilmeyen isimlerden oluşan AKP’nin milletvekili aday adaylarını belirlemek için önümüzde ki günler içinde ön teamül seçimine gideceği öğrenilen AKP’nin Ardahan’da göstereceği iki isimi önce partinin Ardahan İl ve İlçe Örgütlerine soracak, ardından da 600’e yakın üyesinin görüşüne başvurup, oy kullandıracağı öğrenildi.

    19 Mayıs günü yapılacak olan ön teamül de kendi isimlerinin öne çıkması için büyük uğraş veren AKP’li milletvekili aday adaylarının Ardahan’a gelerek partililerle görüşmeye başladıkları ve sıkı bir ilişki içine girdikleri gözlenirken, adayların dost ve akrabaları da kendi adaylarının isimlerinin AKP Genel Merkezine sunulması için büyük uğraş verdikleri gözleniyor.

    Mevcut Milletvekili Kenan Altun’un isminin milletvekili olduğu için ön teamülde bulunmayacağı öğrenilirken, Ünsal Kılıç, Müh. Yasin Kargı, Vural Öztürk, Av. Yusuf Demirci, Bedrettin Çakıcı, Gülcan Odabaş, Önder Avşar isimleri dışında hepsi dışarıdan gelen isimlerden oluşuyorlar.

    600 AKP’linin oyunu almak için büyük mücadele veren 30’a yakın adayın büyük bölümünün tanıdık olmaması, Ardahan’da yaşamamaları işlerini zora sokarken, adayları belirleyecek AKP delegasyonunun mevcut milletvekili ile Ardahan’da oturan isimlere sıcak baktıkları dikkat çekiyor.

    Adeta 600 Altın adam konumuna gelen AKP’nin Ardahan İl ve İlçe yöneticilerinin de milletvekili adaylarının topluma, tabana ve de Ardahanlılara yakın, onlarla iç içe olan bir isim olmasında yana olduğunun gözlenirken, adayların büyük bölümünün zaten aday olamayacaklarını bile bile vekilliğe aday oldukları ileri sürülen Ardahan kamuoyunda gözde AKP adaylarının başında mevcut milletvekili Kenan Altun ile Ardahan’da ikamet eden bir Ardahanlının geldiği öne sürülen diğer önemli bir konu.

    Haber ekleme saati: 12.12-16/05/2007

    Haber/Analiz: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Aday kuşlar paramı dağıtıyorlar?! ***ÇANTACILAR ÇANTALARINI AÇIP KREDİ BORÇLARINI KAPATMAYA BAŞLADILAR İDDİASI!



    Her seçim dönemi Ardahanlı havarisi kesilip, kendisini milletvekili etmek için Ardahan’a gelen ve kamuoyunda ÇANTACILAR olarak bilinenlerin, milletvekili adayı olduklarını açıkladıkları partililerle girdikleri kafa-kol ilişkisi mideleri bulandırmaya başladı.



    ***BANKA BORÇLARI BİR KALEMDE SİLİNENLER!



    Başvuruda bulundukları partilerde liste bire girmek için büyük uğraş verdikleri gözlenen ve bir çoğu ÇANTACI olarak tabir edilen bu kişilerin, ilişkiye girdikleri partililerin kendilerini tercih etmesi için hiç bir masraftan kaçmadığı da ileri sürülürken, Ardahan’da siyasetle uğraşan bir çok kişinin son günlerde bankalara olan araç, ev veya şahsi kredi borçlarının bir kalemde kapatıldığı duyumları, ‘Ardahan ÇANTACI ADAYLARA pazarlanıyor mu?’ sorusunu gündeme getirdi. Özelikle iktidara yakın partilerin içinde yaşandığı ileri sürülen bu durum Ardahan ve Ardahanlıların midesini bulandırmaya başladığı da gözleniyor.   www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Cavit Çetin babasının hayrina yapmıyormuş!.. ***Cavit Çetin çorba dağıtmaya başladı, diğer adaylar 4×4’lerle köy köy geziyorlar!



    Seçimlerin gündem de olmadığı bir süreçte birden bire ortaya çıkıp, ‘hayırlı işdamı’ rolünü üstelenerek, bir çok yoksul ve fakire yardım yaptığı ileri sürülen Cavit Çetin’de siyaset yapmak için bunları yaptığı ortaya çıktı. Daha önce Saffet Kaya’nın uyguladığı politik yoldan gittiği ileri sürülen Çetin, milletvekili aday adaylığı için başvurduğu AKP’nin eski parti binasını büro olarak kiraladığı ve burada gelen gidenlere yemek vermeye başladığı alındı.



    ***AMAÇ YARDIM SEVERLİK DEĞİL, SİYASET Mİ?!.



    Yaptıkları çalışmalar başta gazetelerimizde olmak üzere bir çok yerel gazetelerde, yardım sever işadamı imzasıyla yayınlandığı Cavit Çetin’in işi siyasete dökmesi Ardahanlıların tepkisine neden olduğu gibi vekil aday adayı olduğu AKP’dende tepkilere neden oluyor.

    Cavit Çetin yanı sıra Ardahan’da yaşamayan ve seçimden seçime Ardahan’a gelerek milletvekili adaylıklarını açıklayan bir çok isimin ise vekillik için başvuruda bulundukları partilerin üye ve seçmenleriyle biri bir görüşmek için kendileriyle birlikte getirdikleri ve bir çoğunun Rant Car’larda kiralandığı öne sürülen araçlarla köy, köy , ilçe ilçe gezdikleri izlinmektedir.

    Haberleri ekleme saati: 10.29-16/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    ***Şavşatlıdan sonra şimdide Şenkayalı mı?



    Genel seçimlerin gündeme girmesiyle birlikte Ardahan’da milletvekili olmak için sıraya girenlerin sayısının her geçen arttığı bir süreçte Ardahanlı olmayanların da Ardahan’dan milletvekili olmak istedikleri bir kez daha ortaya çıktı.

    Ardahan’ın 64 yıl sonra yeniden vilayet olmasının şaşkınlığından yararlanıp, İstanbul’dan Ardahan’a gelerek 1,5 dönem milletvekili olan Şavşatlı hemşerimiz Saffet kaya gibi Erzurum/Şenkaya’lı Gürbüz Ayaz’ın da AKP’den milletvekili olmak için aday adaylığına başvurduğu ortaya çıktı.

    Ardahan’lı alakası olmayan bir isimin Ardahan’dan Milletvekili olmak için Ardahan AKP’ye başvurması başta AKP Ardahan İl Teşkilatından olmak üzere tüm kamuoyunda şaşkınlık yaratırken, bu isimlerin nereden güç adlıları merak konusu olmaya başladı.



    ‘HAREMLİK/SELAMLIK YOĞUN BAKIM’ haberimizle adı duyulmuştu..



    Şenkayalı olduğu halde kendisini Göleli olarak tanıtıp, Ardahan’dan AKP’den milletvekili aday adayı olan Gürbüz Ayaz sitemiz ve gazetelerimizde ve de ulusal gazete Akşam’da manşet haber olan, ‘Haremlik/Selamlık Yoğun Bakım’ başlıklı haberle gündeme gelmişti. Hatırlanacağı gibi, Sağlık Bakanlığında görevliyken Ardahan’ı ziyaretinde Devlet hastanesini ziyaret eden Gürbüz Ayaz, hastanenin yoğun bakımını, ‘burada kadın hastalarla, erkek hastalar aynı yerde mi yatıyorlar?’ diyerek ikiye böldürttüğü ileri sürülmüştü.

    Haber ekleme saati: 23.28/15/05/2007

    Haber: Fakir Yılmaz/Ardahan



    Yasin KARGI  ***AK Parti de Sürpriz Aday Adayı  İnş.Yük.Müh. Yasin KARGI



    Son 3,4 sene içinde Ardahan şehir merkezinde özel sektör tarafından yaptırılmış olan bir çok inşaatlarda imzası olan, sürekli inşaatların başında görmeye alıştığımız, şimdiye kadar siyasetin yakınında görmediğimiz inşaat yüksek mühendisi Yasin KARGI’ da AK Parti’ nin milletvekilliği aday adayları listesinde yerini aldı.

    Genç, dinamik, eğitimli bir çizgi sunan Yasin KARGI 33 yaşında ve evli. İlk, orta öğrenimini Ankara’ da, lisans ve lisansüstü eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi’ nde Yapı ve Deprem Mühendisliği bölümünde tamamlamış olan Yasin KARGI, KARGI MÜH. İNŞ. LTD. ŞTİ. adıyla kurmuş olduğu şirketiyle Ardahan da mühendislik hizmeti vermektedir. Adaylığı konusunda kendisiyle yapmış olduğumuz söyleşide şunları dile getirdi:

    “Birçok il, koşar adım her yönüyle gelişimini sürdürürken, halkının refah düzeyini ve yaşam standartlarını yükseltirken, biz Ardahan olarak adım atamıyoruz. Bırakın adım atmayı, emeklemek için elimize geçen fırsatları bile değerlendiremiyoruz. Birkaç örnek vereyim;

    Hepimizin bildiği gibi, bakanlar kurulundan kararı çıkmış fakülte için, Kafkas Üniversitesinin talebi olan bir binayı tahsis edemiyoruz. Onu bırakın, son yıllarda yapılmış olan bir çok kamu ve eğitim binası gibi çürük olduğu için eğitim yapılamaz raporu verilen Yüksek Okul Binası yüzünden Yüksek Okulu’ da kaybetmeye yakınız. Son aşamasına gelinmiş olan Kafkaslara bağlanacak olan demiryolu projesinin, Ardahan şehir merkezine yakın bir yerden geçmesini ve bir istasyon kurulmasını sağlayamıyoruz. Bunun gibi çoğaltabileceğimiz bir çok örnek var. Becerilemiyen bu işlerin sorumluları kim acaba..?

    Bugüne kadar hep siyasetten uzak durup, dışardan izlemekle yetindim. Ama maalesef görüyorum ki, her seçimde hafızalarımıza kazınmış, bizi mecliste temsil etmeye aday kemikleşmiş siyasetçi ağabeylerimizle olmuyor demek ki bu iş. Ardahan’ın genç, dinamik, eğitimli ve siyasi oyunlardan uzak, temsilcilere ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için adaylıkta ben de varım demeyi, memleketini seven bir hemşeriniz olarak kendime bir borç biliyorum. Adaletli bir seçim yapılması dileğimle Ardahan halkını selamlarım..”    

    Haber ekleme saati: 22.38-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    CHP Milletvekili Aday Adayı Av. Müzeyyen Çiftçi matbaamızı ziyaret etti.. ***CHP tabanı genel merkeze sesleniyor..



    **“Bayan Avukat’ı değerlendirin”



    Genel seçimlere kısa bir süre kaldığı şu günlerde milletvekili aday aday yoğunluğu yaşayan partilerin başında gelen Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan İl Teşkilatlarında da yarış son hızla sürüyor.

    Bir çok aday adayı bulunan ve geçtiğimiz seçimlerde, 170 oy ile ikinci milletvekililliğini, CHP İstanbul Milletvekili İsmet Atalay’ın akrabası olan Alaybeg Atalay’ın bağımsız aday olması dolaysıyla kayıp eden CHP Ardahan’da, milletvekilliği için başvuranların arasında bulunan tek bayan adaya parti tabanından büyük destek var.

    Ardahanlı Av. Müzeyen Çifçi Yolaçan’ın Ardahan’dan Milletvekili Aday adaylığı için başvurda bulunması ve bunu kamuoyuna açıklaması ardından CHP’lilerin yoğun ilgisiyle karşılaşması dikkat çekiyor.

    Yıllardır Ardahan’da bulunan ve Ardahanlıların yakından tanıdğı bir isim olması avantajıyla, ‘Bende varım’ diyen 

    Av. Müzeyyen Çiftçi Yolaçan’ın CHP Genel merkezince mutlaka değerlendirmesi gereken bir isim olduğuna dikkat çeken Ardahanlı CHP’liler, geçen dönem iki milletvekilliğini son anda kaçıran partilerinin bu gibi isimlerle bunu telafi edebileceğini bilirtiyorlar.

    Av. Müzeyen Çiftçi Yolaçan’ın eğitimini bitirdikten sonra yaklaşık 20 yıldır Ardahan’da, Ardahanlılarla ve de kendilerinin yaşadığı sorunlarla mücadele eden bir isim olduğunu belirten Ardahan CHP’liler, her dönem genel merkezin üzerinde oynanan oyunlarla önüne geçilen Ardahanlı çocuklarımızın, partililerimizin bu dönem mutlaka değerlendirileceğine olan inançlarının tam olduğunu belirtirlerken, ‘Av. Yolaçan’ın mevcut aday adaylar içinde tek bayan olmasının da CHP için avantaj olarak değerlendirilmesi gerekir.’ diyerek, Av. Müzeyen Çiftçi Yolaçan’ın CHP Genel Merkezince isminin dikkate alınması gereken bir isim olduğunu belirtiyorlar.

    Haber ekleme saati: 22.20-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    AKP Aday adayı Ünsal Kılıç ***Önümüzdeki seçimlerde Ardahan’da Milletvekili Adayı olmak için AK Parti’den Milletvekili Aday adaylığına başvuran Göleli İşadamı Ünsal Kılıç, ‘milletvekili aday adayı olmama neden olan birinci nedeninin bu kentin sorun ve sıkıntılarını gerçekten içten his eden insanlara düşen görevi yerine getirilmektir. Aday olmakla bu sorumluluğu üstlendiğimi göstermek içindir’ di.

    Ünsal Kılıç, ‘Ki, Biz Ardahan’da Ardahanlıyla yaşayan insanlar olarak yıllardır birçok sorun ve sıkıntılarla baş başayız. Bu sorun ve sıkıntıların çözümünde ki gecikmenin bu kentin yıllardır iktidardan yana olmamasıdır. Ya da bunu bir türlü başaramayışımızdır. AK Parti İktidarının 4.5 yıllık dönemine baktığınızda gerçekten büyük değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlerin başında gelenin, AK Parti iktidarının 4.5 yıl boyunca köylüye, çiftçiye, fakir, fukaraya sahip çıkılmasıdır. Yeşil karttan tutun, maddi, manevi yardımlar bu iktidarın bereketli döneminde gerçekleşmiştir.’ dedi.

    Bende bunu görerek, Ardahan’ın da bu nimetlerden daha fazla yararlanması ve de iktidar olacak partiler nezlinde değer görmesi için AK Parti’den, en çok nüfusu v ede oyu bulunan büyük ilçemiz Göle’den milletvekili aday adayı oldum. Çünkü Ak Parti yine gelecekte iktidardır. Hem de halkımızın verdiği büyük destekle ve de büyük bir çoğunlukla. Bu nedenle AK Parti’den aday oldum. Eğer partim ve de önümüzdeki 19 Mayıs günü parti teşkilatlarının yapacağı ön teamül yoklamasın da ismim değerlendirilirse, partimin ve de başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a yakışır bir siyaset izleyerek kentim, bölgem, ilçelerim için çaba sarf edeceğim.’ dedi.

    ‘Ben 40 yıldır bu memleketin -40 derece soğukla, sorun ve sıkıntılarıyla Ardahanlıyla, Göleliyle, Damallıyla, Hanaklıyla, Çıldırlıyla ve de Posofluyla aynı nefesi almış, aynı sıkıntıyı çekmiş bir esnafım. Her gün içinde olduğum halkın sorunlarını, köylünün sıkıntılarını çok iyi bildiğime inanıyorum. Bunların çözümünde de rolümün olacağına olan inancımla partimde milletvekili Aday adayı oldum. Umarım Allah utandırmaz. Mevcut aday aday arkadaşlarımın da aynı düşünce de olduğuna inacım tamdır. Ancak benim yerelde, tabanda gelen biri olarak Ardahan’ın sorunlarına daha yakın olduğuna inanıyorum.’dedi.

    Göleli olan Evli, 4 çocuk babası Ünsal Kılıç daha öncede yerel seçimlerde Göle’de, yine AK Parti’den Göle Belediye Başkan Aday Adayı olmuş, daha sonra partinin birlik ve beraberliği için mevcut başkan lehinde adaylıktan çekilmiş, partisinin Göle’de belediye başkanlığını kazanmasına katkıda bulunmuştu. 

    Haber ekleme saati: 21.52-15/05/2007

    Haber/Foto:www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Muhtarlar Ulusal TV’de ..


    Göle Muhtarlar Derneği Başkanı Yunus Yılmaz Ardahanlı köy muhtarları yarın ulusal bazda yayınlanan ULUSAL TV isimli televizyonunun düzenlediği MUHTARIN SESİ adlı programa katılacaklar.

    Ardahan’ı temsilen, ‘MUHTARLARIN SESİ’ isimli programa katılacak olan Göle Muhtarlar Derneği Başkanı ve aynı zamanda Büyük Altunbulak köyü muhtarı Yunus Yılmaz ile yine aynı ilçeye bağlı Esenyayla (Karatavuk)  köyü muhtarı Ercan Süleymanoğlu’nun katılacağı programda bölgenin sorunlarının gündeme gelmesi bekleniyor.

    Yarın saat 21.00’da başlayacak olan ‘Muhtarların Sesi’ programını izlemek için konu olan saatte Ulusal TV’yi tıklamanız yeterli olacaktır.

    Haber ekleme saati: 21.35-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    19 Mayıs etkinliklerinde 

    SARI-KIRMIZI-YEŞİL RENK CÜMBÜŞÜ AĞIR BASTI!..


    Üç renk süsledi.. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı hazırlıklarına başlayan Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğü öğrencilere hazırlattığı yelpazelerin SARI-KIRMIZI-YEŞİL renkleriyle dikkat çekti.

    Geçtiğimiz yıl Hakkâri’de aynı renklerle folklor elbisesi giyen Hakkârili öğrencilerinin sahneye çıkması üzerine, renklere tepki gösteren zamanın Tugay Komutanı’nın çıkışıyla gündeme gelen SARI-KIRMIZI-YEŞİL renklerin eşliğinde 19 Mayıs için ön hazırlıklar yapan Ardahanlı öğrencilerin okul yöneticilerinin verdiği renklerle hazırlayıp, süsledikleri hareket yelpazelerine Turuncu ve Mavi renkleri de eklemişler.

    Ardahan Şehir Stadyumunda yapılan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ön hazırlıkları esnasında öğrencileri çalıştıran okulların Beden Eğitim Öğretmenleri, kullanılan renklerin gökkuşağı renkleri olduğunu belirttiler.

    Haber ekleme saati: 21.15-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    400 bin çiftçiye seçim kıyağı 


    Kimi kandırıyorsunuz?!.. TBMM Genel Kurulu’nda, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Grup Kredilerinden Doğan Kefaletin Sona Erdirilmesi Hakkındaki” teklif yasalaştı.

    TBMM Genel Kurulu’nda, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Grup Kredilerinden Doğan Kefaletin Sona Erdirilmesi Hakkındaki” teklif yasalaştı. Yasayla, kefalet sorumluluğu sona erecek borçlularla aynı senetlerde yer alan ve kendi borcunu ödeyemeyecek duruma düşmüş olan kişiler hakkında, devletin sosyal sorumluluğu gereği, borçlarının Hazine tarafından karşılanması öngörülüyor.



    ***KEFALET KALKIYOR!..



    Yasayla, borçluların, kendilerine ait borçlarının ödenmesinde Banka ve Tarım Kredi Kooperatifleri mevzuatındaki lehte hükümlerden yararlanmalarını amaçlıyor. Düzenleme ile sözleşmedeki diğer borçlulara olan kefalet sorumluluğunun kaldırılması öngörülüyor. Bu kanun kapsamındaki borçluların asalet ve kefaletten kaynaklanan borçları nedeni ile aleyhlerine başlatılan dava ve takipler ile mahkumiyet kararları kaldırılıyor. Yasanın 400 bin çiftçiyi kapsadığı belirtiliyor.

    Haber ekleme saati: 21.09-15/04/2007

    Haber/Foto:www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com 

    Yıldırımlardan liseye yıldırım denetim…


    Vali ve İl Milli Eğitim Müdüründen Lise'ye Yıldırım baskın Ardahan Valisi Murat Yıldırım ile Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yıldırım geçtiğimiz günlerde okulu müdürü değiştirilen ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılarından Suat Ekinci’nin asaleten müdür olarak atandığı Ardahan Lisesi’ne ani bir ziyarete bulunarak, Ardahan’ın en eski okullarından olan Ardahan Lisesi yöneticilerinden okul hakkında bilgi aldılar.

    738 öğrencisi bulunan Ardahan lisesi’nin çalışmaları hakkında yeni müdürden ve okul yöneticilerinden bilgiler alan Vali Murat Yıldırım, Ardahan Lisesinin, Ardahan’da ki eğitime büyük katkısının olduğunu ve en eski okul olma özelliğiyle sistemi yerleşmiş, sorunları diğer liselere nazaran biraz daha az olan göz bir okulumuzdur. Yeni yönetimle burada okuyan öğrencilerimizin özelikle ÖSS’de başarılı bir çizgi yakalayacağına inandığını söyledi.

    Vali Yılıdırım’ın Ardahan Lisesini ziyareti sırasında Ardahan Lisesine giderek valiye eşlik eden Ardahan İl Mili Eğitim Müdürü Mehmet Yıldırım’da Ardahan’da ki eğitim düzeyinin yükselmesi için tüm ekip olarak uğraş verdiklerini belirtti.

    Haber ekleme saati: 21.05-15/05/2007

    Haber/Foto: Fakir Yılmaz/Ardahan

    AKP İl Başkanı Nusret Koyuncu: 

    “Fakülte kararı bakanlar kurulundan çıktı’

    AKP Göle İl Genel Meclis Üyesi İlyas Öztürk: 

    ‘Göle’ye Yüksek Okul kararı çıktı’


    AKP İl Başkanı KOYUNCU ve AKP İl Genel Meclis Üyesi İlyas ÖZTÜRK Seçimlerin gündeme girmesiyle birlikte hareketlenen partiler, seçmene yaranmak için bir çok yola başvurduğu şu günlerde 4.5 yıldır iktidar olan AKP’lilerde basın aracılığıyla kamuoyuna müjde üzerine müjde vermeye başladılar.

    Dün gazetemizi telefonla arayarak, AKP Ardahan Milletvekili Kenan Altun’un girişimleri sonucu fakülte kararının bakanlar kurulundan çıktığını ve bugün resmi gazetede yayınlanarak yürülüğe gireceğini belirten AKP Ardahan İl Başkanı Nusret Koyuncu, AKP Ardahan Milletvekili Kenan Altun’un 4.5 yıllık AKP iktidarında Ardahan’a bir çok kazanımlarının olduğuna dikkat çekti. 

    Milletvekileri Kenan Altun’un birileri gibi şov yapmadan 4.5 yıl boyunca Ardahan ve Ardahanlılara hizmet verdiğini belirten Koyuncu, bu yıl Ardahan’a yeni bir hastane, yeni toplu konutların temelininde atılacağını da sözlerine ekledi. Köylü ve çiftçilere destek paralarının ödenmeye başladığınada dikkat çeken AKP İl Başkanı Nusret Koyuncu, ‘bunların seçim yatırımı olmadığını ve daha önceden belirtilen, programlanan işler olduğunuda önemle belirtiyorum.’ dedi.



    **Göle’ye de Yüksek Okul sözü!..



    Bu açıklamalarda bulunduktan sonra Ankara’ya hareket eden AKP Ardahan İl Başkanı Nusret Koyuncu’nun ardından yine AKP’li olan AKP Göle İl Genel Meclis Üyesi  İlyas Öztürk’te, Kenan Altun’dan aldığı bilgilere göre Göle’ye bir Yüksek Okulu’n açılacağını müjdeledi.

    Mevcut milletvekillerinin Ardahan için gecesini gündüzüne katarak çalıştığını belirten AKP Göle İl Genel Meclis Üyesi İlyas Öztürk, ‘Biz milletvekilimiz Kenan Altun’la gurur duyuyoruz. Kendisi soy ismi gibi Altın değerinde bir isim ve kişiliğe sahiptir. Bu gerek parti içinde, gerekse AKP Genel Merkez tarafındandan onaylandığına dikkat çeken Öztürk, AKP’nin 4.5 yıllık iktidarı boyunca Ardahan’a bir çok yatırım yaptığının unutulmaması gerektiğinede dikkat çekti.

    Haber ekleme saati: 15.12-15/05/2007

    Haber/Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    iZİNE GİTTİ, HAYATINI KAYIP ETTİ!..



    İzine gitti, dönemedi!... Vatani görevini yaptığı Ardahan’daki birliğinden izinli olarak memleketi Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Ahmetağa köyüne gelen asker Usame Urgancı (21), hayatını kaybetti. 

    Edinilen bilgiye göre izinli olarak gelidği Sarıgöl’de günlerini geçiren Usame Urgancı, 3 Mayıs’ta 45 H 0337 plakalı otomobil ile Yeşiltepe köyüne doğru hareket etti. Yolda direksiyon hakimiyetini kaybeden Usame Urgancı, kenardaki ağaca çarptı. Ağır yaralı olarak araçtan çıkarılan Urgancı, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. 12 gündür yoğun bakımda olan Urgancı, önceki gün hayatını kaybetti. Asker Usame Urgancı, Ahmetağa köyünde gözyaşları arasında toprağa verildi. Evin iki çocuğundan birisi olan Usame Urgancı’nın babası Hasan Urgancı ve annesi Fadime Urgancı cenaze defini sırasında gözyaşlarını tutamadı. 

    Haber ekleme saati: 15.02-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    RAFTİNG YAPABİLİRSİN, FOTOĞRAF ÇEKEMEZSİN!



    Yasak çekemezsin, ama çektik!.. ***Rafting gösterisinde, Askerlerle-Gazeteciler arasında ‘Askeri bölge’ tartışması!..



    Ardahan İl Spor Müdürlüğünün bu yıl 4. organize ettiği, ‘Kura Nehrinde Rafting’ gösterisi gazetecilerle, askerler arasında tartışmaya neden oldu.

    Ardahan kent merkezinde geçen Kura nehrinde düzenlenen Rafting gösterilerin takip etmek isteyen ve fotoğraflayan gazetecilere engel olan 25 nci Mekanize Piyade Tugayına bağlı askerle ile yerel ve ulusal basın temsilcileri, ‘çekersin çekmezsin’ tartışmasına dönünce rafting etkinliğini izlemeye gelen vatandaşlar ve raftingi izleyeme gelen bir çok yabancı turist bu ilginç tartışmayı izlemeye başladılar.

    Yasak çekemezsin, ama çektik!.. **Rafting’e asker ambargosu!..



    Rafting yapılan bölgenin askeri alan olduğunu öne sürüp, gazetecilerin fotoğraf çekmelerine engel olmak isteyen askerler gazetecilerin fotoğraf makineleri ile kameralarını almaya kalkışınca askerlerle, gazeteciler arasında itişme başladı.

    Polisin ve vatandaşların müdahale ettiği tartışma 25 nci Mekanize Tugay Merkez Komutanlığının şikâyeti üzerine karakolda son bulurken, DHA Muhabiri Deniz Başlı, Yasak çekemezsin, ama çektik!.. Akşam Gazetesi Ardahan Muhabiri ve Kuzey doğu Anadolu Gazetesi Yazıişleri Müdürü Fakir Yılmaz ve 23 Yunus Akçay karakolluk oldular. 

    Raftingciler kura nehri üzerinde Gürcistan’a doğru yol alırlarken gazeteciler de karakolda nefesi aldılar.

    Haber ekleme saati: 12.15-15/05/2007

    Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com Fotalar: Fakir Yılmaz/Yunus Akçay

    Damallı kadınlara makyaj takımı!


    Makyajlanacaklar.. Damal İlçesinde kadınlar günü kutlama programında, 250 kadına 50 YTL değerinde hediye paketi verildi. 13 Mayıs Anneler gününden bir gün önces kadınlara yönelik olarak Ardahan’a bağlı Damal İlçesi Süleyman Demirel İlköğretim Okulu Spor Salonunda bir kutlama programı gerçekleştirildi. Damallı bürokrat eşleri ve kamuda çalışan bayanların düzenlediği kutlama programı, Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Çağlar ‘Kadın sağlığı’ konulu bir konuşma yapması ile başladı. Daha sonra her kadına dağıtılan numaralı güllerle kura çekimi yapıldı. Kura sonucu şanslı on kadına çeşitli temizlik ve bakım malzemelerinden oluşan hediyelerin yer aldığı paketler verildi. 

    Yine Damal Çok Programlı Lise Öğrencileri  ‘Üreme sağlığı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar’ konulu tiyatronun gösterisi sundular. Kutlamaya katılan 250 kadının hepsine 50 YTL değerinde kadına yönelik bakım ve sağlık içeren malzeme paketleri hediye edildi. Yetkililer, amaçlarının kadınlar günü dolayısıyla kadına yönelik faydalı bir kutlama yapmak istediklerini belirterek, “Kaymakamlık, belediye ve bazı iş adamlarının desteği ile yaptığımız bu program vesilesiyle, kadınların bilmediği bazı konuları onlara aktarmak istedik. Umarım başarılı olmuşuzdur” dedi. Yapılan ikram ve halay çekimi ile program sona erdi.

    Haber ekleme saati: 09.41-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Memleketime bahar gelmiş!..


    Sırtımız azda olsa ısındı... Geçmiş yıllara nazaran bu kışı bir hayli ağır geçiren Ardahan’a nihayet bahar geldi gibi.. Mayıs ayının ortasında olunmasına karşın özelikle geceleri halen bir hayli serin olan havalar gündüzleri kendisini parlak ve de sıcak güneşle gösterirken, vatandaşlarda kendilerini dışarı attı. Park ve bahçeleri dolduran Ardahanlılar uzun bir kış dönemi ardından saatlerce oturdukları parklarda güneşin sıcaklığını his etmeye çalışırlarken, ağaçlarınında beyaz renkli çiçek açmasıyla çevre renk cümbüşüne dönüştü.  Ardahan’ın Posof ilçesinde baharın geç gelmesiyle birlikte ağaçların çiçek açma dönemi mayıs ayının ortasına kadar geriledi. Soğuk havanın son günlerde etkisini yitirmesiyle birlikte uyanan erik ağaçlarının çiçek açmasıyla birlikte güzel görüntüler oluşturdu. 

    Haber ekleme saati: 09.38-15/05/2007

    Haber/Foto: Barış Bilgin/Ardahan

    Ardahan’da Türkiye’ye giren doğalgazdan önce Kars ve Erzincan yararlanacak!


    Önce Ardahan'dan sonra ki illere!.. Şah Denizinden getirtilip, Gürcistan’dan Ardahan/Posof ilçesinden Türkiye’ye girerek dünya pazarlarına açılan Kafkas doğalgazından Ardahan halen faydalanmazken, Kars ve Erzincan önümüzde ki kış Ardahan üzerinden geçen doğalgaz hattından yararlanmak ve doğalgaz yakmak için kolları sıvadı.

    Bir süre önce Kars’ta temeli atılarak, yapımına başlanan doğalgaz tesisatı için şimdi’de Erzincan temel attı.

    Dün yapılan bir törenle Erzincan’da doğal gaz şehir içi şebekesinin yapımına düzenlenen törenle başlanırken Ardahan’ın ne zaman doğalgaz şebekesi için temel atılacağı halen bilinmemektedir.

    Eski valillerimizden Ali Güngör ve Erzincanlı yetkililerin kurbanlar keserek temelini attığı doğalgazın Ardahan üzerinden geçerek, önce  Ardahan’a değil hat boyunda bulunan sonra ki illere öncelikle yaranması düşündürücü olurken, bu olumsuz durumun kent polotikacılarının ilgisizliği ve de duyarsızlığı dolaysıyla olduğu belirtilmektedir.

    Çünkü Ardahan’ın Posof ilçesinden Türkiye sınırlarına giren doğalgaz boru hattının büyük bölümü ilimiz sınırları içinde geçerek Türkiye ve dünyaya ulaşıyor.

    Haber ekleme saati: 08.44-15/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    SEÇİME DOĞRU-SEÇİME DOĞRU-SEÇİME DOĞRU


    Sandıklar hazırlanıyor, listelerde.. ***Seçimlerin erkene alınmasıyla birlikte okurlarına en son dakika haberi ulaştırmak için çaba sarf eden ekibimizin, bölgede ve de Ardahan’da yaşanan siyasi gelişmeleri sizlere aktarmayı sürdürüyor..

    Bizi takip etmek için sitemizi sık sık yenileyin…

    Günün 24 saati, başta Ankara’da olmak üzere Türkiye’nin her yerinde gelişen her siyasi adımı adım takip eden www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemiz çalışanları size en son haberi vermek için büyük çaba harcamaktadır.

    Tüm okurlarımıza duyurulur..

    www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com çalışanları




    Mustafa Küpeli ***Meslektaşımız da milletvekili adayı..



    Gazeteci Mustafa Küpeli İstanbul 3. Bölgede Cumhuriyet Halk Partisi’nden Milletvekili Aday Adayı olmak için başvuruda bulunduğunu açıkladı.

    Bugün aday adaylık için CHP İstanbul İl Başkanlığına başvuran gazeteci meslektaşımız Küpeli’nin listede iyi bir yere getirilmesi halinde CHP’nin alacağı oylara büyük katkısı olacağı düşünülmektedir. Öte yandan üç dönemdir İstanbul/Kadıköy belediyesi’nden Belediye Başkan Yardımcılığı yapan Göle’li hemşerimiz Gürsel Tekin’inde CHP’den İstanbul’dan Milletvekili Aday adayı olmak için görevinden istifa ettiği alınan diğer bilgiler arasında oldu.

    Haber ekleme saati: 21.28-14/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Fikret Akdemir ***AKP’nin yeni aday adayı Akdemir: ‘Ardahanlılar liyakatli olanı tercih edecek’ 



    Başbakanlık Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda  (TMSF), Fon Uzmanı olarak çalışan Fikret Akdemir, görevinden istifa ettiğini açıklayarak Ardahan AK Parti Milletvekili aday adayı olduğunu bildirdi.  

    TMSF’ DE, Fon Uzmanlığı görevinde istifa eden, Akdemir, gerek özel sektör gerekse kamu yöneticiliğinde edindiğim bilgi, birikim ve tecrübelerimle,  Ardahan’ın ekonomik yapısının iyileştirilmesine katkıda bulunmak, yöre halkının hayat standardının yükseltilmesine vesile olmak için hizmete talip olduğunu söyledi.  Akdemir, “Türkiye de kişi başına düşen Milli Gelir 5 bin dolar seviyesinde iken, Ardahan’da bu rakam, Türkiye ortalamasının çok altında olup bin dolar seviyesindedir. Bir bürokrat olarak Ardahan’ın Türkiye ortalamasını yakalayabilmesi için bölgenin coğrafi yapısına uygun, üretime yönelik tarımsal ve sanayi yatırımlarım yapılması gerekir” dedi.

    2003 yılında kişi başına düşen milli gelirin 3 bin dolar olduğunun altını çizen Akdemir, bunun AK Parti iktidarı,  döneminde 5 bin dolar seviyesinde yükseldiğini, Ardahan’ın da bundan nasiplenmesi gerektiğinin kaydetti. Akdemir, Ardahanlıların ferasetine güvendiğini ve liyakatli olanı tercih edileceğini savundu.

    Haber ekleme saati: 21.10-14/05/207

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    ***Atalay soy ismine Göle’den ve Ardahan solundan tepki!..



    Geçtiğimiz seçimlerde aday olarak CHP’nin 170 oyla ikinci milletvekilini kayıp etmesine neden olan Atalay soy isminin birisinin yeniden bağımsız aday olacağı yönündeki haberimizin yayınlaması ardından Atalay sülalesinin bulunduğu Göle ilçesinde tepkilere neden oldu.

    Haberimizi okuyan Göleliler, bizleri arayarak, ‘Bu Atalaylar ne yapmak istiyorlar? İsmet Atalay ve Atalay sülalesinin sola karşı ne gibi bir düşmanlığı var. Bu nasıl anlayış? Her seçimde bir Atalay ortaya çıkıp, ‘ben bağımsız adayım deyip, bin oy bile almıyor. Bu kadar da olmaz diyerek, Sadrettin Atalay’ın bağımsız aday olacağı yönündeki haberlere sert çıktılar.



    ***DTP: ‘Bizimle ilgisi yok’



    Gölelilerin, ‘Atalay’ların derdi, CHP ve sola zarar vermektir’ diyerek bağımsız milletvekili adayı olacağı öne sürülen Sadrrettin Atalay’ın kendileriyle alakası olmadığını açıklayan Demokratik Toplum Partisi Ardahan İl Örgütü, DTP’nin Adayının Avukat Yavuz yılmaz olduğunu ve seçimi Avukatla kazanmak için kolları sıvadıklarını belirtirlerken, partililerine bu yönde mesajlar vermeye başladıklarını da belirttiler.

    Haber ekleme saati: 21.02-14/05/2007

    Haber/www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Hikmet Görmüş bir zamanlar posterlerini indirip, yırttığı Ağar'a şimdi aday götürüyor!.. ***Mehmet Ağar’ın posterini yırtan Saffetçiler yeni aday buldular! 

    ‘DYP/ANAP’ın yeni Adayı MHP’li Fatih R. Yılmaz!’



    Mehmet Ağar’ın DYP Genel Başkanı olmasından sonra Saffet Kaya’yı partiden dışlaması üzerine partinin Ardahan İl Örgütünü basıp, Ağar’a ait resimleri yırtan saffetçiler, şimdi Ağar’a yeni bir aday götürdüler.

    Alınan bilgilere göre, Ardahan Doğru Yol İl Başkanı hikmet Görmüş, Ardahan Belediye Başkanı Mikail Kayatürk ve geçtiğimiz dönem AKP’den Ardahan milletvekili Aday Adayı olan Mustafa Yılmaz geçtiğimiz günlerde Ankara’ya giderek, Mustafa Yılmaz’ın kardeşi Fatih Rüştü Yılmaz’ı ikna edip, DYP/ANAP birleşiminde ortaya çıkan Demokrat Parti’den Ardahan Milletvekili Aday Adaylığına başvurdurdukları öğrenildi.

    Fatih Rüştü Yılmaz’ın bugün adaylık için başvuru da bulunduğu öğrenilirken, şimdi ki DYP İl başkanı Hikmet Görmüş’ün bir zamanlar, Saffeti niye kovdu diye posterlerini yırttığı DYP Genel başkanı Mehmet Ağar’la hangi yüzle görüşeceği merak konusu oldu.

    Haber ekleme saati: 20.51-14/05/2007

    Haber/Foto: Fakir Yılmaz/Ardahan



    ***CHP Adayı adayı ihale yasakçısı çıktı!..



    Seçimlerde Ardahan’dan milletvekili aday adayı olanların bağlı bulundukları partililerinin genel merkezi yöneticileri ve üyeleriyle yoğun bir dirsek teması içinde bulundukları bir süreçte, kirli çamaşırlarda ortaya dökülmeye başlandı.

    Her seçim döneminde CHP’den aday adayı olup ancak parti tabanının ve Ardahanlının destek vermemesi nedeniyle bu hayaline bir türlü ulaşamayan Eczacı Yunus Dündar ihale yasakçısı olduğu çıktı. Alınan bilgilere göre, Ardahan Tic.ve San.Odasına kayıtlı, 1614/4610 sicil numaralı, İsrafil oğlu 1958 Ardahan doğumlu müteahhit Yunus Dündar’ın 1987 yılında Devlet İhale Kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle bir yıl ihalelere girmeme yasağı aldığı ortaya çıktı.

    CHP Aday adayı Dündar’ın İhaleye fesatlık karıştırma, Rakiplerini İhaleye sokmama, Tehdit ettiği gerekçeleriyle 2886 Sayılı Kamu İhale Kanununun (KİK) 10.09.1983 ve 1816 Sayılı Resmi Gazete ilanıyla duyurulduğu da öğrenildi.



    ***Aday adaylar yollara düştüler!..



    Seçimlerin erkene alınmasıyla şok olan siyasetçiler kendilerine gelir gelmez ilk olarak bağlı bulundukları partilerinin kapılarına dayanıp, önce aday olduklarını belirtip, ardından da adaylık ücretlerini yatırır yatırmaz yollara düştüler.

    Başta iktidar partisi, AKP olmak üzer her partinin en az 5 aday adayının olduğu şu süreçte, yola düşen siyasetçiler seçimlerin dar bir zaman içinde yapılması kararı dolaysıyla aday belirlemelerinin genel merkezlerde yapılacağından vekil adayı olmak için başvuruda bulundukları partilelerinin üyelerini dağ taş demeden arayıp, bularak yapılacak ön tehamul ve araştırmalarda kendi isimlerinin verilmesini rice ettikleri gözleriyor.

    Haberleri ekleme saati: 20.28-14/05/2007

    Haberler: Fakir Yılmaz/Ardahan

    Selami Kendir gazeteciyi ziyaret etti.. ***AKP Ardahan Milletvekili Adayı

    Eğitimci Selami Kendir: “Ben Ardahanlıyım”



    Adalet ve Kalkınma Partisi Ardahan Milletvekili Aday Adayı Eğitimci Selamı Kendir Ardahan’a gelerek partilileri ve seçmenleriyle buluştu.

    Kendirler olarak bilinen ailenin bir ferdi olan ve 28 yıllık eğitimci olan Selami Kendir, Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsünü bitirdikten sonra Ankara, Hakkari, Yalova ve İstanbul’da öğretmenlik ve idarecilik yaptı.

    Seçimlerin erkene alınmasıyla İstanbul’da ki idareci görevinden istifa ederek, AKP’den Ardahan Milletvekili Aday Adayı olan Eğitimci Selami Kendir evli 3 çocuk babası.

    Gazetemizi ziyarete ederek adaylığı konusunda açıklamalarda bulunan Eğitimci Selami Kendir, milletvekili adaylığına karar vermemin birinci nedeni doğup, büyüdüğüm ve ailemin büyük bölümünün halen yaşadığı Ardahan’da ki sorunları en iyi ben bilirim diyerek bu kararı aldım.’ dedi 

    Eğitimci Selam Kendir, ‘Çünkü ben Ardahanlıyla aynı çamuru çiğnedim, aynı havayı soludum. Sorun ve sıkıntılarını ben ve ailem, dostum, arkadaşım, akrabalarım yaşıyor. Gerek burada olduğum süre içinde, gerekse görevim gereği gittiğim kentlerde Ardahan’ın sorunları hep yakında takip edip, bu sorunların çözümünde nasıl bir katkım olur diye hep düşündüm. Ve bu yönde elimde geldikçe her zaman memleketimle ilgilendim. Ben aday olmayacağımda kim olacak. Çünkü ben bir öğretmenim, ben bir eğitimciyim. Ülkemin olduğu gibi Ardahan’ımın da geleceğinin aydınlık olması için mücadele edeceğim. Bu mücadelemin de gerçekleşmesi için adam gibi adam olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yolundan gitmek olduğunu gördüm. Ve Ardahan’dan milletvekili aday adayı olmaya karar verdim. Partimin bana görev vermesi halinde gerek partimin, gerekse Ardahan’ımın yüzünü ak çıkaracağıma olan inancım tamdır.’ dedi.

    Haber ekleme saati: 20.16-14/05/2007

    Haber/Foto: Barış Bilgin



    AKP'nin tek bayan adayı Gülcan Odabaş ***AKP’nin Bayan Adayı: ‘Çantacılara karşı aday oldum!”



    Seçim sürecinin başlamasıyla birlikte aday adaylarının liste kapma yarışı da sürüyor. 

    Ak Parti kanadında 26 aday adayının yarıştığı şu günlerde partinin tek bayan adayı olan Gülcan Odabaş yaptığı yazılı açıklama ile çantacı adaylara karşı aday olduğunu belirterek, yıllardır bu bölgede yaşadığını ve Ardahan sorunlarını bizzat yaşayarak bildiğini belirterek hizmet için Ardahanlıdan destek beklediğin açıkladı. 

    Doğu Anadolu Bölgesinde Ak Partiden tek bayan aday olduğunu belirten Odabaş açıklamasında şunlara yer verdi; Yıllardır süre gelen ve çantacı diye tabir edilen milletvekili adaylarımı bu yılki seçimlerde yine aynı taktiklerine devam etmektedirler.  Ben parti teşkilatındaki çalışmalarım sırasında bu duruma dur diyecek birçok duyarlı arkadaşımın olduğunu gördüm. Vatandaşlarımızın da aynı kanıda olduğunu biliyorum. Gerek kamuoyunda gerek parti teşkilatımızın içerisinde gelen yoğun talep ve her şeyden önemlisi kendime inandığım ve güvendiğim için aday adaylığımı açıkladım. 

    Kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan çağdaş Türk kadını profilini en iyi şekilde temsil ettiğimi, herkes kadar Cumhuriyetçi herkes kadar Laik olduğum gibi herkes kadarda ulusal milliyetçiliği savunan, bölgesel ve etnik milliyetçiliğe karşı duran Türk kadını profili çizgisinde duran biriyim. Bayan olmamın artı ve eksilerini iyi analiz ederek aday gösterilmem halinde Ardahan’ı en iyi şekilde temsil edeceğime olan inancım tamdır. Mevcut adayların yıllardır bu memleketten göçüp gitmiş olmalarına rağmen seçim zamanı Ardahan’ı hatırlamaları, memleket sevdalısı olmaları benim inanmadığım gibi hiçbir Ardahanlıya da inandırıcı gelmemektedir. Ben zamanında belki yokluklar nedeniyle üniversite okuyamadım varlıklı bir ailenin çocuğu da olamadım ama ben yıllarımı siz Ardahanlılarla birlikte yaşadım. Sekiz ay karda kışta, tozlu çamurlu yollarda sizlerle beraber yürüdüm. Ben iş kadın değilim, doktor, mühendis, avukat ta değilim ama ben emekçiyim işçiyim bundan da gurur duyuyorum. Ardahan’ın sorunlarını bilirim demiyorum hepimiz biliyoruz. Çözüm yeni yüzler denenmiş insanlar ve yeni projelerdir. Çantacıları gerçekten istemiyorsak memleketimizin insanlarına sahip çıkalım onlarda bu cüreti bir daha göstermesinler.’ dedi.

    Haber ekleme saati: 20.11-14/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    ***SÜREÇ GAZETESİ’NİN SEÇİMLE İLGİLİ BUGÜNKÜ HABERİ



    **Adaylar kesenin ağzını açacaklar!..



    AK Parti İl başkanı Nusret Koyuncu, Parti yönetimiyle bir araya gelerek bir basın toplantısı yaptı. İl Başkanı Koyuncu AK Parti Milletvekilliğine aday adayı olacaklarda hiç bir kriter aramadıklarını ancak müracaat için gerekli olan 2000 YTL. yatırmalarını ve Partinin ihtiyaçları için bağışta bulunmalarını ve kesenin ağzını açmanın zamanı geldiğini hatırlatmak istedi.  Koyuncu,  aday adayı olan herkes bizim için eşit mesafededir .Adalet ve Kalkınma Partisi, 22 Temmuz’da yapılacak genel seçimlerde, adaylarını merkez yoklamasıyla belirleyecektir dedi.  

    Tüm Türkiye’de olduğu gibi Ardahan’da  seçime hazırlanıyor. Kimileri oy vereceği partiyi araştırırken kimileri de milletin vekili olmanın yollarını arıyor. Milletvekili olmanın birinci yolu ise kesenin ağzını açmaktan geçiyor.

    Bir milletvekilinin maaşı 8 bin YTL. Vekil olma uğruna dökülen servetin miktarı ise yaklaşık  150 bin YTL’den başlıyor.

    İlk sırada aday olmak için başvuruda bulunan adaylar İlk sırada aday olunacak partiye yatırılacak aday müracaat ücreti var. 



    **İkinci sırada kılık kıyafeti düzeltmek var!..



    Öyle bir takım elbiseyle değil, adayların açık hava mitingleri, yemekler, konferanslar için ayrı ayrı takım almaları gerekiyor.

    Daha sonra adayın ismini, resmini herkese tanıtması gerekiyor. Tanıtırken de bolca para harcaması…Tanıtım için ilanlar, posterler bastırmak, bayrak diktirmek, genel başkanla poz poz resim çektirmek, el ilanları hazırlamak, rozet yaptırmak gerekiyor.

    Adayın eli tutulmuyor. Seçim bürosu kiralamak, danışmanlar tutmak. Ekibin konaklama, yeme içme masraflarını üstlenmek gerekiyor. 

    İşin olmazsa olmazları arasında yerel medyaya hatırı sayılır ilanlar vermek de var.

    Adayın otobüs ya da minibüs kiralayıp dere tepe seçim bölgesini arşınlaması da gerekiyor. Gezerken de otobüsteki yoldaşlarını doyurması.

    Seçim bölgesindeki hatırlı kişilerin düğünlerine gitmek, gelin ya da damada altın takmak, yardıma muhtaç kişi ve kurumlara basın önünde bağışlarda bulunmak, cami ve okullara bağışta bulunmak, bolca da telefonla konuşmak.

    Harcamaların bir kolu da Ankara’ya uzanıyor. Liste savaşında öne çıkmak için partiye mali destek vermek gerekiyor.

    Milletin vekili olmak kolay değil. En iyi ihtimalle 150 bin YTL’ye mal olacak bu uzun ve zorlu yolda başarılı çıkanlar 20 ayda harcamalarını amorti edebiliyor.

    Seçilenler 8 bin YTL maaşa, ün, şöhret ve itibara kavuşuyor. Seçilemeyenler ise hayallarini bir sonraki bahara erteliyor.

    Öyle ki Erzurum’a gelen AK Parti Genel Başkanı Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı  karşılamak üzere Ardahan AK Parti İl Başkanı Nusret Koyuncu Milletvekilliğine müracaat eden tüm adaylardan kesenin ağzını şimdiden açmalarını istedi. Aday adaylarından partiye bağış yapmalarını ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı karşılamak üzere araç kiralamaları konusunda uyarıda bulunarak, aday adayı olacak herkes  “kesenin ağzını açacak” yorumu getirildi.

    Haber ekleme saati: 20.00-14/05/2007

    Haber: Deniz Başlı/Süreç Gazetesi Sahibi



    ***HUDUT GAZETESİ’NİN SEÇİMLE İLGİLİ BUGÜNKÜ HABERİ



    **Seçime doğru seçilmişler sıkıntıda ..



    Seçim takviminin açıklanmasının ardından milletvekili aday adayları partilerin kapılarını aşındırırken her gün yeni bir isim çıkarak adaylığını açıklamaya başladı. 

    Milletvekilleri adayları adaylıklarını açıklarken parti teşkilatlarında yaşanan bir takım olaylar şu anki mevcut milletvekillerinin liste sıkıntısında oldu sinyalini vermeye başladı. 

    AKP’de, Altun muhalifleri fazla Özellikle Ak Parti kanadında aday bolluğu yaşanırken şu ana kadar 26 resmi müracaatın olduğu, sayının yakın bir zaman içinde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. 

    Ak Parti Ardahan Milletvekilliği için parti kapılarını aşındıran adaylar liste kapmak için ünümüzdeki günlerde ön seçim yapacaklarını belirtirken parti teşkilatından sızan bilgilere göre mevcut Milletvekili Kenan Altun’a karşı muhalif olanların sayısının hat safhada olduğu, bu seçimlerde tekrar Altun’un liste başı olması, parti için iyi sonuç vermeyeceği belirtiliyor. 



    ***CHP’de, gizli kulisler başladı. 



    CHP kanadında aday sayısının şuan 5 kişi olduğu öğrenilirken parti içerisinde il başkanlığı seçimi sonrası yaşanan bölünmenin devam ettiği CHP adayının ön seçimle değil Genel Merkez tarafından belirlenmesinin yine bir yabancı adayın liste başı olması durumunu gündeme getirdiği belirtiliyor. 



    ***MHP’de, Saffet Kaya ağır bastı 



    MHP İl Başkanı tarafından geçmiş günlerde yapılan açıklamalarda aday aday sayısının 16 olduğu ileri sürülürken DYP Ardahan Eski Milletvekili Saffet Kaya’nın MHP’ye geçiş yapması dikkat çekerken bu geçişin doğruluğu ise henüz kesinlik kazanmadı.  DYP genel başkanı Mehmet Ağar ile ters düştükten sonra partiden ayrılan ve bir dönem AK Parti ile flört ettiği ileri sürülen Kaya’nın MHP’den olmasa da, bağımsız olarak Ardahan’dan aday olacağı kesin olarak bilinirken bu adaylığında bu hafta sonuna kadar kesinlik kazanacağı belirtiliyor. 



    ***DTP, Yavuz Yılmaz’a destek verdi. 



    Son seçimlerde ülke barajına takılan Demokratik Toplum Partisi’nin bu seçimlerde ülke genelinde bağımsız adaylarla meclise girmeyi hedeflemesinin ardından Ardahan’da aday olarak Avukat  Yavuz Yılmaz’ı destekleyecekleri açıklandı.

    Haber ekleme saati: 19.56-14/05/2007

    Haber: Bülent Kılıç/Hudut Gazetesi Sahibi

    6 karede tuşşş..


    1,2 , 3 , 4 , 5  ve 6 Dün Ardahan Küçük Sanayi Sitesinin bahçesinde otlayan ve Ardahan merkez’e bağlı Otbiçen (Kımıl) köyü muhtarına ait oldukları öğrenilen genç tosunlardan ikisinin bir saatte yaklaşan kavgası sanayi esnafı tarafından ilgi ile izlendi. Hayvanların kıyasıya dövüştüğü kavgada, siyah tosun ısrarla üzerine gittiği rakibi gri renkli tosunun ayağının çukura girip ve dengesini kayıp ederek düşmesiyle üstün gelirken kavgayı izleyen insanlarda zevkli anlar yaşadılar. 

    Gazetemiz muhabirinin kare kare fotoğrafladığı bu kavganın nedeni anlaşılmazken, tosunların sahibi Kerem Tekin, hayvanların 5 aydır içeride olmanın özgürlüğüyle saldırdığı bir parça yeşillik için kavga ettiklerini sandığını söyledi.

    Haber ekleme saati: 19.47-14/05/2007

    Haber/Fotolar Fakir Yılmaz/Ardahan

    Hiç birşey yapamıyorsanız bir fidandamı dikemezsiniz?!.


    Ardahan Ziraat Bankasını saran köylüler 16 Mayıs 2007 Çarşamba günü başlayacak olan AĞAÇ BAYRAMI dolaysıyla Ardahan İl Çevre Müdürlüğü tüm kamuoyunu ‘Ağaç dikin’ kampanyası çağırıyor.

    Ardahan Fen lisesi bahçesinde başlayacak olan Ağaç bayramı etkinlikleri öncesi, herkesin evinin, iş yerinin önüne bir ağaç dikmeye davet eden Ardahan İl Çevre Müdürlüğü yetkilileri, Ardahan’ın eski adı olan MEŞE ARDAHAN ismine yeniden kavuşması için herkesi bu kampayaya davet ettiklerini ve insanların bağ, bahçelerine ekmesi için kendilerinin bedava fidan dağıttığını belirtirlerken, bu yıl Ardahan’a 2 milyon fidan ekmeyi hedeflediklerini belirtiler.

    Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan İl Çevre ve Orman Müdürü Faruk Köksoy, Çarşamba günü başla yacak olan fidan dikimi ile birlikte ilk etapta 800 bin yeni fidanın ekimini gerçekleştirmeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

    Geçtiğimiz yıllardan bu yıla kadar Ardahan ve çevresine  20 milyon fidan dikildiğine dikkat çeken Köksoy, Ardahan’da 310 bin hektar dogal orman alanı bulunduğunu, kendilerinin ve diğer duyarlı kuruluşların katkısıyla sürdürülen çalışmalara bu sayıya 100 bin hektarın üzerinde yeni bir ormanlık alanı eklendiğinide belirtti. Çarşamba günü kutlanacak olan ‘Ağaç Bayramı’ ile bu yıl dikimi gerçekleştirilecek olan fidan ekiminin hemen başlayacağınada dikkat çeken Ardahan İl çevre ve Orman müdürü Faruk Köksoy, Ardahan’da başta okullar olmak üzere, 

    camiler, resmi kurumların çevrelerinin ağaç yoksul olduğunu bun nedenle başta bu gibi kurumlar olmak üzere herkesin duyarlı olması gerektiğini ve kendilerinin de bu konuya duyarlı olacak herkese yardıma hazır olduklarını bildirdi.

    Haber ekleme saati: 19.30-14/05/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Çiftçi bitti, para geldi


    Ardahan Ziraat Bankasını saran köylüler Uzun geçen kış aylarında kaba yem sıkıntısı çeken Ardahan çiftçisi varını yoğunu satıp samana yatırırken Kasım 2006 tarihinde alması gereken yem bitkisi destek parasını sonunda alabildi. 

    2006 yaz aylarının kurak geçmesinden dolayı kış aylarında yem sıkıntısı çeken Ardahan çiftçisi yüksek fiyatlardan saman alırken baharın geç gelmesi ve otlaklarda yeterli ot olmamasından, tahmin edilenden fazla ot ve samana para vermek zorunda katlı. 

    Tahminlere göre bu yıl Ardahan çiftçisi 50 milyon YTL ye yakın para ota ve samana harcarken bu paranın şehir ekonomisine de büyük zarar verdiği gözlenmekte.









  • POSOF VE GÖLE DE YENİ CORONA DOLAYSIYLA 1 KÖY İKİ BİNA KARANTİNAYA ALINDI!





    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    POSOF’TA BİR KÖY KARANTİNAYA ALINID!..


    Ardahan’ın Gürcistan’a sınır Posof ilçesinde bir köyde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında karantina uygulaması başlatıldı.


    ilçenin Savaşır (Çançaxi) köyü, Kovid-19 vakalarındaki artış dolayısıyla, salgının yayılmasının engellenmesi, sosyal izolasyon sağlanarak vatandaşların sağlığının korunması amacıyla karantinaya alındı. Giriş ve çıkışların durdurulduğu köyde, sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor.


    Göle’de mutasyonlu virüs alarmı: 2 bina karantinaya alındı!


    Ardahan’ın Göle ilçesinde iki binada 2 kişinin korona virüsü testi pozitif çıktı. Her iki bina da mutasyonlu virüs iddiasıyla karantinaya alındı.


    Ardahan’ın Göle ilçesinde iki binada, yeni tip korona virüs (COVID-19) tedbirleri kapsamında karantina uygulaması başlatıldı. Edinilen bilgilere göre Ardahan’ın Göle ilçesinde Salim bey mahallesinde bulunan 2 apartmanda oturan 2 kişinin korona virüs testi pozitif çıktı. İlçe Hıfzıssıhha Kurulu, her iki apartmanda pozitif vaka ve temaslı sayısının fazla olması nedeniyle karantina kararı aldı. Karantinanın, yeni bir değerlendirme yapılıncaya kadar devam edeceği öğrenildi. Karantina sürecinde binada yaşayanların ihtiyaçları Vefa Sosyal Destek Grubunca karşılanacak.



    VALİ ÖNER: HERKES VİCDANİ SORUMLULUKLA HAREKET ETMELİ..


    Tematik Denetimler kapsamında Vali Hüseyin Öner ve denetim ekipleri, berber, kuaför ve güzellik merkezlerini denetledi. Vali Hüseyin Öner, İçişleri Bakanlığının Koronavirüs ile mücadele kapsamında 81 ilde uyguladığı Haftalık Tematik Denetim Genelgesi kapsamında, kuaför, berber ve güzellik merkezlerinde denetim faaliyetinde bulundu.



    İçişleri Bakanlığı tarafından tüm Türkiye’de eşgüdüm içerisinde gerçekleştirilen Dinamik Denetim Modeli çerçevesinde uygulanan Tematik Denetimler kapsamında Vali Hüseyin Öner, beraberinde Belediye Başkanı Faruk Demir, Vali Yardımcısı Cem Gümrükçü, İl Emniyet Müdürü Ünsal Hayal, İl Jandarma Komutanı Ali Naci Aldemir, ilgili kurum müdürleri, esnaf odaları temsilcileri ve muhtarlarla birlikte beraber, kuaför ve güzellik merkezlerinde denetim yaptı.



    KURALLARA UYALIM MAVİYE DÖNELİM



    İşletme sahiplerine bilgilendirmelerde bulunan Vali Öner, kontrollü normalleşme sürecinin yaşandığı bu süreçte herkesin maske, sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uyması gerektiğini söyledi. Okulların açık kalabilmesi, restoran, kafe ve çay ocaklarının faaliyetini sürdürebilmesi noktasında vicdani sorumlulukla hareket edilmesine de dikkat çeken Vali Öner,  kurallara uyulması halinde ilimizin risk haritasında turuncu olan renginin önce yeşile ardından maviye dönebileceğini ifade etti.


    Aranıyordular, yakalandılar!


    Ardahan’da haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle aranan 5 firari hükümlü yakalandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, aranan kişilere yönelik Ardahan, Tekirdağ ve İstanbul‘da çalışma yaptı.


    Operasyonda, çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezaları nedeniyle aranan 5 firari hükümlü gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından Ardahan Adliyesine çıkarılan zanlılar tutuklandı.


    niz.


    CHP Ne Zaman İktidardı ki?


    Aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan ve gençlik kolları kongresi ardından büyük kurultayını yaptıktan sonra seçimi gündeme getireceğini düşündüğüm Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasına başlar başlamaz  demediğini bırakmadığı ve bu ülkede eğer bir sorun varsa tek suçlunun Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu belirttiği CHP’nin bu ülkede ne kadar iktidarda kaldığına baktığımızda öncelikle Erdoğan’ın döneminde uzun bir süre yasaklanan ve okunmasına izin wikipedia.org adlı sitenin verdiği bilgilere bakıyorum.

    Ve damat kadar başına taş düşmesi için dua edilen CHP’nin iktidar hikayesine baktığımızda karşımıza ilk bilgi olarak aşağıdaki dip not düşüyor.

    O nota baktığımızda aynen şöye deniyor..

    ‘Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan ve sosyal demokrasi ve Atatürkçülük görüşlerini benimseyen ve merkez solda yer alan bir siyasi partidir. Parti tüzük ve programında belirtilen bu görüşlerin yanında sosyal liberal eğilimler de barındırmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve ilk yasal siyasi partisi olma özelliklerini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar genellikle tek parti yönetimini uygulamıştır. Türkiye’de en uzun süre iktidarda kalmış siyasi partidir. Atatürk tarafından “Halk Fırkası” adıyla kurulan partinin adının başına 1924’te “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmiş, 1935’teki 4. Kurultay’da “fırka” sözcüğü yerine dış dünyayla daha uyumlu bir kelime tercih edilmesi kararlaştırılmış ve bugünkü “Cumhuriyet Halk Partisi” adı benimsenmiştir.

    12 Eylül Darbesi’nin ardından, o dönem Bülent Ecevit’in genel başkanlık yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmış; daha sonra 3821 sayılı yasaya dayanarak, kuruluşunun 69. yıldönümü olan 9 Eylül 1992 günü tekrar açılmıştır.’

    Ve dönüp Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeşlerin başını çektiği merkez, muhafazakâr, milliyetçi iktidarların bu ülkede daha çok iktidarda olduğunu ve olmaya devam ettiğini görürken, yaşanan tüm sorunları nasıl götürülüp CHP’nin boynuna atıldığını düşünürken, aynı sağ kesimin basını ve medyayı hep elinde tuttuğunu ve onların oluşturduğu enformasyonla, ‘olumsuz ne oluyorsa vur abalının sırtına’  stratejisinin iyi tuttuğunu da anlıyoruz.

    Ancak, Türkiye’nin 1950’den bu yana yaklaşık 65 yıllık sandık deneyimi var. Bu sürede CHP hiç tek başına iktidar görmedi. Toplam hükümet faaliyeti de yaklaşık 6 yıl. Bu 6 yıllık sürenin 4 yıl 9 ayı koalisyon hükümetleri içinde, 14-15 ayı da azınlık hükümeti içinde geçmiştir. Yani CHP bu dönemin sadece % 9.2’sinde iktidardadır.




    CHP son kez hükümet fırsatını Bülent Ecevit’in başbakan olduğu 42. TC hükümeti (5 Ocak 1978 – 12 Kasım 1979) ile yakalamıştı. Buradan şu sonuca varabiliriz; Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeşli dönemler sonrası18 yıldır tek başına iktidarda olan sağ, muhafazakar, milliyetçi AK Partinin yönettiği bu ülkede CHP son 50 yıldır iktidara gelemiyor.

    CHP son kez hükümetteyken Türkiye’nin nüfusu bugün 82 dün ise 43 milyondu.

    Son kez hükümet olduğu 1979’dan bu yana geçen 50 yıllık sürede CHP’yi zaferle tanıştıramamış, iktidar yüzü gördürememiş tam 4 genel başkan görev yaptı. Bu genel başkanlar içinde en uzun süreyle görev yapanı 15 yıl 8 ay ile Deniz Baykal oldu. CHP bu 4 başkanla 1979 yılından bu yana 5’i genel, 5’i yerel olmak üzere 10 seçimde seçmen karşısına çıktı. Ve hepsinde yenildi, yani hiçbirinde 1. parti olarak çıkamadı. Hatta bu seçimlerden birinde (1994) % 4, birinde de (1999) % 8 oy aldı.

    CHP bu geçen 50 yıl zarfında 20 kez “kurultay heyecanı” yaşadı. Bunlardan 10’u olağan, 10’u olağanüstü kurultaylardı. Yani CHP iktidara yürüyeceği istikameti ve politikaları yeniden belirlemek, tasarlamak için tam 20 kez fırsat kullandı. Ne olağan ne de olağanüstü bir iktidar çıkarabildi bu kurultaylardan.

    Özetle, 1979’dan bu yana CHP 10 seçim, biri 15 yıl görev yapan 4 genel başkan, 20 kurultay, % 25 oy ve 35 yıllık muhalefet mahkumiyeti gördü.

    Peki bu duruma baktığımızda bu ülkede yaşanan olumsuzlukların tek suçlusunun CHP’mi yoksa arada isimleri unutulan sağ kesimli hükümet, iktidar, hatta cunta dönemlerinin de olduğu Menderes, Demirel, Özal, Erbakan ve Türkeşler dönemi midir?!.

    Bilmem ama dün ülkenin iç barışına, ekonomisine, insan haklarına, adalete, hukuka nefes veren dönem olarak bilinen ve Çankaya köşkünde görüştüğü, Diyarbakır’da Kürtçe türküler eşliğinde göz yaşı döküldüğü HDP ile, sağ ve milliyetçi kesime hitap eden İYİ Parti, muhafazakâr kesime yakın Fazilet Partisi ile bu ülke için hepimiz diyen CHP’nin iktidarda kalmak için şamar oğlanı, bu durumu anlatan bir muhalefet ortaya koyamayan CHP’nin de bu şamarları kabul eden bir parti olarak görmek mümkün değil mi?

    Bu yılın sonunda bir erken seçim ilan edileceğini düşündüğüm ben öyle anlıyorum, sizi bilmem..


    Kız öğrencilere tablet hediye


    arşiv haber 09/03/2021 tarihli haber


    SİVASLI ARDAHAN’I TERCİH ETMİYOR!… Göle eksi 22 derece görüldü.. Pandemiden etkilenen ve desteğe ihtiyaç duyan kız öğrencilere 50 adet tablet hediye ederek önemli bir projeye imza attılar. Kız öğrenciler ile buluşan Özberk ve Aktaş önemli mesajlar verdiler. ‘Eğitimde fırsat eşitliği ele alınmalı.’ Konforunu bozmadan, sadece klavye başında ya da akıllı telefonu ile bir şeylere sahip çıktığını sanmak yerine fırsat buldukça ülkenin birçok yerinde projeler yapıyorlar.


    Eğitimde fırsat eşitliği, kuraklık, çevre, hayvan hakları ve kıtlık gibi konuları ele alan Sen İstersen Dünya Değişir projesi, ülkemizde ve dünyanın her yerinde bu tür etkinlikler düzenliyor. Ardahan Valiliği ve il Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de katkıları ile gerçekleşen proje kapsamında çok özel bir Dünya Kadınlar Günü kutlanmış oldu.


    Ünlü yönetmen Aktaş,” 8 Mart gibi önemli bir günde burada kız öğrenciler ile buluşmak ve onların gelecekteki hayatlarına katkı sağlayacağına inandığımız küçük bir destekte bulunmak bizi mutlu etti. Umarım büyük hayaller kurabilirler ve hayallerinin peşinde koşarlar” dedi.


    Burcu Özberk ise “Kendinize olan inancınızdan vazgeçmeyin, umarım dünyada ilklerin arasına giren Türk kadınları olursunuz ” dedi.

    Ardahan Valilik tarafından bölgenin ünlü damal bebeği, bal ve kaşar peyniri takdim edildi.


    Ardahan’ı tercih etmeyen


    Sivaslılar, Sivas’tan çok İstanbul’da yaşıyor..


    TUİK verilerine göre Sivas’ta 564 bin 444 Sivaslı yaşarken İstanbul’da yaşayan Sivaslı sayısı ise 629 bin 795 oldu


    SİVAS – TUİK verilerine göre Sivas’ta 564 bin 444 Sivaslı yaşarken İstanbul’da yaşayan Sivaslı sayısı ise 629 bin 795 oldu.


    Türkiye İstatistik Kurumu Kayseri Bölge Müdürü Mustafa Uslu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi kayıtlarına göre, 2021 yılının başı itibariyle, Sivas nüfusuna kayıtlı olan toplam kişi sayısını 1 milyon 961 bin 419 olarak açıkladı. Uslu, Sivas nüfusuna kayıtlı Sivaslıların 564 bin 444’ünün Sivas’ta, 1 milyon 396 bin 975’inin ise başka illerde yaşadığını belirtti. Sivaslılar ise vatandaşların iş bulmak için büyük şehirlere göç ettiğini söylüyor.


    En çok Sivaslı İstanbul’da


    TÜİK verilerine Sivaslıların yüzde 55’i İstanbul’da, yüzde 11,4’ü ise Ankara’da ikamet ediyor. İstanbul’da 768 bin 338, Ankara’da 159 bin 644 Sivaslı yaşıyor. Bu iki şehri, 92 bin 233 ile Kayseri ve 79 bin 532 Sivaslı ile İzmir takip ediyor.


    En sor tercih Ardahan


    ADNKS verilerine göre; sadece İstanbul’da yaşayan Sivaslı sayısı, 629 bin 795 olan Sivas İlinin toplam nüfusundan yaklaşık olarak 150 bin kişi daha fazla iken, diğer illerde yaşayan toplam Sivaslı sayısı ise Sivas nüfusunun 2 katından fazla. Sivaslıların en az sayıda yaşadığı iller ise; 189 kişi ile Ardahan, 191 kişi ile Kilis ve 281 kişi ile Bayburt.


    Sivas’ta yüzde 10 bayancı


    2021 yılının başı itibariyle ADNKS verilerine göre Sivas’ta toplamda 629 bin 975 kişi ikamet ediyor. Bunun nüfusun 564 bin 444’ü Sivas nüfusuna kayıtlı iken, 65 bin 351 kişisi ise başka illerin nüfusuna kayıtlı.


    Sivas’ta en çok Tokatlı var


    ADNKS verilerine göre Sivas’ta; 6 bin 732 Tokatlı, 4 bin 959 Kayserili ve 4 bin 955 Malatyalı yaşıyor. Bu 3 il, Sivaslı olmayıp Sivas’ta yaşayanların dörtte birini oluşturuyor. Bunların yanı sıra Sivas’ta 3 bin 437 Yozgatlı ve 2 bin 571 Kahramanmaraşlı ikamet ediyor. Sivas’ta, sadece 36 kişi ile en az sayıda yaşayanlar ise Yalovalılar. Bu ili ise 88 kişi Edirne ve 99 kişi ile de Kırklareli takip ediyor.


    “İş bulurum umuduyla büyük şehirlere göç ediyorlar”


    Vatandaşlardan İbrahim Karahan, “Sivaslıların İstanbul’u tercih etmesinin sebebi bence burada iş imkanının ve fabrikaların fazla olmamasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İş istidamı fazla yok, olan istihdamlar da büyük şehirlere çekiliyor. Yatırımcı burayı tercih etmiyor bence bundan ” şeklinde konuştu.


    İlyas Zeki ise “Burada en önemli etkenin ben iş ve iş yeri olduğunu düşünüyorum. Yatırım eksikliğinin olduğunu görüyorum çünkü kamu yatırımlarının az olduğundan dolayı. İş yeri olsa da mevsimlik iş yerleri oluyor. Burada ki insanlar çalışmak için büyük şehirlere gidiyorlar. Daha önceden planlanmış bir senaryo vardı. Toprağı insandan uzaklaştırma buda eğitimin merkeze çekilmesiyle oluşturuldu, dolayısıyla topraklarımız bir nevi sahipsiz bırakılmış oldu. Çünkü insanlar çocuklarını okula gönderebilmek için merkeze geliyorlar. Fakat iş yeri olmağı için iş bulurum umuduyla büyük şehirlere göç ediyorlar bundan dolayı Sivaslılar dışarda daha fazla. Mesela benim ailemin tamamı dışarda. Biz 12 aileyiz şu an da 12’side dışarda bit tek ben geriye dönüş yaptım. Memleket hasreti ağır bastığından dolayı” dedi.


    Göle eksi 22 derece görüldü


    ARDAHAN – Ardahan’da kar yağışının ardından dondurucu soğuklar etkili oluyor. Göle ilçesinde termometreler eksi 22 dereceye kadar düştü.


    Ardahan’da etkili olan soğuk hava, cadde ve sokaklarda buzlanmaya neden oldu. Bazı binaların çatılarında buz sarkıtlarının oluştuğu kentte, çeşmeler de dondu.


    Sabah saatlerinde kentin kuzey kesimlerinde etkili olan yoğun sis sebebiyle görüş mesafesi düştü. Sürücüler sis nedeniyle zor anlar yaşadı.


    Kar’dan sonra güzel görüntüler oluştu..


    Doğu Anadolu Bölgesi’nde gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 17 derece ile KarsAğrı ve Ardahan‘da ölçüldü.


    Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölgede hava parçalı ve az bulutlu olacak.


    Rüzgarın güneyden hafif, zaman zaman orta kuvvette eseceği bölgede, sıcaklıklar mevsim normallerinde seyredecek. Bölgenin gece en soğuk yerleşim yeri sıcaklığın sıfırın altında 26 derece olarak ölçülen Ardahan’ın Göle ilçesi oldu.


    Gece en düşük sıcaklıklar sıfırın altında olmak üzere Kars, Ağrı ve Ardahan’da 17, Erzurum’da 11, Erzincan ve Tunceli 3, Iğdır’da 2 derece kaydedildi.


    Gün içinde en yüksek sıcaklığın ise Tunceli’de 14, Iğdır’da 12, Erzincan’da 10, Ağrı’da 2, Kars ve Erzurum’da 1, Ardahan’da ise sıfır derece olması bekleniyor.


    Kar kalınlıkları kayak merkezlerinden Palandöken’de 132, Sarıkamış’ta 99 ve Konaklı’da 67 santimetre oldu.


    Bölgede vatandaşların, kuvvetli buzlanma, don, sis ve pus ile dik ve eğimli alanlarda çığ tehlikesine karşı tedbirli olması gerekiyor.


    Gazeteci dövmek..


    Bugünki yazıma başlamadan önce kırk yıl esarette kalıp vatan topraklarına yeniden kavuşmanın 100. yılını kutlayan Ardahan’ın topraklarını çiğnemiş, suyunu içmiş, ekonomik sıkıntılarına rağmen verdiğimiz mücadele ile adını ülke gündemine hatta, cumhurbaşkanı adayı olabilecek isimler arasına giren bir Ardananlıyı korkutmanın, dövmenin ne kadar zor bir iş olduğunu hemşerimi arayıp “geçmiş olsun, biz Ardahanlılara gerek var mı, gelelim mi?” dediğim ama “Yok, teşekkür ederim bu çakallara Ardahanlı pabuç bırakmaz rahat olun” diyen meslektaşım Levent Gültekin’e 25 çakalın saldırması görülmesi gereken en önemli bir noktadır.Çünkü Ahmet Hakan’a saldırıp havuz medyasını da dizayna sokanlar il parti genel başkan yardımcısının, milletvekilinin kemiklerini kırarak susturanların aynı alçaklığı bir Ardahanlıya da yapabileceklerini düşünmüş ve bir kişiye karşı 25 kişi saldırmaya kalkmış ama çakallık yaptıklarının Ardahanlı olduğunu hesaba katmamış ve Ardahanlı direnci ile karşılaşmışlardır.


    Onca tehdit ve şantaj mesajları ardından bizzat saldırarak Ardahanlıyı susturacaklarını sananlar Ardahanlının bunlara pabuç bırakmayacağını ve kaçmayıp sağını solunu kırdırmadan direneceğini, hatta döveceğiz diye umut edilenin kendilerini dövdüğünü ve bu yetmezmiş gibi taksiye atlayıp kaçmamış, görevini yapmak için düşüncesini fikirlerini ortaya koyduğu televizyon kanalındaki programına katılmış ve kaldığı yerden haykırmaya devam etmiştir.

    Evet gazeteci meslektaşım Levent Gültekin’in de susturulmak istendiği ülkede gazetecileri, düşündüklerini, fikirlerini paylaştıkları için susturup hapse attıranların, çakal takımlarının da kendilerinden aldığı cesaretle bir gazeteciye daha saldırma alçaklığını yapmaları,hatta adına düzenlenen ödülünü aldığım Metin Göktepe gibi  gazeteceleri  öldürerek bu ülkede adalet, hukuk, insan hakları yoktur diyenleri de haklı çıkarmış, ülkenin mafya vari yönetilmek istendiğini teyit etmiştir.

    Ardahan Göle-Senemoğlu köylü bir gazetecinin gerek düşüncesi, gerek fikirleri ve söylemleri ile doğruları haykırmaya gayret etmesine dayanamayanların hesaba katmadığı, bu ülkenin birilerinin değil herkesin, her kesiminin ve Ardahanlının olduğunu ve insanca, insan haklarının, demokrasinin, adaletin herkese birgün lazım olacağını bilmeliler ve gardlarını ona göre almalılar.

    Çünkü bu ülkede suskunların, baskı altında kalanların sesi soluğu Gültekinler’dir, gazetecilerdir, insan gibi yaşamak isteyenlerindir. Mafya ile değil, halkın oyları ile demokrasiyi adaleti, hakkı, hukuku getireceğim diyenlerin görevlerini yapmaları bunlar içinde erdemdir, görevdir. Çünkü sonuç olarak bu ülkede gazetecileri susturmaya kalkmak, seçilen millet vekillerini içeri atmak için dokunulmazlıklarını kaldırmaya kalkmak, eş başkanlarını içeri atmak, parti kapatmaya kalkmak, muhalefet edene terörist, hain diyerek ötelemek, seçilmiş vekilleri yetmez belediye başkanlarını görevlerinden alıp yerine kayyum atamakla işlerin yürümeyeceğini anlamak, algılamak demokrasinin kendisidir.



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    KAI’den KASIAD’a Tam Destek


    arşiv haber 29/04/2015 tarihli haber


    Merkezi İstanbul’da bulunan Kars-Ardahan-Iğdırlı İş Adamları ve Sanayiciler Derneğinin yeni yönetimi yine merkezi İstanbul’da bulunan Kars-Ardahan-Iğdır Vakfı ile bir araya geldi.


    Ardahan Hoçvanlı İşadamı Orhan Gökçe’nin Başkanlığına gelmesiyle birlikte toparlanma sürecine giren KAISİAD ile bir araya gelen KAI Vakfı Başkanı Cihangir Göngür ve KAI Yöneticilerini yanı sıra diğer dernek başkanları da KAISİAD Başkanını ve yöneticilerini kutladılar.

    Birlikte hareket etme kararı alan KAISİAD ve KAI Yöneticileri amaçları aynı olan iki önemli kurumun bölgeye yönelik yapacakları çalışmalarda görev bölümüne hazır olduklarını belirttiler.

    Başta İstanbul’da olmak üzere metropollerde ki KAI İşadamlarının bölgeye yönelmesi konusunda yapılacak olan çalışmalara hazırlayacakları yol haritaları ile yardımcı olacaklarını belirten bölgenin iki önemli kurumu olan KAISİAD ve KAI yöneticileri sık sık bir araya gelme kararı da aldılar.

  • Turistik Otel Parselinde Rant Oyunlarında 3. Perde!





    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


    https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


    Turistik Otel Parselinde Rant Oyunları 


    Ardahan şehir merkezi Kura nehrinin kenarındaki Turistik Otel Parselinin konuta dönüşmesi ve yüksek rantın birilerinin cebine girmesi için  Ardahan Belediye meclisinde 4 mart 2021 tarihinde oylama yapılacağı öğrenildi.


    2013 Yılında Turim alanı olarak ve Turistik Otel için satılan 1300 m2, 6 kat imar hakkı olan fevkalede özgün,  yani başka yerde bulunmayan manzaraya sahip şehir merkezindeki bu parsel üzerinde yine rant oyunları döndüğü duyumlarını aldık.


    Ardahan Belediye Meclis Başkanı ve üyeleri, Kura nehiri, ova, park ve doğal manzaralı bu nadir parseli; şehir estetiği, turizm ve gelecek nesillere  değer üreten bir proje için mi, yoksa bir iki kişinin cepine rant aktarmak yönün de karar verecekler.


    Ardahan’lının beklentisi; Sn. Belediye Başkanı Faruk Demir ve meclis üyelerinin Kars-Ani, Artvin-karagöl,hatila vadisi, Erzurum- çoruh vadisi, Gürcistan- Ahıska Turizm Destinasyonu ortasında bir konumu olan,  Çıldır Gölü,  Yalnızçam Dağları, ormanları, Kür- Kura kanyonu gibi sayısız değere sahip Ardahanı merkeze alacak turistik 4 yada 5 yıldızlı bir Otel yapımı için sektörün güçlü temsilcileri ile temas kurmaktır. 


    Örneğin bu sektörde hizmet üreten Delta holding sahibi Nihat Delibalta ile, Ünal Şirketler Grup sahibi Necati Ünal dan yatırım yapmaları istenebilir. Yoksa Ardahan’da konut ihtiyacı zaten sorgulandığı gibi konut yada lüks bahçeli manzaralı konut yapılacak sayısız alternatif mevcuttur.



    KAAN SAKAL BIRAKMAMALI!


    Ordulu Ardahan’ın gelini Canan Kaftancıoğlu’nun “hemşerim” dediği AK Parti İstanbul’un yeni İl Başkanının, eski refahlı bir isim olduğu ve bu isimle birlikte birer memur gibi atanıp, sonra formalite kongrelerle değiştirilen İl Başkanlarının çoğunun, ya başarısız ya da Bakan Soylu’ya çok yaklaşan isimler olduğu yönünde iddia ve tartışmalar süre dursun, ben aynı gün, yani İstanbul İl Başkanı ile birlikte atanıp yine formalite kongre ile seçilmeyerek, atanan İl Başkanlarından olan AK Parti Ardahan İl Başkanı Kaan Koç’u anlatacağım bugünkü yazımda.


    Ninesi annemin arkadaşı, annesi eşimin arkadaşı, babası hem ticaret sahasında önemli bir ailenin ferdi ama memurluğu seçip, müdürlüğe kadar yükselen bir isim.

    Doğru Yol Partili bir dedenin torunu, barosu olmayan kentin barosunu kuracak kadar sayıya ulaşan avukatımız, birçok gencimiz gibi üniversite okuyup, barodan sonra kentlerinin veteriner hekimler odasını kurmaları beklenen veterinerlerin yanında mühendis olan ve bu başarısını hem de soyismini taşıyan, ailesini trafik kazasında kaybettiği ailenin bereketinin bir anda  yok olup, ekonomik olarak sönük bir dönem geçirdiği bir zaman da ..




    arşiv haber 14/03/2018 tarihli haber


    Ve bu isim, yani kendisinin de beklemediği bir anda ülkeyi her geçen gün daha da eleştirilen ve yeniden parlamenter sisteme dönülmesi istenen başkanlık sitemi ile idare eden iktidarın 81 kentli ülkenin bir kentinin, iki ülkeye komşu, 3 gümrük kapısı olan, kırımızı et deposu olmasına rağmen, işsizliğin diz boyu olduğu, göçün devam ettiği, 100 yaşına giren ama nüfusu 98 bine kadar düşen komşusu Erzurum’un sınır levhasının Göle ilçesinin ağzına kadar geldiği, 9 köyünü alan ve bir köyünü daha alma hesapları yapan Kars tarafından gölüne göz konan, havaalanı isteğini unutup, son durağı isteyen Ardahan’ın İl Başkanı oldu.

    Adı Kaan Koç olan mühendis İl Başkanının saymakla sayfaların yetmeyeceği, ilinin sorunlarını çözme çabası içindeyken yapacağı tek şey var,oda başkanlık sisteminin il başkanı olduğunu, başta iş-kur olmak üzere insanlar, ilçeler arası ayrım yapılmamasına dikkat ederken, birileri gibi sahtekarlık yapıp, sakal bırakmamalı..

    Aksine o sahte sakallar ve  okuduğu sureler ona ondan öncekiler gibi bir anda çarpar ve kenara atar..


     


    e..


     



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    Yalanızçam Oteline Talip Olan Ardahanlı


    Firma En Hızlı Gelişen Firma..


    arşiv haber 14/03/2018 tarihli haber/yorum


    Ardahan Yalanızçam Uğurludağ Kayak tesislerinde bulunan Dağ Oteline talip olan MERTSAV adlı Ardahanlı firma başbakan tarafından yılın firması olarak seçildi. Başta İstanbul’da olmak üzere bir çok batı kentinde ortaya koydukları başarıları ile marka olmaya devam eden Ardahanlı iş adamları üretimini yaptıkları markaları uluslararası standartlarda ihraçları yapılan mallar arasında ilk sıralara geldiler.



    Bu firmalarımızdan olan MERTSAV en çok ihraç eden firmalar arasında ilk sıralarda yer alarak başbakan tarafından ödüllendirildi.


    Yönetim Kurulu Başkanlığını Ardahlı İşadamlarımızdan olan Şenol Özcan’ın yaptığı İş yaşamına 1994 yılında av tüfeği imalatıyla başlayan ve 1997’den sonra da savunma sanayine yönelik çalışmalara ağırlık veren MERTSAV bu süre içerisinde MKEK, TSK ve EGM nin birçok projesinde rol almış, bu projelerin AR-GEsinde, tasarımında ve üretiminde üstlendiği görevleri başarı ile tamamlayarak Türkiye’de savunma sanayinde önemli bir firma haline gelmiştir.


    Uzman kadrosuyla sürekli yenilik ve araştırma geliştirme arayışında olan MERTSAV, birçok endüstriyel tasarım ve patent belgesine de sahiptir. Ayrıca AR-GE konusunda TÜBİTAK destekli bir projeyi başarıyla bitirmiş, bir diğeri üzerinde de çalışmalarına devam etmektedir.


    MERTSAV, kendi tasarımı ve üretimi olan tek atımlı ve tamburalı gaz tüfekleri ile de dünyada iddalı firmalar arasına girmiştir.


    Tabanca ve av tüfeği yedek parça üretiminde oldukça iddalı olan firmamız, üretiminin %60 ‘ını Beretta SPA (Italya) ya ihraç etmektedir.


    Konusunda hep en iyiyi yapmayı ilke edinen firmamız çalıştığı konularda hep iddalı olmuştur, olmaya da devam edecektir.


    Ardahan’a da Yatırım Yapmaya Talip..


    Şenol Özcan’ın Yönetim Kurulu başkanlığını yaptığı MERTSAV Ardahan’a yönelik projeleri de hayata geçirmek için bölgede fizibilete yapmakta.


    Son olarak Ardahan Genel Sekreterliğinin işlettiği Yalanızçam Kayaktesisilerinin de bulunduğu Dağ Oteline talip olduğuda alınan bilgiler arasında oldu.


    **Damal Bebekleri Esenyurt’ta Üretile-bilinir..


    *27/02/2018 Tarihli Haber


    Ardahan’ın tanıtım simgelerinden olan Damal Bebeklerinin Ardahanlıların yoğun yaşadığı İstanbul’un Esenyurt İlçesinde de üretilmesi için gelen teklifi değerlendireceğini belirten Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe bu yönde gelen teklifi değerlendirme sözü verdi.


    Ardahan’ın Damal İlçesini İstanbul’da ki köy derneğinin gecesine katılan Alatepe gecede yaptığı konuşmada el emeği, göz nuru Damal Bebeğinin Esenyurt’ta üretilmesi konusunda kendisine gelen teklifin bir proje kapsamında değerlendirebileceğini ve başta genç kızlarımız olmak üzere kadınlarımıza iş istihdamının sağlanabileceğini belirtti.


    Damal Dereköy Dernek Yönetimi, Ardahan Dernekler Federasyonu ve Damal Dernekler Federasyonu Başkanlarının Ardahab Hanaklı Esenyurt Belediye Başkan yardımcısı Togay Çoban ile birlikte protokol de ağırladığı Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe ARDAGED Başkanının bu yöndeki önerisini derneklerle birlikte değerlendirilebileceğini belirtti.


    **İlçe Başkanı Ardahanlı Olabilr mi?


    Öte yandan geçen gün görevden el çektirilen İstanbul’da ki AK Parti İlçe Başkanları arasında bulunan AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığına bölgede siyaset yapan bir Ardahanlı siyasinin her an atanabileceği de alınan bilgiler arasında oldu.



    **İttifak Hazırlıkları..


    Yaklaşan seçimler öncesi %51’i bulamayacaklarından korkan ve paniklenen başında gelen AK Partinin, şu an zaten koalisyon içinde olduğu MHP ve diğer partilerle görüşmeye devam ederken CHP’nin ne yaptığını da merak etmeden duramadığını görüyoruz.


    Bir taraftan MHP ile ittifakını sağlamlaştırmak için hazırlıklar yapan diğer taraftan CHP’nin HDP ile ittifak kurmaması için çabaladığını gördüğümüz AK Partinin bundan da bir hayli başarılı olduğunu ve CHP’yi korkutup, Kürt seçmenin yaklaştığı CHP’yi HDP’den uzak tutmaya çalışıyor.


    Yıllardır bu taktikle iktidarda kalmayı başaran ve CHP’nin ulusalcı damarına basarak, bugüne kadar CHP’yi HDP seçmeninden uzak tutmayı başaran AK Partinin bu kez CHP’ye yönelmekte kararlı gibi görünen Kürt seçmene diyemediğini direk CHP’yi terörist partilerin devamı olarak suçladığı HDP üzerinden deşifre ederek CHP’ye oy vern Türk seçmene oynamakta olduğunu da görmüyor değiliz.


    Bu tuzağı anlamaktan bir hayli zorlandığını gördüğümüz CHP’nin ise ‘şimdilik’ bu oyuna geldiği ve her zamanki gibi şaşkın bir ördek misali kendisinin ne yapacağından ziyade AK Partinin suçlamalarını cevaplamakla zaman kayıp ettiğini de görmekteyiz.


    Halbuki 2019 seçimlerinin iki parti arasında yani CHP ile AK Parti arasında geçeceğini ve AK Partinin bunu anlayıp şimdiden tedbir almaya çalıştığını anlaması gereken CHP’nin kendisine yöneltilen suçlamaları savunmaktansa, yiğitçe ortaya çıkıp, ‘Evet bu ülkede nefes verilmeyen bir kesim var, oda bizimle hareket edebilir’ deyip, HDP, SP ve İYİ Parti ne varsa hepiyle yiğitçe ve açık açık görüşmeli bu görüşmelerin AK Partiye karşı güçlü olmanın gerektiğini bekleyen seçmene anlatmalıdır.


    Çünkü AK Partinin kendisine tuzak kurduğunu asıl amacın oy oranı bir türlü %10’un altına düşmeyen HDP ile kurulacak olan bir diyaloğun kendisini etkileyeceğini iyi biliyor.


    Bu nedenle bir taraftan savaş politikası ile milliyetçi seçmeni ikna ederken diğer yandan ‘teröristlerle iş birliği yapıyor’ diyerek CHP’ye yüklenerek HDP ile bir araya gelmesini engelliyor.


    Ve bunu da şimdiye kadar başarmış gibi..


    Çünkü biliyor ki karşısında ki kafası karışık, ne yapacağını demektense AK Partinin dediklerini çürütmeye çalışmakla zaman kayıp eden bir politika içinde olan bir CHP var..


     


    **HDP CHP’yi Cesaretlendirmeli..


     


    AK Partinin kendisi üzerinde yüklendiği CHP’nin bu durumunu görmesi gerek diğer bir tarafta HDP’dir..


    Çünkü kendisinin gerek barış süreci öncesi gerek Anayasa değişikliğinde hata yapıp, iktidara ortak olmazsa da birlikte bir anayasa hazırlama fırsatını kaçırdığını artık anlaması gereken HDP’nin yaklaşan 2019 seçimlerin de birlikte çalışacağı parti CHP’dir..


    Ve başta İstanbul’da olmak üzere Ardahan’da ortak çıkaracakları isimlerle AK Parti adaylarına karşı ciddi bir duruş sergileyeceğini ben değil sol seçmen ve AK Parti iktidarından kurtulmak isteyen seçmen diyor..


    Bu nedenle HDP’nin Türkiye Partisi olam iddiasını yeniden hatırlayarak CHP ve diğer sol orijinli hatta Yeni Parti ve diğer sağ partilerle de konuşup, görüşebileceğinin sinyallerini vermelidir.


    Aksine mi oy şekli ve sandıkları %51 için şimdiden hazırlayan AK Partinin MHP ile kurduğu ittifak ve koalisyon bir beş yıl daha bozulmaz biline..

  • ARDAHANLI KIZI 'SENİ POLİS YAPACAĞIM' DEYİP KAÇIRDI!




    SHOW TV’de yayınlanan Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme 132. Bölümünde Ardahan Hanak ilçesinde ikamet eden Dilara Çoban, polis olma hayaliyle dolandırıcıların eline düştüğü iddia edildi. Dilara’nın babası Hasan Çoban, kızına kavuşmak için yetkililerden yardım isterken, kızının polis olmak istediğini, kızının tanıştığı kişi ile bir anda ortadan kaybolduğunu anlattı.  


    Türkiye genelinde yaklaşık 400’den aşkın kişiyi dolandırdığı iddia edilen Emrah Adlı kişi, ‘Sizi polis yapacağım’ diyerek insanları kandırdığı ortaya çıktı.


    Kendisini ‘Polis, Savcı, Emniyet Müdürü ve ilgili kurum müdürüyüm ve devlet büyükleriyle bağlantım var.’ diyerek sosyal medyada tanıtıp insanları kandırıp tuzağa düşürdüğü iddia edilen Emrah adlı kişi, kandırıp tuzağa düşürdüğü kişileri, ailesiyle tehdit ettiğide iddialar arasındaydı.


    23 Şubat 2021 tarihinde programa getirilen Dilara Çoban, Emrah ile ilgili iddiaları reddetti. Evli ve çocuğu olan Emrah adlı kişi ile sözlendiğini ve evleneceğini söyleyen Dilara, “söylenenler doğru değil, Emrah çok iyi biri ve onu seviyorum” diyerek evine ve ailesine dönmeyeceğini belirtti.


    ARDAFED ARDAHAN’IN


    100. YIL PASTASI ERDEM UYGUR’DAN!!


    Ardahan’ın Vatan Topraklarına katılışının Yıl dönümü dolaysıyla perşembe günü Yıldır En TV’de saat: 16.30’da düzenlenecek olan bir program ile Ardahan’ı masaya yatıracak olan Ardahan Dernekler Federasyonu, 23 Şubatı, bugünde genel merkezinde Ardahanlılar ile birlikte 100. Yıl Dönümü pastası kesecek.


    26. Dönem Ardahan Milletvekili adayı olan Erdem Uygur’un hediye ettiği 100. Yıl Dönümü Pastasını bugün sizin de davetli olduğunuz etkinlikle saat: 19.00’da İstanbul/Şişli’de bulunan ARDAFED Genel Merkezinde kesecekler.. SİZDE DAVETLİSİNİZ




    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.phpAşık Şenliğin Torunları


    Kaz Gecesinde Buluştular..


    arşiv haber 22/02/2021 tarihli haber/yorum


    AŞIKŞENLİK KÜLTÜR DENEĞİ GELENEKSEL KAZ YEMEĞİ Kaz yemeği kültürümüzün ve derneklerin vazgeçilmez bir aktivesi olmaya devam ediyor. Bağcılar halk sarayın da Aşık şenlik kültür derneğimiz tarafından geçen Pazar günü organize edilen geleneksel kaz yemeği gecesi bazı önemli olumlu ve olumsuz ilkleri de görmemize sebebiyet verdi


    Bağcılar kültür sarayına kapıdan ilk girişinizde dernek yöneticilerinin tek bir sıra halinde dizilerek misafirlere ve gelen konuklara hoş geldin demeleri güler yüzlü ve hoş tavırları misafirperverlikte birçok yere göre ne denli önde olduğumuzun bir göstergesiydi. Salona ilk girdiğimizde ise son yıllara göre katılımın çok yüksek olduğunu görmek derneğimiz adına olumluydu.

    Geceye şah kaldırma töreni ile başlanması davul zurna eşliğinde Şeh şamil ve Kafkas oyunlarının oynanması gecenin en önemli güzelliklerinden biri idi. 

    Sanatçılarımız Ebru Kan bir ve Cevdet Yılmaz’ın sahne şovları söylemiş oldukları birbirinden güzel türküler konukların en büyük eğlencesi idi.

    Geceye katılan siyasilerin ve iş adamlarının şah törenindeki nazik ve güler yüzlü tavırları ile bağış yaparken cömert davranışları ayrıca sahnede siyasete girmeden konuşma yapmaları övgüye değerdi.

    Bağcılar halk sarayında yıllardır yapılan dernek gecemizde maalesef salonun olumsuz yapısı nedeni ile kargaşanın ve sahne önünün kapanmasının bir çaresi yok gibi.

    Kaz gecesinde kültürümüzü ve Aşık şenliği temsilen tek bir aşığın sahnede türkü söylememesi en azından halk kahramanımız ve aşıkların piri Aşık şenlik’in bir türküsünün aşıklar tarafından sahnede okunmaması benim ve aşıksever birçok kişi açısından son derece yadırgatıcı ve üzüntü verici bir duruma sebebiyet vermiştir.




    Bu konuda görüştüğüm dernek başkanı sayın Halil Sayak ve dernek yöneticileri bu sene aşıklara yer vermediklerini bunun yönetimin bir kararı olduğu buna saygı duyulması gerektiğini bildirdiler.Her yıl Aşık şenlik ve sümmani gecesi yaptıklarını ve birçok aşığımızın burada sahne aldığını söyleyen dernek yöneticileri bu geceye gelen konuk ve ailelerin eğlenmek için buraya geldiğini aşıkların geceye eğlenmek için gelen ailelere engel olduğunu belirttiler.

    Gecede bir şikayet konusu da geceye davet edilen dernek yöneticilerinin protokol masalarında kendilerine gereken yerin verilmeyişi ve oturacak yer bulamadıklarından şikayet etmeleri idi.Bu konu hakkında görüştüğüm dernek yöneticileri de bu duruma geceye katılan dernek yöneticilerinin neden olduğu kendilerine verilen kişi rezervlerine dikkat etmeden kalabalık bir şekilde geceye katıldıklarını kargaşanın ve yer sorununun bundan kaynaklandığını belirttiler.

    Bazı köylülerimiz ise köydeki yaşlıların en önde protokol masalarında oturmalarının geleneklerimiz açısından çok önemli olduğunu söylemişlerdir.Yaşlı büğüklerimizin arka masalarda oturtulmalarının doğru bir davranış olmadığı yaşlılarımıza bunun kesinlikle yapılmaması gerektiği geleneklerimize de bu durumun yakışmadığını bildirmişlerdir.

    Her yıl kaz gecesinin Avrupa yakasında yapıldığı da Anadolu yakasında oturan köylülerimiz tarafından bir eleştiri konusu olmaktadır. Bu konuda sohbet ettiğim bazı köylülerim ile birlikte saygıdeğer iş adamımızdan Durmuş Köroğlu’da bu durumdan son derece rahatsız olduğunu Avrupa yakasında kaz gecesinin tekrar yapılması halinde aile olarak geceye bir daha katılmama kararı aldıklarını bildirmiştir.

    Yine geceye katılmayan bazı eski dernek yöneticileride Aşık şenlik kültür derneği yeni logosunun bizi ve kültürümüzü yansıtmadığı bazı ideolojik simge ve flamaların Aşıkşenlik derneği logosunda olmaması gerektiği konusunda eleştiride bulunmuşlardır.

    Haber/Fotolar: Nurettin Yolcu


    *Olmayan belediye ile şenlik yapacaklar!


    **Üç beldenin 2’si kapatılan Ardahan..


    *01/01/2017 Tarihli Haber


    İlk olarak gerçekleştiğinde adı, ‘Kar/Buz Festivali’ olan ancak daha sonra adı değiştirilerek, ‘Çıldır Altın At Şenliği’ olan çıldır Göl Festivalini düzenleyecek olan kurumlar arasında kapatılan belediyeye de yer verildi.

    Nüfusu 2 binin altına düşen ve kapatılan beldeler arasında bulunan Aşıkşenlik Beldesinin logosuyla hazırlanan Göl Festivalinin afişi hazırlanarak, cadde ve sokaklara asıldı.


    1992 Yılında yeniden vilayet olduktan sonra 5 ilçesi 3 beldesi bulunan Ardahan’ın kapatılan beldeleri arasında bulunaun Aşıkşenlik Beldesinin Belediye Logosu önümüzde ki günlerde gerçekleşecek olan ‘Çıldır Altın At Şenliği’ şöleninin afişinde kulanıldı.


    Spor Toto’nun sponsorluğunda gerçekleşen, Ardahan Belediyesi, Ardahan Üniversitesi, Çıldır Belediyesinin birlikte organize edeceği duyurlan ‘Çıldır Altın At Şenliği’ şöleninin afişinde kapatılan Aşıkşenlik Belediyesinin logosuda kullanıldığı dikkatlerden kaçmadı.


    Etkinliği hazırlayanlar gibi afişi hzırlayanın da bölgeden bi haber olduğunu ortaya koyan bu duruma ilgililerin nasıl bir cevap verecekleri merak edilirken, Aşıkşenlik Beldesi gibi Hanak Ortaken (B. Nakala) Beldesi ile yeniden açılan ancak hala belediye seçimi yapılmayan Göle Köprülü (Goraveng) Beldesi de nüfusları 2 binin altına düştüğü için kapatılan beldeler arasında yer almıştı.


    **Aşık Şenlik İçin Bir araya Geldiler..


    *07/05/2016 Tarihli Haber


    Aşık Şenlik ve Aşık Sümmani Kardeşliği Bir Kez Daha Yaşatıldı..


    Birbirini Yenemeyen İki Aşık, Aşık Şenlik ve Aşık Sümmani Kardeşliği Bir Kez Daha Yaşatıldı.


     

       Aşık Şenlik Kültür Derneği ve Bağcılar Belediyesinin organize ettiği Aşık Şenlik ve Aşık Sümmani’yi Anma Gecesi Bağcılar Belediyesi Halk Sarayında geçtiğimiz Pazar günü yapıldı.

     

        Gecede İki aşığın ilk karşılaşmaları, ve atışmaları  torunları  Yılmaz Şenlikoğlu ve Hüseyin Sümmanioğlu tarafından  tiyatral bir gösteri ile yeniden canlandırıldı. Dedelerinin o gün yaşadıklarını canlandırmada Yılmaz Şenlikoğlu gözyaşlarını tutamadı.

      

      Bilindiği gibi Çıldırlı Aşık Şenlik  (1850-1913)ve Narmanlı Aşık Sümmani (1861-1915)  aynı dönem yaşamış iki Hak Aşığıdır. Her ikisi de yaşadıkları dönemin en ünlü Aşıklarıdır. Aşık Sümmani kendisi gibi ünü yayılmış olan Aşık Şenlik’i görmek için Aşık Şenlik’in yaşadığı o günkü adıyla Suhara köyüne (Aşık Şenlik Köyü) gider. Sümmani’yi Şenlik’in kardeşi Ahmet Karşılar.  Aşık Şenlik’e Aşık Sümman’inin geldiği haber verilir ve eve gelir. Karşılıklı hal hatır sormadan sonra iki aşık arasında sazlarıyla sözleriyle atışma başlar. Birkaç gün devam eden bu atışmada iki aşık birbirini yenmeye muvaffak olmaz, birbirine üstünlük sağlayamaz. Her ikisi de karşısındakinden gelen muammalı sözleri layıkı ile yanıtlar. İki aşığın birbirini yenemeyeceği artık aşikardır. Aşık Şenlik’in annesi günlerce süren, onları yorgun düşüren bu duruma daha fazla dayanamaz ve onlara ‘siz birbirinizi yenemediniz artık bundan sonra kardeşsiniz’ der. Onları kardeş ilan eder ve atışmayı sonlandırır.

       

      O günden bu güne bu kardeşlik unutulmadı ve İstanbul Bağcılarda yapılan etkinlikte bir kez daha yaşatıldı.

       

      Gecede açılış konuşmasını Aşık Şenlik Kültür Derneği Başkanı Halil Sayak yaptı.  Sayak yaptığı konuşmada Aşık Şenlik ve Aşık Sümmani’yi anmak ve onları anlatmak için bu etkinliği düzenlediklerini bundan sonrada geleneksel olarak bunu yapmaya gayret edeceklerini  söyleyerek katılanlara teşekkür etti.

     

      Gecede AK Parti İstanbul milletvekili Tülay Kaynarca, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı ve Yılmaz Şenlikoğlu birer konuşma yaptı.

    Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı ise ‘ Burada olmaktan ve bu güzel etkinliğin bir parçası olmaktan çok mutluluk duymaktayım, Aşık Şenliğin köyünde adına yapımına başladığımız Aşık Şenlik Konağının inşaatının bir an önce tamamlanarak ramazan ayında bu güzel eserin açılışı için Şenliğin doğduğu topraklarda olmayı umut ediyorum.´ dedi.

    Sunumunu Korkmaz İkan ve Baki Çetin’in yaptığı geceye Aşık Şenlik ile ilgili kitapları bulunan ve bu konularda yaptığı çalışmalarla bilinen Prof. Dr. Ensar Aslan, Aşık Şenliğin torunu Aşık Yılmaz Şenlikoğlu, Aşık Sümmani’nin torunu Aşık Hüseyin Sümmanioğlu’nun yanı sıra  Yener Yılmazoğlu, Metin Bulutlu, Nuri Çırağı, Mürsel Sinan, İsrafil Taştan, Dursun Durdağı, Cemal Divani, Mehmet Oktay, Sıtkı Eminoğlu, Erzade Kapan, Zakir Tekgül, Tacettin Dursun, Selahattin Kazanoğlu, Zikri Topal, Fuat Çerkezoğlu, Gökmen Dursunoğlu, Ebubekir Zamani, Ercan Şimşekoğlu, Köksal Summani, ve Tuncay Şafak  olmak üzere Karslı ve Erzurumlu 22 Aşık katıldı. Aşıklar Aşık Şenlik ve Aşık Sümmani’den deyişler, şiirler söyleyip atışma yaptılar.


     



    **Kar Tanesi Kana Bulaştı..


    **Fakir Yılmaz/Gazeteci


    Yılın ilk gününün ilk saatlerinde ellerinde ki piyangonun boşa çıkmasıyla yılın ilk moral bozukluğunu yaşayan toplumun büyük kesiminin gözlerini kapatmaya başladığı bir anda İstanbul’un ünlü bir seminde bulunan ünlü bir eğlence merkezinde yılın ilk kara haberi geliyordu..

    Kar tanelerinin kana bulaştığını art arda patlayan mermilerin sesiyle izleyip, şok olurken diğerleri gibi bunun da yaşanacağı istihbaratının yine es geçildiğini görüyorduk..

    Taksimde ki büstün etrafına kuş yaklaştırmayanlar Ortaköy’de ki saldırıyı benim gibi geç duymuş, taranarak öldürülen onca insanı yere seren katilin olay yerinde sağ salim ellerinden kaçırdıklarını anlamıştılar..

    İçişlerinden sorumlu bakanın saçlarını kısa sürede döken bu olayların nasıl olup, çözüleceğini sormaya bile cesaret edemediğimiz baskıcı bir yönetim anlayışı ile bu işin çözüm bulamayacağı, en iyi çözümün yine iç barışı sağlayacak, komşularla kırılan ilişkileri yeniden kuracak olan adımlara ihtiyaç duyulduğunu da belirtmek gerekir.

    Hemde gecikmeden yeni bir anlayışı, barışı, kardeşliği yeşertecek adımların acilen atılmasına ihtiyaç var kar tanelerinin kana bulaştığı ülkemde..




    Son olarak bugün vatan topraklarına katılışının 100. Yıl Dönümünü

  • BELEDİYEDE SU TARTIŞMASI DEVAM EDERKEN İÇME SUYU SORUN OLDU!


    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




    Belediyenin CHP’ye geçmesi ardından yükseltilen su fiyatları, tabela, kaptaj-bakım, şebeke bakım, depo bakım, atık-su bedellerinin indirimi için HDP’nin hazırladığı önergeye CHP’li Belediye Meclis Üyeleri de imza atmak zorunda kaldı.

    Alınan bilgilere göre 2021 Yılı ilk oturumlarının görüşmelerine başlayan Ardahan Belediyesi içme suyunu 30 m³’ne kadar 2 lira 16 kuruş, aşarsa 2.88 kuruş ve 4 tl’ye kadar yükselen faturada Katı Atık Bedeli 6 TL., Şebeke, Kaptaş, Depo Bakım ücreti 6 TL, KDV, ÇTV,  Atık su bedeli 5 TL. gibi içtiğimiz suyun özünden %110 gibi yükselmişti.

    Aslında bedelsiz olması gereken suyun imkansızlıklar dolayısıyla her ne kadar ücretlenmişse de en azında uygun, ucuz olmasını isteyen HDP’nin konuyla ilgili meclise sunduğu önergeye CHP’li belediye meclis üyeleri de imza attılar.


    Göreve geldiği günlerde su tarifesi dahil birçok tarifede büyük bir fiyat artışına giden belediye kaynak bulma adına tabela kiraları dahil birçok konuda yükseltime gitmişti.

    HDP’li Belediye meclis üyelerinin %35 önergesine CHP lilerden imza atmak zorunda kaldı.

    Kaptaj-Bakım, Şebeke bakım, Depo Bakım, Atık-Su bedeli toplamasına karşın suyun kirli akması düşündürücü bir durum olurken belediye suyun içilmemesi için uyarıda bulundu.



    Ardahan şehir merkezinde, şehir içme suyu şebekesine bağlı evlerdeki musluklardan çamur renginde sular akmaya başladı.


    Çevre illere göre en yüksek fiyatla suyu satan Ardahan Belediyesinin kontrolünde ve sorumluluğunda olan içme suyu şebekesine fosseptik, kar suları karıştığı ve musluklardan gelen suların kullanılmaması yönünde halkı uyaran mesajlar geldi.



    Belediyenin Ardahan Halkına telefonla yolladığı mesajda:


    HALKIMIZIN DİKKATİNE!


    ERİYEN KAR SULARI VE YAĞMUR SUYUNUN ANA ŞEBEKE HATTINA KARIŞMASI NEDENİYLE MUSLUKLARDAN BULANIK SU AKMAKTADIR.


    SORUNUN ÇÖZÜLMESİ İÇİN EKİPLERİMİZ DÜN GECEDEN İTİBAREN ŞEBEKE HATTINDA ÇALIŞMALARINI ARALIKSIZ SÜRDÜRMEKTEDİR. 


    SORUN GİDERİLENE KADAR HALKIMIZIN MUSLUKTAN SU İÇMEMESİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR… Ardahan Belediyesi



    KADININ ERKEĞİN HAYATINDAKİ ÖNEMİ..


    Bugün Halk TV’ye çıkarılan adını aldığım Yazar Fakir Baykurt’un babasını anlatamayan ama sayesinde Ege’de bir villada oturan ve baba adının mirası ile hatırlanan kızı, Ahmet Kaya’nın  ölene kadar yanın da çok da görülmeyen eşi, hatta ölene kadar kimsenin tanımadığı Müslüm Gürses’in karısını izleyip, dinlememde mi bilmem ama nedense başta 34 yıldır yazan benim gibi yazarlar olmak üzere şiirler, besteler yazan, türküler söyleyen, ünlü ünsüz liderlerin özel hayatlarını merak edip, googleda küçük bir araştırma yaptım. Ve beni alıp taaa yüz yıllar önce yaşamış, imparatorluklar kurmuş ve bugüne kadar adları, eserleri, heykelleri, kitapları gelmiş birçok ismin gölgede kalan özel hayatlarının ne kadar zor, bir o kadar da boşandığını bildiğim Orhan Pamuk’un kitapları gibi kitaplardan ders alınması gereken özel hayatları görüyor, okuyor, dinliyordum.


    Örnek mi başçavuş diye aşağılanan ama tüm dünyayı harbe sokan ve bugünkü Almanya’nın gerçek temelini atan Hitlerin kaybedene kadar direnip, sevgilisi ile birlikte intihar etmesi.. Ya da doğru dürüst bir evliliği olmayan ama bir kadın olan anasının kendisine verdiği enerji ile “adeta küllerinden doğan bir Anka kuşu gibi” yeniden yaktığı ateşle bugün dünya devleti olan Türkiye’yi kuran Atatürk’e bakmak.

    Daha ileriye gidip, bugün kutsalımız dediğimiz dinimizin yayılması için hayatı boyunca mücadele veren ve başta Araplara olmak üzere ‘doğru olun, dürüst olun, temiz olun ve taşa, puta tapmayın, erken kalkın, işinize bakın, şükür edip, dua edin, yoldan çıkmayın, köle olmayın’ demekten başka bir şey istemeyenlerin kendisini anlamayıp, yormasından olduğuna inandığım 63 yaşına kadar verdiği mücadelenin ilk yıllarında kendisiyle tanışan kadın Hz. Hatice’nin verdiği enerji ile milyonların kalbinde, gönlünde taht kurmuş olan Peygamberimiz Hz. Muhammed’in özel hayatını incelediğinizde “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözünü hatırlarsınız.




    Amerika’dan dönüp, 5’li cuntaya rağmen bir parti kurarak, ülkeye çağ atlatan Özal’ın özel hayatına baktığınızda karşınıza onun ölümüyle sönen papatyalar, davulcular görürsünüz. Hala öldürüldüğü tartışılan rahmetli Özal’ı.. Ya da Rıza Sarrafı okyanus ötesine götürten Ebru Gündeş’i düşünürken aklıma çocukken yazdığım mektubuma cevap verecek kadar zarif olan rahmetli Ecevit geldi.. Tabi MHP’den ayrılıp, Tansu Çiller’den sonra bir anda 2. kadın lider olmayı başaran Akşener’in ardındaki erkeğide..

    Şair, gazeteci Ecevit’in Karaoğlan olmasına kadar gelen hayatına baktığınızda ise ‘sen şiirleri kime yazdın, yorumu kime dizdin’ demeden hep elini tutmuş güzelliği kadar bir ince ruhlu ama 50 bin dolarlık Fransız malı çantası hiç olmayan Raşan kadını, hep kocasının arkasından gelen Demirel’in eşini ve milyonları var denen Sabancıların devamını sağlayan o güçlü kadınları görürsünüz. 

    Ve Oxford’un olmadığı Urfa’dan çıkıp, inşat işçiliğinden İmparatorluğa yükselen İbrahim Tatlıses’in dokunup, ünlü yaptığı birçokları gibi tüm kadın kıskançlıklarına rağmen başladığı Star tv de yeniden dönüşüne şahit olurken, kadınının ayakkabısının içine parayla beraber koyduğu notta ” Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme. Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa…” diyen Sivaslı âma Aşık Veysel’i andım..

    Bilmem ama bugün nedense geride bıraktığımız yıl içinde 4 kadın cinayeti ile yeniden gündeme gelen Erkek-Kadın ilişkisinin ne kadar önemli olduğu ve erkekle aynı olan kadının o erkeği ya şah ya vezir ya da rezil ettiğini de not edip bitirirken, yazımın kadın düşmanı duyguları ile yazılmış olarak değil benim de buralara kadar gelmeme hep destek olmuş kendisi kadar güzel 4 kadının annesi kadınımın ve kadınların önemini, dünyaya olan katkılarını az da olsa düşünmeniz içindi..

    Çünkü 63 yaşında hayata göz yuman peygamberimizin işaret ettiği gibi yani ayakları öpülecek olan analarımızın da bir kadın olduğunu, hayatımıza ve dünyaya anlam  veren kadınların yaşamımızda ne kadar önemli olduğunu unutmamak içindi anlatmak istediklerim…


    .


    https://www.parcabox.com


    ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın  her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde  açmıştır. 


    Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir. 


    İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir. 



    Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.


    Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır. 




    Hülya Avşar’ın Teyzesinin Evi Sular Altında


    ariv haber 16/01/2017 tarihli haberler ve yorum


    Balıkesir’de Hülya Avşar’ın teyzesi Hatice Kayserili’nin evi şiddetli yağışlar sebebiyle sular altında kaldı. 9 yıldır aynı sorunla baş ettiğini söyleyen aile isyanını dile getiriyor.Hülya Avşar’ın doğup büyüdüğü, teyzesi Hatice Kayserili’nin ikamet ettiği Balıkesir’in Ayvalık ilçesi, Sakarya Mahallesi Atatürk Caddesindeki ev, şiddetli yağmur yağışından sonra sular altında kaldı.



    9 SENEDİR AYNI ÇİLE


    Hatice Kayserili ile 5 kişilik ailesi sel sularından her defasında zarar görmekten bıktıklarını ifade etti. 1965 yılından bu yana ikamet ettikleri evin alt katını her yağmurda su bastığını ifade eden Ufuk Kayserili ve eşi Hatice Kayserili son 9 yıldır aynı çileyi çektiklerini belirtti.


    ‘HÜLYA YENİ EŞYALAR ALSIN’ CEVABI VERİLİYOR


    Hülya Avşar’ın teyzesi olan Hatice Kayserili, “Yaşadığımız sıkıntıyı yetkililere ilettiğimiz de bize ‘Hülya Avşar size yeni eşyalar alsın ve evinizi dayayıp döşesin’ şeklinde komik cevaplar veriyorlar. Artık her yağmurda uyku uyuyamıyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Yetkililer görevlerini yapıp, bu menfezi ıslah etmelerini istiyoruz. Artık konuyu yargıya taşımaya da karar verdik” diye konuştu.


    **Hülya Değil, Necmi  Açtı!


    5 Yıl Verilmedi, 5 Saat Konuşuldu..


    *29/05/2015 Tarihli Haber


    Hülya Avşar’ın açacağı söylenen Kültür Evi Esenyurt Belediye Başkanı tarafından açıldı..

    Ardahan’dan ziyade Esenyurt Belediyesinin şouna dönüşen açılışa ilgini bir hayli az olduğu dikkatlerden kaçmadı.


    Bir çok Ardahanlının yaşadığı İstanbul Esenyurt’ta AK Partili Esenyurt Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan İstanbul Ardahan Kültür Evi’nin resmi açılışı yapıldı.


    Esenyurt’ta yaşayan Ardahanlılar adına kurulmuş dernekler için yaptırılan Kültür Evi dört bin metrekare alana sahip, beş katlı kültür evinde; kahvaltı salonu, taziye salonu, tiyatro salonu, Göle, Çıldır, Posof, Damal, Hanak ilçe dernekleri için ayrılan bölümler ve öğrenciler için eğitim sürecine destek sağlayacak kurs alanları bulunuyor.


    Açılış törenine Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, Ak Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan Valisi Ahmet Deniz, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Göle Kaymakamı Zafer Oktay, Çıldır Belediye Başkanı Yakup Azizoğlu, Göle Belediye Başkanı Akın İsmailoğlu, Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Yaşar Geler, KAISİAD Başkanı Orhan Gökçe, ve ilçe belediye başkanları, sivil toplum temsilcileri, işadamları ve çok sayıda seçkin konuk katıldı.


     


    Hülya Avşar’ın açılışını yapacağı belirtilen, ancak başta bu kültür evinin Ardahanlılara kazandırılmasında büyük emeği olan Mali Müşavir Tuncer Dağ ve bir çok Ardahanlı gibi Avşar’ın gelmediği Kültür Evi Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, Ardahan alisi Ahmet Deniz, Ardahan, Göle, Çıldır tarafından açıldı. 


     


    **ESNEYURT BELEİDYESİNİN REKLAMI YAPILDI..


     


    Açılışta bir konuşma yapan Esenyurt Beleidye Başkanı Necmi Kadıoğlu İl derneklerimize, Esenyurt ilçemizde faaliyet gösteren hemşehrilerimize mekanlar organize etmekteyiz. Bunlardan bir tanesi de bugün burada bu ilçenin en büyük kitlesi Ardahanlılar için açıldı. İnşallah burada hemşehrilerime hayırlı hizmetler yapılacak. Burası bize aşağı yukarı iki trilyona maloldu. Bu da bizim Ardahan’a verdiğimiz önemi, değeri göstermektedir” dedi.


     


    Ardahan Valisi Ahmet Deniz de, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’na teşekkür ederek sözlerine başladı. Vali Deniz, 1930’lardan, 40’lardan itibaren bir göç olgusu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bunu bir defa kabul etmek lazım. Türkiye özellikle büyük şehirlere doğrudan ciddi bir şekilde bir göç olgusu gerçeği var. Göç ile beraber özellikle İstanbulumuza insanlarımızla beraber kültürler de akıyor. İstanbul’u güzel kılan sadece Boğaz manzarası değil, tarihi varlıkları değil. İşte İstanbullumuzu, bu şehri güzel kılan o kültürler, o kültür çeşitliliği çok önemli. Bizi biz yapan değerimiz kültür. Örfümüz, adet ve geleneğimiz binlerce yıllık yaşadığımız alışkanlıklarımızı getiriyoruz. Onun için bu kültür evi çok ama çok önemli.”


    Programda Ardahan’ın yöresel faaliyetleri gösterisi ile Ardahanlı sanatçı Nesrin Güneş de bir konser verdi.


     


    GAZETECİ’DEN EN SON YORUMLAR..








      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com

     


    **Birleştikçe bölünenler..


    Ardahan Dernekler Federasyonu üzerinden ülke genelinde oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü bir Ardahan Birlikteliği’ nden korkanlar ve bu yönde yaptığımız çalışmaları içlerine sindiremeyen İstanbul’da ki Ardahan Diaspoarası kolları sıvayıp, bu birlikteliği nasıl bölüp, parçalayacağı konusun da hiç boş durmadı, durmuyor da..


    Evet önce benim başarılı olamayacağımı bekleyen, ancak bizim ekip olarak yaptığımız çalışmalar ile oluşturduğu güzel hava üzerine harekete geçip önce federasyonu bölüp, bölmeye bunu başaramayınca federasyona gelen derneklerin ve iş adamların önünü kesmeye bundan da başarılı çıkamayacaklarını anlayınca gidip, yeni federasyoncuklar kurmak için kendilerin piyon buldular..

    Ve birleşiyoruz diyerek heyecanlanan Ardahanlıları yeniden bölüp, parçalamak için yeni oyunlar ortaya koymaya devam etmekteler..

    İstanbul gibi devasa bir kentte kendi mahallelerinden dışarı çıkma yürekliliği gösteremeyen ve en önemlisi köyden getirdikleri fesatlık ve kurnazlıklarıyla Ardahanlıların bir araya gelip, bunların gerçek yüzlerini görmesini perdelemeyi çok iyi başaranların bizi yıldırma çabaları sürmekte..

    Evet bu çabalar süre dursun, bunu başaramayacaklarını bir taraftan çalışmalarımıza devam ederken diğer taraftan bunların pis yüzlerini ve amaçlarını tüm topluma anlatmaya devam edeceğiz.

    Bunun içinde tüm Ardahanlılardan kimin samimi, kimlerin samimiyetiz ve Ardahan’ı değil kendi siyasi ve ekonomik öz çıkarları için çabaladılarını iyi bilip, bu yönde davranmalıdır..



    **İnanın barış zor değil..


    Kolombiya hükumetinin solcu Farc örgütü ile 52 yıldır devam eden iç savaşı resmen sona erdirmesi başta havuz medya da olmak üzere savaşta, çatışmada, kan ve göz yaşından beslenen taraflarca görülmezlikten geldi.

    Halbuki Kolimbiya gibi yıllardır bir kör çatışma içinde olan ülkenin kendisinden çok uzaklarda olan Kolimbiya’da olanları önemsemeliydi..

    Çünkü kan ve göz yaşının gün geçtikçe toplumlar arasında ki uçurumu açtıkça ülkenin içte ve dışta sıkıntılara girdiğini son günlerde yaşanan ekonomik kriz tartışmaları ve yeni bir darbe kalkışması iddiaları ile devam ettiğini bu ülkede yaşayan herkes anlamalı ve bu yönde yani barıştan yana haykırmalıdır..

    Öcalan’ın bile adına kör bir savaş, kazananı olmayacak bir inat dediği ülkemde ki iç çatışmaların Kolimbiya’da ki gibi el ele verip, barışla sonuçlanabileceğini konuşmak, yazmak ve söylemek bu ülkeye ihanet değil, tam aksine bu ülkenin güçlenmesine, kardeşlik hukukunun yenide yeşermesine neden olacağı kesindir..

    Evet Kolimbiya’da olduğu gibi Türkiyede barışın zor bir iş olmadığını daha bir kaç yıl önce başlatılan ancak 7 Haziran ve 1 Kasım Genel seçimleri ardından masasının ayakları kırılan Barış Sürecinde de gördük, yaşadık, mutlu olduk..

    Gelin bir kez daha hep birlikte düşünelim ve birlikte bu ülkeye barışı getirelim..

    Gelin bir birimize düşman gibi değil, hak ve hukuku verilen fertler, toplumlar olarak kavga etmeden, tartışmadan, çatışmadan konuşarak, görüşerek hatta sevişerek bir kez daha barışı zorlayalım..


    Çünkü inanın barış zor değil..



    **Paranın şımarttığı çocuklar..


    Yıllardır gerek yerel de gerekse ulusalda dile getirdiğimiz onca sorunu kişiselleştirip, iftiralar atanların aslında kendi suçlarını saklamak ve gölgelemek için çabaladığını ve bizlere çamur atarak güneşi karalamaya çalışması şu günlerde yeniden gündem de olan Serhat Ardahan Spor ile bir kez daha karşımıza geldi..


    Çünkü yoksul bir Ardahan Mahallesinin çocuklarının kurup, cep harçlıkları ile oluşturdukları takımı alıp, HES’ine perde eden birinin tutum ve davranışlarını anlatırken ona avukatlığa soyunan savunucularının namussuzca suçlamalarıyla karşılaşıyoruz..

    Amacımızın Ardahan ve Ardahan’ı ilgilendiren her şey olduğunu anlamayan, algılamayan bir başka grupta başkanlığını yaptığım ARDA/FED yani Ardahan Dernekler Federasyonunun çalışmaları gündeme geldiğinde ortaya çıkar..

    Evet, her yazdığımızla eski kuyruk acılarını hatırlayıp, bize saldıranlar bugünlerde gündemde olan Serhat Ardahan Spor üzerinde yaman saldırıya geçmiş durumdalar..

    Çünkü yazıp, dikkat çektiğimiz Serhat Ardahan Spor’un şimdi ki HES’ci sahibine hizmet yarışı ve yaranma içinde olanlar bunu ortaya koymak ve kendilerini kanıtlamak için en iyi yolun gerçekleri yazan ve babasının oğlu da olsa kıvırtmadan olanları kamuoyuna aktaran Fakir Yılmaz’a yüklenmek olduğunu da iyi biliyorlar..

    Çünkü Fakir Yılmaz’a sürtünüp, çok parlayanların olduğunu iyi biliyorlar..

    Evet paranın şımarttığı çocuklardan harçlık almak ve ona yaranmak için bir Ardahanlı çocuğun içinde olmadığı Serhat Ardahan Spor’un içinde bulunduğu durum şimdilik kısaca böyle..



    **Bende Kürtçe Bilmiyorum..


    Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi ve siyasi partiler ile görüşmeleri kapsayan 4 günlük temasları dün gece tamamlayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kürtçe bilmediği eleştirilerine, “Evet, bu bizim için bir eksiklik olabilir. Kürtçe konuşamamam bir ayıptır, ama bu benim değil, Türk devletinin ayıbıdır” diye konuştu.


    Demirtaş’ın bu açıklamasını okurken bu ülkede Kürtlerin varlığını kabul edip, onların dillerini başta olmak üzere kendilerine has insani gelenek, kültürlerini yaşanması için bir şey yapmayanlar aklıma geldi.

    Kürtçe’yi kabul edip, dili ve diğer hakları ile ilgili yasal hiç bir şeyi kabul etmeyenlerin Demirtaş’ın Kürtçe bilmediğini söylemesi, hatta dalga geçmesi ne kadar etiktir?

    Bilemem ama Türkçe gibi Kürtçe’nin de bir çok şivesinin olduğunu bilip, bunların hepsini ‘Bu ülkeyi birlikte kurduk, bu gemi batarsa hepimiz batarız’ deyip, ama Kürtçe dili olduğu gibi dğer insanı hakları başta milli eğitim sistemine olmak üzere Anayasasına koymayıp, ‘Ne var işte Kürtçe konuşuyorsunuz ya’ diyerek işi geçiştirmekle devletin bu yöndeki anlayışını kapabilirmisiniz?

    Tabi ki hayır.

    Çünkü, ‘İnsanım, insanlarım, 78 Milyonum’ deyip bu insanların dilini, gelenek ve kültürünü yani hak ve haklarını vermekte zorlanan bir anlayış oldukça Demirtaş’ta, bende Kürtçenin tümünü nasıl öğreneceğiz?

    Bunun cevabını vermeden önce kendinizi Demirtaş ve benim yerime koyup, empati yaparak ona göre bir cevap verin..

    Verin ki utanan sizin değil, bu ülkenin yöneticilerinin olduğunu anlayın kardeş..



    **Barajda Fasulye Yiyenler


    Gazı Çıkaramadılar mı?


    Benim inadıma yapılan en son işlerden birine daha şahit olurken çok güldüm kendi kendime..


    Çünkü benim yazdığım, benim yaptığım, benim dediğim kabul olmasın diye değil Ardahan’ı memleketi batırmaya çalışanların ne kadar olduğunu bir kez daha anladım..

    Evet, Çıldır Dernekler Federasyonu da kurulmuş..

    Hayırlı olsun..

    Adam benimle yarıştı, çoğu Çıldırlı olan delegeden oy alıp, Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan olamadı..

    Önce kahrından 2-3 ay ortalarda gözükmeyen, sonra yine başkanlığı bana bırakan hocanın da gazı ve sekretaryası ile oluşturulmaya çalışılan Çıldır Federasyonuna kendisini attı ve dünde alındı belgesi ile karne almış ilkokul öğrencisi gibi sanal ortamda seviniyordu..

    Dedim ya hayırlı olsun…

    İstemeyen, kıskanan bu mübarek Cuma günü Çıldır gölünde boğulsun..

    Neyse ‘Göle Federasyonun da gördük’ deyip bu konuyu geçerken yazımıza başlık olan asıl konuya gelmek isterim..

    Geçtiğimiz gün yapılan Serhat Ardahan Spor-Trabzonspor karşılaşması ardından birilerinin ağ vağlar çektiğini, hatta saç baş yonduğunu görürken Hanak Sevimli Barajında birilerine verilen kuru fasulye yemeği aklıma geldi..

    Çünkü o zaman da yani Serhat Ardahan Spor Kongresi öncesi de ben demiştim ki; Gelin bu takımı sahipsiz bırakmayın, sizde yönetimde yer alın dediğimde birileri bana inat gidip, barajda kuru fasulye yediler..

    Ve benim dediğim olmasın diye takımı bir kap yemeğe pazarladılar..

    Ve fasulyenin gazı ile kala kaldılar..

    Şimi de fasulyenin oluşturduğu gazı çıkaramamanın sancısını çeker duruyorlar..


     

  • HOLLANDALILAR LALE VE GRAYVERDEN SONRA POSOF ELMASINI DA ÇALDILAR!..



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Posofluların ilgilenip, yetişmesine katkı sunmadığı gibi bir ad vermeyi bile düşünmediği meşhur içi dışı kırmızı Posof/Badale elmasının adını Red Love diye değiştiren Hollanda’lıların ülkeden tohumunu alıp, götürdükleri ve sunisini yetiştirip ülke geneline olduğu gibi https://groentenuitoss.nl adlı site üzerinden internetten tüm dünyaya satmaya başladıkları görülmekte.


    **Aynı Akıbet Bölgenin Peyniri GRAVYER’in Başına da gelmişti..


    Bugün Hollanda’nın ekonomisini ayakta tutan dinamiklerin başında gelen hayvancılık ve hayvansal ürünlerin bugün Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Kars ve Ardahan illerine bağlı köylerde yerleşkesi olan Boğatepe, Büyük Sütlüce (Harziyan), Küçük Sütlüce (Şişka), Alagöz gibi köyler Türkiye’de Gravyer peynirinin ilk üretildiği yer olarak tanınmaktadır. 


    Ardahan-Kars Yöresinin 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rusların eline geçince  Rusya’dan göç ettirilen Malakanlar ve Doukhoborların yerleşmesi için kurulmuş ve Büyük Zavotlar  adını almıştı. Yörenin ekolojisinin hayvancılığa ve gravyer peyniri üretimine elverişli olduğu anlaşılınca Rusların daveti üzerine İsviçreli peynir üreticisi David Moser, ilk gravyer atölyesini Boğatepe köyünde kurmuştu. Kısa sürede yörenin diğer köylerine de yayılan Gravyer peyniri atölyelerinin sayısı 50’ye yükselmişti. Rus işgalinin sona ermesiyle birlikte kolonicilerin Türkiye’den ayrılması nedeniyle Ardahan-Kars Yöresinde atölye sayısı sürekli azalmıştır. Nitekim halen faal olan imalathane sayısı Boğatepe köyünde 2 ve Kars Organize Sanayi Bölgesi’nde 2 olmak üzere toplam 4 adettir.  SSCB’nin 1917 yılında kurulması sonucu bu ülkede yaşamak istemeyen ve gravyer üretimine aşina olan Karapapak (Terekeme), Kıpçak, Komuk ve Karakalpak gibi Türk boylarının, 1936 yılında Ardahan-Kars Yöresine yerleştirilmeleri nedeniyle, Boğatepe köyünün de nüfusu artmış ve kolonistlerden kalan ekipmanlarla gravyer peyniri üretimi yeniden başlatılmıştı. Ancak Boğatepe köyünün, 1975 yılından sonra göç vermeye başlaması nedeniyle gravyer üretimi durmuştu.


    Fakat bir gravyer ustasının 2002 yılında Boğatepe köyüne dönmesiyle birlikte üretim yeniden canlandırılmıştır. Günümüzde köy halkının üretim için iş bölümünü başarmaları nedeniyle, sağılabilen inek sayısı 4000’e yükselmiştir. O halde katma değeri yüksek olan ve uzmanlık gereken Gravyer peyniri üretimi, yörenin kalkınması ve sürdürülebilir gelişmesi için önem taşımaktadır. Gravyer peynirinin 6 ayı aşan zorlu bir üretim süreci vardır. Elde edilen sütün bir saat içinde üretim sürecine girmesi zorunluluğu nedeniyle gravyer tesisinin 1800 m’den daha yüksekte kurulması ve hayvanların yüksek kuşakta otlatılmaları üretim şartının en önemlisidir. Ardahan-Kars Yöresinde bulunan pek çok kırsal yerleşkenin ekolojisi bu üretim için uygundur. Bu nedenle benzer ekolojiye sahip yerlerin de Gravyer peyniri üretimi için organize edilmeleri kalkındırılması beklenedursun bir zamanlar bu bölgede yetiştirilen Lale gibi Grayver peyniri de Hollanda’dan ithal edilmekte


    Umarız Bu Kez Yeruz!..


    arşiv haber 14/04/2020 tarihli haber/yorum


    Fidanlar bir daha dikildi, sıra, içi/dışı kırmızı denen elmayı görüp, tatmakta.. Ardahan’ın ve Kafkaslara açılan ülkenin sınırında ki Çukurova doğasına sahip olmasına rağmen gerek devam eden göç dolaysıyla gerekse geriye kalanların ihtiyaçlarını hazır gıdalarla karşılaması nedeniyle yetiştirilmesi gereken sebze ve meyvelerin ağaçlarını çürüdüğü Posof’ta Tanap ve Kaymakamlık desteği ile yok olmaya yüz tutan Badele Elmasının yeniden yetişmesi için yılın il çalışması başladı.


    Ülke’de ve bölgede onca erdemik ürün arasında olmasına karşın tarımı bitiren, göçü tetikleyen uygulamalar dolaysıyla bugün yok olmaya yüz tutan onca sebze ve meyve arasına bulunan ve sadece Ardahan’ın Gürcistan’a sınır olan Posof ilçesine bağlı Türkgözü (Badele) köyünde yetişen içininde dışı gibi kırmızı olan Badele Elmasının yeniden yetişmesi için yıllardır hazırlanan ama bugüne kadar sonuç vermeyen proje yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyor.



    Bir süre önce Türk Paten kuruluşu tarafından tescillenen Posof’un Badele elması için yeni fidanlar dikildi.


    Aynı zamanda Gürcistan’a açılan Türkgözü Gümrük Kapısınında sınırlarını içinde bulunduğu Türkgözü köy muhtarlığı konu hakkında yaptığı açıklamada, ‘TANAP Doğalgaz İletişim Aş ve Posof Kaymakamlığımız’ın katkıları ile Türkiye’de sadece köyümüzde yetiştiği bilinen ve son yıllarda giderek üretim sahası azalan, içi de dışı gibi kırmızı olan “Badele” elma türünün üretiminin artırılması amacıyla köyümüzün tüzel kişiliğine ait bahçede örnek içi dışı kırmızı elma fidan ekimi bugün itibariyle tamamlandı.’ derken muhtarlığı bu açıklamasına Posof Kaymakamından da biir mesajla destek geldi.



    Koronavirüs salgınıyla mücadelenin devam ettiği bu zor günlerde, tedbirlere uyarak üretimden taviz vermeyen “İçi Dışı Kırmızı Elma” projemize sahip çıkarak fidan dikimini gerçekleştiren başta Türkgözü köyü muhtarımız Kemal Beyaz olmak üzere tüm köy halkımıza özverili çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Sıra Armutveren köyümüzde oluşturduğumuz 10 dönümlük alanın fidanını temin edip köyde dikimi gerçekleştirmede. Her zaman çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanındayız.’ diyen Posof Kaymakamı Murat METE Badele elması gibi bir çok meyve ve sebzenin yetiştiği Posof’ta ki doğayı yeniden canlandırmak için bölge köylüsüne gerekli destek ve katkıları sunacaklarını belirtti.



    Görüntü Görmek….


    Görünmeyen bir düşmanla adeta hayali bir savaşın içine girmiş olan  dünyanın hemen hemen hepsinin görünmesi gerekenleri görmek istemediği şu günlerde benim gördüklerim bana hem sevinç, hemde üzüntü verirken, her gün biraz daha sakinleşen, sessizleşen o bir zamanlar yani şurada iki ay öncesine kadar cıvıl, cıvıl olan cadde ve sokaklarda tek başıma yürürken atan kalbimin sesini duyduğumda hala yaşadığımı  anladığım için mutluluk duyuyorum ..


    Ölümü yeni tespit etmişcesine ve her an öleceğini düşünüp, adeta birer hayalet gibi gezen bir kaç maskelinin yanından geçerken onların da değil beni kendilerinin ve görmesi gereken güzellikleri ve yarın kendilerine geldiklerinde görecekleri acıları da görmediklerine üzülürken ben, benim gördüklerimle mutlu olmaya çalışıyor, aldığım acı haberlerle güzellikler gören gözlerimden akan göz yaşları ile üzüldüğümü ve insan olduğumu da hissediyor, mutlu olmaya yani inadına yaşamaya devam ediyorum..


    Ve bana can veren gördüklerimin yine bana kurdurdukları hayallerin umuda dönüşünün


    hazzıyla gülümsüyor, mutlu oluyorum aldığım güzel haberlerin yanında gelen kara haberlere hüzünlenip, yasa boğulurken..


    Hep güzel bir yüz ile benim gibi yaşam mücadelesini vereni gördüğümden bu yana mavi gözlü olmasam da Nazımlaştığımın farkına varıp, gülümserken ‘yol ver’ diyerek karlı dağlara bakıp, eriyen karların yanı hayali, görünmeyen düşman yüzünde olduğu ileri sürülen ve bu nedenle alındığı söylenen kararlar bana yol vermezse de gülen güzel yüzlü gibi güzel doğada olan görüntünün içindeki onca Kardeleni görüp, onlara sarılıyorum, koparmadan, incitmeden. 


    Ve bir yandan hayat denen atmosferde nefes alıp, yanan gönlümü soğutmaya çalışırken diğer yandan uzaklarda, gidemediğim topraklardaki görüntüyü hayalde olsa gördüğüm Miran’ın kulaklarıma gelen sesi ile bu dünyaya merhaba dediğini duyuyor, seviniyorum ama adına türküler yazılmış, Madımağında insanların yakıldığı yolumun üzerinde her geçtiğimde uğrayıp, ellerini öptüğüm tarihin hayata göz yumduğunu öğrenip, kala kalıyordum zaten gidemediğim ama her an çıkmak istediğim yollarda..



    Posoflu Fehmi Bayraktaroğlu


    arşiv haber 22/11/2015 tarihli haber


    Bazı kentler ve kasabalar vardır ki yetiştirdiği değerlerle anıla gelmiştir. Posof’un da yetiştirdiği, adıyla birlikte anıldığı isimlerden biride Fehmi Bayraktaroğlu’dur.


    Posof’un Yaylaaltı (Satlel) köyünde başlayan hayatının uzun yılları Posof’ta geçmiş, Posoflu çocukları eğitmiş, Posoflular’a yol gösteren bir kanaat önderi olmuş, Posof’un kültürünü-tarihini-değerlerini yazıp-çizmiş, Posof basın hayatında önemli bir yeri olan Posof Halk Eğitim Bülteni’ni 36 sayı çıkararak, geçmişe ışık tutmuş önemli bir eğitimci, araştırmacı, folklorcu, şair ve en önemlisi de bir gönül insanıdır.


    Bayraktaroğlu gibi yetiştiği yerlerle özleşmiş isimleri anlatmak, dile getirmek oldukça zordur. Biz, Fehmi Bayraktaroğlu’yla ilgili yakında geniş bir yazı yayınlayacağız. Burada sadece onu tanımayanlara, Bayraktaroğlu’nu tanıtmak, ismi bilinenler tarafından da unutulmaması için kısa bilgi eşliğinde bir paylaşıma yer vereceğiz.


    1933 yılında serhat ilçe Posof’ta doğup, Ege’nin göz bebeği olan İzmir’de 2010 yılında vefat eden Bayraktaroğlu, doğduğu topraklar üzerine, “Posoflu Şair ve Ozanlar” ile “Her Yönüyle Posof” adlı iki eşsiz eseri hazırlamıştır. 25 yıllık bir emeğin eseri olan “Her Yönüyle Posof” kitabı ise, ülkemiz genelinde benzeri hazırlanmamış bir eserdir. Posof’u her yönüyle ele alan bu eseri farklı kılan ise Posof’ta yaşam sürmüş 800’e yakın sülalenin şecereleri ve nereden geldiklerine dair bilgilerin olmasıdır. Posof’ta yaşamını sürdürdüğü yıllar içerisinde gerek öğretmen, gerekse Halk Eğitim Merkezi müdürü olarak, ilçesi için çaba sarf etmiş olan Bayraktaroğlu, İzmir’e yerleştikten sonra da Ankara’da yayın yapan Posof dergilerinde yazın hayatına devam etmiş, sık sık sıla-i rahim yaparak memleketiyle ve hemşehrileriyle olan ilişkilerini sıcak tutmuştur. Posof’a hasret bir şekilde vefat ettiği İzmir’de ebedî uykusunda olan hocamızı, rahmet ve saygıyla anıyoruz.


    Kaan Gündoğdu

  • POLİS ARDAHAN'DA UYARDI, JANDARMA POSOF'TA BULDU!..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


    Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Hazırlayıp Sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programımı izlemek için YouTube ArdahanTV kanalımıza abone olun..


    https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


    ‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de


    İZLEMEK İÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


    KONU HAKKINDA YAPILAN AÇIKLAMAYA GÖRE; 14.11.2020 günü saat:18.10 sıralarında 156 Jandarma Imdat hattını arayan ve Ardahan ili Posof ilçesi Baykent köyünde ikamet ettiğini bildiren Reis ÖZTÜRK isimli şahıs kendisine ait (7) adet büyükbaş hayvanının meradan çalındığını ihbar etmiştir.

    Vatandaşımızın ihbarına istinaden Posof Ilce Jandarma Komutanlığı ekiplerimiz derhal olay yerine sevk edilmiş hayvanların çalındığı değerlendirilen bölgede gerekli ve inceleme ve araştırmaları yaptıktan sonra köy içerisinde bulunan tüm güvenlik kameralarını inceleyen

    ekiplerimiz civarda arama çalışmalarına başlamıştır.

    Ekiplerimiz 4 saat boyunca yaptıkları arama sonucu aynı gün saat 22.00’de Reis ÖZTÜRK isimli şahsa ait (7) adet büyükbaş hayvanı Posof İlçesi Kaleönü Köyü sınırları içinde ki dereyatağında başı boş halde bularak Reis ÖZTÜRK’e teslim etmiştir. Ardahan İl Jandarma Komutanlığı olarak gece ve gündüz demeden tüm imkan ve kabiliyetlerimizi kullanarak vatandaşlarımızın yanındayız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’



    ** POLİS HIRSIZLIKLARA KARŞI UYARDI


    Sahte içki operasyonu..


     


    Ardahan İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından Merkeze bağlı Bağdeşen ve Yalnızçam köylerinde ev ve işyerine operasyon düzenlendi. 


    Ardahan İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından Merkeze bağlı Bağdeşen ve Yalnızçam köylerinde ev ve işyerine operasyon düzenlendi. Operasyonlarda sahte ve kaçak içki ele geçirildi. Gerçekleştirilen operasyonlarda; 0.5 litrelik 8 şişe el yapımı sahte alkol, 1 adet yarısı kesilmiş alkol kalıntısı olan bidon, sahte alkol yapımında kullanılan 1 adet şırınga, 8 şişe 1 litrelik bandrolsüz viski, 4 şişe el yapımı olduğu değerlendirilen rakı, 1 adet 5 litrelik etil alkol bidonu içerisinde 1 litrelik el yapımı olduğu değerlendirilen viski, 1 adet ruhsatsız 7.65 mm. çapında tabanca ve tabancaya ait 5 adet fişek ele geçirildi. Olayla ilgili Jandarma tarafından soruşturma başlatıldı. 


     


    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw

    Türkler, Kürtler ve Akan Kan..


    Türklerin Anadolu’ya açılan kapısı Malazgirt Savaşını ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile millileştirip, edebiyat yapanların bugün olduğu gibi dünkü tarihi de gölgelemek, gerçekleri saklamak hatta başka milletleri yok sayma hesapları içinde olduklarını okuduğumuz tarih kitaplarında, sanaldaki belgesellerde bir kez daha görüyor, üzülüyor ama gerçeklerin saklanamadığı ve er geç gün yüzüne çıktığı için buruk da olsa seviniyorum.


    Evet, bugünkü kardeşçe yaşanan ülkede, Kürt, Türk, Çerkez, Terekeme, Alevi, Sünni kısacası birçok toplumun kardeşçe yaşayabileceğini defalarca ortaya koyduğu Türkiye’nin olduğu coğrafyaya kapıyı açan Malazgirt savaşında görülmek istenmeyen, gölgelenen, yok sayılan Kürtlerin etkisi nedense hiç ama hiç gündeme gelmez..

    Halbuki; ‘kardeşiz’ denen 10 bin cevher askerli Kürtlerin katkısı ile Malazgirt savaşını kazanan Selçuklu Ordusuna, savaşta oluşturduğu Hilal stratejisini kendilerine siyasi bayrak sayan milliyetçi ayağında gidip Alpaslan’ı kahramanlaştıran ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatçıları niye Amca oğullarını yıllarca ‘Kart-Kurt’ deyip görmezden geldiler..

    Bilmem desem de bildiğimi ama yorumunu sizlere bıraktığım bu konuya beni sokup, geren kardeş dediğim birinin gece WhatsAppıma attığı bir mesajın neden olduğunu bilmenizi isterim.

    Çünkü o dönemde olduğu gibi bu dönemde de hala ‘Kardeşiz’, ‘Amcaoğluyuz’ deyip beyinciklerinin altında sakladıkları faşist düşüncelerini saklayamayanların başında geliyor, Hanaklı Tuncer Çelik abi gibiler..

    Neyse yine de teşekkür ettiğim ve beni böyle bir araştırmaya  sevk eden Tuncer abinin de bilmediği bir çok tarihi konu gibi bugün Karabağ’ı Ermenilerle paylaştıran ama onu da kahramanlaştırıp, Rusya’nın barış gücü’ maskesi adı altında oraya resmen yerleştiğini, yani sözde yanına aldığı Türkiye’nin başına iş açacağını saklayanlar gibi bizden gizlenen tarihe dönecek olursak en azından Youtube’ da Sultan Alparslan’ın Mele Yahya’ya sarılıp, amcaoğlum dediği “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” başlıklı videoları izlemenizi rica ediyorum.

    İzleyemeyenler içinde aşağıdaki tarihi yazıya ve Malazgirt’i katkıları ile kazanan ve Anadolu’daki Müslüman devletlerden, Uz Türk boylarından, beyliklerden yardım alamayan, savaşı kazandıktan sonra Kürtleri yok sayan Alparslan’ın yine bir Kürdün elinden aldığı bıçak darbesiyle can vermesine bir bakalım derim…


    İşte o yazı ve satır aralarında anlatmak istediğim;

    1071 Malazgirt meydan muharebesi öncesinde Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Doğu Roma ordusunda Frenk, Ermeni, Norman, Slav, Abaza… gibi farklı uluslardan ve Müslümanlığı kabul etmeyen Hristiyan Peçenek, Uz Türk boylarının içinde bulunduğu bu dünyanın en büyük ordusunu kurup Anadolu’ya sefere çıkar. Müslümanları Anadolu’dan çıkaracaklarını, Anadolu’yu kendi valilikleri arasında paylaşacaklarını, bütün camileri kiliseye çevireceklerini ve Müslüman devletlerine kendi ülkem gibi hâkim olmadan geri dönmeyeceğini bildirmişti. 


    Bunu haber alan Müslüman Selçuklu hükümdarı Alparslan Anadolu’daki Müslüman devletlerden, beyliklerden yardım talep eder. Bu çağrıya birçoğu şöyle cevap verir “Yeryüzünün en büyük ordusu Bizans ordusuna karşı durulamayacağını, yenileceklerini söyleyip” Alparslan’ın cihat çağrısına olumlu cevap vermemişlerdir. Kürtler, savaştan bir gün önce 25 Ağustos 1071’de Molla Yahya (Mele Yahya) 10 bin Kürt süvari savaşçı genciyle Alparslan’ın yanında yer alır.

    Kürtlerin ileri geleni Mele Yahya (İmam Yahya) “Din kardeşlerimizin yanında cihat etmeye geldik.” demiştir.

    Sultan Alparslan Mele Yahya’ya sarılır amcaoğlum “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” demiştir. 

     Yani; Malazgirt Muharebesinin kazanılmasında Kürtlerin büyük rolü olmuştur.

    Tarihte ve günümüzde maalesef birçok kişi Kürtlerin, Batılı emperyalistlere karşı Türklere verdiği desteği yok saymakta ve Kürtlerin varlığını bile inkâr etmektedir.

    Ve bir televizyon Programı sırasında “Malazgirt’te Kürtler yoktu” şeklinde ısrarla tweet atan takipçilere sinirlenen araştırmacı Murat Bardakçı, Malazgirt Savaşı’nda Kürtlerin rolüyle ilgili en önemli bilgi 13. yüzyıl yazarlarından Sıbt İbnü’l-Cevzi ismiyle tanınan Ebu’l-Muzaffer Yusuf’un “Mir’atü’z-zeman fi Tarihi’l-âyan” isimli eserinde şu şekilde geçtiğini söyler: “Az önce 10 bin Kürt de Sultan’a katılmıştı. Bununla beraber (sultan) Tanrı’dan sonra buyruğundaki 4 bin kişilik hassa askerine güveniyordu”. Şam’da yaşayan Sıbt İbnü’l-Cevzi, Malazgirt’ten yaklaşık 180 yıl sonra tarihini kaleme almıştır. Sıbt, 11. yüzyılın ikinci yarısına ait bilgileri 1088’de ölen Garsunni’me’nin “Uyunü’t-Tevârih” isimli eserinden almıştır.

    Malazgirt Savaşı’na katılan Kürtlerle ilgili bilgi muharebeden yaklaşık 260 yıl sonra Kenzü’d-Dürer ve Câmiü’l-Gurer isimli bir eser yazan Memlük tarihçisi İbnü’d-Devaddari’de de vardır. Kenzü’d-Dürer’de bu konu “Sultan Alparslan’a Kürtlerden ve sâir kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da katılmıştı.” şeklinde geçer.



    Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Malazgirt savaşında Türklerin yanında Kürtlerin de olduğunu söyledi. Ama Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve bir dönemde MHP’de Milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu ‘sadece devşirmeler vardı’ diyerek Davutoğlu’nu yalanlamıştı.

    Dolayısıyla dün olduğu gibi bugünde MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve birçokları Kürtleri hep yok saymıştır. Peki, bir ırkı geçmişinden koparmak, yok sayma düşüncesi, Kürtleri asimile etme politikaları ve Kürt’e dilini yasaklamak mıdır kardeşlik?!.

    1071 Malazgirt Savaşından önce de Malazgirt topraklarında Kürtler yaşıyordu. Malazgirt adı da Kürtçedir. Malazgirt adını kelime kelime ayırıp sonra bir araya getirdiğimizde gerçek ortaya çıkmaktadır. Kürtçe 3 kelimeden ortaya çıkmaktadır. Kürtçe de 1) Me (biz) 2) lez (tez, çabuk, erken) 3) girt (aldık) kelimelerinden oluşur. Yani Malazgirt’in kelime anlamı ‘Biz erken tuttuk’ anlamına gelmektedir.

    Şimdi Kürtleri yok sayanlara soralım eğer Kürtler olmasaydı Selçuklular Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorunu yenebilirler miydi?

    İdris-i Bitlis’inin önderliğinde Kürtler olmasaydı Osmanlılar Çaldıran Ovasında Safevileri yenebilirler miydi?

    II. Abdulhamit döneminde Kürt Aşiretlerinden oluşan Hamidiye Alayları etkisiyle doğu sınırı güvenlik altına alınabilir miydi?

    Türkler, Çanakkale Cephesinde, Sarıkamış ve Kurtuluş Savaşı’nda amcaoğulları, bugün ‘Et-Tırnakız’ denen ama yeri geldiğinde beyinciklerinin içindeki faşist düşünceler ile bugün terörist  ilan edilen ama Türkler gibi bu ülkenin sahibi olan Kürtlerin desteğini ve gerçek kardeşliğini görmüşlerdir.












    HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




     







    Posof’lu Minik Star Kaan Yazıcı


    arşiv haber 31/0/2016 tarihli haber/yorum


    Ardahan’ın Gürcistan’a sınır Posof İlçesine bağlı Gönülaçan (Şuvaskal) köylü bir ailenin kızı olan Resam Zeynep Yazıcı’nın 9 yaşında ki minik oğlu Kaan Yazıcı sinema dünyasın da hızla yükseliyor.


    Küçük yaşına karşın büyük işlere imza atmaya başlayan ve yerel de olduğu gibi ulusal basında da ses getirmeye başlayan Posoflu İsmiazem Başyazıcı’nın torunu olan Kaan Yazıcı bugün ki Sabah Gazetesinin Anaka ekinide sürmanşetinde yer aldı.

    Ressam anne Zeynep Yazıcı ile İzmirli baba Yiğit Yazıcı’nın oğlu olan Minik star ile ilgili yapılan röportajı bugünkü sayısın da sürmanşet yapan ve iç sayfada geniş yer veren Sabah Gazetesi Posoflu Kaan’a ‘Ankara’nın minik starı’ adını verdi.

    İşte o haber ve röportaj;


    **Ankara’nın minik starı..


    Sinema dünyasında hızlı bir giriş yapan Kaan Yazıcı,“Sinemaya Ankara mührü vurmak, Ankara’nın yıldızı olmak istiyordum” dedi

    Aşkların En Güzeli dizisinin Aliş’i Yiğit Kaan Yazıcı, ilgi alanları, okul, set ve arkadaşlık ilişkileriyle birlikte hakkında merak edilenleri anlattı. Minik starın en büyük hayali ise; “Sinemaya Ankara’yı kazandırmak”


     Oyuncu olmaya nasıl karar verdin ve sinemadaki kariyer hedefin ne Kaan?

    Aslına bakarsanız oyunculuk annemin fikriydi sanata ve sanatçıya hayran bir yapı ve büyük bir ilgisi var. Bir gün bana, “Kaan sen yetenekli bir çocuksun oyuncu olmak ister misin?” dedi. Ben de seve seve dedim. Böyle başladı oyunculuk maceram ve bu işi çok sevdim. Sanırım uzun vadede de seveceğim. Ve ilk tecrübem ‘Aşkların En Güzeli’ dizinsinde Aliş karakterine hayat vermemle başladı.


    “BENİM İKİ HAYALİM VAR”


     En büyük hayalin nedir?

    Annem der ki; nefes alıyorsan ve gülümsüyorsan her şey yolundadır. Bu durumda hayatım süper gidiyor. Okul hayatım aile ve özel hayatım gayet yerinde. 9 yaşında bir çocuk olarak tek hayalim ‘Ankaralı’ bir oyuncu olmak. Sinema dünyasına Ankaralı çocuk oyuncu olarak girdim ve Ankaralı emektar oyuncu olarak ölmek istiyorum. Aslında iki hedefim var; iyi bir oyuncu olmak ve sinemaya Ankara’yı kazandırmak.

    Set hayatını seviyorum


     9 yaşında bir çocuk olarak uzun çekim saatleri, kalabalık set ortamları ve oyunsuz mesailer zor olmuyor mu?

    Bir çocuk olarak set, oyunculuk, çekim bunlar size fazla büyük ancak bu işe hayransanız hakikaten oyun gibi geliyor. Oynadıkça keyif alıp, bağlanıyorsunuz. Set hayatını seviyorum. İnsan sevdiği bir şeyi yaptığında yorulmuyor.

    Yoğun bir hayatım var


     


    Sosyal hayatın nasıl? 

    Oyunculuk dışında da yoğun bir hayatım var. Zamanımın büyük çoğunluğu biricik annemle geçiyor, babam Arabistan’da çalışıyor bu yüzde pek vakit geçiremiyoruz. Sanırım ben asla mühendis olmam, babam duymasında. Annemle futbol oynuyor, dağ yürüyüşleri yapıyor, müzik dinliyoruz.

    İlk başta kimse inanmadı


     Arkadaşlarının tepkisi nasıl oldu?

    İlk başta kimse inanmadı oyunculuğa başladığıma. Beni üzdü ama sonra izlediklerinde çok olumlu tepkiler verdiler.

    Aliş’e alıştım


     Biraz da dizide canlandırdığın ‘Aliş’ karakterinden bahseder misin?

    Oynadığım kahramanda yok yok. Aliş çok yaramaz, sürekli laf taşıyan bir çocuk. Bu özelliği nedeniyle çok kez üzücü olaylara sebep de oluyor. Bunun dışında sevimli ve bir o kadar da hayat dolu bir çocuk. Açıkçası oynadığım karakteri bayağı sevdim. Alıştım diyebilirim.

    ‘Yeni projeler pek yakında’


     İlk dizinle yıldızın bir anda parladı. Film sektöründe de görecek miyiz seni, var mı projeler?

    Önümüzdeki dönemlerde yeni projelerle karşınıza çıkacağım. Sanırım yaz tatilinde bir sinema filmi olacak şu anda görüşüyoruz. Son olarak yaşıtlarıma sesleniyorum; anne ve babanızı çok sevin, etrafınızdaki her şeyi çok sevin çünkü sevgi her şeydir.


  • ÖZEL RENK EĞİTİM REHABİLİTASYON MERKEZİ ÖZEL İNSANLARINIZ BEKLİYOR..



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    İstanbul/Beylikdüzü’nün yanı sıra İstanbul Ataşehir ve Başakşehir’de olmak üzere diğer alanlarda da hizmet sektöründe yer alan Özel Renk Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezinde başta eğitimciler olmak üzere yaklaşık 50 kişiye de iş istihdamı sağlıyor. Ardahanlı başarılı iş insanı Fetiye Irmak ve özel eğitimci kızı Nehir Irmak ile birlikte kurduğu firma engelli çocukların yanı sıra birçok insana eğitim vererek yaşama bağlıyor.



    Zihinsel engelli, otistik, özürlü gibi sorunlar yaşayan insanların toplum içinde rollerini gerçekleştiren bireyler olmalarını sağlamak, kendi kendilerine yeterli bir duruma gelmeleri, temel becerilerini geliştirmelerine katkı sunan bir kuruluş olmaktan gurur duyan Fetiye Irmak ve yönetimin de olduğu Özel Renk Özel Eğitim Rehabilitasyon merkezi hizmet verdiği insanları kendi imkanlarıyla evlerine götürüp getirerek yardımcı oluyor.



    İş yeri ve annelik iç güdüsüyle işini gazetemize anlatan iş insanı Fetiye Irmak yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda bir üst öğrenime, iş-meslek alanlarına kazandırmayı hedeflediklerini özel insanların eğitimi için gecelerini gündüzlerine kattıkları söyledi.



    Kızı Nehir Irmak’ın yönetiminde olan ve Gayet modern, sağlıklı ve teknolojinin katkısıyla daha iyi, rahat ve düzenli yaşamın yollarını öğretmeye gayret ettikleri özel insanların beden, akıl, ruh sağlığı yerinde hür ve emniyet içinde yaşayabilecek bir seviyeye getirmeye çalıştıkları insanlarımızın aileleriyle de kurdukları diyalogla yalnız bırakmadıklarını belirten Fetiye Irmak başta Ardahanlı hemşerileri olmak üzere özel insanları olanların kendileriyle diyaloğa geçmesi halinde Milli Eğitimin standartları ve uygulamaları doğrultusunda hareketle kendilerine kapılarının ve hizmet anlayışlarının  emrinde olduğunu da söyledi.



    Bir Günde 4 Görüşme..


    Hayatı durdurduğu ileri sürülüyor ama hiç de durmadığını geldiğim metropol İstanbul’da bir kez daha gördüm. Ve bu görüşümü teyit eden sanal değil, sosyal hayattı. Çünkü birimizin hepimiz olduğunu ve “senin olmadığın yerde ben eksiğim, benim olmadığım yerde sen eksiksin” diyen bir sistemle yürüyor yaşanılası dünya.


    Hemen her günün bir günü anlatmaya çalıştığı aynı dünyanın 1 Eylül’ü yani “Dünya Barış Günü” nün kutlanmaya çalışıldığı adaletin arandığı ülkemde aynı güne rastlayan yeni Adli Yılın başlangıcıydı bugün.


    Ve insanları küçümsemek ya da unutkanlıkla suçlamak için adını sıkça kullandığımız balıkların tutulması sezonunun başladığı bir gün de olan Eylül’ün ilk günü iki Avukat ve bir mühendis hemşerimi ziyaret ettim.



    Geçtiğimiz seçimlerde bir çok hemşerimin  yaşadığı ama mecliste bir temsilcisinin olmadığı Kocaeli’nde 9. sıradan Milletvekili adayı olan Avukat Ufuk Ekinci ile İstanbul Metropolünün Anadolu yakasında gerek Avukat ünvanıyla gerekse siyasi ve stk’lara yakınlığıyla tanınan Avukat Serkan Kaya ile  bizzat, Avukat Cansever ile telefonda yaptığım görüşmelerde başta o çok aranan ama hala tam olarak bulunmadığıyla eleştirilen Adalet olmak üzere insan hakları, birlik ve beraberliğin önemini konuştuğumuz “1 Eylül Dünya Barış Günün” de barışın insanlar arasında hatta Sivil Toplum Örgütleri arasında, siyasette nasıl sağlanabileceğini de uzun uzadıya bahsettiğimiz bu sohbetlerde, “O çok istenen ama bir türlü istenenin bulunamamasından suçlular kimdiri?” de tartıştık.


    Gerek Gebze’de gerek Pendik, Kartal’da yani İstanbul’un Anadolu yakasında ve bir hemşerimin Şehr-i emin olduğu Esenyurt’ta önemli isimler olan, benimde çok önemsediğim üç Avukatın yanı sıra aynı gün yine Gebze’de görüştüğüm İnşaat Mühendisi Mustafa Kaya ile yaptığım görüşmede konumuz yine Barış, Adalet, Birlikte Hareket, STK ların önemi ve siyasetti.


    Çöl sıcaklarının yanı sıra bir hayli yakıcı olan ülke gündeminin Yunanistan ile savaş, TİP Milletvekilinin atanmış bakanın twiti sonrası saldırıya uğradığı bir süreçte 1 Eylül’de yani Dünya Barış gününde yaptığım bu ziyaretlerde yaptığımız sohbetlerde birlikte hareketin, barışın, kardeşliğin adaletten geçtiğini bir kez daha anladık, anlattık.


    Kısa bir süre önce kurulmasına karşın kısa sürede kampüsünün içinde Ana Okulun yapıldığı, kolej yapımının yani sıra 40 öğrenciye burs vermeyi hedefleyen,  hedeflendiği Ardahan Üniversitesi Vakfı 2. Başkanı olan Avukat Serkan Kaya’nın meslektaşı Avukat Ufuk Ekinci’yi aratmayan mütevazilikleri, toplumun birlikte hareketi, Adaletli bir bakışa bağlı olduğuna, bunun anlaşılması halinde gerek ülkenin gerekse toplumun ve onu oluşturan fertlerin başarısının da kaçınılmaz olduğunu belirtip, aranan adaletin, istenen barışın bulunacağını inanarak, önemli bir günü 1 Eylül’ün atmosferi ile sohbetlerimizi sonlandırdık.


    Tabi ki “Balık Hafızalı” olup konuşulanları, istenenleri unutmamak kaydıyla…



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php



    Ballı Ardahan Günleri Başladı!


    ARŞİV HABER 05/07/2018 TARİHLİ HABER/YORUM


    Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından bu yıl İstanbul’da ikincisi düzenlenen Ardahan’ı Tanıtma Günleri Bal Festivali Bakırköy Botanikpark’ta başladı.



    Yöresel ürünlerin yanı sıra Ardahan Kültür Sokağı oluşturulan Bakırköy Botanikpark’ta halaylar eşliğinde başlayan Ardahan’ı Tanıtma Günleri Bal Festivali’nin açılış kurdelesini Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu kesti.


    Ardahan Kültür Evi’nin yanı ıra Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği, Samanbeyli, Damal Dernekler Federasyonu yetkililerinin yanı sıra birçok Ardahan İl, İlçe ve Köy Derneğinin destek ve katılımı ile devam eden Ardahan’ı Tanıtma Günleri Bal Festivali’nde renkli görüntüler vardı.


    Yerel ve Ulus Basınında büyük ilgi gösterdiği Ardahan’ın Tanıtım Günleri Bal Festivalinde Ardahan’ın balı, kaşarının yanı sıra yurdun çeşitli yerlerinden getirilen yöresel ürünler sergilendi.


    Yöresel Halk Oyunları, Davul zurna eşliğinde devam eden 2. Ardahan’ı Tanıtma Günlerin de yöresel sanatçılar ses ve sazları ile katılımcılara güzel dakikalar yaşatıyorlar.



     


    **Telgrafın Telleri, Ardahan’ın Çiçekleri..


    Bu yıl yine adeta tek başımıza büyük bir organize yaparak, İstanbul Bakırköy Botanikpark’ta gerçekleşen ve Pazar gününe kadar devam edecek olan 2. Ardahan’ı Tanıtma Günlerindeyken omzuma biri vurdu.


    Baktım, tanıyamadım, yabancı biriydi.


    ‘Başkan siz misiniz?’ diyerek bana seslenen şahsın kim olduğunu merak edip, oturduğum yerde kendisine dönerek, ‘Evet, başkan benim buyurun’ dedim.


    Elinde ki kâğıtları uzatan ve kalem isteyen şahsın postacı olduğunu ve Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci’nin katılamadığı etkinliğimize gönderdiği telgrafı imzalatmak istiyordu.


    Bizi kutlayan telgrafı okuyup, postacının istediği imzayı attıktan sonra bu ülkede ki idarecilerin, siyasilerin ne kadar taraflı, siyasi düşündüklerini de hatırlıyordum.


    Çünkü Ardahan’ı temsil eden Milletvekillerini, Valiyi, Belediye Başkanlarını davet ettiğimizi gelemedikleri gibi ATSO Başkanı Çetin Demirci kadar nazik düşünüp, artık hepimizin unuttuğu ama geldiğinde de çok mutlu olduğumuz bir telgrafı bile göndermeyi düşünmemiştiler, o çok tanıtılmaya muhtaç, hızla devam eden, geri göçün olması için uğraşılan Ardahan’dan..


    Gerçi Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy en azından whatsapptan geri dönüş yapmış, Serhat Ardahan Spor’a destek sunulması kararınında görüşüleceği Yerel Meclis Toplantıları olduğundan gelemeyeceğini belirtmiş ve bir çiçek göndermese de yazarlar için yaptırılan heykelleri yine göndermiş, bizlere de başarılar dilemişti.


    Peki ya Vekiller, Vali ve Kaymakamlar ve ilçe belediye başkanları?!..


    Onları sizin yorumlarınıza bırakırken sözü asıl burunlarının dibinde yapılan etkinliğe ayak direten o Ardahan’ı çok seven, sözüm ona İstanbul’da büyük Ardahanlılara getirmek istiyorum.


    ARDAFED’in ortaya koyduğu performansı kıskanıp, çalışmalarının önüne geçemeyenince burun kıvırtıp, alçakça itiraflar dâhil arkadan birçok dedikodular üretenlerin acınacak halleri gerçekten Ardahan adına utanç verici bir durumdur.


    Ardahan denilince akan suların durması gerektiği güzel çalışmaları bile desteklemeyi düşünecek kadar akılsız olan bunların kaz dernekçiliği dışında, federasyonculuk oyu dışında neleri var?


    Bu toplumu kardırıp, kendilerine başkan dedirtenlerin ne iş yaptıklarının da sorgulanması gereken bir sürecin yaşandığı şu günlerde tamamen Ardahan’ın tanıtmak, İstanbul’un her yerine Ardahan’ı yazdırmak çabası içinde olan insanları görmezden gelen bu asıl vatan hainlerinin kimler olduğunu etkinlikte hemen sora tek tek deşifre edip, eşleri, çocukları dahil tüm Ardahanlıların yüzlerine tükürmesini de isteyeceğim.


    Çünkü bunlar bu ülkenin ana sorunlarına olduğu gibi Ardahan adına da sahtekârlık yapıp, Ardahan üzerinde getirim, kariyer elde etmekten öteye geçmeyenlerdir.


    Siyasette, ticarette, sosyal hayatta içi boş işlerle uğraşıp kendileri dışında topluma, ülkeye beş kuruş faydası olmayanların Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’un kalbine Ardahan’ı yazdıranları yalnız bıraktıklarını sansalar da aslında toplumlarını oldukları gibi kendilerini yalnız bıraktıkları da diğer bir gerçektir.


    Evet, Birincisi gibi bu yıl da 2. düzenlenen Ardahan’ı Tanıtma Günleri Bal Festivali devam ediyor.


    Ve bizim ünlü, ünsüzlerde orada bakıp duruyor..


    Yani telgrafın telleri titremezde, Ardahan’ın çiçekleri Bakırköy Botanikpark’ta açmaya devam ediyor.




  • ARDAHAN'DA BİR KÖY COVİT-19 KARANTİNASINA ALINDI!..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Çayırbaşı köyünde Kovid-19 vakası tespit edilmesi üzerine yapılan incelemede, hastayla temaslı bazı kişilerin bulunduğu belirlendi.


    Bunun üzerine köyde, İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla, salgının engellenmesi, vatandaşların sağlığının korunması amacıyla 14 gün karantina uygulaması başlatıldı.


    Köyün giriş çıkışları jandarma tarafından kontrol altına alındı.


    Sağlık ekipleri de köyde filyasyon çalışması başlattı.



    Türkiye corona virüsü vaka ve ölü sayısı kaç? Bugün 28 Ağustos 2020 Türkiye corona virüs ölü ve vaka sayısı kaç oldu? İşte Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarıyla Türkiye corona virüsü ölü ve vaka sayısına ilişkin son dakika haberleri…


    TÜRKİYE CORONA VİRÜSÜ VAKA VE ÖLÜ SAYISI KAÇ? 


    Sağlık Bakanı Türkiye corona virüsü vaka ve ölü sayısına ilişkin son durum değerlendirmelerini akşam saatlerinde açıklıyor. 27 Ağustos corona günlük tabloda; son 24 saatte 106.111 test yapıldı, 1491 kişide koronavirüs tespit edildi. Tedavi görenlerden 26 kişi hayatını kaybederken, 995 kişi de iyileşti. Bugünkü veriler ise merak ediliyor. 28 Ağustos corona virüsü vaka ve ölü sayısı açıklandı!


    TÜRKİYE CORONA VİRÜSÜ VAKA VE ÖLÜ SAYISI KAÇ OLDU?


    28 Ağustos  corona virüsü vaka ve ölü sayısı açıklandı.


    BAKAN KOCA’DAN DEĞERLENDİRME!


    Bugün 1.517 hastamız daha var. İyileşenlerin sayısı 1.000’den fazla. Aktif hasta sayımız da ağır hasta sayımız da artmaya devam ediyor. Bugün 36 CAN daha kaybettik. Hasta sayısını da can kayıplarını da azaltacak olan tedbirlere uyumdur.



    FIRAT ORS’A SON GÖREV


    Geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitiren Afet ve Acil Durum (AFAD) Ardahan İl Müdürü Fırat Ors için Ardahan Valiliğince tören düzenlendi. Geçtiğimiz gün önce beyin kanaması geçiren 48 yaşındaki Fırat Ors, tedavi için Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesine sevk edildi. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Ors’un cenazesi görev yaptığı Ardahan’a getirildi. Ardahan’da düzenlenen cenaze törenine Vali Hüseyin Öner’in yanı sıra Ors’un ailesi, çocukları, mesai arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

     

    Törende konuşan Vali Öner, üzüntüsünü ifade etmekte zorlandığını dile getirdi. Ors’un 18 yıldır Ardahan’da çeşitli kademelerde başarılı görevlerde bulunduğunu aktaran Öner, şunları kaydetti: “Bugün kendisini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Verilen görevde asla geri dönmeyen, her görevi layıkıyla yerine getiren, insanlığı ve kişiliğiyle örnek bir kamu görevlisiydi. Çok başarılı yöneticiydi. Ne yazık ki genç yaşta aramızdan ayrıldı. Kendisi iyi bir hayat kurtarıcı ve yardımsever biriydi. Üç cici kız babası. Geride asla unutulmayacak izler bıraktı.”

     

    ORGANLARINI BAĞIŞLADI



    Vali Öner, Ors’un ölmeden önce bağışladığı organlarıyla da insanlara umut olduğunu söyledi. Ardahan Müftüsü Remzi Pehlivan da törende dua okudu. Ors’un cenazesi yarın memleketi Artvin’in Yusufeli ilçesinde toprağa verilecek.



    KOCAALİ, KOCAELİ..

    Küçük olduğu söylenen ama insan ömrünün tümünü görmeye yetmediği Dünya’nın binbir ucunda nelerin olduğunu görmek için insanın en zengininden en yoksuluna kadar kimsenin ömrü yetmez dünyanın binlerce çilesi gibi onca güzelliklerini yaşamaya…

    Bunu bir kez daha anladığım kızım Nazo ile birlikte kısa bir tatil için çıktığımız yolda gördüğümüz levhanın gösterdiği yönün hafızalarımızda olanların dışında bu dünyada bir çok yeni ve görülmeye değer yerlerin olduğunu gösteriyordu bize…

    17 Ağustos depremini bizzat yaşadığım Kocaeli’nden sadece ülkenin sanayi bölgelerinden birisi olduğunu sandığımız ama adeta Adana’nın Çukurovası gibi binbir meyve ve sebzenin yetiştiğini görerek şaşırdığımız bir doğaya sahip yeni adıyla Sakarya eski adıyla Adapazarı olan kente doğru yol alırken karşımıza çıkan levhayı hafızamıza yerleşen Kocaeli sanıp Kocaali’ye doğru gittiğimizi denize girene kadar anlamamıştık, bu dünyada bir çok şeyin değerini anlıyamadığımız gibi.




    Yıllar önce bilinen ama sanki yeni bulunmuş gibi lanse edilen doğalgazın olduğu söylenen ve 2. Başkanlık seçiminin yapılacağı 2023 de yer yüzüne çıkarılacağı müjdelenenen doğal gazın merkezi Karadeniz’e girmek, yüzmek ve sayılırsa bunca sorundan biraz olsun kaçmak ve tatil yapmak çin geldiğimiz Karasu’da hırçın dalgalanan denizi izlerken bu ülkede ve dünya da nice güzel ve ömür yeterse görülmesi gereken hazinelerin olduğunu bir kez daha anlıyordum şu küçük denen ama görülmesi için  insan ömrünün yetmediği Dünya da…

    Memleketim Ardahan’ın denizi, Çıldır Gölü’nün sahilsiz denizi Çıldır ve Aktaş Gölleri kadar değerli olan Karadenizi izlerken Kocaali’de olduğu gibi Kocaeli’nde de hatta hemşerimin başkanlık yaptığı ve başında bulunduğum federasyon merkezimizin olduğu Şişli’deki  doğanın ve bu dünyanın değerini bilmediğimiz gibi önemini de çokta kavrayamadığımızı anlıyordum günübirlik kendi gündemimiz dışında başka dünya yokmuş gibicesine.

    Halbuki betonlaşan Adapazarı’nın doğası gibi bu dünyada nice Kocaeli’ler değil Kocaali’lerinde olduğunu anlamak ve bu kısa ömrün bu büyük dünyayı gezmeye, tanımaya yetmediğini anlasak, birbirimizin başının etini yiyerek ömrünü tüketmekle değil uzatmakla meşgul oluruz…

    Ben bilmiyordum Kocaeli dışında Kocaali’nin de olduğunu yani bu dünyada sadece sen yoksun nice insanların, doğanın güzelliklerin ve denizlerin olduğunu anlamak için çıkmak gerekir zaman zaman kendi dünyandan.




    T.S.T.K. Başkanı’da Covit-19 Kurbanı!..


    ARİV HABER 15/04/2020 TARHLİ HABER/YORUM


    Ardahan Dernekler Federasyonunun da aralarında bulunduğu Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Başkanı, Rideva Kurucu Başkanı Hasan Ekşi’ nin (78) Covıd-19 virüsü nedeniyle vefat ettiği açıklandı. Ekşi’nin ölüm haberini bulunduğu Ardahan’da alan ARDAFED Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz Ekşi ailesine ve ARDAFED’in de aralarında bulunduğu T.ST.K’ya üye olan İstanbul’da ki tüm konfederasyon, federasyon ve derneklere başsağlığı dileyerek üzüntüsünü dile getirdi.



    Görüntü Görmek…


    Görünmeyen bir düşmanla adeta hayali bir savaşın içine girmiş olan  dünyanın hemen hemen hepsinin görünmesi gerekenleri görmek istemediği şu günlerde benim gördüklerim bana hem sevinç, hemde üzüntü verirken, her gün biraz daha sakinleşen, sessizleşen o bir zamanlar yani şurada iki ay öncesine kadar cıvıl, cıvıl olan cadde ve sokaklarda tek başıma yürürken atan kalbimin sesini duyduğumda hala yaşadığımı  anladığım için mutluluk duyuyorum ..


    Ölümü yeni tespit etmişcesine ve her an öleceğini düşünüp, adeta birer hayalet gibi gezen bir kaç maskelinin yanından geçerken onların da değil beni kendilerinin ve görmesi gereken güzellikleri ve yarın kendilerine geldiklerinde görecekleri acıları da görmediklerine üzülürken ben, benim gördüklerimle mutlu olmaya çalışıyor, aldığım acı haberlerle güzellikler gören gözlerimden akan göz yaşları ile üzüldüğümü ve insan olduğumu da hissediyor, mutlu olmaya yani inadına yaşamaya devam ediyorum..


    Ve bana can veren gördüklerimin yine bana kurdurdukları hayallerin umuda dönüşünün


    hazzıyla gülümsüyor, mutlu oluyorum aldığım güzel haberlerin yanında gelen kara haberlere hüzünlenip, yasa boğulurken..


    Hep güzel bir yüz ile benim gibi yaşam mücadelesini vereni gördüğümden bu yana mavi gözlü olmasam da Nazımlaştığımın farkına varıp, gülümserken ‘yol ver’ diyerek karlı dağlara bakıp, eriyen karların yanı hayali, görünmeyen düşman yüzünde olduğu ileri sürülen ve bu nedenle alındığı söylenen kararlar bana yol vermezse de gülen güzel yüzlü gibi güzel doğada olan görüntünün içindeki onca Kardeleni görüp, onlara sarılıyorum, koparmadan, incitmeden. 


    Ve bir yandan hayat denen atmosferde nefes alıp, yanan gönlümü soğutmaya çalışırken diğer yandan uzaklarda, gidemediğim topraklardaki görüntüyü hayalde olsa gördüğüm Miran’ın kulaklarıma gelen sesi ile bu dünyaya merhaba dediğini duyuyor, seviniyorum ama adına türküler yazılmış, Madımağında insanların yakıldığı yolumun üzerinde her geçtiğimde uğrayıp, ellerini öptüğüm tarihin hayata göz yumduğunu öğrenip, kala kalıyordum zaten gidemediğim ama her an çıkmak istediğim yollarda..


    T.S.T.K ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ diyen


    ARDAFED’İ ZİYARET EDECEK..


    arşiv haber 07/02/2020 tarihli haber/yorum


    Ortaya koyduğu çalışmalarıyla başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde kısa sürede adından bahsettirip, Ardahan stk’sı denildiğinde ilk akla gelen ARDAFED’İ BUGÜN saat 15.00’da ziyaret edecek olan Türkiye Sivil Toplumları Konfederasyonu Yönetim Kurulu ve Federasyon, Dernek Başkanları sivil toplum örgütçülüğünün önemini masaya yatıracaklar.



    T.S.T.K ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ 


    ARDAFED’İ ZİYARET EDECEK..


    Sayın Ardahanlılar..


    Bugün saat 15.00’da federasyonumuzu ziyaret edecek diğer illerin bir araya geldiği Türkiye Sivil Toplumları Konfederasyonu Yönetim Kurulu ve Federasyon, Dernek Başkanlarını karşılayacağı YARIN ki toplantımıza sizlerinde katılmanız ve federasyonumuza gelecek olan misafirlerimiz birlikte karşılamamız saygılar.



    ARDAFED Sevgililer Günü Ardahan Dergisi Çıkaracak!..


    ‘Güçlü bir Ardahan Lobisi’ çalışmalarını sürdüren ve bu yönde başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde etkinliklere imza atan Ardahan Dernekler Federasyonu, bir çok iş adamının haber-röportaj ve reklamının bulunacağı 5.yayın organı olan dergiyi ARDAHAN ismiyle çıkaracak.


    19-23 Şubatta yeni bir etkinliğe imza atmaya hazırlanan ve Ardahan’ın Vatan topraklarına Katılışının 99.yıl dönümünü İstanbul Botanik Park ve Almanya’daki şenliklerle kutlayacak olan ARDAFED bu etkinlikler öncesi ‘Ardahan Havaalanı İstiyor’, ‘Doğu Expresinin Son Durağı Ardahan Olsun’ sloganları ile ARDAHAN isimli Dergisinin hazırlıklarını sürdürüyor.



    Ardahan ve ilçelerine yönelik çıkacak olan ARDAHAN isimli dergi 5000 adet basılacak. Gazeteci Fakir Yılmaz’ Başkanlığını yaptığı ve son 4,5 yıldır ortaya koyduğu çalışmalarıyla bir çok STK’ya örnek olan Ardahan Dernekler Federasyonunun 19-23 Şubat günlerinde gerçekleştireceği Ardahan Kurtuluş Şenlikleri öncesi 14 Şubat Sevgililer Günü basılıp dağıtılacak.



    ARDAFED İSTANBUL’DA ARDAHAN’I TEMSİL EDECEK


    FUTBOL TAKIMI KURUYOR..


    Futbolcular aranıyor..


    ARDAFED’in de aralarında olduğu İstanbul’da ki federasyonların İstanbul Kartal’da düzenleyeceği İLLER ARASI FUTBOL TURNUVASIN DA Ardahan’ı temsil etmek için Futbol Takımı Kurma çalışması başlatan Ardahan Dernekler Federasyonu kurulmak üzere çalışma başlatılan ARDAFED Futbol Takımı için Ardahanlı futbolcu, spor severleri arıyor.


    Müracaat için : 05354183258



    Ciddi İşler, Sanal İlişkiler..

     


    Devlet Bahçeli’nin, HDP’nin AK Parti ile birlikte yürütülen Barış Sürecini zora sokan dayatmalarını fırsat bilip, İyi Parti’ye gidenlerden geriye kalanlarla birlikte aldığı kararla parti olarak koalisyon ortağı olduğu AK Parti İktidarına yaranma uğruna tek başına karar alıp, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı iken Soylu ve Numan Kurtulmuş gibi milletvekili, başbakan ve başkan olma yolunda başarılı bir yol alan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları koalisyonla partilerini bırakarak gidenler arasında bulunan Yalçın Topçu’ya ulaşmak Bahçesaray’da kar altında kalanlara ulaşmaktan daha zor..


    Önce danışman, ardından geçici bakan hem de memleketinde 30 yıldır Kültür ve Turizm Müdürü olmadığı halde Kültür ve Turizm Bakanı olan ardından yine danışmanlık maaşı almaya devam eden Yalçın Topçu’dan tutun da tüm kamu kurumundan çalışanlara, iş alanında yer alanlara kadar kimsenin kimseye ulaşamadığı ülkede ilişkiler sanal ortamdaki adı gibi sanal ilişkilerle yürüyor.


    Çünkü, randevu sisteminin sekreterlerin ve özel kalemlerin keyfine kaldığı ülkede Van Bahçesaray yolunda yaşanan çığ ve diğer olumsuz gelişmeler ardından toplumun gerginliğini azaltma adına, “müfettiş gönderdik” açıklamalarıyla kamuoyu teselli edilir, kimsenin kimseye ulaşıp, derdini anlatamadığı ülkede yaşanır.


    Kameralı cep telefonlarının yanı sıra internetin jet hızının bile ulaşamadığı bu ulaşılmazların, var olan ve her gün biraz daha artarak sorunları çözmeleri ne kadar beklenir ki depremde ve kar altında kalıp kurtarılmayı bekleyenlerin öldüğü dünyada.


    30 yıldan fazladır aynı şahsın Ardahan Karayolu Şefi olmasına rağmen yıllardır bitmeyen Ardahan’ın bölünmüş yolları gibi birbirinden ayrı kalanların “Hep birlikte Türkiye” derken ne kadar samimi olduklarını da daha iyi anlıyoruz, ulaşılmazların memleketi kurtarma (!) derdinden zaman bulup kendilerine aktarılacak olan sorun ve sıkıntıları dinleyemedikleri ülkede..


    Çünkü tek dertleri koltuk ve makam derdidir.. Bunu da sağlamak için dün omuzlarına bastıklarını, oralara kimlerin sayesinde geldiklerinin unutulduğu güzel ülkemin önemli, ulaşılmaz yöneticilerinin..


    Sadece siyasiler, kamu kurum amirleri mi ki ulaşılamayanlar?!.


    Tabi ki sadece onlar değil, belediye başkanları gibi ‘Şu an hava alanındayım, yurt dışındayım’ deyip, cafeler de başlarını kaldırmadıkları sanal ortamda mutlu olanları da unutmadan..


    Ha unutmadan milletin kendisi gibi onun vekilleri de ulaşamıyor ulaşılmazların idare ettiği ülke de ki çok yoğun yöneticilere!..



    ÇİĞ ALTINDA KALANLAR!..


    2020’ye çok da hayırlı giremeyen ülkemdeki son çığ felaketinin hemen akabinde meydana gelen uçak kırım kazasıyla bir kez daha sarsıldık.


    Tabi daha önce İstanbul’u sallayarak kendisini hissettiren, ardından Elazığ ve Malatya’yı ağlatan depremin ardından S-400 leri alıp, dost sandığımız Rusya destekli Suriye’nin topraklarında bulunan askerlerimizi menfur bir saldırı ile şehit ettiği ve Başkan Erdoğan’ın dişlerini sıkarak F-16 mesajı ile savaş tamtamlı verdiği gözdağını  gözden kaçırmayalım.


    Ülkemde bunlar yaşanırken sanalda ve masa başında hatta şehit cenazelerinde timsah gözyaşları içinde milliyetçilik naraları atıp, geceleri de bol kazlı ve sazlı eğlencelerde bir şey olmamışcasına eğlenmeye devam ederiz.


    Van’da yaşanan asıl çığın toplumun tümünün üzerine  üştüğünü de fark etmeyiz. Bunun en bariz örneği 20 bin TL. maaş alıp Elazığ’da, Malatya’ da yapılan yardım çağrılarına duyarsız kalan, yine Başkan Erdoğan’ın  ‘Milletvekili başına en az 1000 lira’ demesinden anlıyoruz. Yani, ‘memleketin vekiliyim’ deyip oyunu aldığı vatandaştan afet yardımını da bekleyen bir anlayışın çığ altında kaldığını görmekteyiz.


    Bunlar yetmezmiş gibi lüzumsuz, saçma sapan davranışları yüzünden, kendilerini yoktan var edenlerden daha değerli olduklarını sanıp, oysa çöp olduklarını anlamayan üzerlerine  düşen çığdan bihaber sahada “namuslu havalarında” gezinen pozcular da sözüm ona siyaset yaptıklarını sanırlar 2020 ye felaketlerle giren ülkemde.


    Bırakalım Van’ın Bahçesarayını, Artvin’den Karadeniz sahiline yuvarlanan, Sarıyer’deki  tünelin kapanmasına neden olan heyelanlarında altında kaldıklarını anlamayanlar ve Siyasetçi rolüyle, akıllarınca namuslu kisvesiyle ortalıkta cirit  atan bir anlayışın asıl felaket  olduğunu anlamayan toplumun bunlardan çare ve çözüm beklemesi de ayrı bir çığ felaketidir şu güzelim ülkemde.


    “Tünel yaptık, yol yaptık, topladığımız deprem vergilerini de oraya harcadık” deyip bu yönde ki sorulara ‘cevap verdim daha ne istersin?’ işin içinden çıkanların Bahçesaray yolunda  olduğu gibi ülkenin sorunlarına bakışının da çığ altında kaldığı ülkemde asıl felaketin depremin, çığ değil bunlara önlem alamayan anlayışın olduğunu da algılamak gerekir Türkçe, Kürtçe ağıtlarla diz dövdüğümüz şu günlerde..



    BATIYA GÖÇ!..


    Briket evler yaparak İdlib’den gelen göçü engellemeye çalışan anlayışın idare ettiği ülkemizdeki iç göç de devam ediyor.


    Son olarak istatistik kurumu tarafından yapılan açıklamada başta benim memleketim Ardahan’da olmak üzere bir çok kentin boşalıp göç verdiği bir kez daha ortaya çıkarken bu göçün kanal yapılmak istenen İstanbul ve diğer batı kentlerine devam ettiği görülüyor.


     Afrika ve Arap yarımadasının da içinde olduğu dünyanın batıya yönelip göçün devam ettiği bu süreçte iç göçün nasıl durdurulacağı konusunda bu güne kadar ortaya konan onca plan ve projenin ya raflarda bekletildiği ya da hayata geçirilemediği ülkemde fabrika açmaktansa kanal açmak daha kolay..


     Evet İstanbul’u şişiren batı kentlerini çarpıklaştıran, bir iş umuduyla yerini,yuvasını geride bırakıp ailesinin parçalanmasına, gelenek ve göreneklerinin yozlaşmasına neden olan göçün devam doğuya baktığımız da Güneşin de hep batı özlemiyle yanıp tutuştuğunu ve bir çok ocak gibi battığına(!) şahit oluyoruz. Ve bu yetmez gibi göçü durduracak olanların kendileri değil iktidar ya da yöneticiler olduğunu belirtip”Ben ne yapabilirim “diye düşünmeyenler cennetinde yaşarız. Zira” Ben nasılsa batıya geldim  kendimi kurtardım”zihniyetiyle devam eden göçü izlerken “yok efendim trafik niye böyle,, bir depremle yerle bir olacak bu çarpık kentleşme niye oluyor, kapkaç, eroin, esrar kullanan insan sayısı niye artıyor, deniz dahil çevre niye böyle kirli, kadın cinayetleri, vahşi biçimde insan ölümleri, ani toplumsal olaylar olaylar neden oluyor v. b”gibi teranelere başlarız.


     Sonra da bol kovboylu batı filmlerini izleriz..



    VİRÜS İÇERİ GİRMESİN!..


    Coronavirüs korkusunun dünyayı sardığı ve iddia ediyorum ilk benim dikkat çektiğim bu virüsün daha önceki kuş gribi virüsüne neden olan evcil hayvanlardan bulaşıp yayıldığının kabul edildiği ve kuş gribinde olduğu  gibi bu virüse de neden olan evcil hayvanların itlaf edildiği dünyada tüm gözler hastanelere çevrilmiş durumda.


    Ama bu gözlerin asıl dönmesi gereken yerin evcil hayvanlar başta olmak üzere tüm hayvanlardan sorumlu tarım müdürlüklerinin olması gerekir demiştim. “Tavuk, İnek, Corona” başlıklı bir önceki yazımda.


    Daha önceki paniklere neden olan Aids, Kuş gribi ve son olarak Coronavirüsüne çare arana dursun biz bugünkü yazımızda gözlerin üzerlerinde olduğu hastanelere bakalım. Çünkü bu virüse neden olan hayvan hastanelerinin bağlı bulunduğu tarım müdürlüklerine zaten kimsenin baktığı yok. Kazlarda dernek gecelerinde tüketile dururken


    Tarım müdürlükleri gibi, gözden ırak hastanelere baktığımızda çoğunun Ardahan’daki hastane gibi tırnağı kanayanın sevk edildiği merkezler olduğunu görüyoruz. Bu  hastaneler cihaz ve tıbbi malzemelerden yoksun olduğu gibi doktorsuz da.


    Acil servisten başlayıp çatı katına kadar kameralarla donatılmış, ambulans ışıkları gibi yanıp sönen sözde yönlendirme ışıklarıyla modern olarak görünse de pencereleri, kapıları hatta yağlı boyalarla kaplı çatlamış duvarları doğal klima görevi yaparak kendiliğinden sağlıklı bir ortam yaratırlar.


    Zira Çin’den getirilen vatandaşların 14 günlüğüne karantinaya alındıkları hastane binasının neden boşaltıldığını sorgulamayan ve niye  bu binanın bir anda en güvenilir  bir hale getirildiğini  sormayan basın ve medyanın yanı sıra aktif fay hatlarının olduğu bir ülkede hasbelkader yaşıyoruz.


    Suriye’de yaşanacakları önceden sunulan Mit raporuyla öğrenip önlem almaktansa Rusya’nın düşman ilan ettiği Ukrayna ile askeri iş birliğine girildiği gibi pencereleri rüzgar alan açıktaki Ardahan hastanesine benzer bir çok kamu binasının kanayan sorunlarını koli bantlarıyla tamponlayarak gideririz Virüs içeri girmesin diyerek.



    *Kanla Kendisini Kanıtlamak!..


    Uzun süredir gündemde olmayan iç çatışmalar ve sınırlara askeri  sevkiyatların yeniden yapıldığı yönündeki haberlerin kara haberlere döndüğü Suriye’deki şehit haberleri yüzünden bu gidişin iki devletin çatışmasına dönüşeceğinden korkarım.


    Bu iki devletin askeri olmasa da diplomatik saha da bir hayli gergin olan Türkiye ve Suriye olduğunu anlamak içinde, her çatışma ve gelişme ardından sıkça tv kanallarına çıkıp, ellerindeki çubuklarla sınır çizen, akıl veren sözde o çok bilmiş uzmanlardan olmaya gerek yok.


    Çünkü Ortadoğu’yu kana bulayan ABD destekli İsrail’in bu yöndeki planlarının adım adım hayata geçirildiğini, ABD’nin adına barış dediği ama bölgede yeni bir savaşın işareti olarak algılanan Filistin’i tamamen ilhak etme planının hemen ardından Suriye’de yani diğer bir devletin başka bir devletin askerlerine yaptığı saldırıdan anlıyoruz.


    Gerçi o askerlerin şehit olduğu topraklarda ne gezdiğini de sormak gerekir mi bilmem.. Zira başka bir devletin diğer devletin topraklarında asker bulundurması da ne kadar doğrudur onu da sorgulamak iktidar ve yandaşları tarafından hain edilmek.demek olduğunuda unutmamak gerekir.. 


    Çünkü bu tür sorgulama ve ülkeler arası anlaşmalara baktığımızda yaşanan.son.gelişmede karşı tarafın eline koz geçtiğini de görüyoruz. İktidarın kendisi Eset dediği, havuz medyasının ‘Rejim askerleri’ dediği ama Libya’daki gibi Suriye’ki iktidarında tüm dünyaca tanınmış resmi bir devlet olduğunu kabullenmemek ve bi yönde.ısrarcı oomak İsrail’in ABD destekli oyununa gelmek demektir.


    60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa’nın da destek verdiği İsrail projesine yani BOP’a baktığımızda ise bu 60 yıl içinde kan ve gözyaşıyla eritilen Filistin’tinden sonra bölgede İsrail ile komşuluk yapacak hatta birlikte savaşacak ikinci bir İsrail için mevcut devletlerin, yani Irak ve Suriye’den sonra bölgedeki diğer ülkelerin birbirleriyle çatışması ve ardından sınırlarının değişecek şekilde bölünmeye ihtiyaç var..


    Bunu önlemenin tek yolu; Kensini bir şey sanıp ve dün birlikte olduğuna, ‘Sana rağmen, tek başıma’ demeden seninle beraber olan, sınır komşusu gelenek, görenek ve kültürünle yoğrulmuş olanla sırt sırta vermekten geçer.. Aksine kendini kullandırmaktan ve gün geçtikçe parçalanıp çöp olduğunu anladığında geç kaldığına yanarsın..



    Tavuk, İnek ve Corona..


     

    Okulların açılacağı, öğrenci servisleri dahil kışında etkisiyle daha da dolup taşacak olan toplu taşıma araçlarının da içinde olduğu yolların tıkanacağı İstanbul’da ve tüm ülke genelinde yaşanan onca sorunun yanında tüm dünyayı sarsan virüsün nasıl olup durdurulacağının tartışıldığı şu günlerde, Corona Virüsünün nerede oluştuğuna baktığımız da ilginç bir sağlık sorunu karşımıza çıkıyor.


    Kuş gribinin de aynı yoldan yani hayvanlardan insanlara bulaştığını unuttuğumuz bir anda karşımıza çıkan bu ölümcül virüsünde hayvanlardan insanlara bulaştığını görürken insanların çok sıkıntılı olduğu sağlık camiasının, hayvanlarla ne kadar ilgili olduğunu da düşünmeden geçemiyorum.


    Çünkü Çin’de ortaya çıkıp, tüm dünyayı etkisi altına alan bu virüsü anlamak için ineğinizde ishal, tavuklarınızda üst solunum yolu hastalığı varsa tehlike var demektedir.  Bir çok basın kuruluşu gibi kapatılan ama Okyanus ötesi baskılara dayanılamayıp, açılmak zorunda kalan Vikipedi ..


    ‘Koronavirüs ya da corona virüsü, kuşlar ve memelilerde hastalıklara sebep olan virüslerdir. İnsanlarda genellikle ciddi olmayan fakat ölüm riski bulunduran solunum yolu enfeksiyonlarına, inek ve domuzlarda ishal, tavuklarda ise üst solunum yolu hastalıklarına sebep olur. Vikipedi’ açıklamasına baktığımız da bu virüsün yayılmasını ve yok edilmesini engelleyecek olan birinci sorumluların insanlara bakan sağlık camiası değil, tarım müdürlükleri olduğunu görürüz


    Yani Kuş Gribinin yayılması ardından derneklerimiz bolca tükettiği kazları telef etmekle, başarılı olduklarıyla övünen Tarım Müdürlüklerinin de alarma geçirilmesi ve başta hayvancılıkla geçinilen benim memleketim Ardahan’da olmak üzere yurt genelinde hayvancılıkla uğraşan ailelerin ve tüm hayvanların gözden geçirilmesi gerekmekte olduğunu anlatır, Corona Virüsünün nereden geldiğini açıklayan Vikipedi ve diğer bilim, ilim merkezleri..


    Evet Corona virüsü gibi bir çok soruna üstten bakanların ve Çin’e gönderdikleri uçakla getirdikleri kişiler üzerinde büyük önlemler aldıklarını iddia edenlerin bu işin öyle maske takmakla, askeri uçağı ambulans yapmakla engellenemeyeceğini anlayıp, işin tabandan yani doktor ve gerekli tibbi malzeme bulmakta zorlandığı için başka hastanelere sevk edilmekle övünülen insanlara bulaşması muhtemel hastalığın önüne geçmek için aşı bulunmasını beklemektense, bu hastalığın ana kaynağı  olan hayvanları kontrolden geçirecek olan İl tarım Müdürlüklerini de harekete geçirmesi gerektiğini ve kırmızı et almakta zorlanıp, ucuz olan beyaz etin ana merkezi tavukların soluk alıp, almadığını, ineklerin ishal olup olmadığına bakmalı diyor tüm bilgiler..


    Yani bu kış günü ortalıkta bir parça yiyecek bulmakta zorlanan hayvanların ve diğer evcil hayvanlara sahip çıkıp, sağlık taramasından geçirilmeli diyor Corona Virüsü..



    AVRAT OTU..


    İç dünyam dediğim ama bazen sağa sola çekilen cumartesi yazılarıma ara vermeye çalıştığım, o yazılara konu olan içinde bulunduğum atmosferi aşmak için ani bir karar ile çıktığım kilometrelerce yollarda kendimle baş başa kalıp, kendi dünyamı dinlemeye çalışırken zehirlendiğimden de şüphe etmiyor değilim..


    ‘Yeni bir şeyler görmek için bakış açınızı değiştirin’ diyen psikologlara ihtiyaç duyduğumuz anların yaşandığı o anlarda ‘cinayetin dili yok ama konuşacak..’ sözünü de bana hatırlatan o yollarda önüme çıkan engellerden  biri olan kamyonun altına girmeme de neden olduğunu düşündüğüm bu zehirlenmenin nedenini düşünürken ve parmaklarımla seviştiğim bilgisayara sarıldığım anda aynı konuları ısıtıp, ısıtıp aynı kişilerin görüntüleri ile sürekli veren televizyonlardaki haber kanallarından vaz geçip, izlemek istediğim diğer kanallardan birinde Av Mevsimi adlı filme rastlıyorum..


    Ve tamda cumartesi yazılarından kaçıp,kendi haberlerimle sevişirken bir taraftan da dinleyip, izlediğim Av Mevsimi filminde rol alan sanatçının da rol gereği ama bir çoğumuzun yaşadığı o duygularla  mücadele ederken, arkadaşı ile  ettiği sohbet esnasında söylediği bir söze aklım takılıyor..


    Rol gereği psikolog  olan sanatçının içinde olduğu duyguları dinlerken ” Kardeşim senin durumun vahim. Bana soracak olursan sen Avrat otunu bilir misin, işte sen onun zehirlenmesini yaşıyorsun.. Güzelavrat otu nedir bilir misin Hasan’ım? Bir bitkidir. Arsenikle karıştırılıp suya atılınca kokusu olmayan bir zehir haline dönüşür. Bak adı ne kadar manidar, güzel-avrat otu. İşte kadınlar budur. Güzeldirler ama zehirleyerek öldürürler.” diyordu..


    Merak edip, adını yazıp baktığım ve nedir diye okuduğum ‘Güzel Avrat Otu’ adlı bitkinin mükemmel bir bitki olduğunu öğrendim ve birçok faydası olmasına rağmen insanlar tarafından çok fazla kullanılmayan bu otun üzerinde meyvelerde vardır. Küçük küçük kiraza benzer meyvelerin rengi siyahtır. Bu nedenle görünüşüyle ilgi çeken bir ottur. İlk zamanlar üzerinde mor renklerde çiçekler açan güzel avrat otu, zaman geçtikçe çiçeklerini meyveye dönüştürerek farklı bir görünüm alır.


    Bu ot insanlarda zehirli etkiler göstermeye başladığında ilk olarak kişilerde baş ağrısı uyku hali meydana gelir. İlerleyen zamanlarda ise yavaş yavaş susuzluk hissi ile birlikte sayıklama gibi durumlar ortaya çıkar. Eğer sizlerde de bu gibi belirtiler meydana gelir ise doktora baş vurun’ diyordu..


    Bu nedenle;


    Benim de içinde olduğum toplumun büyük kesiminin ‘iç dünya, özel hayat’ hatta ” mahalle baskısı” denen o içine girip, çıkamadığımız iç dünyamızdaki patlamaya hazır volkandan daha çok yanmamak  ve yanardağ misali patlamaktansa  direnip içinde olduğumuz psikolojiyi aşmak için değil doktora, yani psikoloğa gitmeyi en yakın arkadaşımızla paylaşamadığımız bir dünyada Nazım Hikmet’in  şiirlerine konu olanların da birer zehir olduğunu düşünmüyor değilim..


    Evet, hızla değişen gündemin gölgesinde kalan ve bir çok kişinin hastanelik olmasına vesile olan ve adına ‘Ispanak Zehirlenmesi’ denen Zehirli Avrat Otunun faydaları yanında zararlarının nerede hangi aşamada insanı zehirlediğini de düşünürken buna neden olan avrat yani kadınların da birer zehir damlası olduğunu da Nazım’ın şiirlerine bir kez daha göz atıp, anlıyor gibiydim..


     Adına gül denen ama solarken kendisi değil, o güle bakanın solduğunu da düşünmüyor değildim meşk belasına düşen ve o etkiyle dağları delmek için kaldırdığı çekicin başına düşüp öldüğü söylenen Ferhatların, padişahların da hatta Özal’ı, hatta Ecevit’in de aralarında olduğu onca insanı yavaş yavaş öldüren zehirlerin ve zehirleyenleri düşünürken..


    Babayı anmak ve aramak..


     

    7 Yıl önce yetim kalmanın ne olduğunu anladığım da nasıl olup da çok ama çok geciktiğimi bugün hala anlamış değilim..


    Halbuki fırsat varken bugün yaşadığım pişmanlıkları yaşamayabilir, hepimizin sağken değerini bilmediğimiz sevdiklerimize daha farklı davranabilirdik diye düşünüyorum..


    Çünkü hepimizin yani biz çiğ süt emmiş insanların başta babalarımızın olmak üzere bizi el bebek gül bebek büyüten annelerimizin, anne kadar sıcak yüreklere sahip halalarımızın, teyzelerimizin, tırnağımıza bir şey değse yüreklerine ok değmiş gibi ağrıyı hisseden bacılarımızı, birlikte gezip, top koşturup, kavgaları birlikte yaptığımız hatta kız tavlama yarışına girdiğimiz erkek kardeşlerimizi, baba kadar bize yakın olan ve değerli olduklarını anlamadığımız amcalarımızı, dayılarımızı kaybetmeden ne kadar değerli birer varlık olduklarını anlamayız..


    Evimizin bereketi olduklarını fark edemediğimiz yaşlılarımızı, biz yokken onlar var deyip, rahatça  çocuğumuzdan uzaklaştığımız da güvendiğimiz eşlerimizi, komşularımızı kısaca sevdiklerimizi kaybettiğimiz zaman dizlerimizi döverken aslında pişman olduğumuzu da kabul etmeme ukalalığı içine gireriz..


    Ve onlar sağken değerlerini anlamayıp, öldüklerinde arkalarından ağıtlar dizeriz..


    Sağken değerlerini bilmediklerimiz öldüğünde timsah göz yaşları dökerken sıranın bizlere geldiğini de kabul etmeyip, bir kaç gün aradan sonra unutur, hatırlamayız bile..


    Evet bugün babamı kaybettiğimin, yetim kaldığımın üzerinden tam 4 yıl geçmiş, beşinci yılı da onsuz geçirmeye hazırlanırken onun kokusunu, sevgisini, bakışlarını ve beni bırakıp gidişini bir kez daha hatırlıyorum ‘keşkelerle’ dolup, taşan yüreğimle..


    7 Yıl önce kaybettiğimde gazetecilik mesleğim gereği öldüğünü, ‘İnsan Babasının Öldüğünü Yazar mı?’ başlığı ile soğukanlılık içinde habere çevirirken aslında yaslandığım dağın çöktüğünü fark edemediğimi bugün, 7 nci yılda daha iyi anlarken ‘keşke yaşasaydı, keşke onunla kavga etmeseydim, keşke onu hiç üzmeseydim, keşke onu hiç sinirlendirmeseydim’ desem de çok ama çok geç kaldığımı bir kez daha anlıyorum, dolup, taşan göz yaşlarımı gizlice yanan göğsüme sönsün diye akıtırken..


    Çünkü her insanın sevdiklerini kaybettikten sonraki yaşadıklarını ben de yaşadım bugün her yerde arayıp, bulamadığım, babamın ölümüyle..


    Ardahan’ın da önemli bir değeri olan Fevzi Yılmaz ile birlikte çok güzel anılarımız vardı, baba oğul ilişkisinin yanında sırdaş, arkadaş yoldaş olsak da her çocukla babası arasında yaşanan tatsız şeyler benle, babam arasında da oldu.


    Birlikte çok şeye göğüs gerdik, güldük, eğlendiysek de zaman zaman kavgalarımız, kırgınlıklarımız, bir birimizi üzmelerimiz de olmadı değil..


    Ve bugün 7 nci yılında keşkelerle dolu bir sürecin yeniden yaşanmasına imkan verilse o kavgaları, üzmeleri, kırmaları değil, tüm yürek sıcaklığı ile ‘Babam benim’ diyerek soğuk mezarına değil, ona sarılmayı seçerdim..


    Ama ben o şansı 7 yıl önce kaçırdım..


    Siz bu yazıyı okuyanlar şans varken başta babanızın olmak üzere yüreğinizin yarısı, yanınızdaki, arkanızdaki dağların önemini bilin..


    Bilin ki bu yetim gibi babasının ölümünü kabul etmeyip, ‘İnsan babasının öldüğünü yazar mı?’ sorusunu yazmak zorunda kalıp, sonradan pişman olmayın.


    Trump Beni Aradı!..


    Tek adam, pardon Başkanlık döneminin yaşandığı dünyada kimi başkanların kanka olduğu, kimilerinin ise bizim dernekçilikte olduğu gibi kanlı bıçaklı bir haldeyken”Trump beni aradı pardon pardon Trump Başkanı aradı”başlıklı müjdeli haberleri de sıkça duyup, okur olduk..


    Evet Komünist Küba’nın da içinde olduğu okyanus ötesinde yaşanan 7.9 şiddetindeki depremde bir bina bile yıkılmaz ve kimse ölmezken, Elazığ’da yaşanan ve bizim belediye başkanlarının hiç suçu yokmuş gibi yeniden müteahhit avına çıkılan depremin ardından Afrika seyahatine pardon ziyaretlerine çıkan Başkanı arayan okyanus ötesindeki diğer Başkan bizim başkanla konuştuktan hemen sonra adeta Filistin’i İsrail’e ilhak ettiğini duyuruyordu.


    Öte yandan diğer Başkan yani sıcak denizlere inme hesapları yapan ve bunu Suriye’den sonra Libya’da at oynatarak ortaya koyan Başkanda yeni bir göç hareketini başlatan operasyonlara ve bombalamalara izin veriyordu.


    İsrail’in hükümet kuramaz hale getirilen siyasetinden yeni bir başkan yaratmaya çalışan başkanlar birbirlerini arayınca asıl depremin yaşandığını anlamayız.


    Kısacası dün İran ile savaşacağı tartışılan ABD başkanı Trump bölgede hayata geçireceği her plan öncesi bir zamanlar “Ben BOP’un eş başkanıyım”diyen bizim Başkan Erdoğan’ı arar Edoğan’da Trump’la görüşmelerini genelde ortadoğu ve Afrika’dayken “Başkan beni aradı” diyerek açıklar, ardından kendisi de briketten kulübeler yapmaya hazırlandığı Suriye’den Esad’ı aramaz, Esed dediği Başkanı destekleyen Başkan Putin’i arar, “Yeni bir göç dalgası yaratma” diyerek.


    Esed’e olduğu gibi Amerika’nın Feto gibi yıllarca beslediği sonra Kaddafi’yi ortadan kaldırıp, bölgeye yeniden gönderdiği ve Libya’yı karıştıran darbeci Hafter’e de çok kızan bizim başkan ve başkanların yön verdiği dünyada bir türlü yörüngesine oturamaz yer yüzünden bombalarla, yer altından depremlerle sarsılarak insanları ağlatır..


    Ha bu arada başkanların anlayışı dolayısıyla devre dışı bırakıldığı ileri sürülen meclise gelmesi beklenen ve genel bir affa dönüşmesi istenen 2. Yargı Reformu da yine ertelendi gibi..



    *Hayat Devam Ediyor!..


    CHP eski Milletvekili Ali Özcan’ın yıllar önce Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmasında Deprem Uzmanı diye tv ekranlarında  boy gösterenlerden daha net şekilde yer ve zaman belirttiği Depremin yıktığı Elazığ ve Malatya’daki acıları derinden hissettiğimiz şu günlerde hayat öyle ya da böyle devam ediyor.


    CHP’li Milletvekilinin 4 yıl önce dikkat çektiği ve ülkenin en büyük fay hattından birinin geçtiği Elazığ’a ve ülkenin her yanında  onca sorunun aşılmaya çalışıldığı normal hayat akışının da sürdüğünü Başkan Erdoğan’ın Depremin hemen akabinde yurt dışına gitmesi, İmamoğlu’nun da Deprem bölgesine gittikten sonra Kayak Merkezine gittiği iddialarıyla devam ediyor.


    Bu durum özel hayatlarda da böyledir. Bunun en bariz örneği de dün ömür boyu birlikte yaşayacağını düşündüğün sevdiklerin, yaşanan bir deprem neticesinde ellerinin arasından kayıp gider adeta.


    Hayatın devam ettiği sorun ve ayrılıkların devam edeceği şu dünyada aslolan, dünya var oldukça eser bırakmak değil midir?


    Yaşamın anlamı öldükten sonra iyi ve güzel bir şekilde anılacağınız  eserlerde gizlidir. Geleceğe yönelik eser bırakmayan insan kısırdır. Benjamin Franklin’in belirttiği gibi”Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okunmaya değer bir kitap yazın ya da yazılmaya değer işler başarın”.


    Bu nedenle hayatımızı alt üst eden yaşanan depremler gibi bizi derinden sarsan olaylara karşı daha cesur ve kararlı olmalıyız ki son olarak Elazığ ve Malatya’daki yıkılan, yıkılırken de onca insanı yok eden ağırlıkta olmamalıyız. Aksine kendimiz yıkılırken etrafımızda bulunanların da kanadını kolunu kıracağımız gibi onlara da hayatı zehir ederiz kendimize ettiğimiz gibi..



    **KAISÎAD/KAI diasPARA’sı..


     


    1992 yılında yeniden Vilayet olan ama Kars diasPARA’sının gölgelemeye devam ettiği Ardahan ve Iğdır İlleri bu ülkenin 81 Vilayetlerini oluşturur yani Kars ayrı bir kent, Ardahan ayrı bir kent, Iğdır ayrı bir şehirdir.


    Ve biz Ardahan ‘lıların ısrarla üzerinde durduğu bu gerçeği kabul etmek istemeyen KAI,KAISAD diasPARA’sının gölgesinden bıkan Ardahan’lılar geç de olsa sözümüze geldiler.


    Son olarak Ankara’ da yapılan ve Karslı eski ulaştırma Bakanının önünü çektiği diasPARA’nın etkinliği ardından yaşananların özeti ve gerçeği Zafer Tahiroğlu’nun ele aldığı aşağıdaki yazıdır.


    İşte diasPARA’ya Ardahanlıların isyan yazısı:


     ARDAHANLILAR,ARDAHAN ADINI KAI FEDERASYONLARININ KULLANMASINI İSTEMİYOR..


    Ardahanlılar KAI’nin adlarını kullanmasını istemiyor ve gerekirse REFERANDUMA gideriz diyorlar..


    Geçtiğimiz gün yazdığım KAI Federasyonu ile ilgili yazıma birileri sessiz kaldı kalmasına ama Ardahan için bir şeyler yapma gayretinde olan,Gazeteci Fakir Yılmaz,Sevdamız Ardahan derneği başkanı  Levent Pehlivan’ı arayıp teşekkür ettiler,yazının muhataplarından ise ses seda çıkmadı, belli ki onlar akıllı ve büyük insanlar olduğu için bizleri muhatap alıp cevap verme gereği duymamışlardır! Çünkü onlar büyük adamlar biz kim oluyoruz onlara akıl vermeye çalışmakla!


    Gazeteci Fakir Yılmaz İstanbul’da Ardahan Federasyonu üzerinden KAI’nin etkinliğini kırmaya uğraşırken buna inat birileri ısrarla KAI gölgesi altında farklı hesaplar peşinde koşmaya devam ederken,Ankara’da da KAI’ye ilk başkaldıran Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Ergüder Şimdi’yi yanlız bırakan Ardahan siyasetçileri ve bazı STK temsilcileri bu tavırlarından dolayı herhangi bir açıklama yapmadıkları için Ardahan üzerinden rant toplayan KAI Federasyonları bu durumdan hayli keyif almış durumdalar.


    Ardahan için çırpınan ve o sevda ile bir şeyler yapma gayretinde olan Sevdamız Ardahan Derneği Başkanı Levent Pehlivan dün beni arayarak bu duruma isyan edip,”Abi Ardahan ismini şu KAI’den nasıl sildirebiliriz bu adamlar bizim ısrarla üzerinde durduğumuz DOĞU EXPRESİ’NİN SON DURAĞI ARDAHAN OLSUN projesine de engel olacaklar o yüzden bu adamların Ardahan adına etkinlik yapmalarına müsaade etmememiz gerekiyor bu konuda gerekirse REFERANDUM’a gideriz” dedi.


    Bir Ardahanlı olarak bu duyarlılığa sahip bir dernek başkanına teşekkür edip,bu insan kadar en küçük bir endişesi olmayıp gidip KAI’nin etkinliklerinde boy boy resimler çektirip poz verenler,iş olsun diye Ardahan’ lıya sorup burada’da türkü söyleyeyimmi diye şov yapanların olduğu bu süreçte Levent Pehlivan’ın da sesini Ergüder Şimdi gibi yükseltmeye başladığı apaçık ortada.Buna Destek olan STK Başkanı Mustafa Morkoç ve diğer STK ların sesi yavaş yavaş çıkmaya başladı ve Pehlivan’ın dediği çizgiye Ardahanın tüm  STK’ları gelecektir.Ardahan adını KAI Federasyonları yaptıkları etkinliklerde kullanmamalıdır meselenin özü bu, çünkü Ardahan’ın gerek Istanbul’da ve gerekse Ankara’da kendi Federasyonları vardır ve Ardahan adına bunlar etkinlik yapmalıdır ve yapıyorlar da.


    Ardahan’ın birlik ve beraberliği için uğraşan bu Ardahan sevdalısı insanların bu mücadelesine destek vermek ben Ardahan’lıyım diyen her onurlu insanın görevidir.


    KAI Federasyonlarının bu konuda şapkalarını önüne koyup bu durumu iyi analiz etmeleri ve Ardahan’ın yakasından düşmeleri gerekiyor. 


    Doğu Expresiyle Kars’a gelen yerli ve yabancı turistlere Ardahan’ın sınırları içerisinde % 80 olan Çıldır Gölünü Kars’ın olduğu yalanının anlatıldığı programların sahiplenilmesinin karşısında sessiz kalan KAI’lerin neden istenmediğinin bir gerekçesi de bu durumdur,çünkü Uçaklarda bile yolcuların okuması için basılan dergide Çıldır gölünün Kars’ın olduğunu anlatan yazıyı geçen Ardahan dönüşü okudum ve şaşırdım.


    Ardahan insanı bu yalan beyanlar karşısında dik duracak noktaya geldi ve kendisini Kars’ın arka bahçesi olarak gören bu anlayışa son vermeye kararlıdır.


    İşin özeti bu..


    ARDAFED YİĞİT’TEN SONRA


    MUSTAFA SARIGÜL İLE GÖRÜŞTÜ..


    arşiv haber 20/05/2018 tarihli haber/yorum


    4-8 Temmuz’da İstanbul Bakırköy’de Bal Festivali düzelmeye hazırlanan Ardahan Dernekler Federasyonu ARDAFED yönetimi çalışmalarına devam ediyor.


    Geçtiğimiz yıl bir ilke imza atarak, İstanbul’da gerçekleştirdiği, ‘Ardahan’ı Tanıtma Günleri’ ile başta İstanbul’da ki Ardahanlıları olmak üzere 4 gün içinde 1,5 Milyon insanı Maltepe Etkinlik alanına toplayan ve unutulmayacak dev bir organizasyona imza atan ARDAFED Yönetimi bu kez İstanbul’un Avrupa yakasında organizeye hazırlandığı Ardahan Bal Festivaline hazırlanıyor.


    ‘Ardahalılar İstanbul’da Top Koşturuyor’ parolası ile bu yıl ilk olarak hem ‘14 Yaş Gençler Arası Futbol Turnuvası ‘ hem de Ardahan 23 Şubat Futbol Turnuvasının 3 üncüsünü düzenleyen ve 4-8 Temmuz’da gerçekleşecek olan Bal Festivali öncesi çalışmalarına ara vermeden devam eden ARDAFED Yönetim Kurulu geçtiğimiz gün ziyaret ettiği KAI eski Başkanı/İşadamı Sabri Yiğit’ten sonra ARDAFED’in Genel Merkezinin de bulunduğu İstanbul Şişli ilçesinin eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün konuğuydu.


    ARDAFED Başkan Yardımcısı Name Yılmaz Fidan, Şemsettin Şenel, Celil Ünlü , Mahmut Şenel ve Emine Sarıdede’nin yanoı sıra aynı zamanda Sarıgül’ün danışmanları arasında olan Ardahanlı Orhan Karabayır ile birlikte makamında görüştükler Mustafa Sarıgül aynı ilçede ve aynı sokakta olmakla şeref duyduğu Ardahan Dernekler Federasyonun ilk kuruluş yıllarında katıldığı gecede tanıştığı Ardahanlılardan bir çoğu ile bugün dost olduğunu ve bu dostluğu perçinleyerek her geçen gün büyüttüğünü belirtti.


    Bal Festivaline katılma sözü veren Şiili eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül bu yönde kendisine düşen her görevi yapacağını da belirtti.



    **Kura Nehrine Karanfil Bırakıldı..


    Osmanlı-Rus Savaşının 141. yılında 93 Harbi şehitleri anısına Kura nehrine karanfil bırakıldı.


    Ardahan Belediyesince, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Ardahan’a giren Rus ordusu ve beraberlerindeki Ermeni birlikleri tarafından canlı canlı yakılarak şehit edilen Tükler için “93 Harbi Şehitlerimizi” anma programı düzenlendi.



    “93 Harbi” olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşının 141. yılı münasebetiyle düzenlenen, 93 harbi şehitlerini anma programı çerçevesinde Tarihi köprüde ilk mücadeleyi veren ecdat yad edilerek, Kura nehrine karanfil bırakıldı.


    Karanfillerin Kura nehrine bırakılması sonrasında açıklama yapan Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, “Ardahan’ın ilk işgal acısını yaşadığı günlerden biri olan 17 Mayıs 1877 gününün 141. yıl dönümünü bugün anmak için buradayız. 93 harbi şehitlerini anma etkinliğini ilk defa yapıyoruz. Burada savaşların, işgallerin sivillere, kadınlara, çocuklara nasıl bir acı bıraktığı ve en büyük çileyi sivillerin yaşadığını izah etmeye çalışıyoruz. Bu vesile ile Filistin‘de yaşanan acıları dünyaya ve bütün insanlığa hatırlatmak istiyoruz. ve sivillere ve Müslümanlara yönelik katliamları kınıyoruz, lanetliyoruz. Büyük devletlerin ve Birleşmiş Milletlerin artık dünyadaki kana, göz yaşına, zulme son verme iradesini göstermelerini diliyoruz.” şeklinde konuştu.



    Dilimi konuşamıyorsam suç kimde?






      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Ardahan’da ki seçim gündemini almak için beni canlı yayına konuk eden TRT Kurdi’deydim.


    Kardelenlerin yerini mis kokulu bin bir çiçeğe ve gözlere ilaç olan yeşil doğaya bıraktığı Ardahan’ın simgesi olan Kura Ovasını izleyen tarihi Ardahan Kalesin de canlı yapılan yayın öncesi ve sonra yaşadığım zorluk beni hem üzdü, hem de utandırdı.

    Üzüldüm..

    Çünkü ana dilim olan Kürtçeyi özgürce ve rahatça konuşamama sıkıntısını yaşadım.

    Utandım..

    Çünkü suçun tamamen başkalarının değil, kendimde de olduğunu da anladım..

    Evet, yeni bir seçime doğru giderken başta 16 yıldır iktidar da bulunan ve bir dönem büyük puan toplayan bir davranış içine girip, bugün buzlukta donan barış süreci başlatan, devletin elinde olan TRT’de önce TRT 6 adında adı değiştirip, TRT Kurdi’nin önünü açan Erdoğan ayrı,

    Kendisini ziyaret etmekle bir puan daha alan İnce ve diğer rakipleri ise bol keseden vaatler yapmaya başladıkları şu günlerde kimse bu ülkenin ana sorunlarının başında gelen hak, hukuk ve özgürlüklerine istendiği kadar dem vurmuyor.

    Vuranlar da, gerek KHK, gerekse ‘Aman aman milliyetçi oylar kaçar’ diye kaçamak vaatlerle sözde başta ülkenin can alıcı ve de yakıcı Kürt sorunu olmak üzere tam anlamıyla yerleşmiş bir demokrasinin gereği olan konular hakkın da ciddi bir şey diyemiyor.

    Yani bu ülkenin ana sorunları olan ana dil özgürlüğü ve bu ülkenin mozaiği olan Türkçe ve diğer dillerin eğimde yer alması, ekonomi, terör, insan hakları, özgürlükler gibi birçok sorunun üzerine gidemeyen siyasiler yeni bir seçime doğru yol alırken, yine pansuman görevi yapan vaatlerin ötesine geçemediklerini görmekteyiz.

    Yasa dışı örgütlerinin sıra toplumun ve tabanının ret ettiği çukur anlayışını taşıyanların demokrasinin önünü de ki engellerin temizlenmesine engel olup, zaman zaman zorunlu ötelenmesine neden olduğunu da belirtmek gerektiğini hatırlatmakta gerekir.

    Ancak tüm bunlara karşın ülke yöneticilerinin de bunların yani antidemokratik uygulamaları bahane edip, ortaya koydukları terörizmi yine mana edip, KHK ya da diğer antidemokratik uygulamalara çanak tutmaları maalesef bitmesi gereken sorunları daha da büyüttüğü de diğer bir gerçek..

    Hâlbuki terörizmin anti ilacının gerçek anlamda bir demokrasi anlayışı olduğunu bizlerde, bu ülkenin yöneticileri de iyi biliyorlar.

    Bunun en açık örneği, yıllarca yasaklanan Kürt dilinin hükümet ve iktidar yanlısı da olsa ve de ‘Yetmezse de buna da şükür’ dedirten TRT Kurdi’dir..

    Evet, son KHK’larla yeniden ortaya konulan anlamsız uygulamalarla kapatılan onca Kürtçe tv ve radyoya karşın devletin kontrolünde de olsa yayınına devam eden TRT Kurdi bu ülkede yok olmaya yüz tutan Kürtçeyi yeniden canlandırdığını da kabul etmek gerekir.

    Kürt olan biri olarak gün geçtikçe asimilasyona uğramış biri olarak canlı yayınına çıktığım TRT Kurdi’de ana dilim Kürtçeyi konuşmaktan zorlanırken suçun kimde olduğunu da yeniden düşünme fırsatı buldum.

    Çünkü ana dilimi rahatça konuşamama sıkıntısı içinde gerek TRT Kurdi, gerekse diğer alanlarda olduğu gibi ana dilim olan Kürçe’yi konuşmaya konuşmaya evimizde kendimize koyduğumuz oto sansürle asimilasyona uğradığımı hem de ezilerek bir kez daha anladım.

    Yani adı üzerinde Ana dil olan dilimin evimden konuşulmadığını da hatırlayıp, suçun tamamen evimin dışında yaşanan baskı ve antidemokratik uygulamalarla değil, bizlerin her alanda olduğu gibi dil konusunda da kendi kendimize oto sansür uyguladığımızı ve kendi ana dilimize sahip çıkmadığımızın utancını yaşadım.

    Kısacası onca baskı ve antidemokratik uygulamaları suçlarken kendimizin de bu baskı ve antidemokratik uygulamalara inat en azından evimizde dilimizi canlı tutma çabasına gitme zahmetinde bulunmadığımızı, Kanal A gibi yayın yapsa da yine de kızmayıp, TRT Kurdi’yi izlemektense Acun’u milyonluk yapan Survivor’u izler, Kürtçe’den çok İngilizce’yi ezberler, Kürtçe’ye kardeş olan Türkçe’yi bile beğenmeyip, iş yerlerimize yabancı isimler verenler yine biz değil miyiz?

    Evet, TRT Kurdi’nin canlı yayınına katılıp, Kürtçe, Türkçe’yi bir birine katan bir konuşma yapan, bunu yaparken yine de Ardahan’a Havaalanı diye bilen bir Kürt olarak bir kez daha anladım ki; Biz Kürtler de Türkler gibi aslımıza, gelenek, göreneklerimize, dilimize hatta Fransızların karşıma ukalalığından bulunduğu dinimize yeterince sahip çıkıp o cevher olan kültürümüzü, yaşam biçimimizi haşıl ederiz.

    Sonra da, ‘Suç kimde?’ diye yine döner bir birimizle kavga eder, güzelim ülke de diller zenginliği yaşayan kardeşliğimizi zedeleriz.

    Yani en kolay yol olan suçumuzu kapatmak için bu güzelim ülkede topu bir birimize atar hem zaman, hem de dillerimizi kayıp ederiz.

    Ve gün geçtikçe de hep birlikte asimilasyona uğrar, yabancı dillerin esiri, özentisi olur, yerli malları unuttuğumuz gibi bugün önüne geçilemeyen ve ceplerimizi boşaltan yeşil dolarlara mahkûm oluruz.

    Evet, ben suç bende diyorum ya sizce suç kimde?


  • ARDAFED ANAKONLA BİR ARAYA GELDİ..



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Aynı zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan ve yarın İBB’nin STK’lardan sorumlu koordinatörü ile görüşecek olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Başkanlığını yaptığı ARDAFED’in Kurucusu ve yönetiminde olduğu 10 Vilayetin federasyonları, 40’a yakın derneğinin bir araya getirildiği Anadolu Konfederasyonu ile Ardahan dernekler Federasyonu Genel Merkezinde bir araya geldi.




    ANAKON Başkanı Yusuf Tuncil’in yanı sıra Amasya Federasyonu Başkanı İsmail Aktaş, Sinop eski Federasyon Başkanı Nihat Altaş, Hatay Antakya Dernek Başkanı Ahmet Kara, ANAKON Genel Sekreteri, Van Dernekler Federasyonu 2. Bölge Başkanı, ARDAFED eski Başkan Yardımcısı Meşedibi (Morofka) Dernek Başkanı Özcan Düğmeci, Ardahan’lı İşadamı Siyasetçi Erdem Uygur, ARDAFED Kadın Komisyonu Üyelerinin katıldığı toplantıda İstanbul/Şişli’de bulunan Ardahan dernekler Federasyonunda bir araya gelip, durum değerlendirmesi yapan ANAKON ve ARDAFED yöneticileri bundan sonraki çalışmaları biraz daha hızlandırıp, Anakon’a üye olan federasyon ve derneklerle toplantılar yapmaya devam edeceklerini belirtiler.



    HARA HURA PARTİLER İKTİDAR…


    Demokrasi adına yapıldığı belirtilen ama en son Rusya Belarus’taki gibi sonuçlanan sözde seçimler ülkemizde üç yıl sonra olmasına karşın bugünden itibaren tartışılmaya devam ediliyor.


    Yani 20 yıldır Belarus’taki iktidar olan şahsın seçimler öncesi yaptığı ve “sonuçları belli” dediği şekilde sonuçlanan seçimlerin güvenilirliğinin de tartışıldığı bu süreçte ülkemizde 3 yıl sonra yapılacak olan seçimler, bir erken seçim umuduyla tartışılmaya devam ededursun ard arda yeni partiler boy göstermeye devam ediyor.




    Doksana yakın partinin olduğu ama dokuzu bilemediniz on birinin konuşulduğu ülkede iktidar olmak için gereken birliktelik çabalarının da sürdüğü bu zamanda eski adıyla koalisyon, yeni adıyla ittifak için çalışmalar sürüyor.

    Bu yeni kurulan partilerin arasında oluşturulmak istenilen birlikteliğin nasıl olacağının da tartışıldığı ülkemde birilerinin gerek yeni kurulan partilere gerekse geriye kalan 80 partinin hara-hura deyip görmezden gelindiği ve sözüm ona ”durmak yok, yola devam” denen şu günlerde başta Gelecek Partisini kurup, kısa sürede örgütlenen ve son olarak bizzat katılıp, gözlemlediğim Ardahan ve İstanbul İl Kongrelerinde gördüğüm eski başbakanlardan Davutoğlu gibilerinin sağı, CHP’nin kozmik odasını aşma çalışmaları yapan Kılıçdaroğlu solu, MHP’yi geçen ve oy oranı HDP gibi %13’leri bulan Akşener’in hara, huraları yani hurdacıların toplayarak, çevreyi, doğayı temizledikleri gibi siyasi araneyı temizleyeceklermiş gibi görüyorum…

    Tabi parti örgütlemelerini Davutoğlu gibi hızlı yapmazsa da ağır ama emin adımlarla yol alan ve er geç Davutoğlu ile bir araya geleceği öne sürülen Babacan, Ardahan’lı Öztürk Yılmaz, pişman olup, susacağı ama ”Bin Günde Memleket Harekâtı” başlatıp, aslında partisine çalışacağını, CHP’nin reklamını yapacağını düşündüğüm İnce ve geri kalan tüm partiler, sendikalar, iş adamları, stk’lar her geçen gün oluşturdukları ittifak ile sanki iktidara doğru yürürlerken, mevcut iktidarında 26 yıldır ikitdarda bulunan ve son olaylar ardından yani seçim sonuçlarının sahte olduğunun öne sürülüp, olayların çıktığı ve Rusya’nın gerekirse asker göndereceğini belirttiği Belarus’taki gibi sonucunu bildiği seçim rahatlığından mı onuda bilmiyorum desem de bu yönde olabilecekleri de tahmin ediyor gibiyim..



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    ANAKON Kongresini Yaptı..


    arşiv haber 05/10/2017 tarihi haber


    Ardahan Dernekler Federasyonun Kurucu Üyesi olduğu ve 7 Vilayetin bir araya gelip birlikte kurduğu Anadolu Konfederasyonu 1. Kongresini gerçekleştirdi.


    Amasya, Kastamonu, Bingöl, Adıyaman, Ahmed Diyarbakır, Ardahan ve Van Federasyonlarının bir araya gelerek kurdukları ve kısa adı ANAKON olan Anadolu Konfederasyonu geçtiğimiz günlerde yaptığı ilk kongresinde başkan değişikliğine gitti.


    Van Federasyonu eski Başkanı olan Yusuf Tuncil’in Genel Başkanlığına getirildiği ANakon’un 1. Kongresi ardından aralarında ARDAFED’in Başkanı Fakir Yılmaz’ın da bulunduğu yeni yönetim şu isimlerden oluştu.


    Yusuf Tumcil Genel başkan, İsmail Aktaş Başkan Yardımcısı, H. Selami Çelebioğlu Başkan Yardımcısı, Ali Acar Başkan Yardımcısı, Fevzi Donat Başkan yardımcısı, İbrahim Aybek Başkan Yardımcısı, Fakir Yılmaz başkan Yardımcısı, Erdoğan Bal Başkan Yardımcısı, Aydın Gürhan Başkan Yardımcısı, Hasan Andinç Başkan Yardımcısı ve İhsan Tuncel Başkan Yardımcısı


    **Hedef Tüm Vilayetlerin Federasyonlarını Bir Çatı Altında Toplamak..


    ARDAFED’in Başkanı Fakir Yılmaz’ın da bir konuşma yaptığı kongrede ANAKON’un Başkanlığa seçilen Yusuf Tuncel kongre öncesi yaptığı konuşmada hedeflerinin İstanbul metropolünde bulunan İl Federasyonlarının tümünü bir çatı altında toplam olduğunu söyledi.


    **ANAKON DERNEKLERLE BULUŞTU..


    *06/04/2016 Tarihli Haber


    Ardahan Dernekler Federasyonun da kurucu üyesi olduğu ve İstanbul’da bulunan İl Federasyonlarının oluşturduğu Anadolu Konfederasyonu Kurucu Başkan ve Yöneticileri, Dünya Basın Derneğinin düzenlediği ve yaklaşık 40 derneğin katıldığı toplantıya katıldı.


    **YILMAZ GÜNEY’İ UNUTMADILAR..



    Dünya Basın Derneğinin İstanbul İSTOÇ’ta düzenlediği ve İstanbul Valiliği Yazıişleri ve Mahalli İşleri Müdürlerinin de bulunduğu toplantıya katılıp, dernek başkan ve yöneticileri ile istişareler de bulunan ANAKON Yöneticileri daha sonra Yılmaz Güney anısına hazırlanan belgeselin galasına katıldılar.



    **Size benzemeyeceğim..






      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi bana sordu..

    Ben de; Hasan Özdemir’in Ardahan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlle dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’ dedi.

    Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz.. 

    Ama yolumuza devam ediyoruz.. 

    Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..

    Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..

    Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..Ama şunu herkes iyi bilmelidir ki ben onlara benzemeyeceğim ve babamın bana dediklerini kulağıma küpe yaparak, bildiğim yoldan devam edeceğim..


    **Ayrılıklar hep zordur..


    Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..

    Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..

    Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..

    Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?

    Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?

    Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?

    Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?

    Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..

    Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..

    denilen bir ülkedeyiz.. 

    Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..

    Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..

    Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..

    Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..

    Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan

    ayrılırken yaşanan aynı  duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..


    **Ekmeğe muhtaç bırakmak..


    Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce

    ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların

    sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil

    Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.

    Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir

    bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse

    inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada

    görevden alınıyor.

    Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar? 

    Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..

    Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..

    ‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..

    Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..

    Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..


  • Asker Covit-19 Çıkınca Askere Gidemediler!



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Koronavirüs vaka sayısı bugün kaç oldu?


    Mart ayından bugüne ülkemizde devam eden koronavirüs salgını devam ediyor. Alınan büyük tedbirler tarafından günlük vefat eden sayısı oldukça azaldı. 1 Haziran 2020 tarihinden itibaren normalleşme süreci başladı. Bu süreçte günlük koronavirüs haberleri gelmeye devam ediyor. 


    Koronavirüs vaka sayısı: 1.182


    Koronavirüs vefat sayısı: 15


    Koronavirüs iyileşen sayısı: 1.103



    İki Gözü Kör Olanlar..


    Bugünkü yazıma, ”Bu yaşıma kadar gözlerimin gördüklerini, kulaklarımın duyduklarını anlatmayla başlayacağım” desem de bana göre bir mahalle baskısı olan ama ”dinin emri” denerek yasaklanan ve ”Hatasız dost arayan dostsuz” kalır diyen ataların freni ile benim gibi bir çoğumuzun anlatacaklarından vazgeçip, yaşamı boyunca gördüklerini, duyduklarını anlatmaktansa içine atmayı, dert edinmeyi yani üç maymunu oynamayı tercih ederiz..

    Ve en önemlisi açık olduğunu sanıp, gerçekte ise aşkın ana merkezi olan kalp gözü gibi, takıntılarla sulanmış, körlenmiş beyni gibi güzel kaşlarla süslenen iki gözünün de kör olduğunu anlamayanlara sıkça anlatılan ve son olarak meslektaşım Okay Gönensin’in de köşesine aldığı bir hikâyeyi ben de buradan köşeme alıp, işleyeceğim belki kalp gözü dahil kör gözler, sağır kulaklar açılır diyerek…

    Hikâyede iki fakir adam vardır. Bunlar komşu. Birkaç davarı, tavukları, küçük arazileri var. Ve ikisi sürekli kavga hâlindeler. Tavuk yüzünden, tarla yüzünden, küçük büyük her mesele yüzünden kavga ediyorlar.

    Hızır iki adamı izliyor ve müdahale etmeye karar veriyor.

    Bir gün ikisinden birisinin kapısını rastgele çalıyor. Adamı alıyor karşısına, “dile benden ne dilersen” diyor, “ne istersen yapacağım, ama sana yaptığımın iki katını komşuna da yapacağım.”




    Adam uzun uzun düşünüyor, sonra Hızır’ın karşısına geçiyor: “Hızır Aleyhisselam, senden dileğim şudur: Benim bir gözümü kör et.”

    Bu hikâyenin devamı birçok farklı şekilde yazılmıştır. Hızır ikisine birden gitseydi, ikisinin de ikişer gözü mü çıkmış olurdu? 

    Ve hikâyeye farklı devamlar yazılır, ama bu arada iki fukaraya çok yüz de takılır.

    Hep birlikte körleşme denebilecek bu duruma baktığımızda da karşımıza;

    Aydın düşüncenin, insana bakışın ve en önemlisi demokrasi anlayışının henüz ulaşmadığı bir evreyi yaşayan köylerdeki çeperlerin diplerinden çıkıp, şehirlere götürdükleri sosyal hayat, siyasal yaşam hatta siyasette de bu iki fukaranın yaşadığı “benim bir gözüm çıksın, yeter ki onun iki gözü de kör olsun” ruhuyla yapılıyor.

    Çatışma alanları arttıkça da bu ruh hâli için bazen “iki göze iki göz” bile bir tür “galibiyet” sayılıyor…

    Toplumun “gerçek” çatışma alanları var. Bu alanları, hiç kimse gözünden olmadan daraltmanın ve yok etmenin yolları da var. Bu yolları açmak yerine, yeni çatışma alanları üretmek, karşıdakinin iki gözüne karşılık bir gözünü feda eden köylünün ruh hâlinin egemenliğinde söz konusu oluyor.

    Şu anda herkesin içini karartan çatışmaları, inatlaşmaları, “el mi yaman bey mi yaman?” vuruşmalarını madde madde sıralamak da mümkün. Her maddenin iki ya da üç, dört tarafında da pozisyon almış olanların hepsinin “bir göze iki göz” hesabıyla hareket ettiklerini de görmekse hiç zor değil.

    Kısaca başta, ‘Güçlü bir lobi’ denerek yapılan ve benim de başında bulunduğum sivil toplum örgütcülüğünde yani dernekçilikte daha net gördüğüm, “Bir göze iki göz” ruhuyla yapılan savaşların sonuçları her zaman biraz daha fazla ve hep birlikte “körleşme”dir.

    “Körleşme”de savaşın nasıl çıktığını hatırlayan kalmaz, sadece savaşın kendisi kalır.

    “Körleşme”nin insanlara ne vaat ettiğini bilmek için de fazla uzağa gitmeye gerek yok, çevremizdeki dramlar başarabilmişse tek gözünü koruyabilmiş olan herkese yeter.



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.phpARDAHANLI ORHAN KESKİN KİTAPLAŞTI..


    arşiv habr 03/06/2016 tarihli haber


    ‘Kitabın adını Orhan koydu’ 1984’te Diyarbakır Cezaevi’ndeki ölüm orucunda yaşamını yitiren Ardahanlı Devrimci Orhan Keskin’in yaşamı kitaplaştırıldı. Bir döneme ışık tutan kitabın adı Keskin’in son sözlerinden geliyor.


    Azad Sağnıç’ın eseri ‘Orhan Keskin: Bana Beyaz Bir At Getirin’ 1975-1984 döneminde Kürt illerindeki Devrimci Yol çalışmalarına da kaynaklık edebilecek bir eser. Bir döneme ışık tutan kitap vesilesiyle Keskin’i yakından da tanıyan yazar Azad Sağnıç ile konuştuk.


    Kitabınıza konu edindiğiniz Orhan Keskin kimdir?


    Orhan Keskin 1957 doğumlu, Gürcü asıllı ve Şavşat’tan Ardahan’a göç eden bir ailenin çocuğu. Köy Enstitülü olan babasının demokrat yanlarından etkilenmiş. Babasının öğretmenliğinden kaynaklı olarak da Kürdistan bölgesini de neredeyse karış karış gezmiş. Buralarda Kürtlerle ve tanımadığı bir dille tanışmış. Bu dilin yasaklı oluşu onda bir kırılma noktası yaratmış.


    Kitabın adının bir anlamı var mı?


    Kitabın adının da özel bir anlamı var. Ölüm orucunun son haftalarında vücut direnci iyice düşen Orhan Keskin’in bilinci gidip geliyor ve zaman zaman yüksek sesle sayıklamaya başlıyor. Koğuş arkadaşları da onun sayıklarken en çok ‘Bana beyaz bir at getirin’ diye haykırdığını söylüyor. Kitabın adı da Orhan Keskin’in bu son sözlerinden geliyor.


     


    Kitaptan anlaşıldığı kadarıyla Orhan Keskin’in politikleşmesinde iki eksen var. Biri, Kürt illerindeki baskı ve zulüm, diğeri de o dönem tüm ülkede yükselen gençlik mücadelesi.


    Evet, Kürtlerin yaşadıklarını gözlemlemesi önemli oluyor. Ama tabii o dönemde, aydın ailelerin çocuklarının Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Hüseyin İnan gibi isimlerden ciddi şekilde etkilenmesi söz konusu. Orhan Keskin de o gençlerden biri. Yükselen devrimci gençlik mücadelesi onu da içine çekiyor.


    Orhan Keskin’le tanışıklığınız nedir?


    1977’de Orhan’la, Tatvan’da bütün devrimci yapıların ortak kullandığı Tatvan Devrimci Kültür Derneği’nde tanıştık. Politik bir tartışma vardı. Orhan o tartışmaya dahil oldu ve bizim o güne kadar söylediklerimizden farklı şeyler söyledi. Ben de o dönem Rızgari hareketi içindeydim. Orhan’la aramızda 3-4 yaş vardı, o üniversiteli abi, biz de liseli gençlerdik. Konuşmasından ve sohbetimizden etkilenmiştim. Daha sonra dernekte ‘emperyalizm’ üzerine bir sunum görevi verildi ikimize. Ben epey hazırlanıp, sayfalarca kâğıtla geldim, Orhan da ise kalem bile yoktu. İlk başta ‘Sadece ben mi anlatacağım acaba?’ diye düşünüp telaşa kapıldım. Derken ben bir giriş yaptım ve sözü Orhan’a bıraktım. Orhan 2 saat boyunca çok doyurucu bir sunum yaptı. Hepimiz hayranlıkla onu dinlemiştik.


    Peki, Keskin’in hayatını kitaplaştırma fikri nasıl oluştu?


    Orhan’ın Diyarbakır Cezaevindeki ölüm orucunda yaşamını yitirdiğini duyduğumda çok üzülmüştüm. Ben de o zamanlar cezaevine girmiştim. Sonraları Tatvan’dayken Orhan’la tanışıklığım ve anılarımızı içeren bir yazı yazdım, birkaç yerde yayınlandı. Yıllar sonra Ankara’ya bir gidişimde Orhan’ın ablası İpek ablayla tanıştık, babasıyla görüştüm. Sonrasında İpek Ablay’la ilişkimiz gelişti. 2011 yılında İpek Abla beni aradı. Orhan’la ilgili bir kitap yazmamı istediğini söyledi.


    Sadece bir devrimcinin hayatını değil, bilmediğiniz bir siyasi hareketin önemli bir alanını da yazacaktınız. Bu sizi heyecanlandırmadı mı?


    Evet, Devrimci Yol yabancısı olduğum bir hareketti. Ben ise sadece Orhan’a karşı devrimci duygular taşıyordum. Devrimci Yol o dönemin en büyük hareketiydi ve uzaktan hayranlık uyandırıyordu. Yazabilmek ise ayrı bir beceri. Kaynaklara ulaşmak da zor. Ama bu arada ağzımızdan laf çıktı ve ‘yazacağım İpek Abla’ dedim. İpek Abla görüşülecek isimleri verdi. Türkiye’nin her tarafına dağılmış insanlarla konuştum, yurtdışında yaşayanlara da ulaşmaya çalıştım. Beni tanımadıkları için başlarda bayağı zorluk çektim. Sonra Erdoğan Aydın ve İsmail Nakipoğlu büyük destek verdi. Bu süreçte en büyük eksiklik de NotaBene Yayınlarından Yalçın Bürkev’le geç iletişime geçmiş olmam oldu. Yalçın’la kitaba başlarken tanışmalıymışım.


    Bu kitap Orhan Keskin’in öyküsü olduğu kadar, Devrimci Yol’un da Kürt illerindeki çalışmalarının öyküsü. Bu yönüyle de bir ilki oluşturuyor. Peki siz bu kitaptan ne öğrendiniz?


    16 yaşında solla tanışmış biriyim. Türkiye’nin belli bölgelerine gider, siyasi çalışmalar yapardım. Kürdistan’da Türkiyeli devrimcilerin böylesi bir örgütlenme yaptığını ve bu örgütlenmeyi yaparken yatay örgütlenme perspektifi yürüttüğünü ben bilmiyordum. Ciddi bir kitle çalışması yapıyorlarmış. Kürt hareketiyle Türkiyeli devrimci örgütler arasında elbette bir ilişki vardı ama yetersizdi. Meğerse hatırı sayılır bir örgütlülük varmış. Malatya’dan Hakkâri’ye, Ağrı’dan Mardin, Urfa, Halfeti, Antep ve Hatay’a kadar giden yatay bir örgütlenme varmış. Biz Kürtler ise kendi sorunlarımıza gömülmüşüz ve Türkiyeli devrimcilerin yeterince farkına varmamışız. Bu kitap bana bunu öğretti.


    Orhan’ın bölgeyi oldukça iyi bildiğini görüyoruz. Devrimci Yol, Kürtler içerisinde örgütlendiği kadar Araplar, Terekemeler, Türkmenler ve orada yaşayan Türkler arasında da örgütleniyor o dönemde.


    12 Eylül sonrasında Diyarbakır cezaevinde büyük bir zulüm var. Bu zulüm artık herkesçe biliniyor. Filmler çekildi, kitaplar yazıldı. 2500 civarı tutuklu var, bu sayı sirkülasyonlarla birkaç katına da çıkmıştır. Tutuklular içinde PKK ağırlığı var. Diğer Kürt ve Türk sol örgütlerinden kişiler ise azınlıklar. Diyarbakır Cezaevi ile ilgili ne söylersiniz?


    Kitapta Kürt hareketinden birisi şöyle diyor: ‘Bana vurulan copun rengiyle Orhan Keskin’e vurulan copun rengi aynıydı. O, Orhan Keskin olduğu için daha az ya da daha fazla dayak yemedi. Dışarda PKK’li, Rızgarici, TİKKO’cu, DDKD’li, Devrimci Yolcu idik ama içerde sadece devrimciydik. Düşman bizi ayırmadı birbirimizden.” Diyarbakır zindanında vahşet tanımlanamayacak boyutlardaydı ve bütün devrimcilere yönelikti. Bütün devrimciler orada dizlerinin üstüne çöktü, sonra hep birlikte ayaklarının üzerine kalkıp düşmanı yendiler. Burada; Kemal Pir, Mazlum Doğan, Yılmaz Demir, Remzi Aytürk, Cemal Arat, Orhan Keskin gibi arkadaşların çok ciddi dirençleri ve öncülükleri söz konusuydu.


    Öte yandan, o dönemde bölgedeki PKK ağırlığı şimdiki gibi değildi, varolan örgütlerden birisi durumundaydı. Devlet Diyarbakır Cezaevine PKK’lileri özel olarak topladı ve onlar üzerinden bir hesaplaşmaya yöneldi. Diğer Kürt örgütlerini ise farklı cezaevlerine dağıttı. Ama sonraki yıllarda bu politika ters tepti ve Diyarbakır Cezaevindeki zulüm PKK’nin sonraki varoluşunun en önemli zeminlerinden birisini oluşturdu.


    Azad Sağnıç kimdir?


    Hak ve Özgürlükler Partisi’nde 12 yıl etkin çalışma yaptım. Demokrat kişiliğimde, gerçek bir Marksist aydın olan babamın büyük etkisi vardır. Marksizmi Arapça’ya yapılan tercümelerle öğrenmiş bir insandı babam. Adı, Fakih Hüseyin Sağnıç’tır. Kimlik ismi ise Musa Sağnıç’tır. Babamın sol kimlikli olması, Kürt dili ve edebiyatı üzerine çalışması, Rızgari’nin yazı kadrosunda olması gibi etkenler beni etkiledi, dahası bütün aileyi tabii ki etkiledi. Bu etkilenme benim onur duyduğum bir etkileşimdir. Bütün aile aynı anda cezaevlerine girdik,öö aynı anda işkencelerden geçtik. Çok şey yaşadık. Dolayasıyla babamızla olan ilişkimiz baba oğul ilişkisinden çok yoldaş ilişkisiydi.

  • BÜLBÜLAN'DA İSRAİL MODELİ Mİ?!.



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Bu iddianın nedenine bakıldığında tümünün Ardahan’ın Bağdeşen”Kinzodamal”köyüne ait olan ve geçtiğimiz günlerde yeni vali Hüzeyin Öner’in de ziyaret edip, incelemeler yaptığı Bülbülan yaylasının gün geçtikçe Artvin’e bağlı Hopa-Kemalpaşa ve Arhavi ilçelerine bağlı köylülere bırakılması..




    Her geçen gün bir çok karadenizlinin kalıcı olarak yerleştiği, büyük paralar vererek Ardahan’lılardan tapusuyla beraber araziler aldıkları ve yayla evi adı altında bir çok yeni yapılar yaptıkları görülüyor.

    Alamadıkları arsa ve yayladaki iş yerlerini yine büyük paralar karşılığında kiraladıkları görülen Karadenizlilerin Bülbülan yaylasındaki güç ve etkinlikleri her geçen gün artıyor.

    Bülbülan yaylasının %70ine hükmettikleri belirtilen Karadenizlilerin yıllar sonra yeniden Ardahan’a ait olan Bülbülan yaylasında bu gücün artmasının diğer bir nedeni de Bağdeşen muhtarlığının yeni yapılan mekanlara enerji verilmesi için izin vermesi olarak da gösterilmekde.


    Öte yandan aynı durum yönetimi Ardahan’da olan Çıldır Gölü’ne yönelik Karslılarcada sesizce ortaya koyulduğuda ileri sürülmekte.



    LÜBNAN VE DOLAR NİYE HAVAYA UÇTU?..


    nketleri yoklayıp içinde bulunduğu durumu kurtarma adına ortağı BAHÇELİ’ye dert yanan ve”Sanki senden hayır yok, sen benden betersin yeni bir ortak bulmamız gerekiyor. En uygunu da eski ortağın, partilin Meral hanımdır. Meral hanımla bir görüşsen olmaz mı? “dediğini düşündüğüm Başkan Erdoğan Libya’ yı kurtarmaya çalışırken bu kez de karşısına Lübnan çıktı. 

    Gerçi Lübnan’ın çıkacağı, Ermenilerin Azerbaycan’a yeniden saldırmasıyla anlaşılmıştır. Zira Ermenistan’a giden  silahların hep Beyrut menşeili olduğu bütün dünya tarafından bilinir. Bunun ana  nedenlerinin başını çeken de Ermeni nüfusu ağırlıklı Beyrut’tur. 

    Azeri’lerle birlikte yaptığımız tatbikatın sesinin Lübnan’dan gelmesinin nedeni merak ediledursun biz konumuza Bahçeli’nin Akşener’i geri çağırışına dönelim. 




    Gerçi Lübnan’dan gelen ses öncesi CHP de bir bomba patlatılmıştı. Hemde iktidarın havuzu denen medya tarafından. Dünyanın olduğu gibi ülkenin dengelerinin saat başı değiştiği şu koronalı günlerde iç siyasette sağ kanatta barış aranırken sol taraftan da iç karışıklıklar yaratılmaya çalışılmakta..

    Var olan ama artık bıkkınlık getiren iktidarın devamı için.. 

    Yani bir taraftan ortadoğu başta olmak üzere dünyayı dizayn etmek diğer taraftan da iç siyaseti.Evet birileri Lübnan niye havaya uçuruldu diye düşünedursun diğer tarafta yani Başkan Erdoğan ve ekibi CHP ye ince, kalın bombalar atmakla meşgul..


    Ha tamda yazımı siteme eklerken doların da uçtuğunu öğreniyordu, hemde ülkemin çok ama çok sıcak kenti Başkenti Ankara’da..


    HOÇVAN YAYLA ŞENLİĞİNİ


    ARDA/FED YAPACAK!..


    arşiv haber 25/06/2016 tarihli haber


    Ardahan’ın ilk yaz şenliklerinden olan Hoçvan Yayla Şenliğinin yapılıp, yapılmayacağının tartışıldığı bir süreçte Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’dan önemli bir adım atıldı.


    Hoçvan yayla Şenliğini ARDA/FED olarak kendilerinin üstlenebileceğini açıklayan Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahan’ın tanıtımına büyük katkı sunan bu tür etkinliklerin mutlaka yapılmasından yana olduklarını belirtti.


    Konu hakkına bir açıklama yapan ARDA/FED Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz daha öncede, zamanın belediye başkanı Mikail Kayatürk’ün yapmadığı 9. Ardahan Bal Festivalini derneklerle birlikte yapan biri olarak Hoçvan Yayla Şenliğini ARDA/FED olarak yapmak için çalışmalar başlattığını belirtti.


    **HERKESLE İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ..


    Şenliğin tarihini önümüzde ki günlerde kamuoyuna duyuracaklarını belirten Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz bu önemli etkinliğe katkı sunmak isteyen ve etkinlği siyasallaştırmadan bizimle birlikte hareket edecek olan tüm köy muhtarı, dernek, federasyon başkan ve de yöneticileri ve resmi kurumları da işbirliğine davet ettiğini belirtti.

  • Ardahan'ın Ahmed Arif’i Orhan Bahçıvan!



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Ve ikisi de şair, gazeteci yazar ve ikisi de birbirine çok ama çok benzeyen iki isimden Diyarbakırlı Ahmet Arif’ten, Ardahanlı Orhan Bahçıvan’dan bahsediyoruz.


    Çünkü, Türk Edebiyatının önemli şairlerinden biri olan, Ahmed Arif’in doğumu. 23 Nisan 1927, Diyarbakır, ölümü. 2 Haziran 1991, Ankara’dır. Türk şair ve gazetecisi olarak bilinen Ahmed Arif’in Asıl adı, Ahmed Hamdi Önal’dır. Ahmed Arif’in babası Türk, annesi ise Kürt’tür. 


    Birde bizim Ardahanlı şairimiz Orhan Bahçıvan var, Orhan Bahçıvan’ın da Ahmed Arif gibi babası Türk, Anası Kürt’tür. Böylesi benzer yanları olduğu gibi, bu iki şairinde şiirleri aynı ekol üstünden yazıldığı görülüyor. 


    Yani iki şairde halk yazınından esinlenerek şiirlerini yazmışlardır. Şair Orhan Bahçıvan şairlik yönüyle olduğu gibi, yüz ve kişilikle de ünlü şair, gazeteci Ahmed Arif’e benzemesiyle dikkat çeken bir Ardahanlıdır. 



    Asıl mesleği Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği olan Ardahanlı şair evli ve üç çocuk babasıdır. Ardahanlı Orhan Bahçıvan ise 18.10.1952 yılında Ardahan ili Göle ilçesine bağlı olan Hoşdülbent köyünde doğdu. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini Ankara’da, yükseköğrenimini Diyarbakır’da tamamladı. Çocukluk yıllarını Dede Korkut Boylarının zengin anlatım geleneği, Küroğlu, Köroğlu, Aşık Kerem ve benzeri destansı anlatıların içerisinde, halk ozanlarının söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal, türkü, efsane dinleyerek, okuyarak geçirdi.



     


    ARDAHANLI ORHAN (HALİS) BAHÇIVAN KİMDİR? 


    1952 yılında Göle’nin Hoşdülbent köyünde doğdu.Halk Ozan’ı Ferman Baba’nın oğludur. Asıl adı Halis Kızılateş’tir. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini Ankara’da, yükseköğrenimini Diyarbakır’da tamamladı.


    Şiir ve edebiyata küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Yörenin bilinen şairlerinden Ferman Baba’nın oğlu olmasının bu anlamda önemli bir etkisi bulunmaktadır. Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneği ve halk edebiyatını küçük yaşlardan itibaren öğrenmesi, sonraki yıllarda, özellikle edebiyat öğrenimi sırasında daha da pekişti.

    Orhan Bahçıvan yaklaşık 5 yıl resmi bir kurumda memurluk yaptıktan sonra, Türkiye dışında yaşamaya başladı.

    Edebiyatın tüm yanlarıyla ilgilenen Bahçıvan’ın şiir, yazı ve incelemeleri birçok gazete ve dergide aktarıldı.



    Birleşmezlerse boş..


    Diriliş Ertuğrul dizisini izlerken ve tarihi, geçmişte yaşananları düşünürken başta aile içinde olmak üzere siyasi hayatta, stk’larda birliğin önemini bir kez daha anlamak çok önemlidir.


    Bunun en son örneği 20 yıla yakındır birlikte hareket ettikleri iktidar partisinden ayrılıp, kendi partilerini kuranların birlikte değil de, ikisinin birleşimi ile oy oranlarının ‘şimdilik’ ancak %3 olduğu belirtilen ayrı ayrı partiler kurmaları oldu.




    Çünkü AK Parti’den birlikte ayrılıp, yeni iddialarla yola çıkan Davutoğlu ile Babacan’ın kısa süre içinde bir birbirlerinden de ayrılmaları Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Bey’in babası olan Ertuğrul gazinin başında bulunduğu obaların ayrı ayrı değil de birlikte hareket etmelerinin bir imparatorluğu getirdiğini anlayamamalarıdır.




    İYİ Parti’nin MHP’den ayrılıp, oy oranını MHP’den daha çok hale getirmesine umut diye bakanlar gibi HDP’nin yanında olduğunu söyleyip, onun politikaları dışında hareket eden hatta zaman zaman HDP’den daha üstte olduğunu üstü kapalı ima eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve diğer yasal ya da dışarıda ki siyasi kurumlar gibi partilerin yanında bürokrat iken Işıt tarafından  kaçırılıp, 101 gün esir kalması ile adı gündeme gelen ve CHP’den memleketim Ardahan’dan iki dönem milletvekili seçilip, dağlarda ulumakla gündeme gelen MHP’li Cemal Enginyurt gibi ihraç edildikten sonra Yenilik Partisi adı altında yeni bir parti kuran Büyükelçi Öztürk Yılmaz’dan sonra şimdide Başkan Erdoğan ile yarışan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılıp, yeni parti kuracağı tartışılmakta.


    Gerçi bu durumun yani iddianın havuz  medyası ve basının ilk haberleri arasında olması şüpheyle karşılansa da başkanlık sisteminin yarattığı durumun yeni partiler kurmaya neden olduğu da diğer bir gerçek olarak karşımızda durur.

    Evet son olarak İnce’nin de parti kuracağı iddialarının tartışıldığı ülkede yaklaşan 2023 seçimleri öncesi bölünerek iktidarı değiştireceklerini düşünenlerin bölünerek değil, birleşerek gücü elde edeceklerini, bir çoğumuzun iktidarın havuzu olarak TRT ve diğer medya kanallarında yanınlanan ve iktidarın beyin yıkama enformasyonu olarak algılanan Diriliş Ertuğrul dizisinde anlatılmak istenenleri anlaması ve algılaması yeter artar bile.

    Çünkü bu ve buna benzer dizileri destekleyen iktidarın bu gibi diziler ile kendi taraftarına vermek istediği ‘birlik’ mesajını kendi üzerine alıp, değerlendirmek gerekir diye düşünenlerdenim.




    Yani Ertuğrul ve diğer liderlerin o dönemlerdeki obaları birleştirme çabalarının bugünkü adı iktidar olan nice güç birliği ve imparatorluklar kurduğunu,  dağılarak değil, birleşerek zafer elde edebileceklerini ortaya koyduğunu anlamalılar. İşte bu yüzden”Birlikten kuvvet doğar” sözünü akıllarından çıkartmamaları gerekir..


    Aşk, sevgi, saygı da aynı değil mi, Ertuğrul ve diğer Oba liderlerinin özel hayatlarının getirdiği başarıyı da birleştirirsen imparator pardon o eskiydi iktidar gelmez mi?.. 



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    Sosyalist Yazarlar


    Valilik İzni İle Ardahan’da..


    arşiv haber 25/09/2018tarihli haber/yorum


    Çoğu 12 Eylül mağduru olan Ardahanlı yazarlar yıllar sonra topluca Ardahan’da. Ardahan Valiliğinin verdiği izin ve desteği ile hafta sonu Ardahan’da bulunan tarihi Rus Köprüsünde yazdıkları ve yayınladıkları kitaplarını sergileyecek olan Ardahanlı yazarların birçoğu sol orijinli kimlikleri ile tanıyorlar.


    **ARDAFED Bir araya getirdi, Eğitim Derneği İzin aldı..


    1.       Ardahan Kültür ve Sanat Günleri adında ilki düzenlenecek olan etkinliği gerçekleştirecek olan yazarların birçoğu, Ardahan Dernekler Federasyonu ARDAFED’in geçtiğimiz yıl İstanbul’da yapılan Ardahan Günlerinde oluşturulan Kültür Sokağında bir araya gelmiştiler.


    Dursun Akçam’ı da anacak olan yazarların valilik iznini ARDAFED Üyesi 64 vdernekten biri olan Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği alırken bu yazarların neden izin verilen derneğin adını ve logosunu kullanmadıkları anlaşılmadı.


    Geçtiğimiz seçimlerde HDP’den Milletvekili adayı da olan Öztürk Polat’ın yanı sıra Doç. Dr. Candan Badem’in de aralarında bulunduğu birçoğu sol orijinli aydının kitaplarının sergileyeceği etkinlikte zübük (!) adlı birde tiyatro oyunu da oynanacak.



    **Bazıları Katılmama Kararı Aldı!..


    Öte yandan   programda olacakları söylenen bazı yazarların platforum içinde yaşandığı ileri sürülen bazı huzursuzluklar dolaysıyla Ardahan’a gitmeme kararı aldıkları ve Valiliğin izni ile yapılan bu etkinliğe AK Partili Ardahan Belediyesinin destek vermediği de alınan diğer bilgiler arasında oldu.



    **Kura Gündemlerinde Yok..


    Hafta sonu yapılacak olan etkinliğin gerçekleşeceği Rus Köprüsünün altında geçen Kura Nehrinin önüne konacak olan Beşikkaya HES Barajı ile suyunun büyük bölümünün Karadenize akıtılması konusunun aynı program içinde hiç söz edilmemesi de çevreye duyarlı olduklarıyla bilinen sosyalist yazarların gündeminde olmaması da dikkat çeken diğer bir önemli nokta oldu.



    **İstanbul’da Adam, Önder Olmak.


    Dünyanın bir çok ülkesinden büyük, Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’un taşı, toprağı altın olduğunu duyup, bu kenti adeta istila edenlerin sayısında düşüş değil, her geçen gün artış olduğunu 20 Milyonu bulan nüfusu ile daha iyi anlıyoruz.


    Bir zamanlar yorganını alanın geldiği bugün ise memleketinde kazandığını alıp gelenin doldurmaya devam ettiği İstanbul’a ilk girdiğinizde aklınıza hemşehriniz, önerilen akrabanız gelir..


    Ve ilk iş olarak aradığınızı bu isimlerin çoğuda İstanbul’a daha önce gelen ailelerin fertleridir.


    Yani yerleşiklerdir, çevre edinmişlerdir, milyonların yaşadığı kenti az çok tanıdıkları için adam, önder olarak durur gibiler.


    Yani başta siyasette olmak üzere ticarette, sosyal hayatta adları ilk önce akla gelenlere İstanbul’da adam, önder derler..


    Özellikle hemşehri toplumu arasında adam, önder olarak sayılan bunların ne iş yaptıklarına baktığınıza ise karşınıza ilk olarak toplumu kullanarak kendi menfaatlerine yeni menfaatler katmak olduğunu da görmeniz mümkün.


    Yani her bir bir yerde üzerine paniklediği çöplüğünden memnun ve mutlu ve de kimsenin alanlarına girmesini istemez gerçek yüzlerini ortaya koymasına müsaade etmezler.


    Aslında bunların ata dedelerinde aynıydı..


    Onlarda İstanbul’a gelen torunları, çel çocukları gibiydi..


    Memlekette adam, önder olarak bilinen bunların ata dedeleri de köylüleri kullanarak adam dede olurdular ve yıllarca o saf temiz köylülerin üzerinde rantlarına rant katar kendilerine karşı çıkanları da ya Komünist yada develet düşmanı diye ilan edip, birlikte rantı paylaştıkları kaymakam katipleri ile yok etmeye çalışırdılar..


    Dün yaşanan ve Kemal Sunal, Şener Şen filmlerine ilham olan aynı durumlar bugünde İstanbul’da yaşanıyor..


    Ve bugün dernekçilik, federasyon yada buna benzer kurumları da ellerinde tutan aynı kişiler ticaretlerini, siyasi hayatlarını bu alan üzerinde yürütürlerken benim gibi bir manyakta gelip bunlarla savaşma, bunları topluma deşifre etmeye çalışır.


    Ve bu mücadelede dün yaşananların aynısı bugünde yaşanıyor..


    İstanbul gibi büyük bir metropolde çok küçük alanlarda mutlu olan bunların dünyasını alt üst eden çalışmaları ortaya koymanın verdiği rahatsızlığın getirdiği saldırganlıkla akla mantığa sığmayan yollarla engellemeye çalışırlar, bunu başaramayınca kendi maddi imkanlarının yanı sıra samimi insanları etkileyerek onlarında toplumun önünü açan çalışmalara takoz olurlar.


    Yani işin kısası ata dedelerinin alışkanlıkları ile İstanbul’da da adam, önder diye bilinenlerin asılında birer korkak ve bir o kadar da beceriksizler ordusu olduğu da biliniyor kendilerini adam, önder diye sandıkları toplum tarafından..


    **Bu kavgayı birlikte kazanacağız..


    3 Gümrüklü bir şehir var karşımız da..


    3. Lige çıkma iddiasında bulunan bir takımı var sahada..


    Ve bu şehirde bir çok fesat, bir çok onlara direnen namuslular var..


    Ve bu şehrin futbol dahil her alanda var olmasına çaba gösterenler var..


    Korkakları ve cesurları var..


    Gizli çatışmalarla, ajanlık ve namussuzca saldıranlar var


    Bunlara karşı namusu ile direnenler var..


    Ve bu şehirde bir kavga var


    Ve o kavgayı kazanmaya inatlılar var..


    Ve hep birlikte, kardeşçe, el ele, sırt sırta vererek


    Bu savaşı birlikte kazanacağız diyorlar..


    Duyuyor musunuz?


    Ey sağır, dilsiz ve namussuzlar..


    Bu savaşı size rağmen


    Serhat Spor adıyla kazanacağız..

  • GÖLE BELEDİYESİN DE COVİT-19 PANİĞİ! 1 Kişi Coronavirüs Şüpheli Çıktı..


    İtfaiyede çalıştığı ve bir ifadesi için Göle İlçe Jandarma Komutanlığına çağrılan ve bura da yapılan ateş ölçe esnasında şahsın yüksek ateş şüphesi ile hastaneye kaldırıldığı ve burada yapılan kontrolde şahsın Coronvirüs şüphesi ile tedavi altına alındığı öğrenilirken Göle Belediye Başkanı İlhan Gültekin’in davet üzerine Göle Belediyesine giren sağlık çalışanlarının bu şahsa yakın temas kuran kişileri de karantinaya aldığı alınan bilgiler arasında oldu.


    EMİN MİSİN?..


    Bilmem ama hep güvendiğim ve beni hiç yanıltmayan 6. hissimin bir kez daha doğru çıktığı dün, ” Coronayı Başkan Bitirir” başlığı ile ele alıp, düşüncelerimi aktardığım köşemdeki yazımı yayınladıktan sonra   bir çok kişi benim hayal gördüğümü, bir kaçı da beni inançsızlıkla suçlayıp, Kur’anda geçen surelerle bu yöndeki düşüncemi çürütmeye çalıştı.

    Tamda komando giyimli bir güzeli görüp, bölgede, kayısıları ile gündemde olan ama kendisi gibi kayısısı ile hep anılan Malatya kadar bilinmeyen Kağızman’da  yaşanan iç çatışmada imha edilen Çeşme ekibinin içinde olduğunu öğrendiğim 40 yıldan fazladır analara göz yaşı döktüren yeni bir çatışmada bir Ardahan’lının da olduğu haberini yazıp, güzel bakışlı gözlerin eşliğinde ele aldığım yazımı bitirmeye çalışıyordum, başkan Erdoğan’ın telekonferans  sistemi ile başkanlık ettiği toplantı ardından yapacağı basın açıklaması öncesi..

    Ve bu yazının bir emir değil, benim ve toplumun isteği olduğunu ve bunu yapacak olan tek kişinin Başkan Erdoğan olduğunu anlatıyordum.. Ama daha bitmeyen yazımı okuttuğum dostum beni koruma  iç güdüsüyle ve başta Başkan Erdoğan olmak üzere yıllardır iktidarda kalmanın etkisi ile gün geçtikçe kendilerini devlet sanıp, kendilerine ve partilerine yöneltilen küçük ya da büyük bir eleştiriyi ‘Devlete yapılmış’ addederek ”Bak devletin işine çok karışıyorsun, başına iş açacaksın” diyerek beni uyarma gereği duyuyordu..

    Çünkü, ilk günden bugüne kadar inanmadığım ve gün geçtikçe Çin işkencesi değil, başta internetçiler, bilgisayarcıların içinde bulunduğu sanal ve sağlık mafyası denen Corona kıyametçilerinin adeta her gün tek tek ölü saydırıp, medya aracılığıyla Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu dünyayı ve yöneticilerini etkileyeceğinden ‘Emin misin’ diye soran dostumun yazımın alınıp, ‘Devlete baş kaldırı’ olarak algılanabileceğinden bahsediyordu..

    Başkan Tayyip Erdoğan uzun süredir gidemediğim İstanbul’da kaldığı için ihtilal dedikoduları dahil bir çok mırıldamanın olduğu ileri sürülen başkent Ankara’da olmayan yine maskesiz kameraların karşısına çıkıp, başta yaşlılara olmak üzere aralarında 7 vilayetin, kuaförlerin ve AVM’lerin de bulunduğu bir çok alana getirilen yasakları yumuşatan açıklamaları dün ele aldığım, bayağı tartışmalara neden olan ”Coronayı Başkan Bitirir” başlıklı yazımı ve 6. hissimin bir kez daha beni yanıltmadığını ve bu yumuşama neredeyse 60  günden beri devam eden sanal dünyadan çıkarıp eski özgür hayata devam etmemizi sağlar  derim..

    Ve, ‘Emin misin’ diye sorulan soruya da evet “EMİNİM” diyorum.. 

    Çünkü asıl sanal, biz değil Corona adıyla bizlere yapılan saldırıdır bu virüs denen bela..

    Şimdi sıra hayatı ve piyasaları rahatlatan Başkan’ın benim gibi hem de maskesiz dışarı çıkmasında..

    Çünkü borsa dahil, herkes bilim, ilim, ilaca değil Başkan’a bakıyor ve ”O ne derse odur” anlayışına ve düşüncesine..


    Büyükşehir'den Göle'ye KitapBüyükşehir’den Göle’ye Kitap


    arşiv haber 16/03/2016 tarihli haber


    GÖLE KÜLTÜR MERKEZİNE ERZURUM BÜYÜK ŞEHİR MERKEZİNDEN KİTAP BAĞIŞI..!


    Göle’nin eski sineması olarak bilinen binası yaz başında Belediye tarafından yeniden dizayn edilerek Kültür Merkezine dönüştürülmüş çok amaçlı olarak; Konferans, tiyatro ve sinema salonu olarak düşünülüp hizmete açılmıştı.


    Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay; Erzurum Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i arayarak Kültür Merkezinin yanında birde, Göleli öğrenci ve gençliği için bir şehir kütüphanesi düşündüklerini aktararak Komşu ilimiz olarak kütüphane ve kitap yardımında bulunmak talebinde bulunması üzerine, Erzurum Büyük Şehir Belediye Kültür Dairesi yetkileri ve Göle belediyesi Başkanı Akın ismailoğlu arasında karşılıklı yapılan görüşmeler sonucu Göle Kültür Merkezi’nin üst katı yeniden düzenlenerek Kütüphaneye dönüştürüldü.


    Hem okuma masaları, hem kütüphane rafları ve ilk etapta çok sayıda sıfır kitapla birlikte belediyeye teslim edilerek yeni bir Kütüphanenin oluşması sağlandı.


    Kitap tasnifi; Belediye çalışanı ve gönüllü öğrencilerin yardımıyla tarafımdan yapılan kütüphane, gelecek kuşaklara katkı sağlaması acısından başta Vekil Atalay ve Başkan İsmailoğlu ile Erzurum büyük şehir başkanı Sekmen’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

  • KAFTANCIOĞLU VE FİKRİ SÖNMEZ UNUTULMADILAR..

    Cumhuriyetin en önemli eğitim projelerinden, Köy Enstitüsü mezunu olan Yazar-Programcı Ümit Kaftancıoğlu’nun katledilişinin 40’ıncı yılı.


    Anadolu’nun en ücra köyünden başlayan hayat yolculuğu, Köy Enstitüsü ile değişmiş. Yazıları ve radyo programları ile herkese ulaşan çok önemli bir yazar olmuş.


    Ancak Anadolu’nun yetiştirdiği aydınlık kalem, karanlık güçlerin kurşunlarıyla aramızdan alındı. Ümit Kaftancıoğlu, her yıl ölüm yıldönümünde adına düzenlen öykü yarışması ile anılmaktadır. Bu yıl ülkemizde yaşanan salgın nedeniyle ödül töreni ve anma programı yapılmadı.


    ÜMİT KAFTANCIOĞLU KİMDİR


    Ümit Kaftancıoğlu, 1935 yılında Ardahan’ın Hanak ilçesinin Koyunpınarı (Saskara) köyünde dünyaya geldi.


    İlkokulu bitirdikten sonra köy çocuklarına açık tek kapı olan Köy Enstitüsü’ne girmek için yıllarca uğraştı, Cılavuz Köy Enstitüsü’ne girdi. Kaftancıoğlu, Cılavuz Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Mardin’in Derik ilçesinde ilkokul öğretmeni olarak görevine başladı.



    “ALLAHSIZ, KİTAPSIZ” DEDİLER

    CENAZESİNİ BİLE YIKAMADILAR.


    Yıl 1979’du.

    Karadeniz’in şirin beldesi Fatsa’da belediye başkanı seçimi vardı.

    Ankara seçimi iki kez ertelemiş ama engelleyememişti.

    Sonunda Fatsalılar sandığa gitti.

    Sandıktan bağımsız aday Fikri Sönmez çıktı..

    Üstelik ezici bir oyla; 3096.

    CHP, Adalet Partisi, MHP ve MSP’nin oylarını toplasan Sönmez’e yetişemiyordu.

    Artık Fatsa’nın yeni başkanı Fikri Sönmez’di.

    Mesleği terzi olduğu için kendisine “Terzi Fikri” derlerdi.

    Sosyalist bir insandı.


    Terzi Fikri göreve gelir gelmez Fatsa’da halk örgütleri kurdu.

    Halkın direkt yönetime katılmasını sağladı..

    En önemli sorun çamurdu.

    Halkla birlikte bir haftada Fatsa’nın tüm çamurlu yolları yenilendi.

    Özellikle fındık üreticilerin sorunlarıyla ilgilendi.

    Aracıların, komisyoncuların önünü kesti.

    Kooperatifleşme çalışmaları yaptı.

    Karaborsacıların üzerine gitti.

    İlçede ekmek fiyatını fırıncılarla masaya oturan halk örgütleri ortak belirledi.

    Ulaşımı ve suyu ucuzlattı.

    Terzi Fikri kısa bir sürede Fatsa’da sosyalist bir düzen kurdu.

    Yapılanlar karşısında ilçenin CHP, Adalet Partisi ve Milli Selamet Partisi temsilcileri de yönetime tam destek verdi.


    Ancak Ankara Fatsa’da yapılanlardan rahatsız oldu.

    Aylarca Fatsa aleyhine haberler yapıldı.

    Başbakan Süleyman Demirel ve Hürriyet Gazetesi’nin başyazarı Oktay Ekşi Fatsa’yı hedef gösterdi.

    “Burada halk mutlu, sorun yok” diyen Fatsa kaymakamı görevden alındı.

    Gazeteler hemen her gün Fatsa’yı kötüledi.

    Manşetler şöyleydi.

    “Komünistler Fatsa’yı ele geçirdi..”

    “Devlet Fatsa’da yok..”

    “Dinsizler dini yasakladı..”

    “Halk mahkemeleri kuruldu.”

    Fatsa resmen askere hedef gösteriliyordu.


    Tarih 12 Temmuz 1980’di.

    Türk Silahlı Kuvvetleri Fatsa’ya nokta operasyonu yaptı.

    İlçede asker ve sağ görüşlüler birlikte cadı avı başlattı.

    Başta Belediye Başkanı Terzi Fikri olmak üzere yüzlerce insan tutuklandı.

    Ertesi gün Genelkurmay Başkanı Kenan Evren şu açıklamayı yaptı.

    “Fatsa’da taş taş üstüne bırakmadık, netekim.”


    Halkın oylarıyla seçilen Terzi Fikri ve yüzlerce Fatsalı anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak iddiasıyla yargılandı.

    Cezaevinde ağır işkence gördüler..

    Tarih 4 Mayıs 1985’di.

    Bundan 34 yıl önce.

    Terzi Fikri’nin yorgun kalbi yenik düştü..

    Cezaevinde vefat etti.

    Cenazesi sorun oldu.

    Önce “Dinsiz bu” dediler, cenazesini yıkamadılar.

    Sonra “Vatan haini bu” dediler, selasını yarıda kestiler.

    Namazı bile kılmak istemediler.


    Sonunda apar topar namaz kılıp gömdüler.


    Terzi Fikri’nin eşi Nurten Sönmez yıllarca içten içe ağladı.

    Sessiz gözyaşlarının nedeni sadece eşini kaybetmesi değildi.

    Cenaze töreninde yapılanlardı.

    Yıllar sonra söylediği şu sözler hiç unutulmadı.

    Bir röportajda şöyle demişti Nurten Sönmez:


    “Yusuf’u 2.5 ay tuttular içeride.

    Naci ise 2.5 yıl kaldı.

    Fikri için hep ‘Bir gün dönecek’ diyordum.

    Ancak yıllar geçtikçe umutlarım tükeniyordu.

    Cezaevine ziyaretine gittiğimde bana, ‘Ben ne yaptım ise halkım için yaptım’ diyordu.

    En son ziyaretine, ölümünden bir ay önce gitmiştik.

    Çok zayıflamıştı.

    5 Mayıs’ta da ölüm haberi geldi.

    Selâ okunurken birden yarıda kesildi.

    Sonra öğrendik ki yetkililer, ‘Bu Müslüman değildi. Komünistti. Cenazesi yıkanmaz, selâsı okunmaz, namazı kılınmaz’ diye toplantı yapıp karar almışlar.

    Bu benim içimi çok acıttı.

    Çünkü Fikri, namaz kılar, oruç tutardı.

    Fikri’nin babası yaşananlara çok üzülüyordu.

    Akşamları onu pencerede beklerdim.

    Tek katlı evimizin camları saldırıya karşı saçlarla kapatılmıştı. İki kez silahlı saldırı olmuştu evimize.

    Bir keresinde vurdular da Fikri’yi.

    Sadece solculuk da değildi onunki, halkıyla kaynaşan bir insandı.

    Herkesle çok iyi ilişkiler kurardı.

    Hâlâ birkaç kişi var yaşlılar otururuz sohbet ederiz herkes Fikri’den övgüyle bahseder.

    Meşhur fındık konuşmaları herkesin dilinde.”


    Ve Kenan Evren’in sözleri:


    “Orada Terzi Fikri diye biri çıkmış ‘Devlet benim’ diyor.

    Komite kurmuş.

    Fatsa’yı o komite yönetiyor.

    Ne yapılıp yapılmayacağına halk karar veriyor.

    Buna göz yumamazdık.

    Göz yumsak, izin versek daha nice Fatsalar çıkardı”


    Terzi Fikri ve eşi Nurten Sönmez’e saygıyla.

    Mekanları cennet olsun.



    Azteklerin Simgesi Orkide..


    Başta 90’lı yıllarda Cağaloğlu yokuşunu zevkle çıkıp, bugün yaşanan onca ekonomik sıkıntıda esnafı rahatlatıp, rahatlatmayacağı düşünülen Maliye Defterdarlığının bulunduğu Hamam sokağında bulunan büroma giderek çıkardığım gazetelerimi ulaştırmaya çalıştığım ve son yıllarda memleketimizin adını her tarafına yazdırdığım İstanbul’daki hemşehrilerim olmak üzere tüm ülkenin yanı sıra dünyanın pençesine takılmamak için evlere kapandığı bu saatlerde hayatımın büyük bölümünde adına mücadele verdiğim Kafkaslara  komşu ülkemin sınır kentin de açan kardelenlere dokunurken bu kentte ve ülkeye binlerce kilometre uzaklıkta bulunan bir kıtada bir zamanlar yaşayan Aztekler ne alaka diyebilirsiniz.


    Bilmem ama dün fazladan aldıkları ve yiyemedikleri için çöplere attıkları ekmek başta olmak üzere gelen sokağa çıkma yasağı ile  ‘gıdasız kalacağım’ korkusu ile caddelere dökülüp, marketlerin önünde kavga edenlerin görüntülerine bakınca biz insan oğlunun sanki hiç  ölmeyecekmiş gibi sarıldığımız şu dünyada nice çağlar içinde yaşamış, kralllıklar, zenginlikler görmüş halkların gelip geçtiğini araştırmak geldi bugünkü halimize acıyarak..


    Daha dün şurada komşu sınırlarında ülkemiz üzerinde geçip, Avrupaya ulaşmak isteyenleri konuşup, izlerken bugün bir virüsün içeri kapattığı evlerimizde taaa diğer bir kıtaya ve o kıtada bir zamanlar hüküm sürmüş, zenginliklerini bugün bir çok ilaca kaynak olan ve Corona için aranan ilacın ham maddesi olabilecek bir bitkiden, çiçekten yani Orkideyi kendilerine simge etmiş olan Aztek uygarlığına beni götürmesi ilginç değil mi?


    Yani dün kardeşime adını veren Dicle Nehri ile Fırat Nehri arasında bu bölgede yaşayanların atalarına can veren Mezopotamya’nın adına benzer olan bir alanda Mezoamerika’da bugünkü orta Meksika bölgesinde 14. ve 16. yüzyıllar arasında yaşamış bir Orta Amerika halkı olan zengin Aztekler neden gelip, bugünkü yazıma konu oldu diyecek olursanız belki de şu an bulunduğum topraklar da açan Kardelenler, güller aklıma geldi ve beni bu duygu etkiledi diyebilirsiniz..



    Çünkü bugün Mars yüzeyine benzeyen kent içi yolları ve mahalleler süsleyen o türkülere konu olan ‘Ardahan’ın yolları, Güller Açar Bağları’ satırlarını bana söyletiyordu yılın ilk açan kardelenlerine dokunup, okşarken..


    Ve Zengin bir mitoloji ve kültürel mirasa sahip Azteklerin başkenti, günümüzde Meksiko’nun bulunduğu Texcoco Gölü’nün ortasında yer alan Tenochtitlan kentini merak ederken  özlemle aranan gül gibi orada da bir çiçeğe rastlanamıyordu..


    Çünkü bugün gülleri solmuş bir Ardahan gibi Tenochtitlan kentinin ve o kentte yaşayan Azteklerin kraliyet gücünü simgeleyen Orkidelerin de artık eskisi gibi olmadığını öğreniyordum, bir anda daldığım ve okudukça biz insanların betonlaşma uğruna katlettiği dünyayı ve o dünya üzerinde yaşayan onca canlı arasında bulunan ve insan hayatına, hayat katan Gülerin ve Orkidelerin artık ya yok, ya da suni veya ilaç olamayacak kadar azalmış, tükenmiş, bitmiş bir iki tane denebilecek kadar az olduğunu daha iyi anlıyordum.



    Evet bugün içine kapandığımız ve ‘Aman virüs girer’ diye korkup, kapısını bile açmaya korktuğumuz evlerimizin balkonlarında bile olmayan o çiçekler arasında olan Orkide’nin Orkit olduğu, Güllerin ise yaşanan ölümlerle adı Göz yaşına döndüğü dünyada biz şu an panik içinde olan ve yine o bitkilerin içinde olan Arpa, Buğday ile yapılan bir ekmek için marketler önünde kavga eden bizlerin bu sonu olmayan dünyada nice insanların, kraliyetlerin, hükümdarların, zenginlerin gelip, geçtiğini düşünmeden o ‘geldi’ kelimesinin yaşam, ‘gitti’ kelimesinin değişmez olan ölüm olduğunu neden düşünmeyiz ki o ağzımıza taktığımız maskenin arkasına sığınırken..


    Bilmem ama ben bugün memleket de açan Kardelenleri incitmeden okşarken, bana kilometrelerce uzakta da olsa Orkidemle olmanın hazzını yaşayarak bugün olmazsa da her an belki yarın olabilecek ölüme kadar bu dünyanın tadını, sıkıntılarını, yaşanacakları Orkide kokusunu alarak yaşamaya hala ısrarlıyım ve şu an bu yazımı okuyan sen dahil, sizin gibi korkmuyorum, diğer adı kader olan bu hayatı kendime, aileme ve çevreme zehir etmemek için..


    Çünkü bugün unutulan ve tarihin tozlu sayfalarında yaşayan Aztekler bugün dün hiç yıkamıyormuşuz gibi saniye başı yıkadığımız ellerimizle yapışıp, gitmek istemediğimiz dünyada, büyük bir uygarlık kurmuşlardı. Ve ‘Hernan Cortes’in Meksika’yı toprağa katma sırasında yapılan ve Tenochtitlan kuşatması olarak bilinen savaş sonucunda Aztekler yenilmiş ve güçlerini kaybetmişlerdir. Ayrıca dünyanın en büyük piramidi Meksika’da Cholula de Rivadabia’da bulunur. Yapılma nedeni gök yüzüne erişmek Azteklere ait piramit 182.107 metrekare alan üzerine kurulmuştur ve yüksekliği 54 metredir’ diyerek Azetekleri anlatan tarih bugün bu korku ile biz ölecekleri de anlatacağını da biliyorum..


    Ha unutmadan bana mutluluk veren hayatımın içinde olan ‘Orkide’de kim?’ diyenler olacaksa onuda not düşüp, hayatı değil, yazımı bitireyeyim mi?..


    Evet, onca hazır binası olmasına karşın, ilansız, ihalesiz yapılacak denilen yeni hastane için bugünkü Saray’dan gelen emir ile fırsat bu fırsat diyerek dozerleri daldırdığımız Atatürk havalimanı ve Sancaktepe Askeri alandaki çoğumuzun acımasızca kopartıp, katlettiğimiz doğada bulunan can veren bitkiler arasında olan Orkide doğal güzelliği ve zarafetiyle dikkatleri üzerine çeken nadir çiçeklerden biridir. Görünüşünün yanı sıra sade, saten kokusuyla da öne çıkan Orkideler Aztekler’den bu yana kraliyetin gücünü simgelemiş bir çiçektir, bugün çoğumuzun kalbine dokundurmayı beceremediği onca gül ve çiçek gibi..


    KAFTANCIOĞLU ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER İLE ANILACAK..


    KAFTANCIOĞLU


    ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER İLE ANILACAK..


    ARŞİV HABER 01/04/2016 TARİHLİ HABER


    Ardahan’ın Hanak ilçesi Koyunpınar (Saskara) köylü yazar ümit Kaftancıoğlu Ardahan ve İstanbul’da düzenlenecek olan etkinliklerle ile anılacak.


    Ölümünün üzerinde yıllar geçtikten sonra Kaftancıoğlu’nu gündeme taşıyıp,  ilk anma programını düzenleyen gazeteci Fakir Yılmaz ile Kaftancıoğlu’nun köylüsü Bayram Çağlayan’ın çağrıları ardından her 11 Nisan ve öncesi düzenlenen çeşitli etkinlikler ile anılmakta.


    Aynı zaman da gazeteci olan Ümit Kaftancıoğlu 37 yıl önce 11 Nisan’da evinden işe gitmek üzere dışarı çıktığında çapraz ateşle öldürüldü. Kaftancıoğlu yazar ve TRT İstanbul Radyosu prodüktörüydü. 


    8 Nisan’da İstanbul Ataşehir’de, 10 Nisan’da Ardahan’da       anılacak olan Kaftancıoğlu 11 Nisan’da da Hanak’ta anılacak.


    Cinayetin faili olarak bir kişi, “Kaftancıoğlu solcu olduğu için öldürdüğünü” söyleyen Ahmet Mustafa Kıvılcım müebbet hapis cezası aldı, dört yıl yatıp çıktı. 


    Ümit Kaftancıoğlu’nun oğlu Ali Naki Kaftancıoğlu bugün artık babasının gerçek faillerinin cezalandırılmasıyla ilgili umudunun kalmadığını, Kaftancıoğlu cinayetinde asıl, failleri azmettirenlerin ortaya çıkarılmasının ve onları destekleyen dış güç odaklarının deşifre edilmesi gerektiğini söylüyor. 


    Suçlu bulunan tek kişi 4 yılda tahliye oldu


    “Babam 12 Eylül öncesinin çatışmalı ortamında öldürülmesinden altı ay önce tehditler almaya başlamıştı. Ama bu onun düşüncelerini savunmaktan geri bırakmadı, aksine daha da sertleşti diyebilirim. Sonra 11 Nisan 1980’de öldürüldü.” 


    “Cinayetin failleri bulunmadı. Darbenin ardından MHP İstanbul Davası’nda babamın cinayetinin faili olarak dört kişi yargılandı. Yargılananlardan ikisi hiç bulunamadı, biri suçsuz bulundu, Ahmet Mustafa Kıvılcım müebbet hapse mahkûm edildi. Ama Askeri Mahkeme Kıvılcımın babamın doğrudan katili olmadığını ‘feri faili’ olduğu gerekçesiyle cezayı sekiz yıla indirdi. Kıvılcım da iyi hal gibi sebeplerle dört yıl hapis yattıktan sonra tahliye edildi.” 


    Ali Naki Kaftancıoğlu yargı sürecinin daha ileriye gitmediğini, bu cinayetlerin gerek askeri mahkemeler gerekse devletin organize yapısı sebebiyle üstüne gidilmediğini söylüyor. 


    “Ben babamın katillerini çok fazla suçlamıyorum. Onlar ülkücü, eğitimsiz,Muhsin Yazıcıoğlu, Alparslan Türkeş, Yılma Durak gibi isimler tarafından dolduruluşa getirilmiş kimselerdi. CIA gibi yurt dışı kaynaklı güç odakları tarafından desteklenen, Abdullah Çatlı gibi pis işlere bulaşmış bir elleri cinayet, bir elleri eroin ve kara parayla gezen kişilerdi. Asıl onların cezalandırılması, bunları destekleyen güç odaklarının ifşa edilmesi gerekirdi.”


    “Onları öldürmek geleceği öldürmek”


    Kaftancıoğlu asıl faillerin, azmettiricilerin  bulunması, cinayetlerin aydınlatılması konusunda umutlu değil. 


    “Ben AKP iktidarında bu cinayetlerin aydınlatılacağına, gerçek faillerin yargılanacağına inanmıyorum. Cumhuriyete ve çağdaşlığa düşman bir hükümetin bizim istediğimiz anlamda bir araştırma yapacağını düşünmüyorum.” 


    Kaftancıoğlu’nun asıl istediği babasının cinayetinde failleri azmettirenlerin ortaya çıkarılması, onlara destek veren güç odaklarının deşifre edilmesi ve bir de Ümit Kaftancıoğlu gibi düşünceleri sebebiyle suikasta kurban gitmiş kişilerin düşüncelerinin sınıflarda okutulması. 


    “Belki o zaman onları öldürdüklerinde aslında geleceklerini öldürdüklerini anlarlar.” (EA)





    Ümit Kaftancıoğlu kimdir?


    Ümit Kaftancıoğlu, 1935 yılında Ardahan’ın Hanak ilçesinin Koyunpınarı (Saskara) köyünde dünyaya geldi.


    İlkokulu bitirdikten sonra köy çocuklarına açık tek kapı olan Köy Enstitüsü’ne girmek için yıllarca uğraştı, Cılavuz Köy Enstitüsü’ne girdi. Kaftancıoğlu, Cılavuz Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Mardin’in Derik ilçesinde ilkokul öğretmeni olarak görevine başladı.


    Daha sonra Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirip bir süre Rize’nin Pazar ilçesinde Türkçe öğretmenliği yaptı. Yedek Subay olarak görev yaptığı askerlik dönüşü, TRT’nin açtığı sınavı kazanarak, Köy Yayınları bölümünde göreve başladı. TRT İstanbul Radyosu’nda “Av Bizim Avlak Bizim”, “Dilden Dile” ve “Yurdun Dört Bucağından” gibi programlarla halk kültürünü, halk âşıklarını, halkın eksiğini ve sıkıntılarını mikrofona taşıdı.


     “Gerçek edebiyatın halkın ağzında, dilinde olduğunu bilmeliyiz. Halkın sözlü edebiyatını yazıya geçirecek, değerlendirecek olanlar da halk çocuklarıdır.” Diyen Kaftancıoğlu Anadolu’yu gezerek derlemelerle halkın sözlü yazınını ve halk türkülerini yazıya döktü. “Evreşe Yolları Dar” ve “Yüksek Yüksek Tepeler Ev Kurmasınlar” türküleri Kaftancıoğlu’nun derlemeleri arasındadır.


    Radyo programcılığı yanında edebiyat dünyasında da adını duyuran Kaftancıoğlu, “Dönemeç”le (Öykü) TRT Büyük Ödülü birincilik (1970) ve “Hakullah”la (Röportaj) Milliyet Gazetesi Karacan Ödülü birinciliği (1972) aldı. 11 Nisan 1980 günü görev yaptığı TRT İstanbul Radyosu’na gitmek için çıktığı evinin önünde öldürüldü.


    Eserleri


    Kaftancıoğlu Dönemeç, Çarpana ve İstanbul Allak Bullak öykülerini, Hakullah röportajını, Yelatan ve Tüfekliler romanlarını, Tek Atlı Tekin Olmaz ve Köroğlu Kolları halk destanlarını ve Kekeme Tavşan, Çizmelerim Keçeden, Altın Ekin, Dört Boynuzlu Koç, Hızır Paşa, Çoban Geçmez, Şülgür Deresi ve Salih Bey çocuk kitaplarını kaleme aldı.


    Elif Akgül


    İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü mezunu. Daha önce İMC TV’de muhabir olarak çalıştı. bianet’in İfade Özgürlüğü haberleri editörlüğünü yapıyor.

  • ARDAHAN SANAYİDE İSYAN VAR!

    Son yıllarda gelişi güzel yapılaşmaya izin verilen Ardahan sanayi Sitesinde yeni bir gece kondu yapılmasına tepki gösteren Ardahan Sanayi Sitesi Esnafı sanayin orjinal halini bozan gecekondu yapılaşmalarına izin veren site yönetimi ve bu gelişi güzel yapılaşmaya izin verip, vermediği bilinmeyen belediyeye isyan ederek virüs paniği içinde insanların evlere kapatıldığı bu süreçte yaşanan bu durumun acelesinin ve sanayinin görünümünü bozan, diğer esnafların hakkında olan alanların işgal ettiren zihniyeti kınayıp başta belediye olmak üzere yetkililerin oduncu, hızarcı bir esnafın Ardahan Sanayisinin ortasına yapılan bu yeni gecekonduya dur demelerini istediler.



    Savaşla Sevişilir mi?!.


    Uğurlu günüm olan Salıyı neden Sevdiğimi düşünürken o günün baş harfinin Saygı, Sadakat, Sevgi, Sevmek kelimelerinin başlangıcı olduğu kadar insanları üzen, tüm canlıları yok eden Savaşın da, Sitemin de baş harfi olduğu aklıma gelir.. Savaşmak derken tabi kan akıtan, insan, hayvan öldüren o vahşi duyguları anlatmıyor bana göre S ile başlayan tüm kelimeler.. 


    Çünkü S harfi ile başlayan bir çok kelimenin baş harfi olduğu Savaş’ta yaşamanın diğer bir direnç noktasıdır.. Sitem ederken Savaştığınız uğrunda öleceğinizin ise adı Savaş olur.. 


    Ve o Savaşı başlatmak için önce Sitemler başlar ardından Sevişmek için, Savaşmak için yol aranır ve o girilen yolda ya Sevişilir yada Savaşılır kazanmak, onunla olmak istediğini ortaya koymak ve Sonuca ulaşmak için.. Bu anlattıklarım belkide yine S harfi ile başlayan Suçta olabilir.. 


    Ama o Suçu kabullenmek ve yine S ile başlayan Sığınmak istediğin bir Sebebi varsa işlediğin, istediğin Suç değil, Sevilmeyi istemek, Saygıyı görmekten öte bir şey değildir Sonsuzluğu anlatmak için ilk kullandığının S harfiyle başlayan Sevgi, Saygı,Sadakat, Sevinç, Sevişme varken Sus ve en iyisi Savaşma..


    Ama bugünkü Corona Virüsü gibi yapılan saldırılara karşı da geri adım atma ve Sağlıklı kalmak için gerekiyorsa da Savaş.


    Çünkü Seni seven, Sana güvenen onca Sevdiğin var ki kendin için olmazsa da onlar için Sağlıklı bir ortam için Savaş..


    Ve bu savaşa hazırlanırken önce Sinir Sitemini kontrol altında tut, her Söze kanma..


    Sabunu ellerinle Sıkça tut..


    Suyu hiç boğazından eksiltme..


    Saatleri dinlenmeye ve uykuya harca..


    Sanal’dan kaç seni 24 Saat kara haberlerle esir alan televizyonun Sinema kanallarına zaping yap..


    Seyre dal uzakları izlerken özlediklerini ara bir kaç Söz et..


    Ve en önemlisi Sakin ol, panik yapma ve değerini sana hissettiren bu Savaş ilanı öncesi Sağlığını Sağlam tut..


    Ve hayat denen bu güzel dünyanın devamı için aynı hippiler gibi doyasıya Seviş hemde ölesiye..


    Çünkü bundan öte yoktur yaşamın diğer bir adı.


    Evet, nokta değil Son..


    Yol Ortasında Beton Santralı Olur mu?


    Yol Ortasında Beton Santralı Olur mu?


    arşiv haber 02/08/2017 Tarihli Haber/Yorum


    Ardahan Belediyesi Mücavir alanına bulunan Ardahan Yeni TOKİ Mevkinin hemen yanı başına konulan Beton Santrali aynı zamanda Ardahan-Göle-Erzurum kara yolunun bulunduğu kara yolunun neredeyse ortasında olması tepkilere neden olmaya devam ediyor.


    **Belediye Buna İzin Verdi, Kendisi Organizeye Gitti!..


    Su kaynaklarının yanı başında bulunan kum ve taş ocakları gibi yolun ortasına kurulan beton santraline izin veren kurumların başında gelen belediye ve İl çevre Müdürlüğünün göz yumduğu bu duruma tepki gösteren Yeni TOKİ sakinlerinin yanı sıra aynı alanda bir çok ekili arazisi bulunan Sugöze (Küçük Cincorup) köylüleri kendisi de santral kuran ama santralini Organize sanayiye götüren belediyenin bu santrali de yolun ortasında alıp, Ardahan Organize Sanayisine götürmesini istiyorlar.



    **Belediye de Taş Ocağı Açtı..


    Kum, Taş ve Beton Santrallerinin Ocaklarının gelişi güzel açıldığı Ardahan’da AK Partili Ardahan Belediyesi de taş ocağı kurdu.


    Organize Sanayi Sitesinde açılan Ardahan Belediyesinin Taş Ocağında başta kaldırım ve yollara döşenen taşlar olmak üzere Ardahan’ın eski evlerini süsleyen duvar taşlarının hazırlanacağı öğrenildi.


    **TARİH BETON OLUYOR..


    *13/04/2016 Tarihli Haber


    Geçmiş tarihi adeta tek tek yok edilen Ardahan’ın tarihi evleri de betona kurban ediliyor.

    AK Parti iktidarının inşaat sevdasının yurdun her tarafından etkisini sürdürdüğü son yıllarda Rus, Ermeni ve Malakan ustalar tarafından yapılan tarihi taş evlerde AK Partili Belediyenin İnşaat Ruhsatlarıyla tek tek yok ediliyor.


    Son olarak Ardahan-Kars yolu üzerinde bulunan caddeyi süsleyen taş binanın yıkılıp, yerine betondan yapma apartman yapılacağının ilan edildiği Ardahan’da, Ardahan’ın yapı kültürünün ortaya koyan bir binanın yok olacağı da müteahhit firmanın taş binanın üzerine astığı ilanla alenen duyuruldu.


    **ÇARPIK YAPILAŞMA TAM HIZ..



    Tarihi evlerin de içinde bulunduğu bir çok binanın yerine dikilen beton binalar ile donatılmaya devam edilen Ardahan’da çarpık yapılaşma da tüm hızıyla devam ediyor.


    Her gün yeni bir bina için temel açıldığı görülen Ardahan’da YAP/SAT sistemi ile yapılan binaların kentin genel görünümüne yakışmayan projelerle yapılırken aynı projeler ile yapılan binaların kentin şehir planını da alt üst ettiği de dikkatlerden kaçmıyor. 



    İki Güçlü Milletvekilimiz, Zayıf Ardahan..







      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın 3 dönemdir milletvekilliği yaptığı partisinde yeni bir görev daha adlı.

    Şu an da bulunduğu TBMM’si İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Türk Grubu Başkanı olan Ardahan AK Parti Milletvekilline yeni bir görev daha verildi.

    O da; AK Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın yardımcılığı..

    Yani AK Parti’nin Ardahan Milletvekillinin yanı sıra Mecliste üstlendiği iki göreve birde partisinin önemli ve kritik bir görevi verildi.

    Gerçi Atalay’ın milletvekili olduktan sonra benim de muhabirliğini yaptığım Taraf Gazetesi’nin o dönem attığı manşet haberde Atalay’ın Saray’a rapor hazırlayan ve Başkan Erdoğan’ın ilk 10 kişilik beyin takımından bir olduğunu da öne sürmüştü..

    Evet bu kadar önemli noktalara gelen Atalay’ın diğer bir güçlendiği tarafta Ardahan’da ki siyaseti elinde tutmaya başladığı ve o onaylamadıktan sonra ne İl Başkanı, ne de Belediye Başkanlarının dediğinin olmadığında bilenlerdenim..

    Peki iktidar milletvekilinin partisi içinde bu kadar güçlendiği bir sırada Ardahan’da halkın arasında ki gücü ne kadar diyecek olursanız onu ben demeyeceğim..

    Çünkü vekil olduktan sonra yaptığım haber ve yorumlar dolaysıyla gelmiş geçmiş vekiller gibi benimle pek yıldızı barışmayan Atalay’ı yeniden kızdırıp, üzmek istemem..

    Onu da, yani Atalay’ın Ardahan yerelinde, halkın arasında ki gücünün ne olduğunu kendisine güzel görevler verdirenler araştırsın deyip muhalefet partisinin durumuna bakmak istiyorum..

    Çünkü IŞID Kaçırmayana kadar kimsenin tanımadığı, Ardahanlı olduğunu ilk kez bizden öğrendiği CHP’nin bugünkü Ardahan Milletvekili eski Büyükelçi Öztürk Yılmaz’da Atalay’da aşağı değil..

    Eski Büyükelçi olmasının yanı sıra CHP’nin Dış işlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olan CHP Ardahan Milletvekilinin de Ardahan tabanında ki gücünü ben değil, CHP’lilere ve CHP’nin Genel Merkezine bırakalım derken biz asıl konumuza yani bu iki güçlü vekilimizin Ardahan’a kattıkları gücü masaya yatıralım mı?

    Vallahi buna baktığınıza da her iki isimin vekilliğini yaptığı Ardahan’ın çokta güçlü olmadığını tam aksine zayıf düştüğünü yazarsam ‘Bak işte vekillerin gücünü kıskan’ denmesin sakın..

    Çünkü Ardahan’ın neden zayıf kaldığını yazmaya, tek tek sırlamaya kalkarsam AK Partili Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un deyimiyle ‘Adeta savaş hali’ yaşayan bir Ardahan çıkar karşımıza..

    Ama partilerinin içinde çok güçlü olan iki vekilimizin vekilliğinin yaptığı bu kentin bir iki sorunu sıralamakta fayda var..

    1- Zamanında yapılmayan Kanatlı Hayvan Aşıları ve Bakımları dolaysıyla memlekette kaz kalmadı..

    2- Yine Müdürü Vekil olan İl Tarım’ın görevi olan Şarbon, Şap gibi hayvan hastalıklarının önlenmesi için yapılmayan aşılar şimdilik 3 köyü karantinaya aldırdı..

    3- ‘Hava alanına gerek yok önce yol’ denen Ardahan’ın, Göle’nin, Hanak’ın, Damal’ın, Posof’un ve Çıldır’ın yolları bu yılda bitmeyecek gibi durmakta..

    4- Tarım Müdür gibi İl Milli Eğitim ve diğer bir çok kurum hala vekilin vekili ile idare edilmekte..

    5- Yeniden açılması halinde Ardahan’a can katacağı söylenen eski Hanak yolu gibi köy ve yayla yolları da hala yapılmayı bekler..

    6- Devam eden göçün getirdiği psikolojinin aşılmadığı bir kentte yapılan bir iki konutunda icralık ve banka ipoteğinin altında kalmış durumda.. TOKİ’nin konutları da askere ve diğer resmi kurumlara verilecek gibi..

    7- Biri gece kondu konteyner kutularında hizmet verdiği İki gümrük kapısı olmasına karşın ihracat ve ithalatın hala istendiği seviyede değil..

    8- Kent merkezinde bulunan ve gün geçtikçe harabeye dönen Askeri Kışlaların hala devrinin yapılamadı..

    9- Göle’de olduğu gibi Ardahan merkez ve diğer ilçelerde ki gibi köy ve yaylarda hala içme su sorunu yaşanmaya devam etmekte..

    10- Cazibe Merkezi kapsamında Ardahan’a da açılacağı söylenen Çağrı merkezi hala açılmadı..

    Haydi bakalım sayın iki güçlü milletvekilimiz o gücünüzün bir kısmını da vekilliğini yaptığınız kente yansıtın diyerek Atalay’ı yen görevinden dolayı kutluyor, ‘Çok şey yapacağım da İl ve İlçe Teşkilatları beni dinlemiyor’ diye dert yanan Yılmaz’a selamları yolluyorum..



    **Hitler Dönemi Propagandası..


    30 yıldan fazlası gazetecilikle geçen 47 yaş gibi bir yaşı geride bırakırken hiç ama hiç rastlamadığım, sorularına muhatap olmadığım yani ‘Parayı veren düdüğü, pardon istediği sonucu yayınlatan’ anket şirketlerinden biri daha sözde sonuç yayınlamış..

    Ve bu anket şirketinin yayınladığı sonucu da havuz medyası da manşete çekmiş..

    ‘Bugün seçim olursa’ başlığı ile verilen ve mevcut iktidarın benim oyumu dahil bu ülkede ki 100 kişinin 99.9’nun oyunu aldığını açıklayan bu anket şirketine yönelik ağzımı bozmamak için önümde ki bilgisayarın tuşlarına saydırıp, durdum..

    Çünkü;

    ‘Ankara merkezli falanca Araştırma şirketi, Temmuz ayının son haftasında 24 ilde bin 532 kişiyle, ‘siyasi gündem’ anketi gerçekleştirdi. ve AK PARTİ UÇTU, HDP ÇAKILDI’ demiş..

    Yani AK Partiliyim diyenin haydi oradan diyeceği bu sonuca bakıca insan Hitler Döneminde ki propagandayı hatırlıyor ve bugün bunların yaptığının yanında hafif kaldığını anlıyor ve ‘Seninde senin anketinin de’ demesi geliveriyor..

    Bu yetmez gibi sanki şirketten çok bağımsızmış gibi nereden, kimlerden nasıl beslendikleri çokta gizli, saklı olmayan sahibinin açıklaması havuz da manşet haber oluvermiş..

    Yapılacak bir seçimde tüm oyların AKP’ye gideceği için kurulması muhtemel yeni partiye de ihtiyaç duyulmadığını belirten aynı anket şirketi ve sahibi milletin tatili düşünmekten başka bir şey düşünmediği ve siyaset tartışmalarının yerlerde olduğu bir sırada yani Temmuz ayında gerçekleştirdikleri anket kapsamında ‘Bugün genel seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz’ sorusuna verilen yanıtların; AK Parti yüzde 51,4, CHP yüzde 25,0, MHP yüzde 13,4, HDP yüzde 8,0 ve diğer partilerin yüzde 2,2 oranlarına sahip olduğunu duyurmuş

    İnsanı şeyinden cıran, Başkan Erdoğan dahil milyonların ‘Hele git şuradan’ diyeceği bu sonuçlara bakınca Ardahan’da ki gibi bir çok vilayette siyasi çalışmalarını adeta askıya alan MHP’nin oy artışı da AKP’nin oyu gibi artmış..

    Yani iktidara yalakalık yetmemiş onun gizli hükumet ortağında yağ olsun diye rakamlar ayarlanmış..

    Yani tüm baskılara karşın bir türlü kapısına kilit vurulamayan ve bu ülkenin gerçek muhalefet partisi olan HDP’nin oylarının hepsi AKP yetmedi MHP ile bölüşülmüş..

    Evet bu ankete ve sonuca baktığınızda bu memlekette Hitler propagandacılarının bile güldürenleri görmekte mümkün..

    Çünkü bu ülkenin her iktidarını yanıltanların başında gelen asıl bu kenelerdir ve bunlara inananlardır..





     

  • DENİZ ZAFERİ KAR ALTINDA ÇELENKLE ANILDI..

    Posof Hükumet Konağı önünde Atatürk Anıtına Çelenk Sunma Programı düzenlendi. 


    Koronavirüs tedbirleri kapsamında az katılımla gerçekleşen Çelenk Sunma Programına Kaymakam Murat Mete, Garnizon Komutanı Üsteğmen Uğur Can Baycan, İlçe Belediye Başkanı Cahit Ulgar, kurum amirleri ve askeri personel katıldı.


    Çelenk sunma programı Atatürk Anıtına Kaymakamlık, Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı çelenklerinin sunumu sonrası Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Aziz Şehitlerimizin manevi huzurunda bir dakikalık saygı duruşuna müteakip İstiklal Marşının okunması ve Bayrağın göndere çekilmesi sonrası tören programı sona erdi.



    ARDAHAN’DA KAR ALTINDA ANILDI..


    18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105’nci yıl dönümü dolayısıyla Ardahan’da Şehitlerimizi Anma programı düzenlendi.


    Halilefendi Mahallesi’nde ki Şehitlikte düzenlenen programda, Valilik, Belediye Başkanlığı, Garnizon Komutanlığı ve Şehit Aileleri Derneği çelenklerinin şehitliğe bırakılmasının ardından saygı duruşunda bulunularak, istiklal marşı okundu ve şehitler için saygı atışı yapıldı. Günün anlam ve öneminin belirtildiği konuşmanın ardından Şehitlerimiz için Kuranı Kerim okunarak, dua edildi.  Programda, Valimiz Mustafa Masatlı, Garnizon Komutanı Tahir Savran ve Belediye Başkanı şehitlik defterini imzaladı. Tören sonunda şehit mezarlarına karanfiller bırakıldı.



    Göle’de karlı anma..


    Göle Cumhuriyet Meydanında 18 Mart Şehitleri Anma Programı töreni şehitleri anma saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile Atatürk anıtına konulan çelenklerle 18 Mart Çanakkale şehitleri anıldı.Törene İlçe Kaymakamı Cevat GÜN,Belediye Başkanı İlhan GÜLTEKİN Garnizon komutanı,Emniyet müdürü ve tüm Göle protokolü, Şehit ve Gazi aileleri katıldı..


    GÖLE HABER kurbani DEMİR



    Zalimin, Zulmü..


    Çin’den gelip ülkemizin 60 yıldan fazladır içeri giremediği Avrupa’nın ortasına oturan virüsünden daha tehlikeli zalim insanın zulmü değilmi bunca stresin nedeni?!. 


    Başta, biz zulümkar insanların “daha çok, daha çok” diyerek dengesini bozduğumuz bu dünyanın, üstünde, altında yaşayan insanlar ve diğer canlıların dünyasını dar eden zalimlerin zulmüdür bunca strese, virüse neden olanlar demek geliyor zulümkarların zalimliklerini görüp, yaşadıkça.. 


    Aslında, bir grip vakası olan ama masa başı, panikçi medyanın ve teknoloji baronlarının verdiği gaz ile bir anda adı değişip, Korona olan virüse yakalananları daha aşısı, ilacı bulunmadığını bildiği için ve yalandan ‘tedavi altına alındı’ demektense hemen asan Kuzey Kore’ye kızıp, gülenler bilmezler ki bu ülkede kuduz aşısı dahil, hiç bir virüse çare bulan bir bilim adamına, bilimsel çalışmaya imza atanın olmadığını.. 


    ABD’nin tüm zalimliklerine, zulümlerine karşın ayakta kalan Kominist Küba’nın bile Kansere aşı bulduğunu düşünmeden depremde dışarı çıkmayın, Virüste içeriden çıkmayın diyenler karşısında hazır kıta olmalarının nedenidir asıl virüslü onca insanım diyen zalimlerin olduğu şu dünyada.. 


    Evet, zalimin zulmünün hep olduğu şu bol virüslü dünyada asıl zalimlerin insanı geren, üzen ve en alçak durum olan inançsızlığı değil mi asıl öldürücü virüs? 


    Bilmem ama bugün Korona ile uğraşıp, aşısını arayanlar dün olduğu gibi bugünde elbet dermanını bulacak, bu zalimlerin yaptığı zulümlerine de…


    Vali Posof ve Bulbilan'daydı..


    Vali Posof ve Bulbilan’daydı..


    arşiv haber 20/07/2019 haber/yorum


    Ardahan’da yapılan yaz etkinliklerinden olan Hanak ve Damal Şenliklerinden sonra Posof Aşık Zülali Anma ve Aşıklar Festivali ve Bülbülan Yayla Şenliği de gerçekleşti. Aynı gün yapılan ik etkinliğe katılan Ardahan Valsi Mustafa Masatlı etkinliklere katılan vatandaşlarla halay çekip, sohbetler etti. AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ınd aktılrıdığı etkinlikler 2 gün sürecek.



    Aynı Gün Olunca İlgi Az Oldu..


    Plansız, programzıs ve aynı günlerde yapılan Ardahan’da ki etkinliklrin sonuncuları olan Posof ve Bübilan etkinlikleri aynı güne gelince katılımında bir hayli az olduğu dikkatlerden kaçmadı.



    Cumartesi Yazılarım..


     


    Ülke sorunlarının yanı sıra yerel sorunların yazılarımıza konu edildiği bir hafta boyunca kendimizin yaşadığı sorunlara zaman ayırmadığımız gibi adına da, ‘Mahalle baskısı’  diyerek bu sorunları birleri ile paylaşma, yada yazılara da dökme korkusunu da hep yaşarız.


    Ama aslında sadece ben değil, bu yazıyı okuyan sen ve hepimizin anlatılması gereken, birleri ile paylaşması gereken onca sorunu ‘ya ayıptır, günahtır,’ diyerek içimizde saklar, sakladıkça bir volkanın içinde biriken lav misali patlama noktasına gelirken, kimimiz de bunu etrafımızda-kilerini kıran hal hareketle de bulunarak, kimimiz sakladıkça patlama noktasına gelir yakınlarımıza, sevdiklerimize olduğu gibi kendimiz zarar veririz.


    Ve bunun aslında kapalı bir toplumda  dünyaya gelmenin, o dünyada yaşadıkça  her gün biraz daha büyüyen ağır bir bedele öderiz paylaşıp, rahatlayamadığımız sorunlar ile..


    Kiminin özel hayat dediği, kiminin olmaması gereken bir suç olduğunu belirttiği yaşanmışları en yakını ile paylaşamama ile baş başa olan bizlerin bu baskıya dayanamadığı, delirip, gazetelerin 3. sayfalarını dolduran cinayetlerle sonuçlanan olayları yaşadığımız gibi yine o kapalı toplumun kendi yaşadıklarını içine bastırma hırsıyla yaşadıklarını anlamadığı insanı Tİye alıp, ‘Bu zır deli ya’ diyerek es geçtiğini de görür, yeniden üzen duygular içinde içe iyiden iyiye kapanır kalırız, yaşananları kader diyerek es geçmeye çalışırken..


    Hristiyanlık bu yaşananlara Kilis’e de günah çıkarma köşesi ile kendisine inananlara azda olsa yardımcı olmaya çalıştığı dünyada bu inancın dışında başka ve daha kapalı bir toplumda yaşayanların işi ne kadar kolay artık onuda siz, yaşanmış ve siz içten içe yiyen anlatamadıklarınızla yaşayan siz düşünün..

  • DAMAL'DA ÇELENKLİ ANMA!..


    MERDİVEN ALTI KURTARICILAR..


    Ülkenin resmen savaşa girdiği şu günlerde Corona virüsü gibi bir çok konu, patlayan bombalar, yaşanan ölümler ve çekilen acıların gölgesinde kalmış durumda.


    Son olarak muhalefetin,onca şehidin olduğu Suriye’deki gelişmeler konusunda mevcut iktidarı istifaya çağırması dahil bir çok konuda baskı altına alması gerekirken, önce telefonla arayıp, geçmiş olsun deyip  ardında da adeta ‘ laf olsun, torba dolsun’ diye başkan Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi esnasında yaşanan olayı anlatırken gülümsemesine takıldığı gibi onca sorun ve sıkıntıda bunca ekonomik sıkıntı içinde dolarla ödenip, alınan ve rastgele oraya buraya atılan füzelerin toz dumanı arasında kalmış durumda..


    Bu sorunların başında gelenler arasında diğer bir sorunda iki gümrük kapısı olmasına karşın ithalat ve ihracatın olmadığı, valisi ile vekili, rektörüyle valisi, genel sekreterinin valisi ile arasının olmadığını, belediye başkanlarının bir araya gelip, bir kare veremedikleri, derneklerin gerçek anlamda birlikten uzak olduklarını, birilerinin bana başkan, platform, federasyon desinler dediğini ve her yıl ortalama bin kişinin göç ettiği memleketin batı kentlerinde kurtarma adına kurulan derneklerin ve bu derneklerin başını çeken sözüm ona çok kültürlülerin! merdiven altı bol kahvaltılı sözde platformu, oluşum, dernek hatta federasyon adıyla toplantılarıdır..


    Bu yazımı yazdığım sırada ara verip, bir çay içmek için gittiğim kahvede Sahara çadırlarının kurulduğu serhat, sınır kenti Ardahan’ın Posof İlçesinde en az 400 insana iş istihdamı sağlayacak olan bir yatırımcının başta iktidar milletvekili olmak üzere yerel yöneticilerinin ilgisizliğinden yakındığına şahit olduğum bir kentin nasıl olup gelişip, büyüyeceğini konuşacağımıza ‘Falanı nasıl durdururuz, filanın nasıl paçasına yapışırız’ kavgası içinde olup memlekete ve kendilerine olduğu gibi, ülkeye hayrı olmayanların verdikleri pozlara bakınca bu memleketin asıl katillerinin bunlar olduğunu anlatamamanın ezikliğini de yaşamıyor değilim..


    Çünkü benim de içinde bulunduğum bizlerin bu merdiven altı kullanılmışları yeterince topluma anlatıp, gerçek yüzlerininde ne olduklarını  ortaya koyamamışlar olarak asıl suçlularız.. Ve bunların hala meydan da olup namuslu, adam, kadın diye geçinip, memleketin aydını, kültürlüsü, siyasisi oldukları yönündeki pozlarının asıl memleket düşmanı olduklarını deme cesaretini ‘ilişkiler bozulur’ diyerek ortaya koymayız..


    Ama asıl bozulanın memleket, ülke olduğunu da hep konuşur, suçlu kim diye de etrafımıza, çevremize bakarak verilmesi gereken mücadeleyi unutur, hatta ‘Of ya yoruldum’ diyerek kaçma teşebbüsünde bulunuruz..


    Yani ortaya çıkıp, ‘Sahayı boş bularak,  bize de bir kemik düşer mi diye bir araya gelen merdiven altı siz kullanılmışlar, şunu da iyi  bilin ki; benim gölgem hepinize yeter..’ demediğimizden köprü ve merdiven altı oluşumların önüne geçemeyiz, geçemiyoruz da..


    Çıldırlılardan Sonra Damallılar Artist Olacak!


    Çıldırlılardan Sonra


    Damallılar Artist Olacak!


    arşiv haber 02/10/2018 tarihli haber/yorum


    Ardahanlı sinema yönetmeni Reis Çelik memleketi Ardahan’da yeni bir film daha çekiyor.


    Daha önce Ardahan’ın Çıldır ilçesinde bir film birde belgesel çekimi yapan Çelik şimdide Damal’da yöre insanını konu eden yeni bir sinema filimi çekiyor.


    Bir aya yakındır bölge insanlarının rol aldığı yeni sinema filmini çekimlerine devam eden Ardahanlı Sinema Yönetmeni Reis Çelik’i yeni filmini çekimi yaptığı alanda ziyaret esen Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez ve Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci bölgedeki yaşamı anlatacak olan sinema filimin çekimin yapan Sinema Yönetmeni Resi Çelik’ten bilgi alıp, filimde rol alan köylülerle sohbet ettiler.


    Çelik’in çekimine devam ettiği filimin önümüzde ki yıl vizyona girmesi bekleniyor.



    **Fenerbahçe’nin Durumunu Daha İyi Anlıyorum..


    Kindar bir grubun iktidarı elinde tuttuğu zaman sizin bu grubu aşıp, başarıyı elde etmenin çok zor olduğunu Ali Koç’un Fenerbahçe’nin, benim ise Serhat Ardahan Spor’un başkanı olması ardından bir kez daha anladım, fark ettim.


    Çünkü yalnız bu ülke de değil, tüm dünyada gücü elinde tutanların kendilerinden olmayanları saf dışı etmek için devletin imkânları başta olmak üzere tüm imkânları seferber ettiğini her geçen gün ilerleyen yaşımız ve yaşadıklarımızla daha iyi anlıyorum.


    Gezi olaylarında Divan oteline sığınanlara su, limon, ekmek verilmesini unutmayanlar ama bunu da not edenler gibi benim de durumum Ali Koç’tan farkım yok desem abartıyorsun demeyin.


    Çünkü bu ülkenin 3 gümrük kapısına sahip olan ama maddi imkânsızlıklar içinde BAL liginde 3. Lig için mücadele veren Serhat Ardahan Spor’a başkan olduktan önüme konulan engellerle birlikte sonra Ali Koç’u daha iyi anlıyorum.



    **MHP’nin AK Partili Olma Sevdası..


    Yerel seçimler öncesi iyiden iyiye hareketlenen siyaset alanın ön planında yer almak isteyenlerde bugünden itibaren partiler başvuru yapmaya başlayacaklar.


    Gözlerin kimin kimle ittifak yapacağının üzerinde olduğu şu günlerde tek başına bir parti olan ama tek başına seçimlere girmekten korkan Milliyetçi Hareket Partisinin art arda yaptığı açıklamalarda seçmenin en çok takip ettiği konuların başında gelmekte.


    MHP’li seçmenin kızdığını gördüğüm bu açıklamaların başında gelen ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ısrarla AK Parti ile ittifak yapma sevdası gelmektedir.


    Başkan Erdoğan’ın çokta sıcak bakmadığı ama Başkanlık seçimlerinde yanında yer alan Bahçeli’yi de kırmamak için bir formül aradığını görmekteyiz.


    Çünkü Başkan Erdoğan’ın MHP’nin AK Partili olma sevdasından artık bıktığını ve yerelde hiçbir ittifaka gerek görmediğini ama dışarıdan gelecek oylara da yok demek istemediğini tüm 16 yl boyunca yapılan tüm seçimlere baktığımızda rahatça görebiliyoruz.


    Bir dönem cemaat, bir dönem barı süreci adı altında Kürtlerin, bir dönem Baloz ve diğer operasyonlardan gelen oylar ve son olarak ta başkanlık seçiminde hep bu yolu izleyen AK Parti’nin bu seçimlerde MHP’de çok orta oyları yani çok milliyetçi, muhafazakâr olmayan CHP, HDP ve İYİ partiden umut kesenlerin oylaına talip olduğunu anlıyor gibiyim.


    Tabanın çok sıcak bakmadığı ama Bahçeli’nin ısrarla AK Partili olma sevdasının devam ettiği yerel seçimler öncesi CHP, İYİ Parti ve HDP’nin nasıl bir yol izleyeceği de seçmen ve AK Parti ve MHP tarafından takip edilirken AK Parti’nin MHP olmazsa da tek başına da kalsa bu üç parti birleşmezse yereldeki iktidarına devam edeceğini de unutmak gerekir.

  • ARDAFED BUGÜN SAAT 14.30'DA ŪMRANIYE BELEDİYE BAŞKANINI ZÎYARET EDECEK…

    “Güçlü Bir Ardahan Lobisi” parolası ile yoluna devam eden ve 19-23 Şubat günlerinde İstanbul Bakırköy Botanikparkta ve Almanya da, Serhat Şehrimiz Ardahan’ımızın 99. Kurtuluş Yıl Dönümü Şenlikleri öncesi yapcağımız bu ve bundan sonra ki ziyaretlere SİZİNDE KATILIP bu yöndeki çabamıza ilgi göstermenizi umuyor, saygılar sunuyorum.

    Fakir Yılmaz

    Ardahan Dernekler Federasyonu 

    Başkanı/Gazeteci:..

    05322678015
    Ümraniye’de de 1 Ardahanlı Aday!


    arşiv haber 03/02/2019 tarihli haber


    Ardahan’da Veteriner Hekim Yunus Baydar AK Parti’den, Faruk Demir CHP’den, Mete Özdemir İYİ Parti’den, Hali Kaçar MHP’den aday olduğu HDP’nin bir aday çıkama becerisinde olmadığı şu günlerde 1 Milyona yakın Ardahanlının yaşadığı batı kentlerinde de Ardahanlıların siyasi mücadelesi sürüyor.



    **HAYDİ ARDAHANLI..


    31 Mart’ta yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimlerinde ilk kez 3 Ardahanlının İstanbul’da, 2 Ardahanlının Kocaeli’nde Belediye Başkan Adayı olduğu şu günler de yine İstanbul’un önemli ilçelerinden olan Ümraniye’de 1 Ardahanlı aday.

    Ardahanlı İş Kadını İpek Süt’ün de, Ardahanlı birinin CHP’den Belediye Başkanı Adayı olduğu Esenyurt’ta DSP’den Belediye Başkan Adayı olmaya hazırlandığı şu günlerde Ardahanlı Nesim Pakır’da DSP’nin Ümraniye Belediye Başkan Adayı.

    Çalışmalarına devam eden Ardahanlı siyasilerin etkisini gösterdiği batı kentlerinde ki yarışın iyi bir sonuç vermesi için ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ arzusuyla bir arada olunmasına ihtiyaç duyulmakta. 


    ARDAFED: Biz Lobi der iken siz Lobiye sanmıştınız!


    ARDAFED: Biz Lobi der iken siz Lobiye sanmıştınız!


    Yaklaşan yerel seçimler öncesi başta İstanbul olmak üzere bir çok batı kentlerinde istediklerini bulamayan siyasiler suçu federasyon ve derneklere atmaya başladılar.


    Yaklaşan yerel seçimler öncesi başta İstanbul olmak üzere bir çok batı kentlerinde istediklerini bulamayan siyasiler suçu federasyon ve derneklere atmaya başladılar.


    Aday edilmemelerini federasyon ve derneklerin yetersizliğine bağladıkları görülen aynı siyasilerin federasyon ve derneklere sahip çıkmadıkları olarak bilinen kişiler olması da dikkatlerden kaçmıyor.


    Başta iktidar partisinden olmak üzere diğer partilerden siyaset yapmak isteyen ancak  ‘Güçlü bir Ardahan lobisi’ çağrılarına kulak tıkayan siyasilerin yaklaşan seçim öncesi istediklerini alamayınca suçu 5 yıl boyunca hatırlamadıkları, ilgilenmedikleri ve çağrılarına duyarsız kaldıkları federasyon ve derneklere suçu atarak sorumsuzluklarını saklamaya çalıştığı bu süreçte kurulduğundan bu yana ‘Güçlü bir Ardahan Lobisi’ şiarıyla yol alan ve bir çok etkili işler yapan Ardahan Dernekler Federasyonundan bir açıklama geldi.


    ARDAFED başkan vekili Efkan Demir’in yaptığı açıklama bugün siyaset arenasında adeta silinen Ardahanlı siyasilere ve ARDAFED’in çabalarını ve çalışmalarını algılamayan ve lobiciliği lobiye’ye benzeten bazı dernek başkanlarına verilen en güzel cevap konumun da dikkatlerden kaçmadı.


    Genel başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu Ardahan’da ki evinde tedavisini sürdürdüğü bir sırada başkanlığa vekalet eden Ardahanlı iş adamı ve ARDAFED başkan vekili Efkan Demir’i konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle:


    Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Efkan Demir dahil, oturan insanlar


    Biz Lobi der iken siz Lobiye sanmıştınız!


    Ardahan sivil toplum kuruluşlarının çatısı olması ve kabul görmesi gerekir Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Efkan Demir dahil, oturan insanlar ve iç mekaniken ‘ben yok isem yıkılsın, ben yok isem yok olsun’ hizipçiliği ile etkisizleştirmeye, önemsizleştirmeye çalıştığınız federasyonun yerel seçimler öncesi bir kez daha ne kadar önem verilmesi gereken bir kurum olduğu ortaya çıkarak aşikar olmuştur.


     Fakat birilerinin bunu anlaması her zaman olduğu gibi ve yaklaşan yerel seçimler öncesi yine duvara kafalarımızın çarpması sonucu oluşmuştur. 


     İstanbul’da 39 İlçe bir Büyük Şehir belediye başkanlarının açıklandığı listelerde bir tane Ardahanlının yer bulmaması neticesinde Ardahan ve Ardahanlının yok sayılması sizlerin ilmik ilmik ördüğünüz ön görgüsüzlüğünüzün ve beceriksizliğinizin eseridir. Ardahan Dernekler Federasyonunun son iki yılda yaptığı üç tane Ardahan Tanıtım Günleri ve yaklaşık 30 tane Ardahan toplantısına katılmamanızın destek vermemenizin sonucudur,bugün yaşananlar..


     Federasyon olarak 6 kez CHP İstanbul il başkanlığına, 5 kez AK Parti İstanbul il başkanlığına yaptığımız ziyaretlerde davet etmemize yalvarmamıza ve bizimle birlikte olun dememize rağmen yanımızda olmamanız bir yana yaptıklarımıza köstek olmanızın sonucudur bu gün yaşananlar. 


     Federasyon merkezine siyasi parti il başkanlarını, belediye başkanlarını, ilçe başkanlarını hatta bir siyasi partinin genel sekreter ve genel başkan yardımcısını getirdiğimiz, bir genel başkana iki kez Ardahan raporu ve Ardahan sunumu yaptığımız halde sizin orada olmamanızın sonucudur bu gün yaşananlar.


     Bizler İstanbul’un demoğratif yapısı içerisindeki Ardahanlılar fizibilitesini yapıp ilçe belediye başkanları ziyareti sıramızda bu ilçede bu kadar Ardahanlı var iken neden bir başkan vekili Ardahanlı yok meclis üye sayısı eşit dağıtılmamış diye eleştiriler yapar iken sizin arkamızdan belediye başkanına gidip el etek öperek ‘Başkanım çokta kayla almayın’ dediğiniz içindir. 


     Biz Ardahan lobisi der iken sizin lobiyi lobiye sandığınız, kişisel ikbal, menfaat ve ilişkileriniz uğruna siyasi erkle bir resim çekilmek bize yeter dediğiniz içindir, şimdi bu gün yaşananla olan olmuş birilerinin değimi ile atı alan Üsküdar’ı geçmiş sizler kalkmış, ‘Falan oldu da filan oldu’ diyerek yalandan küçük olsun benim olsun diye sahiplendiğiniz yerlerinizi korumak için hala Ardahan ve Ardahancılık oynuyorsunuz.


    Bu tablonun müsebbibi sizlersiniz, biz bir olalım birlik olalım Ardahan tanıtımı Ardahan lobisi der iken sizlerin yanımızda olmadığınız içindir. Lütfen sorumlusu olduğunuz eksiklikleri kabul edin ve iğneyi kendinize çuvaldızı karşınızdakine batırın, Lobicilik ile lobyeyi karıştırmayın….


    ARDAHAN DERNEKLER FEDERASYONU ARDAFED


    *Esenyurt Diasporası Kayıp Etmiştir..


    2019 Mart seçimleri öncesi yeniden Suriye’ye girmek üzere olan ama ABD’nin garantisini de isteyen Türkiye’de her seçim dönemi milliyetçiliği tetikleyen girişimlerin artık moda olduğu da söylenirken ben bugün ki konuyu İstanbul Esenyurt’a ayırıacam.

    Çünkü başta Esenyurt olmak üzere İstanbul’un 39 ilçesinin siyaseti de orta doğudan daha beter bir durumdadır!.

    Yani orta doğu da günü birlik değişen çıkar ilişkileri gibi başta Esenyurt’ta olmak üzere Ak Partinin Ardahanlı bir siyasetçiyi aday etmediği İstanbul 39 ilçesinde ki siyasete bakmak istiyorum.

    Yedi yüz bin Ardahanlının yaşadığı ileri sürülen İstanbul’da iktidar partisin de belediye başkanı olmak için başvuran kaç Ardahanlının olduğunu bile doğru dürüst bilmeyen çok akıllı(!) bazı Ardahanlıların ‘Niye Ardahanlıların aday edilmediği ve bunun suçlusunun Ardahan federasyonları ile dernekleridir’ şeklinde suçlamalarda bulunduklarına da şahit olmaktayız.

    Şimdi buradan sormak istiyorum, Nedir sizin bu Amerika gibi iki yüzlülüğünüz?

    Siz değil misiniz;’Bir Ardahanlı öne çıktığında paçasına yapışan?’

    Siz değil misiniz; ‘Dernekler nedir, federasyonlar boştur diyenler?’

    ‘Gelin birlikte güçlü bir lobi oluşturalım’ diyenlerinin çağrısına uymayıp, oralı olmayanlar bugün çok akıllı kesilip o akıllarıyla akıl vermeye çalıştıklarını görmekteyiz.

    Bu durum sadece İstanbul’da mı yoksa Ardahanlıların çok yaşadığı söylenen ama bu seçim döneminde olduğu gibi geçmiş seçimlerde de söz sahibi olunmayan Esenyurt’da mı ki yaşanıyor?

    Türkiye’nin birçok ilinde öbeklenen Ardahanlıların İzmir de, Bursa da ve Ankara gibi illerde de olduğunu ve o illerde birçok akıllı(!) Ardahanlının da olduğunu unutanlar bu gün İstanbul da yaşanan durumun diğer batı kentlerinde de yaşandığını görmezden gelirler.

    Bunun en açık örneğinin TUİK rakamlarına baktığımızda Ardahanlılar başta olmak üzere doğu illerinden göç edenlerin en çok olduğu Kocaeli’ni gösterebiliriz.

    Bu kentte de siyaset de söz sahibi olamayanların Ardahanlıların bu durumu yaşamalarının nedenin federasyonlar ve dernekler olmadığını onlara sahip çıkmayan, ‘Gelin güçlü bir Ardahan lobisi oluşturalım’ çağrısına uymayanlar olduğu gibi başta iktidar partisinde olmak üzere çeşitli partilerde siyaset yapıp federasyon ve derneklerin değerini algılayamayanlardır.

    Evet kağıt üzerinde kurulu derneklerin yanında oturdukları yerde üfürenlerin(!) suçunu da olduğu bu duruma baktığımızda Ardahan’nın ve Ardahanlının batı kentlerinde olduğu gibi Ardahan da güçlü bir lobisi olmaması ve bu yönde çaba gösterenlerin başta siyasi cambazlar olmak üzere lobiciliği yediğimiz lobiye benzetenlerdir.

    Bunu anlamak için de yani güçlü lobiciliği lobiye benzeten ve Ardahan adını gölgeleyen KAİ, KAİSİYAT ve KAİFED gibi saçmalıkları ayakta tutmaya çalışan Ardahanlılar ve Esenyurt Diasporasıdır(!)

    Geçmiş seçimlerde olduğu gibi yaklaşan seçimler öncesi de fos çıktıkları görülen Esenyurt Diasporası ve ‘Ardahanlılar neden aday gösterilmedi’ diye üfürenler şunu bilmeli ki ARRDAFED yani Ardahan Dernekler Federasyonu son iki yıldır ortaya koyduğu çalışmalarla bu gün yaşananların yaşanmaması için mücadele vermiş.

  • Ardahanlılar Dilovası'nde Ardahanlılar Derneği Gecesinde Bir Araya Geldiler..

    Kocaeli Dilovası Ardahanlılar Derneği’nin üçüncüsünü gerçekleştirdiği Kaz Gecesi çok sayıda davetlinin katılımı ile gerçekleşti.


    Dilovası Ardahanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin üçüncüsünü gerçekleştirdiği Kaz Gecesi Hereke Sosyal Tesislerinde çok sayıda davetlinin katılımı ile gerçekleşti.


    Geceye ayrıca Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yaşar Çakmak, Dilovası Kaymakamı Mustafa Asım Alkan, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir, Ardahan dernekler Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz, CHP Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt, AK Parti Dilovası İlçe Başkanı Osman Akbulut, MHP İlçe Başkanı Ali Osman Ayaz, SP İlçe Başkanı Erkan Bilikli, AK Parti İl Yöneticileri Fazıl Korkmaz, İlhan Yıldırım, Dilovası Belediyesi meclis üyeleri, AK Parti İzmit İlçe Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Emre Sarıca, Mahalle Muhtarları, STK Başkan ve yöneticileri, Dilovası Ardahanlılar Dernek Başkanı Suat Atbaş ve çok sayıda davetli katıldı.



    Kaz gecesinin açılış konuşmasını yapan Dilovası Ardahanlılar Derneği Başkanı Suat Atbaş, “Ardahanlılar Derneği olarak üçüncüsünü düzenlediğimiz kaz gecemizde yine biriz, birlikteyiz ve bu mutluluğu birlikte yaşıyoruz. Sivil toplum kuruluşu olarak toplum içersinde ki görevlerimizi yerine getirmek adına önce hemşerilerimizin birlik ve bütünlüğünü sağlamakla birlikte doğduğumuz baba ocağımız memleketimizi unutmadan oradaki örf ve adetlerimizi yaşatmakla birlikte diğer tarafta da yaşadığımız ve doyduğumuz kente sahip çıkmaktır. Dilovası Ardahanlılar Derneği olarak Dilovası’nın menfaatleri doğrultusunda da çalışmaya devam edeceğiz. Yaklaşık 1,5 ay önce çalışmasına başladığımız kaz gecemize gösterilen bu büyük ilgiden dolayı herkese teşekkür ederken, gecemizde emeği geçen tüm yönetici arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.” dedi.



    Dernek Başkanı Suat Atbaşı’nın ardından szö alan Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’da Ardahan ve Ardahanlıların birlikteliğini anlatan bir konuşma yaptı.


    Ardahanlı olan Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir ile İlçe Kaymakamınında birer konuşma yaptığı gecede Ardahanlıların ilgisi bir hayli büyüktü.


    MEHMET ÖZTÜRK’TE ÖZEL TEŞEKKÜR

    Atbaş ayrıca gecenin organize edilmesinde maddi ve manevi olarak büyük emek harcayan dernek yöneticisi Mehmet Öztürk’ü özellikle teşekkür ederken, Öztürk’de burada yaptığı konuşmasında “Gecemizin düzenlenmesinde herkesin önemli bir katkısı vardır. Böyle güzel bir gecede bu kadar yoğun katılımın olduğu bir gecede bizlere destek olan sponsorlarımıza ve katılanlara da özellikle teşekkür ediyorum.”dedi.


    MUHTEŞEM FOLKLOR GÖSTERİSİ

    Konuşmaların ardından gece yerel sanatçıların söylediği türküler ve folklor ekibinin birbirinden güzel gösterileri ile devam ederken, gecede  Halk Ozanları Tacettin Dursun ve Kemal Ümmani’de söylediği birbirinden güzel türkülerin yanı sıra atışmaları ile de konuklara güzel bir akşam sundular. Gecenin sunuculuğunu Turgay Zorba yaptı.


    HEDİYE DAĞITTILAR

    Gecede davetlilere çeşitli ikramlarda bulunulurken, tüm konukların özellikle beklediği kaz yemekleri de dağıtıldıktan sonra gece halaylar ve türkülerle devam etti. Gecede son olarak yapılan hediye çekilişinde de konuklara birbirinden değerli hediyeler dağıtıldı.



    ARDAFED’DEN TÜM DERNEKLERE VE


    ARDAHANLILARA AÇIK ÇAĞRI.. ‘GELİN


    DAHA GÜÇLÜ BİR ARDAHAN


    BİRLİKTELİĞİNE SİZDE KATKI SUNUN..


    arşiv haber 31/08/2019 tarijli haber


    Son yıllarda ortaya koyduğu çalışmaları ile başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde Ardahan’ı ve Ardahanlıları en iyi şekilde tanıtmaya, anlatmaya gayret eden ve 1-7 Ekim 2019 Tarihlerinde İstanbul Maltepe Sahilinde bulunan etkinlik alanında yeni bir ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ organizasyonuna hazırlanan, Ardahan Dernekler Federasyonun dan tüm Ardahan İl, İlçe ve Köy derneklere ve Ardahanlılara açık çağrı..


    Gazeteci olan başkanı Fakir Yılmaz’ın imzasıyla yayınlanan iki davette 1-7 Ekim 2019 Günlerinde Ardahan’ı Tanıtma Günlerine tüm denekleri ve Ardahanlıları davet eden ve  Ardahan’ı Tanıtma Günleri adlı bu önemli etkinliği birlikte yapmaya çağıran ARDAFED tüm Ardahan Derneklerini, Ardahan adının en üst çatı örgütü olan stk, ARDAFED’in çatısı altında birleşip, toplanmaya ve daha güçlü bir Ardahan Lobisi çabalarına katkı sunmaya davet etti.


    Konu hakkında yapılan çağrı aynen şöyle;



     


    Sayın Başkanım Merhaba..

    Bu çağrı; 1-7 Ekim’de İstanbul Maltepe Etkinlik alanında sizinde davetli olduğunuz yeni bir Ardahan Tanıtım Günleri yapacak olan Ardahan Dernekler Federasyonunun açık çağrısıdır.


    Ardahan dernekçiliğinin en üst çatı örgütü olan ARDAFED kongreye gidecek, bu kongrede sizinde ve başında bulunduğunuz derneğinde söz sahibi olmasını istiyor ve yönetiminizle görüşüp, ARDAFED’e üye olmanızı, kongrede 5 delegenizle katılıp, ARDAFED’in yönetimine talip olmak isteyenlerle birlikte hareket edip, oy kullanmanızı istiyoruz.


    Bu konuda bize dönüşünüzü ve ARDAFED’e üye olmak için alınan dernek kararı ve başvuru dilekçesiyle birlikte bizegelmeniz umuduyla Şişil’de bulunun ARDAFED merkezinde 14 Eylül’de Saat 18.00’da bir toplantı yapmak istiyoruz.


    Yönetiminizle görüşüp, alınacak katılım kararı ile ve isimleri, tc.leri belirlenen 5 delege ile birlikte ARDAFED’e üye olmak için yada üye iseniz güncellediğiniz 5 delege ismiyle birlikte yazılmış dilekçe ile birlikte 053541832 58 nolu telefonumla bana en kısa sürede olumlu dönüşünüzü bekler saygılar sunarım..


    Fakir Yılmaz 


     


    *SAYIN ARDAHANLILAR.. Yukarıda ki mesajı iyice okuyup, algıladıktan sonra sizin bu mesajı kendi köyünüzün, bağlı olduğunuz ilçenin dernek başkanına ulaştırmanızı ve gerektiğinde dernek başkanlarını bizzat arayarak onların derneklerinin de ARDAFED’e üye olması ve daha güçlü bir Ardahanlı birlikteliğin sağlanması konusunda öneri ve dernek başkanlarımıza baskı yapmanızı önemle rica ediyorum.


    Demokrasinin gereği, şeffaf bir yönetim anlayışı ve katılıma açık davetimiz olan çağrıyı tanıdığınız, içinde olduğunuz Ardahan İl, İlçe ve Köy Derneklerimize ulaştırmanızı saygılarımla rica ediyorum..


    Fakir Yılmaz Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı/Gazeteci 05354183258



    ARDAFED Ardahan’ı 


    Bir Kez Daha Tanıtacak..


    *Arşiv Haber 10/04/2019 Tarihli Haber


    ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çalışmalarına ara vermeden devam eden Ardahan Derneklerinin en üst çatısı olan Ardahan Dernekler Federasyonu ARDAFED 1-24 Nisan 2019 Günleri arasında yapacağı 3. Ardahan’ı Tanıtma Günleri için hazırlıklarına devam ediyor. Bakırköy Botanikpartk’ta 19-24 Nisan 2019 Günlerinde İstanbul’da gerçekleşecek olan 3. Ardahan Günleri için çalışmalarına devam eden ARDAFED tüm Ardahanlıların bu önemli etkinliğe davet etti.




    **Hakimler Demokrasi Adına Direniyor..


    31 Mart geçeli kaç gün oldu ama hala seçim atmosferinde bir tülü çıkamıyoruz.

    Başta Erdoğan’ı yanıltan, seçim kayıp ettiren AK Parti’nin şu anki beceriksiz ekipleri olmak üzere bu ülkenin yaşadığı gerginliği patlama noktasına getirmeye çalışanlar olmak üzere Ergenekon, Feto gibi oluşumlar pusuda beklemekteler..

    Ancak bu ülkenin yarım yamalak olsa da yönetim şekli olan demokrasiye sahip çıkma adına direndiğini de gördüğümüz şu günlerde Adalet ve Hukuk denen kanadı oluşturan ve onun kurmayları olan Hakimlerin demokrasi adına bir hayli direndiği ve demokrasiye sahip çıktıklarını da görmekteyiz.

    Mevcut iktidarın başta İstanbul’da olmak üzere ülkenin bir çok yerinde kayıp ettiği seçimleri yaptığı gereksiz itirazlarla kazanma çabasının beyhude olduğunu anlaması gerekenlere direnen hakimlerin demokrasiye sahip çıkma çabasına halkında yaşananları izlemektense destek vermesi gerektiğine inanmaktayım..

    Bu nedenle hakimlerin sahiplendiği ve yara almaması için direndiği bu süreçte hepimiz düşen görevin mevcut iktidarın taraftarları da ikna edip, ülkenin bir an önce normalleşmesine dönmesine yardımcı olmaktır.

    Bir zamanlar ‘Muhtar bile olamaz’ denilen ama bugün bu ülkenin başında olan Başkan Erdoğan’ın yurt dışına çıkarken yaptığı açıklamaya baktığımızda ise gidişatın hiçte normalleşemeyeceğimizi ve başta hakimler olmak üzere demokrasiden yana olanların baskı altına alınmak istediğini görmenin üzüntüsü ile takip etmeye devam ettiğimiz bir süreçte kazandığı halde hala mazbatası verilmeyen başkanların seçildiği kentler ve ülkenin de beklemeye alındığını da görüyoruz.

    Yani seçimler ayıp ettiğini kabul etmeyen sandıkta çıkan sonuca razı olmayan bir iktidarın kendi ayağına sıktığı kurşunun yarasının tüm toplumu acıttığını da anlayamıyoruz.

    Hakimlerin direndiği, Adalet ve Hukuk’un hala var olduğunu his ettirmeye çalıştığı bir süreci zora sokmaya çalışan iktidarın ‘Ben kazanmadıysam olmaz’ demeye getirdiği seçim sonuçlarına baktığımız da kayıp edenin demokrasi, halk, hakim, sandıklar değil iktidarın temsil ettiği parti ve onun teşkilatları olduğunu görürken bunu kabul etmeyen bir anlayışın da ülkeyi zora sokmaktan öteye bir şey kazandırmadığını da anlamaktayız..




    İşi getirip, organize sokmaya çalışan ve sonuçları kabul etmeyen aynı iktidarın devletin tüm imkanlar elinde olduğunu unutup işi götürüp, organize bir şeyler yapılmışa sokması ise yaşanan durumu iyiden iyiye çıkmaz hale getirdiği şu günlerde yapılacak tek şey kayıp ettiğini kabullenip, ülkeyi normale sokmaktır..

    Bunu yapacakların başında gelen de iktidardır.. Onu temsil eden Başka Erdoğan’dır..

    Ve demokrasi adına direnen hakimleri olduğu gibi tüm toplumu rahatlatmaktır..

  • ARDAFED BU KEZ ARDAHANLILARA İSTANBUL'U TANITIYOR! Ardahanlılar Vapuru Doldurdular..

    1 Aralık’ta İtanbul’un tarihi ve kültürel yerlerine Ardahanlıları gezisi dünleyecek olan ve İstanbul’un 39 İlçesinde bulunan Ardahanlıların bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve berber çalışmasını sağlama amacıyla ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolası ile yoluna devam eden ARDAFED İstanbul’un Avrupa yakasından sonra Anadolu yakasında da Boğaz Turu ile Ardahanlıları bir kez daha bir araya getirdi.



    İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Ardahan toplantıları ardından bir çok yeni derneğin kurulmasını sağlayan, Üniversite öğrencilerine burs sağlayan, düzenlediği futbol turnuvaları gençleri bir araya toplayan, iş birlikleri sağlamalarını istediği İş insanları ile toplantılar, Ardahan’a Baro kurulması gibi sosyal ve kültürel bir çok etkinliğe imza atan Ardahan Dernekler Federasyonu İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan Sarıyer’den sonra bu kez Asya yakasında ki Üsküdar da düzenlediği boğaz turu ile Ardahanlılar bir araya getirdi.


    300 Kişilik Valide Sultan adlı Üsküdar Belediyesine ait Vapura 337 kişinin binerek, ARDAFED Boğaz turuna katılırken etkinliğe Ardahanlı Sanatçılar, Aşıklar tam destek verdiler.


    Amaçlarının Havada, Karada, Deniz de Ardahan’ı anlatmak, tanıtmak olduğunu belirten Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz, ‘bugüne kadar yaptıkları çalışmalar ile İstanbul’da bulunan binlerce stk arasında en aktif kent federasyonu olarak ilk otuzda olmamızı sağlamıştır.’ dedi.



    ARDAFED 1 ARALIK GEZİSİ PROGRAMI AYNEN ŞÖYLE


    Haydi Ardahan tüm hemşehrilerinle birlikte bu kez de İstanbul’u tanımaya var mısın ?


    ARDA-FED ve İBB ortak çalışması olarak gerçekleştirecek, tüm ailenizle katılabileceğiniz, bu güzel etkinliğimize İstanbul’da yaşayan ve o tarihte İstanbul’da olan tüm hemşehrilerimiz davetlidir .


    1 Aralık 2019 Pazar günü sabah 9:30 da belirlenen noktalardan hareket edilecek ;



    Haydi Ardahan tüm hemşehrileriyle birlikte bu kez de İstanbul’u tanımaya var mısın ?


    ARDA-FED ve İBB ortak çalışması olarak gerçekleştirecek, tüm ailenizle katılabileceğiniz, bu güzel etkinliğimize İstanbul’da yaşayan ve o tarihte İstanbul’da olan tüm hemşehrilerimiz davetlidir .


    1 Aralık 2019 Pazar günü sabah 9:30 da belirlenen noktalardan hareket edilecek ;


    Panorama 1453 Tarih Müzesi


    Yerebatan Sarnıcı


    Şerefiye Sarnıcı


    SultanAhmet Camii


    Miniatürk Gezisi


    Miniatürk Sosyal Tesislerde Öğlen Yemeği İkramı

    Servis kalkış noktaları ;


    Bakırköy – Ömür metrobüs durağı önü

    Bahçelievler – Bahçelievler Belediyesi önü

    Esenyurt – Bilal’i Habeş camii önü ve Esenyurt Kültür Merkezi önü

    Kıraç – Kuruçeşme- Seyitören Derneği önü

    Sancaktepe – Samandıra Saat Kulesi önü

    Sarıyer – meydan

    Şişli – Feriköy İSKİ önü

    Kağıthane – Yahya Kemal Spor kompleksi önü


    Araçlar 50 Kişiliktir.


    Tamamen ücretsiz olan bu Etkinlik ile ilgili servis kalkış noktaları ve daha detaylı bilgi için mesaj gönderebilirsiniz .



    **Onun bir gözünü çıkar, benimde ikisini!


    ‘Çiğ süt emmiş kardeşim’ denilerek geçiştirilen onca olayı yaşadığımız hayat denen yolda en çok ta, ‘yeter ki onun bir gözü olmasın istersen benim iki gözü olmasın’ diyenlerden çok çekenimiz var bu dünyada..

    Evet, 34 Yıla varan gazetecilik hayatımda verdiğim mücadelenin bir diğer önemli örneğini de ülkenin en büyük metropolü olan İstanbul’da ki Ardahan Dernekler Federasyonunda verdiğim mücadelenin vicdan rahatlığı içinde olan biri olarak benim Ardahan olan bir gözümün olmaması için iki gözünü feda eden namussuzlarla çok uğraştım.

    Gazetecilik mesleğim esnasında ilk ofset makineyi Ardahan’a getiren, ilk günlük gazeteyi çıkaran, ilk renkli gazeteyi çıkaran ve onca kişiye bugün hala ekmek yediği gazetecilik öğretirken o gün yaşadıklarımın aynısını stk başkanlığında da yaşadım.

    Resmi ilan almamam için başıma getirmediklerini bırakmayanlar, dilimden, görüşümden dolayı beni jurnalleyen aynı namussuzların daha çoğunun metropolde olduğunu gördüğüm ARDAFED Başkanlığım sırasında, bana kalmadı ise onlara da diz çöktürüp, taviz vermediğime tüm Ardahan şahit oldu.

    Gazetecilikte tüm engellere karşın her ilçede gazete çıkarmayı başardım, yerelde olduğu gibi ulusalda birçok önemli habere imza atıp, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Jüri Özel Ödülünü, Metin Göktepe Gazetecilik ödülü gibi birçok önemli ödüller alırken aynı namussuların beni kesmek, engellemek için bir gözüm yerine iki gözlerini feda etmeye çalışıp, alçakça iftira ve çamur at izi kalsın yollarını hep denediler.

    Haksızlık, alçaklık, hukuksuzluk, adaletsizlik neredeyse ona karşı koyduğum, koymaya devam etiğim 34 yıllık gazetecilik hayatım boyunca hiçbir siyasi partiye resmi üye olmama karşın hepsinin doğrusunu savundum, yanlışını görünce de ‘benim görüşüm’ demeden acımasıca hepsini eleştirip, yol gösterdim.

    Barıştan, kardeşlikten yana olmamı götürüp, terörize etseler de ben düşüncelerimden taviz vermedim, alçaklıklara karşı dik durdum, haksızlıkları deşifre edip, kamuoyunun gözleri önüne serdim.

    Başörtüsünün yanında olurken onun siyasi amblem olarak kullanılmasına karşı koydum, bugün başkan olan Erdoğan dâhil kimsenin bir şiir, bir yazı, bir şarkı yazdığı için tutuklanmamasını savunurken, onların iktidar olduğunda unuttukları demokrasisi, insan haklarını, eşitliği hep savundum, savunmaya da devam ettim.

    Vali, kaymakam demeden işini yapmayan, görevini savsaklayan, aldığı maaşı hak edemeyen onca beceriksizle savaştım, ağır bedeller ödesem de çoğunu Ardahan’dan yolcu ettim.

    Darbelere karşı çıkan ilkler arasında yer aldım, dikta yönetimlere hep direndim.

    Ve bunu 4 yıl önce aktif şekilde yer aldığım sivil toplum örgütlerimizin üst tabakası olan Ardahan Dernekler Federasyonunda da yaptım.

    Göreve ilk geldiğimde yerel gazetelerin üzerinde kahve ve köhne dernek köşelerinde verilen kahvaltılara, yapılan toplantılara karşı çıkıp, Ardahanlılara lüks otellerle tanıştırıp, onların öz güvenlerini hatırlatmaya çalıştım.

    Yetmedi gidilemez denilen yerlere dernekçiliği taşıdım, çok önemli ziyaretler gerçekleştirip, Ardahan’ı Ardahanlıları hiçbir siyasi ayrım yapmadan ülkenin yöneticilerine ve dinamiklerine anlatmaya çalıştım.

    13 Dernekle kurulan federasyonu bugün 64 üyeli federasyon haline getirdim, yeni derneklerin, federasyonların kurulmasını teşvik ederek, Ardahan’ın tüm İstanbul’da olmasını sağlamaya çalıştım.

    Ülkenin kuzey sınırında ki 3 gümrük kapısına sahip olmasına karşın hala Kars’ın KAI’nin, KAISİAD’ların gölgesinde kalması için çaba gösterilen Ardahan’da göçün devam ettiğini, yoksulluğun diz boyu olduğunu ve değerlerinin varlığını anlatmak için o kenti, ‘tanıtım günleri’ adı ile düzenlediğimiz dev organizasyonla adını İstanbul’un her yerine yazdırdım. Yetinmedim İstanbul’un sıcağında bu büyük kentte bal festivali düzenledim, futbol turnuvaları yaptım.

    Bunları ve sayamadığım onca önemli ve etkili işi birkaç samimi, bana inanan, beni anlayan gönüllü arkadaşın, iş adamının bana omuz vermesiyle yaptım.

    Ve ARDAFED’i de marka yapmak için çok ama çok uğraşırken, gidip kentin lige katılamaz halde olan kulübünü, Serhat Ardahan Spor’un yükünü alıp, 3 ay içinde bir kaşe ile aldığımız takımı derleyip, toplayıp, sahaya, lige kattım.

    Ve koltuk sevdası, reklam demeden ‘buyurun, gelin sıra sizde’ diyerek bir kaşe ile aldığımız hazır takımı anlımın akıyla görevi teslim ettim.

    Ama bu ve onca saydığım, sayamadıklarımı yaparken nice ‘Onun gözünü çıkar, benimde ikisini!’ diyenlerle olağanüstü bir mücadele verdim.

    Teslim olmadım, canımdan, ekonomimden, zamanımdan çok değerli şeyler kayıp etsem de, saçlarım olmazsa da sakallarım beyazlansa da birilerini tarihin tozlu sayfalarına gömdüm..

    Bir diğerlerinin geri çekilmesini sağlarken hala direnenler ise ellerinde bulundurdukları ekonomik ve siyasi güçle hala fırsat arayıp, Ardahan dediğimiz yolumuzdan beni geri çevirmek için fırsat kollamaya, imkânları kesmeye çalışıyor, çalıştılar.

    Yalnızlaştırmaya çalışıp, onca derneğin bulunduğu İstanbul’da ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabamızı anlamadılar, anlamak istemediler.

    Direncimi kırıp, şevkimi alıp, enerjimi tüketip, aslında onların da içinde bulunduğu yolu açmak istememi istemediler.

    Çünkü dertleri üzüm yemek değil, bağcıyı, develeri ürkütmekti.

    Ve Hep, ‘Onun bir gözünü çıkar, benimde ikisini!’ diyerek Ardahanlıların nasıl bir birlerini yediklerini oraya koyma çabası içinde olup, bunu başarmaya çalıştılar.

    Ama başaramadılar..

    Ve ben vicdanen rahat olduğum önemli işler yaptığıma inanarak, Ardahan sevdasıyla, aşkıyla bir tarih yazdığıma inandığım 49 yıllık hayatımın geriye kalanı varsa onu da Ardahan ve Ardahanlılar için harcamaya karar kılarak, bu görevi de laikiyle yeni bir ekibe teslim etmek, onlarla çalışmak için karar kılıp, ‘Hodri meydan’ diyerek ARDAFED’in erken kongreye gitmesi için çağrı da bulundum.

    Şimdi gelin onca uğraşa karşın bir türlü çıkaramadığınız gözüme gözüm deyinde ya bayrağı alın, ya da namussuzluk yapmayıp, çeper diplerine konuşmayıp, fesatlığı bırakıp, sonsuzluğa kadar susun diyorum.

    Çünkü bir türlü çıkaramadığınız benim iki gözüm hep üzerinizde olacak..


     


    ARDAFED’E DANIŞMA KURULU..


    ARDAFED’E DANIŞMA KURULU..


    *Arşiv Haber 13/10/2018 Tarihli Haber


    Ardahan Derneklerinin en üst çatısı konumunda olan 64 derneğin üyesi olduğu Ardahan Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu dün bir araya gelerek yeni yol haritasını belirledi.


    İstanbul Şişli’de bulunan genel merkezinde önce CHP Şişli İlçe Örgütünü misafir eden ardından yeni yol haritası için bir araya gelen ARDAFED Yönetim Kurulu Başkanı federasyon yönetiminin yanı sıra kurulmasına karar verilen danışman kurulu ile yoluna deva etmeye devam etme kararı aldı.



    Aynı zaman’da Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği İle Ardahan Kültür ve Sanat Platformu Başkanlığını da yapan Ardahanlı İşadamı Celil Ünlü’nün başkanlığında kurulmasına karar kılınan ARDAFED Danışman Kurulu Başkanlığına atandığı toplantısına katılan ARDAFED Yönetim Kurulu Üyeleri ARDAFED’in son yıllarda yaptığı çalışmalarına yenilerini eklemek için kurulacak olan danışman kurulu ile yoluna devam etme kararı aldıklarını da belirttiler.

  • ARDAHAN'DA 100 YAŞ ÜSTÜ 6, 100 YAŞ ALTI ÇOK İNSAN VAR!

    Türkiye’de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 5 yılda yüzde 16 artarak, geçen yıl 7 milyon 186 bin 204 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2014’te yüzde 8 iken, geçen yıl yüzde 8.8’e çıktı.


     


    Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılına ilişkin ‘İstatistiklerle Yaşlılar çalışmasının sonuçlarını açıkladı.


    Buna göre, 2014 yılında 6 milyon 192 bin 962 kişi olan yaşlı nüfus 5 yılda yüzde 16 artış göstererek geçen yıl 7 milyon 186 bin 204 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2014 yılında yüzde 8 iken, geçen yıl yüzde 8.8’e yükseldi. Yaşlı nüfusun yüzde 44.1’ini erkekler, yüzde 55.9’unu kadınlar oluşturdu.


    Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10.2, 2030 yılında yüzde 12.9, 2040 yılında yüzde 16.3, 2060 yılında yüzde 22.6 ve 2080 yılında yüzde 25.6 olacağı tahmin edildi.


    EN YÜKSEK YAŞLI NÜFUS ORANINA SAHİP İLK ÜÇ ÜLKE: MONAKO, JAPONYA VE ALMANYA


     



    Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2014 yılında yaşlı nüfusun yüzde 60.9’u 65-74, yüzde 31.4’ü 75-84 ve yüzde 7.7’si 85 ve daha yukarı yaş grubunda iken, geçen yıl yüzde 62.2’si 65-74, yüzde 28.6’sı 75-84 yaş ve yüzde 9.2’si 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı.


    Geçen yıl dünya nüfusunun yüzde 9.1’ini yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 33.2 ile Monako, yüzde 28.4 ile Japonya ve yüzde 22.4 ile Almanya oldu. Türkiye 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı.


    TÜRKİYE NÜFUSUNUN ORTANCA YAŞI YÜKSELDİ


    Nüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden ortanca yaş, 2014 yılında 30,7 iken geçen yıl 32 oldu. Ortanca yaş 2018 yılında erkeklerde 31.4, kadınlarda 32.7 olarak gerçekleşti.


    Nüfus projeksiyonlarında, ortanca yaşın 2023 yılında 33.5, 2030 yılında 35.6, 2040 yılında 38.5, 2060 yılında 42.3 ve 2080 yılında 45 olacağı öngörüldü.


    ‘Hayat Tabloları 2015-2017’ sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için 78 yıl, erkekler için 75.3 yıl ve kadınlar için 80.8 yıl olarak belirlendi. Doğuşta beklenen yaşam süresi farkı da 5.5 yıl oldu.


     



    Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17.7 yıl olarak kayıtlara geçti. Erkekler için bu sürenin 16 yıl, kadınlar için 19.2 yıl olduğu gözlendi. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 10.7 yıl iken 85 yaşında 5.9 yıl olarak belirlendi.


    YAŞLI BAĞIMLILIK ORANI YÜZDE 12.9


    Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2014 yılında yüzde 11.8 iken, geçen yıl yüzde 12.9’a yükseldi.


    Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2023’te yüzde 15.2, 2030’da yüzde 19.6, 2040’ta yüzde 25.3, 2060’ta yüzde 37.5 ve 2080’de yüzde 43,6 olacağı tahmin edildi.


    YAŞLI NÜFUS ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL SİNOP


    Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, geçen yıl yüzde 18.3 ile Sinop oldu. Bu ili yüzde 17.1 ile Kastamonu, yüzde 15.7 ile Artvin izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu iller ise yüzde 3,2 ile Şırnak ve Hakkari olarak belirlendi. Bu illeri yüzde 3.8 ile Van ve Şanlıurfa izledi.


    Öte yandan, yaşlı nüfusun yüzde 0.1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, geçen yıl 5 bin 202 olarak kayıtlara geçti.


    Türkiye’de 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il, 701 kişi ile İstanbul, 272 kişi ile Giresun ve 263 kişi ile Ankara olurken, en az yaşlıya sahip iller ise 4 kişi ile Ardahan ve Bayburt, 6 kişi ile Bartın, 7 kişi ile Edirne olarak sıralandı.


    YAŞLILARIN İNTERNET KULLANIMI 3.4 KAT ARTTI


    Mutlu olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı 2017 yılında yüzde 66.1 iken, 2018 yılında yüzde 61.2’ye düştü. Genel mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde, 2018 yılında yaşlı erkeklerin yüzde 60.1’i, yaşlı kadınların ise yüzde 62.1’i mutlu olduğunu beyan etti.


    Yaşlı bireylerin 2018 yılında en önemli mutluluk kaynağı yüzde 71 ile aileleri ve yüzde 14.4 ile çocukları oldu.


    İnternet kullanan yaşlı bireylerin oranı 3.4 kat arttı. Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, internet kullanan 65-74 yaş grubundaki yaşlı bireylerin oranı 2014 yılı nisan ayında yüzde 5 iken, 2018 yılının aynı ayında yüzde 17’ye yükseldi.


    İnternet kullanan yaşlı bireyler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin kadınlardan daha fazla internet kullandığı görüldü. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2018 yılında yüzde 23 iken, yaşlı kadınların oranı yüzde 11.9 oldu.



    BAŞKAN 12’DEN VURARAK


     


    FESTİVALE START VERDİ!


    *Arliv Haber 31/08/2018 Tarihli Haber


    Bu yıl 18’ncisi yapılacak olan Ardahan Ulusal, Kültür ve Bal Festivali başlıyor. Bu yıl gecikmeli ve Ardahan Kalesinden yapılacak olan festival öncesi hazırlıklarına devam eden Ardahan Belediyesi kaleyi de baştan aşağıya ışıklandırdı.


    Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un başkanlığında ki ekibin hazırlıklarını yaptığı festivale Ardahan Valiliğinin yanı sıra ARDAFED, Serhat Ardahan Spor ve diğer resmi kurumlarda destek verecek.


    Ok atarak festivalin startını veren Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy bu yıl kale de yapılacak olan  Ardahan Ulusal, Kültür ve Bal Festivali’nin asıl amacı olan gelenek, göreneklerin sergilendiği insanlrın iki gün boyunca yaz yorgunluğunu çıkardığı konserler eşliğinde yapılması için elimizden geleni yaptık. Her şeyi düşünerek hazırladığımız festival alanımıza tüm Ardahanlıların yanı sıra komşu illeri ve yerel, ulusal basın mensuplarını davet ettiklerini belirtti.



    *Mangal Dumaından Uzak Bir Festival Olacak..


    Başkan Köksoy şu açıklamayı yaptı.


    Ardahan’da 1 ve 2 Eylül tarihlerinde Kültür ve Bal Festivalimiz var. Bu yıl festivali, biraz daha amacına uygun hale getirmek için çok sayıda tarafla istişare ederek Ardahan Kalesi’nde yapma kararı aldık. Önceki festivallerimizde mangal dumanının yarattığı kirlilik ve adı bal ve kültür olan festivalde balın, kültürün geri planda kaldığı yönünde ciddi eleştiriler alıyorduk. Bizi dışarıya tanıtacak olan kişilerin bu eleştirileri bizimde düşüncelerimize destek oldu ve Tarihi Ardahan Kalesi’nde yapma kararı aldık.


    Burada tarih ve kültür ile birlikte adı bal olan festivale yakışır şekilde patentli balımızı ve diğer yöresel değerlerimizi daha iyi şekilde tanıtmayı hedefliyoruz. Festivalimizde hem balımızı, kaşar peynirimizi tanıtacağız, hem de yerel değerlerimiz olan, Posof’tan deve oyunu, Bağdeşen’den şişman oyunu, Damal’dan semah gösterisi, Ardahan’ın yerel folkloru, âşıklarımız, Borçalı’dan sanatçılarımızı, Ardahan’dan yerel sanatçılarımızı, Anadolu’muzun türkülerini tanıtacağız. Dolu dolu bir program hazırladık ve coğrafi işaret patentli balımızı konu edinen bir de panelimiz olacak. Ben tüm halkımızı şimdiden 1-2 Eylül’de düzenleyeceğimiz bu festivalimize davet ediyorum” dedi.



    **OMBUDSMANLIK Görevi Yapmak..


    Bu ülkenin olduğu gibi dünyanın diğer ve en önemli bir sorunu da bir sorun yaşandığında ortayı buluşacak olan kurum, kişinin olmaması ya da yeterli gelememesidir.


    Yani Nato, BM, AB ya da diğer bir çok kurum gibi Ombudsmanlık görevi üstlenen kurumların yetersizliği yada baskı altında olup kendilerine verilen görevleri yapamamalardır.


    Bu sadece ülke ve dünya içn geçerli durum olmadığı gibi bir kasaba, bir ilçe bir kentte de durum farklı değil..


    Yani asıl işler Ombusdmanlık olan Vali, Kaymakam veya diğer bürokratlar gibi oranın muhtarı, belediye ya da il genel ve de belediye başkanlarının asıl görevleri olan Ombudsmanlık işini yapmamaları, yapamamalar ya da Ombudsmanlığın anlamını bilmemelidir.


    Yani eskiden Şehğ, Ağa, Bey, şimdi Kanat önderi, üst düzey bürokrat adı verilen Ombudsmanlık görevi yeterince yerine getirilmemesi dolaysıyla birçok iş ya da tartışma Arap saçına dönmekte ve de başta ekonomide olmak üzere sosyal hayatta büyük sorunlara neden olmaktadır.


    Peki, nedir bu Ombudsmanlık denen şey;


    OMBUDSMANLIK NEDİR?


    Ombudsman, şikâyetleri ve bir takım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir. Kelime kökeni açısından İsveççe ’de “arabulucu” anlamına gelen ‘ombuds’ ve “kişi” anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur ve aracı kişi anlamına gelmektedir. Ombudsman kelimesi İsveççe’de genellikle delege, avukat, vekil veya bir diğer kişi veya kişiler tarafından o kişi veya kişiler adına hareket etmeye ve onların haklarını korumaya yetkili kılınmış kimseyi ifade etmek için kullanılır. Kurumsal olarak Ombudsman terimi, Parlamento tarafından halkın şikâyetlerini dinleyip, çözümlere ulaştırmak üzere seçilmiş kimse veya kimseleri simgelemektedir. Ombudsman’ın Türkçe karşılığı için kamu denetçisi, arabulucu, kamu hakemi, medeni hakların savunucusu, parlamento komiseri gibi tanımlamalar teklif edilmiştir. Sonuç olarak, Ombudsman kamu hizmetlerinin yürütülüşündeki adaletsizlikler hakkında, konudan etkilenenlerden şikâyetleri almak, bu konularda araştırmalar yapmak ve sorunları çözmekle görevlendirilmiş, bağımsız bir kamu otoritesidir. Ancak; Türk Dil Kurumu (TDK) e-posta aracılığı ile kullanıcılarına gönderdiği bilgide bu sözcüğü şu ifadelerle açıklamıştır: ombudsman: İngilizce kökenli bu söz hukukta “ Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.” anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için kamu denetçisi karşılığı önerilmiştir.


    Yani Vali Ombudsmandır, Kaymakam, Belediye Başkanı hatta Emniyet MüdürüOmbudsmandır.


    Yani BM, AB, Nato ya da diğerleri gibi toplumda adı, yeri ve makam sahibi olanların her biri ombudsmandır.


    Peki, bunlar bunun farkında, bu görevi yapıyorlar mı?


    Ülkenin ABD ile yaşadığı sorunda yetersiz kalan BM, AB, Nato gibi Ardahan gibi sınır ilin futbol takımının yaşadığı ekonomik ve diğer sorunları çözüm bekleyen Serhat Ardahan Spor’a yönelik olarak bir kimse iki kişi arayıp, ‘ya yapmayın, bir birinize yardımcı olun, gereğinin yapın’ diyor mu?


    Bilmem ama benim anladığım birçok sorunu kâğıt üzerinde yazılan onca yazışmalardan daha etkili olan Ombudsmanlığın yapılmadığıdır…

  • 9 Köy, Çıldır Gölü ve Şimdide Bibilan yaylası Gidecek Gibi!

    **HAYVAN SEVGİSİ ALTINDABİLBİLAN SEVDASI!


    Ardahan’ın olan Bilbilan yaylasını sınırları içine alan ve bu yönde haber yaptıran Artvinlilere hayvan sevgisi adı altında Bilbilan sevdası taşıdıklarını ortaya koyan o haber şöyle;


    Artvin il sınırları içerisinde bulunan 2581 rakımlı, Bilbilan yaylasında Lokanta sahibi Mehmet Cavit Başar’ın hayvan sevgisi: Bilbilan yaylasında lokanta işletmeciliği yapıyorum.


    Yemek atıklarını ve zaman, zaman da köpekler için hazırladığımız çeşitli yiyeceklerle hayvanları besliyorum.

    Ancak en gec bir hafta sonra yayladan ineceğiz.

    Bu hayvanları kim besleyecek, kim koruyacak yetkilileri bir daha uyarıyorum.


    “Bütün hayvanseverlere duyurulur.

    Artvin ve bütün ilçelerinden günahsız köpekleri toplayarak Bilbulan yaylasına getiren. Belediye Başkanları bu dilsizlerin günahını kim alacak. Yazık değil mi bu hayvanları ölüme terk ediyorsunuz.


    Mehmet Cavit Başar sözlerinin devamında: “Yaklaşık 20 tane köpeği ilçelerden toplayıp buraya getirdiler.


    Bütün ilçe ve Artvin belediyeleri bu olaydan sorumludur buradaki tüm esnaflar ve Jandarma bur haftaya yaylayı terk edecek. Bu masum hayvanlar burada ne olacak hangi vicdana sığar.


    Buradan Artvin Belediye Başkanı olmak üzere tüm ilçe Belediye başkanlarına sesleniyorum. Bu hayvanları kurtarın” şeklinde konuştu.


    Ardahan Kalesi Esnaf Gibi Kapıları Kapattı!


    Ardahan Kalesi Esnaf Gibi Kapıları Kapattı!


    Arşiv Haber 21/10/2018


    23 Yıldır Kültür ve Turizm Müdür Yok..


    1992 Yılında yeniden vilayet olduktan sonra bir çok resmi kurumunun vekilinin vekil ile idare edildiği Ardahan’ın tarihi kalesi personel yok denilerek kapılarını kapattı. 23 Yıldır İl Kültür ve Turizm Müdürüniün Vekilinin vekili ile idare edilen kentteki tarihi kalenin kapılarını kapatması tepkilere neden oldu.


    Tarihi Ardahan Kalesi, personel yetersizliği nedeniyle hafta sonları kapalı tutuluyor.


    Osmanlı döneminde 16. yüzyıl ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başaran Halil Efendi Mahallesi Kura Nehri kıyısındaki tarihi Ardahan Kalesi, personel yetersizliği nedeniyle hafta sonları kapalı tutuluyor.


    Özellikle hafta sonları ziyaretçi akınına uğrayan Ardahan Kalesi, Ardahanlı vatandaşların yanı sıra, yerli ve yabancı turistler tarafından da ziyaret edilemiyor.


    Kalenin hafta sonları kapalı olmasına tepki gösteren ziyaretçiler, yetkililerin bu konuya çözüm bulmalarını istemekteler.


    Alınan bilgiye göre; Ardahan Kalesinde Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ait daimi personelin olmaması ve İŞKUR tarafından kalede çalıştırılmak üzere verilen işçilerin de hafta sonları çalışmıyor olması gerekçesiyle kalenin kapalı olduğu öğrenildi. 

    Haber: Şenol Kirman



    Projesiz Adaylar..


    Her seçim döneminin değişmez aday adayları ‘bende aday adayım’ diyerek, çoğu akrabaları olanların alkışları eşiliğin de  düzenledikleri yine sahne de..


    Seçim gelmeden ortaya çıkmayan, memlekette onca sorun yaşanırken kendilerin saklayan, param var, göbeğimde diyerek seçimden seçime ortaya çıkıp, memleketi kurtarmaya talip olanların ‘Bende aday adayım’ diyerek boy boy poz verdikleri şu günlerde kimsenin aday olmaları halinde ve Allah göstermesin seçildikler takdirde ne yapacaklarını, hangi plan ve projeyi hayata geçirecekleri de anlaşılamıyor.


    Çünkü ne beyinlerinde, ne elerinde bir plan ve proje yok..


    Sadece ‘Bende adayım’ demek onlar için siyaset sanılıyor.


    Hâlbuki aday oldukları kentin kaç mahallesinin olduğunu bile bilmeyen bunların gerek yerel gerekse ulusal sorunlar konusun da ne düşündüklerini, aday edildikleri halde nasıl bir çalışma ortaya koyup, seçim kazanacakları ve seçildikler takdirde neler yapacaklarını belirtmeleri gerekmiyor mu?


    Bilmem ama gerek İstanbul’da gerek Ardahan’da gerekse Çorum da aday adayı olduklarını ilan edenlerin hemen hepsine baktığımızda kimsenin ‘Ben seçilirsem şu projemi hayata geçireceğim’ dediğine şahit olamıyoruz.


    Yani plan ve projesi olmadan aday olanlar çok ama plan ve projeleri ile konuşan, aday olan kimse yok diyebiliriz.


    Sadece ‘Ben de adayım’ diyenler var.


    Bu ülkenin ekonomisinden, alt yapısına, sosyal hayatından siyasal yaşamına birçok sorunun olduğunda bile bi haber olan onca aday adayın ‘bende adayım’ dediği bir sürecin daha yaşandığına şahit olduğumuz şu günlerde bunlara ‘Kardeş adaysında ne yapacaksın?’ diyen bir seçmen, genel merkez, kamuoyu ve basınında olmadığını da görmekteyiz.


    Yani kardeş sen adaysında aday olduğunda kimden, nasıl, hangi plan ve hangi proje ile seçmenden oy isteyeceksin?


    Seçildiğinde neler yapacaksın?


    Yönetmek istediği kentin kaç mahallesi, kaç km. yolu, kaç konutu, ne kadar nüfusu var anlamında nasıl bir bilimsel çalışman var?


    Şeklinde kimsenin soru sormadığı bir seçimin daha yaklaştığı şu günlerde herkes aday ama plansız, projesiz..


    Olan ne?


    Bol bol vaat ve havadan, sudan açıklamalar..

  • Ardahan Yağmuruyla Soğuğuyla İstanbul'da!..

     Ağır kış şartlarıyla bilinen ve – 40 dereceyi bulan soğuğuyla tanınan Ardahan’ı gelenek ve görenekleriyle İstanbul’lulara ve  Türkiye’ye anlatmak için organize edilen ve İBBnin desteğiyle devam eden İstanbul Maltepe sahilinde bulunan etkinlik alanında  ARDAHANI TANITMA GÜNLERİ  nin yaşandığı şu günlerde İstanbul’da da hava sıcaklığının Ardahan’ın soğuğuna benzer derecede düşmesi gözden kaçmadı.

    Bir hayli sıcak giden hava sıcaklığının ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ nin başladığı şu günlerde düşmesi “Ardahan’lılar kendileriyle birlikte Ardahan’dan soğuğuda getirdi” şeklinde yorumlandı.



    İnat Hikayeleri

    Sinema yönetmeni Reis Çelik’in çektiği filmler arasında bulunan “İnat Hikayeleri” adlı sinema filmini izlediniz mi bilmem ama inatçılığın, Fuzuli’nin”Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır”  sözünden farkı var mı?.. Takdiri sizlere bırakıyorum. Eşekten doğan sıpanın da iyi bir inatçı olduğunu bildiğimiz şu dünyada..

    Konuya girmeden önce bir zamanlar ve halen devam eden kan davalarının başlaması ve devam etmesinin altında yatan nedenlere de bakmak lazım. Zira kan davalarında cehalet, inat ve “eşeklik baki kalır”anlamları yatar.

    Kan davasına neden olanların toplum nezdinde cahil, dedikoducu, yerel mahalle ağzıyla fesatlık yaptığını da bilmek lazım. İnatçılığın altında  dedikodu  ve fesatlığın yarattığı psikoloji yatar. Ve bu iki sonuca muhatap olan taraflar inatlarıyla hata üzerine hata yaparlar. Hata yaptıkça da batarlar.

    Çünkü eşek sıpasından daha inatçı katırlaşma oldukça “Dağ dağa küser, bağdakinin bundan haberi olmaz”

    Evet konumuza dönecek olursak Hindistan – Pakistan, Türkiye-Suriye ve Rusya – Ukrayna örneklerinde yaşanan inatlaşmanın ülkelere olduğu gibi o ülkelerde yaşayan insanlara da zarar verdiği, kar edenlerin de aradaki dedikoducu ve fesatlar olduğu diğer bir gerçektir.

    Ve bunun diğer bir adı da  silah simsarlarının, diasporaların kazanımıdır. Kısacası Ardahan’lı Reis Çelik’in bölgede çekimini yaptığı ve bölge insanının hayatından bir kesit sunduğu “İnat Hikayeleri” adlı sinema filmini izledikçe bu filmin halen günlük hayatımızda hep var olduğu gerçeğini anlarız.. Kar edenler yukarıda da belirttiğimiz gibi aradaki dedikoducu ve fesatlardır.

    Bunun sonucu olarak adı kan davası olan olaylarda boşu boşuna hayatlarını kaybeden insanlar olduğunu görürüz..

  • İstanbul'da ARDAHAN GÜNLERİ devam ediyor…

    ARDAHAN haftası olarak ilan edilen “ARDAHAN TANITMA GÜNLERİ” İstanbul Maltepe etkinlik alanında başladı. Ardahan Millet Vekili Prof. Dr. Orhan Atalay, İYi Parti genel kurul idare üyesi Erzurum Millet Vekili Muhammed Naci Cinisli, CHP Maltepe  İlçe başkanı Savaş Yücel, Türk sinemasının güçlü karekterlerinden İlyas Salman, Hanak eski Belediye Başkanı Harun Tankoç, ARDAFED İş Adamları komisyonu başkanı Ali Rıza Nasıroğlu ve ARDAFED genel başkanı gazeteci Fakir Yılmaz ve bir çok ARDAFED yönetim kurulu üyesi ile ARDAHAN, ilçe ve köy derneği başkanının, Ardahan’lı bir çok yazar, sanatçı ve kadının birlikte kurdele kesimiyle başlayan “ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ” 6.Ekim.2019 pazar gününe kadar devam edecek..




          Türkiye’nin Gürcistan ve Ermenistan’a sınır, beş ilçeli, bir beldeli, 234 köye sahip kenti olan ARDAHAN’I tanıtma adına düzenlenen ve halkımıza klasik çikolata, şeker ikramı yerine ikibin adet kitabın ücretsiz olarak dağıtıldığı bir çok sanat derneğinin yanısıra yazar, karikatürist, heykeltraşın katıldığı 4.ARDAHAN’I TANITMA  günlerinde Ardahan ‘lı kadının çeyiz sandığı köşesi, Damal bebeği köşesi ve Atatürk köşesi de açıldı.

          Ardahan’ın birlik ve beraberliğini sağlama adına düzenlenen ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİNDE söz alan Millet Vekillleri kentleri olduğu gibi ilçeyi tanımanın önemine dikkat çektiler. Coşkulu halaylar eşliğinde açılışı yapılan “ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ” halkımızın yoğun katılımıyla devam ediyor..
    ARDAFED'DEN HÜRRİYET GAZETESİNE ZİYARET.. ATV/Sabah ve İYİ Parti İstanbul İl Başkanını da Ziyaret Edilecek..


    ARDAFED’DEN HÜRRİYET GAZETESİNE


     


    ZİYARET.. ATV/Sabah ve İYİ Parti


     


    İstanbul İl Başkanını da Ziyaret Edilecek..


    Ariv Haber 13/09/2019


    Pazar günü ilk kongresini yapacak ve yönetimi ile başkanını belirleyecek olan Ardahan Barosunun kurulması için büyük bir mücadele veren, KAI, KASİAD, KAIFED gibi saçma diasporaları elinin tersiyle itip, ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ başlığı ile çalışmalarını sürdüren ve başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde Ardahanlı siyasilerin, iş insanlarının öne çıkmasına katkı sunan Ardahan Dernekler Federasyonu, ‘Güçlü Ardahan Lobisi’ çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.


    Bir çok Ardahan’lının yaşadığı İstanbul’un Bakırköy ilçesinden sonra Esenyurt, Şişli’de ve Kocaeli Dilovası’nda Ardahanlı Belediye Başkanlarının seçilmesi için karınca kararınca çabalar ortaya koyan ve bunu bugün büyük metropollerde 4 Ardahanlı Belediye Başkanının olmasına katkı sunan Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahan’ı tanıtmaya anlatmaya devam ediyor.



    KA-DER’İ DE ZİYARET EDECEKLER..


    15 Eylül’de ARDAFED Genel Merkezinde ilk kez Aşura Günü düzenledikten sonra 21 Eylül Ardahan gibi yüksek rakımlı olan Türkiye’nin, İstanbul’un ve Avrupa’nın en yüksek Gökdeleni Sapphire Gökdeleninin 55. teras katında Ardahanlı öğrencilere Burs katkısı sunmak için davetlerin ve bilet satışı devam eden, ‘ARDAHANLILAR ZİRVEDE adlı geceyi gerçekleştirmeyi hedefleyen ARDAFED, 24 Eylül 2019 Salı günüde Kadın Adaylarını Destekleme Derneğini ziyaret edecek.



    1-7 Ekim’de İstanbul Maltepe’de 5. ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ’ni gerçekleştirecek olan ARDAFED bu etkinlikler öncesi ulusal ve yerel basın ziyaretlerine yeniden başladı.



    Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Başkanlığını yaptığı ve 64 Ardahan İl, İlçe, Köy Derneğinin çatısı altında bir araya geldiği ARDAFED, Hür Tv, Fox tv’den sonra Kanal D, DHA Haber Ajansı, Milliyet Gazetesi gibi önemli ulusal televizyon kanalı ve gazetenin genel merkezlerinin bulunduğu Demirören Medya Center’de bulunan Hürriyet Gazetesini de ziyaret etti.



    Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ateş Yalazan’ı makamında ziyaret edip, Ardahan’ı, ARDAFED’in çalışmalarını anlatan Ardahan Dernekler Federasyonu Yöneticileri ve ARDAFED Kadın Komisyonu Üyeleri başta Ardahan’a acil olarak gereken Havaalanı, KTB Demir yolunun Ardahan’a uzatılması, Yalanızçam/Uğurludağ Kayak tesislerinin turizm sektörüne kazandırılması düşünceleri ve projeleri ile Ardahan’ın tanıtılması gibi konular da yerel ve ulusal basından destek istediklerini belirttiler.



    Kendisini ziyaret eden ve 21 Eylül’de Türkiye’nin ve Avrupa’nın ek yüksek gökdelenlerinden olan Sapphire Gökdelenin 55. katında bulunan terasında düzenlenecek olan, ‘Ardahanlılar Zirvede’ adlı gece ile 1-7 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek olan ‘Ardahan’ı Tanıtma Günleri’ne gazetecileri davet eden ARDAFED yöneticilerini mütevazi kişiliği ile sonuna kadar sabırla dinleyen Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ateş Yalazan ülkenin 81 vilayetinden biri olan Ardahan’ın sorunlarını ve tanıtımı konusunda kendisine ve ekibine düşen görevi bir gazeteci olarak yerine getirmeye çalışacağının sözünü verirken, üniversite öğrencilerine burs desteği için düzenlenecek olan geceye de katılacağını da belirtti.



    ARDAFED Disiplin Kurulu Üyesi Gazeteci/Erkan Sarıkaya, ARDAFED Kadın Komisyonu Başkanı/İş Kadını Fatma Çınar Öktem, ARDAFED Kadın Komisyonu Yöneticileri Dilek Kılıç, Gönül Yılmaz, Semra Uzunkaya ve Hürriyet çalışanı Ardahanlı Mali Müşavir Olcay Dikmen, Hürriyet Gazetesi Ekonomi Muhabiri Gazeteci Dinçer Gökçe ile Ardahanlı sanatçı Burhan Yıldırm’ın katılıdığı ziyaret samimi bir ortamda gerçekleşti.



    ATV ve Sabah ve İYİ Parti İstanbul İl Başkanı da Ziyaret Edilecek..


     


    19 Eylül 2019 Perşembe günü de İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Satuk Buğra KAVUNCU’yu İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığında ziyaret edecek olan ARDAFED  basın ve medya ziyaretlerine Hür Tv, Fox tv, Hürriyet’ten sonra 14 Eylül Cumartesi günü de (bugün) saat 15.30’da Atv’yi, Sabah Gazetesi Haber Müdürü Burak Artuner ile Ardahanlı Gazeteci Erhan Öztürk’ü de ziyaret ederek çalışmaları hakkında Atv ve Sabah Grubuna da bilgi verecek.


    ARDAFED’in ATV/Sabah Gazetesi ziyareti öncesi yaptığı çağrı mesajı şöyle;



    Sayın Ardahanlı.. Sizde Davetlisiniz.. 


    *ARDAFED SİZİN DE OLAN ARDAHAN’I, 21 EYLÜL’DEKİ, ‘ARDAHANlLILAR ZİRVEDE’  GECESİNİ, 1-7 EKİM GÜNLERİNDE Kİ, ‘ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ’Nİ ULUSAL, YEREL BASIN VE MEDYAYA ANLATIP, ARDAHAN’I TANITMAK İÇİN ÇABA VE ÇALIŞMALARINA DAVET EDİYOR..


    15 Eylül’de Aşura Günü düzenledikten sonra 21 Eylül’de Ardahan gibi yüksek rakımlı olan Türkiye’nin, İstanbul’un ve Avrupa’nın en yüksek Gökdeleni Sapphire Gökdeleninin 55. katında bulunan terasın da Ardahanlı öğrencilere Burs katkısı sunmak için ‘ARDAHANLILAR ZİRVEDE’ adlı geceyi, 1-7 Ekim’de tarhleri arasında İstanbul Maltepe’de 5. ARDAHAN’I TANITMA GÜNLERİ’ni gerçekleştirecek olan ve bu etkinlikler öncesi Hür Tv, Fox tv, Hürriyet’ten sonra 14 Eylül C.tesi günü de (bugün) saat 15.30’da Atv’yi, Sabah Gazetesinin Haber Müdürü Burak Artuner ile Ardahanlı Gazeteci Erhan Öztürk’ü Ziyaretimize Sizde Davetlisiniz.. 


    Yer/Adres/Konum: C.tesi günü saat: 15.30’da Barbaros Bulvarı Cam Han No 153 Balmumcu-Beşiktaş adresinde bulunan Atv/Sabah Gazetesi Center 


    Fakir Yılmaz 


    ARDAFED Başkanı/Gazeteci 


    05322678015-05354183258


    ARDAFED doktorları ziyaret edecek..


    ARDAFED doktorları ziyaret edecek..


    *Arşiv Haber.. 18/02/2019 Tarihli Haber


    23 Şubat Cuma Günü, Saat 19.00’da Bakırköy Botanikpark’ta Ardahan’ın Vatan Topraklarına Katılışının 97 Yıl Dönümü dolaysıyla bir gece düzenleyecek olan Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahan’ı ve onun İstanbul’da ki en üst çatı örgütü olan ARDAFED’i anlatmak için ziyaretlerine de devam ediyor.


    **40 Belediye Başkanı ve İstanbul Valisi de Davet Edildi..


    Düzenleyeceği Kurtuluş Gecesinde YILIN EN BAŞARLI DERNEĞİ’ni de seçecek olan ARDAFED Cuma günü akşamı düzenleyeceği gecesine İstanbul’da ki 40 Belediye Başkanının yanı sıra İstanbul’a komşu Kocaeli’nde ki belediye başkanlarını da davet etti.


    Gece de bu yıl 3 üncüsünü düzenleyeceği Futbol Turnuvasının kura çekimini de gerçekleştirecek olan ARDAFED İstanbul’da ki siyasileri de ziyaret ederek kurtuluş gecesine davet ediyor.


    Aynı zamanda Ardahanlı Gazeteci/Yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini olan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nu makamında ziyaret edecek olan ARDAFED heyeti aynı gün önemli bir ziyaret daha gerçekleştirecek.



    **Kerimoğlu’nu da ziyaret edecekler..


    Geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediği ve 4 günde 1,5 Milyon insanı İstanbul Maltepe ilçesinde bulunan etkinlik alanına toplamayı başaran ARDAFED CHP İl Başkanı Dr. Kaftancıoğlu’nu ziyaret etikten sonra Bakırköy belediye Bakanında ziyaret edecek.


    Ortaya koyduğu etkinlik ve çalışmalar ile Ardahan’ın adını İstanbul’un her yerine yazdıran Ardahan Dernekler Federasyonu bu yıl da 7 nc ayın ilk haftasında Bakırköy Botanikpark’ya gerçekleştireceği, ‘2 nci Ardahan’ı Tanıtma Günleri öncesi Bakırköy Belediye Başkanını da makamında ziyaret edecek.



    Dernek Başkanları Siz Ne İş Yaparsınız?


    -Sayın Dernek Başkanıyım..


    Nasılsın, ne var, ne yok, nasıl gidiyor başkanlık?


    *Sağolasın işte bildiğini gibi..


    -Peki bir gün yönetimin tümüyle bir poz verebiliyor musun?

    *Yok abi..

    -Peki Kadın Kolların var mı?

    *Yok abi..

    -Peki Gençlik Kolların var mı?

    *Yok abi..

    -Peki Futbol Takımın var mı?

    *Yok abi..

    -Federasyona üye misin?

    *Yok abi..

    -Çağrıldığın da ‘birliktelik toplantısı’na gidiyor musun? 

    *Yok Abi..

    -Peki sen nasıl dernek başkanısın?

    *Vallahi abi..

    Yılda bir kaz gecesi düzenlerim,

    Onu da zararla kapatır, kimseye de yaranamam..

    Ha unutmadan bir de 

    Ölenler için cebimden mesaj atarım,

    Hayra da geçmez..

    Bir de bol bol cenaze törenlerinde resim çeker, 

    Düğünlerde, 

    Arada bir yılda bir selfie yaparım..

    -Ula bele olur mu?

    *Vallahi olmadığını bilsem de bele işte..

    -Peki, Ardahan’ın ya da İstanbul veya bulunduğun yerdeki Valiyi tanıyor musun?

    Kaymakamlık nerede biliyor musun?

    *Vallahi yok..

    Zaten Vali ya da Kaymakamla ne işim olur ki?

    -Ula baba bele dernek başkanı olur mu?


    *Vallahi olduk işte..

    -Peki belediye başkanını tanıyor musun, heç makamına gittin mi?

    *Vallahi abi arada bir cenaze, piknik falan olduğunda belediye gideriz, bir otobüs ya da bir cenaze arabası alırız o kadar.. 


    Zaten o işleri de belediye kendisi yapar, bize de bir şey kalmaz..

    -Peki bölgede ki siyasi partilerden haberin var mı?

    *Abi o işler bizi aşar..

    -Ula seçimler geliyor,

    Gelin el ele verek,

    Güçlü bir lobi olarak, siyasilerin karşısına çıkak..

    *Vallahi abi doğru diyon da..

    Ne bilem işte..

    -Niye ula sen dernek başkanı değil misin?

    Sözüm ona büyük başkan, köy, ilçe, il derneği değil misin?

    *Off gazeteci abi, 

    Sayın federasyon başkanım, 

    Niye üyesi olmadığımı ben de anlamadığım ARDAFED bu işleri güzel yapıyor ya..

    Bizim federasyonda heç bir şeye yaramıyor..

    -Ula o zaman sende gel ARDAFED’e katıl..

    Güçlü olalım,

    El ele verelim..

    -He abi doğru diyon da

    *Bir sorayım arkadaşlara..

    -İyi sor..


     

  • Ektik, Biçtik, Elemeye Başladık..

    *Fotolar: Cildir Sancağı, Damal Facebook Sayfaları..


    Teknolojik imkanların yanı sıra atadan, dededen kalma yöntemler ile ektikleri, biçtikleri ürünleri eleyerek toplamaya başlayan Ardahanlılar bir taraftan kendi kışlık yiyecekleri olan ürünleri diğer taraftan geçim kaynakları olan hayvanlarına ot, samanları depolamayı, tohumluklarını elemeyi sürdürüyorlar.



    Hentbolcu kardeşler köylerinde çobanlık yapıyor


    İstanbul’da farklı kulüplerde hentbol oynayan Kübra (17) ve Tamer Sarıkaya (16) kardeşler, ailelerine maddi destek sağlamak için memleketleri Ardahan’da çobanlık yapıyor. Lig başladığı zaman kulüplerine giderek maçlara çıkan Yener kardeşler, Ablamla birlikte köyün buzağılarını otlatarak, çobanlık yaparak ailemize katkı sunmaya çalışıyoruz. İstanbul’da para kazanmak ve yaşamak eğlenceli ama köy hayatı da güzel dediler.


    Yıllar önce çalışmak için Çıldır ilçesine bağlı Sabaholdu köyünden İstanbul’a göç eden Fatma-Yener Sarıkaya çiftinin 3 çocuğu dünyaya geldi. Bir süre İstanbul’da yaşamaya devam eden Yener ailesinin büyük kızları Kübra ile Tamer, hentbola başladı. Kübra okuduğu Bağlarbaşı Anadolu Lisesi’nin hentbol takımında oynarken, küçük kardeşi Tamer, eğitim gördüğü Sultantape Ortaokulu takımında forma giydikten sonra Sultantep, Beykoz Spor Kulüplerinde hentbol oynamaya devam etti. Bir taraftan eğitimlerini sürdüren kardeşler, bir taraftan da takımlarının başarısı için ter döktü.


    Ailelerinin İstanbul’dan Ardahan’a dönüş kararıyla birlikte Yener ailesi Çıldır ilçesine bağlı Sabaholdu köyüne yerleşti. Çıldır Anadolu Lisesi’nde eğitimlerini sürdüren Yener kardeşler, aktif spor hayatlarını da devam ettirdi. Lig başladığı zaman İstanbul’a dönen kardeşler, köyde ailelerine yardımcı oluyor. Çobanlık yapıp, tarla ve işlerinde çalıştıklarını belirten Kübra Yener, 8 yıllık hentbolcu olduğunu ancak ailesinin kararı sonrası memleketlerine geri döndüklerini söyledi. Köy yaşamına alıştıklarını ifade eden Kübra Yener, çobanlığın çok zor olduğunu belirtti.


    İki yıl önce köye döndüklerini kaydeden Tamer ise, Ablamla birlikte köyün buzağılarını otlatarak, çobanlık yaparak ailemize katkı sunmaya çalışıyoruz. İstanbul’da para kazanmak ve yaşamak eğlenceli ama köy hayatı da güzel. Çünkü burada her şey doğal, en azından büyükşehirler gibi hiç bir kötü alışkanlık yok. Arkadaşlıklar bile daha samimi ve içtendir dedi.



    Lobiciliğı Anlamak….


     


    Yahudi Lobisi, Ermeni Lobisi yada falan yerim diasporası diyerek bazen suçlayıp, bazende imrendiğimiz oluşumları izlerken dünyayı asıl yöneten, yönlendirenler de para babaları, ekonomi yada sanayi veya teknolojiyi elinde tutanlar deriz..


    Bu oluşumun hedefine ulaşmasının en basit adı olan spor kulübü, dernekçiliğin ardından federasyon sonrasında parti kurmak, hatta devlet olarak baktığımızda konsolosluk, büyükelçilik olduğunu da bilen bizlerin bu oluşumlara ne kadar yakın ne kadar uzak olduğumuza bakmadan, ‘Falan millet yaman bir araya gelir, filan topluluk amada birleşir’ diyerek imreniriz, örnekte gösteririz.


    Yani sendikaya üye olmadan çok ezildiğini ileri sürüp, geçinemediğini belirtip, zam isteyen memur yada işçi gibi bizlerde ne bir takıma, ne bir derneğe veya bir federasyona üye olmadan veya bu yöndeki oluşumlara destek vermeyi düşünmeden memleketi kurtarmayı hedefler bu yönde başta sanal ortam da olmak üzere bir çok alanda, kahvede ikili sohbette kahramanlık yaparız..


    Ama lobiliciğin ne olduğunu, anlamının, amacını bilmeden sallayarak birlikte, berberlikten bahsetmeyi de ihmal etmeyiz.


    Belirli bir konuda çıkarlarına uygun sonuçlar oluşması maksadı ile bir araya gelmiş, bu amaçla parlamento, medya, vb araçlar üzerinden beklenen siyasi ve/veya ticari çıkarları yaratma faaliyetleri için oluşturulan çeşitli çıkar gruplarının temsilcilerinden oluşan topluluğa lobi, bu topluluğun yaptığına da lobicilik olduğunu düşünmeden ve bu harekete destek vermeden iş yaptıklarını sanıp, bakkalcılıktan veya çeperin dibinde pardon şimdi ki moda adıyla sanal da atıp, tutarken normal bir vatandaştan öteye gitmeyenlerin hedeflerinin de bir hayli büyük olduğunu da gördüğünüzde kendi kedinize güler, bu hedeflerin hayalden öteye geçmediğini de anlarsınız..


    Ama lobicilik faaliyetlerinde günümüzde, mevcut bir ülke siyaseti üzerinde dış ülkelerin etki kurma amaçlı yürüttükleri faaliyetler çoğunluktadır. Özellikle Amerika’da bir meslek haline gelmiştir. Emekli diplomatlar, eski kongre üyeleri, senato üyeliği tecrübesi olanlar, asker emeklileri vb birçok alandan insanı barındırabilir bir lobi. Temsil ettiği grup tarafından finanse edilirler. Çıkarlarına uygun sonuçlar için finansal yatırımlar, kimi zaman gayri resmi ödemeler yani rüşvetler ve hatta yasa dışı birçok suçun da müsebbibi olabilmektedirler. Çok yönlü bir çalışmanın bir ülkedeki ayağı ya da dönemsel lobiler olabilir.


    Lobiler, bazen diğer ülkelerin çıkarlarını korumak için de kurulur ve faaliyette bulunur. Örneğin, “Rum lobisi”, “Ermeni lobisi”, “İsrail lobisi” gibi isimler alabilmektedirler. Bu lobiler belli gruplar ve devletlerin menfaatleri için faaliyet yürütürler. Söz gelimi Rum lobisi Yunanistan lehine, Amerika Kongresinden karar çıkmasını sağlamaya çalışırlar. Aynı lobi, diğer taraftan da Amerikan Kongresinde Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunurlar.


    Türkiye’ye yapılacak askeri ve ekonomik yardımları engellemeye ve/veya miktarını azaltmaya çalışırlar. Yüksek finansal güce ve politik etkiye sahip olan lobiler için “Üçüncü Meclis” tabiri kullanılmaktadır. Lobicilik için kullanılan başka bir isim ise, “Koridor Parlamentarizmi” ifadesidir. Bunlara “Kanun Simsarları” diyenler de vardır. İlk zamanlar suç sayılan lobicilik, artık bir meslek haline gelmiş ve sadece eski parlamenterlerin istihdam edildiği bir alan olmaktan çıkmıştır.


    Daha birçok lobicilik faaliyetleri örnekleri mevcuttur. Lobi faaliyetleri genelde çıkar grupları tarafından yapıldığı ön görülüyor fakat lobicilik yapmayan bir devlet veya istihbarat örgütünün olmadığını da belirtmek gerekir.


    İşte kısacası lobicilik ve şart olduğunu anlamak gereken bu özete baktığımız da ‘Güçlü Bir Lobi’ çalışma ve çabası içinde olanları anlamak, anlamasakta engel olmak için salakça hareketler içinde olmamalıyız.. 


    Çünkü o hayal edilen lobinin bugün olmazsa yarın mutlaka sizde lazım olacağını bilmekte fayda var..


    Ardahan'da 2. Resmi Newroz!


    Ardahan’da 2. Resmi Newroz!


    *Arşiv Haber: 21/03/2015 Tarihli Haber


    Vali ve Başkan Ateşin Üzerinde Atladı..


    Tüm dünyada olduğu gibi Ardahan’da da kutlanan 21 Mart Newroz Bayramı Ardahan’da 2. Kez Kutlandı..


    Geçtiğimiz gün HDP, STK ve Üniversitesi tarafından kutlanan Newroz Bayramı bu kez Ardahan Valiliği ve Belediye tarafından organize edilen bir etkinlikle yapıldı.


    Ardahan kent merkezinde bulunan Milli Egemenlil Parkında yapılan Newroz etkinliğine Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Ramazan Korkmaz’ın yanı sıra bir çok Ardahanlı katıldı.


    Halayler eşliğinde gerçekleşen resmi Newrız etkinliğindeAzeri kültüründe ki gibi boyanmış yumurtalar de çarpıtıldı.


    Ardahan Valisi Ahmet Deniz ile Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un Ardahan Orman İşletmesi müdürlüğü tarafından getirilip, yakılan ateş üzerinde atladığı görülürken Nevroz alanına asılan Türkçe pankartlarda Newroz’un halklar arasında kardeşlik olduğuna dikkat çekildi.

  • Bağdeşenleriler Biraradaydılar..

    Bağdeşenleriler Biraradaydılar..


    *Arşiv Haber 29/01/2018 Tarihli Haber


    Emekli öğretmen olan ancak emekli olup kenara çekilenlere karşın sürekli sosyal etkinliklerin için de ve başında olan Ardahan sevdalısı kişiliği ile tüm Ardahan camiasının yakından tanıdığı Şemsettin Şenel’in başında bulunduğu Kinzodamal ekibinin gecesine Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem ve Bağdeşenli olan Sancaktepe Belediye Başkan Vekili Turgay Akpınar’da katıldılar.


    Uzun süre yaşanan sessizliği bin kişiye yakın insanın bir araya gelmesiyle bozan Bağdeşenliler Derneğinin Sancaktepe de düzenlediği gece de bir araya gelen köylüler hasret giderip, bol bol eğlendiler.


    Gecede yaptığı konuşmada kurucusu olduğu köyünün derneğinin çalışmalarını anlatan Başdeşen Derneği Başkanı ve ARDAFED Genel Başkan yardımcısı Şemsettin Şenel tüm katılımcılara tek tek teşekkür etti.


    **23 Şubat Gecesi ve


    Turnuvasına Hazırlanan ARDAFED EMİTT’TEYDİ..


    ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çalışmaları çerçevesinde dop dolu etkinliklerle bir haftayı daha geride bırakan Ardahan Dernekler Federasyonu İstanbul Tüyap’ta düzenlenen ve Ardahan’ın da içinde bulunduğu 81 İlin açtığı tanıtım standları açtığı Emitt Fuarındaydı.


    27/01/2018 Tarihli Haber


    Geçtiğimiz yıl Emitt’ten daha büyük ve tek başına bir Ardahan Fuarı düzenleyen ve bu yıl da İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan Bakırköy Botanikpark’ta Bal Festivali hazırlığına başlayan Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahan Valiliği ile Belediyenin Serka sponsorlüğünde düzenlediği tanıtım standına yöneticileri ile katılan ARDAFED Ardahan standının yanı sıra diğer illerin standatlarını da gezerek yetkililerden bilgi aldı.


    Ardahan Valisi ve Beleidye Başkanının katılmadığı, Ardahan Vali Yardımcısı Salih Kalkan, İl Kültür Müdür Vekli Evsal Alantar ve Ardahan Belediyesi Özel Kalem Müdürü Erol Özer’in misafirleri karşıladığı Ardahan’ın Emitt Fuarına Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci’de ev sahipliği yaptı.


    **23 Şubat’ta Ardahan Gecesi Var..


    Geçtiğimiz haftayı yoğun bir gündemle kapatan ve başta İstanbul Esenyurt Belediyesi, Emit ziyaretleri olmak üzere 23 Şubat’ta düzenlenecek olan Ardahan’ın Vatan Topraklarına Katılışını 97 nci Yıl Dönümü gecesi hazırlıklarına start veren Ardahan Dernekler Federasyonu kura çekiminin 23 Şubat’ta yapılması beklenen ARDAFED Futbol Turnuvasının hazırlıklarına da başladı.


    **Yönetim: Dış Müdahalelere İzin Verilmeyecek..


    23 Şubat Gecesi ve Futbol Turnuvası için çalışmalarına başlayan ve Ardahan Dernekler Federasyonu Yönetimi hafta içinde üst üste toplantılar da düzenleyerek, durum değerlendirmeleri de yaptı.


    Başta Temmuz atında Bakırköy Botanikpark’ta gerçekleştirilmesi için start verilen, ‘Ülkemin Çiçekleri Birer Bal Damlasıdır’ adlı bal festivalinin çalışmaları olmak üzere aynı parkın içinde bulunan restorant’ta 23 Şubat Gecesi ve bu yıl 3 üncüsü düzenlenecek olan 23 Şubat Futbol Turnuvası için yıl haritalarını masaya yatıran Ardahan Dernekler Federasyonu Yöneticileri ARDAFED’e yönelik dış müdahaleler karşısında alınacak önlemleri de görüştüler.


    **KAI, KAISİAD ve KAIFED gibi


    Korsan Federasyonlarla da Mücadele Edilecek..


    Ardahan Dernekçiliği tarihinde ilklere imza atan ve son olarak bir buçuk aylık çalışma ardından 4 gün içinde 1,5 Milyon insanın akın ettiği ‘1. Ardahan Tanıtım Günleri’ni düzenleyen ve en önemlisi başta Ardahan adını gölgeleyen KAI, KAISİAD, KAIFED gibi saçma oluşumları Ardahan’dan uzaklaştıran ARDAFED her geçen gün büyüyen gülü bir Ardahan Lobisi oluşumundan rahatsı olanların dış müdahalelerine karşı başta yönetim olarak tüm Ardahanlıların el birliği içinde olması içinde çalışma başlatma kararı aldı.


    **Üye Dernek Sayısı Arttırılacak..


    Yönetim olarak daha sıkı bir iş birliği kararı alan ve istifa edenlerin yerine yedeklerden asıla getirilen arkadaşlarla el ele vererek yol almaya devam eden ARDAFED kendi çalışmalarını gölgelemek, itibarsızlaştırmak ve yönetime yönelik çabalara karşıda yeni bir yol haritası çizerek, başta korsan federasyonlarla olmak üzere ARDAFED’in toplum nezlinde destek alan çalışmalarını gölgelemeye, onun yarattığı atmosferden faydalanmak isteyen dernekçi çetelerle de mücadele kararı aldı.


    **Dernekler ve İleri gelenler ziyaret edilecek..


    Şişli Ardahan İl Derneği ve Ardahanlı İşadamları ve Sanayiciler Derneğini de kurduran ARDAFED federasyona üye olmayan derneklerin ziyaret edilerek federasyona üye yapılmasına da karar alan Ardahan Dernekler Federasyonu ARDAFED çatısını altında bulunan dernekleri de ziyaret ederek, delegelerin yenilenmesi, federasyona karşı daha duyarlı olması da isteyecek.


    Iğdır Dernekleri arıdan Kars Derneklerinde ziyaret edecek olan ve Kaslılarında kendi derneklerini kurup, KAI, KAISİAD, KAIFED denen içi boş dernekçilikten uzaklaşmasını isteyecek olan ARDAFED bundan sonra toplumsal olaylara karşıda daha duyarlı olup, Ardahan ve ülkede yaşanan gündemi de değerlendirip, eylem ve basın açıklamaları ile görüşlerini kamuoyuna açıklama kararı da aldı.


    **Ardahan’ı Heykeller Süsleyecek..


    **31/07/017 Tarihli Haber


    Tiyatro ekibi oluşturmaya çalışan Ardahan Belediyesinden anlamlı bir çalışma.


    Ardahanlı Yazar Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Bilim Adamı Prof. Dr. Mecit Doğru, Aşık Zülali, Ferman Baba, Aşık Şenlik gibi isimlerin resim ve sözlerini anlatan heykeller yaptıran Ardahan Belediyesi Röfle Heykelleri şu an alt kısımında kapalı park yapılan alana dikecek.


    Konu hakkında bir açıklama yapan ve 60 Bin TL. ye mal olduğu öğrenilen 10 heykel yaptırdıklarını belirten Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy belediye olarak ortaya koydukları alt yapı çalışmalarının sona geldiğini, bundan sonra üst yapı çalışmalarına ağırılık vereceklerini, buna da bölgemizin önemli simalarından olan insanlarımızın ad ve çalışmalarını yaşatmak olduğunu belirtti.


    Belediye olarak kültür ve sanatı da unutmadıklarını belirten AK Partili Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy yapımı devam eden Kapalı garajın bitimi ardından yeniden dizayn edecekleri Kent Parkının içine dikecekleri heykellerle bölgemizin önemli simalarının anılarını bir ömür boyu yaşatacaklarını söyledi.


    Başkan Köksoy yeni yaptırdıkları Röfle Heykellerini hemen ardından şimdi de Kentin belirli yerlerine bir Aşık Şenlik heykeli ve Kaz ile Arı heykeli de yaptırdıklarını da belirtti.


    **Ardahan Ünlüleri ve Kaleler


    *26/01/2017 Tarihli Haber


    Ardahan ilinde bulunan Kaleler ve Ardahan’lı ünlü Siyasetçi, Sanatçı, Gazeteci, Ozanlar ve yöresel ünlü yiyecekler.


    ARDAHAN’DA KALELER

    1. Ardahan Kalesi

    2. Ahali tabyası

    3. Altaş Kalesi

    4. Can Kalesi

    5. Göle – Dedeşen Köyü Kale kalıntıları

    6. Kalecik Kalesi

    7. Kazan Kalesi

    8. Kinzi Kalesi

    9. Kol Kalesi

    10. Kurt Kalesi

    11. Kırnav Kalesi

    12. Avcılar Kalesı

    13. Mere kalası

    14. Ramazan Tabyası

    15. Savaşır Kalesi

    16. Sevimli Kalesi

    17. Şeytan kalesi

    18. Zorziğin Kalesi 

    ARDAHANLI OZANLAR

    1. Çıldırlı Aşık Şenlik

    2. Posoflu Zülali

    3. Hanalı Aşık Mazlumi

    4. Çıldırlı Şeref Taşlıova

    5. Molla Halis 

    6. İrfani Hoca 

    7. Aşık Resul (Göldalı)

    8. Aslan Usta (Çıldır)

    9. Aşık Nesip

    10. Ardahanlı Hakkı 

    11. Rabatlı Aşık Çoban İsa 

    12. Kamil-Kamil Erdoğan (Urta) 

    13. Çıldırlı Kul Ahmet

    14. Aşık Durmuş

    15. Hanaklı Mahsuni (Molla Dursun Türk )

    16. Hacı Murat Gökbulak 

    17. Aşık Hüseyin Tellioğlu (Beyrehatun)

    18. Aşık İlyas Kaya (Çıldır) (Bozyiğit (Gehreşen)

    19. Mansur Öztürk (Baltah Köyü)

    20. Nuri Ağdemir (Kurtkale)

    21. Aşık Sabri Şimsekoğlu (Doğruyol) (Cala)

    22. Durmuş Denizoğlu Gülyüzü)

    23. Bayram Denizoğlu Gülyüzü)

    24. Dursun Durdağı (Burhani)

    25. Mehmet Oktay, Erkani (Zinzal ,Güvenocak)

    26. İsrafil Uzunkaya (Prut)

    27. Faruk Erdoğan

    28. Yener Yılmazoğlu

    29. Yılmaz Şenlikoğlu

    30. Göleli Orhan Ustündağ

    31. Göleli Vahit Köroğlu

    ARDAHANLI ÜNLÜ İSİMLER

    1. Nihat Erim (Eski Başbakan)

    2. Sırrı Atalay (Eski Cumhurbaşkanı Vekili, Adalet Bakanı)

    3. Abdulkerim Doğru (Eski Bakan)

    4. Nevzat Pakdil (TBMM Başkanvekili)

    5. Gürsel Tekin (CHP Genel Başkan Yardımcısı)

    6. Gürbüz Çapan (Eski Esenyurt Belediye Başkanı)

    7. Esfender Korkmaz (Yazar ve Eski CHP Milletvekili,Eski Dekan)

    8. Prof.Dr. Selçuk ŞİRİN (TÜrkeşe Köyünden)

    8. Rüstem Kaya (Matematik Profesörü) (Uğurtaşı Köyünden) 

    9. Nusret Senem ( Yazar, siyasetçi)

    10. Necati Bilican (Bürokrat)

    11. Dursun AKÇAM (Romancı,Yazar)

    12. Reis Çelik (Film yönetmeni, senarist)

    13. Abdulmecit Doğru ( Araştırmacı yazar, bilim insanı,dağcı)

    14. Hülya Avşar (Sanatçı)

    15. Nuray Hafiftaş (Sanatçı)

    16. Yudum Tatar (Sanatçı)

    17. Faruk Demir (Sanatçı,Eski Milletvekili)

    18. Yalçın Topçu (Eski Kültür ve Turizm Bakanı)

    19. Nilüfer Göle (Sosyolog)

    20. Levent Gültekin (Gazeteci)

    21. Doğan Şentürk (Gazeteci)

    DİĞER ÜNLÜLER

    1. Kaz

    2. Damal Bebeği

    3. Kaşar Peyniri ve çeçil

    4. Damal Dağlarına Vuran Atatürk Silueti

    5. Terekeme un helvası

    6. Sarıçam ormanları

    7. Posof patatesi

    8. Kımı turşusu

    9. Sarı sazan ve yayın balığı 10. At kızağı
    **Kars’ta kütüphaneler modernleşiyor,


    Ardahan’dakiler yerinde sayıyor..


    *15/03/2016 TARİHLİ HABER


    Kars’ta BİN KİTAP BİN UMUT PROJESİ dahilinde merkezde ki ve köylerde ki kütüphaneler modernize olurken, Ardahan’da ki kütüphane(ler!!!)de yaprak kımıldamıyor.


    Ha taşındık ha taşınacaz denilerek, 20 yıl önce neyse şimdi de o haliyle devam eden Ardahan İl Halk Kütüphane’sine nazaran Kars’ta bulunan kütüphaneler modernize ediliyor.


    Toplamda 100 m2 lik bir alana kurulu olan belli raf sayısını geçemeyen, binlerce kitabı bodrumunda çürüten Ardahan il halk kütüphanesinin bu durumu ne zaman değişecek soruları sorulurken, Kars’ta ki kütüphaneler elden geçiriliyor bile.


    Üniversite’nin kütüphaneleri de sınıfta kaldı


    Başında bulunan rektörünün edebiyatçı oluşu Ardahan üniversitesinin kütüphanelerinin sınıfı geçmesine yetmedi.


    Yeni taşındığı kampüste Merkez kütüphanesini vitrin olarak hazırlayan ve kullanan Ardahan Üniversitesi’nin hemen yanı başında ki İktisadi ve İdari bilimler fakültesi kütüphanesinin hali içler acısı bir görünüme sahip.


    Öğrencilerin aradığını bulamadığı İİBF kütüphanesinin akşam 5’ten sonra kapatıldığını, gündüz vakitlerinde ise başında memur bulunmadığından yakınan öğrenciler bu durumdan rahatsız oldukları gözlendi.


    İkinci Öğretim öğrencileri: Biz kütüphanede çalışamayacak mıyız?


    Akşam 5’ten sonra neden kapandığı bilinmeyen Ardahan Üniversitesi İİBF kütüphanesinde ikinci öğretim öğrencilerinin ders çalışamadığı ve gerekli hazırlıklarını tamamlayamadıklarını belirttiler.


    Ardahan’da ki bu kütüphane izlenimlerine nazaran Kars’ta yapılan modernizasyon çalışmaları kıskandıracak şekilde devam ediyor.


    Kitap okuma alışkanlığını özellikle gelişmekte olan çocuklarda ve gençlerde bilgi kapasitesini artıran, düşünce yapısını şekillendiren, anlamayı kolaylaştıran, kişilik kazandıran etkili bir süreçtir” düşüncesiyle başlatılan SODES “Bir Kitap Bin Umut Projesi” kapsamında Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi’nde kurulan kütüphane düzenlenen törenle hizmete açıldı.


    Kasım 2013 tarihinde başlanan proje kapsamında yapılan fizibilite çalışmaları sonucunda 4 okula Z Kütüphane yapılmasına karar verildi. Kars Valiliği Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yürütülen projenin bütçesi de Kalkınma Bakanlığı’nca 190 bin 200 TL ile desteklendi. Kars Valiliği projenin önemine binaen daha gazla okulda kütüphane kurulması için proje bütçesini SODES Usul ve Esasları’na uygun olarak yüzde 30 artırıldı ve bütçe 247 bin 260 TL olarak çıkarıldı. Yapılan ihale sonucunda 8 okula kütüphane yapılması için tadilat, tamirat ve düzenlemeleri yapıldı. Toplamda 8 kütüphane KDV dahil 227 bin 740 TL’ye mal oldu.


    Proje Halk Eğitim Merkezi, Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi, Kars Anadolu Lisesi, Mihralibey Ortaokulu, İmam Hatip Ortaokulu, Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Ziya Gökalp Ortaokulu ve Şehit Albay İbrahim Maraoğlanoğlu Yatılı Bölge Okulu’nda hayata geçirildi.


    Bu kapsamda Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi’nde yapılan kütüphanenin açılışına Vali Günay Özdemir, Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sami Özcan, Milli Eğitim Müdürü Gökhan Altun, daire amirleri, okul idaresi, öğretmenleri ve öğrenciler katıldı. 


    Vali Günay Özdemir, burada yaptığı konuşmada kütüphaneleşmenin yaygınlaştırılmasının yanında, dizaynı, kitap varlığı ve düzeninin de önemli olduğunu söyledi. Amacın, kitap okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması olduğunu da belirten Vali Özdemir, projenin devamı noktasında da çalışmaların yapılacağını ifade etti.


    Milli Eğitim Müdürü Gökhan Altun da Z kütüphanelerinin kitap okumanın yanında, dinlenme ortamı da oluşturduğunu ve kitap okumaya gelenlerin hem rahat bir nefes aldıklarını hem de bilgi öğrendiklerinin altını çizdi.


    Kurdelenin kesilmesinin ardından kütüphane gezildi ve incelemeler yapıldı. Vali Günay Özdemir ayrıca, kütüphaneye bir dizi kitap hediye etti.


    Türk ve Dünya tarihi, Türk ve yabancı yazarların kitaplarının da yer aldığı kütüphane de A’dan Z’ye öğrencilerin yararına olacak her tarla kitabı bulmak mümkün.


    Evet mi, Hayır mı?








      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com



    AKP’nin önce HDP ile denemek istediği ancak 7 Haziran seçim sonuçlarını beğenmeyip, ‘Barış sürecini buzdolabına kaldırarak dümeni milliyetçiliğe ardından MHP’ye çevirmesi ile devam eden Anayasa süreci şimdi de referanduma doğru yol almaya başladı..

    İdamı bile çıkaracak gücü yakalamasına karşın her ne hikmetse ‘Meclis çıkarsın, getirsin önüme ben milletim ne derse onu yaparım’ diyen bir anlayışın imzalamak üzere olduğu referandum süreci öncesi zaten beyinen ayrılmış olan toplum şimdiden başladı, ‘Evet mi?’, Hayır mı?’ demeye..

    Evet sizce ‘Evet mi?’ diyenler ile ‘Hayır’ diyenlerin şimdilik sanal ortamda bir kaç haftaya kalmaz sahada ‘Evet, Hayır’ tartışması içine gireceği şu günlerde ‘İstanbul kazan, ben kepçe’ diye bende gördüklerimi sizlere aktarmak isterim..

    Nisan ayında yapılması için hazırlıkların devam ettiği referandum da ortaya çıkacak manzaranın birilerinin hesabını alt üst edeceğini gördüğüm şu günlerde ‘Evet’ diyenler ile ‘Hayır’ diyenlerin kafa kafaya olduğunu görmekteyim.. 

    Arada gidip, gelenlerinde gün yaklaştıkça sanki Hayır’a doğru yöneldiklerini gördüğüm bir süreçte Cumhurbaşkanı/Başkan olmak isteyen Erdoğan’ın sahaya inmesiyle bunu değiştirip, değiştirmeyeceğini sizler gibi bende merak etmiyor değilim..

    Ancak Erdoğan’ın geçmiş seçimlerde olduğu gibi bu referandumda çok zorlanacağını da görmekteyim..

    Buna nede ise şu an AK Partili olduğunu bildiğim ama önceden Adelet Partili, Anavatanlı olanların büyük bölümünün yapılmak istenen ve adına, ‘Rejim Değişikliği Değil, Sistem Değişikliği Denen’ i içlerine sindiremedikleri ve CHP’nin propagandasından daha çok etkilendiklerini görmekteyim..

    HDP’yi toplayıp içeri atmakla bunu aşacağını sanan AKP ve Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan’ın büyük kongreden kurtardığı MHP’nin genel merkezine olan güveninin de MHP tabanında onay almadığını da görmekteyim..

    Ve beni arayıp, ‘Sence ne olur?’ diyenlere bende; ‘Bu iş olmayacak gibi görünüyor’ diye cevap veriyorum..

     
     

  • Ardahanlılara Teşekkür Eden Kılıçdaroğlu'dan Demir'e, 'Şeffaf ve Eşit Ol…

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarından sadece iki şey istediğini belirterek, “Birincisi vatandaşa karşı şeffaf hesap verilebilir bir yönetim anlayışı içerisinde olmak ikincisi herkese eşik mesafede olmalıdır” dedi. 



    Ardahan‘da düzenlenen 20. Geleneksel Ulusal Kültür ve Bal Festivaline katılan CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu Belediye Başkanı Faruk Demir’e destek vererek seçen Ardahanlılara teşekkür eden Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Onu bütün Türkiye biliyor. Türküleriyle şarkılarıyla biliyor. Belediye başkanını seçtiğiniz için sizlere teşekkür etmeye geldim. Her yerde söylüyorum. Başkanlarımızdan iki şey istiyorum. Bir harcadığın her kuruşun hesabını millete vereceksin. Hesap vermek onurlu bir görevdir. Vatandaşa hesap vereceksin. Bu çok önemli değerli bir görev. İkincisi herkese eşit davranacaksın. Bir yerde eşitsizlik yapacaksın. Fakir bölgeye pozitif ayrımcılık yapabilirsin” diye konuştu. Türkiye’nin gücünün üretmekten geçtiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Elbette isteriz memlekette huzur olsun. Her evde çalışan üreten huzur olsun. Herkes döktüğü alın terinin karşılığını alsın. Türkiye’nin gücü üretmekten geçiyor. Hepimiz üretirsek güçlü oluruz. Üretmek alın teridir. Ürütmek istihdamdır. Üretmek kadar güzel bir kavram yoktur” şeklinde konuştu.



    Kılıçdaroğlu, festival törenine gelmeden önce Şehir Stadyumu önünde yapılan Atatürk anıtının açılışını gerçekleştirdi.


    Bal festivale etkinliği akşam Grup Gündoğarken ve Ardahan Kalesi önünde yapılacak Hüseyin Turan konseri ile devam etti.


    Etkinliğe, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Şişli Belediye Başkanı Muhammer Keskin, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, CHP eski Milletvekili Ensar Öğüt, Saffet Kaya, Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz ve çok sayıda davetli katıldı.  Festivale Ardahanlılar yoğun ilgi gösterdi.



    Solcu Belediyelerden Beklenenler..


     


    Yıllardır sağ ve muhafazakar siyasal yapının yönetiminde bulunan belediyelerin, özellikle HDP’li seçmenin desteğiyle solcu olduğunu iddia eden CHP’ye  geçtiği 31 Mart 2019 tarihinden bu yana yaşanan heyecanın yavaş yavaş bittiği şu günlerde, bu belediyelerden beklentileri olanlar da ; durulmaya başlayan göle bakarcasına gölün içindekileri  de görmeye başladı gibi..


    Bir çoğu zaten CHP’de olan ama iki kez yapılan seçim ardından yine HDP’nin, hatta AK Partili seçmenin de desteğiyle CHP’ye geçen başta  İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere,  bu hafta sonu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyaret edeceği  solcu olarak bilinen isimlerin yönetimlerine geçen Artvin  ve Ardahan gibi belediyelerde de beklentiler gerçekleşecek mi?


    Bana soracak olursanız ikisi de sistemin rahatsız olmadığı AK Parti ve CHP’de olan belediyelerde gözle görülecek veya hissedilecek bir değişimi beklemeyen biri olarak, bu belediyelerden beklentileri olanların kısa sürede bu beklentilerinden vazgeçip, çöp toplama başta olmak üzere belediye görevleri dışındaki beklentilerin büyük bir  hayal olduğu anlaşılacaktır. 


    Ve bunu görmek için de daha dün İmamoğlu’na ve diğerlerine demediklerini bırakmayan medya kanalı kamera ve temsilcileri ile kısa sürede kurulan iyi diyaloglardan da  anlamak mümkün.


    Yani başta İmamoğlu olmak üzere “CHP’li yada AK Partili olmuş, çok da önemli değil” diyerek göreve gelen, dün sanki hiç bir şey olmamış gibi yeni başkanlarla hemen temasa geçen TV kanallarının, bu başkanlarla olan diyalog, haber ve röportajlarına bakmak yeterli..


    Evet, ‘Acaba nereden, nasıl bir şey buluruz da daha öncekilerde olduğu gibi yeni HDP’li belediyelere nasıl kayyum atarız?’ diye ince ve gizli hesapların yapıldığı , HDP’li belediyelerin dışında çalışmalarıyla da olsa hiç gündeme gelmeyen MHP’li ve İYİ Partili Belediyelerin unutulduğu bu ülkenin iktidar ve ana muhalefet partisinin belediye başkanlarının birbirlerinden çokta farklı bir iş yapmayacakları şimdiden görülmeye başladı bile.


    Bunun en son örneği de her yeni başbakan, başkan ve belediye başkanı ile ilk görüşen sağ orijinli gazeteci Yavuz Donat’ın solcuyum diyen ve göreve başlar başlamaz T.C. ibaresini belediyenin kapısına asan, ikisi yetmedi 3. Atatürk büstünü yaptıran CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir ile ilk röportajını yapmasından da anlamak mümkün.


    Ha bu arada seçilmeden önce sokaktaki, pazardaki, dernekteki gördüğü herkesle tokalaşan ve seçildikten sonra başına geçtikleri beldelerdeki ağaların rant gücü ve yalakalık yağlarında boğulup, aşağıda yaşananları, asıl kendilerini seçenleri kısa sürede unutan başkanları da unutmadan..


    Kısacası yeni seçilen başkanlardan solculuk, şeffaflık, halkla yönetim bekleyenlerin hayal kurduğunu şimdiden söylemek belki erken olsa da solcuyum deyip, kendileri gibi solcuların göreve gelmesine katkı sunan TKP’li Tunceli Belediyesi başkanının  şeffaf yönetimi çabasını,   basın ve medyanın gündemden düşürmesinden de anlamak mümkün..


    Çünkü Komünist başkanın yaptıkları çok gündeme gelirse, solcuyum diyenlerin solculuk (!) yapmadıkları, hatta  tam aksine 100 yıldır gelmiş sisteme, hizmetten öteye gitmeyen anlayışın solcu ya da  sağcı  olmasının fark etmediği  anlaşılacak ve bu da halkın gözünü açmasına sebep olacak . Bunu kim ister ki ? 

  • ŞENLİĞİN SAZINI ÇALAMADILAR!..

    Alınan bilgilere göre Çıldır Belediyenin yapmadığı, ARDAFED’in verin bize biz yapalım demesine karşın bu teklife cevap verilmediği Çıldır Göl Festivalinin yanı sıra her yıl yapılan Aşıkşenlik Şenliklerini 26 Temmuz’da yapacağını ilan eden Aşıkşenik Derneğinin de bu organizasyondan son anda vazgeçtiği ve şenliği yapmadığı gibi bu konuda kamuoyuna bir açıklama gereği bile duymadığı dikkatlerden kaçmadı.



    1071-1129: 58!


    wikipedia.org  adlı sitenin yanı sıra bir çok haber sitesinin hala kapalı tutulduğu, cumhurbaşkanı, başbakan adayı olmuş, halkın oyları ile milletvekili seçilmiş, eş genel başkanlarının yanı sıra bir çok belediye başkanı ve siyasinin hala hapiste olduğu, basın özgürlüğü ve insan haklarının iyileştirildiği iddia edilen ülkemde kendilerine eğitimci diyen ama saçmalıkları ile mevcut hükumete yalakalık adına kendilerini olduğu gibi diplomalarını ayaklar altına aldıklarını görmekte ve üzülmekteyiz.


    Çünkü dün bir grup eğitimci, hükumete yaranma adına ve 3. Saray’ın inşasının yasal olmadığı yine AVM tarafından yani mahkeme kararı ile teyit edilen bölgede yaşanan Malazgirt Savaşının tarihi olan 1071 rakamıyla ortaya çıkıp, barış çağrısı yapan bildirgeye imza atan ve barış istedikleri için yargılanmaları istenen meslektaşlarının Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun lehlerine sonuçlanmasına tepki göstermişler..


    Ve Başkan Erdoğan başta olmak üzere hükumete yaranma adına adlarına da 1071 Grubu Eğitimci demişler..


    Buna neden ise Anayasa Mahkemesi, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” olarak adlandırılan metne imza atan 10 akademisyenin, “terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırıldıkları” gerekçesiyle yaptıkları bireysel başvuruda hak ihlali kararı vermesi, ihlalin ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması için karar örneğinin yerel mahkemelere gönderilmesine hüküm etmesine tepki gösteren bu sözde eğitimcilerin, barışı istedi diye insanların yargılanmasını, tutuklanmasını istemeleri ne kadar doğru bir mantıktır anlayamıyorum.


    Peki 1071 kişi deyip, açıklamada haberi olmayan akademisyenlerin adlarını da kullananlar tepki koydukları konu neydi bir de ona bakalım.


    ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” adıyla Ocak 2016’da hazırlanan metine Bin 128 akademisyen bu bildiriye imza atmıştı.  


    Barış Sürecinin buzluğa kaldırılmasına neden olan Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan Çukur olayları ardından yapılan operasyonlar esnasında yayınlanan bildiride, güvenlik güçlerinin, güvenlik adı altında yürüttüğü mücadele, “devlet katliamı” olarak nitelendirilmişti. 


    Akademisyenlerin bildirisinde, “Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir. Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlalinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararın tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasını talep ediyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.


    Peki bir defa değil, en az Bin 71 kez okunsa da insan kokan, hak ve adalet istenen bu bildirinin altına imza atanların cezalandırılmasını istenmesinin saçma bir durum değil mi?


     


    Ve bu yönde verilen cezanın, ‘İhlal hakkıdır’ diyerek cevaplayan Anayasa Mahkemesi verdiği bu kararla adaletin, hukukun, insan haklarının, demokrasinin istendiğine bir mesaj olarak algılamayacak kadar cahiller eğitimcilerimiz mi var?


    Bilmem ama 1071 eğitimcinin meslektaşlarının cezalandırılmasını istenen o bildiriye imza atan Bin 128 kişiye lütfen beni de ekleyin..


    Aha işte size Bin 129 olduk..


    Kaldı 58.. 


    Oda hem yakılan aydınların otelin olduğu Madımak şehri Sivas’ın plakası.. 


    Buda tesadüf mü bilmem ama ben burada tek başıma bir kez daha sesleniyorum, ‘barışı istemek suç ise ben suçluyum, üstüne üstlük birde bu ülkenin toplumsal bir barışa ihtiyacı var’ diyerek genel af istiyorum..

  • Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri Devam Ediyor..

    Ardahan‘da, bu yıl 15’incisi düzenlenen “Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri” etkinliği başladı.

    Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz ile ARDAFED Başkan Yardımcısı Name Fidan’ında katıldığı etkinlik Cuma günü etkinliğe gelen Yazarların karşılanması ile vaşladı.


    Ardahan Vali Yardımcısı Mehmet Kılıç, Dursun Akçam Kültür Evi’ndeki açılış programında yaptığı konuşmada, Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin bölgenin kültürü açısından önemli olduğunu söyledi.

    Kılıç, etkinliği önemsediklerini belirterek, katılımcılara Ardahan Valisi Mustafa Masatlı’nın selamını iletti.

    Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Alper Akçam da etkinliklerin bölgenin kültürünü yaşatmak açısından önemli olduğunu anlatarak, katılım sağlayanlara teşekkür etti.

    Etkinliklerle yörede hoşgörü ve kardeşlik havasını yaşatmak için çaba sarf ettiklerini dile getiren Akçam, “Bu etkinlik, bir Anadolu çocuğu olan Dursun Akçam anısına düzenleniyor. 15 yıldır kültür sanat günlerini yapıyoruz, bu gerçekten küçümsenecek bir şey değil. Bizler yaptıklarımızla çok yönlü düşünmeye, herkese söz hakkı vermeye alışıyoruz. Özellikle de bize ait olanı hiçbir ayırım gözetmeden biz bize paylaşmaya çaba gösteriyoruz.” dedi.

    Etkinlik, Yücel Feyzioğlu’nun “Kültür dünyamızda masallar” konulu söyleşisiyle devam etti.


    15. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri kapsamında Dr. Alper Akçam, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir başta olmak üzere tüm Ardahanlıları 15. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri etkinliğine davet etti.


    28-29-30 Haziran arası gerçekleşecek olan etkinliğin akışı; masallar, tiyatro, açık oturumlar, müzik dinletileri, aşık söyleşileri şeklinde olacak.



    Genç Çiftçiyi Kim Dolandırdı?


    Size önce bir haber okutacağım ve bir soru soracağım..


    Haberi bir okuyalı mı?


    ‘Tarım Bakanlığının çiftçiyi desteklemek maksadıyla ülke geleninde başlatmış olduğu “Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi” çerçevesinde işi alan bazı şirketlerin, talep sahiplerine, ‘küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan’ hayvanları vermeye çalışarak devleti zarara uğratan suç örgütü 3. dalga operasyonla çökertildi.


    Jandarma Genel komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma komutanlığı ekiplerince suç örgütüne yönelik 2018 yılı Ekim ayından itibaren fiziki takip başlatıldı. “Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi” işini alan belirli şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları veterinerlere rüşvet karşılığı ürettirerek talep sahiplerine, ‘küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan’ hayvanları vermeye çalışarak devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalışan bir çetenin olduğu belirlendi.


    Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak ve vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyonla Ankara, Ağrı, Bingöl, Burdur, Bitlis, Çorum, Denizli, Erzurum, Giresun, İzmir, Kars, Muş, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Van ve Yozgat illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. 47 şüpheli göz altına alınırken bunlardan 30’nun kamu görevlisi olduğu belirlendi.


    Suç örgütüne yönelik bundan önce 2 kez operasyon düzenlenmişti. Fiziki takibi yapılan suç örgütünce Ardahan, Erzurum, Kars ve Yozgat illerinde gerçekleştirilen operasyonda 2 bin 940 adet hayvan kulak küpesi, 350 adet hayvan pasaportu, 11 adet hayvan kulak küpesi pensesi ele geçirilmişti. Bu illerinde yapılan eş zamanlı operasyonda, 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner hekim, 1 veteriner teknikeri üzere toplam 30 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 14 ‘ü hakkında adli kontrol kararı verilerek serbest bırakılmış ve 16 şüpheli tutuklanmıştı. Daha sonra Sivas, Niğde, Yozgat, Çorum, Sinop, Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, illerinde yapılan eş zamanlı operasyonda ise 27 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 12’si hakkında adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldı. 15 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gerçekleştirilen 2 ayrı operasyon sonucunda toplam 57 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 31’i gönderildikleri adli makamlarca tutuklanmıştı.’


    Şimdi soruyu soralım mı?


    Bana göre asıl faali hala yakalanmayan ve hala devam eden bu operasyona baktığımız da 15 Temmuz Darbe Girişimi ardından hala devam eden operasyonlarda ki gibi yani feto operasyonları gibi araların hiç bir siyasinin olmadığı bu büyük vurgunda hiç mi hiç bir yada bir tane de olsa bir siyasetçi yok mu?


    Ve bu siyasi hala sahada hatta bu operasyonun emrini verenlerin en üst makamlarını ziyaret ederek pozlar veriyor mu?


    Bilmem ama bu kadar büyük bir operasyona neden olan bu talanın hiç bir siyasi olmaksızın yapılamayacağını düşünenlerdenim be baba dostu!..

  • ARDAFED Ardahan Günlerine Çocuklarla Devam Etti..

    ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolası ile Ardahan, Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli’de düzenlediği çeşitli toplantılar ardından İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan Maltepe sahilinde bir ilk’e imza atan ve 4 gün içinde 1,5 Milyon insanı toplayan 1. Ardahan’ı Tanıtım Günleri düzenleyen ardından yine İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan Bakırköy Botanikpark’ta Türkiye’de bir ilk olan Bal Festival düzenleyen, sonrasında yine İstanbul Maltepe’de bulunan Cumhuriyet Parkında 2. Ardahan’ı Tanıtma Günleri düzenleyen ve 6 gündür süren Bakırköy Botanikpark’ta 3. Ardahan Günlerine devam eden Ardahan Dernekler Federasyonu 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramını da çocuklarla birlikte kutladı.



    6 Gündür devam eden 3. Ardahan’ı Tanıtma Günlerinin 4. gününü çocuklara bırakan ARDAFED yaklaşık 200 çocuğun katıldığı ve etkinliğe renk katan gösterilerle 23 Nisan Bayramlarını kutlayan Ardahan Dernekler Federasyonu  bugüne kadar düzenlediği bir çok etkinlik ardından Ardahan tarihinde bir ilke daha imza atarak ve KAI, KASIAD denen oluşumları ret etmenin ödülü olarakta Esenyurt, Bakırköy, Şişli ve Kocaeli Dilovası’n da 4 Ardahanlı siyasinin öne çıkıp, belediye başkanı olmasına, 100’e yakın Ardahanlının Belediye Meclis olmasına, Ardahan’ı ulusal ve yerel basın ve medya aracılığı ile tüm dünyaya tanıtmasına katkı sunmanın gururu ile 4. etkinliğine  son verecek.



    **Solculuğun gereği yapılmalı..


    Daha önce Ardahan-Artvin arasına şimdi de başkentin yakınlarında saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Lütfen şehitlerin cenaze namazına gitme” diye twitterda mesaj attığını görünce bu memlekette birileri birilerini hizaya getirmek istediği izlenimine kapıldım.


    Gerçi bu mesajı atan şahsın uzun yıllar başkanlığını yaptığı Ankara Büyüşehir Belediye Başkanlığını birinin kendisini görevden el çektirip, hizaya getirildiğini de hatırlamadım değil ya neyse..


    Ama benim de bu yönde bir bakışımın olduğunu ve bunu bu yazımda dile getirmek istediğimi belirtmek isterken bu düşünceye sahip bir insan olarak bugün yeniden yazacağım düşüncemi daha önce de bir çok yazısında gündeme getiren bir gazeteci de olduğunu da hatırlıyordum. 


    Çünkü hazır ola yada el kaldır, indire hatta fiili yada siyasi saldırılara elhamdülillah diyerek alışkın olan Melih Gökçek’ler gibi değil aklında olanı söyleyen, yazan bir kişiliğim olduğunuda hatırlıyordm.


    Ve Gökçek’lerin önce tahrik edici söylemler ile gerdiği sonrada ‘lütfen’ ile başlayan sözde uyarıları ile devam eden filime konu olan Kılıçdaroğlu’nun ne yapacağı konusun da özgür bir insan olduğu gibi kapıdan dışarı çıkarken birileri gibi bir ordu koruma ile değil siyasetçide, bir partinin lideri de olsa sade bir vatandaş gibi komşunun acısına, tatlısına katılmak istediğini de anlamıyor değilim..


    Ancak karşısında ağzına aldığı Beka sözü ile seçimler de yenilen ama bunu kabul etmeyip, hala bir umut var diyerek bir taraftan YSK’nın diğer taraftan sabrını kapısını aşındıran adımlar atanlar olduğunu unutmaması gerekenin de Kılıçdaroğlu olduğunu da unutmamak gerekir..


    Çünkü bu ülke de muhalefetin en büyük partisinin lideri olmaya gereke yok sade bir vatandaşta olsanız hayatınız çok garantili bir ülkede olduğunu bilmesi gerekenlerin başında Kılıçdaroğlu olduğunu sanıyorum.


    Bu nedenle kendisini haksız yere ve hak etmediği şekilde eleştiri yağmuruna tutan ve bu yağmurların havuz medyası aracılığı ile doluya döndüğü bir ülkede değil şehit cenazesine ‘bir anlık dinleneyeyim’ diye kahveye, parka bile gidilemediği bir hal alan bir ülkede muhalefet lideri olmak, bu görevi gereğini yerine getirme ile bisiklet ile başbakanlığa gidip gelen Avrupa ülkesi siyasilerin olduğunu da unutmaması gereken de Kılıçdaroğlu ve onun gibi düşünenlerdir.


    Ha bu arada Avrupa, medeni insanlar derken kendi insanımızın da seçtiği liderlerin ayna tutanı olduğunu yani iktidarda da olsa siyasileri onların seçtiğini de unutmamak gerekir..


    Çünkü, ‘toplum neyse önderi de o olur’ diye bir sözün olduğunu da unutmadan adım atılması gereken bir ülkedeyiz.


    Yani kendisi elektriği çalarak kullanan, bankamatikte maaş çekip, muhafazakar görünen vatandaşın, bir toplumun önderi, lideri onun yansımasıdır..


    Kısacası solcuyum deyip, İmama Hatiplerin açılmasına katkı sunan sonra bundan dert yanan siyasiler gibi söylemleri ile toplumu gerip, ardından ‘Lütfen’ diyen siyasilerin önder olduğu bir toplumun ne yapacağını bilerek atılacak olan adımlar ile siyaset yapmak daha doğru bir şey olacak..


    Yani hepimiz kardeşiz diyerek yasal olan bir parti HDP ile girilen ilişkiyi suistimal edenlere fırsat vermemek için ve birilerinin ‘lütfen’ leriyle muhatap olmamak için solcu gibi düşünüp, soldan yürümek en doğru bir şeydir.


    O da solculuğun gereği neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır.


    ‘Peki solculuk ne gerektiriyor?’ diye soru soracaklar olabilir..


    Bende solculuğun sağ düşüncenin üzerinde beslendiği şeyler olmadığını ve ‘onlar gibi davranırsam oy alırım’ diye hal, hareketler içine girmemektir..


    Yani Alevi, Solcu, Ulusalcı diye kendisini suçlayanlara şirin görünmek adına Bosna-Hersek’te namaz kılmak, Kur’an okuduğunu göstermek adına kameralar önünde hatim indirmek değil solculuk, solculuğun ret ettiği söylemler karşısında dimdik durmaktır..


    Ha bu arada ortak olup, oyunun büyük bölümünü aldığı parti ile ittifak kurduğunu saklamakta solculuk değil, yiğitçe ortaya çıkıp, ‘Evet, ben kimle ittifak yapacağımı bir başkasına sormam, saklamam’ demekte solculuktur..


    Yoksa birileri seni madara yapacak diye onun madarasından kurtulmak için onun dediğini, suçlamalarını ötelemek için gelişi güzel, pat diye bir yerlere gideyim, katılayım demekle solcu olunmaz..

  • Kaftancıoğlu Bakırköy'de Anılacak..

    Ümit Kaftancıoğlu


    Omuzlarına dek inen siyah gür saçlar, devrimci bıyıklar… Kara yağız, boylu boslu, sırım bir Anadolu çocuğu. İçten, sıcak, içi dışı bir… Sözünü esirgemez. Yiğidin anası erken ağlar derler, anası erken ağladı… Yaşatmadılar. 11 Nisan 1980 sabahında, kan yutucuların hizmetindeki militanlarca evinin önünde, kızının yanında öldürüldü.


    Yazar Ümit Kaftancıoğlu 1935 yılında Ardahan’ın Saskara köyünde doğdu. Asıl adı Garip Tatar. İlkokulu köyünde okudu. Sonra dağ kovuklarından, çadırlardan gelen binlerce köy çocuğu gibi köy enstitülerinden biri ona da kucak açtı. 1957 yılında Cılavuz Köy Enstitüsü’nü bitirdi. Bir süre Mardin / Derik’te ilkokul öğretmeni olarak görev yaptı. 1961 yılında Necati Bey Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Rize / Pazar’da ortaokul öğretmenliği yaptı. 1974 yılında da yapımcı olarak TRT’ye girdi.


    TDK’YE ÜYE OLMAK


    Birçok yazarı Türk Dil Kurumu’nda tanıdım. Ümit Kaftancıoğlu’nu da… Kurum’un 1243 numaralı üyesiydi. Ülkenin yüz akı denebilecek nerdeyse bütün aydınlarını ben TDK’de tanıdım. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Necati Cumalı, Orhan Şaik Gökyay, Dinçer Sümer, Turan Oflazoğlu, Nusret Hızır, Macit Gökberk, Emin Özdemir, Ömer Asım Aksoy… Mahmut Makal da bu kurumun üyesiydi, Tahir Kutsi Makal da… Anayasa Mahkemesi başkanlığı, dekanlık, milletvekilliği, bakanlık, hatta Ecevit gibi başbakanlık yapmış üyelerimiz vardı. Bunlar arasına girmek büyük bir onurdu bizler için. Ümit Kaftancıoğlu benden bir dönem önce alınmıştı kuruma. Öyle kolay değildi TDK’ye üye olmak. Yaşar Kemal, Aziz Nesin epey uğraştıktan sonra üye olabildiler. Hasan Hüseyin Korkmazgil reddedildiği, yeterli oyu alamadığı için çok kızgındı örneğin, gelip gittiği yerde konuşurdu. TDK köy enstitüsü çıkışlı olanlara ayrı bir ilgi gösterirdi, bu okullardan yetişip de biraz adını duyuranlar TDK’nin üyesi olmuşlardı. Çünkü onların köylerinden getirecekleri sözcükler, deyimler çok önemliydi Türkçe için.



    SÖZÜNÜ GÖLGEDE BOZMADI


    TDK’ye üye olmak için başvurduğumuzda, “Atatürk ilkelerine bağlılık” konusunda bir belge imzalamıştık. Zorunluydu bu. Ümit Kaftancıoğlu da imzaladı kuşkusuz. Atatürkçüydü, yani Atatürkçü olduğuna dair imza verdi. Bu gün de imzalardı öyle bir belgeyi.


    Güneşte verdiği sözü, gölgede bozanlardan değildi o. Sanmıyorum, dönmezdi.


    Ümit Kaftancıoğlu önemli ödüllerle adını duyurdu edebiyat dünyasında. Bir köy çocuğunun okumak için verdiği mücadeleyi anlattığı Dönemeç adlı öyküsüyle 1970 yılında TRT büyük Ödülü’nü aldı. Hakkullak adlı röportajıyla Ali Naci Karacan Armağanı’nı kazandı.


    Yelatan, Kaftancıoğlu’nun önemli yapıtlarındandır. Anımsadığım kadarıyla öteki köy romanlarına göre aile içi çekişmeleri de öne çıkarıyordu bu roman. Yelatan’la TDK ödülünü küçük bir oy farkıyla kaçırdı. O yıl roman ödülü Abbas Sayar’ın Can Şenliği’ne verilmişti. Çok üzüldü buna. Seçici kurulda hocamız Prof. Gündüz Akıncı da vardı. Hocamıza yazdığı bir mektubu biz de okumuştuk. Kendisine haksızlık ediliğini düşünüyordu. Kızgın, kahırlı bir mektup… Sonunu şöyle bitirdiğini anımsıyorum: “Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer.” Yani önemli bir fırsatı kaçırmıştı, üzgündü. Yaşasaydı sanırım böyle bir deyimi gelini bugün CHP İstanbul İl Başkanı olan Canan Hanım’a da söylerdi: Yiğit bin yaşar fırsat bir düşer.


    Canan Hanım yakaladığı fırsatı iyi değerlendirdi mi? Kendini savunarak, kendini savunmak zorunda kalarak başladı göreve. Bu iyi bir başlangıç değildi bence. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyenlerle bir derdi olmamalıydı CHP’nin. İktidarı en çok kızdıran slogandır bu. Duyduğumda benim de tüylerim diken diken olur. Bir sözcüğe takılmış Canan Hanım. Sözcük yok ki o sloganda. Bütün bir ruh var. O sloganın yaratıcısı Turgut Özakman’ın cenazesi kaldırılırken, Kocatepe Camisi “Mustafa Kemalin askerleriyiz!” diye öyle bir inlemişti ki… İnanın o tabutun içinde olası gelirdi insanın. Kemal Ateş



    **Hakimler Demokrasi Adına Direniyor..


    31 Mart geçeli kaç gün oldu ama hala seçim atmosferinde bir tülü çıkamıyoruz.

    Başta Erdoğan’ı yanıltan, seçim kayıp ettiren AK Parti’nin şu anki beceriksiz ekipleri olmak üzere bu ülkenin yaşadığı gerginliği patlama noktasına getirmeye çalışanlar olmak üzere Ergenekon, Feto gibi oluşumlar pusuda beklemekteler..

    Ancak bu ülkenin yarım yamalak olsa da yönetim şekli olan demokrasiye sahip çıkma adına direndiğini de gördüğümüz şu günlerde Adalet ve Hukuk denen kanadı oluşturan ve onun kurmayları olan Hakimlerin demokrasi adına bir hayli direndiği ve demokrasiye sahip çıktıklarını da görmekteyiz.

    Mevcut iktidarın başta İstanbul’da olmak üzere ülkenin bir çok yerinde kayıp ettiği seçimleri yaptığı gereksiz itirazlarla kazanma çabasının beyhude olduğunu anlaması gerekenlere direnen hakimlerin demokrasiye sahip çıkma çabasına halkında yaşananları izlemektense destek vermesi gerektiğine inanmaktayım..

    Bu nedenle hakimlerin sahiplendiği ve yara almaması için direndiği bu süreçte hepimiz düşen görevin mevcut iktidarın taraftarları da ikna edip, ülkenin bir an önce normalleşmesine dönmesine yardımcı olmaktır.

    Bir zamanlar ‘Muhtar bile olamaz’ denilen ama bugün bu ülkenin başında olan Başkan Erdoğan’ın yurt dışına çıkarken yaptığı açıklamaya baktığımızda ise gidişatın hiçte normalleşemeyeceğimizi ve başta hakimler olmak üzere demokrasiden yana olanların baskı altına alınmak istediğini görmenin üzüntüsü ile takip etmeye devam ettiğimiz bir süreçte kazandığı halde hala mazbatası verilmeyen başkanların seçildiği kentler ve ülkenin de beklemeye alındığını da görüyoruz.

    Yani seçimler ayıp ettiğini kabul etmeyen sandıkta çıkan sonuca razı olmayan bir iktidarın kendi ayağına sıktığı kurşunun yarasının tüm toplumu acıttığını da anlayamıyoruz.

    Hakimlerin direndiği, Adalet ve Hukuk’un hala var olduğunu his ettirmeye çalıştığı bir süreci zora sokmaya çalışan iktidarın ‘Ben kazanmadıysam olmaz’ demeye getirdiği seçim sonuçlarına baktığımız da kayıp edenin demokrasi, halk, hakim, sandıklar değil iktidarın temsil ettiği parti ve onun teşkilatları olduğunu görürken bunu kabul etmeyen bir anlayışın da ülkeyi zora sokmaktan öteye bir şey kazandırmadığını da anlamaktayız..

    İşi getirip, organize sokmaya çalışan ve sonuçları kabul etmeyen aynı iktidarın devletin tüm imkanlar elinde olduğunu unutup işi götürüp, organize bir şeyler yapılmışa sokması ise yaşanan durumu iyiden iyiye çıkmaz hale getirdiği şu günlerde yapılacak tek şey kayıp ettiğini kabullenip, ülkeyi normale sokmaktır..

    Bunu yapacakların başında gelen de iktidardır.. Onu temsil eden Başka Erdoğan’dır..

    Ve demokrasi adına direnen hakimleri olduğu gibi tüm toplumu rahatlatmaktır..

  • Türkücüler Ardahan’da Buluştu!

    Ardahan Kapalı Spor Salonunda düzenlenen konsere binin üzerinde türkü sever katılırken, asıl mesleği türkücü olan Ardahan CHP Adayı Faruk Demir’de konsere katılanlar arasındaydı.


    Sosyal ve Kültürel etkinlerden yoksun bir kent görünümünde olan ve 30 yıldan fazladır İl Kültür ve Turizm Müdür olmayan Ardahan’da, Ardahan’ı Güzelleştirme ve Tanıtma Derneği’nin 30 Yıl Kutlaması adına düzenlediği konsere gençlerin ilgisi bir hayli büyüktü.


    ANKETLERDE AK PARTİ, ÇARŞI, PAZAR'DA CHP ÖNDE


    ANKETLERDE AK PARTİ, ÇARŞI, PAZAR’DA CHP ÖNDE


    Yaklaşan yerel seçimler öncesi yayınlanan anketlerin yanında seçim tahminleri de yapılmaya devam ediyor. Yunus Baydar’ın AK Parti’den, Faruk Demir’in HDP destekli CHP’den, Mete Özdemir’in İYİ Parti’den önde götürdükleri seçimleri kimlerin kazanacağının merak edildiği şu günlerde yayın organlarımızın sahibi Gazeteci Selmi Yılmaz’da Ardahan ve İlçelerinde ki son durumu analiz etti. Solun, Sağ oylarından önünde olduğuna dikkat çeken Gazeteci Selmi Yılmaz Anketler’de Baydar’ın, çarşıda Demir dedi..


    31 Mart 2019 Pazar Günü erken saatlerde sandık başına gidecek olan 67 binin üzerinde ki Ardahanlı seçmenin 54 bine yakınını oy kullanacağı düşünülen Ardahan ve ilçelerin de son duruma bakıldığında Cumhur İttifakı ile Millet İttifakının merkez de başa baş bir yarış içinde olduğu dikkat çekerken aynı durum Ardahan’ın 5 İlçesi, 1 Beldesinde de durum farklı değil.



    Ardahan Merkezde 3 dönem İl Başkanlığı, 2 dönem 2. sırada Ardahan Milletvekili adayı olan Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı da yapan Veteriner Hekim Yunus Baydar ile Ardahan ve Göle’de mevcut başkanları değil, yeni adaylar ile, Posof ve Çıldır’da mevcut başkanlar ile seçimlere giden AK Parti’nin umutlu olmadığı Damal’da AK Parti İlçe Başkanının kızıyla, Hanak’ta ise bir önceki seçimde aday edilmeyen Taşdemir Çoban ile 31 Mart seçimlerine giderken parti içi küskünler, ülke genelinde iktidara olan tepkiler ve mevcut başkanların biri olan Faruk Köksoy’un işi ağırdan alması, Göle’de de aday etmediği isimin Demokrat Parti’den aday olması ve Hanak’ta ise uzun süre belediye başkanlığı yapmış olan bu dönem de AK Parti’den aday adayı olan Harun Tankoç’u aday etmemesi ile oluşan ters kamuoyu ile zor durumda olduğu dikkatlerden kaçmazken AK Parti’nin mevcut İl ve İlçe yönetimlerinin yetersizliği de mevcut adayları bir hayli zorda bırakıyor gibi.



    Uzun yıllardır Ardahan yerelinde iktidar olamayan CHP’nin bir önceki yerel seçimler de Mete Özdemir ile aldığı oyları bu kez İYİ Parti’en aday olan Ardahan eski Köy Hizmetleri Müdürü, Harita Mühendisi Mete Özdemir’e kaptırmama hesapları yaparken en çok güvendiği seçmenin bu seçimlerde Belediye Başkan Adayı göstermeyen ama 3 ismi CHP listesinde seçime sokan HDP’nin oylarına güveniyor.



    AK Parti’de olduğu gibi CHP’de de parti içi sıkıntıların yaşandığı bu sıkıntının başında gelenin ise CHP’li eski kurmayların yanı sıra Başkanlık ve Meclis Üyeliğine aday aday olup aday edilmeyen isimlerden gelebilecek darbeyi önlemeye çalışmakta olduğu görülürken aynı CHP Ardahan merkez de eski Ardahan Milletvekilliği yağmış olan Faruk Demir ile seçimleri zorlayan partilerin başını çekmekte.


    Ardahan Merkez de AK Parti ile CHP’nin üst sıralarda, İYİ Parti’nin ise uzun süre Ardahan’da kamu idareciliği yapan ve 2 dönem de belediye başkan aday olan ve bu nedenle seçmenin yakından tanıdığı Mete Özdemir kendilerini takiple yarıştıkları görülürken Göle’de durum Ardahan’da farklı bir durumda.



    Buna neden ise HDP Ardahan İl Başkanı ile CHP Adayı Faruk Demir’in gizlice yaptıkları ve CHP’nin Göle’de aday çıkarmaması karşılığında HDP’nin Ardahan’da aday çıkarmayacağı anlaşmasının CHP’nin bu anlaşmaya uymayıp, Göle’de okul müdürü Özel Özden’i aday olarak çıkarmasıyla bozulması ardından Ardahan’da aday çıkarmayan HDP Göle’de çıkardığı adayı ile yarışa katılması dikkatlerden kaçmazken 3 dönemdir Göle yerelinde iktidar olan AK Parti’nin de hiç rahat olmadığı gözlenmekte. Buna neden ise AK Parti’den Belediye Başkanı seçilen Akın İsmailoğlu’nun Ardahan merkezde aday gösterilmeyen ve bu nedenle belediye hizmetlerini ağırdan alıp, AK Partiye tepkilerin artmasına neden olduğu ileri sürülen Faruk Köksoy gibi sesiz kalmayıp, Demokrat Parti’den aday olması.



    DP Adayı İsmailoğlu’nun başında bulunduğu belediyeninde imkanları ile AK Parti Adayına gidecek olan oyları böldüğü ve bu durum dolaysıyla AK Parti Göle Adayı İlhan Gültekin’i zorda bırakan bir durum olarak alınan bilgilerin başında gelmekte.


    Çıldır ve Posof’ta mevcut adaylar ile seçime giden AK Parti’nin özellikle Posof’ta da bir hayli zor günler yaşadığı, bunun başlıca nedenin CHP’nin bir Avukatı, Onur Bayraktar’ı aday etmesi ve bu avukatın kısa sürede CHP’yi toparlayarak, CHP’den gitme AK Parti’nin mevcut Belediye Başkanı ve adayına terler döktürmesi Posof’ta ki CHP’liler bir hayli umutlandırmış gibi.

    Hanak’ta ise bir dönem Belediye Başkanlığı yapan Taşdemir Çoban’ın yenden Aday edildiği Hanak AK Parti’nin aday etmediği eski Belediye Başkanı Harun Tankoç’un engeline takılacak gibi olurken bu engeli DSP’den Hanak Belediye Başkan adayı olan Necati Tuna’nın sol oylardan alacağı oylarla aşmayı planladığı dikkat çekmekte.



    AK Partili Tankoç’un diğer bir umudu da CHP’li mevcut Belediye Başkanının ve adayı Ayhan Büyükkaya’nın 5 yıllık dönemde yapamadıklarına tepki koyan Hanaklı seçmenin vereceği oylar olurken, bir taraftan başta mahallesi olan Ortakent Mahallesinden olmak üzere Hanak genelinde bir hayli ilgi toplayan DSP Adayı Necati Tuna’nın stresini yaşayan Büyükkaya’nın ise yaptıkları çalışmalar ile 31 Mart’ta yeniden başkan olma hesapları içinde olduğu gözlenmektedir.


    Çıldır’da Ercan Şirin döneminde kayıp edilen ve bir daha alınamayan Belediyeyi eski bir Belde (Suğara) Belediye Başkanlığı yağan Mehmet Mülazım Karaçay ile almayı düşünen CHP’nin DSP’den seçimi kazanıp, AK Parti’ye geçen ve çalışmalarıyla bir hayli başarılı bir süreci Çıldır’a hissettiren Çıldır AK Parti, Damal’da bir hayli rahat olan CHP gibi bu ilçede rahat gibi.


    Ardahan’ın tek Beldesi olan Göle Köprülü (Gorveng) Beldesinde ise seçimin partilerden çıkıp, sülale seçimime döndüğü dikkat çekerken CHP’nin bu belde de Ardahan Merkezde olduğu gibi bu Belde’de AK Parti ile yarıştığı dikkat çekiyor.




    Sonuç olarak; 


    Biri Bağımsız olmak üzere bir çok isiminde genel sonuçları yakından ilgilendiren köylerde İl Genel Meclisi Üyeliği için oy toplamaya çalıştığı Ardahan’da AK Parti Adayı Veteriner Hekim Yunus Baydar’ın yapılan anketlerde önde olduğu öne sürülürken bu durumun Ardahan çarşı, pazarda hiçte öyle olmadığı ve konuşulan isimin CHP ve adayının kazanacağı her sohbette ve tartışmada dillendirildiği dikkatlerden kaçmıyor.


    AK Parti’nin bir hayli zorlandığı görünen Posof’ta seçimi CHP’ye kaptırabileceği, Çıldır’da da sürpriz yaşayabileceği, Hanak’ta ise CHP’yi geçmesinin DSP’nin alacağı oylara bağlı olduğu, Damal’da ise her zaman ki gibi  umudunun olmadığı, Göle’de de umudunun Ardahan Adayının yanında çokta görünmeyen Göleli Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’a bağladığını söylemek mümkün.


    Ve asıl seçimi ve sonucunu etkileyecek olanın, 17 yıllık iktidarın son yıllarda ortaya koyduğu ve ekonomi başta olmak üzere bir çok şeyin iyi gitmemesi, Başkan Erdoğan’ın Kürt seçmeni uzaklaştıran bir dili kullanması olarak görülen Ardahan’da seçim atmosferinin rüzgarı muhalefete doğru estiği, bunu gören AK Partili adayların yanında seçim sonuçlarının kendilerini ve bulundukları makamları ilgilendirdiğini düşünen kamu görevlilerinin ortaya koyacakları tavır ve adımlar seçimin yönünü değiştireceği izleniminin de bir hayli tartışılan ve merak edilen konuların başında gelmekte.



    **Faruk Demir Ardahan Milletvekili Değil miydi?!


     


    Tutuklu HDP’li Milletvekillerinin serbest bırakılması için Avrupa Parlamentosun da yapılan oylamada ret oyu veren, mitinglerde İyi Parti ve Saadet Partisine teşekkür edip, HDP’nin adını ağzına almaktan korkan CHP’nin yerelse seçim kazanıp, kazanmayacağı merak edilmeye devam ediyor.


    Başta, Başkent Ankara’nın MHP kökenli CHP Belediye Başkan Adayı Mahsur Yavaş hakkında öne sürülen iddiaların ülkenin gündeminin birinci maddesi olarak tartışıldığı şu günlerde bende bir Ardahanlı seçmen, bir gazeteci olarak memleketimin adaylarının çalışmalarını yakından izliyorum.


    Yani, Öcalan’ın yakalanması ile oluşan havanın etkisinin de etkili olduğu ve DSP’den Ardahan eski Milletvekilliğini de yapan ve bugün ki Mete Özdemir gibi yeniden aday edilmeyince başka partiden yine milletvekili adayı olan ama 700 oy gibi komik bir oy alan CHP’nin Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir’i olmak üzere Ardahanlı olup, ülkemin en büyük metropolu  İstanbul, ekonominin başkenti kentlerinde olan Kocaeli ve Bursa’da Belediye Başkan Adaylarını yakından takip ederken, bunların seçilmeleri halinde neler yapacaklarını anlattıkları çalışmalarını da bir seçmen olarak sık eleyip, ince dokuyarak inceliyorum.


    Ve gözüme asıl işi türkücü olan CHP’nin Ardahan adayına, HDP Ardahan İl Başkanı ile gizli anlaşma yapan ve HDP’ye Ardahan’da adeta dükkan kapattıran, CHP’nin Göle adayını geri çektiremeyen Faruk Demir’in söylediklerine, vaatlerine bakıyorum.


    İlk etapta gördüğü ise; CHP’nin Ardahan Belediye Başkan Adayı Faruk Demir’in sanki yaklaşan seçimleri Belediye Başkanlığı seçimi değil, bugünler de küpe konusuyla avukatı kanalıyla ilgilendiği ve dinleme tapelerine takıldığı öne sürülen Saffet Kaya gibi seçilmesi halinde Bakan olacakmış gibi vaatlerde bulunması dikkat çekici bir durum..



    Belediyecilik çalışmaları arasında olmayan demir yolunu Ardahan’a getireceğini, arazilerin toplulaştırılmış, tarıma ve hayvancılığa yönelik çalışmalar yapacağını, yetmedi kooperatifler kuracağını ileri süren ama daha bir evi Ardahan’da olmayan, memleketi Hanak’ta ki baba evinin yazdan yaza açılan CHP’nin Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir’in bunları bir dönem Ardahan Milletvekilliğini yaptığı zaman hatta o zaman ki partisi iktidar ortağı olmasına rağmen neden yapmadığı, yaptırmadığını da merak etmiyor değilim.


    Çünkü haklıyım ve şu an belediye başkanı olmak için bugün bir vaat veren kişi aynı kişi ve Öcalan’ın dış güvenlik güçlerince ele geçirilip, bizim güvenik güçlerine verilmesi ile oluşan havadan milletvekilliği yapan isim aynı isim yani bugün ‘Beni seçerseniz falanları yapacağım’ diyen Faruk Demir..


    Peki bunları yani ‘bugün söylediklerini sen vekilken niye yapmadın kardeş?’ diye sormazlar mı kardeş?


    Ha bu arada hemen belirtmekte fayda var en son yerel seçimler de dayım Mehmet Sural aday iken bin oydan fazla bir oy alan HDP’nin oyları diye bilinen oylar birilerinin yada seninle girdikleri gizli pazarlık ardından dükkan kapatır gibi parti kapatan ve aday çıkarmayanların  kontrolünde değil bilesin..


    Ama sen ‘anası bizim köylü, ben onun dayısıyım’ dediğin HDP İl Başkanı ile girdiğin gizli pazarlıktan geleceğini umduğun oy hesabında tutmayacak gibi..


    Buna birinci neden ise HDP’li diye saydığın Kürt seçmen o oyları verirken. aracı taşlanırken sen hiç ortada yoktun, hatta bir konser de Kürt sanatçı sahneye çıktı diye ‘Ben Türküm Kardeşim’ deyip, protokolde ayrılan da sendin demi?..


    Ha, ‘Geç bunları şimdi konuşulacak, tartışılacak zamanı değil’ desen de benim Ardahan’da yaptığım seçim izlenimlerim de gördüklerimi seçmen de iyi biliyor Sayın Faruk Demir..


    Yine de umarım seçilir, iktidara rağmen çöp toplama işi başta olmak yerel hizmetleri yapar, işten çıkarıp, azaltacağını öne sürdüğün belediye işçilerinin maaşını ödersin..

  • Tolga Sağ ve Erdal Erzincan Ardahan'da!

    19 Mart Salı günü gerçekleşecek konsere tüm Ardahan halkını davet eden Dernek Başkanı Burak Taştan‘ın açıklamalarının devamı şu şekilde, “Derneğimiz Ardahan’ın il olma sürecinde kurulmuş ve il olmasında büyük rol oynamıştır. Her kesimden, siyasi görüş gözetmeksizin bir araya gelen yöneticileriyle, büyük bir özveri göstererek 30 yıldır şehrimizin tanıtımı ve güzelleşmesi için çalışmalar yapmıştır. Şimdi, onur ve gururla otuzuncu yılımızı kutluyoruz. 19 Mart 2019 tarihinde değerli Türk Halk Müziği sanatçıları Tolga Sağ ve Erdal Erzincan’ın konserine tüm halkımızı davet ediyoruz.” dedi.


    **Anketler Başkan Erdoğan’ı Haklı Gösteriyor!..


    MHP’li Cumhur İttifakına baktığımızda Başkan Erdoğan’ın Millet ittifakına karşı adeta tek başına çalıştığı, kendisine ve partisine yardım etmesi beklenen ama ortalıkta görünmeyen Ardahanlı danışmanları olan Yalçın Topçu ile Korkmaz Karaca gibi AK Parti kurmayları olarak bilinenlerin yaşanan erimeyi görmezden gelip, izleme moduna girdikleri şu günlerde seçim yasaklarına ramak kala bir anket şirketi daha tahminlerini yayınladı 


    ORC Araştırma Şirketinin yayınladığı ve benim sıkça üzerinde durduğum ve kayıp ediyor dediğim Cumhur İttifakının hiçte öyle sanıldığı gibi rahat olmadığını gördüğümüz bu anket şirketinin tahminlerine bakıldığında miting alanlarında, tv kanallarında çok gergin olan ve bu gerginliğin yarattığı stresin konuşturduğu sert diliyle  başta,  partisini 17 yılın 14 yılında iktidarda tutan Kürt seçmeni olmak üzere seçmeni kaçıran Başkan Erdoğan’a hak veriyoruz.


    Çünkü bizlerin sonuçları açıklandıkça gördüğümüz alanların hiçte AK Parti demediği ve hıyar, domatese bir çare bulamamakla suçlanan son olarakta AB ile iplerin kopmasına neden olan adımları atmayan hükumete olan tepkinin yarattığı çığını sandığa yaklaştıkça büyüdüğünü günler hatta aylardı gören isim de aynı isim yani Başkan Erdoğan’dır.


    Siyasetle alakası olmayan, Asker Savunma Bakanı, kendisi gibi sert dilli İçişleri Bakanı, enişte Ekonomi Bakanı ve diğer siyasetçi olmayan, normal bir hayatlar varken saraydan kendilerine gelen bir telefon ile bakan olanların göremediği bu sonuçlar ile sandıklar açıldığında yara almış bir AK Partiyi göreceğiz gibi gösteren anketlerin doğru çıkması halinden bakanlar, danışmanlar dahil sarayda ve Valilik, Kaymakamlık hatta müdürlük koltuklarında hiç birisinin yerinde kalmayacağını da anlaşılmıyor.


    Evet, 24 Haziran Seçimlerini bilen ORC’nin yerel seçimler öncesi yaptığı ve sonuçlarını açıkladığı ankete baktığımız da başta Millet İttifakının Adayı Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’nin kaleleri olarak gördüğü belediyeleri yeniden aldığı gibi bunlara İstanbul’un en büyük ilçelerinden olan ve Ardahanlı hemşehrim Kemal Deniz Bozkurt’un CHP Adayı olduğu Esenyurt başta olmak üzere yeni belediyeler eklediğini de görmekteyiz.


    Bu durum sadece Esenyurt ve Ardahanlı Muammer Keskin’in CHP’den aday olduğu Şişli ‘de mi ki?


     Yada metropolde çeşitli partilerde 9 Ardahanlı hemşehrimin de Belediye Başkan Adayı olduğu İstanbul’un diğer 38 ilçesinde mi ki?!.


    Tabi ki hayır!..


    Kocaeli Darıca, Dilovası, Derince’yide eklemek gerek..


    Erdoğan’ın son günlerde ağzına sakız ettiği ama THY’nın uçaklarının da uçtuğu Irak’ın Kürdistan’nı na komşu ülkemin 7 bölgesi, 81 Vilayetinde de durum çokta iç açıcı değil..


    Tabi bu durumu İstanbul Avcılar’da, Ardahan Hanak’ta ki gibi DSP Adaylarının AK Parti’nin lehine çevirmeye çalışsa da Başkan Erdoğan’a moral olmuyor.


    Çünkü oda biliyor ki önce metal yorgunu dediği İl ve İlçe Teşkilatlarını ardından Ankara, Bursa gibi İllerde ki Belediyeleri değiştiği için parti içinde de sancı çeken Başkan Erdoğan’ın her mitinginde dev ekranlarla dillendirdiği ve birer siyasi olan insanları terörist ilan ettiği HDP’liler ile gizli koalisyon kurduğunu ileri sürdüğü Millet ittifakını oluşturan CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisini yerden yere vururken ve MHP’li seçmene yaranma hesapları içinde Kürt seçmeni geren çıkışını yaparken geçmiş seçimde ki gibi çokta gündeme almadığı Fetocuların Ardahan’da olduğu gibi ve diğer seçim bölgelerinde hala partiyi kemirdiğini de anlayamıyor..

  • ARDAFED Ardahan'ı Yine İstanbul'a Taşıyacak..

    ARDAHANLILAR BİRLİK KAHVALTIMIZA DAVETLİSİNİZ..


    ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ sloganıyla yol alan Ardahan Dernekler Federasyonu, ARDAFED’in Ardahanlı olan Şişli Belediye Başkan Adayı Sayın: Muammer Keskin’in de katılacağı ve 9 Şubat Cumartesi günü, Saat: 10.00’da Şişli de Radisson Blu Hotel’de vereceği kahvaltıya sizin katılmanızı rica eder,.saygılar sunarız.. ARDAFED


    ARDAFED’in Genel Merkezinin de bulunduğu ve Ardahanlı Şişli Belediye Başkan Adayı Muarrem Keskin ile bir kahvaltıda birlikte olacak olan ve son yıllarda ortaya koyduğu çalışmalar ile başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde bulunan Ardahanlıları bir araya getiren ve Ardahan’ın yurt geneline olduğu gibi tüm dünyaya tanıtma çalışmalara imza atan Ardahan Dernekler Federasyonu, 19-20-21-22-23-24 Nisan 2019 Günlerinde bir kez daha Ardahan’ı tanıtacak.


    Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Başkanlığına gelmesiyle birlikte hareketli günler yaşayan ARDAFED İstanbul Maltepe’de başlattığı ve Bakırköy Botanikpark’ta devam ettirdiği, ‘Ardahan’ı Tanıtma Günlerin’ nin 4. Nisan ayında İstanbul’un batı yakasında bulunan alanda gerçekleştirecek.


    4 günde 1,5 Milyonun ziyaret ettiği İstanbul Maltepe sahilinde ki 1. Ardahan’ı Tanıtma Günlerinin ardından İstanbul’un Avrupa yakasında yine 4 gün içn de 500 bin insanın ziyaret ettiği, ‘Ardahan Bal Festivali’ ni gerçekleştiren Ardahan Dernekler Federasyonu geçtiğimiz yılda İstanbul Maltepe Cumhuriyet Parkında 2. Ardahan Günlerini Gerçekleştirmişti.


    Bu dev etkinliklerinin yanı sıra Ardahanlı siyasilerin yanında yer alan ve onları sürekli düzenlediği toplantılar ile bir araya getiren Ardahan Dernekler Federasyonunun ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolası ile yol aldığı bu süreçte 12 Ardahanlı siyasi i-İstanbul, Bursa ve Kocaeli’nden çeşitli partiler de Belediye Başkanı adayı oldular.


    50’ye yakın Ardahanlının Belediye Meclis Üyesi listelerinde yer bulduğu ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çalışmalarının devamı iççin 19-20-21-22-23-24 Nisan Günlerinde 4. Ardahan’ı tanıtma Günlerini düzenleyecek olan ARDAFED bu önemli etkinlik öncesi başta Ardahan Derneklerini olmak üzere tüm Ardahanlıları etkinliğe sahip çıkma adına göreve çağırmakta.



    **Kadınlar da Erkekler Kadar Zordur..


    Öncelikle bende her erkeğin yaptığı yalakalığı yaparak, Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Günü Bugün ve Tüm Kadınların Günü olarak ilan edilen bu günün mutlu bir gün olmasını umuyor ve diliyorum

    Her 8 Mart veya resmi günlerde hatırlananlar gibi bugün devletin en üst makamından en sade vatandaşa kadar herkes öyle yada böyle bu günü yani 8 Mart Dünya Kadılar Gününü kutlama yarışına girecek..

    Ve benim de içinde bulunduğum erkekler kadınlardan çektiklerini bir kenara itip, anamız, eşimiz, bacımız, kızımız, sevgilimiz olan kadınlara methiyeler dizeceğiz.

    Bu yazıyı okuyanlar gibi bugün hemen her kes öyle yada böyle bugünü hatırladığını ve kadına yönelik ya hazır bir mesajı yada da bir karanfili hediye etmiş rahatlığı içinde olacağız.

    Kimizi uzakta olan, kimimiz ulaşamadığı, kimizi ise yanında olan kadınını mutlu etmeye çalışacak..

    Ama kimse kadınların da bir insan olduğunu ve biz erkeklerden daha zor insanlar olduğunu dillendirmeyecek, gündeme taşımayacak.

    Ve biz erkeklerin olmazsa olmazları olarak gördükleri kadınlara yönelik çok kötü insan tarafı olduğumuzu da dillendirip, bugün kadınlarla ilgili yaşanabilecek olan olaylarla gülüşüme olup, erkekleri suçlayacağız..

    Yani olmazsa olmaz denen kadınları birer melek, erkeklerin ise melek değil her kategoriye girenler diyerek suçlayan kadınları bugünlük baş taşı edeceğiz.

    Çünkü gün onların, bugün onları yarın ve diğer günlerin hepsi biz erkeklerinmiş gibi..

    Babalar günü gibi biz erkeklerle ilgili günlerin neden 14 Şubat Günü gibi olmadığını, erkeğin olmadığı bir dünyada kadının ne kıymeti var diye sorulmadığı bugün, ‘yukarı kadın, aşağı kadın’ diyeceğiz.

    Yemek yapmalarını sağlayan gıdaları, yaşamlarını idame eden tırları, gemileri yani Namus denen kavramın güvenliği dahil sınır bekçiliği gibi askerliğin de içinde olduğu tüm zor işleri yapan erkeklerin yaptığını unutup, yaşanan olumsuzluklar da erkek gibi insan olan kadını hiç günahı, suçu yokmuş gibi suçlamayacağız.

    Yani mahalle diliyle diyecek olursak bugün biz tüm erkekler kadılara yağ yapacağız, yalakalık edeceğiz, hatta takla atacağız..

    Ama erkeklerin ömrünü tüketen diğer önemli bir faktöründe kadın değil, erkeğin kendisinin suçuymuş gibi kıvransakta tüm erkeklerin kadınlardan çektiğini de dillendirme cesaretinde bulunacağız desem ‘Aha işte erkeğin ta kendisi’ denip yine biz erkekler suçlanacağız..

    Ayağı öpülesi ilgi gördü mü erkeği cennete yollayan ananın hiç biz erkekleri dövmediğini, kız kardeşin erkek kardeşi hiç üzmediğini, sevgili denen kadınların 32 dişi söktürüp, cinnet getirtecek kadar erkeği germediğini, kandırmadığını hatta aldatmadığını ve kadınların Allah’ın en güzel kulları hatta perileri olduğunu yalandan da olasa kabul edip, ses çıkarmayacağız.

    Çünkü bugün onların günü, 8 Mart Kadınlar Günü..

    Diyeceğimiz de 9 Mart yada sonrasına mı bıraksak derken kadınında erkekler kadar zor insanlar olduğunu saklamamak ve yaşamın sadece erkeklerce cehenneme çevrilmediğini padişahların, başkanların, başbakanların anaları, eşleri, sevgilileri dahil tüm kadınlar da bilmeli ve varsa günah o günahın sadece erkekte olmadığını da belirtmek gerçek anlamda insanlık değil mi?

    Yani kısacası; Sanki yine biz erkeklerin ulaştığı uzayda da varmışlar gibi bugün, ninem, anam, eşim, kız kardeşim, sevgilim diyerek, ‘8 Mart Dünya Kadınları Gününü’ diyerek günlerini kutladığımız kadınlarımızın da birer insan olduğunu ve erkekler kadar sevaplarının yanında günahlarını da olduğunu belirtilmesi, masaya yatırılması, konuşulup, tartışılması gerekir diye düşünenlerdenim, yaşasın insanların bir birlerini mutlu ettiği günlerin çok olması dileğiyle..

  • YAZ BOYU GEZDİ,KIŞI DIŞARIDA KALDI!

    Yaz boyunca başta köyleri olmak üzere okulları dolaşan Gezici Kütüphane aracının malzemeleriyle birlikte kışın ortasında karda caddeye terk edilmesi üzerine vatandaşlar tepki gösterdiler.


    İşte Ardahan İl Kütüphanesine bağlı olan Gezici Kütüphanenin dışarıda bırakılması ardından bir vatandaşın aracın fotosunu çekip, aşağıda ki mesajla dikkat çektiği durum.


    halkalı escort
    istanbul escort
    türk porno
    sex hikaye
    porno indir
    porno izle

     Bu aracı -18 derecede daha ne kadar tutacağız 2017 model olan bu araç çürümeye yüz tutacak niye buraada özel idare veya tedaşın garajına veya belediyenin garajına çekmek varken bu soguk havalarda şehrin göbeğinde donduralım nasıl olsa devletin yenisini alırız ..bu aracı yanından hiç geçmiyor musunuz benim gördüğümü siz neden görmüyorsunuz yazık yetkililerin acil müdellel etmesi temennilerimle!!!



    **Roboski ve Suriye..


    Türkiye’nin Suriye’ye yeniden gireceğini ima etmesi ardından ABD’nin bölgede çekileceğini ilan etmesi ile yeniden hareketlenen Ortadoğu yani ülkemizin sınır ötesinde yaşananlar bölgenin olduğu gibi dünyanın birinci gündem maddesi durumunda olmaya devam ediyor.

    Tabi ülkenin olmazsa da başta Kürtlerin olmak üzere birilerinin de diğer bir gündemi de 7 yıl önce 28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünde F-16 savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandaşın hayatını kaybetmesi olayıdır..

    Ve 31 Mart 2018 Yerel Seçimleri öncesi adaylarını açıklayacak olan Başkan Erdoğan’ın ve diğerlerinin Roboski olay başta olmak üzere ülken içinde ki bu gündemle ilgili bir şey deyip demeyecekler ide merak edilmektedir. 

    Irak’tan sonra Suriye’de ki Kürtlerin ‘Bizde varız’ deyip bölgede söz sahibi olmak istemesinin kabul etmeyenlerin ellerinde bulundurdukları askeri ve silahlı güçler ile saldırı hazırlıkları yaptıkları bir sırada Suriye’nin resmi ordusunun yeniden bölge de görülmesini içine sindiremeyenlerin dünyanın resmi bir ordusunu kendi topraklarında yeniden söz sahibi olmasını terörist bir hareketmiş gibi kendilerine yakın havuz medyası kanalıyla kamuoyuna duyurmaları da ne kadar inandırıcı olur bilmeyiz.

    Irak ve Suriye’de yaşanan bugünkü gelişmeler öncesinde her iki ülke tarafından tanınmayan, kimlikleri verilemeyen ama bugün artık tüm dünyanın kabul ettiği bir halkın yani Kürtlerin kendi ülkeleri ve toprakları olan bölgelerde yaşama hak sahipliğini kabul etmeyi kendi yarattıkları İş İT’i mana edip, bölgeye girmek istemeleri de yeni Roboskileri yaratmaktan öte bir şey değildir.

    Yapılacak hareketin Türkiye’ye de bir hayı getirmeyeceğini bilmek ve en önemlisi ABD, Rusya, İsrail ve Arabistan gibilerinin asıl amacının da Türk Ordusu ile Suriye Ordusunu karşı karşıya getirip, silah satmak, Türkiyeyi ekonomik olarak zayıflatmak ve en önemlisi Türkiyeli Kürtleri rahatsız etmek olduğunu ve bu duruma kendisine sıra gelecekten korkan İran’ın gaz vereceğini unutmadan hareket etmek gerekir.

    Bu nedenle;Yeni Robiskilerin önüne geçmek için dün birlikte olduğumuz ve Esad dediğimiz ardından öyle , böyle yaşanan gelişmeler sonrası Esed dediğimiz komşu Suriye ile teması yeniden kurup bölgede oynan oyunu bozar, bitiremesekte en az 50 yıl öteleriz diye düşünüyorum..

    Bunun en açık örneği de barış sürecinde bir olup ‘Negri, Negri’ türküsünü birlikte söylediğimiz o güzel günlerdi ve o günlerin bozulmasında sonra dağ, taşı bombalayan silah ve bombalara giden paralarımız dolaysıyla ekonomizm de yaşanan şu anki sıkıntılardır..

    Ve atacağımız barışçıl bir adımla bunu ülke içinde ve sınır ötesinde yeniden sağlamak için hiç bir engel olmadığı gibi ‘Bizim yerimize DEAŞ’ı Türkiye yener’ diyen ABD’nin oyununa gelmemek gerek..

  • Ardahan’dan İBB’ye Alternatif Günler

    İBB’nin Maltepe ve Yenikapı’da elinde bulundurduğu alanlarda her yıl İllerin tanıtımlarını yapması için izin verirken bu yıl Ardahan’ın da içinde bulunduğu b ir çok İl’e izin vermedi.


    Bunun üzerine tanıtım günlerini yapmaya iddialı olan Ardahan Dernekler Federasyonu İBB’ye ait olan Maltepe Sahilde bulunan etkinlik alanının tamda karşında ki Maltepe Belediyesine ait Cumhuriyet Parkında 2. Ardahan Günlerini gerçekleştirdi.



    3 Gün sürecek olan etkinlikte yöresel sanatçıların yer aldığı, yazarların sergi açtığı, organik ürünlerin sergilendiği 2. Ardahan Günlerinin açılışını ‘Tanıtım Günleri kösenin tekelinde değil, olmamalı diyen Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç yaptı.


    Ardahan’ın yanı sıra İstanbul’un Asya yakasında ki en büyük yeşil alan olan Cumhuriyet Parkının tanıtımını sağlayan dev organizasyona imza atan kısa adı ARDAFED olan Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz günlerle ilgili yaptığı açıklamada ise İBB’nin siyasi bir tavır içinde Ardahan’ın da içinde bulunduğu bazı illere izin vermediği Maltepe ve Yenikapı etkinlik alanlarına yönelik başvurularımız hiçbir gerekçe gösterilmeden red edildi. Yasal hakkımızı olan yazılı bir cevap bile vermeyen İBB’nin bu anlaşılmaz tutumunu kınamak ve kırmak için bizde alternatif bir etkinlik yapmaya karar kıldık. Ve aynı gün Erzincanlılar ve diğer illerin etkinlik yaptığı Maltepesahilinin 500 metre uzğında ki CHP’i Belediyeye ait olan ve Anadolu yakasının en büyük parkı olanCmhuriyet Parkında 2. Ardahan Günlerini yapmaya karar kıldık. Maltepe Belediyesinin yanı sıra Ardahanlı yazar, aydın, derneklerimizle birlikte yoa çıktık.


    64 Ardahan, İl, İlçe ve Köy Derneğinin bulunduğu Ardahan’ın en güçlü ve en üst çatı örgütüne izin vermeyen İBB’ye Alternatif olan bir etkinlik yaptık. Ve sen ya da ARDAFED’i engellemek, önüne taş koymak isteyenlere olsa da biz Ardahan’ı tanıtmaya devam edeceğiz.’ dedi.




    Ağacın Kurdu İçinde Olur..


    Anlamı:


    ‘Bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar’ anlamın da kullanılan bir sözdür ‘Ağacın kurdu içinde olur’


    Peki, bunu neden demiş, niye söylemiş Atalarımız?


    Bu sözün anlamını çıkarmak ve kurdun kim, ağacın kim olduğuna baktığımızda herkesin kendisini ağacın yerine koyduğunu, kurdun ise yakınları başta olmak üzere etrafındakilerin olduğunu söylerler..


    Yani kendileri hiç Kurt olmaz, hep serinleten, elma veren olurlar..


    Bir topluluğu çökerten Kurtların bir hayli fazla olduğu şu günlerde yaklaşan yerel seçimlere doğru giderken Kurtların yeniden harekete geçip, ağaçları oymaya başladığını görürüz.


    Sadece seçimler de mi?


    Tabiî ki hayır..


    Sizin ülkeniz için, memleketiniz için verdiğiniz mücadeleyi anlamayıp, bu yönde mücadele verenleri nasıl olur kemirir, çürütür, ve yıkarım çabası içinde olanları da unutmayalım..


    Burunlarının dibinde ki dev organizeyi görmezden gelip, kendi kendilerin oynadıkları dernekçilik oyunu ile aslında kendilerini ve szöüm ona kabul etmediklerinin bağırsaklarını kemirdiklerinin farkında olmayan bu Kurtların aslında tüm toplumun bağırsaklarına bela olmuş ve yıllardır o toplumu kemir kemire bitirdikleri bir gerçektir.


    Gerek gazetecilik hayatım da gerekse stk başkanlığım esnasında hep bu bağırsak kurtları ile mücadele verirken en büyük sorunum da bu Kurtların hiç birisinin ağacı değil, bağırsağı yediklerine de şahit olmuşum..


    Çünkü kökü olan bir ağacı kemirerek devirmeyeceklerini iyi bilen bu bağırsak Kurtlarının aslında sadece memleketin değil, tüm ülkenin ve siyasi partilerin baş belalarıdır..


    Bunun nedeni ise kendilerini adam diye yutturup, adam olmadıklarını bugüne kadar bir yere sap olamamalarında görmekte mümkün.


    Bu nedenle; ‘Ağacın kurdu içinde olur’ diyen ataların aslında bunun sadece bağırsak kurdu olduğunu da anlatılar bu ünlü sözleri ile..


    Ha bur arada dün yanında olup, bugün buldukları bağırsaklar ile karşıya geçenlere ne demiş o ünlü sözleri ile unutulmayan Atalar?


    Birde ona bakalım;


    Baktım, onla ilgili çok söz varken en iyi sözü yine benim diyeceğimiz düşündüm.


    Oda;


    Alçaklık, yani çukurdan daha çukur bu tipler..


  • ARDAFED 2. Ardahan Günlerine Hazırlanıyor..

    Son 4 yıl içinde birçok önemli etkinliğe, toplantıya imza atan ve en son olarak BAL ligine katılmayacak durumda olan Serhat Ardahan Spor’u bir kaşe ile alıp, formasından, lisanslarına kadar tüm eksikliklerini tamamlayarak Ardahan’ın takımının lige katılımını sağlayan ARDAFED şimdi de 3. Dev etkinliğine imza atmaya hazırlanıyor.


    Geçtiğimiz yıl Maltepe Sahilinde 1. Ardahan Tanıtım Günlerini düzenleyen ve 4 gün içinde 1,5 Milyon inanın ziyaret ettiği ARDAFED bu dev organizasyonu ardından önümüzde ki Kasım ayının ilk haftasında 2. Ardahan’ı Tanıtma Günlerine hazırlanıyor.


    Ardahan’ı Tanıtma Günlerinin ardından bul yılın 7 nci ayında İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan Bakırköy Botanikpartk’ta 4 gün içinde 500 bin insanın ziyaret ettiği bir bal festivali düzenleyen ARDAFED şimdi de yine Maltepe’de yeni bir Ardahan’ı Tanıtma Günleri yapmaya hazırlanıyor.



    **Ardahan Tek Başına Bir Vilayettir!


    KAI, KAISİAD ve KAIFED gibi saçma oluşumlar elinin tersi ile iten ve İstanbul’un 39 ilçesinde olduğu gibi tüm yurt genelinde ‘Güçlü Bir Ardahan Lobis’ oluşumu için mücadelesine devam eden ARDAFED çatısı adlında bulunan derneklerin yanı sıra diğer tüm Ardahan dernekleri ile birlikte düzenlemeyi hedeflediği 2. Ardahan’ı Tanıtma Günleri İstanbul Maltepe Tugay Yolu üzerinde yeni yapılan Cumhuriyet Parkın da 1-2-3-4 Kasım Günlerinde gerçekleşecek.


    **Diaspora bir yana ARDAFED bir yana..


    Kendilerini 3 ilin temsilcisi olarak yutturup, KAI, KAISİAD ve KAIFED adı altında ki sözde dernekler aracılığı ile Ardahan’ı, Kars’ı ve Iğdır’ı siyasiler pazarlayıp, kendilerine çıkar elde etmeye çalışan metropollerde ki diasporayla ile mücadele eden Ardahan Dernekler Federasyonu bu yılki programı dolu dolu olan 2. Ardahan Günleri ile bir kez daha ders verecek gibi.



    Adı da HDP..


    Aslında 7 Haziran’dan bu yana bir operasyon olduğunu defalarca yazmış, üzerine basa basa HDP’nin birilerince kontrol altına alınmak istendiğini veya alındığını savunuyorduk.


    Bu tezimizin birinci maddesi de ülke de oy diye sayılamayacak kadar azınlıkta olanların pat diye getirilip, sosyalist devrimci diye yutturularak senden, ondan daha büyük HDP’li olarak kamuoyuna lanse ediliyor, ardından parti yönetimine yetmedi seçilecek sıralara konuyordu.


    Bunun en son örneği, ‘Ardahan Sarzepli hemşerimizin bileşenler adı altında getirilip, önce eş başkan sonra bu görevi bıraktıktan sonra içeri alınıp, kısa sürede serbest bırakılması ve İzmir’de milletvekili edilmesidir’ diyeceğim de bu hemşerimin eş başkan olarak emeğine saygı olarak demesem de asıl diğer bir örneğin de seçimlere çok kısa b ir süre kalmasına karşın attığı bir twitl birden devrimci ilan edilip, Hatay’da 1. Sıradan milletvekili edilendir..


    Yetmedi mi bilmem ama Ardahan’da da durum İzmir, Hatay ve diğer illerden farklı değildi, öyle de oldu.


    Bugün yok sayılmak istenen Demirtaş’lı HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde elde ettiği başarıyı gölgeleyen açıklaması ile bomba etkisi yaratan ailesi MHP’li, kendisi HDP’li olan Figen hanımın neden hala hapiste olduğunu da sormak ve birilerine ‘ayıp ediyorsunuz’ diyerek hatırlatmak isterim.


    Çünkü aynı Figen değimliydi ki durup, durduk yerde sırtını Kandil’e verip, büyük bir başarı elde edilen 7 Haziran seçimlerinin  1 Kasım’a gitmesine neden olan kişi olarak görevini yapması..


    Yani o açıklama ile düğmeye basılmış ve 1 Kasım’a kadar Ardahan Göle’ye kadar gelip çadır kuranlar, Erzincan yolunu kesenler, durup, durduk yerde barış sürecinin bitirenler diye hep anılacak olan hendekçiler aslında kurulan bir oyun oyuncularımıdılar?.


     Yani bunlar ve sayamadıklarımız HDP’nin siyasi bir parti kimliğinden uzaklaştırılmadılar mı ya da bunun öyle olmasına katkı sunmadılar mı, bu başarılmadı mı?


    Bunu da milliyetçi kesimin tepkilerini Demirtaş’lı partinin üzerine çekmek için kurulan çadırlarda, kazılan hendekler de planlar yapılmış ve son genel seçime kadar bu plan tıkır tıkır işlemişmiydi?..


    Demirtaş’ın ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ inadından vazgeçmeyeceğinin anlaşılması ve içeri alınması ardından başta Kürt seçmen olmak üzere Türk toplumunun tanımadığı bir isimin başına getirildiği HDP’nin bugün Demirtaş’ı yok sayıp, yaklaşan yerel seçimlerde MHP gibi birçok yerde aday göstermek istememesi de bu şüpheleri daha da kuvvetlendirmiyor mu?


    Bilmem ama benim yıllardır ısrarla üzerinde durduğum ve bu nedenle ne İsa’ya nede Musa’ya yarayamadığım bu tür bana göre doğru tezlerimin gerçekten doğru olduğunu görmek için seçimden seçime ortaya çıkıp, İl Başkanı, PM Üyesi, Genel Merkez Görevlisi adı altında partinin seçimlerde aday belirlemede oynadıkları rolle görev (!) lerini yapanlar bugün partinin 6 yılında Demirtaş’ı görmezden gelmeleri gayet normal ve de doğaldır.

    Çünkü ‘Türkiye Partisi olacağız’ denilirken sisteme uyan, muhalefet etmeyen ya da formaliteden arada sırada sözde kükreyen bir parti olmasına çalışılan HDP artık istenen noktaya gelmiş, sus-pus edilmiştir.


    Birileri şimdi çıkıp, bana yönelik ‘hain, satılmış’ diyerek aleyhime atıp tutacak ama ben bugüne kadar olduğu gibi bugünde bildiğimi, düşündüğümü yazmaya ve başta Avrupa Diaspoarı olmak üzere İstanbul’da ki sözüm ona büyük çok büyük sosyalist devrimcilerin dün kü Türkiye İşçe Partisinin sol anlayışını olduğu gibi şimdi de HDP’yi bitirme görevinde olduklarını buradan yüksek sesle bir kez daha ilan ediyorum.


    Neyse fazla karıştırmadan ve bunlara inanıp, hala aynı hata da olanlara bu son yaşananlar hayırlı olsun mu desek yoksa bugüne kadar bizim defalarca anlatıpta, anlatamadıklarımıza gözüz aydın mı desek?!.


    Bilmem ama benim bildiğim tek bir şey var oda birilerinin , ‘benim partim’ deyip, yaşanan gerçekleri görmelerine karşın birçok gerçekte olduğu gibi burada da hala ikiyüzlü olması ve görünen gerçekleri görmek istememesidir.


    Ha unutmadan; AK Parti’nin karşısında olduklarını belirtip, ‘Bir oyum İnce’ye bir oyum HDP’ye’ demeyenlerin tekkesi de düşüyor gibi..


    Çünkü yeni bir seçim daha geliyor ve kapalı kapılar ardından yeni kurgular hazırlanıyor..


    İnanmıyorsanız havuz medyasının bile artık oralı olmadığı ve her geçen gün eriyen muhalefet gibi biten bir parti var artık. Adı da HDP..

  • Bayrağı dikip, Tabyayı unuttular!

    SERKA tarafından kâğıt üzerinde ‘ışıkladırıldı’ diye yutturulan, yolu hala yapılmayan, bayrağı rüzgârdan yırtılan Şeytan Kalesi gibi onca tarihi eserin arasında bulunan Ardahan Ramazan Tabyasının içler acısı hali ziyaretçilerin yüreğini burkarken tabyanın bulunduğu bölgede bayrak dikenler dâhil, başka işleri olmadığında büyüttükleri göbeklerini eritmek için arada sırada bu bölgeye çıkıp, bayrakla poz veren idarecilerin de tabyayı olduğu gibi Ardahan’da ki onca sorun ve sıkıntı gibi onarıma muhtaç tarihi alanları da unutup, oralı olmadığı dikkatlerden kaçmıyor.




     


    **”Sende kendini sakla, iktidara yaranmaya çalış’ diyenler unutmayın ki bugün kendinizi saklayıp, yalakalık yaptığınız iktidar yarın ilk iş olarak sizi saf dışı bırakacaktır.. İnanmıyorsanız yazımı satır, satır ve anlayarak okuyıun ve ona göre karar verin..

    Ha unutmadan; Ben devrimden yana solcu bir insanım, sizin gibi teslim olmayıp, direneceğim sonuna kadar..

    Fakir Yılmaz/Gazeteci


    *Konu Sadece İş Bankası mı ki?


    Önce iktidarı ardından onun sağladığı güç ile devletin tüm kilit noktalarına yerleşenlerin şimdiki derdi kendilerine muhalefet olanların kolunu, kanadı kırmak ve nefes alamayacak hale sokmak..

    Bun en son örneği İş Bankası hislerinin bir bölümüne sahip olan CHP’ye yönelik yeni operasyondur.

    Çünkü yasal bir oluşum olan ve tüm baskılara karşın hala 6-7 milyon oy alabilen bir parti olan HDP engelini Kandil, Avrupa ve tuzu kuru Kürt diaspoarsının yanlışları dolaysıyla terörize edip, saf dışı etmeyi başarıp, önemli bir hendeği yani güçlü muhalefeti saf dışı etmeyi başardılar.

    Sıra adım adım ilerledikleri yolda en büyük engel olarak görükleri CHP’dir.

    Bunu İnce gibilerini Devlet Bahçeli’ye benzetip, aşmak istedilerse de başaramadılar.

    Şimdi bir başka yol deneyecekler..

    16 Yıllık iktidarı boyunca tüm alanları elinin altına alan ve geriye kalanları da gerek yerel seçimlerden önce gerekse seçimlerden sonra tamamlamaya çalışacak olan ikitdardakilerin şimdi ki derdi irili ufaklı ne kadar stk, futbol takımı varsa elinin altına almaktır.

    Adım adım bu yolda da ilerleyen iktidarın ulusal basının ardından yerel basını daha sonra interneti ve onca sayamadığımız iletişim aracını elinin altında toplaması ile yetinmediğini gördüğümüz şu günlerde gündemi değişmek için ve yeni kahramanlık edebiyatları ile Suriye’ye yönelik operasyon hazırlığı içinde olduğunu da görmekteyiz.

    Ver Mehteri Verrrr..

    Bir ileri iki geri adımlarla 16 yıldır iktidarda kalmayı başaranlar, ‘İktidarda kalmak ve asıl hedeflerine ulaşmak’ için yine iki adım geri attı.

    Yani iktidara gelmek için başta hala kanunlaştırmadıkları ve bir genelge ile serbest bıraktıkları başörtüsü konusu olmak üzere dini sorununu demokrasi adı altında suistimal ederek ve en önemlisi Avrupa Birliği Kriterlerini savunur gibi davranıp zaman kazananlar şimdi de papaz konusun da yeni bir adım iler iki adım geri vitesi yaptılar.

    Cem Uzan olayını onca sesiz, sedası kapatılan, el konulan onca banka artık hatırlamıyoruz bile..

    Sonra balık hafızalı toplumun unuttuğu Balyoz, Sarı, Yeşil Işık vb. adında ki onca gelişme ve ondan önceki birçok olayın pompalanıp, oylar alındıktan sonra unutulan onca olay..

    Yani verilen Mehter marşıyla bir adım ileri iki adım geri ile biz akil adımlar ile safların adına Barış Süreci geldi, çattı ve yine oylar alınıp, bir dönem daha garanti olunca bu kez 17/25 Aralık Operasyonlarının üzerini kapatıp, bu yaşananların hepsinin hükumete karşı darbe olduğu yönünde kıyametlere oluşturulan algı operasyonları ile Anayasa değişiminde olduğu gibi beni dahil herkesi inandırarak yerlerini iyiden iyiye sağlamlaştırdılar.

    Ve metal yorgunluğu olunca önce Gezi Olayları ardından 15 Temmuz ve ardından oluşturulan kamuoyu ile solcular dâhil herkesin ‘Ya iktidar düşerse’ veya ‘Bunlardan başka kimse yok’ kardeşim’ demesini sağlayan pompa havuz medyası haberleri..

    Ve konunun sadece iş bankası değil, hedeflerine doğru adım adım ilerledikleri yolda şimdide yeni bir seçim daha kazanıp geriye kalan alanları teslim alma hesaplarıdır.

    Ha bunları yaparken birde başka bir şey daha yapacak..

    Oda bugüne kadar bu iktidarla birlikte hareket eden ancak onlardan olmadıklarını iyi bildikleri eski solcu, ülkücü, ortacı ne kadar kimse varsa onları da fetocüler gibi bir kulp bulup oyun dışı bırakacak.

    Çünkü bu seçimi kazandıkları takdirde tüm kadroları ile tüm alanlara sahip çıkmış olacaklar.



    Fotoğrafı anlatan alt yazı: 51 yıl sonra bugün, bu fotoğrafa bakınca sadece “onu” hatırlıyoruz, cansız bedeninin yanında duranları değil… 

    #CheGuevara


    “En önemlisi, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissedebilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.”

    #CheGuevara


  • Sosyalist yazarlardan sonra HOÇ/FED’de Ardahan’da

    Ardahan Valiliğinin verdiği izin ile Ardahan’a temsilcilik açtıklarını duyuran HOÇ/FED Başkanı Latif Yılmaz 1 Ekim’de açılışlarını tapacakları HOÇ/FED Ardahan İl Temsilciliğine tüm Ardahanlılar davet etti.



    **Yazarlar Köprüde Kitaplarını Sergilediler..


    Ardahan Dernekler Federasyonun geçtiğimiz yıl İstanbul Maltepe’de düzenlediği ve 4 gün için 1,5 Milyon insanın ziyaret ettiği Ardahan Tanıtım Günlerinde b ir araya gelip, tanışan ve aralarında bir platforum kuran Ardahanlı yazarlar Ardahan’da..


    Ardahanlı edebiyat, sanat ve bilim insanları tarafından oluşturulan Ardahan Kültür ve Sanat Platformu Ardahan edebiyatını ve sanatını doğduğu coğrafyaya getiriyor.


    27-30 Eylül tarihleri arasında Ardahan’da gerçekleşecek “Ardahan Kültür ve Sanat Günleri”ne Ardahanlı çok sayıda edebiyat, sanat ve bilim insanı katılacak.



    **Kura Köprüsü’nde ilk buluşma…


    Düzenlenen “Ardahan Kültür ve Sanat Günleri” 27 Eylül Perşembe günü tarihi kura köprüsü üzerinde kurulacak olan ve Ardahanlı edebiyat insanlarının, kitap stantlarında yapacakları kitap imza etkinliği ile start alacak. Ardahanlı edebiyat insanları dört gün boyunca tarihi Kura Köprüsü üzerinde okurla buluşacak. Ayrıca; ‘Demir Köprü’ olarak ta bilinen tarihi köprü üzerinde açılacak resim ve heykel sergileri arasında Ardahan’da yaşayan halkların kullandığı müzik enstrümanları lir, akordeon, mızıka, tulum, erbane gibi halk çalgılarının nameleriyle geçmişe yolculuk yapılacak.



    **Söyleşi, panel, tiyatro oyunu ve belgesel gösterimi yapılacak.


    “Ardahan Kültür ve Sanat Günleri” etkinliği içerisinde Ardahanlı araştırmacı, yazar ve tarihçilerin katılımı ile Dursun Akçam Kültür Merkezinde her akşam ayrı ayrı olarak Ardahan edebiyatı, Ardahan’ın yakın tarihi, Ardahan Sanatı, gibi konuları içeren söyleşi ve paneller ile Ardahanlı sanatçıların vereceği müzik dinletileri yapılacak. Yine etkinlik çerçevesinde Dursun Akçam Kültür Merkezi Tiyatro topluluğu tiyatro oyunu sergilerken Ardahanlı sinema yönetmeni Reis Çelik’in çektiği “Aşık Şenlik” belgeselinin de gösterimi yapılacak.


    **Dursun Akçam anılacak…


    Ardahanlı yazar ve düşünür Dursun Akçam sonsuzluğa uğurlanışının on beşinci yılında Ardahan Kültür ve Sanat platformu ile Dursun Akçam Kültür ve Sanat vakfının ortaklaşa organize ettiği etkinlikte anılacak.


    **Ardahan Kalesinde halk konseri…


    “Ardahan Kültür ve Sanat Günleri” 30 Eylül Pazar günü Ardahanlı sanatçıların Ardahan Kalesinde vereceği halk konseri son bulacak.


     


     



    **Bu Takıma Sahip Çıkmak Suç mu?


    Para babası Ali Koç’un başkan olduktan sonra Fenerbahçe’nin yaşadığı durum, Milyonerlerin yanı sıra Fatih Terim’in teknik direktörlüğünü yaptığı Galatasaray yenilirken, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin tüm kaynakları ile desteklediği Erzurum Spor’un durumu ortadayken ülkenin 3 gümrük kapısı olmasına karşın ithalat, ihracatı yaptıramayan beceriksiz yöneticilerin makamların da gün saydığı Ardahan’ın takımına sahip çıkanları suçlamak ne kadar namuslu bir iş?


    Namuslu bir iş değilse o zaman sizde bu takımı bir kaşe ile alıp, sahiplenenlerin önünü kesmek ne kadar namuslu bir iş?


    Bunları ve onca sayacaklarımızı sormayanlar neden bu takımın iki maçta yenilgisi ardından küçük bir maddi destekle takıma sahipleneceklerine namussuzca davranıp, takıma sahip çıkanları suçlarlar?


    Sizce neden?


    Diyelim;

    Çünkü koboğ yiyen bir toplum aziz evlatları olduğumuzdan dolayı benim gözüm kör onunda olsun, ben attan düşüt oda düşsün duası içinde olanlarız biz çok namuslular..


     

  • Ardahan'da Rahvan ve Doğu Anadolu At Yarışları Şampiyonası

    Sulakyurt köyü yakınında ki Rahvan At Binicilik sahasında düzenlenen yarışları, Vali  Mehmet Emin Bilmez, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, rahvan at severler ve çok sayıda vatandaş izledi.

     


    Yarışlara, 30 ilden yaklaşık 70 rahvan at sporcusu katıldı. Rahvan atlar, kendi kategorilerinde şampiyonluk için kıyasıya mücadele etti. Yarışlar sonucu dereceye giren rahvan sporcularına, protokol üyeleri tarafından kupa ve ödülleri verildi.

     


    Yarışların ardından, Vali Mehmet Emin Bilmez, Belediye Başkanı Faruk Köksoy ve İl Emniyet Müdürü Ayhan Taş, rahvan ata binerek, gezinti yaptı.



    Vali Bilmez burada yaptığı konuşmada; “Ardahan’da bu yıl 6’ncısı düzenlenen Rahvan At Yarışları, kazasız, belasız, güzel bir şekilde sona erdi. Organizede yer alan tüm hakemlere teşekkür ediyorum. Bu yarışları ilimizde geleneksel hale getiren Belediye Başkanımız Faruk Köksoy’a ve ekibine de teşekkür ediyorum. Belediyemizin burada daha kapsamlı bir proje uygulama çabası var. İnşallah bu proje sonuçlanırsa daha modern bir ortamda bu yarışların düzenleme imkânına kavuşuruz” dedi.



    Belediye Başkanı Faruk Köksoy’da, “Rahvan at yarışlarının bu yıl 6’ncısını gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda 4’ncü kez Doğu Anadolu Şampiyonasına ev sahipliği yapıyoruz. Çok sayıda rahvan atçımız var burada. Ardahanlılarda yine yoğun bir katılım sağladı. Bu sektörü, yani Rahvan atı ve Rahvan yarışlarını Ardahan seviyor. BU bizim geleneğimizde var. Ata sporumuzdur. Bölgemizde, coğrafyamızda, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılan kültürdür. Halkımız attan asla kopmamıştır. At duygusal bir hayvandır. Bu aynı zamanda turizmin önemli bir parçası olarak ekonomik bir değerdir. Biz belediye olarak, başta Rahvan at olmak üzere, atlı kıza, atlı cirit ve atlı okçuluk için bir ortam ayarlamaya çalışıyoruz.  Bunun projesi ev sahası hazır. Finans konusunu da çözmek üzereyiz. Bu olduğu takdirde Ardahan’da 365 gün, yaz, kış ayırt etmeden burada bu faaliyetler yapılabilecek. Böylece, Ardahan’ın hizmet sektörüne, hemşehri turizmi sektörüne de hareket gelecek. Bunun olurunu bugün burada ki kalabalık katılımla görebiliyoruz. Rahvan aslında bizim halkımızda hem Rahvan hem Yorga at kelimesi vardır. Uzun soluklu bozkır yürüyüşüdür. Orta Asya’da bu yarışlar 10 kilometre ve 20 kilometre şeklinde yapılır. Biz, bir ila üç kilometre arasında yapıyoruz. Bu yürüyüşte atın üzerindeki binicinin hareket kabiliyeti çok fazladır. Geçmişte savaşlarda ve uzun soluklu çeşitli gösterilerde binicisine çok kolaylık sağlamıştır” diye konuştu.



    **Yazacak kalmayınca kendileri yazmaya başladılar..


    *Gazeteci Fakir Yılmaz


    Geç uyandığım yatağımdan kalkar kalkmaz açtığım tv’de Başkan Erdoğan’ın bir zamanlar demediğini bırakmadığı twitterdwn hemde 5 dilde bir mesaj yayınlayıp, Suriye’nin olan İdbil’e yapılacak saldırının sonuçlarını mesaj olarak attığını söylüyordu.

    Ardından enişte bakanın bir gazete için makale yazdığı ve bu makalede ABD’nin uyguladığı baskılardan bahsettiğini anlatıyordu haber kanalı..

    12 Eylül Cunta döneminde ki tek adam dönemlerinden beter bir zamanı yaşayan basın ve medyanın bir çok yazar, çizerinin hapishaneler de olduğu şu günlerde sanki 12 Eylül döneminde ki gibi dışarıda yazan, söyleyen kalmamış gibi ‘Gazetecilik mi, onunu da biz yaparız’ der gibi şu günlerde..

    Neyse daha çok şekerimizi bozup, sinirimiz yazıdan almadan şu dış güçlerden biri olan ve battı denen hain (!) Yunanistan’ın inançsız başkanının yaptıklarına bir göz atıp, azda olsa teselei bullaım derim;


    **SEN ALLAHSIZ HERİFE BAK HELE

    SANKİ MÜSLÜMAN OLACAK???? 

    *****

    Hâlâ çatı katında 3+1 dairesinde oturuyor ve 1998 model şahsi arabasını kullanıyor.

    ÇİPRAS BİR ATEİST

    İktidara geldiğinde Yunanistan İflasını ilan etmişti.

    Bu gün GSMH 300 milyar Euro.

    Kişi başına düşen Milli gelir 28 bin Euro.

    Emekli maaşı 1200 ila 7400 Euro arası.

    Emekliler ve Memurlar maaşlarını alamıyordu, Bankamatiklerden Sınırlı para çekiliyordu.

    İlk işi Sahtekârları, yandaşları, hırsızları devletten kovmak yargıya göndermek oldu.

    Bizdeki TÜİK Benzeri kuruluşun yöneticerini hapse attırdı.

    Hala Çatıkatındaki 3+1 dairesinde oturuyor, 1998 model şahsi arabasını kullanıyor.

    Bakanların Makam arabalarını,Oturdukları Devlete ait evleri ve Devlet Uçaklarını sattı,

    Bakanlara Meclise şahsi araçlarınızla ya da motosikletle geleceksiniz,Benzin parası yok dedi, M.VEKİLİ Maaşlarını düşürdü.

    Yolsuzluk komisyonu kurdu, Devlette yolsuzluk yapanların hepsini hapse attırdı,Çaldıkları paraları kuruşuna kadar geri aldı.

    7 Sülalemden en uzak akrabam bile Devlet idaresine yaklaşamaz dedi.

    AVRUPA BİRLİĞİNE, DİNCİLERE, IRKÇILARA Meydan okudu, Hepsinin düzenini bozdu.

    DEVLETTE Liyakat esastır, Bilgisi,Birikimi,Donanımı tam ve Dürüst olan İnsanlar Görüşleri,İnançları her ne olursa Devlette görev alır dedi ve dediğini yaptı.

    “ATEİST Olmam MİLLİYETÇİ Olmama engel değildir. YUNAN HALKININ ve YUNAN DEVLETİNİN Çıkarları herşeyden önde gelir” dedi.

    Ve Bu gün YUNANİSTAN EKONOMİDE Bizi ÜÇE KATLADI.

    PAPAZLARIN EKMEKLERİNİ KESTİ, OTORİTELERİNİ BİTİRDİ.

    Tabiki Yunan piskopos, “Çipras Ateist olduğu için Orman yangını çıktı” diyecek!

  • Bal Festivali Sona Erdi..

    1 Eylül Cumartesi günü, Milli Egemenlik Parkında ki Atatürk anıtına Belediye çelenginin sunumuyla başlayan festival, Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un açılış konuşmasının ardından, âşıkların sazlı sözlü türküleri eşliğinde Ardahan Kalesi’ne yürüyüşle devam etti.


    Burada kurulan standların toplu açılış töreni yapıldı ve standlar ziyaret edildi. Belediye Konferans salonunda “Arıcılık ve Arı Ürünleri” sempozyumu da gerçekleştirilen festivalin ilk gününde, yerel yemek yarışmaları düzenlendi, yerel aşık ve sanatçılar konser verdi.


    Posof’un meşhur deve oyunun da sergilendiği festivalde, Bağdeşen köyünün “Şişman” oyunu ile okçuluk ve güreş gösterileri sunuldu.


    Gün boyu devam eden etkinliklerin ardından gece resmi açılış programı yapılan festivalde Vali Mehmet Emin Bilmez, Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ve Belediye Başkanı Faruk Köksoy katılımcıları selamlayarak, katılımlarından dolayı teşekkür etti.



    Festivalin ilk günü, Ardahan Belediyesi Kış Güneşi Halk Dansları ekibinin gösterisi ve Erdal Akkaya konseriyle sona erdi. Festivalin ikinci günü ise Ramazan Tabyası’nın bulunduğu Yıldızdağı’nda yamaç paraşütü etkinliğiyle start aldı. Vali Mehmet Emin Bilmez ve eşi Meral Bilmez ile Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin, Rektör Mehmet Biber ve çok sayıda katılımcının yer aldığı etkinlikte, 4 sporcu Yıldızdağı’nın zirvesinden Ardahan ovasına atlayış gerçekleştirdi. Paraşütçülerin gökyüzünde ki gösterisi büyük beğeni topladı.


    Daha sonra Serhat Ardahan Spor’un da destek amaçlı stan açtığı Ardahan Kalesi’nde devam eden etkinlikler kapsamında yöre aşıkları bal atışması yaptı, folklor ve semah gösterisi sunuldu. Bal yarışmalarında dereceye girenler ödüllerin verildiği festivalde koru konseri verildi. İş adamı Özgür Erdem İncesu’nun katkılarıyla iki gün boyunca yoğun katılımla devam eden festival, Oğuz Aksaç’ın konseriyle final yaptı.



    **Bu Gençler Bizim, Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz..


    Nüfusunun yarısından fazlasının genç olmasıyla övünen ülkemizde başta amatörde olmak üzere genelde spora ne kadar sahip çıktığımızın tartışma konusu olduğu bir sürede başında bulunduğum ve çatısı altında 64 Ardahan İl, İlçe ve Köy Derneğinin bulunduğu Ardahan Dernekler Federasyonu olarak sahiplendiğimiz BAL Ligi Futbol Takımı Serhat Ardahan Spor’un ilk karşılaşmasında gördüğüm tek şey başta Ardahanlı olmak üzere gençlere sahip çıkmak olduğunu bir kez daha anladım.


    Evet, yenmemiz gereken bir maçı yok imkânlar ile kurulan takımın yenilmesi elbette beni ve samimi olan birkaç yönetici arkadaşımı derinden üzmedi değil.


    Çünkü bizim gibi düşünen ve gençlere sahip çıkıp, yeşil sahalarda tutmak gerekir diyen Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un yanı sıra onca iş adamı, esnaf, taraftar Serhat Ardahan Spor aracılığı ile gençlere sahip çıkmış, tam bitti denen bir takım yok imkânlar ile gelen 5 lira, 50 lira, 5 bin liralar ile yeniden baştan aşağıya kurulmuş ve biz yöneticilere ve Ardahanlılara umut vermişti.


    Milyon dolarların döndüğüne şahit olduğumuz ve iyi bir futbolcunun en az 100 Bin TL.’ye alına bildiği bu sahada toplasan tüm takımı 100 Bin TL.’ye kurmak her baba yiğidin işimi bilinmez ama bu gerçekleşmiş ve bu ekonomik sıkıntı içine beklenenden çok büyük bir umut bağlanmıştı.


    Evet, TFF denen para toplama canavarının yanında yalandan gençlere sahip çıkılmalı deyip, yaşlılara bile sahip çıkmayan bir anlayışın hüküm olduğu ülkede adeta bu undan bu kadar helva dedirtmişse de biz umudumuzu yitirmeden, verilecek samimi ve ciddi desteklerle kadromuza yapacağımız yeni br kaç takviye ile bu yolda da başarılı olmak için mücadelemize devam edeceğiz.


    Kısacası; Bu Gençler Bizim, Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz..


    Reklam


    **Gazeteciliği erteleyince gazeteciler türüyor..


    Sormayın farkındayım, aldığım görevleri en iyi şekilde yerine getirme çabası içinde ertelediğim onca işin başında gelen mesleğim, gazeteciliktir..


    Evet, farkındayım memlekette ‘domuz sürüsü görüldü, kanadı kırık güvercin tedavi edildi’ ya da ‘Kelebeklerin toplu ölümü’ başlıklı haberler dışında haber yapamayan gazetecilerin yanı sıra teknolojiyi fesatlıklarına kurban edip, her yazdığı satırla kendilerini  Uğur Mumcu, Musa Anter sananlar türemiş..


    Bu bölgenin insanlarının yaşananlarla ilgili haber ve yorum beklediğini ve bunu onlara verecek olanların gazeteciler olduğunu unutan bu sanal fesatların başta Erdoğan hatta neden hapiste tutulduğunu hâkimlerin bile anlamadığı Demirtaş’ın okuduğunu sanmaları ise ayrı bir önemli psikolojik sorun olarak karşımızda durmakta.


    Başta, bu sanal gazeteci İstanbul gibi bir metropolde Ardahan’ın adını her yere yazdıran Ardahan Günleri sonrasında Ardahan Bal Festivali ve sonrasında şu anda yoğun bir tempo ile toparlamaya çalıştığımız Serhat Ardahan Spor’un sorunları ve yoğunluğu dolaysıyla ertelediğim ama not ettiğim gazetecilik mesleğimi bıraktığımı sanıp, sanalda türeyicilerinin dipte köşede ellerindeki telefonlarla gazeteciliğe soyunmalar ve arada birde sözüm ona bana da laf dokundurmaları ise bir başka konu.


    Bunların bana dokunarak meşrulaşmak istediklerini anladığım satırlarında gördüğüm diğer bir şey ise hepsinin birere klavye kabadayısı, devrimcisi, milliyetçi olması da bana bir başka zulüm.


    Çünkü biz kırk bacıyız bir birbirimizi tanırız sözünün ötesinde bunların 41’inin çok yakından tanıyan benim bunlarla uğraşacak vaktimin olmadığını bilmenin fırsatını da yaşamaktalar.

  • BAYDAR'IN YENİ KİTABI RAFLARDA YERİNİ ALDI

    GÜLCANDAN BAYDAR’IN AY DÜŞER PENCEREME ŞİİR KİTABI RAFLARDA YERİNİ ALDI




    1972 yılında Ardahan’ın Çıldır ilçesi Sazlısu köyünde dünya ya gelen şair Gülcandan Baydar Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Halk Eğitim ve Matbaa alanlarında da çalışan Baydar’ın bazı şiirleri ise şöyle, Temren, Beşparmak, Ekin sanat, Eliz Edebiyat, Berfin Bahar, Kasaba Sanat, Yaşam Sanat ve Nil Edebiyet dergilerinde yayınlandı.



    Benim Cumartesi Yazılarım..






      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Benim Cumartesi Yazılarım..


    Çoktandır ele alamadığım Cumartesi yazılarımı özledim..


    Çünkü yine bir cumartesi günü  ele aldığım yeni bir yazımın 33 yıldan fazladır siyasi, politik, toplumsal ağırlıklı olan baş yazılar ele aldığımı çoğu okur bilir, sanır..


    Halbuki; Aşkı, sevgiyi, doğayı kısacası onca güzel ve insana nefes veren şeyleri olduğu gibi cumartesi yazılarımı da unutturan yoğunluk yüzündedir yazdıkça rahatladığım  Cumartesi yazılarım..


    ‘-Neydi bu cumartesi yazıları?’ diye merak edenlerin benim gazeteci kimliğimin yanında sadece stk başkanlıkları, siyasetle uğraştığımı ama şiirlerde yazdığımı bilmez belki..


    Gerçi Kuzey Doğu Anadolu, 23 Şubat Gazetesi, Çıldır Gazetesi, Göle Gözlem Gazetesi, Hanak/Damal Gazetelerimin okurları bilir, o kadar sert bir simaya sahip olan benim aslında duygusal bir o kadar şair yürekli olduğumu bilseler de; İstanbul’un en güzel gazetelerinden olan Gazete Damga okurları bilmezler diye yeniden bir cumartesi yazısı yazmam gerekti belki de..


    Peki ne anlatır bu benim uzun süredir ele alamadığım ve yazma, anlatma fırsatı bulamadığım benim Cumartesi yazılarım?!.


    Büromun penceresini ıslatan yağmurun damlalara gibi hayat denen bu yolda yaşadığımız onca sorun ve sıkıntılar ardından gizli gizli akan gözyaşlarımızın yüreğimiz de yanan ateşi korlatma çabası gibi her Cumartesi günleri ele aldığım bu yazılarımın kendi iç dünyamda yaşadıklarımın birikmesi ile dışa yansımasıdır benim Cumartesi yazılarım..


    Kalbi, yüreği gibi param parça olmuş olan bir insanın zaman zaman sahile çekilmiş olan ve koşarak binmek istediği yelkenleri kırık direğine sarıldığı kayıkla fırtınaların, tusinamilerin dolaştığı okyanuslara açılmak istemesine benzer benim Cumartesi yazılarım..


    Su almaya başlamış kayığın o özlediği adaya ulaşıp, ulaşamayacağını hesaplamadan her dakika biraz daha şiddetlenen yağmurun delirttiği denizin ortasında kendisini bulup, sağına, soluna bakıp aradıklarını bulamadığı andır benim Cumartesi yazılarım..


    Çölde su arar gibi gördüğü serabın peşine takılan bedevinin tuttuğunu sandığı aşk gibi çok sevdiği devesinin elinden çıkıp, gittiğini anlatır benim Cumartesi yazılarım..


    Belki de bin bir çiçekle donatılmış olan Ardahan’ın yaylaları gibi ovalara, dağlara kaçmak için sessiz köy  yollarına kendini atmaktır benim Cumartesi yazılarım..


    İyi çekmeyen araç radyosunda ki kulağa hoş gelen bir cızıltı eşliğinde geride bıraktıklarını unutmak, ansızın terk edenlerle yaşananları hatırlamamak içindir belki de benim Cumartesi yazılarım..


    İçine kapanıp, kalbini dinlerken beynini günlük yaşantıdan uzak tutup, dinlendirme çabası mıdır yoksa benim Cumartesi yazılarım?


    Kim bilir belki de için için yanan ve her an patlayacak bir volkan olan yüreğini serinletmeye çalışan bir insan halidir benim Cumartesi yazılarım..


    Ve belki de ondandır iç dünyam da yaşadıklarımla olan savaşın taraflarının anlaşılmaması içindir kaçıp, yazmamaya gayret ettiğim Pazar gününü beklemeden şimdiden okunmaya başlanan benim Cumartesi yazılarım..


    Kısacası; Sırdaşım, kozmik odam, karanlık kuyudur benim Cumartesi yazılarım..


    Yani; Arada bir açılıp ama Kırk Haramiler gelir korkusu ile yeniden kapanan kalbimin, yüreğimin, kapısı mıdır benim Cumartesi yazılarım..

  • Yine Trafik, Yine Ölüm!

    Ardahan’da otomobilin traktör römorkuna arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi ölürken, 1 kişide ağır yaralandı. Alınan bilgiye göre, önceki akşam Murat Aras yönetimindeki otomobil, Ardahan çevre yolunda Hayvan pazarı yakınlarında seyir halindeki traktör römorkuna arkadan çarptı.


    Çarpmanın şiddetiyle otomobil sürücüsü Murat Aras ağır şekilde yaralanırken, Kars Güreş Eğitim Merkezinde Yetişmiş Sporculardan Milli Güreşçi Eren Tutulmaz ise hayatını kaybetti. Yaralı Murat Aras Erzurum Devlet hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Yoğun bakıma alınan Murat Aras’ın durumunun ciddi olduğu bilgisi alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.



    **Bir Festivalde Ne Aranır?

    Açılış..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Davul-zurna..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Günlerin anlam ve önemini anlatan konuşmalar..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Sanatçılar, Sazlar, Sözler, Halaylar..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Gitar, Şiir..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Düğün, Halay, Davul..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Kültür sokağı, yazar, çizer, şair..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Heykel, Kültür, Gelenek..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Yöresel giyim kültürü, defile..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Bal, Kaşar, Hıngal, Bişi..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Medya, Televizyon, Gazete, Radyo Haberi

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Kofi, Yedi Etek..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Türkçe, Kürtçe, Lazca, Terekemece hatta İran’ca

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Trabzon, Antalya, Sinop, Edirne, İstanbul,

    Tüm Türkiye..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Furğun, Kotan, Heykel..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Serhat Ardahan Spor, Karete..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..


    Dernek Başkanları, Yöneticileri, İş Adamları, 

    Ve Siyasiler

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Tanıtım, Duyuru, Organize..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Övgü, Eleştiri..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Başlangıç gibi güzel bir bitiş..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Güzel bir hava, yeşil bir doğa..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Peki, bir festivalde

    Başka ne aranır?

    İnsan, İlgi..

    5 Günde 500 bin insan..

    Yani:

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Peki, bunar olurken başka ne vardı?

    Yürekli yönetim, gönüllüler..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Dernek Başkanları, Yöneticileri

    Onlarda;

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Ya İstanbul, Peki Ardahan?..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Organize, Tanırım, Medya, Gazete..

    Evet onlarda;

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Peki , kim yoktu?

    Diğer önemli çalışmaları engellemek

    İsteyipte, başaramayanlar.

    Yapılmaz deyip, yapılınca yüzleri kızaranlar..

    Ama haksızlık yapmayalım,

    Vallahi onlarda, 

    Birincisinde oldukları gibi

    2. Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Hem de alana gelip, dipte, köşede,

    Birazda utanarak, çekinerek izlediler

    5 Gün 500 Bin insanın izlediği

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde..

    Kısacası bir festivalde istenen her şey vardı

    Hem de yok denenin var edildiği..

    Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..

    Eleştirinin gölgede kaldığı övgülerin yapıldığı

    Her şey vardı;

    2. Ardahan Günleri Bal Festivalinde Vardı..


  • Fidan Ana'nın Heykeli Yapıldı..

    Damal Belediyesinin finansıyla yaptırılan Damal Bebeği giyimli Fidan Ana’nın heykeli önümüzde ki günlerde ilçenin meydanına konulacağı öğrenildi.


    ARDAFED’in düzenlediği Ardahan Tanıtım Günlerinde Ardahan etkinliğinin de simgesi haline gelen heykelin yaptırılması Ardahan’a emek verenlere verilen bir değer olarak olumlu karşılandı.



    Damal Bebeğinin Belgeseli Aljazeera TV’de Yayınlandı..


    Damal Belediyesinin önemli bir çalışmaya imza atarak heykelini yaptırdığı Fidan Ana’nın bu önemli çalışmasını bir belgeselle ekranlarına taşıyan El Cezire Televizyonu da Ardahan’ın tanıtımına büyük katkı sundu.


    Aljazeera.com TV’nin Damal bebeği ile ilgili haberi şöyle;


    **Hapishanenin Damal Bebeği..


    70 yaşındaki Fidan Atmaca, geleneksel Türkmen kıyafetiyle giydirilmiş Damal bebeklerinin mucidi. Şimdiye kadar 2 binden fazla kadına, bebek giydirmesini öğreten Atmaca, şimdi Ardahan Cezaevi’nde 32 erkek hükümlüye eğitim vermeye başladı.


    Ardahan’ın Damal ilçesinde yaşayan Fidan Atmaca, kendi hazırladığı geleneksel Türkmen kıyafetlerini, bebeklerin üzerinde yaşatıyor. Bugüne kadar 2 binden fazla kişiye eğitim veren, çok sayıda sergiye katılan Atmaca, 1986 yılında Japonya’da düzenlenen yarışmada birinci oldu.



    Atmaca, gençlerin geleneksel kıyafetlere ilgi göstermediğini, bu yüzden de kaybolmaya başladığını anlatıyor:


    “Biz, Oğuz Türklerindeniz. Türkmeniz. Bizim atalarımız Damal’a gelip yerleşmişler. Ben doğduğumda da bu elbiseyi annelerimiz, büyüklerimiz giyiyordu. Genç kız için, nişanlı kız için ve evli kadın için üç farklı kıyafet vardı. Tarlada bu elbise ile çalışırdık. İneklerimizi, koyunlarımızı bu elbise ile sağardık. Gençlerimiz büyüyünce buralarda kalmadılar. Bu işleri yapmadılar. İstanbul’a gittiler. Eskiden herkes köyde yaşardı. İstanbul’a giden gençler pazardan aldıkları pantolon, etek giymeye başladılar. Geleneksel kıyafetimiz değişmeye, kaybolmaya başladı. Sadece yaşlılarımız giymeye devam ediyordu. Gençlerimiz daha da giymediler.”


    “İlk kursu Tansu Çiller’in yardımıyla açtım”


    Fidan Atmaca, Damal’da geleneksel kıyafet kullanımının azalmaya başladığını görünce bu konuda girişimde bulunmaya karar verir. Zor şartlarda elde ettiği kumaş ve boncuklarla bebeklerin kıyafetlerini hazırlar. Atmaca, o zamanın şartlarında, kıyafetleri giydireceği bebekleri bulmasının çok zor olduğunu söylüyor:


    “Eskiden koyunların yünlerinden yaptığım bebeklere, bu elbiseleri giydiriyordum. Bakkalımız vardı. Orada satıyordum. 1986 yılında ilk bebeği giydirdim. 1995’de Başbakan Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel. Türkgözü sınır kapısını açmaya geldi. Açılışa ben de bebeklerle gitmiştim. Bebeklerden birini Tansu Çiller’e verdim. Protokolde oturanların hepsi bebekleri çok beğendi, inceledi. Çiller, o dönemin Ardahan Valisi’ne talimat verdi ve Seyitören köyünde ilk kurs, 15 kursiyerle açıldı. Kursiyerler bu elbiseyi giyiyorlardı ama bebek yapmayı bilmiyorlardı. 1998’de Damal’da yeni bir kurs açıldı. 66 kursiyer katıldı. Kurs varsa kursta, kurs yoksa evimde. o gün bu gündür bebek yapmaya devam ediyorum.”


    ‘Erkekler daha güzel yapıyor’


    Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı, Haziran ayında Fidan Atmaca’ya ulaşıp, cezaevinde hükümlüler için Damal bebeği kursu açmak istediklerini iletmiş. Daha önce erkeklere hiç kurs vermeyen Atmaca, teklif karşısında çok şaşırdığını anlatıyor:


    “Şimdiye kadar hiç erkeklere bebek giydirme kursu vermemiştim. Üstelik cezaevinde olması, beni biraz düşündürdü. Gelip, gelemeyeceğimi sordular. Biraz çekinerek de olsa, ‘Gelirim’ dedim. Yalnız, yol uzak. Cezaevine de benim yetiştirdiğim öğretici, Nezaket Bayaroğlu var, onu yerleştirdim. Ben de gidip, yapılan işleri kontrol ediyorum. Bebeklerin nasıl yapıldığını anlatıyorum. Soruları varsa soruyorlar, anlatıyorum. Erkekler, bayanlardan daha güzel bebek yapıyor. Daha disiplinli ve temiz çalışıyorlar. Çok becerikliler. Kursa aksatmadan geliyorlar. İçeride makinaları var, elbiseleri dikiyor. Boncukları diziyorlar. Ben onların meslek sahibi olmasana çok seviniyorum. Onlar bana dua ettikçe, ben daha memnun olurum. Öbür dünyaya gözüm açık gitmem.”


    ‘Bedenim burada ama ruhum dışarıda’


    Temmuz ayında 25 hükümlüyle başlayan kursa ilgi kısa sürede arttı ve 32 kişiye ulaştı. Hükümlülere, haftada beş gün, ayda 100 saat eğitim veriliyor. Kıyafetler için gerekli malzemeleri, Ardahan Halk Eğitim Merkezi karşılıyor. Hazırlanan bebekler, Halk Eğitim Merkezi tarafından satılıyor. Kursa katılan hükümlüler hem meslek öğrenirken, hem de psikolojik olarak da rahatladıklarını anlatıyor:


    “Her sabah kalkıp, elini yüzünü yıka, kahvaltını yap, işe git vardır ya dışarıda, yani insana kendini dışarıda hissettiriyor. İşe gideceğim, yani sabah kalkacağım, buradan işe gideceğim. O izlenimi yaratıyor insanın kendi içinde. Bir şeyleri üretiyorsun, işe gidiyorsun, yani cezaevinden çıkıyorsun. Beden burada ama ruh olarak cezaevinden çıkmış durumdasın. Bu işi yapmaya başladığım günden beri bende bıraktığı izlenim bu. Eski bir tabir vardır, hapis yatmak. O yatmak tabirini uzaklaştırıp, bir şeyler üretebilmek, bir şeylerin üretiminde yardımcı olduğunu bilmek insanı psikolojik olarak rahatlatıyor. En azından bu bebeğin bu bölümünü ben ürettim diyebiliyorsunuz kendinize.”


    ‘Kültürel mirası yaşatmak istiyoruz’


    Ardahan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, hükümlülerin cezaevinden bir meslek sahibi olarak ayrılmalarını, topluma daha kolay adapte olmalarını amaçladıklarını söylüyor:


    “Damal Bebeğini işkolu faaliyeti olarak yürütmek amacıyla, bir meslek edinme kursu düzenledik. Bu kursta yerel öğreticimiz Fidan Atmaca hanımefendi ciddi şekilde katkı sunarak, tutuklu ve hükümlülerimizin bebeğin yapımını öğrenmesini sağladı. Zaten, ceza infazında temel prensip olan mahkumların, ileriki yaşamlarında topluma entegre olması, uyumlu olması ve meslek edinmesini sağlamak üzere yürütülen bu faaliyet neticesi artık Damal bebeği üretmeyi başardık. Kursun bitimi olan Aralık ayından sonra da uygun onaylar alınıp, faaliyete geçmeyi planlıyoruz. Bu anlamda bu kültürel mirası yaşatmak istiyoruz.”



    Sırada başka projeler de var


    Cezaevi Müdürü Nihat Doğan, cezaevinde verilen eğitimlerin sayısını arttırmak istediklerini, bunun için piyasa araştırmasına başladıklarını anlattı:


    “Daha önce berberlik ve tatlıcılık kursu düzenlemiştik. Cezaevinin bünyesinde AR-GE birimi kurduk. Üretim ihtiyacı için, piyasa araştırması yapıyoruz. Şehir merkezinde bir tatlıcı dükkanı açma planımız var. Bununla birlikte arı kovanı, bal çıtası üretimini de düşünüyoruz. Büyükbaş hayvan besiciliği de planlarımız arasında. Biz hazırlıklarımızı tamamlayıp, projemizi Adalet Bakanlığı’na sunacağız. Uygun görülmesi durumunda, hükümlülere önce eğitim verip, sonra iş kolu olarak üretime geçeceğiz.”


    **Yazar ve Şairler Kuradaydılar..


    *25/02/2018 Tarihli Haber


    ARDAFED’in bir ilke imza atıp, birincisini gerçekleştirdiği ve 4 günde 1,5 milyon insanına akın ettiği ‘1. Ardahan’ı Tanıtma Günleri’nde bir araya gelen ve birlikte bir platformu kuran Ardahanlı Yazar ve Şairler Ardahandaydılar.


    Aynı zamanda Ardahan Dernekler Federasyonu (ARDAFED) yöneticisi de olan ‘Kura Çözüldü’ adlı kitabın yazarı Kenan Karabağ ve Ardahanlı bir grup yazar topluca düzenledikleri bir gezi ile Ardahan’a giderek, başta Kura Nehri üzerinde ki tarihi Rus Köprüsü olmak üzere Ardahan’ın tarihi ve kültürel yerlerini gezdiler.


    Üzerinde Beşikkaya HES Barajının yapılıp, suyunun bir bölümünün tüneller vasıtası ile Karadeniz’e akıtılması hedeflenen Kura Nehrinin üzerinde ki demir köprüde bir araya gelen Yazar ve Şairler kentin simgesi konumunda ki köprüde ‘Ardahan Kitap Günleri’ düzenlemek istediklerinin yetkilere bildirerek, yer incelemesi yaptıkları öğrenildi.


    ‘!. Ardahn’ı tanıtma Günleri’nede oluşturulan Kültür Sokağında bir araya gelen ve burada tanışıp, kaynaşan Ardahanlı Yazar ve Şairlerin bundan sonraki hedeflerinin kentin bağrında çıkmış aydınları bir arada tutmak ve birlikte Ardahan kültürünü, geleneğini ve geçmiş tarihine katkı sunmak olduğu da alınan bilgiler arasında oldu.



    **İttifak Hazırlıkları..


    Yaklaşan seçimler öncesi %51’i bulamayacaklarından korkan ve paniklenen başında gelen AK Partinin, şu an zaten koalisyon içinde olduğu MHP ve diğer partilerle görüşmeye devam ederken CHP’nin ne yaptığını da merak etmeden duramadığını görüyoruz.


    Bir taraftan MHP ile ittifakını sağlamlaştırmak için hazırlıklar yapan diğer taraftan CHP’nin HDP ile ittifak kurmaması için çabaladığını gördüğümüz AK Partinin bundan da bir hayli başarılı olduğunu ve CHP’yi korkutup, Kürt seçmenin yaklaştığı CHP’yi HDP’den uzak tutmaya çalışıyor.


    Yıllardır bu taktikle iktidarda kalmayı başaran ve CHP’nin ulusalcı damarına basarak, bugüne kadar CHP’yi HDP seçmeninden uzak tutmayı başaran AK Partinin bu kez CHP’ye yönelmekte kararlı gibi görünen Kürt seçmene diyemediğini direk CHP’yi terörist partilerin devamı olarak suçladığı HDP üzerinden deşifre ederek CHP’ye oy vern Türk seçmene oynamakta olduğunu da görmüyor değiliz.


    Bu tuzağı anlamaktan bir hayli zorlandığını gördüğümüz CHP’nin ise ‘şimdilik’ bu oyuna geldiği ve her zamanki gibi şaşkın bir ördek misali kendisinin ne yapacağından ziyade AK Partinin suçlamalarını cevaplamakla zaman kayıp ettiğini de görmekteyiz.


    Halbuki 2019 seçimlerinin iki parti arasında yani CHP ile AK Parti arasında geçeceğini ve AK Partinin bunu anlayıp şimdiden tedbir almaya çalıştığını anlaması gereken CHP’nin kendisine yöneltilen suçlamaları savunmaktansa, yiğitçe ortaya çıkıp, ‘Evet bu ülkede nefes verilmeyen bir kesim var, oda bizimle hareket edebilir’ deyip, HDP, SP ve İYİ Parti ne varsa hepiyle yiğitçe ve açık açık görüşmeli bu görüşmelerin AK Partiye karşı güçlü olmanın gerektiğini bekleyen seçmene anlatmalıdır.


    Çünkü AK Partinin kendisine tuzak kurduğunu asıl amacın oy oranı bir türlü %10’un altına düşmeyen HDP ile kurulacak olan bir diyaloğun kendisini etkileyeceğini iyi biliyor.


    Bu nedenle bir taraftan savaş politikası ile milliyetçi seçmeni ikna ederken diğer yandan ‘teröristlerle iş birliği yapıyor’ diyerek CHP’ye yüklenerek HDP ile bir araya gelmesini engelliyor.


    Ve bunu da şimdiye kadar başarmış gibi..


    Çünkü biliyor ki karşısında ki kafası karışık, ne yapacağını demektense AK Partinin dediklerini çürütmeye çalışmakla zaman kayıp eden bir politika içinde olan bir CHP var..


    **HDP CHP’yi Cesaretlendirmeli..


    AK Partinin kendisi üzerinde yüklendiği CHP’nin bu durumunu görmesi gerek diğer bir tarafta HDP’dir..


    Çünkü kendisinin gerek barış süreci öncesi gerek Anayasa değişikliğinde hata yapıp, iktidara ortak olmazsa da birlikte bir anayasa hazırlama fırsatını kaçırdığını artık anlaması gereken HDP’nin yaklaşan 2019 seçimlerin de birlikte çalışacağı parti CHP’dir..


    Ve başta İstanbul’da olmak üzere Ardahan’da ortak çıkaracakları isimlerle AK Parti adaylarına karşı ciddi bir duruş sergileyeceğini ben değil sol seçmen ve AK Parti iktidarından kurtulmak isteyen seçmen diyor..


    Bu nedenle HDP’nin Türkiye Partisi olam iddiasını yeniden hatırlayarak CHP ve diğer sol orijinli hatta Yeni Parti ve diğer sağ partilerle de konuşup, görüşebileceğinin sinyallerini vermelidir.


    Aksine mi oy şekli ve sandıkları %51 için şimdiden hazırlayan AK Partinin MHP ile kurduğu ittifak ve koalisyon bir beş yıl daha bozulmaz biline..

  • Dursum Akçam İstanbul’da Anıldı..

    Fakir Yılmaz’ın da bir konuşma yaptığı etkinlik ardından bir açıklama yapan Dursun Akçam’ın oğlu ve Dursun Akçam Kültür Vakfı başkanı Dr. Alper Akçam şu açıklamayı yaptı.


    İSTANBUL YAKACIK’TA YAYLA RÜZGÂRLARI


    24 Eylül Pazar günü İstanbul Yakacık’ta Dursun Akçam’ın sonsuzluğa uğurlanışının 14. Yılında dostlarla buluştuk.

    Tanıtım metinlerinde “Ölçek’ten, Ardahan’dan, Cılavuz’dan, Çarıklı Ayakların Ardından” demiştik. Kartal Belediyesi Yakacık Kültür Merkezi’nde Ölçekliler, Dudunalılalar (yeni adı Balıkçılar) Ardahanlılar, Cılavuzlular, Karslılar, Artvinliler buluştu. İstanbullular, Tekirdağlılar, Bursalılar katıldı onlara. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bir araya geldi.

    Dursun Akçam’ın köylüsü, Dursun Akçam’ın yanında,  yıldızlara uğurlanmış çok sevdiği insan Cemal Aktaş’ın (Taso Cemal) oğlu Bedir Aktaş’ın tulumu karşıladı gelenleri…

    Prof. Dr. Oğuz Makal’ın hazırladığı “Kafdağı’nın Ardındaki Dursun Akçam” belgeselinin izlenmesinden sonra konuşmalara geçildi. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı İstanbul Temsilcisi Yılmaz Şentürk, Vakıf Başkanı Alper Akçam’dan sonra, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Gülcemal Fidan, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şube Başkanı Zübeyit Çelik, Kura Havzasını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Cevdet Şentürk, Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz, İstanbul Ardahan İli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Demirbaş, Dursun Akçam’ın köylüsü Nevin Çelik ve daha birçok katılımcı söz alarak düşüncelerini, duygularını dile getirdiler.


    Sonra Taso Cemal’in bir diğer oğlu Arslan Aktaş babasından emanet dilsiz kavalıyla sahne aldı. Arka arkaya yayla çobanlarının efkârlarını seslendiren ezgiler yankılandı kültür merkezinde… Büyük bir sessizlik ve derin duygular kaplamıştı salonu. İçli, yürek titreten bir hava sardı herkesi.

    Programın sonunda Turgay Şentürk ekibindeki orkestra arkadaşlarıyla birlikte Anadolu’nun dört bir yanından türküler söyledi…

    Etkinlik bitiminde Dursun Akçam ve Alper Akçam’ın kitapları imzalandı. Vakıf çalışmalarına katkı için bağışlar yapıldı (Tuncay Şentürk, Adalet Sarıçam ve başkaları…) 

    Katılımcılar arasında ÇYDD İstanbul Şişli Şube Başkanı Ersin Varlık Aslamacı, sosyal medyada Alper Akçam aracılığıyla Dursun Akçam ve birbirleriyle tanışmış Serpil Beşok, Alev Peşte, Sait Özkan, Yunus Küçük, Şengül ve Dr. Volkan Sinan ve onlarca dost da vardı.

    Etkinliğin dikkat çeken bir diğer yönü de katılımcılar arasında çok sayıda genç insanın bulunmasıydı…

    Siyasetin kirli yüzüyle günlük yaşamı altüst, insanları birbirine kırgın kıldığı, düşman etmeye çalıştığı bir zaman diliminde, dostluğun, kardeşliğin, sevginin, barışın, emeğe saygının, özgürlük ve adalet için çekilmiş çileli bir yaşama değer verme duygusunun bir araya getirdiği yüzlerce kişi 24 Eylül Pazar günü Yakacık’ta ikinci bir zaman dilimine geçti, farklı bir dünya yaşadı…

    Bu güzel imeceye omuz verenlerin, yüreğini böylesi erdemli duygularla dostlarına açanların yaşamına yıldızlar yağsın; yolları hep aydınlık, yoldaşları can olsun…


    Dursun Akçam Günleri Devam Ediyor..


    01/07/2017 Tarihli Haber


    Ardahan’da Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 13 yıldır sürdürülmekte olan Kültür ve Sanat Günleri başladı.


    Haber: Erdal Karasansar


    Kars Havaalanı’nda Ankara, İstanbul ve İzmir’den gelen bilim insanları ve sanatçıların karşılanmasıyla etkinliğin ilk adımı gerçekleştirildi. Ankara’dan ayrı bir araçla gelen Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi üyeleri ve dostlarının da katılımıyla kafile Ardahan’a doğru yola çıktı.


    KONUKLARA FESELLİ, BİŞİ VE KETE İKRAMI


    Ardahan yakınlarındaki Dursun Akçam Ormanı’nda tulumcu Fırfır ve oğlunun çaldıkları davul zurna eşliğinde Ardahanlılar tarafından karşılanan konuklar ve katılımcılar bu alanda, diz boyu yeşilliğin, renk renk çiçeklerin içinde yöresel oyunlar oynadılar.


    Daha sonra Ardahan’a, Dursun Akçam Kültürevi’ne geçildi. Burada konuklara feselli, bişi, lokum, kete gibi yörenin geleneksel yiyecekleri sunuldu.


    ARDAHAN VE SÖZLÜ KÜLTÜR ZENGİNLİĞİ


    Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Alper Akçam yaptığı açılış konuşmasında, Güneybatı Kafkasya, ya da Kuzeydoğu Anadolu olarak adlandırılan bu yörenin dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüne sahip, yeryüzünün en uzun diliyle doğa tarafından donatılmış Kafkas Arısı’nın vatanı olduğu kadar, aynı zamanda çok zengin bir sözlü kültür ve oyun zenginliğini de yaşattığını, bu gerçekliğe vurgu yapabilmek ve konuşu tartışmaya açabilmek için de bu yıl etkinliğe konu başlığı olarak “Sözlü Kültürün Yaşamamızdaki Yeri” konusunu seçtiklerini söyledi.


    ÖRGÜTSÜZ ÜRETİCİ SÖMÜRÜLÜYOR


    Yörede üretilen dünyanın en değerli özelliklerini taşıyan sütün, balın ve peynirin ne yazık ki yeterince tanınmadığını ve üretici örgütsüzlüğü nedeniyle yöre halkının aracılar tarafından sömürüldüğünü, sıkıntılar çektiğini bildiren Akçam, Omega 3 bakımından çok zengin, kansere karşı koruyucu çeşitli alkoloidler taşıyan sütün litresinin köylü tarafından 90 kuruşa tüccara verilmek zorunda kalındığını, aynı paraya bir litre sağlıksızlık kaynağı kola ya da pet şişe içinde su alınamadığını vurguladı.  Dünyanın en güzel, en lezzetli ve en sağlıklı sütünün, balının, peynirinin değerlenebilmesi, yöredeki üreticinin ve yaşamın önünün açılabilmesi için üreticinin bir an önce kooperatif ve birliklerde örgütlenmesi, kamu ve devlet güzleri tarafından bu yaraya ivedilikle parmak basılması, zengin kültürün korunması için de kültür ve sanat etkinliklerinin yapılması, üreticiye ve farklı düşüncelere söz hakkı verilmesi gerektiğini söyledi.


    BİR AVUÇ İNSANIN ÖRNEK ÇABASI


    Dursun Akçam Kültürevi’nin bölgede her kesin söz hakkının bulunduğu, hoşgörünün, barışın ve kardeşliğin önde tutulduğunu belirten Akçam, böyle bir mekân olarak yaşamını sürdürebilmesi için popüler ve egemen bakış açısının tuhaf karşıladığı, zaman zaman karşı çıktığı, çıkar ve siyasi iktidar hedefleri olmayan bir avuç insan olarak ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi… Akçam, daha sonra gelen konukları salonu dolduran Ardahanlılara tanıttı, etkinliği özverili bir çabayla izleyen, ulusal ölçüde duyurusunu yapan Ardahanlı basın mensuplarına da teşekkür etti.


    Etkinliği kutlayan ve ülkenin çeşitli yerlerinden gelen çok sayıda iletiden bir kısmının arada okunmasından sonra Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz, Damal ve Hanak Belediye Başkanları birer konuşma yaptılar.


    SÖZLÜ KÜLTÜRDE AKSAN VE ANLAYIŞ FARKLILIKLARI


    Ardahanlı konuşmacı, etkinliğe İstanbul’dan katılan Nuray Demirel Söğüt, salondaki dinleyiciler tarafından zaman zaman kahkahalarla kesilen konuşmasında yöre kültüründe kuşak farklılıklarının oluşturduğu kimi aksan ve anlayış farklılıklarını dile getiren, anılardan oluşmuş bir konuşma yaptı.


    İNAT HİKAYELERİ’Nİ ANLATTI


    Ardahanlı sinemacı Reis Çelik, Dursun Akçam Kültürevi’nde özveriyle çalışmasını sürdüren bir avuç insanı akan sulara, geçen yıllara karşın rengini ve direncini yitirmeyen bir dere içindeki taşlara benzetti. Yörede yaptığı film çekimlerinde sözlü kültürden yararlanmaya çalıştığını, İnat Hikâyeleri adlı ödüllü yapıtını bu kültürün gücü üzerine kurduğunu söyledi.


    ALFRED HEİLBRONN’UN BOTANİK BAHÇESİ


    İlk günün son konuşmacısı olan Prof. Dr. Oğuz Makal, İstanbul Üniversitesi’nin kuruluş yıllarını, Nazi Almanyasından kaçan çok değerli öğretim üyelerine Cumhuriyet yöneticilerinin sağladığı olanakları anlattı. Daha sonra bu öğretim üyelerinden Alfred Heilbronn tarafından kurulan, İstanbul Üniversite yerleşkesi içinde yer alan ve hemen hiç kimsenin varlığını bilmediği Botanik Bahçesi’ni konu alan, Oğuz Makal tarafından yapımı gerçekleştirilmiş bir belgesel izlendi.


    **Dursun Akçam Kültür Günleri Başlıyor..


    *27/06/2017 Tarihli Haber


    HAYDİ AYDINLIĞA / DOSTLUĞA PAYLAŞMAYA DAYANIŞMAYA, BAYRAMLAŞMAYA..


    Ardahanlı yazar Dursun Akçam için geleneksel hale getirilen Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri’nin 13.’sü 30 Haziran 2 Temmuz tarihleri arasında Ardahan’da gerçekleştirilecek. Üç gün boyunca halka açık ve ücretsiz düzenlenecek olan etkinlikler, bu yıl da kültür ve sanatı Ardahanlılarla buluşturacak.


    Ardahan Dursun Akçam Kültür Evi’nde 30 Haziran Cuma günü saat 17.00’de “Sözlü Kültürün Yaşamımızdaki Yeri” başlıklı sempozyumla açılışı yapılacak olan etkinlik kapsamında tiyatro, belgesel sinema gösterimi, açık oturumlar, kır şenliği ve fidan dikimleri yapılacak.


    Etkinliğin ilk gününde yönetmen Reis Çelik “Sözlü Kültürün Sinemamızdaki Yeri” başlıklı bir sunum yapacak. Çelik’in ardından ise Nuray Demirel Söğüt “Ardahan’da Sözlü Kültür ve Kuşaklar Arası İlişkiler” başlıklı bir konuşma yapacak. Birinci günün kapanış etkinliği ise Prof. Dr. Oğuz Makal’ın yönetmenliğini yaptığı “İstanbul’da Bir Gizli Bahçe: Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi”  adlı belgesel sinema gösterimi olacak. Gösterim öncesinde yönetmen Prof. Dr. Oğuz Makal da bir sunum gerçekleştirecek.


    Etkinliğin ikinci günü, saat 11.00’de yapılacak olan “Sözlü Kültürün Edebiyatımızdaki Yeri” başlıklı panelle açılacak. Panelin konuşmacıları Mahmut Temizyürek, Mazlum Vesek ve Alper Akçam. Etkinlik, panelin ardından saat 15.00’te Dursun Akçam Ormanı’nda yapılacak olan Kır Şenliği ile devam edecek. Katılımcılar burada fidan dikimi de gerçekleştirecek. İkinci gün, Alper Akçam’ın yazdığı “Hey Atlılar” adlı tiyatro ile kapanış yapacak. Alper Akçam’ın Çıldır’da anlatılan bir yöresel fıkradan esinlenerek yazdığı oyun, Bir Nefes Tiyatro Topluluğu tarafından sahneye konulacak.


    Kültür Sanat Günleri’nin üçüncü günü iki ayaklı yapılacak açık oturumlarla başlayacak. “Ardahan’ı Okuyanlar Ardahan’ın Yazanlar” başlığıyla sabah saat 10.30’da gerçekleşecek ilk oturumda Kenan Karabağ, Kaan Gündoğdu ve Erdal Çakıcıoğlu konuşmacı olacak. Saat 12.00’de başlayacak “Sözlü Kültürün Eğitimimizdeki Yeri” başlıklı ikinci açık oturumun konuşmacıları ise Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu, Dr. Canan Kaftancıoğlu ve Bünyamin Tetik. Açık oturumların ardından saat 15.00’te Çıldır Gezisi düzenlenecek.  13. Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri, bu gezi sonrası Dursun Akçam Kültür Evi’nde gerçekleşecek olan Şiir ve Söz Akşamı ile sona erecek. Bu son etkinlikte Barış Kocaoğlu, Zehra Cankan ve Ardahan Üniversitesi öğrencileri sahne alacak.


    “BU ÇAĞRIYI DUYUN”


    Bu arada etkinliği 13 yıldır geleneksel olarak düzenleyen Dursun Akçam Kültür Sanat Vakfı, yazılı bir açıklama ile katılım çağrısı yaptı. “Dostluğa, dayanışmaya, paylaşmaya çağırıyoruz” denilen duyuruda şu ifadelere yer verildi:


    “30 Haziran 2017 Cuma günü 13. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri başlıyor.


    13 yıldır kültür ve sanatla birlikte yaşayacağız diyoruz; 13 yıldır ufkumuzu, ömrümüzü kültürle sanatla açacağız diyoruz.


    Dostluğa, dayanışmaya, paylaşmaya çağırıyoruz.


    Herkese söz hakkı, herkese kendisi olarak yaşama olanağı diyoruz… Kendi dilimiz, kendi sesimiz, kendi kültürümüzle herkese kucak açalım diyoruz…


    Tiyatro. sinema, açık oturumlar, kır şenliği, fidan dikimi…


    Ardahan, yalnız dünyanın en uzun diline ve tüm nektarları toplayabilme olanağına sahip Kafkas Arısı’yla, dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüyle, dünyanın en güzel ve en değerli Pinus Silvestris ormanlarıyla, balıyla, kaşarıyla değil, çok sesli, çok renkli, barışçı ve hoşgörülü kültürüyle de ilgi odağı olacak; dostluğun, kardeşliğin, sanatla paylaşmanın ışığını hep yakacak.


    Anadolu’nun çatısındaki bu çağrıya uyun dostlar, kara kotanın derince yardığı kara topraklarda hotaklık yapanlar, tırpan çekenler, düğünlerde papağa at binenler, şimdi ülkenin ve dünyanın dört bir yanına dağılıp hayatı üretmeyi sürdürenler, emeklerini hayata katanlar, bu çağrıyı duyun…


    30 Haziran’da Ardahan’da buluşalım, dostça, kardeşçe kucaklaşalım…


    DURSUN AKÇAM KÜLTÜR VE SANAT VAKFI YÖNETİM KURULU…


    **Akçam gönüllüleri Yakacık’ta toplanıyor..


    18/02/2016 Tarihli Haber


    Edebiyatımızın büyük çınarlarından Dursun Akçam’ın adına kurulu olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın çalışmalarını İstanbul’a yaymayı ve vakfın İstanbul’da bir temsilciğini açmayı hedefleyen yazarın Ardahanlı hemşerileri, Yakacık’ta yapacakları toplantı ile yol haritası belirleyecek. Toplantıya Dursun Akçam’ın oğlu yazar Alper Akçam da katılacak.


    Hemşerileri, Ardahan’ın yetiştirdiği en önemli değerler arasında gösterilen, kitapları ve yaşamıyla Türkiye edebiyatına iz bırakmış büyük yazar Dursun Akçam için harekete geçti. Akçam’ın köylüsü Yılmaz Şentürk’ün öncülüğü ile yola çıkan “Dursun Akçam Gönüllüleri Girişimi”, 11 yıldan bu yana Ardahan’da faaliyet yürüten Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın çalışmalarını İstanbul’a yayarak, yazarın daha geniş kitlelere ulaşmasını ve gelecek kuşaklarca tanınmasını hedefliyor.


    Daha önce Gebze’de bir toplantı yapan gönüllüler girişimi, 28 Şubat’ta Kartal Yakacık’ta daha geniş katılımlı bir toplantı ile yol haritası belirleyecek.


    Dursun Akçam’ın oğlu yazar Alper Akçam’ın da konuşmacı olarak katılacağı toplantıda Ruhi Su Dostlar Korosu üyesi Karabey Aydoğan’da bir müzik dinletisi sunacak.


    ŞİMDİ OMUZ VERME ZAMANI


    Yakacık Kültür Merkezi’nde 13.00 ve 17.00 saatleri arasında gerçekleşecek olan toplantıya katılım çağrısı yapan Akçam’ın köylüleri, “Tüm Ardahanlıları, Ölçek köylülerini, Cılavuz ocağından aydınlanmış Karslı hemşerilerimizi bu imeceye omuz vermeye çağırıyoruz. Ele ele, omuz omuza verirsek, birlikte düşünür, birlikte üretirsek, yırtık çarıklarıyla çıktığı hayat yolculuğunu Almanya’nı Hamburg şehri kıyılarına adını vermeyi başarmış dünya çapında bir yazar ve mücadele insanı olarak tamamlamış bir adı çocuklarımıza örnek bir model gibi yaşatabileceğimize, hayatımıza daha iyi sahip çıkabileceğimize inanıyoruz” ifadelerini kullandılar.


    Toplantıyla ilgili detaylı bilgi 0532 707 45 52 ve 0537 467 12 92 numaralı telefonlardan alınabilir.


    DURSUN AKÇAM’A DAİR


    Yaşamının önemli bir kısmı sürgünler, açığa alınmalar ve türlü baskılarla geçen Dursun Akçam, 12 Eylül sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalır. Hayatının 11 yılı ülkesinde uzakta Almanya Hamburg’da geçer. Burada olduğu gibi oraya da unutulmaz izler bırakır Akçam. Onu unutmayan Hamburglu dostları, Dursun Akçam’ın ismini, 11 yılını geçirdiği Wilhelmsburg’da bir kıyıya verir. Dursun Akçam Kıyısı, Ağustos 2015’te aile yakınlarının da katıldığı bir törenle açılır. Akçam’ın dostu Marco Moreno, açılışın ardından şunları yazar:


    BU ŞENLİK ARKADAŞIMIZ DURSUN’U ÇOK MUTLU EDERDİ…


    Güneşli bir günde Dursun-Akçam-Kıyı yolunda yaklaşık 180 kişi yürüyüş için toplandı. Cemalettin Zeyrek ve Grubu “Kültürlerin Grubu” Doğu Anadolu şarkılarını caz stilinde seslendirdiler. Yürüyüş grubuna Akçam Ailesi, İlçe Belediye Başkanı Grote, Parti Temsilcileri, Kütüphaneden eski iş arkadaşları, tanıdıklar ve sevenleri katıldılar. Dursun Akçam’ın, kültürlerarası çalışmalarından dolayı Hamburg- Wilhemsburg şehrinde bir sokak tabelası ile onurlandırılarak, Perihan, Helin, Dr. Taner Akçam, Yasemin ve Zeynep Ateşman ile birlikte, İlçe Belediye Başkanının tabelayı açma anı, günün doruk noktasını oluşturdu.


    Daha sonra konuşmalar ve müzik programı için Sanatçı Katrin Milan’ın Kültürlerarası Bahçesine gidildi. Yeşiller Partisinden bir politikacı, Belediye Başkanı ve ben Dursun Akçam’ ı onurlandıran konuşmalarımızla Wilhemsburg’ u etkiledik.


    Konuşmaların ilk etkili anı, Zeynep Ateşman’ın dedesi üzerine söylediği sözler oldu. Dedesinin azimli kişiliğini vurgulayarak bir anısını dile getirdi. Dursun Akçam tüm ailenin bir arada olduğu bir sabah, hazırlanmamış kahvaltı masası için evdeki tüm çocukların kahvaltı hazırlanana dek bağırarak şarkı söylemelerini istemişti.


    Konuşmaların ikinci etkili anı, “Güneşim” adlı şarkının Ulrich Kodjo Went, Sedat- Aysel Boyraz ve benim tarafımdan okunması oldu. Şenliğin sonlarına doğru Kültürlerarası Bahçesi tüm katılımcıları, ki bu arada katılımcıların sayıları 300 kişiyi geçmişti, Sedat Aysel Boyraz’ ın müziği eşliğinde yemeğe davet etti.


    Onur Konukları arasında Dursun Akçam ve Akçam Ailesinin arkadaşları, örneğin, İrfan Cüre, Ayhan Taşdemir, Olcay Beiersdörfer, Cero Yağbasan, Dr. Bodo Schüman, Basından gelenler, Milletvekili Freimut Duve ve eski gazeteci arkadaşları vardı.


    Kütüphane Müdürü Joachim Elsner’ in eşi bir ara bana dedi ki: Bu Şenlik arkadaşımız Dursun’un çok hoşuna giderdi. Sonuç olarak belirtmeliyim ki, son derece dokunaklı olan bu kutlama ile gurur duydum. Bu onurlandırma ile yüzlerce Kürt ve Türk çocuğuna, bu sokak ile birazcık da olsa, memleket duygusu verdik. Bunu yaparken her türlü milliyetçiliği dışlayarak, kültürlerarası köprüler kurabileceğimizi de kanıtladık. Teşekkürler Dursun Akçam, teşekkürler Yasemin ve Zeynep Ateşman, Teşekkürler Alper, Cahit, Helin ve Taner Akçam. Yardımlarınız ve güveniniz için…


    MARCO MORENO / HAMBURG / ALMANYA 


    ÖNER YAĞCI’NIN KALEMİNDEN DURSUN AKÇAM:


    KARS’IN KÖYLÜĞÜNDEN CILAVUZ’A, ÖĞRETMENLİĞE, YAZARLIĞA BİR ÇOCUK


    Ardahan’ın Ölçek Köyü’nde 1930’da doğar Dursun Akçam (oğlu, onun doğumunun 1927 olduğunu söyler). İlk öğrenciliği Kuran kurslarında hocaların yanındadır. Dindar, sofudur. Köyde açılan geçici Halk Dershanesi’nde okuma yazma öğrenir. Sınavla Ardahan’da 4. sınıfa yazılır. 5. sınıftan sonra okumayı düşIeyemez bile. Ama Cılavuz’da açılan Köy Enstitüsü’ne köy çocuklarının ”dövlet” tarafından okutulacağı söyIentisi dolaşmaya başlar ve önce düş, sonra gerçek olur orada okumak.


    1945’te girdiği enstitüyü 1950’de bitirir. Önce Kars’ın Oluklu köyünde, bir yıl sonra kendi köyünde olmak üzere Kars yöresinde 1956’ya, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümüne girinceye kadar öğretmenIik yapar. 1958’de Ardahan Ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak atanır ve orada bir yıl kalır, askerliğini yedeksubay öğretmen olarak Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak tamamlar . 1960-63 arasında Kırıkkale Lisesi ve Keskin Ortaokulunda öğretmendir.


    1963’te ” Analar ve Çocuklar” adlı röportajı, Milliyet gazetesinin açtığı ”En Önemli Yurt Gerçekleri” konulu yarışmada ”Ali Naci Karacan Armağanı” kazanır ve ertesi yıl kitap olarak yayımlanır. 1964’te Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) yönetimindedir ve ertesi yıl Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kurucularından biri ve ilk saymanı olur. 1967’de yeniden TÖS yönetimine seçiIir ve Kayseri Kongresi’nde ikinci başkanlığa getirilir. ”Ölü Ekmeği” adlı öykü kitabı 1969’da basılır.


    12 Mart döneminde Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesince tutuklanır ve TÖS davasında yargılanır, 8 yıl 10 ay hapse mahkOm edilirse de Yargıtay sürecinde beraat eder ve bu süre içinde hep açığa alınmış durumda kalır. Daha sonra Ankara Atatürk Lisesi’ne atanır ve oradan İncesu Ortaokuluna sürgün edilir. ”Haley” adlı öyküsü 1975 Antalya Film Şenliği’nde Birincilik Ödülü alır. Sürgünlerle, açığa alınmalarla, resen emekli edilmekle geçen günlerden sonra öğretmenlikten ayrılır.


    1976’da gazeteciliğe başlar ve Cumhuriyet, Milliyet, Akşam, Vatan gazetelerinde yazılar yazar. Demokrat gazetesinin kurucularından ve yöneticilerinden olur; köşe yazılarını, dönemin kitlesel ve devrimci günlük gazetesi olan Demokrat’ta yayımlar ve öykücülüğünü sürdürür. 12 Eylül’de faşistlerin hedeflerindendir. Çünkü O, sözünü esirgemeyen bir yazar, örgütçü ve Demokrat’ın sorumlusudur. Yurtdışına çıkar ve yıllarca sürgün yaşamı sürdürür. 11 yıl ülkesine dönemez. Edebiyatçılar Derneği’nce Onur ÖdüIü’ne değer görülür (2003). 19 Eylül 2003’te, iki aydır tedavi gördüğü akciğer kanserinden ölür.


    Varlık, Yeni Ufuklar, Demet, Köy ve Eğitim, İmece, Pazar Postası, Son Havadis, Dünya, Milliyet, Cumhuriyet, Akşam, Vatan, Yön, Devrim, Türk Dili, Forum, Milliyet Sanat, Yeni Toplum, Demokrat Dergi ve gazetelerinde yazıları ve öyküleri yayımlanan Dursun Akçam’ın kitaplarının yeni basımları ”Arkadaş Yayınevi”nce yapılmaktadır.


    Köylü anaların ve çocukların sorunlarını iki ayrı bölümde aktardığı “Analar ve Çocuklar”(1964; 1963 Karacan Armağanı) ve Doğu Anadolu kırsal kesimi insanlarının sorunlarının ele alındığı röportajlardan oluşan “Doğu’nun Çilesi” (1965) tam anlamıyla bir röportajlar dizisiyken; röportaj havası taşıyan ve 17 öykünün yer aldığı “Maral”daki öyküler (1964), daha önceki röportajların öyküleştirilmiş biçimi gibidir. Bu öykülerde insanın içini sızlatan ve insanı acı acı güldüren yaşam kesitleriyle karşı karşıya geliyoruz. insanın Iokmasını boğazında bırakan acı gerçekler, dayak yemiş duygusu veriyor insana. Araştırma ve inceleme şansı veren röportajla etkileyici olacağını düşündüğü için bu türü seçmiştir.


    “Sanatı toplum hizmetinde bir araç olarak görenIerdendir.” O.


    Sanatının temeli olarak gördüğü dil konusunda şöyle düşünür:


    ”Yazar, genel kuralları içinde Türkçe’nin en güzeIini, en doğrusunu, hakçasını yazan, yapan kişidir. Sözcüklere işlev, içerik kazandırmak, yeni sözcüklerIe dilimizi zenginleştirmek de yazarlık fonksiyonunun bir gereğidir. Gerçek bu olunca yazar, halk dilinde yaşayan canlı, renkli sözcükleri bir kıyıya atamaz… Köy insanını en iyi anlatan onun dilidir.”


    Öykü havasının egemen olmaya başladığı öykülerden oluşan ”Ölü Ekmeği”nden (1969) sonraki, kırsal kesim insanlarının ve köyden göç eden köylülerin sorunlarının araştırıldığı röportaj-öyküler olan ”Taş Çorbası” (1970) ile ”iç göç” olgusuna değinmeye başlayan Akçam; 9 öykünün yer aldığı “Köyden indim Şehire” (1973) ile bu olguyu derinleştirir. Özellikle, kente gidip de oğlunun tutuklu olduğunu öğrenince tüm dünyası yıkılan tipik baba Derviş Dede’den (Akova’dan Irgatları Derviş); kente göçen iki köylü ailesinin geçimsizliğinin işlendiği (Kaz Eti), Yeter Teyze’nin kente uyum sorunlarının ele alındığı (Köyden indim Şehire)(Üç Silahşor Kanunu)(Köyün Enisdosu) öyküleri Dursun Akçam öykücülüğünün özelliklerini taşır. O, “…Köy edebiyatı hikaye ve romanıyla artık kendisini tekrarlamaktan, monotonluğa düşmekten kurtulmalıdır. Kuru saptamalar, duygusal dövünmeler aşılmalıdır.” der ve bu düşüncesini yapıtlarında hayata geçirir.


    Dursun Akçam’ın özgün ürünleri olan röportajları ile bunları öyküleştirdiği yapıtları uzun süre iç içe yolculuk yapmıştır.


    ”Dursun Akçam’ın öykülerini okurken, ağladığınız yerde güler, gülerken ağlarsınız.” diyor, aynı damardan beslenen, aynı gelenekten gelen dostu Fakir Baykurt.


    “Kanlıdere’nin Kurtlan” (1975; 1976 Türk Dil Kurumu Roman Armağanı) romanında, köyün ve köy insanlarının, kasaba ve kentle, kasaba ve kentin çeşitli katmanlardan insanlarıyla, kurumlarıyla ilişkisi anlatııırken toplumsal yapı eleştirel bir gözlemle aktarılır. Susuzluğun kuraklıkla birlikte daha da yoksullaştırdığı, aç bıraktığı Çeşmir Köyü’nde köyün ağası Bekir’le ilçedeki parti başkanı Feramuz ve ildeki Milletvekili Haşim Beyin işbirlikleri sonucu oluşan katmerli bir sömürü vardır. 1950’Ii yıllardır. Bu üçlü; satın aldıkları ve kullandıkları kimi kişilerin, bir eşkıya tetikçi Altındiş Kör Haydar, bir veteriner (Hüsamettin) ve gazetecinin (Bozkurt) yardımıyla din sömürüsü yaparak köylülere amansız baskı kurmakta, onları sömürmekte, ezmektedir. Şarbon hastalığı yayarak köylünün hayvanlarının ölmelerine yol açarlar. Ta Osmanlı döneminden başlayarak köylülerin başına bela ağalığın Cumhuriyet kurulduktan sonra da devam ettiğini; inönü döneminde köye okul açıldığı, o dönemde öğretmen Resul’ün öldürüldüğü, sonra DP döneminde de ağalığın baskı ve zulmünün sürdüğü çeşitli olaylarla ve geri dönüşlerle anlatılır romanda. Kentte işçilik yapıp konuşmayı ve yasaları öğrenmiş olan Koca Mürsel’in oğlu Merdan’ın gelişiyle bir şeyler değişmeye başlatır. Köylüler artık yağmur duasına çıkmazlar, derenin önündeki ağanın kurduğu bendi yıktılar mıydı tarlalara su gelmeye başlayacaktır. Ağa’nın adamlarıysa köylüleri döver , jandarmaya tutuklatır. Ama köylülerin gözü açılmıştlr artık. Doğanın acımasızlığına eklenen egemen güçlerin temsilcilerinin baskılarıyla dayanılmaz hale gelen yaşamda uç veren soylu bir direnişini destansı romanıdır Kanlıdere’nin Kurtları.


    Günce, anı ve gezi notlarından oluşan “Altta KaIanlar” (197 4) ile faşist saldırılarda ezilen insanları anlattığı söyleşilerden oluşan “Kan Çiçekleri” (1977) Akçam’ın 12 Eylül öncesi yayımladığı kitaplardandır.


    12 Eylül ertesindeki dönemde Almanya’da basılan “Alaman Ocağı”“Dağların Sultanı”ve “Öğretmeni Kim Öptü?” adlı kitaplarında, Almanya’daki çeşitli uluslardan siyasal göçmenleri gülmeceyle anlatır. Almanya’dan kara gülmece öyküleri denilebilir bunlara. Baskıcı düzenlerden kaçıp Almanya’ya iltica etmiş olan çeşitli uluslardan ve kültürlerden gelen insanların ironik anlatımıdır bu öykülerde okuduğumuz.


    Dizi öykülerle bir gülmece romanı bütünlüğü gösteren ”Generaller Birleşin” (Alan Yayıncılık, 1988), “Almanya’nın Hababam Sınıfı” altbaşlığıyla yayınlanır ve kitap Rıfat Ilgaz’a adanmıştır. Kitabın başına koyduğu “Kısa Açıklama”da şunları söyler Dursun Akçam:


    ”Güldürü diyoruz ama okuyanları gerçekten güldürebilecek miyiz? Güldürü sanatı ayrı bir ustalık isteyen zor bir zanaat. Öyleyse neden soyundun bu işe diyenler olabilir? Zorunluluktan kısacası. Daha önce iki dilde (Almanca-Türkçe) yayınladığım Alaman Ocağı adlı kitabın Türkiye’ye sokulması yasaklandı. Yine F. Almanya’da baskısı yapılan bir başkasının da baş kişisi bir Kürt olduğundan ulusal sınırlarımız içinde yayımlanması sakıncalı görülmüştü. Eh ne yapaIım, bu kez de böyle bir yolu, yasaksız, sakıncasız bir yolu denemek istedik. Biraz da akıllandık galiba! Kusurumuz hoşgörüle.”


    Kitapta, politik nedenlerle Almanya’da yaşamak zorunda olan yabancılar için sekiz aylık Almanca dil kurslarından bir kesit anlatılır. Bu kurslara katılanlara Alman İş ve İşçi Bulma Kurumu (Arbeitsamt) her ay bir ücret ödemektedir. Ama kursların amacı yabancılara Almancayı öğretmekten çok başbelası yabancıları bir süre bir yerde oyalamaktır. Günde beş saati bulan derslerin nasıl doldurulacağı da sorundur elbette. Ve bu kurslarda çeşitli ülkelerden gelen çeşitli yaş ve mesleklerden, çeşitli ideolojilerden insanların birbirleriyle okul yöneticileri ve öğretmenleriyle ilişkilerinde bin bir gülünçlükler, ilginçlikler yaşanmaktadır. Kitaptaki bir roman bütünlüğünde anlatılan 15 dizi öykü böyle bir kursta geçen olayları hicvetmektedir. Akçam’ın ”hafif çitlekler” dediği bu öyküler de gerçekten de bir Hababam Sınıfı ile karşılaşırız. Tanışma işle başlayan Dişi Jokey’le süren öyküler olağanüstü ince alayla dolu olan Generaller Birleşin adlı bölümde olduğu gibi dünyada ve ülkemizde yaşanan olaylarla bütünleşerek sürer gider. Bir toplumsal taşlama da diyebiliriz bu öyküler bütününe.


    12 öykünün yer aldığı “Sevdam Ürktü”de (Simavi Yayınları, 1992) Akçam, her biri için gurbet ve sürgün olan Almanya’da yaşayan Türk ve başka birçok ulustan göçmenlerin birbirleriyle ilişkilerini, inançlar, dilIer, siyasetler, ideolojiler ve kültürler arası çatışmaları alaycı biçemle gülmece öyküleri olarak aktarıyor. PoIitik göçmenlerden entellik taslayanlara, uyumsuzluk ve hiçlikle yaşama boşvermiş gençkızlarla delikanlılara uzanarak yaşanan insanlık dramından çizdiği tipIerle toplumun her kesimine göz atıyor. Yabancılaşmayla ve kültür bombardımanıyla karşı karşıya gelen insanların yaşadıkları sıkıntıları, düştükleri sevgi açlığını, bunalımları anlatıyor. Farklı kültür ve yaşam biçimi anlayışlarıyla süren cinsler arası ilişkilerdeki çarpıklıkları ve yoğun sevgi arayışını gülünç öğelerle zenginleştirerek sunuyor.


    “Haley” (Seçilmiş Öyküler, Arkadaş Yayınevi, 2002), Akçam’ın seçilmiş öykülerinden oluşuyor. Adını Antalya Film Festivali’nde Birincilik Ödülü alan öyküden alan bu kitaptaki öyküler, onun gülerken düşündüren ve köyden kente göç olayının insanlar üzerindeki etkilerini işlediğr öyküleridir. ”Ucu Ucuna Yaşam”da (Arkadaş Yayınevi, 2002) Türkiye’ye dönüşünde Almanya yıllarını yazan Akçam, 12 Eylül dönemi Türkiyesini yurtiçinde ve yurtdışında yaşayanları anlatır. Almanya’daki politik göçmenler, onların ülkede kalan aileleriyle ilişkileri, olağanüstü değişimlerin yaşandığı dünyada ve Türkiye’de başgösteren yeni çelişkiler, yeni ilişkiler, yeni düş kırık!ıkları arasında elbette güzellikler de fışıkıracaktır. Fışkıran bu güzelliklerden biri de büyüyen bir aşktır…


    ”Kafdağı’nın Ardı” (Arkadaş Yayınevi, 2002): Sade, çarpıcı ve ustalıklı bir destan roman; dahası özyaşamöyküsel içtenlikli bir anlatı. Simurg söylencesinden yola çıkarak Kaf Dağı ile Kafkas Dağları arasında bir özdeşlik kuran Akçam’a göre, çaresizliğe yazgılı çocuk aradığı ışığa ulaşmak için birçok engeli aşmak zorundadır. Kafdağı’nın ardında doğanın hırçınlığı ve acımasızlığı ile birtakım insanların zalimliği ve baskısı altında olan insanların yazgısıdır sanki yoksulluk, açlık, çaresizlik içinde yaşamak. Bu insanların içinde, bu acımasız koşullardan kurtulmak için didinip duran bir köylü çocuğu vardır. Didinir, çabalar, çaresizliğe düştüğü çokça an olur ama sonunda aradığı ışığa ulaşır. O ışık Cılavuz Köy Enstitüsü’nün ışığıdır ve çocuğun kurtuluşu olacaktır Cılavuz.


    Oğlu Alper Akçam şöyle diyor roman için:


    ”Kafdağı’nın Ardı, onun son ve yaşam felsefesini çocuksu bir gözle anlattığı başyapıtıdır diyebiliriz. Yazın yaşamının en olgunluğa ermiş anında çocukluğuna dönüp memleketini, kendini, birlikte yaşadığı insanları bir kez daha sorgulamış, hayatla bir son el daha oynamıştır .”


    Bireyci, bunalımcı, soyut değildir onun tüm öyküleri, romanları; toplumsalcı, iyimser ve somuttur. Alaycılık, gülmece, kara gülmece öğelerinin yoğun olduğu görülür tüm yazdıklarında. Anadolu aydınlanmasının simge adlarından biridir o; kaygılı, öfkeli, isyankar, boyun eğmeyen, küskün, çığlıklar atan bir çocuk…


    Aydınlığı sonsuzluğa aksın Dursun Akçam’ın.



    zombilerden haberiniz var mı?


    Başkan Erdoğan’ın bile yolda geçerken gördüğünü ve dikkat çektiği zombilerin sayısının bir hayli arttığı ülkenin Ardahan’da da esrar ve uyuşturucunun elden ele dolaştığı iddialarını duyan yetkili yada etkili kimse var mı bilmem ama bende Başkan Erdoğan gibi bugünlerde bir çok zombi gördüm desem inanın..

    Evet ülkede genelinde sayıları bir hayli artan ve artık her arada, her sokakta, her caddede ve tv kanallarında görülmeye başlayan zombiler Ardahan’da da dolaşıyor..

    İki gümrük kapısının olduğu ama ithalat, ihraaat yapılmaktansa kumar ve eğlenmek için sınırların geçildiği Ardahan’da da zombi var..

    İşsiz olan gençleri zombileştiren, Aileleri huzursuzlaştıran bu durumun önüne neden geçilmediği ve bu gençleri zombileştren esrar ve uyuşturucunun nasıl olupta Ardahan’a kadar getirildiğini düşünürken camilerde Kur’an kurslarına katılan çocuklara trafik dersi bile bu önemli konuda neden ciddi bir çalışmayı da göremiyoruz..

  • Havuz Medyası Görmek istemese de Atatürk Yerel ve Ulusal da Manşet

    Ardahan’ın Damal ilçesinde, her yıl Haziran sonu ile Temmuz ayı döneminde Karadağlar’ın eteğine yanındaki tepenin gölgesinin düşmesiyle oluşan Atatürk silueti, bu doğa olayının gözlemlenmesi için düzenlenen şenlik bu yılda büyük ilgi gördü. 


    Damal Karadağlar eteklerinde her yıl temmuz ayında saat 17.50-18.10 arasında Atatürk siluetinin görülmesi dolayısıyla düzenlenen “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri”nin 20’ncisi, bu yıl 11 Temmuz’da yapılırken bu doğa üstü manzara havuz medyası olarak tabir edilen gazete ve tv’lerce görülmek istenmese de yerel ve ulusal bir çok gazete ve televizyon yaşanan bu olağanüstü durumu manşetlerine taşıdı.


    Ülke yöneticilerinin dünyanın 8. Harikası olarak kabul görüp, gerektiği ilgi ve tanıtımı yapması halinde bölgenin tanıtımına ve turizmine büyük katkı sunacak olan bir doğaüstü görünüm bu yılda net bir şekilde görünürken, başta iktidara yakın medya ve basının olmak üzere ilgililerin duyarsızlığı bunun önüne geçmekte.

    Ancak tüm görmezliklere karşın adeta inadına Karadağ’a yansıyan Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Atatürk’ün siluetine geçen yıllara nazaran bu yılda büyük ilgi vardı.

    Vatandaşların akın ettiği Karadağ’ı seyir tepesinin tıka basa dolduğu bu yılki şenliklerde olağanüstüydü.         Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com


    **VALİ BİLMEZ, ARDAHAN-KARS KAŞARINDA COĞRAFİ İŞARETİN KULLANIMI İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDI


    Vali Mehmet Emin Bilmez, Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen, “Ardahan-Kars Kaşarında Coğrafi İşaretin Kullanımı İstişare” toplantısına katıldı.


    Toplantıda Ardahan ve Kars’ta üretilen kaşarın tanınırlığının arttırılması ve yeni pazarlara ulaştırılması için nelerin yapılabileceği konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.

     


    Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mithat Şahin tarafından, kaşar peyniri üreticilileri ve katılımcılara, Ardahan-Kars kaşarının özellikleri, üretim aşamaları ve daha fazla tanınır hale getirilmesi noktasında yapılması gerekenler hakkında sunum eşliğinde bilgilendirmeler yapıldı.


    **Vali Atatük’e Hayran Kaldı!


    *11/07/2017 Tarihli Haber


    Dün yapılan ve büyük bir ilgi gören Damal Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde adlı şenliğe katılan Ardahan’ın yeni valisi dünyada eşi benzeri olmayan doğa olayı karşısında hayranlığını gizleyemedi.

    Ardahan Valiliğine başlar başlamaz tüm kenti dolaşan ve ayrım yapmaksızın etkinlikler tam destek veren Vali Emin Bilmez Damal’da yaptığı konuşmada birlik, beraberlik mesajı verdi.


    Vali Mehmet Emin Bilmez, Damal ilçesinde bu yıl 21’ncisi düzenlenen “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Festivali”ne katıldı.

    Vali Bilmez, kendisini festival alanında karşılayan ilçe protokolü ve Damal halkıyla selamlaştıktan sonra, festival alanına geçerek etkinliklerini izledi.

    Vali Bilmez, birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları vererek başladığı konuşmasında, festival ve şenliklerin kaynaşmaya vesile olduğunu söyledi.

    Ardahan’ın en güzel zamanında göreve başlamanın sevincini yaşadığını aktaran Vali Bilmez, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenliği”mize hoş geldiniz. Çok güzel bir zamanda Ardahan’da göreve başladım. Hem doğal güzelliğin en iyi olduğu bir mevsimde, hem de şenliklerin festivallerin başlangıcında görevime başladım. Bu da benim açımdan, Ardahan ile Ardahanlılar ile bütünleşmek açısından büyük bir fırsat oldu. Bir hafta önce Canibeğ yaylasında vatandaşlarımızla birlikte yayla şenliğimizi yaptık. Üç gün önce Göle yaylasında binlerce vatandaşımızla birlikte Kaşar festivalini düzenledik. Bugün de Damalımız da, Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenliği için sevgili dostlar, sevgili canlarla bir araya gelmiş bulunuyoruz.


    Bu bölge insanı, tarih boyunca, bütün farklılıklarıyla kardeşçe, barış içinde, birlik içinde, ülkesiyle bir bütünlük içerisinde yaşamıştır. Bu özelliği, savaş ve esaret döneminde de hiç bitmemiştir. Allah’ın izniyle hiçbir güç birliğimizi, beraberliğimizi, bütünlüğümüzü bozamayacaktır, bozmaya da gücü yetmeyecektir. Buna ne milletimiz, ne devletimiz asla müsaade etmeyecektir. İnsanımızın sahip olduğu değerlerin tümü bizim ortak değerlerimizdir. Bu ülkede Cami de değerimizdir, Cem Evi’de değerimizdir. Onun için biz bütün insanlarımızın farklılıklarını zenginlik olarak kabul ediyor, hepsine saygı gösteriyoruz, hepsini yaşatmamız gerektiğine inanıyoruz. Tek şey, ülkemizin birliğini, bütünlüğünü, ülkemizin bağımsızlığına, ülkemizin cumhuriyetine, Atatürk ilke ve değerlerine kastedilen davranışlara müsaade etmeyeceğiz. Bu festivalin temel amacı, gurbette yaşayan insanlarımızla, sılada yaşayan insanlarımızı buluşturmak, kaynaştırmak, ilimizin sahip olduğu tarihi, doğal güzellikleri tüm insanlarla paylaşmak, bölge insanımızın ürettiği doğal ürünlerin Türkiye’de tanınması, pazarlanmasına katkı sunmaktır.  İnşallah hep birlikte ele el vereceğiz, birlikte olacağız ve bu güzel kadim serhat şehri daha iyi temsil etmeye, hak ettiği yere getirmeye çalışacağız.

    Sınırda olmanın hep mağduriyetini yaşamış Ardahan, inşallah bundan sonra sınır kenti olmanın faydalarını görecektir. Bu festivalin düzenlenmesine sebep olan, Atatürk’ün siluetini ilk gören Adıgüzel Kırmızıgül’ü rahmetle anıyorum. Bu güzelliğin fotoğrafını çekerek, dünya kamuoyuna mal eden gazeteci Erdoğan Kumru’ya da teşekkür ediyorum. Festivalimizin, birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize vesile olmasını temenni ediyorum.”

     

    **Silueti izledi

     

    Vali Mehmet emin Bilmez, şenlik kapsamında, Karadağ sırtına düşen Atatürk silüetini izlemek için Yukarıgündeş köyüne giderek,  çok sayıda vatandaşla birlikte Karadağ sırtında beliren ve yaklaşık 20 dakika boyunca görülebilen silüeti izledi. Vali Bilmez, silüeti çok beğendiğini ve Damal için, Ardahan için çok özel bir görüntü olduğunu ifade etti.


    **DAMAL’A FİTNİSLİ SALON!


    *05/11/2017 Tarihli Haber


    Ardahan’ın yanı sıra Türkye’nin en yoksul ilçelerinden olan Damal’a Olimpik Havuzlu, Hamam, Sauanalı ve Fitnis Salonlu Gençlik Merkezi yapılıyor.


    DAP’a sunulan proje ile yapımına başlanan ve inşaatına devam edilen Gençlik Merkezini ziyaret eden AK Parti Damal İlçe Başkanı Nevriye Derdiyok çalışmalar hakkında bilgi aldı.


    Konu hakkında bir açıklama yapan Ardahan’ın ve bölgenin  tek kadın AK Parti İlçe Başkanı Derdiyok, ‘Damal’da olimpik havuzlu, kütüphaneli, hamam-savunalı, yemekhane, dinlenme odaları, fitnıs salonu ve daha sayamadığım birçok şeyin bulunduğu Damal Gençlik Merkezi yapımı devam etmektedir.Şimdiden emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.’ dedi. 


    **ARDA/FED’ BİR KATILIM DAHA..


    Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Genel Başkanlığına gelmesinden sonra hareketli günler yaşayan ve üye olan dernek sayısının her geçen gün arttığı Ardahan Dernekler Federasyonuna bir dernek daha katıldı.


    İstanbul Esenyurt’ta bulunan Göle İlçe Derneğinde gerçekleşen kongresini yapan Ardahan İli Göle İlçesi Dereyolu (Salut) Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği de ARDA/FED’e katılma kararı aldı.


    ARDA/FED Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Divan Başkanlığını yaptığı, İstanbul Ardahan İl Derneği Yener Bayrakçı’nın Katip Üyeliğini üstlendiği kongrede divana tek liste sunan Orhan Tekirtaş Salut Köyü dernek başkanlığına seçildi.


    Derneğin kurucu başkanı Ramazan Tekintaş’ın aday olmaması üzerine tek liste ile gidilen seçimde Orhan Tekirtaş Ardahan İli Göle İlçesi Dereyolu (Salut) Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği başkanlığına, Özkan Koç, Turgay Bayraktar, Tekin Aslan, Burak Aslan, Murat Karaca ve Göksel Çam yönetime seçildiler. 




    **CHP Türkleri ve Kürtleri Bir Arada Tutmalı..


    Merkez İlçe Başkanını istifaya zorladıktan sonra yerine getirdiği Eczacının kalfası aracılığıyla Merkez İlçe Başkanı gibi görevden aldırmak istediğin İl başkanından habersiz kendisini davul-zurna ile karşılaştıran vekili bulunan CHP’nin Adalet yürüyüşü ardından nasıl bir adım atacağı beklene dursun benim CHP’ye bir yıl önce önerdiğim fikri buradan bir kez daha yenilemek isterim..

    Çünkü geçen yıl evimizde misafir ettiğimiz CHP’li Altıok ile yaptığım sohbeti bana hatırlatan facebook sayfamda paylaştığım fotoğrafta CHP’liler ile konuşma ortamı yakalandığında ortaya attığınız fikirlerin az çokta olsa kabul görüp, uygulamaya konulduğunu görüyordum.

    Çünkü evimizde kahvaltıda buluştuğumuz CHP’nin ik vekili ile mecliste çözümsüzlük başladığında halka yani sine-i millete dönmenin faydalarını da uzun uzun konuşmuş, tartışmış olduğumuzu hatırlıyordum.

    Evet bir önceki sohbetimizde muhalefetin iktidar karşısında yapacaklarını konuştuğumuzu bana hatırlatan o sohbette birde CHP’nin HDP’ye yönelen Kürt seçmenle barışması gerektiğini de konuşmuş, tartışmıştık.. 

    Ve bunun sağlanması halinde HDP’nin yanına alamadığı Kürt seçmenin 15 yıldır oy verdiği AK Parti’nin önü kesilmezse de yapılacak il seçimde CHP’ile koalisyon masasına oturmak zorunda kalacağını da tartıştığımız o toplantıda ki gibi ARDAFED Başkanı olarak geçen aylarda aynı masada oturduğum CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilede konuşmuş, kendisine sunduğum dosyada da bu durumu yazılı olarakta sunmuştum.

    Yani Adalet yürüyüşü boyunca ve bu yürüyüşün son erdiği Maltepe meydanında CHP’ye tam destek veren Kürtleri CHP’nin yanına çekmek ve onları 2019 seçimleri öncesine kadar ikna etmesi gerektiğine inandığım CHP’nin başta Ardahan’da olmak üzere yurt genelinde son sürat bu yönde bir politikayı hayata geçirmesi hem CHP için hem de ülkenin demokrasisine büyük hayı ve fayda getireceği görünen köy kılavuz istemez misali ap açık ortadadır.

    Bunu da Ardahan’da olacağı gibi doğu ve tüm güneydoğu da hatta İstanbul’da HDP seçmeninin okeyleyeceği isimleri aday göstermesi, Kürt seçmeni onura edecek simaları yanına alarak, yer vererek, hatta aday ederek ortaya koymalıdır..

    Bunun yapılması halinde AKP’ye giden %20’lik bir oyun HDP’den gelecek olan %20 oy ile buluşup, devletin, belediyelerin, sokaklara kurulan çadırlarda demokrasi arayanlar değil, bu ülkenin geleceğini düşünen samimi Türklerle bir araya gelinecek sol birliktelikle iktidara da talip olacağını da yabana atmamak gerekir..

    Bu iyi niyetli önerimiz ve fikrimiz 2019 öncesi kabul görür, hayata geçirilir mi bilmem ama sonucu hala tartışılan Anayasa değişiminde ki Hayır Bloku gibi Adalet yürüyüşü de bu duruma işaret ettiği de CHP’lilerin göz ardı etmediğini düşünüyorum.

  • TÜRKKEP'in yeni Genel Müdürü Ardahanlı Oldu

    Türkiye’nin KEP Hizmet Sağlayıcısı TÜRKKEP, ekibine yeni isimleri dahil etmeye devam ediyor. Teknoloji sektörünün tanınan ismi, Levent Karadağ, 190’ın üzerindeki bayisi ile 2008 yılından bu yana hizmet veren TÜRKKEP’in yeni genel müdür yardımcısı olarak göreve başladı.**Ardahanlı Siyasilerin Yüzü Ağ Olsun!


    25/08/2015 Tarihli Haber


    HAMBURG’DA DURSUN AKÇAM KIYISI AÇILIYOR!


    SELAM OLSUN HAMBURG’A, MARCO’YA, TÜM İNSANLIK DOSTLARINA…



    Duyun dostlar; içimizin kan ağladığı bu kötü günlerde, insanlık dayanışmasının, hümanizmanın yüreğinin ortasına yolculuk var. Hamburg’da Dursun Akçam Kıyısı 29 Ağustos 2015 Cumartesi günü açılıyor.


    Masallar, efsaneler ülkesinden, Kaf Dağlarının ardından çarıklı ayaklarıyla yola çıkmıştı Dursun… 13 doğum yapmış, bunların yedisini yaşatamamış, kışın diz boyu karında ayazında Kür vadisi boyunca düşmandan yalın ayak kaçarken iki yaşındaki Espender’ini sırtındaki hurçta taşımış analar anası Kürt kızı Seyhat’la ömrü savaşların ortasındaki bir coğrafyada geçmiş köyünün cesur yürekli delisi Ahıskalı Eyüp’ün oğluydu Dursun…

    Yazgısıyla kavga için gelmişti dünyaya… Köyde millet mektebinde okuma yazma öğrenmiş, köylülerine “Kerem ile Aslı”yı, “Hayber Kalesi”ni, “Hazreti Ali’nin Cenkleri”ni okumuştu. Cılavuz Köy Enstitüsü’ne girebilmek için bir ilkokul diplomasına gereksinimi vardı. Ölçek köyünden Ardahan 23 Şubat İlkokulu’na kadar 14 km yolu yırtık çarıklarıyla yürümüş, üç kez dilenci yerine konularak okul bahçesinden kovalanmıştı. Sonunda Cumhuriyet aydınlanmasının öğretmenlerine kendini duyurmayı başarmış, Türkiye coğrafyasındaki tüm kavruk köylü çocuklarının babası olma yoluna yaşamını adamış İsmail Hakkı Tonguç’un, Baba Tonguç’un da katkısı ile enstitüyü bitirip öğretmen olmuş, arkasından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü tamamlamış, Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu, Türkiye Öğretmenler Sendikası yöneticilikleri ile öğretmen mücadelesine ve yazın dünyasına da adım atmıştı. 1962 yılında görevli olduğu Kırıkkale’den birlikte geldiği öğretmen arkadaşları ile Anıtkabir’e doğru ilk öğretmen yürüyüşünü gerçekleştirmişti. Analar ve Çocuklar ile başlayan yazın serüveni Ölü Ekmeği, Maral, Taş Çorbası, Haley, Altta Kalanlar, Kanlıderenin Kurtları, Kan Çiçekleri ile sürüp gitmişti. 

    12 Mart 1971 faşizminde bir yıl tutuklu kalmış, görevinden alınmış, gece yarısı ev baskınları, didik didik aranmalar, izlenmeler, kovuşturmalara uğramıştı. 12 Eylül faşizminin kanlı ellerinden kurtulabilmek için Almanya’ya sığındı Akçam; orada yazın çalışmalarını sürdürdü ve yüreği güzel dostlar edindi. Bir yandan da arka arkaya yapıtlar kazandırdı Türkçe’nin edebiyat kavgasına. Öğretmeni Kim Öptü, Ucu Ucuna Yaşam, Dağların Sultanı, Sevdam Ürktü… Yapıtlarının kapanışını ancak on bir yıl sonra dönebildiği Türkiye’de Kafdağı’nın Ardı ile yaptı. 

    Dursun Akçam 19 Eylül 2003 günü aramızdan ayrıldı… Ölüm her insan gibi onun için de kaçınılmazdı… Ancak ölümün karanlık yüzünün ulaşamadığı Anadolu yayla rüzgârlarından, Ardahan’daki Dursun Akçam Kültürevi’nden Hamburg’da bir aydınlık kıyıya, özgürlüğün ve mücadeleci insanlığın adı olarak yaşıyor bugün Dursun Akçam…

    Hamburg’da Dursun Akçam adının ve anısının yaşatılması için tüm yeryüzüne örnek bir uğraş veren Marco Moreno’ya ve onun dostlarına yürek dolusu sevgi minnet; yalnız Dursun Akçam’ın büyük oğlu olarak değil; tüm iyi, güzel, dirençli duygular adına… 

    29 Ağustos 2015 günü saat 16.00’da Sanitas Park (Anglerstek)’dan başlayan bir yürüyüş ve yaklaşık saat 17.00’den itibaren Dursun-Akçam-Ufer’in güney kısmında bulunan Heilgarten/Interkultureller Garten’da düzenlenecek eğlence ile kıyı açılışı gerçekleştirilecekmiş… Müzik dinletisinde Cemalettin Zeyrek ve Grubu, Sedat ve Aysel Atasoy Boyraz, Ulrich Kodjo Wendt ve Marco Moreno yer alacakmış. 

    Keşke tüm Dursun Akçam dostları orada olabilseydi. Keşke, insanlık onurunu dirençle yaşatmayı başarmış tüm duygular yıldız olup yağsaydı o kıyıya… 

    Ardahan’ın bin iki yüz kır çiçeği kokulu balından, Ulgar dağının geçit vermez boranından karından, bahtı kara Ankara’nın taşından, gözyaşından selam çelenkleri olsun sana Marco… Sen ve senin gibiler oldukça Dursun Akçam da, insanlık adına mücadele etmiş hiçbir ad da ölmeyecek, unutulmayacaktır. Sizler, tarihin aydınlık sayfalarında yaşayacak, çıkar ve iktidar için insanlığı savaş, nefret, kin, işkence batağına sürükleyen, din istismarına dayalı politikalarla dünyayı Ortaçağ karanlığına götüren, özgürlükleri yok eden insan müsveddelerinin üstünde birer güneş gibi ışımayı sürdüreceksiniz.  

    En içten sevgi ve selamlarımla…


    Alper Akçam


    Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı


    **Ardahan Belediye Başkanı Çağrı Yapmalı..


    Kendisinin de bizim kadar KAI denen sözde kurumlardan rahatsız olduğunu bildiğimiz Ardahan Belediye Başkanına buradan bir çağrı davetimiz var..

    Aslına bu çağrımız, Ardahan’ın Kars’ın gölgesinde kurtulma çabası içinde olan herkesedir..

    Çünkü çok iyi biliyoruz ki; bizim kadar Ardahan Belediye Başkanı da, Ardahan’da ki stk’lar da, resmi kurum yöneticileri de Ardahan’ın tek başına bir vilayet olduğunu ve ülkenin 5 ilçesi 234 köyü, Üniversitesi, Yüksek Okulları, Kafkasya’ya açılan iki gümrük kapısı, yerel gazeteleri, güzel doğası, sınır, serhat kenti olduğunu tüm ülkeye, hatta dünyaya anlatma çabasındadır..

    Ancak bu çabaların birilerinin gerek siyasi, gerek ise rantsal olarak kullanmaktan öteye götürmediği KAI denen sözde oluşumların gölgesinde bir türlü kurtulamadığıdır.. 

    Bu nedenle; Buradan tüm Ardahanlılara yönelik yaptığımız bu çağrıyı önce Ardahan Belediye Başkanına, sonrada tüm Ardahanlılara tekrarlıyoruz.. Gelin Ardahan’ı KAI gölgesinden kurtaralım.. 


  • Özgürlüğe kavuştular

    Bölgenin birinci gelir kaynağı olan büyük baş hayvancılığın yapıldığı Ardahan’da altı aya yakındır içeride tutulan hayvanlar karların erimesiyle birlikte yeniden yeşeren meralara bırakılmaya başlandı.


    Göz alabildiğince düz ve yeşil ovalara sahip Ardahan’ın meralarında özgürce dolaşıp, aylardır yemedikleri taze yeşillikleri tüketmeye başlayan hayvanlar aylardır içeride tutulmanın stresini de yeniden kavuştukları meralarda üzeilerinde atmaya başladırlar.


    Genç Çiftçi 2017 Hibe Başvurusu Nasıl Yapılır?

    Genç Çiftçi 30 veya 50 Bin Lira Hibe 2017 Başvurusu yapmak için gerekli şartları taşıyan kısaca okur yazan olan, örgün eğitime devam  etmeyen, esnaf olmayan ve çalışmayan kırsal alanda ikamet eden 18-40 yaş aralığında tarımsal faaliyet gösteren veya göstermek isteyen kişiler 2016 yılında verilen 30 bin hibe desteğinin aynısı olarak 2017 yılında yeniden verilecek şişli escort hibe desteğine başvuruda bulunabilir. Bunun için mutlaka yatırım yapacağı alan için tarım veya hayvancılık alanlarında yapacağı yatırımlar için proje oluşturmalı ve bu projeyi de Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylatmalıdır. Bir kereye mahsus olmak üzere yararlanabileceği Genç Çiftçi 30 veya 50 Bin Lira Hibe desteğini almak isteyen çiftçiler ayrıca ÇKS‘ ye kayıt olmalı ve başvurularını 2016 yılında yapılan genccçifti ekranından yapmalıdır.

    Genç Çiftçi 30 veya 50 Bin Lira Hibe Desteği Hangi Yatırımlarda Verilecek?

    Genç çiftçi başvurusunda bulunabilmek için 3 ana başlık olan bitkisel üretim, hayvansal üretim ve tıbbi aromatik bitki üretim konularında yatırım için proje oluşturmalıdır.

    Hayvansal üretim konularında Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık projelerini, Arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği projelerini, Kanatlı organik ve salma tavukçuluk ve ipekböceği yetiştiriciliği projelerinde hibe desteği verilecek.

    Bitkisel üretime yönelik olarak ise; Kapama meyve bahçesi tesisi projelerini, Fide, fidan, iç ve dış mekan süs bitkisi yetiştiriciliği projelerini, Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği projelerini, Kültür mantarı üretimi projelerine yönelik yatırımlar için hibe desteği verilecek.

    Yine yöresel ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik hibe destekleri, Coğrafi işaretli, yerli gen kaynaklarını kullanarak, organik veya iyi tarım uygulamalı bitkisel ve hayvansal üretim konulu projeleri, Coğrafi işareti olan gıdaların üretimi konulu projelerini kapsıyor. İstenen şartları sağlayan ve projeleri Bakanlık tarafından kabul edilen genç çiftçilere bu projeler için hibe desteği verilecektir.


    **KAISİAD VE KARAPAPAKLAR KAI’YE TESLİM!


    **26/05/2016 Tarhli Haber


    Ardahanlıların ret ettiği, logosunda bile Ardahan ve Iğdır’ın olmadığı KAI denen oluşumlar tek tek çökmeye devam ediyor.


    Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından başlatılan ve Ardahanlının Ardahan Derneklerinde olması istenen çağrılar üzerine Ardahanlıların Ardahan, Karslıların Kars, Iğdırlıların ise Iğdır derneklerini kurmaya başlaması mevcut içi boş KAI oluşumlarını gün geçtikçe zora sokmaya başladı.


    **İÇLERİ BOŞALINCA BİR ARAYA GELME KARARI ALDIRLAR..


    Başta yıllardır bölgeye ve bölge insanına bir katkısı olmamakla eleştirilen ve içinde ve de logosunda Iğdırlının yanı sıra Ardahanlının olmadığı Kars-Ardahan-Iğdır Vakfı olmak üzere topluma üstten bakan yönetim anlayışı ile bölgeyi bilmeyen, tanımayan ama, ‘bana başkan desinler’ diyen yöneticilerle ayakta mecidiyeköy escort kalmaya çalışan KAI’lerin gün geçtikçe kan kaybı yaşaması mevcut KAI’lileri yeni bir yola sevk etti.


    ARDA/FED’in ret edip, Ardahanlıların Ardahan adlı oluşumlarda bir araya gelşmesini ilan ettiğinden bugüne kadar gün geçtikçe içi boşalan ve birkaç kişi tarafından ancak ayakta tutulabilen KAI Vakfı diğer KAI oluşumları ile bir araya gelerek, kendilerine katılmalarını istedikleri, bunların başında gelen ise KASIAD ve Karapapaklar adlı oluşumlar geldiği öğrenildi.


    **KAISİAD KAPANIYOR MU?..


    Önümüzdeki günler de bir araya gelecekleri öğrenilen ve kapatılarak, logosunda bile Ardahan ve Iğdır’ın  olmadığı KAI Vakfına katılacakları ileri sürülen KAISİAD ve Karapapaklar adlı oluşumların yöneticilerinin de KAI Vakfının yönetimine katılacakları ileri sürüldü.


    **ARDA/FED NE DEMİŞTİ?..


    Gün geçtikçe eriyen ve yeni yollara vede oluşumlara başvurduğu ortaya çıkan KAI’lerin Ardahan ve Ardahanlılara bir şey vermediğini ileri süren ARDA/FED KAI adlı oluşumların Ardahan’ı her alanda gölgelediğini ve bu nedenle Ardahanlılaraın bu tür içi boş ama sadece Karslılara yarayan KAI’lerden uzak durması gerektiği yönünde ki çağrısı şöyleydi;


    ARDA/FED’DEN KAI’LERE TEPKİ VE ARDAHANLILARA ÇAĞRI!.


    KAI DERNEKLERİ, VAKIF VE FEDERASYONLARI adını taşıyıp, Ardahan adını kullanan sözde KAI’lere sesleniyoruz..


    Hanginiz Karslı, hanginiz Ardahanlı, Hanginiz Iğdırlısınız ve KAI dediğiniz bu oluşumda kaç Karslı, Ardahanlı, Iğdırlı var.. Ki; KAI dediğiniz bu anlamsız oluşumda ya Karslı yoktur, ya Ardahanlı, yada Iğdırlı, olsa da bir Karslı, 3 Ardahanlı, hiç Iğdırlı..


    Belki de çoğunuz ya Ardahan’ı, ya Kars’ı yada Iğdır’ı hiç gömemişsiniz..


    Bu nedenle diyoruz k; Ardahan ülkenin 75. Vilayetidir.. Ardahan ülkenin Posof Türkgözü, Çıldır Aktaş Gümrük Kapılarıyla Kafkasya’ya, Doğu Anadolu’nun Karadeniz’e açılan, Gürcistan ve Ermenistan’a sınır olan Serhat açılan kapısıdır..


    Cumhuriyet’in kuruluşundan önce ve sonra vilayet olan, ancak siyasi nedenlerle bu hakkı alınmışsa da Ardahanlılarca dikkat edin Ardahanlılarca diyoruz verilen mücadele ile elinde alınmış olan vilayetlik hakkı 64 yıl sonra geri alınarak, 1992 Yılında bir çok yeni vilayet İL olmuştur.(Ki; O vilayetler ayrıldıkları vilayetlerle hiç anılmazken) Ardahan o süreçte 9 köyünü Kars’a kaptırsa da, Erzurumluların sınırını (Ardahan’ın olan ormanlar için) Göle’nin içine kadar getirse de Kars’tan ayrılmış, yeniden vilayet olmuştur..


    Yani İstanbul gibi, Kars gibi, Hakkari gibi tek başına bir vilayet olan, Valiliği, Üniversitesi, Yüksek okulları, Kayak Tesisleri, Ticaret ve Sanayi Odası, Birlikleri olan, önemli petrol ve doğalgaz boru hatlarının geçtiği, İpek yolu olarak adlandırılan demir yolunun yapımının devam ettiği, Göle, Hanak, Posof, Çıldır ve Damal isimli 5 ilçesi, 236 köyü bir beldesi olan Erzurum, Artvin ve Kars’a komşu olan Ardahan Vilayetinin adının, KAI adı altında gölgelenmesinden rahatsız olan Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı olarak bu duruma artık son verilmeli diyor, Ardahan Dernekleri olarak KAI’leri tanımadığımızı, yani yarında Ardahan, İzmir, Hakkari hatta birde Almanya Derneği anlamına gelecek olan bu saçmalığa son verilmeli diyerek kamuoyuna duyuruyoruz..


    Fakir Yılmaz


    Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı


    Gazeteci


    Ardahanlı Hep Yalanız..







      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com




    Yüz binin altına düşen nüfusu ile hala kurtarılmayı bekleyen bu kentin dinamikleri iş birliği içine girip, bir araya gelmedikçe ne kent, ne kasaba nede köyler sorunlardan kurtulmaz..

    Çünkü Vekillerinin kendi başına, belediye başkanlarının bir araya gelemediği, Ticaret Odasını son üç yıldır ziyaret etmeyen belediye başkanının olduğu, batıda ki federasyonlarını vekilin, belediye başkanlarının hatta valisince yok sayıldığı, derneklerin kaz ve piknik etkinliklerinden öteye gidemediği bir kent hep yalnızlığa ve sorunlarla boğuşmaya devam eder.

    Hepimizin hatta sanal kalemşörlerinin bile yalnız olduğunun farkında olmadığı bir kentin insanları olarak o kentin gelişmesini, büyümesini beklemek kadar saf olmanın da anlamı var mı bilmem ama bir gerçek var ki oda Ardahanlı hep yalanızdır..

    İleri gidenin paçasına yapışıldığı, iş yapanın altı boşaltılıp, önünün kesildiği, toplum lideri diye bilinenlerin eteklerinde ki taşı dökmediği, aydını, okumuşunun kendisini sakladığı yada değer verilmediği bir Ardahan’ı her birimiz ayrı ayrı kulvarlarda nasıl olup kurtaracağımızı düşünmeyenler yukarıda ki fotoğrafta ki gibi yalanız kalmaya, bir iki bürokratın yalandan not tutmasıyla tatmin olmaya mahkümdür.

    Bu nedenle buradan bir kez daha diyorum ki;

    Gelin etekler de ki taşları dökelim, bakanda çıkaralım, başkan da..

    Gelin kentin ekonomi dinamiği olan ticaret odasını olduğu gibi federasyonlarını, derneklerini ziyaret edelim, akıl alıp, fikir verelim..

    Gelin bu kentti yalanız kurtulacağını düşünmenin en büyük hata olduğunu anlayıp, ya bismillah deyip, el birliği yapalım..

    Aksine mi?

    Daha çok kurtuluş masalları dinler, bir iki traktörün satılması, iki katlı binanın 5 katlı olmasını izler ve yine tek başımıza kalır, kenttimizde her geöen gün boşanıp, önce kasaba, sonra köy, ardından virane olur..

    Örenk mi?

    1923 yılından bu yana ilerliyor muyuz, geriliyor muyuz ona bakın..

    Bakmak içinde internetten geçmişe ve geleceğe bir bakın yalanız Ardahanlı ve Ardahan’ımın..


     

     



    **Haydi Ardahan Sevdalıları..


    Prof. Dr. Ramazan Korkmaz,

    General Alpaslan Erdoğan,

    Televizyoncu/Gazeteci Doğan Şentürk

    İstoç Başkanı Namık Kemal Bay 

    Ardahan Üniversitesine Rektör olmak isteyen Profesörler,

    Milletvekili, Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyesi

    olmak isteyen Siyasetçi-İşadamları,

    Ardahanlı gazeteciler,

    Ardahan Dernekçiliğin i Ardahan federasyonu çatısı altında ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolasıyla bir adım daha öne taşımak için var mısınız Ardahan Dernekler Federasyonunun yönetiminde yer almaya.



    **ARDA/FED Kongreye Giderken..

    Ülkenin önemli bir süreçte geçtiği şu günlerde ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolasıyla Ardahanlıların birlikteliği için mücadele eden Ardahan Dernekler Federasyonu da kongreye gidiyor.

    2019’da yapılacak olan seçimlere doğru hızla yol alan ülke de 4. Kongresini yapacak olan Ardahan Dernekler Federasyonun çatısı altında ki dernekler ile birlikte var olmaya, iş adamları ile ayakta kalmaya, aydınlarının gösterdiği yolda yol almaya devam ederken ARDA/FED’in yeni dönemde daha güçlü, daha etkili çıkışlar için iyi bir ekip oluşturma çabası içinde olduğunu tüm Ardahanlıların bilmesi yetmiyor.

    Çünkü hep güçlü bir lobiden bahsedip, o lobinin kendisi olmadan nasıl oluşacağını hiç hesaba katmayan Ardahanlıların ARDA/FED’i ayakta tutmak, onun daha güçlü etkili bir kurum olmasını sağlaması için ARDA/FED’e katılıp, onu ayakta tutmak için omuzlaması gerekirken, ‘Bizden bir şey olmaz’ diyerek işin içinde çıktıklarını bilen bir Ardahanlıyım..

    Bu nedenle 14 Mayıs’ta kongreye gidecek olan ARDA/FED’e üye derneklerin tam katılım sağlaması, başta Posof dernekleri olmak üzere hala ARDA/FED’in çatısı altına girmemek için direnen derneklerin ve ARDA/FED’in üzerinde kendilerini görüp, ama üst kimliği Ardahan olan Ardahan’ın adını aşamayan diğer bölge federasyonlarına üye olan dernekler, hatta Göle, Çıldır, Damal ve Hoçvan federasyonlarını yöneticileride ARDA/FED’e katılıp, ARDA/FED’in sadece Fakir Yılmaz’ın değil tüm Ardahanlıların federasyonu ve en üst çatısı olduğunu kabul edip, sahiplenmelidirler.

    Aksine mi?

    ARDA/FED 14 Mayıs’ta yapacağı kongresi ile öyle yada böyle yoluna devam edecek..

    Ancak ARDA/FED’in dışında kalıp, onu uzaktan izleyenler, ARDA/FED’de çelme atmak isteyenler, Ardahan’ın adını onurluca taşıyan ARDA/FED’den kendilerini üstün tutanlar, İş adamı ve kadınları, aydınlar, siyasiler, milletvekili, belediye başkanları, gazeteciler kısacası toplumun kanat önderi diye bilinenler gelip, ‘ARDA/FED’de bizde varız’ demedikçe hep yaya ve de güdük kalacakları gibi güçlü bir Ardahan lobisi, birlikteliği içinde söyleyecek bir lafları kalmayacaktır..

    O zaman haydi gelin..

    ‘Gecikilmiş bir şey yok katılın ARDA/FED’e hep birlikte Ardahan diyelim’ diyen bir anlayışla Göle, Çıldır, Hanak, Damal, Posoflulara sesleniyorum zayıf bir Ardahan lobisi vebalı sizin suçunuz olarak tarihe geçecek..

    ‘Değil’ diyorsanız ARDA/FED’in kongresi samimi birlikteliğimizin meş’alesi olsun..

    Fakir Yılmaz 

    Ardahan Dernekler Federasyonu

    Genel Başkanı/Gazeteci 

    05322678015

    fakiryilmaz323@hotmail.com


     

  • Göl Kenarında ki Tesis Görüldü

    Van gölünden sonra Doğu Anadolu Bölgesinin tatlı suyuna sahip gölü Çıldır Gölünün yanı başında bulunan sahilde yaptırılan tesisleri inceleyen Ardahan Valisi  İbrahim Özefe tesislerin  yıl sonuna kadar tamamlanacağını belirtti.


    Vali Özefe, Çıldır Gölü Kenarında Yapımı Devam Eden Turizm Tesislerinin İnşaatını Denetledi

    Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Çıldır Gölü rekreasyon projesi kapsamında yapımı devam eden turizm amaçlı sosyal tesislerin inşaatında incelemede bulundu.

    İnşaat alanını gezerek, çalışmaları yerinde inceleyen Vali Özefe, çalışmaların durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı.


    **Çıldır Gölü Parçalandı..


    *25/04/2016 Tarihli Haber


    Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a komşu ilçesi Çıldır’ın sınırları için de bulunan ve her kış donarak dev bir bu paten alanı haline dönen Çıldır Gölünün üzerine kaplayan buzlar havaların ısınmasıyla parçalanmaya başladı.


    Van Gölünden sonra Doğu Anadolu Bölgesinin tatlı sulu ikinci gölü konumunda ki Çıldır Gölünün yüzeyini kaplayan buz parçaları ısınan hava yağan nisan yağmurları ve esen lodosla birlikte erimeye başladığı görülürken doğanın bu olağanüstü değişini görenler yaşanan muhteşem değişimi hayranlıkla izlemekteler.


    **Dilek Ağacı Buz ve Bez Bağladı..


    Bir zamanlar Ardahan-Çıldır Gölü üzerinde bulunan ancak yol genişletmesine kurban edilen ağacı dilek ağacı olarak Çıldırlılar Ardahan-Çıldır yolu üzerinde bulunan ağacın sökülmesi ardından kendileri yeni bir dilek ağacı buldukları da görüldü.

    Bu kez Çıldır Gölü kenarına bulunan bir söğüt ağacına asılan renkli bez parçaları dikkat çekerken bu bez parçalarını gölün yanı başında bulunan ağaca asanların dilekler dileyenler olduğu öğrenildi.


    **ÇILDIR FESTİVALLERİ İPTAL EDİLDİ!!


    **21/072015 Tarihli Haber


    Azizoğlu’nun alkışlanacak kararı..


    Ardahan’da her yıl gerçekleşen yaz şenlikleri ülke genelinde ard arda gelen kara haberler ardından iptal edilmeye başlandı.


    Geçtiğimiz gün yaşanan ve bir kişinin ölümü, iki kişinin yaralanması ile sonuçlanan olay ardından iptal edilen Göle Kaşar Festiali ardından bugünde Çıldır Festivali iptal edildi.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan katliam dolaysıyla ilçede ki tüm yaz etkinliklerini iptal ettiklerini açıkladı.

    Onca genç yerde yatarken, bi davul zurna çalamayız diyen başkan Azizoğlunun yaptığı resmi açıklama ise şöyle;



    **ÇILDIR BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN DUYURU..

    Daha önce organize ettiğimiz 16. Uluslararası Çıldır Göl Festivali ve Aşıkşenlik Paneli , Şanlıurfa İli Suruç İlçesindeki hain saldırıdan dolayı tüm Türkiye’deki etkinlikler iptal edildiğinden, İlçemizdeki festivalde iptal edilmiştir.

    Tüm Halkımıza Duyurulur…


    **Göle Festivali de yapılmayacak.. Bülbilan Hopalılara Devir Edildi..


    Çıldır festivalinin iptal edilmesinin çok anlamlı ve doğru bir karar olduğunu belirten Ardahanlılar, aynı kararın hafta sonu yapılacağı ilan edilen Bülbilan Yayla Şenliği ve Ardahan Bal Festivali’ninde de alınmasını isterlerken, Göle Belediyesinin ‘Alt yapı çalışmaları var’ diyerek ileri ki bir tarihte yapacağını duyurduğu festivalin tamamen iptal edildiğini duyurması beklenmektedir.


    **Hoçvan Yayla Şenliğine Tepkiler Var!..


    Öte yandan geçtiğimiz gün yaşanan çatışma ardından HDP’li birinin ölmesi 2 kişinin yaralanmasına neden olan olay ardından partili Kamber Morkoç’un ölümünü es geçip, yayla şenliğini iptal etmeyen komiteye ve HDP’ye tepki var.

    Yas tutulduğu bir sırada bu şenliği yapanların samimiyetinin tartışma konusu olduğuna dikkat çeken Ardahanlılar hiç bir şey yokmuşcasına iptal edilmeyen ve yapılan Hoçvan Yayla Şenliğine tepki gösterdiler.


    **Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Suruç’ta meydana gelen bombalı saldırıyı kınadı.


    Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı saldırı sonrası Ardahan Gazeteciler Cemiyeti yazılı bir açıklama yaparak olayı kınadı. Başkan Yardımcısı Özkan Karakaya, cemiyet adına yaptığı açıklamada, terörün her türlüsünü kınadıklarını, terör örgütlerinin huzuru bozmak adına yaptığı hiçbir eylemin başarıya ulaşamayacağını söyledi. 


    Karakaya açıklamasını şu sözlerle sürdürdü; 


    “Şanlıurfa ilimizin Suruç ilçesinde yaşanan kanlı saldırı bütün milletimize büyük acı yaşatmıştır. Ülkemizde bu güne kadar yaşanan bütün terör eylemlerinde olduğu gibi, bu kanlı eylem de de gördük ki terörün dili, dini ve ırkı yoktur. Terör örgütleri, hangi dili, hangi ırkı ve hangi mezhebi kullanarak eylem gerçekleştirirse gerçekleştirsin, bunun karşısında millet olarak dik durmalı ve bu kanlı eylemlere fırsat vermemeliyiz. Ülke olarak zorlu bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde, Suruç’ta gerçekleştirilen bu eylem, belli bir zümreyi hedef almadığı, ülkemizi karmaşaya, korkuya ve şiddete itme politikası olarak ortaya çıktığı apaçık ortadadır. Yaşanan kanlı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet dilerken, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.”




    **Müdürsüz Bayram..


    Vekilin vekili ile idare edilmeye alıştırılan Ardahan’da 23 Nisan etkinliklerine katılan öğrenciler ile ilgili haberi hazırlarken önüme bir rapor düşüyordu.

    O Raporda Ardahan’da ki gibi ülkede ki diğer öğrencilerin aileleri gibi mutsuz olduğunu belirtiyordu.

    Yani OECD’nin uluslararası öğrenci değerlendirme programı, PISA, “Öğrenci ferahı” araştırmasının sonuçlarını yayınladı. 72 ülkeden 540 bin öğrencinin katıldığı çalışmaya göre, en mutsuz öğrenciler Türkiye’de.

    OECD ülkeleri içinde öğrencileri en mutsuz ülke Türkiye olduğu belirtiliyordu.

    Halbuki bir bayram hediye edilen öğrencileri olan ülke de çocukların çok mutlu olduğunu, hatta yılda bir Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanı oluveriyordurlar.

    Ama kendilerine yakın sanal gazeteciler ile Ardahan’ı kalkındırdıklarını belirtip, her gün üfleyen siyasileri de takip ederken hala İl Milli Eğitim Müdür olmadığını hatırladım..

  • ARDAHAN VE ARDA/FED TUYAP'TAYDI..

    Türkye’nin Gürcistan’a açılan Posof Türkgözü ve Çıldır Aktaş Gümrük Kapıları olan, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Nabcoo Petrol ve Doğalgaz Boru Hatlarının geçmek üzere olduğu, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun açılmaya hazırlandığı, Kafkas Arısının bin bir çiçek ile örtülü doğasından ki çiçeklerden bal yaptığı, bölgesinin ve ülkenin kırmızı et deposu olan, Çıldır Gölü, Yeşilim Göle Ormanları, Alevi Kültürü ile yoğrulmuş Türkmenlerin yanı sıra Ahıska Türkü, Kürt, Türk, Terekemenin barış içinde yaşadığı ama bugüne kadar istendiği şekilde duyurulamayan, tanıtılmaya muhtaç olan Ardahan ülkenin en büyük fuarlarından olan EMİTT Fuarındaydı.


    İstanbul’un Beylikdüzü İlçesi sınırları içinde bulunan Tüyap’ta her yıl düzenlenen fuara bu yılda katılan Ardahan’ın standına ilgi büyüktü.


    22 Yıldan fazladır İl Kültür ve Turizm Müdürü olmayan ancak mevcut idarecilerin büyük bir çaba ile tanıtmaya çalıştığı Ardahan’ın da aralarında bulunduğu ve ülkede ki 81 Vilayetin ve de ilçelerin stan açtığı Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın katılımıyla 20’inci kez kapılarını ziyaretçilere açtı.



    Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Göle, Damal, Posof, Hanak ve Çıldır Kütüphane yetkilileri, Ardahan Arıcılık Birliği ve Ardahan Üniversitesinin birlikte kurduğu Ardahan Standına Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci ve Gazeteci olan Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz ev sahipliği yaptılar.


    Ardahan’ın eski Valileri şimdi ki Batman ve Erzurum Valileri olan Ahmet Deniz ile Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu’nun yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin’inde gelip, gezdiği yöresel ürünlerinden tattığı Ardahan Standına bir çok Ardahanlının yanı sıra fuara katılan vatandaşlarca ilgi ile ziyaret edildi. Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com



    **Ardahan EMITT’teydi..


    *29/01/2016 Tarihli Haber


    28-31 Ocak tarihleri arasında İstanbul Beylikdüzü, TÜYAP’ta yapılan  20’nci Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) Ardahan’da stant açtı.


    Gömülü resim için kalıcı bağlantı


    İstanbul Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 20. Doğu Akdeniz Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) Kültür ve Turizim Bakanının katılımıyla başladı. 


    Dünyanın en büyük 5. turizm fuarı olan EMITT’te tanıtılan Ardahan standını ziyaret edenleri fuar alanında bulunan Vali Ahmet Deniz, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Ardahan Üniversitesi Rektörü Ramazan Korkmaz ve Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz karşıladılar.


    Yoğun katılımın gerçekleştiği fuarda kültürel varlıkları, ekolojik çeşitliliği, dört mevsim doğa turizm potansiyelleri, yerel yaşam tarzı, yöresel el sanatları, yöresel yiyecek ve içecekleri, doğal ürünleri ve alternatif doğa sporları tanıtılan Ardahan, fuara renk kattı.


    Ardahan standında ayrıca Damal Bebeği ve Ardahan balının da satışı yapıldı.


     TUYAP Fuar Merkezi’nin 12’nci salonunda açılan stantta tanıtımı yapılan Ardahan, 31 Ocak Pazar gününe kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.


     

  • Posof İlçesinde Okullara Kar Tatili!

     


    Uzun bir süredir bahar havasının yaşandığı Doğu’da kar yağışı ile birlikte Ardahan‘ın Posofilçesinde okullar bir gün süreyle tatil edildi.


    YAĞMUR YERİNİ KARA BIRAKTI


    ErzurumArdahan ve Kars‘ta dün akşam saatlerinde başlayan yağmur gecenin ilerleyen saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı. Karyağışının en fazla etkili olduğu Ardahan‘ın Posof ilçesinde ilk ve orta dereceli okullar Kaymakamlık kararı ile bir gün tatil edildi.


    **POSOFLULAR PİKNİKTE BULUŞTU..


    **29/05 Tarihli Haber..


    Ardahan’ın Posof İlçesini İstanbul’da temsil eden İstanbul Anadolu Yakası Posoflular Derneği düzenlediği piknikte Posofluların yanı sıra birçok Ardahanlıyı bir araya getirdi.



    İstanbul Yakacık Uğur Mumcu Piknik alanında düzenlenen Posofluların Piknik etkinliğine Ardahan Dernekler Federasyonu genel Başkanı Fakir Yılmaz ve Posoflular Derneğinin merkezinin bulunduğu Pendik İlçesinde ki Ardahan İl Derneği Başkanı Adnan Köroğlu ve yönetimi de katılarak, piknik alanında yaptıkları konuşmalarda dernek yönetimin oluşturduğu birlikteliğin önemine dikkat çektiler.


    Yılmaz Şimşek’in başkanlığında ki İstanbul Anadolu Yakası Posoflular Derneğinin pikniğinde Atilla Güngör’ün sunuculuk yaparken Piknik Ağası Vural Subaşı seçimi de yapıldı.



  • Çapan,"Köylüler medeniyeti bilmez"

    Gürbüz Çapan ile 5 yıl gecikmeli de olsa nihayet bir araya gelebilmiştik.  İlk röportaj talebimin üzerinden geçen onca zamanın ardından, Çapan’ın siyasi kimliği ve belirgin devrimci duruşu üzerine bir söyleşi yapmak ilgimi çekse de o, ısrarla Şehir ve İnsan ilişkisi arasında gidip geliyordu. Zira varmak istediği sonuç medeniyetten başka birşey değildi.

    Esenyurt eski Belediye Başkanı Çapan’dan randevu koparmam çok da kolay olmadı. Aracı olan meslekdaşım Mehmet Mert ile buluşma yerimiz Sultanahmet’e doğru yola koyulduk. Mert, bir ara telefona sarılıp, “Başkan whatsapp’tan konum atar mısın?” diye sordu. Çapan’ın yanıtı ise oldukça ilginçti. “Sultanahmet meydanının adından daha iyi konum mu olur, Sultanahmet’in nesini konum atayım?” tatlı-sert çıkışını yaptığında verecek cevabımız da kalmamıştı.


    Bir şehirde olmazsa olmaz üç şey nedir biliyor musun? sorusuyla beni test eden Çapan’ın üç şeyden kastının ne olduğunu ben de merak ederek “Nedir” karşı sorusunu yönelttim… Çapan, Sultanahmet’teki güvercinleri işaret ederek “O kentin; delisi, kedisi, güvercini yoksa orada bir eksiklik var demektir. Çünkü üçüne de merhametle, dayanışmayla sahip çıkılır”detayını paylaştı. Çapan’a göre, bir şehirde, çocukların güvenle oynadığı parklar, yaşlıların şişli escort huzur bulduğu alanlar, insanların birbiriyle buluştuğu, tanıştığı, selamlaştığı ortak mekanlar olmalı. Dikine yükselen binalar değil, mahalle kültürünün yaşandığı yapılaşmalar olmalı.



    Röportaj adresi Sultanahmet meydanı olarak belirlendiğinde, açık havayı tercih ettiğini düşünmüştüm. Ancak Çapan’ın, uygulamalı ders anlatırcasına meydanı göstererek, “Meydanlar, insanların iyiyi ve kötüyü yaşadığı mekanlardır” cümlesiyle söze başlaması, söyleşinin nereye varacağını üç aşağı beş yukarı zihnimde canlandırmaya yetmişti. Meydanların, şehirlerin en önemli sembollerinden ve yaşam alanlarından birisi olduğunu üstüne basa basa anlatan Esenyurt’un 15 yıllık eski yerel yöneticisi Gürbüz Çapan, bir düzeltme yaparak “Herkes Arap bilir ama Farabi Türk’tür” diye tanıttığı ünlü filozofun “İnsanlar, ancak bir şehirde üst kültüre erişebilirler. Üst kültür ise dayanışmadır. Üst kültüre mecidiyeköy escort kavuşmak, şehirden aşağı bir yerleşimden başka yerde mümkün değil” tesbitiyle bu kez de şehir ve medeniyet arasındaki sıkı bağa odaklanmamı ister gibiydi.



    İnsan-şehir-medeniyet üçlemesinde çıkarımlarda bulunan Çapan, “Şehirleri yok edenler köylüdür, onlar medeniyeti bilmez” dediğinde dananın kuyruğunun koptuğu yer aha da burası düşüncesiyle özellikle sordum:



    Cengiz Alçayır : Köylüyü aşağılamak değil mi bu? Hakaret sayılmaz mı yani…

    Gürbüz Çapan: Kimseyi aşağılamıyorum, köylüyü de küçümsemiyorum. Köylünün karakteri bu… Köylü kıskançtır, düşmandır, haindir, hasettir… Şehirlinin bir karakteri vardır, kölenin başka bir karakteri vardır, köylünün de başka bir karakteri vardır. Misal, kendi ahırında kaç tane ineği var çok ilgilenmez ama komşusunun ahırındaki hayvan sayısını ondan iyi bilir köylü…



    Alçayır : Ben yine de bu sözlerinizden köylülerin alınacağını düşünüyorum. Haksız olduğunuzdan değil, toplum böyle algılayacaktır!

    Çapan : Ben tesbit yapıyorum, hakaret değil…Köyde tiyatro, sinema var mı? Yok…Köyde sanat var mı? O da yok…Köyde meydana ihtiyaç var mı? Yok. Ne var köyde? Bol bol dedikodu, kahve muhabbeti. Köy kültürü böyle bir şey…

     

    “YAVUZ’UN ÇEŞMELERİ DÖNERCİ OLDU”




    Alçayır : O halde İstanbul’u konuşalım…15 milyonluk İstanbul ne alemde? Metropol bir köy mü, yoksa medeniyetin hakkını veren modern bir şehir mi?

    Çapan : İstanbul tam bir medeniyet şehri…Ancak işgal edilmiş bir medeniyet şehri. Tarih kenti, medeniyet kenti  İstanbul’da, Yavuz’un döneminde yapılmış çeşmeler şuan neye dönüştü biliyor musun?



    Alçayır : Bilmiyorum…Neye?

    Çapan : Tost satan, döner satan büfelere…Dayanışmanın, sevinçlerin, acıların ortak paylaşılacağı o Taksim meydanını halka kapatan kim? (Kendisi cevaplıyor) Hünkarım…(Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyor.) İnsanların bir araya gelmesinden neden korkarlar, neden istemezler anlayamıyorum. Halbuki bir şehirde en önemli şey meydanlardır. Meydanların olmadığı şehirler eksiktir, topaldır. Şehirler, insanlara benzer, insanlar da yaşadıkları şehire. İyi insanların yaşadığı şehirler iyi olur, kötü şehirlerin insanları da kötü olur…

     

    Tam, “iyi şehir”, “kötü şehir” kıyaslaması yapılmışken, Çapan’a, uzun bir dönem belediye başkanlığı yaptığı Esenyurt’u soruyorum “Esenyurt’tun delisi, kedisi, güvercini var mı” diyorum, yanıtlıyor…

    Çapan: Esenyurt’a iki devasa meydan yeri ayırdım, benden sonra sattılar. Benim dönemimde vidanjörü olmayan tek İstanbul belediyesi Esenyurt’tur. Her eve boru döşedik anlayacağın. Esenkent gibi sorunsuz bir yerleşim yeri inşa ettim. Örneği yoktur, bacasız kent kurduk. Birleşmiş Milletler Konut Forumu Habitat ödülünü aldık. Zeytinburnu’nda yükselen kuleleri görüyorsun, adam orayı yükseltti, ne dedi dönemin başbakanı? “Ben ona küsüm” dedi. Böyle bir yönetim anlayışı mı olur?



    “O ADAM MIDIR?”

     

    Alçayır : Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde adam dövdüğünüz de söylendi. Millet, sizi döven, vuran, kıran birisi olarak anlatıyor. Dövdünüz mü?

    Çapan : Dövdüm, ama niye?



    Alçayır : “Hele bir sor niye dövdüm mü” diyeceksiniz?

    Çapan : Evet, aynen öyle…Belediyeye bir kadın geldi, bas bas bağırıp küfür ediyor. Hem de ağza alınmayacak küfürler. Zabıta zaptedemiyor, gittim “Ne oldu hele bir anlat” dedim. Kadıncağız küfrün bini bir para demiyor halen devam ediyor. Neyse meseleyi anladım, bir minübüste elle sarkıntılığa uğramış. Yapanı buldurdum, “Oğlum kadını elledin mi” dedim. “Elledim başkanım” dedi. “Niye yaptın” diye sordum, “Göçmendi başkanım!” dedi. Kendisi Kürt ya, bölgede de Kürt çoğunluk var, o, göçmen bir kadına sarkıntılık yapmayı kendine hak saymış. Ondan sonra kafasını gözünü patlattım, “Şimdi git Jandarma’ya şikayet et beni” dedim, yolladım. Benim hakkımda “Adam dövdü” diyenlere sorayım “O adam mıdır?”



    KEŞKELERİNİZ OLDU MU?


    Alçayır: Geriye dönüp baktığınızda, belediye başkanlığı yaptığınız dönemle alakalı keşkeleriniz oldu mu? Yani “Keşke yapmasaydım” dediğiniz bir şey?

    Çapan: Değil belediye başkanlığı dönemim, ben hayatımın hiçbir evresinde yaptığım şeylerden pişmanlık duymadım. Doğru yapmışımdır, yanlış yapmışımdır, bu başka birşey… Ancak pişmanlıklarım yoktur benim.



    Alçayır : Aktif siyasete dönüş yapma niyetiniz var mı?

    Çapan : Yok…



    Alçayır : Ya Esenyurt…Esenyurt yerelinde siyaset yapmak, hayalinizi kurduğunuz projeleri devam ettirme gibi bir düşüncenizde mi yok, yoksa bu klasik “Ben yokum” siyasetçi yanıtı mı?

    Çapan : Birbirimize yük olmayalım artık!



    Alçayır : Kiminle, neyle?

    Çapan   : Esenyurt ile…Ne ben Esenyurt’a yük olayım bundan böyle ne de Esenyurt bana…Şimdilik düşüncem böyle!**İnadına Federasyoncuk Tutmuyor..


    **26/0572016 Tarihli Haberler..


    Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığına gelmesi ardından iyiden iyiye hareketlenen Ardahan Derneklerinin ARDA/FED çatısı altında bir araya gelmesinden korkan, ‘başta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde güçlü bir Ardahan Lobisi oluşumunda çekinenlerin panik içinde kurmaya çalıştıkları çakma federasyonlar daha baştan boş verdi.


    Yıllardır kendilerine başkan desinler diye dernekçilik yapanların Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ARDA/FED Başkanlığına gelip, dernekçiliğin sadece kışları kaz gecesi düzenlemek, yazın pikniklerde göbek eritmek olmadığını ortaya koyan ve ciddi anlamda lobicilik yapması karşısında şok yaşadıktan sonra ‘Bizde federasyon kuralım’ diyerek, sanki yıllardır bu sahada yoklarmış gibi kendilerini yeni federasyon oluşumları ile bir kez daha kamuoyuna sunmaya çalışması toplum tarafından ciddiye alınmadı.


    İnadına kurulan ama toplum nezlinde ciddiye alınmaya bu tür çıkışların var olan oluşumların önünü kesmek, güçlenmesini engellemekten öteye geçmediğine dikkat çekilirken, bu tür oluşumlar içine girenlerin zaten yıllardır aynı saha da oldukları ve bugüne kadar topluma bir şey vermediklerine de dikkat çekilmekte.


    **KAHVALTIMIZ KİMSE GELMEDİĞİNDEN İPTAL!


    ‘Ülke Genelinde Güçlü Bier Ardahan Lobisi’ sloganı ile Göle, Çıldır, Hanak, Posof, Damal ve Hanak derneklerinin ARDA/FED’in çatısı altında bir araya gelmesini içlerine sindiremeyip, al acele ‘bizde federasyon kuralım’ diyerek yola çıkanların kurdukları derme, çatma federasyoncukları dakısa süre için de  yıllarca başkanlığını yaptıkları dernekçiliğe benzeten bazı kişilerin daha iki derneği bir araya getirmekten aciz oldukları oynanmak istenen komedinin diğer bir yüzü olmakta.

    Daha dün kurulduğu ilan dilen ve geniş çaplı bir kahvaltı verileceği ilan edilen federasyoncuk, derneklerin ve vatandaşların ciddiye almaması dolaysıyla ilk toplantısını yapamayınca, önceden attığı toplantı mesajı ardından ikinci mesajında toplantının iptal edildiğini duyurdu.


    **KURULDU, KAYIP OLDU..


    Öte yandan büyük bir şamata ile kurulduğunu ilan eden ve ardından al acele kongreye giden diğer bir federasyoncuk seçimi ardından adeta ortana kayıp oldu.


    **HOÇ/FED FESTİVALİ YAPMAYACAK..


    Diğer yandan kendilerini Ardahan’dan aydır görüp, ‘Bizde federasyon kuralım’ diyerek yola çıkıp, daha başta yolda kalanların yanında Ardahan’ın 21 köyünün İstanbul’da ki derneklerini çatısı altına toplamayı hedefleyen ancak bunu bir türlü başaramayan HOÇ/FED’in geçen yıl gibi bu yılda Hoçvan’da geleneksel hale gelen Hoçvan Festivalinin yapmayacağı bilgisi alındı.

    Bu durumun nerede ne iş yaptığı belli olmayan dernekler konumuna düşen ve ‘Değişmez’ başkanı ile inadına yok almaya çalışan HOÇ/FED’in de durumunun mevcut federasyocuklardan farklı olmadığını ortaya koymakta.


    *Tacizci Trump Kazanıyorsa..


    Hatırlayanınız var mı bilmem ama balık hafızalı olan bu toplumun ferdi olarak benimde unuttuklarımın arasında olan ABD seçimleri geldi, çattı bile..

    Bu yazının yazıldığı saaterde başkanlığını yaptığım ARDA/FED’in genel merkezinin bulunduğu İstanbul Şişli’de de gökdeleni olan Trump’un önde olduğu Amerikan seçimlerinin sonucu ne olursa olsun önümüzde ki 4 yıl içinde dünyanın gideceği yönü de büyük bir oranda gösterecek..

    Çünkü dünyanın jandarması konumunda ki ABD’nin  bu seçimler dolaysıyla başta Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge başta olmak üzere dünyanın hangi yöne gideceği az çok anlaşılacak..

    Evet ülkemizde de her an bir seçimin olacağınında tartışıldığı şu günlerde kadınları taciz etmekle suçlanan tacizci Trump’un dünyanın en medeni ülkeleri aradında olduğu ileri sürülen ABD’nin başkanı olmak üzere olduğunu görmekteyiz..

    Ve gördüğümüz diğer bir önemli konuda Türkiye’de ard arda yaşanan erkeklere yönelik taciz olayları ve sansürlenen haberleri.. 

    Aynı haberlerin 15 Temmuz öncesinde de bir hayli arttığını da gördüğümüz ülkemizi çok yakında ilgilendiren ABD’nin tacizci bir başkanı seçmeye hazırlanması da tesedüfmü bilinmez ama sanırım Trump kazanırsa taciz haberlerinin yapmanın daha zor olacağı da diğer bir gerçek..



    **Ne oldu çağrı merkezi?..


    Karslı Bakanın Karslı hemşehrisi, meslektaşımız Hadi Özışık’a özel olarak verdiği röportajını okuyunca geçtiğimiz gün açılan ve Ardahanlı AKP’lilerinde katıldığı Kars’ta ki çağrı merkezi gibi Ardahan’a da açılacağı söylenen ve 190 kişiye iş istihdamı sağlayacağı ileri sürülen çağrı merkezi aklıma geldi..

    Gerçi Bakan beyin verdiği röportaj da Ardahan’ın adının bir kaç yerde oda Kars’a yönelik projelerin geçtiği satırlar dolaysıyla zorunlu geçtiğinide görürken Kars’a hemen açılan ama Ardahan’a açılıp, açılmayacağı belli olmayan ama bu yönde söz ve vaadin olduğunu bildiğimiz çağrı merkezi nerede, ne oldu, açılacak mı, yapılacak mı?

    Bilmem ama bu soruyu Ardahan ve Ardahnalıları KAI/KASİAD adı altında ki kurumlara ezdirip, gölgeletmeyin dedikçe bize inat işler yapan AK Partili Belediye Başkanına, Milletvekiline hatta Ardahan’dan çok Musul’u ağzında düşürmediği için Musul Vekili olarak adlandırılmaya başlanan CHP’nin Milletbvekiline sormak gerek..

    Sayın bakan, Sayın başkan, Sayın vekilller..

    Ne oldu çağrı merkezi?



    **Bu ülke nereye gidiyor?


    Gün geçtikçe dibi görünmeyen bir karanlık kuyuya doğru giden dünyanın tüm gözlerini üzerine çeken Türkiye’de son on gün içinde yaşananlar bu ülkenin geleceğini düşünen, kendisine dert eden hemen herkesi 10 yıl yaşlandırdı desek doğru söylemiş oluruz..

    Çünkü 17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ile başlayıp, 15 Temmuz Darbe kalkışması denilen sürece kadar gelen bir süreci yaşayanlar, yani iktidar, ve 1 Kasım’dan bu yana ülkeyi tek başına idare eden Başkan Erdoğan bu ülkeyi 14 yıldır yönetenlerin yanlışlarına karşı çıkan herkesi düşman ilan etmiş durumdalar..

    Ve bunca baskı yetmezmiş gibi Fetocuların gerçekleştirmeye kalkıştığı ileri sürülen 15 Temmuz Darbe Kalkışmasına kendileriyle birlikte karşı çıkanlarda artık düşman gibi..

    Hatta Tanklara karşı çıkanların bile yarın ‘Darbeyi birlikte yapmaya kalktılar’ diyebilirler..

    Bunlara neden ise; Hükümetin ve başkanın antidemokratik uygulamalara karşı çıkan herkesin düşman.. Hatta vatan haini olması!..

    İşte bunların en son örneği meclisin 3. büyük partisi HDP’ye ve Cumhuriyet Gazetesinde karşı ortaya konan tavır..

    Ve dünyayı başına toplayan antidemokratik uygulamalar..

    Şimdi bura da sorulacak tek bir soru var..  


    Bu ülke nereye gidiyor, bilen var mı?


    **Seçim olur mu?


    Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu Amerika seçimlerinin konuşulduğu bir süreçte Türkiye’de de yeni bir seçim olup olmayacağı da şimdilik sessizce de olsa tartışılmakta..

    400 Milletvekili isteyip, bunu başaramayınca MHP’nin siyasetini önemseyip, Bahçeli’nin desteği ve KHK’nın yetkileri ile ülkeyi idare etmeye başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da gönlünde olan başkanlık sistemi için Türkiye’de seçim olur mu diye tartışan kamuoyunun seçim beklentisi gerçekleşir mi?

    Bilmem ama bu yönde hesap yapanların başında gelenin Erdoğan’ın kendisi olduğunu da gören bir gazeteci olarak 2017’de bir seçimin olabileceğini düşünenlerdenim ..

    Çünkü FETO Operasyonlarının dokunamadığı siyasetin bu yönde bir temizliği ihtiyaç duyduğunu benim gibi Erdoğan’ın da düşünüyorum..

    Bunun içinde bir seçimin şart olduğu ülkede her an bir seçim kararı alınabileceği bunda mana olarak HDP’li vekillerin tutuklanması, dışarıda kalanların meclis çalışmalarına katılmama kararı alması ve CHP’nin seçimi tetikleyen bildirgesi bu ülkenin yeni bir seçime ihtiyaç duyduğunu ortaya koymakta..

    Evet, ‘eçim olur mu? sorusuna cevap vermek ne kadar doğru olur denilebilinir?..

    Ama sessiz sedasız yapılan anketlerde  öyle diyor gibi..


    **Diaspora Bırakacak mı?


    İstanbul’da ki Ardahanlıların önünde ki en büyük bataklık olduğuna inandığım Esenyurt’ta ki Ardahan Diasporasının direncini kırmak üzere olduğumuza inandığımız şu günlerde yaklaşan Kültür Evi’nin seçimleri öncesi Ardahan Kültür Evi’nin başkanlığına aday olduğunu ima eden ve bu yönde çalışmalarını hızlandıran Veysel Karatay’ı benim gibi bir çok Ardahanlı da yakın takibe almış..

    Çünkü bu evin kültürden çok birilerine hizmet etme evi olduğunu bilen Ardahanlılar bu birileriyle de mücadele etmek zorunda olduğunu iyi biliyor..

    Öyle ki buranın öyle sanıldığı gibi Ardahanlıların olmaktan ziyade bir kaç kişinin birine hizmetten öteye geçmediğini ve burayı sürekli o biri (!) için ellerinden tuttuklarını herkes iyi bilmekte..

    Evet ARDA/FED’in yanı sıra bir çok Ardahan stk’sının seçimlere gitmek üzere olduğu şu günlerde kongre hazırlıklarına bile başlamayan bu evin nasıl olup yönetim değişikliğine gideceğinin de merak edildiği şu günlerde bölgedeki Ardahanlıları cesaretlendirmeye çalışan Ardahan/Göleli İşadamı Veysel Karatay bu diasporayı aşıp, Kültür Evini gerçek bir kültür evi yapabilecek mi?

    Bilmem ama hemşehrileri olan Göleliler başta olmak üzere bir çoğunun ırın, mırın ederken bu beklenti zor gibi görünüyor..

    Ama şahsen ben Karatay’ın bu diaspoarı aşacağına inanıyorum ve güveniyorum..

  • TEMSİLCİSİ TATİLDE, ETKİNLİĞİ ARDAHAN'DA

    12. DURSUN AKÇAM KÜLTÜR SANAT GÜNLERİ ÜLKEDE YAŞANAN ACI OLAYLARIN GÖLGESİNDE DEVAM EDERKEN, İSTANBUL TEMSİLCİSİ TATİLDE, RAKI KEYFİNDE..


    Kültür Sanat Günleri’nin ikinci gününde ülkeye çökmüş karanlık tablo, oynanan kirli oyunlar ve meclis bombalanmasından asker kafası kesilmesine uzanan bir dizi korkunç olayın gölgesinde kaldı. Etkinliğin kır şenliği ve gezi bölümleri iptal edildi. Uçak seferlerinin iptal edilmiş olması ve konukların dönüşlerini erkene alma olanağı bulunmadığından, Kültürevi’nde ülkedeki gelişmeler üzerine sohbet edildi. Ardahanlı izleyicilerin de arzusu doğrultusunda konuşmacılar önce fuaye bölümünde, daha sonra salona geçilerek sunumlarını yaptılar.


    Candan Badem ve Kenan Karabağ Ardahan tarihiyle ilgili çok ilginç ve önemli bilgilerin bulunduğu birer sunum yaptı. Salondaki izleyiciler de sıkça söz alarak sorular sordular, kendi bildikleri tarihsel gerçeklikleri açıkladılar.


    Ardahan Üniversitesi araştırma görevlisi Bünyamin Tetik, göçün şiir ve özellikle Divan Şiiri üzerindeki izleri üzerine bir konuşma yaptı.


    Faruk Duman ve Alper Akçam göçün birey üzerindeki etkisi ve edebiyata yansıması üzerine birer sunum yaptı.


    Akşamüzeri etkinlik konukları Şavşat yoluna götürüldü. Yöredeki doğal güzellikleri izlemeleri, fotoğraf çekmeleri sağlandı. 


    **TEMSİLCİSİ RAKILI TATİLDE..


    Öte yandan geçtiğimiz aylarda İstanbul’da açılan Dursun Akçam Vakfı’nın İstanbul temsilcisi Yılmaz Şentürk’ün bu yıl yapılan 12. Dursun Akçam Kültür Sanat Günlerine katılmaktansa tatile çıkıp, kendisine ait sanal sayfada bol rakılı pozlar verdiği dikkatlerden kaçmadı.


     


     


    DARBE Mİ? ‘ÖLÜMÜ GÖSTER, SITMAYA RAZI ET’ Mİ?


    Biz solcuların nerede duracağına karar veremediği bir süreçte adına darbe denilen ama hiçte darbeye benzemediği ileri sürülen olayların gölgesinde kalan Kürt sorunu, bozuk ekonomi gibi onca sorunda bir anda unutuldu gibi..


    Halbuki; Bu sorunların başında gelenlerin, komutanı ve 12 üst düzey askerinin tutuklandığı, ülke genelinde olduğu gibi Ardahan’da da onca hakim ve savcının gözaltına alındığı şu günlerde Ardahan Tugay Komutanlığının önünde ki yol ve Ardahan’ın kent içi yolları gibi köy ve yayla yollarıdır’ desem, ‘Yolların ve de sorunların zamanı mı kardeşim’ diyenler olacak..


    Olmayan demokrasiye bile razı olduğumuz bir süreçte ‘ihtilal oluyor?’ korkusuyla askerin başını kesenlerle birlikte sokaklara fırlayıp, askeri, tankı ve panzerleri geri püskürtmek için bağırtılmak zorunda kalan bizlerin darbedense yolları yapmayan, onca haksızlık, hırsızlık, usulsüzlüklere rağmen hala iktidar da bulunanlara razı olmamız acaba neden?


    Bilemiyorum ama kör, topal da olsa yine bir darbe Anayasası olan Anayasanın sözde demokrasisine razı edildiğimiz bir süreci yaşamanın sıkıntısı içinde o çok beklediğimiz gerçek demokrasi için mi, yoksa ‘Her şeye rağmen 15 yıla yakındır iktidarda olan ama ‘Çalıyorsak, yol yapıyoruz’ diyenlerin bu yönetimi darbeciden iyidir’ diyerek mi kendimizi mi kandırıyoruz anlamış değilim..


    Ekonomiyi kredi kartlarına, bankalara teslim etmiş, mevcuda şükür ettiğimiz, ‘aman şu anki halimiz yine iyi’ dediğimiz, dedirtildiğimiz, Güneydoğuda ki devam eden iç çatışmaları görmek istemediğimiz, 7 Haziran’ın halk iradesi sayılmadığını, darbeye benzeyen zorla yaptırılan 1 Kasım’la iktidarlarını sağlamlaştıranların ‘darbe oyunu mu?’ dediğimiz şu süreçte gerçek gündemi unutturan, sorunları gölgeleyen, sınır içinde ki gibi sınır dışında ki moral bozukluğunu öteleten şu günlerde itiraf etmek gerekirse bizler de nerede duracağımızı şaşırmış durumdayız..


    Kafaların karşık, yapılanın darbe mi, darbe oyunumu olduğunun tartışıldığı şu günlerde şehir içi yolları olduğu gibi köy ve yayla yollarını yazmak daha mı iyi bilemiyorum ama sanki darbe denilen şu bir kaç günkü olayın perde arkasında birilerinin başkanlığın önünde ki engelleri temizlemek için iyi bir fırsat yakalamış gibi..


    Ve Gezi olaylarında olduğu gibi bizlerin nerede duracağımıza bir türlü karar veremediğimiz şu günlerde atı alanın başkanlığıda kaparak, onarımı bir türlü bitmeyen yollar gibi onca iş gibi Ardahan’ın eski, Rus köprüsünü geçti gibi..


    Çünkü şu iki günde iki tank, bir helikopterle darbeye kalkıştıkları ileri sürülenler 24 saat içinde 6 bin kişinin göz altına alınıp, tutuklanmasının yolunu açmış yani birilerinin 7 Haziran’dan sonra eksik kalan darbeyi tamamlamaya çalıştığını sanki göremiyor, anlayamıyoruz gibi..


    Kısacası sanki bu iş; ‘Ölümü göster, Sıtmaya razı et’ gibi bir şey mi oldu?..

  • AKÇAM: İTHAL KALKINMA KONFERANSIYLA ARDAHAN KALKINMAZ..

    12 Yıldır geleneksel hale gelen Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri’ başladı.


    Açılış konuşmasında geçtiğimiz günlerde yapılan ve CHP Ardahan Milletvekilinin organize ettiği ‘Ardahan’ı Kalkındırma Konferansı’ na üstü kapalı eleştiri getiren Dursun Akçam Vakfı Başkanı Dr. Alper Akçam kendilerinin ithal kalkınma konferansları ile değil, yerelde, halkla birlikte ortaya koydukları etkinliklerle Ardahan’a sahip çıktıklarını belirtti.



    Dursun Akçam’ın Profesör oğlu Taner Akçam, Hanak Belediye Başkanı Ayhan Büyükaya, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz’ın da katıldığı etkinliğe Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci ile CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan’da katılarak 12 yıldır düzenlenen etkinliğe destek verdiler.


    Kars Havaalanında farklı zamanlarda ayrı uçaklarla gelen konukların karşılanmasıyla başlayan etkinlik, Kars Ardahan yolunda bulunan Cılavuz Köy Enstitüsü anıt yapılarının gezilmesi ile sürdü. Ardahan yakınlarındaki Dursun Akçam Ormanı’nda Ardahan’dan araçlarıyla gelmiş Dursun Akçam dostları gelenleri karşıladılar. Yağan yağmura karşın davul zurnayla halk oyunları oynandı. Ardahan’da Kültürevi önünde oyunlar sürdü. Konuklara ve katılımcılara yerel hamur işi yiyeceklerin sunulmasından sonra Faruk Demir- Turgay Demir dinletisine geçildi.


    Kültürevi salonunu ve giriş bölümünü dolduran Ardahanlılar’ın da katılımıyla bir saati aşan bir müzik dinletisi gerçekleştirildi. Salonu dolduran kalabalık sanatçılara coşkuyla eşlik etti. Birçok türkü birlikte söylendi.


    Gece yaşanan olaylar ve darbe girişimi nedeniyle etkinliğin kalan bölümünün yapılıp yapılmayacağına birlikte karar verilecek.

  • AKIN AKIN GELİYORLAR…

    Başta birçok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’da olmak üzere batı kentlerinden kaçıp, yaz tatili için Ardahan’a gelenlerin sayısının 10 bini geçtiği tahmin edilirken, tatillerini doğdukları kent, ilçe ve köylerde geçirmek için yola çıkanlarla bu sayının 20 bini geçmesi bekleniyor.


    Yurt için de olduğu gibi yurt dışında gelenlerin de olduğu görülen şu günlerde başta dernekler olmak üzere bazı kuruluşlarında bölgeye yönelik şenlikler, festivaller ve de toplu turlar düzenledikleri görülmekte.


    Yaz tatili için memleketlerini tercih edenlerin sayısının gün geçtikçe arttığı bir süreçte bölgede ki en büyük sıkıntı tatil için bölgeye gelenlerin konaklayabilecekleri otel, motel ve insani ihtiyaçlarını giderecek alanlardan yoksu kalmaları ise bölgenin kanamaya devam eden diğer bir yarası.


    **BEN Mİ SİZ Mİ SİYASET YAPIYORSUNUZ?


    Fakir Yılmaz/Gazeteci


    Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanlığına gelmem ile birlikte yanımda dik duran ARDA/FED yönetici arkadaşlarımla birlikte ortaya koyduğumuz performansımıza kuyruk takma telaşı içinde olanlara ve ‘iyisin iyisi de, keşke.. ‘ diye devam edip, dudak bükenler bir soru soracağım ..


    Ben mi, siz mi siyaset yapıyorsunuz?


    Birincisi; ARDA/FED Genel Başkanı olduğumdan bu yana tek partim ve davamın adı Ardahan olurken, sizin davanız neydi?


    Kiminiz iktidara yaranmak için AK Parti’de kuyrukçuluk yarışı içinde olduğunu unutup, benim siyasi görüşüm olan partiye dahil tüm partilere eşit ve dik duruşumu görmezden geldiniz..


    Benden öncekiler ve sizler gibi ARDA/FED’in içine, etkinliklerine hiç bir partiyi koymadığım gibi yerelde CHP’li, MHP’li, AK Partili ve HDP’li tüm siyasilere eşit davranırken yakama hiç bir partinin rozetini takmayıp, hiç birisinin etkinliğine katılmazken, siz ise başta CHP’li olduğunuzu, AKP’ye yaranmak için bin bir takla attığınızı MHP’liler de, HDP’liler de görüp, helal olsun diyemediler..


    Çünkü onlara da AKP’ye, CHP’ye olduğu gibi ARDA/FED Genel Başkanı olarak hiç bir partiye yüz vermeyeceğimi, ama aralarında ayrım yapmayarak, bir stk olarak tüm siyasilere eşit durulması gerektiğini MHP’de HDP’liler de iyi bilmelerine karşın yinede beni bir yere yapıştırmaya kalktınız..


    İnanmıyorsanız, şu an Ardahan’a gelip, İstanbul’da ki gibi Ardahan’da da CHP’ye militan gibi çalışan merkezi Şişli’de etkinlikleri Kartal’da olanlara bakabilirsiniz..


    İktidar olmalarına karşın bana diz çöktüremeyenlerin önümü kesme yarışı içinde olduğunu göremeyenler şunu bilmeliler ki; ARDA/FED son 8 aydır başta TBMM’sin de grubu bulunan 4 partiye eşit davrandığı gibi zengine yalakalık yapmamış, yoksulu dışlamamış, Ardahanlıysa sular durur demiştir..


    Evet, vicdanınıza bir soru daha sorup, yazımı bitirirken benim ve arkadaşlarımın yaptıklarını görmezden gelip, ‘İyisiniz, iyide ah keşke..’ diyerek önümüzü kesmeye kalkan herkese bura da bir kez daha seslenmek istiyorum..


    Kısacası gelin, ‘Çamur at izi kalsın’ politikasından vazgeçin, bizimle el ele verin de kazanan sizin de içinde bulunduğunuz Ardahan kazansın.


    Güçlü bir lobisi ile sizin adınıza söz sahibi olsun..


    Ha unutmadan, sanmayın ki bu yazı ile size yalvarıyorum, çünkü er geç toplumun o çok istediği güçlü bir Ardahan Lobisi olacak ve bu olurken siz olmasanız da, biz yorulsak ta olacak..

  • GÜVENLİK ARTIYOR, FESTİVALE İZİN ÇIKMADI!..

    Geçtiğimiz yıl iptal edilen, bu yıl da alınan ‘Özel Güvenlik Alanları’ ile yapılıp, yapılmayacağı hala belli olmayan Ardahan’da ilk engel Hoçvan Yayla Şenliğine geldi.


    Valilik tarafından izin verilmeyeceği öğrenilen u yıl ki  Hoçvan Yayla Şenliğinin ardından diğer yaz etkinliklerinin de iptali bekleniyor.


    **Güvenlik Dolaysıyla Aramalar Arttı..


    Genel seçimlerden hemen sonra yeniden başlayan ve hala devam eden iç çatışmaların devam ettiği şu günlerde Ardahan’da da güvenlik tedbirleri arttırılarak devam ediyor.


    Yol kontrolleri başta olmak üzere başta emniyet binalarının etrafı olmak üzere kent genelinde olağanüstü tedbirlerin arttığı Ardahan’da Göle, Damal, Hanak, Posof, Çıldır ve Ardahan’da yapılan yaz etkinliklerinin de iptal edileceği konuşulmakta.


    **Yağmurlar ve soğuk havalar da tat vermiyor..


    Öte yandan bölgede devam eden yağmurlarında yapılması planlanan birçok yaz etkinliğine izin vermediği öğrenilirken, yaylalar da ki karlarında hala erimediği görülmektedir.

  • Gençlerden Ağlatan Oyun..


    Oyunu izlemeye gelen izleyicilerin birçoğu gözyaşlarına hâkim olamadı. Oyun vatandaşlardan büyük not alırken, oyunun sonunda oyuncular seyirciler tarafından bol bol alkışlandı. 


    Yönetmenliğini Ardahanlı ses sanatçısı ve ‘O Ses Türkiye’ yarışmasında Ardahan’ı temsil eden Deniz Dark’ın yaptığı oyunun konusu 1980’lerde bir ceza evi koğuşunda yaşanan gerçek bir hikâyeyi temel almıştır. Ayni koğuşta biri Kürt, biri solcu, biri sağcı üç kişi kalıyordur. İlk başta her ne kadar birbirleri ile didişselerdi zamanla birbirlerini daha iyi anlıyor ve seviyorlar. Kürt olan 17 yaşında okuma yazma bilmeyen saf bir köylü çocuğudur. O sağcı ile solcuyu birleştirmek birbirine sevdirmek için elinden geleni yapar. 


    Sahnelerden birinde solcu karakter annesi Kürtçe konuştuğu için sadece Kürtçe konuşabildiği için annesiyle konuşamamıştır. Gerçek hayatta o anne Berfo Anadır, çocuk ise Cemil Kırbayır. Bunun duyan sağcı karakter çok üzülür. Onunda annesi gelmesine rağmen annesiyle konuşamaz. Solcu arkadaşı konuşamadı diye. En son sahnede saf 17 yaşındaki Kürt çocuğu asmaya götürürler. (Erdal Eren) bunu görünce üçü de bir birine kenetlenir ve biz kardeşiz yıllarca birimiz sağır birimiz dilsiz olup hep kandırılmışız derler. Ve yaşasın halkların kardeşliği deyip oyunu bitirirler. Sonunda hepsi asılır.



     


    **DUYGUSAL OLMAYACAĞIM, DİRENECEĞİZ..


    Ülkenin gerçek gündeminin havuz medya tarafından MHP’nin artık komediye dönen kongresine, onca ölüme, gözyaşına duyarsız ve sanki hipnotize edilmiş toplumca reytingler kırdırılan Survivor gibi saçma sapan tv programlarına çevrildiği ülkemde yalandan kardeş denen bir toplumun fertleri saçma sapan suçlamalar ile tek tek toplanıp, içeri atılmaya devam ediliyor.


    Ajan takımının sızdırıldığı bir partinin yine bu ajanların yardımıyla çökertildiği bir sürecin adeta yeniden yaşandığı bugünlerde bir Kürt olarak duygusal davranıp, yaşananlara kızmayacağım, hatta şimdi ki gibi dişlerim gıcırtarakta olsa gülümseyip, daha çok direnilmesi gereken bir zaman diyeceğim..


    Evet, CHP’yi kendisine benzeten, MHP’yi tar mur ettiren, hatta benim gibilerine MHP’yi bile arattıran bir anlayışın önünde ki tek engelin HDP’nin olduğunu anlayıp, bu partiye sızdırdıkları ajanları ile DEP ve diğerleri gibi HDP’yi de bitirme planlarını adım, adım hayata geçirenler daha önce bir çok kez izlediğimiz ve bayatlaşan oyunları yeniden vizyona koysa da her filimin bir sonu olduğunu Menderes, Demirel, Özal ve Çillerlerin reyting yaptığı dönemlere bakarak anladıklarında trenin Kars-Tiflis-Bakü Demir yolundan çoktan gelip, geçtiğini anlayacaklar..


    Ha unutmadan bugün iktidarım diyenler sanmasın ki bunları kendilerinin yaptığını..


    Çünkü iktidarı elinde tuttuğunu sananlar, ömür uzatma hayali ile ellerinde olduklarını sandıkları iktidar iplerini her gün ve yeniden ulusalcılara, 90 yıllık rejimde nemalanan ve kendilerinden başka bir düşünceye izin vermeyenlere kaptırdıklarını ve bugün HDP, yarın sıranın kendisine geleceğini anlamıyorlar..


    Anlasalar daha dün ‘barış masası’ adı verilen masayı yıkmaz, ‘süreç buzdolabında demez’, diz çöktüklerine paralel demez, demokrasinin düşmanı olan birilerinin korkutmasıyla herkesi kendisine düşman ilan etmezdiler..


    Ama dediğim gibi toplumları ayrıştırarak, seçilenlere dokunarak, onlara oy vermeyenleri ajanlarının yardımı ile tutuklatanlar ve rejimi değiştireceklerini sananların son bir kaç yıldır attıkları geri adımla aslında kendilerinin değişmeye, eskilere benzemeye başladığını anladıklarında kendilerine de nefes veren demokrasi deliğinin kapandığını ve onlarında nefesiz kaldığını anlayacaklar..


    Ve direnenlerin, diz çökmeyenlerin yine bizlerin olduğunu ve bu ülkenin güzel geleceği için gerçekleri yazmaya, söylemeye devam ettiğimizi duyup, görüp, konuşacaklar..


    Tabi bugün ki gibi sağır, kör ve dilsiz kalmamışlarsa..

  • Ardahan'ın Tenor Sesli Sanatçısı Mehmet Kılıç !..

    Tempo75.com olarak Ardahan, lı ünlü sanatçı ile kısa bir röportaj yaptık ve siz değerli okuyucularımız ile paylaşıyoruz


    Mehmet Kılıç kimdir diye sorduk

    Ben Ardahan,’lı dengbej olan Derviş Kılıç’ın torunu ve onun gibi yine Ardahan’ın dengbejlerinden Osman Kılıç’ın oğluyum sesimin bu kaliteside ordan geliyor. Çok küçük yaşlarda dedem ve babamın sayesinde başladı. Müzik yaşantım ayrıca bilindiği üzere Türkiye’de 9 ile 10 arasında Tenor sesli sanatçı var bende onlardan birisi olarak bilinmekteyim.


    GİDELİM klibinin çekimleri çok şükür bitti ve tv’lerde yayınlanmaya başladı. Çokta güzel olduğunu düşünüyorum. Umarım sizlerde beğenirsiniz çekimlerde emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederim. 


    Ben İstanbul Gülhane Ses Yarışmasından zaferle çıkıp, 1.inciligi kazandım. Ayrıca TRT korosununda düzenlemiş olduğu yarışmayı da kazandım, sanat hayatıma emin adımlarla ilerlemeye çalışıyorum.


    Değerli hemşerilerimide bana verdikleri desteklerden dolayı unutmuyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum ve beni davet ettikleri tüm etkinlik ve faaliyetlerde yer almaya katılmaya çalışıyorum. 


    Ardahan,da her yıl düzenlenenArdahan Bal Festivali, Göl Festivali, Yayla Festivaline katılıyorum. Türkiye’nin bir çok yerinde konserler veriyorum. 


    Bana verdigi destek ve katkılarından dolayı en başta klibime sponsor olan 

    MaviKaradeniz TV nin değerli sahibi sayın Fuat Kuş,a 

    Değerli yönetmenim İsa Aydın’a , Ardahan’ımızın değerli işadamı sayın Alihan Akkoç’a, Beykoz Ardahan Derneği ve yönetimine,Ardahan Federasyonu Ardafed,e, Hoçvan Federasyonu Hoçfed’e, Değerli Mehmet Ali Arslan’a, Gazeteci Fakir Yılmaz’a, 
    Ardahanımızın değerli yerel gazetecileri, Gürbüz Küpeli’ye, siz değerli tempo75.com imtiyaz sahibi Hasan Tik’e


    Kısacası Ardahan,dan Edirne’ye tüm sevenlerime yürekten teşekkür ediyorum diyerek sözlerini tamamladı.


    Haber/Röportaj: Hasan TİK

  • SANATI İCRA EDEN BİR GÖLELİ..

    Yıllardır bulunduğu saha da önemli eserlerin yanı sıra sanatı en güzel şekilde icra etmenin peşinde koşan Göleli İbrahim Maden 13 yaşından bu yana müzikle iç içe bir isimç Müzikle çok küçük yaşta tanışan ve Göle’de yasadığı süre içinde ilçede ki butün etkinlikler de hemen hemen sahne alan İbrahim Maden dört defa üst üste festivalde ses yarışması birinciliğini almış bir isim.


    Birçoklarımız gibi onun da İstanbul serüveni başlayınca yerel de başladığı müziği eğitimle pekiştirme yoluna giden Göleli Sanatçı İbrahim Maden ilk iş olarak Arif Sağ Müzik Okulunda dört yıl müzik eğitimi aldı.


    İstanbul’da 10 yıl bir fiil aktif sahne hayatı da alan Maden bu süreçte İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarın da iki yıl eğitim aldıktan sonra İktisat Fakültesine geçerek buradan mezun oldu. Göleli Sanatçı İbrahim Maden daha sonra müziğin mutfağıyla tanışıp, birçok sanatçının Aranjörlüğünü yaptı.


    Bir süre sonra kendi müzik kayıt stüdyosunu açan ve sonra kendi müzik okulumu açan buradan da birçok enstrümanlar tanıştı.


    Bunlarla yetinmeyen Maden söz ve müzik yapıp, bestelerle ilgilendi. Bir taraftan da araştırmaya yönelen İbrahim Maden daha sonra yedi bölge türkülerini araştırıp, yaptığı araştırmalarda elde ettiği eserleri repertuarımına aldı.


    **GÖLE’DEN SONRA İSTANBUL’DA DA ÖDÜLLER ALDI..


    13 yaşına kadar Göle’de müzik çalışmaları yaparak, bir çok ödülü hak eden Göleli sanatçı İbrahim Maden bu başarısnının devam ettirdiği İstanbul’da da 3 tane büyük ses yarışmasında birincilikler aldı.


    Bu süre içinde müziği eğitim ile pekiştirip, hem sesiyle, hem enstrümanlar hem aranjörlüğümle müzik hayatına devam eden Göleli sanatçı şu an birçok sanatçıya beste hazırlamakta.


    **KİTAP DA YAZDI..


    Müzik denilince sadece türkü, şarkı söylemek değil diyen Göleli sanatçı İbrahim Maden üzerinde çalışmaya devam ettiği dört tane farklı projenin yanı sıra yeni bitirdiği bir kitabı var. Müzikle beraber kitap yazan ve kitap okumayı çok seven İbrahim Maden müziğin yanı sıra tarihle ve siyasette yakından ilgilenen bir isim.


    ‘Yani müzik ve müzikle beraber kültür ve sanat yolculuğun da zerre olmak için uğraşırken amacım ve hedefim sanatçı olmaktan ziyade sanat icra etmektir’ diyen Göleli Sanatçı İbrahim Maden, ‘bu yönde hedefim değişmedi.


    Şu anda sanat anlayışım çok farklı. Sanat albüm yapmak, para kazanmak değil. Sanat emek vermek, okumak, icra etmek ve kendini sürekli yenilemek, korkmamak cesur olmak, anlamak, söylemek anlatmak ve müziği yudum, yudum içip yasamak’ gerekir diyor.

  • ‘KİMBİLİR’İ HERKES DİNLEYECEK..

    Genç yaşı ve güzel sesi ile müzik alanında güzel bir yer edineceğe benzer bölgemizin sanatçısı Gökhan Yılmaz’ın Maksut Feryadi Koca’nın söz ve bestakarlığını yaptığı ‘KİMBİLİR’ adlı müzik klipi çalışması tamamlandı.


    Ardahan Merkeze bağlı Küçüksütlüce /Şişka) köylü genç sanatçı, Gökhan Yılmaz 15 yıla yakındır içinde bulunduğu müzik sahasında ilk klipini çıkarma heyecanı yaşarken, ‘KİMBİLİR’ adlı çalışmanın müzik severlerin dikkatine çekmesi beklenmektedir.



    **ARSANAT DERNEĞİ İÇİNDE ÇALIŞIYOR..


    Genç yaşına rağmen gerek müzik alanın da gerek ise kurduğu sosyal çevresiyle başta Ardahanlıların olmak üzere çevre illerin dernek ve stk’ları tarafından aranan sanatçısı konumuna gelen Ardahanlı sanatçı Gökhan Yılmaz aynı zaman da Ardahanlı sanatçıların yeni bir çatı altında bir araya gelmesi için çabalıyor.


    Kısa adı ARSAT olması beklenen Ardahanlı Sanatçılar Derneği için de kolları sıvadığı öğrenilen Yılmaz’a ARDA/FED’e tam destek sunuyor.

  • ARDA/FED DERNEK ZİYARETLERİ SÜRÜYOR..

    Geçtiğimiz gün önce Kocaeli Dilovası’nda bulunan Ardahan İl Derneği’ni ziyaret eden daha sonra İstanbul Sultanbeyhli’de bulunan Göle Çullu Derneği ile bir araya gelen ARDA/FED tüm dernekleri çatısı altında bir araya gelmeye davet etti.


    Yeni dernekler kurduran, bir çok Ardahanlı işadamı ile bir araya gelen, futbol turnuvası düzenleyen, İstanbul’un Şişli Kaymakamlığı ardından Esenyurt, Sarıyer, Beykoz, Sancaktepe 4 İlçesinde ki siyasi parti teşkilatlarını, İSO, İTO, Çorlu Ordu Komutanlığı gibi önemli ziyaretler gerçekleştirdikten sonra Kağıthane İlçesinde ki Ardahan Derneği ardından Pendik Ardahan İl Derneğinin resmi açılışına katılarak, ziyaretlerine devam eden ARDA/FED geride kalan hafta içinde de önemli etkinliklere imza attı.


    Yaptığı önemli çalışmaları bir çok ulusal ve yerel basında yer alamaya devam eden, son oalrak İTO’nun yayın organın da yer bulan ARDA/FED Başkanı Fakir Yılmaz ve ARDA/FED yönetimi ARDA/FED merkezinde bir araya gelen ‘ARDA/FED İşadamları/İşkadınları Konseyi’ ile yaptığı toplantı ardından İstanbul Küçükçekmece/Sefaköy’de bulunan Hanak Baştoklu (Y. Dikan) Köyü Derneği ile İstanbul Ayazağa’da bulunan Gürçayır Köyü Derneğini ziyaret ederek, ARDA/FED olarak İstanbul’da oluşturmak istedikleri güç birliği hakkında bilgi/alışverişinde bulundu.


    **BAŞTOKLU DERNEĞİ ARDA/FED’E KAHVALTI DA BULUŞTU..


    Tüm engelleme ve imkânsızlıklara karşın inadına ‘Hep Birlikte Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolası ve ‘Ardahanlıların Buluştuğu Merkez’ sloganı ile yol almaya çalışan Ardahan Dernekler Federasyonu yöneticileri Genel Başkan Fakir Yılamz ile ARDA/FED Başkan Yardımcısı ve İstanbul/Güngören Ardahan İl Derneği Başkanı Yener Bayrakçı birlikte geride kalan hafta sonu ilk ziyaret ettiği ve Yıldıray Köksoy’un başkanlığını yaptığı Ardahan İli Hanak İlçesi Baştoklu Köyü Derneği yönetimi ile kahvaltıda bir araya gelen ARDA/FED yönetimi ARDA/FED’e üye olan bu derneğin Baştoklu’da bu yıl ilk kez yapacağı yaz etkinliği konusunda nelerin yapılacağını dernek yöneticileri ile fikir alış/verişinde bulundu.



    **ÖN YARGILARI KIRACAĞIZ..


    Baştoklu Derneğini ziyareti ardından Ayazağa da bulunan Gürçayır Köyü Derneği ile bir araya gelen ARDA/FED Genel Başkanı/Gazeteci Fakir Yılmaz ile ARDA/FED Başkan Yardımcısı Özkan Mavzer, Ardahanlı İşadamlarından Erol Hacıgül’ün başkanlığını yaptığı, Vacip Kara, Erdal Pehlivan, Şentürk Ülker, Sermant Aydın, Önder Aydın, İlhan Çınar ve Nurbay Pehlivan ile bir süre sohbet ederek, Gürçayır Derneği’ninde ARDA/FED’e üye olması konusun da görüş alış/verişinde bulundular.


    Yaptıkları ziyaretler de ARDA/FED’de yönelik olumsuz ön yargıların olduğunu, bunu kırmak için çok önemli gördükleri ziyaretlerine devam edeceklerini belirten ARDA/FED Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz, derdi Ardahan olanları yanlarına davet ettiklerini söyledi.

  • SERHAT DERGİSİ SERHATLILARI TOPLANDI..

    Başta, birçok Ardahanlının yaşadığı Kocaeli İlinin önemli ilçelerinden olan Gebze ve Darıca’da yaptığı yayınları ile gündem oluşturan BATI YAKASI adlı İnternet TV ve Dergisini de çıkaran Ardahanlı Gazeteci Bülent Kömürcü’nün hazırlayıp, Ardahan’da da dağıtımını sağladığı SERHAT İLLERİ adlı dergi son sayısında başta, ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ sloganı ile son aylarda etkili çalışma ve çıkışlar yapan İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonunun çalışmalarına olmak üzere bölgede ki Ardahanlı, Karslı ve Iğdırlı İşadamları ile yaptığı röportajları yayınlamış.


    **ARDA/FED BAŞKANI TEŞEKKÜR ETTİ..


    Aynı zaman da gazeteci olan Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz’ın ziyaret edip, teşekkür ettiği Bülent Kömürcü’nün dergisinin son sayısında, Ardahan ve Ardahanlılara geniş vermesi karşısında ki duyduğu memnuniyetliğini aktardı.


    **AK PARTİ İLÇE BAŞKANI YRD. GÜRHAN TÜRK:


    HER YERDE BİRLİK İÇİNDE OLMALIYIZ..


    Ardahan Dernekelr Federasyonu Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın yeni bürosun da ziyaret edip, teşekkür ettiği Ardahanlı Gazeteci Bülent Kömürcü’nün bölgede ki hemşerileri tarafından önemsenen bir gazeteci olduğunu belirten AK Parti Darıca İlçe Başkan Yardımcısı, Hanakloı hemşehrimiz Gürhan Türk’ün de bulunduğu ziyarette Darıca ve Gebze’de Ardahan Dernekleri üzerinde uzun bir fikir/alış verişinde de bulunuldu.


  • Dursun Akçam’da İstanbul’a Göç Ediyor..

    Daha önce Dursun Akçam’ın köyü olan Ölçek’e kurulması düşünülen, ancak zamanın muhtar ve azalarının ‘Kominsttir’ diyerek karşı çıkmaları üzerine Ardahan merkeze kurulan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı İstanbul’da temsilcilik açıyor.


    Aynı zaman da Ardahanlı yazar Dursun Akçam’ın oğlu olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı’nın Kurucu Başkanı Dr. Alper Akçam’ın konu hakkında yaptığı açıklama şöyle;



    DURSUN AKÇAM KÜLTÜR VE SANAT VAKFI İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ AÇILIYOR!

    15 MAYIS 2016, PAZAR; SAAT: 17.00

    Ayazma Caddesi Onur İşhanı no: 52 

    Yakacık-Kartal/İstanbul


    Ölçekliler, Gölebertliler, Dudunalılar, Urlular, Bangisliler, Hopallılar,

    Ardahanlılar, Şavşatlılar, Karslılar

    Cılavuz Köy Enstitüsü ışığıyla aydınlananlar

    Hotaklar, tırpancılar, toycular, nökerler, 

    Toprağa alınteri dökenler; hayatı elleriyle, alın terleriyle biçimlendirenler

    Çeliğe su verenler,

    Ben yerine biz diyenler, çıkar ya da makam değil, dostluk, dayanışma, kardeşlik arayanlar,

    Adaletsizliklere, haksızlıklara karşı direnenler,

    Korkuyu, kasveti, zorbalığı değil, 

    dostluğu, sevgiyi, imeceyi, gülmeyi önde tutanlar

    Havasına, suyuna, toprağına, kültürüne sahip çıkanlar,

    Türkülerimizle, tiyatrolarımızla, söyleşilerimizle bir araya geleceğiz,

    Kafdağı’nın ardından çarıklı ayaklarıyla çıktığı hayat mücadelesinde 

    Yoksullara, ezilmişlere, tutunamamışlara örnek olmuş 

    Dursun Akçam adıyla buluşacağız; kendimiz olarak adımlayacağız hayatı…


    Katılın bir kat daha çoğalalım…

    15 Mayıs Pazar günü, saat 17.00’de Yakacık’ta buluşalım…


    Dr. Alper Akçam

  • DERNEKLER PİKNİK/ŞENLİK SEZONUNU AÇTILAR!


    Aynı zaman da Ardahan Dernekler Federasyonuna Üye olan Hoçvan Samanbeyli ile Ardahan Merkeze bağlı Meşedibi köy dernekleri yılın ilk piknik etkinliğini düzenleyen dernekler oldular.


    **PENDİK DERNEĞİNDE TOPLU ÜYE KAYDI..


    Samanbeyli (Sığırpert) Derneğinin çalışkan başkanı ile kısa sürede derneğinin binasını aldıran bölgenin en başarılı dernek başkanlarından Meşedibi (Morofka) Dernek Başkanı Özcan Düğmeci’nin başında bulunduğu iki köy derneğinin yanı sıra kısa süre önce kurulmasına karşın önemli işlere imza atan ve İstanbul Asya yakasında ki Ardahanlıların merkezi olmaya başlayan, başkanlığını Adnan Gündoğdu’nun yaptığıİstanbul Pendik İl Derneği’de üye Pendik’in mahallelerinde toplu üye kampanyası başlattı.



    **BAŞTOKLU ŞENLİK YAPACAK..


    Pendik Ardahan İl Derneğinin toplu üye çalışması başlattığı, Samanbeyli ile Meşedibi köylerinin piknik düzenlediği şu günlerde Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Baştıoklu (Yukarı Dikkan) Köyü Derneğide bu yıl ilk kez olarak düzenlenecek olan ‘Baştoklu Kültür ve Dayanışma Şenliği’ ni  05-10 Temmuz günlerinde yapacağını duyurarak tüm köylülerini bu tarihlerde köye davet etti.


    Köy muhtarlığı ile birlikte düzenleneceği duyurulan şenlik Ardahan’da gerçekleşecek olan festival ve şenliklerle gerçekleşecek. 


    **3. BÖLGE ARDAHA  İL DERNEĞİ FUTBOL TURNUVASI DEVAM EDİYOR..


    Derneklerin çalışmalarını yoğunlaştırdığı şu günlerde de İstanbul’un Avrupa yakasında kurulan 3. Bölge Derneğinin başlatmış olduğu futbol turnuvasıda devam ediyor.


    Özgür Polat’ın başkanlığında ki derneğin düzenlediği ve bir çok ilçe ve köy derneğinin  katılıdığı futbol turnuvasına ilginin bir hayli yoğun olması dikkatlerde kaçmıyor.


  • BÖLGENİN DENGEBJİ MEMET KILIÇ..

    Ardahan merkeze bağlı Kuşuçmaz köylü, bölgenin ünlü sanatçısı Memet Kılıç gece boyunca söylediği uzun hava ve halaylar ile Harziyanlıları çoşturdu.


    Aynı zaman da TRT Sanatçısı da olan Memet Kılıç’ın güzel türküleri eşliğinde gecelerini bitiren Harziyanlılar bölgenin gerçek, samimi sesi Kılıç’a teşekkür ettiler.


    **Ardahan’ın gerçek seslerine sahip çıkmaya devam edeceğiz..


    Bölgenin denge beji olarak adlandırılan Kuşuçmaz köylü Memet Kılıç’ın yanı sıra Küçüksütlüce köylü iki ses sanatçısının sahne aldığı gecede bir açıklama yapan ARDA/FED Genel Başkanı Fakir Yılmaz bizim işimiz Ardahan ve Ardahanlılara sahip çıkmak, gereçek kültürünü yansıtan sanatçılarımıza sahip çıkmaktır. Bu amaçla kurdurduğumuz dernek paragözlüleri kurbanı olsa da bölgenin gerçek seslerini bir araya getirecek olan yeni bir oluşum için çalışmalarına devam ettiklerini belirtti.

  • ARDAHAN'IN GERÇEK SESLERİ BUNLAR..

    Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen yarışmaya solo çalgı ve ses dallarında Ardahan Gençlik Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi adına Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Özgür Uğurlu ve Ebru Dikmedaş katıldı.

    Yarışmanın ilk ayağı olan il bazında sahne alarak Ardahan birincisi olan Özgür Uğurlu, Doğu Anadolu Grup Finalinde solo çalgı (bağlama) dalında performansıyla göz doldurarak üçüncülük almayı başardı. Yarışmaya katılan bir diğer öğrenci Ebru Dikmedaş ses kategorisinde sahne aldı. 


     

  • GÜMAN MÜZİK MARKETLERDE..

    Aslen Ardahanlı olan Neşe Demir, İstanbul Beykoz´da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Müziği bölümünden birincilikle mezun oldu. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü´nü kazandı. Konservatuar eğitimi süresince Prof Erol Parlak, Prof Can Etili, Seha Okuş, İsmail Hakkı Özkan, Fatih Salgar, Süheyla Altmışdört,Alaaddin Aday gibi alanında uzman eğitmenlerden ders aldı.


    2009 yılında katıldığı Azerbaycan Mugam Yarışması´nda Türkiye´yi temsil etti. 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu´nda ses sanatçısı olarak göreve başladı.


    2010-2011 öğretim yılı Marmara Üniversitesi Pedagojik Formasyon Eğitimini tamamladı.2012 yılında Kalan Müzik etiketiyle yayınlanan “Emirdağ Türküleri”, 2014 yılında “Kura´nın Sesi” ismli karma albümlerde türküler seslendirdi.


    Türkülerin genç ve başarılı yorumcusu Neşe Demir yurt içi ve yurt dışı birçok konser, festival ve etkinliklerde yer aldı. Ulusal ve yerel çok sayıda radyo ve televizyon programlarına katıldı. 2013 yılında TRT 1 kanalında okumuş olduğu Sinezen eseri ile İran, Türkiye, Azerbaycan ve birçok Avrupa ülkesinde büyük ilgi gördü. BBC Percian kanalı başta olmak üzere görsel ve yazılı basında geniş yer buldu.


        Güman Adlı Solo Albüm Çalışması Anadolu Geleneksel Müziği´nin genç ve başarılı temsilcisi Neşe Demir “Güman” isimli albümünü Seyhan Müzik etiketiyle müzik severlerin beğenisine sunmanın heyecanını yaşıyor.


    Neşe Demir´in ilk solo albüm projesi olan Güman´da, sanatçının konservatuarda da dersler aldığı, halk müziğinin usta ismi Prof. Erol Parlak´ ın üç eseri ile birlikte Cem Yıldız, Bedirhan Kırmızı, Cem Cansız´ın besteleri bulunuyor. Türkü formundaki bestelerin yanı sıra Anadolu´nun farklı yörelerine ait özenle seçilmiş türkülerden oluşan toplamda 13 eser albümün repertuarını oluşturuyor. Düzenlemelerinde alt yapı olarak geleneksel tarzın yanı sıra modern, pop, rock, flamenco, fusion ve oda müziği öğeleri başarıyla kullanılmış. Alanında önde gelen usta icracıların sanatçıya eşliğiyle renk kattığı albümün müzik yönetmenliği ve aranjörlüğünü Türkiye müzik piyasasında büyük başarılara imza atmış önemli bir isim Cihan Sezer üstleniyor.

  • ARDAHANLI ALEVİLERİN BULUŞTUĞU VAKIF ERENLER

    Başkanlığını Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Koyunpınar (Saskara) köylü hemşerimiz Emin Yılmaz ARDA/FED ve Damal Federasyonu (ADDF) başta olmak üzere bölge stk’ları ile bir arada çalışmaya hazır olduklarını söyledi.

    ARDA/FED Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz ile ADDF Genel başkanı Cem Aynalı’nın birlikte ziyaret ettiği Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve yönetimi bölgede yaptıkları güzel çalışmalar ile başta Damal, Hanak ve Göleli Alevilerin olmak üzere Ardahan ve diğer kentlerin insanlarınca takdirle karşılanmakta.



    **22 Nisan’da Dayanışma Yemeği Verecek..

    Bölgemizin aktif vakıflarından Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giderek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu vakfın 22 Nisan’da yapılacak olan dayanışma yemeğine davet etti.

    Ankara’ya giden vakıf yöneticileri vakfın ileriye dönük projeleriyle ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunduğu siyasiler ile vekilleri de ziyaret ettiler.

    Konu hakkında bir açıklama yapan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı şöyle dedi.

    ‘Yoğun programına rağmen bizlere vakit ayıran Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere; ilgi ve alakalarını bizlerden esirgemeyen değerli vekillerimiz Sn. Veli Ağbaba’ya, Sn. Dr. Sibel Özdemir’e, Sn. İlhan Cihaner’e, Sn. Dr. Ali Şeker’e, Sn. Zeynel Emre’ye, Sn. Oğuz Kaan Salıcı’ya, Sn. Zeynep Altıok Akatlı’ya ve telefonla arayarak ilgilenen Sn. Eren Erdem’e teşekkür ederiz.’ dedi.

  • ARDAHAN'I HİÇ BÖYLE GÖRMEMİŞTİNİZ..

    Bölgede yaşayan Malakanlar başta olmak üzere bir çok önemli gelişmeyi tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren Kenan Karabağ’ın ‘Kur Çözüldü-1’ ve ‘Kura Çözüldü-2’ adlı kitaplarda bugüne kadar güm yüzüne çıkmamış Ardahan’ın fotoğraflarının yanı sıra bölgede yaşanan çatışmalarla ilgilide ilginç belgeler sunuyor.





    KURA COZULDU 2 ( Sahara’da cicekler acti) Kafyasya’da yasayan halklarin romani…Son duzenlemelerde bitti. Yine soluksuz okuyacaksiniz. Celil bey , Kanli Ramiz ve Telli ana kiyasiya bir carpisma icindeler…Ardahan’da kirk yillik isgal sona eriyor. Kura cozuldu bir devrin romani yeniden okuyuculariyla bulusmak icin sabirsizlaniyor…

  • BAŞKAN ADAYI OLDU, YEDEĞE RAZI OLDU!

    Ardahan eski Milletvekillerinden Faruk Demir’in de başkanlığına aday olduğu MESAM yapılan tartışmalı bir kongre ardından yen başkanını çarşaf liste ile seçti.


    Faruk Demir’in başkan adayı olup, kendisine ancak yedekte yer bulduğu MESAM’ın kongresinde Ardahanlı Yusifi başta olmak üzere birçok müzik esercisi oy kullanırken, ARDA/FED’in kurdurup, bu tür önemli kuruluşlarda söz sahibi olmasını istediği Ardahanlı sanatçılar derneği MESAM ve kongresinden habersiz olduğu ortaya çıktı.


    **MESAM NEDİR?


    Söz yazarları ve bestecilerin telif ve hak aramalarını yürütmek üzere kurulmuş ve Türkiye’nin en köklü örgütlerinden biri olarak anılan MESAM (Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) çıkarılan yasalar ile desteklenen en büyük bütçesi olan derneklerin arasında bulunuyor.

  • ARDAHAN'I İSTANBUL'DA Kİ SESLERİ Murat Gökdemir-Tahir Taşdemir..

    Bölgenin kültürünü İstanbul’un önemli mekanlarına yansıtan Gökdemir ve Taşkıran İstanbul’da ki Ardahanlıların da gözde sanatçıları.


    Güzel sesleri ile seslendirdikleri türkülerini Ardahan dernek ve etkinliklerinde ortaya koyan her iki sanatçımız sahne çalışmalarının yanı sıra ulusal tv’ler de sık sık yer almaları ile tanınıyorlar.

  • KİBİRDEN UZAK, BİR GÜZEL YÜZ YEREL YÖNETİM!

    Açıklamasına üstü kapalıda olsa yerel yöneticilerde beklentilerinin de ima eden Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan’ın Eskişehi dönüşü yaptığı basın açıklaması şöyle;


    Sivil düşün AB” programı tarafından desteklenen Ardahan Kent Konseyi tarafından yürütülen “Sınırda Sivil Düşün” isimli programımız kapsamında “Eskişehir Kent Konseyi Ardahan Kent Konseyi Bilgi Transferi “ isimli faaliyetimiz 24 -26 Şubat tarihleri arasında Eskişehir’de bir dizi ziyaretler ve toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantı ve ziyaretlerde hedeflenen daha etkin daha katılımcı bir kent konseyi yapısı oluşturmak, ilgili yerlerde yapılan çalışmaları ilimiz şartlarına uyarlayarak, çalışmalar, faaliyetler gerçekleştirmek ve bu kapsamda projeler hazırlamak üzere bilgi alışverişinde bulunulmuştur. Özellikle çalışma grupları konusunda kent konseyimizin daha etkin çalışması gerektiği gözlemlenmiştir. Oluşturulacak çalışma gruplarının belli konularda değil birçok konuda farkındalık yaratılması gerektiği özellikle saptanmıştır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışma ve fikir alışverişleri sonucunda önümüzdeki günlerde bir yol haritası belirlenerek yeni adımlar atılacaktır. Eskişehir ziyaretimiz sırasında misafirperverliği, ince nezaketi ve özellikle güler yüzlü tavrı, kibirden uzak katılımcı yerel demokrasi anlayışını benimseyen, yerel yönetim anlayışı ile bizleri etkileyen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e , Odunpazarı Belediye Başkan Vekili Bekir Sıtkı Saraç’a , Eskişehir Kent Konseyi Başkanı, Genel Sekteri ve Yürütme Kuruluna , Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı, Genel Sekteri ve Yürütme Kurulu Üyelerine ; ŞAHSIM VE YÜRÜTME KURULU ADINA TEŞŞEKKÜR EDERİM..


    Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak TAŞTAN


     

  • Sınır da Sivil Proje..

    Bu çalışma kapsamında Ardahan Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğr. Gör. Yrd. Doç. Dr Arzu Kılıç tarafından Kent Konseyi Yürütme Kurulu Kadın, Gençlik, Çocuk, Engelli Meclisleri ve Mahalle Temsilcilerine “İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi Eğitimi” seminer sunumu başarılı bir şekilde verildi. 


    Yine bu faaliyet kapsamında Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Kamu Yönetimi bölümü Öğr. Gör. Yrd. Doç. Dr Elif Gazioğlu tarafından Kent Konseyi Yürütme Kurulu Kadın, Gençlik, Çocuk, Engelli Meclisleri ve Mahalle Temsilcilerine “Sivil toplum nedir? Hak temelli çalışmalar nelerdir? Kadın ve Çocuk hakları nelerdir? Bu alandan ne tür çalışmalar yapılabilir?” başlıkları çerçevesinde seminer sunumu gerçekleştirildi. 16 Şubat Salı günü yapılan faaliyetin genel değerlendirme toplantısı yapılarak çalışmanın çıktıları üzerinde değerlendirmeler yapıldı.


    Konu hakkında basın mensuplarına açıklamada bulunan Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan; “Sivil Düşün Aktivist programı tarafından desteklenen ”Sınırda Sivil Düşün” isimli çalışmalarımız başladı. Bu çalışmalar kapsamında hedeflenen özellikle Kadın ve Çocuk meclislerimize ve diğer meclis ve çalışma gruplarımıza “Hak Temelli Çalışmalar” hakkında eğitim seminerler düzenlemektir. Hak temelli çalışmalar kapsamında farkındalık yaratmak ve yine bu çalışmalar kapsamında ilimizde bulunan Kadınlarımızın Kent Konseyi çalışmalarımızda daha katılımcı olmalarını sağlamaktır” dedi. 





     

  • Ardahanlı Ses Sanatçıları Salı Günü Gece'de Buluşacaklar

    **GECE YAPIYORSUNDA,


    KENDİ SANATÇINI ÇAĞIRIYORMUSUN?!..


    Başta Ardahan, Göle, Hanak, Damal, Posof ve Damal Belediyeleri olmak üzer İstanbul’da bulunan Ardahan Derneklerinin göz adı edip, sahiplenmediği Ardahanlı Ses Sanatçıları çatısı altında bir araya geldikleri Ardahan ve Yöresi Sanatçıları Derneği’nin ilk ekinliğini erçekleştiryorlar.


    Kısa adı ARSAD olanve başkanlığını Ardahanlı Ses Sanatçısı Mehmet Yılmaz’ın yaptığı, Ardahan ve Yöresi Sanatçıları Derneği 19 Şubat 2016 Salı Günü Akşam Saat: 19.00’da Beylikdüzü’nde bulunan Maya Restorant’ta bir araya gelerek derneklerini kamuoyuna e basına tanıtacaklar.


     Kurucu Başkanılığını Mehmet Yılmaz’ın yaptığı ve Yönetim Kurulu Üyeliklerini ise Ardahanlı Ses Sanatçıları olan Yusufi Yıldırm, Özgen Akçı, Yahya Bilican, Murat Zorba, Özcan Burcalı, Murat Yılmaz ve Burhan Yıldırım’ın oluşturduğu ARSAD’on gecesine tüm dernek başkanları ve Ardahanlılar davet edildi.


    Gece hakkında bir açıklama yapan ARSAD Başkanı Ardahanlı Ses Sanatçısı Mehmet Yılmaz amaçlarının başta Ardahan geceleri düzenleyen Ardahan Dernekleri olmak üzere Ardahanlıların düzenlediği festival, şölenlere, düğün ve eğlence törenlerinde önceliğin Ardahanlı ses sanatçılarına verilmesi için bir çabayu ortaya koymak ve Ardahan’ın gerçek kültürünü yansıtan Ardahanlı ses sanatçılara sahne sağlamaktır. Umarımk, başta belediyeler olmak üzere herkes bundan sonra sanatçı aradığında ARSAD aracılığı ile sanatçısına sahip çıkar.’ dedi.

  • İSTANBUL’DA GECE YAPIP, ARDAHAN’A UÇACAKLAR!..

    Yapılacak gece ardından bir grup İş adamı ile İstanbul’a gelecek olan ARDA/FED heyeti, 23 Şubat günü de Ardahan’da etkinliklerine katılacak.


    **VALİ DENİZ, SERHAT ARDAHANSPOR’UN 

    YENİ BAŞKANI ÖZER KUTLU ÜNAL’I KABUL ETTİ..



    Vali Ahmet Deniz, Bölgesel Amatör Lig maçlarında Ardahan’ı temsil eden Serhat Ardahanspor Kulübünün yeni başkanı Özer Kutlu Ünal’ı makamında kabul etti.

     Ardahan’ın tanıtımı açısından takımın önemli olduğunu belirten Vali Deniz, “Serhat Ardahanspor’un bu yıl toparlanarak, önümüzdeki sezon Ardahan’a yaraşır bir şekilde mücadelesini sürdürüp, 3’ncü lige çıkmasını ümit ediyoruz. Bu anlamda tabi ki kulüp yönetimine büyük iş düşmektedir. Kulübün yeni başkanı Özer Kutlu Ünal’a başarılar diliyorum” dedi.

     Başkan Ünal da, “Bölgesel Amatör Lige çıktığı günden bu yana takımın yanında olan, desteklerini esirgemeyen Sayın Valimize teşekkür ediyorum. Bundan sonra ki süreçte de takımı hep birlikte iyi yerlere getirmeye çalışacağız” diye konuştu.


    **Geleceğin girişimcilerine sertifika..


    Vali Ahmet Deniz, ATSO ve KOSGEP’in birlikte düzenlediği “Geleceğin Girişimcileri” sertifika törenine katıldı.

     ATSO konferans salonunda ki törende girişimcilere yönelik konuşan Vali Deniz, “Ardahan ilimiz son yıllarda hızla gelişen, değişen, küçük ama yüreği büyük insanların yaşadığı bir şehirdir. Bunları söylerken tabi göç olayına dikkat çekmek istiyorum. Burada göçü önleyebilmek için girişimcilerimizin önünü açacağız. İnsanın kendi işini kurması, kendi işinin yöneticisi olması, yanında başkalarına iş verebilmesi çok güzel bir şeydir. Onun için biz kamu görevlisi olarak, hangi alanda olursa olsun vatandaşımızın önünü açacağız, yol göstereceğiz.  İlimizde bu tür kursların sonucunda kendi işini kuran genç arkadaşlarımız var. Zaman zaman onları ziyaret ediyoruz, moral veriyoruz. Biz, her zaman için girişimcilerimizin yanındayız. Yeter ki sizler asla ve asla yılmayın, şevkinizi kaybetmeyin. Aldığınız sertifikaların hayatınıza yenilikler getirmesini diliyorum” dedi.

     Belediye Başkanı Faruk Köksoy da, “ En kolay iş, birisinin yanında asgari ücretle çalışmaktır. Ama kendi işini kurmak, birilerine ekmek verebilmek kadar güzel bir şey yoktur. Bu kursların açılmasına vesile olan birimlerimize çok teşekkür ediyorum. İlimizde cesaret göstererek, bu sertifikaların sahibi olduğunuz için sizleri ayrıca kutluyorum” diye konuştu.

     Konuşmaların ardından girişimcilere sertifikaları verildi.

  • ARDAHAN EMİT'E KATILACAK..

    **TURİZİM’E AĞIRLIK VERİLECEK..


    Türkiye’nin her noktasının turizme kazandırılması çalışmalarının bir uzantısı olarak beldeler salonu, yeni konseptiyle “Türkiye’nin Tatil Noktaları” adıyla yer alacak.

  • SARZEPLİLER SEÇİME GİDİYOR..

    Aynı zamanda Ardahan Dernekler Federasyonuna üye olan ve başkanlığını ARDA/FED’in de Başkan Yardımcısı olan Yener Bayrakçı’nın yaptığı Sulakyurt Köy Derneği 20/12/2015 Pazar Günü kongreye gidiyor.


    Yaptığı güzel çalışmalar ile başkanlığını yaptığı derneğini mevcut Ardahan köy dernekleri arasında en çalışkan dernekler katagorine taşıyan Sulakyurt Köyü Derneği Başkanı Yener Bayrakçı’nın yeniden başkan olması istenirken, köylülerinin onayını alan Yener Bayrakçı bir dönem daha bu görevi üstlenmek için hazır olduğunu açıkladı.

  • Başkanlar Kahvaltıda Buluştular..

    Sabah kahvaltısın da Ardahan Federasyonu Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz ile bir araya gelen İstanbul Göle Dernek Başkanı Ertekin Baysan 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutladı.

    Eğitim camiasının saygı değer öğretmenlerinin öğretmenler gününü en içten dileklerimle kutlarım diyen İstanbul Göle Dernek Başkanı Ertekin Baysan, ‘Öğretmen, Doğan Güneşe Benzer. Etrafını Aydınlatarak Karanliklara Meydan Okur. 

    Bir Ulusun Çağdaş Ülkeler Düzeyine Erişebilmesi; Eğitim Ve Öğretimin Kaliteli Ve Bilimsel Yöntemlerle Yürütülmesi İle Ancak Mümkün Olabilir. Bu Dilek Ve Temennilerimle Ögretmenler Gunun Kutlu Olsun’ dedi.


    **Federasyon çalışmalarını konuştular..


    Aynı zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın bir çok derneğin çatısı altında toplandığı Ardahan Federasyonu Başkanlığına seçilmesinin Ardahan camiasının önemli bir gelişme olduğunu belirten Göle İstanbul Dernek Başkanı Ertekin Baysan ARDAFED Başkanı Fakir Yılmaz ile başında bulunduğu Göle Derneği ile federasyon çalışmaları hakkında bilgi alış verişinde de bulundu.

    Göle Derneği başkanlığına geldiğinden bu yana başta derneğin kurumsallaşması konusun da olmak üzere bir çok konu da önemli çalışmalarda bulunduklarını belirten İstanbul Göle Dernek Başkanı Ertekin Baysan ‘Başkan olduğundan bu yana ülkeyi ilgilendiren bir çok seçimin yapıldığını, bu seçim süreçlerinde her ne kadar çalışmalarımızı kamuoyuna aktaramadıysakta önemli çalışmalara imza attık. Bunun en büyük  örneği de bir çok Gölelinin yaşadığı İstanbul metropolünde bulunan Gölelilere ulaşılması, onları derneğe üye yapmak, üye olanların daha aktif hale getirilmesidir.’ dedi.

    Göle Derneğinin federasyona üye olması için yapılan çağrıları değerlendirmeye devam ettiklerini de belirten İstanbul Göle Derneği Başkanı Ertekin Baysan, Gölelilerin birlikteliği gibi Ardahanlıların birlikteliğinin de önemli bir konu olduğunu, bunun için atılan, atılacak her türlü adıma ayak uydurmaya hazır olduklarını belirtti.

    İstanbul Göle Dernek Başkanı Baysan, Göle Dernekler Federasyonu (GÖLFED) olmak üzere bir çok projelerinin olduğunu da belirtti.

    Ardahan Federasyonuna üye olma konusunu gerek dernek yönetimi ile, gerek ise Göle’nin ileri gelen toplum önderleri ile görüşmeye devam ettiklerini de belirten Baysan, dernekleri, stk’ları yakından bilen, onların çalışmalarını yıllardır takip eden Fakir Yılmaz gibi bir gazetecinin ARDAFED’e Başkan olmasının Ardahan ve İlçeleri için önemli bir kazanım olduğunu da sözlerine ekleyerek Göle Derneğini de ARDAFED’e davet eden Fakir Yılmaz’a başarılar diledi. 


    **Saygı Değer Öğretmenlerimiz;



    Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Celil Ünlü 24 Kasım Öğretmenler Günü Günü Dolaysıyla bir mesaj yayınladı. Ünlü’nün 24 Kasım Öğretmenler Günün Mesajı şöyle; 

    Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” unvanını alması nedeniyle, 100. cu doğum yıldönümü olan 1981 yılından bu yana her yıl ülke çapında 24 Kasım’ı “Öğretmenler Günü” olarak kutlamaktayız.


    Aziz öğretmenlerimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır’ sözünde vurguladığı üzere gençlerimiz sizin bilgi ve birikimlerinizle yoğrularak ülkemize ve geleceğimize yön vereceklerdir. Büyük Önder Atatürk yine bir sözünde, “Milletleri kurtaracak olanlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” diyerek medeniyet yarışında en önemli gücün öğretmenler olduğuna işaret etmiştir. Öğretmenlerimizin, kendilerine gösterilen hedeflere ulaşacakları, öğrencileri ve toplumumuzun her kesimi için aydınlık ışık kuleleri olacaklarına inancımız tamdır. 

    İnanıyorum ki, insan sevgisini hiçbir zaman yitirmeyen, ideallerini asla kaybetmeyen, dünyadaki gelişmelerden geri kalmayan, dar ve köhne kalıpları aşarak, modern bir toplumun inşa edilmesinde çok büyük katkıları olan siz öğretmenlerimiz sayesinde bu ülkenin geleceği ve yarınları çok daha aydınlık olacaktır.


    Bu duygularla Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, sevgi, emek ve özveri ile yeni nesillere rehberlik eden tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü kutluyorum.


    Saygı ve Sevgilerimle

    Celil ÜNLÜ Ardahan Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı


  • ARDAHAN YANIYOR!

    **Temmuz Ayı Haberleri..


    **GÖLE FESTİVALİ YAPILMIYOR..


    Geçtiğimiz günlerde meydana gelen olaylar ardından bugünde Göle ilçe merkezinde geçen derede bir gencin cesedinin bulunduğu Göle’de yapılması beklenen Göle Ulusal Kaşar Festivali alt yaı eksikliği öen sürülerek ileri bir tarihe ertelendiği duyuruldu.

    Konu hakkında alınan bilgilere göre Ardahan’ın Göle İlçesinin AK Partili Belediye Başkanı Akın İsmailoğlu yaptığı açıklamada bu yıl 20. gerçekleşmesi beklenen Göle Ulusal Kaşar Festivali’nin ilçe de yapılan alt yapı çalışmaları dolaysıyla belirlenen tarihte yapılmayacağı ve festivalin tarihi belli olmayan ileri ki bir tarihe ertelendiğini belirttiği öğrenildi.


    **DERNEK BİZ YAPACAĞIZ DEMİŞTİ..


    Ard arda yaşanan olaylar nedeniyle gerek yerel de gerek ise ulusal da gündemde düşmeyen Ardahanı Göle ilçesinde her yıl yapılan Göle Ulusal Kaşar Festivalinin alt yapı çalışmaları dolaysıyla ileri ki bir tarihe ertelendiği haberleri alınırken, festivali kendilerinin yapacağını, hatta bu yönde komite kurup, para topladığı ileri sürülen İstanbul Göle Derneği ise Göle’de yaişanan olaylarda ki gibi başkanın açıklaması karşısında suskunluğa büründü.


    **Goreevng yapacak..


    Göle Ulusal Kaşar Festialinin yapılmayacağı haberleri ardından bu ilçeye bağlanan ve yeniden belediye olmasına karşın hala seçim yapılmayan Köprülü Beldesi yani Goreveng’te ki yayla şenliğinin ise ertlenmeyeceği ve 20 Temmuz da gerçekleşeceği öğrenildi.


    **Çıldır Festivalini 50 Bin TL.’ye Burhan Yıldırım Üstlendi..


    Öte yandan 1 Ağustos’ya yapılacağı öğrenilen Çıldır Göl Festivali ve Aşık Şenlik’i Anma Programının Çıldırlı organizesini Çıldırlı sanatçı Burhan Yıldırım’ın 50 Bin TL: karşılığında üstlendiği öğrenilirken bu yıl 16. gerçekleşecek olan festivalin içeriğinde neler olduğu, hangi sanatçının olduğu, ne gibi bir etkinlik yapılacağı konusunda bilgi alınmadı.


    **Hoçvan Yayla Şenliğinin Programı Belli Oldu..


    Bayramın 2. günü başlayacak olan 11. Hoçvan Yayla Şenliğinin programı da belli oldu.

    Bu yıl kadınların organizesini üstlendiği 11. Hoçvan Yayla Şenliği ile ilgili yapılan açıklama şöyle;


    HALKIMIZA DAVET: Mezopotamya Xoçvan Ekoloji ve Kültür Derneği Kadın Meclisi olarak, Xoçvan’ da başlatmış olduğumuz “Kadınlar yeni yaşamı inşaa ediyor “ şiyarı ile bu yılki çalışmalarımızı kadın öncülüğünde yürütmekle beraber, Rojava ve Kobane direniş ruhu perspektifiyle, 2015’ i Xoçvan kadın yılı olarak ilan ediyoruz. Ve çalışmalarımızı  kadınların mücadele ruhuyla her geçen gün daha da büyüyeceği, örgütleneceği alanlarda buluşmaya ve dayanışmaya başta kadınları, gençleri ve tüm halkımızı davet ediyoruz.


    PROGRAM

    17 TEMMUZ CUMA: Sabah saat 07.00 da Hasköy Meydanda buluşularak, konvoyla sırasıyla Mucuc, Tikoş, Haciali, Omerağa, Kellık, ve Hasköy’ deki şehitlik ziyaretleri gerçekleştirilecek.

    18 TEMMUZ  C.TESİ:

    Açılış

     Xoçvan ve Ekoloji Paneli

    ANMA İÇİN: Konuşmacılar: YakayDer,Ardahan Mv. Taşkın Aktaş, Kars Mv. Şafak Özanlı,, Şehitler için mevlüt ve anma


    19 TEMMUZ PAZAR : Maraton (koşu), Kadın Programı, Kadın ve Dil Paneli, Hozan Kawa, Maraton ödül töreni, Kars Mv. Ayhan Bilgen’ in  konuşması, Dengbej Berçem, Dengbej Toso, Selçuk Yıldız, Remzi Demirbaş, Dengbej Yakup


    **BAŞKAN KERİMOĞLU ARDAHAN FESTİVALİNDEYDİ..


    Bu yıl Ardahan’da ilk yaz şenliği olarak gerçekleşen ve Damal Belediyesi tarafından bu yıl 19. Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal festivali etkinlikleri kapsamında en güzel boğa, inek ve buzağı yarışmaları yapıldı. 

    Ardahan dışından da gelen çok sayıda vatandaşın katıldığı şenliklere bu sene ilgi büyüktü.

    Festivale maddi ve manevi destek sunan ,Bakırköy Belediye Başkanı Dr.Bülent Kerimoğlu, Başkan Yardımcıları Emrah Topkaya ,Taner Öğünç katılanlar arasındaydı.


    **ATATÜRK SİLUETİNİ İZLEMEK İÇİN SEYİR TERASI YAPILDI

    Atatürk sülietinin rahatça izlenebilmesi için bu yıl seyir terasları yapıldı. Atatürk Sülietini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı CHP eski milletvekili Ensar Öğüt, Atatürk sülietini her yıl izlemeye geldiğini belirterek, “Burada süliet aslında, ‘Türkiye’nin her yerine adaletin ve kalkınmanın gitmesini istiyorum. Cumhuriyete sahip çıkın, Ülkemizin bütünlüğüne sahip çıkın, her yere refah ve huzuru götürün’ mesajı veriyor. Yeryüzünde hiçbir lidere bu mucize nasip olmamıştır. Böyle bir tablonun yaşatılması ve buraya turistin gelmesi için sosyal tesisler yaptık. Bugünde hava bulutluydu. Davetliler görünmez diyerek gitti. Anca hava aniden açtı ve mucize göründü” dedi.

    Damal Belediye Başkanı Ergin Önal ise bu yıl 19’ncusu düzenlenen Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenliklerine ilk kez bu kadar yoğun bir katılım olduğunu belirterek, “Hava muhalefeti bizi yanıltınca Atatürk Sülietini izleme programımızı iptal etmek zorunda kaldık. Bulutlar dağılıp ortaya çıkınca biz de şaşırdık” diye konuştu.


    **’SÜLİET GÖRÜNMEZ’ DİYE DAĞILDILAR

    Havanın tamamen kapalı olması nedeniyle toplanan kalabalık, protokol ve basın mensupları, ‘süliet görünmez’ diyerek büyük bir üzüntü içinde dağıldı. Ancak bir süre sonra bulutlar dağıldı ve mucize bir kez daha kendini gösterdi.


    **SİLUET NASIL ORTAYA ÇIKTI?

    Atatürk sülieti ilk olarak 1954’te Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından fark edildi. Siluetin, 1975 yılında gazeteci Erdoğan Kumru tarafından çekilen fotoğrafları Genelkurmay Başkanlığı’na gönderildi. Damal İlçesi’nde 1995’ten beri her yıl Temmuz ayı içinde ‘Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri’ düzenleniyor.

  • Seçimlerin gölgesinde kaldı..

    Ardahan”da bu yıl on birincisi yapılmakta olan Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri 15 Mayıs 2015 günü coşkulu bir hava içinde başlamıştı.

    Ankara, İstanbul, Bursa ve Isparta”dan gelen öğretim üyeleri, yazar ve sanatçıların Ardahan-Kars yolunda bulunan Dursun Akçam Ormanı”nda Ardahanlılar tarafından karşılanması, tulum ve davul zurna eşliğinde oynanan oyunlarla açılan etkinlik, Kültürevi”nde yöresel yiyeceklerin sunulması ile devam etti.

    Açılış konuşmaları için sırasıyla Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı yönetim kurulu üyeleri Cahit Akçam, Alper Akçam, Hanak Belediye Başkanı Ayhan Büyükkaya ve Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt söz aldılar.

    Almanya”nın Hamburg kentinde bir kıyı ve sokağa Dursun Akçam adının verilmesi için çalışmalar yürüten ve Hamburg Belediye meclisine bu arzusunu kabul ettiren Marco Moreno”dan, Türkiye”nin farklı kentlerinden ve değişik kişilerinden gelen kutlama iletilerinin okunmasından sonra Ardahanlı öğrencilerin yer aldığı, öğretmen Perihan Yılmaz Erdoğan tarafından uyarlanan “Gelin – Kaynana Atışması” sahne aldı. İki erkek öğrencinin gelin ve kaynana kılığında gerçekleştirdikleri müzikli gülmece izleyicilerin coşkulu katılımlarını sağladı; uzun uzun alkışlandı.

    Müzikli oyunu gerçekleştiren öğretmen ve öğrencilerin katılım belgeleri Cılavuz Köy Enstitüsü 1944 çıkışlı çınar öğretmen, 91 yaşındaki Kazım Arıcı ve Hanak Belediye Başkanı tarafından verildi.

    İkinci günün ilk etkinliği Ardahan”da, Dursun Akçam Kültürevi”nde yapılan “YAŞAMIMIZDA, EĞİTİMİMİZDE VE EDEBİYATIMIZDA KADIN” başlıklı açık oturum oldu. Televizyon yapımcısı Güldal Okuducu, Bursa Yazın ve Sanat Derneği Başkanı yazar Şaban Akbaba ve yazar Alper Akçam”ın konuşmacı olarak katıldıkları oturumda günümüz Türkiyesi”nde kadının durumu ve edebiyatımızda kadının yeri konusunda konuşmalar yapıldı.

    Güldal Okuducu, Cumhuriyet kuruluşunun kadın hakları konusunda sağladığı özgürlükler üzerinde durdu; günümüze uzanan süreci gözlem altına aldı. Şaban Akbaba, Dursun Akçam”ın kitaplarında kadın temasının işlenmesini ve kadın kahramanların kurulumunda tutulan yolu tanımlamaya çalıştı. Alper Akçam, Anadolu halk kültüründe kadının yerini ve Köy Enstitüsü çıkışlı yazarların kadına bakışını, halk kültürü ile edebiyat arasında oluşturdukları bağlamı gözlemleyen bir konuşma yaptı.

    Etkinliğin ikinci ayağında Dursun Akçam Kültür Sanat Günleri”nin konuşmacıları Hanak Belediyesi tarafından düzenlenen “KAFTANCIOĞLU TOPRAĞINDA YAŞIYOR” başlıklı etkinliğe katıldılar. Ümit Kaftancıoğlu”nun yeğeni Hayati Tatar”ın sunucu olduğu etkinlikte Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu Kaftancıoğlu”nun Cılavuz Köy Enstitüsü”ne gidiş serüvenini ve enstitülüler kapatıldıktan sonra yaptığı değerlendirmeleri aktardı. Alper Akçam, “Ümit Kaftancıoğlu Yapıtlarında Halk Kültürü ve Karnavalcılık” başlıklı bir konuşma yaptı. Daha sonra açık havada Fevzi Kurtuluş ve Mine Kuş”un sahne aldıkları bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.

    İkinci günün sonraki adımı Dursun Akçam Ormanı”nda yapılan fidan dikimi ve kır şenliği idi. Kars yolu üzerinde bulunan Dursun Akçam Ormanı”na etkinlik katılımcısı sanatçılar ve öğretim üyeleri ile Ardahanlı gençler fidan diktiler. Daha sonra davul zurna ve tulum eşliğinde oyunlar oynandı.

    Günün son etkinliği Kültürevi”nde oynanan, Dursun Akçam”ın aynı adlı yapıtından uyarlanmış KANLIDERENİN KURTLARI adlı tiyatro oyunu oldu. Dursun Akçam Kültürevi salonu tamamen dolmuştu. Ardahanlı gençlerin büyük bir başarı ile sahneledikleri oyunu izleyen Ardahanlılar keyifli anlar yaşadılar;  oyun bitiminde oyuncuları ayakta alkışladılar.

    Etkinliğin son günü olan 17 Mayıs Pazar gününün açılışını Ardahanlı ilköğretim öğrencileri yaptılar. Murat Fidan”ın yazıp sahneye uyarladığı oyunda toplumsal yapının kışkırttığı davranış sapmaları üzerinden düşündüren bir gülmece izlendi.

    Son günün ikinci etkinliği “YAŞAMIMIZDA, EĞİTİMİMİZDE VE EDEBİYATIMIZDA KADIN” başlıklı açık oturum oldu.  İlk sözü alan Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu, ülkemizde demokrasi tarihi ile kadın hakları ve toplumsal cinsiyet sorunu arasındaki koşutlukları görünür kılan bir çalışmayı dile getirdi. Bu süreç boyunca kadınların verdiği mücadeleyi ve örgütlenmeyi somut verilerle belgeledi.

    İkinci olarak söz alan Prof. Dr. Songül Sallan Gül, günümüz erkek egemen iktidar anlayışının kadını ikincil cins gören bakış açısını sergileyen bulguları vurguladı. Yaptığı alan araştırmalarında 4 artı 4 eğitim sisteminin küçük yaşta evlilikleri çoğaltan sonuçlarıyla karşılaştığını belirtti. Kadın cinayetlerinden demokrasi meydanlarındaki göstermelik kadın hakları savunuculuğuna kadar farklı alanlarda kadına karşı takınılan ikiyüzlü politikaları anlattı.  Kadın hakları konusunda biçimsel olarak en ilerde görülen geri kalmış ülke olan Ruanda”da yakın geçmişti yaşanan kırımlar ve iç savaş sırasında erkek nüfusun %30”unun ölmesi sonucu bu ülke politikasında kadınlara da zorunlu olarak yer açılmıştı. Sallan Gül, gelişmiş ülkeler içerisinde kadının toplumsal yaşamda en önde görüldüğü coğrafyanın İskandinavya ülkeleri olduğunu da sözlerine ekledi.

    Açık oturumun son konuşmacısı olan Yrd. Dç. Mitat Durmuş ise, Bizim toplumumuzda 6. Yüzyıla kadar kadını kutsal sayan anlayışın  tarihsel gelişmede İslamiyet”in kabulünden sonra değiştiğini, Fars kültürü etkisinde kalmış kültürümüzün kadını toplum gerisine atıp aşağılayıcı tanımlamalara hedef kıldığını örnekleyerek anlattı. Divan edebiyatının kadın şairleriyle de kadını hep kötücül bir anlayışla ele aldığına ilişkin örnekler verdi. Mustafa Kemal”in kadın cinsine karşı gösterdiği yaklaşımla yeniden insan olduğu anımsanan kadının yerinin Tanzimat, Serveti Fünün, Milli Edebiyat, 1. Ve 2. Yeni edebiyat akımları döneminde de bir sevgi nesnesi olmayı sürdürdüğünü şiirsel örneklerle bezeyen bir konuşma yaptı. .

    Açık oturum bitiminde konuklara Çıldır ve Aktaş göllerini kapsayan bir Anadolu çatısı gezisi yaptırıldı.

    Günün ve Kültür Sanat Günleri”nin son etkinliği Fevzi Kurtuluş müzik dinletisi oldu. Fevzi Kurtuluş”tan önce sahneye çıkan Ardahan Üniversitesi kız öğrenciler farklı şairlerden şiirler okudular.

    Kültürevi sahnesinde bir buçuk saati aşan bir süre ayakta çalıp söyleyen Fevzi Kurtuluş kendi bestelerinden ve bilinen özgün yapıtlardan oluşan bir müzik dinletisi gerçekleştirdi. Aralarda yaptığı konuşmalarla, güçlü sesi ve coşkulu üslubuyla salonu dolduran izleyicileri de heyecanlandırdı,  imece ruhunun ayağa kalktığı bir atmosfer oluşturdu.

    Etkinlik Vakıf Başkanı Alper Akçam”ın etkinlikte katkıları olan kurum ve kişilere yaptığı teşekkür konuşmasıyla sona erdi. Alper Akçam, etkinlik açış konuşmasında anlam boyutunu açmaya çalıştığı Kafkas Arısı”nın yöredeki varlığı ile Dursun Akçam Kültürevi arasında sembolik koşutluklar kurdu. “Burası kır çiçeklerinden, onları koparmadan bal yapan bir arı kovanıdır; bir imece yuvasıdır”  diyerek sözlerini tamamladı.