Kategori: SAĞLIK

  • Göle yolundan sonra Arpaçay yolu Bir kişinin öldüğü yolda 2. tır kazası!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




    20 yıla yakındır devam eden bölünmüş yol çalışmalarının bir türlü bitmediği Ardahan-Göle yolunun tartışıldığı Ardahan’da kenti Çıldır üzerinde Kars’a bağlayan yolda meydana gelen kazalar devam ediyor.

    3 gün önce Aktaş gümrük kapısına giden bir Tır’ın karanlıkta fark edemediği Traktöre arkadan çarpması sonucu Traktör şöförünün hayatını kayı ettiği kazanın yaşandığı Çıldır-Arpaçay-Kars çevre yolunda bulunan elektrik direklerinde yanmayan lambaların yenilendiği görülürken aynı gün yeni bir trafık hemde benzer kaza meydana geldi.


    Her gün kaza.. 

    Alınan bilgilere göre üç gün önce meydana gelen kaza ardından bu kez bir Tır, Sılaj 
    yüklü Traktöre arkadan çarptı.


    Kars’ın Arpaçay ilçesi sivri tepe mevkiinde, saat 21 sularında meydana gelen kazada Tır Sılaj yüklü Traktöre arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldi.  Haber/Foto: Suat İncedere



    BASIN HERKESE LAZIM!..

    Bu yazı yazılırken AKP ve MHP’nin hazırladığı sansür yasasının birçok maddesi kabul edilirken, 3 yıla kadar hapis cezasını öngören kritik 29. maddenin de içinde bulunduğu 2. bölümün görüşülmesine bugün başlanacak. 

    Basın ve meslek örgütleri ile muhalefet partilerinin tepki gösterdiği teklif, Mecliste görüşülmeye devam ederken ve büyük ihtimalle bugün kabul edilecek gibi görünürken iktidarın çok da oralı olmadığı yani birçok kanun, yasa ve önerge gibi Tİ’ye almadığı eleştiri ve kınamalarda devam ediyor.

    Ancak hükümeti haklı çıkaran bu ciddiyetsiz eleştirilerin nedenine baktığımızda başta sözüm ona basın ve medya kuruluşlarını temsil ettiklerini iddia eden ancak iş kendilerine gelene kadar üç maymunu oynamakla meşgul olanları değil asıl konunun birinci muhatabı olan kamuoyuna yani okura bakmak isterim.

    Evet, 84 milyonluk ülkede 1 milyonu spor, 1 milyonu bulmaca, 1 milyonu magazin ve at yarışı olmak üzere toplam 4 ila 4,5 milyon gazetenin ancak tiraj yaptığı ülkemizde basının özgür olması konusunda akıl verenlerin sayısı 20 milyondan aşağı değil desem inanın.

    Zira her gün bir gazete bayine gidip günlük bir gazete almayanlardan bilirim. Bu yetmezmiş gibi günde bir gazete dahi almadan “satılık basın” diye bağırıp çağıranların sayısı yine 20 milyondan fazladır.



    84 milyonluk ülkede 4 milyonu gazete alan, 20 milyonu gazete almayan 20 milyonun da satılık basın dediği ülkede geriye kalan 40 milyonun da 20 milyonu Facebook, 15 milyonu instagram geriye kalanı ise Twitter’la basın özgürlüğünü savunur.

    Mahallesinde, bulunduğu ilçede kaç mahallesi olduğunu bilmediği kentte yerel gazeteden bihaber, matbaayı düğün davetiyesi için arıyan bir toplumun özgürlüğün ne anlama geldiğini bilmemesi gibi, basının da bir gün kendisine lazım olacağını anlamaz. 

    Çünkü güvenlik güçleri gibi onun huzuru, güzel yaşamı için gereken ve tüm dünyada basının 4. kuvveti olduğu demokrasi için mücadele edildiği bir fert, bir aile, bir millet ve de bir ülke için olduğunu anlayamaz.

    Yani kısacası basın ve medyaya sahip çıkacak olanlar biz gazetecilerden çok, okur olduğunu bilmemize karşın gazete almayan, gazeteciyi satılık diye suçlayan ve adalet gibi basınında aslında ona lazım olduğunu anlamayıp sus, pus olup yaşananları izleyen topluma bakmak gerekir desem de boş olacak.

    Çünkü yazım bitene ve yayınlanana kadar bahsi geçen yasa diğer bir çok antidemokratik yasa, kanun, genelge gibi hayata geçmiş olacak, bu tam demokrasi özlemi çekilen ama tam tersine giden ülkede..




    arşiv haber 20/08/2015 tarihli haber/yorum


    Avlamadılar, Çoğalmalarına İzin Verdiler..


    HES’lerin yok edeceği dereler


     Geçtiğimiz gün kalkan av yasağı ile balık avına çıkan Ardahanlı balıkçılar iş başı yaparlarken, Ardahanlı idareciler üzerine HES Barajı yapılacak olan Kura Nehrini besleyen derelere yavru balıklar bıraktılar.


    Ardahan merkeze bağlı Ardıçdere köyü deresine 62 bin adet kırmızı benekli alabalık bırakıldı.

    Nesilleri yok olma tehlikesi altında bulunan kırmızı benekli alabalıklar için başlatılan proje sonuç verdi.


    Bu kapsamda Ardahan’da doğal yaşamın desteklenmesi, yok olan canlı türlerinin neslinin devamının sağlanması için bugün 62 bin yavru kırmızı benekli alabalık Ardıçdere deresine bırakıldı.

    Yavru alabalıkların dereye bırakılması etkinliğine Ardahan Valisi Ahmet Deniz ile Belediye Başkanı Faruk Köksoy ve diğer yetkililer katıldı.

    Burada konuşan Vali Ahmet Deniz, Nasıl tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyorsa doğal değerlerimize de sahip çıkmamız gerektiğini söyleyerek, “6 ay önce buradan alınan anaç balıkların yavrularını bugün burada suyla buluşturacağız ve bu güzel deremize bırakacağız. Bu şunun için önemli? Nasıl tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyorsa doğal değerlerimize de sahip çıkmamız lazım. Bu çok çok önemli, özellikle Ardahan açısından bizim muhteşem bir doğamız var, muhteşem bir tabiatımız var ve muhteşem doğal değerlerimiz var. Kırmızı benekli alabalıkta bunlardan bir tanesi, burada ne iş yaparsak yapalım doğadaki dengeyi korumamız lazım. Doğayı kullanırken koruma kullanma dengesini hep ön planda tutmamız lazım. Sürdürülebilir bir kalkınma ve gelişme ancak doğayla iç içe olur.’’ dedi.

    Çalışmanın olta balıkçılığı ve yayla turizmine büyük bir katkı sağlayacağını da söyleyen vali Deniz, bu vesileyle insanların özellikle yazın köylere, yaylalara ve derelere akın ettiğini kaydetti.

    Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy da, çalışmanın ilgili bakanlık tarafından 2004 yılından bu yana sürdüğünü belirtti. Başkan Köksoy, projenin yaklaşık 11 yıl önce başladığını söyleyerek, ’’Öncelikle Ardahan derelerindeki kırmızı benekli dere alabalığının, dağ alabalığının anaçları yakalanarak Maçka’daki tesise gönderildi. Orada bulunan mühendis arkadaşların uzun süreli takipleri ile Ardahan’dan gönderilen alabalıkların genetiği korunarak tekrardan buradaki derelerle buluşturuldu’’ şeklinde konuştu. Ardahan Orman ve Su İşleri Şube Müdürü Temel Şimşek, 62 bin balığın derelere bırakıldığını söyledi. Şimşek, yapılan bu çalışmalar kapsamında daha önce toplanan anaç ala balıklardan elde edilen yavruların bugün dereye bırakıldığını belirterek, “Bu çalışmayla balık popülâsyonunun arttırılması, bozulan alabalık habitatlarının iyileştirilmesi, gen kaynaklarının korunması, doğal türlerimizin tanıtımı, farkındalığın arttırılması ile sportif olta balıkçılığının geliştirilmesi ve orman köylüsünün sosyo ekonomik yönden kalkındırılmasıdır” şeklinde konuştu.

  • Thodex'in firari CEO'su Ardahanlı Faruk Fatih Özer yakalandı


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.15’de de TEMPO TV’de Programa Başlıyor..


    Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Cuma Günü Saat: 20.00-22.00’de ‘de TEMPO TV’de 


    Her Cumartesi günü saat:20.00-22.00’de ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..


    https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


    Sedat Peker’in yolsuzluk ağı iddiaları ve Sezgin Baran Korkmaz olayıyla gündeme gelen Korkmaz Karaca, sağlık sorunlarını ileri sürerek hem Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyeliğinden hem de AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcılığından istifa ettiği gün kaçak bir Ardahanlınında yakalandığı haberi geldi.


    İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan kripto para borsası Thodex’in kurucusu firari Ardahan Hoçvanlı Faruk Fatih Özer’in Arnavutluk’ta yakalandığını bildirdi.



    Bakanlıktan yapılan açıklamada, Arnavutluk İçişleri Bakanı Bledar Çuçi’nin sabah saatlerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, kırmızı bültenle aranan Thodex’in kurucusu firari Özer’in Arnavutluk’ta Vlora’da yakalandığını ve kimliğinin biyometrik sonuçlarla teyit edildiğini ilettiği belirtildi.


    Açıklamada, “Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığınca Faruk Fatih Özer’in Türkiye’ye iadesi işlemlerine başlandı” bilgisi paylaşıldı.


    NİSAN 2021’DE YURT DIŞINA KAÇMIŞTI


    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kullanıcıların Thodex adlı kripto para borsasındaki hesaplarına erişemediği ve şirket sahibinin yurt dışına kaçtığı yönündeki ihbar üzerine 22 Nisan 2021’de resen soruşturma başlatılmıştı.


    Bu kapsamda şirket sahibi şüpheli Faruk Fatih Özer’in 20 Nisan 2021’de yurt dışına çıktığı belirlenmişti.


    Hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Özer’in de arasında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.


    Özer hakkında, Interpol tarafından 23 Nisan 2021’de kırmızı bülten çıkarılmıştı.


    THODEX SORUŞTURMASI


    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, kripto paranın ne olduğu, Bitcoin’in yasal statüsü, kripto borsalarında nasıl işlem yapıldığı ve borsalar arasındaki farklılıklar anlatılıyor.


    Thodex isimli şirketin 400 bin lira sermaye ile firari sanık Faruk Fatih Özer tarafından kurulduğu anlatılan iddianamede yer verilen MASAK raporunda, Thodex platformunun müştekileri iş ve işlemleri nedeniyle hileli davranışlarla aldattığı kaydediliyor.


    MASAK raporunda, sanık Faruk Fatih Özer’in hakimiyeti altındaki 3 ayrı hesaptan 253 milyon 714 bin 909 lira karşılığı kripto varlık transfer edildiği vurgulanarak, bu transferlerin önemli bir kısmının sanıklar Cem Uzunoğlu, Faruk Fatih Özer ve Zuhal Özer’in ticari merkezi Malta’da bulunan Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı nezdinde yer alan kripto varlık cüzdanlarına transfer edildiği vurgulanıyor.


    İddianamede, bu suçlar sebebiyle 356 milyon liralık zarar oluştuğuna yer veriliyor.


    İSTENEN CEZALAR


    İddianamede firari Faruk Fatih Özer’in de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 21 sanık hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından 12 bin 164’er yıldan 40 bin 562’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.



    Cumhur Haczedilemez!


    10 Milyondan çok emeklinin olduğu ülkede ben dahil tüm emeklilerin daha iyi bir maaş almak için çağrı yaptığı bir esnada, özel bankaların maaşlarımızı kendilerine taşımamız halinde ödeyecekleri promosyonu artırması, banka önlerinde yaşanan kuyrukların ekmek büfelerinin önündeki sıraları aratmadığı ülkede hayatta olduğu öne sürülen ve cumhurun daha iyi bir yaşam sağlaması için adına cumhuriyet denen sistemin 100. yıl dönümü için söylenen onca söz, atılan onca hazır kalıp mesajlar ne kadar anlamlı bilmiyorum…



    Çünkü cumhuru bir hayli zorda olan, adaletin, hukukun yerlerde olduğu söylenen bir ülkede cumhuriyetin sözlük anlamını bile cumhur’a yani halka çok gören bir anlayışın insan hakları denildiğinde Diyarbakır Sur’da sokağa çıkma yasakları sırasında kimin, hangi silahın, bombanın, aracın öldürdüğü ortaya çıkmayan Hakan Aslan’ın kemikleri 7 yıl sonra bir torba içerisinde babasına teslim ediliyor.


    Yani cumhur, Ali Rıza Arslan’a oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin, 7 yıl sonra  verilmesi acısını yaşarken, kayıp çocuklarının kemiklerini bile göremeyen cumartesi anaları gibi çocuğuna ağlıyor ve bu iki acı haber diğer bir haberi yani, “Kar yolları kapattı, Muharrem’in yüksek ateşi de düşmedi. Telefonla sağlık yardımı istediler, yardım ulaşmadı. Muharrem Taş imkansızlıktan yaşamını yitirdi. Babası sırtında 16 kilometre boyunca oğlunun cansız bedenini taşıdı, duyanların yüreği yandı.” Haberlerini hafızalarda tazeletiyor.

    Çiftçiye ve bir çok ihtiyaç sahiplerine çok kolay kredi veren (Halk Bank işbirliği  ile) başta Deniz Bank olmak üzere, diğer bankalar, ‘sorsan devlet desteği’ ödenmeyen taksitlerden dolayı destek adı altında adeta köstek olmak istercesine, mağduriyet yaşayan vatandaşa hacze gidiyorlar. Tarım aletlerinin yanı sıra tarlası, çayırı hatta tezeğine bile icraya gidip, haczedildiğini öğreniyor, haber yapıyor ama kimseye duyuramıyoruz. Coranadan daha büyük bir küresel salgının ( kıtlık savaşları) yaşanılacağı söylenen şu günlerde, mağduriyet giderme adına Kredi verip daha beter mağdur ederek bizi sebzeye meyveye kavuşturacak toprağın ve tarım aletlerinin hacz edilmesi hangi hakka vicdana sığar!

    Tam da bunlar yaşanırken ve mevcut yöneticilerce Genel bir Affın ilan edilmesi beklenirken ülkenin kurucusu cumhuriyeti ilan eden ekibin başı Atatürk’ün liderliğini ortaya koyan bir anısını anımsıyorum…


    Yönetiminde yer alan idarecilerin bu anıları okuyup, okumadıklarını merak ediyor ve ders alınacak olan bu tür güzel anıların yaşatılması için neden adım atıp, cumhura yardımcı olmadıklarını düşünüyorum.

    Bugünün şanına, devrin liderinden günümüz liderine ve halka gönderilecek en güzel mesajın Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın aklıma gelen anısı ile gönderme yapmak isterim.

    100. yıl dönümünü kutladığımız bugün,  cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile bugün betonlaşan, gölünün ortasına olmasa da yatağına gök delenler, villalar dikilen İstanbul/Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında koşulu bir de Merkep vardır…

    Şoförüne;

    — Arabayı Durdur, der.

    Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan Öküzü ve Merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,

     “Kolay gelsin Ağa.” Der.

    — Sağ olasın Bey. Hoş geldin.

    — Hoş bulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.

    Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,

    — Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?

    — Kime söylemeliyim Ağa?

    — Sen bunu git vergi memuruna söyle.

    — Vergi memuruna mı?

    — He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün birini, “Vergi borcunu karşılar ” Diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.




    Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,

    — Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istersen.

    Atatürk,

    — Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?

    — Gittim bey.

    Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.

    — Kaymakam ne dedi?

    — Git borcunu öde, dedi.

    — Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.

    Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.

    — Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.

    — Halimden belli mi oluyor?

    — He ya! Hem gitseydin bilirdin.

    — Neyi bilirdim?

    — Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.

    Atatürk,

    — Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?

    Köylü gülümseyerek,

    — İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola.

    Atatürk, kızmıştır.

    — Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?

    — O’nun da bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?

    Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.

    — Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.

    Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

    —“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”

    Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü, “Eyvah ben ne yaptım” Diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle, “ Beni takip edin efendim!” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.

    — Hoş geldin ağa. Gel yerin burada.

    Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,

    — Sakin ol ağa. Korkacak hiçbir şey yok.

    — Sağ ol Bey! Sağ ol.

    Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,

    — Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?

    — Hayır bey, bilmiyom.

    — Dün bana anlattıklarını, bugün burada anlatmanı istiyorum. Ama bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.

    Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle:

    — Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

    Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.

    İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez…”

    Dönemin eşsiz ve ebedi liderinin  bir gecede çıkardığı  bu yasa bugün uygulanıyor mu?




    Bir gerçek var ki sıraya girip, biraz daha fazla promosyon almak için sıcağın altında bekleyen emeklinin, çoğunun emekli maaşına olmazsa da diğer borç ve haciz blokları dolayısıyla hesaplarını başka bankalara taşıyamadıklarını da öğreniyoruz hem de cumhuru perişan olan cumhuriyetin 100. yıl dönümünde…

    30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun Sevgili Okurlarım!

    Zaferin tadını çıkaracağımız, daha nice yüzyıllara…



    arşiv haber 08/05/2021 tarihli haberler/yorum


    KRİPTOCU ARDAHAN’DA KÖYÜNDE Mİ?


    2 milyar dolarlık kripto parayla yurt dışına kaçtığı öne sürülen ve adı gündeme gelene kadar Ardahanlı olduğu bilinmeyen Thodex’in sahibi, Ardahanlı Faruk Fatih Özer’in nerde olduğu konusunda tartışmaların sürdüğü şu günlerde bu şahsın “acaba kendi köyünde olabilir mi?” sorusunun hiç sorulmadığı dikkat çekiyor.


    Ardahan merkeze bağlı Taşlıdere (Bangis) köylü Faruk Fatih Özer’in yakalanması için yapılan çalışmalar süredursun, mafya tarafından kaçırılabileceği de ileri sürülen bu şahsın köyünde saklanıp, saklanmadığı da merak konusu oldu.


    KİMDİR?


    Herkes 2 milyar dolarlık kripto parayla yurt dışına kaçtığı öne sürülen Thodex’in sahibi, Ardahanlı Faruk Fatih Özer’i merak ediyor. 24 yaşında şirket kurup, 28 yaşında milyarlarla kayıplara karışan Özer aslında kim?

    Özer, kripto para borsası Thodex’in kurucusu. Thodex, Koineks Teknoloji Anonim A.Ş bünyesinde bir şirket. Thodex 2019’da Kadıköy’de bir apartman dairesindeydi. Ardından lüks bir rezidansa taşındı. 

    Reklam kampanyasıyla yüzbinlerce müşteriye ulaştı

    Özer, 2017’de şirketi kurmasının ardından pek çok ünlü ismin de aralarında olduğu reklam kampanyaları düzenledi. Üyelere çekilişle, lüks otomobil ve elektronik ürünler dağıttı. Televizyon programlarına katıldı. Böylece kripto para piyasasında tanınırlığını artırdı. Yüzbinlerce müşteriye ulaştı. Buraya kadar her şey “genç bir girişimcinin başarı hikayesi” gibi görünse de, Özer’in geçmişine ilişkin pek fazla bilgi yok. 

    Kariyer geçmişi soru işaretleriyle dolu

    Özer’in sosyal ağlarda bulunan kariyer geçmişi de soru işaretleri doğuruyor. Kendi yazdıklarına göre, henüz 14 yaşında bir medikal şirketinde genel müdür yardımcısı oldu. 15 yaşında ise üst düzey yönetici. 21 yaşına geldiğinde, farklı bir şirkette yine üst düzey yönetici olarak göreve başladı. Thodex’i 24 yaşında kurdu.

    Faruk Fatih Özer’in Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan ikamet adresi ise Darıca’da bir apartman dairesi. Komşuları yaşananlar karşısında şaşkın. Ailenin bir süre önce İstanbul’a taşındığı, binanın da yıkıldığı öğrenildi.  Özer’in beyanına göre şirketi hiç bir zaman kar etmedi.


    SEVGİLİSİ DE ONU SATTI!


    Basında yer alan habere göre, yaşananların ardından Faruk Fatih Özer’in eski sevgilisi Tik Tok fenomeni Eslem Sena Nur eski sevgilisini satarak, “Çok efendi bir çocuktu hiç beklemezdim.” dedi.


    Özer’in Beykoz’da ailesiyle yaşadığını belirten Nur, “Kripto parayla ilgili hiçbir şey söylememişti. Kıskançlık yüzünden ayrılmıştık. Yurtdışında yazılım şirketi olduğunu söyledi. Singapur’du diye hatırlıyorum. Biz ayrıldıktan sonra bu işe girdi. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Geçtiğimiz yıl karantina döneminde tekrar görüşmek için aradı ama kabul etmedim” diye konuştu.



    ANAM, KANADIM, KOLUM…


    İnsan oğlu dünyaya ağlayarak geldiği ve onu büyüten anasının kucağına sığındığı andan itibaren yaşadığı bir sorun veya kara  bir haber ardından ‘Kırıldı kanadım, kolum’ veya ‘Oyyy anam, karalar bağlama’ diye hep ağıtlar yakıp, feryad etmesi ile tanınır.

    O feryadı, yıllar önce köyümde yaşanan ve beni çok seven Hamza amcamın kan davası denen lanetlik kara günler sonucu göğsüne yediği 7 kurşunla yere düşerken çocuk halimle attığımı nedense birdenbire hatırlarken içimdeki sıkıntı ve kilise çanı misali çınlayan sol kulağımın ‘kötü bir şey mi olacak?’ duygusu ile bir cumartesi yazısını yazmaya başladığımı fark ediyordum.

    Hemen hemen hepimizin yaşadığı, ağlayarak, ya da mırıldanarak söylediği bu kelimeyi ters çevirmeyi hiç denedik mi  acaba diye kendi kendime sorular sorup, cevap aramaya çalıştığımı,  adeta içine düştüğüm bir kuyudan çıkmaya çalışırcasına  durumda olduğumu fark ediyordum.

    Çünkü biraz önce bir hayli neşeli, mutlu ve içim rahatken bir anda omuzlarıma çöken bu duygu ile baş başa kalmaktansa sevişircesine sığındığım yazılarıma, haberlerime, bilgisayarıma, klavyeme sevgiliye sarılırcasına sarıldığımı anlıyordum.

    Ya da bunun tam tersine inanıyor veya kendimi öyle teselli ediyor, yaşananlara karşı direnmeye çalışarak kendimi kandırıyordum..




    Ve önüme gelen  çayın sıcaklığı ile sağ yanıma sığınan kedimi okşarken kendi kendime konuşup, ‘kanadı, kolu kırma değil, o kollara kanat olmaya, onları uçurmaya, uçururken ‘ben de varım demeye adayım’ diyecek ilhama, enerjiye ve cesarete aday arkadaş, dost, eş, akraba olması yeter, artar’ diyorum.

    Ve en önemlisi yaşanan ve yaşanacaklara hazırım deyip, inancın emrettiği gibi yaşanacakları da Allaha ve onun göstereceği yola bırakmak gerek..

    Ki bırakmasan da zaten o sana yolu sen doğarken çizdiğini de kabul ederek, ölüme kadar yaşanacakları yaşayacağını da unutmamalı ve göz ardı edilmemeli..

    Zira  kolum kanadım, dediklerin oldukça Allah’ın yardımıyla da er ya da geç istediğine ulaştığında kırılan bir şey olmadığını anlar ve yaşadığın onca tedirginliğin gereksiz ama kaderin bir cilvesi olduğunu anlayacaksın.

    Evet,  kolum kanadım,  kırıldı dememek için yaşanacaklara direnmek, kanat takacakların bugün olmazsa da yarın sana doğru uçup, geleceklerini de bilmenin sabrıyla çizilen yolundan sapmadan, akışına bırakmak belki de bu dünya ya geldiğimiz ilk günden itibaren sığındığımız ve bugün, anneler günü denen bir günde hatırladığımız analarımızın kanatları kadar en güzel kanat olduğunu bilmek yeter belki de..



    ki…








    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    arşiv haberler 25/03/2015 tarihli haber


    HÜLYA AVŞAR AÇACAK..


    Bir çok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Esenyurt İlçesinde yaptırılan Ardahan Kültür Evi Hülya Avşar’ında katılacağı açılışlar resmen hizmete girecek..


    Yapımı Esenyurt Belediyesi tarafından üstlenen Ardahan Kültür Evi hizmet binası, aralarında sanatçı Hülya Avşar’ın da katılacağı bir birinden değerli davetlilerle 28 Mart Cumartesi günü saat 13:00’da açılıyor.


    Ardahan Kültür Evi, İstanbul’da yaşayan Ardahanlılar için bir ilki; Türkiye’de de sosyal ve kültürel anlamda model olacak bir tesisi hizmete sunuyor. 4 bin m2 alana sahip 5 katlı bina içerisinde; kahvaltı salonu, taziye salonu, tiyatro salonu, ilçe dernekleri için ayrılan bölümler ve öğrenciler için eğitim sürecine destek sağlayacak kurs alanları da bulunuyor.


    Açılışa Ardahanlı Sanatçı Hülya Avşar’da katılıyor


    Düzenlenecek olan açılış törenine; Ardahanlı Sanatçı Hülya Avşar, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, Ardahan ve İstanbul Milletvekilleri, Ardahan Valisi, Ardahan ve İlçe Belediye Başkanları, Sivil Toplum Örgütü Temsilcileri, İşadamları ve bir birinden değerli sayısız konuk katılacak. Programda Ardahanlı sanatçı Nesrin Güneş de mini bir konser verecek.


    Siz değerli basın mensuplarını da, bu özel günümüzde aramızda görmekten mutluluk duyacağız.


    Tarih: 28 Mart Cumartesi


    Yer: İncirtepe Mahallesi Aşık Mahsuni Şerif Caddesi


    Mareşal Cami Karşısı No:5 Esenyurt/ İstanbul


    Saat: 13:00

  • Birlikte Nice Bayamlara

    https://atakent.com/hastaneler/atakent-cihan-hastanesi/

  • 6 YLDA ANCAK YAPILAN HASTENE BRANDA LEVHA İLE AÇILDI!..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


    Her Pazar günü saat:14.00’da 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


    https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


    BELEDİYE HASTANEYİ MÜHÜRLEDİ!


    arşiv haber 07/12/2021 tarihli haber


    Ardahan’ın Çıldır ilçesinde yapımı yılan hikayesine dönen ilçe hastanesine inşaatına mühür vuruldu. Çıldır ilçesi Yeni Mahallede 5 yıldır inşaatı süren 10 yataklı Devlet Hastanesine Çıldır Belediyesince mühürlendi. AK Partili Belediye tarafından mühürlenen hastane inşaatının ruhsatsız olduğu beyan edildi.


    Pandeminin devam ettiği, Tırnağı kanayanın çevre illere sevk edildiği, Anjiyo servisi ve Emarı olmayan

    Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a sınır ilçesi Çıldır’da ilginç mühürleme.


    Ardahan’ın Çıldır ilçesinde yapımı yılan hikayesine dönen ilçe hastanesine inşaatına mühür vuruldu. Çıldır ilçesi Yeni Mahallede 5 yıldır inşaatı süren 10 yataklı Devlet Hastanesine Çıldır Belediyesince mühürlendi. AK Partili Belediye tarafından mühürlenen hastane inşaatının ruhsatsız olduğu beyan edildi.



    Mühürlemeyi yaptıran Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu yapmış olduğu açıklamada, ‘’ İlçemizde yapımı süren hastane inşaatının mühürlenmesinin sebebi ruhsatındaki evrakların eksikliğidir. Yapımını üstlenen firmanın eksileri gidermesi halinde mühür ü kaldırıp inşaatın devam etmesine izin vereceğiz. Sonuçta herkes işini düzenli ve mevzuata uygun olarak yapmak zorundadır. Bu işi kimin yaptığından veya nasıl yapıldığından çok verilen projeye ve prosedüre uygun olup olmadığı önemlidir. Biz sadece görevimizi yapıyoruz’’ dedi.


    Kaynak: cildirmansetsancagi


    10 yataklı hastane bitmezken,


    300 kişilik cami için bağış isteniyor!


    arşiv haber 01/05/2021 tarihli haber


    Başta camilerde topluca namaz kılmaları olmak üzere sosyal yaşamı sanallaştırıp, ekonomiyi durduran ve sokağa çıkma yasaklarını devam ettiren Corona vakalarının devam ettiği şu günlerde 10 yataklı hastanesi bir türlü bitirilemeyen ilçede büyük bütçesi ve başkanının 1 Milyonluk makam aracı sahibi olmasıyla ile sıkça tartışılan Diyanet İşleri Başkanlığı 2 bin 450 nüfuslu yoksul ilçede bağış derdine düştü.



     



    Yaklaşık 3 yıldır inşaatı devam eden 10 yataklı Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a sınır ilçesi, 37 köylü Çıldır Devlet Hastanesi’nin ne zaman açılacağı merak konusu olurken Diyanet İşleri Başkanlığı yayınladığı mesajla, aynı ilçe de inşası devam eden ancak yüklenici firmaların işi yarıda bırakması sebebiyle bir türlü bitirilemeyen 10 yataklı hastanenin tam karşında bulunan 6 katlı, dev kubbeli, 300 kişilik cami için ‘BAŞLAMAK BİTİRMENİN YARISIDIR. ÇILDIR YENİ CAMİİ İNŞAATI DEVAM EDİYOR. Çıldır Yeni Camii Hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarını bekliyor. Türkiye Diyanet Vakfı Çıldır Yeni Camii Hesap Numarası :TR 6600 0100 0349 0000 1975 5084. Çıldır Yeni Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği : TR 4000 0100 0349 6419 6938 5001’ diyerek vatandaşlardan yardım istedi.

    Bittiğinde ilçe genelinde 38 caminin olacağı ilçede yeni yaptırılan ve 300 kişilik olduğu belirtilen Merkez Cami isimli yeni cami için bağış isteyen ve bu yönde hesap numaralarının yanı sıra ilçe müftülüğüne ait banka hesap numarasını ilan eden Diyanet işler Başkanlığı bağış toplamaya çalıştığı ilçede bulunan bir çok camide imam olmadığı konusunda bir çaba göstermemesi de dikkat çekerken Çıldırlı vatandaşlar, ‘resmi kurumlar arasında bulunan ve 11 Milyon 520 Bin TL.’lik bütçeli Diyanetin corona dolayısıyla doğru dürüst camiye gitmeyen bizlerden bağış isteyeceğine önce imamı olmayan ve kendi bağışları ile yapılan camilere imam atasın sonra da bir kez de olsa kendi bütçesinden yeni camilerini yaptırsın’ demekteler.




    Aynı durumun Ardahan merkezde yaşandığı ve 29 bin merkez nüfusu ile Kura Nehri manzaralı Ardahan’da da bizzat Recep Tayip Erdoğan’ın emri ile 7 bin kişilik bir caminin yanında yeni 3 cami daha yapılıyor.

    Erdoğan’ın bir cuma günü ziyaret ettiği Ardahan’da mevcut merkez camisinde namaz kılıp, çıktığında caminin küçük olduğunu belirtip, yetkililerden yeni ve daha büyük bir cami istemesi ardından çevre düzeni hala bitmeyen ve inşası yıllardır hala süren 7 bin kişi kapasiteli yeni bir merkez camisi yapılmakta.


     



    Meslektaş Dayanışması Ajansı…


    Her iktidara yarayan bir cemaate ait ajansın üst düzey yöneticilerinin 3’lü, 4’lü haber (!) oldukları bir ülkede basın özgürlüğünün 180 ülke arasında ilkte değil, sonlarda 3. ya da 4. olduğunu ve onca çalışanın ya hapiste ya da yapılan siyasi ve ekonomik baskılar dolayısıyla mesleklerini yapmakta zorlandığı bir süreçte gazetecilerin birbirleriyle dayanışma önemi de bir o kadar önemli bir durum.


    Çünkü, “Bal tutan parmağını yalar, Minareyi çalan kılıfı hazırlar” ataların yanında “Bir elin nesi var iki elin sesi var” sözünü söyleyen atalarında olduğu bu ülkede bu sözü söylerlerken neyi anlatmaya çalıştıklarını, amaçladıklarını düşündüğümüzde karşınıza karşılıklı dayanışma çıkıyor.


    ​Gerçi o ellerde bulunan parmaklar eşit olmasa da, yani siyasi düşünceleri ayrı olsa da, bu dayanışmaya  asıl gazeteciyim  diyenlerin  ihtiyacı var…


    Unutmayalım ki; İlkokulda başlayan eğitim üniversiteye kadar devam ederken de hep bu yönde ders alır birlik beraberliğin önemini kavramaya çalışırız…


    İşte, “Bir elin nesi iki elin sesi var” ata sözümüz ve buna benzer mesajları dikkate alıp, dayanışmanın mutlak olduğu düşüncesiyle yol aldığımızda başarının geleceğini, geldiğini çevremizde, etrafımızda ve dünyaya baktığımızda görürüz. 


    Bir gazeteci olarak dayanışma kültürünün ne kadar önemli olduğunu yazılarımda, düşüncelerimizde sık sık anlatırız. Buradaki anlatım ve söylemin amacı da zaten odur…


    Benim 35 yıldır şerefle, onurla yapmaya çalıştığım, düşüncelerimle, düşündüklerimi yazıya dökerek, alın terimle ekmeğimi kazandığım tek geçim kapım olan bu meslekte de darmadağınıklığın olduğu birlik, beraberliğin sağlanamadığı diğer bir gerçektir. 


    İşte bunu önlemek gazetecileri bir araya toplamak ve onların hak hukuklarına sahip çıkmak, haklarını savunmak için kurduğumuz ve kurulan onca dernek, cemiyet bu birlikteliği sağlamaya çalışan ama istendiği kadar sağlayamayan kurumlar olduğunu da üzülerek not etmek gerek.


    Bu durumu bilen bir gazeteci, ülkenin en kuzey sınırında bulunan kentin ismini onurla taşıyan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Derneğince gerekse arayıp, bulduğum, görüştüğüm ve ya da hiç görmesem de telefonla arayarak görüştüğüm meslektaşlarımla bir araya gelme, birbirimize gazetelerimiz, sitelerimiz aracılığı ile alan açıp, hep birlikte güç olmamız gerektiğini anlatır, yazdığım haber ve yorumlarımı onlara da, onların okurlarının da okumasını ve onlarında haber ve yorumlarını bana göndermesini onların yazdıklarını, görüntülediklerini benim okurlarımın da okuyup, izlemesi yorumlamasını öneririm.


    Yani gazeteci dayanışması denen güç birliğinin sağlanması halinde hepimizin her birimize ait bağımsız, özgür, olgun, tecrübeli bir ajans olabileceğimizi anlatıp, bugüne kadar mevcut haber sitem www.kuzeyanadolugazetesi.com , E-Gazetemiz www.sonvilayet.net in yanı sıra www.anadoluhaber.gen.tr adlı sitesi olan 4 arkadaşın bir araya gelip, birlikte çıkardığı 23 Şubat Gazetesi, İl olmak isteyen Gebze’nin en güçlü gazetelerinden Hedef Gazetesi ve haber sitesinde, aynı zamanda mesleğimizde öğretim görevlisi olan Selma Kara hanımın yönetiminde ki www.bultentv de, zaman zaman sesli şiirlerinden ilhan aldığım meslektaşım Yüksel Ercan abimin idaresinde ki www.kocaelibakis.com adlı haber sitesinde, Ağrı dağının eteğinde kapısı kayıp sarayın sınırları içinde olduğu Doğubeyazıt ilçesinde yerel ve sanal ortam da yayın yapan www.dogubayazitgazetesi.com da sezona yeni arkadaşlarla, meslektaşlarla tanışmaya, projemi anlatmaya devam ediyorum.


    Ve yazdıklarımı en kısa sürede yayına soktuktan sonra güzel mesajı ile benimle sitesinin linkini paylaşan www.sakinca.com , Rize’nin ve Karadeniz’in duyarlı sesi https://kuzeyteve.com da ve daha nicelerin de “şimdilik” güçlü bir ekip kurmuş durumdayız.


    Umarım bu dayanışma her gün biraz daha artar ve gerçek gazetecilerin kendileri dışında kendilerine bir patronları olmaksızın daha özgür, daha bağımsız ve daha geniş bir kitleye ulaşan haber ve yorumlarla gerek ülkenin gerekse demokrasinin olmazsa olmazı olan gazeteciliği yaparken birbirlerine olduğu gibi arkalarına aldıkları okurlarıyla daha cesur haber ve yorumlara imza atarlar, dayanışmanın her alanda olduğu gibi gazetecilikte de olabileceğini ortaya koyarak.




    arşiv haber 05/08/2016 tarihli haber/yorumGöle Belediyesinin İki Yüzü


    KENDİLERİ KİRAYA VERDİ, KENDİLERİ MÜHÜRLEDİLER! 


    17-25 Aralık Operasyonları ile başlayan 15 Temmuz Darbe Kalkışması ile devam eden FETO-PARALEL ÖRGÜTÜ’nün 2. okuluda kapatıldı.

    Göle Belediyesinin de bulunduğu belediyeye ait binanın üst katını cemaate kiralayan belediye kendisinin kiraya verdiği yeri yine kendisi mühürledi.



    FETÖ-PARALEL YAPISININ DERSHANESİ MİLLİ EMLAK TARAFINDAN MÜHÜRLENDİ..!


    17 – 25 Aralık sonrası tüm ülkede geşilsen FETÖ paralel yapılanması sürecinde Fem Dershanesi olarak, kullanılan Göle Belediye Binasının iki katı zabıtalar tarafından tabelaları indirilmiş ve kapatılması ardından bu kezde kapısına mühür vuruldu.


    Alınan bilgilere göre Bakanlık talimatıyla Milli Emlak Müdürlüğü tarafından mühürlenen binayo Göle Belediyesi kiraya vermişti.


    Uzun bir süreydi Göle Belediyesi üst iki katını ticari amaçla kiralayarak, Dershane olarak çalıştıran FETÖ paralel yapısı ile Göle Belediyesinin bu iki yüzlülüğü Dershane olarak belediyeden kiralanan binanın kapılarının yine belediye tarafından mühürlenmesi belediyenin iki yüzllüğü olarak değerlendirildi.


    **Gülen’e bir küfürde ben mi etsem?


    28 Yıla yaklaşan gazetecilik hayatımdan ele aldığım yazıları toparlama fırsatı bulsam bu yazılarımın birçoğunda bugünlerde bir hayli tartışılan Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili yazılara rastlanacağını biliyorum.

    Çünkü onca yazımda dikkat çektiğim bu cemaatin gün gelecek İran’da ki Humeyni devrimi gerçekleştirmek için adım atacağıydı..

    Ve bu iddialarımı Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü günlerde ve AKP’nin ilk yıllarında daha da çok dillendirmiş, adeta bugün yaşananlara dikkat çekmiştim.

    Çünkü biliyordum ki, biliyorum ki; Fettuhlah Gülen ve benzerlerinin dini kullanıp, iktidarı ele geçirmek, İran misali bir yönetimle ülke idare etme hayallerinin olduğunu..

    Neyse geriye gidip, başınızı ağrıtmadan ve en önemlisi bunların amacının ve çalışma şekillerini Ardahan’da Gülen’in gazetesinin ilk muhabirlerinden olan ve bugün hala bir ajanlık yapanlara sorun deyip geçerken asıl konuya, Gülen’in bugün bizleri nasıl olup birilerine mahkum ettirip, ‘Yönetim de Asker olmaktansan yine bunlar..’ dedirtmeye zorda bıraktığına gelmek istiyorum..

    Çünkü dün demokrasi nediri bilmeyenlerin bizlerden daha çok demokrasici kesilip, demokrasi adına asıl amaçlarına yol açılmasını sağlayan yine Gülen ve cemaatinin ülkeyi ele geçirme hevesleridir.

    Ve bizi iki arada bir derede bırakan Cuntaya kalkışmalarıdır..

    Bu ülkede amaçlarını açıkça değil, dini amaçlarına perdeleyip ülke yönetimini ele geçirme hesapları yapanların asıl amaçlarından bir diğerinin de ülkenin parasal kaynaklarını ele geçirme olduğunu, herkesin bilmesini, anlamasını isterken Gülen ve cemaatin bu amaçlarına ulaşmak için bugün olduğu gibi dünde gerçek demokratları, gerçek demokrasi mücadelesi verenleri de bu tür yollar la zorda bırakıp, kötünün iyisi dedirterek kullandığını da bilmek gerekir..

    Evet bugün yaşananlar dolaysıyla bende Gülen’e hokkalı bir küfür edeceğim gelse de yinede kendimi tutup, her iki tarafın oyununa gelmek istemiyorum..

    Çünkü dün önünde diz çökenlerin bugün Gülen’e ve cemaatine  al açık küfür edenlere benzemekten korkarım..


    arşiv haber 05/08/2016 tarihli haber


    17-25 Aralık Operasyonları ile başlayan 15 Temmuz Darbe Kalkışması ile devam eden FETO-PARALEL ÖRGÜTÜ’nün 2. okuluda kapatıldı.

    Göle Belediyesinin de bulunduğu belediyeye ait binanın üst katını cemaate kiralayan belediye kendisinin kiraya verdiği yeri yine kendisi mühürledi.

  • Avokado Nasıl Yenir, Tüketilir? En Güzel 9 Fikir

     


     


    Avokado faydası ile dillerden düşmeyen, her mevsim aranan ve tüketilen bir meyvedir. Tropikal bir meyve olmasına rağmen ülkemizde Akdeniz ve Ege illerinde yetiştirilmektedir. Bu faydalı besini her öğünde tüketerek sağlığınıza sağlık katabileceğinizi biliyor musunuz? Şayet daha önce hiç avokado yemediyseniz ve avokadonun faydaları hakkında bilgi sahibi değilseniz; sizlere bu yazımızda avokado nasıl yenir sorusunun yanıtlarını verdikten sonra faydalarını da hatırlatmak istiyoruz.


     


    Daha genç görünmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek, cildini temizlemek ve her açıdan sağlıklı bir bedene sahip olmak isteyen herkesi yazımıza bekliyoruz. Çünkü; burada avokadonun eşsiz faydalarından bahsedeceğiz ve ardındanavokado ile neler yapılır konusuna değineceğiz.


     


    Nefis Yemek Tarifleri mutfağında binbir tarif içinde kullanılan avokado, her öğüne yakışan haliyle sizin de mutfağınıza konuk olacak. Diyet yapanlar, ara öğün için doyurucu ve sağlıklı bir şeyler yemek isteyenler, bebek beslenmesinde avokado kullanmayı düşünenler için birbirinden faydalı ve pratik önerilerimiz olacak. Bakın bu öneriler nelermiş?



     


    Avokado Nasıl Yenir?


     


    Avokadoyu tüketmek için öncelikle dışında bulunan yeşil kabuğu soymanız gerekir. Eğer çok yumuşak değilse kabuğunu soyup dilimler halinde servis edebilirsiniz. Şayet çok yumuşaksa ve iyice olgunlaşmışsa; avokadoyu şu şekilde tüketmek için hazırlayabilirsiniz:


     


    ● Avokadoyu dik tutun ve tam ortadan ikiye kesin. Ortada büyük bir çekirdek göreceksiniz. Çekirdeğin etrafında bıçağı gezdirerek avokadoyu ikiye ayırın.


    ● Kestiğiniz avokadoyu iki elinizle alın ve her iki parçayı zıt yöne çevirerek çekirdekten ayırın.


    ● Oldukça yumuşak hale gelen olgun avokadonun içini almak için kaşık kullanabilirsiniz.


    ● Kaşıkla aldığınız avokadoyu nefis tariflerinize ekleyebilirsiniz. Aklınızda henüz bir tarif yoksa şimdi bizi dinleyin ve leziz önerilerimize kulak verin!


     


    Avokado Nasıl Tüketilir?


     


    1) Mevsim Salatası Lezzetinde Avokado Salatası


     


    ● Her yemeğe, her öğüne yakışan bir salata hazırlamak istiyorsanız besin değerini biraz daha artırıp avokadolu salata hazırlayabilirsiniz.


    ● Renkli ve doyurucu salata servis etmek istediğinizde tam olgunlaşmamış ancak tüketime hazır olan avokado dilimleyebilirsiniz.


    ● Bol limon ve sarımsak sosuyla avokadoyu leziz şekilde tüketebilirsiniz.



     


    2) Veganlar İçin Avokadolu Badem Sütü


     


    ● Enerji deposu olarak bir içecek hazırlamak istiyorsanız, badem ve avokado suyundan hazırlanan mucize süt tam size göre.


    ● Özellikle de demir ve vitamin eksikliği yaşayan kişilerin sevebileceği bir öneri olarak karşınıza çıkacak.


    ● C, E ve K vitamini içeren avokadolu badem sütü sayesinde bağışıklık sisteminizi güçlendirmiş olacaksınız.


     


    3) Her Yaş İçin Şifa Deposu Avokado Çorbası


     


    ● Bebeklerde, yetişkinlerde ve yaşlılarda hastalıklar yaşanmasın bol bol sağlıklı yemekler yesinler diyorsanız siz de evinizde avokado çorbası hazırlayabilirsiniz.


    ● Avokado çorbasında sayısız vitamin ve mineral olduğu için yaz kış ilaç gibi tüketilebilir.


    ● Özellikle de ek gıda beslenmesine eklenen avokado çorbası, bebeklerin daha güçlü ve sağlıklı büyümesine yardım eder.


     


    4) Sağlıklı ve Fit Meze Avokadolu Humus


     


    ● Mezelerin yer aldığı masalarda kilo almamak ve dengeli beslenmek isterseniz, humusu bu defa avokado ile hazırlayabilirsiniz.


    ● Antioksidan özelliği yüksek olan avokadolu humus; Nefis Yemek Tariflerinin en beğenilen mezelerinden biridir.


    ● Siz de doyurucu ve düşük kalorili bir meze arıyorsanız bu fikri hemen uygulamaya başlayabilirsiniz.


     


     


    5) Sağlıklı Sabahlara Avokadolu Ezme


     


    ● Güne başlarken de avokado yemek istiyorum diyenlere, avokadolu ezme öneriliyor.


    ● Dilediğiniz baharatlarla ve bitkilerle karıştırıp ezme halinde tüketebileceğiniz bu yemek sayesinde vücudunuzu korumuş oluyorsunuz.


    ● Kızarmış ekmekle beraber, çıtır simit eşliğinde ve nasıl isterseniz avokadolu ezme sizin da tabağınızda yerini alacak.


     


    6) Kan Şekerini Sağlıkla Dengeleyen Ballı Avokadolu Puding


     


    ● Nefis Yemek Tarifleri fit mutfağında sık sık pişen avokadolu ballı puding, kilo kontrolü sağlayanların favori tatlılarından biridir.


    ● Kan şekerini dengeleyen bir tatlı olduğu için afiyetle ve gönül rahatlığıyla tüketilebilir.


    ● Son zamanlarda kilo vermeye çalışıyorsanız, avokadoyu bir de balla beraber yemeyi deneyin.


     


     


    7) Her Öğüne Yakışan Avokadolu Sandviç


     


    ● Belki de avokadoyu en pratik tüketme şekli sandviç içinde olacaktır.


    ● Tam buğday ekmeği ile hazırlayacağınız sandviç içinde, avokado dilimleri yer alıyorsa sağlıklı bir seçim yapmışsınız demektir.


    ● Kahvaltıda, ara öğünde ve öğle yemeğinde avokadolu sandviç tüketerek formunuzu koruyabilirsiniz.


     



     


    8) Porsiyonluk Leziz Avokadolu Kanepeler


     


    ● Kalabalık bir kahvaltı masası hazırlıyorsanız o masada mutlaka avokadolu kanepeler de yerini almalı.


    ● Labne peyniri, domates dilimleri ve avokado ile iştah açan bir sunum yapabilirsiniz.


    ● Kanepe ekmeği için tam buğday ekmeği kullanmanız daha sağlıklı seçim olacaktır.


     


    9) Tatlı Krizlerine Çözüm Avokado Mousse


     


    ● Nefis ve düşük kalorili bir tatlı hazırlayarak kendinizi ödüllendirmek ister misiniz?


    ● Soğuk tüketildiğinde lezzetli bir tat veren avokado mousse, diyet ve spor yapanların buzdolabında sık sık yer almaktadır.


    ● Çok olgun avokado varsa elinizde mutlaka mousse içinde değerlendirmelisiniz.


     


    Avokado Faydaları Nelerdir?


     


    Tropikal iklimlerden mutfağımıza konuk olan avokadonun faydalarına değinmeden yazımızı bitirmek istemeyiz. Şimdi gelelim avokadonun faydalarına:


     


    ● Yüksek oranda C vitamini kaynağıdır. C vitamini zayıflamak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için gereklidir.


    ● E vitamini içerdiğinden dolayı cildin yenilenmesini sağlar. Genç görünmek için tüketilir.


    ● Bağırsakların yumuşamasını sağlayarak bağırsak tembelliğini iyileştirir.


    ● Metabolizmanın hızlanmasına yardım eder ve sağlıkla kilo vermenizi sağlar. 


    ● Kan şekerini dengeler ve uzun süre tokluk sağlar.


    ● Ağız ve diş sağlığının korunmasında etkendir.


     



     


    Avokado Kaç Kalori?


     


    Avokado kalori açısından çok riskli bir besin değildir. Sağlıklı yağ grubundan olduğu için düzenli tüketilmesi önerilir ve faydalıdır. Peki, avokado kaç kalori içermektedir? Şimdi bu soruya yanıt bulalım:


     


    ● 100 gram avokado 160 kalori


    ● Çeyrek dilim avokado 56 kalori

  • Karga ile gezen!.. KENTLER TEMİZ OLMAYINCA!..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


    KARGALARDAN SONRA ATLAR DA


    ARDAHAN’I BASTI SIRA İTLERDE!..


    arşiv haber 21/11/2021 tarihli haber/yorum/reklamlar


    Gelen kış dolaysıyla zor günler yaşayan ve bir parça yem için başta basmalar olmak üzere açık kanalizasyonlar ve yetersiz alt yapı dolaysıyla çöp ve kanalizasyon yığınlarında yiyecek arayan kargaların kapattığı semalarında bolca uçtuğu Ardahan’ı bu kez atlar bastı. Köylü ve çiftçilerin bahar aylarından yaz aylarına kadar birçok işte kullandığı ve kış geldiğinde meralara bıraktığı atlar da kargalar gibi bir parça yiyecek bulma umuduyla şehir merkezine kadar geldikleri görülüyor.


    Başta hızla gelip, geçen araçların geçtiği yol kenarlarında olmak üzere birçok yerde sürü halinde dolaşan yılkı atları, kent merkezinde beslenmeye çalışırken görüntülendi.


    Köylülerin yazın köy işlerinde kullandığı, kışın ise yem vermemek için doğaya saldığı yılkı atları, beslenebilmek için kentin merkezindeki Yeni TOKİ konutları yakınlarına geldi.


    Ardahan Ovası’nda sürü halinde yaşamlarını sürdüren atların çevrede yiyecek aradığını gören vatandaşlar, hayvanları cep telefonlarıyla görüntülemeye çalıştı.


    Öte yandan hala karların yağmadığı Ardahan’da köpek sürülerinin de karga ve atlar gibi şehir merkezlerinde topluca dolaşarak bir parça yiyecek aradıkları şimdiden görülmekte.


    KARGA BULUTUNUN NEDENİ


    KANALİZASYON VE AĞBUN!


    arşiv haber 06/11/2021 tarihl haber/yorum


    Kışın yaklaşması ile birlikte daha sıcak yerlere göç etmeye hazırlanan ve yiyecek arayan kuşlardan olan kargaların gök yüzünü kaplamasının nedeninin kentin açık kanalizasyonları, çöpler ve güneçte kuruması için gelişi güzel boş arsalara serilen hayvan gübrelerinin açıkta olmasına bağlandı.


    Kentte özellikle sabah ve akşam saatlerinde görülen kargalar, vatandaşları korkuturken yaşanan bu durum geçen yıllara göre sayıları daha da artan kargalar, sık sık gökyüzünü kaplarken kentin son yıllarda daha da kirlendiğini de ortaya koymakta


    Bu kirlenmeden faydalanan Karga ve diğer hayvanların yiyecek için kentin gökyüzünü olduğu gibi her alanına saldırmasına neden olduğu belirtilen Kargaların Ardahan’ı istilasının tek nedeninin kentin çöp, kanalizasyon, ağbun (tezek, kerme)ve leş kokan pis kokular olduğu belirtilmekte.


    Kentin yüzeyinde kara bulut misali dolaşan ve bir süre sonra dağılan kargalar ya bir evin çatısına ya da elektrik telleri ile ağaçlara konuyor. Ardahanlılar, karga sayısındaki artışa dikkat çekerek, özellikle seslerinin korkutucu olduğunu söylerken bu durumun tek nedeninin belediye hizmetleri içinde olan kentin gerektiği gibi temiz olmamasının hayvan gübrelerinin yanı sıra açıkta bulunan kanalizasyonun olduğuna dikkat çekmekteler.




    ARDAHAN AŞISI!..


    Dünyanın çevre sorununu dile getiren ve bu yönde tüm dünyanın uyması gereken şartların bir araya getirilip, Glasgow’daki İklim Değişikliği Konferansı’ ile tüm dünyaya duyurulan ve ülkemizin altına gecikmeli imza attığı ama toplantısına katılmadığı, sıkıntıların, sorunların başını çeken pandemi yine atakta.

    Başımızı kaldıramadığımız, zamanımızı çalan hatta Güneş’in nasıl doğduğunu, Ay’ın nasıl battığını, dışarı da yağmur mu, kar mı yağdığını hissettirmeyen sanal ortamda artan moral bozan ve ölümün adını değiştiren yine pandemiyi görüyoruz.

    “Amcam öldü, annemi kaybettim, kuzen komada, sevdiğim yoğun bakımda” şeklindeki paylaşımları gördükçe bizim aşıdan yani Kürt, Ermeni, Gürcü, Rus demeden soyadların, köylerin önüne zoraki konan ismiyle süslenen aşıyı hala bekliyoruz.

    ‘Türkovac’ adı verilen aşıdan değil, aldığımız kara haberlerin yeniden artışa geçtiğini üzülerek görürken benim de devam eden beyin göçünü bir kez daha ortaya koyan iki insanımızın bulduğu Alman aşısı BioNTech’den daha etkili bir aşı yapma isteğim kabardı.

    Adını da Almanları kıskandıracak ve rakip olacak Ardahan koymak istiyorum. Ve; ‘yapacağım aşının daha ne olduğu bilinmeyen Coviti bitirecek bir aşı olmalı’ diye düşünürken bu aşının iyi geleceğini şimdiden garanti edebilirim.





    Zira ortaya çıktığı ilk günden bu yana gripal bir olaydan başka  birşey olmadığının ısrarla söylemiştim. Ve önceki yazılarımda aşısına karşı olduğum Covid 19 u yenmenin tek yolunun yapılacak Ardahan aşısıyla yükselen ateşi düşürmek olacaktır demiştim.

    Evet doğarken ağlayan, ölürken ağlatan ölümün her canlıya farz olduğu, bunun genci, yaşlısı demeden gerçekleştiğini bilmiyormuşçasına panikleyen insanoğlu, dokuz canlı denen kediye haksızlık yaparken kendisinin nankörlüğünü de saklamak ister. Sanki ölüm yoktu da Coronayla ortaya çıkmış gibi.

    Ardahan aşısını vurdurup da ölen olmayacağı garantisini veremesem de ateşi düşürüp, vucudu rahatlatıp, ömrü uzatacağını bir ben bilirim bir de gönüllüler gibi aşı olacaklar.

    Yeter ki bizi kıskanan Almanların beni kıskanacağı benim yaptığım ve 100 derece soğuk depolarda değil, serin dahi  olmayan bir alanda bile yaşayan Ardahan aşısının değerini bilelim. 

    Bilmeyenlere ölüm haktır diyerek…



    arşiv haberler 01/08/2017 tarihli haberler


    ÇÖP KAMYONUYLA İMHA!..


    **A-ferin İlacı Suya Katın, Vebanın Önüne geçin.. Günlerdir yaşanan kanatlı hayvan teleflerinin yaşandığı bölgede sağ kalan kazları toplayan İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri gün geçtikçe yayılan kaz ölümlerine yetişemeyince çöpçüler devreye girdi. Başta Göle’de olmak üzere bölge genelinde önüne geçilemeyen yalancı veba sonu ölen kaz, tavuk ve hindileri çöp kamyonları ile topladıkları görülmekte.


    **A-ferin İlacı Suya Katın, Vebanın Önüne geçin..


    **Foto: Kurbani Demir/Göle


    İl Tarım Müdürünün ve Şarbon İlacının olmadığı Ardahan’da yalancı veba ve şarbon hastalığından kanatlı hayvan ve büyükbaş hayvan telefi devam ederken Hanak’ta bir kadın kaz ölümlerinin önüne geçtiği iddia edildi..


    Alınan bilgilre göre grip ve soğuk algınlığında görülen ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, nezle, burun akıntısı, burunda ve boğazda kaşıntı,  gözlerde sulanma, hapşırma, vücut kırıklığı ve kas ağrılarının giderilmesinde kullanılan A-ferin Forte ilacını kazlarının suyuna katan Hanaklı kadın rahatsızlanan kazlarına içirdikten sonra kazlarınıniyileştiğini iddi a etti.



    Ardahan’da 100 Kişi zehirlendi


    **Kazlar ölüyor, Tavuklar zehirliyor!


    *01/07/2017 Tarihli Haber


    Kaz ve Hindi ölümlerinin yaşandığı Ardahan’da düğün yemeğine katılan tavuk eti bir çok kişiyi hastanelik etti.

    Düğün yemeği zehirledi…

    Ardahan Merkeze bağlı Değirmen köyünde bir düğünde yemek yiyen 100 kişi, zehirlenme şüphesiyle hastanede tedavi altına alındı.


    Alınan bilgiye göre, merkeze 10 kilometre uzaklıkta bulunan Değirmen köyündeki bir düğünde misafirlere ikram edilen tavuktan yiyen 100 kişi, karın ağrısı ve bulantı şikayetiyle Ardahan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.


    Tedavileri süren 100 kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı, hastanede müşahede altında tutuldukları öğrenildi. Değirmen köyü Muhtarı Sezgin Yeşiltaş, gündüz 12’de köydeki düğüne gelen misafirlere tavuk eti ve ayran ikram edildiğini söyledi.


    Yemekten yaklaşık 2 saat sonra vatandaşların düğün yemeğinden rahatsızlandıklarını belirten Yeşiltaş, “Yaklaşık 90-100 kişi kusma ve mide bulantısı şikâyetiyle ambulanslarla hastaneye götürüldü. Şuanda sağlık durumu kötü olan yok. Gerekli tedavi süreçleri devam ediyor. Valimiz, Belediye Başkanımız, İl Sağlık Müdürümüz ve Başhekimimiz zehirlenen köylülerimizle yakından ilgilenerek konuyla ilgili bilgi aldılar. Hastanemizde çalışan doktor, hemşire ve sağlık personelimiz hızlı hareket ederek tedavi sürecine başladılar” dedi.


    Kazlar Ölüyor, Kimse İlgilenmiyor!..


    Bölgenin kışlık yiyeceklerinin başında gelen Kazlar bilinmeyen bir hastalık sonucu art arda telef olmaya başladı. Son iki aya yakındır bilinmeyen bir nedenle telef olmaya başlayan yüzlerce kaz ve hindileri şok olup, bu durum karşısında ne yapacaklarını şaşıran kaz ve hindi yetiştiricisi aileler İl Tarım Müdürülüğünün duyarsızlığından yakınmaktalar.


    **Yalancı Veba Gerçek Tehlikeye Neden Olacak Gibi!..


    İlk bahardan itibaren büyük emekler vererek yetiştirdikleri ve kışa doğru kesip hem kışlık yiyecek olarak hemde satarak geçimlerini sağlayan bölge halkı ellerinde ki Kazlar ve Hindilerin art arda telef olması karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda.


    Konu hakkından görüşlerine başvurduğumuz Veteriner Hekim Olgun Gözcü bölgede büyük bir veba yani tıp dilinde Salmonella denen hastalığının yaşandığını ve başta Hoçvan’da olmak üzere il genelinde neredeyse Kaz ve Hindi kalmadığına dikkat çekti.


    Veteriner Hekim Olgun Gözcü yerelde Yalancı Veba olarak adlandırılan bir hastalık sonucu şimdiye kadar yüzlerce kazın ve hindinin telef olduğunu ve bu hayvanların ölümü ardından akarsulara, çöplere atılması dolaysıyla ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalındığına da dikkat çekti.



    **Aşı Başlatılmazsa Kaz ve Kanatlı hayvan Kalmayacak!..


    Ardahan’ın Hoçvan Bölgesinin yanı sıra Hanak, Çıldır, Posof ve Damal’da yoğun şekilde görünen Göle ve kent merkezinde de etkili olmaya başlayan Yalancı Vebanın önüne geçilmesi için bölgenin sür’atle karantinaya alınıp, aşı çalışması yapılması gerektiğine dikkat çeken Veteriner Hekim Olgun Gözcü yağmurların etkisiyle geniş bir alana yayılan hastalık için şimdiye kadar İl Tarım ve Valilik tarafından bu konuda özel veterinerlere bir talebinin olmadığını ancak vatandaşın yoğun bir talebinin olduğunu da sözlerine ekledi.


    Vebanın Ardahan dışında getirilen kanatlı hayvanlarda bulaştığında dikkat çeken Gözcü ciddi bir çalışmanın yapılmaması halinde önümüzde ki gün ve aylarda önüne geçilemez bir kanatlı hayvan ölümünün ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek hastalıkların yaşanabileceğine de dikkat çekti.


    **Yabancı süt zehirledi!..


    **GÖLE DE 10 ÖĞRENCİ ZEHİRLENDİ..!


    *11/02/2016 Tarihli Haber


    Hayamcılığın ve sütün merkezi olmasına karşın yabancı süt getirilip, öğrencilere içirildiği Ardahan’da öğrencilr yine zehirlenerek hastaneik oldular.


    Alınan bilgilere göre Ardahan Göle ilçesinde; 10 öğrenci, mide bunaltısı ve kusma nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Tevfik Fikret Eteker, yaptığı açıklamada, Göle ilçesine bağlı Senemoğlu köyü ilkokulunda, 96 öğrenciye okul sütü dağıtıldığını, Süt dağıtımından sonra 10 öğrencinin mide bulantısı ve kusma şikayetinde bulunduğunu belirten Eteker, öğrencilerin ambulansla Göle Devlet Hastanesine kaldırıldığını kaydetti.

    Olayın psikolojik olabileceğini belirten Eteker, “Bu öğrencilerimiz böyle bir şüphe üzerine hastaneye kaldırıldı. Şu an doktorlardan aldığımız bilgiye göre bir sorun yok. Ayrıca her ihtimale karşı, gaita numunesi alındı” dedi.

    Eteker, öğrencilerin sağlık durumunun normal olduğunu sözlerine ekledi.                           


     Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com



    Yeni Vali Sınır Valisi Olmalı!..







      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com

    25 Yılda 13. Valisini karşılamaya hazırlanan Ardahan’a bugün gelerek göreve başlayacak olan Ardahan’ın yeni valisi Mehmet Emin Yılmaz’a onca imkan ve kaynağı olmasına karşın her geçen gün biraz daha yoksullaşan Ardahan’ı uzun uzun anlatmaya gerek var mı bilmem ama ben kendisine bazı önerilerde bulunacağım.

    Ki; Bu önerimi dikkate alıp, değerlendireceğini umduğum yeni valimizin kendisine yönelik öneri ve bilgilerimi öğrenmeden önce öncelikle yeni makamında kendisini yönlendiren, Ardahan ve Ardahanlıları iyi tanıyan yeni bir ekibi oluşturmasını öneriyorum.

    Çünkü gelip, giden diğer valilerimiz, polisten yada yabancı birinden özel kalem müdürü, toplumdan, tabandan kopuk, çarşı da, köyde gezmeyen etrafındakiler dolaysıyla Ardahan’dan, tabandan kopuk bir valilik yada kendi veya eşlerinin zorlamasıyla Ardahanlılarla bir olmaya çalışması yetmemiş, kendisinden önce ki 12 valinin 8’nin merkeze çekilmesine neden olmuştur..

    Ve bir önerim de vali ile görüşmek isteyenlerin bir yetmedi iki yetmedi 3 kapıyı geçmektense ilk kapıda vali ile görüşecek bir ortam sağlamalıdır.

    Posof ve Çıldır Gümrük kapıları aracılığıyla Gürcistan ve Ermenistan’a komşu kenti, Türkiye’nin Kafkaslara açılan, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol ve Doğalgaz Boru hatlarının yanında TANAP gibi Kars-Tiflis-Bakü Demiryolun geçtiği bir kente yani ithalat, ihracat yapılamayan, Kafkaslara olduğu gibi Karadeniz’e açılan kırmızı et deposu sınır kenti, Serhat Ardahan’a vali olduğunu bilmesi ve bu yönde ortaya koyacağı çalışmalar veye çabalar ile 81 validen daha etkili, yetkili vali olduğunu anlayarak hareket etmesi halinde bölgenin yanı sıra ülkenin süper valisi olabileceğini düşündüğümü belirtmekte fayda var.

    Ülkenin olduğu gibi Ardahan’ın da baş belası olmaya başlayan ancak milyonlar akıtıldığını bildiğimiz Yeşilay, Emniyet ve Sağlık Müdürlüğünün bu yönde ciddi bir çalışmasının göremediğimiz, Bölgesel Amatör Liginde mücadele eden Serhat Ardahan Spor gibi diğer amatör spor dallarından kendi cep harçlıkları ile mücadele eden ve çokta sahip, çıkılıp, değerlendirilemeyen şu günlerde Bonzainin gençleri zehirlemeye başladığı görülen bir kentin valisi olan yeni valimizin İl Tarım Müdürünün de diğer onca müdürlük gibi vekaleten yürütüldüğü kurumun sorumlu olduğu hayvancılık, arıcılık gibi kentin gelirlerinin dinamiklerinin yanında başına geçtiği kentin bir sınır kenti olduğunu ve kendisinin de sınır ticaretini anlatan mevzuatını kendisine yol haritası edeceği bir sınır valisi olarak çalışması halinde göçün hızla devam ettiği Ardahan’ın da kazanan, yaşanılan bir kent olmasına katkı sunacağına inanıyorum.

    Bir çok dairenin vekilin vekili ile idare edildiği Ardahan’da başta kendi yakınları, çevrelerine iktidarın nimetlerini aktaran, kendileri dışında muhalefetin de olduğunu unutan, iktidarın arkasında olduğu, İş-Kur ve diğer imkanları kendilerine, yakınlarına gelir kapısı eden siyasiler yani valilere akıl veren, onları yönlendirmeye çalışanların bunu yaparlarken valileri olduğu gibi hükumetleri, siyasileri, stk’ları korkutup, makama kapatan, tembelleştirenlerin yanı sıra kentin zencileri olarak lanse edilenlerin de dinlenilmesi onların da sık sık ziyaret edilmesi de bir valinin, bir idarecinin başarısına başarı katacağını düşünenlerdenim.

    Devletin, yanı sıra hükumetinde temsilcisi olan valinin devlet ve hükumetin istemlerinin yanında halkında istemlerinin olduğunu bilmesi ve iç içe olacağı halkı arkasına alması halinde devlet ve hükumet kanadından daha güçlü olacağını unutmamasını istediğimiz yeni valimizin emrindeki çalışanlarının hazır kalıp, slayt ve mavi naylon dosyalarda sunduğu raporlara çokta inanmamasını, muhalefet ve muhalif olarak bilinenlerin de ‘Dost acı söyler’ misali değere almasını kendisine fayda getireceğini bilmesini de isterim.

    Toplum nezlinde Ajan diye bilinen Ajans muhabirliği adı altında sözde gazetecilerin çektiği fotoğrafları anlamsızlaştırıp, ulusal ve yerelde manşet yapamadıklarını da ve 22 yıldan fazladır İl Turizm ve Kültür Müdürü olmayan, TRT’nin bile haber yaparken ya Kars’ın yada Erzurum’un ilçesi olarak haber yaptığı Ardahan’ın tanıtımına katkı sunmadığını da bilmesi gereken yeni valimizin çalışmalarını ülke gündemine aktaracak, bu kanalla hala Kars’ın gölgesinde bir ilçe olduğu sanılan kentin önemli bir sınır vilayeti olduğunu da fark edecek, ettirecektir..

    30 Yıldan fazladır kara yollarının başında olan birinin bozuk yollardan sorumlu olduğunu da bilmesi gereken yeni valimizin başta sınırlara, gümrüklere giden yolların yanı sıra kent, köy ve yayla yollarının bozuk olmasının bu kentin en çok homurdandığı sorun olduğunu da bilmesi gerek..

    Yok imkanlarla bir şeyler yapmaya çalışan 5 Belediye Başkanı değil, 6 Belediye Başkanı olan bu kentin tek beldesi olan ve iki yıldır Göle Kaymakamının kurumlarda olduğu gibi Vekaleten Belediye Başkanlığını yaptığı ve elinde alınan hakkını geri almasına karşın iki yıldır seçim yapılmadığı Göle Köprülü (Goreveng) gibi kent merkezinden olduğu gibi gözden ırak Çıldır Kurt Kale, Posof’un sınır kentlerinde sebzecilik, meyvecilik yapılabileceğini ancak başta kurulduğundan bu yana Havaalanı isteyen Ardahanlılar ile bir türlü iç içe olamayan, onların sorununu kendisine ders alıp, çalışmayan üniversite başta olmak üzere İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin neden bu yönde ciddi çalışmalar ortaya koymadığını da sorgulaması halinde bu kentin kalkınmasına katkı sunacağına inananlardanım..

    Tırnağı kanayanın pansuman edilip, hemen komşu hastanelere sevk edildiği Ardahan’da ki sağlık camisanın vekalten idarer edilen Hastaneler Genel Sekreteri gibi 81 vilayet içinde eğitim/öğretimde sonlardan bir türlü kurtulamayan İl Milli Eğitim’inde 2016/2017 Eğitim/Öğretimi İl Müdürü olmadan geçirdiğini de bilmesi gereken yeni valimizin internet siteleri ya olmayan yada doğru dürüst güncellenmeyen diğer resmi kurumlar gibi 5 İlçe kaymakamının neden gündeme gelen çalışmalara imza atamadıklarını ve hizmet bekleyen bir ilin tüm yükünün neden sadece valiye yüklendiğini de sorgulaması gerekmektedir.

    Bir şeyler yapmak istediği ve diğer vekillerden daha çok çabaladığına inandığım İktidar Milletvekilinin Ankara’da gelen hizmetleri önce kendi ilçesine aktardığı, muhalefet vekilin Ardahan’dan çok uluslararası çalıştığını da bilmesi gereken yeni valimizin taşınacağı evinin yanı başında ki Polis Evi gibi bir çok kamu binası çürük çıkmış bir kentin başına geçtiğini de bilmesi gerekirken, boşaltılmasına karşın hala belediye ve üniversiteye verilmeyen askeri kışlalar gibi onca kamu binasının da neden değerlendiremediğini de sorgulaması gerekir.

    Damal Bebeği Atatürk Silueti, Çıldır Aktaş, Çıldır Gölleri, Şeytan kalesi, Yeşilim Ormanlar içinde ki Göle yaylaları, Yüksek Okul ve Doğalgaz bekleyen Tanap’ın merkezi olamaya başlayan Hanak, harika doğasıyla Türkiye’nin Davosu olarak adlandırılan Posof ve köylerinin de eşit hizmet beklediği İl Özel İdarenin en iyi şekilde çalıştırılması gerektiği bir kentin valisi olan yeni Valimiz Mehmet Emin Bilmez kentteki ve kent dışında ki federasyon, derneklerle kuracağı sıcak ilişki ile Ardahan’da olduğu gibi il dışında bulunan 600-700 bin Ardahan’lıyla da kol kola gireceğine inan bir gazeteci, iki stk başkanıyım..

    Kısacası yeni valimiz Mehmet Emin Bilmez’in 2 yıl değil, 5 hatta 10 yıl valisi olduğu bir kent olmak isteyen Ardahan’ın valilerden beklentisinin bir hayli yüksek olduğunu da hatırlatır, vali başta olmak üzere bu konuda birinci sorumlu olan ancak kentin tanıtımında büyük rol oynayan yaz etkinliklerinin yani festival, şenliklerin hava durumuna göre en uygun zamanda yapılacağını bile rapor edemeyen Meteoroloji Müdürlüğü gibi adı bile unutulan, olup, olmadığı bilinmeyen Sanayi Müdürlüğü başta olmak üzere konuyla alakalı kurumların sınır ticaret merkezleri kurulması için çaba gösterdiği, gümrük kapıları harıl, harıl çalışan, sınır ticaretinin diğer kapılar kadar olmuş bir kent olması dileğiyle kendisine hoş geldin diyorum..



    arşiv haberler09/08/07/06/02/2007  tarihli haberler/yorum



    Ardahan kent içinden bir görünüm 

    Sitemiz Yazarlarının Gündemle ilgili yorumlarını 

    sitemizin solunda bulunan EN YENİ MAKALE köşesinde okuyabilirsiniz.


    Radyomuzu dinliyormusunuz? 

    YÖRE TÜRKÜLERİYLE DOP DOLU RADYOMUZU DİNLİYORMUSUNUZ?




    09/08/07/06/-02/2007 Günlerinin haberleri için DEVAMI tıklayın

    ve Diğer Haberler için DEVAMLARI tıklayın



     



    Ardahan kent içinden bir görünüm 

    Radyomuzu dinliyormusunuz? 

    KUŞ GRİBİ POSOF’TA MI?

     


    Kuş gribi tehlikesi şimdi Posof'ta mı? **Geçen yıl Çıldır’da görülen kuş gribinin yeniden ortaya çıktığı şu günlerde Posof’ta yaşanan kanatlı hayvan ölümleri tedirginliğe neden oldu.

    Ardahan’ın Posof İlçesi’nin bazı köylerinde meydana gelen tavuk ölümleri vatandaşları tedirgin etti ..  

    Kuş gribinin yeniden tartışlmaya başlandığı şu günlerde Ardahan’ın Posof ilçesinde meydana gelen kümes hayvanlarının ölümü heycana neden olurken, İl Tarım Müdürlüğü yetkilileri haberimiz yok diyorlar.

    Geçen yıl Çıldır ilçesinde görülen ve ardından bir çok kanatlı hayvanın telef edildiği kuş gribinin şu günlerde Ardahan’ın Posof ilçesinde görüldüğü öne sürülürken, Posof’un Al ve Çambeli köylerinde aralıklarla tavuk ölümlerinin yaşandığını ifade eden Salih Aydın, “Köyümüzde son zamanlarda hane başı 2 ila 3’er tavuk olmak üzere yaklaşık 40 tavuk ölümü meydana geldi. Neden dolayı telef olduğunu bilemiyoruz. Yetkililerin biran önce bu konu üzerinde durmalarını istiyoruz. Ölüm nedeni hastalık insanlara bulaşır mı? Veya kuş gribi nedeniyle mi olduğunu öğrenmek istiyoruz” dedi. Öte yandan, İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri, konudan haberdar edilmediklerini söylediler. 

    Haber ekleme saati: 12.06-09/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Günün Karikatürü 

    Tren gitti, Türkgözü bitti AKTAŞ İçin kollar sıvanmalıdır!..

     


    İmza töreni Bakü-Tiflis-Kars Demiryolunun güzergâhının değiştirilmesiyle bir kez daha baypas edilerek, kenara itilen Ardahan ve Ardahanlının Çıldır Aktaş sınır kapısı için kolları sıvaması gerektiğine dikkat çekildi.

    Ardahan’ın geleceği ve hızla devam eden göç sorununun önüne geçilmesi için Aktaş Sınır Kapsının mutlaka açılmasına dikkat çeken Ardahanlılar,  bu sınır kapısının sürekli gündemde tutulması için başta sivil toplum örgütleri olmak üzere herkese büyük görevler düştüğünü belirtirlerken, kulağımızın dibinde olanve 200 milyonluk Kafkasya’ya açılan bu yolun mutlaka açılması ve bu yönde gerekirse ciddi eylemler yapılmasına işaret etmekteler.



    ***Yanlızçam-Ardanuç Yolu bitirilmeli ..



    Ardahan’a büyük fayda sağlayacağı beklentisiyle Çıldır Gölü’nün batı yakasında geçmesi için hazırlanan projenin son anda değiştirilerek, Ardahan ve Çıldır’a hiçbir fayda getirmeyecek olan gölün doğu yakasına kaydırılmasıyla bu umudunu kayıp eden Ardahanlılar, Ardahan’ın Kafkaslar da rahat ticaret yapması için Çıldır Aktaş sınır kapısının açılmasını sağlayıp, Ardahan’ı olduğu gibi Kafkasları karayolu ile Karadeniz’e bağlayacak olan Yanlızçam-Ardanuç yolunun bitirilmesi için hükümete baskı kurulması gerektiğine de dikkat çekerlerken, herkesin bu iki önemli gündeme kilitlenip, yıllardır açılmayan Aktaş sınır kapısının açılmasını, Yanlızçam-Ardanuç yolunun bitirilmesini sağlamalıdır diyorlar.



    ***Boş nutuklar değil, gerçek eylemler istiyoruz ..



    Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’nin imza töreni ardından yapılan açıklamaların kamuoyu nezlinde ciddiye alınmadığının bilinmesini belirten Ardahanlılar, asıl bu çıkışları ve bundan daha ötesi girişimleri yerel gazetelerin aylar önce tren yolu projesinin değiştiğini ve Ardahanlı siyasi ve de sivil toplum kuruluşlarının nerede olduğunu sorduğu zaman ve ardından yapılmalıydı.

    Şimdi olan oldu diyerek, bunu unutup, istenen eylemlerin Aktaş için, Yanlızçam-Ardanuç yolu için, PosoF/Türkgözü sınır kapısı için, bitmeye yüz tutan hayvancılık için, hızla yaşanan göç için, açılması planlanan fakülte için ve diğer sorunlar için yapılması gerekliliğine dikkat çekildi.



    ***Türkgözü’ne formalite ithal izni!



    İlk açıldığı yıllarda başta akaryakıt ithali olmak üzere bir çok malın giriş ve çıkışına izin verilen, ancak her geçen gün bu iznin kısıtlamasıyla önemini kayıp eden Ardahan’ın Posof ilçesinde bulunan Türkgözü sınır kapısın da 2007 yılı içinde ithal edilecek mal sayısı yine 5 maddeyle sınırlı tutuldu.

    Bu sınır kapısında ithalat yapacakların sadece bin 500 ton demir, 2 bin ton suni gübre, bin 500 m2 kereste, 10 bin ton kömür (Petro-kok hariç) ve 20 bin ton ağaç (Yakmaya mahsus) ithal edilebileceğinin duyuran Ardahan Valiliği Sınır Ticaret Bürosu ithalatçı firmaların uygunluk belgesi almaları için çağrıda bulundu.

    Türkgözü’nde izin verilen ithal mal sayısının bölge esnafının yapamadığı işler olduğu gibi, tüketici piyasasında çokta lazım olmayan mallar olduğuna dikkat çeken Ardahanlı esnaflar, ‘bu sınırlı ithalat izninin sınır ticaretine getirilmiş sınırdan öte bir şey değildir.’ diyerek, ‘Posof Türkgözü sınır kapısında başta akaryakıt olmak üzere daha çok malın ithal ve ihracına izin verilmelidir.’ diyerek tepkilerini ortaya koymaktalar.

    Haber ekleme saati: 09.53-09/02/2007

    Haber/Analiz: Fakir Yılmaz/Ardahan

    Arazi davasında tutuklu bulunan muhtar serbest kaldı


    Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı K. Altunbulak ve Çullu köyü arasında geçtiğimiz yıl yaşanan olay ardından tutuklanan 6 kişi serbest bırakıldılar.

    Çullu köyü muhtarı Musa Musaoğlu’nun da tutuklu olduğu olay geçtiğimiz yıl bölge de yapılan Kadastro çalışmaları esnasında iki köyün sınır ve arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkmış, olayların büyümesi üzerine bir kişi öldürülmüştü.



    Barıştırılsınlar!



    İki köyün arasında yaşanan tatsız olayların yeniden yaşanmaması ve istenmeyen olayların yeniden çıkmaması için iki köy halkının bir araya getirilip, barıştırılması gerektiğine dikkat çeken Göleliler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasilerin, kaymakamlığın ve de belediyenin bu yönde adım atmasını istemekteler.

    Haber ekleme saati: 00.06-09/02/2007

    Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Boşanmak için Kocasını arıyor


    Eşine arıyor, boşanmak için 14 yıl önce görücü usulü ile evlendirildiği kocasından boşanmak isteyen Ardahan’ın Göle ilçesi Kayaaltı (Poladik) köylü Saray Bakar (30) kendisini 11 yıl önce terk eden kocasını arıyor.

    Kocasının kendisini 11 yıl önce terk edip kayıplara karıştığını belirten Saray Bakar, eğer kocasının bulabilirse boşanıp, kendi hayatını kuracak. Ancak bugüne kadar bundan başarılı olmadığı gibi, açtığı boşanma davasını da kocasının adresini tespit ettiremediği için kayıp etti.

    Perişan ve sahipsiz olduğunu belirten Saray bakar, 14 yıl önce İstanbul’da görücü usulü ile evlendirildiği Kastamonu ili Kozköylü eşinin kendisini terk edip, kayıplara karıştığını, babasının evine sığınıp, Ardahan’a döndüğünü belirtirken, şimdi boşanmak istediği kocasının tüm aramalara karşın bulamadığından yakındı.

    Bakar, evli göründüğü için başta Yeşil kart olmak üzere birçok imkândan yararlanamadığını da belirtirken, eşinden boşanmak için Göle Adliyesinde açtığı davayı da kocasının adresini tespit ettiremediği için kayıp ettiğini sözlerine ekledi.

    Haber ekleme saati: 14.03-08/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    İl Genel Meclis Üyeleri, 

    Belediye Başkanı ve Gazeteciler Kaymakamlarla davalık oldular,

    Müteahitler paralarını alıp gittiler!


    Kar eridi, gerçekler ortaya çıktı Ardahan’da uygulamaya konulan KÖY/DES Projesi ardından yaşanan tartışma ve iddialar üzerine İl Genel Meclis Üyeleri ile Hanak Belediye Başkanı ve Gazeteciler Kaymakamlarla davalık olurlarken, işi yapamadıkları ileri sürülen müteahitler yarım yamalak yaptıkları yolların paralarının büyük bölümünü alıp gittiler.

    Kaymakamların İl Genel meclis Üyelerini ve Gazetecileri, İl Genel ve Gazetecilerin Kaymakamları dava ettiği gelişme Hanak Belediye Başkanı Harun tankoç ile kaymakamın davasıyla ayrı bir seyir kazanırken, valilik ve bakanlıklarında olayı diğer yandan araştırdıkları biliniyor.

    Haber ekleme saati: 12.49-08/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    KEŞKE HİÇ ERİMİZSE!..


    Kar eridi, gerçekler ortaya çıktı Ardahan’da iki gündür etkili olan sıcak havalar karların erimesine neden olurken eriyen karın altından şehrin eksikleri ortaya çıkmaya başladı. Yollardaki karların erimesiyle birlikte kasis ve çukurların yüzeye çıkması araç sahiplerinin tepkilerine neden olurken yollarda biriken kar suları da yayaların korkusu olmaya başladı. 

    İki yıl önce yapılan ve belediye valilik arasında biz yaptık tartışmasına neden olan kilit parke yol kullanılmaz hale gelmesine rağmen onarım ve tadilat yapılmazken şehrin alt yapısı eksik olduğundan eriyen kar suları da yol artasında birikiyor.

    Sürücüler yaz gelmeden kışı arar oldu.

    Kışın, dondurucu soğuklara rağmen, soğukları arar olduklarını ifade eden sürücüler, yollardaki çukurların onarılmasını istediler. Sürücüler, “Kışın dondurucu soğuk ve karla mücadele ediyoruz. İki gündür soğuklar yerini sıcak havaya bıraktı. Ancak, bu durum bizim için daha kötü oldu. Çünkü çukurlar ortaya çıktı. Araçlar bundan dolayı zarar görüyorlar. Bu çukurlar ortaya çıktıktan sonra, soğuk ve karları arar olduk” dediler. Merkez Karagöl Mahallesi ile Atatürk Mahallesi’nin birleştiği Kars Köprüsü mevkiinde, kış boyunca buzların geçit vermediğini hatırlatan sürücüler, yolda şimdi ise çukurların geçit verdiğini söylediler. Sürücüler söz konusu yolda gerekli çalışma yapılmaması halinde kazaların kaçınılmaz olacağını söylediler. 

    Haber ekleme saati: 12.45-08/02/2007

    Haber: Bülent kılıç Fotolar: Barış Bilgin

    Belediye Başkanının İşsizlik İsyanı


    Ailbeyoğlu Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, Kentte İşsizlik Oranının Yüzde 50’nin Üzerinde Olduğunu ve Her Gün İş İçin Belediyeye Yüzlerce Kişinin Geldiğini Belirterek, “Geceleri Sabaha Kadar Kıvranmaktan Yatamıyorum” dedi. 

    Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, kentte işsizlik oranının yüzde 50’nin üzerinde olduğunu ve her gün iş için belediyeye yüzlerce kişinin geldiğini belirterek, “Geceleri sabaha kadar kıvranmaktan yatamıyorum” dedi. 

    Başkan Alibeyoğlu, Türkiye’de işsizliğin yoğun olduğu illerden birinin Kars olduğunu ve her gün iş için kapısını çalanlara imkan sağlayamadığı için üzüldüğünü ifade etti. Alibeyoğlu, “Günde yüzlerce hemşehrimiz oğluna, kızına iş bulmak için kapımızı aşındırıyor. Hal böyle olunca da bizler iş veremediğimiz için çaresizliği yaşıyoruz. Kars’ta işsizlik oranı yüzde 50’den fazla. Çünkü bunu en acı şekilde yaşayanlardan birisiyim. Bırakın Kars kent merkezini artık köylerden ve ilçelerden bile insanlarımız belediyemize bir umutla geliyorlar. Bizim bu çalışmalarımızı ve çabalarımızı görüp belki de, ‘Bu her şeyin üstesinden gelir, bunu da çözer’ umuduyla geliyor. Ama biz bu çaresizliği yaşıyoruz ve sıkıntılarımız gün geçtikte artıyor. İşsizlikten dolayı bu talepler gün geçtikçe de katmerli bir şekilde çoğalıyor. Ankara ve İstanbul’dan bile iş için arayanlar var. Hatta oralardan iş umuduyla Kars’a gelenler bile var. Gerçekten belediyemizde işe alım yok. Zaten belediyemizin belli bir kapasitesi var. 8 yıldır görevdeyiz ve alacaklar da alınmıştır. Lütfen bizi anlayışla karşılasınlar çok zor durumdayız” diye konuştu. 

    Başkan Alibeyoğlu, belediye başkanı olmadan önce kendisine ait 12 işyerinin olduğunu fakat başkan olduktan sonra işlerle ilgilenemediği için bu işyerlerinin bir çocuğunu kaybettiğini de vurguladı. Alibeyoğlu, daha sonra şunları söyledi: 

    “Son derece zor durumdayız. Başka belediyelerde doğal olarak bu kıyaslama yapıldığı için bizden de aynı beklenti içine giriyor olabilirler. Ama nihayetinde 8 yıl içinde herkes bizim ne olduğumuzu öğrendi. Gönlümüzü ve umutlarımızı Kars’a bağlamışız. Belediye, işimiz, aşımız, aşkımız, ailemiz her şeyimiz olmuş. Yaptığımız eserler bize gerçekten mutluluk veriyor. Halkımızla dayanışma, paylaşım ama acz içinde kalmak da üzüntü ve kedere boğmakta. Geceleri sabaha kadar kıvranmaktan yatamıyorum. Gerçekten sıkıntılarla dolu problemli bir kent. Maalesef bunu acı bir şekilde yaşıyoruz”. 

    Haber ekleme saati: 12.38/08/02/2007

    Haber/Foto: O bir kral

    TÜRK EĞİTİM-SEN, MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ CEVDET AYDIN’IN TAVRINA SERT ÇIKTI:NEZAKETSİZLİK!


    O şimdi zorda .. Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi, Kars İl Milli Eğitim Müdürü Cevdet Aydın’dan, personelin maaşı karşılığında bankadan alınan promosyon paralarının nerelere harcandığını kamuoyuna açıklamasını istedi.

    Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi Yönetim Kurulu adına Şube Başkanı Fahrettin Şimşekler imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “Sayın Cevdet Aydın’a 370 bin YTL (370 milyar) promosyonun bizlere verilmesini istediğimizde nerelere harcandığını gösteren bir belge ile karşımıza çıktı. Biz şimdi o belgelerin, bilgi edinme yasasına da dayanarak, harcama listesini ve nerelere harcandığını kalem kalem ve faturalarıyla birlikte bilgi vererek, tüm eğitiml çalışanlarının ‘370 bin YTL nereye gitti?’ sorusunun cevabını vermesini istiyoruz. Bu açıklama, üyelerimizi de bizleri de rahatlatacaktır.” denildi.

    İl Milli Eğitim Müdürü için “nezaketsizlik” ifadesinin de kullanıldığı açıklamada, “Biz Türk Eğitim-Sen olarak kendilerinden promosyonun  dağıtılması hakkında yazılı cevap istediğimizde, Türkiye’nin en büyük eğitim çalışanlarının sendikasını gözünün görmediğini, bu yüzden yazılı cevap hakkını da Türk Eğitim-Sen’e değil, tüm il, ilçedeki okullara ve tüm sendika okullara ve tüm sendika şubelerine diye sanki soruyu soran onlarmış gibi cevaplayarak, sendikamızı muhatap almama nezaketsizliğini de göstermiştir.” görüşü yer aldı.

    Sağlık Müdürlüğü’nün bir çok sorunu olduğunu, buna karşın, Vali Mehmet Ufuk Erden’in daire müdürleriyle yaptığı konuşmada alınan “promosyon paralarının yüzde 70’inin çalışanlara dağıtılması” kararına uyarak, her çalışanına 400 ile 600 YTL civarında ödeme yaptığına dikkat çekilen açıklamada, daha sonra şu görüşlere yer verildi:

    “Milli Eğitim Müdürü’yle yaptığımız son görüşmede, 370 bin YTL’den geriye 103 bin YTL kaldığı, bunun 30 bin YTL’sinin de yine harcamalara ayrıldığını, geriye 70 bin YTL kaldığını öğrendik. Sayın Valimizin tüm kurum müdürleriyle yaptığı toplantı sonucunda alınan karar üzerine üyelere dağıtılacağını, bu paranın da her üyeye düşen payın kendi ifadesiyle 40-50 YTL civarında olduğu söylenmiştir. Oysa, Sağlık Müdürlüğü’nün kendi personeline dağıtmış olduğu pay 400 ile 600 YTL civarındadır. 

    Demek ki, Sağlık Müdürlüğü’nün, sağlık ocaklarının boyanması, fotokopi makinası alınması, ambulans veya köylerdeki sağlık ocaklarını dolaşması için pikap alınması gibi sorunu yok. Şimdi bizler, eğitim çalışanları olarak o paranın da harcanmasını istiyoruz.”

    Haber ekleme saati: 12.29-08/02/2007

    Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ

    ALINAK’A “SİVİL DEVRİM” DAVASI


    Mahmut Alınak AKP Adana Milletvekili Abdullah Çalışkan’ın “yeşil devrimden yanayım” şeklindeki sözleri kamuoyunda tartışılırken, DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak’a “sivil devrim” istemekten dava açıldı. 

    Kars Cumhuriyet Savcısı Hikmet Gürbüz, Alınak hakkında “Suçu ve suçluyu övme, kanunlara uymamaya tahrik” suçlamasıyla hazırladığı iddianameyi, Kars Sulh Ceza Mahkemesi’ne sundu.   

    İddianamede, Alınak’ın 4 Haziran 2006’da Kafkas Öğrenci Derneği’nin düzenlediği “Demokrasi” konulu konferansta dile getirdiği sözleri nedeniyle cezalandırılması istendi. Alınak’ın adı geçen konferansta dile getirdiği sözleri şöyle: 

    “Kabul edilen sivil itaatsizlik, düzenin kapısına kilit vuracak, düzeni teslim alacak. İran Şahı’nı gördük. Biz o koca imparatorluğun nasıl tuzla buz olduğunu gördük, bunlar bu kadar güçlü falan da değiller. Biz halkı yüklersek ve güçlü bir sivil itaatsizlik gerçekleştirirsek, bunlar dayanamazlar bize, 2 yıl fazla değil, çocuklarımızı; doğan çocuklarımızı nüfusa kaydetmezseniz, ben kaydettirmiyorum, torunum oldu diyelim kaydetmiyorum, çocuklarınızı nüfusa kaydettirmeyin, nüfus sayımı yapılıyor, nüfus sayımını kabul etmiyorlar ve kimlik taşımıyorlar, düşünün ki Amed’den İstanbul’a, oradan Dersim’e Kars’a, Iğdır’a, Ardahan’a binlerce onbinlerce yüzbinlerce milyonlarca insan, kimliksiz bir şekilde sokağa akmışsa… Yargıya gitmiyorum, okula göndermiyorum, nüfusa gitmiyorum, tapuya gitmiyorum. Ne oldu, iflas etti orada. Çark; bu sistemin çarkı kendiliğinden felç oldu. Hiç kimse bundan çıkmadan, kendini tehlikeye atmadan, hiç aslında kendi çocuğu var şimdi kullanılmakta olan, polisle vuruşmadan, askerle vuruşmadan, sivil devrimse… İşte o günlere hazırlıklı olun.”

    Haber/ ekleme saati: 12.17-08/02/2007

    Haber: Gümüşpala Kortağ/Kars

    DTP’li Alınak: Şeker Komasındaki Annem Solunum Cihazı Olmadığı için öldÜ


    Alınak'ın annesi.. DEP eski Milletvekili ve DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak, annesi Emine Alınak’ın şeker komasına girdikten sonra kaldırıldığı Kars Devlet Hastanesi’nde solunum cihazı olmadığı için öldüğünü ileri sürdü. 

    Mahmut Alınak yaptığı açıklamada, annesi Emine Alınak’ın (87) dün yürüyerek gittiği Kars Devlet Hastanesi’nde şeker komasına girdiğini belirtti. Annesinin nefes alma güçlüğü çekince solunum cihazına bağlanması gerektiğini kaydeden Alınak, ”Ancak Kars Devlet Hastanesi’nde solunum cihazı yoktu. Doktorlar büyük bir gayretle annemi kurtarmaya çalıştı ancak çaresiz kaldılar. Bunun üzerine 200 kilometre yol katederek annemi Erzurum’a götürdük. Ama canım annemi kurtaramadık. İnsan hayatı için bu kadar önemli bir cihazın Kars Devlet Hastanesi’nde olmayışı acıdır. Bundan, ülkeyi güllük gülistanlık gösteren Başbakan utansın. Biz annemizi kaybettik. Bu tıbbi imkansızlıklar yüzünden hiç değilse başkaları ölmesin” diye konuştu. 8 çocuk ve 60 torun sahibi Emine Alınak’ın, Kars’ın Digor ilçesinde yarın toprağa verileceği bildirildi.

    Haber ekleme saati: 12.15-08/02/2007

    Haber/Foto: Mukadder Yardımcıel Gönderen: O bir kral 

    BARİ ASAYDINIZ!


    O şimdi zorda .. Türbanlı öğretmeni, “okul lojmanına erkek arkadaşını alma” diye uyardığı için, görevden alınarak Erzurum’a öğretmen olarak atanan, ardından da birikmiş izninin kullanılmasına izin verilmeyen Atatürkçü ve laik düşünceli İlköğretim Müfettişi Hayrullah Armağan’ı bir asmadıkları kaldı.  Armağan’ın bu kez Öğretmen evi’ne girmesi de yasaklanmak istendi.

    İddiaya göre, dün Kars Öğretmen evi’nde görevden alınan İlköğretim Müfettişi Hayrullah Armağan’ı gören İl Milli Eğitim Müdürü Cevdet Aydın’ın morali bozuldu. Öğretmen evi Müdürü’nü çağıran İl Milli Eğitim Müdürü Aydın, önce, Armağan’ı kastederek, “Onun ne işi var burda?” diye sordu. Ardından da, “Onu bir daha burada görmeyeceğim” diye uyardı.

    Milli Eğitim Müdürü Cevdet Aydın’ın uyarısı iletilen Hayrullah Armağan’ın ise, uyarıya tepki göstererek, “Ne demek buraya gelmesin! Ben sonuçta Milli Eğitim Bakanlığı personeliyim ve Türkiye’nin bütün illerindeki öğretmen evine girmek hakkım var. Kaldı ki, buraya öğretmenden çok öğretmen olmayanlar giriyor. Ayrıca, Benim buraya girmeme yasak koymaya çalışan Milli Eğitim Müdürü önce 15 Eylül’den beri kaldığı 303 nolu odanın hesabını versin. Kaç lira ödemiş şu ana kadar kaldığı suit oda için. Yediği yemekler için para ödemiş mi? Bu konuda Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağım.” dediği ileri sürüldü.  

    Haber ekleme saati: 12.14-08/02/2007

    Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ Kars

    1 YTL ödeyerek tapularını alıyorlar..


    Tapularını alan Ardahanlılar Tapu Kadastro Genel müdürlüğü tarafından Ardahan ili, ilçe ve köylerde mevcut hazine arazilerin belirlenmesi, sınır anlaşmazlıklarının ortadan kaldırması için başlatmış olduğu çalışmalar sonuç vermeye başlamıştır. 

    Özellikle köylerde yaşanan sınır anlaşmazlıklarının ortadan kaldırılması konusunda belirleyici bir çalışma programı izleyen Tapu Kadastro Ardahan İl Müdürlüğü yetkilileri, sınır ve statü belirleme konusunda ihtilafa düşerken, bireysel alanda yapmış olduğu çalışmalar sonucunda vatandaşlara tapularını 1 YTL karşılığında vermeye başlamıştır.

    Yapılan çalışma sonucunda tapularına kavuşan vatandaşlar, büyük mücadeleler sonucu haklarını elde etmekten de memnunluk duyduklarını belirtmişlerdir.   

    Haber ekleme saati: 12.07-08/02/2007

    Haber/Foto: Özkan Karakaya

    Ardahanlı İş Adamı Cavit Çetin:“Çıldır ilçesinde bir istasyonun kurulmasıyla Ardahan’lının trene arkadan bakan değil, treninin nimetlerinden faydalanan bir il olmasını istiyoruz” dedi.


    Cavit Çetin Avrupa ile Asya arasında ulaşım problemini en ekonomik düzeye indirilmesi gerektiğine değinen Ardahanlı iş adamı Cavit Çetin, “Ardahan ve Serhat bölgesi için son derece önemli olan bu proje, bölgenin geri kalmışlığını da ber taraf edecektir. Kars-Tiflis Demiryolu Projesi’nin hayata geçmesiyle Türki Cumhuriyetler ve Gürcistan üzerinden trenle gelen yolcuların Ardahan’a girişi ekonomide canlılık yaratacağı, bir nebzede olsa istihdam artırılacaktır. Bölgemizde turist yoğunluğu söz konusu olacağı gibi, gerçek anlamda ipek yolu dediğimiz ithalat ve ihracat söz konusu olacaktır. Bu da mağdur olan Serhat bölgesine yansıyacaktır. Çıldır ilçesinde bir istasyonun kurulmasıyla Ardahanlı trene arkadan bakmadan,  trene arkadan bakan değil, treninin nimetlerinden faydalanan bir il olmasını istiyoruz” dedi.

    Kars-Bakü-Tiflis demiryolu projesi yöremizin temel sorunlarından biri olan ulaşım problemi olduğuna değinen iş adamı Cavit Çetin, “Kars-Bakü-Tiflis demiryoluyla ilgili olarak nihayetinde bir gelişme yaşanmakta ve 07.02.07 tarihi itibariyle, projenin başlaması için antlaşma imzalanacaktır. Bu antlaşma yöre halkı ve bölgemiz için tarihi bir olay ve uzun zamandan beri heyecanla beklediğimiz bir gelişmedir. Allah emeği geçen herkesten razı olsun diyerek iyi niyet duygularımızı belirtelim ve olayı daha ayrıntılı incelemeye, eksik yanlarını demiyelim de, beklentilerimizi sırayalım ve ilgililere duyuralım.

    Öncelikle bir önceki yazımda neler belirtmiştim onu hatırlayalım. Şöyle demişiz:

    Diğer önemli konu ise İlimizin komşu ülkelere ve yurtiçi ulaşımını ilgilendiren, bölgemize hem ekonomik hem de turizm açısından canlılık getireceğine inandığımız Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu bağlantılarından birisinin de ilimiz sınırları içersinde olmasıdır. Bu istek bölge halkımızın şimdiye kadarki kötü talihini bir nebze olsun değiştirecek bir istektir. ‘’ 

    Değerli hemşehrilerim, okuduğunuz gibi ve benim de üstüne basa basa söylediğim, bu proje elbetteki bölgemiz için çok önemlidir ve uzun zamandan beri beklediğimiz, talihimizi değiştirecek bir olaydır. Ama bizim Ardahan’ lılar olarak isteğimiz, duraklardan birisinin de Ardahan sınırları içersinde olmasıdır. Şu an için projenin detaylarını bilemiyorum belki de, belirttiğim gibi yakınlarımızda bir durak olacaktır ama bunu yetkililerden duymak istiyoruz. Acaba il sınırlarımız içersinde herhangi bir durak olacak mı olmayacak mı? Özellikle buradan Ardahan milletvekillerine sesleniyorum; Bu proje için sayısız soru önergeleri vermiş ve bu işin takibini yapan siz değerli vekillerim, bu projenin Ardahan’ a katkısı net olarak ne olacaktır. Yol güzergâhı Ardahan’ a yakın bir ilçe veya Ardahan sınırları içinde herhangi bir yerden geçecek mi? Sorum net ve çok açık. Ben ve yöre halkımız bu sorunun cevabını merak etmekteyiz. Çıkın ve açık yüreklilikle bu projenin Ardahan’ a katkısı şunlardır diye sıralayın ve hepimizin takdirini kazanın. 

    Umarım bu proje Ardahan’ ı komşularından soyutlamaz ve sınır kapılarının önemi azalmaz. Değerli dostlarım açıkcası benim bu konuyla ilgili bazı çekincelerim mevcuttur. Sanki bu projede Ardahan devre dışı bırakılmış gibi hissetmekteyim. İnşallah bu hissiyatımda yanılırım. Bunu anlamanın tek yolu da vekillerimizin vereceği cevapların içimize sinmesi ve Ardahan’ ımızın çok şey kazanacağı müjdesidir. Bekleyip hep birlikte göreceğiz değerli dostlarım, şimdilik sağlıcakla kalın” dedi. 

    Haber ekleme saati: 11.47-08/02/2007

    Haber/Foto: Özkan Karakaya

    Herkesin kurtuluşu kendisine!…


    Ardahan kalesi 23 Şubat Cuma günü, düşmandan kurtuluşunun 84. yıl dönümünü kutlayacak olan Ardahan’ın Metropollerde ve de diğer illerde bulunan dernekleri kurtuluşu ayrı ayrı kutlamaya hazırlanıyorlar.

    Başta İstanbul’da olmak üzere birçok kentte birden fazla bulunan Ardahan Dernekleri Ardahan’ın Düşmandan Kurtuluşunun gününü aynı günde ayrı yerlerde kutlayacaklarını ilan etmeye başladılar.

     İstanbul’un hemen her ilçesinde, hatta beldesinde bulunan derneklerin bir birleriyle olduğu gibi vakıflarla kurtuluş günü dolaysıyla yarışıp, düzenleyecekleri KAZLI/RAKILI Geceleri için bilet satışına başladıkları gözlenirken, sitemiz okurlarından bu durumun birlik beraberliği değil, dağılmayı sağladığını ileri sürdüler.

    Derneklerin bir araya gelerek ses getirecek bir yerde ve de etkinlikle kurtuluş gününü kutlaması gerektiğini belirten Ardahan’ın dışında bulunan hemşerilerimiz, böyle bölük-pörçük etkinliklerin kimseye hayrı olmadığı gibi, kendilerinde zorda bıraktığını belirttiler.



    ***ARDAHAN’A FAYDASI NE OLUYOR?



    Derneklerin kurtuluş gününde olduğu gibi birçok konuda söz birliği yapamadığını da belirten Ardahanlı hemşerilerimiz, birçoğunun ÇANTA DERNEK olarak isimlendirilen Ardahan Derneklerinin gurbette bulunan Ardahanlılara olduğu gibi Ardahan’a da hiçbir katkısının olmadığını en son olarak Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolunun değiştirilen projesinde görüldüğünü dile getiren Ardahanlılar, lobi gücü olmayan, ancak Ardahan ismini kullanıp hiçbir iş yapmayan derneklerin yılda bir bilet satmak ve rakılı/kazlı gece yapmalarından öte bir iş yapmadığını da öne sürdüler.

    Haber ekleme saati: 01.20-08/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



    Atatürk doğu gezisinde 

    Orhan Pamuk Türkiye’yi terk mi etti?!…

     


    Gazetenin sitesi Fransa’da yayınlanan LE FIGARO.fr isimli gazete Nobel Ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk’un Türkiye’ye terk ettiğini yazdı.

    Fransa’nın ciddi ve büyük trajlı gazetelerinden olan  LE FIGARO gazetesinin bugünkü sayısında, “Edebiyat ödülü alan Pamuk sürgünde” başlığıyla verdiği haberde, Orhan Pamuk’un Türkiye’yi gizlice terk ettiğini öne sürdü.

    Gazete’nin bu haberinin ne kadar ciddi ve doğru olduğu bilgisi tam olarak alınmazken, haberin içeriğinde Pamuk’un Türkiye’de yaşadıklarını düşünceli bir fotoğrafıyla vererek,  uzun uzun anlatılmış.

    Haber ekleme saati: 01.10-08/02/2007

    Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Musul ve Kerkük sorunu

    Atatürk’ün Ardahan’a gelişini engellemiş ..


    Atatürk doğu gezisinde Bugün yeniden gündeme gelen ve Irak Kürtleri, Amerika ve Türk Hükümeti arasında tartışma konusu olan Musul ve Kerkük olayının bir örneği de 1923 yılında yaşanmış.

    Ardahan’ın düşmandan kurtuluşunun ardından bir yıl sonra bölgeye gelen ve bölgede yaptığı gezi programına Ardahan’ı da ekleyen Atatürk’ün, bu sırada çıkan Musul-Kerkük hadiseleri nedeniyle programını tamamlamadan ve son anda bu kararından vazgeçip, Ankara’ya dönmek zorunda kaldığı, Ardahan’ın 2001 yılında hazırlanan yıllığında kayıtlar altına alınmış.

    Haber ekleme saati: 23.01-07/02/2007

    Haber/Araştırma: Fakir Yılmaz

    ARVAK Başkanı Faruk Demir soyuldu …


    Faruk Demir Ardahan Eski Milletvekillerinden Faruk Demir’in aracının arka camının geçtiğimiz gün arkadan kırılıp, içinde ki eşyalar çalındığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre geçtiğimiz gece hırsız yada hırsızların demir’e ait aracın arka camını kırarak içinde ki lap top bilgisayarı, bir çok önemli eşyasını alıp kayıplara karıştığı bilgisi alınırken, konuyu sorduğumuz Faruk Demir olayı doğrularken, bu durum karşısında şaşırıp kaldığını, çalınan eşyalarına değil, bir çok manevi değer taşıyan eşyalarına üzüldüğünü söyledi.

    Haber ekleme saati: 22.22-07/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Ardahan baypas edildi, İmzalar atıldı!..


    Tran Ardahan'ı ti geçti Ardahan’a komşu olan ve Aktaş sınır kapısıyla kapalı bir gümrüğü bulunan Gürcistan’da bir araya gelen Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye liderleri Kars-Bakü-Tiflis Demiryolu için imzaları attılar. Önce Çıldır Gölünün doğusunda geçeceği ve bu yönde hazırlanan bir projesi olan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun projesi, Ardahan’ın sahipsizliği, Karslı politikacıların uyanıklığı ardından değiştirilmiş, son anda gölün Ardahan’la alakası olmayan yönü olan batısında geçirilmişti.



    ***Aktaş’ın lafı edilmedi, Ardahan’ın ismi ağza alınmadı



    Üç liderin imza töreni için bir araya geldiği Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu imza töreni sırasında ilginç bir durum daha yaşandı. 

    Gerek gezi sırasında, gerekse de imza töreni boyunca Aktaş sınır kapısından bahsedilmezken, imza töreni sonrası üç liderin açacağı havaalanıyla Gürcistan’dan Karadeniz’e direk ulaşım sağlanacağı belirtilerek, Ardahan’ın adeta baypas edildiği ima edildi.

    Karadenizli Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, açılacak olan havaalanı ile Artvin’in daha da canlanacağını belirtirken, konuşması boyunca Ardahanlının yılardır açılmasını beklediği Çıldır Aktaş Sınır Kapısından ve de Ardahan’ın ismiyle ilgili bir kelime bile etmedi. 



    ***Karslı vekiller gülüyordu, Ardahan vekiller poz veriyordu ..



    Dünya medyasının canlı olarak yayınladığı bu önemli gelişme sırasında Ardahan ve Ardahan’ın sınırlarından bahsedilmezken Karslı politikacıların yüzleri ve de gözleri gülüyordu. Gürcistan’a sınırı olmamasına rağmen yapılacak olan demiryolunda en iyi faydalanacak olan il olma konumunun zevkini yaşayan Karslı politikacılar imza törenini ayakta alkışladılar.

    Gazetelerimiz ve de sitelerimizin, ‘Başbakan komşuda, vekiller uykuda’ haberinde sonra uyanıp, son anda gezi programına kendilerini aldırmaları hiçbir fayda sağlamazken, her iki vekilimizde sanki büyük iş yapıyorlarmış gibi fotoğraf ve tv görüntülerine girmek için büyük çaba sarf ettikleri gözlendi.

    Haber ekleme saati: 19.13-07/02/2007

    Haber: Fakir Yılmaz

    YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Biz yazarken ..



    Fakir Yılmaz Yukarıda ki manşeti okuyorum da kendi kendime gülüyorum.. Aslında ağlıyorum desem daha yerinde olur…

    Çünkü; Dün Başbakan Erdoğan’ın da imzaladığı Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi’ni TV’de canlı izlerken gözlerim doldu.

    Ardahan’ın baypas edileceğini aylar önce yazarken, birilerinin bizi dava edip, mahkeme kapılarına düşürdüğüne mi, yoksa üç liderin konuşmalarında Gürcistan’a komşu olan Ardahan’ın isminin geçmemesindenmiydi bilemiyorum.

    Belki’de yukarıda ki ve de aşağıda ki manşet haberlerimize konu olanlaraydı ..

    fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58

    ATSO, Ardahan Milletvekilleri

    ile Karslıları Ardahan’a ihanetlikle suçladı ..


    Latif Tosunoğlu Bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle yapımı için anlaşması imzalanacak olan Kars-Tiflis Demiryolu Projesi’nin, Çıldır Ardahan güzergâhının iptal edilmesi ve Kars sınırları içinde olan Çıldır Gölünün batısında geçmesine Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığından çok sert tepki geldi.

    Ardahanlı Milletvekilleri Kenan Alun’a ile Esnan Öğüt’e   ve Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğulu’nu  Ardahan’a ihanetlikle suçlayan ATSO’nun konuyla ilgili açıklaması şöyle;



    **BASIN YAYIN KURULUŞLARINA



     1999 yılında ihalesi yapılan Kars-Tiflis demiryolu projesinin Ardahan güzergâhının iptal edilmesi Sınır ili olan biz Ardahanlıları çok üzmüştür. Ardahan güzergahının iptal edilmesi 80 yıllık göç veren ve sınır ilini beklemekte olan Ardahan halkının tamamen devre dışı bırakılması sebebiyle ülke ekonomisine ve metropol şehirlerde nüfus patlamasına sebep olacaktır.

    Cumhuriyet döneminden bu güne kadar göç veren bir ilin kalkınması için ilk ve son şans olan Kars – Tiflis Demir yolu projesi Karsta ki art niyetli üç beş bürokratın ve bunlara alet olan Kars Belediye Başkanının kurbanı olmuştur.

    Ne acı ki bu vahim ve o kadar da üzücü olayın sonuçlarını düşünmeden ve tutarsız davranışlar içerisinde bulunan Ardahan milletvekilleri sayın Kenan ALTUN ve Ensar ÖĞÜT de isteyerek veya istemeyerek bu ihanettin içine girerek bu projenin baş mimarları olmuşlardır.

    Bugün Sayın Başbakanımızla birlikte bu proje için Tifliste bulunan sayın millet vekillerimize Basın yayın aracılığı ile sesleniyorum;

     Ardahanlıların tamamının göç etme niyetinde olduğunu  ve vekillerinin Ardahan a döndüğünde bunun bedelini ve cezasını çok ağır bir şekilde ödeyeceklerini ve bu seslenişten sonra geri adım atmaması durumunda milletsiz bir ilin millet vekilleri olacaklarını ve Ardahan tarihinde iline ihanet etmiş millet vekilleri olarak tarihe gececiklerini hatırlatır.Vekili oldukları ilin yok edilmesine  katkıda bulunan sayın millet vekillerimize şahsım , temsilcisi olduğum Tacir ve Sanayiciler ile Ardahan halkı adına kınıyorum.

    Saygılarımla;

    Latif TOSUNOĞLU/Yön Kur Başkanı 

    Kaçak elektrik kullandı öğretmen olamadı ..


    Kaçak elektrik kullanımı yaptı hayatı karardı Örenğincilinde kaçak elektrik kullanmaktan ceza alınca öğretmenliğe kabul edilmedi. Kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırılan öğretmen meslekten men edildi.

    Son yapılan öğretmen atamalarında Ağrıya tayini çıkan öğretmen E. C. Göreve başlayacağı sırada atamasının iptal olduğunu öğrendi. Bu durumun sebebini soran öğretmen adayına kaçak elektrik kullandığına dair 3 yıl önce aldığı ceza hatırlatıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, elektrik hırsızlığı yapan bir kişinin devlet memurluğu kanun gereği memur olamayacağı kaydetti.

    Ağrı doğumlu E.C 2001 yılında Kars ili Sarıkamış Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Yüksek Okurken Sarıkamış ilçesinde kiralık olarak oturduğu evde kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla mahkemeye çıkarılmış, elektrik hırsızlığı suçundan 6 ay hapis cezası almış. Para cezasına çevrilen ceza ertelenmişti. Bu cezanın sabıkasına işlendiğinden haberi olmayan E.C. 2006 yılı öğretmen atamalarına başvurdu. Ve Ağrıya Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. Ancak 6 ay hapis cezası aldığı için göreve başlatılmadı.

    Haber ekleme saati: 15.40-07/02/2007

    Haber/Foto: Fakir Yılmaz

    Gök yüzü değil, GÖL yüzü ..


    Çıldır gölü Birçok doğa harikasına sahip olmasına karşın gerektiği gibi tanıtılıp, turizme kazandırılmayan Ardahan ve ilçelerinde ki güzelliklerden olan Çıldır Gölü’nün donmuş yüzüyle ortaya koyduğu olağanüstü güzel manzara, görenleri şaşırtıyor.

    Her yıl kış ayları boyunca donan ve tüm gölün üzerine kaplayan buz tabakasının ortaya koyduğu bu muhteşem görünümle adeta devası doğal bir buz patent sahası halini alan Çıldır Gölü’nde balık tutmak için mücadele eden bölge balıkçıları da bu güzelliği ayrı bir güzellik katıyorlar.

    Buz tabakasının 70 santime kadar kalınlaştığı ve çevresinde bulunan köylerin yaz aylarında etrafını dolaşarak gittikleri Çıldır ilçesine kışın üzerinde yaya geçip geldikleri Çıldır Gölünün buz tutmuş tabakasını delerek balık tutmaya çalışan Çıldırlı balıkçılar hem gölün doğal güzelliğini, hem de ekmek parası kazanmanın zevkini yaşıyorlar.

    Haber ekleme saati: 14.45/07/02/2007

    Haber: Fakir Yılmaz Foto: Ümit Kılıç

    Sarıkamışlılar, kaymak için Norveç’e gidiyorlar!


    Fır fır ve çocuklarıda modaya uydu Norveç’in Kirkenes kenti ile Kars Belediyesi arasındaki kardeşlik ilişkisi çerçevesinde Kirkenes Belediyesi’nin daveti ile Sarıkamış Belediye Başkanı İlhan ÖZBİLEN, Sarıkamış Kaymakamı Rahmi KÖSE, Kars Belediye Başkan Yardımcısı Dünyamalı DEMİR ve Kars Belediyesi Özel Kalem Mensubu İhsan KARAYAZI  Kirkenes Kış Festivali’ne katılmak üzere Norveç’e gidiyorlar. 

    Başlangıçta  söz konusu programa Kars Belediye Başkanı Naif ALİBEYOĞLU ve Başkan Yardımcısı Saffet ÖZDEMİR davet edilmişlerdi. Ancak, Kirkenes’in kış turizmi açısından son derece gelişmiş olması ve Kars ile Sarıkamış’ın da Kirkenes benzeri bir turizm kenti olmaları özlemi nedeniyle, Naif ALİBEYOĞLU söz konusu davetten sarf-ı nazar etmiş ve yukarıda adı verilen heyetin Kirkenes’in turizm deneyimlerinden faydalanmak üzere adı geçen kente gitmeleri hususuna karar vermiştir. Tüm yol ve konaklama masrafları Kirkenes kentince karşılanan heyetin edineceği deneyimlerin Sarıkamış ve Kars’ın turizm merkezli kalkınmasına ışık tutması temenni edilmektedir. 

    Haber ekleme saati: 14.43/07/02/2007

    Haber: O bir kral

    Kartvizitine lakabını yazdı


    Fır fır ve çocuklarıda modaya uydu Ardahan’da davul ve zurna çalarak geçimlerini kazanan Şemsettin Şimşek ve oğullarının kartvizit bastırırken isim yerine fırfır lakabını kullanmaları dikkat çekti. 

    Ardahan’da düğün ve törenlerde davul ve zurna çalarak geçimlerini sağlayan Şimşek ailesinin çocukları, babalarının lakabı olan fırfır’ı kar vizite de yahsıttılar. 

    Ardahan Halk Eğitim Müdürlüğü’nde davul ustası olarak görev yapan Ender Şimşek, “Ardahan’da herkes babamın fırfır olarak tanıdığı ve gerçek isminin kimsenin bilmediği için kartvizit bastırırken babamın lakabını kullandık. Babam kartvizitteki lakabını görünce kızmadı aksine çok sevindi” dedi. 

    Haber ekleme saati: 14.36-07/02/2007

    Haber: O bir kral

    Yol açma çalışmaları sürüyor


    Yollar açılmaya çalışılıyor Ardahan’ın yüksek kesimlerinde etkili olar kar yağışı sonrası ulaşıma kapanan Damal-Posof Karayolu ulaşıma açıldı. 

    Ardahan’ın Posof İlçesi sınırları içerisindeki 2 bin 540 rakımlı Ilgar Dağı’nda gece etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle kapanan yolda Karayolları ekipleri tarafından yapılan çalışma sonrasında ulaşım tekrar açıldı. 

    Ilgar Dağı Geçidi’nde zaman zaman etkili olan sis nedeniyle görüş mesafesi bazı bölgelerde 1 metrenin altına düşmesiyle sürücüler zor anlar yaşıyor.

    Haber ekleme saati: 14.36-07/02/2007

    Haber: O bir kral

    2006 yılında Ardahan, Kars ve Iğdır’da neler yapıldı, neler yaşandı kısaca hatırlayalım


    *3. Kafkas Festivali yapıldı 

    *1. Altın Kaz Festivali yapıldı 

    *Kafkas Üniversitesi Rektörü Necati Kaya’nın rektörlük süresi dolunca İzmir’e göç etti 

    *Kafkas üniversitesine yeni Rektör olarak Abamüslüm Güven atandı. 

    *Vatan Gazetesi “Ardahanlılar Türkiye’nin en geniş ili” dedi. 

    *Göle Kaşar Festivali yapıldı 

    *Atatürk’ün Gölgesinde Damal Müzik Festivali yapıldı 

    *Ardahan Bal Festivali yapıldı 

    *Çıldır Festivali yapıldı. 

    *Posof Aşıklar Şenliği yapıldı. 

    *Kars’ta Ermenilerle tartışan Azeriler festivali terk etti 

    *Yapılan Operasyonlarda Ardahan, Kars ve Iğdır’da 45 otel kapandı 

    *Iğdır Kayısı Festivali yapıldı 

    *1.Tuzluca Kayısı festivali yapıldı 

    *Sarıkamış Harekâtı’nın 93. yılı devlet töreniyle anıldı. 

    *Tiflis Demiryolunun ihalesi için verilecek krediyi Ermeni lobisi engelleyince demiryolunun yapımı durduruldu. 

    *Esenyurt’ta Kars Ardahan Iğdır Derneği kuruldu. 

    *Anadolu Yakası Kars Ardahan Iğdır Derneği kuruldu 

    *Ardahan’da Kar ve Buz Festivali yapıldı 

    *Kars Ardahan Iğdır Vakfı Kongre yaptı. 

    *Yıldız Laçinel başkan seçildi. 

    *Köprülü Derneği Anadolu Yakasında şube açtı 

    *Kars’ın Merkez Ölçülü Köy Derneği kuruldu 

    *Sarıkamış’ta Toprak Otel hizmete başladı 

    *Siyaset Meydanı Sarıkamış’tan canlı yayınladı 

    *Kars’ta Yunus Emre gecesi yapıldı. 

    *Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, Anadolu’da  yılın belediye başkanı seçildi. 

    *Türkiye’de Yılın İşadamı IAğdırlı Celal Aras (Aras Holding) seçildi 

    *2.Murat Çobanoğlu Aşıklar Şenliği yapıldı 

    *AB heyeti Kars’ı ziyaret etti 

    *Kars Kalesi çevresinde bulunan gecekondular kentsel düzenlemeler kapsamında yıkıldı 

    *İbrahim Tatlıses 26 yıl sonra Kars’a geldi ve Kars kalesinde konser verdi 

    *Oktay Ekinci “Kars” kitabını çıkardı 

    *Kars’ta 8 yıl süren kan davası barışla sona erdi 

    *Kars’ta özürlülere tekerlekli sandalye dağıtıldı 

    *AB’den Kars’a hibe olarak Gezici Hastane verilecek. 

    *Naif Alibeyoğlu “Doğa tarih ve kültürel  çalışmalar” dalında yılın belediye başkanı seçildi 

    Haber ekleme saati: 14.30/07/02/2007

    Araştırma: O bir kral

    Bir damla su nöbeti


    Su bekliyorlar Kars’ın merkeze bağlı Karacaören köyü sakinleri, 50 yıldır bir damla su için çeşme başında nöbet tutuyor. Isınmak için çeşme başında ateş yakan köylüler, komşu köyler tarafından sularının kesildiğini ileri sürdü. 

    Kent merkezine 12 kilometre mesafedeki 300 nüfuslu Karacaören köyünde susuzluk çilesi yaşanıyor. İki çeşmeden birinin tamamen kuruduğu, diğerinin ise sızıntı şeklinde aktığı köyde, Karacaören’e 7 kilometre mesafedeki Azat köyünden gelen suların yaz-kış Azatlılar tarafından kesildiğini ileri süren ve bu çileyi 50 yıldır çektiklerini söyleyen köylüler, bir damla su alabilmek için çeşmeyi mesken tuttu. Zaman zaman su almak için aralarında tartışmaların ve hatta kavgaların yaşandığını ifade eden köylüler, “Korkuyoruz ki su yüzünden dostlukların arasına küskünlükler girecek” dedi. 

    Her gün bir ailenin odun ve tezek getirmesiyle çeşme başında ateş yakarak gece-gündüz tutulan bir damla su nöbetinin yıllardır devam ettiğini belirten köylüler, susuzluklarına çare bulunmasını istedi. 

    Karacaören köyü muhtarı Rıza Yiğit, sularının Azat köyünden geldiğini fakat o köyde suların aşırı kullanılmasıyla kendilerine suyun yetmediğini ve bir de bazı köylülerin suları kestiklerini ileri sürdü. Muhtar Yiğit, “Bundan 15 yıl önce su bize örtülü şebeke halinde getirilmiş görülüyor. 15 yıl önceki Köy Hizmetleri ile müteahhidin arasında örtülü şebeke olarak kayıtlara geçilmiş şimdi ise evlerimizde sularımız olmadığı için çok sıkıntılar çekiyoruz. Ben bunun üzerine hangi daireye dilekçemle gittiysem köyümüzün örtülü şebeke olarak görüldüğünü söylüyorlar. Fakat ne gariptir ki benim köyümde örtülü şebeke şeklinde su gelmiyor” diye konuştu.

    Ardahan’da da aynı sorun!


    Ardahan'da susuz Ardahan’ın Atatürk Mahallesi’nde şehir şebeke suyu olmayan kadınlar su ihtiyaçlarını yakınlardaki şehir su deposunun tahliye borusundan akan suyla karşılıyor. Şehir şebeke suyunun olmaması sebebiyle kadınlar evlerinde kullanacakları su ihtiyaçlarını ya eşek sırtında, yada omuzluk kullanarak taşıdıkları sularla gidermeye çalışıyorlar. Hediye Avcı, “Bize su vermiyorlar, bizde suyumuzu eşekle taşıyoruz. Perişan olduk. Bize kimse su vermiyor” dedi. 

    Evlerinde su olmadığı için çamaşırları eksi 15 derece soğukta hayvan sulağında yıkayan bayanlar, “Evimizde su olsaydı, bizimi derdimiz neydi bu soğukta hasta olalım.”şeklinde konuştu. 

    Haber ekleme saati: 14.28/07/02/2007

    Haber: O bir kral

    Tuncer Dağ bu kez büyük oynayacak


    Tuncer Dağ ***Belde başkanlığında alınan Dağ İlçe Başkanlığı için kolları sıvadı ..



    Uzun yıllardır İstanbul ili Büyükçekmece İlçesinde siyaset sahnesinde etkili roller oynayan Ardahan/Göleli Muhasebeci hemşerimiz Tuncer Dağ tabandan geldiği siyasetin tavanına aday olduğunu açıkladı.

    Uzun yıllar CHP’de politika yapan hemşerimiz bir süre önce başında bulunduğu İstanbul/Kıraç CHP Belde Başkanlığı görevinde alınması üzerine çalışmalarına hız vererek, yeni bir girişim başlattı.

    Kıraç Beldesi’nin bağlı bulunduğu İstanbul Büyükçekmece İlçesi CHP İlçe Başkanlığına aday olacağını belirten Dağ yaptığı açıklamada arkadaşlarının vereceği destekle bir süre önce alındığı belde başkanlığından ilçe başkanlığına aday olduğunu belirtti.

    Haber ekleme saati: 14.25/02/2007

    Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Damlıcalılar kaz yiyecek!..


    Merkezi İstanbul’da bulunan Ardahan ili Çıldır İlçesi Damlıca (Kodamıh) Derneği önümüzdeki günlerde bir gece düzenliyor.

    Merkezi İstanbul Üsküdar/Yavuztürk Mahallesinde bulunan ve başkanlığını Muhtesim Sarıkaya’nın yaptığı Damlıcalı köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 11/02/2007 günü saat 18.00-23.00 saatlerinde, İstanbul/Ümraniye İlçesinde bulunan Şark Düğün Salonunda Dayanışma ve kaynaşma adı altında bir gece hazırlığına başladı.

    Kaz gecesine tüm köylülerini davet eden dernek yöneticileri, birlik beraberliğin pekişmesi için verilen çabaya bu tür organizasyonlar yaptıklarını belirttiler.

    Haber ekleme saati: 14.21/07/02/2007

    Haber: Namık Avcı/İstanbul

    Atalarının kan akıtarak, kazandıkları topraklarının kurtuluşunu kan vererek kutlayacaklar!


    Ardahanlılar kan verecek 40 yılın üzerinde Rus işgalinde kalıp, bir çok kanlı olayların yaşandığı Ardahan’ın, 23 Şubat 1923 yılanda yeniden vatan topraklarına katılması üzerine yapılan kurtuluş törenlerinin 84. yıl dönümü dolaysıyla bir araya gelen Ardahan dernekleri kurtuluş günü Kızılay(a kan verme kararı aldılar.

    Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya bağlı Doğu ordusu 30 Ekim 1920’de Kars’a girip, TBMM.22 Şubat’ta yaptığı toplantı’da Artvin ve Ardahan’ın yeniden vatan topraklarına katılması için SSBC’ye ve Ardahan Topraklarında bulunan Gürcü ile Ermeni çetelerine nota çekmesi üzerine boşaltılma kararı alınan kentten çekilen Ermeni ve Gürcü çetelerinin giderken şehri yıkıp, yakarak kan döktüğü günü kan vererek can kurtarma kararı alan Ardahan’ın İstanbul’da bulunan dernekleri 23 Şubat Günü Bakırköy Özgürlük Meydanında başlatacakları kampanya ile topluca Kızılay’a kan bağışında bulunacaklarını ilan ettiler.

    Konu hakkında yapılan yazılı açıklama aynen şöyle;

    İstanbul’da Kurulu bulunan Ardahan Derneklerinin birlik ve beraberlik bağlamında üçüncü kez toplandı. Ev sahipliğini Kağıthane Ardahanlılar Derneğinin yaptığı toplantıya Beykoz, Kartal, Kıraç Ardahan İl dernekleri, Hanak, Göle, Posof, Çıldır ilçe Derneklerinin yanı sıra varlığından haberdar olduğumuz Merkeze bağlı köy Derneklerinden Bağdeşen, Açıkyazı, Çataldere, Çeğilli, Çetinsu, Değirmenliköy, Yalnızçam Hasköy, Kazlıköy, Sulakyurt, Yokuşdibi, Nebioğlu, Hoçvan Hasköy, Kartalpınar, Binbaşarköyü, Çıldır Köy Derneklerinden Akçilköyü, Aşağıcanbaz, Aşıkşenlik, Damlıca, Eşmepınar, Gölebakan, Güvenocak, Meredis, Meryemköy, Övündü, Semihaşakir, Taşköprü, Yukarıcanbaz, Bayrahatun, Damal İkizdere, Göle Köprülüköyü, Hanak Çayağzı ve Geçköyü Dernek yöneticileri aranmıştır. Kâğıthane Ardahanlılar Derneği Y.K.Başkanı Güven DOĞRUYOL ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Beykoz Ardahanlılar Derneği Y.K.Başkanı Alaattin KILIÇ, Kartal Ardahanlılar Derneği Y.K.Başkanı Salih KÜÇÜK,  Göle Dernek Başkanı Hayrettin HEVEŞ, Çataldere Köyü D.Başkanı Selahattin BİLGİN, Çeğilli Dernek Başkanı Turgut DURSUN, Değirmenliköy Dernek Başkanı Reis ŞİMŞEK, Y.Hasköy Dernek Başkanı Hafız ÖZTÜRK, Kazlıköy Dernek Başkanı Ekrem TAŞDEMİR, Sulakyurt Dernek Başkanı Mustafa POLAT, Yokuşdibi Derneği 2. Başkanı İlkay ÇİMEN, Hoçvan Hasköy D.Başkanı Osman AVŞAR, Binbaşar köyü D.Başkanı Önder AKTÜRK ve Meredis Köyü D.Başkanı Ülfet AKTAŞ ve Burhan ÇİMEN bizzat katılım göstermişlerdir. Kıraç Ardahanlılar D.Bşk. Nihat TOYCİ, Bağdeşen D.Bşk. Şemsettin ŞENEL, Akçilköyü D.Bşk. Günay TAŞTEKİN, Çayağzı D.Bşk. Ensar KAMACI, Aşıkşenlik D.Bşk. Özdal GÜNDÜZ ve Geçköyü D.Bşk. Öztürk DEMİRTAŞ telefon ile katılım sağlayarak bu toplantıda çıkacak bütün kararlara riayet edeceklerini belirtmişlerdir.  Toplantı da Derneklerin Birlik ve beraber hareket etmeleri ve Ardahan’ın kurtuluş yıldönümü münasebetiyle yapılacak faaliyetler tartışılmıştır.Ardahanlılar toplantıda Gündem maddeleri hakkında yapılan görüşmelerde ağırlık olarak Derneklerin birlik içinde olması bakımından çok geç kalındığı ve bunun biran evvel faaliyete geçirilmesi üzerinde durulmuştur. Bunun için iki seçenek etrafında görüşler belirtilmiştir. Dernekler birliği veya federasyon çatısı altında görüş belirten dernek başkanları son kararın birlik ve federasyonun gereklerinin neler olduğunun bilgilerinin derlenerek bir sonraki toplantı gündeminde açıklanması ve buna göre karar alınması konusunda hemfikir olunmuştur. 

    Gündemin ikinci maddesinde Ardahan’ın kurtuluş yıldönümü nedeniyle yapılacak faaliyetler tartışılmış olup, 25 ŞUBAT 2007 PAZAR GÜNÜ SAAT 09:00 da başlayarak BAKIRKÖY ÖZGÜRLÜK MEYDANIN DA Kızılay’a Kan Kampanyası düzenlenmesine karar verilmiştir. Kızılay içinde kurulacak Ardahan Kan Bankası ile kampanyanın bütünleşmesine ve kan ihtiyacı olan hemşerilerimize bu konuda gerekli kolaylığın sağlanmasının toplumsal bir hizmet olduğu konusunda bileşilmiştir. Kampanya ile ilgili katılımcı derneklerin isimlerinin yer alacağı afiş ve pankartların basımı yapılarak gerekli yerlere ve derneklere dağıtımı yapılacaktır. 

    Basın ve Ardahan kamuoyuna duyurulur. 

    İstanbul Ardahan Dernekler Birliği 

    Not: Kampanya ile ilgili slogan olarak;

    1-              “Kanımızla CAN verelim, Ardahan’a HAZ verelim”

    2-              “İklimi soğuk Ardahanlılardan, sıcak KAN kampanyası”

    3-              “Ardahan-Kızılay KAN bağışında el ele”

    4-              “Kan vermek bir hayattır. Ardahanlılar hayat kurtarıyor”

    5-              “Ardahan için bir saat ayırın, kan bağışında bulunun”

    Sloganlarından bir veya bir kaçını kullanabiliriz. 

    Haber ekleme saati: 03.22-07/02/2007

    Haber/Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

    Kar mücadelesi çatıda da devam ediyor ..


    Göleli esnaf çatıda Kar yağışının en çok hissedildiği Ardahan’ın Göle ilçesinde esnaf boş zamanını iş yerlerinin üzerinde karları temizlemekle meşgul olmaya başladı.

    Bir çok köy yolunun kar dolaysıyla kapalı olduğu bölgede iki gündür yaşanan sıcak havalar dolaysıyla erimeye başlayan karların çatı ve damlarının akmasına neden olduğunu belirten vatandaşlar, kendi imkânlarıyla yaptıkları kar temizliğiyle kendilerinde önlem almaya çalıştıklarını dile getirirlerken, belediyelerde kent içinde ki kar ve buzları toplamaya çalıştığı gözlendi.

    Haber ekleme saati: 00.40-07/02/2007

    Haber/Foto: Tuğba Yılmaz/Göle



    Öğretmeni uyaran müfettiş görevden alındı!

    O, ŞİMDİ ÖĞRETMEN!


    Hayrullah Armağan 3 yıldır Kars’ta ilköğretim müfettişi olarak görev yapan Hayrullah Armağan, babası imam olan türbanlı öğretmenin şikâyeti üzerine görevden alındı. Müfettişlikten alınarak Erzurum’a öğretmen olarak atanan Armağan, yapılanın hukuki olmadığını ileri sürerek, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtı.

    Edinilen bilgilere göre, Selim’in bir köyünde görev yapan F.A. adlı türbanlı bayan öğretmenin, akşamları lojmanına erkek arkadaşını aldığı yönünde Kars Valiliği’ne yazılı ihbarda bulunuldu. Gelen ihbar yazısı, Vali Yardımcısı Doğan Demirdaş imzasıyla, gereğinin yapılması üzerine Selim Kaymakamlığı’na gönderildi. Aynı şikâyet kendisine ulaşan İlköğretim Müfettişi Hayrullah Aslan, Kars Öğretmen evi’nde Müdür Yardımcısı Osman Şebiman’ın yanından önce, adı geçen öğretmenin görev yaptığı okul müdürünü aradı. 






    r.


    REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


    VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..





    REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













    ki…










  • AYNI ADI TAŞIYORDULAR, AYNI HAFTA İÇİNDE CORONADAN HAYATA GÖZ YUMDULAR!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz, Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


    Alınan bilgilere göre aynı zamanda eğitimci ve Ankara’da bulunan İlke Dershanesinin Sahibi olan Metin Demir’in ve İstanbul Şişli Belediye Başkan Yardımcılarından Osman Demir’in yeğenleri olan aynı isim ve soy isimli İsmail Demirler yakalandıkları Covit-19 virüsü dolaysıyla aynı günler içinde hayata göz yumdular.


    İKİSİNİZDE ADI İSMAİL DEMİR VE İKİSİDE


    AYNI HAFTA İÇİNDE CORONADAN HAYATA VEDA ETTİLER…


    İki akraba olan ve adları, soy adları ve yaşları aynı olan iki İsmail Demir’in aynı hafta içinde hayata göz yummaları başta Ardahan Göleli olan Demir ailesini olmak üzere tüm Ardahanlılar derinden üzerken, memurluk kadrosundan Şişli Belediye Başkan Yardımcılarından olan Osman Demir şu mesajı paylaşarak acı olayı sevenlerine duyurdu.


    ‘Amcamın oğlu İsmail demiri kovit den dolayı kaybettik İsmail hiç Aşı olmamıştı Aşı olmamayı 45 yaşında hayatıyla ödedi tüm dost ve arkadaşlarımın Aşı olmasını ve hayatta kalmasını dilerim.. Osman Demir/Şişli Belediye Başkan Yardımcısı’

    Öte yaNda Ankara’da bulunan ve Osman Demir gibi yakını olan İsmaşl Demir’i coronadan kayıp ettikerilni belirten İlke Dershanesi sahibi Metin Demir’de Ankara’da yaşayan ve aynı zamanda doktor olan akrabası İsmail Demir’i kayıp ettiklerini şu mesajla paylaşarak duyurdu.

    ‘SEVGİLİ DOSTLAR.. Koronavirus nedeniyle hayatını kaybeden Göğüs Kalp Damar Cerrahi Uzmanı yeğenimiz Dr. İsmail Demir’i son yolculuğuna uğurlarken; cenazemize katılan, taziye ziyaretinde bulunan, mesaj gönderen, telefonla başsağlığı dileyen, sosyal medya aracılığı ile mesaj ileten, basında yer veren, acımızı paylaşan, bizi yalnız bırakmayan akrabalarımıza, dostlarımıza, hemşerilerimize, sivil toplum kuruluşlarına çok teşekkür ederiz. Melahat-Metin Demir’

    Her iki İsmail Demir adlı hemşerilerimizin yine aynı günler içinde toprağa verildikleri de alınan bilgiler arasında oldu.



    KILIÇDAROĞLU BAŞKAN MI?


    Son olarak Filistinli 10 yaşındaki bir kızla birlikte çıktığı sahnede aldığı ödülün sevinciyle yaptığı zafer işaretiyle şok olup, şaşıran Recep Tayyip Erdoğan’ın adeta tek başına ayakta tutmaya çalıştığı iktidarın verdiği ağırlıkla yaşanan metal yorgunluğunun yarattığı boşluğu bir türlü dolduramayan Ak Parti teşkilatlarının tüm yükü Erdoğan’ın adına ve omuzlarına yüklediği bir gerçektir.


    Bu durumu gösteren en son durum Filistinli kızın nasıl davranacağını önceden kendisine söylemeyenlerin danışman, organizatörlük yaptığı bir zamanda…


    Ve yaşanan bu durumun yarattığı bu boşluğu fırsat bilen muhalefet HDP’den aldığı destekle iktidar olduğu yerelin kaymak ve kaynaklarının sunduğu imkanlarla adeta iktidar boşluğu varmışcasına 2. iktidar rolü oynamaktadır.


    Bu rolü de en güzel oynayan sanki yarın seçim varmış da, seçimi kazanacakmış gibi davranan “yapacağız, edeceğiz, göndereceğiz, görüşeceğiz, iz.. iz.. iz.. iz” diyerek her konuşmasını ülke başkanı edasıyla yapan Kılıçdaroğlu’dur.. 


    Bu durum yani Kılıçdaroğlu’nün içinde bulunduğu bu psikolojiyle kendisine yönelecek olan parti içi eleştirileri de öteliyor gibi..



    Ancak diğer bir gerçek var ki o da; 2023 seçimleri öncesi ya da gününde tüm kamuoyunda Kılıçdaroğlu kazanacakmış ve ülke başkanı olacakmış imajını da güçlendiriyor. Ak Parti kadroları ve havuz denen medyanın karşı tez oluşturup, bu imajı çökertmemesi de Kılıçdaroğlu’nu daha çok ve şimdiden Başkan havasına sokuyor.


    Ama diğer bir gerçek var ki; % 67’si sağcı ve muhafazakâr bir seçmeni olan bu ülkede sol orijinli bir Başkanın seçilemeyeceği gibi sol gösterip, kendisi gibi ve kendisine uygun sağ gösteren dış dünyada buna izin vermez diye düşünüyorum.


    Yani Kılıçdaroğlu’nun  girdiği bu psikoloji ile Başkanmış edasıyla “yapacağız, edeceğiz” derken nasıl başkan olacağı da ayrı bir muamma…


    Bu muammaya neden olan ise Kılıçdaroğlu’nun bu havaya girmesine neden olanların da yarın ne yapacakları belli olmayan Ardahan’a da giden ve CHP’li Başkanı arkasından yürüten sağcı Akşener gibileri ve coronaya yakalanan Aslıtürk gibi muhafazakârlar olması da diğer bir gerçek.


    Kısacası; Sık, sık Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayıp, parti içi demokrasiye izin vermeyen ve Erdoğan gibi Başkanı atayan Ardahanlı Şişli Belediye Başkanı zihniyeti ile delegeye gitmeyen, tek adamlarla kongre yaptıran Kılıçdaroğlu’nun derdi ülke başkanlığı değil, Alevileştirdıği söylenen parti başkanlığı olduğudur. Hem de Tayyip olmazsa eğer Meral Akşener’in ülke Başkanlığına doğru götürülmeye çalışıldığı bir zamanda.


    Tabi buna da ‘Soylu’nun yaptıklarını o da yapmıştı..’ diyen HDP izin verirse…



    arşiv haberler 11/02/2016 tarhli haberler/yorumMETİN YILMAZ BACISINI KAYIP ETTİ!


    Ardahanlı İş Adamlarından ÇAĞBERG İnşaat Firmasının Sahibi Metin Yılmaz’ın kız kardeşi Nurten Akgün (53) hayata göz yumdu. Alınan bilgilere göre İstanbul’da yaşayan Nurten Akgün’ün dün akşam hayta göz yumduğu cenazesinin Ardahan’ın Çıldır İlçesine götürülüp, Cumartesi günü, öğlen namazı ardından toprağa verileceği öğrenildi. Başsağlığı için; 05326934538 Metin Yılmaz


    “ARDAHAN NÜFUSU KADAR İNSANIMIZI SİGARADAN KAYBEDİYORUZ”


    Ardahan Valisi Ahmet Deniz, “Türkiye’de yaklaşık 110 bin kişi sigaradan kaynaklı hastalıklardan ölüyor. Ne demek bu, bir Ardahan nüfusu kadar insanımızı sigaradan kaybediyoruz. Ardahan bir çok konuda örnek olduğu gibi sigara bırakma konusunda da örnek olacaktır” dedi.

    Vali Deniz, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla valilikte yapılan etkinliğe katıldı. Önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen dünyada her 8 saniyede bir insanın sigaradan dolayı öldüğünü, Türkiye’de de bir yılda yaklaşık 110 bin insanın sigaradan kaynaklı hastalıklardan öldüğüne dikkat çeken Vali Deniz, “Sigarayla mücadele niçin önemli? Dünyada her 8 saniyede bir insan sigaradan kaynaklı hastalıklardan ölüyor ve bu önlenebilir bir hastalık. Türkiye’de yaklaşık 110 bin kişi sigaradan kaynaklı hastalıklardan ölüyor. Ne demek bu, bir Ardahan nüfusu kadar insanımızı sigaradan kaybediyoruz. Korkunç bir şey. Önlenebilir olmasına rağmen bu kayıpları veriyoruz. Çocuklarımız görerek sigaraya başlıyor. Uyuşturucu kullananlar mutlaka daha önce sigara kullanmıştır. Bu çocuklarımız bizim geleceğimiz. sağlıklarını kaybediyorlar. Ekonomik olarak ayrıca ciddi kayıpları var. Sigara kartelleri de kar ediyor” ifadelerini kaydetti.

    Vali Deniz, Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’yi sigara bırakma konusunda en başarılı 3 ülkeden biri olarak gösterdiğine dikkat çekti.

    Bunun toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Vali Deniz, “Özellikle kapalı alanlarda sigara içilmemesi yönünde vatandaşlarımıza güveniyoruz. Ardahan bir çok konuda örnek olduğu gibi bu konuda da örnek olacak. Şuan organ bağışında 590 kişiye ulaştık. Türkiye’de nüfusa göre şuan bir numara. En fazla organ bağışında bulunan iliz. Sigara konusunda da en fazla bırakan olalım istiyoruz. Bu konuda Ardahan insanına güveniyorum. Bu nedenle duyarlılıklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    VALİ DENİZ’DEN ŞİİRLİ ’SİGARA BIRAKMA’ UYARISI

    Vali Deniz, sigaranın zararını kendi yazdığı şiirle şöyle ifade etti:

    “Yıllardır sigara içiyorsun ne oldu,

    Zehir gibi nikotin ciğerlerine doldu.

    Geleceği ümitle beklerken,

    Gül benzin sarardı soldu.

    Ah vah desen geri gelmiyor hayat,

    Yediklerin tatsız, tuzsuz sanki bayat.

    Kaybettiğin sağlığına iyi bak, Sigarayı sen de bırak.”

    Belediye Başkanı Faruk Köksoy ise yaptığı konuşmada, “Sayın Valimizin görev yaptığı dönemde sağlıkta ve sporda ciddi bir farkındalık ve mesafe kat edildi. Bu anlamda sayın valimize, sağlık müdürümüze ve personeline ayrıca sigarayı bırakan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    Program daha sonra son bir yıl içinde sigarayı bırakanlara hediyelerin verilmesi ile son buldu.


    .


    REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


    VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













    ki…









  • Ardahan'a Saman, Artvin'e Havalimanı geliyor.


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri Programlarla Saat:14.00-16.00’da TEMPO TV’de 


    Her pazar günleri saat:14.00-16.00 arası ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


    Haber: Suat İncedere


    Rize-Artvin Havalimanı yıl sonunda hizmete giriyor


    Yılda 3 milyon yolcu kapasiteli olacak havalimanının; ticaret, turizm, tarım, sanayi ve kültürel anlamda da Rize’ye, Artvin’e ve Karadeniz bölgesine yoğun hizmet vermesi hedefleniyor..


    Sanki Ardahan’da böyle bir potansiyeli yok.


    Böylelikle Artvin’den başlayan Karadeniz sularında Samsun’a kadar her yarım saatlik mesafe Havalimanı oldu, hemde denizi kara, karayı deniz yaparak.


    Şimdi sen “olur mu ulan sende adam, bende adam” diyeceksin ama bizim birbirimizi yediğimiz otel lobisi değil, KARADENİZ LOBİSİ farkı.



    53 YAŞINDA CORONADAN ÖLDÜ!


    Yeniden artışa geçtiği ve Son 24 saatte, 18 bin 622 yeni vaka tespit edildiği ve 206 kişinin daha hayatını Coronadan dolayı kaybettiği açıklanırken Ardahan’da da corona dolaysıyla karantinada ölenlere bir yenisi daha eklendi.

    Alınan bilgilere göre Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Börk köyünde bir kişinin corona virüsü dolaysıyla kaldırıldığı hastanede hayata göz yumduğu öğrenildi.



    İÇTEN VURULMAK!..


    Afganistan’ın gerçeği olan ama bizde adına Kürt sorunu demektense terörist deyip, gerçekleri görmek istemediğimiz gibi Taliban’ın büyük direnişi ile geri döndüğü şu günlerde Afganistan gibi bir çok ülkenin, ailenin ve bin bir zorlukla ev kuran insanın içeriden vurulduğunu bir kez daha görmüş olduk.


    Amerika ve ‘kapitalizmin önde gelenleri’ denen güçlerin “Demokrasi getireceğiz..” diyerek içeriden aldıkları destekle girdikleri Afanistan’ın yine bu güçler tarafından yani iç düşmanlarca terk edilip dün terörist denen bu gün ise iktidara gelen Afgan halkı destekli Talibana iktidarı teslim etmek zorunda kalmış ve Afgan halkının paralarını da uçaklara doldurarak kaçmışlardır.



    Afganistan örnekli bir çok ülkeyi sayabileceğimiz şu dünyada insanların oluşturduğu ve her birinin kendisine göre birer devlet olan aileler arasında da yaşanır bu durum. Her aile bireyinin iktidar kavgası verirken adeta iç düşmana dönüşüp, aileyi paramparça ederek düşman saldırılarına açık hale getirirler…


    Bunun en bariz örneğini entrikalar merkezi olan Bizans’ta görmek gerekir, bol saraylı Osmanlı’da baş kaldıran Yeniçerileri anımsayarak…


    Ermenilere Karabağ’ı kaptıran Elçibey-Aliyev iktidar yarışı gibi Libya’daki aşiretlerin Irak ve Suriye’deki halkların, Afrika’daki siyah-beyaz yarışı ve buralarda yaşayanlara iç çatışmalar çıkartarak kendi kanlarında boğulmalarına neden olan iç kavgalar dışardan gelenlere hep fırsat vermiştir.


    Kısacası ağacın kurdunun kendi içinden olduğunu bizlere hatırlatan ata sözlerini es geçip, suçluyu dışarda aramak saflığından vazgeçerek Amerika’ya ve tayfasına kızmaktansa bu kapıyı açanların başını çekenlerin kendimiz olduğunu yani darmadağın olmuş devletlere ve ailelere bakmak yeter artar bile..


    ACİLE GELEN ÖLÜYOR!


    arşiv haber 03/04/2015 tarihli haber


    Hastanenin Acilinde Ne Oluyor?


    Ardahan Devlet Hastanesinin Acil Servisine Gelip, İğne Vurulan Kadın Önce Komaya Girdi Ve Öldü.. Bu Üç, Hatta 5 Oldu!


    Ardahan Devlet Hastanesinin Acis Servisine başvuran bir hasta daha vurulan iğne sonucu komaya girdi ve 5 dakika sonra hayatını kayıp etti..


    Geçtiğimiz gün e aylarda yaşanan buna benzer olayların en sonuncusu olan bu durum ‘Acilde Ne Oluyor?’ sorusunu akıllara getirdi.


    Son olarak Yüksek Tansiyon hastası olduğu öğrenilen Songül Koyuncu isimli bir bayanın baş ağrısı sonucu geldiği Acil Servis’te gerekli tehkikler yapılamdan aynı doktor trafından iğne vurdurulduktan sona komaya girdi. Kurtarılmaya çlışılan kadının öldğü öğrenildi.


    REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


    VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..


    REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













    ki…







  • YAYLA EVİNDE YANGIN!. İllerde Düşüş Var, Ardahan'da Yok.. ARILARI KURŞUNLADILAR!.. Çıldır Gölünü Sinekler Sardı!. JANDARMA'YA 182 FİDAN.. ÇILDIRLILAR KARAETEDE ÇILDIRDI.. ARDAHAN'DAN EN SON HABERLER İÇİN 1 TIK YETER..


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.15’de de TEMPO TV’de 


    Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    ÇILDIRLILAR KARATEDE ÇILDIRDI..


    Ardahan Çıldırlı Eray Şamdan 7. kez Avrupa karate şampiyonu oldu!.. 


    Ardahan Çıldırlı Eray Şamdan’ın 7. kez Avrupa karate şampiyonu olması ardından Hırvatistan’da düzenlenen 55. Avrupa Büyükler Karate Şampiyonası’nda İBBSK bünyesinde yetişen milli sporcu Ardahan Çıldırlı Eda Eltemur’da büyük bir başarı ortaya koydu.

    Avrupa Büyükler Karate Şampiyonası’nda 68 kiloda mücadele eden milli sporcu Eda Eltemur, Bosnalı rakibi Ivona Cavar’ı mağlup ederek bronz madalya kazandı. Avrupa Büyükler Karate Şampiyonası’nda mücadele eden Türkiye Kadın Kumite Milli Takımı, bugün 2 bronz ve yedisi final maçı olmak üzere 9 madalya maçına çıkacak.


    ARILARI KURŞUNLADILAR!


    Baharın gelmesi ile birlikte iyiden iyiye yeşeren ve açan çiçeklerle canlanan Ardahan doğasında Ardahan Balını üreten Kafkas Arısının kışlıklarda çıkarılmaya başlandığı şu günlerde Hanak ilçesinde ilginç bir durum yaşandı.

    Alınan bilgilere göre Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Koyunpınar (Saskara) köyünde kışlıktan çıkarılıp, mera ve ovalara yayılmaları beklenen 4 arılığı basan kimliği belirsiz kişi ya da kişiler kapılarını kırıp, girdikleri arılıklarda bulunan silahları alıp, diğer arılıkları kurşun yağmuruna tuttukları ve kovanları dağıttıkları öğrenildi. Olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığı alınan diğer bilgiler arasında oldu.


    YAYLA EVİNDE YANGIN!..


    Ardahan’ın Göle ilçesinde yaylada çıkan yargında bir yayla evi kullanılmaz hala geldiği öğrenildi. Alınan bilgilere göre, Göle ilçesine bağlı Samandöken (Sinot) köyü yaylasında İbrahim Akkoyunlu’ya ait yayla evinin çatısında çıkan yangın rüzgârın etkisiyle kısa sürede büyüdü. Yaylada bulunan vatandaşların müdahale ettiği yangın tüm çatıyı sardı. Göle Belediyesi itfaiye ekipleri merdivenli itfaiye aracıyla müdahale ederek yangını kontrol altına aldı. Yangında çatı kullanılamaz hale geldi.


    İllerde Düşüş Var, Ardahan’da Yok..


    Sağlık Bakanlığı, 15-21 Mayıs arasında illere göre her 100 bin kişide görülen koronavirüs vaka sayılarını açıklarken vaka sayısının hızla düşen iller arasında Ardahan adının geçmemesi dikkat çekti.


    Yapılan açıklama da; “Covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşılan tabloya göre; 15-21 Mayıs 2021 tarihleri arasında illere göre haftalık vaka sayısı, her 100 bin kişide İstanbul’da 123,88, Ankara’da 123,02, İzmir’de 72,75. Son bir haftada vaka sayısı en çok azalan illerimiz Erzincan, İstanbul, Karabük, Ağrı ve Karaman oldu. Bu kapsamda, 100 bin kişideki vaka sayısı Erzincan’da 92,56, İstanbul’da 123,88, Karabük’te 73,48, Ağrı’da 122,52 ve Karaman’da 72,57 oldu.’ denilirken bir çok köyünün karantinada olduğu Ardahan’ın ne derecede olduğu öğrenilemedi.


    İllerin 15-21 Mayıs’taki her 100 bin kişide görülen Kovid-19 vakası sayıları, yüksekten aza doğru şöyle sıralandı.

    “Gümüşhane 163,72, Erzurum 151,40, Bolu 139,14, Kütahya 134,91, Kars 134,77, Kocaeli 130,73, Zonguldak 129,90, İstanbul 123,88, Bilecik 123,45,Ankara 123,02,

     Ağrı 122,52, Eskişehir 120,72, Rize 119,64, Kayseri 118,82, Düzce 118,02, Ordu 117,28, Tokat 112,90, Ardahan 110,23, Kırklareli 108,64, Niğde 106,61, Isparta 105,38, Sivas 102,38, Kastamonu 99,10, Çorum 99,03, Samsun 97,19, Çankırı 97,18, Burdur 96,97, Bitlis 96,58, Kırıkkale 94,37, Konya 94,31, Sakarya 94,28, Trabzon 93,73, Erzincan 92,56, Tekirdağ 90,84, Malatya 90,06, Yozgat 88,29, Balıkesir 86,35, Kırşehir 84,76, Giresun 84,69, Bartın 83,43, Afyonkarahisar 82,64, Tunceli 80,29, Bursa 80,28, Amasya 79,29, Artvin 74,93, Nevşehir 74,76, Karabük 73,48, Denizli 73,2, Çanakkale 72,75, İzmir 72,75, Karaman 72,57, Gaziantep 67,06, Bayburt 65,93, Bingöl 65,66, Uşak 64,69, Batman 64,16, Diyarbakır 62,74, Edirne 62,54, Elazığ 61,91, Manisa 60,59, Aksaray 58,86, Hakkari 56,68, Muğla 56,26, Sinop 51,28, Van 50,72, Şanlıurfa 50,68, Iğdır 50,67, Kilis 50,42, Mardin 49,84, Yalova 48,54, Antalya 47,01, Muş 41,84, Adıyaman 40,32, Kahramanmaraş 35,95, Şırnak 35,15, Siirt 34,13, Mersin 33,55, Aydın 31,10, Adana 18,90, Hatay 16,69, Osmaniye 15,68″


    Çıldır Gölünü Sinekler Sardı!


    Ardahan-Kars sınırında yer alan Çıldır Gölü’nün Ardahan tarafındaki sazlıkta binlerce sineğin toplu uçuşu kameralarca kayıt altına alındı. Kışın yüzeyinin tamamen buzla kaplanması dolayısıyla yerli ve yabancı turistleri cezbeden Çıldır Gölü, yazın da doğal güzellikleri ve kuş türleriyle adından söz ettiriyor.Havaların ısınmaya başladığı son günlerde Çıldır ilçesine bağlı Gölebakan (Meredis) ve Gölbelen (Urta) köyleri bölgesindeki sazlıkta binlerce sineğin toplu uçuşu kameraya yansıdı. Bölgede oluşan yağış öncesi bir araya gelen sinek topluluğunun yerden gökyüzüne doğru uçuşu ilgi gördü.Dakikalarca gökyüzüne doğru metrelerce uzunlukta uçuşan sinekler, rüzgâr ve beraberindeki yağış ile gözden kayboldu. Sineklerin topluca uçuştuğu doğa olayı çevredekilerin de ilgisini çekti.


    Jandarmanın kuruluş yıl dönümü anısına


    182 fidan dikildi..

    Ardahan’da jandarmanın 182’inci kuruluş yıl dönümü kutlandı.Jandarma Genel Komutanlığı’nın kuruluşunun 182’inci yıl dönümü için merkeze bağlı Göle ilçe yolu üzerinde bulunan jandarma hatıra ormanında ağaç dikimi yapıldı.


    Ardahan Valisi Hüseyin Öner, Belediye Başkan vekili Kemal Aktaş, Cumhuriyet Başsavcısı Uygur Kaan Arısoy, Ardahan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Naci Aldemir, İl Emniyet Müdürü Ünsal Hayal, komutanlar, şehit yakınları ve gaziler katıldı.


    Ardahan Valisi Hüseyin Öner, “Jandarma teşkilatımızın 182’inci kuruluş yıldönümüne ithafen 182 adet fidanı toprakla buluşturduk. Jandarma ve emniyet teşkilatımız hem çeşitli güvenlik hizmetlerini ifa etmekte hem de çevre koruma ve değişik benzeri hizmetleri başarıyla icra etmektedir. Ağaçlandırma faaliyeti de bu çerçevede gerçekleştirildi. Jandarma teşkilatına nice başarılı yıllar diliyorum. Burada diktiğimiz ağaçlar da inşallah Ardahan’daki orman varlığına katkı yapacak” şeklinde konuştu.



    Hamas’a Gereken Kan Aktı!


    Kızılayın kan kampanyaları başlatması ve lösemili çocukların üzerinden başlatılan acındırma kampanyalarına hep şüpheyle bakan biri olarak, ülkede yaşanan derin devlet- mafya-kirli para ve bir o kadar da pis siyaset gündemiyle kan kaybeden ülkenin aradığı kanı bulamayışı da ayrı bir trajedi..

    Her başlatılan kan kampanyalarının aslında gerek ülkede gerekse ülke sınırları dışında yaşanan silahlı çatışmalar ardından başlatılması, bu yöndeki şüphelerimi güçlendirirken, 40 yıldır bitti, sıra Kandil’de denen ama elinde uçak düşürecek teknolojik silahlar olduğu bizzat savunma bakanı tarafından açıklanan ve bir türlü gidilemeyen Kandil’de olduğu söylenen ve hala oyuncakta olsa havalandırdığı teknolojik uçaklarla saldırılarda bulunan PKK’nin son saldırıları ardından İsrail’in de Filistinlilere yönelik saldırılarında 300 insanın öldüğü 3 bine yakın insanın ise kan ihtiyacı için başlatılan kan kampanyalarıyla toplanan kanların, nereye gittiğini de gösterir gibi olması bu yöndeki şüphelerimi daha da arttırıyor..




    Son olarak Anadolu Ajansı muhabiri Musab Turan’ın bakanlara sorduğu soru ile ülke siyasetinin derin devlet yada mafya ilişkileri, muhabirin işinin feshiyle sonuçlanmasını izlerken, “dünya beşten büyüktür” diyen ama bir mafya liderinin bakanı hakkında öne sürdüğü iddialarına bakma büyüklüğünü ortaya koyamayan Erdoğan’ın çok önemli bir elemanını yakaladık dediği ama kim olduğunu hala açıklamadığı fetöyü vermeyen amerikaya “eli kanlı”, ülkemizde birçok askeri anlaşması ve iş sektöründe ekonomiye yön veren firmaları olan İsrail’e “terör devleti” demesiyle ülke içindeki ekonomik sıkıntıları ve tartışmaları görmezden gelip, birçok ülkenin “terörist” dediği Hamas’a yönelik çıkışına baktığımızda aranan asıl kanın kime lazım olduğuda görülmektedir..

    Çünkü kan ve çatışma üzerinden, siyaset yapıp yaşayan Hamas gibi örgütlerin, yaşamlarını devam ettirmesi için Filistin ya da başka insan ve milletlerin kanına ihtiyacı var. Yani Işıd denen örgütün akıttığı kanların unutulması için, önce sınırları açıp konvoylarla yolcu edilen, ardından terörist ilan edilen YPG’nin iyiden iyiye yerleşip kurumsallaşmaya başladığı Irak, Suriye’de de olduğu gibi Filistin’de de akan kanlara durduk yerde İsrail’e PKK’nin derme çatma oyuncak uçakları gibi olan roketleri atan Hamas’ın neden olduğu da sorulmasın, sorgulanmasın diye gündeme ihtiyaç var..


     


    niz..


     




    ki…








    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 




    arşiv haberler 29/03/2015 tarihli haber


    Domuz Değilmiş! Valilikten açıklama var..


    Ardahan Devlet Hastanesin de geçtiğimiz gün yaşanan ve paniğe neden olan rahatsızlığın nedenini domuz gribi olmadığı açıklandı.


    Konu hakkında yazılı bir aöıklama yapan Ardahan Valiliği yaşanan gelişme ile şu bilgileri verdi..


    **KAMUOYUNA E BASINA..


    İlimizde, bazı yerel basın yayın organlarında Devlet Hastanemizde H1N1 Virüsü (Domuz Gribi) vakasının görüldüğü, bu sebeple hastanedeki hastaların tahliye edildiği yönünde haberlerin yayınlandığı tespit edilmiştir.


    İlimizde grip vakası nedeniyle Hastanemize 97 hasta vatandaşımız başvurmuş, bu hastalardan 10’u hastanemizde yatarak tedavileri olmuştur. Hastanemize başvuran 16 hastadan çeşitli numuneler alınarak, Ankara’ya gönderilmiş ve yapılan testler sonucunda numune örneklerin hepsi, H1N1 Virüsü (Domuz Gribi) vakası yönünden temiz çıkmıştır. İlimizde domuz gribi vakası bulunmamaktadır.


    Basına ve kamuoyuna duyurulur.

  • BUGÜN BEYAZ MELEKLAR GÜNÜ!.. 'Gece bizi alkışlayanlar sabah bizden kaçtı'


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz ve Özlem Şeyna Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.15’de de ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programlaTEMPO TV’de Canlı Olarak Ekranlarda..


    Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



    ALGININ ÖNEMLİ YÜKÜ SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÜKLENDİ..


    Pandemi döneminde salgın yükünün büyük bölümünün sağlık çalışanlarının üzerinde olduğunu söyleyen Türk Hemşireler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Sevilay Şenol Çelik, sağlık hizmet sunumunda hastayla bire bir temas gerektiren uygulamaların yüzde 80’inin hemşireler tarafından yürütüldüğünü hatırlatarak bu yükün önemli bir bölümünün hemşireler tarafından üstlenildiğini söylüyor.


    “Yaklaşık bir buçuk yıldır bütün hayatları neredeyse hastaneler oldu” diyen Prof. Dr. Çelik, “Ancak hepimizin bir hayatı, iş dışında da sorumlulukları var. Hemşireler aynı zamanda bir eş, bir anne ya da baba. Hem yorgunluk hem de uzun çalışma şartları sebebiyle aileleri, çocukları ile ilgilenmek ve bu sorumlulukları yerine getirmekte çok zorlandılar. Bir taraftan yüksek stres düzeyi, diğer taraftan virüs bulaştırma korkusu, yorgunluk, tükenmişlik, özlük sorunları, ücret problemleri pandeminin başından beri yaşadığımız ve zaten dile getirdiğimiz problemler. Ama aslında bu süreçte bizleri pandemi değil, duyulmamak, görülmemek yordu” diyor.


     


    PANDEMİ DÖNEMİNDE DE ŞİDDET SÜRÜYOR..


     


    Hastaları canı pahasına hayatta tutmaya çalışan hemşirelerin, pandemi döneminde de şiddete uğradığını hatırlatan Prof. Dr. Çelik, “Derneğimize ulaşan bilgilere göre her beş hemşireden biri, görevi başında hasta ya da hasta yakını tarafından sözel şiddete uğruyor. Bazen bu duruma maalesef fiziksel şiddet de eşlik ediyor” şeklindeki sözleriyle durumu gözler önüne seriyor.


     


    OĞLUM UYKUSUNDA “ANNE ÖLME” DİYE SAYIKLIYOR..


    Pandeminin ilk günlerinden itibaren sağlık çalışanları aileleriyle ilgili kaygılar yaşadı. Virüsü eve çocuklarına eşlerine taşımamak için bir kısmı lojmanlarda kaldı; bir kısmı çocuklarını memleketlerine ailelerinin yanına göndererek aylarca süren özlemleri göze aldı. 3 ay-5 ay çocuklarını görmeden, sarılmadan sabrettiler. Kaybetme korkusunu sadece anneler, babalar değil, çocukları da yaşadı. Mersinli hemşire Berivan Güneş, sekiz yaşındaki oğlunun kaygısını “Oğlum uykusunda anne ölme” diye sayıklıyor sözleriyle anlatıyor. Pandeminin ilk dönemlerinde aynı evde yaşadığı çocuğundan kaçmaya çalıştığını anlatan Berivan hemşire, “Oğlum bana sürekli olarak ‘Anne ölmeyeceksin değil mi? Sakın öleyim deme, ben seni çok özlerim. Eğer gidersen yanıma geri gelmeyi dile’ diye ağlıyordu. Bu sözler yüreğimi parçalarken, hiç düşünmeden Covid-19 hastasının yanına girip onun bakımını yapıyordum” diyor.



    GECE ALKIŞLAYANLAR,


    GÜNDÜZ BİZİMLE AYNI ASANSÖRE BİNMEDİ..


    Virüsün ilk çıktığı dönemde yıllardır enfeksiyon hastalıklarıyla uğraşan biri olarak endişesinin çok da yüksek olmadığını söyleyen İzmirli hemşire Elvan Güney, “Evet korkutucu bir bilinmeyenle karşı karşıyaydık ama yıllardır farklı virüslerle karşılaşıyor ve onlardan nasıl korunacağımızı biliyorduk. Başlangıçta kişisel koruyucu ekipmanlara ulaşmada problem yaşayınca endişemiz biraz arttı ama sonra bu da çözüldü. Ancak bizi asıl üzen konu toplumun bizi enfeksiyonu bulaştırma adayı olarak görmesi ile oluşturulan psikolojik baskıydı. Gece balkondan bizi alkışlayan komşum ertesi gün benimle aynı asansörde yukarı çıkmak istemiyordu. Sonuçta biz hem hastamızı korumayı hem de kendimizi ve çevremizi korumayı meslek hayatımızın başından beri öğreniyoruz. O dönemde bu yüzden kendimi çok çaresiz hissettiğim anlar oldu” diye anlatıyor.


    Pandemi sürecinde hasta kayıplarının kendisini çok etkilediğini söyleyen İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Kliniği Sorumlu Servis Hemşiresi Gülten Küçükal, “Covid-19’u çok yoğun yaşadık hastalarımızdan çok kayıplar verdik. O süreç çok yıpratıcıydı genç hastalarımızı da kaybetmek çok kötüydü. Ve devam ediyor. Bunu bire bir yaşamak kolay bir süreç değil.


    Çünkü siz rakamları görüyorsunuz biz hastaların ızdırabını ve yakınlarının yaşadıkları acıları” sözleriyle duygularını anlatıyor. Virüse aldırmadan hiç işi olmadığı halde bir araya gelen kalabalıklara karışanların cesaretini anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Gülten hemşire, “Ben bir buçuk yıldır ne bir arkadaşımın evine gittim ne de evime kabul ettim. Çünkü ben hastalıktan korkuyorum.


    Bizi aşıladılar ama evdeki eşlerimiz aşılanmadı. Biz sağlıkçılar bu kadar dikkat ettik ama hep başkalarının tedbirsizliğinin bedelini ödedik. Hastalığı geçirdim ve aşılıyım, ona rağmen korkuyorum ve tedbirlere uyuyorum. Virüs bitmedi hatta varyantları daha da kötü. Tedbirlere uyalım” çağrısını yapıyor.


    BİZ BİR SAVAŞTAYIZ, CEPHEYİ TERK EDEMEYİZ..


    Virüsü tanıdıkça sağlık personelinin duyduğu endişe ve korkunun ortadan kalktığını söylen Türkiye Hastanesi Başhemşiresi Aysel Sağlam, ilk vakalardan birinin Türkiye Hastanesine geldiğini hatırlatarak, “Bir bilinmeyenle karşı karşıyaydık. İlk anda bütün sağlık personeli gibi hemşire arkadaşlarımız da korkuya kapıldı, çekindiler. Çekinceleri sadece birkaç saat sürdü. Arkadaşlarımızın hepsi canını dişine takarak çalışıyor. Birçoğu bizzat bana gelerek ‘Aysel Hanım biz bir savaştayız, ben cepheyi terk edemem. Sahada olayım, çocuğu-yaşlısı olan arkadaşlar evde olsunlar’ demesini asla unutamam…” diyor.


    TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA GİRDİK


    Pandemi döneminde en büyük endişelerden birinin eve virüs taşımak olduğunu anlatan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endoskopi Bölümü hemşirelerinden Şebnem Cihan, “Hemşireyim ama aynı zamanda anneyim. On bir yaşında bir oğlum var. Bir süre çoğumu memlekete götürdüm ama sonra getirmek zorunda kaldım. Bu süreçte okul olmadığı için çok fazla sıkıntı çektik. Bir taraftan işinin başında olmaya çalışıyorsun bir taraftan beyninin yarısı evde çocukla beraber. Resmen bir bocalama devresine girdik. Bedenen de yorulduk ama psikolojik yorgunluk çok daha ağır. Robot gibi olduk. İnsanların çoğu da anlayışlı değil zaten. Toplumun bir kısmı bizi çok yukarı çıkarıyor bir kısmı yerin dibine sokuyor. Onlar anlayışlı olmadığı için bir yerden sonra sen de benziyorsun. Bir tükenmişlik sendromuna giriyorsun” diyor.


    ÇOCUKLARIMA HASRET ÇEKİYORUM..


    Covid-19’la savaşta en büyük sınavını çocuklarıyla veren hemşirelerden biri de İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinin hemşirelerinden Şirin Aliplik… Okullar kapandıktan sonra, hemşire olduğu için bakıcıların çalışmak üzere eve gelmek istemediğini ve bu yüzden yedi yaşındaki kızı Elif Duru ve 12 yaşındaki oğlu Alper’i ailesinin yanına memlekete göndermek mecburiyetinde kaldığını anlatan Şirin hemşire, “Artık bu hasrete dayanamıyorum. Ne olursa olsun yanıma getireceğim ve bu özlemi bitireceğim” diye anlatıyor. Haber: ZİYNETİ KOCABIYIK



    İsrail Kahrolmuyor…


    Hala inanmadığım ve gribal bir olay olduğunu iddia edip, abartıldığını belirttiğim corona yasaklarının devam ettiği ve insanların içeri kapatılıp, medya ve internet aracılığı ile adeta beyinlerinin yıkanıp, ölüm korkusu ile dizayn edilmeye çalışıldığı şu günlerde, muhafazakâr seçmen denilenler başta olmak üzere, “Vatan-Millet-Sakarya” edebiyatından öteye gitmeyenleri tahrik edip, bir araya toplayan ve oylarının tek bir yere akmasına katkı sunan İsrail yeniden sahada.


    Halbuki, sıkıyönetim darbelerinde yaşanan yasakların hala devam ettiği, aynı günlerde dünyanın diğer bir ucunda virüsü ve aşısı tüm dünyaya dağıtılan Çin’de, yani Doğu Türkistan’da da aynı manzaralar yaşanırken, ortada olmayanların bugünlerde “Kahrolsun İsrail” deyip, İsrail’i 60 yıldır bir türlü kahredemediği yetmezmiş gibi, birçok ürünün menşesini ve askeri sahaları, ortaklıkları Yahudi dediklerine teslim ettiğini de sanki bilmezler…




    Önü Beşikkaya Barajı ile kesilip, Göle ovasını olduğu gibi, Ardahan ovasını kurutacak olan bir proje ile Karadeniz’e akıtılması düşünülen Kura nehri gibi bir çok su kaynağını, madenleri elinde tutan dünyanın cendermesi ABD’nin Ortadoğu’daki merkezi Çukuroava ve diğer bir çok tarım alanını toprağı ile almakla suçlanan İsrail’in büyük elçiliğinin önünde toplanıp, “Kahrolsun İsrail” diye bağırıp, kendi kendilerini tatmin etmekten öteye gidemediklerini de diğer bir gerçek…

    Ve pandemiye takılmayıp, ceza yemeyenlerin oradan Çin konsolosluğuna neden gidemeklerini de, diğer bir soru olarak cevap ararken, bu işin kınamakla değil, ABD kaynaklı istihbaratlarla yakalanıp, asılan Deniz Gezmiş’lerin ortaya koyduğu devrimci duruş ile çözüm bulacağını da görmezden gelirler…

    Kısacası gün geçtikçe Filistin diye bir yer bırakmayacağı kesin gibi görünen ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu kutsal topraklarda akan kandan sadece İsrail değil, samimiyetsiz kınamalarla işi geçiştirip, aynı tepkiyi yeni aşıları gelen Çin’e gösteremeyenler de sorumludur diyorum.

    Çünkü “Kahrolsun İsrail” demekle hiç de Kahrolmuyor, dün yokken, bugün dünyanın olmazsa da Ortadoğu da akan kanın baş aktörü olan İsrail…




    ki…









    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Arşif Haber/yorum 27/07/2015 tarihli haberler/yorum



    Bir yıldır baş hekimi olmayan hastahanede


    Hemşire Sıkıntısı!


    Tam kadrosu olması halinde en az 80 hemşirenin çalışacağı Ardahan Devlet Hastanesinde hemşire sıkıntısı had safa da.

    Eksik bir kadro ile Ardahanlılara hizmet vermeye çalışan Ardahan Devlet Hastanesinde şu an görev yapan 28 hemşirenin olduğu, bunların 12’sinin de hamilelik ve diğer nedenler ile izne çıktığını geriye kalanların gece gündüz çalıştırılarak hizmet verilmeye çalışıldığı ileri sürüldü.


    **Başhekim de yok..


    Yeterli hemşirenin olmadığı bu nedenle doğru dürüst hizmet verilmediği ileri sürülen Ardahan Devlet Hastanesin de yaklaşık bir yıldır başhekimde olmadığı alınan diğer haberler arasında olurken, hemşire ve başhekimi olmayan Ardahan Devlet Hastanesinde hemşire dışında bir çok dalda da personel sıkıntısı yaşadığı da belirtilmektedir.


    Yıllardır uzman doktor sıkıntısının yaşandığı Ardahan’da bugünlerde hemşire sıkıntısı da yaşanıyor. 60 hemşire ve ebenin tayininin çıkması Devlet Hastanesinde sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanıyor

    Boş yatak olmasına rağmen hemşire olmadığı için çok acil durumların dışında yatılı olarak hasta kabulüne izin verilemiyor. Vatandaşlar doktor sıkıntısından sonra şimdide hemşire eksiğini tamamlanması için yetkililerden yardım bekliyor.

  • CÜCÜKLER İNSANLARA VE DOĞAYA RENK KATTI!


    SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



    Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45’de de TEMPO TV’de Programa Başlıyor..


    Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


    Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




    YAZMAKTAN VAZ GEÇME(me)K..


    İnsanın iç dünyası dahil tüm dünyayı yazıp, yazıya dökmek için eline kalemi değil, teknolojinin klavyesine sarılması bu duygulara acı bir fren misali basan ve dur diyen bir ses ile kendisine gelirken tek bir soruya cevap arar..


    Ki o düşünce ve duyguları frenleyen soru ‘Peki, yaz ama değiyor mu?’ olurken ‘Hayır değmez, yorma, üzme kendini cevabı ile karşı karşıya kalıp, klavyeyi kırarcasına bilgisayarı okşayan parmakların da soğuduğu ve ‘değmez’ denilerek yazmaktan vazgeçtiğini hisseder insan.

    Ve bırakır kendi dünyasını diğer onca yazılması gerekenlerle baş başa bulunan dünyaya döner, bir yandan coronadan ölenlerin, diğer yandan kim vurduya  uğramamak için yaşarken ölenleri yazmaya başlar..

    Başlar başlamaz da her geçen saatte uzaklaştığı limandan açıldığı okyanusta yeni limanları arar kimi siyasetin yoğun olduğu bir limanda, kimi zamanda kendi sorunlarından daha ağır sorunlar yaşayan insanların limanında yazmaya, gördüklerini , hissettiklerini ve düşündüklerini yazıya dökerek asıl kendi limanından uzaklaşmanın, unutmanın rahatlığı ile adeta kalkan sisten gördükleri ile yaşamaya yeniden başlar.




    Ve köşesine çekilip, kendi başıma kalıp, açtığı belgeselde izlediği heyelanın birçok güzelliği alıp, götürdüğünü görünce korkup, sığındığı sandığı limandan uzaklaşmaya karar kılmış ve durduğu yerde bir daha durmamak için geriye adım atmış yaşanan heyelan afetinin zemini alt üst ettiğini gören bir insan misali gerçeklerin aslında bir depremden farklı olmadığını anlayıp, kendisine gelir..

    Çoruh nehrinin azgın akışı gibi hırsla akan bir nehir gibi olmaktansa kardelenleri açan güneş misali yeniden doğmuşçasına yazmaktan ve hayattan vazgeçmemek gerektiğini hatırlayıp, kendine gelmesi ise en güzeli ve yaşananlara direnmenin tek şartıdır aslında yaşananları, yaşanmamışcasına umursamayıp görmezden gelenleri bir an önce yeniden yaşayacaklarını sana yazan geriye kalan hayatı yaşamak daha doğrusu diyerek..




    ki…








    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    arşiv haberler 25/03/2015 tarihli haber



    Ardahan’da Domuz Gribi Paniği!


    Batı kentlerin yaşanan grip vakaları sonucu son iki ay içinde 45 kişinin öldüğü haberleri ardından Ardahan’da Domuz Gribi paniği yaşanıyor..


    Türkiye’nin Gürcistan ve Ermenistan’a komşu vilayeti Ardahan’da Domuz Gribi görüldü.


    Alınan bilgilere göre sabah saatlerinde yüksek ateş şikayeti ile Ardahan Devlet Hastanesine başvuran bir bayanın Domuz Gribine yakalandığını tespiti ardından Ardahan Devlet Hastanesi boşaltılarak karantina alındı.


    Panik halinde hastaneyi boşaltan Ardahanlılar yaşanan durum karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezlerken, hastanede bulunan hastaların ne olacağı, nereye gönderilecekleri ise bilinmiyor.


    **At’tan sonra şimdi de İnekeler elekrik kubanı!..


    Öte yandan Ardahan merkeze bağlı Sulakyurt (Sarzep) köyünde kopan elektrik tellerine çarpan inekler telef oldu.


    Alınan bilgilere göre yine sabah saatlerinde Yusuf Kömürcü’ye ait inekler sulanmaya götürlürken köy meydanına kopmuş olan enerji hatlarına bastıkları bir ineğin olay yerinde telf olduğu iki ineğinde yandıkları için kesildiği bilgisi alındı.


    Bilindiği gibi geçtiğimiz günde Ardahan merkezde de bu oalaya benzer bir olay yaşanmış, bir at bastığı enerji dolu elektrik telleri dolaysıyla telef olmuştu. 

  • DAĞ EVİ'DE CORONA KARANTİNASINDA! Banka, bir çok ev ve Apartmanda..



     


    MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Alınan bilgilere göre Ardahan merkeze bağlı Dağevi (Tibat) köyünde 4’ü genç olmak üzere 5 kişinin Covit-19 Virüsüne yakalanmaları dolayısıyla bu akşamdan itibaren karantinaya alınacağı öğrenilen Dağevi köyüne giriş, çıkışlar yasaklandı. Jandarmanın bölgede önlem alamya başladığı ve bu akşamdan itibaren Ardahan’ın diğer birçok köyünde olduğu gibi bu köye de giriş, çıkışların yasaklanacağı alınan bilgiler arasında oldu.



    **Göle’de, Ardahan ve Diğer İlçelerde de


    Ev ve Apartmanlarda Karantinada..


    Göle Denizbank’ın yanı sıra birçok mahallede de karantina uygulaması olduğu öğrenilen Ardahan merkezde ve diğer ilçelerde de birçok ev ve apartmanın Covit-19 şüpheli kişiler nedeniyle karantinada olduğu da alınan bilgiler arasında olurken Çayırbaşı (Hokkam) köyünün de karantinaya alınması ardından başta CHP’li Göle İl Genel Meclis Üyesi olmak üzere bazı kişilerin devletin bu köylere, insanlara yaptığı katkıyı kendi siyasi emelleri için kullandıkları ve sanal ortamda kurtarıcı diye kendilerini kamuoyuna yutturdukları da dikkatlerden kaçmıyor.



    DÜĞÜN NİŞANA İZİN YOK


    İçişleri Bakanlığı genelgesine göre, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinliklere izin verilmeyecek. Düğün ve nikahlar ise en fazla 1 saat içerisinde tamamlanacak. Ardahan‘da da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında düğünlere yönelik bazı kararlar alındı.


    İl genelinde artan vakaların engellenmesine yönelik İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi, Vali Vekili Cem Gümrükçü başkanlığında toplandı. Toplantının ardından valilikten yapılan açıklamada, İçişleri Bakanlığının 2 Eylül tarihli “Kovid-19 Ek Tedbirler” konulu yazısına istinaden sokak/köy düğünü, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinliklere müsaade edilmemesine, nikah merasimi şeklinde yapılabilecek düğünler ile nikahların en fazla 1 saat süre içerisinde tamamlanmasının sağlanmasının kararlaştırıldığı belirtildi.


    Nikah merasimi şeklinde düğün veya nikah yapılacak düğün salonlarında, sandalye/koltuk düzeninin fiziki mesafe koşullarına uygun şekilde oluşturulması istenen açıklamada, “Nikah merasimi şeklinde yapılacak düğünler ile nikahlarda oyun oynanması/dans edilmesine ve toplu yemek verilmesi de dahil olmak üzere her türlü yiyecek-içecek servisi/ikramı yapılmasına hiçbir şekilde müsaade edilmemesine, gelinle damadın birinci ve ikinci derece yakını olmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 15 yaş altı çocukların düğünlere ve nikah törenlerine katılması yasaklandı. Nikah merasimi şeklinde yapılacak düğün veya nikah törenlerine en az bir kamu görevlisinin görevlendirilmesinin sağlanarak denetim faaliyetlerine ağırlık verilmesine, tedbirlere uymayanlarla ilgili işlem yapılmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.” ifadelerine yer verildi. 


    CORONAVİRÜS DENETİMLERİ YAPILDI..


    İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen genelgeye göre, ülke genelinde kapsamlı yeni tip coronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında Ardahan’da denetim gerçekleştirildi. Coronavirüs ile mücadele programı kapsamında, bakkal, market, pastane, çay ocakları, kahveneler ve ticari taksiler denetlendi. Esnaf ve vatandaşlara, maske, mesafe ve hijyen konularında bilgilendirme ve uyarılarda bulunuldu.


    ARDAHAN’DA BİR KÖY DAHA


    CORONA KARANTİNASINDA!


    arşiv haber 02/09/2020 haber ve yorumlar


    Türkiye’de 2 Eylül günü koronavirüs nedeniyle 45 kişi hayatını kaybedip, 1596 yeni vaka tespit edildiğinin açıklandığı gün Ardahan’da bir köy daha karantinaya alındı. Alınan bilgilere göre başta belediyeler olmak üzere yerel kurumların mücadelede başarılı olduklarını belirtmeye devam ettiği ancak her geçen gün vaka sayısının arttığı Korona Virüsü dolaysıyla Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Börk köyü de karantinaya alınan köyler arasına alındığı bildirildi.


    Türkiye’de Covit-19 Virüsü dolaysıyla bugüne kadar toplam vefat sayısı 6 bin 462’ye yükseldiği, Vaka sayısının ise 1596 artarak 273 bin 301 olduğu açıklandığı gün Korona vakalarının artışa geçtiği Ardahan’da bir köy daha karantinaya alındı.


    Alınan bilgilere göre  Ardahan’ın Hanak ilçesinde bir köy, yeni tip korona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.


    Börk köyünde Covid-19 vakası tespit edilmesi üzerine yapılan incelemede, hastayla temaslı bazı kişilerin bulunduğu belirlendi. Bunun üzerine köyde, İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla, salgının engellenmesi, vatandaşların sağlığının korunması amacıyla 14 gün karantina uygulaması başlatıldı. Köyün giriş çıkışları jandarma tarafından kontrol altına alınırken, sağlık ekipleri ise köyde filyasyon çalışması başlattı. 



    Börk Köyü


    Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bu köyde bugün Ahıska Türkleri yaşamaktadır. Daha önce Ermenilerin yaşadığı köyde eski kilise ve mezarlar vardır. Mezarlar Ermenilerin taş işçiliğini göz önüne sermektedir. Bazı hayvan figürlü mezarlar Kültür Müdürlüğü tarafından köyden alınmıştır.

    AHISKA KIPÇAK TÜRKLERİ kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır. Geleneklerine sahiptirler.Akrabalık bağları güçlüdür.


    Daha çok hayvancılık ve tarıma dayalı yemek kültürü vardır. En önemӀi yemekӀeri; hinkal, yaprak hinkal, çırığta, luğum, bişi, kaz kavurması, hapacur, gevrek, cadi, gagala vb. hamur işleridir. Geleneklerine sahiptirler. Ardahan iline 44 km, Hanak ilçesine 16 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.865 metredir. Köyün yakınında 2.305 metre yüksekliğindeki Mağlise Dağı bulunur.

    Köyün iklimi, karasal iklim etki alanı içerisindedir.Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır; ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



    81 İLDE ORGANİZASYONLAR YENİDEN KISITLANDI


    Başkan Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine “Kovid-19 Tedbirleri” konulu ek genelge gönderdi. Genelge ile 14 ilde izin verilmeyen sokak/köy düğünü, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinlikler cumadan itibaren ülke genelinde uygulanacak. Ayrıca ülke genelinde düğünlerin nasıl yapılacağı da genelge ile belirlendi.



    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, daha önce valiliklere gönderilen genelgelerle, salgının kalabalık ortamlardaki yayılım hızı göz önünde bulundurularak düğün (gelin alma, kına dahil), nişan, sünnet düğünü gibi etkinliklerin tüm illerde mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, köy veya sokaklarda yapılan bu etkinliklerin aynı gün içinde kalacak şekilde saat sınırlamalarının il/ilçe hıfzıssıhha kurullarınca belirlenmesi istendi.


    Ardahan Başhekimi de


    Koronaya Yakalandı!..


    arşiv haber 30/08’020 tarihli haberler/yorum


    Birilerinin pandemi döneminde kendilerinin en başarılı kurum olduğunu ısmarlama haberlerle yaptırdığı şu günlerde ülke genelinde olduğu gibi Ardahan’da da yeniden artışa geçen ve Ardahan’ın Göle İlçesine bağlı Çayırbaşı (Hokkam) köyünün de karantinaya alındığı Covit-19 Vakalarını devam ettiği şu günlerde Ardahan’da bir süre Başhekimlik yapan doktor ve eşi de Koronaya yakalandı. Hastanede Covit-19 Virüsüne yakalananlarla dolu..



    Bir dönem Ardahan Devlet Hastanesi Başhekimliği yapan Doktor Birand S. Taneri vE kendisi gibi doktor olan eşinin Covit-19’a yakalandığı öğrenilirken aynı hastanede Adnan Gülaçar başta olmak üzere birçok Korona virüsüne yakalanan hastanın da bulunduğu bilgisi alındı.


    Son bir hafta içinde 5 doktorun Covit_19 virüsü dolaysıyla hayatını kayıp ettiği ‘sesimiz Duyan Var mı?’ sloganı ile duyuran doktorlardan olan ve endisine ait sanal sayfasında Koronaya yakalandıklarını belirten Ardahan Devlet Hastanesi eski Başhekim, aşağıda ki mesajı yayınlarken aynı virüse yakalanan Adnan Gülaçar’da sevenlerinden dua beklediğini belirtti.Öte yandan geçtiğimiz gün hayata göz yuman Ardahanlı Binali Yıldırım’da Covit-19 virüsü dolaysıyla hayata göz yumduğu, eşinide rahatsız olduğu alınan bilgiler arasında oldu.


    Covit-19’a yakalanan eski Başhekim Dr. Taneri’nin açıklaması şöyle;


    Maalesef eşim’le beraber tedbirlere azami riayet etmemize rağmen Covid 19’a yakalandık. Birkaç gündür devam eden yüksek ateş, kuru öksürük, kas-eklem ağrıları gibi şiddetli şikayetlerim olması nedeniyle her ne kadar hastaneleri, Acil servisi lüzumsuz meşgul etmek istemesek de bir günde dört mesai arkadaşımızın üst üste görev şehidi olması uyarı oldu belki de…


    Afyon’dan değerli büyüğümüz, aile dostumuz enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof.Dr. Hakan Leblebicioğlu’na muayenemiz neticesinde SARS-CoV-2 ön tanısı ile tahlil verdik. Eşimle beraber test sonucumuz pozitif çıktı. Miniklerimizin sadece burun akıntısı var ; iyi gibiler 



    Kronik hastalıklarım, Ailevi Akdeniz Ateşi ve takipte H.T sonucu, hastalık ve ilaçlar etkisiyle BFT değerlerim bir miktar bozuldu; ağır şekliyle geçiriyorum. Mevcut tablomuzun ağırlaşmayacağına inanmak istiyorum. Tüm dünyayı etkileyen bu illet virus neyazikki ailemi pençesi altına aldı.


    Mart ortasından beri Corona hakkında büyüklere, hastalarıma, eş dost ve yakınlara hep moral vermeye çalıştım. Yine sizlerden istirhamım bu günlerin geride kalacağı umudunu asla kaybetmeyelim.


    Sağlık risklerimden dolayı resmi izin kullandığım şu günlerde, sıkı tedbirlere rağmen hasta olmamız ise tam bir paradoks. Yoğun çalışan eşim haricinde izindeyken korona hastalarına, yakınlarına yardımcı olabilmek için sık temasım oldu, hekimlik yaşam biçimimiz olmuş. Cephede şehit olmak isteyen neferin yaşlılığında hasta yatağında konforlu ama hüzünlü ölümü bekleme duygu durumundayım. Bari arkadaşlarımı yalnız bırakmasaydım.


    Lütfen #saglikbakanligi önerilerini dikkate alalım.

    “Virüs bana bulaşmaz” demeyelim. Aslında bize sunulan en önemli nimetin sıhhat olduğunu asla unutmayalım. Rabb’im tüm hastalarımıza özellikle yoğun bakımda, entube olanlara acil şifalar versin.


    Şükür bu günümüze; inancımız ve tevekkülümüz tam. Hakkınızı helâl edin. Dualarınızı esirgemeyin.

    (Acil Tıp) Uzm.Dr. Birand TANERİ

    (Pediatrist) Uzm.Dr. Buket TANERİ



    *Hemşehrimiz Gülaçar’ın


    Ardahan Devlet Hastanesinde Yayınladığı Mesajda şöyle;


    Merhaba Dostlar!

    Her türlü sevgi tekrara bayılır.

    Esirgemeyin.

    Çünkü tekrarlar zamana kafa tutar.

    Zamana kafa tutun. Bende zamana kafa tutmaya çalışıyorum. Acil şifalarınızı bekliyorum. Selam saygı ve sevgiyle sağlıcakla kalın.



    ÇÖL SICAKLARI..


    Hala ısrarla gripal bir olay olduğunu ve ölü sayıcılığının artık bir kenara bırakılarak, sanal ortamdan çıkıp gerçek sosyal hayata dönmemizin gerektiğini belirtmeye devam ettiğim şu günlerde okullar yeniden açılıyor ama alt yapısı olmadığı bakan tarafından bizzat açıklanan uzaktan eğitimle..


    Ve burada okulların açılıp, açılmayacağının tartışıldığı şu günlerde asıl derdin eğitim değil, özelleştirilen eğitim sahasında yer alan özel okul ve üniversiteleri kurtarma operasyonu olduğu ve açıldı denilip kayıtlar, paralar alındıktan sonra yeniden kapatılacak denen okullarda, eğitim hala sanalda kalacak gibi..

    Evet, bir kış hastalığı olan pandemi diğer adıyla Corona korkusunun devam ettiği, insanların maskelendirildiği şu günlerde gribin ilacı olan sıcakların adeta çöl sıcağı gibi artarak devam edeceği haberlerini alıyoruz.

    Çünkü gribe iyi gelen sıcaklığın Pandemiyide yakacağına inandığım havaların daha da ısınacağı ve bu sıcakların çöl sıcağı kadar etkili olacağını belirten haberler diğer asıl sıcaklığın ise Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanacağını da belirtmekteler son dakika haberlerini ard arda atan haber ajansları..




    Öte yandan Fetonun unutulduğu ya da unutturulduğu okyanus ötesinde bulunan Amerika’da seçim gündeminin yanında asıl derdi uçak satmak olan Fransa’nın ve tank üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında ilk sıralarda bulunan Almanya’nın da aralarında bulunduğu Avrupa’nın da bu sıcaklığı arttırmak için adeta ateşe benzinle müdahale etmeleri artan sıcaklığın hararetinin daha da yakıcı hale geleceğini haber veriyor. 

    Yani MSB’nin sanal ortamda hazırladığı kliple göz dağı verdiği düşman denen komşular ve bizlerin asıl derdin Fransa’nın satmak istediği 28 uçak için başta Ege’de yakmak istediği ateşe dikkat etmezken..

    Ve bu ateşin ilk kıvılcımı uzun süredir sessiz olan iç sorun ve çatışmaları yeniden hatırlatan ve İran-Ağrı sınırında yaşanan ve iki Askerin şehit olması ile hissediyoruz.

    Diğer adıyla çöl sıcakları olan doğal değişimin yanında insanlar ve ülkeler arasında yaşanan değişimlerin bedelinin ağır olduğunu gerek pandemi sürecinde gerekse adı, “Arap Baharı” denen süreçten bu yana görüp izliyoruz. Yani her değişimin altında eli olan insan oğlunun elinin yandığı, canının acıdığı sıcaklar 98. Yıl dönümünü kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramın da ve sonrasında da devam edecek gibi..​.



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


    HASTA VE HASTANE VAR


    AMA DOKTOR YOK!


    arşiv haber 15/12/2019 tarhi haber/yorum


    Bir tırnağı kanayanın önce sağlık ocaklarına, ardından hastaneler sonra da kilo metrelerce uzaklıktaki çevre illerde ki hastanelere sevk edildiği Ardahan’da 2. Hastane düzeyinde yeni bir sağlık ocağı yapılırken doktor yokluğu devam ediyor. Hükumetin şehir hastanelerini “sağlıkta dönüşümün ikinci ayağı” olarak nitelendirdiği muhalefetin sağlıkta çıkmaz bir yol olduğunu öne sürdüğü şu günlerde Ardahan’da da doktor sıkıntısı yaşanıyor.


    6 Hekimli yeni bir Aile Sağlık Merkezinin tamamlanıp, teslim edilmek üzere olunan Ardahan’da yıllardır yaşanan doktorsuzluk 2019 yılının bitmek üzere olduğu şu günlerde de devam ediyor.


    Görevinden istifa etmesine rağmen öğlen yemeğini hastanede yemeye devam ettiği ileri sürülen KBB Uzmanı doktorun hekim eşinin de görevi bırakmasını beklediği Ardahan Devlet Hastanesinde Genel Cerrah, Çocuk ve Kadın Doktorunun ve Enfeksiyon Uzmanının olmadığı öğrenildi. Öte yandan aynı hastanede bulunan kantinin hasta ve hasta yakınlarının ihtiyacı olan gıda maddelerini faiş fiyata sattığı da ileri sürüldü.



    2. Hastane Ekolünde


    Yeni Sağlık Ocağı Açılmaya Hazırlanıyor..


     


    Müteahhit Cumali Kara’nın yönetim Kurulu Başkanlığı Hedkar inşaatın yapımını üstlendiği 


     ve 6 Hekimli yeni 6 Hekimli Aile Sağlığı Merkezi inşaatı bitme noktasına geldi.HASTA VE HASTANE VAR AMA DOKTOR YOK!


    Aynı zaman da Halk Sağlığı Laboratuvarı ile Toplum Sağlığı Merkezini de bünyesinde barındıracak olan Kongre Caddesi üzerinde ki yeni Sağlık Ocağı mevcut hastane gibi doktorsuz kalmazsa Ardahan Devlet Hastanesinin yanı sıra Ardahan’a komşu Şavşat’ta ki hastane ve sağlık ocaklarının yükünü de alacak.


    11.000.000 TL.’ye mal olan yeni sağlık ocağında 2 adet Röntgen , 1 adet Mamografi . 6 Hekimlik Poliklinik Odası , Diyestisyen , Biyokimya Laboratuvarı , Su Kimyası Lab., Mikrobiliyoji Lab vb. laboratuvarlar ile Toplantı Salonu, Yemekhane bulunduğu öğrenildi.


    Öte yandan doktor sıkıntısı konusuna kendisne ulaştığımız Ardahan İl Sağlık Müdürü Erkan Özdemir yaptığı açıkşlama da, şu an geçici doktorlarla baktığımız hastanemizde ileri sürüldüğü gibi doktor sıkıntısının yaşanmadığını ve var olan doktor sıkıntısının da önümüzde ki günlerde yapılacak olan yeni atamalar ile çözüleceğini belirtti.



    Hastaneye 100 çekimlik


    Beyin Tomografisi Getirildi!


    *Arşiv Haber 21/03/2019 Tarihli Haber


    Ardahan Devlet Hastanesinin günlük 100 çekimlik Beyin Tomografisi kuruldu. Kurulan Beyin Tomografisi 3 saniye bir adet, tüm çekimi 30 saniyede tamamlıyor. Bilgisayarlı Tomografi cihazı ve Optik Koherans Göz Tomografisi cihazının gelmesiyle başka illere hasta sevklerinin yapılmayacak. Ardahan Milletvekili, Ardahan Valisinin katılımı ile hizmete giren yeni Beyin Tomografisi Ardahan’ın yanı sıra çevre ileren gelen hastalara da hizmet verecek.


    **Vali Masatlı 64 Köyü Gezdi..


    Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, merkeze bağlı 7 köyü daha ziyaret ederek, göreve atandığından bu yana merkeze bağlı 62 köyde ziyaretlerini tamamladı.


    Vali Mustafa Masatlı, köy ziyaretleri kapsamında il merkezine bağlı Bağdeşen, Yalnızçam Hasköy, Yalnızçam, Uzunova, Çetinsu, Kazlıköy ve Açıkyazı köylerini ziyaret etti.


    İl merkezine bağlı 62 köyü tek tek gezerek, ziyaretlerini tamamlayana Vali, ziyaret ettiği köylerde vatandaşlarımızla buluştu, köylerin sorunlarını dinledi, notlar aldı ve ilgili kurum müdürlerine talimatlar verdi.


    Köylerin tamamını kısa sürede ziyaret edip, vatandaşlarla buluşmaktan mutluluk duyduğunu aktaran Vali Masatlı, köylerin ve vatandaşların sorunlarını ve isteklerini yerinde dinlemek amacıyla, göreve geldiği günden itibaren ziyaretlerde bulunduğunu, bu ziyaretlerin ve halkla buluşmaların, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde ki yeni yönetim anlayışının bir gereği olduğunu söyledi.


    24 Haziran’da halkın yeni yönetim anlayışına onay verdiğini ve Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ki yeni yönetim anlayışıyla ülkemizin 2023 hedeflerine kararlı adımlarla yürüdüğüne işaret eden Vali, gittiği köylerde vatandaşlarımıza yönelik şu sözleri dile getirdi: “Değerli vatandaşlarım, öncelikle belirteyim, sizlere, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını getirdim. Tabi, sizlerin de bildiği gibi ülkemizde, 24 Haziran’da bir yönetim değişikliği oldu. Bizim geleneklerimize, yönetim anlayışımıza uygun bir sistem anlayışı yerleşti. Ana temasında insan olan bu sistemin başında da Cumhurbaşkanımız var” dedi.



    Türkiye’nin her alanda büyüyün bir ülke olduğunu dile getiren Vali, “Bu ülkede 82 milyon insan tek yürektir. Birimize bir şey olursa bu 82 milyon insan üzülür. Hepimiz bir arada olursak, bir anlam ifade ederiz. Bu bölgenin insanı saf insandır, kahraman insandır. Bu doğallığımızı bozmak isteyen her türlü fitnenin karşısında dimdik ayakta duracağız. Bizler bin yıldır bu coğrafyada beraber yaşıyoruz. Kimimiz Kafkasya’dan, kimimiz Orta Doğu’dan, kimimiz Orta Asya’dan geldi. En az bin yıldır, etle tırnak gibi insanlarımız bir arada yaşamış, sevinçleri de, üzüntüleri de bir arada paylaşmış. Zaman içerisinde bizim ecdadımız, hem bu coğrafyada büyümüş, hem de bütün insanlara umut olmuştur. Önceki gün, 104’ncü yılını kutladığımız ve Şehitlerimizi andığımız Çanakkale Zaferi, bu ülkede bir ibret tablosudur. Bir Türkiye tablosudur. O Çanakkale’de bir millet küllerinden doğdu. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Tatar’ı, Ahıska Türkü, Terekemesi, hatta Müslüman olmadığı halde çarpışan Rum var Ermeni vatandaşlarımız var. İşte o insanlar bu ülkeyi birlikte kurdular” diye konuştu.


    Türkiye’nin güçlenmesini hazmedemeyen dış güçlerin, ülkemiz üzerinde sürekli olarak oyunlar oynadığını, milletimizi bölmek için siyasi ve ekonomik darbeler yapmaya kalkıştığını anlatan Vali, “Türkiye ne zaman güçleniyorsa başına bir takım sıkıntılar geliyor. Bir takım sıkıntılar çıkarıyorlar. Cumhuriyetten sonra Demokrat partiyle birlikte, ilk defa halkımız bu kadar refaha kavuştu. İnsanlar artık özgür olarak yaşamaya başladılar. Sonra birilerinin direktifiyle bu ülkede darbe oldu. Yönetimi alaşağı ettiler. Sevilmiş Başbakan ve Bakanlarını haksız yere astılar. Bu sürecin ardından Türkiye toparlandı. 1968 yıllarında Türkiye yeniden kalkınma sürecine girdi. İnsanlar daha iyi yaşamaya başladı. Bu büyümenin ardından da Rumlar Kıbrıs’ta soydaşlarımızı katletmeye başladı. Yine bir savaşa girdik. O dönem müttefiklerimiz, Kıbrıs harekâtı sırasında bize uçak lastikleri bile satmadı. Sonrasında kardeş kavgaları başladı.


    Sağ-sol kavgaları bu ülkeyi çok geri götürdü. Beraberinde Alevi-Sünni kavgaları çıkardılar, insanlarımızı ayrıştırmaya çalıştılar. Bunlar hep bizim büyümemizin önüne konulan engellerdi, tekrarları da oldu. 1984 yılına gelindiğinde ise Türkiye’de bir PKK terör örgütü ortaya çıktı. Binlerce insanımızı katlettiler. Şehitler verdik, gazilerimiz oldu. Özellikle bu coğrafya hedef seçilmişti. Çünkü bu coğrafya insanı saftır, cesurdur, merttir doğaldır. Sizler yurdumun güzel insanlarısınız. Bin yıldır burada bu sınır boylarında işgalcilere direnmiş, mücadele etmişsiniz, bir karış toprağınızı vermemişsiniz. Bu coğrafyanın iyi niyetini, düşüncesini sömürmek istediler. Doymadılar, daha sonra FETÖ terör örgütünü başımıza bela ettiler. Şimdi onu kullanıyorlar. Yine, 28 Şubat’ı yaptırdılar, bu dindar insanların çocuklarına eziyet ettiler, sürekli olarak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalıştırdılar. Sonra Gezi olayları, 17-25 Aralık olayları ve ardından 15 Temmuz oldu. Bu memleketin güzel insanlarının Peygamber ocağı dediği yerden haninler çıkıp, milletimize bomba yağdırdılar. Şuanda dünyada PKK, DEAŞ, FETÖ ve küresel güçler işbirliği içerisinde. Bunları himaye eden de bazı ülkeler var. Bakın bugün sınırımızda her türlü pisliğin yer alacağı bir terör devleti kurmaya çalışıyorlardı Suriye tarafında. Çok şükür Devletimiz bu yapıyı yerle bir etti ve mücadelesini de kararlı bir şekilde sürdürüyor.


    Değerli vatandaşlarımız, bugün ne yazık ki bu güzel insanlarımızın iyi niyeti, kötü düşünceleri insanlar tarafından suiistimal ediliyor. Başta terör örgütü olmak üzere onların siyasi uzantıları ve onlarla ortaklık yapan siyasi gruplar, bu insanımızın iyi niyetini kullanmaya çalışıyor. Buna dikkat edelim. Bununla ilgili bizim hiçbir toleransımız olamaz. Devlete başkaldıran, Devlete isyan eden ve bunlarla ortaklık yapanlar, bu milletin içinde barınamaz. Bizler bu topraklarda ebedi yaşayacağız. Bizim vatandaşlarımız, Devletimizin bu zenginliğine, büyüklüğüne, güçlülüğüne zarar verecek, buna isyan edecek, bunu baltalayacak hiçbir akımın, görüşün, düşüncenin yanında yer almayacak.



    Türkiye, ekonomisiyle, sanayisiyle, tarımıyla, altyapısıyla, savunma sanayisiyle, hastaneleriyle, eğitimiyle çok gelişti. Türkiye’nin artık hedefleri var. 2023 hedefleri doğrultusunda kararlı bir ilerleyişi var. Milli gelirimiz üç kat arttı. Dünyanın 17’ncü büyük ekonomisi haline geldik. Türkiye’de artık yardım almayan, devletimizin ulaşamadığı hiçbir insan kalmadı. Yardıma ihtiyacı olan her vatandaşımız için devletimiz imkânlarını seferber ediyor. Çünkü bizim insanımız her şeyin en iyisini hak ediyor. Eskiden 22 bin insana bir doktor düşüyordu. Bugün Ardahan’da bin kişiye bir uzman, bir pratisyen doktor düşüyor. Hastanelerimiz artık donanımlı, her türlü sağlık ihtiyacımız karşılanıyor. Yollarımızın standardı yükseldi. 24 saat süren yolculuklar artık hava yolu ile 2 saatte gidiliyor. Eğitim alanında keza öyle. Artık ülkemizde eğitim almayan kalmıyor. Sınıflarımız bugün Ardahan’da 13-14 kişilik ve öğretmen açığımız dahi yok. Pansiyonlarımız, çok amaçlı tesislerimiz, spor alanlarımız, kütüphanelerimiz bu milletin hizmetine sunulmuş durumda. Yine tarımda da görülmemiş teşvik ve destekler söz konusudur. Önceki hafta Tarım Bakanımız, dün de Çevre ve Şehircilik Bakanımız ilimizdeydi. İlimizin geleceğini etkileyecek, tarımda, hayvancılıkta, şehirleşmede ve sosyal alanlar anlamında çok anlamlı projelerin müjdesini verdiler. Hep birlikte inşallah ilimizde huzur ve güven ortamında, daha güzel şartlarda yaşamak için çalışacağız” diye konuştu.


    Köylerin sorunlarına ilişkin de konuşan Vali Mustafa Masatlı, “Sıkıntılarımız, eksiklerimiz, sorunlarımız olabilir. Ama bunların hiç birisi çözülemeyecek sorunlar değil. Devlet olarak köylerimizin öncelikli sorunlarını çözüp, daha yaşanabilir bir hale getirmeye gayret ediyoruz. Bugün talepleri dinledik. İlgili müdürlerimiz notlarını aldı, yapılması elzem olan konularda hızlı hareket edeceğiz” dedi.


    **HDP’lerlerin Oyları İl Başkanının Elinde mi ki?


    Bugün kü yazımın konusu İstanbul’un batı yakasının gündemini başarıyla tutan Damga Gazetesi ile ülkemin Kuzey Doğu’sunun gündemini tutan bizlerin başında olduğu yerel gazeteler 23 Şubat, Doğu Anadolu ve Ardahan Haber gazetelerinin başarılı gazeteciliği olacaktı.


    Çünkü bu gazetelerin yaptığı haberle, attığı manşetler ve ele aldığı yorumlar başta yaklaşan yerel seçimler olmak üzere gündemi en iyi şekilde tutan ve manşet, haber ve yorumları ile gündeme taşıdıkları konularda yanılma payı yok denecek az ve gerçek..


    İstanbul’un batı yakasının gündemini tutan ve günlük yazılarımın da yayınlandığı Damga Gazetesinin başarılı gazetecilik örneği ile o bölgenin gündemi tutmaya çalışırken benim de kadrosu içinde olduğu ülkemin kuzey sınırında ki gazetelerin yaptığı haber, ele aldığı yorumlara baktığımızda gazeteciliğin nasıl yapıldığını da görmek mümkün.


    Ali Tarakçı ile Mehmet Mert’in başında olduğu Damga Gazetesi ekibi ve yazarların yanında benim ve Özkan Karakaya’nın başında olduğu gazetelerimizin gazetecilik yaparak ülkenin olduğu gibi yerelin gündemini başarı ile ortaya koyup, arşivlediği şu günlerde seçime giden partilerde yaşananları da gözler önüne serilmekte.


    Evet, bugünkü yazımızın değişmesine neden olan asıl konuya gelelim ve iktidar ve yandaş havuz medyası tarafından her ne kadar yok sayılırsa da bu ülke de 3. parti konumunda bulunan HDP’ye yani bugünkü başlığımıza konusuna gelelim..


    Geri aynı iktidar ve yandaşlarının bugünkü MHP gibi ülkeyi sosyal ve ekonomik olarak bir hayli rahatlatan ve HDP’nin baş rol oynadığı Barış Sürecinde baş taşı ettiklerini de unutmadığımız da belirtmeden geçmeyelim.


    Neyse dedik ya konumuza, bugünkü köşe yazımıza gelelim…


    İstanbul başta olmak üzere bir çok yerde aday göstermeyeceğini ilan eden HDP’nin Ardahan İl Başkanlığını dün ziyaret ettiğimiz de ve çaylarımız içerken yaptığımız sohbette bu ülke de birilerinin seçmenin oylarını kendi ellerinden olduğunu sandığın gördüm.


    Çünkü CHP İl Örgütü ile HDP İl Örgütünün haberinin olmadığını anladığım bir görüşmede HDP’lilerin oylarının CHP adayına pazarlandığı ve bu yönde anlaşma yapıldığını his ettim.


    Çünkü HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un anasının köylüsü olduğunu söylediği ve dediği CHP Ardahan Belediye Başkan Adayı Faruk Demir ile gizlice görüşüp, partisinden bi haber, kendi başına  HDP olarak Ardahan’da aday çıkarmama kararı aldığını öğreniyorduk.


    Ve bu kararı kendi başına alan HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un CP Adayı Faruk Demir ile yaptığı sözleşmenin olaydan habersiz olan CHP Ardahan İl Örgütünce  kabul görmeyince bozulma noktasına geldiğini de anlıyorduk.


    Çünkü HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un sızlamalarına baktığımız da CHP Ardahan Beleidye Başkan Adayının verdiği sözlerin CHP tarafından tutulmadığı ve bu nedenle Koç’un ‘Günah bende gitti’diyerek, dayım diye kamuoyuna pompaladığı CHP Adayı ile yaptığı sözleşmeyi Göle üzerinden bozmaya çalıştığını da anlamıyor değildik..


    Yani, HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un kendisinin HDP’den İl Genel Meclis Üyesi hesapları yaparken, HDP tabanı ve seçmenin tanımadığı 3 kişiyi CHP’den Belediye Meclis Üyesi yapılmasını istediğinin belirttiği CHP’li Ardahan Belediye Başkan Adayı Faruk Demir’den birde CHP’nin Göle’de aday göstermemesini istediği ama bunlar olmayınca biz gazeteciler aracılığı ile ‘CHP Göle’de ki adayını çekmez ise biz de Ardahan’da en güçlü adayı göstereceğiz’ diyerek CHP Belediye Başkanı ile yaptığı anlaşmanın yerine gelmediğini ima ederek, CHP’ye mesaj göndermeye çalıştığını görüyor, anlıyor öğreniyorduk..


    Yani, HDP’li seçmenin namus denen oylarının gizli pazarlıklarla satışa geldiğini de anladığımız bu görüşme ve her iki partinin haberi olmadan ve her iki partinin seçmeninin olayı sağından, solundan, ucundan duymaya başladığı bu gizli pazarlığın tutmadığını da anlamak mümkündü HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un biz gazetecilerle yaptığı görüşmede anladığımız..


    Sohbetin haber olacağını anlayıp, ‘Ya arkadaşlar biz sadece sohbet ediyoruz, sakın haber yapma yasanız‘ diyerek açıklamalarının gizli bir pazarlık olduğunu da teyit eden HDP Ardahan İl Başkanı Ergün Koç’un biz gazetecilere yaptığı açıklamalarda HDP’li seçmenin oylarının elinde olduğunu sandığını da görürken bunun hiçte öyle olmadığını 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde hep birlikte göreceğiz.


    Çünkü HDP’nin olduğu gibi tüm partilerin seçmenin kimin ne olduğunu, hangi gizli pazarlıklar içinde olduğunu çok iyi bildiğini ve en önemlisi oylarının birilerinin elinde olmadığını bir kez daha göstereceği seçimlere doğru giderken bunları çokta takmadığını da biliyoruz.

  • Ağzı/Dili Olan Mezar!



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Jeneratör Dumanı İtfaiyeyi Alarma Geçirdi! 


     Ardahan Merkez camisinin bulunduğu alanda cadde üzerindeki bir veteriner jeneratörle enerji sağlamaya çalışınca ortalığı duman aldı. Çıkan dumanı görenlerin itfaiyeyi aramasına neden olan jeneratörün dumanından çevrede bulunan dükkanlar ve insanlarda etkilendi. İtfaiyenin olay yerine gelmesiyle anlaşılan mazotlu jeneratörün neden denendiği anlaşılmazken aynı saatlerde enerji kesintisinin olmaması da dikkatlerden kaçmadı.



    ÜLKEDE KAÇ BÜYÜK ŞEHİR VAR?..


    Büyükşehir adı altında bir araya getirilip bir vilayette birçok Belediye Başkanı olmasına rağmen devamlı bir Belediye Başkanından söz edilen ülkede, “Kaç Büyükşehir Belediyesi var?” diye sorulsa, ilk gelen cevap olarak bir, bilemediniz üç dört şehir akla gelir.


    Bunların birincisi İstanbul, ikincisi Ankara, Adana vb.. Halbuki ülkede birçok şehir Büyükşehir statüsündedir. Ama ne hikmetse akla ilk gelen ilkler arasında yoklar. Büyük şehirlerden sonra bütün şehirler projesinin raflarda bekletildiği ülkede onca Büyükşehir olmasına rağmen niye bir kaçı gündeme geliyor diye baktığımızda ise karşımıza yine demokrasi çıkıyor.


    Yani bir çoğu tek adam korkusu yaşarken öne çıkan geriye kalan bazılarıda partilerinin demokrasiye bakış açısıyla rahatça hareket mi ediyor diye mi?

    Çünkü gündemde olanların yanında geriye kalanların gözlerin hepsinin bir yere bakıyor. Ve bu çerçevede ‘Acaba şu projeyi yapsam, etsem ne olur, ne der?’ şeklinde sorular dolayısıyla yapmak istediklerini yapamadığı için, demokrasi anlayışı ile dünyaya bakan taraf daha çok gündeme gelir…

    Ya da nasıl olsa biri var. Onun arkasına sığınıp “Salla başını al maaşını” zihniyetiyle maaşımı alayım işime bakayım. Kısaca bana necilikten dolayı ülkedeki diğer büyükşehir belediye başkanları en azından büyükşehir olmayan Tunceli (Dersim) Belediye Başkanı kadar akla gelmez, gündeme dahi gelmezler?!

    Halbuki; Konya, Adapazarı, Kocaeli, Trabzon, Samsun, Ordu ve daha nice büyükşehir belediye başkanları var, hem de iktidarın başkanları …

    Havuz medyası denen ve başını A haberin çektiği medya ve basına bile haber olamazlar. İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana gibi büyükşehir başkanlarını gölgeleyen gündem dışı bırakan bir plan, proje ve çalışma yapmazlar ve çoğu kendilerine yakın olan basının, medyanın gündemine bile giremezler bu başkanlar?

    Yoksa başta, Başkan Erdoğan olmak üzere acaba ‘üstlerimiz ne der?’ düşüncesi ve tereddüdü mü bunları engeller, yoksa beceriksizlikleri mi, kendilerini gündem dışı bırakır da başkalarını yani İstanbul, Ankara gibilerinin gündemde kalmasını sağlar?!.

    Bilmem ama bu ülkede bildiğim kadarıyla 30 büyükşehir belediye başkanı var. Çoğu da iktidar partisinin başkanlarıdır. Ve başında bulundukları şehirler dahil olmak adlarını bile birçok kişi bilmez.

    Gerisi ve yazımın ne anlatmak istediğini anlaması gereken siz okurlarıma kalsın..




    Ha unutmadan ülkede kaç büyükşehir var diye baktığımızda çoğu iktidarın olmak üzere 30 büyükşehir belediyesi ve başkanı var olduğunu görmekteyiz.

     Bazıları da kayyumlu ve iktidar bürokratlarınca yönetilen şehirlerin o listesi; Adana – Adana Büyükşehir Belediyesi, Ankara – Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya – Antalya Büyükşehir Belediyesi, Aydın – Aydın Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir – Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Bursa – Bursa Büyükşehir Belediyesi, Denizli – Denizli Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır  Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Erzurum – Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir – Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep – Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Hatay – Hatay Büyükşehir Belediyesi, İstanbul – İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir – İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kayseri – Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli – Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Konya – Konya Büyükşehir Belediyesi, Malatya – Malatya Büyükşehir Belediyesi, Manisa – Manisa Büyükşehir Belediyesi, Mardin – Mardin Büyükşehir Belediyesi, Mersin – Mersin Büyükşehir Belediyesi, Muğla – Muğla Büyükşehir Belediyesi, Ordu – Ordu Büyükşehir Belediyesi, Sakarya – Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Samsun – Samsun Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa – Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Tekirdağ – Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Trabzon – Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Van – Van Büyükşehir Belediyesi



    Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.phpSırrı Gümüş Mezarını Yaptı


    arşiv haber 15/11/2015 tarhli haber


    Ardahan Küçük Sanayi Sitesi’ndeki atölyesinde mermer mezar işi yapan Sırrı Gümüş, ustalığını kendisi için de konuşturarak, ölmeden mezar taşı sahibi olanlar arasına girdi.


    Üzerine Türk bayrağı ve kendi fotoğrafını işlediği, bir tek ölüm tarihi kısmını kendinden sonraya bıraktığı mezar taşını atölyesinin önünde sergileyen Gümüş,  yaptığı açıklamada, yıllar içinde binlerce ölen için mezar ve mezar taşı yaptığını belirterek, bir gün herkes gibi kendisinin de buna ihtiyaç duyacağına işaret etti. 


    Mezar taşının farklı ve özel olmasını istediğini ve bu nedenle kimseye bırakmayarak kendi el işçiliğiyle hazırlamak istediğini dile getiren Gümüş, “Bir gün ölüm beni de bulacak sonuçta. Bu nedenle çocuğuma vasiyet ettim, ‘ben ölünce benim yaptığım mezar taşını kullanın’ diye. Başkalarına bırakmadan kendi isteğime göre bir mezar taşı yaptım. Biraz da bana özel olsun diye özenerek yaptım. Allah ne takdir etmiş ise o olacak. Bugüne kadar binlerce mezar taşı yaptım ve bir tanesi de bana nasip olsun istedim. Kendi emeğimden olsun istedim. Sonuçta bir gün bana da mezar yapılacak. Bu nedenle kimseye bırakmadan, dünyadan göçmeden hazırlığımı yaptım” ifadelerini kullandı.


    -“Bize nasipse vasiyetini yapacağız”


    Mezar ustası Gümüş’ün oğlu Barış Gümüş de kendisi için mezar taşı yapma işinin babasının kararı olduğunu ve saygı duyduğunu ifade ederek, “Babam öyle istedi. Bizzat kendisi yaptı, mezar taşını. Mermerin işçiliği ona ait. Yaptığı mezar taşı diğerlerine göre biraz daha farklı, kendisine özel oldu. Allah nasip ettiyse biz de babamızın vasiyetini yapacağız” dedi. 

                 www.kuzeyanadolugazetesi.com

  • AK PARTİ ESKİ KADIN KOLLARI BAŞKANI KANSERE YENİLDİ!..



    MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



    Vali Hüseyin Öner ve eşi Zehra Mine Öner, şehit ailesi ziyaretinde bulundu..


    Ardahan Valisi Hüseyin Öner, eşi Zehra Mine Öner ile birlikte Ardahan’da ilk ziyaretini bugün şehadet yıl dönümü olan Şehit Gökhan Özdemir‘in Çamlıçatak köyünde ki ailesine yaptı.


    Ziyaretinde, Şehit Gökhan Özdemir’in anne ve babasıyla yakından ilgilenen Vali Öner ve eşi Zehra Mine Öner, aileyle bir süre sohbet ederek, acılarını paylaştı.


    Vali Öner, Devlet olarak her zaman için Şehit ailelerinin yanında olduklarını belirterek, “Ardahan’da ilk ziyaretimizi, bugün aynı zamanda şahadet yıl dönümü olan Şehidimiz Gökhan Özdemir’in ailesine yaptık. Bu millet için, bu devlet için canlarını feda eden Şehidimiz Gökhan Özdemir ve tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Şehitlerimizin aziz emanet ve hatıraları bizim için her zaman önceliklidir. Allah Şehitlerimizin ailesine başka keder vermesin. Bizler, Devlet olarak Şehit ailelerimizin, Gazilerimizin ve Gazi ailelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz, onların derdiyle dertlenip, sevinçleriyle mutlu olacağız” dedi. 



    İLÇE KONGRSİNİ İL BAŞKANI DEĞİL


    GENEL BAŞKANI KAMUOYUNA DUYURDU!


    Gelecek Partisi Genel Mwrkezi ve Ardahan İl Örgütü ilk kongresini Ardahan’da gerçekleştirdi.


    Konu hakkında bir açıklama yapan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ‘teşkilatlanma çalışmaları kapsamında, atanan il başkanı sayısının 59’a, ilçe başkanı sayısının 237’ye yükseldiğini dile getirerek, “Geçen hafta ‘ışık doğudan yükselir’ diyerek Ardahan’da ilçe kongrelerimizi başlattığımız müjdesini vermiştim. Bu hafta Batman ve Konya’da yapılan kongrelerle kongrelerini yapan ilçe sayımız 11’e ulaştı. Batman ilimiz ise il kongresi yapabilecek yasal zemine kavuştu. Önümüzdeki hafta başta İstanbul, Bartın ve Şanlıurfa olmak üzere ilçe kongrelerimize devam edeceğiz.” bilgisini paylaşırkenbu açıklamayı yapması gereken Gelecek Partisi Ardahan İl ve İlçe Örgütünde ne bir açıklama nede kongreye davet yapılmaması dikkatlerden kaçmadı.



    Cumartesi, Pazartesi..


    Solcuların ‘Dinciler’ dediği, Dinci denilerin ise ‘Muhafazakâr kesim’ dediği seçmenin büyük bölümünün sağ düşünceli oldukları ve sucunda çok büyük zorluk olmazsa sol görüşlülere oy vermeyecekleri, vermediklerini bilen olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile alınan Fatih Sultan Mehmet portesi hakkında ki düşüncelerimi soran okuruma verdiğim cevap aynen şöyle;

     ‘-Evet, müzesi olmayan, sınırları içinde çıkan, bulunan, yakalanan tarihi eserlerinin başka illerde sergilendiği bir memleketli olarak ülkemin sınırları dışında bulunan eserlerinin toplanması ve ülkeye getirilmesinden yanayım. Ve CHP’li Belediyenin bu tabloyu alması kadar normal bir şey olsa da bunun muhafazakâr kesime bir gol olarak yorumlanması veya oy devşirmesi olarak algılanmaması gerekir.. 

    Çünkü istese de zaten onların dinci dediği ama iktidarın muhafazakâr oy deposu olarak gördüğü kesim ‘İmam oğlu iyi ettin, Allah senden razı olsun’ deyip sola, hele hele CHP’ye oy vermesini beklemeyin’ dedim.

    Evet, Cumartesi’yi Pazartesi’ne bağlayan günlerin en çok tartışılan bu konunun yine bana göre çok abartıldığı ama başta iktidarın torilleri olarak bilinenlerce sanki gol yemişler, güreş minderinde sırt üstü düşmüşler misali yaşananı kabul etmeyip, olayı Tİ’ye almaları da bu tartışma kadar saçma ve abartılı bir durumdan öte bir şey değil..

    Çünkü bu ülkede ‘Dağda değil, saha da siyaset yapın’ dediklerini sahada hapislere atan, seslerini kısan zihniyetin ‘Devlet içinde devlet olmaz’ deyip, devletin birer belediyesi olan bir kentin Belediyesinin kendisinden önce davranıp, doğruyu yapması bile saçma hatta vatan hainliği bir durum olmaya başladığı gün geçtikçe daha da net bir durum halini alıyor..

    Ailesi ile birlikte Covit-19’a yakalanan Tunceli Belediye Başkanını arayıp, geçmiş olsun demeyi bile kendisine zulh gören bir anlayışın iktidarının Kültür Bakanının da çıkıp, ‘İyi ettiniz, biz akıl edemedik ama belediyeniz almış, teşekkür ederim’ demeyi düşünmediği aynı ülke de pos bıyıkları altında ‘muhafazakâr kesime gol attım’ dememesi gerekir bu çok ama çok basit bir o kadarda normal ve olması gereken tablo alımı..

    Ha bur arada cumartesi günü ele alamadığım yazımda bahsetmeyi düşündüğüm ise bu ülkede sadece İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeler mi var ki sadece ikisi en çok tartışılan, hatta iktidarın ve Başkan Erdoğan’ın gerilmesine neden olurlar..

    Bilmem ama iktidarın da o kadar büyükşehir belediyeninden ses çıkmazken bu iki belediyenin yani İBB ve Ankara’nın tartışılması da alınan tablo kadar değerli demek..



    Ha unutmadan tablosu ardından yeniden ve çokça tartışılan İstanbul’u fetheden ve bir çağı açıp diğerini kapatan Fatih Sultan Mehmet Türk ve dünya tarihinin en iyi komutanlarından biri olarak gösterilse de kardeş katlinde acımasızlıkta sınır tanımayan padişahlardan biriydi. Hakimiyetin bölünmezliğini temin, devleti tehlikelerden korumak ve iktidarını güçlendirmek düşüncesiyle, kardeş katline sıcak bakan Fatih henüz kundaktaki 6 aylık kardeşi Şehzade Ahmed’i 1451’de Edirne’deki sarayının hamamında boğdurtarak öldürtmüştür. Daha sonraları halkın büyük tepkisini çeken Fatih, cinayeti işleyen celladı Evranoszade Ali’yi idam ettirerek tepkileri dağıtmıştır. Son olarak Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı tarihinde Fatih Kannunamesiyle kardeş katlini yasallaştıran ilk padişah olmuştur. Kaynak: https://www.mynet.com


     




    KANSERDE BİRİNCİ OLDUK!


    arşiv haber 21/06/2019n tarhli haber/yorum


    Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafınca yürütülen toplum tabanlı Serviks Kanseri tarama programı çalışmaları ardından Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü ortaya koyduğu performansla Türkiye 1. oldu.



    Halk dilinde adı Rahim Kanseri olan hastalığın tespiti ve alınacak önlemlerin anlatılması yönünde yapılan çalışma ardından bir çok kenti geride bırakan bir çalışma performansı ortaya koyan Ardahan İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Halk Sağlık Müdürlüğü Ardahan İl genelinde bulunan kadınlar arasında yapılan Rahim Kanseri araştırmasında en çok kadını araştıran, inceleyen kurum oldu. Yapılan araştırmada Ardahanlı kadınlara Rahim Kanseri konusunda bilgiler verildiği öğrenildi.


    Rahim ağzı kanseri kadınlar arasında en sık görülen 2. kanser türü olup, kansere % 98 oranında HPV (İnsan Papilloma Virüsü) neden olmaktadır.  Her 100 kadından en az 2’sinin hayatının bir döneminde rahim ağzı kanseri yakalandığı bilinmektedir. Bununla birlikte rahim ağzı kanserinekarşı alınan önlemlerle ile kadınların hayatları boyunca kanserle karşılaşmama oranı çok yüksektir.


    Rahim ağzı kanseri daha çok gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. Her yıl dünyada 500 bin yeni rahim ağzı kanseri tanısı konulmaktadır. Genellikle 50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri,meme kanserinin önüne geçmektedir.



    **Direniş ve Dayanmak..


    Bugünkü yazımda pazar günü yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri öncesi yaşananları uzun uzun anlatmak yerine bir topluluğun, bir ferdin yani insanın yaşadığı sıkıntılar karşında ortaya koyması gereken direnişten, dayanıklıktan bahsetmek istiyorum.


    Öncelikle etten, kemikten oluşan insanın, aklın verdiği yönlendirme ile gerek hava koşulları, gerekse fiziki baskılara karşı direnmesi, dayanmasının yoluna bir bakalım.


    Yani, aslında diğer adı olan psikolojik baskıların getirisi, götürüsü ile bir hayli yorulan vücudun eğilmeden dik durabileceğini anlatmaya çalışalım.


    Çünkü elinde bulundurduğu iktidar gücü ve yanında tuttuğu basın ve medya kanalıyla rakiplere, muhaliflere, karşı görüşlere durmaksızın baskı yapan bir anlayışın altında dik durmaya çalışan, sorunlar karşısında dayanarak direnen bir kişi ve onunla birlikte direnişte,olan bir toplum var şu an.


    Adı İmamoğlu’da olsa o kişi aslında her kişinin gerek siyasette, gerek ticarette, hatta sevdada aynı baskı ile karşı karşıya kaldığı şu dünya yaşamında bu baskının panzehir olan direniş ve dayanmayı da unutmamak gerekir.


    İnsanın adının, demokrasi, insani ilişki, aşk, sevda yada başka bir şey koyduğu tüm iyi niyetine rağmen aldığı darbe karşısında sarsılsa da, kırılsa da, üzülse de bu baskıyı ve saldırıyı en ucuz şekilde atlatmanın yolu olan direnme ve dayanma silahını kullanmayı akla getirmeli..


    Aksine teslim olanlar oldukça zorla, despotlukla, bin bir mana ile kazanmak, teslim almak isteyenlerin dediği olmaya devam eder.


    Bu nedenle direnme ve dayanma cephanesini sık sık doldurmak için psikoloji denen ilacı bolca alıp, ona göre adım atmak gerekir.


    Yani İmamoğlu gibi ‘TV’lere çıkmayacağım’ diyerek teslim bayrağını çekmektense yada her hangi birimizin yaşadığı olumsuz bir durum karşısında yelkenleri indirip, içimize kapanmaktansa, ya alan değiştirip, yeni bir psikolojik katkı ile karşı saldırıya geçmeliyiz yada ‘sen ettin, ben üzüldüm’ hissine kapılıp,  karşıya sezdirmeden direnme ve dayanmalıyız.


    Şu pazara kaç gün kaldıysa bugünlerde yaşanan da aynı durumdur..


    Evet aşağıda ki şiirin anlattığı gibi yaşamın diğer bir adı olan direnmek karşı tarafa verilecek olan en büyük cezadır..


    Ben anlatamadıysam Taki Örs’ün şiir anlatsın derim..


     


    Direnmek Yaşamaktır


     


    Yaşamı soysuzlar bürümüş 


    Dört bir yandan,


    İçim, dışım kan ağlar.


    Direnmezsen, yaşamak kolay iş değil


    Ağla gözlerim ağla.


     


    Döktüğün yaşlar 


    Kan oluncaya kadar ağla; 


    Ama dimdik kalmalısın


    Bir başına kalsan dahi


    Koca insan deryasında.


    İnsan olmanın onuru,


    Yüceliğiyle kalmalısın; 


    İnadına insan kalmalısın.


     


    Gün ışığında kahpece pusularda 


    Vurulsa da insanlık


    Vurulsa da onur


    Vurulsa da özgürlük


    Vurulsa da barış


    Koparılıp alınsa da yaşamın dalından; 


    Sen insan kalmaya yeminli,


    Onurlu olmaya sevdalı,


    Tepeden tırnağa insan olana aşık,


    Güzel yarınlara vurgunsun bir kere.


    Yüreğin daralıp kan ağlasa da


    Göz pınarlarından oluk oluk kan aksa da


    Bir başına ağla kuytuluklarda.


     


    Bozuk para gibi harcasalar da 


    Sevgiyi, insanlığı


    Sevindirme namussuzu, şerefsizi, haini


    Sevindirme kan emici keneleri


    Sevindirme ezenleri, sömürenleri


    Sevindirme insan sıfatındaki zalimleri


     


    Besle içindeki sevgiyi, aşkı, sevdayı


    Besle büyüt, sevgiyle, inatla


    İçinde ki saf -temiz insan gibi insanı,


    Besle büyüt ana sevgisinde tadında


     


    Teslim olmak yakışmaz sana; 


    Bilesin ki eninde sonunda


    Er ya da geç,


    Zafer sevginin, insanlığın olacak


    Sevgi, insanlık filizlenecek yarınlarda.


     


    Yürü hep daha ileriye, inatla


    Yürü zalimlerin üstüne, üstüne


    Sen ölümcülsün, göremesen de


    Direnmek yaşamaktır


    Diren, direnebildiğince


    Bilesin ki yaşam ölümsüzdür,


    Ölümsüz olacak; 


    Bir de onurlu direnenler.

  • Damalı Genç Kız'ı Kanser Aldı!..

    Kolon Kanseri Ardahan'ı Teslim Aldı..


    Kolon Kanseri Ardahan’ı Teslim Aldı..


    Son yıllarda sıkça görülen Kolon hastalığı Ardahanlı bir aileyi teslim almış durumda.

    Ardahan Merkezde de Kolon hastalığına yakalananların sayısında bir hayli artışın olduğu şu günlerde İstanbul Üskidar’da yaşayan bir aile bu hastalık dolaysıyla her gün bir can kayıp ediyor.


    Üsküdar’da iki çocuğu kolon kanseri olan baba, maddi yetersizliklerden dolayı çocuklarının tedavisi için gerekli olan ilaçları karşılayamadığı belirterek yetkililerden yardım istedi.


    İstanbul Üsküdar’da Yavuztürk Mahallesi’nde oturan ve kolon kanseri nedeniyle eşini kaybeden 3 çocuk babası Cebrail Morkoç, aynı hastalığa yakalanan 24 yaşındaki oğlu Caner ve 20 yaşındaki kızı Gülsüm Morkoç’un tedavileri için gerekli olan ilaçları maddi imkansızlıklardan karşılayamıyor. 2 EVLADIM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE ERİYOR Morkoç Ben bundan önce eşimi kaybettim. 3 çocuğum var. Şu anda kızımda da aynı sıkıntı var. Oğlumun durumu daha kritik. Bu dosya Sağlık Bakanlığı’na gitti. Ben devlet büyüklerinin bunu görmesini ve değerlendirmesini istiyorum. Yardımlarını bekliyorum dedi. HABER Gamze ŞİMŞEK / İstanbul DHA



    **Çıldırlı Profun hayatını da aldı..


    Ardahanlı bir aileyide teslim alan kanserin bir diğer verisyonundan yine Ardahanlı bir olan Çıldır Eski Beyrahatun köylü, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof.Dr.CENGİZ AKBULAK´ı hayattan etti. 45 yaşında vefat eden Merhumun Canezesi Köyü EskiBeyrahatun’a getirlerek toprağa verildi.



    Gazetelerin Kanlı 3. Sayfası..


     


    Ülkenin sınır kenti, Kafkaslara komşu kentinden aynı gün içinde iki intihar haberini yaptıktan, tıklanıp, içeriği okunmadan ya yalandan beğenenilmeden yada başlığa bakıp kendince yorumlar yapılan ve okunupta, ‘falanda Fakir Yılmaz’ı okuyor, sitesini takip ediyor’ demesinler diye beğeni ya da yorum yapmadan geçilen haberlerimin linklerini paylaşıp, okurlarıma duyurduktan sonra , başta bir çok Ardahanlı hemşehrimin de yaşadığı ve Ardahanlı olan Belediye Başkanının yönettiği İstanbul Esenyurt’ta olmak üzere bir çok intihar ve cinayet haberleri akıyordu, bilgisayarımın sağ at köşesinde gelen son dakika haberleri ile..


    34 yıldır her gün ülke ve dünya gündemi ile ilgili köşe yazarlığı da yapan bir gazeteci olarak sık sık yaptığımız ve en çok okunan ama ‘neden’ denilmeyen haberleri başında gelen intihar haberlerini yaparken biz gazetecilerin hazırlayıp, çıkardığı gazetelerin 3. sayfalarının neden Ortadoğu gibi kanlı olduğu da aklıma geldi.


    Ortadoğu deyince de insanların yaşamına, dünyaya yön veren siyasetin ne durumda olduğuna bakmak için bu kez de son dakika haberlerinin siyasi haberler kısmına bir göz attım.


    İlk bakışta gördüğüm başta dışişleri  bakanının, ‘S-400’ler ve İran, Suriye konusunda aramızın limoni olduğu dolarcı ABD’ye yönelik olarak; ‘Münbiç’te tehdit devam ederse  bizde Doğu Fırat’a gireriz’ şeklinde yorumunu görünce , siyasison dakika haberlerinin de ,  3. sayfa cinayet haberlerine benzer şekilde,  kan gölüne çeviren, sonrasında da çatışma veya savaş getiren bir çok tehditlerle dolu haberler olduğunu üzülerek ve endişe ile gözlemledim . 


    Ve insanların özel hayatlarında olduğu gibi kentler arasında, ülkeler hatta AY gibi uzayda bulunan varlıklar için hep bir kavga ve birbirini anlamaz durumda olduğunu düşünerek yeniden biz gazetecilerin haberi ile dolu, kanlı 3. sayfalı gazete sayfalarını hatırlayıp, bugünkü yazımın ana konusunda çok uzaklaşmadan bunun nedenini kendimiz ile, size, her sabah gidipte bir gazete bayisinde günlük bir gazete almaktan aciz olan bizlere sorduğum soruyu yeniden sormayı hatırladım.


    Evet, gerçekten okuduğumuz yada gördüğümüz 


    de göz attığımız gazetelerin 3. sayfaları neden hep intihar, cinayet haberleri ile dolar?


    Ve bu haberlerin başını neden erkeklerin intihar da, kadınların ise cinayet haberlerinde adeta yarıştığı dikkatinizi çekti mi bilmem…


    Öncelikle asıl gazeteci olan, intihar ettiği için gazeteciliği bana bırakan kardeşimin sırrı, nedeni hala çözülememiş olan intiharlara bakalım diyerek son iki intihar haberimin nedenini ve intihar etmeye, ettirmeye gelinen noktayı araştırıp, uzun uzun düşündüm..


    Düşünmekle yetinmeyip, bu konuyu yazmaktan boğulmak üzere olan gırtlağımı, sıkışan kalbimi rahatlatmak için yazıyı bilgisayarda bırakıp, kendimi dışarı atıp yandaki kahvehanede bir çay içmeye gittim..


    Sonrasında yazımı 3. sayfaları kanlı olan gazetelere yetiştirmek için geri döndüğümde eğitimde, hizmette, sağlıkta, ekonomide, 3 gümrük kapısı olmasına karşın, kırmızı et deposu olmasına rağmen yapılan bir araştırmada 81 vilayet arasında sonlarda olan yoksul, kendisi küçük, cürümü büyük denen memleketim Ardahan’ın intihar vakalarında ilk sıralarda olduğunu öğreniyor, daha da şaşırıyordum.


    Ve burayı biraz da hızlıca geçip, bu kez de cinayetlere kurban giden ve gazetelerin 3. sayfalarını dolduran kadın cinayetlerinin nedenini kendimce az, çok araştırma cabası içine girdim..


    Gerçi aynı kadınların aynı gazetelerin 1. sayfalarını da kendileri ile aynı cins olan yarı çıplak yada erotik giyimli, kadınlarca süslediğini de bilen bir gazeteci olarak açık yada erotik giyimli olmazsa da aynı güzellikte fotoğraflarla süslü ama cinayete kurban gitmiş bir çok kadın cinayeti haberine neyin neden olduğunu düşünüyor ve yazımı yazdığım sırada yanıma gelen kadınlara da bu soruyu sorup, cevabını arıyordum.


    Bir erkek arkadaşımızın ‘Abi erkekler de ölüyor ama haberleri dikkat çekmediği için sayfalarda yer bulmuyor ondandır’ diyerek gazetelerin 3. sayfalarını kana çeviren kadın cinayetlerinin çokluğuna kendince cevap verirken gelen, giden, konuşup, bu yönde soru sorduğum kadın ve kızlarında bir taraftan gülümseyerek, diğer taraftan da biz başta çapkınlık denen suçlamalarla erkekleri suçlayıp, yaşadıklarını hatırlarcasına benimde bir erkek olduğumu ima ederek yani biz erkeklere kızdıklarını ortaya koyan yüz hatlarını sertleştirerek ‘biz erkeklerin kadınlardan daha güçlü olması ve kadınları anlayamak istememelerinin bunun nedeni..’ diye kurulan cümleler ile aradığım cevabı bulmaya çalışıyordum.


     


    Peki yazımın sonuna gelmeme karşın hala cevabını bulamadığım intihar ve kadın cinayetlerinin nedeni nedir sizce?


     


    Benim cevabını bulmadığım ama hala cevabını merak ettiğim soruma, merakıma bir cevap verebilir misiniz?


    Ya da  birlikte düşünüp, cevabını arayalım intihar ve kadın cinayetlerinin nedenini.. 

  • KEKİK EKİP, KIZ ÖĞRENCİLERE BURS VERECEKLER!..

    Ardahan’da sebze, patates gibi organik tarım ürünlerinin yetiştirilmesi için harekete geçen İstanbul Göle Kadın Meclisi Derneği, Göle Köprülü Belediyesiyle ortak kekik tohumu ve Göle’de patates üretimi projesini hayata geçirecek.


    Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde çalışmaları başlatan Göle Kadın Meclisi Derneği, elde edilecek bütün gelirlerin tamamını kız öğrencilerin eğitim ve öğretimi için harcayacak.


    Göle Kadın Meclisi Dernek Başkanı Türkan Deli ve Başkan Yardımcısı Filiz Kılıç, Göle ovasının üretime dönüşmesi için bütün Gölelileri üretim yapmaya davet etti.


    AMACIMIZ ÜRETEN TOPLUMU YARATMAK


    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Göle Kadın Meclisi Dernek Başkanı Türkan Deli, “Asıl amacımız işsizlikten dolayı kahvehanelerde zaman geçiren erkekler ile işsizlikten dolayı gününü evde geçiren veya televizyon karşısında dizi izleyen kadınlarımızı alanlarda üretim sürecine katmaktır” dedi.


    Üretim konusundaki projelerini açıklayan Başkan Türkan Deli, “Son zamanlarda soğan ve patates önemli ürünler haline geldi. Bizim gübre ve ilaç görmemiş organik topraklarımız ile meralarımızın çoğu ekilip biçilmiyor. Biz Kadın Meclisi Derneği olarak Göle Köprülü Belediyesiyle ortak sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdik. Kekik tohumunu biz aldık. 5 dönüm tarlayı da Köprülü Belediye Başkanı Yücel Akkoç tahsis etti. Başkan ekecek, biçecek ve ürünü İstanbul’a kadar getirecek. Pazarlamasını da biz Kadın Meclisi yapacağız. İkinci olarak Göleli hemşerimiz Cihangir Karabacak, bizim bu projelerimizi duyduktan sonra ektiği 2 dönümlük tarlayı bize verdi. Sonbahar mahsulünü bize ücretsiz verecek, biz de eğitime harcayacağız. Asıl amacımız üretim konusunda bütün Göleli çiftçileri üreticileri yüreklendirmektir. Bu nedenle bu çıkışımızı bir girişim olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.


    KÖYLERDE SEMİNERLER VERİLECEK


    Bu yıl Göle Kaşar Festivali çerçevesinde köylere gidip seminerler vereceklerini ifade eden Türkan Deli, “Köylerde üretimin işsizliği ne kadar azaltacağı konusunda sunumlar yapacağız. Özellikle Kooperatiflerin kurulması için alt yapıyı bu sayede kurmuş olacağız. Tunceli örneğinde olduğu gibi hem halkı üretime katacağız, hem de eğitim için maddi anlamda alt yapı oluşturacağız. Tüm bu projelerin ortak paydası Göleli ve Ardahanlı kızların eğitimlerine katkı sağlamaktır. Biliyoruz ki bizim coğrafyada kadın olmanın, anne olmanın öğrenci olmanın koşulları zordur” diye konuştu.


    BELEDİYE BAŞKANINA TEŞEKKÜR


    “İstanbul Göle Kadın Meclisinin kendine görev ve sorumluluk yüklediği en temel konu, kız öğrencilerinin okumasını kolaylaştırmaktır ”diyen Başkan Deli, ”Bizim bu sosyal sorumluluk projelerimize katkı sunan, destek veren Köprülü Belediye Başkanı Yücel Akkoç’a ve Göleli esnaf Cihangir Karabacak’a şahsım, Göle Kadın Meclisi adına ve özelikle kız öğrencilerimiz adına şükran ve teşekkürlerimi sunuyorum.


    Yine Göle Kadın Meclisi Derneği olarak Göle Kaşar Festivaline katılarak, ‘Haççenin Hecesi’ tiyatro oyununu Göle’ye taşıyacağız. Yıllar sonra eski sinema salonunda geçmişe bir yolculuk yapılarak eğitimin, coğrafyamızın en büyük sermayesi olduğunu gözler önüne sereceğiz” şeklinde konuştu. 



    Millet Bahçeleri Yerine..


    İktidara geldiği ilk yıllar da başta Askeri lojmanlar olmak üzere kamuya ait onca masraflı lojmanları, ya boşaltacağını yada bu lojmanların bulundukları kurumlardan, piyasa fiyatlarından kira alacağını vaat edip, bugünkü başkanlık sistemiyle yok hükmünde bir duruma düşen milletvekillerinin lojmanlarını boşaltmaktan öteye gidemeyen mevcut hükumetin, son vaadi de Millet Bahçeleri yapmaktı..


    Başta İBB seçimleri gibi hala tartışılan, yeni hava alanına taşınan, uçaklarının boşalttığı Atatürk Havalimanının bulunduğu alan olmak üzere bir çok alanda oluşturulacağı belirtilen Millet Bahçelerinin de unutulduğu şu günlerde, yine İBB seçimi dolaysıyla yaz tatili için bulundukları yerleri terk edemeyen derneklerin memleketlerinde değil, İstanbul ve diğer batı kentlerinde betondan boş kalan alanlarda düzenledikleri pikniklerle bir kez daha gündeme gelen yeşil alanlardan yoksun ülkenin, yeşil yaylaları bol olan Ardahan’a baktığımızda ise ilginç bir durum karşımıza çıkıyor.


    Çünkü yeşil alan bulunmasında bir hayli zorlanan batı kentlerini betona boğan aynı zihniyet yeşil alan ve yaylaları bol Ardahan’da ki okuş bahçelerini de betonla doldurmakta.


    Kentin okumuşlarının bir çoğunun sıralarında geçtiği Ardahan Lisesi ile bir çok yoksul öğrencinin ilk eğitimlerini aldıkları Yatılı Bölge Okulunun bahçesini yeni okul ve yeni yatırım adı altında beton binalarla dolduran aynı zihniyet Ardahan’da olduğu gibi bir çok kentin merkezinde kalan ama boşaltılan askeri kışla, lojman ve alanı da adeta çürümeye terk etmiş, virane hale gelmesine göz yummuş gibi..


    Halbuki aynı hükumet bu alanları da belediye veya valiliklere verip başta millet bahçesi olmak adına vaatlerde bulunmamış mıydı?!


    Bilmem ama ülkenin birinci gündemi haline gelen ve başta hükümet yetkilileri olmak üzere muhalefet ve köylü vatandaş dahil, vatandaşın gözünün başka bir şey görmediği ülkem de değil Millet Bahçeleri, konuşacağı, çözeceği, başka bir sorun yokmuşcasına ekonomiyi de donduran betonlar gibi yavaşladığını da görüp, gözlemlemekteyiz.


    Halbuki başta Kıbrıs’ın yarısını alan ve Akdeniz’in doğalgazını satışa getiren Rum kesimi olmak üzere Rusya’nın S-400’lerini mana edip ambargo üzerine ambargo kararları alan ABD ve Iğdır Ovasının büyük bölümünü aldığı ileri sürülen İsrail’in ve mağaraların bombalandığı güneydeki sınırlarımızda ki sorunlar gibi bir çok iç, dış sorun da Millet Bahçeleri gibi ertelenmişe benzer bir hal alıp, bahçe değil,  poşanın sorunlarla dolu bohçası haline gelmiş durumda..

  • Köksoy ve Baydar Amcalarını Kayıp Ettiler..


    Tıkanma Noktası ve Kelebek Harekatı!.. 


    İnsan denen canlının yaşamı boyunca karşılaştığı onca olayın adına kader dediği ve yaşamı boyunca başına geleni bazen kabul ettiği bazen de isyan edip, patladığı anların yorucu bir o kadar da işkenceli bir hal olduğunu gazetelerin 3. sayfalarında yer alan haberlerden anlamak mümkün..


     İnsan gerek iş hayatında gerekse özel hayatında yaşadığı gelişmeler karşısında direnmeye çalışsa da kimi kalp yorgunluğuna dayanamaz, kimiyse bir anda beyazlayan saçı, sakalıyla ve sinirden, stresten dökülen dişleriyle ısırdığı dudaklarının kanadığını bile anlamaz. “Ben ne badireler atlattım nasılsa bunu da aşarım” diyerek kendisini teselli eder…


    Yani kendisini kandırdığını zannetse de çevresindekiler onun büyük bir sıkıntısı olduğunu fark eder. Ve o insanın bir hayalet gibi gezmesine, iş hayatından kopmasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına üzülürken ona yaşadığı durumun ne olduğunu sorma cesaretini kendisinde bulamaz.. 


    Zira konumuzun kahramanı olan o insanın yüz hatlarından yorgun olduğu kadar gergin olduğu da anlaşılır. Ama yaşanan durumdan onlarda tedirgin olurlar.. 


    Çünkü bir kelebek misali çaresiz duruma düşüp, kanat çırpanın kanatlarının yarattığı rüzgarın er yada geç kendilerini de önce üşüteceğini sonrada kaldırıp bir kenara atacağını hissederbilirler… 


    Buna “sadece bir insanın derdinden bana ne” düşüncesiyle duyarsız kalanlar, umursamaz tavırlar içinde olan kişiler de dahildir..


     Bu durumu en güzel anlatan ise her yaşanan olayda dillendirilen, “Kelebek Etkisi” başlıklı anlamlı meseledir…


    Peki nedir kelebek etkisi? 


    Kelebek etkisi denince herkesin aklına matematikçi, meteorolog ve aynı zamanda kaos teorisine çok büyük katkıları olan Amerika’lı Edward Norton Lorenz’in (23. 5.1916-17 Nisan 2008) verdiği analoji örneği gelir; Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de bir fırtınanın kopmasına neden olabilir..


              Daha sonra bu örneğin başka bir çok versiyonu karşımıza çıkmıştır. “Kelebek etkisi en basit tanımla bir sistemin başlangıç verilerinde küçük değişiklikler yapıldığında ön görülemez büyük sonuçların doğabilmesidir” der


    Kelebek etkisini tam olarak anlayabilmek için kaos teorisini de anlamak gerekir. Aralarındaki ilişkiyi bir analoji ile açıklayabiliriz;Kaos teorisini yan yana dizilmiş domino taşları olarak düşünürsek kelebek etkisi birinci taşa dokunulmasıdır. Kaos teorisi, sürprizlerin doğrusal olmayan ve ön görülemeyenlerin bilimidir. Doğal bilimlerin çoğu fiziksel ve kimyasal reaksiyonlar gibi tahmin edilebilecek  olaylarla uğraşırken kaos teorisi türbülans, hava durumu, borsa gibi önceden tahmin edilemeyen ve kontrol etmenin imkansız olduğu doğrusal olmayan olaylarla ilgilenir. Kaos teorisi fraktal geometri ile açıklanabilir. Çünkü temellerinde yatan mantık aynıdır..


     Evet… En son olarak Beka ile başlayıp önce Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğraması, ardından diğer muhaliflerin mesaj almaları için gazeteci meslektaşlarım özel olarak dövülmesi ve”Pençe operasyonu”adıyla Kandil’e kadar uzanan sonuca baktığımızda; Düşen domino taşının etkisiyle kelebek kanatlarının çırpındığını ve etkisinin CHP ‘nin Büyükçekmece’ de ki seçim çadırının  baskınına kadar gitmesinden de anlamak mümkün..


     Yani bir kişi bilemediniz iki ile başlayıp binleri hatta milyonları etkisi altına alan aynı durum özel hayat denen alanda da can alıcı tusinamilerin oluşmasıyla canlıların yani boğulmaya kadar gider.. 


    Peki, bir parmağa konan kelebeğin gerek o parmağın hareketi ile gerekse kelebeğin ürküp, kanat çırpması ile yaşanan, yaşanacak bu ve bu  gibi durumların aşılabilmesi için o zaman ne yapmak gerekir diye soracaklara cevap verecek olanların da o soruyu soranların yani hayat denen bu yolda anlatmaya çalıştıklarımızı sağından, solundan yaşayan kendileridir derim..

  • Ardahan'a KBRN Ünitesi..


    **Cemiyetçilik nasıl yapılır?


    Mevcut iktidarın İmam Hatip ve Kur’an Kursları üzerinde oluşturduğu daha sonra TUSİAD’a alternatif olarak MÜSİAD gibi kuruluşların oluşması ile Sivil Toplum Örgütlerinin değerini anlayıp, yöresel dernekler dahil bir çok cemiyetle hareket etmesi ile geldiği iktidarda 17 yılı geride bırakmanın keyfini yaşıyor.

    Tabi bu 17 yıl süresince içine girdiği şımarıklıkla başta Mahalle Komisyonları olmak üzere bir çok stk’yı da görmezden gelip, dışlamaya başlayınca başta İstanbul’da olmak üzere bir çok kentte seçimleri kazanamayıp, aldığı darbe ile morali bozuldu.

    Ve bugün yeniden toparlanma, yeniden Mahalle Komisyonları kurma hesapları içine girdi.

    Öte yanda başta CHP olmak üzere karşı grup iktidarın ötelediği, şımarıp görmek istemediği stk’lara, federasyonlara, derneklere sahip çıkmış, yanına çekerek başarısına başarı katmış ve başta Esenyurt’ta olmak üzere hemşehricilik üzerin de olmak üzere bir çok alanda kendine yol açmış ve seçimler de seçilmeyi başarmıştır.

    Peki bunlar olurken cemiyetçiler ne yapmışlar?

    Kimi kuruldukları gibi kalmış, kimi kaz, pilav pişirmeye devam etmiş kimi iste ‘Güçlü Bir lobi’ parolası ile kendinden vermiş ve toplumunun fertlerinin siyasette de var olması için çabalar ortaya koymuş, tüm engelleme ve paçalara yapışmalara rağmen ‘Varım, varız’ demeyi başarıp, başta siyasi partilere olmak üzere kendisini her alanda ortaya koymayı başarmış.

    Kim bunlar dediğimiz de başta zaman zaman çok kızdığımız hatta düşman ilan ettiğimiz ve adına ‘Yahudi Lobisi’, ‘Ermeni Cemiyetleri’ hatta ‘Gürcü Mafyası’ yada ‘Karadenizliler’ dediklerimiz aslına derkençilikle, federasyonculukla ve diğer adıyla lobicilikle yani cemiteycilikle bugün değil şehirlerini, kentlerini, kasabalarını ülkeyi, dünyayı yönetme noktasına gelmişlerdir.

    Peki bu durumu algılayan, anlayanlar mı çok anlamayanlar mı?

    Bilmem ama insanların bir birinden haberdar olası için sanal ortamlarda kurulan gruplarda bir durmayıp, hemen çıkanların çok akıllı sandıkları kendilerinin aslında o çok istenen lobicilikten uzak olanlardır.

    Yani dernekçliği, federasyonları, cemiyetleri anlamayıp, desteklemeyip, yetmez engelleyip iş yaptırmama çabası içinde olanların daha çok olduğu bir ülkenin Ermeni Lobisi karşısında yada Amerika dolarının altında ezilen taraf olduklarını anlamayanlardır cemiyetçiliğin nasıl yapıldığını, yapılacağını anlamayanlar..

    Şevk kırmakta, moral bozmakta bir bir olan bu grubun yerinde pinekleyen, ‘küçük olsun, benim olsun’ diyenlerden başkaları olmadığı bir gerçek olan bu süreçte cemiyetçilik yapmak isteyenlerin de teslim olmaması, direnmesi hatta mevcut iktidar dahil cemiyetçiliğin önemini kavraması için mücadeleye devam etmesi gerekir diye düşünüyorum.

    Evet, zor bir o kadar da stresli bir iş olan ama daha dün karşısına MÜSİAD’ı kurup, öteledikleri TUSİAD’ı kabul eden ve içine girdikleri ekonomik sıkıntıdan çıkmak için yardım isteyen Başkan Erdoğan’a dahil herkese güçlerini kabul ettirmek için mücadeleye devam etmeliler.

    Çünkü bu ülkenin olduğu gibi dünyanın bir gerçeği olan cemiyetçiliğin aslında bir örgütleme stili olduğu ve bu örgütlemenin bu ülkenin kurtuluşuna büyük destek veren önce çete sonrasında ordu olanlar gibi yılmadan mücadele vermesi gerekir ki cemiyetçiliğin nasıl bir güç olduğunu ortaya koymalıdır.

    Bunu yaparken de her işte olduğu gibi cemiyetçilikte de işin hiç kolay olmadığı, çeper dibinde fesatlık yapanlar dahil bir çok engelin olduğunu ve asıl işlerinin bu fesatları ve fesatlıkları aşıp, topluma kendisini kabul ettirmek gerekir..

    Onun içinde cemiyetçiliğin nasıl yapılacağını ortaya koymak için mücadeleye devam etmek gerekir..

    Bende onu yapıyorum, yapacağım.. Sizde onu yapın yapanlara destek olun derim..

  • ARDAHAN HABERLERİ.. Havası En Temiz İli; Ardahan, Esenyurt ise çok kötü!

    ARDAFED Ardahan'ı Bir Kez Daha Tanıtacak..Uluslararası Katılımlı Türk Toraks Derneği 22. Yıllık Kongresi’nde konuşan Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Aykaç, Türkiye’deki hava kirliliğine yönelik çok önemli açıklamalarda bulundu. Aykaç, hava kirliliğinin anne karnından başlayarak insan yaşamını ciddi anlamda tehdit ettiğini belirterek, bir an önce alınması gereken önlemleri anlattı. Aykaç ayrıca, İstanbul’un hava kirliliği bakımından en kritik yerlerinde ölçüm yapılmadığını da sözlerine ekledi. Türk Toraks Derneği’nin Türkiye’nin hava kirliliği raporuna dair paylaştığı verilerde ise Türkiye’de havası en temiz ilin hangisi olduğu açıklandı.


    Toplantıda değinilen en kritik konular iklim değişikliği ve hava kirliliği tehlikesi oldu. Basın toplantısında konuşan Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Aykaç, yapılan ölçümlerde DSÖ’nün ölçümlerine göre havası temiz olan tek şehrin Ardahan olduğunu açıkladı. İşte Akyaç’ın açıklamaları:


    “Temiz hava solumanın önemli bir insan hakkı olduğunu düşünüyoruz ve ‘Sağlıklı nefes, sağlıklı dünya’ bu seneki kongredeki sloganımızdı. Biliyoruz ki, her sabah kötü bir havaya uyanıyoruz. Hava kirliliği ne yapıyor? Aslında gebelikten başlayarak, anne sağlığından başlayarak, anne karnındaki çocuktan başlayarak etkiliyor. Düşük kilolu bebekler, otizmli bebekler, akciğerleri gelişmemiş bebekler doğuyor ve ölü doğumlar artıyor. Ayrıca astım, enfeksiyonlar ve kanserlerle karşı karşıyayız. Bu çok ciddi bir sorun aslına bakarsanız. Bu sene bizim kongreye getirdiğimiz haritalarda Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre temiz hava olarak adlandırılan tek ilimiz Ardahan. Yani tüm illerde yaşayanlar kirli hava soluyarak uyanıyorlar sabahları. Bu önemli bir sorun, yeni belediye seçimleri oldu bu konuda sizlerin yardımınıza ihtiyacımız var; sağlıklı bir dünyada sağlıklı bir Türkiye’de doğsun çocuklar, daha sonrasında kanser olmasınlar, KOAH hastası, otizmli, Alzheimer hastası, tip-1, tip-2 diyabet olmasınlar diye”


    Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Aykaç, sozcu.com.tr’yeyaptığı açıklamalarda bazı bölgelerde yeterli ölçüm yapılmadığına değindi ve bir an önce hava kirliliği konusunun Türkiye’de gerekli öneme kavuşması gerektiğini vurguladı:


    Türkiye’nin yaklaşık yüzde 80’i fosil yakıtlardan enerjisini sağlıyor. Artık fosil yakıtlardan vazgeçmemiz, yenilenebilir enerjiyi baz almamız gerekiyor. Çünkü biliyoruz ki karbondioksit sera gazlarını artırıyor, hem hava kirliliğine ve olumsuz etkilere yol açıyor hem de iklim krizini tetikliyor.


    Şehirlerimizde daha çok yeşil alanlar yaratmalıyız, yüksek binalar yerine kentlerin nefes alabileceği düşük katlı binalar yapmalıyız, ekolojik dengeyi öne koyan temiz yakıt kullanımını artırmalıyız, yaşam koşullarını iyileştirmeli örneğin bisiklet kullanımını artıracak projeler yapmalıyız.



    Esenyurt, Göztepe gibi ilçeler


    hava kirliliği inanılmaz yoğun olduğu yerler


    Türkiye’de Çevre Bakanlığı’nın bir sitesi var ve 300’ün üzerinde istasyon var. Yaklaşık 211 istasyon çalışır durumda. Aslında geçen seneki temel sorun her 4 istasyondan birinin ölçüm yapmamasıydı. Yani bir yılın yüzde 75’in altında ölçüm yapılıyor. Mesela İstanbul’da 30 istasyon var ama bunlardan düzenli ölçüm yapan sadece 9 istasyon var. Esenyurt, Göztepe gibi ilçeler hava kirliliği inanılmaz yoğun olduğu yerler ama buralarda ölçüm yapılmıyor. En temiz alanlar ise Şile, ama burada ölçüm sorunu yok.


    DSÖ’nün verileri ile karşılaştırdığınız zaman Ardahan dışında temiz havaya sahip olan hiçbir ilimiz yok. Bursa’da, Muğla’da, Kahramanmaraş’ta ise ciddi anlamda kirlilik var.



    **AK Parti İl ve İlçe Bakanları İstifa Edecekler mi! 


    Fransa’nın Başkenti Paris’in her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen en ünlü yapılarından biri olan Notre Dame Katedrali’nde çıkan yangın kadar acıtan ve hala sonuçlanmayan son Mahalli Seçimlerinin tartışıldığı ülkemde asıl tartışılması gereken bir konuda istifa kültürüdür.


    İl Başkanı olduktan sonra sakal bırakıp, konuşmalarına cami imamlarının vaizlere başlamadan önce yaptıkları besmele ile söze başlayan AK Parti’nin seçilmiş değil, atanmış onca İl ve İlçe Başkanlarının hala tartışılan seçim sonuçlarında ki paylarının ne olduğu da konuşulan konuların başında gelmektedir. 


    Bu İl Başkanlarından olan AK Parti İzmir İl Başkanı ardından AK Parti Ardahan Merkez İlçe Başkanı Fırat Avşar’da 31 Mart seçim sonuçlarının tartışmalı hale gelmesine vesile olduklarını düşünüp, istifa eden İl ve İlçe Başkanlarının kervanına katılırken, siyaset’in S’si ile ilgilenmezken kim adını verdiyse beklenmedik bir anda kendini AK Parti Ardahan İl Başkanlığı koltuğunda bulan ve oturduğu koltukta daha önce oturan İl Başkanıdır..


    Aynı İl Başkanı kendisinden önce İl Başkanı olan, bu süre içinde 3 Milletvekili, İki Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanan ekibin başında olan AK Parti Ardahan eski İl Başkanı Veteriner Hekim Yunus Baydar’ın aday olduğu seçimlerini kayıp eden teşkilatın başındaki isimdir..


    Yani Ardahan Belediyesi seçimlerini büyük bir fark ile kayıp eden AK Parti Ardahan İl Başkanı Hakan Aydın ve diğer İl vede İlçe Başkanlarının istifa edip, etmeyecekleri de merak edilmektedir. 


    Asıl merak edilen diğer bir İl Başkanı da geçtiğimiz gün düzenlediği toplantı da 31 Mart akşamı seçimleri kazandığını ilan eden ancak kazanmadığı ortaya çıkan ve erkenden zaferini ilan ettiği için bir hayli zorda kalan AK Parti’nin İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırm’ın yanında otururken ‘İstifa edecek mi?’ sorusuyla karşılaşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak’ın konumu ve durumudur. 



    Kendisiyle bir kez görüştüğüm ve vatandaşla kendisinden çok militan yardımcılarını görüştüren ve girdiği toplantılarda ayrı havalarda olan bu isimin istifa edip, etmeyeceğini bekleyen kamuoyunun büyük bölümü bu İl Başkanının hala o koltukta olmasına da şaşırdığını görmekteyiz..


    Halbuki; AK Parti İzmir İl Başkanı ile AK Parti Ardahan Merkez İlçe Başkanının istifa etmeleri istifa kültürünün çok gelişmediği ülkemde en doğru kararlar olarak tarihe geçmiştir.


    Çünkü başarısız yada hatalı olduğu halde istifayı düşünmeyen onca idareci anlayışının yerleşik olduğu ülkemde, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini kayıp eden asıl kişilerin seçimleri kazanan Yavaş’ın yetkilerini aldırmaya kalkan Ankara İl Başkanı ve AK Parti kadroları olduğu alenen ortadadır. 


    İstanbul başta olmak üzere ülkenin 81 Vilayetinde, İlçe ve Beldelerinde ki tüm AK Parti Teşkilatlarının hemen hepsinin sonucu belli olan ama kabul edilmeyen ve seçimi Başkan Erdoğan’ın omuzları üzerinde kazanacaklarını sanmanın rahatlığı, kabadayılığı ve şımarıklığı ile sözde yönetmeye kalkmışlar ve beklenen sonucu alamamışlardır. 


    Ve en önemlisi kendi suçlarını, beceriksizliklerini ve Erdoğan’dan yedikleri,daha da yiyecekleri fırçaları ötelemek için YSK Hakimlerine sığınıp, ‘biz alamadık, siz alın’ demeye getirdikleri işin sonucunu kabul edip, hala istifa etmemek için ‘Az daha kalayım, bana İl, İlçe ve Belde Başkanı desinler’ yolunu seçmiştirler. 


    Halbuki adı geçenler veya adları kamuoyunda açıkça tartışılan AK Parti İl, İlçe ve Belde Başkanları Valiler ve Kaymakamlar kadar bile çalışmamış, elleri ceplerinde, bıraktıkları sakallarla, İl Başkanı oldukları partinin muhafazakar kesime hitap ettiğini hesaba katıp, normal hayatlarında çokta dillendirmedikleri kurnazlıklarla besmele ile açtıkları konuşmaları ile ‘Seçimi nasıl olsa Erdoğan ismi kazanır’ diye yan gelip yatmış ve seçimleri asıl kayıp edenler olmuşlardır. 


    Bu nedenle; Bugün ülkeyi hem içte hem de dışta gerip, kötü bir imaja sokan ve kabul edilmeyen seçim sonuçlarına sebep olanlar, AK Parti’nin ‘Memur’ gibi atanmış olan, siyasetin S’si ile alakası olmayan mevcut İl, İlçe ve Belde Başkanlarıdır. 


    Ve hepsi Erdoğan’ın kendilerini görevden almasını beklemeden istifa edip, kenara çekilmelidirler. 


    Bunu ilk yapacak olanda İstanbul ve Ardahan İl Başkanları ve AK Parti’ye asıl seçimi kayıp ettiren ve hemen istifa etmesi gereken diğer İl, İlçe ve Belde Başkanları, Teşkilatlardır…



     **Mazbatayı Verin Piyasa Rahatlasın.. 


     Damat, Ekonomi Bakanının dolar arayışına çıktığı Okyanus ötesinde Trump ile verdiği fotoğrafın etkisiyle yeniden yükselmeye başlayan ve bu fotoğrafla ateşi düşen dolar ile  diğer bir çok sıkıntının iyiden iyiye daralttığı iç piyasa ve dış ekonominin rahatlaması için birde mazbataya ihtiyaç var. 


    Oda İstanbul Büyükşehir Belediyesini kazanan alenen belli olan ama oyların durmadan sayılıp, bir türlü sayılamadığı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasıdır. 


    Evet, 31 Mart seçimleri biteli günler geçmesine rağmen bir türlü sonuçlanmayan İstanbul seçimlerini CHP Adayı Ekrem İmamoğlu kazanmış, diğer kazananlar ise mazbataları çeşitli bahaneler uydurulup, verilemeyen ve alakasız bir oy alan 2. seçilenlere verilenlere verilen HDP’nin kazanımlarını görmezden gelen anlayış artık sonucu kabul edip, yani başarısız kalan AK Parti İl, İlçe ve Belde Başkanlarının durumlarının da içinde olduğu gerçek gündeme dönmesi gerekir diye düşünmekteyim. 


    Haydi lütfen, ülkem ve İstanbul adına rica ediyorum.. 


    Verin şu mazbatayı, sizde bende, ülkemde rahatlasın..

  • Takdir Aldığı Gün Kaburgaları Kırdı!..

    Özverili çalışmaları ile Ardahan Vali tarafından takdir edip,“Başarı Belgesi” ile onurlandırdığı Başhekim Dr. Dr. Brand S. Taneri  kısa bir süre görevinde uzak kalması gerekirken, yinede görevinin yakından takip ettiği de alınan diğer bilgiler arasında oldu.


    Öte yandan Başhekim Dr. Dr. Brand S. Taneri ‘nin  başında olduğu Ardahan Devlet Hastanesi tarihinde bakanlık verimlilik yerinde değerlendirme puanı  rekor kırarak 90 üstü puanla tüm hastane çalışanları onurlandırıldı.



    Sol Düşüncenin Marketi Tanzim Satışlar..


    Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara çözüm bulmaktansa ya baskı politikası ile yada ciddiye alınmaya karşı çıkışlar ile müdahale dönemi başlatan Başkan Erdoğan bir zamanlar ret ettikleri, beğenmedikleri hatta ‘Milletti sıraya mahkum ettiler’ diyerek tepki gösterdiği sol düşüncenin yaratıcılıklarına sarılmaya başladı.

    Gerçi bugün MHP ile ortak olan aynı Erdoğan’ın bir adım daha ileriye gidip, iktidarı bir değil iki dönem daha elinde tutmak için HDP ile de ‘Negri negri’ türküsü söylemiş ama sonrasında bir çok insanın ağlamasına neden olan politikalar ortaya koymuştıu ya neyse..

    Evet bugün başta domates, salatada olmak üzere gıda ve diğer tüketim maddelerinde yaşanan olağanüstü artışın önüne geçmeye çalışan Başkan Erdoğan piyasalarda ki sıkıntının başını çekenin, demokraside ki daralma, tek başına iktidarın verdiği güç sarhoşluğu ve buzdolabına kaldırılan barış süreci dolaysıyla gerek sınır ötesi, gerekse sınır içinde yürütülen olağanüstü, güvenlik önlemlerini unutmuşa benziyor..

    Ve sanki yaşananlar keyiften yaşanıyormuş gibi suçlu arayıp, bu suçu da bakkal ve marketçilere atarak, sol düşüncenin ürünü olan ‘Gerekirse Tanzim Satış Açarız’ demesi üzerine babamın da bir dönem İl Genel Meclis Üyeliğinin yaptığı Ecevit’li CHP döneminde ki Tanzim Satışlar aklıma geldi.

    Bugün yerine beton Kızılay binasının yükseldiği alanda açık olan ve oğlu Tokat Valisi olma başarısını yakaladığı belediye çalışanı Osman amcayı orada tanıdığım Ardahan’da ki Tanzim Satış Mağazasını bana hatırlatan Başkan Erdoğan’ın bahsettiği ve ekonomideki yanlış gidişatı da ortaya koyan o açıklamasına neden olan Tanzim Satışların bugünkü sömürü düzeninin bir kordonu olan devasa marketler, avm’ler değil halkın olduğu aklıma geldi.

    Ve birlikte şu Tanzim Satış Mağazalarının tarihine bir bakalım dedim..

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında yüksek gıda fiyatlarına tepki göstererek, “Fiyatlar için gerekirse ayar çekeceğiz. Belediyelerimiz vasıtasıyla tanzim satış yapabiliriz.” açıklamasının ardından herkes nedir bu tanzim satış demeye başladı. İşte tanzim satış hakkında merak edilen tüm detaylar…


    TANZİM SATIŞ NEDİR?

    Tanzim kelime anlamıyla düzene koyma, yoluna koyma anlamı taşımaktadır. Tanzim satış ise satıcı fiyatlarının yükselmesini önlemek, bazı malların tüketiciye ulaşmasını sağlamak için belediye veya başka kamu kuruluşları tarafından yapılan satışa denir.


    TANZİM SATIŞ HALKIN YARARINADIR

    Tanzim etmek düzene koymayı veya düzen getirmeyi vurgular. Tanzim satmak ise kamu kurumlarının piyasaya müdahale şeklidir. Belediyeler ve halka hizmet amaçlı çalışan kamu kurumlarının halkın iyiliğine piyasaya ucuz ürün sunmasıdır.


    TANZİM SATIŞ TANSA İLE BAŞLADI


    Tanzim satış, Türkiye’de 1973 yılında kurulan Tansa ile başlamıştır. İzmir’de kurulan Tansa o yıllarda tüketicilere ucuz et ve kömür sağlamak hedefiyle yola çıkmıştı. Tansa, 1976 yılında “Tanzim Satışlar Müdürlüğü” çatısı altında ilk mağazasını açtı. 1986’ya gelindiğinde mağaza sayısı 12’ye ulaştı.


    TANSA-TANSAŞ-

    MİGROS 

    DÖNÜŞÜMÜ


    Yaşanan gelişmeler üzerine 15 Aralık 1986’da Tansaş İzmir Büyükşehir Belediyesi İç ve Dış Ticaret A.Ş. kuruldu. 

    Ve bugün bir çok develet malının özle geçmesine neden olan Özelleştirmenin başlamasıyla birlikte 1996 yılında belediyeye ait hisselerin yüzde 32,98’i halka açıldı. 1999 yılına gelindiğinde şirketin hisselerinin büyük bölümü Doğuş Grubuna geçti. 2002 yılında hizmet kalitesini yükseltmek isteyen Tansaş Macrocenter’ı kendi bünyesine kattı. 3 Ağustos 2006 yılında Tansaş ve Migros birleşti. Firma ticaret hayatına Migros adı altında devam ediyor.



    *Hazıra Almış Seçmen..


    -İstanbul’un kaç milletvekili var?

    -Kaçını tanıyorsunuz?

    -Peki ya Ankara, Bursa, İzmir’in milletvekili sayısı kaç?

    -Hangisi, hangi partide?

    Diye sorsanız memleketinde ki vekilini bile doğru dürüst tanımayan ve seçimden seçime sandığa gidip, vekil seçtiğini sanan seçmen bu sorularımıza cevap veremez..

    Çünkü seçimden seçime hatırlanan sayın seçmenin kendisini dikkate aldırmadığı bir seçmen ve seçim sisteminin olduğu ülkemde buna itiraz eden bir seçmen kitlesi de bulamazsınız?

    Yani; Yeni bir seçime kadar seçilmişlere, siyasilere demediğini bırakmayan bir seçmen tipi olan ülkem de hangimiz kalkıp ta akşama kadar başımızı kaldırmadığımız internet yoluyla da olsa tüm partilerin genel başkanlarına, genel merkezlerine nasıl bir vekil profilosu istediğimizi belirttik mi, önerdik mi?

    Belirtemeyiz.. 

    Çünkü ya ‘Bizi kim dinler?’ der işin kolayına kaçarız, yada çok zahmet olur.. 

    Veya ‘Amannn işin mi yok’ der oralı bile olmayız..

    Ve genel merkezlerin kendi kafalarına belirlediği ve çoğunu tanımadığımız vekillerimiz listelere konur, biz de tanımadıklarınızı seçmekle seçmen görevi yapmış sayar, kenara çekilip, tanımadığımız, bilmediğimiz vekilin sorunlarımız çözmesini bekleriz.

    İşte tam da burada, şu an bu yazıyı okuyan ve 24 Haziran’da sandık başına gitmeye hazırlanan siz seçmene bir soru sorayım;

    Sayın seçmen; 

    Senin bir öneride bulunma zahmetinde bulunmadığın için genel başkanın, genel merkezin ya da ikili ilişkiler sonucu aday edilip, listeye konan vekilinin sana olduğunu gibi senin sorunlarınla yakın biri mi?

    Kendisini yakından tanıyor musun?

    Ve ‘Şu adam, bu kadın siyasi aday olsa en mantıklısı’ diyerek düşündüğün insanın aday edilmesi için partinin genel başkanına, genel merkezine bir öneri de bulundun mu? 

    Yani kendin partinin olduğu gibi diğer partilerin de bu ülkenin yönetiminde söz alacak olan vekillerin seçimini yaparken sen nasıl bir katkıda, öneride bulundun söyler misin?..

    Bir iki tanıdığın ilçe başkanını, il başkanını, genel merkezde ki görevliyi aradın mı, mail attın mı, mektup yazdın mı, twit attın mı?

    Tabi ki hayır..

    Çünkü her konuda hazıra alıştığımız gibi vekilimizin de birileri tarafından belirlenip, önümüze getirilmesini bekleyen bir seçmeniz..

    İşte tamda burada bir soru daha..

    Senin belirleyemediğin, katkı, öneride bulunmadığın, kamuoyu oluşturamadığın biri vekilin olduğunda o zaman niye kızar bağırır ve sitem edersin be seçmen kardeş..

    Yok canım o kadar da değil diyorsan eğer haydi daha gecikmeden sende kendi adayını belirle, genel başkanların, genel merkezlerin maillerini, telefonlarını, wapsaplarını, twitllerini öneri yağmuruna tut. 

    Ve benim ön seçimim, ön teamülde bu de..

  • Kış Ardahan’ın Nüfusunu Artırdı!

    Başkan Erdoğan’ın en az 3 çocuk dediği bir süreçte her yıl bin kişi kaybederken bu yıl bin 100 kişinin arttığı Ardahan’da açıklanan sonuçların insanların erkenden yatağa girdiği kış aylarında olması ise dikkat çekici oldu.


    **ÇOCUK DOĞUR, PARAYI AL KAMPANYASI ETKİLİ Mİ OLDU?


    Ardahan’daki nüfus artışının yaklaşan yerel seçimler öncesi İl Genel Meclis üyesi sayısını arttırdığı ve 3 kişi olan Ardahan İl Genel Meclis üyeliğinin 4 kişiye de çıktığı da öğrenilirken bu nüfus artışının devletin son yıllarda uygulamaya koyduğu ve nüfus artışının sağlanmasının amaçlandığı, ‘ Doğum yardımı’ etkisinin olduğu öğrenildi. TUİK’in son verilerine göre Ardahan’da 97 bin 96 olan nüfus 98 bin 907’ye yükseldi.


    Türkiye’nin nüfusu, 2018’de bir önceki yıla göre 1 milyon 193 bin 357 kişi artarak 82 milyon 3 bin 882 kişi oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ”Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2018 Sonuçları”nı açıkladı.

    Buna göre, 2017 yılı itibarıyla 80 milyon 810 bin 525 kişi olan ülke nüfusu, 1 milyon 193 bin 357 kişilik artışla 2018 sonunda 82 milyon 3 bin 882 kişiye ulaştı.

    Erkek nüfusun oranı yüzde 50,2 (41 milyon 139 bin 980 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,8 (40 milyon 863 bin 902 kişi) oldu.

    Yıllık nüfus artış hızı, 2017’de binde 12,4 iken 2018’de binde 14,7’ye çıktı.

    İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2017’de yüzde 92,5 iken, bu oran 2018’de yüzde 92,3’e geriledi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,7 oldu.

    Türkiye nüfusunun yüzde 18,4’ünün ikamet ettiği İstanbul, 15 milyon 67 bin 724 kişiyle yine en çok nüfusa sahip il oldu. Bunu sırasıyla 5 milyon 503 bin 985 ile Ankara, 4 milyon 320 bin 519 ile İzmir, 2 milyon 994 bin 521 ile Bursa ve 2 milyon 426 bin 356 ile Antalya izledi. Bayburt ise 82 bin 274 kişiyle en az nüfusa sahip il olarak kayıtlara geçti.

    – Ortanca yaş yükseldi

    Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldi. Türkiye’de 2017 yılında 31,7 olan ortanca yaş, geçen yıl 32’ye çıktı. Ortanca yaş erkeklerde 31,4 iken kadınlarda 32,7 olarak belirlendi.

    Ortanca yaşın en yüksek görüldüğü iller sırasıyla 40,3 ile Sinop, 39,9 ile Balıkesir ve 39,6 ile Giresun, en düşük olduğu iller sırasıyla 19,8 ile Şanlıurfa, 20,7 ile Şırnak, 21,4 ile Ağrı olarak kaydedildi.

    – Çalışma çağındaki nüfus arttı

    Türkiye’de 15-64 yaş grubundaki (çalışma çağı) nüfus geçen yıl bir önceki yıla göre sayısal olarak yüzde 1,4 arttı. Buna göre, çalışma çağındaki nüfusun oranı yüzde 67,8, çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 23,4, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 8,8 olarak gerçekleşti.

    – Kilometrekareye düşen kişi sayısı arttı

    Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı” geçen yıl Türkiye genelinde 2017’ye göre 2 kişi artarak 107 kişiye yükseldi.

    İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 900 kişi ile nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu il olarak kayıtlara geçti. Bunu sırasıyla 528 kişiyle Kocaeli ve 360 kişiyle İzmir takip etti. Nüfus yoğunluğu en az il ise bir önceki yılki gibi, kilometrekareye düşen 12 kişiyle Tunceli oldu.

    Yüzölçümü bakımından ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 57, en küçük yüzölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 310 olarak gerçekleşti.

    2017-2018 yılları itibarıyla illerin nüfusları şöyle:

    İl Toplam

    2017 2018

    Toplam 80.810.525 82.003.882

    Adana 2.216.475 2.220.125

    Adıyaman 615.076 624.513

    Afyonkarahisar 715.693 725.568

    Ağrı 536.285 539.657

    Amasya 329.888 337.508

    Ankara 5.445.026 5.503.985

    Antalya 2.364.396 2.426.356

    Artvin 166.143 174.010

    Aydın 1.080.839 1.097.746

    Balıkesir 1.204.824 1.226.575

    Bilecik 221.693 223.448

    Bingöl 273.354 281.205

    Bitlis 341.474 349.396

    Bolu 303.184 311.810

    Burdur 264,779 269.926

    Bursa 2.936.803 2.994.521

    Çanakkale 530.417 540.662

    Çankırı 186.074 216.362

    Çorum 528.422 536.483

    Denizli 1.018.735 1.027.782

    Diyarbakır 1.699.901 1.732.396

    Edirne 406.855 411.528

    Elazığ 583.671 595.638

    Erzincan 231.511 236.034

    Erzurum 760.476 767.848

    Eskişehir 860.620 871.187

    Gaziantep 2.005.515 2.028.563

    Giresun 437.393 453.912

    Gümüşhane 170.173 162.748

    Hakkari 275.761 286.470

    Hatay 1.575.226 1.609.856

    Isparta 433.830 441.412

    Mersin 1.793.931 1.814.468

    İstanbul 15.029.231 15.067.724

    İzmir 4.279.677 4.320.519

    Kars 287.654 288.878

    Kastamonu 372.373 383.373

    Kayseri 1.376.722 1.389.680

    Kırklareli 356.050 360.860

    Kırşehir 234.529 241.868

    Kocaeli 1.883.270 1.906.391

    Konya 2.180.149 2.205.609

    Kütahya 572.256 577.941

    Malatya 786.676 797.036

    Manisa 1.413.041 1.429.643

    Kahramanmaraş 1.127.623 1.144.851

    Mardin 809.719 829.195

    Muğla 938.751 967.487

    Muş 404.544 407.992

    Nevşehir 292.365 298.339

    Niğde 352.727 364.707

    Ordu 742.341 771.932

    Rize 331.041 348.608

    Sakarya 990.214 1.010.700

    Samsun 1.312.990 1.335.716

    Siirt 324.394 331.670

    Sinop 207.427 219.733

    Sivas 621.301 646.608

    Tekirdağ 1.005.463 1.029.927

    Tokat 602.086 612.646

    Trabzon 786.326 807.903

    Tunceli 82.498 88.198

    Şanlıurfa 1.985.753 2.035.809

    Uşak 364.971 367.514

    Van 1.106.891 1.123.784

    Yozgat 418.650 424.981

    Zonguldak 596.892 599.698

    Aksaray 402.404 412.172

    Bayburt 80.417 82.274

    Karaman 246.672 251.913

    Kırıkkale 278.749 286.602

    Batman 585.252 599.103

    Şırnak 503.236 524.190

    Bartın 193.577 198.999

    Ardahan 97.096 98.907

    Iğdır 194.775 197.456

    Yalova 251.203 262.234

    Karabük 244.453 248.014

    Kilis 136.319 142.541

    Osmaniye 527.724 534.415

    Düzce 377.610 387.844



    **Çöpçü Belediye Başkanı mı Seçilecek?


    Yaklaşan Mahalli İdareler Seçimleri öncesi hep adayları tartışan ve kimin kazanıp, kayıp edeceğini kendince yorumlayan seçmenin olduğu bir seçmen kitlesinin var bu ülke de..

    Aynı seçmenin her seçimde çokça tartıştığı, yorumladığı adayların yaşadıkları kentlere, beldelere ne kazandıracağı konusunda çokta sorgulama yapmadığını ve yapılacak olan seçimin mevcut belediyelerin başına gelecek birisinden öte bir iş, kişi olmadığını sanıyor..

    Yani, gerçek demokrasiler de büyük bir yarışa neden olan, partilerin genel merkezlerinin olduğu gibi Başkan Erdoğan başta olmak üzere liderlerin toplumu geren, kutuplaştıran seçimlerin kendisini ilgilendirmediğini sanan bir seçmen de var, seçimlere doğru giden güzelim ülkemde..

    Bunun sonucun da rutin belediyecilik dışında sanki çöpleri toplayacak bir iş ve isim ötesin de seçimin olmadığını sanarak, adaylardan ve onların kadrosundan proje, plan beklentisi içinde olmadığını sanan bir seçmeni de üzülerek görmekteyiz.

    Yani,

    –Aaaa, Evet! İşte tam adamı bulduk, yaparsa bu yapar, kentimin sorunlarının yanında şehrimi uçuracak bir aday, bir isim bu ve onların ortaya koyduğu, plan ve projeleri gerçekçi görüyorum..

    Demiyor,

    24 saat kimin kazanıp, kimin kayıp edeceğini tartışan, konuşan ve kapısına gelen her adaya, ‘Hayırlısı, evet sen kazanacaksın’ diyerek, adeta işi boş veren bir seçmen var.

    Gerçek ve özlemini çektiğimiz demokrasinin olduğu gibi ülkenin önemli, bir sorunu olan bu durumun değişmesi halinde ülkede yapılan seçimlerin daha önemli olacağını da düşünmeyen bir seçmen kitlesine sahip olmamız İstanbul gibi bir dünya kenti olan Şehir’e, 80’e dayanmış, ‘İstanbul beni adam etti, kaç kez seçti, ama bu kez bir daha seçsin’ diyen adaylara yol açan bir durumu yaratır.

    Yada Başkan Erdoğan’ın bile ‘yeter’ dediği ve 3 ay önceden yerine başka bir ismi atadığı isimlerin bir kez değil, 3, 5 kez daha belediye başkanı olmasını sağlar..

    Ama bu ülkede aslında bir şehrin babası, anası olarak bilinen Belediye Başkanlarının diğer bir adı, Şehr-i Emini olan ve her biri birer Yerel Parlamenter olan ve onu ekibinin seçildiğini anlamayan bir seçmen kitlesi var bu ülkede..

    Böyle olunca da kentlerin yeşil alanlara, çocuk parklarına, kentsel dönüşüme, devasa plan ve projelere neden kavuşmadığını da görmekteyiz..

    Çünkü, İŞ-KUR’da 9 ay çalışma derdinde olan, kamu kurumlarında ve belediye de çalışır gibi görünüp, Bankamatikten maaşını alan, yanmayan SYDV kömürleri, doğan çocukları takip edip, çeyrek altın ve makarna çuvalı daha önemlidir, kentinin başına geçecek olan Şehr-i Eminin ne yapacağını çokta umursamayan ve Belediye Başkanı denilince çöpçüler başkanı olarak sandığı bir seçmenimiz var..

  • Birde Hasta Olsa Hastanesi Çok Güzel Olacak!

    POSOF DEVLET HASTANESİ YENİ BİNASINDA HİZMET VERMEYE BAŞLADI


    Posof Devlet Hastanesi bugün itibarı ile yeni binasında hizmet vermeye başladı.


    İlçe Emniyet Müdürlüğü Binasının yan tarafında bulunan yeni hastane binasında 12 yataklı servis, 3 Aile Sağlık Birimi, Diş Polikliniği, Evde Sağlık ve Obezite Birimi, Acil Servis, Röntgen, Laboratuar ve Diyaliz Servisi ile hizmet vermektedir.



    **Şehrin Sorumlusu Sadece Siyasi Yöneticiler Değildir..


    Dünkü yazımda olduğu gibi bugünkü yazımıza da bir iki soru ile başlamak isterim.


    Çünkü konunun daha iyi anlaşılması için bu sorulara verilecek cevaplar çok önemlidir..


    Soru 1: Yaşadığınız kentin Valisini ne kadar tanıyorsunuz, ismini biliyor musunuz, ne zaman atandı?


    Soru 2: Sorunlarınızın çözümünde Validen de daha çok yetkili olan kaymakamın adı nedir, kaymakam bey ne zaman ilçeye atandı? Kaymakamlık nerededir?


    Bu sorularımıza çoğumuzun cevap veremeyeceğini bilen biri olarak aşağıdaki yazımı okumanızı ısrarla tavsiye ederim.


    **


    **Sadece siyasi yerel yöneticiler mi sorumlu?..


    Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde gözler kimin belediye başkan adayı, kimin belediye meclis üyesi veya kimin muhtar adayı olacağına dönmüş durumda.


    Seçimlerin yaklaşması ile doğal bir durum olarak karşıladığımız bu bakışın asıl bakmadığı diğer bir yönde seçilmişlerin seçildikten sonra karşılaştıkları ilginç durum olmalıdır.


    Ve seçilmişlerde daha etkili, yetkililer olduğunu bilmek gerekir..


    Çünkü bu ülkede halkın oyları ile seçilen ve sözde demokrasinin gereği olan belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtar seçilmenin yeterli olmadığını da bilmek gerekir.


    Neden mi?


    İşte tam da bu noktada Başkan Erdoğan’ın da şikâyetçi olduğu ama taahhüt etiğinin aksine azaltmayıp, var olanlara yenilerini eklediği bürokrasi imparatorluğu ve bürokratların gizli iktidarı burada da önümüze çıkıyor.


    Evet siz aday olmayı düşünebilirsiniz, halkta sizi seçebilir..


    Ama o makamlara oturduğunuz gün karşınıza vilayetse vali, ilçe ise kaymakam ve müdürler çıkar..


    Ve siz iktidarın belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtarda olsanız ‘Mülki Amir’ denen kişi sizin o kafanızdaki plan ve projeleri istediğiniz gibi hayata geçirmenize ya yardımcı olur ya projelerinize engel çıkarır, olmadı geciktirir..


    Benim 33 yıllık gazetecilik hayatımda gördüğüm ise bu saydığım üç maddenin ikisi hep ön plana çıkmıştır.


    Yani belediye başkanı bir şey yapacaksa, ‘Acaba Vali ne der, Kaymakam katılır mı?’ sorusuna hep cevap aramış ve çoğu zamanda bu sorularına cevap bulamamıştır..


    Yani işin kısacası çokta heveslenmeyin ‘Ben başkan olayım, meclis üyesi, muhtar seçiliyeyim’ diye..


    Evet kısaca durum bu halde iken asıl iktidar olan bürokrasinin başı vali, kaymakam yada müdürlerin de sevabı, vebalı vardır o kentin gelişmesinde..


    Yada Ardahan gibi sınır da, dipte köşede ve Ankara’nın gözünden uzak kentlerin, köylerin  beklediği hizmetleri alamamasından..


    Ama hep art niyetli yada komünizm döneminde bile olmayan bürokrasiyi kendilerine kalkan eden bürokratlar mı bu saydıklarımız?..


    Tabikî de değil..


    Çünkü onlarda başında bulundukları ve mülki amir sıfatını taşıdıkları kentin gelişmesini, büyümesini isterler ve bunu başardıkları takdirde kendilerini atayanlarca, halkça hep ödüllendirilmiş, tarihin beyaz sayfalarında yer almışlardır.


    İşte tamda burada İstanbul gibi büyük kentlere çokta akıllara gelmeyen vali, kaymakamlar, Ardahan gibi küçük kentlerde ki mülki amirlere hatırlatmak gerekir, ‘Yerel Yönetici Şehrin Sorumlusudur..’ diye..


    Evet, son olarak ziyaret ettiğimiz AK Parti Esenyurt İlçe Başkanı Sayın Yasir Çelik’i ziyaretimizde de gündeme gelen bu konuyu kendisi ve yöneticisi arkadaşlarıyla enine boyuna konuştuk.


    Ve vali ve kaymakamlarında var olan sorunlar karşısında birer belediye başkanı, meclis üyesi ve muhtar kadar hatta daha çok sorumlu olduğu o ziyaretimizde öne çıkarken Esenyurt AK Parti İlçe Teşkilatı olarak bu yönde yani İlçe Kaymakamı ile birlikte önemli adımlar atıldığını öğreniyorduk.


    Çünkü devleti temsil etmesine karşın adeta kendilerini saklayanlar dolayısıyla halkın ilgi alanına girmeyen, çalışması için baskı yapmadığı bürokrasinin başındakiler,  Esenyurt’ta olduğu gibi kimsenin gelmediği için saat 15.00’da kaymakamlığı terk eden Üsküdar Kaymakamının Özel Kalem Sekreterinin ve kaymakamının makamlarının yani Üsküdar Kaymakamlığın nerede olduğunu bilenlerin sayısının az olduğu bir ülkede yaşıyoruz.


    Yani, ‘bir sorun olduğunda aklı esenin aklına ilk gelen belediye değil, devletin temsilcisi olan vali ve kaymakamlar gelmeli’ deniyordu.


    Evet, siyasilerde sonra akla gelmesi gerekenlerin mülki amirler olduğunu ve bunların kendilerini saklamaktansa, gelen işleri savsaklamaktansa hiçbir insana siyasi olarak bakmadan devlet adamı kimliği ile babalık, analık, kardeşlik ve asli görevini yapmalıdır.


    Bunun için bu ülkenin iki ayak üzerinde yürüdüğü bunun birincisinin siyasiler, ikincisinin de siyasilerden daha etkin makamlarda oturanlar vali, kaymakamlar olduğu unutulmamalıdır.


    Ve kimsede kendisine düşen her türlü görevden kaçma gibi bir lüksü yoktur.


    Çünkü ülke genelinde ki siyasiler ve bürokratlar kadar yerel siyasiler ve bürokratlarda bu halka hizmet için vardır..

  • Ardahan İş Sahasında Acı Bir Kayıp..

    Gündoğdu ailesinin acı günü

    Ardahan’ın değerli esnaflarından Binali Gündoğdu, geçirmiş olduğu ani kalp krizi sonucu hakkı rahmetine kavuştu. Merhumun cenazesi bugün Ardahan Merkez Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından Yenimahalle mezarlığında toprağa verildi.


    **Yazacak kalmayınca kendileri yazmaya başladılar..


    *Gazeteci Fakir Yılmaz


    Geç uyandığım yatağımdan kalkar kalkmaz açtığım tv’de Başkan Erdoğan’ın bir zamanlar demediğini bırakmadığı twitterdwn hemde 5 dilde bir mesaj yayınlayıp, Suriye’nin olan İdbil’e yapılacak saldırının sonuçlarını mesaj olarak attığını söylüyordu.

    Ardından enişte bakanın bir gazete için makale yazdığı ve bu makalede ABD’nin uyguladığı baskılardan bahsettiğini anlatıyordu haber kanalı..

    12 Eylül Cunta döneminde ki tek adam dönemlerinden beter bir zamanı yaşayan basın ve medyanın bir çok yazar, çizerinin hapishaneler de olduğu şu günlerde sanki 12 Eylül döneminde ki gibi dışarıda yazan, söyleyen kalmamış gibi ‘Gazetecilik mi, onunu da biz yaparız’ der gibi şu günlerde..

    Neyse daha çok şekerimizi bozup, sinirimiz yazıdan almadan şu dış güçlerden biri olan ve battı denen hain (!) Yunanistan’ın inançsız başkanının yaptıklarına bir göz atıp, azda olsa teselei bullaım derim;


    **SEN ALLAHSIZ HERİFE BAK HELE

    SANKİ MÜSLÜMAN OLACAK???? 

    *****

    Hâlâ çatı katında 3+1 dairesinde oturuyor ve 1998 model şahsi arabasını kullanıyor.

    ÇİPRAS BİR ATEİST

    İktidara geldiğinde Yunanistan İflasını ilan etmişti.

    Bu gün GSMH 300 milyar Euro.

    Kişi başına düşen Milli gelir 28 bin Euro.

    Emekli maaşı 1200 ila 7400 Euro arası.

    Emekliler ve Memurlar maaşlarını alamıyordu, Bankamatiklerden Sınırlı para çekiliyordu.

    İlk işi Sahtekârları, yandaşları, hırsızları devletten kovmak yargıya göndermek oldu.

    Bizdeki TÜİK Benzeri kuruluşun yöneticerini hapse attırdı.

    Hala Çatıkatındaki 3+1 dairesinde oturuyor, 1998 model şahsi arabasını kullanıyor.

    Bakanların Makam arabalarını,Oturdukları Devlete ait evleri ve Devlet Uçaklarını sattı,

    Bakanlara Meclise şahsi araçlarınızla ya da motosikletle geleceksiniz,Benzin parası yok dedi, M.VEKİLİ Maaşlarını düşürdü.

    Yolsuzluk komisyonu kurdu, Devlette yolsuzluk yapanların hepsini hapse attırdı,Çaldıkları paraları kuruşuna kadar geri aldı.

    7 Sülalemden en uzak akrabam bile Devlet idaresine yaklaşamaz dedi.

    AVRUPA BİRLİĞİNE, DİNCİLERE, IRKÇILARA Meydan okudu, Hepsinin düzenini bozdu.

    DEVLETTE Liyakat esastır, Bilgisi,Birikimi,Donanımı tam ve Dürüst olan İnsanlar Görüşleri,İnançları her ne olursa Devlette görev alır dedi ve dediğini yaptı.

    “ATEİST Olmam MİLLİYETÇİ Olmama engel değildir. YUNAN HALKININ ve YUNAN DEVLETİNİN Çıkarları herşeyden önde gelir” dedi.

    Ve Bu gün YUNANİSTAN EKONOMİDE Bizi ÜÇE KATLADI.

    PAPAZLARIN EKMEKLERİNİ KESTİ, OTORİTELERİNİ BİTİRDİ.

    Tabiki Yunan piskopos, “Çipras Ateist olduğu için Orman yangını çıktı” diyecek!

  • Ardahanlı Melike'ye Kaymakam Sevgisi!

    Ardahan’da 1 yıl önce kardeşinin oynadığı tüfeğin ateş alması sonucu yaralanan Melike Taşcı’nın (12) hikayesi yürekleri burkmuştu.


     Belden aşağısı tutmayan talihsiz kız, tedavi görmek amacıyla anne Nurdan Taşcı tarafından İstanbul’a götütürlmüş ve son 10 ayda 6 ayrı ameliyat geçirmesine rağmen Taşçı’nın tedavisinde neredeyse hiç bir ilerleme kaydedilemeyince konuya İstanbul Tuzla Kaymakamı el attı.


    Ardahan’da kardeşinin oynadığı tüfeğin ateş alması sonucu yaralanan ve felç olan Melike Taşçı’nın tedavisine İstanbul‘da devam ediliyor. Küçük kızı tedavi gördüğü hastanede ziyaret eden Kaymakam Ali Rıza Çalışır, 6.sınıf öğrencisi olan Melike’ye tedavisi süresince özel eğitim alarak arkadaşlarından geri kalmayacağı sözünü verdi. 

    Ardahan’da geçtiğimiz yıl kardeşinin oynadığı tüfeğin ateş alması sonucu yaralanan ve felç olan Melike Taşçı’nın İstanbul’da tedavisine devam ediliyor. Tuzla Devlet Hastane’sinde tedavisi süren Melike’yi, Tuzla Kaymakamı Ali Rıza Çalışır ziyaret ederek son durumu hakkında bilgi aldı. Kaymakam Çalışır’a ziyaretinde Tuzla Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Selçuk Bozhalil ve ekibi eşlik etti. Melike’nin yatmaktan vücudunda oluşan yaralarında iyileşmeye başladığı öğrenildi.

    Kaymakam’dan Küçük kıza eğitim sözü

    Kaymakam Çalışır’ın kendisini ziyaret etmesinden ve tedavi masraflarını karşılamasından memnun olan küçük Melike, kaymakam Çalışır’a bir buket çiçek verdi. Bunun üzerine duygulanan Kaymakam Çalışır, Melike’nin elini öperek teşekkür etti. 6.sınıf öğrencisi olan Melike’ye tedavisi süresince özel eğitim alarak arkadaşlarından geri kalmayacağı sözünü veren Kaymakam Çalışır, daha sonra küçük Melike’nin anı defterine duygularını yazdı.

    “Devlet olarak yavrumuzun tedavisini sağlayacağız”

    Tuzla Kaymakamı Ali Rıza Çalışır,”Melike kızımızın son durumunu yerinde görmek ve öğrenmek için ziyarette bulunuyoruz. Çocuğumuzun tedavisini devlet olarak biz üstlendik. Maddi olarak gelirlerinin olmadığını tarafımıza bildirdiler. Bizde devlet olarak yavrumuzun tedavisini sağlayacağız. Yavrumuza Allah’tan acil şifalar diliyorum” dedi.



    Benim Cumartesi Yazılarım..






      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Benim Cumartesi Yazılarım..


    Çoktandır ele alamadığım Cumartesi yazılarımı özledim..


    Çünkü yine bir cumartesi günü  ele aldığım yeni bir yazımın 33 yıldan fazladır siyasi, politik, toplumsal ağırlıklı olan baş yazılar ele aldığımı çoğu okur bilir, sanır..


    Halbuki; Aşkı, sevgiyi, doğayı kısacası onca güzel ve insana nefes veren şeyleri olduğu gibi cumartesi yazılarımı da unutturan yoğunluk yüzündedir yazdıkça rahatladığım  Cumartesi yazılarım..


    ‘-Neydi bu cumartesi yazıları?’ diye merak edenlerin benim gazeteci kimliğimin yanında sadece stk başkanlıkları, siyasetle uğraştığımı ama şiirlerde yazdığımı bilmez belki..


    Gerçi Kuzey Doğu Anadolu, 23 Şubat Gazetesi, Çıldır Gazetesi, Göle Gözlem Gazetesi, Hanak/Damal Gazetelerimin okurları bilir, o kadar sert bir simaya sahip olan benim aslında duygusal bir o kadar şair yürekli olduğumu bilseler de; İstanbul’un en güzel gazetelerinden olan Gazete Damga okurları bilmezler diye yeniden bir cumartesi yazısı yazmam gerekti belki de..


    Peki ne anlatır bu benim uzun süredir ele alamadığım ve yazma, anlatma fırsatı bulamadığım benim Cumartesi yazılarım?!.


    Büromun penceresini ıslatan yağmurun damlalara gibi hayat denen bu yolda yaşadığımız onca sorun ve sıkıntılar ardından gizli gizli akan gözyaşlarımızın yüreğimiz de yanan ateşi korlatma çabası gibi her Cumartesi günleri ele aldığım bu yazılarımın kendi iç dünyamda yaşadıklarımın birikmesi ile dışa yansımasıdır benim Cumartesi yazılarım..


    Kalbi, yüreği gibi param parça olmuş olan bir insanın zaman zaman sahile çekilmiş olan ve koşarak binmek istediği yelkenleri kırık direğine sarıldığı kayıkla fırtınaların, tusinamilerin dolaştığı okyanuslara açılmak istemesine benzer benim Cumartesi yazılarım..


    Su almaya başlamış kayığın o özlediği adaya ulaşıp, ulaşamayacağını hesaplamadan her dakika biraz daha şiddetlenen yağmurun delirttiği denizin ortasında kendisini bulup, sağına, soluna bakıp aradıklarını bulamadığı andır benim Cumartesi yazılarım..


    Çölde su arar gibi gördüğü serabın peşine takılan bedevinin tuttuğunu sandığı aşk gibi çok sevdiği devesinin elinden çıkıp, gittiğini anlatır benim Cumartesi yazılarım..


    Belki de bin bir çiçekle donatılmış olan Ardahan’ın yaylaları gibi ovalara, dağlara kaçmak için sessiz köy  yollarına kendini atmaktır benim Cumartesi yazılarım..


    İyi çekmeyen araç radyosunda ki kulağa hoş gelen bir cızıltı eşliğinde geride bıraktıklarını unutmak, ansızın terk edenlerle yaşananları hatırlamamak içindir belki de benim Cumartesi yazılarım..


    İçine kapanıp, kalbini dinlerken beynini günlük yaşantıdan uzak tutup, dinlendirme çabası mıdır yoksa benim Cumartesi yazılarım?


    Kim bilir belki de için için yanan ve her an patlayacak bir volkan olan yüreğini serinletmeye çalışan bir insan halidir benim Cumartesi yazılarım..


    Ve belki de ondandır iç dünyam da yaşadıklarımla olan savaşın taraflarının anlaşılmaması içindir kaçıp, yazmamaya gayret ettiğim Pazar gününü beklemeden şimdiden okunmaya başlanan benim Cumartesi yazılarım..


    Kısacası; Sırdaşım, kozmik odam, karanlık kuyudur benim Cumartesi yazılarım..


    Yani; Arada bir açılıp ama Kırk Haramiler gelir korkusu ile yeniden kapanan kalbimin, yüreğimin, kapısı mıdır benim Cumartesi yazılarım..

  • CHP’de 1. Yine Yılmaz, AK Parti’de İbre Korkmaz ‘dan Yana Gibi!

    MHP’nin Ardahan 1. Sıra adayının Sevim Köseliöeren’in Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan 1. Sıra Milletvekili adayı olduğunu kesinleşmesi ardından CHP ve AK Parti’ninde adayları belli oluyor gibi.


    Cumhuriyet Halk Partisinin mevcut milletvekili Büyükelçi Öztük Yılmaz ile yeniden seçimlere gideceği gün geçtikçe netleştiği alınan son bilgiler arasında olurken, CHP’nin 2. Sıra adayının Eczacı Yunus Dündar’ın olma ihtimalinin de her geçen gün arttığı da alınan diğer bilgiler arasında oldu.


    Öztürk Yılmaz’ın seçim otobüsünü ve afişlerini hazırlattığı da alınan diğer bilgiler arasında Ardahan’da son 3 dönemdir bir milletvekili almayı başaran AK Parti’nin 1. Sıra adayının da kim olacağı da büyük bir merakla beklenmekte.


    AK Parti’nin ise Mevcut Ardahan Milletvekilinin, Ardahanlıların yoğun olarak yaşamlarını idame ettiği İstanbul 3. Bölgeye çekilebileceği yerine ise kendisine iki dönem ikinci sırada destek veren Veteriner Hekim Yunus Baydar’ın gelebileceğinin tartışıldığı Ardahan AK Parti’de Ardahan Üniversitesinin kurucu rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın adı da AK Parti Ardahan 1. Sıra aday olarak çok konuşulmaya başlandı.


    HDP’nin şu an tutuklu bulunan Dr. Taşkın Aktaş ile yeniden gitmeyi planladığı görünen Ardahan’da kimin aday olacağının net olarak görülmesi için Pazar akşamına kadar bekleneceğe benzemekte.



    **İnce’nin İncelikleri Görülmeli..


    Havuz medyasının her dediğini tersinden okuduğu CHP’nin Başkan Adayı Muharrem İnce seçilmesi halinde geri döneceğini belirttiği parlamenter sisteme göre 13. Cumhurbaşkanı, yeni siteme göre 1. Başkan olacak mı?

    Bu sorunun cevabını almak için 24 Haziran akşamını bekleyeceğiz.

    Ancak ben bugünkü yazımda Muharrem İnce’nin Ardahanlı Genel Yayın Yönetmen/Gazeteci Doğan Şentürk’ün yaptığı FOX TV’de ki performansını değerlendireceğim.

    Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun ‘rakibimdir’ demeden aday ettiği İnce’nin yakaladığı bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştığı şu günlerde Erdoğan’a karşı en güçlü adayı olmayı başardı.

    Ve HDP’yi göz ardı edip, İYİ Parti ve SP ile ittifak kuran partisi CHP’nin alanlarda yakalayamadığı heyecanı yeniden yarattı.

    Peki, önce CHP’nin Genel Başkanı olmak isteyen ama kader denilerek bugün Başkan adayı olan Muharrem İnce bu atmosferi 24 Haziran’a kadar götürebilecek mi?

    İşte tam da burada hem de FOX Tv’ye çıktığın günden bu yana şüphem var.

    Çünkü İnce’nin FOX Tv’de ki performansı bana göre düşüktü.

    Bu miting alanlarında ki yorgunluğundan mı yoksa kendisine olan öz güveninin Başkan adayı edilmesi ile tavan yaptığından mı bilmem ama toplumun kendisinden beklediği açıklamalar gibi mütevaziliğinde yeterince ortaya koyup his ettiremedi gibi algıladım.

    Bu durumu 3 saatten fazla kendisini konuk eden gazeteci meslektaşlarımın da anlayıp, sordukları sorulara cevap alamamanın sıkıntısını yaşadıklarını gördüğüm İnce’ni FOX Tv’de ki programında biraz da şımarık hareket eden İnce var gibiydi.. 

    İşte Muharrem İnce’nin bu inceliklerini ve her çıktığı miting alanında aynı şeyleri söylemesi bir an önce görülüp, terk etmesi ve her gittiği alanda başta gittiği kentin sorunlarını olmak üzere yeni şeyler demesi gerekir.

    Akşener şu an yakaladığı reytingi her geçen gün düşüyor, düşecek gibi..

    Ha unutmadan diğer önemli bir konuda İnce’nin miting alanlarında oy istediği seçmenden birde para istemesi bana göre iyi olmadı..

    Çünkü gazeteciliğimin yanı sıra başkanlığını yaptığım 2 STK’da gördüğüm tek şey bu milletin canını iste ama sakın aidat, destek istemedir..

    Yani yeni Anayasa’da Adaylara tanınan hakkı çok samimice dillendiren İnce’nin bu toplumun hala bu işlere hazır olmadığını unutmaması ve ‘Baba oy yetmedi birde paramı vereceğiz?’ diyerek eleştireceğini de bilmeli..


    **Ardahan’da Kim Kazanırsa Ülke de O kazanır..


    Mevcut iki milletvekilin de teşkilatlarca istenmediği ama her kim aday edilirse edilsin AK Parti ve CHP’nin yarıştığı Ardahan’da ortaya çıkacak seçim sonuçları ülkenin genelinde yaşanacak sonuçları da ortaya koyacak gibi..

    Bunun geniş örneği olan yurt geneline baktığınızda durumun aynı yani AK Parti ile CHP’nin başkanlık başta olmak üzere milletvekili seçimlerinde de iktidar için yarışacak iki parti olduğunu görmekteyiz.

    Çünkü 55 Bin oyu bulunan Ardahan’ın 55 Milyon oyu bulunan ülkenin adeta bir yansıması olduğunu görmeniz için şöyle geride kalan birkaç seçime bakmakla görülecektir.

    Sadece seçimler mi? 

    Tabi ki değil..

    İki gümrük kapısı olmasına karşın ithalat gibi ihracatın da ekonomiye katkı sağlamadığı Ardahan’da olduğu gibi ülke genelinde de aynı durum yaşanmıyor mu?

    Hayvancılığın yerle bir olduğu ve tüccar bulmadığı Ardahan’da yaşanan göç ve işsizlik dolaysıyla yeterince ekin yapılmadığı için ‘Kahrolsun’ diye nara attığımız İsrail’den tohum aldığımız gibi Ardahan’da samanı ya Gürcistan’dan ya da diğer iller de almıyor mu?

    Peki, Ardahan’da yıllardır bitmeyen onca yatırıma baktığınız da ülkenin genelinde bitmesi beklenen bir o kadar yatırımının olduğunu da görmüyor muyuz?

    Evet, kendisi küçük ama cürümü büyük olan Ardahan’dan ülke geneline baktığınız da 24 Haziran’da yaşanacak olan siyasi tabloyu da görmek mümkün.

    AK Parti’nin CHP ile kafa kafaya yarışacağı görünen HDP’nin bu iki partinin yapacağı hataları takip edip, 3. Sırada olduğu MHP’nin 4-5 bin oyunu İyi Parti ile paylaşacağı Ardahan’a baktığınız da ülkenin genelinde ortaya çıkacak olan tabloyu da görüyor gibiyiz.

  • Konferans Salonunda ki Cenaze Ağlattı!

    Vali Bilmez, hayatını kaybeden Songül hemşirenin cenaze törenine katıldı. Vali Mehmet Emin Bilmez, kanser tedavisi gördüğü Ardahan Devlet Hastanesinde hayatını kaybeden hemşire Songül Gümüş Şeker için düzenlenen cenaze törenine katıldı.


    Yakalandığı kanser hastalığına yenik düşen hemşire Şeker için yıllardır görev yaptığı Ardahan Devlet Hastanesinde tören düzenlendi. Devlet Hastanesi konferans salonunda düzenlenen cenaze töreninde Şeker için kuranı kerim okundu ve dua edildi. Cenaze törenine katılan Vali Bilmez, Şeker’in ailesine başsağlığı diledi.



    İspanyol Boğaları ile baş edilir mi?






      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Yazıma başlamadan önce rahmetli babamın bir zamanlar kentin en lüks lokantası olan iş yerini neden kapattığını soran arkadaşına verdiği cevabı anlatmak istiyorum.


    Çünkü aşağıda yazacaklarımı bazıları anlamayabilirler..


    Anlamaları için de yardımcı olur belki..


    Neyse gelelim “ Tilki  ile İspanyol Boğa “  Meselesine..


    Babam kentin en güzel ve en işlek lokantasını bir anda kapatınca arkadaşı sormuş,


    ‘Fevzi abi lokantayı niye kapattın, ne güzel iş yapıyordu?


    Babam- “  He ya çok güzel işliyordu, hiç sorma. “ .


    Arkadaşı- “ Peki abi o zaman niye kapattın?” 


    Babam biraz da kızarak,


    -“ Ya kardeşim niye kapatmayayım?


    Bir koyun alıyorsun, budundan 4 haşlama çıkıyor,


    Birini aşçı, diğerini işçi yiyor..


    Bu yetmezmiş gibi;


    Müşteri diye biri lokantadan içeri giriyor diyesin aylardır aç kalmış bir Tilki..


    Göbeği gitmiş, yüzü solmuş, saçları dikleşmiş.


    Gelir oturur masaya..


    Getir haşlamayı, götür salatayı, yetmedi yoğurt, bir de 35’lik rakı..


    Biraz sonra   lokantadan içeri  giren perişan haldeki zavallı o  “ tilki “ oldu mu  sana İspanyol Boğası..


    Hesap istersin “  yaz”  der, dövsen yemeği yemiş..


    Üstüne üstlük İspanyol boğası olmuş baş edip, yenemezsin..


    “  Gel de sen kapatma.. ‘ deyince arkadaşı ancak anlayıp, hak vermiş


    Şimdi gelelim bizim İspanyol Boğalarına..


    Yeni bir seçimi tartıştığımız şu günlerde bir de geçmişte seçilmişlere ve hala görevde olanlara bakmak gerekir mi?


    Yani bugünkü gibi yoğun bir tartışma ardından yapılan seçimlerde seçilmişlere,


    Şu an başkan, başkan yardımcısı olanlara,


    Adına, ‘Yerel parlamento’ denilen ama içindekilerinin büyük bölümünün parlamentonun ne anlama geldiğini bile bilmediği, algılayamadığı belediye meclis üyelerine bir göz atalım mı?


    Muhtarları da unutmadan..


    Çünkü dün onlar da bugün seçilmek isteyenler gibi  dertleri kendileri değil, vatandı, milletti, sakarya olmazsa da memleketti, memleketten  gelen hemşehrileyirdi . 


     


    Büyük bölümü hemşehrilerinden oluşan , sözüm ona  onları temsil eden derneklere sırtlarını dayamış, onlardan oy isteyip, seçilmişlerdi.


    Ve hala görevdeler..


    Kiminin iki aylık bir zamanı kaldı, panik içindeler, 


    Kimilerinin ise 2019’a kadar rahat gibi görünüyorlar..


    Gerçi, ‘görünüyorlar’ demek de  yanlış..


    Çünkü bunların bir çoğu 5 yıl önce seçilmeden önce hep ortalıkta, yanımızda, yöremizdeydiler..


    Ama bugün onları ortada gören yok..


    Ya gökyüzüne doğru uzanan ve adına “ rezidans “  denen binaların en üst katında  ya da  ortasında hatta belki de  tümündeler!


    Yada bankalarda ki kasaları taşıran ekonomileri ile uğraşıp,  “ daha çok, daha çok “  diyerek ter dökmekteler..


    Ve onca iş, ihale, göbek büyüten davetler, boyun kalınlaştıran ilişkiler içindeler..


    Memleket mi?


    Oda ne?


    Peki ya; Hemşehri , Arkadaş, Akraba, Eş, Dost..


    Onlar çoktan unutuldu bile..


    Yada arada bir başını kaldırana bir cep harçlığı yada yalandan gülen bir yüz göster gitsin..


    İşte bizim İspanyol boğaları da bunlar..


    Şimdi yeni bir seçim var ve bu seçimin baş aktörleri  de dün tilki halinde bu sahaya inip, bugün her biri birer İspanyol boğası olmuş olanlar.


    Ellerinde devletin imkanları, ceplerinde paracıklar.. Bir de  kariyer ki hiç sorma..


    Bizde ne var?


    Sadece bir oy..


    Gel de baş et, edebilirsen..


    En iyisi bizde mi babama lokantasını kapattıran o İspanyol boğaları ile ‘baş edemeyiz’ deyip, iki ay boyunca başımızı şişirecek olan seçim gündemini kapatsak mı?


    Sizce ne yapalım?

  • Yeni’nin yeni torunu oldu..

    Ardahan’ın en büyük ilçesi Göle’nin büyük köylerinden olan Senemoğlu Köyünün İstabul’da ki dernek başkanı olan ve başta köyünün derneğine yer alması olmak üzere bir çok önemli çalışmaya imza atan Yılmaz Yeni aynı zamanda bir iş adamı.


    **Yeniden Aday Olmayacak..


    Ardahan Dernekler Federasyonun üyesi olan ve ARDAFED tarafından Yılın Derneği seçilen Senemoğlu Köyü Derneğine katkıları ile tanınan ve ‘Göle Kö Dernekler Birliği’ nin oluşumda büyük rolü olanArdahan’ın diğer adı olan Senemoğlu Köyü Derneği Başkanı Yılmaz Yeni’nin kızı Gamze’de olan 4. Toruna Serhat ismi verildi.


    5 ay sonra yapılacak olan dernek seçiminde yeniden aday olmayacağını kendisine ait sosyal sayfada yayınlayan Yılmaz Yeni’nin Göle Dernekle Federasyonu aday olabilecek isimler arasında geçmekte.


     


    Bahçeli iyi ve bilgili bir siyasetçi, Sıra HDP’de!..








      Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

    fakiryilmaz323@hotmail.com


    Dün partisinin grup toplantısında yaptığı açıklama ile bir anda gündemi alt üst eden MHP Lideri Prof. Dr. Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısı ardından iyiden iyiye hareketlenen siyaset arena da gözler yine Başkan Erdoğan’a döndü.

    Ve erken seçim çağrısı yapan Bahçeli ile görüşecek olan Başkan Erdoğan’ın bu yönde yapacağı açıklamalar başta ülkenin geleceği olmak üzere, ‘Daha seçime var, hele bakarız’ diyerek 5 yıldır yan gelip yatan Belediye Başkanları ile kaç dönemdir oturdukları koltukları bile bıktıranların siyasilerin olmak üzere birçoğumuzun kaderini belirleyecek gibi.

    Yani ülkenin olduğu gibi başta birilerine umut olan İyi Parti’yi kuran Meral Akşener’in dahil herkesin kaderi bir kez daha Başkanın iki dudağı arasında..

    Gerçi erken ya da tarihinde olsa da ülkenin artık seçim atmosferine girdiği diğer bir gerçek olarak karşımızda değil, günlük hayatımız içinde yer aldı bile.

    Çünkü Bahçeli’den çok, mevcut Belediye Başkanlarının birçoğunun değişmesinden yana olduğunu gördüğümüz seçmeninde erken seçimi istediğini herkesin ağzında duymaktayız. 

    Şimdi ne olacak?

    Erken seçim olacak mı?

    Yoksa erkene alınmayıp, gününde mi yapılacak?

    HDP, ‘Mevzu Erdoğan değil, ülkenin geleceği ve bekası kardeşim’ diyerek dün demediğini bırakmadığı ama bugün attığı adımlarla Erdoğan’a bile gündem değiştirten MHP gibi önemli adımlar atabilecek mi?

    Yani, ‘Dün ne oldu oldu ama biz sol orijinliyiz, partimize ağır bedellerin ödetilmesine neden olan ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ dediğimiz sağcı MHP ve Erdoğan’a da kesin karşıyız. Bunun için başta CHP olmak üzere tüm güçlerle bir araya geliyoruz’ diyebilecek mi?

    İyi Parti seçime girebilecek mi?, 

    Girmezse CHP’ye ve Erdoğan karşıtı herkese destek verip, mitinglerine devam edecek mi?

    Bunları önümüzde ki günlerde hep birlikte göreceğiz.

    Ancak, bana sorarsanız Bahçeli dün yaptığı açıklama son 16 yıldır yaptığı gibi bir kez daha önemli bir manevra yaparak gündemi değiştirmeyi, dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ve ‘Bitti, tükendi’ denen MHP’nin siyasi arenada hala dim dik durduğunu ortaya koymuştur.

    Öyle ki ülkeyi tek başına idare ettiği ileri sürülen Başkan Erdoğan’a bile gündem belirler hale gelmiştir.

    Bu yazı yazılırken Bahçeli-Başkan Erdoğan görüşmesinin hala başlamadığı için Başkan Erdoğan’ın erken seçim konusunda ki düşüncelerini yorumlamayı yarınki yazıma bırakmak zorundayım..

    Ama ben bugünkü yazımı Bahçeli’nin Türk siyasi hayatında ki önemli rolü ve attığı adımlara bakmak istiyorum.

    Öncelikle daha önceki bir yazımda da dikkat çekmek istediğim ve açık teşekkür ettiğim Bahçeli’nin başta bazı MHP’lilerce olmak üzere hatta HDP’lilerce görülmek istenmeyen önemli bir tarafından bahsetmek istiyorum.

    Yada ben öyle görüyorum.

    Bunu görmekten de mutluyum.

    Çünkü Bahçeli MHP’nin başına geçtikten sonra ‘Sarkık bıyık, beyaz çorap’ siyasetine karşı çıkan ve gençlerin alanlarda, meydanlarda, dağlarda, sokaklarda değil, ocaklarda, partide siyaset yapması gerekir’ diyerek ‘Ülkücülük’ ayakları ile çek/senet mafyacılığına son vermiş yada en aza indirmeyi başaran bir isimdir.

    Ve en önemli diğer bir konuda bu süreçte ortaya koyduğu siyaset ve bakışla onca yaşanan gerginlikler ve yaşanması muhtemel 12 Eylül senaryolarını zora sokmuş, 15 Temmuz’da ki gibi ihtilal sevdalılarına açık yada gizli destek vermemiş, gençlerini, partilisini daha öncekiler gibi karanlık oyunlara alet ettirmemiştir.

    Bu durum Bahçeli ve MHP’ye ağır bedeller ödetsede doğrusunu yaptığı, dün Suriye’den önce Suriye olacak denen ülkeye baktığınızda ve yaşanan onca olaya karşın, ‘Kardeş-Kardeşin Karşısına Geçmediği, Geçirilemediği’ ni görünce Bahçeli’nn siyasi duruşu daha iyi anlaşılmakta..

    ‘Haydi orada sende’ diyenler çıkabilir, ama ben son 16 yıldır gördüğümü yazdım, gerisi ‘Haydi oradan’ diyenlere kalsın.

    Gelelim diğer önemli adımlarına;

    Bahçeli 3 Kasım 2002 tarihinde de erken seçim yapılmasını istedi.

    Ve erken seçim oldu.

    Türkiye, böylece 3 Kasım’da 16 yıldır iktidarda olan AKP iktidarıyla tanıştı.

    Dün yaptığı erken seçim çağrısı bu kez AK Parti’nin iktidarını bitirir mi onu da seçim sonuçları ardından hep birlikte göreceğiz..

    Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın karşısına aday çıkma olasılığı ve KHK’lare yönelik eleştirileri nedeniyle bugün sert sözlerle eleştirdiği 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e 2007’de Cumhurbaşkanlığı yolunu açan isim oldu.

    Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gündeme getirdiği Başkanlık Sistemi’ne karşı olan Bahçeli, 15 Temmuz’dan sonra ise tutum değiştirdi. 11 Ekim 2016’da grup toplantısında yaptığı “sürpriz” açıklamayla, AKP’ye, dolayısıyla Erdoğan’a “başkanlık önerisini Meclis’e sunması” çağrısı yaptı.

    15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi Erdoğan’a en sert eleştiriler yönelten, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı, CHP ile birlikte çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen Bahçeli, darbe girişimi sonrasında başlayan başkanlık anayasası ortaklığını, yine kritik bir hamle ile “ittifaka” taşıdı.

    Ve bunların en önemlisi de Barış Sürecinde neredeyse HDP ile koalisyon kuran AK Partinin HDP ile birlikte yeni Anayasayı yapmasına izin vermedi.

    Bahçeli, “Birinci koalisyon modeli, baştan bu yana birliktelikleri devam eden AKP-HDP arasında olması lazımdır. 2. bir koalisyon modeli. AKP-CHP ve HDP” diyerek, bir kez daha hiçbir hükumet formülünde yer almayacağını ilan etti.

    Çünkü Bahçeli’nin bile görüp, kabul ettiği ve HDP’ye iktidarı teklif ettiği bir dönem de iktidar ortağı olmaya kadar bir oy alan ancak atılan yanlış adımlara ‘Durun’ deme cesaretini ortaya koyamadığı için bir anda başta Kürtlerin olmak üzere birçoğunun umutlarını yıkan HDP’nin yapamadığı yapan yine Bahçeli olmuştur..

    Bahçeli, dün demediğini bırakmadığı AK Parti ve Başkan Erdoğan ile masada konuşulabileceğini, birlikte ülkeyi yönetebileceğini ortaya koyarken, ‘Bitti, tükendi’ denen MHP’yi Türkeş’in dönemine yani MHP asıl işi iktidar olma değil, hükumetlerin yanında yer alacak, işine bakacak’ siyasetine devam ettirmeyi başarmıştır.

    Kısacası son yıllarda ki gelişmelerde Bahçeli başkanlığında ki MHP bir hayli karlı çıkmıştır.

    Söz sırası şimdi Başkan Erdoğan’da ve ‘Bizde CHP’nin yanında yer alacağız, almak zorundayız’ demek zorunda gibi görünen HDP’de..


     
     


     

  • 25 Gündür Uyuyor..

    Alınan bilgilere göre yaklaşık 25 gündür Ankara’da bir hastanede tedevai edilmek üzere uyutulduğu öğrenilen Sezai Altun’un son durumunda değişen bir şey olmadığı öğrenildi.

    Bir dönem de Ardahan İl Genel Meclis Üyeliği yapan, Ardahan’da ilk yap/sat şeklinde konut yapan Sezai Altun’un ani rahatsızlığı sevenlerini başta olmak üzere kendisini escort bayan bodrum yakından tanıyan Ardahanlılar üzdü.

    Geçtiğimiz yerel seçimlerde önce Belediye Başkan Adayı, ardından İl Başkan adayıda olan Sezai Altun’un rahatsızlığının beyin kanaması olduğu ve şu an hasas günler geçirdiği alınan diğer bilgiler arasında oldu.                 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com


     

  • KADIOĞLU’DAN ENGELLİLERE SICAK EL..

    Ardahan’da Engelliler Haftası, Aile ve Sosyal


     


    Politikalar Müdürlüğü tarafından düzenlenen


     


    etkinlikle kutlandı.

     


    Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Metin Ürgün’ün Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nden faydalanan vatandaşlarla birlikte Vali Ahmet Deniz’i ziyareti ile başlayan etkinlikler daha sonra Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nde devam etti.


    Burada ki programda, Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eğitim Uygulama ve İş Eğitim Okulundan faydalanan engelliler tarafından türkü ve şiir dinletisi yapıldı. Engellilerin gösterileri salonu dolduran katılımcılar tarafından heyecanla izlendi ve uzun süre alkışlandı.

     


    Programda konuşma yapan Vali Ahmet Deniz, “Bugün Engelliler Haftası’nı kutlarken hepimizin bilmesi gereken bir şey var. Hepimiz birer engelli adayıyız. Yarınımız için hiçbir garantimiz yok. Onun için engelli vatandaşlarımızın durumunu ancak kendimizi onların yerine koyarak empati yaparak anlayabiliriz. Gelişmiş ve kalkınmış olmanın temel gereğinden bir tanesi de devletin engelli vatandaşlarına en iyi hizmeti götürmesidir. Sosyal devlet anlayışı içerisinde devletimiz, hükümetimiz, son yıllarda engelli vatandaşlarımıza yönelik hem sosyal, hem de evde bakım hizmetleri açısından çok önemli imkanlar sunmaktadır. Bizler de toplum olarak engelli vatandaşlarımıza her alanda erişilebilir bir ortam sağlamak ve engelleri ortadan kaldırmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bütün engelli kardeşlerimizin huzur içerisinde sağlıklı yaşamalarını temenni ediyorum” dedi.

     


    Programa Vali Ahmet Deniz, Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Vali Yardımcıları Muharrem Coşgun, Abdurrezzak Canpolat, Emniyet Müdürü Selami Hüner, Jandarma Komutanı Osman Yeşilöz,  İl Genel Meclis Başkanı Taviddin Coşkun, kurum müdürleri ve engelli vatandaşlar katıldı.

  • ARDAHAN DOĞUM SANCISI ÇEKİYOR!

    Alınan bilgilere göre aylardır aşılamayan doktor sıkıntısının yaşandığı Ardahan Devlet Hastanesinin son doğum uzmanının da istifa ederek kente ayrıldığı öğrenilirken, yaşanan bu durum dolaysıyla zor durumda kalan hamile kadınların komşu kentlerde bulunan hastaneler sevk edildiği öğrenildi.


    **DİĞER DALLARDA DA DOKTOR YOK..


    Doğum uzmanı sıkıntısı yaşanan Ardahan Devlet Hastanesin de diğer dallarda da bir çok alanda doktor sıkıntısı yaşandığı alınan diğer bilgiler arasında oldu.

  • ARDAHANLI GAZETECİNİN ACI GÜNÜ

    Bir süreden beri Silivri Medical Park Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde yaşama tutunmaya çalışan Suat Aras,  1 Mart Salı günü hayata veda etmişti. 65 yaşında aramızdan ayrılan Esenyurt’un sevilen simalarından Suat Aras, Fatih Mahallesi’ndeki Üç Evler Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa verildi.


    Dört çocuk babası olan Suat Aras, çevresinde sevilen ve sayılan bir isimdi. Halk ozanı olan ve doğaçlama yazdığı çok sayıda şiiri de bulunan Aras, nüktedanlığı ve güler yüzüyle hatırlanacak.


    SEVENLERİ YALNIZ BIRAKMADI


    Yoğun bir katılımın gerçekleştiği cenaze törenine CHP Esenyurt İlçe Başkanı Ali Gökmen, Silivri Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Zafer Ercan, CHP Esenyurt eski ilçe başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz, Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Genel Başkanı Server Gökmen, Esenyurt Belediyesi Meclis Üyeleri Taner Uluğ, Atakan Çiftçi, Aslan Karadağ, Togay Çoban, Akan deli, Engin doğru, Alinda İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Ercan, Reyap İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Recep Yılmaz, Ardahan Kültür Evi Başkanı Efrail Çiftçi, Fatih Mahalle Muhtarı Mehmet Yıldırım, Talatpaşa Mahalle Muhtarı Mehmet Hisar, Yenikent Mahalle Muhtarı Önder Ay, İstanbul yerel Gazeteciler Derneği Başkanı Mehmet Mert, Değişim Gazetesi’nin sahibi Gürsel Karasansar, Sayim Korkmaz, Ethem Çapan, Fahri Atabay, Nadime Gündüz, Turan Deli, Oktay Samancı, Tuncer Dağ, Göle Derneği Başkanı Ertekin Baysan, Önder Kaya, gazeteciler Metin Karakoç, Cihan Güner, Hüsamettin Erbaş, Mihrican Deniz, Murat Karakoç, Reşat Geçmez, Hakan Azar ve Aras ailesinin çok sayıda dost ve akrabası katıldı.

  • Engelleri aşmak için örgütlenin

    ARDA/FED Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın önerisi üzerine harekete geçen ARDA/FED Yönetimi İstanbul ve yurt genelinde bulunan Ardahanlı özel insanlar ile temasa geçip, kurulması planlanan Ardahanlı Özel (Engellei) hemşehrilerimizle ile temesa geçtiler.

    Ardahanlı Özel İnan olan Derya Avşar’ın önederlik yaptığı ve ‘Ardahanlı Özel insanların (Engellilerin) dikkatine!

    Tüm kamuoyuna duyurumuzdur.

    Ardahanlılar Özel insanlar (Engelliler) derneğini kuruyoruz. Aktif, pozitif ve üretmek isteyen Ardahanlı tüm özel insanları bir çatı altında buluşturmayı amaçlıyoruz. Yönetimde yer alacak Ardahanlı Özel (Engelli) insanların bu duyrumuza katılımını bekliyoruz. Katılım sağlayacakların özelde yazmaları rica olunur. 

    Not: Öneri Gazeteci Ardahan Federasyon dernek başkanı Fakir Yılmaz’dan geldi. Saygılarımla…Derya Avşar’ duyurusu ile Ardahanlı Özel İnsanlara çağrı yapan ARDA/FED yeterli üye bulunur bulunmaz ‘Ardahanlı Özel (Engelli) İnsanlar Derneğini kuracaklarını belirttiler.


    **Engelsizler kar engelini aşamadılar!


    Yoğun kar yağışı ardından bir çok köy yolunun kardan kapandığı Ardahan’da köylerden kentlere gelip, gitmek çileye dönüştü.

    Başta Ardahan merkeze bağlı Bağdeşen (Kinzodamal) köyünün yolu olmak üzere bir çok köy yolunun kardan kapandığı Ardahan’da yolların açılmasını beklemeden yola çıkan vatandaşlar karlara saplanan araçları dolaysıyla zor anlar yaşadılar. 

    İl Özel İdare ekiplerinin köy yollarını kardan temizleme çalışmasını beklemeden yola çıkan bir çok köylünün yollarda kaldığı görülen Ardahan’da kar’a saplanan araçlarını insan gücü ile çekerek çıkarmaya çalıştıkları görülen köylülerin saatler sonrası ancak Ardahan kent merkezine ulaşabildiler.                   


    Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesicom

  • Ardahan'ın Havası Temizlendi..

    Karaca, yaptığı açıklamada, Ardahan’ın temiz havasının yoğun doğalgaza olan talepten kaynaklandığını belirterek, bu temiz havanın daha artacağını ifade etti.


    Şu an yaklaşık yüzde 55’e varan bir doğalgaz kullanımı mevcut olduğunu, bu sayının 90’ın üzerine çıkmasıyla Ardahan Türkiye’deki en iyi havasını solacağını kaydeden Karaca, “Eğer doğalgaz talebi artarsa Ardahan Türkiye’nin en iyi havasına kavuşmuş olacak. Şuan göstergeler bunu gösteriyor. Ardahan olarak en iyi seviyeleri görüyoruz. Geçen yıla oranla kirli havada yüzde elli düşük var. En temiz günlere ulaştığımızı görüyoruz. Temiz hava solumamız bizim için çok önemli. Sonuçta sağlıklı bir yaşam, sağlıklı bir hava söz konusu” diye konuştu.

    Kirlilik oranlarının kısmen arttığı günlerinde olduğunu ifade eden Karaca, şunları kaydetti:


    “Özellikle soğuk gecelerde bazen kirlilik kısmen artıyor. Bunun en büyün nedeni de, kömür yakımı ile ilgili gerekli teknik kurallara uyulmamasından kaynaklanıyor. Doğalgaz kullanımı artar, kömür kullanımları da teknik olursa Ardahan Türkiye’nin en iyi havasına sahip olunacak. Bunu göstergelere dayanarak rahatlıkla söyleyebilir.”

    Ardahan Belediyesinden yapılan açıklamada ise 5 bin abone üzerinden yaklaşık 2 bin abonenin doğalgaz kullanıma başladığı belirtildi.                          www.kuzeyanadoluazetesi.com


    **Ardahan da 81 köy ve mahallede ulaşım sağlanamıyor..


    Doğu Anadolu Bölgesi’nde 2 bin 762 köy ile mahallede yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşım sağlanamıyor. Bölgede gece en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında 12 dereceyle Erzurum ve Kars’ta ölçüldü. Peki, Erzurum, Erzincan, Kars, Ardahan, Ağrı’da hava durumu nasıl olacak?

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde gece en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında 12 dereceyle Erzurum ve Kars’ta kaydedildi.

    Erzurum, Erzincan, Kars, Ardahan, Ağrı’da hava durumu nasıl olacak?

    Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, gece sıcaklık sıfırın altında olmak üzere Erzurum ve Kars 12, Ardahan 11, Ağrı 9, Iğdır 3, Erzincan’da 8 derece olarak ölçüldü.

    Bölge genelinde havanın çok bulutlu ve aralıkla kar yağışlı olacağı tahmin ediliyor. Bölge genelinde buzlanma ve don olayına karşı dikkatli olunması gerektiği belirtilidi. Yağışların, Erzurum, Erzincan, Ağrı, Kars ve Ardahan çevrelerinde kuvvetli ve yer yer yoğun olması bekleniyor. En yüksek hava sıcaklıklarının ise sıfırın altında olmak üzere Ardahan’da 9, Kars’ta 7, Ağrı’da 7, Erzurum’da 6 ve Erzincan’da 5 derece olması bekleniyor.

    2 bin 762 köy ve mahalleye ulaşım sağlanamıyor

    Kar kalınlığı Ağrı’da 72, Erzurum’da 43, Ardahan’da 28, Kars’ta 20, kayak merkezlerinde ise Erzurum Konaklı’da 142 ve Palandöken’de 150, Sarıkamış Cıbıltepe’de 76, Erzincan Ergan’da 70 santimetre ölçüldü. Bölgede aralıklarla etkili olan kar yağışı, ulaşımda aksamalara neden oluyor.

    Tipi ve fırtına nedeniyle Erzurum’da bin 143, Ağrı’da 450, Erzincan’da 506, Tunceli’de 244, Kars’ta 235, Iğdır’da 67, Ardahan’da 81 köy ve mahallede ulaşım sağlanamıyor.

     Kapalı yolların açılması için belediye ve il özel idaresi ekipleri, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Karayolları 12. Bölge Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada ise bazı karayollarının kar yağışı ve tipiden ulaşıma kapandığı bildirildi. Erzurum-Çat karayolunda ulaşım sağlanamadığı belirtilen açıklamada, Çat-Bingöl karayolunun da yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle büyük araçlara kapatıldığı kaydedildi.

  • Halkın Vekili Olmaya Devam

    7 Haziran genel seçimlerinde milletvekilliği ünvanını kayıp eden CHP Ardahan eski milletvekili Ensar Öğüt mevcut iki milletvekilinin ortada gözükmediği şu günlerde Ardahan’ın sorunlarını gündeme taşımaya devam ediyor.

    CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi ve Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan’ın merkeze bağlı Bağdaşen (Kizodamal) Köyü’ndeki köprünün yıkılmak üzere olduğunu ifade ederek, faciaya yol açmaması için yetkilileri göreve çağırdı.

    TBMM’de 22, 23 ve 24’üncü dönemde milletvekillliği yapan Öğüt, Bağdeşen köyünde taziye ziyaretine gittiğinde köprünün yıkılma durumuna geldiğini gördüğünü, buna rağmen hiçbir önlemin alınmadığını söyledi. Öğüt, şöyle dedi:

    “Köyün içindeki köprü çürümüş ve demirleri ortaya çıkmış. Bir darbede ve özellikle gece görmeden bir araç geçtiğinde facia yaşanır. Yetkilileri acilen göreve çağırıyorum. Aksi durumda, bunun sorumluluğunu üstlenmiş olacaklardır.”


    Dondurulmuş ithal et ihalesine ateş püskürdü

    ENSAR ÖĞÜT: İTHAL ET KÖYLÜYÜ BİTİR, 

    GÖÇÜ HIZLANDIRIR


    CHP Yüksek Disiplin Kurulu üyesi ve 22.23.24. Dönem Ardahan Milletvekili ve hayvancılık konusunda uzmanlığı ile tanınan Ensar Öğüt, 3 bin 200 ton dondurulmuş sığır karkas eti alımı için ihale yapılmasına ateş püskürerek, “amaç birilerine kazanç sağlamak, halka sağlıksız et yedirmek ve Anadolu köylüsünü bitirmektir”dedi.     



    FİRMALAR KAZANIP ÜLKE KAYBEDECEK

    Köylü ve yerli hayvan üreticilerinin tüm isyan ve ısrarlarına rağmen, Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürlüğü (ESK) Avrupa menşeli 3 bin 200 ton dondurulmuş sığır karkas eti alımı ihalesini gerçekleştirdiğini, biri yabancı 6 firmanın katıldığı ihalenin sonucu daha sonra kamuoyuna duyurulacağını ifade eden Ensar Öğüt, bakanlığı ve ESK’yı protesto ettiklerini söyledi.

    DONDURULMUŞ ET SAĞLIKLI DEĞİLDİR

    İthal et, yerli üretimi bitireceğini, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Anadolu köylüsünü şehirlere göçe teşvik edeceğini ve işsizliği artıracağını ifade ederek “Buna karşılık halkımız ne ucuz et yiyebilecek ne de sağlıklı et. Çünkü, dondurulmuş etin bozulmaya en elverişli ettir. Üstelik ithal et meralarda yetişen hayvanlardan elde edilmemektedir”dedi.

    İSLAMİ AÇIDAN DA SAKINCALIDIR

    Ensar Öğüt konuşmasını şöyle sürdürdü: “İslami açıdan da sakıncalıdır. Çünkü domuz yağı ile karıştırılmış küsbe ile beslenmektedir. İslami kurallara göre kesim yapılıp yapılmadığı da belirsizdir. Para kazanma uğruna, ucuz et yedireceğiz propagandası ile ülkenin tarım ve hayvancılığını bitirme noktasına götürüp halkın sağlığı ile oynuyorlar”dedi. 

    ÇÖZÜM MERA HAYVANCILIĞINA DESTEK VE TEŞVİKTİR

    Vatandaşa ucuz et yedirmenin mera hayvancılığını teşvik etmek ve desteklemekten geçtiğini, çünkü anadolunun yüzde 34’ün bir nimet olarak mera olduğunu, mera hayvancılığının maliyetinin ithal hayvanlardan daha az maliye yetiştirildiğini vurgulayan Ensar Öğüt, “Ucuz et, daha az maliyetle ve üstelik sağlıklı koşullarda yetişen  mera hayvancılığının geliştirilmesi ile mümkündür. İthal et ile birileri zengin olur ama vatandaş ucuz et yiyemez” diye konuştu. 

  • SULAR 3 GÜN BOYU AKMAYACAK..

    Çalışmalar dolaysıyla Ardahan’da üç gün su kesintisi olacağını duyuran Ardahan Belediyesi kentin geneline 3 gün boyunca içme suyu verilemeyeceğini ve vatandaşların bu yönde tedbir almaları istendi.

    Öte yandan Ardahan Belediyesinin projeleri arasında yer alan tarihi köprü restorasyon projesi çalışmaları devam ediyor.

    Belediyemizin çalışmaları kapsamında yapılan tarihi köprü restorasyon projesinde, köprü üzerinde yer alan su ve atık su boruları yatay geçiş ile su altına alınıyor. Tarihi köprünün restorasyonu tamamlandıktan sonra, köprü üzerinde yaya geçişi, oturma alanları yürüyüş alanları ve ışıklandırması tamamlanarak hizmete girecek. 

  • DİKTATÖRÜN SONU..

    Ardahan’a geldiğin de, ‘burada yaşanmaz’ deyip, bugün hala önlenemeyn göçü tetikleyen Cunta lideri Evren öldü.


    Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren tedavi gördüğü Ankara Gata Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Evren, 98 yaşındaydı.


    Uzun süredir tedavi gören Kenan Evren’in sabah saatlerinde sağlık durumunun daha kötüleştiği belirtildi…


    Bilincinin kapandığı ve solunum cihazına bağlandığı iddia edilen kenan evren’in ailesi ve avukatları da tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne çağrıldı.


    Gece saat 23. 00 sıralarında haber geldi.


    Kenan Evren 98 yaşında hayatını kaybetti.

  • Randevun yoksa öl!..

    Ardahan Devlet Hastanesin de yaşana sorunlara bir yenisi daha eklendi.

    Artvin’in Şavşat İlçesini de içinde bulunduğu ilçelere ve köylere hizmet veren Ardahan Devlet Hastanesinin hizmet vermekten yetersiz kaldığından yakınan vatandaşlar şimdi de randevu sistemi dolaysıyla zor anlar yaşıyorlar.

    Alınan bilgilere göre Randevu Sistemi ile hasta kabul eden Ardahan Devlet Hastanesi bu sistemden habersiz olan acil hastaları dahil kimseyi kabul etmediği, randevu almayanı tedavi etmediği ileri sürülmekte.

    Konu hakkın da gazetemizi telefonla arayan vatandaşlar Posof’tan, Hanak’tan, Göle’de, Damal’dan ve Çıldır’da ve Şavşat’tan Ardahan’a tedai için geldiklerini ancak haberdar olmadıkları randevu sistemi nedeniyle tedai edilmediklerinden yakındılar.