CHP İLÇE BAŞKANIN ARACI VE EHLİYETİNE EL KONULDU! , CHP'Lİ BAŞKANLAR KÜS MÜ?!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Alınan bilgilere göre gece geç saatlerinde aracıyla evine gitmekte olan Göle CHP İlçe Başkanı Recai Özalp’ı durduran polisler yaptıkları denetimde başkanın alkollü olduğunu tespit edince karakola davet ettikleri bilgisi alındı.


Hastaneye götürülen Başkan Özalp’ın aşırı derce de alkollü olduğu rapor edilince ehliyetine ve kullandığı aracına el konulduğu bilgisi alınırken başkanla yaptığımız görüşmede yaşananları kendisi de doğrularken, olayın alkol olmadığını Göle İlçe Emniyet Müdürünün kendisine takıntısından dolayı karakolluk olduğunu öne sürdü.


Alkollü araç kullandığı için ehliyet ve aracını kaptıran CHP Göle İlçe Başkanı Recai Özalp polisce tutulan tutanağa imza atmadan karakolda çıktıktan sonra kendisine ait sanal ortamda ‘Hepimize geçmiş olsun, güne ihbarla başladık, ilçe emniyet müdürü ihbarı değerlendirerek, tam adamı aldılar ….. İhbar yerini bulmuş oldu..’ şeklinde bir mesaj paylaştı.


CHP İL BAŞKANI İLE


CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI ARASI YOK!


Öte yandan CHP Ardahan İl Başkanı İle CHP’li Ardahan Belediye Başkanı arasının bir araya gelmeyecek kadar olmadığı ileri sürüldü.


İl Başkanı Yalçın Taştan’ın mecvcut CHP’li Belediye Başkanının örgüt yokmuş gibi davrandığını ve belediye başkanının kendileri hakkında sağda, solda dedikodu maiyetinde suçlamalar, iftiralar attığını belirttiği ileri sürülürken, Belediye Başkanınında uzun süredir İl Örgütüne gitmediği ve İl Başkanı Yalçın Taştan ile bir araya gelmediği de dikkat çekiyor.



PKK, YPG şimdide PJAK..


Başta oynanan tüm karanlık oyun ve hesaplara rağmen kardeşçe yaşamayı tercih eden Türk, Kürt, Alevi, Çerkez, Ahıskalı, Çingene, Mıtırıf demeden herkesi cebinden sıkan ekonomik sıkıntılar olmak üzere olağanüstü olayların yaşandığı ülke de gerçek gündemin ‘İngiltere’de öğrenciler açlıktan silgi yiyor’ diye haberler yapan havuz medya sayesinde tuz, buz olduğu şu zamanda önce Irak, ardından Suriye şimdi de İran’da yaşananları ne kadar anlıyor, algılıyoruz diye somak isterim.


Ve hemen her gün yeni bir çatışma ve bir o kadar da ölüm haberinin geldiği Irak, Suriye, İran’ın olduğu sınır ötesi güney sınırlarında ve ülkede yaşananlardan ve PKK, YPG bilmem ne örgütü denen onca örgütden sonra şimdi de PJAK harflerini duyacak, ezberleyecek gibiyiz.


Buna neden ise Kürt bir kızın öldürülmesiyle karışan ve yine birçok insanın öldürüldüğü, hapse atıldığı, insanlık dışı muameleler gördüğü  komşumuz  Molla İran’dan adını sık sık duyacağımız ‘PJAK’ İran, Türkiye sınırında bulunan bir diğer örgüt.


İran demişken bu ülkede yaşanan ve bu yazının yazıldığı sırada en son  yani 22 yaşındaki Kürt Mahsa Amini’nin “kıyafet kurallarına uymadığı” gerekçesiyle gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybetmesiyle başlayan gösterilerde 170’ı kadın 2 bin 739 kişinin gözaltına alındığı olaylarda şu ana kadar güvenlik güçlerinin de aralarında olduğu 90 kişinin yaşamını yitirdiği, öte yandan BOP’un baş yönetmeni olan ABD’nin yani Amerikalı Elon Musk, İran’da yaşananların daha çok duyulmasını, yayılmasını ister gibi Starlink uydu internetini devreye soktuğunu öğreniyoruz.


Ha bir de dikkatimi çeken diğer bir önemli konu da bu olayların yaşandığı ilk günlerde Kürtler kadar Azerilerin de olduğu İran’da bu olayların başını çekenlerin yani molla rejiminden en çok bıkanların önderliğini çekenlerin Azeri Türkler olduğunu ama ölenin bir Kürt kızı olduğunun anlaşılması ardından ne hikmetse bu yaşananların başını çeken Azeri tayfasının gizli bir ‘sus uyarısıyla’ bir anda geri çekilip, sus pus olduğunu da bir kenara not edelim.


Evet başta BOP yani Büyük Ortadoğu Projesinin uygulamada olduğu söylenen güney sınırımızda olmak üzere batı yakasında silahlandırılan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a verilen destek yetmezmiş gibi ülkenin yeni bir silah ambargosuyla karşılaştığını da unutmayın.


Ve bunlar yetmez gibi seçime doğru giden ülkenin birçok yerinden gelen onca acı haberlerin basın ve medyada ne kadar görüldüğüne  baktığımızda karşımıza onca gazete, site, gazeteci, yutubçunun olmasına rağmen memleketim Ardahan sınırları içinde bulunan ve Kaplumbağa yürüyüşü ile kazıldığı için bu gidişle 55 yılda biteceği söylenen Posof/Ulgar tüneli gibi bir türlü bitmeyen Gebze-Darıca metrosunda yerel basının ulaşamadığı Gebze Belediye Başkanını karşısına almış ve her şey iyiye gidiyor diyen A haberi görürsünüz…


Çünkü 84 milyonluk ülkede 1 milyonu spor, bir milyonu magazin, 1 milyonu at yarışı, bulmaca gazetesi olmak üzere 4 milyon gazetenin satıldığı ülke de Erdoğan’ın ”Artık köşenden gereğini yapacaksın”  dediği ünlü yazarlarla dolu basın ve haber vermektense yorum yaparak saatlerce konuşanlarla dolu medyaya ya 1. sayfa da yer almaz ya da cumhurbaşkanının hatta meteorolojiden sorumlu bakanın 8 sütun manşetlenmiş alakasız bir açıklamasının gölgesinde okunmaz bir hale sokulup gündem yapılmak istense de asıl tartışılacak olan birçok konu ve gerçek gündemi gözden kaçırıveriyoruz.


Peki, ‘bunun nedeni nedir? diye soracak olunursa buna cevap verecek bir kimseyi bulabilir misiniz?


Bulamazsınız…


Çünkü ne gazete alıp okuyan bir toplum var, nede dizilerden boşanıp, haber, yorum programları izleyen var.


Olan da sesini çıkaramıyor.


Çünkü çıkarılırsa şehit ailelerine dahil isyan edenlere Ak Trollerce denmedik bırakılmıyor.


Ha buna Ak trollerin gücü yetmediği anda ya başkan olmak isteyen ve bu nedenle seçimleri yenileten Cumhurbaşkanının, ya da başbakanın ‘Hımmm’ tehditkâr açıklamaları devreye girer.


Yetmezse göbekten devlete, hükumete, saraya, banka kredilerine bağlı sözüm ona medya ve basın havuzu taşar.


Korku imparatorluğu kurulmuş, face, twitter, tel mesajları bile alakasız paylaşımlar ile doldurulup, bam başka gündem oluşturulmaya çalışır.


Ve Güney’de başta olmak üzere ülkenin hemen her yerinde analar ağlar, babalar bağırır, barış yanlıları kendisini yırtar medya ve basın da resmi kurumların verdiği onca kara haberler ardından kısaca verdiği şehit haberleri ardından ‘teröristler bitti, imha edildi, nokta atışıyla öldürüldü’ deyip geçtiği PKK, YPG’den sonra PJAK’ın Irak, Suriye ve İran olduğunu göremediği gibi yeni bir barış süreci ve güçlü bir genel af ile oyunu bozulacak, ötelenecek olan BOP’ça yaşatılanları göremiyor…


 


**Kardeş kardeşi öldürmemeli..


Yeni bir seçime doğru giden ülkenin güneyinden her gün gelen kara haberlerin siyasi haberlerin gölgesinde kaldığı şu günlerde dün yine çatışma, baskın, saldırı haberleri alıyorduk.


Son olarak Mersin’de yaşanan ve bir polisin şehit olması olayının bize yeniden hatırlattığı ve yataklarında uyuyan iki polisin hayatına mal olan o dönemki çatışmaların nasıl olup duracağı konusunda adeta şaşıran toplumun da gün geçtikçe gerginleşip, birbirine diş bilediğini unutanlara en iyi cevabı yine o dönem Adana’da şehit olan polisin babasının verdiğini de unutmuş gibiyiz.


Çünkü kızını Erzurum’da üniversiteye kayıt ettikten sonra görevi başına dönen ve yapılan bir saldırı sonucu şehit olan polis memuru Bircan İlhanlı’nın babasının dediklerini barış yanlısı insanların her gün dediğini demiş, ama onu da kimsenin dinlemiyeceğini bildiğimizden bu  düşüncemizden de haklı çıkmıştık.


Kulaklarımda hala olan ve “BU HÜKÜMETE MESAJ VERSEM NE OLACAK Kİ DİNLEYEN YOK, SORAN YOK” diyen acılı babanın sözleri aynen şöyledi; ‘Bir oğlunun Bursa’da astsubay olduğunu, şehit olan oğlunun ise 6 yıldır Adana’da polis olduğunu ifade eden acılı baba, “Kimseye verecek bir mesajım yok hem versem ne olacak ki bu hükumete. Dinleyen yok, soran yok halimizi bilen yok. Vatan sağ olsun demekle iş bitmiyor. Vatan bizim vatanımız ama böyle vatan kurtulmaz. Her gün şehit her gün şehit. Allah herkesin çocuğunu korusun” diye konuşmuştu.


İşte her gün yüreklere kor düşüren haberlerin ardı arkasının kesilmediği ülkem de son olmasını umduğumuz şehidin babasının bu sözleri ve bu ülkede hep birlikte kardeşçe yaşamak varken kardeşin kardeşi öldürmesine karşı çıkanların açık feryadı bu.


O babanın acısını yürekten hisseden bir baba, bir insan, bir gazeteci olarak bende diyorum ki;


Türkler yaşanan onca acıya karşın ‘Bellerini Kırdık, Bitti, Tükendi’ diyerek BOP tehlikesini ve diğer onca ince hesapları görmeyen yazının içinde bulunnan ve barış masasının yıkıldığı Dolmabahçe’de çekilmiş olan fotoğraftaki insan liderliğinde ki iktidarın yeni bir barış süreci ya da güçlü bir genel af ile artık yeter der, Kürtler ise her iki tarafın analarını ağlatan eylemlere son vermesi için PKK’ya, YPG’ya ve şimdi de adı gündeme sürülen ve bu gidişle adını sıkça duyacağımız gibi görünen PJAK’a ‘De Bese demelidir..


Bunu derken, bayrağımızın kutsal olduğunu içi boş sloganları, şovları bir kenara itmeli ve el ele verip, samimice BİZ DOST, DÜŞMANA KARŞI BİRLİKTE YAŞADIĞIMIZ 70 RENKLİ ÜLKEYİZ, BİZİLERİ YARALASADA, ÜZSE DE HERŞEYE RAĞMEN SİZİN TÜM KARANLIK HESAPLARINIZA İNAT100 YILDIR KARDEŞÇE YAŞAYAN HALKIZ, BARIŞ İSTİYORUZ demeli…




arşiv haber 26/12/2016 tarihl haber/yorum


GÜVERCİNLER BARIŞIN UMUDUDUR…


Ağır kış şartlarının yaşandığı Ardahan’da aç kalan yabani hayvanlar bir parça yiyecek için ölüm riskini göze alıp,kent merkezlerine kadar inmeye başladığı şu günlerde barışın simgesi güvercinlerde çarşılara, hayvan yemi satan iş yerlerinin önünde ayrılmıyorlar.


Yöneticilerin bütçe içinde bulunan ödenekle alınan yiyecekleri kendileri ile birlikte götürdükleri gazetecilerin gözü önünde dağ, taşa bırakıp, hayvan sevgilerini ortaya koyma çabalarının yanında çarşılarda, köy içlerinde bir dilim yiyecek için gezen, uçan hayvanlarda hayvan severlerin kendilerine uzattığı bir parça yiyecekle -40’ları bulan dondurucu havalarda donmamaya çalıştıkları görülmekte.


Şemdin Yılan gibi bir çok esnafın sabahın erken saatlerinde kapılarına kadar gelen güvercinleri besleyerek, onları n karınlarını doyurmaya çalıştığı Ardahan’da onca kedi ve köğekte gece/gündüz kar, buz altında kalan çöplere atılan yiyecek artıklarını aramakla meşgul olduğu Ardahan’da köylerde ki ahırlarda bulunan hayvanlarında şimdiden yem sıkıntısı yaşadığı alınan haberler arasında oldu.


**Mitinginde Patlama!..


*05/06/2015 Tarihli Haberler..


HDP’nin Diyarbakır mitinginde patlama meydana geldi..

Çok sayıda yaralı var..

HDP Diyarbakır Milletvekili ve Ağrı Milletvekili Adayı Leyla Zana’ın Ardahan’a geldiği sırada Diyarbakır’da meydana gelen haber Ardahan’da ki coşkuyu gölgeledi.


Barış Barış Barış..


Dün Erzurum’da, bugünde Diyarbakır’da yaşanan olaylar tüm yurtta olduğu gibi Ardahan’da da nefretle kınandı.


Türkiye’yi üç yıla yakındır girdiği barış atmosferinde çıkarmak isteyen karanlık güçlerin dün ellerinde döner bıçakları, satırlarla alana çıktığını gören Ardahanlılar, HDP’nin minibüsünü ateşe verip, içinde ki şöforü diri diri yakmalk isteyenlerni barışı bozamayacağını belirterek, Erzurum’da yaşananları kındılar.



**LEYLA ZANA GÖLE, HOÇVAN VE ARDAHAN’DAYDI..


Seçimlere çok kısa bir süre kaldığı şu günlerde son kozlarını ortaya koyan partiler alan hakimiyeti için büyük uğraşlar veriyorlar.


AK Parti’nin Posof’ta yapmayı planladığı mitingine ilgi olmayınca buradaki mitingi ertelerken, Göle’de yaptığı mitingte beklediği ilgiyi görmeyince yarın Ardahan’da olacak olan Cumhurbaşkanının yapacağı mitinge kilitlendiği ve araçlarını Cumhurbaşkanının posterleri ile süsledikleri görüldü.


HDP’nin Leyla Zana ile seçim çalışmalarını sonlandırdığı Ardahan’da, Göle’de ve Hoçvan’da büyük bir kitlenin toplandığı mitingler gerçekleştirdi.



YENİ, BİR SENARYO GEREK..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com

 
Sizlerin de dikkatini çekiyor mu bilmem ama bitmesine bir kaç gün kalan şu 2016 yılında ortaya konulan senaryolar Amerika’nın filim üreten fabrikası Hollywood’da bile gerçekleşmemiş ve filime çevrilmemiştir..

Çünkü 2016 yılı içinde ortaya konulan onca senaryo ve filim hepimizi bir hayli yorup, tedirgin etse de sonuçta filim ve senaryo olduğunu görüp, bir oh çekerek 2017 yılına yeni umutlar ile adım atıyor gibiyiz..

Evet 1 Ocak 2016 yılından itibaren şöyle bir yılı değerlendirmeye gidecek olursak gerçekten senaryo ve onca filmlerin oynandığı ve en önemlisi mevcut hükumet ve de onun anlayışının iyiden iyiye yerini sağlamlaştırdığını görmek mümkün..

Çünkü orata konulan senaryo ve filimler ile önünde ki engelleri tek tek kaldırıp, işi Atatürk’ün heykellerini kaldırmaya kadar getiren yönetim anlayışının tek engeli kaldı oda; HDP’lileri hapis gönderilmesine izin veren CHP’nin boş anayasa çırpınışlarını da aşıp, getirmeyi hedeflediği başkanlık sistemidir..

Bana göre olağanüstü bir durum yaşanmazsa ve bugünlerde ortada olmayan ama dünyaya hüküm eden, dünya politikasına yön veren ABD’nin gelecekteki planları konusunda Pentangon’dan ders alan Trump dokunmazsa yada sol denilen kesimin el birliği yaparak, bir araya gelip, güçlü bir muhalefet çıkarmazsa en az bir 15 yıl daha iktidar da kalacağa benzeyen şu anki yönetim anlayışının getireceği başkanlık sitemi ile ömrünü uzatıp, 2023 hedefine ulaşacağı da diğer bir gerçektir..

Çünkü ortaya konulan senaryo ve filmlerin havuz medyasının da katkısıyla toplumu olağanüstü bir değişime doğru götürdüğü ve bu değişimin sonucu birilerinin önü her geçen gün açılmaya, temizlenmeye devam etmekte..

Kısacası vizyona girecek olan yeni senaryo ve oynanmaya devam edecek olan filmlerle ‘durmak yok yola devam’ denilmeye devam edecek gibi..