
.jpg)
Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.45’de de TEMPO TV’de Programa Başlıyor..
Her Cumartesi günü saat:15.45’de

Dizi, Ardahan’ın Damal ilçesinde bir köydeki komiser, savcı ve doktor karakterleri üçgeninde kriminal olayları konu alıyor. Komiser Fuad karakterini Emre Kızılırmak, Doktor Cemre karakterini Tuvana Türkay, savcı karakterini ise Emre Canpolat canlandırıyor. Dijital Platform Dağıtımını, içerik üretim ajansı Any Motion Studios’un üstlendiği FUAD dizisinin çekimlerine Ardahan Damal’da devam edilmektedir. Any Motion Studios, 2021 yılında FUAD dizisinin dijital platformlarda yayınlama haklarını üstlenmiştir.
.jpg)
Öncelikle meslektaşım, abim, Kocaeli Bakış adlı gazetesinde yazılarımın da yayınlandığı, Yüksel Ercan’ın, yasaklı bir pazar günü torunlarımla vakit geçirirken bana attığı mesajı düşünerek, anlam vererek ve birazda olsun kendi yaşadıklarımıza benzeterek okuyalım ve azda olsa gülümseyelim.
Cuma vakti Bektaşi’nin dükkanı kapalıymış.
Bir adam alışveriş için gelmiş
bakmış ki dükkan kapalı
komşuya sormuş
-Dükkân sahibi nerede?
-Cuma’ya gitti demiş
O sıra Bektaşi köşeden dönünce
konuşulanı duymuş
-He atmadığınız iftira bi o kaldıydı demiş..
Bu fıkrayı ve birçoğumuzun yaşadığı gerçeği okuduğumda gülümseyip, gelen mesaja yazdığım cevaba, Yüksel abi gibi, sizin de gülümserken düşünmenizi umuyorum…
Evet zaman zaman sıkıştığımda, gidip kafa kafaya verip, dertleştiğim 83 yaşındaki Atilla amcanın, birçoğuna bizzat şahit olduğu yaşadıklarımı dinleyip, moral olarak bana anlattığı Bektaşi meselesine benzer. O gerçekte yaşanmış hikaye ve meslektaşım Yüksel abiye cevaben yazdığım mesaj ise şöyle;
Hollanda’da yıllarca çalışan ve “Güçlü Lobi” diyerek, benim gibi mücadele edip, o dönemdeki Türkleri bir arada tutmaya çalışan Attila amcam, benim bu yöne çabalarımı izlerken halime acıyıp anlattığı bir şeyi aklıma getirdin. Oda bugün bana yapılanlara benzer birçok alçaklığa, namussuzluğa, iftiraya ve adilikle de mücadele eden Atilla amca, bir gün bir toplantıda çıkıp demiş ki ‘Ey hemşerim, size teşekkür ediyorum, ki bu teşekkürüm neden biliyor musunuz? Diyeyim, sizler beni anlamadınız, çabalarımla Hollanda gibi yerde az çok tutunduğunuzu da… Ve tek amacıma, sizin burada adam olmanız çabama için birçok kulp taktınız, demediğinizi de bırakmadınız. Ama yine de teşekkür ediyorum. Çünkü her şerefsizliği, çamuru attınız, tek bir şey diyemediniz. Oda hepiniz ibne olduğunuz için olacak ki “Ula Atilla’da ibnedir” diyemediniz…
Anlayanın anlaması, üzerine çekeninde çekmesi umuduyla güzel ve hala inanmadığım ve gribal basit bir vaka olduğuna hala inandığım pandemisiz, yasaksız ve ekonomisi iyiye giden bir ülke, bir hafta, iftirasız bir gün, bir yaşam umuduyla saygılarımla..
EN İYİ BELGESEL FİLMİNİ ARDAHANLI ÇEKTİ!
Karanlık oyunu da bozmanın yolu okyanus ötesi ve iç politikayla ilgilenmektir..
Dünkü yazımda olduğu gibi bugünkü yazımıza da bir iki soru ile başlamak isterim.
Çünkü konunun daha iyi anlaşılması için bu sorulara verilecek cevaplar çok önemlidir..
Soru 1: Yaşadığınız kentin Valisini ne kadar tanıyorsunuz, ismini biliyor musunuz, ne zaman atandı?
Soru 2: Sorunlarınızın çözümünde Validen de daha çok yetkili olan kaymakamın adı nedir, kaymakam bey ne zaman ilçeye atandı? Kaymakamlık nerededir?
Bu sorularımıza çoğumuzun cevap veremeyeceğini bilen biri olarak aşağıdaki yazımı bir kez daha okumanızı ısrarla tavsiye ederim.
**
**Sadece siyasi yerel yöneticiler mi sorumlu?..
Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde gözler kimin belediye başkan adayı, kimin belediye meclis üyesi veya kimin muhtar adayı olacağına dönmüş durumda.
Seçimlerin yaklaşması ile doğal bir durum olarak karşıladığımız bu bakışın asıl bakmadığı diğer bir yönde seçilmişlerin seçildikten sonra karşılaştıkları ilginç durum olmalıdır.
Ve seçilmişlerde daha etkili, yetkililer olduğunu bilmek gerekir..
Çünkü bu ülkede halkın oyları ile seçilen ve sözde demokrasinin gereği olan belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtar seçilmenin yeterli olmadığını da bilmek gerekir.
Neden mi?
İşte tam da bu noktada Başkan Erdoğan’ın da şikâyetçi olduğu ama taahhüt etiğinin aksine azaltmayıp, var olanlara yenilerini eklediği bürokrasi imparatorluğu ve bürokratların gizli iktidarı burada da önümüze çıkıyor.
Evet siz aday olmayı düşünebilirsiniz, halkta sizi seçebilir..
Ama o makamlara oturduğunuz gün karşınıza vilayetse vali, ilçe ise kaymakam ve müdürler çıkar..
Ve siz iktidarın belediye başkanı, belediye meclis üyesi ya da muhtarda olsanız ‘Mülki Amir’ denen kişi sizin o kafanızdaki plan ve projeleri istediğiniz gibi hayata geçirmenize ya yardımcı olur ya projelerinize engel çıkarır, olmadı geciktirir..
Benim 33 yıllık gazetecilik hayatımda gördüğüm ise bu saydığım üç maddenin ikisi hep ön plana çıkmıştır.
Yani belediye başkanı bir şey yapacaksa, ‘Acaba Vali ne der, Kaymakam katılır mı?’ sorusuna hep cevap aramış ve çoğu zamanda bu sorularına cevap bulamamıştır..
Yani işin kısacası çokta heveslenmeyin ‘Ben başkan olayım, meclis üyesi, muhtar seçiliyeyim’ diye..
Evet kısaca durum bu halde iken asıl iktidar olan bürokrasinin başı vali, kaymakam yada müdürlerin de sevabı, vebalı vardır o kentin gelişmesinde..
Yada Ardahan gibi sınır da, dipte köşede ve Ankara’nın gözünden uzak kentlerin, köylerin beklediği hizmetleri alamamasından..
Ama hep art niyetli yada komünizm döneminde bile olmayan bürokrasiyi kendilerine kalkan eden bürokratlar mı bu saydıklarımız?..
Tabikî de değil..
Çünkü onlarda başında bulundukları ve mülki amir sıfatını taşıdıkları kentin gelişmesini, büyümesini isterler ve bunu başardıkları takdirde kendilerini atayanlarca, halkça hep ödüllendirilmiş, tarihin beyaz sayfalarında yer almışlardır.
İşte tamda burada İstanbul gibi büyük kentlere çokta akıllara gelmeyen vali, kaymakamlar, Ardahan gibi küçük kentlerde ki mülki amirlere hatırlatmak gerekir, ‘Yerel Yönetici Şehrin Sorumlusudur..’ diye..
Evet, son olarak ziyaret ettiğimiz AK Parti Esenyurt İlçe Başkanı Sayın Yasir Çelik’i ziyaretimizde de gündeme gelen bu konuyu kendisi ve yöneticisi arkadaşlarıyla enine boyuna konuştuk.
Ve vali ve kaymakamlarında var olan sorunlar karşısında birer belediye başkanı, meclis üyesi ve muhtar kadar hatta daha çok sorumlu olduğu o ziyaretimizde öne çıkarken Esenyurt AK Parti İlçe Teşkilatı olarak bu yönde yani İlçe Kaymakamı ile birlikte önemli adımlar atıldığını öğreniyorduk.
Çünkü devleti temsil etmesine karşın adeta kendilerini saklayanlar dolayısıyla halkın ilgi alanına girmeyen, çalışması için baskı yapmadığı bürokrasinin başındakiler, Esenyurt’ta olduğu gibi kimsenin gelmediği için saat 15.00’da kaymakamlığı terk eden Üsküdar Kaymakamının Özel Kalem Sekreterinin ve kaymakamının makamlarının yani Üsküdar Kaymakamlığın nerede olduğunu bilenlerin sayısının az olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Yani, ‘bir sorun olduğunda aklı esenin aklına ilk gelen belediye değil, devletin temsilcisi olan vali ve kaymakamlar gelmeli’ deniyordu.
Evet, siyasilerde sonra akla gelmesi gerekenlerin mülki amirler olduğunu ve bunların kendilerini saklamaktansa, gelen işleri savsaklamaktansa hiçbir insana siyasi olarak bakmadan devlet adamı kimliği ile babalık, analık, kardeşlik ve asli görevini yapmalıdır.
Bunun için bu ülkenin iki ayak üzerinde yürüdüğü bunun birincisinin siyasiler, ikincisinin de siyasilerden daha etkin makamlarda oturanlar vali, kaymakamlar olduğu unutulmamalıdır.
Ve kimsede kendisine düşen her türlü görevden kaçma gibi bir lüksü yoktur.
Çünkü ülke genelinde ki siyasiler ve bürokratlar kadar yerel siyasiler ve bürokratlarda bu halka hizmet için vardır..
DEMOKRASİ İÇİN NE GEREKİYORSA O!
CADDE ORTASINDA DEMOKRASİ SİNEMASI!..
*Arşiv Haber 01/08/2016 Tarihli Haber
15 Temmuz’dan bu yana AK Partili Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un önderlik ve ev sahipliği yaptığı ‘Demokrasi Nöbeti’nin bitimine az bir süre kalırken bu kez cadde ortasına sinema kuruldu.
Her geçen gün nöbetçisi azalan Demokrasi Nöbetine ilgiyi arttırmak için önce çay, daha sonra pancar çorbası ısmarlayan ardından yerel âşıklar konseri düzenleyen Ardahan Belediyesi buda yetmeyince cadde ortasında sinema açtı.
Cumhurbaşkanının darbe kalkışmasından bugüne kadar cadde ve sokaklara çağırdığı vatandaşları cadde de tutmak için bin bir çareye başvuran Ardahan Belediyesi geceleri bir hayli soğuyan havaya karşın ortaya koyduğu misafirperverliği ile hem Ardahanlıları, hemde bürokratları saatlerce cadde de tutma başarısını ortaya koymaya devam ediyor.
ARDAHANLI AŞIKLAR DEMOKRASİ İÇİN ÇALIP SÖYLEDİ
15 Temmuz’da gerçekleştirilen hain darbe girişimine yönelik Ardahan’da ki tepkilere, yöre aşıkları da katıldı. Olay gecesinden itibaren demokrasi nöbetini sürdüren halkın arasına karışan aşıklar, bu kez demokrasi için çalıp söylediler.
Demokrasi nöbetinin 17’inci gününde; Vali İbrahim Özefe, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, İl Emniyet Müdürü Selami Hüner, AK Parti Ardahan İl Başkanı Yusuf Demirci, Kurum Müdürleri ve vatandaşların katılımıyla Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve Aşıklar dinletisi yapıldı.
ARDAHANLI AVUKATLAR
BAŞKAN KÖKSOY’U MAKAMINDA ZİYARET ETTİ..
rdahanlı Avukatlar Belediye Başkanımız Faruk Köksoy’u, makamında ziyaret etti.
Başkan Köksoy’u ziyaretlerinde Avukatlar adına açıklama yapan Metin Taylan Özyılmaz: “Milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanının, mevcut siyasi hükumet, sivil irade ve demokrasiye teşebbüs eden TSK içinde yuvalanmış hainlerin, bu darbe teşebbüsü siyasi parti ve ideoloji farkı gözetmeksizin silahların karşısında kahramanca dikilen milletimizin yiğit evlatları sayesinde engellenmiştir. Demokrasi şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.
İşte sinema salonu olmayan 7 şehir..
Bu dönemde sinema salonlarındaki koltuk sayısı yüzde 3,3 artarak 307 bin 456 seyirci kapasitesine ulaştı. Interpress’in Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, gösterilen film sayısı 2016 yılında, 2015 yılına göre yüzde 8,7 artarak 53 bin 443 oldu. Aynı dönemde gösterilen yerli film sayısı yüzde 5,3 artarak 22 bin 642 olurken, gösterilen yabancı film sayısı yüzde 11,4 artarak 30 bin 801 oldu.
Seyirci sayısı yüzde 3,3 azaldı…
Sinema seyirci sayısı 2016 yılında, 2015 yılına göre yüzde 3,3 azalarak 55 milyon 260 bin 600 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı yüzde 8,9 azalarak 28 milyon 834 bin 409 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı yüzde 3,7 artarak 26 milyon 426 bin 191 kişiye ulaştı.
7 ilde sinema salonu yok …
Aynı araştırmaya göre ülkemizde sinema salonu bulunmayan il sayısı 2016 yılında 7 oldu. Sinema salonu bulunmayan iller Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Hakkari, Sinop, Şırnak ve Tunceli olurken, yazılı basında yılbaşından bu yana sinema hakkında 37 bin 9 haber çıktığı belirlendi.
Tiyatro koltuk sayısı yüzde 1,1 arttı
Tiyatro salon sayısı 2015-2016 sezonunda, bir önceki sezona göre yüzde 0,3 artarken, tiyatro salonu koltuk sayısı yüzde 1,1 arttı. Buna göre 2015-2016 sezonunda tiyatro salon sayısı 721 olurken, tiyatro salonu koltuk sayısı 261 bin 885 oldu. Aynı dönemde tiyatroya gidenlerden yetişkin eseri seyirci sayısı yüzde 0,1 artarken çocuk eseri seyirci sayısı yüzde 7,1 arttı.
Tiyatro salonlarında yapılan gösteri sayısı azaldı…
Sezonlar itibarıyla karşılaştırıldığında; 2015-2016 sezonunda, 2014-2015 sezonuna göre tiyatro salonlarında yapılan gösteri sayısı yüzde 5,1 azalarak 26 bin 816 oldu. Tiyatro salonlarında yapılan yerli/telif eser gösteri sayısı geçen sezona göre yüzde 8,9 azalırken, yabancı/çeviri eser gösteri sayısı yüzde 9,8 arttı. Tiyatro ile ilgili yazılı basında çıkan haber sayısı ise 43 bin 824 oldu.
**Bu kenti sorunları ne olacak?
15 Temmuz Darbe girişimi olduğu söylenen günden bu yana gündemin alt üst olduğu şu günlerde göçün durmaksızın hala devam ettiği memleketim, sınır bekleyen, serhat Ardahan’ın sorunlarının nasıl olup, çözüm bulacağı konusunda kimsenin ses çıkarmadığını da görmekteyiz..
Bu sorunları tek tek sıralamaya başlarsak eğer;
Birinci sırayı 2 gümrük kapısı olmasına karşı yok denecek kadar az olan ithalat, ihracat..
İkincisi başta bu iki gümrük kapısına, yani Posof Türkgözü ile Çıldır Aktaş Gümrük kapılarına giden yollar gibi Ardahan merkez, Göle, Hanak, Damal, Posof, Çıldır ve Damal’ın kent içi yollarından beter köy ve yayla yolları..
Ve zaten yapılmayan bu gümrük kapılarının Posof ve Arpaçay üzerinden çalınmaya çalışılması..
Üçüncüsü bakkallıktan öteye geçemeyen esnaflık anlayışı yani bir türlü bir iki fabrikanın yapılamaması, iş istihdamı sağlayacak olan devlet yada özle sektörün yokluğu..
Dördüncüsü idarecilerin yakın ve akrabalarına iş bulduğu merkez olmaya başlayan ve gerçekte kadrosu artarken öğrenci sayısı artmayan Ardahan ve Ardahanlılardan kopuk üniversitesinin kurulduğundan bu yana harcadığı 150 Milyon TL.’sinden 1 milyon faydalanamayan iş adamlarını bir iki binayı yapmaktan öteye geçememesi..
Beşincisi Ardahan çevre yolunda olduğu gibi Göle’de, Hanak’ta, Damal’da, Çıldır’da ve de Posof’ta ki hayvancılığında kent ve köyler gibi ileri gitmediği, hep geriye doğru gitmesidir, Ardahan’ın ana sorunlarının başında gelenler..
Peki diğer sorunlar ana sorunlar değiller mi?
Örnek mi?
Eğitimde 81 vilayet içinde hep sonda olunurken, eğitim orduları denenlerin bu önemli konuda hala bir plan ve bir projeyi ortaya koyamamaları sorun değil mi?
Spor’un sıfırda, futbolun doğayı katleden HES Barajları karşılığı satıldığı bu kentte başka ne sorun var diye bir soru sormaya kalkarsanız bin sorun karşınıza çıkmıyor mu?
Alt yapı gibi üst yapının bugün cuntacı diye içeri atılan generallerin alt üst ettiği Güneydoğu kentlerinden beter Ardahan’ın sorunlarını sırlamaya kalkmak, başta, ‘memleketi kurtarıyorum’ deyip, 100 yıla yakındır hiç bir şey yapmayan ünlü, ünsüz siyasilerin olmak üzere bugün her an içeri çağrılacak diye ter döken kamu görevlilerinin moralini bozsa da bu sorunları tek tek sıralamakta bizim işimiz..
Unuttuğumuz bir sorun oldu mu diye size sorsam sıralar mısınız?..