
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..
İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
.

MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
Sermayesinin insan olduğunu kendisine ilke edinen DGR Servis A.Ş. şirket, çalışanlarının bir aile ortamında çalıştığı firma olarak İstanbul’un göbeğinde hizmet vermeye başladı.
1999 Yılından bu yana özel sektöre verdiği hizmetleri ile başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde birçok ünlü firmaya Enterge Tesis Yönetimi, Özel Güvenlik Hizmetleri, Profesyonel Temizlik Hizmetleri, Tesis Teknik Servis Hizmetleri, Operasyonel Hizmetler ve Endüstriyel Tesis Yönetimi hizmetleri sunan DGR Servis A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Doğru İstanbul’un göbeği olarak bilinen merkezi Şişli’ye taşınan firmasının sermayesinin insan olduğunu belirtti.
Bugüne kadar bu ilke ile özel sektöre verdikleri hizmetleri ile marka olan firmalarının Çevre, Kalite, İş ve İş Sağlığı konusunda ortaya koyduğu hassasiyetle bugün alanında önemli bir marka olarak müşterilerine daha iyi bir hizmet mücadelesi içinde olduğunu belirtti.

Aynı zamanda Ardahan Dernekler Federasyonu ve Ardahan Gazeteciler Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ziyaret edip, hayırlı olsun dileğinde bulunduğu ve ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolası ile yoluna devam eden ARDAFED’e verdiği destekleri dolayısıyla teşekkür plaketini DGR Servis A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ardahan/Göleli İşadamı Bülent Doğru’ya teslim etti.
Yılmaz’ın İstanbul’un göbeğine taşınan DGR Servis A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, İşadamı Bülent Doğru ile başta stk’ların birlikteliği olmak üzere toplumun önderleri, ileri gelenleri ve siyasilerinin o çok istenen ama hala istenen seviyede bulunmayan birlikteliği sunması gerektiği de konuşuldu.
www.dgr.com.tr
BAŞKAN ÇOK MEŞGUL!..
Evet son seçimden sonra birçok başkana ulaşılamadığı yönünde eleştirilerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Tabi bu başkanların da seçilmeden önce farklı, seçildikten sonra mevcut Başkan Erdoğan başta olmak üzere diğer başkanlara ulaşamadıkları şeklinde yorumlar olduğunu da biliyoruz. Yani kendilerine ulaşamadıklarından yakınan insanlara, ’biz de bazılarına ulaşamıyoruz ‘ diyerek konuyu geçiştirmeye çalıştıkları biliniyor ve en önemlisi bu başkanlara sekreterlik, basın danışmanlığı yapanlar da başkanları arayanların derdini anlatmak isteyenlerin sıkıntılarını başkalarına aktaramadıkları için de başkanlarında kendilerinden çare bekleyenlere geri dönüş yapmadıkları tartışılmaktadır. Bilmiyorum ama başkan seçildikten sonra ulaşılamaz olan bu başkanların dün büyük umutlarla seçilip, bugün başkan olanların kendilerine ulaşılamayanların büyük bölümünün kendini oraya taşıyan ve başkan yapanların seçmenler oldukları, yakınları oldukları, dostları oldukları da diğer bir gerçek.

Evet bu ülkede başkanlık sistemine geçildi. Seçimden sonra gerek başkana, büyük başkana yani Erdoğan’a ve onun atadığı bakanlara daha sonra da seçilen belediye başkanlarını ve onların görevlendirdiği basın danışmanlarına ulaşılamaz olduğu bir gerçek. Bunu nasıl aşacağız bunu nasıl anlatacağız bilemiyorum ama çoğu insanın dert yandığı, bu yönde şikayetçi olduğu da çok iyi biliniyor.
Ve bunların başını da yine halkın seçtiği milletvekilleri çekiyor. Milletvekillerini tanıyanlar kendileriyle ilgili işleri olanlar onlara ulaşamadıkları için sıkıntı çekiyorlar. Başkan Erdoğan’ın Kürt seçmenler mesaj olarak algılanan Şırnak’ta katıldığı partisinin kongresi de bir derdini anlatmak isteyen ve ‘Erdoğan dede’ diye bağıran bir çocuğun o kalabalığın içinde bile sesini duyup, cevap vermesi ve kendisine ulaşmak isteyen insanların olduğunu hissedip, kendisine seslenen çocuğu yanına çağırmasına benzer bir olay yaşadı, yaşıyor Türkiye.
Evet, başta benim hemşerilerim olmak üzere hemşeri seçilenler olmak üzere güçlü lobi diyerek seslenmiş olmak üzere “ya bizden olsun da taştan olsun” dediklerimiz de artık kendilerine ulaşılamaz olmuşlar. Bu anlamda ne olur diye düşünürsek bilmiyorum ama her iş akışa bırakıldı ve bu akışın seçime doğru hızla gittiği de bir gerçek. Benim en büyük sorunum, en büyük derdim, en büyük düşüncem yarın yine birileri için ‘ya bu da daha önceki gibi ulaşılamaz mı olacak?’ şühpesi yaşatır mı bilemiyorum.
Ama o koltuğa bir kez oturanların, koltuğa otur oturmaz kapıları kapattığını da biliriz.
Hatırlarsanız seçimden önce “kapılarımız herkese açık olacak” şeklinde beyanat verenler ve bazıları da balta, kazmayı eline alıp yalandan resim veriyorlardı. Seçimden sonra kapılarını bile açmıyorlar.
Kapılarını açık bırakana insanların derdini anlatma fırsatı veriliyor gibi fakat derdini anlattığını sananları dinlemiyorlar bile.
Görüşmeye gittiğiniz insanların kapısı açık olduğu zaman dakika başı herkesin içeri girdiği gibi bir tarafta imza attıran, bir taraftan çaycısı giriyor, memuru giriyor, bir taraftan diğer tarafa yeni gelenler oluyor ve o hengame içinde siz derdinizi anlatamıyorsunuz bile..
Yani kısacası ‘ben başkanım’ deyipte kendilerinin ulaşılmaz olduğunu söylersek, yanılmış olmayız..
Bu anlamda da böyle bir sorunun olduğu bir ülkede başkanlık sisteminin de nasıl yürüyeceğini, nasıl yürütüldüğünü, nasıl olacağını düşünürken Azerbaycan’daki başkana da bakmak lazım. O da tepkilerin, homurdanmaların, sıkıntıların arttığını görünce komşusuyla yeniden çatışmaya girerek birbirlerine savaş ilan ettiler. Ama bana göre çatışma değil her zaman oynanan oyunlardan birisini yeniden oynayarak kendine yönelik eleştirileri ötelemeleri düşündüğünü görmek mümkün.
Azerbaycan-Ermenistan savaşına ben böyle bakıyorum.. Umarım ki; bu savaş çok insanın ölümüne neden olmaz ve başkanlarının orada kalması için de sadece ve sadece yalandan bir bahane olmaz diyerek asıl diğer bir sorunun sadece ülkemizde değil, dünyada ki başkanlık sorunudur..


.jpg)










.jpg)

.jpg)
.jpg)

ARDAHANLI İŞ ADAMLARI BULUŞUYOR..
Arşiv Haber 13/12/2015 tarihlik haber
Merkezi İstanbul Şişlide bulunan ve geçtiğimiz günlerde Ardahan Meşedibi (Morofga) ve Çıldır Sazlısu (Gorelvel) Derneklerinin de katılmasıyla çatısı altında 40’a yakın Ardahan derneğinin toplandığı Ardahan Dernekler Federasyonu Ardahanlı İşadamlarını buluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde çatısı altında bir araya gelen ve Ardahan ve Yöresi Sanatçılar Derneği kuran Ardahanlı sanatçılardan sonra Ardahanlı İşadamlarını da bir araya getirmek için kolları sıvayan ARDA/FED hızla yol almaya devam ediyor.
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Genel Başkanlığına getirildiği, Mahmut Şenel’in Başkan Vekili, Yener Bayrakçı, Hafız Kaya, Sıtkı Dursun, Özkan Mavzer, Yüksel Kılıç, Mühttesim Sarıkaya ve Bayram Bozkurt’un Başkan Yardımcısı olduğu, Tuncer Dağ, Kemal Şimşir, Ferihan Kaya, Gazi Aydoğdu, Yusuf Kalkan, Telan Kaya ve Ayhan Aydemir’in Yönetim Kurulu Üyeliğini yaptığı İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonu, ‘Ardahanlı İş Adamları Buluşuyor’ başlığı altında bir grup iş adamı ile bir araya gelecek.
Konu hakkında bir açıklama yapan ARDA/FED Yönetimi amaçlarının Ardahanlı iş adamlarını bir araya getirmek, onların bir birleriyle diyalog içinde olmasına katkı sunmak yarın daha güçlü bir Ardahan Lobisi için kendilerinden manevi katkı istemek olduğunu belirttiler.
13/1272015 pazar günü (bugün) saat 10’da düzenlenecek olan ve yaklaşık 30 Ardahanlı işadamnın katılacağı bildirilen toplantıya Ardahanlı olup, İstanbul’da gazetecilik yapan Ardahanlı gazeteciler de davet edildi.
**POSOF DERNEĞİNDEN ANLAMLI İŞ..
Bir çok derneğin ne iş yaptığı doğru dürüst bilinmeyen Ardahan Dernekleri arasında bulunan İstanbul Posoflular Derneğinden anlamlı çalışma.
Ardahan AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ve Posoflu Ardahan Belediyesi Özel Kalem Müdürü Erol Özer’in de katıldığı toplantıda duyrulan haberde Posof Derneği olarak 120 Öğrenciye toplam 12 Bin TL. Burs yardımı yapıldığı duyuruldu.
Başkanlığını aynı zaman da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanı Posoflu hemşehrimiz Aydın Karabağ’ın yaptığı ve Posoflu 120 Öğrenciye Burs yardımı yapan İstanbul Posof Derneği konu hakında şu açıklamayı yaptı.
.B İ L G İ L E N D İ R M E…..1. TAKSİT BURS ÖDEMEMİZ HK…….
2015-2016 eğitim-öğretim döneminde derneğimiz tarafından POSOFLU 120.Üniversite öğrencimize vereceğimiz BURS ödememizin ARALIK.2015 dönemi ilk taksitlerinin tutarı olan 12.000,00-TL.(onikibintl) tüm öğrencilerimizin banka hesaplarına havalesini gerçekleştirdik.
Yönetim Kurulu olarak BU MUTLULUK BİZE YETER, ELHAMDÜLİLLAH.
Her şey POSOF için, Her şey EĞİTİMLİ POSOFLU için diyoruz.
Burslar için bize maddi manevi desteğini esirgemeyen, Avrupa da ki hemşehrilerimiz de dahil olmak üzere, tüm POSOF GÖNÜLLÜSÜ dostlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz. İyi ki varsınız.
12.12.2015.Cumartasi
.
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
YETERSİZ CUMARTESİ!..
Bir cumartesi daha. Bugün yazacağım yazının içeriğinde aslında ülke gündemi olması gerekiyordu. Ama dedik ya cumartesi yazısı diye. Bu nedenle de yine cumartesi yazısını yazalım diyorum.

Bu ülkede cumartesi yaşamak aslında pazardan pazara bir dinlenme günü veya kendi kendini dinleme anı olmalı diye düşünürken cumartesinin de pazartesiden bir farkı olmadığını ve hatta bu yaşadığım stresin birikimlerinin ağırlığı altında ezildiğimiz cumartesiden, kendimizi pazar gününe nasıl atarız diye düşünürken yeni bir haftanın, yeni bir stresin ve birçok sorunun bizi beklediğini anlamadan.
Benim ara sıra başım sıkıştığında, ‘niye yalnızım, yalnız mı kaldım?’ diye düşündüğümde çevreme bakınca gerçekten çok yalnız olduğumu görüyor ve üzülüyorum. Sonra dönüyor, o sayfalar dolusu ya yılbaşı posta kartı gibi unutulan, yaprakları sararan eski kitaplar gibi dolu dolu olduğunu ama kimsenin seni anlamadığı için dinlemediğini, yaşadıkların altında seni ezen yükün ağırlığının artması ile daha iyi anlıyorsunuz.
Dedim ya ‘neden böyle oluyor?..
Yoksa etrafın mı boş, yanındaki insanlar mı boş, ben mi boşum bilmiyorum ama, eksik bir şeyler olduğunu ve bu eksikliğin nasıl giderileceğini düşünmeden bütün gücünü ortaya koyarak verdiğin mücadelede çok ama çok yorulduğunu, dinlenmek için de bir cumartesi beklediğini daha iyi anlıyorsun aklın pazar günündeyken.
Yine yoğun bir hafta idi. Stresli bir aydı ya da hiç yaşanmaması gereken bir yıldı diye tükettiğimiz ömrümüzün, aklın, beyazlıyan saçların, dökülen dişlerin, artık bulanık gören gözlerin, dermanı kalmayan dizlerin teslimiyeti ile daha iyi anlıyorsunuz cumartesilerin çok ama çok yetersiz olduğunu.
Ve o cumartesi günü aldığımız gazeteyi, baş ucunuzdaki kitabı ve karşıdaki televizyonu değil de en akıllı cep telefonlarını bile kendiniz gibi tükettiğimiz zamanı öldürdüğünüzü daha iyi anlıyorsunuz.
Eğer bir cumartesi günü yazısı yazmak için, düşünüp yaşadıklarınızı aktarmak istediğiniz anda işte o cumartesilerden birisi daha geride kaldı, pazara adım atarken.