DOĞALGAZLAR KAR ALTINDA, TİLKİLER AÇ KALDI!..



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Geçen yıl gibi bu yılda kurak geçeceğe benzeyen , karların geç geldiği Ardahan’ın gerçek ve birinci yakacağı doğalgazı tezekler de yağan karlar altında kaldı. 

Yıl boyu büyük emek verdikleri ve hayvanlarının ardından toplayıp, kurutmak için güneşe bırakılan kışlık yakacakları tezeklerinin yağan karlarla ıslandığını gören Ardahanlılar gerek emeklerini gerekse ihtiyaçlarını karlara kaptırmamak için dondurucu soğuklara karşın toplama telaşına düştükleri görülmekte.


**TİKİLER VE KURTLAR YEMEK DERDİNE DÜŞTÜ..


BTC/Botaş ve Tanap’ın boru hatlarıyla taşıdığı Kafkasya’nın doğalgazının ülkeye ilk giriş yaptığı ve Ardahan merkez ile taşımalı sistemle Göle ilçesini ısıttığı bölgenin gerçek ve daha ucuz doğal yakacağı olan tezekleri yağmaya devam eden karlar altından toplama telaşına düşen Ardahanlılar yanında karların beyazlatıp, kapattığı yeşil doğada yaşamlarını idame eden yabani hayvanlarda bir parça yem ve yemek derdine düştü.




Başta Tilkiler olmak üzere Kurtlar ve Ceylanların yoğun olduğu Ardahan’ın ormanlarından çıkıp, köy ve kent merkezlerine kadar inen yabani hayvanların yanında kent merkezlerinde bulunan başıboş hayvanlar gibi av olmadan av aradıkları görülmekte.


Güçlü bir psikoloji nasıl güçsüzleşir?..


Gün boyu yaşadığımız onca sorunun yanında en meraklı, canlı olma hissi ile başta Whatsapı olmak üzere sanal ortamı açarak, ‘kimler ne paylaşmış, ne yazmış, ne demiş?’ düşüncesiyle günün çoğunu başında geçirdiğimiz sanal ortamda gördüklerimizin psikolojimizi nasıl etkilediğini uzun uzun anlatmaktansa benim yaşadıklarımı sizin de yaşadığınızı bilerek buraya girmek istemiyorum.


Ama şahsımın bizzat yaşadığı bir durumu anlatmak gerekirse ve ‘Ya Fakir gerçekten sen mi yazıyorsun onca güzel yazıyı?’ diye beni daha da tetikleyen, sorumluluk almama sebep olan ve çok yakından takip eden okurlarımın yeni bir yazımı daha okumaları için başına geçtiğim bilgisayarı dizlerimin üzerine alıp, düşündüklerimi yazıya aktarmaya hazırlanırken her insan gibi bende sanalda yaşananlara göz atma ihtiyacı duymaktayım.


Ve bu ihtiyacı gidermek için girdiğim sanal dünyaya belki de yazılarıma katkı sunacak güzel bir yazıya, habere, fotoğrafa rastlarım düşüncesi ile tarama yaparken aynı anda açtığım whatsapıma, faceme, instagramıma, twittirima, youtubema, linkedinime de bakmadan yazıma, yazılı ve görüntülü haberlerime, günlük yaşadıklarıma geçemiyorum.


Tabi çok yararlı şeylerin yanında insanın psikolojisini alt üst eden ve zevkle başına geçtiğiniz bir işte yaşandığı gibi sanal ortamda da tatsız şeylerde olmuyor değil ve bir anda büyük bir şevkle başına geçtiğiniz sanal ortamı size sunan bilgisayarı ya da cep telefonunu kırmanız geliyor.


Evet, bu haberle, ‘Üniversiteler fuhuş yuvası’ gibi satırlar söyleyen sözde okumuşların salakça paylaşımları ya da özelden gelen bir mesajla bir anda allak-bullak olan psikolojinizi alt-üst eden saçmalıkları en çok yaşayan biriyim desem inanın.. Ki bunu sana, bana yapanların en yakının, en tanıdığın ve seni, beni çok ama çok yakından bilmesine rağmen saçma takıntılarının esiri olmasının verdiği psikolojisi ile senin olduğu gibi benimde psikolojimi alt üst etmeye yetiyor, artıyor bile.



İşte bu yazımı yazdığım anda böyle salakça, saçma, takıntılı, ön yargılı, empati yapıldığında kendisinin yaptığını sanki karşısındaki de yapıyormuş gibi düşünen birinin yazdığı mesajlarına bakınca insanın ‘Ulan senin de, yaptığının da, yapacağını da’ demesi geliyor veya engelliyorsun ya da cevap verirken daha gerilip, belki de onun istediği gibi psikolojik olarak darmadağın olduğunu fark ederek lanet ediyorsun.


Bu yönde birçok yazı yazan biri olarak bugünde yaşadığımın nedenine ‘Psikolojinizi güçlü tutmak için neler yapabilirsiniz?’ baktığım da okuduğum bir yazıda karşıma ilginç bir satır çıkıyor..


Birincisi bir yandan kulak ucuyla dinleyip, izlediğim tv kanalını değiştirip, ruh veren belgesel kanalını seçiyorum.


İkincisi ‘Güçlü psikolojiye sahip olmayan bireylerin düştüğü en büyük hatalardan bir tanesi morallerini ve duygularını başkalarının belirlemesine izin vermeleridir.’ satırlarını okurken, nerede hata yaptığımı anlıyorum. Yani dost, arkadaş, eş, sırdaş diye bildiklerinle açık verip, ‘O anlık moralini ve duygularını karşı tarafın belirlemesine izin verdiğimi anlıyorum, ‘O beni daha iyi anlar diyerek salakça düşünürken..


Çünkü, insan psikolojisinde duyguları meydana getiren güç bireyin kendi düşünceleridir. Dolayısıyla bu olumsuzlukları sağlıklı şekilde düşünerek çözebilir, olumsuz duygularınızın üstesinden mantıklı bir şekilde düşünerek gelebilirsiniz. Çevrenizdeki bireylerin sizin üzerinizde güç sahibi olmasına ve davranışlarıyla sizi kötü hissetmeye itmelerine engel olmalısınız. Bunu, bağımsız ve özgür bir birey olduğunuzu göz önünde bulundurarak, başkalarının düşüncelerini ya da davranışlarını değiştiremeseniz de kendinizinkileri değiştirebileceğinizin bilincinde olarak yapabilirsiniz.’ diyordu psikoloji ile ilgili yazıyı okurken..


Ve kendinize olan güveniniz yetersizse veya kendi duygu ve düşünceleriniz, değerleriniz net değilse çevrenizdeki kişilerin sizi etkilemesi oldukça kolaydır. Başkalarının sizin üzerinizde güç sahibi olması ve ruh halinizi etkilemesi sizi depresyona itebilecek en büyük olumsuzluklar arasında yer alır. Her bireyin birbirinden farklı olduğunu kabullenmeli, başkalarına göre yaşamaktan kesinlikle kaçınmalı ve kendi doğrularınıza göre tutarlı bir şekilde yaşamalısınız. Bunun yanı sıra başarılı bir insan olmak için çevrenizdeki bireylerin onayını ve takdirini kazanmanın gerekli olmadığını da bilmelisiniz. Elbette yapıcı eleştirilere kulak vermekte ve bunlar arasından size de mantıklı gelenlere yönelik önlem almakta fayda vardır. Fakat kendinize olan inancınız ve kendinize verdiğiniz değer kesinlikle başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine bağlı olmamalıdır.’ satırlarının ne kadar önemli olduğunu anlıyor, hatanın karşıdaki psikoloji yıkanın değil, kendimin olduğunu anlıyordum.



Yani yakın bir arkadaşınız, bir aile bireyiniz veya iş arkadaşınız sizi kırmış veya üzmüş olabilir. Bu kişiye karşı büyük bir öfke duymak, giderek çoğalan bir kin beslemek aslında karşıdaki kişiden çok sizi olumsuz etkileyecektir. Bu kişiye karşı beslediğiniz öfke, sizin kendi vaktinizden çalarak bir olumsuzluğa odaklanmanıza neden olur. Dolayısıyla bu vaktinizi ve enerjinizi geri alabilmek adına yapabileceğiniz en yararlı davranış affetmektir. Sizi kıran kişiyi affetmeniz bu kişiye hayatınızda yeniden yer vereceğiniz, geçmişi tamamen unutacağınız ya da hatalarıyla birlikte kabul edeceğiniz anlamına gelmez. Burada bahsedilen affetme, karşınızdaki kişinin sizi üzmüş olan davranışlarının kendi hatalarından kaynaklı olduğunu kabul etmek ve bunların sizin ruh halinizi olumsuz etkilemesine izin vermemek anlamına gelir.’ diyen bu satırları kendi iç dünyamla karşılaştırıp, insanı sosyallikten uzaklaştıran sanaldan uzaklaşıp, yazımı bitirirken belgeseldeki yılanın güzelliğinin yanında adı üzerine olan bir canlı olduğunu ve bin bir sorun, sıkıntı, engel ve takıntı aşan güçlü bir psikolojiye sahip bir insanın nasıl bir anda güçsüzleştirildiğini unutmamam gerektiğini de not ediyordum.


Çünkü o belgeselde ki yılanın uyuyan bir Sincabın evine girip, onun uyanmasına fırsat vermeden sarıp, boğuyordu, o sıcak ev bir anda soğuk bir mezara dönerken..




CHP’yi Bilemeyiz


Ama Ardahan Tezek Kokuyor!


arşiv haber 07/05/2018 tarihi haberler/yorum


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘CHP demek tezek demektir’ sözü ile bir kez daha gündeme gelen tezeğin üretildiği basmalar, havaların iyiden iyiye ısınmaya başladığı Ardahan’da dökülmeye başlandı.


*Foto: Ufuk Seferoğlu


Kışı iyiden iyiye geride bırakan Ardahan’da ısınmaya başlayan havalarla birlikte kış hazırlıkları da şimdiden başladı.


Başta Bakü-Tiflis-Ceyhan Doğalgaz ve Petrol hatlarının yanı sıra TANAP Petrol ve Doğalgaz Boru Hatlarının sınırları içinde geçtiği Ardahan’da insanlar hala tezekle ısınıyor.


Azerbaycan’dan getirilip, Gürcistan’dan sonra Ardahan’ın Posof ilçesinden Türkiye topraklarının üzerinde gerek ülkenin diğer kentlerine gerekse buradan başta Avrupa’nın olmak üzere dünyanın petrol ve doğalgaz ihtiyacını karşılayan doğalgazdan hala tam anlamı ile faydalanamayan Ardahan’da insanlar hayvan gübresinden elde ettiği tezekle ısınma ihtiyacını gidermekte.


İyiden iyiye ısınan havalarla birlikte dışarı çıkan hayvanlarda elde edilen doğal gübreyi ekin yaptıkları alanlara değil, ev ve ahırlarının önünde ki basmalara döküp, kışlık yakacak ihtiyaçlarını gidermek için kurutmaya başlayan Ardahanlıların burunları tezek kokusu alıyor.


Çünkü Ardahanlıların burunlarının dibinde geçen doğalgazdan hala faydalanamazken, Ardahan merkezden sonra başta BTC/Botaş Doğalgaz ve Petrol hattının üzerinde bulunan Doğalgaz çevirim santralinin bulunduğu Posof ve Hanak ilçeleri olmak üzere ilçelere de verileceği söylenen doğalgazdan hala bir haber yok.


Cumhurbaşkanı ne demişti?


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul İl Kadın Kolları Kongresi öncesinde, ‘Lafla modern olunmaz diyen Erdoğan, “Sen benim vatandaşımı tezekten kurtarıyor musun? Çünkü CHP demek tezek demektir. Benim Erzincan Refahiye’deki bacım tuşa basıyor sıcak su geliyor. Benim 81 ilde bütün halkım batı ne yapıyorsa onu yapıyor. Ve onları da geçeceğiz. Şehrin yeşil alanlarını çoğalttık, neden modern bir şehir. İstanbul’da bugün üniversiteli sayısı 890 bini aştı. İstanbul’a yaptığımız hizmetler yetmiyor. Bunun kısa bir özetini yaptık. Kampanya süresinde animasyonlarla bunu daha net anlatacağız. 54 günde girilmedik sokak kalmayacak. Yaptıklarımızı her fırsatta, her yerde vatandaşımıza anlatmanızı rica ediyorum.  Muhalefetin yaptığı bir şey yok. Bu yüzden neyi yaptığını söyleyecek, böyle bir şey yok.” demişti.


657’ye Tabi Seçmen ve Aydınlar Oldukça..







  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Yeni bir seçime doğru gittiğimiz şu günlerde başta stk ve dernek başkanları olmak üzere toplum önderleri, aydınlarına seçimlerle ilgili ne düşündüklerini sorduğunuza da herkesin sus-pus olduğunu görmekteyiz.


Çünkü düşüncelerini almak için aradıklarımızın daha sohbet başlamadan, ‘Vallahi ben bilmem, o bilir’ veya ‘Ben değil onlar bilir, il, ilçe ve genel merkez bilir’ demeleri dikkatlerden kaçmıyor.


Yani Tayyip bilir..


Kılıçdaroğlu bilir..


Akşener bilir..


Bahçeli bilir..


HDP Bilir..


Saadet Bilir..


Yani sözüm ona toplumu yönlendirenler, ileri gelenleri her zaman ki gibi 24 Haziran seçimleri öncesi de, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ veya üç maymunu oynandığına şahit olmaktayız.


Nasıl bir başkan, nasıl bir milletvekili istediklerini bile söyleme cesareti gösteremeyen bir seçmen kitlesi olduğu gibi toplumun aydını, önderi diye bildiklerimizin de, bugünlerde 657’ye tabi devlet memuru rolüne girip, seçimler konusun da kendilerine yöneltilen her soruya ‘Ben bilmem o, onlar bilir’ diyerek düşüncelerini açıklamaktan bile korkar olmaları, bu ülkede ki baskıyı olduğu gibi toplumun şark kurnazlığını da ortaya koymaktadır.


Peki, bizler böyle yaptıkça, yani ‘Ben bir seçmen olarak, toplum önderi olarak, stk ve dernek başkanı olarak şu kriterler de olan adayları istiyorum’ demesek genel merkezlerin hazırlayıp, önümüze getirip,  ‘Ben sizden daha iyi bilirim’ diyerek listeye koyduğu isimlerin seçildikten sonra size hizmet etmesini neden bekliyorsunuz?


Bilmem ama geçen seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde genel merkezlerin önümüze koyacağı isimleri seçmekten öteye bir şey yapmayacağa benzeyen seçmen böyle oldukça yani 675’ye tabi memur gibi davranıp, partilerin il, ilçe merkezlerine, genel başkan ve yönetimlerine baskı yapmazsa, ‘kamuoyu şunu, bunu, şu kıstas de birini istiyor’ dedirtmese bu ülke ve de gerçek anlamda bir demokrasi anlayışı yerleşir mi?


Ya da yarın ‘şu başkan, bu milletvekili benim hayal ettiğimiz bir ülkede başkanlık ve vekillik yapmamalı, yapamıyor’ deme hakkımız kalıyor mu?


Yok..


Siz ancak sadece önünüze gelen sandıkta oy kullanmaktan başka bir şey yapmasanız eğer öyle bir hak ta olmaz, söz hakkımızda olmaz..


Bunun en son örneği iktidar partisinin şu geçen hafta sonu yaptığı ve sandıklarını açmadığı sözde teammüllerin sonucunun ne olduğunu bile sorma cesaretinin otaya konulmaması değil mi?


Bu tutumu ile adete bir komedi oyunun oynandığı tiyatroya rol arkadaşı olan seçmen, hatta aday adayların ‘Ya kardeşim sandık diyorsunuz, ama sadıklara atılan oyları gözümüzün önünde açamıyorsanız, bu nasıl demokrasi anlayışı?’ diye soramadığı bir seçmen, aydın, stk, dernek oldukça atı alanın Üsküdar’ı geçmesine niye kızar ve niye sözde muhalefet eder ki..


**Teslim alınmalar daha sürüyor..


Bizim oralarda bir söz var ki birçok söze ve manaya bedel.


Ve o söz ki bugün hala geçerliliğini korur..


‘Bu ne ki sen daha neler gördün, bu hele cicim ayları’ şeklinde bu sözü bana bir kez daha hatırlatan şey sabah kalktığımda gördüğüm son dakika haberlerinden biriydi..


Çünkü hedeflerimize adım adım ulaşıyoruz diyenlerin ha ele ha bele teslim alması hedi hedi yani yavaş yavaş ve ‘şimdilik çokta acıtmadan’ devam ediyor..


Ve yerelde de durumun iç açıcı olmadığı ülkede ulusal medya ve basında bir elde toplanmaya ve havuza atılmaya devam ediyor..


Neyse sabah sabah yazımıza konu olan habere dönelim..


Haber aynen şöyle;


*Resmi Açıklama Geldi: Doğan Grubu, Demirören’e Satılıyor! İşte Satış Fiyatı


Doğan Medya Grubu, Hürriyet, Posta, Fanatik, DHA, Kanal D, CNN Türk, D-Smart, Yaysat gibi varlıklarını Demirören Grubu’na satıyor. KAP’a açıklama yapıldı, satış fiyatı 1 milyar 100 milyon dolar.


Resmi açıklama Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapıldı. Doğan Medya Grubu’nun, Demirören’e satışı için görüşmeler başladı.


Anlaşmayla birlikte Doğan Medya Grubu çatısı altındaki Hürriyet, Posta, Fanatik gazeteleri ile Kanal D, CNN Türk, D-Smart, Doğan Haber Ajansı (DHA) markaları Demirören Grubu’na geçecek.


İŞTE RESMİ AÇIKLAMA


Doğan Holding, KAP’a gönderdiği açıklamada şu ifadeleri kullandı:


“Şirketimiz’in aralarında Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri A.Ş. (“Yaysat”), Doğan Gazetecilik A.Ş. (Posta, Fanatik), Doğan Haber Ajansı A.Ş., Doğan TV Holding A.Ş., DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. (“Kanal D” TV), Doruk Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş. (“CNN Türk” TV), Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ve Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş. (“D Smart”)’nin de bulunduğu, yazılı ve görsel medya bölümünde faaliyet gösteren doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklıklarımızdan önemli bir kısmının sermayelerinde sahip olduğumuz paylarımızın tamamının satışı ve devri konusunda, 1.100.000.000$ (Bir milyar yüz milyon Amerikan Doları) “işletme değeri”nden, ilgili finansal borçların indirim konusu yapılması suretiyle, 890.000.000$ (Sekiz yüz doksan milyon Amerikan Doları) “hisse değeri” üzerinden, Demirören Holding A.Ş. ile görüşmelere başlanmıştır. Konuya ilişkin gelişmeler oldukça, ilgili mevzuat kapsamında ayrıca kamuya açıklama yapılacaktır.”


‘Bu haberden ne çıkardınız?’ diyeceğim ama ‘vallahi bir şey anlamadım’ diyenlerin çokluğundan dolayı bu sorumu sormayıp, haberin bize anlatmak istediğini kısaca özetlemek isterim..


Yani teslim almaya devam, bugünler hala cicim aylar siz asıl Haziran 24 seçim sonuçlarını bekleyin.


O zaman nasıl olup Mart ayında ananızın pardon kapınızın önüne kar yağdığını hep birlikte mi yoksa tek tek tek mi hep birlikte göreceğiz..


Ha hala; ‘Yazında bir şey anlamadık’ diyecekler varsa onlarda bir zahmet Sarı Öküz masalını yada ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ deyip geleceğini öldürenlerle ilgili sözleri bulup, okusunlar..