Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
.jpg)
BİR ARDAHANLI YAZISI..
Gazeteci kızım Özlem Şeyma Yîlmaz ile birlikte hazırlayıp, TEMPO TV’de canlı olarak sunduğumuz ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programın hazırlanması, bölgenin ilk e-gazetesinin ulusallık manşetlerinin 7 sütuna çekilmesi, yerel gazetemize haber ve yorumları yazma telaşı, yeni dergi hazırlığı, youTube kanalımız YouTube ArdahanTV’ye görüntülü haberlerin yüklenmesi, Amerika dahil dünyanın her tarafından aranıp, ‘haber yap’ denilmesi, gelen mesajlara cevap verilmesi, paylaşımlar ve mega gecekondu İstanbul trafiği..
Yetmedi Ardahan, Kocaeli, Bursa, Adapazarı, Trakya’daki görüşmeler..
Ve bu yoğunluk içinde ülke, dünya gündeminden kopmamaya, her an güncellenen suni gündemi takip edip, yorumlama ve haberleştirme telaşıyla biten bir hafta daha..
Hem de iç dünyamda kaynayanları anlatan cumartesi yazılarını duygularını bastırıp, erteleme stresi..
Tam bunlar bitti derken gazetemizin grafiği yetmez haber ve baskısıyla, dağıtımıyla ilgilenen Baran’ın, ‘Abi baskıya gireceğiz. Matbaa çok soğumadan yazını atarmısın..’ deyişi..
Evet, bir günümün kısa bir hikayesi ve geride kalanlar, çekip, gidenler gibi hergün biraz daha beni yoran geride kalan bir haftanın özeti bu derken gelen bir mesaj beni kendime getirip, yorgunluğumu alıyor adeta..
Çünkü whatsapp’tan gelen mesaja baktığımda, ‘Al yorgun gazeteci günün yorumuna benim de katkım olsun’ diyor gibiydi..
Kamu görevlisi olduğundan ‘adımı verme ama al bu yazıyı kendi köşende kendi imzanla yayınla abi..’ diyen dostumun imdadıma yetişen yazısını okuduğumda beni ne kadar yakından takip edip, adeta benim anlatacaklarımı, 35 yıldır anlattıklarımın özetlendiğini görünce gülümsüyor ve adını sakladığım ama yazısını alıp, kendisine teşekkür ediyorum.
Ve alın size sadece ben değil, aslında her Ardahalının Ardahan’ı, kobuğ yemiş Ardahanlıları bu kadar güzel anlatan bir yazıyı yazacağının kanıtı olan o yazı;
“Aras’ı ayırdılar
Kum ile doldurdular;
Ben senden ayrılmazdım
Zor ile ayırdılar..
Ardahan’dayım.
Size iyilik olsun diye bu sefer uçakla değil, otobüsle gideyim İstanbul’a. Hem
yazımızda uzun olur. Zaten yollar kar kış kıyamet. Gözlerimi biraz kapatayım… Uykum geliyor.
Arda Türklerinin olduğu çadır kurduğu, Oğuz boylarından gelen Ahıska Türkleri, Avşar
aşiretleri, olağanüstü milyonlarca kıl çadırlar. Koçerler. Redkan aşiretleri..
Terekemeler, Kürtler,
Gürcü, Çerkez, Tat ve Poşalar…
Bu devasa nüfusu Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan, Osmanlı
Devleti tarafından 1595 yılında, hazine gelirlerini tespit etmek amacıyla, Gürcistan’dan ele geçirilmiş
toprakların tahririyle oluşturulmuş mufassal defterinden anlıyoruz. Neyi?
Aradahan’ın demografik
yapısını.
Bu gün geldiğimiz noktada ise her yıl en az 2 bini aşkın kişinin göç ettiği bugünkü 98.000 nüfuslu sürekli göç veren ve eriyen sosyolojiyi
demografiyi gördükçe içim kan ağlıyor.
O kadar sıkıldım o kadar sıkıldım ki.
Yani son ticaret odası
seçiminden tutun baro seçimlerine, 3 başkanı birbirini jurnallayan esobb’u, cep, tabela dernekleri ve onların üst kurumu diye kendilerini yatıran federasyonlarının KAI’nin gölgesinden kurtulamayışlarını tutun, kaz gecelerine, buradaki herşeyi bizim ünlü, ünsüz gazeteciler gibi al, kes kopyala
yapıştırla gidişatları..
Herkes kendine göre adam, vatan kurtarıcısı ama kimse kimseyi sevmiyor.. Bir araya gelmiyor..
Memlekette
ise çeper dibindeki dedikodu almış başını gitmiş, altyapı sorunları bitmemiş. Tapu yok, imar yok, iskan yok, istihdam
yok, işsizlik çok..
Ve biraz daha kenar mahallelere kaydığınızda karton ile pencere kapatmışlar, üzerine koli bandı, pesari yani hayvan boku kerme
yakıyorlar, ısınmak için…
Gelin de halimizi görün. Sahte bal, sahte para, sahte insan, çantacı, sahte vekil, hatta başkan, başkanlar..
Yani her ne ararsan var. Ve bendeki bu dilekler ve istekler oldukça Ardahan’da ise bu kadar vurdumduymazlık had
seviyede iken hiçbir şeyi değiştiremeyiz duygusunun gün geçtikçe kabul görürür gibi olması..
Ha bu arada üç gümrüğüne, tren yoluna dışı kalaylı, içi vayvaylı teneke antrepolu, kanopiyi durağı hala
kurmamışlar…
Neyse gelin size çok eski zamandan bir hikaye anlatayım. Herkes çaylarını alsın. Sobanın arkasına
geçsin. Ve beni dinlesin..
Bir gün heybetli şanı büyük, büyük şilfeler asılı atkısı, başında kalpağı, çok
eski zamanlardan çıkmış gelmiş, pos bıyıklı babayiğit, üzerindeki paltosunda bir karış kar olan şanı büyük Yusuf Ağa hastalanmış. Yatağa düşmüş.
Ama o hasta haliyle bile yatağından kalkıp bahçeye gider, bahçenin sonunda dikenlerin kenarına yemek bırakırmış, yılan gelir, yemeği alır, yemek karşılığında kendisine bir altın
verirmiş.
Yusuf ağa da her gün bir altını alırmış.
Fakat gel zaman git zaman Yusuf ağa çok
hastalanmış, yataktan çıkamaz olmuş ve oğluna demiş ki; ‘Oğlum her akşam anandan bir kap yemek al, bahçeye götür, dikenin kenarına koy, yılan gelecek, sakın korkmayasın, yılan yemeği aldığında ise oda sana bir altın verecek, yemeğini
alacak, yılana da zarar vermeyesin sakın. Tamam mı?
-Oğul: Eri. Tamam -Baba.
“Paniği geçtin mi, Bayramoğlu!
Bayramoğlu; Bayramoğlu!
Bayramoğlundan öte köy var mı? “
“-Gelimli dünya gidimli dünya. Sen selam söyle yeter ki! köy çok, köy çok!..”
Karac’oğlan yavuz ata binerdi, üstümüzde avcı kuşlar dönerdi
Ha deyince, beş yüz atlı sünerdi, akça ceranları kovanlar hani? “
Geçmiş zaman. Bir gün, o iki gün, üç gün..
Oğul her gün bir kap yemek götürür bahçeye karşılığında bir altın alır.
Ve bir gün oğlu demiş ki, ‘böyle olmaz, ben şu hançeri alayım, yılana niye her gün yemek
vereyim? Yuvasını bulurum, yılanı öldürürüm, bütün altınları alırım.’ diye..
Düşünmüş. Kalkmış bir kap yemek ve hançeri almış.
Annesi yapma oğul demişsede ne fayda..
Yinede son umut diyerek oğlunu kolundan tutmuş.
Guruooo neke, etme, eleme desede nafile.. Oğul anasına kızarak; Ana berde… bırak…
Ve bahçeye gitmiş.yemeği bırakmış, yılan gelmiş bir altın bırakmış, ikiside her zamanki gibi değiş tokuş yapmışlar. Ama bu kez Yılan yuvasına dönerken Oğul hançeri çıkarıp, yılana vurmaya çalışırken, yılan farketmiş son anda canını kurtarsada oğul yılanın kuyruğunu kesmiş.. Yılan da acı içinde dönüp oğulu
Sokmuş ve oğul ölmüş…
Gel zaman git zaman Yusuf ağa fakirleşmiş, durumu çok fukara, perperişan olmuş, binlerce inekten bir tek inek kalmış.
İyileşmiş,kalkmış, tekrar bir kap yemek almış, bahçeye gitmiş, dikenin kenarına yemek bırakmış, yılan gelmiş.
Demiş ki; ‘Gardaş gel eskisi gibi olalım. Ben sana hergün bir kap
yemek vereyim, sen de hergün bana bir altın veresin olur mu?’ demiş..
Yılan: ‘Ağam ben deki bu kuyruk acısı
sende de bu evlat acısı oldukça biz eskisi gibi olamayız..’ demiş..
Bir ses duydum.
-Fakir abi uyan Esenler otogarına geldik.
– Uyandım. Muavin çocuğa sordum.
– Yusuf Ağa’nın evi nerededir?
Muavin:
– Fakir abi sen hangi ağayı soruyorsun?. -Burası İstanbul. Burada herkes ağa..
Ya kuyruk acısı çeken Yılan!..
Evet, bugünkü yazım bu, hikayeside bu..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
arşiv haber 09/01/2018 tarihli haber
AK Parti 5 Soru Sordu, 500 Cevap Aldı..
Ardahan’ın gelecekte ne beklediğini, bugüne kadar neler yapıldığı ve bu yapılanların en iyisinin hangisi olduğu yönünde 5 soruyu katılımcılara yönelten AK Parti toplantıya davet ettiği stk temsilcileri ve iş adamlarından başta Ardahan’a Havalanı istemi olmak üzere yaklaşık 500 cevap aldığı dikkatlerden kaçmadı.
**ARDAFED’den Sonra AK Parti’de Ardahan’ı Dinleyecek..
07/01/2018 Tarihli Haber
Ardahan Dernekler Federasyonun yılın ilk toplantısını yaparak Ardahan’ın ileri gelen kanaat önderleri ile yaptığı toplantı ardından iktidar partisi de Ardahan’da ki stk temsilcileri ile bir araya gelecek.
**Ardahan Nasıl Kalkınır?
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
Necmi Kadıoğlu..
Şu an tam başkanlığı almak için yoluna devam eden Erdoğan’ın tam desteği ile siyasete giren bir Nalburcu..
Ve Ardahan’ın 9 köyünü Ardahan’dan alan ekibin başını çeken, Karslı Çapanların yanlış politikaları dolayısıyla AKBİL’ciyken, Esenyurt’a başkan olarak seçilen biri..
Kendisiyle Göle’de karşılaştım, tanıştım..
Görevde bulunduğu ve Göle’ye getirildiği sürece hep karşısında durdum..
Bu nedenle; ne o, ne de ben onu sevemedim..
Son olarak ARDAFED Başkanı olarak Esenyurt AK Parti İlçe Teşkilatını ziyaretimiz de kendisiyle karşılaştım..
Onca müdürlüğü bulunan Esenyurt Belediyesinde neden Ardahanlı müdürlerin sayısının Gümüşhane ve Bayburtlulardan az olduğunu sordum..
Ve niye tam yetkili Ardahanlı başkan yardımcının olmadığını da sorguladım..
Oda;
Gazeteciyim,
Cemiyet başkanıyım,
Federasyon başkanıyım,
Diye yalakalık yapmadı,
Korkmadı,
Çekinmedi benden..
Ama bu durumun yaşanmasında en büyük etken;
Çevresindeki Ardahanlı yalakalarının aleyhimde anlatıkları da etkili oldu, Kadıoğlu ile hep mesafeli kalmamız..
Asıl acısı bir iki kaldırım taşı yaptırdığı ve büyük bir teneke ile adını yazdırdığı Göle’de ne geziyor diye yaptığım haberlerdi..
Federasyon başkanı olduğumda kendi cep telefonu ile istediğim görüşme talebime;
‘-Kardeşim seninle görüşmek istemiyorum’ dedi..
Bende, ‘benden bu kadar niye korkarsın?’ deyince,
‘-Ne korkması, ben seninle görüşmeme hakkımı kullanıyorum, buna sende saygılı ol’ deyince bir daha arayıp, sormadım..
Ama kendimce bende görevinden alınmasına katkı sunduğuma inandığım çalışmalar içinde oldum..
Ve o hiç bitmeyecek denilen imparatorluğu sona erince terk ettiği Esenyurt Belediyesine, ‘Teşekkürler Cumhurbaşkanı’ yazan ve hala parasını ödeyemediğim birde çelenk gönderdim..
Ama hakkını yemeden birde kendisine attığım bir mesaja verdiği insani cevabı da anlatmadan geçemeyeceğim..
Çünkü başta Esenyurt’ta ki ünlü, ünsüz bizim Ardahanlılar olmak üzer birileri, ‘Necmi görür’ diye benimle fotoğraf çekmekten, çay içmekten korkarken bilmiyorlardı ki; biz bir birimize o kadar da düşman değildik..
Ve zaman zaman mesajlaşırken;
Bana ihale ver, gazeteme ilan ver, göklere çıkan ve özel odaları bol (!) rezidanslarda bana daire ver..
Demedim..
Belediye Başkanlığı yaptığı ilçesinde Karslı bir hemşehrime tekerlekli sandeliye vermesini istediğim mesajıma;
‘-O benim asıl ve asil görevim’ diyerek mesajım üzerine mağdur ve hasta aileye bir hafta içinde tekerlekli sandalye göndertmiş ve ailesine ekonomik katkı sundurmuştu..
Evet..
Kadıoğlu ile hatıram bu kadar..
Ve onun görevden alınmasından sonra ziyaret ettiğim Esenyurt Belediyesinde olduğu gibi bir çok Ardahanlının yaşadığı ama siyaseten çokta etkili olamadıkları Esenyurt ilçesi adeta rahatlamış olduğunu görüyor, hissediyordum..
Ve tam Kadıoğlu’nun defteri kapandı derken Kadıoğlu’nun başkanlık görevinden ayrılmasının üzerinden bir, iki hafta geçmeden bir gece yarısı whtsappıma gelen bir videoyu izledim..
Be o videoyu izleyene kadar çağın fesatı olan sanal ortamda da aynı video ve fotoğrafların dolaştığını gördüm..
Üzüldüm..
Çünkü her zaman ki şerefsizlik gibi düşene birileri tekme atmaya başlamış ve bana göre tam bir şerefsizlik olan ve içeriği şantaj dolu olduğu görüntüler vardı o videoda..
Yani Kadıoğlu istifa etmeden öncede duyduğum hatta benim bildiğim gibi bir çok insanında bildiğini bildiğim özel hayatıyla ilgili kaset ve görüntüler yüzyılın fesadı sanal ortama servis edilmişti..
Ve o kadar da düşman olduğumuz, bir birimizi sevmediğimiz sanılan Kadıoğlu’nun olduğu ileri sürülen, şerefsizce ve şantaj için çekildiği belli olan görüntüleri hakkında görüş belirtip, haber yapmam isteniyordu..
Özür dilerim ama bunu benden bekleyenlere önce S… tir çektim..
Ardından o şerefsizce ve bir insanın aile hayatını ve özeline alt üst edecek olan bel altı vuruşları yapanlara baktım..
Ve hepsinin aslında kendi eteklerinin altında yaşananları görmezden gelip, zaten bitmiş olan Kadıoğlu’nun bel altıyla zevk alıyordurlar..
Hemde bunların çoğu Kadıoğlu koltuktayken yalakalıktan liderliği kimseye kaptırmayanlardı..
Ve sonuçta Baykal’ın ondan önce Clinton’un başına gelenlerin Kadıoğlu’nun da başına geldiği, getirildiği rezil bir dünyada olduğumuzu bir kez daha anladım..
Ama 33 yıldır yaptığım gazetecilik hayatımda hiç inmediğim bel ve etek altı ilişkiler gibi Kadıoğlu hakkında ortaya atılan bu şerefsizce görüntüleri de görmezden gelip, ‘düşene vurmam’ deyip, konuyu kapattım..
Ve kendisine bundan sonraki hayatında torunları ile sevinmesi için dua edip, o görüntüleri çekenlerin şantajcılıktan hak ettikleri hapiste olduklarını da sizlere yani bu tür fırsatçılıkları bekleyenler haber verip, Kadıoğlu adlı defteri bu yazımla bitirdim..
|
|
**ARDA/FED’den Kurtuluş Toplantısı..
*23/02/2017 Tarihli Haber
Ardahan’ın Vatan Topraklarına Katılışını 96. Yul Dönümünün kutlandığı bu hafta Ardahan’da olduğu gibi ülke genelinde bir dizi etkinlik düzenlenecek.
Ardahan Valiliği ile Ardahan Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği Ardahan’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 96. Yıl Dönümümü etkinlikleri Ardahan’da düzenlenen bir program ile gerçekleşirken Ardahan dışında bulunan federasyon ve dernekler hafta dolaysıyla bir dizi etkinlikler düzenleyecekler.





.jpg)
**KURTULUŞ MU, KATILIŞ MI?
**23/02/2016 Tarihli Haber
Ardahan’ın Vatan Topaklarına Katılışının 95 inci yıl dönümü çeştili ekinlikler ile kutlanırken, bu etkinliklere iki ad verilmesi dikkat çekiyor.
Orduların karşı karşıya gelmediği, çete savaşları dışında çatışmaların yaşanmadığı ve anlaşmalar gereği bir dönem Rusya Topraklarına kalan ve daha sonra yine anlaşmalar gereği Türkiye’ye geri verilen Ardahan’ın Kurulduğunu söyleyenlerin yanı sıra Arrdahan’ın yeniden Vatan Topaklaına katılışının yıl dönümü olduğunu söyleyenler arasın da polemik konusu olduğu dikkatleden kaçmadı..
ARDAHAN’IN KURTULUŞU YIL DÖNÜMÜ: Ardahan; Sovyet heyeti üyesi L. M. Karahan, Brest-Litovsk’tan (Brest-Litovsk Sözleşmesi) 4 Mart 1918’de çektiği telgrafında: “Kars-Ardahan’ı Türkiye’ye bıraktıklarına” dair beyanın ardından Ermeni ve Rusların yöreden çekildiği 3,5 yıllık sürecin sonunda Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Sosyalist Cumhuriyetleri ile Kâzım Karabekir’in temsil ettiği TBMM Hükümeti arasında 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars Antlaşmasıyla Türkiye topraklarına tamamen katıldı.
Lenin’in Ardahan’ı Türkiye sınırları içerisinde bırakmasının nedenlerinden biri; Kars Anlaşmasının maddeleri içinde de yer alan “ülkelerin sınırlarında bulunan topraklar üzerinde egemenlik haklarını kullanmış olan halkların dil ve kültür özellikleridir!”
Ardahan’ı öz kimliğine kavuşturan diğer önemli neden de; Marksist temelde hareket eden Bolşeviklerin gerçekleştirdiği Ekim Devrimi sonucu yıkılan Çarlık Rusya’sının yerine kurulan Sosyalist Cumhuriyette Lenin’in (daha sonra sosyalizmin ana maddelerinden biri halini alacak olan) “Her ulus kendi kaderini kendi tayin edecektir.” İlkesidir…
ARDAHANLI ATLILAR ARTVİN’E DESTEĞE GİTTİLER..
Doğalarını korrumak için günledir ayakta olan Artvinlilere bir destekte Ardahanlılardan geldi.
Günlerdir eylem de olan Artvinlilere destek için Ardahan’da Artvin’e giden Aahan A Kulübü Ainlilein doğalaına koumak için yapıklaı eyleme Atları ile birlikte katılıp destek verdiler.
**ARDAHANLILAR DA
KURA’YA SAHİP ÇIKMALILAR..
Ardahanlılaın bu duyarlılığına teşekkür eden Artvinliler Kura’nın önüne koyulan HES Barajlaının da Ardahan’ın doğasını bitireceğni bu nedenle tüm Ardahanlıları konuya duyarlı olması gerektjğine dikkat çekiler.
**Azeri usulü Anayasa..
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, eşi Mihriban Aliyeva’yı cumhurbaşkanı birinci yardımcısı olarak atadı. Atama, Eylül ayında yapılan referandum sonucunda anayasada yapılan değişiklikler sayesinde gerçekleştirildi.
Azerbaycan’da 26 Eylül 2016’da yapılan referandumla anayasada bazı değişiklikler yapılmıştı. Seçmenlerin yüzde 86,6’sının ‘evet’ oyu kullandığı referandumla, “cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı” ve “cumhurbaşkanı yardımcıları” makamları oluşturuldu.
Azerbaycan’da anayasa değişikliği referandumu
Yeni anayasaya göre bu makamlara atamalar ve görevden almalar cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanının olmadığı durumlarda tüm yetkiler, dokunulmazlık hakkına sahip cumhurbaşkanı birinci yardımcısına geçiyor.
Anayasada yapılan değişiklikler ve referandumla başkanlık döneminin beş yıldan yedi yıla çıkarılması, Aliyev’in kontrolünü sıkılıştırması olarak yorumlandığından eleştirilmişti.
Babası ülkeyi 30 yıl yönetti
Cumhurbaşkanı Aliyev’in eşini yardımcısı olarak ataması, muhalifleri tarafından ailenin yönetimdeki gücünü artırması olarak görülüyor.
Aliyev, komünist rejim sırasında ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ülkeyi yaklaşık 30 yıl boyunca yöneten babası Haydar Aliyev’den sonra ülkenin başına geldi.
Haydar Aliyev: Ölümden sonra yaratılan kült
2003 yılında göreve gelen İlham Aliyev, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden ayrılan ülkesinin istikrarını ve enerji açısından güçlenmesini sağladığını söylüyor.
Ancak Aliyev, özellikle Batı’da insan hakları ihlalleri ve muhalefete baskı uygulamakla suçlanıyor.
Aliyeva’nın ismi Wikileaks’te geçiyordu
İlham Aliyev’in yardımcısı olarak atadığı eşi Mihriban Aliyeva, Türkiye’ye çok sık resmi ziyaret gerçekleştiren isimlerden. (52) ise 2005 yılından beri iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi’nin bir milletvekili.
Evet, daha ne yazalım ülke Anayasa Referandumuna gittiği şu günlerde..