DOĞU, KARADENİZLE BİRLİKTE 2. LİG DE BATIYI YÖNETECEK!…


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Konuğu Gazete Patronu Olacak..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü BUGÜN Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de


İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


Doğu bölgesinin tek ulusal hakemi olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın oğlu olan Doğu Yılmaz bu hafta batı kentlerinden ve 2. Lig takımları olan Pendikspor-Tarsus İdman Yurdu Spor karşılaşmasını, kendisine yardımcı olacak olan Trabzon Bölgesi Hakemlerinden Ünal Doğru, Samsun Bölgesi Hakemlerinden Mehmet Şenkaya ve Rize Bölgesi Hakemlerinden Muhammet Metoğlu ile birlikte yönetecek.



*HAKEM KURULUNA KADIN HAKEM


AYNI EKİBİYLE BİRLİKTE YENİDEN SEÇİLDİ..


Öte yandan bir dönemde İl Hakem Kurulu Başkanlığı yapan Ardahanlı kadın hakem Gurbet Aktaş ve Serdar Tatlı Merkez Hakem Kurulunca yeniden göreve getirildiler.

Başkan Gurbet Aktaş, Başkan Vekili Özkan Yılmaz ve E. Burak Atasoy ile birlikte Ardahan İl Hakem Kurulunu yönetecekler.


.



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




VE DEPREM OLDU!..


Son yazılarımdan birisinde “Hani deprem olacaktı?” başlığını kullanmıştım. Ve sanırım bu soruma Yunanistan’la yeniden karşı karşıya gelmemize neden olan Ege denizinden cevap geldi.


 Aynı yazıda balık hafızalı bir toplum olduğumuzu da yazdığımı okuduğunuzu düşündüğüm deprem efendi adeta “beni nasıl unutursunuz” dercesine kızıp hem de balıkların bol yaşadığı denizde yüzünü bir kez daha gösterdi.

Başta gavur İzmir olmak üzere Egeyi sallayan depremin hiç de unutulmayacak bir şey olduğunu bir kez daha bizlere hissettiren Ege depremi “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımda anlatmak istediklerimi bir kez daha bizlere anlatıyordu.

 Yıllar önce ilk kez gittiğim ve o anlatılan Egenin incisi İzmir’i inciden ziyade yüzü solmuş, güneşte kavrulmuş karnı aç bir insana benzetmiştim, sıvasız binaları, gecekondudan öte yapılaşmasıyla şok olurken.

Çok konuşulan büyük bütçeler ayrılan ama rantsal dönüşüme dönen kentsel dönüşümün görülmediği bu kent inciden ziyade deniz kenarında çöl görünümünde olan bir kentti.

Sadece İzmir’i mi?!. 

Aşağıda yeniden yayınladığım, “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımda geçen İstanbul ve diğer birçok kentte yani ülkede yapılması gerekenlerin yapılmadığı ve her deprem sonrası depremi unuttuğumuzu ortaya koymaktadır 6,6 şiddetindeki İzmir, Ege depremi.

Bu yazıyı yazdığım esnada birçok binanın yıkıldığı haberleri art arda gelirken ben de “inşallah fazla can kaybı olmaz” duası eşliğinde bir önceki yazımı, “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımı bulup sizin de unutmamanızı istediğim depremi ve yaşananları hatırlamanız için…



İşte o bir hafta önce yazdığım ‘Hani Deprem Olacaktı?’ başlıklı yazım..


**HANİ DEPREM OLACAKTI?..


Evet en son bizzat yaşadığım, 99 Marmara Depremi ile bir kez daha gündeme gelen ve sonrasında zaman zaman yaşanan sarsıntılarla yerle bir olacağı söylenen ve bu nedenle; Başta, Kentsel dönüşüm denen projeler ve birçok çalışma ile yeniden daha sağlam bir yapılaşmaya gidileceği belirtilmiş ve bu yönde milyon dolarları inşaat sektörüne yatırılmış ama o beklenenlerin hiç birisinin olmadığı gibi gökyüzüne uzanan AVM’li gökdelenler ve bir mahallenin br araya toplandığı modern denen ama aslında toplu kamp denen bol bloklu yüksek binalardan öteye gidilememişti.

Ve sık sık başta yeşillikler içindeki yapı kültürümüze nasıl sahip çıkacağımızın tartışıldığı bu süreçte bende, “İstanbul kazan ben kepçe” misali ülkenin en büyük metropolün de dolaşırken kendimi yıllar önce  sık sık gittiğim Sağmacılar Cezaevi’nin bulunduğu Bayrampaşa’da buldum.

Yıllar sonra baskısını yaptırdığım Ardahan Ansiklopedisini almak için gittiğim ve aracımı park edecek yer bulmadığım bir sırada 39 ilçeli İstanbul’un bu ilçesinde gördüklerimi yani bu yazımı arabadaki arkadaşım olan cep telefonuyla konuşarak yazıya çeviriyorum.


Gerçekten Bayrampaşa’ya daha önceki yıllarda, yani abimin yaşadığı bir olay sonucu tutuklandığı ve o nedenle benim sıkça gittiğim Sağmalcılar cezaevinin olduğu Bayrampaşa’da o dönem gecekondu olan binaların eskisinden daha beter durumda olduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadım.

Evet bir taraftan yeni yapılaşmalar, AVM’ler, trafik tamamen tıkanmış durumda, bir taraftan bir anda rahatlayan trafik, bir taraftan tekrar tıkanan yollar, böylesine bir keşmekeş içinde gördüklerimi not ettiğim beynimi boşaltma adına sarıldığım telefonuma söylediklerimi yazıya dökerken ‘yol, köprü, konut yaptık’ diyen yöneticiler başta olmak üzere yöneticilerinin bir kentin arka sokaklarını dolaşıp, dolaşmadığını bir kez daha merak ettim.

Çünkü, İstanbul’da böyle yapılaşma anlatıldığı şekilde dönüşemediği gibi yaşanabilecek en küçük bir sarsıntıyla günlerce tartışılan ama sonuç veremeyen, kentsel dönüşümü tamamlanmadan, arka sokakları gerçekten Afganistan, Pakistan hatta günlerdir sanki Ermenistan bombalanmıyormuş gibi Azerbaycan’ın harabe olmuş, kerpiçten, çamurdan yapılmış büyük binalarını gösteren televizyonların bu binaların neden öyle İran’daki gibi taştan yapılmış olduğunu tartışmadan o eski binaların petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan’da böyle mi olmalıydı diye sormadan da edemiyorum.

Dedik ya çok bilmişlerin sık sık tv kanallarına çıkıp ellerine aldıkları çubuklarla gereken sınırları belirlemeleri, gerekse akıl vermeleri, tv kanallarının ekranlarında dünyanın metropol kenti olan İstanbul’un arka sokaklarına girmesini, yerel gazetelerin sadece belediye başkanlarını, vali ya da kaymakamları veya birkaç tane tanıdık iş adamının haberlerini değil, arka sokaklara da bakmalarını isteriz.

Şayet görmek isterlerse en uygun yer Bayrampaşadır. Veya bu yazıyı okuyanların kendi arka sokaklarına bakmaları yeterlidir.

Buna istinaden İstanbul’un bir metropol değil, gecekondu kenti olduğunu söyleyenlerin doğru söylediği bir kez daha teyit edilip, onaylanacaktır…













HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







Ardahanlı Hakemlere Kadın Başkan..


ARŞİV HABER 08/08/2019 TARİHLİ HABER/YORUM


Ardahan’ı Bölgesel Amatör Lig de temsi edecek olan Bal Ligi Temsilcisi Hoçvan Spor’un hala yeni bir transfer yapamadığı, başkanı kim ve yönetiminin belli olmadığı şu günlerde Ardahan İl Hakem Kuruluna bir bayan başkan atandı. %i bayan olmak üzere toplam 22 vizeli Hakemin olduğu Ardahan’da bu hakemlerin yanı sıra yine 10’u bayan olmak üzere 30 aday hakemin bulunduğu Ardahan İl Hakem Kuruluna Ardahanlı bayan hakem Gurbet Aktaş atandı.



Kaz Dağları ve Kazlar..


 


Öncelikle bölgenin milletvekili olan AK Parti Grup Başkanı Kaz Dağlarında olduğu ileri sürülen altın madeni için yapılan ağaç kesiminin , neden onca ağaç kesildikten sonra görüldüğünü sorduğu gibi bende bir gazeteci olarak aynı sorunun cevabını merak etmedim değil..


Çünkü vekilin  üstü kapalı olsa da  bu durumdan şikayetçi olduğunu gördüğüm ve bu yönde yaptığı  savunmasına baktığımızda kendi bölgemde olduğu gibi yurdun bir çok yerinde gazeteci geçinip, yaşananları görmeyen, yazmayan, görüntülemeyen ve Anayasa gereği demokrasinin, insan haklarının 4. savunucusu oldukları iddia edilen ama vali, vekil, başkan kızar diyerek haber yapmayan gazeteci tiplerinin o bölgede de  olduğunu  hepimiz biliyoruz.


Yani ‘Nerem düz ki’ diyen deve misali ağaçların bir gram altın  için kesilmesini değil, bu vahşetin neden geç görüldüğünü soran vekilin sorusunu ben de  bölgedeki gazeteciler, muhabirler, ajan pardon ajans muhabirlerine sormak isterim..


Vekil ve benim soruma cevap verecekleri beklerken şimdi de ağaçların neden kesildiğini konuşmuyor, kaç tane ağacın kesildiğini tartışıyoruz.


Ve ‘çıkarsa bize yani ülkeye kaç gram altın kalacak?’diye tartışmalar yaparken ağaçlar kesilmeye devam ediyor..


Kaz Dağlarını tartıştığımız şu sıralarda İmamoğlu’nun adının hiç geçmediği günlerde CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmak için çok uğraşan ama lobisi olmadığı için bir gündem adı gündemde düşen Göleli hemşehrim İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin hükumetin S-400’leri aldığı Rusya’dan kaz ithalatı yapacağını ileri sürüyordu.


Kaz dağlarında yaşananlara üzülen bizler bu kez kazlarımızı düşünmeye başladık.


Evet, Başkan Erdoğan’ın eniştenin başında bulunduğu Ekonomi Bakanlığının bir kişi veya şirket gibi açılacak bakkal pardon şirket yoksa holding veya gruba ortak olabileceği, hatta kuracağı şirkete ortak alabileceği yetkisini imzaladığı verdiğini de duyuyoruz. 


Yani kısacası kaz gelecek yerde tavuk vermeye devam eden,  asıl kazların kim olduğunu da acaba zamlı sigaraları yakan bizler  veya ben miyim diye de düşünmedim değil..


Çünkü gerek Kaz dağları, gerek Rus kazlar , gerekse ekonomi bakanlığını şirket yönetimi gibi idare edeceğimiz bir ülkede gerçek kazların kim olduğunu da sormak, sorgulamak gerekir. Yine  aynı bölgenin kadın milletvekilinin de  sevgililerinin de  dahil , her yere lazım kağıt üretimi için orada kesilen ağaçların gerektiğini de üzülerek farkediyorum , SEKA’nın da kapatıldığı ülkemde…