MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
Gazeteci Fakir Yılmaz Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan savaşın ardından Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a geçmesi ardından Ardahan’ın sınır olduğu Kafkasya’ya yönelik yeni bir stratejik yol izlenebileceğini ve bu yolun Türkiye’nin Avrupa Birliğinin baskılarını ötele adına Ermenistan ile sınırlarından yeni bir girişime girebileceğini bununda, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu’nun sınırından geçtiği Ardahan üzerinden Ermenistan’a açılacak olan yeni bir gümrük kapısı ile olacağını belirtip, gittiği Türkiye-Ermenistan sınırının sıfır noktasında bulunan Çıldır/Başköy’de buna dikkat çekmişti.
Yılmaz’ın ilk olarak dikkat çektiği bu önemli konu üzerine konuyu bugün manşetine çeken Yeni Şafak Gazetesi ve ekonomi gazetesi Dünya Gazetesi başta olmak üzere birçok ulusal gazete bölgede yaşanacaklara dikkat çektiler.
Gazeteci Fakir Yılmaz Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan savaşın ardından Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a geçmesi ardından Ardahan’ın sınır olduğu Kafkasya’ya yönelik yeni bir stratejik yol izlenebileceğini ve bu yolun Türkiye’nin Avrupa Birliğinin baskılarını ötele adına Ermenistan ile sınırlarından yeni bir girişime girebileceğini bununda, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu’nun sınırından geçtiği Ardahan üzerinden Ermenistan’a açılacak olan yeni bir gümrük kapısı ile olacağını belirtip, gittiği Türkiye-Ermenistan sınırının sıfır noktasında bulunan Çıldır/Başköy’de buna dikkat çekmişti.
Yılmaz’ın ilk olarak dikkat çektiği bu önemli konu üzerine konuyu bugün manşetine çeken Yeni Şafak Gazetesi ve ekonomi gazetesi Dünya Gazetesi başta olmak üzere birçok ulusal gazete bölgede yaşanacaklara dikkat çektiler.
ÇILDIR’ ÜZERİNDEN
ERMENİSTAN’A GÜMRÜK KAPISI!
04/12/20120 tarihli haber
Bu Haberi YouTube Abone Olacağınız ArdahanTV Kanalımızda İzleyebilirsiniz.. #gazetecifakiryilmaz Ardahan-Ermenistan Sınırındaydı.. ÇILDIR’A 2. ÜLKE KAPISI!..
Amerika ve batıya yakınlaşma politikasının bedelini Karabağ’ı kaybetmekle ödeyen Ermenistan ile yeniden bir diyaloğun kurulacağı tartışmalarının da gündemde olduğu şu günlerde Ardahan üzerinden Ermenistan’a bir gümrük kapısının açılması da söz konusu. Gürcistan’a olduğu gibi Ermenistan’a da komşu olan Ardahan sınırından Ermenistan’a açılacak yeni bir gümrük kapısının bölge ekonomisine olduğu gibi Kafkasya barışına da katkı sunacağı belirtildi. Ardahan-Ermenistan sınırının sıfır noktasına giderek burada bir açıklama yapan Ardahan Dernekler Federasyonu ve Ardahan Gazeteciler Cemiyet Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz yaptığı açıklamada “30 yıl önce haksız bir şekilde Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ı işgal ederek hem kendisinin hem de bölgenin huzurunu kaçıran, ekonomisini bitiren Ermenistan’ın Rusya ve Türkiye’yi unutup Amerika ve Avrupa’ya yanaşarak yaptığı son hatası sonucu Putin’in onayı Türkiye’nin desteği ile işgal ettiği Karabağ’dan çekilmek zorunda kalmıştır. “diyerek şöyle devam etti.
*ARDAHAN ÜZERİNDEN ERMENİSTAN’A DA
GÜMRÜK KAPISI AÇILMALIDIR!.
Ardahan’ın Ermenistan’a sınırının en sıfır noktasında bulunan Çıldır Başköy’ü ziyaret eden ve burada bir açıklama yağan Gazeteci Fakir Yılmaz 30 yıl önce Karabağ’ı işgal etmekle komşusu ve Azerbaycan’ın kardeş ülkesi Türkiye’yi de üzerek dünyaya açılan kapısı olan Doğu kapısını kapattıran ve o gün bu gündür içine kapanmış, bir çok ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kalmış ve en önemlisi Fransa başta olmak üzere batı ülkelerinin oyuncağı olan lobisinin attığı yanlış adımların bedelini ödeyen Ermenistan, yıllardır birlikte yaşadığı Türklerle yeniden diyaloğa girip dünyaya açılan kapısı Ardahan üzerinden kendisine nefes verecek bir gümrük kapısının açılmasına katkı sunmalıdır.
İşte Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ilk olarak dikkat çektiği ve ulusal gazetelerin manşet haberleri..
Yeni Şafak: 4 İl ihya olacak..
Ermenistan ordusu Azerbaycan ordusu ile girdiği 44 günlük savaşta ağır darbe alarak Dağlık Karabağ bölgesinden çekilirken, iki ülke arasında masada yapılan anlaşmaya ise sürpriz bir madde de eklendi. Azerbaycan karadan tek bağlantısı olmayan Nahçıvan’a ulaşım koridoru kuracak. Beş ülkeyi yakından ilgilendiren hat Azerbaycan ile Türkiye’yi de karadan birleştirmiş olacak. Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerin Avrupa’ya ucuz maliyetle mal ihraç etmesinin önünü açacak koridor, sınırda bulunan 4 ilimizi de ticaret üssü haline dönüştürecek.
44 gün süren savaşın ardından Ermenistan ordusunun aldığı Dağlık Karabağ bölgesinden çekilme kararı sonrası Azerbaycan ordusu işgal altındaki bölgelerde yönetimleri bir bir ele geçirirken yapılan görüşmelerin ardından dikkat çeken bir detay da ortaya çıktı.
Azerbaycan, Ermenistan ile imzaladığı anlaşma kapsamında Türkiye sınırında yer alan ve ülkenin geri kalanıyla bağlantısı bulunmayan tek toprağı olan Nahçıvan ile de bir kara koridoru kurulması sözünü aldı..
AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE’Yİ BİRLEŞTİRECEK
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan ile yapılan anlaşmaya kendisinin ısrarı ile söz konusu maddenin konulduğuna dikkat çekerken, Rusya, Azerbaycan, Türkiye, İran ve isterlerse Ermenistan’ın da bu koridora katılabileceğini ve böylelikle bölgede beş ülkeli yeni bir işbirliği platformu oluşturulabileceğini söyledi.
Dağlık Karabağ’ın işgalden kurtulması ile masaya gelen anlaşmada Nahçıvan koridorunun yer almasını değerlendiren uzmanlar ise bu hat ile Azerbaycan’ın uluslararası taşımacılık ve lojistik sistemindeki konumunun daha da güçleneceğinin altını çiziyor.
UCUZ ULAŞIMIN ÖNÜ AÇILACAK
Azerbaycan’ın diğer bölgeleri ile Nahçıvan arasındaki doğrudan ulaşım bağlantılarının yalnızca hava yoluyla mümkün olduğunu ve söz konusu ulaşım koridorunun açılmasıyla, bu pahalı ulaşım aracına alternatif olan, daha ucuz ve daha fazla ihracat-ithalat hacimleri getirebilecek karayolu ve demiryolu hatlarının yapılmasının mümkün olacağını vurgulayan uzmanlar, böylelikle Nahçıvan’ın bölgesel ulaşım sisteminin ana damarı haline geleceğini vurguluyor.
TÜRKİYE İLE TURİST HAREKETLİLİĞİ BAŞLAYACAK
Kuzey-Güney ulaşım koridoruna ve planlanan Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryoluna entegre edilmesiyle hattın uluslararası kargonun Avrupa’ya taşınmasında da önemli bir rol oynayacağına değinen uzmanlar, Nahçıvan-Tiflis-Kars demiryolu, gelecekte Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun uzunluğuna göre nakliye maliyetlerini ve süresini 1,7 kat azaltacağını ve ayrıca Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye arabayla 343 km’lik kısa mesafe nedeniyle, iki ülke arasındaki ikili turist hareketine bağlı olarak ülkeye giriş yapan turist sayısının da artacağını belirtiyor.
TÜRKİYE’DEN 4 İLİ DİREK ETKİLEYECEK
Bu koridorun bir diğer avantajının da Türkiye ve Azerbaycan’ın karadan bağlaması olacağına değinen uzmanlar, Azerbaycan’dan Türkiye’ye yük taşımacılığının kolaylaşacağını ve hali hazırda geliştirilmekte olan Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryolu hattına katılarak uluslararası kargoların Avrupa’ya taşınmasının mümkün olacağını ifade ederken, bu adım ile Azerbaycan’dan ihraç edilen ürünlerin nakliye maliyetlerinin düşeceğini ve Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars şehirlerini kapsayan Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesi de dahil olmak üzere tüm Türkiye ile ticari ilişkilerin daha da genişleyeceğine işaret ediyor.
RUSYA’NIN DA İŞİNE GELECEK
Oluşturulacak koridor Rusya’nın Türkiye’ye erişimini de kolaylaştıracak. Rusya ile Türkiye arasındaki yıllık ticaret cirosu 25 milyar doların üzerine çıkarken, bu denli büyük bir ticaret hacmi göz önünde bulundurulduğunda daha uygun bir yolunun bulunması Rusya’nın da işine gelecek.
YENİ ENERJİ HATTI KURULABİLİR
Azerbaycan’ın Ermenistan ile yaptığı anlaşma Türkiye için de ucuz gazın yolunu açacak. Azerbaycan’ın Nahçıvan’a kuracağı karayolu koridoru Türkiye’ye uzanacak yeni bir enerji hattını da gündeme getirdi. Hattın kurulması halinde Türkiye İran’a bin metreküpüne 490 dolar ödediği gazı Azerbaycan’dan 335 dolara alabilme fırsatını da elde edebilecek.
Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı Ermenistan işgalinden kurtarmasından sonra Nahçıvan koridorunun açılması, Doğu Anadolu’da sevinçle karşılandı. Nahçıvan koridoru ile Türkiye ve Orta Asya hattı kurulacağını belirten iş dünyası temsilcileri, Bakü- Tiflis- Kars güzergahına güçlü destek oluşturarak, tarihi İpek Yolu’nun canlanmasına çok önemli katkı sağlayacağını söyledi.
TÜRK DÜNYASI EKONOMİK AÇIDAN BÜTÜNLEŞİYOR
Koridor ile Türkiye ve Orta Asya Türk dünyası arasında doğrudan bir hat oluşmuş olacak. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Başkanı Ethem Tanrıver, ekonomi ve turizm alanlarındaki ilişkiler bakımından yeni bir devrin başlayacağını belirterek “Ülkemizin Türk devletleriyle bugüne kadar kurmuş olduğu bütün girişimler bu tarihten sonra yeni bir anlam kazanacak ve siyasi avantajlarının yanında tamamen sınır olduğumuz bu büyük coğrafyayla ticari iş birliklerimizde de büyük bir canlanma yaşanacak” dedi. Tanrıver, “Türkiye ve Türk dünyası karayoluyla kesintisiz bağlanacak. Iğdır’daki Dilucu Sınır Kapısı’ndan Bakü’ye kadar kara yolu ile gidebileceğiz” ifadesini kullandı.
BÖLGEDEKİ İLLERİN YARARINA
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci de, “Orta Asya ülkeleri, Rusya ile ticaret bölgedeki illerin yararına olacak. Orta Asya daha yakınlaştı. Sadece Gürcistan üzerinden yapılan ihracat artık Azerbaycan üzerinden diğer Orta Asya ülkelerine yapılacak. Koridorun ekonomik canlılık yaratacağına inanıyorum” dedi.
TİCARETİMİZ 3- 4 KAT ARTACAK
Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Saim Alpaslan ise, şunları söyledi: “Gürbulak Sınır Kapımız Türkiye’de ikinci büyük sınır kapısı. Bu koridorun açılması ile kapımızın da yükü hafifleyecek. Öncesinde İran üzerinden yapılan ticarette TIR’larımız sorun yaşıyor ve uzun kuyruklar oluşuyordu. Hem bu sorun giderilmiş olacak hem de Uzak Doğu ülkelerine olan mesafemiz kısalacak. Eskiden İran’da 10- 15 gün bekleyen TIR’larımız vardı. Ama artık böyle bir sorunumuz da olmayacak. Tacirlerimiz ve iş adamlarımızın maliyetleri düşecek.” Iğdır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kamil Arslan ise, ” İhracatçılarımız Azerbaycan ile Türk cumhuriyetlerine İran üzerinden ulaşım sağlıyordu. Artık direkt Azerbaycan toprağına girmiş olacağız” diye konuştu.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’den Fransaya: Çok istiyorlarsa versinler Marsilya’yı Ermeniler orada kendilerine devlet kursun
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Fransa Senatosu’nun Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığının tanınması yönünde Fransız hükümetine çağrıda bulunduğu karara ilişkin, ‘Çok istiyorlarsa versinler Marsilya’yı, Ermeniler orada kendilerine devlet kursun.’ dedi.
Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları Sorunsalı -Ekonomik Analiz- adlı kitap basılarak okuyucuların hizmetine sunuldu.
Atatürk Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi Doç.Dr. Kerem KARABULUT’un öncülüğünde, Atatürk Üniversitesi İ.İ.B.F. Arş.Gör. Dilek ÖZDEMİR, Kafkas Üniversitesi İ.İ.B.F. Arş.Gör. Fatma Pınar EŞSİZ, Kafkas Üniversitesi Kağızman MYO Öğr.Gör. Alper YALÇIN ile Atatürk Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Serap BEDİR’nde ortak çalışmaları sonucunda hazırlanmış olan “Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları Sorunsalı -Ekonomik Analiz-” adlı kitap NOBEL Akademik Yayıncılık tarafından basılarak satışa çıkarılmıştır.
Kitap iki temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin genel sosyo-ekonomik değerlendirmesi yapılmaktadır. İkinci bölümde ise Alican ve Doğu Sınır Kapıları’nın bulunduğu Iğdır ve Kars illerinde ticaretle uğraşanların Ermenistan sınır kapıları sorunsalına bakış açılarını tespit etmeye yönelik ampirik analiz yapılmaktadır. Çalışmanın son kısmında ise elde edilen tüm bilgilerin genel değerlendirmesi yapılmakta ve öneriler sunulmaya çalışılmaktadır.
Türkiye – Ermenistan ilişkileri, 1915’ten günümüze kadar hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli gündem konularından birisi olagelmiştir. Türkiye – Ermenistan ilişkileri sadece bir yönlü değil, çok yönlü değerlendirmelere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, iktisadi değerlendirmeyi esas alan bu çalışma, her iki ülkenin tarihi, siyasi ve kültürel bağlantılarını da kısaca ele almaktadır. Kitabın diğer çalışmalardan temel ayırt edici özelliği, Ermenistan sınırına komşu olan ve Alican ile Doğu Sınır Kapıları’nın bulunduğu Iğdır ve Kars illerinde ticaret ile uğraşan bölge insanlarının konuya ilişkin düşüncelerini yansıtan ilk saha araştırması niteliğinde olmasıdır. Konunun teorisi ve uygulama sonuçlarına bağlı olarak analiz edilen bilgiler sade bir anlatımla okuyucuya sunulmaktadır.Tolga YÜCE
Güncelliğini Yitirmeyen Yazılarım..
**Cumartesi günü yazmak..
Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilen ülke de değil siyasetle ilgili, aşkla, sevda ile ilgili yazmanın bile sakıncalı hale gelmeye başladığı bir süreçte cumartesi yazılarına devam etmek istiyorum, hem de şiir yazarak..
Ama ben yazarken dikkatim dağılmasın, sadece kulağım duysun diye arkama aldığım televizyon da şiir kitaplarından bahseden haber spikerine gelen mesajlar da gazeteci olan spiker de hain ilan ediliyor..
Çünkü gelen mesajda ‘Bırak şiir okumayı da sen önceden söylediklerini şimdi niye söylemezsin, korktun mu, sana da sıra gelecek’ diyordu..
Şiir kitabını tanıtırken bile tehdit alan gazeteci spikerin bu mesajı okurken yüz şeklini gördüğümde değil şiir yazmak, fıkra anlatmanın bile artık siyasallaştırılıp, kin ve nefretle hareket eden bir anlayışın getirdiği sonuçla yazı yazarak gazeteciliği yapmak isteyenleri bir hayli zorda bırakacak gibi..
120’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede gün geçtikçe şiir yazmak, şair olmak, grup yorum gibi türkü söylemek bile tehlikeli hale geldiğini görmekte, anlamakta bir cumartesi günü yazısı yazmaya hazırlandığımız bir sırada..
**Karşıt görüşlü olmak kavgaya neden olmamalı..
Son günlerde art arda yaşanan gelişmelere üniversitelerin de eklenmek istendiğini görürken, aslında bu durumun sadece üniversitelerde değil, toplumun birçok kesiminde yaşandığını ama baskı altında bulunan basın ve medyanın bu yaşananları çokta manşetlere taşımaktan çekindiğini de belirtmek gerekir..
Buradaki diğer bir amaç zaten her yerde bir dumanın tüttüğü ülkemizdeki ateşe benzin dökmemek, hatta söndürmek için ortaya konulan çabaları sağ duyu olarakta değerlendirebiliriz..
Evet son olarak Gürcistan tarafından fahri diploma ile ödüllendirilen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın başında bulunduğu Ardahan Üniversitesinde ve İstanbul Üniversitesinde meydana gelen kavgalar ile devam eden olaylara baktığımızda Rusya’dan sonra birilerinin zaten bin bir sorunla uğraşan ülkede üniversitelere yöneldiği ve gençleri karşı karşıya getirmeye çalıştığını da görmekteyiz..
Toplumsal olayların acımasızca bastırılmaya çalışıldığı bir ülkede iki kişinin yan yana gelmesinin bile terörist faaliyet olarak değerlendirildiği bir esnada bin bir zorlukla okutulmak istenen öğrencileri karşı karşıya getirme çabası içinde olanları dışarıda durup, izlemekte suçtur..
Çünkü onca olay karşısında duyarsız davranmanın bugün yaşanan onca soruna neden olduğunu anlamayanların her an çıkabilecek büyük bir yangının kıvılcımlarına sağcısı da, solcusu da bunun kendilerine bulaşacağını anlamak istemiyorlar.
Bu nedenle buradan bir kez uyarıyor ve diyoruz ki;
Karşı görüşlü olmak demek kavga etmek değil, aksine konuşarak, tartışarak konuları, sorunları çözebileceğimizi anlamak gerekir ve en önemlisi onun bunun oyununa gelmemek gerekmez mi?
**Rektör Küs mü?..
Kendisine yönelik eleştirileri yüksek sesle ve yiğitçe yüzüne yapanların başında gelen bizlerin Ardahan Üniversitesi Rektörüne yönelik haber ve yorumlarına el ovuşturanlar sanmasınlar ki yiğidi öldürüp, hakkını vermeyeceğimizi..
Çünkü rektöre yönelik eleştirilerimizi sinsice izleyip, kendisini çeper diplerinde eleştirenlerin de bu yaşananlarda payının olduğunu iyi biliyoruz.
Bunların oluşturmaya çalıştığı olumsuz kamuoyunu bozacak olan ve Kars değil, Ardahan basını ile bir araya gelecek olan da rektörün ta kendisidir..
**Baraj..
Ardahan’ın Davosu olarak bilinen ve bununla yetinilmeyip, Yabani Hayati Koruma ve Geliştirme Sahası ilan edilen, bundan önce de Ardahan Balını yapan Kafkas arısını korumak için Gen Merkezi Bölgesi ilan edildikten sonra yeşilim doğasına 3 adet HES Barajını konduran ülkem şimdi de seçim barajını tartışıyor..
Posofla yetinmeyip, önce Hanak Çad’a, ardından Sevimli’ye, ardından Çıldır Kayabeyi HES Barajları diken ülkemin hükümeti Ardahan’ın olduğu gibi ülkenin derelerinin anasını belleyen, doğasının bacısını perişan eden HES’lere izin verirken, üstüne üstlük ÇED Raporunu kaldırarak, Anayasa Mahkemesinin 12 Eylül Cuntasının getirdiği ,‘%10’luk Seçim Barajı’ kaldırılabilir babındaki açıklamasını ‘Hükümete Darbe’ olarak yorumluyor. Tam bir AKP Klasiği değil mi?
** Başbakan mı, Kürtler mi Çizdi?
10 yıldan fazladır iktidar olan ve bu iktidar gücünü iki dönem Askeri vesayetten bıkan ve adeta ‘Ben bu vesayetin bileğini bükemedim, belki dinciler büker’ diyen Kürtlerden aldığı büyük orandaki oylara borçlu olan başbakan son yerel seçimler ardından bilinen nedenler dolayısıyla Kürtlere karşı olağanüstü bir şekilde gerildiğini görüyoruz.
Bu bilinenlerin başında, ‘benim dönemimde doğu ve güneydoğuya onca yatırım yapılmasına karşın Kürtlerin kendi partileri olarak kabul ettiği BDP’ye 3,5 milyondan çok oy vermesi ve meclise 30’a yakın milletvekili göndermesi, bu yetmez gibi son yerel seçimlerde şu an hemen hepsi tutuklu olan 110 belediye başkanını seçmesi ve en önemlisi Kürtlerin PKK ile aralarına mesafe koymamasıdır’ diyen başbakanı aslında anlamak mümkün..
Çünkü başbakan kendisi karşısında tek diz çökmeyenlerin Kürtler olduğunu son yerel seçimde anladı..
Son olarak kendi partisinin Kürt Milletvekili olan Ardahan Milletvekilinin bile ‘Sayın başbakan şu tek millet, tek devlet, tek bayrak’ lügatini bıraksan iyi olur, çünkü bölge halkı bu argümanlar dolayısıyla AKP’ye karşı tavır ve tepki koyuyor’ demesi de bunun açık örneğidir..
Kimilerinin Atalay’ın bana göre bu dik ve onurlu duruşu karşısında ellerini sıvazlayıp, ‘Oh oldu, başbakan Atalay’ın üzerini kesin çizdi ve gelecek seçimde beni aday yapar’ dediklerini de görürken bu tür el sıvayanların şöyle geriye, Kürtlere hak verdi, zaten kendisi de Kürt bir aileden geliyor denilen, ama Kürtlere bol vaat ve sözden başka bir şey vermeyen Özal’a, ardından ‘Bir oya bir kurşun’ deyip Ağarlarla Kürtlerin üzerine acımasızca giden Tansu Çiller dönemine bakmalarını tavsiye ederim.. Bunlara bakıldığında Kürtlerin boş sözlere ve vaatlere karınlarının tok olduğunu ve AKP’nin de kendilerini kandırdığını anladığını ve bu nedenle başbakanın kızdığını görmek mümkün..
Bu nedenle bana sorarsanız başbakan değil, Kürtler başbakanın başında bulunduğu AKP’nin üzerini çizmişe benziyor..
**Beldeleri kapatacak yasa geçti..
TBMM’sinde görüşülüp, jet hızıyla yasalaşan yeni Büyükşehirler kanununun Ardahan’a nasıl yansıyacağını günlerdir yazıp duruyoruz.
Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Ortakent (B. Nakala) Beldesi ardından Göle köprülü (Gorevenk), Çıldır Aşıkşenlik (Suğara) Beldelerini kapattıracak olan yasa şimdi Cumhurbaşkanı köşkü yolunda..
Bir hafta bilemediniz 10 gün içinde yasalaşması beklenen bu yasa ile nüfusları 2 binin altına düşen Göle Köprülü ve Aşıkşenlik (Suğara) beldeleri ya mahalle olacaklar ya da köy..
Evet büyüyor dediğimiz ama her gün bir resmi kurumu, bir iki beldesi kapanan, köyleri boşalan Ardahan’ın kendisiyle alakası olmayan bir yasa ile ne hallere düştüğünü maalesef üzülerek izleyip duruyoruz..
Bu gidişle 2023 yılında toplam Nüfusunun 50 ila 70 binlere kadar ineceği belirtilen iki gümrük kapısına sahip Ardahan’ın sınırları içinde geçen ve bölgeyi stratejik bir konuma sokan Doğalgaz ve petrol boru hatları da kurtaramıyor..
Çünkü dün bir işim gereği gittiğim Halilefendi Mahallesindeki betonarme evin merdiven girişinde kovada tezek olduğunu ve doğalgaz burnunun dibinden geçtiği halde halen hayvan gübresiyle ısındığına bir kez daha şahit oldum..
Ardahan’da yaşanan toplumsal olaylar karşısında duyarsızlıkları ile tanınanların bu kentte stkcı, ilerici, siyasetçi geçinmesi ise işin diğer acı ve ağır bir yönü..
Evet günlerdir yazıp durduğumuz, Göle Orman İşletmesinden, Çıldır Adliyesi’nden sonra iki beldemizde kapatılıyor diyerek feryat edişimiz de boşa gidecek gibi..
Çünkü bu kadar hızlı çıkmasını beklemediğimiz, yeni ikametgahlarla umutlandığımız Göle Köprülü, Çıldır Aşıkşenlik Belde Belediyeleri kapatıldı gibi..
Ve bu beldeleri kapatacak olan yasa şu an Ankara’da Çankaya yolunda..
Peki ya bizimkiler, dernekler, siyasetçiler, millet, halk hangi yolda?..
Yoksa uykuda ve hala yola çıkmadı mı?..
**Kaç yıldır Ankara’ya gitmedik?
Başta burnumuzun dibinden geçen doğalgaza rağmen hala kömür ve tezekle ısınmamızı, bitme noktasına gelen hayvancılığımızı, parası kalmadığı için bankadan kredi alan belediyelerimizi, adliyelerin ardından kapanan beldelerimizi, 50 yıldır açılmayan Çıldır Aktaş Gümrük Kapımızı, açık olmasına karşın sınır ticaret merkezinin halen yapılmadığı Posof Türkgözü (Badele) kapımızı, 20 yıldır bitmeyen Ardahan/Ardanuç yolumuzu, bu yolun üzerinde bulunan Yanlızçam Kayak Tesislerimizi anlatmak için nereye gidip başvurmamız ve sorunlarımızın çözümünü söylememiz gerekir?
Tabi ki 20 yıldır heyetimizin bir araya gelip, gitmediği Ankara’ya diyeceksiniz.. Ama gelin görün ki geçende Sivaslıların bir araya gelip, Cumhurbaşkanına çıktığı gibi Ardahan’da 20 yıldır buna önderlik yapacak ne bir kurum, nede bir kişi var..