GAZETECİ, GAZETECİ KIZIYLA REKTÖRÜ KONUK ETTİ..






MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Yıldız En TV’de yeni yayın dönemine başlayan Ardahanlı Gazeteci Fakir Yılmaz ile Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gazetecilik Bölümünü bitiren kızı Özlem Şeyma Yılmaz ile birlikte hazırlayıp, canlı sundukları ‘Gazeteciler ile gündem’ adlı programa Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü, İstanbul Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Kafkasya Üniversiteler Birliği KUNİB’in Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ı konuk ettiler. 



Sanatçı Uğur Akçay’ın türküleri ile renk kattığı programda bilim, ilim ve gündemle ilgili sorunlar masaya yatırıldı. Her perşembe günü, saat 16.30’da yayınlanan ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı program iki saat sürdü.


Önümüzdeki hafta da İstanbul Ataşehir Belediye Başkan yardımcısı Orhan Çerkez’i konuk edeceği öğrenilen Yıldız En TV’deki ‘Gazeteciler ile gündem’ adlı program her hafta perşembe günü canlı yayında seyircileri ile buluşmaya devam etmeyi hedefliyor.


Prof. Ramazan Korkmaz’ın Konuğu Olacak


Olan Gazeteci Yıldız En TV’de..


ARŞİV HABER 18/01/2021 TARİHLİ HABER


Seymen Tv, Yaşam Tv, Gala Tv’den sonra Yıldız En TV’de yeniden televizyonculuk yapacak olan Gazeteci Fakir Yılmaz sizin de davetli olduğunuz Perşembe gününden itibaren YILDIZ EN TV’de olacak. Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz Perşembe günü, saat 16.30’da YILDIZ EN TV’de Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın konuğu olacak.


Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz Perşembe günü, saat 16.30’da YILDIZ EN TV’de Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın konuğu olacak.

Uydudan yayın yapan Yıldız EN TV’de yayınlanacak olan ‘Gazeteci ile gündem’ adlı programda gazetecilerin konuğu olacak olan ARÜ Kurucu Rektörü ve KUNİB, Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz ile gündem masaya yatırılıp, konuşulacak.


Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın Perşembe gününden itibaren birlikte hazırlayıp, her hafta aynı gün sunacakları, “Gazetecilerle Gündem” adlı programın ilk konuğu Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz olacak. 


Sizin de konuk olacağınız ve ekranlarına davet edildiği YILDIZ EN TV ekranına sizde davetlisiniz. Programın Konuk Sanatçısı Sanatçı Uğur Akçay olacak.



**HAFTAYADA ATAŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI KONUK..


Ardahan Üniversitesinin de aralarında bulunduğu üniversitelere yapılan rektör atamalarının tartışıldığı bir süreçte Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın yanı sıra Ardahanlı Sanatçı Uğur Akçay’ın konuğu olacak olan Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz ile gündemi tartışacak olan gazeteciler önümüzdeki hafta da İstanbul/Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Çerkez’i konuk edecekler.



GAZETECİLER HABER AJANSI..


Sarıyer Posta adlı yerel gazete ve internet haber sitesini incelerken dikkatimi çeken bir yazıda aralarında siyasi görüşümüz uyumlu olmasa da gazetesinde bir yıl boyunca baş yazarlık yaptığım Gebze Gazetesinin Sahibi abim İsmail Kahraman ile Doğu Anadolu Bölgesinde birlikte ulusal gazetelerde onca haberi manşet ve sürmanşete çektiğimiz Macit Gürbüz abimin de bulunduğu ve uzun zamandır güzel çalışmalara imza atan ve kısa adı TİMEF olan  Tüm İletişim ve Medya Federasyonunun sanalda düzenlediği çalıştayında bir araya gelen gazetecilere sunduğum önerimin haklılığını bir kez daha anladım


Çünkü, Sarıyer Posta’da yazan meslektaşım Levent Pehlivanoğlu’nun ‘


Yerel gazeteler ve sorunları’ başlıklı yazısında yakındığı konu ve benim gibi gazetecilerinde sıkça yazılarına taşıdığı gazetecilerin ana sorununun okur diye hizmet ettiklerimizin biz gazetecilere, ‘satılık basın’ derken kendilerinin değil, günlük bir gazete satın almak, abone olup, bir reklam vermeyi akıllarına getirmediklerini en iyi bilen gazetecilerdenim.


Evet, meslektaşım Pehlivanoğlu’nun ‘Gazeteci arkadaşlar genelde halkın sorunlarını, yazıp çizdikleri için kendi sorunlarına çok fazla eğilemezler. Halkımızda gazetecileri hiç sorunu olmayan, para içinde yüzen bir kesim olarak görür.’ diye başlayan yazısında ‘gazetecilerin sorunlarını kim yazacak?’ anlamına gelen satırlarına bakınca buradaki eksikliğin gazetecilerin kendilerinde olduğunu anlamayan biz gazeteciler olduğunu da bir kez daha hatırlıyor ve kendimize yani gazetecilere üzülüyordum.


‘Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Gazete bayisinde görüp de merak etmek için bile birçoğunuzun bakmadığı yerel gazeteler, bayiye gelinceye kadar bin türlü zorluk yaşar. Sahibinden muhabirine, köşe yazarından, dizgicisine kadar sizin sorunlarınızı, dertlerinizi anlatmak için uğraş verirler. Çoğu, para olmadığı için zamanında parasını alamaz. Çoğu matbaa parasını ödeyemez. Bazen öğlen yemekleri zeytin ekmekle geçer. Bütün bu sıkıntılara rağmen ellerinden geldiği kadar iyi bir gazete çıkartmaya çalışırlar.’ diye devam eden meslektaşımın bu satırlarında dikkat çektiği ise yeri geldiğinde kamuoyu yani halk, diğer adıyla okuru için canını ortaya koyan gazeteciyi anlamayan, derdine ortak olmayanların halk olduğunu ima eder ve onlara sitem eder gibiydi, aşağıdaki satırları ile devam ettiği yazısında..


‘Siz değerli halkımız ise kulaklarınızı ve gözlerinizi bu sıkıntılara kapatıp ağzınızı her açtığınızda gazetecileri eleştirirsiniz. Mahallenizde, sokağınızda, okulunuzda yaşadığınız her haberi yazıp çizmelerini istersiniz. Hem yerel gazetelerin güçlü olması için katkı koymazsınız hem de bazen satılık basın dersiniz.’


Evet, Sarıyer Posta başta olmak üzere tüm yerel gazetelerin nasıl hazırlanıp, çıktığını anlamayan büyük halkımızın sadece yerele değil, ulusal basın ve dizilerini izlerken araya giren reklamlara kızdığı medyayı da sahiplenmediğini anlatmaya çalışan meslektaşımın ‘Satılık basın yok mudur? Elbette kalemini para ve çıkar için satanlar vardır. Ama bu mesleği aşkla, şevkle yapan birçok arkadaşımız vardır.’ satırlarının da bir o kadar anlamlı ve anlaşılması gereken sitemler olduğunu bana değil, sevgili şu an bu yazıyı okuma zahmetinde bulunan sana yani okura, halka, büyük milletimize hatırlatır gibiydi..



‘Ulusal basın okuma alışkınlığımız bir türlü yerelleşememiş. İşte sorun budur. Oysa mahallendeki, sokağındaki sorunları her zaman haberleştiren, bu konuda daha duyarlı olan yerel basındır.’ diyen sevgili meslektaşımın burada bir soru daha sorması gerekirdi.


Oda halktan, siyasilerden önce biz ulusal ya da yerel diye ayırmaması gereken bu meslektaşın ana dinamoları olan gazetecilerin birbirlerinin yazılarını ne kadar okuduğu ve birbirlerine ne kadar destek olduğunu sorup, gazetecinin gazeteciye attığı köstekleri de sıralamalıydı diye düşünenlerdenim.


‘Kentlerde yerel basını genellikle siyasiler takip ediyor. Belediyeler toplu alım yaparak bayramlarda reklam vererek destek olmaya çalışıyorlar. Bütün bu çabalar yerel basını güçlü kılamaz. Taşıma su ile değirmen döndürmeye benziyor bu durum. Aynı zamanda yerel basının özgürlüğüne, muhalefet yapmasına da engeldir bu uygulama. Bunun örnekleri çoktur, bilenler bilir.’ diye yazısına devam eden meslektaşımın bu satırlarına bakınca da o siyasilerin, belediyelerin destek değil, aslında gazetecileri, gazeteleri esir almak için bu taktikle post içinde ki dostlar olduğunu da bildiğini düşünüyorum.


Çünkü gazetecilikte asıl diğer bir sorunun 50 kuruşluk katkının aslında tembelliğe, al/yapıştırla haberciliğe alıştırdığı da diğer önemli bir konu..



Birbirimizi anlamaya çalışarak bu konuda fikir üretmeye ne dersiniz? Gelin her şeyi bir kenara bırakıp Sarıyer yerelinde bu konuyu tartışalım çok orijinal fikirler ortaya çıkacaktır. Gazeteler artık arkasındaki güçlerin varlığıyla değil, kalitesiyle ve birbiriyle yarışmalıdır.’ diyen meslektaşımın bu önerisini desteklerken benim de ona ve diğer tüm yerel bir teklifim, bir teklifim, önerim olacak..


Gelin daha özgür bir basın için kendi ajansımızı kurup, BİP’in daha çok biplemesi için önce Corona, sonra Covit-19 ardından pandemi ama aslında sadece bir gripal olay olan saçmalık gibi merkezden bir emir ile bir anda öcü ilan edilen whatsap ve diğer sanal ortamlarda bir birimizin haberlerini, yorumlarını, yazılarını bir birimizin gazetelerinde de yayınlayalım.


Yani Sarıyer’in haberini Ardahan, Tekirdağ’ın haberini, yorumunu Antalya, Diyarbakır, Kayseri, Hatay, , Konya, Sinop, Çanakkale, İzmir, Rize’deki siyasi de, belediye de, okur da görsün, okusun ve Ankara üzerinde gerçek anlamda bir baskı ve o çok dillendirilen ama hayata geçirilemeyen 4. Kuvvet olsun, basını oluşturan biz gazetecilerin kendilerine ait Gazeteciler Haber Ajansı..



 


https://www.parcabox.com


ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın  her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde  açmıştır. 


Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir. 


İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir. 



Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.


Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır. 




arşiv haber 04/06/2019 tarihli yorum/haber



Müzikler eşliğinde yazmak.. 


‘Kör olasın sebep, oy sevdalım, belalım oy oy oy yoldaşım yıkılsın sebep olan’ diye başlayıp devam eden Emre Saltuk’un, ‘sevdalım, belalım, yoldaşım’ diye devam eden türküsü eşliğinde ele aldığım bugünkü yazımın nereye varacağını ben bile kestiremesem de devam eden şarkı, türkü ve şiirler eşiliğinde yazmaya başladım bile..

Ve en sert, en ciddi, en dertsiz olarak görüp, algıladığımız insanların da zayıf yanları olduğunu düşünmeden hayat denen girdabın akışına kendimizi kaptırdığımız şu dünyada o kadar yazılan kitap, söylenen türkü, şarkı ve şiirlerin neyi anlattıklarını da pek anlamak istemez ve sadece kulak pasını giderdi der geçeriz.

Ama ekmek, su kadar ihtiyaç duyduğumuz bunların yani kitapların, türkülerin, şarkıların, şiirlerin de biz insanlar için olduğunu ve onların yaşamın birer parçası olduğunu anlamak için tek dişi kalmış canavara inat tek teli de kalsa tınlayan sazın tellerine dokunmak yeter, artar bile..

Bu yetmezse yüreğimizi, kalbimizi, beynimizi yoran duyguları hafiften çalan bir müzik parçası ile dinlemek yeter artar bile..

Öyle ki her çalan sazın, çalgının kulağınızdan girip, yüreğinizde, kalbinizdeki volkan olmuş dağa değercesine duyguları patlatır, yakar, içinizden dışarı atarak, sizi rahatlattığını anlarsınız..

Ve kendinizi bir şiirin, ya da bir türkü, şarkının içinde bulur yaşadıklarınızı anlattığını anlar, duygulanırsınız..

Önce dalar, kendinizi anlatan o şiirleri, türkü ve şarkıları kırık sazın eşliğinde dinlediğinizi anlasanız da içinizde volkan olup, homurdanan duyguları göz yaşları eşliğinde patlatmamak için mücadele verdiğinizi hissedip, çevrenizde, ‘kimse var mı yok mu?’ diye bakarken o yaşları içinize yüreğinize akıtırsınız..




Ve rahatladığınızı hissedip, anlasanız da aslında bir süreliğine de olsa yaşadığınız duygulara eşlik eden şiir, şarkı ve türküler eşiliğinde geçen zamanla ve yaşadıklarınızla birlikte bir hayli yorulduğunuzu anlar, sessizce kenara çekilerek yeniden bir kaplumbağa ya da salyangoz gibi kabuğunuza sığınırsınız..

Ama, Allahüekber dağlarında doğup, Göle, Ardahan, Hanak, Çıldır’ı geçip, uluslararası bir akışla Gürcistan üzerinden geçerek aslında göl olan ama içimizdeki duygular gibi o kadar sıkıntının doldurduğu Kura Nehri’nin de ulaştığı Hazar Denizi gibi olur, içinizdeki seller..

Ve içinde yaşam bulan o kadar balık ve canlının yaşam merkezi halini alan Hazar (Gölü) Denizi gibi ulaşmak istediğinize doğru asice dalgalanıp, kafanızı taşa vurur gibi siz de sahile vurup, vurup geri çekilirsiniz..

Bir çoğu şiirlerden doğup, türkü, şarkı olan onca müziğin aslında sizi anlattığını düşündüğünüzde bu şiir, şarkı, türküler sazlar ve diğer çalgılarla kulağınızın pasını, yüreğinizin ateşini söndürmeye birebir olduğunu da anlarsınız..

Bu duygular sizin gibi birer insan olan ve yaşadıklarını şiirlere, türkü ve şarkılara döken her şairin, sanatçının kendine has bir tarzı, kalemi, konusu ve duygusu vardır.

Örneğin; Özdemir Asaf’ın kalemi çok naiftir, Turgut Uyar’ın dizeleri hüzün kokar, Nazım Hikmet aşk, memleket, dostluk gibi her konuda yazmıştır. Nazım Hikmet’in elbette her şiiri birbirinden güzel. İçinden seçim yapıp, kıyaslamak da haliyle çok zor. Ama, ‘Hoş Geldin Kadınım’ şiirinin yeri bambaşkadır.

Bir erkek kadınına ya da kadın erkeğe aşkını daha nasıl anlatabilir ki? Aşkı en derin duygularla, yalın ifadelerle ve teslimiyet ruhuyla anlatan harikulade bir şiir. Üstadın bu şiiri bestelenerek, birçok şarkıcı ve sanatçı tarafından da okunmuştur.

Peki ya bunca şiiri, sözü şarkılara, türkülere dökenlere ne demek gerekir?..

Hiç bir şey demeden hala sesiyle bir çoğundan daha star olan İbrahim Tatlıses’in ‘Yazı yazdım kararsız, derde düştüm çaresiz, ben düştüm bir ataşa, siz düşmeyin yanarsınız..’ diye başlayan ve devam eden türkü, şarkı ve şiirlerin ‘hepsi benim için’ diyerek sona eren hayat ve müzik eşliğinde sizde susun en iyisi..



CHP’nin Listesi Belli Oldu..


17/03/2015 Tarihli Haber


Bu bir gazeteciliktir..


Günlerdir tartışma konusu olan ve kimlerin yeni yönetime gireceği merak edilen Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan İl Örgütü’nün yeni yönetimini GAZETECi ele geçirdi.


İstanbul’dan sonra Ankara’nın gündeminide tutmaya başlayan GAZETECİ Fakir Yılmaz’ın edindiği bilgiye göre şu an CHP Genel Merkezine ulaştırılmak üzere Ankara’da bulunan Sırrı Atalay Cantürk’ün listesinde şu isimler bulunuyor.


Başkan: Sırrı Atalay Cantürk


İl Yönetimi: Barış Bilgin (Gazeteci), Zafer Çiftçi (Muhtar), Vedat Çiftçi (Muhtar), Attilah Şenel (Esnaf), Aynur Bulga (Ev Hanımı), Hilal Çoban (İşçi), İbrahim Kaya (Emekli Öğretmen),Şener Uslu (Şehir Kulübü Yöneticisi), Berkant Hancı (Otobüs İşletmecisi), Olgun Ekmekçi (Esnaf), Tahsin Bulut (İşçi), Yaşar Hoş (Restorantçı), Kamuran Işık (Şehir İçi Servisçisi)


Öte yandan CHP Tüzüğüne göre bu isimlerin bazılarının, CHP Tüzüğü gereği cinsiyet kotasına uyulması kaydıyla değişebileceği alınan diğer bilgiler arasında oldu. Çünkü CHP Tüğüne %33 Kadın, %10 gençlerden olması şartı bulunmaktadır.


5 İlçeden birer kişinin de bulunduğu CHP’nin yeni İl Başkanı Sırrı Atayal Cantürk’ün tek başına hazırladığı bu listenin önümüzdeki günlerde (belki bir iki değişiklikle yada yeni isimler ekleme ile) CHP Genel Merkezine sunulup, onaylanması beklenmektedir.








  • HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




     





  •