Göle’de Petrol, Posof’ta Kömür Var Ama Birtürlü Yeryüzüne Çıkarılamadı!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Ardahan’ın Göle ilçesin sınırlarından başlayıp, Erzurum Şenkaya’ya kadar uzanan bir alanda olduğu söylenen ve bir dönem arama çalışmalarıda yapılan petrol’den haber alınamazken doğalgaz bekleyen Posoflular’da ilçe sınırları iin de bulunan ama yer yüzüne çıkarılmayan kömürü sormaktalar.

201 yılında yapılan aramada Ardahan’ın Gürcistan’a sınır ilçesi Posof ilçesinde bulunduğu açıklanan ama o günden bugüne kadar bir arama yapılmayan Linyit madeninin kalori bakımından dünyadaki en kaliteli madenler arasında olduğu belirtilmişti.

Köylülerin yıllardır çıkarıp, yaktığı ve ilgililerin de iki yıldır yaptıkları çalışmalar ve montajlar sonucunda Ardahan’ın Posof ilçesinde bulunan Linyit madeninin iki çeşit olduğu, bunlardan bir ocağın 5 bin 500 kaloride diğer ocağın ise 6 bin 700 kaloride olduğu açıklanmıştı.

Gürcistan sınırında olan Posof ilçesinin Kafkasya’ya açılan gümrük kapısının da sınırları içinde bulunduğu sınıra sıfır köyü Türkgözü (Badele) köyünden başlayan maden damarının 50 milyon ton rezervinde olduğu ve hatta uydudan alınan verilere göre de 70 milyon ton olduğunun tespit edildiğini söyleyen o döenmdeki yöneticiler, 6 bin 700 kalorili olan madende nem ve kükürt oranının sıfır olduğunu belirttirken yer yüzüne çıkarılmayı bekleyen kömürün 50 milyon ton olsa bile işletmenin 150 yıl süreceğini söyledi.

Bir dönem yapılan çalışma ile vurulan sondajla kesin rezerv sonucunun alınması ve çevre ile ilgili hukuki işlemler çabuk tamamlanması halinde bu kömür rezevinin 2010 yılının Kasım ayında üretime başlanacağı müjdesini vermiştiler.

Bölgedeki köylüler ise bu kömürün Hacı Şahbender adındaki komşularının yıllar önce açtığı ocaktan çıkardığını söyledi. Köylü vatandaşlar, “Oysaki bu çalışmalar zamanında yapılsaydı 49 köyü olan Posof bu kadar göç vererek kayıtlı 120 bin nüfustan sadece 8 bin kişi kalmamış olacaktı. Yani bu anda 49 köyü ile beraber Posof’ta kalan nüfus sadece 8 bin” dediler.


Göle’de ki Petrol’de unutuldu..

Öte yandan Kura nehrinin doğduğu Allahuekber dağlarının eteğindeki Göle ovasında başlayıp, kömür yataklarının bulunduğu Göle’ye komşu Şenkaya’ya kadar uzanan petrol yatağının bulunduğu ama neden yer yüzüne çıkarılamadığını Ardahan’lılar gibi Göleliler de bilmiyor.

Ovası, ormanlarıyla, yaylalarıyla, kaşarı ve hayvancılığıyla ön plana çıkan Küçük batman, Göle İlçesinin yer yüzüne çıkarılmaya hazır yer altı kaynağı olan Petrol gün yüzüne çıkarılacağı günü bekliyor. 

Göleli olan Ardahan’ın mevcut Milletvekili Orhan Atalay’ın dönemin TPAO Daire Başkan Yardımcısı olan Ardahanlı Murat Yılmaz’dan aldığı bilgiler ışığında petrol arama çalışmalarının başlatmış ve buradaki petrolün Güneydoğu’da çıkarılan petrolden daha kaliteli  olduğunu belirtmişti.

Ancak Göle’den başlayıp, Erzurum/Şenkaya oradan da Tortum kadar uzanan yer altındaki petrol yatakları teknolojiden yoksun olunduğundan dolayı yer yüzüne çıkarılamadığı ileri sürülmüştü.



SAYIŞTAY KAPATILABİLİR Mİ?


Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve başkanı olarak altına imza attığım PEN’in yani Türkiye Yazarlar Derneğinin son sansür yasasıyla düşünce ve ifade özgürlüğüne bir darbe daha vurulduğunu belirterek hakikatin gizlenmesi için kılıf icat edildiğini söylediği yasanın turban, pardon başörtüsü ve kader denen Bartın faciasının gölgesinde kaldığı şu günlerde gazeteci olarak benim de derdim yeni sansür yasası desem ‘hele buna bak, koyun can derdin de..’ demeyin…


Çünkü bu yasanın ilk keseceği koyun sürüleri olmazsa da biz gazeteciler olacağı bir gerçektir.


Ama Umut Fakirin Ekmeği diyerek AK Parti Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21 yıllık iktidarının ilk yıllarındaki devrimciliğini hatırlayıp, önüne sunulan hapis cezalı yeni sansürlü yetmedi hapisli basın yasanını imzalamayıp, geri gönderir mi? diye düşünmüyor da değilim.


Ve ne yapacağı çokta belli olmayan ve çevresinin ve Anayasanın yetmedi çoğu siyasetçisinin hapiste olduğu HDP’nin kapatılmasını isteyen MHP’nin dayatmaları ile oy kaybına uğradığını düşündüğüm ama bunu her seferinde bu sıkıntı ve de daralmaları aşmayı bilen Erdoğan’ın bunu bu süreçte yapması bana göre biz gazetecilere değil, kendisine puan hatta ‘yaparsa yine Erdoğan yapar’ dedirtip adım adım yaklaşan seçimler öncesi kaybettiği oylarını geri bile getirir diyorum.


Bilmem ama Erdoğan’ın yapması gereken diğer bir şey daha var o da 21 yıllık iktidarı boyunca durmak yok yola devam sözünü hatırlayıp, bir değil 5 değil, 11 maaşlı bürokratlarının eksikliklerini gözler önüne seren Sayıştayı da kapatmayı düşünür mü dersiniz.



Çünkü son olarak Bartın’da meydana gelen ve birçok insanın hayatını kaybettiği ocak faciası ardından ortaya çıkan Sayıştay raporunda, üretim derinliği -300 metreye ulaştığı için çalışılan damarlarda gaz içeriklerinin yüksek olduğu, ani gaz degajı ve grizu patlama riskinin arttığı uyarısı yapıldığını ve bunu alan muhalefetin bu raporları ayırttığı bir gerçek.


Evet, baş ağrıtan ve kadere inanamadığı görünen Sayıştay “2019 yılında müessesenin dengelenmiş üretim derinliği -300 metre olmuştur. Bu derinleşme, ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olmaktadır. Çalışılan damarların tamamında gaz içeriklerinin yüksek olduğu, dolayısıyla degaj kapasitelerinin de yüksek olduğu, arıza zonlarında riskin daha da arttığı bilinmektedir. Bu neden müessese ocaklarında ilgili mevzuat hükümlerinin yanı sıra ‘Kurum Degaj Yönergesi’ hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir.” demiş.


Yani tam teknolojik, en güzel ocak denilen ama 41 kişinin ölümüne birçok insanın yanarak yaralanmasına neden olan Bartın’daki kömür ocağındaki gibi çok liyakatli ve bol maaşlılarca idare edilen diğer kurum ve kuruluşların eksikliklerini gözler önüne seren Sayıştay TC. harflerinin başında olduğu stk’lar, Anayasa ve HDP hatta AİHM gibi toplumun ağrımayan başını ağrıtıyor.


Hükümetin, iktidarın yani biz gidersek ülkenin bekası tartışılır diyen ve benden, senden daha çok bu ülkeyi seven, sahip olanların başında bulunan Erdoğan önüne gelen ve “dezenformasyonla mücadele yasası” diye propaganda edilen ama kamuoyunda ve demokrasinin 4. Kuvveti, özgür basındır biz gazetecilerce “sansür yasası” dediği yasayı meclise geri göndermesini umut ederken aynı Erdoğan’ın ‘şu Sayıştay’a bir bakın hele’ dediğini de düşünerek yine iş bozanlık yapan baş belası sizi gazeteciler dedirtiyor gibiyim..




arşiv haber 24/05/2019 tarihli haber/yorum


Ardahan’da ki Bu Kuyruk Yokluk mu, Bereket Kuyruğu mu?


Başkan Erdoğan’ın ‘- Bunların işi 3Y; yolsuzluk, yasak, yokluk. Diyorlar ki ‘AK Parti kuyruk getirdi.’ İki kuyruk var, bir kuyruk yokluklar kuyruğudur. Bu, CHP’nin dönemlerine rastlar. Şimdiki kuyruk yokluk kuyruğu değil, bereket kuyruğu, varlık kuyruğu. Nedir? Fırsatçılara ders verme kuyruğu.’ dediği bir süreçte Ardahan’da Kızılay önünde bir parça gıda paketi almak için onca insan kuyruğa girdi. Yoksuluğun diz boyu olduğu Ardahan’da nüfusun yarısı yardımlarla geçiniyor.


‘AK PARTİ KUYRUK GETİRDİ’ DİYORLAR: BEREKET KUYRUĞU, VARLIK KUYRUĞU’


– Bunların işi 3Y; yolsuzluk, yasak, yokluk. Diyorlar ki ‘AK Parti kuyruk getirdi.’ İki kuyruk var, bir kuyruk yokluklar kuyruğudur. Bu, CHP’nin dönemlerine rastlar. Şimdiki kuyruk yokluk kuyruğu değil, bereket kuyruğu, varlık kuyruğu. Nedir? Fırsatçılara ders verme kuyruğu.


Recep Tayyi Erdoğan/Başkan



**Tehdit ve Şantajla Kimse Kar Etmez!


 


31 Mart seçimleri ve öncesi yapılan her muhalif açıklamayı ‘Not ettik’ diyerek karşı görüşlerin, düşüncelerin açıklamasına bile izin vermeyen bir anlayışın her geçen gün kendisini daha ağır bir şekilde his ettirmesine rağmen not edilenler dahil milyonlarca insanın da bu tür tehdit ve şantajlara karşı direnip tırsmadığını da görmek güzel.


Bunun en açık örneği 31 Mart seçim sonuçları ve ‘Türkiye İttifakı’ denilerek yapılan 19 Mayıs etkinlikleridir..


Evet, gerek ülkemiz de gerekse dünya da hüküm sahiplerinin ellerinde tuttukları devlet, ekonomik ve teknolojik gücü kendilerine karşı olanlara karşı tehdit ve şantaj olarak kullanmaya devam ettiği bu süreçte, ‘Arap Baharı’ adı altında Arap ve Ortadoğu’ya erk olma ve kara kan olan petrol için kana bulayanlar şimdi de sıranın İran’a geldiğine işaret verip, bu ülkeye karşı yaptıkları tehdit ve şantajlar doruk noktasına ulaşmış halde..


Bu yetmez kendilerini geçme başarısı gösteren Komünist Çin’in Huawei Technologiesi firmasına karşı aba altında sopa gösterip, ülkemizi olduğu gibi dünya üzerinde ki diğer ülkeleri de ekonomik baskı altına almak adına tehdit ve şantaj yoluyla baskı altına almak istedikleri gibi fertlerde gerek ellerinde bulundurdukları geçici yada devlet makamları gücü ile veya ellerinde ki imkanlar ile başkalarını baskı altında tutma yöntemini sıkça kullanırlar.


Bu durum zaman için de karşı direnci arttırır ve çeşitli imkanlar ile bir insanı, yada bir toplumu ve ülkeyi baskı altına almak isteyenler karşısında bir araya getirmeyi teşvik eder ve Başkanlık veya 31 Mart seçimlerinde olduğu gibi karşı da güçlü bir blokun başarısını getirir..


Tabi bunlar olurken gerek tehdit ve şantajla insanları, ülkeleri baskı altına aşmak isteyenlerin gerekse bu baskı ve şantajlara karşı direnenlerin enerjileri de azalır.. Yani, ‘kar ettim, oh olsun’ diye sevinen taraf olmaz.


Yasalarda da suç olan bu tür davranışlar içine girenlerin er geç yanlış yaptıklarını anladıklarında ise iş işten geçmiş olur ve iki tarafında bir hayli yorulduğu ve birlikte daha güzel işler yapmak varken yapılması gereken normal işlerinde olmadığını fark ederler..


İşte bu nedenle devlet dahil iki gündür ele alıp, anlatmaya çalıştığım yazılarımda ki gibi herkesin hizmet anlayışının  olduğu şu dünyada bir anlık kızgınlık ve korku ile hemen tehdit ve şantaj yoluna gitmektense oturup, uzlaşma ve birlikte bir yol bulma yolunun daha sağlıklı bir yol olduğu unutulmamalıdır.


Son bir tavsiye de yerele..


Rahmetli babamın hayatı boyunca ayakta kalmasının yolu da, ‘Yaşadığın bir yanlışlığa yada yasal olmayan davranışa karşı hemen paniklemeyecek, yaşadığın haksızlığa karşı sabırlı ve sağlıklı düşünerek önce bürokratik yolları, sonra yasal kanalları olmazsa varsa tüm gücünle direneceksin’ diyerek sık sık biz çocuklarını uyarması da sanırım ondandı..


 


*Ama Hoçvan Diye Bir Yer Var!


 


32 yıla adım atan evlilik yıl dönümü unutturup, hanım tarafında beni fırçalatan gündemin yoğunluğuna yeni bir konu daha oturdu.


Ve bu yeni gündem yeniden hala tartışılan seçimleri bir kez daha hemde bir başka yönüyle tartışır hale getirdi..


Yani 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerini tartışmalı hale getiren KHK’lı manası veya başka nedenlerle başta İmamoğlu’nun olmak üzere onca siyasinin, seçilmişin seçilmelerine karşın mazbatası geri alınan Ardahanlı olan Candan Badem’in de seçildiği Tunceli Belediye Meclisi, belediye girişindeki Tunceli isminin yazılı olduğu tabelanın ‘Dersim’ diye değiştirilmesi kararı almış.


Gerçi bu konu daha çok bugün yani bir zarfta kullanılan 4 oyun 3’ünü kabul edip, birinin kabul görmemesi ardından YSK tarafından 23 Haziran’da yapılmasına yeniden karar kılınan İstanbul Büyük Belediye Başkanlığı seçimi öncesi yeniden ısıtıldığı ileri sürülen ama hala buzdolabının buzluğunda olan Barış Sürecinin de sıkça gündeme gelmişti..


Ve tekmelenmesi ardından Akil adamlarının da aralarında olduğu, AK Partili bir çok önde gelen siyasetçinin, hatta bakanın geri itilmesine vesile olan, hala hapiste olan Demirtaş’ı ve onca seçilmiş vekil ve belediye başkanının yanı sıra siyasetçiyi tutuklama furyası başlatan o süreci yeniden hatırlatan gelişme yeniden karşımızda..


Ama adına Barış Süreci denen ve AK Partili bakanların, milletvekillerinin yanı sıra HDP’li siyasilerin etrafında bir araya geldiği o süreç gibi Tunceli’de gündeme gelen onca konu gibi bu konu da devrilen masanın altında kalmıştı.


Evet Türkiye Komünist Partili başkanın başkanı olduğu Tunceli Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, Belediye Meclisinin olağan ve olağanüstü gerçekleştirdiği toplantılarda, belediye hizmet binasında bulunan tabelada yazılan Tunceli ibaresinin değiştirilerek Dersim yazılmasına karar verildiği belirtilerek, şunlar kaydedilmişti:


“Kentimizin kültürü, tarihi ve inanç biçimini yaşatmak adına belediyemiz hizmet binasında bulunan tabelada yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılması oy çokluğuyla kabul edildi. Ayrıca ilimizde yaşayanların Türkçenin yanı sıra Zazaca ve Kürtçe konuştuğu göz önünde bulundurularak belediye hizmetlerinin ilde yaşayanların ihtiyaçları doğrultusunda Zazaca ve Kürtçe dillerinde de yürütülmesi oy çokluğuyla kabul edildi.”


Ve tam unutuldu denen ama 40 yıla yaklaşan ve başta ekonomi olmak üzere bir çok konuda ülkenin önünde ki en büyük sorunların başında durmaya devam eden ve hala kanayan sorun eski adı Dersim olan Tunceli’de alınan bu karar ile yeniden hemde gündemi sallayarak geri dönmüş oldu.


Başta Bahçeli olmak üzere T.C. levhalarını astıranların kızılca kıyamet kopardıklarını görüğümüz şu günlerde benim de aklıma bir anda eski adları unutulmasın diye her haber ve yorumumda mutlaka parantez için de hatırlattığım Ardahan’ın köylerini içinde barındıran bölgeyi bize anlatan Hoçvan geldi.


21 Köyü içinde barındıran ve Ardahan ile Kars arasında bulunan ve hepsinde Kürt insanlarımızın yaşadığı Belde olmak isteyen ancak hala merkez köyler olarak adlandıran bu bölgenin çocuklarının kurduğu ve adı ‘Hoçvanspor’ olan bir de futbol takımını hatırladım.


Evet, adı Yukarı Kürt mü, Kurt mu diye tartışılan ama şu anki resmi adı iki Kurdoğlu olan köylerinin de aralarında olduğu 21 köyün adı da rastgele verilen soy isimler gibi değiştirilmiş ama hala eski adları ile anılmalarına karşın levhalarını değiştirme cesareti ortaya konulmadığı da bir gerçek.


Bazı köylerin 2 bazılarının ise 3 isminin olduğu Hoçvan bölgesinde yeni ve eski adlı köyler şunlar;


‘1 KÖPRÜCÜK+XESKAR, 2 BAYRAMOĞLU+KORA, 3 DAĞCI+TİKOŞ, 4 HACIALİ+HECİALİ , 5 ÇOBANLI+KÊLİK, 6 ÇALABAŞ+ÇELEBAŞİ, 7 OTBİÇEN+QIMILİ, 8 NEBİOĞLU+NEBİOĞLİ, 9 ÖMERAĞA+OMERAGA, 10 TUNCOLUK+PANİG, 11 BİNBAŞAR+MURKAN, 12 TAZEKÖY+BEBEREG+DÖŞELİ, 13 LEHEMLİ+LÊHÊNİYA, 14 AŞAĞIKURDOĞLU+QURDOĞLİYAJERİN, 15 YUKARIKURDOĞLU+QURDOĞLİYAJORİN, 16 TAŞLIDERE+PANGİS, 17 BEŞİKTAŞ+MICUC, 18 ÇAĞLAYIK+ERDEMEL, 19 SAMANBEYLİ+SIXIRPET, 20 GÖLGELİ+KORGELİ, 21 HASKÖY+XAS’ dır.


Ve 2019-2020 Futbol sezonunda Ardahan’ı Bölgesel Amatör Futbol Liginde temsil etme hakkını kazanan ve Ardahan’ın genelini olduğu gibi bu köylerin tümünü temsil eden Hoçvanspor diye de resmi bir spor kulübü var.


Peki, Tunceli’nin eski adıyla anılması için vaatler veren ve bu vaatlerle oy isteyenlerce ve de halkın seçtiklerince alınan en doğal hakkın bile bu kadar tepki aldığı bir sıra da Hoçvan ve Hoçvanspor’u nereye koyacağız?


Var olmasına rağmen Bahçeli’nin dediği gibi ‘yok hükmündedir’ mi diyeceğiz, yoksa resmi kayıtlarda kabul gören Hoçvanspor’a gerekli desteği sunup, bu takımın ortaya koyacağı başarı ile bölgeye beldelik unvanını verip, Dersim gibi belediye hizmetinde mi faydalandıracağız?!


Bilmem ama bana soracak olursanız Kürt olduğu gerek genlerinde gerekte yaşam biçimi ile gerçek olan bir insanın soy ismi kanunu ile adının ardına Öztürk dendiği gibi bölgede yaşamış, yaşamlarını hala idame eden Türk, Kürt, Ahıska, Malakan, Gürcü, Ermeni ve Rus adıyla kurulan köylere Türkçe isimler vermekle geçmişi saklayamayacağımız gibi onca kale, kule, kilisenin yıkıp, çeper taşı yapılmasına izin verildiği gibi kültürü de yok edip, tarihe olduğu gibi insanlara saygısızlıktan öteye geçemeyiz.



Pakır: Zengin İl Fakir Olmamalı..


17/10/2015 Tarihli Haberler


1 Kasım’da yapılacak olan genel seçimlerde Demokratik Sol Parti Aradhan Milletvekili Adayı olan Akademisyen Nesim Pakır Kafkaslara açılan Ardahan’ın fakir İL olarak anılmasının bugüne kadar ortaya konulan yanlış politikalar neden olduğunu ileri sürdü.


**PAZARTESİ GÜNÜ SAAT 19.00 İLA 20.00’DE SEYMEN TV EKRANLARINDA OLACAK


Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Seymen TV’de hazırlayıp, sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programa konuk olan DSP Ardahan 1. Sıra Milletvekili Adayı İşadamı/Akademiyen Nesim Pakır ülke de olduğu gibi Ardahan’da yaşanan sorunların altında yatan ana sorunun bugüne kadar bu ülkenin yönetiminde bulunanların uygulamaya koyduğu yanlış politikalar olduğunu ieliri sürdü.


Bu ülkede, bu ülkenin refahını düşünen liderlerin Atatürk, Ecevit ve şu an DSP’nin başında Mahsum Türker’in olduğunu belirten DSP Ardahan 1. Sıra Milletvekil Adayı Nesim Pakır DSP’nin seçim beyannamesi okunduğuna bu ülkenin fakirlikten kurtulup, zenginleşebileceğini görüleceğini söyledi.

Göleli olan DSP 1. Sıra rdahan Milletvekili Adayı Nesim Pakır 1 Kasım’da kazanacak olan partinin DSP olacağını belirttiği açıklamasında Ardahan’ın Gölesiyle, Çıldırıyla, Damallıyla, Hanaklıyla, Posofluyla DSP’li olduğunu unutulmamasını istediği açıklamasında birilerinin 4 parti organizesini DSP’nin bozacağınıda belirtti.


**PAZARTESİ SEYMEN TV EKRAN’INDA OLACAK..


Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, sunduğu, ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programın konuğu olan DSP Ardahan 1. Sıra Adayı Nesim Pakir’in gündemle ilgili önemi açıkalamaların pazartesi akşamı saat 19.0’da başlayacak olan ve Seymen TV ekranlarında yayınlanacak olan programda izleyebilirsiniz.


**Hele durun bir ısınayayım..



*CHP Adayı Üşüdü..


Havaların iyiden iyiye soğuduğu şu günlerde seçim çalışmalarına ara vermeden devam eden siyasi partiler ve adayları da üşümeye başladılar.


Başta CHP Ardahan 1. Sıra Milletvekili Adayı Büyükelçi Öztürk Yılmaz olmak üzere bir çok siyasinin iyiden iyiye soğuyan havalara rağmen kapı kapı dolaşarak oy istedi seçmenden büyük ilgi toplarlarken, adayların gittikleri yerlerde yemek yiyip, ısınmayı da unutmadıkları dikkatlerden 

kaçmıyor.


**İŞ-KUR NOTER DE İŞ VERMELİ..


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ardahan Milletvekili adayı Öztürk Yılmaz, İş-Kur işçi alımlarının noter huzurunda kura ile yapılmasını istedi.

Parti binasında düzenlediği basın açıklamasında İş Kur alımlarıyla ilgili açıklama yapan CHP Ardahan Milletvekili adayı Öztürk Yılmaz, Siyasi düşüncelerinden dolayı bazı insanların muhtaç olması dolayısıyla iş ihtiyaçları olmasına rağmen ayrıştırıldığını bu kapsamda müracaatların bazılarına cevap verilmediğini söyledi.

Yılmaz, ’’Ben şahsen Ardahan’ın işsizliğini biliyorum. Burada herkesin fakir olduğunu, insanların muhtaç olduğunu, iş konusunda ne kadar çaba içerisinde olduklarını biliyoruz. Burada iş alanının yaratılması, istihdamın yaratılması, bizim en büyük önceliğimizdir. 

Bununla ilgili kapsamlı projeler hazırlıyoruz. İş konusunda buradaki işsizliğin çözümünü destekleyen her projeyi bizde destekliyoruz. Ancak bu alımların maalesef keyfi bir şekilde yapıldığını görüyoruz. Siyasi düşüncelerinden dolayı bazı insanların muhtaç olması dolayısıyla iş ihtiyaçları olmasına rağmen ayrıştırıldığını, müracaatların bazılarına cevap verilmediğini ve bu konuda ciddi bazı iddiaların olduğunu görüyoruz. Bu iddialar biz-zati vatandaşların kendisinden geliyor. Biz her şeyden önce Ardahanlıyız. Kim olursak olalım düşüncemiz ne olursa olsun, fakirin dili olmaz, fakirin ideolojisi olmaz, fakir fakirdir. Biz bu konuda kimseye ayrım yapılmamasını istiyoruz, hiç kimsenin budan dolayı gönlünün kırılmamasını istiyoruz. Biz bu olaya 3000 kişi geldiyse bir Ardahan olarak bakmak istiyoruz. Şu veya bu parti olarak bakmak istemiyoruz. İhtiyaç olan insanların müracaatlarının mümkün mertebe ivedilikle sonuçlandırılmasını ve eşit bir şekilde yaklaşılmasını istiyoruz.’’ dedi.


**İŞKUR ALIMLARI NOTER HUZURUNDA KURA İLE YAPILMALI


Yılmaz, İnsanların yoksulluğu üzerinden oya çevirme politikası takip edildiğini iddia ederek, ’’Seçim atmosferinde bu zamana kadar açılmayan İş Kur’la ilgili istihdam paketi açıklanıyor. Böyle bir ortamda her şeyden önce bunları seçimin ruhuna, devletin eşit duruşu açısından sorguluyoruz. Elbette insanlar işe alınmalı ama bunun için bir yol olması gerekiyor. Çözümü de söylüyorum? Hiçbir şaibe olmaması için, insanlar arasında ayrımcılık yapılmaması için, insanların en azından çıkan sonuca gönül refahlığıyla onay vermeleri için biz bunu önceden olduğu gibi noter huzurunda kurayla yapılmasını istiyoruz. Ancak böyle bu şaibeler ortadan kalkabilir.’’ şeklinde konuştu.


**MHP Salona Sığmadı..



1 Kasım Genel Seçimleri öncesi seçim çalışmalarına ara vermeden devam eden siyasi partilerin başında gelen Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan Milletvekili Adayları partililer ile yemekte bir araya geldi.


Yoğun ilgi gören MHP Adayları Av. Osman Yıldız ile A. Gökan Ağdemir’e tam destek eren partililer salonu tıka basa doldurdukları görüldü.