HEMŞEHRİ BAŞKANIN GÖREVDEN ALDIĞI HEMŞERİ MÜDÜRE MAHKEME SAHİP ÇIKTI!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



ARDAHANLI ZABITA MÜDÜRÜ GÖREVİNE GERİ DÖNDÜ..


Ardahanlı İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı tarafından görevinden alınan Ardahanlı Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürü Dursun Ergen mahkeme kararıyla bir kez daha görevine döndü.


Ardahanlı Beleidye Başkanının seçim döneminde en yakınında bulunan isimlerden biri olan ve ona aktif çalışan Ardahanlı Dursun Ergen, seçim sonrasında kadrosu olan Zabıta Müdürlüğü görevine başlamıştı.


Uzun bir süre görevini sürdüren Ergen daha sonra bazı nedenlerden dolayı daha önce bir çok kişiyi görevinde alan ancak gerek mahkeme gerekse zorunlu olarak bu kararlarından geri dönmek zorunlda kalan Belediye Başkanı tarafından görevinden alınmıştı.


Konuyu yargıya taşıyan Ergen bir kez daha görevine döndü. İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2021/1897 Esas No, 2022/981 Karar No ve 29.04.2022 tarihli kararı gereği Esenyurt Belediyesi yetkili organları Dursun Ergen’le alakalı 30.06.2022 tarihinden itibaren yeniden zabıta müdürü ile yazı işleri müdür vekili ve encümen üyesi olarak göreve atandığı kararı almak zorunda kaldı.


CHP’Lİ BELEDİYE


AK PARTİLİ BASIN MÜDÜRÜNE TESLİM OLDU!


Seçim öncesi göreve gelmeden önce haklarında demediklerini bırakmayan CHP’li belediyeler kendileri gibi çalışanları da beceriksiz olunca AK Partili kadrolarla çalışmaya başladılar. HDP’nin desteği ile kazandıkları seçimlerden bu yana gözle görülür bir şey yapmadıkları görülen CHP’li başkanlardan olan Ardahanlı İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı makama oturur oturmaz gönderip, yerine atadığı kendi ekiplerinin kendileri gibi başarısız kalınca suçu ekibe atıp, AK Partili dönemindekilerine döndüler.


AK PARTİLİ BASIN MÜDÜRÜ CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANINA DA BASIN MÜDÜRÜ OLDU..


20 Yıllık AK Partili Necmi Kadıoğlu dönemide gerek belediye meclis üyeiği gerekse basın müdürlüğü yapan Ardahan Göleli Metin Karakoç yeniden Esenyurt Belediyesi Basın Müdürlüğüne getirildi.


CHP’li Belediye Başkanının göreve getirip, makamında ziyaret ettiği Karakoç CHP’li Başkanın kendisini makamında ziyareti sonrasında şu açıklamayı yapyı.


‘Belediye Başkanımız Sayın Kemal Deniz Bozkurt ‘un takdiri ve güveni ile Basın ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilmem ve müdürlüğümüze nazik ziyaretinden dolayı sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum.’ Metin Karakoç


AK Parili Başkan Yardımcısyla da Çalışmaya Devam..


Aynı CHP’li Belediye Başkanı AK Paritli olan bürorat Abdurrahman Ada’yı Başkan Yardımcılığında almış avak Ada’nın dava açıp, kazanması ardından aynı şahısla aynı grevde çalışmaya devam etmişti.


Esenyurt Zabıta Müdür Dursun Ergen’inde davayı kazandığı öğrenilen İstanbul Esenyurt Belediyesi çoğu eski dönemde kalan ekiple çalışmaya devam ederken, aynı CHP’li Belediye Başkanının kurbanlık alanı diye aynı kişilere verdiği yer Kaymakam tarafından ‘Yer Özel İdarenindir’ denerek geri alındığı ve Esenyurt Kurbanlık alanı olarak belirlenen alanın MHP Esenyuırt İlçe Başkanına verildiği iddiaları diğer haberler arasında oldu.


CHP’li Ardahan’da aynı durumda!


Öte yandan CHP’li Ardahan Belediye Başkanı da partilisi Esenyurt Beleidye Başkanı gibi eski AK Partililerle çalışmaya devam ediyor.


AK Parti döneminde işe giren AK Partili şahsı yeniden basın ve hlakla ilişkiler müdürlüğüne getiren CHP’li Ardahan Belediyesi gibi bir çok CHP’li Beleidyede AK Partili kadrolarla çalışmaya devam ediyor.



GÖLELİ MUHTAR YİNE İSYANDA!


‘TEMİZLİK GÖREVLİLERİMİZİ VERİN’


Çöken yolları, patlayan doğalgazları ile İstanbul gündemine oturan Esenyurt Saadetdere Mahallesi bu sefer Muhtarı Yavuz Zilek’in isyanı ile gündemde. Zilek, sosyal medya hesabından yaptığı iki paylaşımla isim vermeden belediye başkanını hedef aldı.


Saadetdere Mahalle Muhtarı Yavuz Zilek’in başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi.


17 ay boyunca sürekli çöken 6. ve 7. Sokakla uğraşan muhtar, bugünlerde ise mahallesinin temizlik konusunda çektiği sıkıntılardan dolayı Esenyurt Belediyesine kazan kaldırdı.


Daha önce aylardır yapılmayan 6. ve 7. sokakla alakalı gazetecilerle röportaj yapan ve daha sonra bu röportajını baskılar nedeniyle sosyal medya hesabından silen muhtar 2 yeni paylaşımı ile yine gündem olmayı başardı.


Muhtar Zilek, birinci paylaşımında Tüm İstanbul Muhtarlar Federasyonu’nun ‘Demokratik Secimle Gelen Muhtarlari Gormeyen ve saygı duymayan her hangi siyasetcilerimize tek cevap sokaklar muhtarlardan sorulur..’ ifadelerini kullanırken,


İkinci paylaşımında ise ‘Siz ne düşünüyorsunuz Saadetdereye 4 temizlik görevlisi çok değil mi 28 sok 5 caddesi var’ ironisi yaparak Esenyurt Belediyesini hedef tahtasına oturturdu.


Hızını alamayan Ardahan/Göleli Muhtar Yavuz Zilek bu sabaha karşı ise mahallilerine ‘Sizce 87 ve 88 sokaklarin altyapı ihalesi yapıldı neden başlanmıyor sebebini bilen varmi?’ sorusu yöneltti.


HEMŞO BAŞKANLAR


AĞLAMA DUVARINI GEÇTİLER!


Doymak için doğdukları topraklardan göç edip yerleştikleri batı kentlerinin varoşlarından yaşam mücadelesi verirken gelenek, göreneklerini en önemlisi dayanışmayı unutmamak için birbirlerini sarıldıkları derneklerin, sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu birliktelik sonucu yakalanan başarı makamlarda tıkandı.


Bunun nedeninin uzun yıllardır oluşturulan hemşeri bilinci ardından bugün 3’ü İstanbul’da, biri Kocaeli Dilovası’n da bir diğeri Çanakkale Geyikli’de olmak üzere 5 Ardahanlı Belediye Başkanının olduğu batı kentlerinde siyaset arenasının ön saflarında yer alan Ardahanlı başkanlar Yahudilerin günah çıkarmak için önünde diz çöküp, ağladıkları ağlama duvarını geçmiş durumdalar.

Hemşerilerinin ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ sloganı ile son yerel seçimlerde adeta etraflarında kilitlenip yerelde iktidara getirdikleri Ardahanlı başkan, meclis üyesi, milletvekili, muhtar hemşerimizin beceriksizliklerini ört bas etme telaşında oldukları görülürken kendilerini ziyaret edenlerin sorunlarını dinlemektense zar/zor yapılabilen ziyaretlerde kendilerinin yaşadıkları sıkıntıları abartarak uzun uzun anlatıp, kendilerinden çokta beklentisi olmayan ama ziyaret için makamlarına her gelen hemşeriyi aç, dışarıda kalmış, dilenci sanıp, beceriksizliklerinden ya da ne oldum delisi moduna girip, kendilerinden beklenen ama karşılayamadıkları beklentilerini unutturmak adına hep ağladıkları dikkatlerden kaçmıyor.




Ardahanlıların yıllardır yaşadıkları metropollerde siyaset arenasında da var olma mücadelesinin ürünleri olan bu kişi ve kişilerin bugünki başarıyı emanet ve miras yediler gibi erittiklerinden şikayetçi olan Ardahanlılar seçildiklerinden bugüne gitmedikleri memleketleri Ardahana hiç bir faydaları olmadığı gibi   kendilerinin bu makamlara gelmesinde büyük emeği olan hemşerilerine karşı saygısızlıkları, üstten bakmaları ve her geleni aç kalmış, yetim, elindekilerini alacakmışçasına bakıp, yorumlarına tepki koydukları görülen Ardahanlılar bugün seçilenlerin bu tür kendini beğenmişlik, üstten bakma, hatta ukalalıklarının yarınki büyük birlikteliklere zarar verdiğini ve hemşeri sermayesini olumsuz yönde etkilediğini belirttiler.

Ardahanlılar, bu olumsuz durumunun en son örneğinin bu son yerel seçimlerde olduğu gibi daha önceki yıllarda da oluşan ve bazı hemşerilerinin bugünküler gibi kendilerinin büyük emekler harcayıp oluşturdukları birliktelikle bir yerlere gelmiştiler. Bu durum neticesinde biz hemşerilerin bunlara verdiği destek unutulmamalı ve hemşoların beklenmedik yerler de başkan olduğu dönemleri hatırlatıp,  ”dün başkan olanlar bugün neredeler?” diye sormadan edemedikleri de görülmekte…


 










HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







arşiv haber 30/09/2023 tarihli haber/yorum


FASULYE de KENDİNİ NİMETTEN SAYARMIŞ!


Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.


Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.


Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda yaşadıklarımı bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.


Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.


Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.


Şimdi  siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup, durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğumı soranlar da olacak biliyorum.


 Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde  aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi  ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar liraya çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…



Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekun çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi içimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için..


Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul”baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan..


Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!


Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, bilboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.



Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden güçlenerek çıktık!” diyen damat bakanın esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’ın bir kez daha saldırdığı “Azerbaycan kardaşımızın arkasında dağ gibiyiz” sözlerini bir kez daha düşünelim!


Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..


Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imanına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.


Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanır sın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…


Ha unutmadan kendi hata ve günahlarım yüzünden tanışıp, değer verdiğim ve birçokları gibi onunda kendisini dev aynasında görerek, akıllı, sadık diye kendisini yutturan ve beni, çevresini, sanalda bol bol paylaştıklarını sözde beğenip, gaz verenleri kandıran fasulyenin faydalarını, zararlarını ve nasıl olup bir anda kendisini nimet saymasını bir dahaki yazıma bıraktığımı da bilmenizi isterim.


Çünkü güneşe doğru uzanırken yanındakinin omuzuna bastığını fark edemeyen Ayçiçeği gibi kendisini nimetten sayan ama sadece ilkokul öğrencilerinin aldıkları ödevin ardından pansuman pamuğun içinde yetiştirdikleri bir Fasulye olan ve yaşamı boyunca görmediği, tatmadığı ve senin gibi birilerini benzettiği, yüzü parlak, sıcak ama içi karanlık ve kor dolu güneşe uzanmak için avını yemek, yutmak için ağaç dallarında gezen Yılan misali sana sevgiyle, saygıyla sarıldığını hisseder gibi yaparken, aslında seni boğduğunu bilen biri olarak…



Tedbir çobanlarla başladı!


PKK’nın Ardahan’ın da içinde bulunduğu bir çok yerde büyük eylemler yapacağı yönünde istihbarat alan valilik köy muhtarlarını uyardı.


arşiv haber 14/03/2016 tarihli haberler


Yayla satışları yapılırken, çoban tutulurken gerekli önemlerin alınmasını isteyen Ardahan Valiliği özellikle dışarıdan gelen çobanlara dikkat etmesini isterken, yayla satışı yapılırken de gerekli hasasiyetin gösterilmesini istedi.


Vali Ahmet Deniz, Ardahan’ın merkeze bağlı köy ve mahalle muhtarları ile toplantı yaptı.

Toplantıya, Vali Yardımcıları Muharrem Coşgun, Abdurrezzak Canpolat, İl Jandarma Komutanı Osman Yeşilöz, İl Emniyet Müdürü Selami Hüner, kurum müdürleri, mahalle ve köy muhtarlar katıldı.

 

Vali Deniz, toplantıda muhtarların ilettiği sorun ve talepleri dinleyerek, ilgili birim müdürlerine notlar aldırdı ve taleplerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi için talimat verdi.

 Barış ve Kardeşlik Vurgusu…        


Toplantıda gündem maddelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Deniz, konuşmasına birlik ve beraberlik vurgusu yaparak başladı. Ardahan’ın huzurlu bir şehir olduğunu belirten Vali Deniz, “Huzurun olduğu yerde yatırım oluyor, gelişim, değişim oluyor. İlimizde güzel bir sevgi, barış ve kardeşlik ortamı var. Zaten bizim güzelliğimizde budur.  Huzurumuzu bozmaya çalışan, yanlış işlere bulaşmış kimselere hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyetinin biri ‘şefkat’, diğeri ‘kudret’ olmak üzere iki eli vardır. Şefkat elimizle hukuka saygı duyan bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Kudret elimizi de hainlik yapanlara, bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya çalışanlara, içimize nifak tohumları atmak isteyenlere karşı kullanacağız. Terör örgütü, özellikle çocuklarımızı, gençlerimizi kullanmaya çalışıyor. O çocuklar bizim geleceğimizdir. Oyunu iyi görmemiz ve çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım” dedi.

 

**Meraları Kiraya Verirken Düşünün..

Meraların korunması konusuna değinen Vali Deniz, “Meralarımızın kiralanması yasal mevzuatlar çerçevesinde yapılacak. Fakat meranın kapasitesi dışında hayvan getirildiği takdirde, meralarımızı korumak adına bu yetiştiricilere ceza uygulayacağız. Bu konuda kesinlikle tavizimiz olmayacak. Meraların korunmasının yanında ilimizin ve köylerimizin güvenliği konusunda da dikkatli olmalıyız. 

 

**Çoban Tutarken Jandarmaya Bilgi Verin…

İlimizde çoban bulunamaması halinde dışarıdan getirilen çobanların güvenli kişiler olması noktasında muhtarlarımız dikkatli olmalıdırlar. Muhtarlarımız, çoban tutacakları kişileri önceden Jandarmaya bildirsinler ve güven vermeyen, yanlışa bulaşmış kişileri kesinlikle çoban tutmasınlar” diye konuştu.