https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
Ardahan Türkeşen (Yiğitkonak) köylü Avukat Serap Ateş’in aşağıdaki yürekli paylaşımı büyük yankı ve destek bulurken toplumu geren açıklamaları ile oy peşinde oldukları alenen görünen bu önemli mesajı algılamayanlar gibi bazıları da tepkiyle karşıladı.
Ülkenin birlik, beraberliğe ihtiyaç duyduğu bir zamanda hem Türk, hem de bir Aydının, Avukat kadının cesur ve altına bizlerinde kalınca bir imza attığı bu yürekli paylaşımını aynen yayınlıyor, bu ülkede Türk, Kürt, Çerkez, Terekeme, Laz, Romen demeden ve en önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile ‘Dilini kaybeden bir millet her şeyini kaybetmiş demektir’ dediği ülkede herkesin kendi, dili, adeti, örfüyle kardeşçe yaşadığı ve toplumu bölen değil birleştiren mesajlarla daha nice 100 yıllarca da birlikte yaşanabileceğini Av. Serap Ateş gibi bizde bir kez daha ilan ediyoruz.
İşte aynı zaman da Göle Kadın Komisyonun üyesi olan
Av. Serap Ateş’in o mesajı;
HDP’ye oy vermiyorum ama oy veren herkesin iradesine saygı duymayı yurttaşlık görevi sayıyorum.
Kimsenin siyasi tercihi ya da inanç tercihleri ( ister deist olsun ister ateist ister Allah’a tapsın ister puta,ister şeytana) beni alakadar etmiyor. İnsani etik ve insani ilkelerine bakarak sevip sayıyorum.
Yanlışları düzeltmenin ve insanca ilerlemenin sayısız yolu varken, siyasi partileri kapatmak, fay hatlarını hususi kırmak, siyasetçileri cezaevlerine tıkmak, milyonları aleni nefret suçu kapsamında hedefe koymak, kamplaşma ortamı yaratmak akıl almaz vebaldir.
Av. Serap Ateş
İSTANBUL KÖYLERİ..
Ana arterler, E 5, Taksim, Özgürlük gibi meydanları Bebek, Beşiktaş, Üsküdar, Eminönü semtleri ve Topkapı Sarayı gibi birçok tarihi, kültürel, turistik güzellikleriyle anılan İstanbul’u semt semt, cadde cadde, sokak sokak hiç dolaştınız mı bilmem ama son birkaç yıldır benim gitmediğim, görmediğim ve başını çektiğim ekiple birlikte birçok organizasyon ile her yerine memleketim Ardahan’ın adını yazdırdığım İstanbul kalmadı gibi.
Aşkımın adı olan Ardahan’ı 53 yaşına dayandığım süreçte bir kez değil, en az birkaç kez karış karış gezip, dolaşırken halen yol, su sorunu yaşayan ve göçün devam ettiği Ardahan ve diğer kentlerin köyleri gibi İstanbul’unda köylerinin ve onların da muhtarı, muhtar heyetinin ve bu heyetin başını çeken kaymakamlarının olduğunu hatırlıyor, anlıyordum.
Çünkü, geceleri 15 milyon gündüzleri 20 milyon olan İstanbul’un da köyleri var. Pandemi dolayısıyla bir yıldır zaten kapalı olduğu unutulup, yağan son kar yağışı yüzünden “İstanbul’un köylerinde okullar iki gün tatil edildi,” başlıklı haberle İstanbul’un da köylerinin olduğunu ben dahil birçok kimse akıl edememiş gibi..
Ve merak edip kaç köyünün olduğunu sorguladığım İstanbul’un Bakırköy, Kadıköy, Alibeyköy gibi ilçelerinin yanında birçok köyünün de yani İstanbul’un 151 köyünün olduğunu öğreniyordum. Sözüm ona, İstanbul’da yaşayıp, oturduğu ilçesinin oy verdiği meclis üyelerinin, muhtarlarının, belediye binasının, kaymakamlığın nerede olduğunu bilmeyenlerin “Metropolde yaşıyoruz” dediği İstanbul’da…
Benim bir gazeteci olarak meslektaşlarım gibi çok da önemseyip düşünmediği gibi “İstanbul’luyum” deyip, İstanbul’u dev bir köye çevirenlerin köylerinin sayısını, vali, kaymakamlarının, milletvekilleri gibi oy verip, hizmet bekledikleri belediye başkanının, muhtarının, meclis üyelerinin hatta azalarının kimler olduğunu çok da bilmemesi ve benim gibi düşünmemesi, normal bir durum mu bilmem ama bu yönde saf, saf soru soranlara verilen cevap da bir o kadar ilginç ve düşündürücü olmalıdır.
Çünkü, ‘zaten ekmek derdinden, trafikten, gecekondudan ibaret bir köy olan İstanbul’un kaç Köyü olduğunu nereden bileceğim..” diyenlere de hak vermemek elde değil, hatta etekten dökülen bir değil, binlerce dert olarak algılanabilir…
Ve benim gibi İstanbul’un 151 köyünün olduğunu bu yazımda öğrenenlerin aslında köyden şehre gelirken, Esenyurt’un, Kağıthane’nin, Ataşehir’in yani ülkenin en büyük metroplünün 39 ilçesinin arka mahallelerinin aslında birer köy görünümünde olduğunu bir kez daha anlıyordum. İçinde köyden beter mahalleleri olan gökdelenli Şişli’nin, vızır, vızır arabaların geçtiği Otobanlarının, ‘Kanal İstanbul’ denen kanalla kardeşi olacak olan Boğazı seyreden Beykoz’un da hatta ona komşu olan Kocaeli’nin Diloavası’nın, Gebze’sinin bir depremle yerle bir olacak betonarme binalarla gerçek köydür, “köyleri var mı?” diye merak edip, sorduğumuz İstanbul..
.jpg)
HDP’nin Başına Ardahanlı Getirildi..
**HDP Ülke Sınırları İçinde Birlikte Yaşama Mücadelesi Veriyor
*12(08/2016 Tarihli Haber
HDP’ye yönelik baskıların, gözaltı ve tutuklamaların arttığı şu günlerde Ardahan’a gelen HDP Iğdır Milletvekili Av. Mehmet Emin Adıyaman Gazeteci Fakir Yılmaz’a açıklamalar da bulundu.
Partisi Halkların Demokratik Partisi Iğdır Milletvekili Avukat Mehmet Emin Adıyaman bir dizi ziyaretler için geldiği Ardahan’da önemli açıklamalarda bulundu.
HDP İl Binasını ziyaret ettikten sonra HDP MYK Üyesi Arife Çınr ile birlikte gazetelerimizin hazırlandığı büromuzu da ziyaret eden ve yaşanan süreç hakkında açıklamalar da bulunan HDP Iğdır Milletvekili Av. Mehmet Emin Adıyaman büyük bir bölümü kurma olduğuna inandığımız 15 Temmuz Darbe Kalkışması ardından yaşanan sürecin daha çok baskı, tek başına idare ve dikta heveslilerin bu heveslerinin arttırdığı bir süreç olmaya başladığını ancak bunun kimseye fayda getirmeyeceğinin bilinmesini istedi.
Aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz ile bir süre görüşen ve süreci değerlendiren HDP Iğdır Milletvekili Av. Mehmet Emin Adıyaman HDP’nin bu ülkenin sınırları içinde birlikte yaşama mücadelesi verdiğini belirtti.
Birilerinin HDP’yiı dışlayan tavırlarla bu ülkeyi yönetmeye hevesinin halkların birlikte yaşama iradesine engel olamayacağını belirten Adıyaman; ‘Biz HDP olarak bir kesimin, bir bölgenin değil tam tersi bölünmesinden, parçalanmasından yana olmadığımız bir Türkiye’de tüm halklara özgürce yaşama mücadelesi içindeyiz. Birilerinin bizleri ötekileştirme çabasının 90 yıldır sonuç vermediğini artık anlaşılması gerektiğini hatırlatırız.’ dedi.
Bugünkü süreçte tekçi bir zihniyetin geçici olarak yanına aldığı milliyetçi cephe ile başta Kürtleri olmak üzere hak, hukuktan yana istemleri bastırma çabaların içine girmesini ülkeye fayda getirmeyeceğini belirten HDP Iğdır Milletvekili Av. Mehmet Emin Adıyaman HDP’nin fikri alınmadan yapılacak olan bir Anayasanın bu ülkeye barışı getirmeyeceğini aksine tüm toplum da rahatsızlıkların devamını sağlayacağını belirttiği açıklamasında Türkiye toplumun kucaklayan bir siyaset anlayışından vazgeçmeyeceklerini ve toplum tümünün gerçek anlamda bir demokrasiye kavuşmasına kavuşması için mücadeleye devam edeceklerini de belirtti.
**AK Parti’ye Yeni Bir Fırsat Doğmuştur..
Başta bir türlü bitmeyen Ardahan yolları olmak üzere onca sorunu gündemin arkasına öteleyen 15 Temmuz Darbe Kalkışmasının ardından yaşananların tüm dünyaca yakından takip edildiği şu günlerde 15 Temmuz Darbesinin ilk saatlerinden itibaren ‘Her şeyde bir hayır var’ diyerek, toplumun ret edip, geri ittiği bu kalkışmanın yeni bir sürece yol açtığını ima eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Hükumetinin bu süreçte ne yapacağını merakla beklendiği bir gerçektir..
İktidar’da bulunan AK Parti Hükumetinin, Cumhurbaşkanı ile birlikte ortaya koyacakları sürecin daha demokratik bir ülkemi yoksa ortaya konulacak baskı politikaları ile içine kapanan bir ülkeyi mi seçecek?..
Bilmem ama AK Partin bu fırsatı tüm dünyayı şaşırtacak demokratik taçlandırmasını umarken bunun çokta zor olmayacağını demokratik adımlar ile atılacak olan bir iki samimi adımla ortaya konulabilir ve darbe kalkışması dolaysıyla çevresinde bir araya gelen halka, topluma, aydınlara cesaret vermelidir.
Çünkü AK Parti bu yönde büyük bir imkan ele geçirmiş ve başta Avrupa Birliğine olmak üzere tüm dünyaya ders verebilecek bir imkanı yakalamıştır..
Bu fırsat ve imkanın demokrasiden yana olacağını ortaya koyacak adımlara ihtiyaç duyulduğu bir süreci yaşı
yorken bunun tam tersinin başta AK Parti’ye olmak üzere kimseye yaramayacak..
**657 Neden Kaldırılmalı?
10 Milyon insanın oy verip, kendisini temsil etmesi için gönderildiği meclisten atılmak, hatta tutuklanmak istediği ülkem de dokunulmaz olanların sadece milletvekilleri olmadığını yeniden gündeme gelen 657 Devlet Memurları Kanununun değiştirilmesi konusuyla bir kez daha hatırlatmak isterim..
Çünkü bırakın Valiyi, Kaymakamı bir odacıya bile dokunulmadığı bir ülkede yaşadığımızı ve bu nedenle asıl iktidarın halkın oyları ile seçilmişlerin değil, bürokratların hep iktidar olduğunu en iyi bilenlerdenim.
Evet aslında çoktan değişmesi gereken bu kanunun yeniden gündeme geldiği şu günlerde bürokrasiden yakınanlar başta olmak üzere herkesin bu kanunun çöpe atılmasından yana olması gerektiğinin altını çizmek istiyorum..
Çünkü bu memlekete hizmet gelmemesinin diğer bir nedeni de kendisini her türlü saldırıdan, uyarıdan korumaya alan iş yapmaz sözde memurlardır..
Benden yaşlı olan, 1965 doğumlu bu kanunun bu süre içinde yine memurlar tarafından hazırlanan kararnameler ile yani delinmez kalkanlar ile sürekli daha kalın bir zırha büründüğünü anlayan iktidarın bu yönde ki adımını destekleyen biri olarak siz bu yazıyı okuyanların da mutlaka 657’yi baştan aşağıya okumasını ve bu delinmesi çok zor olan kalkanın kaldırılmasına herkesin yardımcı olmasını isterim.
Gerçi memur okurlarım bu isteğime kızacak ama onların da bu tür olağanüstü dokunulmazlıklar yüzünden hizmet alamayan bir ülke de yaşadıklarını artık anlayıp, ‘Evet, insan onurunu ayak altına alacak tutumlar’ dışında her türlü kalkana yani dokunulmazlıklara karşı olması gerektiğinin zamanı gelip, geçtiğini bilmelidirler..
Çünkü yeri geldiğinde 657’nin dokunulmazlığına bürünen ve kendisine memur deyip, insanların onuru ile oynayan, bir küçük işe ‘bugün git bir ay sonra gel’ diyen, ben memurum ulan bana yazamaz, bana bir şey söyleyemezsin’ narası atan ve nice bu tür tutum ve davranışlar içinde olanlarla onlarında karşılaştığını bilirim.
Evet, 14 yıl boyunca ortaya koyduğu onca baskı, haksızlık, hukuksuzluğun yanında güzel işlere de imza atan AKP hükümetnin 657’ye yönelik çıkışını destekliyor ve bu kanunun mutlaka değişmesi gerektiğini bir kez daha yineliyorum..
Çünkü bu kanunun sivillere olduğu gibi sivillerin seçtiği siyasileri de zorda bıraktığını her dinlediğim siyasinin, ‘Bürokrasiyi aşamıyoruz ki kardeşim’ diyerek yakınmasından da bilirim..
‘Haydi bakalım, hep birlikte demokrasinin önünde ki engelleri hep birlikte kaldıralım’ dediğimiz şu günlerde halkın seçtiği milletvekillerini önce meclis lojmanlarından attıran, kendileri bir milyonun üzerinde ki devlet lojmanlarında hiç bir ücret ödemeden oturan memurların dokunulmazlıkları kaldırılan vekiller gibi kendilerini yıllardır dokunulmazlar olarak gören 657’yi koruma refleksini hep birlikte kırmak için iş önce bu kanundan canı yanan, bu kanun yüzünden odacıya bile iş yaptıramayan siyasilere olmak üzere herkese iş düşmekte, kamuoyunun oluşmasında yardımcı olması gerekmektedir.. Çünkü bu kanun bildiğimiz iş yapan, alın teri ile ekmeğini kazanan memurdan ziyade aynı konum da olan ama onlardan kat kat fazla maaş alan üst düzey memurları korumaktan başka işe yaramadığı da bilinmelidir..