

MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
51 Avukatın üyesi olduğu Ardahan Barosunun Basın Açıklamasına toplam 10 Avukatın katıldığı dikkatlerden kaçmazken Avukatlar, hükumetin bu yönde ki düşüncesini yeniden gözden geçirmesini ve yapılacaksa da kendileri ile yapılacak olan görüşmelerle ancak bunun sağlanacağını belirttiler. Kendilerinden bi haber yapılacak olan bir değişikliğin gerçekleşmesi halinde Ankara’ya yürüme dahil bir çok eylemi gerçekleştireceklerini belirten Avukatların yaptığı basın açıklaması şöyle;
ARDAHAN BAROSUNUN BASIN AÇIKLMASIDIR..
Barolar ve Meslek örgütlerinin yapısının yasal düzenleme ile değiştirileceği hususu uzun süredir kamuoyunun gündemindedir. Bu kapsamda 19 Mayıs 2020 ve 1 Haziran 2020 tarihlerinde toplanan 80 Baro Başkanı ve TBB her iki toplantının sonucunda birer bildiri kaleme alarak kamuoyu ile paylaşmıştık.
Buna göre, Pandemi sürecinde esas gündemimizin ülkemizin ve mesleğimizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için çaba sarf etmek olduğu ve bu nedenle Avukatlık Kanunu’nda Barolar ve seçim sistemlerine yönelik değişiklik girişimlerinin doğru bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.
Her iki bildirimizde de Avukatlarımızın ve Barolarımızın ihtiyacı ve beklentisini karşılayacak bir Avukatlık Kanunu hazırlanması aşamasında asıl muhatabın Barolar ve TBB olması gerektiği de vurgulanmıştı.
Bahsi geçen bildirilerin üzerinden geçen süre zarfında ortak çağrımızın dikkate alınmadığı, aksine sürecin devam ettiği görülmektedir.
Sanılanın aksine, yapılmak istenen değişikliklerin Avukatlar veya Barolardan daha çok vatandaşları ilgilendireceği, adliyelerde hak arayan, hakkındaki bir isnattan dolayı yargılanan insanların savunma ve adalete erişim hakkını kısıtlayacağı hatta ortadan kaldıracağı bilinmelidir.
Özellikle ceza adaleti açısından hava ve su gibi öneme haiz, olmazsa olmaz denilebilecek savunma hakkının ancak özgür ve korkusuz Avukatlar eliyle sağlanabileceği, Avukatların özgürlüklerinin garantörünün ise kimseden emir ve talimat almayan; bağımsız, tarafsız, özgür ve güçlü Barolar olduğu açıktır.
Yargının iki unsurunu temsil eden Hakim ve Savcının arkasında büyük bir kamu gücü varken yargının bir diğer unsurunu temsil eden Avukatın gücü, mensup olduğu barolardan kaynaklanır. Avukat ancak, bağımsız, özgür ve güçlü bir Baroya mensup olmakla kamu gücü karşısında başı dik ve korkusuzca adalet arar ve bireylerin hakkını savunur. Silahların eşitliği denilince tek akla gelen şey Hakim karşısında eşit zamanda konuşma hakkı olmamalıdır. Gerçekten silahların eşitliğinden bahsedilecekse Hakim ve Savcılar ile Avukatların eşit güçlere dayanması elzemdir. Zira iddia ve savunma birbirini dengeleyen iki zıt güçtür.
Barolar gerek anayasanın 135. Maddesi’nin bahşettiği kamu kurumu niteliklerinden gerekse kamu otoritesinden bağımsız olmalarından kaynaklı bir güç merkezi durumundadır.
Kamu kurumu niteliğinin en önemli tezahürü ise coğrafi olarak her ilde tek bir baronun varlığıdır. Aynı ilde birden fazla baro kurulduğu an, mevcut baroların tamamının kamu kurumu niteliği ortadan kalkacak veya tartışılır hale gelecektir. Bu durum ise mensubu olan Avukatları korumasız ve himayesiz bırakacaktır.
Avukatlara verilen hakların ve ayrıcalıkların tamamı avukatların şahsı için değil temsil ettikleri müvekkillerinin haklarını korumak içindir. Baro aracılığıyla Avukata sunulan himaye de böyledir. Güçlü ve bağımsız bir baronun Avukata sağladığı destek aslında mağdur, mazlum, hakkı elinden alınmış insanları korumak ve kollamak içindir. Avukatı bu güçten bu himayeden mahrum etmek aslında hak arayan ancak bunun için gereken gücü ve cesareti kendinde bulamayan bireyin mahrum edilmesidir.
Biz Barolar ve Baro Başkanları tartışmasız biçimde vatandaşı savunma hakkından mahrum etmemek, bireyin savunma ve adalete erişim hakkının kısıtlanmasına veya ortadan kaldırılmasına mani olmak adına yapılmak istenen değişikliklere karşı çıkıyoruz. Ne mevcut statümüzden şahsi bir menfaatimiz veya beklentimiz vardır ne de getirilmek istenen düzenlemenin kişisel konforumuza zarar vereceği endişesini taşımaktayız!
Tek endişemiz; vatandaşın adalet arayışında sığındığı tek liman olan baroların fırtınalara açık hale gelecek olması, Avukatların etkinliklerini kaybetmeleridir.
Yola çıkış gayesi bu olsun veya olmasın, Avukatı yargılama faaliyetinin dışında tutabilmek, onu pasif ve uysal hale getirmek, itaatkar olmasını sağlamak sonucunu doğuracağı açıkça anlaşılan çoklu baro girişimlerinin yargının bizatihi kendisine zarar vereceği, bağımsızlığına gölge düşüreceği aşikardır.
Bu tür yasal düzenlemelerin Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin hazırlanma sürecinde olduğu gibi herkesin özgürce düşünce ve katkısını koyabildiği bir platform meydana getirerek yapılması ideal olanıdır.
Baroların ve Barolar Birliğinin düşünce ve katkıları Türkiye’nin önün açacak, yargıya güveni indeksini yeniden yükseltecek, her bir vatandaşımızın içine sinecek ve razı olduğu bir yargı düzeni inşasına yardımcı olacaktır.
Her şeyin konuşulup tartışılması bir zenginlik ama neticesinde yanlıştan dönülmesi bir erdemdir.
Erdemli insanların yücelttiği eksiksiz demokrasi arayışımızda, doğruları bulmayı ve yanlışlardan dönülmesini umuyor ve bekliyoruz.
19 Mayıs ve 1 Haziran Bildirilerimizde belirttiğimiz üzere yapılması düşünülen değişikliklerin doğru bir zamanda, sağlıklı bir ortamda, Baroların yapılacak değişiklik çalışmalarına dahil edilmesi ile yapılmasını, içinde bulunduğumuz sürecin şartları dikkate alınarak bu sürecin derhal sonlandırılmasını bir kez daha talep ediyoruz.
Son olarak bilinmelidir ki “Avukatın sesi kesilirse, vatandaşın nefesi kesilir.” Sesimizin kesilmesini suskunluk içinde karşılamayacağımızı ilan ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Av.Osman Nuri YILDIZ
Ardahan Barosu Başkanı
.jpg)
BEN VALİ OLURSAM!..
İktidara gelmesine ve iktidar olmasına büyük katkı sunan vaatlerinin arasında olan demokratik adımlardan geri dönüş yapan, hatta U dönüşü yapmakla eleştirilen mevcut iktidarın bu yöndeki vaatleri yani barış süreci gibi birçok konuyu rafa kaldırması tartışmalarının arasında bulunan Eyalet Sistemi gereği bir kentin, hatta bölgenin yerel yönetimi seçilmiş valilerdedir..
Bunun en bariz örneği Covit’in tetiklediği ama ülkemizdeki gibi uzun yıllardır yaşanan iç baskının getirdiği karışıklıkla başı belada olan ABD’de ve yine ona komşu, aynı kıtada bulunan ve benim gibi Coronanın normal bir gripal rahatsızlık olduğunu, abartılmaması gerektiğini belirten başkanının yönettiği ama valileri ile karşı karşıya gelen Brezilya’dadır.
7 Bölgeli ülkemizde bu yönde düşünülen hatta hazırlanan ve Büyükşehir, Bütünşehir adları ile hayata geçirilip, ilerisi olan Eyalet sisteminin zaman zaman dillendirilip, ardından barış süreci denen süreçlere bu yönde niyetlenenlerle hareket edip, ardından dışarıdaki müdahalelerle süreçlerin bozulmasına katkı sunan HDP gibi partilerin bu yönde düşünen iktidarları milliyetçi ve sistem koruyucularının kucağına ittiği için rafa kaldırıldığı ülkede hayata geçse demokrasinin ana fikri olan olmazsa olmazlarından olan şu anki sistemle çoğu boşa çıkarılan kaymakamlıklar kalkar, valileri de halk seçer ve benimde aralarında olduğum bir çok kişi milletvekili, parlamenter, senatör olmaktansa yerinde yönetim anlayışı olan seçilmiş valilik için yarışır..
Dünyada eyalet sistemi ile yönetilen ülkeler ve eyalet sayılarına baktığımızda karşımıza birçok ülke ve eyalet sistemi ile yönetilen bölgeler çıkmakta..
Bölündü, bölünecek denen Amerika’da, 50, Almanya’da 17 diye devam eden ve Arjantin 27,Avustralya 19,Brezilya 26,Bolivya 9,Ekvator 22,Meksika 36,Peru 19, Paraguay 17,Uruguay 19,Venezuela 23,
Kanada 10, İran 30, Çin 27, Malezya 16, Meksika 33, Nijerya 38, Kazakistan 19, Hindistan 35, G. Afrika 13, K. Kore 3, Pakistan 5, Polonya 18, Sudan 16 Papao Yeni Gine’de 5 yıl süren eyalet sisteminin ne o ülkeleri böldüğü ne de ekonomik olarak geri götürdüğünü de görmek mümkün.
Çünkü bu ülkelerin çoğunun başta tekonolojide, ekonomide, silahta ve diğer birçok konuda dünyada söz sahibi olduğunu da görmekteyiz.
Yani 7 bölgesi bulunan ülkede onca büyükşehir ardından bütünşehir ardından eyalet sisteminin de er ya da geç başkanlık sistemini tamamlayacağını da belirtmekte fayda var..
Ve bu faydaların başında gelenin ise o bölgeyi idare edecek olan valinin 657’ye ve iktidara bağlı bir memur değil, o bölgeyi bilen, sorunlarını anlayan oradaki insanlardan birinin olması gelmektedir..
Evet, son valiler kararnamesi ile yeni atanan valilerin bir çoğunun başında bulundukları kenti tanımadan gittikleri, gelenlerinde yeniden işe başlayacaklarından dolayı yapmak istediklerini çok da yapamadıkları açık ve net olarak ortada.
Bu nedenle ben ya da şu an bu yazıyı okuyan senin bulunduğun bölgenin valisi olması başka, vali olarak çok da tanımadığı, bilmediği yere vali olarak atananın yapacağı başka..
Çünkü bu ülkenin diğer bir sorunu da seçilenin seçildikten sonra geriye bakmayıp, Ankara’ya kapak attıktan sonra halktan kopmasıdır..
Ve o bölgedeki yükün büyük bir bölümünün valiye, kaymakama ve partisi iktidar değilse işi çok zor olan belediye başkanına kalmakta.
Bu durumda da o çok istenen işler, yatırımlar ve en önemlisi toplumsal barış sağlanamamaktadır..
Bu nedenle valilerin atamayla değil seçimle iş başına geldiği bir ülke yüreklice, yeniden eyalet sistemini tartışmalı diyor, bu tartışmayı açacak olanın da ben değil, başkanlık sistemini tartışmaya açıp, yarım yamalak da olsa gerçekleştiren Başkan Erdoğan’dır..
.jpg)
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
MHP Avukat Adayı İle Seçim Start Verdi..
ARŞİV HABER 20/09/2015 TARİHLİ HABER
Bu sabah basın mensuplarıyla bir araya gelen MHP Ardahan Milletvekili Adayı Osman Nuri Yıldız, 1 Kasımda yapılacak olan erken seçimle ilgili açıklamalarda bulundu.
13 Yıldır bu memleketin derdini dinliyorum
Adaylık sürecinin nasıl işlediğini, nasıl karar verdiğini ve projelerini basın mensuplarıyla paylaşan MHP Milletvekili Adayı Av. Osman Nuri Yıldız, “Doğduğumda Ardahan’daydım, Ardahan’da büyüdüm, yaşadım, çalıştım, avukatlığı çobanlık yaparken kazandım gittim okudum geldim, Ardahan’da rıskımı aradım, kazandım, yatırımlarımı Ardahan’a yaptım, Ardahanlılarla güldüm, eğlendim üzüldüm, 13 yıldır bir fiil Ardahanlıların sorunlarını dertlerini dinledim, biliyorum” dedi.
Diğer partilerin adaylarıyla ilgili şahsi konuşmalar yapmayan Av. Osman Nuri Yıldız, genel itibariyle rakiplerini değerlendirirken, başkaları gibi dışarıdan gelip bu memlekete aday olmadığını dile getirdi.
“Meselem vekil olmak değil, memlekete sahip çıkmak”
Ardahan’ın il olduğundan beri sahipsiz bırakıldığını dile getiren Mhp adayı Osman Nuri Yıldız, kendisinin meselesinin milletvekili olup makam mevkii peşinde değil, millete sahip çıkmak derdinde olduğunu dile getirdi.
MHP 1. Sıra Adayı Av Osman Nuri Yıldız, 7 haziran seçimlerinde Ardahan’da oy kaybı yaşayan MHP’yi 2.ci sıra milletvekili adayı meslektaşı Av. Gökhan Ağdemir ile birlikte zafere taşıyacaklarını söyledi.
7 Haziran seçimlerinden sonra ülkenin genelinde yaşanan çatışma ortamının Ardahan ve çevresine de yansıdığını dile getiren MHP 1. Sıra Milletvekili Adayı Adayı Osman Nuri Yıldız, bu huzursuzluğun nedeninin 2002’den beri iktidarda olan AKP’nin siyasal hırs ve Ali/Cengiz oyunlarına girişmelerinden kaynaklandığını belirtti.
Seçim startını adaylık başvurusu yaptığı günden beri verdiğini belirten Av. Yıldız, kahvaltıdan sonra seçim çalışmaları için AKP’nin en çok oyu aldığı Posof’a hareket etti.