İMAMOĞLU 2. KEZ ARDAHAN'A GELİYOR!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV


İMAMOĞLU, KARADENİZ’DEN SONRA ARDAHAN’A GELECEK


İBB Sözcüsü Murat Ongun, Karadeniz gezisinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na eşlik eden gazetecilere yönelik yapılan eleştirilere yanıt verdi. Tartışma yaratan fotoğrafla ilgili konuşan Ongun, “Biz o tartışmaları önemsemiyoruz. Bu eleştiriler 200-300 kişinin kendi arasındaki yorumlarıdır. İmamoğlu’nun keyfi yerinde. Biz genel fotoğrafın bütününe bakıyoruz” dedi.


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çıktığı Karadeniz gezisinde bir grup gazeteci eşlik etmişti. İmamoğlu’nun bu isimlerle verdiği pozun paylaşılması sonrasında, geziye katılan gazetecilerden bazıları eleştiri oklarının hedefi olmuştu.


“BU ELEŞTİRİLERİ ÖNEMSEMİYORUZ”


İbb Sözcüsü Murat Ongun; Nagehan Alçı, Ertuğrul Özkök, İsmail Saymaz, Akif Beki, Özlem Gürses’in de olduğu gazetecilerle çekilen Karadeniz gezisi fotoğrafı hakkında yapılan eleştirilere yanıt verdi. Kamuoyunda gündem olan fotoğraf hakkında FOX TV’den İsmail Küçükkaya’ya konuşan Ongun, “Biz bu tartışmaları önemsemiyoruz. Bu eleştiriler 200-300 kişinin kendi arasındaki yorumları, eleştirileridir” dedi.


“ALÇI, O BÖLGEDE ÇOK SEVİLİYOR”


Küçükkaya’nın aktardığına göre; Ongun, eleştirilere, “Nagehan Alçı oralarda çok seviliyor. Ben kendi başıma yapmıyorum ki, bu listeyi kendi başıma hazırlamadım. Gezi hazırlarken listeyi sayın başkana sunuyorum. Sayın başkan onay vermeseydi ben bu geziyi düzenleyebilir miydim? İmamoğlu’nun keyfi yerinde. O, bu tartışmalara bakmıyor. Biz genel fotoğrafın bütününe bakıyoruz.” şeklinde yanıt verdi.


“HANDE FIRAT’I DA DAVET ETTİK, GELEMEDİ”


Ongun açıklamasına şöyle devam etti: “Fotoğrafı ben istedim en son aşamada. Yazılar yazılıyordu, paylaşımlar yapılıyordu, ben biraz gazeteciler üzerinde yürüdüm. Bu bizim ilk seyahatimiz değil. Bundan sonra da yapacağız. Ardahan’da bir gezi var. Aslında bu geziye Hande Fırat’ı da davet etmiştim. Eşi ile ilgi olarak bazı tartışmalar olduğu için gelemedi. Başkalarını da davet ettik, birinin tatili birinin başka bir şeyi vardı. Ben bu tartışmaları çok önemsemiyorum.”



İmamoğlu/Kaftancıoğlu Gidici!..


Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP-MHP iktidarının ‘ortamı bulanıklaştırdığını’ olup bitenlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘rolü yokmuş gibi puslu bir ortam yaratılmak istendiğini’ söylediği ve ‘–Büyük değişime hazır olun. Kimseyi dışlamayın. Herkesin el ele, yan yana durması için uğraşın. Ortak paydamız demokratik cumhuriyettir, ortak evimiz Türkiye’dir, ortak devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bütün bunları en çok tahrip eden, toplumu paramparça edip, kutuplaştıran Erdoğan ile AKP-MHP iktidarıdır.


Bunların tek derdi koltuktur, makamdır, mevkidir, şatafatlı lüks hayattır. Birlik olun, demokrasi ilkeleri etrafında buluşun. Aday kim olacak tartışmasını bırakın. O bir kişiyi değil, ülkeyi düze çıkaracak o güçlü program ile o dev kadroyu oluşturun ve şimdiden meydan meydan, alan alan milyonlarca ses olun, tek yürek olun, ‘Hemen seçim, derhal seçim’ diye haykırın. Coşkuyla, moralle, cesaretle harıl harıl seçime hazırlanın, iktidarı değiştirin. Ortam bulanık ama aklınız bulanık olmasın. Başka yolu yok’ diyip muhalefete dikkat çektiği şu günlerde benim gibi Karadeniz turundan gelen İmamoğlu ve Ordulu Ardahan’ın gelini Kaftancıoğlu ile ilgili tartışmalar da devam ediyor.


Ki bu tartışmaların iktidar ile muhalefet arasında değil, tam tersi 6’lı masanın baş aktörü CHP’nin içinde olması daha dikkat ​çekici ve bir o kadar da düşündürücü bir durum.


Evet bugünlerde partisi ve partilileri ile ters düşen ve Sanatçı Fazıl Say gibilerinin ‘desteğimi çektim’ dediği İmamoğlu’nun ve onun orada olmasına en büyük katkıyı sunan ​ekibin başında olan Kaftancıoğlu’na ‘Haddini bil’ diyen CHP Genel Merkezi ve o merkezin ortasında bulunan kozmik odanın bu iki başarılı isimin önüne geçmek hata bitirmek için ne yapacaklarını daha birkaç ay önce yazdığım yazıdaki gibi CHP’nin kozmik odasının İmamoğlu/Kaftancıoğlu ikilisinin yemek için harekete geçtiğini de görmekteyiz.


Ve daha yeni yani geçtiğimiz Ocak ayının ikinci gününde ele aldığım yazımın o gün anlatmak istediğine bugün start verilmiş gibi ve Demirtaş’ın ‘Onu bırakın, ülkeyi kurtarın’ dediği ‘6’lı masanın başkan adayının kim?’ olacağının tartışıldığı şu günler öncesi 5 ay önce ele aldığım ‘Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı değil, İmamoğlu’nu yiyecek..’ başlıklı o yazım ve bu yönde düşündüklerimin, tahminlerimin ne kadar haklı olduğunu ortaya koyan bugün yaşananlar..



KILIÇDAROĞLU ERDOĞAN’I DEĞİL, İMAMOĞLU’NU YİYECEK…


Yeni bir yıla adım attığımız şu günlerde hemen hemen herkesin iyi dileklerle kutladığı 2021’in aslında birçok yeniliğe açık olduğunu ve bu yeniliklerin başını da siyasetin çekeceğini bilse de ‘şimdilik’ ses çıkarmadığını görmekteyiz.


Çünkü bu yılın seçim yılı olan 2023 yılına atılan ilk adımının olduğunu bilenler yaşanacakların başında gelenin muhalefetin kimi aday göstereceği ve kimle Erdoğan’ın karşısına çıkacağını düşünürken asıl yenliğin bu muhalefetin başını çeken CHP’de olacağını da tahmin ediyor gibi.


Ve bu değişimin başında gelenin Erdoğan’ı yıllardır iktidar koltuğunda oturmakla eleştiren isim olan Kılıçdaroğlu’nun da kaybettiği onca seçime rağmen hala aynı koltukta oturduğu ve bunu yaparken kendisine rakip olacakları saf dışı etmekle usta olduğunu da biliyor ama ‘kötünün iyisi’ diyerek ses çıkaramadığı da diğer bir gerçek.


Ama başka bir gerçek daha var ki; Onu da ben söyleyeceğim ve buraya yazdığımı sizin de bir yere yazıp not etmenizi isteyeceğim.


Ve diyeceğim o ki; Şimdilik koalisyonun etkili isimlerinden olan Meral Akşener’in ‘ben başbakan olacağım’ diyerek yolunu açmaya çalıştığı İmamoğlu ile ilgili açıklamasından bu yana CHP’de yaşanan hareketlilik ve Kılıçdaroğlu’nun ‘dereyi görmeden paçaları sıvayıp, ‘Geleceğim, yapacağım’ demesinin altında yatanın aslında İmamoğlu’nun önünü kesmek ve bunu da son olarak katıldığı bir tv programında ‘Ben genel başkanım o belediye başkanı’ diyerek parti içinde açılmak üzere olan İmamoğlu kapısını kapatmaya çalışmasıdır.


Yani kısacası benimde kutlayıp, hayırlara vesile olmasını dilediğim 2021 yılının iktidarın değişiminden çok CHP’de yaşanacak yenilikler olacağıdır. Ve bu yeniliğin başında gelen ise İmamoğlu’nun öyle ya da böyle bir yol ile başkanlık adaylığında saf dışı bırakılması çabalarıdır.


Ve bunun başında gelenin de koltuğunu korumaya çalışan, kendisinin genel başkanlığa kadar gelmesini sağlayan Gürsel Tekin gibilerini saf dışı etmekle bir hayli başarılı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun son birkaç aydır yaptığı çıkışlarıyla aslında İmamoğlu’na yönelik olan tutumuyla niyetini açık açık ortaya koyan tavırlarıdır.


Çünkü onun derdi seçim falan kazanmaktansa koltuğu korumak için Ekmeleddin gibi birini bulup, ‘Ne yapayım, aday yaptım kazanamadı’ demeye hazırlandığı ve parti içinde en güçlü rakibi olarak gösterilen İnce’nin de partinden gitmesi için inceden inceye işlediği oyunu yani ‘İmamoğlu’nu yeme planı’ bu yılın asıl ve bilinen ama anlamayanlar için eski bir oyun olsa da iktidarda değişim bekleyenler için yeni bir yenilik olacağıdır şüphesinde değil, iddiasındayım…



 


arşiv haber 01.03.2021 tarihli haber/yorum


Ardahan’ın 100. Yıl Dönümünü Genel Merkezinde yöre aşıkları ve sanatçıları, televizyonda düzenlediği canlı yayın programı ile kutlayan, Ardahan Dernekler Federasyonuna, bir süre önce ziyaret ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan mektup geldi.




Gazeteci Fakir Yılmaz’ın başkanlığını yaptığı ve kalkan pandemi yasakları dolaysıyla kongre çalışmalarına başlayan Ardahan Dernekler Federasyonu ziyaret eden İBB Sivil Toplum Kuruluşları Koordinatörlüğü yetkililerinin elden ulaştırdığı ve yaşanan pandemi süreci dolaysıyla yaşanan durumun özetlenip, yapılacakları anlatan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ilk fırsatta ziyaret edeceğine söz verdiği Ardahan Dernekler Federasyonu ve çağdaş demokrasinin en temel unsurlarından biri olan Sivil Toplum Kuruluşları ülkemizin kültürel, ekonomik ve sosyal gelişmeleri çok kıymetli roller oynamaktalar. Ve bu rolün başını çeken stk’larla birlikte 16 Milyon İstanbul’u ile birlikte yöneteceğiz, mesajı ile tüm stk’lara mektupla iletti.



SİZİ AY’ADA GÖTÜRECEĞİM!..


İstanbul’u kaybettikten sonra ana arterlerine sahip çıkıp yaptıkları çalışmaları devasa reklamlarla anlatmaya çalışan mevcut iktidar hem çalışmalarını anlatıyor, hemde yerelde kaybettiği İstanbul hala benim  imajını vermeye çalışırken, uzaya uydu fırlatmayı da ihmal etmiyor.


Dünyamız gibi, uzayda bulunan, Ay’a da gideceğini iddia eden aynı iktidar, bu iddiasını da yine ana arterlere astığı “Türksat 5 A’yı uzaya gönderdik gururluyuz” pankartlarıyla reklamına devam ederken beni unutmuş.

Zira ben daha önceki bir yazımda aşılarını ücretsiz  getirip parası ödenmiş gibi faturalandırıldığı iddia edilen Çin’e yönelik yazımda benim de aya başında bulunduğum stk’nın logosunu göndereceğimi belirtmiş, ancak Çin’lilerin füzesinin patlaması üzerine bu hedefine ulaşamamış bir vatandaşı olduğumu görmemiş, duymamış.

Zira yurt dışından pandemiye yakalananları uçakla getirdiğini, kardan kapanan yollar yüzünden doğum sancısı çeken insanlara ulaştığını ileri süren iktidar, aya gitmek isteyen beni unutmuştu.


Çünkü bir gazeteci olarak toplumun beklentilerini yerine getiremeyen ve kaz yemekten öteye gidemeyen ve birlik beraberlikten bahsederken, Federasyonuna üye olmayı dahi kendisine zul sayanların başı olan sivil toplum örgütünün yani, Ardahan Dernekler Federasyonunun logosunu aya gönderecektim.

Çünkü ben Federasyonun başına geçtikten sonra bu federasyonun yapamadığı tek şey aya gidememekti. Bir çok derneğe, federasyona örnek teşkil edecek çalışmalar ortaya koymuş onların da sonradan görme, nal toplama ve aynı şeyleri yapmalarını bırakıp çalışmalarını teşvik etmişti.

Bunu en zor şartlarda maddi imkansızlıklara rağmen yapan ve ilk tanıtım günlerini üniversite öğrencilerine burs vermeyi, kadınları örgütlemeyi, gençleri spora yönlendirmeyi, iş insanlarıyla birlikte önemli toplantı ve ziyaretler yapmayı başarmış, pandemi yasaklarına rağmen kongrelerini yapmaya devam eden iktidar gibi pandemi döneminde bile bir çok işe, etkinliğe imza atmış, bununla da yetinmeyip sanalda, televizyonda çalışmalarını sürdürmüştür.

Ve en önemlisi yine diğer stk’lara örnek olmuş, onlarında sanalda, televizyonda etkinlik yapmasını sağlamıştır.Tek yapamadığı şey Ardahan’lıları uzaya götürememiş, derneklerinin en üst çatı örgütü olan Ardahan Dernekler Federasyonunun logosunu uzaya gönderememiş olmasıdır. İşte bu nedenle Çin’in yapamadığını Türksat 5 A’yı uzaya gönderen, iktidar bana bu hedefimde yardımcı olamadığı için küskün ve kırgınım. Ama ya artık sonu geldi denen bu iktidarın döneminde, ya da hayal kurup iktidar olacağını sananların katkısıyla..






Ardahanlı Akpınar’a İBB’de Önemli Görev..


ARŞİV HABER 19/04/2018 TARİHLİ HABER/YORUM


24 Haziran’da yapılacağı ilan edilen Başkanlık ve Yerel seçimlerin yoğun şekilde tartışıldığı şu günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesinde de bir seçim vardı.


Aynı zaman da İstanbul Sancaktepe Belediye Meclisi Başkan Vekili olan AK Parti Belediye Meclis Üyesi Turgay Akpınar İstanbul Büyükşehir Bayındırlık ve İmar Komisyonun Üyeliğine seçildi.


Aynı zaman da İBB’de Meclis Üyesi olan Ardahan Bağdeşen (Kinzodamal) köylü olan Turgay Akpınar’ın bu önemli göreve seçilmesi ardından köylüsü olan Mehmet Bozkurt’ta Ardahan’da açılacak olan Çağrı Merkezinin başına getirildiği öğrenildi.


Önümüzde ki günlerde açılması beklenen ve elaman alımlarının başladığı Ardahan’da ki Çağrı Merkezinin 200 kişiye iş istihdamı sağlanması beklenmekte.



Bahçeli iyi ve bilgili bir siyasetçi, Sıra HDP’de!..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Dün partisinin grup toplantısında yaptığı açıklama ile bir anda gündemi alt üst eden MHP Lideri Prof. Dr. Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısı ardından iyiden iyiye hareketlenen siyaset arena da gözler yine Başkan Erdoğan’a döndü.

Ve erken seçim çağrısı yapan Bahçeli ile görüşecek olan Başkan Erdoğan’ın bu yönde yapacağı açıklamalar başta ülkenin geleceği olmak üzere, ‘Daha seçime var, hele bakarız’ diyerek 5 yıldır yan gelip yatan Belediye Başkanları ile kaç dönemdir oturdukları koltukları bile bıktıranların siyasilerin olmak üzere birçoğumuzun kaderini belirleyecek gibi.

Yani ülkenin olduğu gibi başta birilerine umut olan İyi Parti’yi kuran Meral Akşener’in dahil herkesin kaderi bir kez daha Başkanın iki dudağı arasında..

Gerçi erken ya da tarihinde olsa da ülkenin artık seçim atmosferine girdiği diğer bir gerçek olarak karşımızda değil, günlük hayatımız içinde yer aldı bile.

Çünkü Bahçeli’den çok, mevcut Belediye Başkanlarının birçoğunun değişmesinden yana olduğunu gördüğümüz seçmeninde erken seçimi istediğini herkesin ağzında duymaktayız. 

Şimdi ne olacak?

Erken seçim olacak mı?

Yoksa erkene alınmayıp, gününde mi yapılacak?

HDP, ‘Mevzu Erdoğan değil, ülkenin geleceği ve bekası kardeşim’ diyerek dün demediğini bırakmadığı ama bugün attığı adımlarla Erdoğan’a bile gündem değiştirten MHP gibi önemli adımlar atabilecek mi?

Yani, ‘Dün ne oldu oldu ama biz sol orijinliyiz, partimize ağır bedellerin ödetilmesine neden olan ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ dediğimiz sağcı MHP ve Erdoğan’a da kesin karşıyız. Bunun için başta CHP olmak üzere tüm güçlerle bir araya geliyoruz’ diyebilecek mi?

İyi Parti seçime girebilecek mi?, 

Girmezse CHP’ye ve Erdoğan karşıtı herkese destek verip, mitinglerine devam edecek mi?

Bunları önümüzde ki günlerde hep birlikte göreceğiz.

Ancak, bana sorarsanız Bahçeli dün yaptığı açıklama son 16 yıldır yaptığı gibi bir kez daha önemli bir manevra yaparak gündemi değiştirmeyi, dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ve ‘Bitti, tükendi’ denen MHP’nin siyasi arenada hala dim dik durduğunu ortaya koymuştur.

Öyle ki ülkeyi tek başına idare ettiği ileri sürülen Başkan Erdoğan’a bile gündem belirler hale gelmiştir.

Bu yazı yazılırken Bahçeli-Başkan Erdoğan görüşmesinin hala başlamadığı için Başkan Erdoğan’ın erken seçim konusunda ki düşüncelerini yorumlamayı yarınki yazıma bırakmak zorundayım..

Ama ben bugünkü yazımı Bahçeli’nin Türk siyasi hayatında ki önemli rolü ve attığı adımlara bakmak istiyorum.

Öncelikle daha önceki bir yazımda da dikkat çekmek istediğim ve açık teşekkür ettiğim Bahçeli’nin başta bazı MHP’lilerce olmak üzere hatta HDP’lilerce görülmek istenmeyen önemli bir tarafından bahsetmek istiyorum.

Yada ben öyle görüyorum.

Bunu görmekten de mutluyum.

Çünkü Bahçeli MHP’nin başına geçtikten sonra ‘Sarkık bıyık, beyaz çorap’ siyasetine karşı çıkan ve gençlerin alanlarda, meydanlarda, dağlarda, sokaklarda değil, ocaklarda, partide siyaset yapması gerekir’ diyerek ‘Ülkücülük’ ayakları ile çek/senet mafyacılığına son vermiş yada en aza indirmeyi başaran bir isimdir.

Ve en önemli diğer bir konuda bu süreçte ortaya koyduğu siyaset ve bakışla onca yaşanan gerginlikler ve yaşanması muhtemel 12 Eylül senaryolarını zora sokmuş, 15 Temmuz’da ki gibi ihtilal sevdalılarına açık yada gizli destek vermemiş, gençlerini, partilisini daha öncekiler gibi karanlık oyunlara alet ettirmemiştir.

Bu durum Bahçeli ve MHP’ye ağır bedeller ödetsede doğrusunu yaptığı, dün Suriye’den önce Suriye olacak denen ülkeye baktığınızda ve yaşanan onca olaya karşın, ‘Kardeş-Kardeşin Karşısına Geçmediği, Geçirilemediği’ ni görünce Bahçeli’nn siyasi duruşu daha iyi anlaşılmakta..

‘Haydi orada sende’ diyenler çıkabilir, ama ben son 16 yıldır gördüğümü yazdım, gerisi ‘Haydi oradan’ diyenlere kalsın.

Gelelim diğer önemli adımlarına;

Bahçeli 3 Kasım 2002 tarihinde de erken seçim yapılmasını istedi.

Ve erken seçim oldu.

Türkiye, böylece 3 Kasım’da 16 yıldır iktidarda olan AKP iktidarıyla tanıştı.

Dün yaptığı erken seçim çağrısı bu kez AK Parti’nin iktidarını bitirir mi onu da seçim sonuçları ardından hep birlikte göreceğiz..

Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın karşısına aday çıkma olasılığı ve KHK’lare yönelik eleştirileri nedeniyle bugün sert sözlerle eleştirdiği 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e 2007’de Cumhurbaşkanlığı yolunu açan isim oldu.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gündeme getirdiği Başkanlık Sistemi’ne karşı olan Bahçeli, 15 Temmuz’dan sonra ise tutum değiştirdi. 11 Ekim 2016’da grup toplantısında yaptığı “sürpriz” açıklamayla, AKP’ye, dolayısıyla Erdoğan’a “başkanlık önerisini Meclis’e sunması” çağrısı yaptı.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi Erdoğan’a en sert eleştiriler yönelten, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı, CHP ile birlikte çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyen Bahçeli, darbe girişimi sonrasında başlayan başkanlık anayasası ortaklığını, yine kritik bir hamle ile “ittifaka” taşıdı.

Ve bunların en önemlisi de Barış Sürecinde neredeyse HDP ile koalisyon kuran AK Partinin HDP ile birlikte yeni Anayasayı yapmasına izin vermedi.

Bahçeli, “Birinci koalisyon modeli, baştan bu yana birliktelikleri devam eden AKP-HDP arasında olması lazımdır. 2. bir koalisyon modeli. AKP-CHP ve HDP” diyerek, bir kez daha hiçbir hükumet formülünde yer almayacağını ilan etti.

Çünkü Bahçeli’nin bile görüp, kabul ettiği ve HDP’ye iktidarı teklif ettiği bir dönem de iktidar ortağı olmaya kadar bir oy alan ancak atılan yanlış adımlara ‘Durun’ deme cesaretini ortaya koyamadığı için bir anda başta Kürtlerin olmak üzere birçoğunun umutlarını yıkan HDP’nin yapamadığı yapan yine Bahçeli olmuştur..

Bahçeli, dün demediğini bırakmadığı AK Parti ve Başkan Erdoğan ile masada konuşulabileceğini, birlikte ülkeyi yönetebileceğini ortaya koyarken, ‘Bitti, tükendi’ denen MHP’yi Türkeş’in dönemine yani MHP asıl işi iktidar olma değil, hükumetlerin yanında yer alacak, işine bakacak’ siyasetine devam ettirmeyi başarmıştır.

Kısacası son yıllarda ki gelişmelerde Bahçeli başkanlığında ki MHP bir hayli karlı çıkmıştır.

Söz sırası şimdi Başkan Erdoğan’da ve ‘Bizde CHP’nin yanında yer alacağız, almak zorundayız’ demek zorunda gibi görünen HDP’de..