İNSANA YASAK, TIRLARA AÇIK!..

Ardahan’da bu virüs dolaysıyla ölenin olmadığı ama vakalarının arttığı yönünde bilgilerin alındığı şu günlerde kenti saran çevre yollarından Kafkaslara giden Tırların Çıldır Aktaş, Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapılarında geçişlerine izin verilmesi tepkilere neden oluyor.


İki gün önce Cumhurbaşkanı ve Koronavirüs Bilim Kurulu önerisi üzerine, İl Valiliklerine verilen, “İller arası yolcu geçişleri Valilik iznine bağlıdır” kararı ile harekete geçen Valilikler bu doğrultuda her türlü önlemi almış olmaları, ülkeye giriş çıkış yapan tırlar noktasında tatmin edici olmadığı ileri sürülmektedir.


 


**Kapılara giden ve çıkışlarda bekleyen tırlar birer, korku yükü gibidir. 


 


Koronavirüsü salgın hastalığı bütün dünyayı kasıp kavurduğu şu günlerde ülkenin dışa açılan, özellikle virüsün etkili olduğu İran sınır kapısı ve diğerleri tamamen kapatılırken bunun yanında Gürcistan tarafına açılan Hopa Sarp sınır kapısında ki virüs tedbirleri doğrultusunda Tır giriş, çıkışlarına kapatılırken Ardahan’ın Gürcistan’a açılan Posof Tükrkgözü ile Çıldır Aktaş kapısına kapları neden TIR geçişlerine açık olduğu merak konusu olmakta.


 


**Virüs yok, halk tedirgin..


 


İran üzerinden Kafkasya ve orta Asya Asya ülkelerine kuru yük taşıyan tırlar mevcut kapılar kapatınca özellikle Aktaş ve Tükrkgözü sınır kapılarına yönlendirildiği görülürken bu Tır’ların gerek kent merkezinde geçmesi gerekse 24 saatliğine durdurulup, daha sonra yeniden yol almalarına izin verilen Tır sürücülerinin ne kadar sağlıklı olduğu ve taşıdıkları malların ne kadar virüs taşımadıkları da sorulmaktadır.


Konu hakkında şikayetlerini dile getiren Çıldır ve Posoflular kendilerinin Ardahan dahil kent dışına çıkmasına izin vermeyen yetkililerin bu durum hakkında açıklama yapmalarını beklediklerini belirtmekteler.


 


Ardahan Çıldır ve Posof kapılarında tırların aşırı yoğunluğu göze çarpıyor. 


 


Kapıda alınan sağlık önlemleri yerli yerinde olsa bile, o ülkeye gidip gelen tır şoförleri 14 gün hiç bir belirti göstermeyen virüsle birlikte ülkeye giriş yapmayacağını kim garanti edebilir? 


Alternatif var, uyan mı yok. 


Tabi ki Ülke ithalatı ihracatını yapacak. 


Buda alternatifi. Cumhur başkanının açıklaması Salgının yaygın olduğu İran üzerinden yapılan Orta Asya ihracatlarının TIR güzergahlarını Gürcistan ve Azerbaycan’a yönlendirdik.


Bakü-Tiflis-Kars demir yolundan yapılan seferleri günlük 2 bin 500 tondan 6 bin tona çıkartacak çalışmaları başlattık” demişti.


Haber: Suat İncedere/Fakir Yılmaz



Başımızdakiler Korkarlarsa..

Yazıma başlamadan önce bir anımı sizinle paylaşmak isterim: 


Ki ; bu anım da yine yazdığım ve mahkemelik olduğum unutmadığım ve hala güldüğüm bir yazımdır.


Evet, o günlerde bugünkü panik gibi o gün de iç çatışmalar bir hayli yoğun ve gergindi..


Bugün,’Ha bitti, az kaldı’ denen ama buna da inanmadığım gibi o dönem PKK, Askeri ve Kamusal alanlara  bomba yüklü araçlarla saldırılar düzenliyordu. O günlerde de bugün ki gibi kamu ve askeri alanların önleri, girişleri bariyerlerle kapatılarak, önlemler alınıyordu.


Ve zamanın Tugay Komutanı bugünküler gibi yine de içeri kapanmamış, çarşıda gezerdi.. Ama etrafında dört, bilemediniz on tam donanımlı, silahlı askerle birlikle geziyordu..


Yani baba rolünde olan büyüğümüz bile korktuğunu ima ederken, bizim de bugünkü gibi korkmamıza neden oluyordu..


Ama yine o günlerde bunun tam tersi aynı komutanın eşi dikkatimi çekmiş ve  ‘Yenge senden cesur komutanım’ başlığı ile o günkü yazıma konu olmuştu..


Yürekli, halk sever, toplum içinde olmaya özen gösteren komutanın sevgili güzel eşi sabahları kalkar, eşinin korumalarla gezdiği çarşı da aslanlar gibi tek başına hemde yaya yürür, erken açan esnaflarla selamlaşır, sabah siftahını yaparak gününe başlardı. Çarşı da gördüğü bizim mutruf dediğimiz ama bizlerden farkı olmayan arkadaşlarını alıp askeri kuaföre götürür, bakımlarını yaptırırdı. Bende bu durumu “Yenge Senden Cesur Komutanım” başlığı ile yazıya dökmüş, aşağı da bugünü anlatmaya çalıştığım dünü özetleyerek toplum liderlerinin ve ordu komutanlarının durumunu anlatmaya çalışmış ama komutanla mahkemelik olmuştum..


Davanın konusu da, “Devlet Memurunu Aşağılamak” idi! 


Gerçi o dönemin hakimi beni anlayıp , gülümseyerek beraat ettirmişti ya!


Şimdi umarım davalık olmayacağım bugün ki yazıma gelelim ; 


Olağanüstü bir durumun yaşatıldığı, yaşandığı şu  günlerde medya ve internet aracılığıyla pompalanmaya devam eden korkunun ne kadar süreceği ve bu korkunun ne getirip, ne götüreceğini düşündüğümüz şu günlerde benim hala ısrarla bu yaşatılan durumun çok önemsenmediğini ve gün geçtikçe virüsün yayılarak can kaybının büyüdüğü derecesine ulaştığı yönünde ki ısrarım sürmektedir. 


Benim gibi bu duruma tepki gösterenlerde yok değil..


Çünkü kuyuya atılan bir taşın bulandırdığı suyun gün geçtikçe bizleri zifiri karanlık bir atmosferin içine soktuğu şu günlerde toplum lideri, ordu komutanı olmanın sorumluluğunun ne olduğunu da masaya yatırıp, sorgulamak gerekmez mi?.


Bilmem ama bugünkü lider, hatta komutanların evden çıkmadığı şu günler de yaşanan, yaşatılmak istenen atmosferi kırmak için ne yaptıkları tartılışır.


Geçmişteki liderler ve komutanların yapmış olduklarına bakarak  bugünü değerlendirme şansını birlikte yakalayabiliriz.


Geçmişe bakmadan önce kendimizi  aile reisi, annesi olarak  değerlendirirsek  anlatmak istediğimi biraz daha iyi anlarız diye düşünüyorum..


Çünkü bugünlerde eve kapanıp, bizi yönetmeye çalışanların bir süre ekranlarda göremediğimiz Başkan bugünlerde ekranlardan sürekli insanlara ,’evde kalın, dışarı çıkmayın’ der oldu. 


Toplum liderleri ve ordu komutanları sizlerde birer aile üyeleri olarak kendi ailelerinizle empati yapın derim.. 


Şimdi gelelim toplum liderliğine ve ordu komutanlığına..


Hey sen evinde kaç kişi var ve bunlar sen oldukça ‘Dünya gelse bizi yıkamaz’ demiyor mu?!


Bilemiyorum ama tüm ailelerde anne, baba nasıl davranırsa diğer  aile bireyleri de öyle  davranış sergileyip,  o psikoloji ile hayata devam etmez mi?


Kapısı bir tekme ile açılacak olan kapatıldığınız eve ‘virüs girmez’ derken o evde anne ve baba varsa kendinizi güvende saymıyor musunuz?


Tabi ki evet..


Çünkü baba evdeyse güvendesiniz, anne yanınızdaysa rahatsınız..


Ve dünyanın en korunaklı evi sizin eviniz değil mi?



Şimdi gelelim geçmişe Peygamberimizden başlayarak, aklınıza gelen tüm liderlere, Mustafa Kemal’e ve bugüne toplum lideri ve ordu komutanlarına..


Bütün Orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi işgal edilmiş olabilir. Silah yok, yiyecek yok ve düşman çok güçlü..


O zaman toplum lideri ve ordu komutanları eve mi kapanmıştılar?!.


Sarıkamış dağlarına 90 bin askeri süren o ordu komutanına inananlar bilmiyorlar mıydı, o karlı dağlar aşılsaydı zafer gelecekti, ölüm değil, mutluluklar yaşanacaktı..


Yunan yetmez bugünkü tüm kapitalistler bir araya gelmiş, İstanbul Boğazı, Çanakkale, İzmir, Ardahan, Samsun, Trakya, Maraş’ı sararken o günkü komutanlar eve mi kaçtılar, liderler toplumu içeri mi kapattı?!.


Tam tersi.. 


Ne diyordu Atatürk?!.. 


O Atatürk Askerlere; “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” dememiş miydi?!.


Peki, bugün insanlara eve kapanın diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan toplumun lideri olarak  15 Temmuz’da halkı sokağa çağırmasaydı kendisinin ve bizim halimiz nice olurdu bilemiyorum. 


Bilmem ama bugün yaşananlar geçmişteki lider ve ordu komutanlarının değerini bir kez daha ortaya çıkardığını görüyoruz…


Arap çöllerinde idealist bir lider olan Peygamberimizin onca saldırı ve yokluk, kıtlık, vebalara karşı ‘Hele durun, az evden çıkmayın mı?’ diyerek mi liderlik yapmış, Mekke ve Medineyi terk mi etmişti? ..


Bilmem ama kazanılan tüm zafer ve savaşlara liderlik yapmış olanların hiç ama hiç birisinin inandığı davadan geri adım atmadığı ve gelen virüste olsa, bitlenme de olsa, verem, kuduz, açlık, veba, kıtlık aklınıza ne gelirse yaşanan, yaşatılan ve yaşanacak tüm güçlere karşı kurşun yiyen göğsünü germiş, dik durmuş ve direnmiş toplumunu, askerlerini korkutmadan tam tersi cesaret vererek hep bir adım ileri demişler, geçmişin tüm liderleri ve de ordu komutanları..


Camileri kapatarak, insanları evden dışarı çıkartmayarak sanal ve medya illeti ile psikolojisini bozmaya çalışarak, ekonomiyi, sosyal hayatı bitirerek, sanal ortamda 24 saat ölümü hatırlatarak toplum liderliği, ordu komutanlığı yapılır mı?..


Bilemiyorum ama ben yine aynı yerde, aynı alandayım..


Şuna bir kez değinmeden geçemeyeceğim..


Bu ülkenin yeniden doğuşuna liderlik, önderlik, komutanlık yapan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bir çok savaş ve virüs ile hep birlikte savaşarak bu ülkeyi bize bıraktılar. Bugünleri onlara borçluyuz.. 


Ve ben çokta ileri gidemezsem de hiç ama hiç geri çekilmediğim 51 yıl boyunca olduğu gibi bugün de coronaymış, virüsmüş demiyor, ‘Korkunun ecele faydası var mı’ diyerek herkesin er geç tadacağı ölüm günüme kadar yaşamaya devam ediyor ve diyorum ki; 


Teslim olmak yok, tüm olumsuzluklara rağmen… 


Kısacası Corana virüsünün aşısı bugün, belkide kardelenlerin açtığı Nisan’da yani yarın kendiliğinden hemde doğanın kendisi tarafından bulunacaktır. Kansere çare olmayan insanı beklemeden..


Evet, her virüse inat sağlıklı olmaya, sağlıklı bir kafa ile bu illetten ve gelecek olanlara savaşmaya pardon düşünmeye yaşamaya devam..


Sural: Ardahan birleşirse, Türkiye güçlenir..Sural: Ardahan birleşirse, Türkiye güçlenir..


Arşiv Haber 20/11/2015 tarihli haber


Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, her pazartesi günleri Seymen TV’de sunduğu ‘Fakri Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programa konuk olan Ardahanlı İşadamı Naim Sural Ardahanlıların başta metropollerde olmak üzere her yerde bir araya gelip, güç olmaları halinde Ardahan’ın yanı sıra ülkenin kazanacağını söyledi.


Başarılı gazeteciliğinin yanı sıra televizyonculukta da başarılı çalışmalara imza atan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı program kısa süre de büyük ilgi görmeye başladı.

Ardahanlı Halk Ozanlarından Yener Yılmazoğlu’nun sahipliğini yaptığı ve  oğlu Ufuk Yılmazoğlu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Seymen TV’de hazırlayıp, sunduğu programlarla kısa sürede televziyonculuk hayatında başarılara imza atmaya başlayan Gazeteci Fakr Yılmaz’ın bu haftaki konuğu AVİSSA Avize Firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Naif Sural oldu.

Türkiye’nin 81 Vilayetinde bayilikleri bulunan AVİSSA AVİZE adlı Avize firmasının sahibi, Ardahanlı İşadamı Naif Sural’ı konuk eden Gazeteci Fakir Yılmaz Rusya’dan gelerek, ayağının tozuyla programına konuk olan konuğundan önemli bilgiler aldı.


**GİZLİ BİR KRİZ VAR..


Türkiye’nin yanı sıra dünayanın bir çok ülkesine Avize ihraç eden AVİSSA AVİZE’nin 15 yıllık başarısının anlatıldığı programda önemli açıklamalarda bulunan Ardahanlı İşadamı Naif Sural iş dünaysında olağan üstü bir daralmanın yaşandığını ve gizli bir krizin yaşandığını belirtti.

İş Dünyasının bir an önce kurulmasını beklediği hükümetten yeni ekonomik açılımlar beklediğini belirten Sural, bugün gizlenmek istenen krizin her an sosyal patlamaya neden olacağını bununda zaten Güneydoğu’da yaşanan ama basın ve medya tarafından saklanmak istenen krize eklenmesinden korkulmakta.

Bunun için gerek ekonomik, gerek ise sosyal adımların bir an önce atılması gerekir’ diyerek iş sahasında yaşanan cidi daralmaya dikkay çekti.


**ARDAHANLILARIN BİRLEŞMESİ..


Ardahan STK’larının, Ardahanlı İşadamlarının, Ardahanlı Bürokratların, Arhanlı Gazetecileri bir arayagelmesinin gerektiğinden dikkat çeken AVİSSA AVİZE Firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Naif Sural bunun başarılması halinde inanın Ardahan’ın yanı sıra ülkenin güçlenip, büyüyeceğini inandığını söyledi.

                       www.kuzeyanadolugazetesi.com