İnsanların evde kalmasının istendiği bir süreçte HAYVANLAR İÇERİ GİRDİ, HASTALIKLAR DA GİTTİ!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Hazırlayıp Sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programımı izlemek için YouTube ArdahanTV kanalımıza abone olun..


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de


İZLEMEK İÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmwKonu hakkında bir açıklama yapan Veteriner Teknisyeni Nihat Zengin gerek kendisinin gerek meslektaşlarının taramadan geçirdiği hayvanlar arasında yaşanan hastalıkların karların yağıp, havaların soğuması ile içeri alınan hayvanlarla birlikte bitme noktasına geldiğini belirtti.Zengin ‘başta Ardahan’ı çevreleyen dağların en büyüğü olan 3 bin 197 rakımlı Kısır dağı yaylalarında olmak üzere Ulgar, Sahara ve Allahüekber dağlarının başına yağan karlarla birlikte iyiden iyiye soğuyan havalar dolayısıyla dışarıda, meralarda bulunan hayvanların içeri alındığını bu alınma ile bölgede yaşanan hayvan hastalıklarının %80ninin kendiliğinden ortadan kaybolup gittiğini belirtirken bu durumun tamda Corona virüs belası ile karşı karşıya olan tüm insanların ve başta yaşlılarımız olmak üzere çok zorunlu olmadıkça çocukların, gençlerin dışarı çıkmamasının istenip, ‘Evde kal’, ‘Hayat Eve Sığar’ gibi kampanyaların açıldığı bir zamanda içeri giren hayvanlarla birlikte hayvan hastalıklarının ortadan kaybolması dikkat çekici bir durumdur.’ dedi.**Evde Kal Ağrıları Sürüyor..


Havaların soğuması ileryeniden artışa geçtiği ve başta İstanbul’da olmak üzere birçok kentte alarm veren Corona virüs paniğinin sürdüğü şu günlerde evde kal çağrıları devam ediyor.


“Evde kalmak, diğer değişle sosyal mesafelenme, Kovid-19 gibi solunum yoluyla bulaşan hastalıklarda enfeksiyon zincirini kırmak için en önemli halk sağlığı önlemlerindendir.” diyen sağlık uzmanları, sosyal mesafe ile %75 teması azaltarak bir ay sonundaki hasta sayısını 2,5 kişi ile sınırlayabilir. Öncelikle kendimizi ve ailemizi hastalıktan korumuş oluruz. Eğer virüsü taşıyorsak ya da hastaysak başka kişilere bulaştırmayız. Toplumsal düzeyde bakıldığında aynı zaman diliminde daha az sayıda kişi hasta olur. 65 yaş üzeri ve kronik hastalığı olanların, yani riskli grupların virüsü taşıyanlarla teması azalacağı için ölüm sayısı azalır. Salgın hızı yavaşlar, sağlık sisteminin ve sağlık çalışanlarının üzerindeki yük mümkün olduğunca azalır. Ülkenin sağlık sisteminin kapasitesi aşılmamış olur. Sağlık personelinin hastalığa yakalanma riski azalır. Böylece sağlık sisteminin kapasitesi yeterli kalır. Salgının daha kontrollü olması ülke ekonomisinin göreceği zararı da azaltır. Uzmanların bilgileri güncelleme ve müdahale çalışmaları için fırsatı olur. Tedavi ve aşı geliştirme çalışmalarına zaman kazandırılmış olur.” diyerek insanların ede kalması için çeşitli çağrılar yapmaya devam ediyorlar.


Türkler, Kürtler ve Akan Kan..


Türklerin Anadolu’ya açılan kapısı Malazgirt Savaşını ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile millileştirip, edebiyat yapanların bugün olduğu gibi dünkü tarihi de gölgelemek, gerçekleri saklamak hatta başka milletleri yok sayma hesapları içinde olduklarını okuduğumuz tarih kitaplarında, sanaldaki belgesellerde bir kez daha görüyor, üzülüyor ama gerçeklerin saklanamadığı ve er geç gün yüzüne çıktığı için buruk da olsa seviniyorum.


Evet, bugünkü kardeşçe yaşanan ülkede, Kürt, Türk, Çerkez, Terekeme, Alevi, Sünni kısacası birçok toplumun kardeşçe yaşayabileceğini defalarca ortaya koyduğu Türkiye’nin olduğu coğrafyaya kapıyı açan Malazgirt savaşında görülmek istenmeyen, gölgelenen, yok sayılan Kürtlerin etkisi nedense hiç ama hiç gündeme gelmez..

Halbuki; ‘kardeşiz’ denen 10 bin cevher askerli Kürtlerin katkısı ile Malazgirt savaşını kazanan Selçuklu Ordusuna, savaşta oluşturduğu Hilal stratejisini kendilerine siyasi bayrak sayan milliyetçi ayağında gidip Alpaslan’ı kahramanlaştıran ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatçıları niye Amca oğullarını yıllarca ‘Kart-Kurt’ deyip görmezden geldiler..

Bilmem desem de bildiğimi ama yorumunu sizlere bıraktığım bu konuya beni sokup, geren kardeş dediğim birinin gece WhatsAppıma attığı bir mesajın neden olduğunu bilmenizi isterim.

Çünkü o dönemde olduğu gibi bu dönemde de hala ‘Kardeşiz’, ‘Amcaoğluyuz’ deyip beyinciklerinin altında sakladıkları faşist düşüncelerini saklayamayanların başında geliyor, Hanaklı Tuncer Çelik abi gibiler..

Neyse yine de teşekkür ettiğim ve beni böyle bir araştırmaya  sevk eden Tuncer abinin de bilmediği bir çok tarihi konu gibi bugün Karabağ’ı Ermenilerle paylaştıran ama onu da kahramanlaştırıp, Rusya’nın barış gücü’ maskesi adı altında oraya resmen yerleştiğini, yani sözde yanına aldığı Türkiye’nin başına iş açacağını saklayanlar gibi bizden gizlenen tarihe dönecek olursak en azından Youtube’ da Sultan Alparslan’ın Mele Yahya’ya sarılıp, amcaoğlum dediği “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” başlıklı videoları izlemenizi rica ediyorum.

İzleyemeyenler içinde aşağıdaki tarihi yazıya ve Malazgirt’i katkıları ile kazanan ve Anadolu’daki Müslüman devletlerden, Uz Türk boylarından, beyliklerden yardım alamayan, savaşı kazandıktan sonra Kürtleri yok sayan Alparslan’ın yine bir Kürdün elinden aldığı bıçak darbesiyle can vermesine bir bakalım derim…


İşte o yazı ve satır aralarında anlatmak istediğim;

1071 Malazgirt meydan muharebesi öncesinde Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Doğu Roma ordusunda Frenk, Ermeni, Norman, Slav, Abaza… gibi farklı uluslardan ve Müslümanlığı kabul etmeyen Hristiyan Peçenek, Uz Türk boylarının içinde bulunduğu bu dünyanın en büyük ordusunu kurup Anadolu’ya sefere çıkar. Müslümanları Anadolu’dan çıkaracaklarını, Anadolu’yu kendi valilikleri arasında paylaşacaklarını, bütün camileri kiliseye çevireceklerini ve Müslüman devletlerine kendi ülkem gibi hâkim olmadan geri dönmeyeceğini bildirmişti. 


Bunu haber alan Müslüman Selçuklu hükümdarı Alparslan Anadolu’daki Müslüman devletlerden, beyliklerden yardım talep eder. Bu çağrıya birçoğu şöyle cevap verir “Yeryüzünün en büyük ordusu Bizans ordusuna karşı durulamayacağını, yenileceklerini söyleyip” Alparslan’ın cihat çağrısına olumlu cevap vermemişlerdir. Kürtler, savaştan bir gün önce 25 Ağustos 1071’de Molla Yahya (Mele Yahya) 10 bin Kürt süvari savaşçı genciyle Alparslan’ın yanında yer alır.

Kürtlerin ileri geleni Mele Yahya (İmam Yahya) “Din kardeşlerimizin yanında cihat etmeye geldik.” demiştir.

Sultan Alparslan Mele Yahya’ya sarılır amcaoğlum “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” demiştir. 

 Yani; Malazgirt Muharebesinin kazanılmasında Kürtlerin büyük rolü olmuştur.

Tarihte ve günümüzde maalesef birçok kişi Kürtlerin, Batılı emperyalistlere karşı Türklere verdiği desteği yok saymakta ve Kürtlerin varlığını bile inkâr etmektedir.

Ve bir televizyon Programı sırasında “Malazgirt’te Kürtler yoktu” şeklinde ısrarla tweet atan takipçilere sinirlenen araştırmacı Murat Bardakçı, Malazgirt Savaşı’nda Kürtlerin rolüyle ilgili en önemli bilgi 13. yüzyıl yazarlarından Sıbt İbnü’l-Cevzi ismiyle tanınan Ebu’l-Muzaffer Yusuf’un “Mir’atü’z-zeman fi Tarihi’l-âyan” isimli eserinde şu şekilde geçtiğini söyler: “Az önce 10 bin Kürt de Sultan’a katılmıştı. Bununla beraber (sultan) Tanrı’dan sonra buyruğundaki 4 bin kişilik hassa askerine güveniyordu”. Şam’da yaşayan Sıbt İbnü’l-Cevzi, Malazgirt’ten yaklaşık 180 yıl sonra tarihini kaleme almıştır. Sıbt, 11. yüzyılın ikinci yarısına ait bilgileri 1088’de ölen Garsunni’me’nin “Uyunü’t-Tevârih” isimli eserinden almıştır.

Malazgirt Savaşı’na katılan Kürtlerle ilgili bilgi muharebeden yaklaşık 260 yıl sonra Kenzü’d-Dürer ve Câmiü’l-Gurer isimli bir eser yazan Memlük tarihçisi İbnü’d-Devaddari’de de vardır. Kenzü’d-Dürer’de bu konu “Sultan Alparslan’a Kürtlerden ve sâir kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da katılmıştı.” şeklinde geçer.



Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Malazgirt savaşında Türklerin yanında Kürtlerin de olduğunu söyledi. Ama Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve bir dönemde MHP’de Milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu ‘sadece devşirmeler vardı’ diyerek Davutoğlu’nu yalanlamıştı.

Dolayısıyla dün olduğu gibi bugünde MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve birçokları Kürtleri hep yok saymıştır. Peki, bir ırkı geçmişinden koparmak, yok sayma düşüncesi, Kürtleri asimile etme politikaları ve Kürt’e dilini yasaklamak mıdır kardeşlik?!.

1071 Malazgirt Savaşından önce de Malazgirt topraklarında Kürtler yaşıyordu. Malazgirt adı da Kürtçedir. Malazgirt adını kelime kelime ayırıp sonra bir araya getirdiğimizde gerçek ortaya çıkmaktadır. Kürtçe 3 kelimeden ortaya çıkmaktadır. Kürtçe de 1) Me (biz) 2) lez (tez, çabuk, erken) 3) girt (aldık) kelimelerinden oluşur. Yani Malazgirt’in kelime anlamı ‘Biz erken tuttuk’ anlamına gelmektedir.

Şimdi Kürtleri yok sayanlara soralım eğer Kürtler olmasaydı Selçuklular Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorunu yenebilirler miydi?

İdris-i Bitlis’inin önderliğinde Kürtler olmasaydı Osmanlılar Çaldıran Ovasında Safevileri yenebilirler miydi?

II. Abdulhamit döneminde Kürt Aşiretlerinden oluşan Hamidiye Alayları etkisiyle doğu sınırı güvenlik altına alınabilir miydi?

Türkler, Çanakkale Cephesinde, Sarıkamış ve Kurtuluş Savaşı’nda amcaoğulları, bugün ‘Et-Tırnakız’ denen ama yeri geldiğinde beyinciklerinin içindeki faşist düşünceler ile bugün terörist  ilan edilen ama Türkler gibi bu ülkenin sahibi olan Kürtlerin desteğini ve gerçek kardeşliğini görmüşlerdir.












HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







arşiv haber 06/09/2017 tarihi haber/yorum


Buda;


‘Çalınan Hayvanlarını Bulacağız’ Çetesi!


Hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan Ardahanlıların korkulu rüyası olan hayvan hırsızlarının çaldığı hayvanlar bulunamayınca yeni bir çete ortaya çıktı.


Alınan bilgilere göre geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda çalınan ve hala bulunamayan onca hayvanın bir türlü bulunmaması ve bu hayvanları çalanların yakalanmamasını fırsat bilen dolandırıcılar hayvanları çalınan köylüler arayarak ‘Sizin çalınan hayvanlarınızın yerini biliyorum, bu kadar para verirseniz hayvanlarınız size getireceğim’ diyerek hayvanlarını bulma umudunu taşıyan köylüleri ikinci kez perişan ettikleri öğrenildi.


15 Bin Liralık Hayvanlarını Bulmak İçin


3 Bin Lirasından Daha Oldu!


 


‘Çalınan Hayvanlarını Bulacağız’ çetesinin son kurbanı geçtiğimiz günlerde bir ineği ile iki danasını kayıp eden Yılmaz Yılmaz isimli vatandaş oldu.


Geçtiğimiz Çarşamba günü 15 bin TL. değerinde üç hayvanını çaldıran ve jandarma karakoluna bildirmesine karşı hayvanlarını bulamayan Ardahan merkeze bağlı Beşiktaş (Mucu) köylü Yılmaz Yılmaz’ı arayan ve Yılmaz’ın hayvanlarını yerini bildiğini, 3 bin lira veresi haline hayvanlarını bulup, getireceğini belirten dolandırıcı sonradan ortada kayıp oldu.


15 Bin lira değerinde ki hayvanlarının yanı sıra hayvanlarını bulma umuduyla 3 bin lirasında da olan Yılmaz Yılmaz gibi bir çok köylünün bu sahtekar ve dolandırıcıların eline düştüğü bilinen Ardahan’da yaşanan bu durum güvenlik güçlerinin çalınan ve her ne hikmetse bir türlü bulunamayan hayvanlarını bulma umudu yüzünde yaşandığı belirtilmekte.**Hırsızlar için işbirliği istendi..


*32/11/2016 Trihli Haber


Ardahan’da yaşanan ve bir çoğunun failinin ortaya çıkarılmadığı hayvan hırsızlıkları nedeniyle bir toplantı düzenleyen Ardahan Valisi İbrahim Özefe hırsızların yakalanması için vatandaşların güvenlik güçleri ile iş birliği içinde olmalarını istedi.

Bugüne kadar yaşanan hayvan hırsızlıklarının kaçının aydınlatıldığı konusunda bilginin verilmediği toplantıya hırsızları yakalamaktan sorumlu güvenlik güçlerinin amirleri, köy ve mahalle  muhtarları da katıldı.


Ardahan’da artış gösteren hayvan hırsızlığının önlenmesi ve vatandaşların hırsızlık olayları hakkında bilinçlendirilmesi amacıyla toplantı yapıldı.


 Toplantıya Vali İbrahim Özefe, Vali Yardımcısı Abdurrezzak Canpolat,  İl Jandarma Komutanı Albay Garip Gümüş, İl Emniyet Müdürü Ayhan Taş, ilgili kurum müdürleri, köy ve mahalle muhtarları katıldı.

 Toplantıda, İl Jandarma Komutanı Albay Garip Gümüş, hayvan hırsızlıkları ve alınacak tedbirler hakkında bir sunum yaptı.

 Vali İbrahim Özefe, ilimiz genelinde son günlerde hayvan hırsızlıklarının artış gösterdiğini, bunu önlemek için sürdürülen çalışmalar hakkında halkımızı bilinçlendirmek için toplantı düzenlendiğini kaydetti. Vali Özefe, daha sonra konu hakkında talepleri ve çözüm önerilerinde bulunmak isteyen muhtarları dinledi.

 Vali Özefe, Hayvan hırsızlıklarının önlenmesi için ilgili kurumlara ve güvenlik güçlerimize gerekli tedbirlerin artırılması talimatını verdi. Vatandaşlarımızdan bu konuda dikkatli olmalarını ve ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde hareket etmelerini istedi. 
**Ve Kar Ardahan Merkez de.. Göle’ye Kar Yağdı


*01/11/2016 Tarihli Haber


Doğu Anadolu Bölgesi’nde hava sıcaklığının 2 ila 4 derece düşmesiyle yüksek kesimlerde kar yağışı bekleniyor.


Ardahan‘da gece saatlerinde başlayan kar yağışı sabah saatlerinde etkisini arttırınca kent beyaz örtüyle kaplandı.

Akşam saatlerinde etkisini yitiren kar, günün aydınlanmasıyla beraber kentte tekrar etkili olmaya başladı. İş yerine gitmek üzere yollara düşen Ardahanlılar güne karla merhaba dedi. Kar yağışının beklenmedik bir anda geldiğini söyleyen vatandaşlar, “Batıda yazdan kalma hava yaşanırken biz güne karla uyandık ve kış şu an itibariyle başlamıştır” dedi. 



**Sahte Cumhuriyetçiler..


*Fakir Yılmaz/Ardahan


**YAZIYORSAM SEBEBİ VAR


Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyonun hemen ardından başta sanal da olmak üzere oturdukları yerlerinde hop oturup, hop kalkan sahte cumhuriyetçileri bir kez daha görünce bende Başkan Erdoğan gibi cumhuriyet rejiminden nefret etmeye başladım..

Çünkü Erdoğan gibi bir çok insan biliyor ki bugün sözde bağırıp, çağıranların bu ülkede 90 yıldır uygulandığı ileri sürülen cumhuriyet’i sadece kendileri ve yeddi sülale ailelerinin devlet işlerinde olması için kalkan olarak kullandığını iyi biliyor. 

Bun en son örneği sanki haberi yokmuş gibi dün ortaya çıkıp, ‘Ya nasıl olur, tutuklu ile avukatı beş gün sonra nasıl görüşür’ deyip, sözde tepki gösteren saraya gidip, topuk vuran Feyzioğlu oldu.. 

Başta Kürt sorunu olmak üzere onca sorun karşısında dilsiz şeytan olan bunların Özgür Gündem kapatılırken, onca gazete ve medya kuruluşunun yayınına son verilirken ses çıkarmadıklarını da bilen bu toplu ne çekmişse sahtekar cumhuriyetçilerden, sahtekar milliyetçilerden, sahtekar dincilerden çekmiş olduğunu da iyi biliyor..

Haydi oradan denilecek sözüm ona eylemleri takmadığı görünen başkan Erdoğna’ın bildiği ise benim gibi toplumun büyük kesiminin bu sahtekarlara olan hıncı ve kızgınlığı-dır..

Bunu da iyi tespit eden Başkan eline aldığı KHK’larla ortalığı toz duman ediyor..

Çok olduklarını belirtip, 50 bin cumhuriyet almayan, 9 bin özgür gündem okumayan, 5 bin Ortadoğu gazetesi okutmayan bu sahtekarların yalandan çırpınışı gerçek anlamda bir cumhuriyet bekleyen cumhurun da tepkisini almış ve bugün cumhurun başında olan adamın yaptıklarına ses çıkarmamaktadır..

Evet, basını susturmakla, medya kuruluşlarına el koyup, her geçen gün çamurlaşan havuza atmakla, öğretim üyelerini, öğretmenleri görevlerinden almakla, onlar gibi bir çok insanı hapse atmakla bu ülkenin iyi idare edileceğine inanan ama yanlış üzerine yanlış yapanlar gibi bu sahtekar cumhuriyetçilerde bugüne kadar yaptıkları yanlışların bedelini ödüyorlar..


**Trabzon-Konya-Ardahan Derneği..


Ardahan’ın bu ülkenin sınır, serhat kenti olduğunu, 75. plakasıyla Türkiye’nin 75. vilayeti olduğunu, Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısı ile Çıldır Aktaş Gümrük kapısıyla Kafkaslara açılan tek İL olduğunu, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP adlı doğalgaz ve petrol boru hatlarının geçtiği, ülkenin yanı sıra Doğu Anadolu Bölgesinin Karadeniz’e açılan kapısı olduğunu, 5 İlçesi, 234 köyü, valisi, belediye başkanları, oda, federasyonları, dernekleri olan bir kent olduğunu anlatmaya çalışan ve tüm Ardahanlılararın bu yönde duyarlı olmasını isteyen ve KAI denenlerle mücadele eden Ardahan Dernekler Federasyonun bu yönde ki çabasına inatla direnenler ve anlamayanlar gelin o zaman Trabzon-Konya-Ardahan yada Çanakkale-Gaziantep-Ardahan Derneği de kuralım..


**Cumhuriyet Bayramı..


Herkesin kendi bayramını kutlamaya başladığı bir süreçte 93 yaşına giren Cumhuriyet rejimi Ardahan başta olmak üzere tüm ülke genelinde çeşitli etkinlikler ile kutlanmaya başlandı.

Devleti yönetenler ile muhalefetin ayrı ayrı etkinlikler ile kutladığı cumhuriyet ve diğer bayramlarda bile bir araya gelemeyip, ayrışımlar içinde olan siyasiler ülkenin birlikteliğinden bahsetmelerinin ne kadar samimi bir davranış olduğunu da sorgulatmakta..

Çünkü dünya da bulunan bir çok ülkenin tam anlamıyla uygulamaya koymak istediği cumhuriyet bayramında da bir araya gelmekten kaçınan bir iktidar ve muhalefet oldukça birliktelikten bahsetmek gerçek bir cumhuriyet anlayışımdan bahsetmek kadar zor olduğunu görüp, yaşamaktayız..


**CUMHURİYET SİSTEMİ..


Benimde destek verdiğim ama içeriği hala bilinmeyen, saklanan ve ‘Türk usulü’ denilip geçilen başkanlık sisteminin yoğun şekilde tartışıldığı bir süreçte 93 yaşına giren Türkiye’nin yönetim anlayışı cumhuriyetin değeri de bir o kadar tartışılmakta.


Ülkenin gün geçtikçe uzaklaştığı ileri sürülen bu rejimin adının cumhuriyet olduğu ama cumhur denilenlerin yani halkın değil bir adamın yani bir başkanın yönetmesinin daha anlamlı olacağını ileri sürenler ile 93 yıldır bir türlü cumhura gerekli değeri vermeyip, onların sırtında kendi cumhuriyetlerini kuranların kavgası zaten doğru dürüst ortaya konulmayan cumhuriyeti de bir hayli yıpratmış gibi.


Yorgun bir cumhuriyetin bunca yaşananlara bugüne kadar dayanması da cumhurun kendisinin yönetim anlayışının gerçek anlamda bir cumhuriyet olması gerektiğinden olmalıdır.


Öyledir de;


Çünkü 93 yıldır yarım yamalakta olsa uygulanmaya çalışılan cumhuriyetin nimetlerinden faydalanıp, onu ortadan kaldırmak isteyenlerin bile sığındığı bir limandır cumhuriyet..


Bu nedenle; Bugün 93. Yıl dönümünü kutladığımız cumhuriyet daha çok yaşayacak ve daha nice 93’leri devirecek olduğunu da biliyorum..


Nedeni de bu ülkenin her bir ferdinin cumhuriyet anlayışı ile büyüyüp, ölmesindendir..


Bu nedenle; Bu ruhu, Cumhuriyeti ve onu koruyup, kollayan cumhuru değiştirmek, ortadan kaldırmak, tek adam sistemli başkanlığa özenmek beyhudedir..


Kısacası; ‘Yaşasın cumhurun tüm haklarının korunduğu bir cumhuriyet için mücadele verilen Cumhuriyet sistemi’ denilmeli diye düşünüyorum..


Cumhuriyet Bayramınız 


Kutlu Olsun