İslamofobinin başladığı yerde Atatürk’ün barış imzasını attılar


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Buradan tüm dünyaya barış mesajları veren AKDEV Genel Başkanı Gül Karyaldız, Oculus kompleksindeki özgürlüğe kanat çırpan güvercin anıtının, adeta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ veciz sözüyle vücut bulduğunu söyledi.

Müziğin evrensel diliyle Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan New Yorklu Türklere Amerikalıların da kendi danslarıyla eşlik ettiğini anlatan Gül Karyaldız, bilim insanları Rıza Can Berkan ve Deniz Özenbaş ile konserde emeği geçen Başkan Ülkü Rowe’ye, Müzik Direktörü Fuat Caner Tokgozol’e ve koronun kurucusu merhum Nedim Katgi’ye teşekkür etti.


Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde savaşlar ve iç karışıklıklarının yaşandığını vurgulayan Karyaldız, “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 99. Yıldönümünü 11 Eylül’de İslamofobiye dönüşen Dünya Ticaret Merkezi saldırısının yaşandığı Oculus kompleksinde New York Atatürk Korosu ile birlikte kutladık. Büyük ilgi gören konserde Türk Amerikan dostluğu bir kez daha kenetlendi. Buradan tüm dünyaya barış mesajları verirken yaşanan savaşların ve iç karışıklıklarının da biran önce sona ermesiyle dünyada barışın hakim olmasını diliyorum. Bir asıra 1 kala yüreği Cumhuriyet sevdası ile çarpan herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum” dedi.



NÜKLER VE KİRLİ BOMBA YETMEZ KİMYASAL..


Yazıma başlamadan önce dezenformasyon yani 3 yılık hapis hediyeli yeni sansür yasasının hem de meclise geleceği gün Kılıçdaroğlu’nun durup, durduk yerde ‘gelin dokunulmazlığı kaldırılalım’ deyip Demirtaş ve onca insanın hapis edilmesine neden olan çıkışı..

Bunun ardından yine aynı Kılıçdaroğlu’nun durup, dururken başörtüsü çıkışı ve bunun hemen ardından hem de kömür madeninde can veren 41 insanın ölüm nedeni tartışılırken önce AK Partili Mahir Ünal’ın ‘Türkçe ile bir düşünce üretemeyiz sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz’ satırları ile biten ama hala tartışılan tezi.. 

Şimdide tutuklanan TBB Başkanının ‘kimyasal iddiaları araştırılsın’ demesiyle oluşan gündemin suni bir gündem çabası olmasından öte bir şey olmadığı gibi bunların hem bu ülkenin gerçek gündemini saklamak, hem de bu ülkede yaklaşan seçim öncesi oyları düştüğü iddia edilen iktidarın lehine yaramaktan öte başka bir işe belirtmek isterim.

Çünkü bu son üç tartışamaya baktığınıza da mağdur rollü oyununun devam ettiği ve buna birlerinin bu tür çıkışları ile çanak tuttuğunu anlamak için dezenformasyonun nasılı olup, havuz, sağcıdan daha sağcı hatta faşist ulusalcı, sağcı, muhafazakâr basın ve medyasının aracılığıyla iktidar lehine enformasyona dönüştüğüne bakmak yeter hatta artar.

Şimdi günün yorumuna dönecek olursak;

Nükleer silah kullanacağı ileri sürülen ve bu yönde birde tatbikat düzenleyen Rusya’nın da Ukrayna’nın “kirli bomba” kullanacağını iddia ediyor. ABD, İngiltere ve Fransa’da askeri yetkililer ile temasa geçti. Önce Kiev Moskova’yı nükleer saldırıya hazırlanmakla suçlarken, şimdi Moskova’nın “kirli bomba” iddiası gündeme düşmüşken Kimyasal Silah iddialarının araştırılması gerektiğini belirten Tabipler Birliği Başkanı önce gözaltına alınıyor ve daha bu yazım bitmeden tutuklanıyordu.

Ve bu haberlerin hemen ardında yani bu yazı yazılırken ‘TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “TSK kimyasal silah kullanıyor” sözleri nedeniyle gözaltına alınıp, tutuklanması yeni bir gündem yaratırken, Aşiretlerin ‘Falan aşiret derneği yetmedi federasyon hatta konfederasyonu’ kurduğu ülkede Adalet Bakanı Bozdağ’dan dikkat çeken bir açıklama daha geliyordu.




Bakan Bozdağ, “Hem Türk Tabipleri Birliği hem mimar ve mühendisler odalarıyla ilgili yeni bir hazırlık yapıyoruz. Yeni düzenleme hazırlığı başladı, Kabine’ye arz edilecek” diyordu.

Evet, gerçek bir savaş denen Rusya ve Ukrayna arasına süren savaşta Nükleer ve Kirli denen bombaların kullanılıp, kullanılmayacağını konuşan dünya TBB Başkanının apar, topar gözaltına alınıp, İstanbul’dan Ankara’ya götürülürken Türkiye’nin adı da Kimyasal silah tartışmalarıyla bir anda tüm dünya gündemine hem de devletin ama hükümet kimse onun olan TRT, diğer bir cemaatin olan TGRT ve havuzun içinde bulunan gazete ve televizyonlar yetmedi internet haber siteleri aracığıyla giriveriyor.

Yani, ‘kaş yaparken göz çıkarmak bu’ denecek bir panikle çoğu kimsenin o yakada ne oluyoru bilmediği halde çok akılı birileri adalet, hak, hukuk tanımama tez canlılığı yüzünden başta adalet, basın özgürlüğü ve ekonomi olmak üzere birçok konuda dünyada ki ülkeler sıralamasında gün geçtikçe puan kayı eden ülkeyi daha zorda bırakıveriyor.

Ve PKK başta olmak üzere bu ülkenin düşmanı olarak algılanan tarafların yapamayacağı kirli reklamı kendi elimizle bize yaptırılıyor.

Kısacası önce basın özgürlüğü ardından başta kömür ocaklarında olmak üzere birçok alanda yaşanan olumsuzluklara bir yenisini TBB Başkanını hem de sadece iddialar araştırılsın dediği için basın ve medya şowları ile gözaltına alıp, kameralarla birlikte Ankaralara götürmekle kimyasını bozdukları ülkeye yarar değil, zarar verenlerin kullandığı onca kirli enformasyonla ülke içinde ki gerçek gündemi kısa sürelikte olsa unutturmaya çalışırlarken dünya normlarında zaten zorda olan ülkeyi dünya gündemine oturtmaları ne kadar doğru bilmem ama birileri bir taşla bir kaç kuş vurularken o kuşların bizim başımıza düştüğünü de görmek gerek..


Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


arşiv haber 28/11/2015 tarihli haber/yorum


CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP


Bir dönem Demokratik Sol Parti’den Çıldır İl Genel Meclis Üueliği de yapan Çıldırlı vatandaş Nejdet Kanbir’de cumhurbaşkanına mektup var; İŞTE O MEKTup


CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP 


Sayın Cumhurbaşkanım, aşağıdaki mektubu basın aracılığı ile yayımlamadan önce 09.11.2015 günü posta yoluyla size gönderdim. Ancak size sunulmayacağını öğrenince, basın aracılığıyla ulaştırmayı gerekli gördüm. Neden bu yolu izlediğimi yazmadan önce mektubu sunmak istiyorum. 


***


Sayın Cumhurbaşkanım,


13. Muhtarlar Toplantınızdaki konuşmanızı dinlerken, kullandığınız bir değerlendirme, uyarı cümlesiyle irkildiğim için yazıyorum.


Aslında günlerdir yazıp-yazmamak arasında muhakeme içerisindeyim.  Ama bir yurttaş duyarlılığımın yanında 4 çocuklu bir ailesi olan biri olmamın yazmaya karar vermemi sağladığını söylemeliyim. Çocuklarım küçük, henüz savaşamazlar.


Konuşmanızın bir yerinde şöyle diyordunuz. “  …  Niye Suriye işine girmişiz, dış politikamız yanlışmış. Ne olacaktı? Aynen batı gibi biz de onların ölümünü mü bekleyecektik, ona seyirci mi kalacaktık? Yarın, aynı şeyler bizim de başımıza gelebilir”  Son cümleniz beni irkiltti. İşte bir baba olarak beni korkutan bu son cümleniz; “Yarın, aynı şeyler bizim de başımıza gelebilir”!


Bir bildiğiniz, bir beklentiniz, bir öngörünüz, bir planınız mı var ülkemiz için?


Suriye’nin başına gelenler başımıza gelebilir mi?


Kaç yıl çeker?


Sınır kenti Ardahan’da yaşıyorum.


Eğer, çocuklarım, ülkeleri için savaşacak yaşa gelebilecek kadar uzaksa dert etmeyeceğim.


Yok değilse, Suriye’nin başına gelenler, başımıza gelmeden, ‘belki komşularımız kapılarını bize açmazlar’ endişesiyle, şimdiden ailem için geçici bir yurt aramak istiyorum.


Lütfen, kullandığınız bu cümlenizden ne anlamalıyız, açıklar mısınız?


Yukarıdaki sorularıma cevabınızı, ülkem ve dünya için savaşsız yarınlar temennisi ile bekler, yüce makamınızı derin saygılarımla selamlarım. 09.11.2015


Nejdet Kanbir


 ———————–



TC. No: 249………….


Tel No: 0531 557 78 79


Adres: Yakınsu Mahallesi   Çıldır/ARDAHAN


***


Bu mektubun iade kartında 16.11.2015 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarfından teslim aldındığı görülmektedir. Mektupla ilgili olarak, 17.11.2015 günü saat 13.12’de isminin Metin Yener olduğunu söyleyen biri tarafından telefonla ve 312-525 55 55 nolu hattan arandım.Yaklaşık 5 dakika süren bu görüşmeden anladığım, bu mektubun size gösterilmeyeceği, aranmamın da cevap niteliğinde olduğudur. 


Arayan kişi, kendisinin “Cumhurbaşkanının yazı ekibinden” olduğunu söylediğini,


Mektubun yazılmasına vesile olan “Yarın, aynı şeyler bizim de başımıza gelebilir” cümlesini “abarttığımı”,


Bu cümlenin “uyarı” nitelikli olduğunu söylediler. Ben ise cevabın yazılı olmasını arzu ettiğimi, yazının makama sunulmasını arzu ettiğimi söyledim. Ancak bunların mümkün olmadığını söylemeleri üzerine, “sizin böyle bir cümleyi Cumhurbaşkanımıza yazıp okutmanızı doğru bulmuyorum…” demem üzerine,  


“Olamaz mı? Selçuklunun başına gelmedi mi? Osmanlının başına gelmedi mi?  Bizim de başımıza gelemez mi?” demeleri üzerine, ben de kendilerine, “biz, bir Cumhurbaşkanının, “benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü söylediğini biliyoruz, şimdi de Cumhurbaşkanımızdan böyle bir yaklaşım duymak isteriz…” dediğimde telefondaki Metin Yener olduğunu ve Cumhurbaşkanının yazı ekibinden olduğunu söyleyen kişi, telefonu, hiç bir cümle kurmadan kapattı. Dönüp aradım. Ancak saat 14.40’ta, yaklaşık ikibuçuk saat sonra düşürebildiğim hattan yaptığım görüşmede, santral memuru,  Metin Yener diye birini bilmediklerini söyledi.


İnternet üzerinden yaptığım araştırmada 


http://www.milliyet.com.tr/1999/01/20/siyaset/siy03a.html   ‘Başbakanlık’ta Hizbullahçı var’


Petek US – ANKARA haberinde şu satır yer alıyor;  Metin Yener: MGV’nin Gazi Üniversitesi yapılanmasında bölüm başkanı.


ayrıca, güncel olarak


http://www.basbakanlik.gov.tr/forms/_global/_primeministry/pg_Org02.aspx adresinde  şu bilgi yer alıyor. Birim yöneticisi Metin YENER Personel ve Prensipler Genel Müdürü Telefon 312 – 403 57 00


Mualesef bu telefonu 2-3 günde bir olmak üzere üç kez aradım ve not aldırmama rağmen, talep etmeme rağmen Metin Bey, dönmediler. 


Sayın Cumhurbaşkanım, şu an sorularım artmış durumda. 


Örneğin, Suriyenin başına gelenlerin, ‘bir diktatörün insanlarına zulmetmesinden kaynaklandığını’ hep duyarız ve sizin metin yazıcılarınız bunu bilmez mi ki, sıradan bir cümle imiş gibi metne yazarlar?


Vatantaş için, hizmet için var olduğunu söylenen makamlar büyüdükçe mütevaziliği artması gereken bürokratlar, yetkililer tam tersi bir tutuma mı sürükleniyorlar? 


Birisi telefon adabına aykırı davranışla görüşme sonlandırıyor, bir diğeri defaten talep edilmesine rağmen, bir görevlisine dahi aratmıyor!


Üzüntü ve kaygı içide bir yurttaş olarak tekrar saygılarımı sunarken yanıtlanmayı bekleyen sorularımı iletebilmiş olmayı umuyorum.  Nejdet Kanbir