KAPISI GİBİ UNUTULAN GÖL AKTAŞ!





MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


Gürcistan sınırında yüksek platoda tektonik özellikte sodalı bir göl olan ve Gölün üçte biri Gürcistan, geri kalan kısmı ise Türkiye sınırları içerisinde bir Göl olan Aktaş Gölünün yanı başında bulunan modern ama beklenen ithalat ve ihracatın olmadığı Aktaş Gümrük Kapısı gibi sınır da yalnız ve ilgisiz beklerken, bu durumun başta gölün yanı başında bulunan köylüleri ve bölgedeki gazetecilerin sadece bir göl varmış gibi Çıldır Gölüne gösterdikleri ilgiyi bu göle karşı duyarsızlığı dolayısıyla yaşandığı dikkatlerden kaçmıyor.


**İstanbul Boğazı Gibi Oda Adalar Gölü..


İçerisinde irili ufaklı çoğu kayalık 12 adacık bulunan Gölün güney kıyısında Çıldır ilçesine bağlı 80 – 120 haneli Kenarbel ve kuzeybatı doğrultularında Öncül köyleri, kuzeydoğu kıyısında 20-50 hanelik Gürcü (Garzak) köyü bulunmaktadır. Gölün kuzey kıyısında inşaatı 1990’lı yılların sonlarında tamamlanmış ancak hizmete girmesine karşın istenen performası orataya koyup, bölge ekonomisne can vermeyi değil göçü bile durduramayan Aktaş Gümrük ve sınır kapısı bulunmaktadır.           



Göl genel olarak eriyen kar suları ile beslenmektedir. 1990’lı yılarda Kura nehrine açılan taşkın kanalı ile suyun bir dış havzaya akışı sağlanmıştır. Bu nedenle göle nehirden balık girişi olduğu düşünülmektedir.


Derin bir çanak görünümünde olan Gölün etrafı meyilli otlak ve kısmen kuru tahıl alanları ile çevrilidir. Türkiye tarafında hiç ağaç olmazken Gürcistan sınırında küçük bir alanda doğal ağaçlık yamaçlar bulunmaktadır. Gölün kuzeybatı kıyısında Kura Nehri’ne açılmış taşkın kanalının ağzında 15–20 hektarlık sazlık alan bulunmaktadır. Göl içindeki küçük adacıklar genellikle kayalık olup kısmen bitki örtüsüyle kaplıdır.


Türkiye’de tepeli pelikan (Pelecanus crispus) ve ak pelikanın (Pelecanus onocrotalus) bir arada ürediği tek yer olan göl, kadife ördeğin (Melanitta fusca) Türkiye’de bilinen en büyük popülasyonunu barındırır. Göldeki üç adacık üzerindeki yoğun çalılıklar yırtıcılar için önemli üreme alanı oluşturmaktadır.


ADA’da çayır delicesinin (Circus pyagrus) 10-15 çift ürediği tespit edilmiştir.


**KAZ GÖLÜ AKTAŞ..


Doğal meralar biçilerek hayvan yemi olarak kullanılmakta ve büyükbaş hayvan otlatılmaktadır. Tapulu arazilerde ise genellikle kuru tahıl tarımı yapılmaktadır. Gölde balık avcılığı çok sınırlı olarak (bir köylü tarafından) ihtiyaç amaçlı yapılmaktadır. Haziran ayında büyük ada üzerindeki otlar köylüler tarafından biçilerek satılmaktadır. Bahar aylarında boz kaz (Anser anser) yumurtaları köylüler tarafından toplanmakta ve evcil kazlar altında kuluçkadan çıkartılarak ihtiyaç amaçlı yetiştirilmektedir.


Yanı başlarındaki doğal hazineden habersiz olan ve tanıtımı için parmaklarını kıpırdatmayı düşünmeyen Kenarbel köyü, göle kıyısında tek yerleşim alanıdır. Yoğun olarak dışa göç verdiği için köyde bugün yalnızca elli hane yaşamaktadır. 


Unutulan Aktaş Gölü, sınırdaş bir alanda olduğu için birinci derece sınır güvenlik alanı kapsamındadır. Bu nedenle insan faaliyetleri çok sınırlıdır. Ancak yanı başında yapılan ve kanalizasyonunun akıtıldığı ileri sürülen Çıldır Aktaş Sınır kapısı alan için ciddi tehdit oluşturabilir. Ancak Cilvegözü sınır kapısının yoğunluğunun büyük bir kısmının bu tarafa kayacağı yetkililer tarafından belirtilmektedir. Bu durum kuşkusuz bölgedeki karayolu trafiğini alışmadık şekilde arttırarak etrafındaki gelişimi teşvik edecektir.


**Kanalizasyon ve Hayvan Gübresi Öldürüyor..


Alandaki diğer sorun ise hayvancılık kökenli olup daha çok gölde etkisini yaz ortasında havaların ısınması ve göl suyunun çekilmesi ile göstermektedir. Aktaş Gümrük Kapısı ve Lojmanlarının hayvan dışkılarının yağışla göle ulaşması ve birikmesinden dolayı alg patlamaları görülmektedir. Bu dönemlerde gölden su içen büyükbaş hayvanların siyanür zehirlenmesinden ölümü yaşanmaktadır. Çıldır Gölü de aynı sorunla karşı karşıya kalmaktadır.


Sınır bölgesi olması nedeni ile kara avcılığı gölde yoktur. Göldeki adacıklara otlatmak üzere bırakılan büyükbaş hayvanların yaban hayatı üzerinde olumsuz etkisi olabilir


Kaz yumurtalarının toplanmasının üreyen kaz varlığı üzerine olumsuz etkisi olabilir ancak bu durumun bir araştırma yapılarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.


Koruma Çalışmaları: Doğa koruma veya arkeolojik amaçlı bir koruma statüsü bulunmamaktadır. Ancak birinci derece sınır güvenlik alanı olduğu için göle insan girişi sınır komutanlığından alınan özel izinle gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle insan faaliyetleri yok denecek kadar azdır. Bu da gölün istendiği şeklide tanıtılmasına engel olan en önemli sorunlardan biridir.



KOTAYI DOLDURMA TELAŞI..


İyi bir kurtçu yani ülkücü olan gazeteci meslektaşım Yüksel Ercan’ın zevkle okuduğum köşe yazılarından sonuncusu “Kimse kimseye güvenmeyince” başlıklı yazısında benim de sıkça rastladığım bir trafik polisiyle olan diyaloğuna çok güldüm kendi halimize acırken.

Çünkü Ercan’ı durduran ve “kimlik belgenizi verebilir misiniz?” demesiyle başlayan tartışmanın Avrupa’ya kadar gittiğini okuyup, gülerken benim son trafik kontrolünde Ercan’ı çeviren trafik polisinin meslektaşı ile aramızda geçen sohbette polisin Temel fıkrasına benzeyen “Abi kotayı doldurmamız gerek” deyip takmayı unuttuğum emniyet kemerini göstererek aldığı belgeleri arkadaşına verirken kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Bense kendi kendime kızarak nasıl oldu da unuttum derken.

 Ve arkadaşını dinleyip SİHA hızıyla kestiği ceza makbuzunu bana takdim ediyordu. Bir yıla yaklaşan pandemi yasaklarıyla adeta perişan olup kapı kapı gezerek istenen siparişleri getiren kuryelerin esir olduğu banka kredi kartlarını çeken post makinalarının polis tarafından kullanıldığına da şahit olurken.

Bu arada yediğim cezanın haklılığının yanında kotayı doldurmasına sunduğum katkıya da üzülmedim değil. Üzülmeme neden olan cezayı yeniden bana hatırlatan gazeteci meslektaşım Yüksel Ercan’ın yazısı ardından GARA operasyonu sonrası durum değerlendirmesi yapan İçişleri Bakanı Soylu’nun gergin yüz hatlarından bundan sonra yaşanacakları anlıyor gibiydik. 

Zira kota doldurmanın sadece trafikte değil, hızla başlatılıp önce bizzat Milli Savunma Bakanı ağzından yapılan açıklamada,  ’13 sivil vatandaşımız’ denilen sonra da Malatya Valiliği tarafından yapılan diğer bir açıklamada ‘polis, asker, mit görevlisi’ denen ve aniden sonlandırılan yürek yakan operasyon ardından eş genel başkanları milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri, sempatizanları zaten içerde olan HDP’ye yönelik yeni operasyonlardan anlıyorduk, kota olmasa da tıka basa olan nezarethaneler dolarken…




Evet, yazımı bitirirken meslektaşım Yüksel Özcan’ın ‘
Kimse Kimseye Güvenmeyince..‘ başlığı ile ele aldığı o yazının aşağıdaki kısmı değil mi yukarıda ve bugüne kadar yaşadıklarımız bizlere anlatan bilmem ama bir göz atalım o yazıya diyerek bitirelim bugünkü yazımızı..


‘Bir kaç yıl önce olduğu gibi aracınızı durduran Polis artık “Lütfen Ehliyet ve Ruhsat” demiyor, bunun yerine “Kimlik Belgenizi verebilir misiniz” ricasında bulunuyor.


Birkaç gün önce araç kullanırken yine aynı saatlerde ve aynı noktada trafik polisinin “Sağa yanaşın “şeklindeki el işaretini görünce “tamam” dedik, aracı park ettik, aşağı indik, görevli arkadaşın “Lütfen Kimlik Belgenizi verin” ricasına bir anda “Kimlik belgesini vermeyeyim bunun yerine Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaramı söyleyeyim” teklifinde bulunduk.


Bizim “Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numaramı söyleyeyim” teklifimiz karşısında görevli arkadaşın “Beyan ile olmaz, lütfen Kimlik belgenizi ibraz edin” ısrarına biraz daha “olmaz, beyanımı kabul edin” şeklinde talebimiz kabul görmeyip üstüne üstlük görevlinin gözünde yavaş yavaş “kanun Kaçağı” durumuna da düşmemizin yakın olduğunu anlayınca çaresiz kimlik belgemizi çıkarıp verdik.


Görevli polis memuru bilgilerimize bilemediniz yarım dakika içerisinde bakıp “Beyefendi herhangi bir olumsuzluğunuz yok, Kimliğinizi ısrarla neden vermek istemediğinizi işin doğrusu anlayamadık, sebep ne.?” diye sorduğunda muhatabımıza “Avrupa Ülkelerinde görevliler ya da yöneticiler vatandaşın beyanlarına güveniyor, Sizlerin de artık vatandaşın beyanını doğru kabul edip çalışmalarınızı buna göre yapmanız gerekir” dediğimizde görevli beklediğimiz cevabı anında yapıştırdı” İyi de Avrupalı dürüst, onlar yalan söylemiyor ki..!!!”


Aldığımız cevap karşısında şaşırmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz,


Evet, aldığımız bu cevapta ‘Kimse kimseye güvenemeyince yaşananlar acı verir tüm topluma, ülkeye, pamuk ipliği kadar incelen kardeşliğe’ demekten başka ne denir ki?..




Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Aktaş’a Kaya’da Sahip Çıktı..


arşiv haber 11/07/2015 tarihli haber


Hiç gündemde yokken gazetelerimizce gündeme getirilen ve 4 yıl boyunca üzerinde ısrarla durulan Çıldır Aktaş Gümrük Kapısına sahip çıkılmaya devam ediliyor. Aktaş’ın nerede olduğunu bilmeyenlerin bile ‘Aktaş’ı ben açtırdım’ diyerrk önünde poz verdiği şu günlerde Ardahan eski milletvekillerinden Saffet Kaya’a da yaptığı yazılı açıklamada Aktaş’ın kendi döneminde açıldığını ileri sürdü. İşte Kaya’nın konuyla ilgili o açıklaması;


**Aktaş Sınır Kapısın da Bir Hakkı Teslim Etmek


1995 Yılından Bu Tarafa Süren Bir Serüven Aktaş Sınır kapısının Açılması ve Bu Kapının Açılmasında Emeği Geçenlerin Haklarının Teslimi


1995 yılında kara hudut kapısı ilân edilen sınır kapısının Gürcistan tarafındaki karşılığı Kartsakhi Hudut Kapısı’dır. Kapı, Çıldır İlçe merkezine 20 km ve Ardahan İl merkezine 65 km uzaklıktadır.

 

1993-1994 Yılında O dönem Ardahan Milletvekili Olan Saffet kayanın yoğun Temasları sonucu Ardahan da Sınır kapılarının Açılması ve Ardahan Ekonomisinin bu yönde canlanması girişimleri O günkü hükümet nezdinde Kabul görmüş Gerek Suleyman Demirel Gerekse Tansu Çiller Saffet Kaya nın girişimleri ile Ardahan a getirilerek yerinde incelenmesi sonucu bu iki kapının da açılması kararlaştırılmıştı.

 

 Yapılan çalışmalarda Ardahan Milletvekili Saffet Kayanın Hükümet nezdinde devamlı gündem de tutmasından dolayı Gümrük kapılarının her ikisinin de bina ve Türkiye Tarafındaki Yol yapımları bitirilmiş ve 1995 yılında açılma aşamasına gelmişti.  

 

Aynı yıllarda Azerbaycanda ki karışıklık nedeniyle 1995 yılının Temmuz Ayında Posof Türközü Sınır kapısı Açılmış ve Sınır ticareti yapılarak halkın yoğun ilgisi olmuş ve bu sınır ticaretinde Mozot ticareti önemli bir yer almış Ardahan halkı Adeta Nefes Almıştı.

 

Aktaş Sınır kapısının ise Açılması ertelenmiş Artık o günden sonra 4 ülke arasında bir siyasi koz olarak kullanılmaya başlanmış ve her seferinde birşeyler bahane edilerek bir türlü açılma olanağı sağlanmamış Çıldır Halkı ise hiçbir siyaset gözetmeden Tüm Çıldırlılar olarak her platformda bu kapının açılması için tek vücut olarak çalışmalarını sürdürmüştü.

 

Şimdi Aktaş Sınır Kapısının bu Kısa Hikayesine değindikten sonra bir hakkı da teslim etmek gerekir. Aktaş Sınır kapısının Açılması faaliyete geçmesi için Ardahan da Siyaset Yapan ve Mücadele eden Tek kişi varsa o da Saffet Kaya dır.

 

Bu gün ben Çıldırlı Olarak Çıldır halkına Çıldır da Siyaset yapanlar a  çok kırıldım biz bu güne kadar bu Kapının Açılması için Hiçbir siyasi ayrım yapmayarak 1995 yılından bu tarafa hep birlikte el birliği ile Kapı açılsın diye çalıştık durduk tüm çalışmalarımızda şöyle bir hafızanızı yoklayın her zaman kimin kapısını çaldık Siyasetcı olarak Her zaman Saffet kayanın Kapısını çaldık ve o kişide herzaman yanımızda oldu ve bizimle beraber mücadele etti.

 

 Ne Yazık ki Bu gün Açılışa Davet Etmek hiç birimizin aklından geçmedi. Belki Ben bunu yazarken birileri der ya Saffet Kaya ne yapmış ki İsterseniz ne yaptığını da bir zat benim bildiğimi sizler le paylaşayım

 

Saffet Kaya nın 2010 yılına kadar neler yaptığını yukarıda bahsettim 2010 yılından sonra Aktaş Sınır kapısına Neler Yaptığını da açıklayım 2010 yılında dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımı Çıldır a Getirerek Aktaş Sınır kapısına Kadar Götürdü ve Binali Yıldırım Çıldır da Açıkladığı Gibi Aktaş Ardahan Arasındaki Duble Yol Yapımını Projeye Aldırdı ve Yol Yapımı başladı bitti. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcıyı Çıldıra Getirerek Sınır kapısının açılması gerektiğini bir zat yerinde inceledi ve Hayatı Yazıcı ile Ankaradaki Yaptıkları Çalışmaları TOBB başkanı Rifat Hısarcıklıoğlu ile paylaştılar Projenin TOBB a yaptırılması kararlaştırıldı

 

 2010 yılında TOBB başkanı Rifat Hisarcıklıoğlunu Ardahan ve Çıldıra Getirerek Yerinde Proje yaptırılarak Aktaş Sınır kapısını tüm tesilerinin TOBB ine yaptırılmasını sağladı ve yapıldı . Aynı Zaman da 2011 yılında YPK lundan Aktaş Sınır kapsının Açılması İçin Onay Çıkarttı

 

Yine 2010 yılında Dönemin Dış İşleri Bakanı Bu günkü Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Gürcistana giderek Gürcistan tarafındaki yolun yapımı nı bir ABD firmasına verdirilmesini Sağlayıp ABD firmasın a yaptırılması sağlanmıştı.

 

Bu Kadar Uğraşı vererek Aktaş Sınır kapısının Açılmasında Etkili olan Ardahan da Tek Siyasetci olduğunu bildiğimiz bir kişinin hakkını da vermek gerekmektedir. Bu gün Orada Bulunan ve Bu kapının Açılışında kordele kesenlere sadec o kordele kesmenin nasip olduğun bilerek Bu Kapını Açılmasında Bu güne Kadar yani Yaklaşık 20 yılı aşkın bir sürede bu seviyeye gelmesinde katkısı olan Tüm Ardahanlılara Çıldırlılara Teşekkür Ediyoruz