KARASU DA KARA HABER!.. Göleli genç Kocaali'da Denize girdi, eve ölü geldi..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..


İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


Sakarya’nın Kocaali ilçesinde arkadaşlarıyla serinlemek için girdiği denizde boğulma tehlikesi geçiren Göleli genç, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay, Kocaali ilçesi Alandere sahilinde saat 15.30 sularında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, arkadaşlarıyla serinlemek isteyen Ardahan Göleli olan İtsanbul’da oturan 25 yaşındaki Serkan Akçelik, denizde oluşan akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Durumun haber verilmesi üzerine bölgede görev yapan cankurtaranlar tarafından boğulmaktan son anda kurtarılan genç sahil kenarına çıkarıldı. Sahil kenarında yapılan ilk müdahale sonrasında sağlık ekiplerine teslim edilen 25 yaşındaki Akçelik, Kocaali Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen Akçelik, kurtarılamayarak hayatını kaybetti.



KÖTÜNÜN İYİSİ PARTİSİ..


 


Son istifa kararından sonra gündemden ve gözden düştüğünü kendisi de kabul eder gibi bir yüz ifadesiyle yeniden gündeme ve göze gelme çabaları içinde olan ve bunu da Anayasa Mahkemesi Başkanına yaptığı göndermeler ile ortaya koyan Soylu gibi bir zamanlar İçişleri Bakanlığı da yapan kadın Genel Başkan Meral Akşener’in başında bulunduğu İYİ Parti,  kurultayına seçimlerde destek veren iki partiyi davet etmemiş.


Bakanlık sürecine baktığınızda da Soylu’yu geride bırakan Akşener’in özellikle Kürt seçmeni derinden yaralayan bir anlayışla yaptığı bakanlığından kalmış huyunu gölgelemek için de MHP’yi davet etmeyerek HDP’ye ”sadece seni değil senin gibi keskin olan MHP’yi de davet etmedim” demeye de çalışmış gibi.


Evet, Türk siyasi hayatının değişmez iki yüzlülüğünün son bir örneği olan bu duruma baktığımızda aynı partinin oy ve destek aldığı iki partiye de yanlış yaptığını görmekteyiz. Çünkü MHP’nin tabanının dün demediğini bırakmadığı Erdoğan ile bir araya gelen Bahçeli’ye olan sitem ve kızgınlığını ortaya koymak için kendisine yöneldiğini görmek istemeyen Akşener’li İYİ Parti son yerel seçimler de kendisinin de içinde olduğu ittifaka en büyük desteği veren HDP’yi ve  MHP’yi de davet etmeyip, CHP’nin başını çektiği ittifakın hatırı için bunu saklamak istediği bir gerçektir…


Gerçi aynı durumu yani HPD’ye samimi olmadıklarını ama oylarına muhtaç olduklarından zora ki ittifak oluşumunu kabul etmek zorunda olduklarını tabanına ve Türk, Milliyetçi seçmene anlatmaya çalışan CHP’de İYİ Parti’den aşağı kalmıyor ya oda başka bir eleştirilecek durum olarak karşımızda durmakta. Çünkü aynı CHP, AK Parti-MHP ittifakına karşı oluşturmaya çalıştığı ve en büyük desteği aldığı yani tüm siyasi partilerin oylarına muhtaç olduğu HDP ile alenen, açıkça yan yana gelmektense gizli, kapalı kapılar ardından HDP ile görüşür, ‘ikimizde solcu kardeşiz’ der ama bunu cesurca ortaya koyamaz.



Evet neydi o ata sözü mü yoksa çok şey anlatan sadece bir söz müydü ”Çirkin sen hele dur güzel gelmezse sana gelirim” sözü…


Yada Sabahattin Ali’nin kitabına adını veren ‘İçimizde ki şeytan’ ın anlattıkları.. 


Bu samimiyetsizce davranışları HDP Genel Merkezindekiler anlıyorlar mı bilmem ama HDP’yi sevmeyen MHP’ye yaranmak için dün hem de iki dönem birlikte yol aldığı HDP ile yan yana gelenleri terörist ilan eden AK Parti kadar samimi bile olmayı beceremeyen CHP kadar İYİ Parti’de HDP için de kötünün iyisi olduğunu bilmeleri gerek…


Çünkü HDP ve HDP tavanı, Kürt seçmen, Kürtlerin solcusu, muhafazakâr, komünisti, hacısı, hocası kısacası hepsinin bildiği tek şey sağcısı, muhafazakarı, Kemalist’inin, orta siyasetçisinin beyninin altında asıl yatanın ulusalcılık olan Türk siyasi hayatında kendilerine uzanan hiçbir adımın samimi olmadığı ve iyi olmadığını bilmekte ve kendilerini kullanıyorum diyenler aslında kullanıldıklarını yani hedefe ulaşmak için HDP’nin de onlar gibi günü yeri geldiğinde ya bu ittifakta ya da dünkü ittifakta yer alıp, yoluna devam eder.. Ve buda er geç iktidarla, zaferle sonuçlanacak biline…






HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!





 




Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php



arşiv haber 05/08/2018 tarihli haber/yorum


Bir mühendis olmak üzere iki kişi suda boğularak ölürken, bir kızda intihar etti.


Ardahanlılar iki günde iki canı suya verdi.


Alınan bilgilere göre Ardahan Merkeze bağlı Bayramoğlu köylü Berkay Şit İsimli Mühendis İstanbul Sarıyer’de girdiği deniz de boğuldu.


Genç yaşta ve mesleğinin baharında hayatını kayıp eden Berkay Şit’in hayata göz yumduğu haberi ardından ikinci kara haber Ardahan’ın Göle ilçesinde geldi.


Göle Salimbey Mahallesinde oturduğu öğrenilen Muhammed Özdemir isimli çocuk ise Göle Hayvan Meydanına giden yolun üzerinde yapımı devam eden köprünün inşaatında biriken suya düşerek hayata göz yumdu.



**10 Yaşında ki Muhammed İhmal Yüzünden mi Öldü?!.


Aynı gün iki ölümle sarsılan Ardahanlılar İstanbul Sarıyer’de denizde boğulan Bayramoğlu köylü Mühendisi gözyaşları içinde toprağa verirlerken Göle’de boğulan 10 yaşında ki Muhammed’in ölümüne ihmalin neden olduğu iler sürüldü.

İleri sürülen iddialara göre Muhammed Özdemir’in ölümüne neden olan köprü inşaatında hiçbir güvenlik önleminin olmadığı ve bu nedenle boğulma olayının meydana geldiği ileri sürüldü.



**Üniversiteyi Kazanamayınca İntihar Etti!


Öte yandan Ardahan’da bir genç kız girdiği üniversite sınavını kazanamayınca intihar ederek hayatına son verdiği öğrenildi.


Hoçvan’da yaşanan olayda hayatına son veren P. Gökçe’nin ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.



Benim Cumartesi Yazılarım..






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Benim Cumartesi Yazılarım..


Çoktandır ele alamadığım Cumartesi yazılarımı özledim..


Çünkü yine bir cumartesi günü  ele aldığım yeni bir yazımın 33 yıldan fazladır siyasi, politik, toplumsal ağırlıklı olan baş yazılar ele aldığımı çoğu okur bilir, sanır..


Halbuki; Aşkı, sevgiyi, doğayı kısacası onca güzel ve insana nefes veren şeyleri olduğu gibi cumartesi yazılarımı da unutturan yoğunluk yüzündedir yazdıkça rahatladığım  Cumartesi yazılarım..


‘-Neydi bu cumartesi yazıları?’ diye merak edenlerin benim gazeteci kimliğimin yanında sadece stk başkanlıkları, siyasetle uğraştığımı ama şiirlerde yazdığımı bilmez belki..


Gerçi Kuzey Doğu Anadolu, 23 Şubat Gazetesi, Çıldır Gazetesi, Göle Gözlem Gazetesi, Hanak/Damal Gazetelerimin okurları bilir, o kadar sert bir simaya sahip olan benim aslında duygusal bir o kadar şair yürekli olduğumu bilseler de; İstanbul’un en güzel gazetelerinden olan Gazete Damga okurları bilmezler diye yeniden bir cumartesi yazısı yazmam gerekti belki de..


Peki ne anlatır bu benim uzun süredir ele alamadığım ve yazma, anlatma fırsatı bulamadığım benim Cumartesi yazılarım?!.


Büromun penceresini ıslatan yağmurun damlalara gibi hayat denen bu yolda yaşadığımız onca sorun ve sıkıntılar ardından gizli gizli akan gözyaşlarımızın yüreğimiz de yanan ateşi korlatma çabası gibi her Cumartesi günleri ele aldığım bu yazılarımın kendi iç dünyamda yaşadıklarımın birikmesi ile dışa yansımasıdır benim Cumartesi yazılarım..


Kalbi, yüreği gibi param parça olmuş olan bir insanın zaman zaman sahile çekilmiş olan ve koşarak binmek istediği yelkenleri kırık direğine sarıldığı kayıkla fırtınaların, tusinamilerin dolaştığı okyanuslara açılmak istemesine benzer benim Cumartesi yazılarım..


Su almaya başlamış kayığın o özlediği adaya ulaşıp, ulaşamayacağını hesaplamadan her dakika biraz daha şiddetlenen yağmurun delirttiği denizin ortasında kendisini bulup, sağına, soluna bakıp aradıklarını bulamadığı andır benim Cumartesi yazılarım..


Çölde su arar gibi gördüğü serabın peşine takılan bedevinin tuttuğunu sandığı aşk gibi çok sevdiği devesinin elinden çıkıp, gittiğini anlatır benim Cumartesi yazılarım..


Belki de bin bir çiçekle donatılmış olan Ardahan’ın yaylaları gibi ovalara, dağlara kaçmak için sessiz köy  yollarına kendini atmaktır benim Cumartesi yazılarım..


İyi çekmeyen araç radyosunda ki kulağa hoş gelen bir cızıltı eşliğinde geride bıraktıklarını unutmak, ansızın terk edenlerle yaşananları hatırlamamak içindir belki de benim Cumartesi yazılarım..


İçine kapanıp, kalbini dinlerken beynini günlük yaşantıdan uzak tutup, dinlendirme çabası mıdır yoksa benim Cumartesi yazılarım?


Kim bilir belki de için için yanan ve her an patlayacak bir volkan olan yüreğini serinletmeye çalışan bir insan halidir benim Cumartesi yazılarım..


Ve belki de ondandır iç dünyam da yaşadıklarımla olan savaşın taraflarının anlaşılmaması içindir kaçıp, yazmamaya gayret ettiğim Pazar gününü beklemeden şimdiden okunmaya başlanan benim Cumartesi yazılarım..


Kısacası; Sırdaşım, kozmik odam, karanlık kuyudur benim Cumartesi yazılarım..


Yani; Arada bir açılıp ama Kırk Haramiler gelir korkusu ile yeniden kapanan kalbimin, yüreğimin, kapısı mıdır benim Cumartesi yazılarım..