Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da




Mevcut hükümetlerin Ardahan ve bölgeye yeterli hizmeti ve yatırımları yapmadığı için sürekli bir göç verdiğini açıklayan CHP’li Kara, “Bundan dolayı insanlarımız mağdur olmuş ve bu mağduriyetimiz devam etmektedir. İlimizin ve ilçelerimizin temel geçim kaynakları başlıca hayvancılık ve tarımdır. Ülkemiz, Gürcistan Cumhuriyeti ile sınırdaş olan Posof Türkgözü ve Çıldır Aktaş sınır kapıları ile Kafkasya ve uzak doğuya erişmektedir. Dünyanın doğusu ile batısını birbirine bağlayan Bakü, Tiflis, Kars demir yolunun Türkiye topraklarındaki büyük kesimi 5661 km2 yüzölçümüne sahip olan Ardahan illinden geçmesine rağmen bu demir yolunun ilimize hiçbir ekonomik ya da istihdam eksenli katkısı bulunmamaktadır. istihdam eksenli üretim merkezi olamayan Ardahan’da ki işsizlik oranı Türkiye ortalamasının çok üstündedir. Son yıllarda tarım ve hayvancılığa devlet tarafından verilen desteğin neredeyse sıfır noktasına gelmesi ile Ardahan halkının temel geçim kaynağı olan hayvancılık ve arıcılığı bitirme noktasına getirmiştir” dedi.
ARDAHAN VE BÖLGEDE ET ÜRETİMİ YÜZDE 60 AZALMIŞTIR
Son 30 yılda Ardahan tarım ve hayvancılığın yanlış politikalar yüzünden yüzde 60 düştüğüne dikkat çeken Başkan Kara, “1990’lı yılların sonuna kadar Türkiye’nin et ve deri ihtiyacının yaklaşık %40 kadarını Kars ile birlikte karşılayan Ardahan’da bu günkü toplam küçük ve büyükbaş hayvan sayısı 1990’lı yıllarla mukayese edildiğinde neredeyse %60 oranında azalmıştır. Sosyo ekonomik darboğazdaki Ardahan halkı özellikle Ankara, İstanbul, Bursa ve İzmir gibi bir çok ile göç etmişlerdir. Bu haliyle Ardahan nüfusu azalan il statüsündedir” ifadesini kullandı.
‘Türkiye’de olduğu gibi serhat Ardahan’ın bütün sorunlarını ve çözümlerini bildiğini ve bu kötü gidişata artık dur demenin zamanın geldiğini’ açıklayan Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl Örgütü Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı ve SDD Yönetim Kurulu üyesi Canip Kara, Ardahan geneli için özetlediği raporunda şunları söyledi:

KORUMALI TARIMA GEÇİLMELİ, TEŞVİKLER ÜRETİMDE KULLANILMALI
“Bölgemizde bilinçli besicilik ve organik üretim teşvik edilmelidir. Bir an önce korumalı tarıma geçilmeli, toprak üstü tarıma önem verilmelidir. Devlet teşvikleri üretimde kullanılmalı, tohum, gübre, ilaç, sulama, elektrik vb. giderleri doğrudan ve bir plan çerçevesinde karşılamalıdır. Ziraat mühendisleri görevlendirilmeli ve hangi zamanda ürünlerin ekileceği üreticilerle birlikte kararlaştırılmalıdır.
Elde edilecek ürünün ise, o gününün değerinden alımının garantisi verilmelidir.
İşsizler ordusuna katılan üniversite öğrencilerinin geldikleri nokta ortadadır. Oysa illerin potansiyeli yoğun olan sektöre göre uygulamalı eğitim okulları açılıp okulundan mezun olan öğrencilere uzun vadeli düşük faizli kredi desteği verilerek üretim sürecine dahil olmaları sağlanabilir. Böylelikle kalifiye işgücü sağlanacak, üretim yoğunlaşacak işsizlik büyük bir sorun olmaktan çıkacaktır.
MESLEK DALLARINDA UYGULAMAYA ÖNEM VERİLMELİDİR
İlçelerimizde uygulamalı, hayvancılık ve uygulamalı tarım liseleri açılmalıdır. Örneğin, hayvancılık okullarında ahır nasıl olmalı, hayvana hangi yem verilmeli, hayvanını tımarı, sütün sağımı, peynirin ve yağın yapılması gibi, Kaz yetiştiriciliği ve arıcılık uygulamalı bir şekilde görülmelidir. Örneğin Göle ilçemizde eski adı inekhane olan tarım işletme müdürlüğünün tekrar devletleştirilmeli ve eski işlevsel haline getirilmelidir.

Türki komşularımızla sınır ticaretinin yenilenerek daha işlevsel hale getirilmeli, Bakü Tiflis demir yolu tekrar çalıştırılmalıdır. İlimizde kayak turizmini daha etkin hale getirilip bölgeye gelir sağlanmalıdır. Çıldır gölü turizminin gelişmesi için yazın burada su sporları, kışın kızak ve buz sporları geliştirilmeli, Gölün etrafı ağaçlandırılarak milli park ilan edilmeli ve Çıldır gölünde balıkçılık bir ticaret merkezi haline getirilmelidir.
KAVILCANIN EKİMİNE BÜYÜK ÖNEM VERMELİYİZ
Hanak ve Damal ilçelerimizde yetiştirilen kavlıca direk organik olmakla birçok hastalığa iyi gelmektedir. Bunların üretimini daha da artırılmalıdır.
ORGANİK ÜRÜNLERİN ÜRETİMİ ARTTIRILMALI
Posof ilçemizde Badele bölgesi elması ve Posof kuru fasulyesi birinci sınıftır. Bütün bu organik ürünleri pazarları için ilimizdeki tarım, hayvancılık, arıcılık, gül turizmi, kayak turizmini kapsayacak Kafkasya serbest bölge oluşturulmalıdır.

SORUNLARI, YÜREKLİ VE DONANIMLI İNSANLAR ÇÖZER
Bölgemizin ve ilimizin sorunların çözümlerini iyi bilmekteyiz. Yapılacak ilk seçimde CHP’nin ve Millet İttifakı’nın iktidarında gücendirilmiş parlamenter sistemde, ülkemizi tekrar güzel günlere götüreceğimize kimsenin kuşkusu olmasın. Bütün bunları gerçekleştirecek donanımlı ve yürekli insanlara ihtiyaç vardır. Güçlerimizi birleştirmeli ve örgütlü bir güce dönüştürmeliyiz.”

Sade vatandaşın ölümü ardından yakınlarının torpil arayıp, cenazelerini gömecekleri bir parça toprak bulamadıkları ülkenin metropolünde yaşanan iki ölüm olayı ardından geçtiğimiz günlerde yazdığım ve taşı toprağı altın denen İstanbul’da cenazelerin gömüleceği toprağın kalmadığını anlatan bir yazı yazdığımı hatırlıyorum.
İnsanların ölülerine yer bulamadığı ama beton tabutların, pardon binaların yükselmeye devam ettiği bu kent ve diğerlerinde sade vatandaşın iş, aş başta olmak üzere her konuda sıkıntı yaşadığı bu ülkede ölüsüne yer bulunamazken hayatları boyunca o insanların omuzlarından hiç inmeyenlerin öldükten sonra da aynı omuzlarda toprağa verildiğini görüyor, izliyoruz..
Bunun en son örneğini hazret denen bir cemaat lideri ile bir artistin ölümlerinde görmekteyiz, ‘sade vatandaşın ölüsüne yer yok denilen İstanbul’da’ en lüks mezarlıklara protokol eşliğinde defnedilirler.
LGBT’lilerin, 3’lü, dörtlü yakın temasların tartışıldığı aynı ülkede Bülent Ersoy’unda milyonluk bir mezar hazırlattığını da unutmadan..
Laik bir ülke görüntüsünden uzak cenazeyi gömdükten hemen sonra uzun süredir selamını beklediğimiz Amerika başkanıyla görüşme heyecanıyla alelacele oturduğumuz Birleşmiş Milletler masasında “Dünya 5’ten büyüktür” dediğini unutup ve aslında o beşin içinde olduğunuda atlayıp, BM’ye girmek isteyen iki ülke için altına imza attığımız 10 maddelik sözleşmeyi başarı diye lanse ederken ilkelerimizi de gömüyorduk hem de havuz medya aracılığıyla manşetlerle artistlik yaparak.. Hemde Kılıçdaroğlu’nu davet eden, Kılıçdaroğlu’nun da tayfasıyla katıldığı Türk Ocaklarını gömen Devlet Bahçeli gibi..
Neyse ‘hele savulun malkoçoğlu geliyor’ denen sürecin ‘bir gece ansızın geliriz’ denip, gömülmeden bir türlü gitmeyenleri de bir sonraki yazımıza bırakalım..

AK Parti Ardahan Milletvekilinin ve Ardahanlıların ‘Ardahanlıları küçültüyor, insan onuruyla oynanıyor’ diyerek ret ettikleri ve insanları dilenciliğe teşvik eden sözde yardımların devam ettiği şu günlerde Ardahan’da ki STK Başkanları, CHP’li Belediye Meclis Üyesi Mustafa badem bir süre önce bir konu ardından Ardahan Belediye Başkanına ‘Haddini bİl’ diyerek kızan Korkmaz Karaca ile çayda buluştular.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ileAlmanya Başbakanı Angela Merkel, AlmanyaBüyükelçiliği Rezidansı’nda yaklaşık 50 dakikalık görüşme gerçekleştirdi.
Soru-cevap şeklinde gerçekleşen görüşmedeMerkel Kılıçdaroğlu‘nu soru yağmuruna tuttu.
“DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA NE YAŞANDI?”
Merkel‘in, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında neler yaşandığını sorması üzerine Kılıçdaroğlu, süreçle ilgili detaylı bilgi verdi.
OHAL uygulamalarının olduğu bir ortamda sağlıklı bir referandumun yapılıp yapılamayacağının sorulduğu Kılıçdaroğlu, OHAL’e karşı olduklarını, bu ortamda referandumun zor olacağını ifade etti.
“REFERANDUMDAN NE SONUÇ ÇIKAR?”
Kılıçdaroğlu‘nun, “Referandumdan hangi sonucun çıkmasını bekliyorsunuz?” sorusuna, “Hayır çıkması için uğraşıyoruz, bu konuda kararlıyız, hayır çıkacak.” yanıtını verdiği belirtildi. Kılıçdaroğlu, referandumda oylanacak olanın bir parti meselesi değil, ülkenin geleceği ve rejimle alakalı olduğunu kaydetti.
**CHP’de ihraç şoku..
Çapanlara bu seçimde de CHP’den darbe geldi!
**23/05/2015 Tarihli Haber
2014’deki yerel seçimlerinde son anda aday olması engellenen Gürbüz Çapan’ın kardeşi olan ve geçtiğimiz yerel seçimlerin de Esenyurt CHP Belediye Başkan adayı olan Çetin Çapan, parti üyeliğinden çıkarıldı.
Haziran ayında yapılacak seçimler öncesi CHP İstanbul’da flaş bir gelişme yaşandı. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerde Esenyurt’da CHP Belediye Başkan adayı olan Çetin Çapan parti üyeliğinden çıkarıldı.
Konuyla ilgili parti genel merkeziyle görüştüğünü ancak üyelikten çıkarılma sebebinin henüz kendisine açıklanmadığını belirten Çapan, “Biz ailece partiye gönül vermiş biriyiz. Bu uygulama beni çok üzdü. Aday gösterilmemin ardından seçime sadece 20 gün kalmıştı. Bu süreçte partim için çok yol aldım. Bu da sandığa yansıdı. Kazanamasam da partime iyi oy kazandırdım. Yeni üyeler kattım. Ama beni üyelikten çıkardılar. Sadece bunu söyleyebilirim” diye konuştu.
KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR!..
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var | |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
Bir çoğumuzun İstanbul’da ki Ardahanlıların bir çoğunun Esenyurt’ta yaşadığını bildiği bir İstanbul’da dolaşırken Ardahanlıların Esenyurt’un yanı sıra en çok yaşadığı ilçelerinin başında Sancaktepe’nin de geldiğini görmek mümkün..
Hatta Esenyurt’ta Kars ve Iğdırlıları yanına koyup, ‘Biz Esenyurt’ta birinciyiz’ diye hava atıp, başta siyasal olmak üzere hayatın her alanında sonuncu olan Esenyurt’ta ki Ardahanlılar da bilmeli ki İstanbul’da ki Ardahanlıların en çok olduğu yer ve bir birleriyle en iç içe olduğu yer İstanbul’un Sancaktepe ilçesidir..
Yani sadece Ardahanlılar olarak nüfus çoğunluğun da 1. oldukları yer Esenyurt değil, tam tersi Sancaktepe ilçesidir..
Peki, ’39 İlçesi bulunan İstanbul’un diğer ilçelerinde durum nedir?’ diye soracak olursanız eğer ‘vallahi hemen her ilçede varız ama gelin görün ki bu İstanbul’da onca Ardahanlının varlığı, çokluğu gibi keklikleri de çok’ derim..
Ve bu kekliklerin Ardahanlılar dağıtmak, bir araya gelmemeleri için nüfuslar Ardahanlılardan kat kat az olanlarca kullanılıp. beslendiğini de iyi bilirim derim..
Bunun en açık örneği de bugünden itibaren biraz daha yoğunlaşacağım Sancaktepe ilçesinde yaşandığını da söyleyebilirim..
Çünkü Ardahanlıların yoğun yaşadığı İstanbul’un bu ilçesinde Ardahanlıların bir araya gelmemesi için görevlendirilen kekliğin neler yaptığını, Ardahanlıları bölüp, parçalayıp, yenecek bir lokma haline getirmek için çabalayan kekliği Ardahanlılara bizzat anlatılmalı derken sizinde aşağıda ki keklik masalını okumasını rica edeceğim..
**YAVUZ SULTAN SELİM HAN’IN İHANETE CEVABI
Bir Gün Padişah Yavuz Sultan Selim pazarda gezerken keklik satılan bir tezgah görür ve keklik satılan tezgaha yönelir. Bütün keklikler 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 100 altındır.
Yavuz Sultan Selim sorar:
-Bunlar 1 altın da bu neden 100 altın?
Satıcı:
-Hünkarım 100 altınlık olan ötüşüyle diğer keklikleri kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.
Yavuz Sultan Selim 100 altını çıkarıp adama verir ve
-Ver o kekliği bana! der.
Herkes şaşkınlık içinde napacak acaba koca Padişah bir kekliği diye düşünürken Yavuz Sultan Selim kekliğin kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırıverir ve der ki:
-KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR!!!