KIŞ KEYFİ BAŞKADIR ARDAHAN'DA..



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




Kimisi Damal’da olduğu gibi yağan karlara inat dışarıya kurdukları teneke ve tezeklerle ısınan sobaların üzerine kurdukları sobalarla, fotoğraflarla bölgeyi tanıtmaya çalışır, kiminin de kışları yüzeyi donan Çıldır Gölü üzerinde yapılan etkinlikleri paylaşır Ardahan’da..


 Son 30 yılın en sıcak aralık ayı..


KARAKIŞ olarak bilinen aralık ayında Türkiye’nin en soğuk kentleri Ağrı, Ardahan, Erzurum ve Kars, bahardan kalma günler yaşıyor.


KARAKIŞ olarak bilinen aralık ayında Türkiye’nin en soğuk kentleri Ağrı, ArdahanErzurum ve Kars, bahardan kalma günler yaşıyor. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Taşkan Öztaş, “Son 30 yılın belki de en sıcak ve en kurak aralık ayını yaşıyoruz” dedi.



AKŞAM YAĞAN KAR GÜNDÜZ ERİYOR


Ardahan’da geçtiğimiz yıllarda aralık ayında hava sıcaklıklarının sıfırın altında 20- 25 derecelere kadar düştüğünü ifade eden Arıcılar Birliği Başkanı İhsan Evliyaoğlu ise “Birkaç sene önce bu mevsimde, bu aylarda hava sıcaklığı sıfırın altında 20- 25 dereceleri buluyordu. Biz paltosuz, kabansız dolaşamıyorduk. Gittikçe iklim şartları bozuluyor, küresel ısınma var. Ardahan’da akşamları yağan kar, gündüzleri eriyor. Normal iklim şartlarında erimemesi gerekiyor. Ekim aylarında başlayan kar yağışı mart sonlarına kadar erimezdi. Maalesef bu son yıllarda küresel ısınma, iklim değişiklikleri sebebiyle eski soğuklar kalmadı” dedi. 



Güçlü bir psikoloji nasıl güçsüzleşir?..


Gün boyu yaşadığımız onca sorunun yanında en meraklı, canlı olma hissi ile başta Whatsapı olmak üzere sanal ortamı açarak, ‘kimler ne paylaşmış, ne yazmış, ne demiş?’ düşüncesiyle günün çoğunu başında geçirdiğimiz sanal ortamda gördüklerimizin psikolojimizi nasıl etkilediğini uzun uzun anlatmaktansa benim yaşadıklarımı sizin de yaşadığınızı bilerek buraya girmek istemiyorum.


Ama şahsımın bizzat yaşadığı bir durumu anlatmak gerekirse ve ‘Ya Fakir gerçekten sen mi yazıyorsun onca güzel yazıyı?’ diye beni daha da tetikleyen, sorumluluk almama sebep olan ve çok yakından takip eden okurlarımın yeni bir yazımı daha okumaları için başına geçtiğim bilgisayarı dizlerimin üzerine alıp, düşündüklerimi yazıya aktarmaya hazırlanırken her insan gibi bende sanalda yaşananlara göz atma ihtiyacı duymaktayım.


Ve bu ihtiyacı gidermek için girdiğim sanal dünyaya belki de yazılarıma katkı sunacak güzel bir yazıya, habere, fotoğrafa rastlarım düşüncesi ile tarama yaparken aynı anda açtığım whatsapıma, faceme, instagramıma, twittirima, youtubema, linkedinime de bakmadan yazıma, yazılı ve görüntülü haberlerime, günlük yaşadıklarıma geçemiyorum.


Tabi çok yararlı şeylerin yanında insanın psikolojisini alt üst eden ve zevkle başına geçtiğiniz bir işte yaşandığı gibi sanal ortamda da tatsız şeylerde olmuyor değil ve bir anda büyük bir şevkle başına geçtiğiniz sanal ortamı size sunan bilgisayarı ya da cep telefonunu kırmanız geliyor.


Evet, bu haberle, ‘Üniversiteler fuhuş yuvası’ gibi satırlar söyleyen sözde okumuşların salakça paylaşımları ya da özelden gelen bir mesajla bir anda allak-bullak olan psikolojinizi alt-üst eden saçmalıkları en çok yaşayan biriyim desem inanın.. Ki bunu sana, bana yapanların en yakının, en tanıdığın ve seni, beni çok ama çok yakından bilmesine rağmen saçma takıntılarının esiri olmasının verdiği psikolojisi ile senin olduğu gibi benimde psikolojimi alt üst etmeye yetiyor, artıyor bile.



İşte bu yazımı yazdığım anda böyle salakça, saçma, takıntılı, ön yargılı, empati yapıldığında kendisinin yaptığını sanki karşısındaki de yapıyormuş gibi düşünen birinin yazdığı mesajlarına bakınca insanın ‘Ulan senin de, yaptığının da, yapacağını da’ demesi geliyor veya engelliyorsun ya da cevap verirken daha gerilip, belki de onun istediği gibi psikolojik olarak darmadağın olduğunu fark ederek lanet ediyorsun.


Bu yönde birçok yazı yazan biri olarak bugünde yaşadığımın nedenine ‘Psikolojinizi güçlü tutmak için neler yapabilirsiniz?’ baktığım da okuduğum bir yazıda karşıma ilginç bir satır çıkıyor..


Birincisi bir yandan kulak ucuyla dinleyip, izlediğim tv kanalını değiştirip, ruh veren belgesel kanalını seçiyorum.


İkincisi ‘Güçlü psikolojiye sahip olmayan bireylerin düştüğü en büyük hatalardan bir tanesi morallerini ve duygularını başkalarının belirlemesine izin vermeleridir.’ satırlarını okurken, nerede hata yaptığımı anlıyorum. Yani dost, arkadaş, eş, sırdaş diye bildiklerinle açık verip, ‘O anlık moralini ve duygularını karşı tarafın belirlemesine izin verdiğimi anlıyorum, ‘O beni daha iyi anlar diyerek salakça düşünürken..


Çünkü, insan psikolojisinde duyguları meydana getiren güç bireyin kendi düşünceleridir. Dolayısıyla bu olumsuzlukları sağlıklı şekilde düşünerek çözebilir, olumsuz duygularınızın üstesinden mantıklı bir şekilde düşünerek gelebilirsiniz. Çevrenizdeki bireylerin sizin üzerinizde güç sahibi olmasına ve davranışlarıyla sizi kötü hissetmeye itmelerine engel olmalısınız. Bunu, bağımsız ve özgür bir birey olduğunuzu göz önünde bulundurarak, başkalarının düşüncelerini ya da davranışlarını değiştiremeseniz de kendinizinkileri değiştirebileceğinizin bilincinde olarak yapabilirsiniz.’ diyordu psikoloji ile ilgili yazıyı okurken..


Ve kendinize olan güveniniz yetersizse veya kendi duygu ve düşünceleriniz, değerleriniz net değilse çevrenizdeki kişilerin sizi etkilemesi oldukça kolaydır. Başkalarının sizin üzerinizde güç sahibi olması ve ruh halinizi etkilemesi sizi depresyona itebilecek en büyük olumsuzluklar arasında yer alır. Her bireyin birbirinden farklı olduğunu kabullenmeli, başkalarına göre yaşamaktan kesinlikle kaçınmalı ve kendi doğrularınıza göre tutarlı bir şekilde yaşamalısınız. Bunun yanı sıra başarılı bir insan olmak için çevrenizdeki bireylerin onayını ve takdirini kazanmanın gerekli olmadığını da bilmelisiniz. Elbette yapıcı eleştirilere kulak vermekte ve bunlar arasından size de mantıklı gelenlere yönelik önlem almakta fayda vardır. Fakat kendinize olan inancınız ve kendinize verdiğiniz değer kesinlikle başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine bağlı olmamalıdır.’ satırlarının ne kadar önemli olduğunu anlıyor, hatanın karşıdaki psikoloji yıkanın değil, kendimin olduğunu anlıyordum.



Yani yakın bir arkadaşınız, bir aile bireyiniz veya iş arkadaşınız sizi kırmış veya üzmüş olabilir. Bu kişiye karşı büyük bir öfke duymak, giderek çoğalan bir kin beslemek aslında karşıdaki kişiden çok sizi olumsuz etkileyecektir. Bu kişiye karşı beslediğiniz öfke, sizin kendi vaktinizden çalarak bir olumsuzluğa odaklanmanıza neden olur. Dolayısıyla bu vaktinizi ve enerjinizi geri alabilmek adına yapabileceğiniz en yararlı davranış affetmektir. Sizi kıran kişiyi affetmeniz bu kişiye hayatınızda yeniden yer vereceğiniz, geçmişi tamamen unutacağınız ya da hatalarıyla birlikte kabul edeceğiniz anlamına gelmez. Burada bahsedilen affetme, karşınızdaki kişinin sizi üzmüş olan davranışlarının kendi hatalarından kaynaklı olduğunu kabul etmek ve bunların sizin ruh halinizi olumsuz etkilemesine izin vermemek anlamına gelir.’ diyen bu satırları kendi iç dünyamla karşılaştırıp, insanı sosyallikten uzaklaştıran sanaldan uzaklaşıp, yazımı bitirirken belgeseldeki yılanın güzelliğinin yanında adı üzerine olan bir canlı olduğunu ve bin bir sorun, sıkıntı, engel ve takıntı aşan güçlü bir psikolojiye sahip bir insanın nasıl bir anda güçsüzleştirildiğini unutmamam gerektiğini de not ediyordum.


Çünkü o belgeselde ki yılanın uyuyan bir Sincabın evine girip, onun uyanmasına fırsat vermeden sarıp, boğuyordu, o sıcak ev bir anda soğuk bir mezara dönerken..




ŞİMDİ DE BİR KİŞİ ÖLÜ OLARAK BULUNDU!


arşiv haber 16/07/2015 tarihi haberler


***CİNAYET Mİ? Son günlerde yaşanan olaylar ile gündemde düşmeyen Ardahan’ın Göle ilçesinde bu kez bir genç ölü olarak bulundu. Alınan bilgilere göre Göle merkezde geçen derede ölü olarak bulunan 25 yaşında ki Ömer Oğuzhan isimli gencin işlenen bir cinayet olayı sonucu mu öldüğü ve nasıl, neden öldüğü araştırılıyor.


**Ne İsa’ya, Ne Musa’ya Yaradık!



**Avukat: Önemli Bilgilere Ulaştık..


Öte tandan geçtiğimiz gün yaşanan ve bir kişinin öldüğü 3 kişinin yaralandığı olayına ilişkin önemli bilgilere ulaşıldığı ileri sürüldü. Morkoç ailesinin avukatı Yaşar Kaya, birilerinin olayı PKK’ye yıkmaya çalıştığı ancak suçüstü yakalandıklarını anlattı.


Avukatun ne anlattığı konusunda verdiği bilgileri yayınladığımızda İsa kızıyor. Yayınlamadığımızda ise Musa kızıyor.. Bizde ikisine de ‘gelin siz gazetecilik yapın’ diyerek, bu konu da ki gelişmeleri Allah’a havale ettik.


**ÇILDIR YENİDEN İNŞA EDİLİYOR..



**16. Uluslarası Çıldır Göl Festivali ve Aşık Şenlik paneli için İstanbul’da bulunan Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu, yaptıkları çalışmalarda Çıldır’ı yeniden inşa ettiklerini söyledi.

Çıldır belediye Başkanlığı süresindeki 15 aylık bilançoyu değerlendiren Başkan Azizoğu “İlk önce Çıldır’ımızın imar sorunundan başladık. Bilindik üzere seçimi DSP’li belediye başkanı olarak kazandım. Şartlar ve koşulların gereği Ak partiye geçtim, pişman da değilim. Seçim sürecinde vaade de bulunduğumuz ne varsa hepsini yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

Bölgemizin kanayan yarası haline gelen göç hala devam etmektedir. 2900 olan nüfusumuz 2780’e düştü. Çıldır Gölü Kış ve Yaz Turizmi, Aktaş Sınır Kapısı, Yüksek Okul, Bizim Son Şansımızdır. Yüksek okul projesinde pek başarılı olamadık, çünkü yurt sorununu çözemedik. Yurdumuzu siyasi nedenlerden dolayı faaliyete geçiremedik. Ama Aktaş Sınır kapısını iyi değerlendirirsek ve Çıldır gölünü kış ve yaz turizmine açarsak bir çok gelişmenin önünü açabiliriz.

Özellikle kapıyla ilgili sürekli, sınır ticareti konusunda gençler ve girişimcilerle toplantılar, istişareler, yapıyorum. Onları dört yıllık gümrük memurluğu tecrübelerimle bilgilendiriyorum. Hazine ve dış ticaret müsteşarlığı ile sürekli istişareler yapıyoruz. Bu çalışmalar neticesinde bir seferliğine de olsa sınır ticaretin den, Çıldır’ın çok büyük kazanımlar elde edeceğine inanıyorum.

Çıldır Gölü uluslar arası sulak alandır. Çıldır gölünü Arpaçay belediyesi ile birlikte imara açıyoruz. Yanlış anlaşılmasın öncelikle turizm için imara açıyoruz. Bu çalışmalar kapsamında gölün muhtelif yerlerine, Beykoz belediyesinden aldığımız, banklar ve kamelyaları yerleştiriyoruz. Bu sayede göl kenarına gelen insanların yerlerde değil, bank ve kamelyalarda oturabilmelerine imkan sağlarken, gölü temiz tutmak içinde bu alanlarda yine çöp kutuları koyuyoruz.

Şu anda iki tane kardeş belediyemiz var. Biri Bağcılar belediyesi, bir diğeri Güngören belediyesi. Tabi birde uzun yıllar görev yaptığım yer olan Posof belediyesi ile gönül kardeşliğimiz var. Bağcılar belediyesi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda, Aşık Şenlik Kültür merkezi yapımına karar verdik. Âşık Şenlik kasabasında, kasım ayında teslim edilmesi planlanan, Âşık Şenlik kültür merkezi binasının temelini attık. Altı tane dükkân, düğün salonu ve kültür merkezi olmak üzere inşa edeceğimiz kültür merkezimizin, bir kısmını Çevre ve Şehircilik Bakanımız İdris Güllüce bey, geri kalan kısmını da Bağcılar Belediyemizin kendileri yapacak.

Bir diğer kardeş belediyemiz Güngören belediyesi ile yaptığımız görüşmeler neticesinde ise, bölgeye “sosyal tesis” niteliğinde 30-40 yataklı otel yapmayı planlıyoruz. Bizim insanımız görmeden bir tek Allah’a inanıyor. Çıldır ilçemizde ve bölgede devlet eliyle yatırımlar yapıldığını görülürse, özel sektöründe gelip yatırım yapacağına inanıyoruz.

Beykoz belediye başkanımız Yücel Çelikbilek başkanımız zaten her ne talep etiysek bizden yardımlarını ve katkılarını esirgemedi. İlçemiz Çıldır da, küçük sanayi sitemizin temelini attık. Otogarımız yoktu, otogarı yapıp faaliyete geçirdik. Bu çalışmalarda da bölgemizde çalışmalarını sürdüren inşaat firmaları katkılar sundular. Çıldır’ın olmazsa olmazlarından konut sorununu çözdük.TOKİ ile bir çalışma başlattık.Talepler doğrultusunda 80 tane konut projesini hayata geçireceğiz. Aslında talep çok ama şu an arsa temin edemedik. Her ne olursa olsun ikinci etabını da yapacağız.

Sokaklarımızla ilgilide mevcut bozulan yollarımızı kilit parke taşlarla döşedik. Aşık Şenlik kasabasının sulama göleti yaptık, yaylasının elektirik getirilmesi için proje kapsamına aldırdık. Yine su deposu yenileme çalışmalarımız sürüyor. Kanalizasyon sorununu proje ihalesindedir.

Şeytan kalesi seyir terası ve yolları ve aydınlatma çalışmalarını tamamlanması için turizm banklığına müracaatlarımızı yaptık. Belediyemize Çevre ve Şehircilik bakanlığından; hepsi sıfır olmak üzere, iki adet çöp arabası, bir adet aranjör ve arozöz aldık. İETT Genel müdürlüğünden bir adet minibüs aldık. Beykoz belediyesinden bir tane yarım otobüs aldık… Burada bizlerden katkılarını esirgemeyen Başta Beykoz belediye Başkanımız Yücel Çelik beye ve emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımı sunarım. Bir tane kamyon ihtiyacımız söz konusu, onu da en kısa sürede tamamlayacağız, sözünü aldık.

Aktaş sınır kapısı açıldıktan sonra adliyemiz yeniden açılacak. Bu yıl ağaçlandırma çalışmalarına hız verdik, iki bin 1,5-2 metre boyunda fidan getirdik, diktik, %90’ı tuttu. Eğer bu yılı atlatırsak 5-6 bin fidan sözleşmesi yeniden yaptık, tekrar ağaçlandırmaya devam edeceğiz. YİBO önüne halı saha yaptırıyoruz. Doğal hayatı koruma genel müdürlüğü bölgede çalışmalarını yapacak. Şeytan kanyonunda yürüyüş ve tırmanış parkurları yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmalar içerisinde heyet oluşturuldu en kısa sürede bölgede fizibilite çalışmalarını başlatacaklar.

Emeğin hakkı ödenmez. Bir Nisan 2014 ten bu güne kadar belediyemizin personeline bir kuruş borcu bulunmamaktadır. Ne kadar katkı payı varsa hepsini ödedik. Her iki belediyemizin toplamda 4.700 bin tl borcu vardı. Aşık Şenlik belediyesi kapatıldığı için borcu durduruldu. Çıldır belediyemize ait olan borcun bir kısmını ödedik ve diğer kısmını ise yasal süreç içerisinde yapılandırdık, ödemeye devam ediyoruz.

İstanbul’da yapmış olduğumuz toplantıda Çıldır’lı hemşerilerimiz festivalimiz için maddi ve manevi her türlü desteği sundular. Esfender Korkmaz hocamız önderliğin de gerçekleştirilen toplantıda bizlere her türlü desteği sunan, Başta Esfender Korkmaz hocama, iş adamlarımıza, Çıldır dernek başkanına ve diğer dernek başkanlarına, gazeteci arkadaşlarıma, orada bizlere desteklerini esirgemeyen Çıldırlı hemşerilerime sonsuz şükranlarımı sunarım” dedi.


Kuş Gribi Ardahan’da mı?


TAVUK ÖLÜMLERİNDE ARTIŞ!



Batı illerinde yaşanan ve milyonlarca tavuğun telef olmasına neden olan Kuş Gribin Ardahan’da da olabileceğini ileri süren Ardahanlı köylüler köylerde tavuk ölümlerinin olağanüstü bir şekilde arttığına dikkat çekiyorlar.


İl Tarım Müdürlüğünün konuyla ilgili geniş çaplı bir araştırma yapması gerektiğine dikkat çeken Ardahanlı köylüler önüne geçilmeyen tavuk ölümünün köylerde tavuk bırakmadığını belirtmekteler.


**ÇOBAN: DELEGE LİSTESİNİ VERMİYOR..



**ONU TARİHE GÖMECEM..

23 Haziran’da kongreye gidecek olan Ardahan Tüm Emekliler Derneğinin Başkanlığına Aday olan emekli TARİH öğretmeni Celal Avşar seçim çalışmalarına hızlı başladı.

Adaylığını açıkladıktan sonra gazetemizi ziyaret eden Emekli Tarih Öğretmeni Celal Avşar kurucu başkan Naif Çoban’ın delege listesini kaçırıp, kendisine ve diğer adaylara vermediğinden yakındı.

Her konuşmasından demokrasiden bahsedenlerin antidemokratik uygulamalar ile başta kalma hesaplarının tutmayacağını belirten Celal Avşar, Çoban’ın listeyi kaçırmakla kendisinden kurtulamayacağını belirtti.








HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!