KÜÇÜKÇEKMECE'DE HEŞEHRİLERİMİZE BÜYÜK SUÇLAMALAR!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..


İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


Gazeteci Başacıcı’nın www.yontemgazetesi.com adlı internet sitesinde ele alıp, yayınladığı yazıda İlçe başkanının bazı partililerin ileri sürdüğü iddiaları bir savcı iddianamesi türünden hazırlanan davet mektubu ile partiye çağırıp, ifadelerini aldığını öne sürerken konu hakkında görüşlerini almak için telefonla aradığımız Ardahan Hanaklı CHP Küçükçekmece Belediye Meclis Üyesi Enis Koçak’ın kendisi ve ailesinin corona tedavisi nedeniyle kimseye cevap vermediklerini öğrendik.


Bölge gazetecilerinden olduğunu öğrendiğimiz Yılmaz Başacıcı’nın yazısının bir bölümünde ağır suçlamalar getirdiği Enis Koçak hakkında öne sürdüğü iddiaları şöyle;


‘Küçükçekmece Belediyesi’nde Çantacılar Türemiş.


Daha önceki yazılarımda bazı meclis üyeleri hakkında aldığım duyumlardan söz etmiştim. Birkaç CHP’li dostumu aradım neler oluyor, meclis üyelerinin adı çantacıya çıkmış, belediyeden ihale aldıklarını duymayan kalmamış dedim, demez olaydım. Dostumun anlattıklarına göre Bahadır Gönenç, belediyeden gıda ihalesi alıyormuş. Üstelik de Kitaş vasıtasıyla piyasanın da üstünde fiyatla ihaleler alınıyormuş. Enis Koçak’ın ihale takipçiliğinden müteahhitlerin işlerini takip etmekten adı çantacıya çıkmış. Meclis üyesi olmadan önce bir markette asgari ücretle çalışan biri olarak tanınan, Nurettin Acar’ın Ata Kent’ten daire aldığı söyleniyor. belediyeden ihale alanlar arasında İlçe Başkan Yardımcısı Burak Ergin’in de adı geçiyor. Bunlar yetmezmiş gibi Belediye Başkanı Çebi’nin kardeşi Hasan Çebi’nin 7/24 belediye binasında olduğu,  ihale, inşaat ve ruhsat çıkarma işlerini takip ettiği, partilileri isyan etme noktasına getirmiş. İzleme ve araştırmaya devam edeyim bakalım önümüzdeki günlerde bu listeye kimler dahil olacak.’


Aynı gazeteci yine Hanaklı olan hemşerimiz CHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Turgay Özcan hakkında da şu iddialarda bulunmuş.


İşte aynı gazeteci Özcan hakkında öne sürdüğü iddialarda şöyle;


‘Hadi Oradan Demezler mi?’


Tam da bu noktada 1990’lı yıllara giderek bir hatırlatmada bulunayım. Kemal Çebi’nin SHP Küçükçekmece İlçe Başkanlığı yaptığı dönemleri CHP ve SHP’li eski üyeler çok iyi hatırlayacaklarıdır. Kemal Çebi ve Turgay Özcan’ın birlikte ilçe binasını bastıkları hatta Kemal Çebi’nin o esnada silahını çektiği de gündem olmuştu. Yine o dönemlerde Turgay Özcan’ın adı yolsuzluklarla da anılmıştı. O dönemde yaşananlar hala partililer arasında zaman zaman konuşuluyor. İlçe yöneticisi olarak başkanınla birlikte külhanbeylik yapacaksın, adın yolsuzlukla anılacak, seçim dönemlerinde canla başla çalışan örgüt emekçilerini ifadeye çağıracaksın. Hadi oradan sen geçmişine bak demezler mi?’



**ÖZCAN AÇIKLAMA YAPTI..


Çantacı diye suçlanan ve hakkında birçok iddialar öne sürülen Hanaklı CHP Meclis Üyesi Enis Koçak da bu yorum/haber ardından bir açıklama yaptı.


Koçak’ın kedi sanal sayfasında yayınladığı açıklama ise şöyle;


KAMUOYUNU BILGİLENDİRME

25.09.2020 (Bugün) sözde internet gazetecilik yapan bir gazetede hakkım da çıkan çirkin ve aslı olmayan haber hakkında kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacını duydum. Ayrıca bu haberi yapan gazete, şahıs ve yaptıran şahıslar hakkında pazartesi günü maddi manevi ve diğer hukuksal işlemleri başlatacağım. 

 Ben hayatımın ve meclis üyeliğimin hiçbir dönemlerin de bu çirkin iftiraların yalanların ve çamurların içerisinde asla olmadım. Yaşam tarzım ve dünya görüşüm de buna uygun değil. Haber yapan internet gazetesinin ve yapan şahsı tanımam hayatımda hiç görmedim. Bu haberi kasıtlı, yıpratma maksadıyla yapanlardan da hukuk önün de hesaplaşacağımı bilmelerini isterim. Ben ömrümde akçeli işlerin içinde asla olmam. 

Bilmenizi isterim ki eşim çalışıyor ömrüm boyunca babadan kalma evde oturuyorum 2012 model Renault marka araca biniyorum. Bu çamur Ve iftirayı atanlar ahlak ve vicdan yoksulu mahluklardır.



DEVLETİN SOĞUK ve SARAY YÜZÜ!..


Halktan oluşan ve halka hizmet ettiği belirtilen ve adına “DEVLET ANA” ya da “DEVLET BABA” denilen kurumun yüzünün sert ve soğuk oluşu hep huzursuzluğa, gerginliğe ve halkın ayrışmasına neden olmuştur. Bu durumu, devlet denen kurumun ortaya koyduğu yüzü ile kardeşin kardeşe düşman olup birbirlerinden kopmalarından görebiliriz.


Bu nedenle bir ana duygusuyla, baba sıcaklığıyla onu oluşturan aile olan halka, millete güler yüzle bakması gerektiği söylenen ama yine halkın yani milletin onayıyla başa gelip bu kuruma hükmedenlerin “Ben Devletim” diyerek yüzünü soğuttuğu, devletin soğuk  yüzünü görmek için başta halktan, milletten topladığı paraların biriktiği ama bu paraların bir kaç kişiye ya da sülaleye veya “Ben Devletim” diyenlerin etrafına gittiği ileri sürülen vergi  dairelerine diğer resmi kurumlara giderek görebilirsiniz.


Maliye demişken geçtiğimiz gün bir iş için uğradığım Maliye binalarının birinin önünde mesainin başlamasını beklediğim sırada gördüğüm manzaralardan birkaçını da aktarmak isterim.


Tabi benim yıllardır gördüğümü birçok şeyi görmeyen halkta görüyor ama kendi eliyle oluşturduğu ‘Ana’, ‘Baba’ denen ama eldivenin içinde ki elin demirden olan devlete karşı elinde bir şey gelmediğini de biliyorum…


Mesai saatine bir dakika kalana kadar gelmeyenlerin saatin gelmesiyle birlikte bir anda ayaklarını yere sürterek yani sanki babalarının hayrına bir iş yapıyorlarmış gibi zora ki gelenlerle dolup, taştı.


Ben bu gelenleri izlerken araç girmemesi ya da girse de zor, bela gireceği alana bir anda bir araba giriyor ve kurumun kapısının merdivenine kadar yanaşıyor.


Yani uzun konvoylu başkanı bakanlar, milletvekillerine, vali ve kaymakamlara kızanlardan biri olan ve utanmasa ya da imkân olsa arabayla makamına kadar girecek birini getiren resmi aracı görüyor ve sanırım müdür olan bu şahsın ve diğer emrinde çalışanların sanki yüzlerini yıkamamışcasına, moralsiz ve gülmeyen yüzleri ile sözüm ona işe başlıyordular.



Renksiz, ruhsuz binaların yüzeyi gibi çalışanlarının da özel sektörün tam tersi yüzleri hiç gülmeyen adeta ağlayanlarla dolu olduğunu göreceğiniz, “DEVLET ANA”nın ya da” DEVLET BABA” nın asık suratı gibi ruhsuz moralsiz çalışanlarının yüzünden ekonomi başta olmak üzere birçok olumsuzluğun ülkeyi yani devleti zorda bırakan asıl diğer bir sorun olduğunu görürüz.


Karakoldaki polisin yüzünden daha sert ve asık bir suratla halka millete hizmet sunduklarını sanırlar. Devlet Ananın bürokrasisi diye bilinen bu çalışanları gibi hükmedenlerin “Ben devletim” edasına girerek sözüm ona ciddi görüneyim derken kırdığı gönülleri, küskünlüğe, ayrışıma götürdüğünü ve en son HDP’lilere yönelik yapılan operasyonda olduğu gibi toplumu gerdiği, ekonomiyi alt üst ettiği ve ANA, BABA denilen gerçek ve halkın, milletin olması gereken devleti sıkıntıya soktuğu çok bariz bir şekilde görülebilir.


Ha bu arada bu yazıyı düzeltmek ve Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırdığı haberi gibi gündemin son gelişmelerini eklemeler yapmak için katıldığım bir toplantının yapıldığı yere gelince devletin diğer bir yüzünü daha görüyordum.


Çünkü köylerin başta olmak üzere insanların, hayvanların yıllardır beklediği suyu getirmesi gereken Devlet Su İşlerine ait tesislere geldiğimde Adaların karşısında bir saraya geldiğimi görüyor ve bu memlekette saraylar yapanlara neden kızıldığını düşünüyordum.


Çünkü bu memlekette askeri gazinolara kızan halkın, milletin paralarıyla saraylardan daha saray dinlenme tesisleri İstanbul Maltepe Sahilinde bulunan PTT’nin sahil kenarında ki tesisleri gibi sözde Eğitim, Sosyal Tesislere sahip onca devlet kurumu arasında bulunan Devlet Su İşlerine ait saraylarından birindeydim.


İnanmıyorsanız ülke yani devlet olarak birçok iflas edip, kapandığı öne sürülen fabrikalarda işsiz kaldığı bir ülkenin, bir vilayetinde, Gaziantep’te bir saatte 300 fabrikanın açılma töreni düzenlenen Devlet denilen kuruma bakın ya da sözlük anlamına…








HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!











YASAK GENİŞLEDİ!..


arşiv haber 29/03/2016 tarihli haber


Aynı zaman da AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın ilçesi olan Ardahan’ın en büyük ilçesi Göle’de yeni yasak alanlar ilan edildi.

Daha önce bazı bölgeleri yasak alan ilan edilen Göle’de bu alan iyiden iyiye genişletilirken, yeni yasaklar ile ilçenin büyük bölümü yasak alan ilan edildi.


Ardahan Göle ilçesi özel güvenlik bölgesi ilan edildi


Ardahan Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada,

23.02.2016 tarih ve 2016/8558 sayılı Bakanlar Kurulu gereğince Göle ilçesi sınırları içerisindeki aşağıdaki alanlar 01 Mart 2016 – 28 Şubat 2017 tarihleri arasında Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmiş olup, vatandaşların belirtilen bölgelere girmesi yasaklandığı belirtildi.

Özel Güvenlik Bölgesinde yer alan Mevkiler 

Göle yaylası tamamı ve çevresi, 2168 RT. ve çevresi, Mihkerek Mevki batısı, 2252 RT. ve çevresi, Taşlıyurt mevki batısı, 2293 RT. ve çevresi, Uzun dere tamamı ve çevresi, Yanık dere ve çevresi, Danaboğan deresi tamamı ve çevresi, Beyazınçayırı mevki ve çevresi, Hizarboğazı düzlüğünün doğusu, Okçu yaylası tamamı ve çevresi, 2304 RT. ve çevresi, Penek tepe ve çevresi, Taşlıyurt sırtı ve çevresi, Çalıdere köyü 1 km. güneyinden itibaren Nağırtel deresi ve çevresi, 2317 RT. ve çevresi, Nağırtel yaylasının tamamı ve çevresi, Sarıçayır sırtı ve çevresi, Köroğlukalesi tepe (2552 R.) ve çevresi, Köroğludağı tepe ve çevresi, 2522 RT. ve çevresi, Baltacıpınarı sırtı ve çevresi, Akyol mevki ve çevresi, 2598 RT. ve çevresi, Şeref yaylası tamamı ve çevresi, 2515,3 RT. ve çevresi, 2543 RT. ve çevresi, Senemoğlu yaylası ve çevresi, Çakmakkaya tepe (2792 R.) ve çevresi, Gedik yaylası ve çevresi, 2715,3 RT. ve çevresi, Gedik köyü 1,2 km. güneybatısından itibaren Bakır deresi ve çevresi.                                    www.kuzeyanadolugazetesi.com