

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı atama kararları Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu‘nda yeni atamalar yapıldı. Ordu, Mardin, Sinop, Edirne, Muş ve Kastamonu il müftüleri değişti.
KADIN STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE OLGUN GÜNDÜZ
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda açık bulunan Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne Oğuz Tuncay, Çocuk Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Mustafa Bilir, Kadın Statüsü Genel Müdür Yardımcılığına da Olgun Gündüz atandı.
4 İLE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ ATANDI
Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Aslanoğlu görevden alınarak yerine Gürsel Ekmekçi atandı. Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Mehmet Emin Korkmaz, Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Mehmet Çalışkan, Ardahan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ise Erhan Bulut getirildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdür Yardımcısı Zehra Gamgam görevden alındı.
6 İLİN MÜFTÜSÜ DEĞİŞTİ
Diyanet İşleri Başkanlığında açık bulunan Ordu İl Müftülüğüne Mardin Müftüsü İsmail Çiçek, Mardin İl Müftülüğüne Sinop İl Müftüsü Ali Hayri Çelik, Sinop İl Müftülüğüne Mustafa Düzgüney, Edirne İl Müftülüğüne Muş İl Müftüsü Alettin Bozkurt, Muş İl Müftülüğüne Lütfü İmamoğlu ve Kastamonu İl Müftülüğüne Mustafa Bilgiç’in ataması yapıldı.
ADLİ TIP KURUMU’NA YENİ ATAMALAR
Adli Tıp Kurumu Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu Adli Tıp Üyesi Uzman Dr. Mehmet Özbay görevden alınarak yerine Uzman Dr. Zeynep Orhan atandı. Adli Tıp Kurumu Yedinci Adli Tıp İhtisas Kurulu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Üyeliğine İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Benian görevlendirildi.
SOBAYA NENZİN DÖKÜNCE!
Ardahan’da bir kişi, dikkatsizlik sonucu canından oluyordu. Çay yapmak için benzinle yaktığı sobada meydana gelen parlama sonucu feci şekilde yandı. Vücudunda ağır yanıklar oluşan kişi Erzurum’da tedavi altına alındı.
KOVALARLA SU DÖKEREK ALEVLERİ SÖNDÜRDÜLER
Ardahan’ın Çıldır ilçesine bağlı Kayabeyi köyüne ailesi ile birlikte tatile giden 81 yaşındaki Kadim Ercan, evin önünde bulunan soba da çay yapmak istedi. Bir pet şişe benzini, küçük ağaç parçasına döken Ercan, sobanın içine atarak ateşi yaktı. Sobanın aniden parlaması sonucu, masa yanında bulunan pet şişedeki benzinde alev aldı.
Yanan şişeyi atmak isteyen Ercan, alevlerin sıçraması sonucu kıyafetleri tutuştu. Bağırması üzerine karşı evde oturan köy muhtarı, Ercan’ın yanına koşarak üzerinden çıkardığı tişört ile alevleri söndürmeye çalışsa da başarılı olamadı. Daha sonra eşinin feryatlarını duyan karısı, kovalarla su dökerek alevleri söndürdü.
Çevredekilerin 112 Acil Sağlık ekibine haber vermesi üzerine olay yerine gelen ambulansla Kadim Ercan, Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Ercan, Erzurum Şehir Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Kadim Ercan’ın kafa, boyun, göğüs, kol ve ellerinde ikinci dereceden yanıklar oluştuğu belirtildi.
İLK OLARAK GÖĞSÜ TUTUŞTU
Alevler parlayınca ilk olarak göğsünün tutuştuğunu ifade eden Kadim Ercan, “Çıldır’ın Kayabeyi köyüne tatile gittik. Soba çayı yapalım dedik. Sabah erken saatte sobanın yanında duran benzini ağaç parçasının üstüne dökerek sobanın içinde ateşledim. Kalan benzinde plastik şişede masanın üstündeydi. Soba alevlenince şişe de alevlendi. Üstüme sıçradı, üstüm tutuştu. Şişeyi attım atmasam evde yanacaktı. Bağırdım, eşim içerideydi geldi. Köy muhtarı karşıdan görmüş geldi, söndürdüler. İlk göğsüm tutuştu, pijamalar vardı üzerimde. Karşı evden köy muhtarı bağırmamı duymuş geldi tişörtünü çıkartarak alevlere vurdu. Hanım kovalarla su döktü, söndürdüler. İlk Ardahan Devlet Hastanesine gittik sonra buraya sevk ettiler” diye konuştu.
“VATANDAŞLAR BU TÜR YAKITLARI YAKARKEN DİKKAT ETSİN”
Yaşadığı olaydan sonra vatandaşlara uyarılarda bulunan Ercan, “Bunun bilincindeyim, olacağı varmış. Şoförüm ben ama bir anlık oldu. Çok sakat bir durum. Söndüremeselerdi ben de yanacaktım evde yanacaktı. Vatandaş yakıtla yakarken dikkat etsin. Ateş olduğun da parlıyor, tutuştuğunda kimse kurtulamıyor. Kendisi kurtulamıyor, çırpınıyor. Çevredekiler de yetişene kadar işi bitiyor” şeklinde konuştu.
Bugünkü yazıma başlamadan önce 52 yıla doğru giden yaşımın verdiği tecrübelerin en sonuncularından birini hatta bir çoklarını 4 aylık süreçte yaşadım, yaşattım desem neler yaşadığımı, yaşattığımı sormayın.. Zaten anlatırsam da köşem yetmez, kitap olur..
Ha tam yazıma başlarken başkanlığını yaptığım Ardahan Dernekler Federasyonu whatsaap gurubuna bir arkadaşın gönderdiği mesaj ve o yazıyı destekleyen resim çok hoşuma gitti..
Zira bu günkü ruh halime öyle uyuyordu ki; Yazımda onu da kullanmaya karar verdim. Yani hem ata sözleri hem o gelen ve beni derinden etkileyen mesaj.. Yani ortaya karışık..
Aşağıdaki atasözleri ve bu insanı hislendiren küçük yazıdaki birçok önemli sözün anlatmak istediklerini hemen her gün yaşadığımız inkar edilemez bir gerçek. Ve bu gerçekleri yaşadıkça hatırladığımız Atalarımız ve onların söyledikleri sözlerin önemini de bedeller ödeyerek yaşıyoruz.
Ve bu bedelleri öderken alınması gereken dersleri de alır heybemize koyar, zaman zaman o heybeye bakıp, yenilerini ekleme ya da eklememe hesaplarını düşünmekten de bir hayli yoruluruz.
Evet bizi yoran heybedekilerini en iyi şekilde anlatan bazı Atasözleri şöyle;
*Çingeneye beylik vermişler gitmiş önce babasını aşmış…
*Besle kargayı oysun gözünü…
*Abanın kadri yağmurda bilinir;
-Yani, bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç duyulduğu zaman iyi anlaşılır.
*Aptal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır;
-Görmemiş kişi, rastlantı olarak layık olmadığı bir duruma kavuştuğunda bu durum kendisinin hakkı imiş gibi aptalca böbürlenir. (Bu ata sözü bugün anlatmak istediklerime adeta kaymak)
*Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da;
-Yani, değerli kişi, gösterişi, (benim gibi moda bilmeyen, yemek gibi önüne ne gelirse yiyen, üstüne yakışıyormu, yakışmıyormu diye düşünmeyen) giyim kuşamı olmasa da değerinden bir şey yitirmez; nerede olsa tanınır.
*Çanakta balın olsun, Yemen’den arı gelir
-Güzel malı olan kimse, müşteri bulma kaygısı çekmez. Reklam yapmasa bile en uzak yerlerden isteklileri çıkar…
*Çarşı iti ev (koyun) beklemez
-Başıboş gezmeye alışanlar, disiplinli iş yapmaya gelemezler…
*Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan;
-Birlikte iş görmek, birlikte yolculuk etmek, birlikte yaşamak isteyen karı-koca gibi insanlar arasında öncelikle bir uyumun olması şarttır. Bu uyum da karşılıklı saygı ve sevgi temeline dayanır. Tek taraflı sevgi ve saygı uyumu sağlamaya yetmez, ortada düzen diye bir şey kalmaz, kurulan beraberlikten de hayır gelmez…
*Eden bulur, inleyen ölür;
-Bir durumun nasıl sonuçlanacağı olayın gidişatından bellidir. Birilerine kötülük yapmayı kural edinenler, yaptıkları kötülüğün cezasını eninde sonunda görürler,. Bu dünyada olmasa bile öbür dünyada. Öte yandan inlemekten kurtulamayan ağır hasta da ölür…
*Eğreti ata (el atına) binen tez iner;
-Başkasının malına, yetkisine ve gücüne güvenerek iş yapan yarı yolda kalır. Çünkü kısa bir süre sonra bunları asıl sahibine iade etmek zorunda kalacaktır.
*Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını;
-Bir işten sağlıklı bir sonuç almak istiyorsan onu sağlam temel üzerine oturt. Nitelikli tohumdan güzel ve bol ürün alındığı bilinen bir şey. Bunun gibi nitelikli insan, nitelikli araç ve gereçle iyi iş yapılır; olumlu sonuç alınır…
*El el ile, değirmen yel ile;
-Nasıl ki bir değirmenin dönüp buğdayı öğütebilmesi için rüzgâra ihtiyacı varsa, insanın da birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü toplum hayatı yardımlaşma esası üzerine kurulmuştur, insan tek başına bütün işleri yürütemez ve başarıya ulaşamaz…
*Faydasız baş mezara yaraşır;
-Mademki yaşıyor, o hâlde bir işe yaramalıdır insan. Ne kendisine, ne de etrafına bir yararı, bir kârı dokunmayan ve ona buna yük olan kişinin yaşaması ile ölmesi arasında bir fark yoktur.
*Gafile kelâm, nafile kelâm;
-Çevresindeki gerçekleri görmeyen, sezmeyen, bilgisiz, dalgın kimseye ne söylense kâr etmez. O, bildiği gibi hareket eder. Dolayısıyla ona söylenecek her söz boşa gider…
*Giden kağnının gölgesinde oturulmaz;
-Başkasına ait olan herhangi alet veya malzemeden istediğin zaman istifade edemezsin
*Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye;
-Bir işte asıl olan iyi niyet, samimiyet ve içtenliktir. Bunlar olmadan bir işi görünüşte ve şeklen yapmakla o iş gerçekten yapılmış olmaz. Böyle yapılırsa gerçekten iyi sonuç alınıp amaca ulaşılamaz.
*Hamala semeri yük değildir (olmaz)
-İnsana kendi işi ağır gelmez. Çünkü üstlendiği iş ve sorumluluk yaşadığı hayatın tabiî bir sonucudur… Vb~
Ortaya karışık demiştik ya. Evet gelelim o güzel mesaja;
Adamın biri anlatıyor…
Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı.
Konuşmasını bitirdikten sonra garsona :
– Burada olanlara hepsine benden pilav üstü kebap ver ! 18 yıl aradan sonra baba olacağım !
Birkaç gün sonra aynı adamı sinemaya giderken elinde 3-4 yaşında bir çocukla bilet kuyruğunda gördüm. Çocuk ona baba diyordu. Adamın yanına gidip o günkü işinin hikmetini sordum.
Adam utana sıkıla olayı anlattı.
– O gün yan masada yaşlı bir çift vardı.
Yaşlı kadın menüye baktıktan sonra eşine: ”keşke bu gün pilav üstü kebap yiyebilsek” dedi. Kocası da hanımının yanında utanarak ancak çorba alacak paralarının olduğunu söyledi. Bunu duyunca üstüme kaynar su dökülür gibi oldu.
Bende o yapmacık telefon konuşmasıyla onlara pilav üstü kebap almak istedim.
Ben adama :
– Peki niye herkese yemek verdin ?
Adam ciddileşerek :
– Ben bütün malımın gitmesine razıyım ama bir insanın izzeti nefsinin rencide olmasına razı değilim. Eğer o yaşlı adama açıktan yardım etseydim hanımına karşı çok mahçup olacaktı.
Ondan dolayı öyle yaptım !
Sözün özü;
“İnsan kalbinde ne taşırsa dünyayı da öyle görür. İnsan yüreğinde ne taşıyorsa karşısındakine onu verir. İnsan aklında ne taşıyorsa hayatına onu katar..
Evet bugünkü yazımı Atasözlerine bıraktım, belki birileri anlar diyerek..
*Bazı insanlar ayakkabı mağazası gibi her numara var…
*Herkes birbirini satıyor. Piyasa o kadar canlı…
*Millet öyle olmuş ki her sakala tarak buluyor…
*Gidenler sanıyor ki; Kalanlar her gün ağlıyor. Bilmezler ki; Sen radyoyu kapattın diye, şarkılar yarıda kalmıyor…
Yani noktayı cümlenin sonuna değil, benim gibi gerektiği yerde hemen koyacaksın…
ARDAHAN MİLLİ EĞİTİME

.jpg)
Tek adam, pardon Başkanlık döneminin yaşandığı dünyada kimi başkanların kanka olduğu, kimilerinin ise bizim dernekçilikte olduğu gibi kanlı bıçaklı bir haldeyken”Trump beni aradı pardon pardon Trump Başkanı aradı”başlıklı müjdeli haberleri de sıkça duyup, okur olduk..
Evet Komünist Küba’nın da içinde olduğu okyanus ötesinde yaşanan 7.9 şiddetindeki depremde bir bina bile yıkılmaz ve kimse ölmezken, Elazığ’da yaşanan ve bizim belediye başkanlarının hiç suçu yokmuş gibi yeniden müteahhit avına çıkılan depremin ardından Afrika seyahatine pardon ziyaretlerine çıkan Başkanı arayan okyanus ötesindeki diğer Başkan bizim başkanla konuştuktan hemen sonra adeta Filistin’i İsrail’e ilhak ettiğini duyuruyordu.
Öte yandan diğer Başkan yani sıcak denizlere inme hesapları yapan ve bunu Suriye’den sonra Libya’da at oynatarak ortaya koyan Başkanda yeni bir göç hareketini başlatan operasyonlara ve bombalamalara izin veriyordu.
İsrail’in hükümet kuramaz hale getirilen siyasetinden yeni bir başkan yaratmaya çalışan başkanlar birbirlerini arayınca asıl depremin yaşandığını anlamayız.
Kısacası dün İran ile savaşacağı tartışılan ABD başkanı Trump bölgede hayata geçireceği her plan öncesi bir zamanlar “Ben BOP’un eş başkanıyım”diyen bizim Başkan Erdoğan’ı arar Edoğan’da Trump’la görüşmelerini genelde ortadoğu ve Afrika’dayken “Başkan beni aradı” diyerek açıklar, ardından kendisi de briketten kulübeler yapmaya hazırlandığı Suriye’den Esad’ı aramaz, Esed dediği Başkanı destekleyen Başkan Putin’i arar, “Yeni bir göç dalgası yaratma” diyerek.
Esed’e olduğu gibi Amerika’nın Feto gibi yıllarca beslediği sonra Kaddafi’yi ortadan kaldırıp, bölgeye yeniden gönderdiği ve Libya’yı karıştıran darbeci Hafter’e de çok kızan bizim başkan ve başkanların yön verdiği dünyada bir türlü yörüngesine oturamaz yer yüzünden bombalarla, yer altından depremlerle sarsılarak insanları ağlatır..
Ha bu arada başkanların anlayışı dolayısıyla devre dışı bırakıldığı ileri sürülen meclise gelmesi beklenen ve genel bir affa dönüşmesi istenen 2. Yargı Reformu da yine ertelendi gibi..
Yıllardır bir türlü alt sıralarda kurtulamayan ve son LYS sınavında 81 Vilayet için 79. olduğu ortaya çıkan Ardahan’ın 10 yıla aşkındır bu durumda kurtulamaması dikkatlerden kaçmazken, valilik ve kaymakamlıkların olağanüstü çabası da LYS gibi sınavlarda Ardahan’ı alt sıralarda üste çekemiyor.
Son yapılan LYS sınavlarına 81 Vilayet içinde alt sıralarda yer alan Ardahan’ın bu durumdan nasıl olup, kurtulacağı bilinmezken yıllardır yaşanan bu durumdan kurtulmak için ciddi bir çalışmanın yapılmaması da dikkatlerde kaçmıyor.