MEMLEKETE GİDERLERKEN ÖLDÜLER!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Erzurum’un Oltu ilçesinde şarampole devrilen otomobildeki Ardahan Gölelli oldukları öğrenilen 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.


Alınan bilgilere göre İstanbul’dan Ardahan’a gitmekte olan ailenin geçtiğimiz gün sabah satlerinde Erzurum/Oltu ilçesine 18 kilometre uzaklıktaki Oltu Başaklı köyü mevkisinde araç sürücüsünün uyuduğu ihtimali ile şarampole yuvarlandı.


Erzurum’dan Ardahan’ın Göle ilçesine giden Şahmettin Ziyaoğlu’nun (57) kullandığı 34 PL 9571 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı.


OTOMOBİL TAKLA ATTI


Taklalar atan otomobil hurdaya dönerken, içindeki 5 kişiden kimlikleri belirlenemeyen 2’si hayatını kaybetti. Yaralanan sürücü Şahmettin Ziyaoğlu ile Leyla Ziyaoğlu (50) ve Didem Kozanoğlu (12) da ihbarla gelen sağlık görevlilerince ambulansla Oltu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.


YARALILAR HASTANEYE KALDIRILDI


Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından Erzurum’a Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Kazada ölen 2 kişinin cansız bedenleri, Oltu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.



FASULYE DE KENDİNİ NİMETTEN SAYARMIŞ!

Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.


Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.


Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.


Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.



Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.


Şimdi siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğum soranlar da olacak biliyorum.


 Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…


Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekûn çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi. İçimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için.


Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul” baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan…


Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!


Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, billboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.


Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden paramızın değeri dibe vurmuş zaten güçlenerek çıkacağız!” diyen ekonomi bakanın ‘gözlerime bakın’ diyerek esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’la başlayacağı söylenen yeni ve iyi olacak denen ilişkilerdendi de haber alınamıyor.


Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..


Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imamına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.


Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanırsın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…




arşiv haber 313/01/2018 tarihli haber/yorum


Ardahanlı Gelin İstanbul’u Kazandı!


Ardahan Hanaklı Yazar Ümit Katancıoğlu’nun oğlu Naki Katancıoğlu’nun eşi Canan Katancıoğlu Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı oldu.


Büyük bir heyecana sahne olan CHP 36. Olağan İstanbul İl Kongresi sona erdi.


Cemal Canpolat ile Canan Kaftancıoğlu’nun yarıştığı, ara ara tansiyonun yükseldiği, ufak çaplı gerginliğin yaşandığı kongrede CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve başkan adayları birer konuşma yaptı. Tamamlanan konuşmaların ardından il yönetimi, il yedek il disiplin kurulu, il disiplin kurulu yedek ve kurultay üyeliği için oluşturulan listeler açıklandı. İtirazların ardından kesin liste belirlendi ve seçim başladı. Kurulan 6 sandıkta doğal delegelerle birlikte 654 delege oy kullandı. Oy kullanma işleminin tamamlanmasının ardından sandıklar kapatıldı. Oy sayımının ardından 325 delegenin oyunu alan Canan Kaftancıoğlu CHP İstanbul İl Başkanı seçilirken, Cemal Canpolat 318 oyda kaldı.**Gelinimiz CHP İstanbul’a Aday Oldu


*31/12/2017 Tarihli Haber


Ardahan Hanaklı Yazar Ümit Katancıoğlu’nun oğlu Naki Katancıoğlu’nun eşi Canan Katancıoğlu Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığına Aday oldu.


CHP’de düzenlenen ilçe kongrelerinin ardından Eski PM üyesi, Ardahan Hanaklı Yazar Ümit Katancıoğlu’nun gelini Yazar Canan Kaftancıoğlu 13 Ocak 2018’de gerçekleşecek olan İl Kongresi için “Görevden kaçmak yok. İl Başkanlığına adayım” sözleriyle adaylığını açıkladı.


CHP’nin son günlerdeki tartışmalı ismi İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat’a bir rakip daha çıktı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteğini alarak sahaya çıkan eski PM üyesi Canan Kaftancıoğlu, Damga Gazetesi ortaklarından Mehmet Mert’e konuştu. Kaftancıoğlu, kısa açıklamasında, “Görevden kaçmak olmaz, böyle olması gerekiyormuş” şeklinde açıklamada bulundu.


Gazeteci Mehmet Mert’in birkaç gün önce adını gündeme düşürdüğü Canan Kaftancıoğlu, İstanbul İl Başkanlığı adaylığı hakkında bir yalanlamada bulunmuş, aday olmayacağını, ancak mevcut yönetimle de birlikte yol yürümeyeceğini belirtmişti. Kaftancıoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı için partiyi önce İstanbul’da sonra Türkiye’de iktidara taşıyacak bir ekip oluşturmak gerektiğini. Mevcut yönetim ile değil, daha aktif çalışan, söylemleri ile, çalışmaları ile, örgütü harekete geçirecek, yeni bir ekibe ihtiyaç olduğunu söylemişti. 


Kaftancıoğlu’nun bu açıklamasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile başabaş bir görüşme gerçekleştirmesi, siyasi yol haritasını da değiştirmesine neden oldu. Kılıçdaroğlu’nun, “Yaptığımız nabız yoklamaları ve görüşmelerde sizin isminizi öneren çok arkadaşımız oldu. Aday olmanızdan memnuniyet duyarız. Demokratik yarışa katılırsanız partimize güç katarsınız” şeklindeki sözlerine sıcak bakan CHP İstanbul İl Başkanlığı kadın adaylarından Canan Kaftancıoğlu, “Madem siz de uygun görüyorsunuz, o zaman aday olacağım. Partimizi İstanbul’da iktidara getirmek için elimden geleni yapmaya hazırım. ” yanıtını verdi.


Canan Katancıoğlu Kimdir?


1972 Ordu doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini Ordu’da tamamladı. 1995 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Sivas Suşehri Devlet Hastahanesi acil biriminde hekim olarak çalıştı. 1997 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda Adli Tıp ihtisasına başladı. TiHV(Türkiye İnsan Hakları Vakfı) ‘de vaka taraması yaparak “İşkence Olgularının Adli Tıbbi Değerlendirilmesi” isimli teziyle ihtisasını tamamladı. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli dernek ve demokratik kitle örgütlerinde görev aldı. Toplumsal Bellek Platformu’nun kurulmasında önayak oldu. Yakın tarihimizde yaşanan faili meçhul bırakılmış cinayetlere dikkat çeken Yalın Ses yayınlarından “Benim Babam Bir Kahramandı” isimli derleme kitabı bulunmaktadır. İletişim yayınlarından Müge Tuzcuoğlu derlemesi “Roboski İstenmeyen Çocuklar” ve Um:Ag yayınlarından Eren Aysan derlemesi “Bir Eflatun Ölüm” isimli kitaplara yazı katkısı sunmuştur. Bilimsel ve sosyal alanlarda yayınlanmış yüzü aşkın makalesi vardır. Birleşik Haziran Hareketi geçici yürütmesinde görev almıştır. Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri düzenleme komitesindedir. 2011-2012 yılları arasında CHP İstanbul Basın, Kültür ve İletişimden sorumlu il başkan yardımcılığı, 2012-2014 yılları arasında İl başkan vekilliği, basından sorumlu il başkan yardımcılığı görevini sürdürmüştür. Motorsiklet kullanmak ve seyahat etmekten hoşlanır. Halen kurucu ortağı olduğu özel bir sağlık kuruluşunda genel koordinatör olarak çalışmaktadır. Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu ile evli olup Çağım Işık isminde bir kızı, Rocky isminde sahiplenilmiş dört ayaklı bir oğlu bulunmaktadır.


 


İnternet yasaklanırsa AKP ve Erdoğan kayıp eder!..







  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Tepki almaya devam eden KHK ile demokrasiye darbe vuran kararlar aldığı ileri sürülen ve bunları eleştirenleri dövmeye devam eden Cumhurbaşkanı/Başkan Recep Tayyip Erdoğan son yurt dışı gezisinde dönüşünde İnternetin çok tehlikeli bir hale girdiğini ve bunun için gerekli tedbirlerin alınacağını işaret etti..

Yani Erdoğan’ın internetten bir hayli rahatsız olduğunu ve bu yönde gerekli tedbirlerin alınması için emir verdiğini anladığımız bu açıklamalara baktığımızda; 2019 Yerel ve Genel Seçimleri öncesi internetinde içinde olduğu bir çok özgürlüğün ve antidemokratik uygulamalara devam edilecek gibi..

Peki bu tür uygulamalarla 15 Yıldan fazladır iktidar da bulunan Erdoğan ve başında bulunduğu yönetim anlayışı puan mı alıyor yoksa puan mı kayıp ediyor?

Bu duruma baktığımıza da yıllardır o çok istenen ve karşılığında bir çok bedel ödenen tam bir demokrasinin uygulanmadığını zaten biliyoıruz diyenlerimiz olabilir..

Ancak demokrasinin kör/topal uygulanmasına karşın bundan faydalanıp, iktidara gelenlerin başında gelen Erdoğan’ın başında bulunduğu AK Parti’nin ilk yıllarına baktığımızda demokrasiyi olmazsada demokratlıktan yana göründüğü için iktidara geldiğini görüyoruz..

Ardından her iktidar döneminde hafta 50-60 terorist öldürüldüğü haberleriyle hala devam eden >Kürt sorununa barışcıl olmazsa da uzlaşıcı gibi baktığını ima edip, Kürtlerin ve demokratların desteğini arkasına alıp, tam yerleşik iktidar için yoluna devam eden bir AKP görülüyor..

Sonra bir zamanlar ortak oldukları Feto’nun darbe kalkışması ile şoke olan ama yine demokrasi yanlıları ve darbelerden en çok çeken biz Kürtlerin tanklara karşı duruşunu kirli havuzun paraları ile beslenen medyanın imkanlarıyla da kendilerine mal edip,bir dönemi daha kurtaran ve iktidarlarının ömrünü uzatan Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan bu yaşananlarla güçlendikçe o baştan savunduğu demokratlığı unutup, her şeyden kıl kapan bir bakışla demokrasiye yeni engeller getirme hevesine düştü..

Ve çocukları mana edip, internetin önüne yeni engeller getirme içine girdiğini görmekteyiz..

Çünkü 7 Haziran’da iktidar olan HDP’nin çok oy almasını hazmedemeyip, 1 Kasım’da yeniletdiği seçimlerinde ve sonrasında bir çok defa engellediği internetin ve özgür medyanın hatalarının görülmesini hesapladığını düşünüyor..

Ancak bunun yanlış olduğunu internet ve basın özgürlüğünün AKP’nin de zaman zaman arzuladığı muhalefetin oluşmasına engel olduğunu göremiyor AKP ve onun başında bulunan Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan..

Evet iddia ediyorum..

İnternet İran’da ki gibi, Çin’de yada Kuzey Kore’de engellenmesi halinde o çok aranan ama bir türlü bir araya gelmeyi beceremeyen muhalefen cadde ve sokaklara dökülür derim..

Nasıl yani diye soracak olanlara da cevabı vermek gerekirse eğer; Bugüne bakmak yeter ve artar bile..

Yani Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan’ın iktidarlarının ömrünün uzatanın aslında internet özgürlüğü olduğunu anlatmak istediğimi anlayın artık..

Çünkü internette iktidara iki laf söyleyip, iktidar karşısı gazlarını gideren bir muhalefetin olduğu, internette başını kaldırıp, yaşananlara, gerçeklere bakılmayan ülkede interneti kapatmak, engellemek en büyük zararı iktidara vereceği bilinmelidir..

Bu nedenle ben Erdoğan’ın yerinde olsam değil engellemeyi düşündüğüm internetin önünde ki tüm engelleri kaldırır ve yasaklanan imkanları da sunarım..

Çünkü aslında muhalefeti afyonlayan, esrar gibi kafa yaptıran internet oldukça AKP iktidarı devam eder, Erdoğan’da o zaman tüm yetkilerle donatılmış başkan olduğu bir ülkenin başkanı olmaya devam eder..

Ya sizce?..

 


Çıldırlı CHP’de Öğüt 1. Sırada, Göleli Sezgin Kaya 2. Sırada..


*06/04/2015 Tarihli Haber


Bugün toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Ardahan’da 1. Sıra Milletvekili Adayını Belirledi.

Üç Dönemdir Ardahan Milletvekilliğini yapan CHP’nin Mevcut Milletvekili Ensar Öğüt CHP’nin Ardahan Liste Birincisi Oldu. Öğüt’ün 2. Sıra Adayı İçin Kulislere Başladığı Bilgisi Alındı.


 


.


 










HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!