MEMLEKETİ TERK EDİYORLAR!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




Başta Ardahan ve ilçelerinde ki otobüs terminalleri olmak üzere birçok otogarın yoğun olduğu şu günlerde başta İstanbul’a olmak üzere batı kentlerine göç edenler arasında yaz boyu çiftçilik yapan ailelerine yardıma gelenler olduğu gibi kesin göç edenlerin olduğu da dikkat çektiği görülürken 1992 yılında 178 bin bir nüfusla yeniden vilayet olan ancak beklenen yatırım ve hizmetlerin gelmediğinden devam eden göç dolaysıya bugün 98 bine kadar nüfusu düşen Ardahan’da bu yıl yine bin kişiye yakın inanın başka illere göz ettiği belirtilmekte.


 


**ARDAHAN’DA YAŞANAN GÖÇÜN KISA ÖZETİ..


 


Organize Sanayisine yol, elektrik, çevre düzenlemesi yapılmadığı gibi bugüne kadar bir yatırımcının yatırım yapmadığı, Hopa Sarp gümrük kapısından sonra Kafkaslara açılan 2. gümrük kapısı olan Türkgözü (Badele) gümrük kapısına giden yolu en büyük engeli olan Ulgar tünelinin açılmadığı, kapının şimdide yenileme dolaysıyla adeta kapalı olduğu Ardahan’da Çıldır Aktaş Gümrük kapının yanı sıra Kars-Tiflis-akü Demiryolunun olmamasına rağmen ithalatın, ihracatın sıfır derecede olduğu söylenen, tırnağı kanayanın önce ilçe ve merkezdeki hastanelere gittikten sonra komşu illere gönderilen kalp anjiyo merkezi hala kurulamadı.



Adına Meşe Ardahan dedirten sarıçamlarla çevrili ama bu çamların her yıl ‘yenileme, genişletme’ adı altında acımasızca kesilip, başka illere gönderildiği Ardahan’da bu sektöre hitap eden bir kuruluştan yoksun olurken sağlık sitemi, ülke genelinde yapılan sınavlarda hep son sıralarda yer alan, hayvancılığın hala atadan/deden yapılmasının yanı sıra et ve süt entegre tesissilerinin olmaması, yayla yolları gibi alt yapıları olmayan ve hala içme suyu sorunu yaşayan köyler gibi kent merkezlerinde ki gibi başta Ardahan-Göle, Ardahan Hanak, Damal, Posof, Ardahan-Çıldır-Kars yoları gibi şehirlerarası yoların bir türlü bölünüp, yapılamadığı, sportif faaliyetlerinin olmadığı, tek AVM’sinin mahkemelik olduğu kentte son 30 yıldan bu yana her yıl ortalama bin, bin 500 kişinin göç etmesi dolaysıyla nüfusu 98 binlere kadar düşmüş durumda.


450 bini büyük baş olmak üzere 600 bine yakın hayvanın olduğu ancak yeter ki görülmediği için tercih edilmediğinden her yıl azalan öğrencisiyle ilahiyat fakültesi olan üniversitesinde bu sektöre hitap eden bir fakültesi olmaması, Kafkas Arısının gen merkezi olmasına rağmen yapılan arıcılığın ardından üretilen balın hala bir türlü markalaşmayıp, bu bala hasa marka ile paketlenemediği kentte kristal karları ile Uludağ’a, Sarıkamış’a ve Palandöken’e rakip olması beklenirken Organize sanayi gibi hak ettiği yolu ve tesisiler olmayan Yalanızçam Kayak Tesissilerinin üzerinde bulunduğu Ardahan-Ardanuç yolunun 50 yıldır bir türlü yapılıp, Sahara tüneli gibi hayata geçirilemediği Ardahan’da bu ve buna bezer beklentilerin bir türlü gerçekleşmemesi dolaysıyla göç devam ediyor.



NÜKLER VE KİRLİ BOMBA YETMEZ KİMYASAL..


Yazıma başlamadan önce dezenformasyon yani 3 yılık hapis hediyeli yeni sansür yasasının hem de meclise geleceği gün Kılıçdaroğlu’nun durup, durduk yerde ‘gelin dokunulmazlığı kaldırılalım’ deyip Demirtaş ve onca insanın hapis edilmesine neden olan çıkışı..

Bunun ardından yine aynı Kılıçdaroğlu’nun durup, dururken başörtüsü çıkışı ve bunun hemen ardından hem de kömür madeninde can veren 41 insanın ölüm nedeni tartışılırken önce AK Partili Mahir Ünal’ın ‘Türkçe ile bir düşünce üretemeyiz sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz’ satırları ile biten ama hala tartışılan tezi.. 

Şimdide tutuklanan TBB Başkanının ‘kimyasal iddiaları araştırılsın’ demesiyle oluşan gündemin suni bir gündem çabası olmasından öte bir şey olmadığı gibi bunların hem bu ülkenin gerçek gündemini saklamak, hem de bu ülkede yaklaşan seçim öncesi oyları düştüğü iddia edilen iktidarın lehine yaramaktan öte başka bir işe belirtmek isterim.

Çünkü bu son üç tartışamaya baktığınıza da mağdur rollü oyununun devam ettiği ve buna birlerinin bu tür çıkışları ile çanak tuttuğunu anlamak için dezenformasyonun nasılı olup, havuz, sağcıdan daha sağcı hatta faşist ulusalcı, sağcı, muhafazakâr basın ve medyasının aracılığıyla iktidar lehine enformasyona dönüştüğüne bakmak yeter hatta artar.

Şimdi günün yorumuna dönecek olursak;

Nükleer silah kullanacağı ileri sürülen ve bu yönde birde tatbikat düzenleyen Rusya’nın da Ukrayna’nın “kirli bomba” kullanacağını iddia ediyor. ABD, İngiltere ve Fransa’da askeri yetkililer ile temasa geçti. Önce Kiev Moskova’yı nükleer saldırıya hazırlanmakla suçlarken, şimdi Moskova’nın “kirli bomba” iddiası gündeme düşmüşken Kimyasal Silah iddialarının araştırılması gerektiğini belirten Tabipler Birliği Başkanı önce gözaltına alınıyor ve daha bu yazım bitmeden tutuklanıyordu.

Ve bu haberlerin hemen ardında yani bu yazı yazılırken ‘TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “TSK kimyasal silah kullanıyor” sözleri nedeniyle gözaltına alınıp, tutuklanması yeni bir gündem yaratırken, Aşiretlerin ‘Falan aşiret derneği yetmedi federasyon hatta konfederasyonu’ kurduğu ülkede Adalet Bakanı Bozdağ’dan dikkat çeken bir açıklama daha geliyordu.




Bakan Bozdağ, “Hem Türk Tabipleri Birliği hem mimar ve mühendisler odalarıyla ilgili yeni bir hazırlık yapıyoruz. Yeni düzenleme hazırlığı başladı, Kabine’ye arz edilecek” diyordu.

Evet, gerçek bir savaş denen Rusya ve Ukrayna arasına süren savaşta Nükleer ve Kirli denen bombaların kullanılıp, kullanılmayacağını konuşan dünya TBB Başkanının apar, topar gözaltına alınıp, İstanbul’dan Ankara’ya götürülürken Türkiye’nin adı da Kimyasal silah tartışmalarıyla bir anda tüm dünya gündemine hem de devletin ama hükümet kimse onun olan TRT, diğer bir cemaatin olan TGRT ve havuzun içinde bulunan gazete ve televizyonlar yetmedi internet haber siteleri aracığıyla giriveriyor.

Yani, ‘kaş yaparken göz çıkarmak bu’ denecek bir panikle çoğu kimsenin o yakada ne oluyoru bilmediği halde çok akılı birileri adalet, hak, hukuk tanımama tez canlılığı yüzünden başta adalet, basın özgürlüğü ve ekonomi olmak üzere birçok konuda dünyada ki ülkeler sıralamasında gün geçtikçe puan kayı eden ülkeyi daha zorda bırakıveriyor.

Ve PKK başta olmak üzere bu ülkenin düşmanı olarak algılanan tarafların yapamayacağı kirli reklamı kendi elimizle bize yaptırılıyor.

Kısacası önce basın özgürlüğü ardından başta kömür ocaklarında olmak üzere birçok alanda yaşanan olumsuzluklara bir yenisini TBB Başkanını hem de sadece iddialar araştırılsın dediği için basın ve medya şowları ile gözaltına alıp, kameralarla birlikte Ankaralara götürmekle kimyasını bozdukları ülkeye yarar değil, zarar verenlerin kullandığı onca kirli enformasyonla ülke içinde ki gerçek gündemi kısa sürelikte olsa unutturmaya çalışırlarken dünya normlarında zaten zorda olan ülkeyi dünya gündemine oturtmaları ne kadar doğru bilmem ama birileri bir taşla bir kaç kuş vurularken o kuşların bizim başımıza düştüğünü de görmek gerek..


Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


arşiv haber 16/02/2017 tarihli haber/yorum Vatandaş: Öldürdüler - Belediye: Bayılttık!


Vatandaş: Öldürdüler – Belediye: Bayılttık!


Yeni Doğum Yapan Anne Köpeği Zehirlediler İddiası..


Ardahan’da şehir merkezinde yeni doğum yapan anne köpek, kimliği belirsiz kişiler tarafından zehirlendi.

Kış şartlarının en zorlu geçtiği illerden biri olan Ardahan’da şehir merkezinde yeni doğum yapmış köpek, kimliği belirsiz kişiler tarafından iğne ile zehirlenerek öldürüldü.


 


**YENİ DOĞUM YAPMIŞTI!..


Son dönemlerde yurdun birçok yerinden zehirlenen hayvan haberleri geliyor. Bu kez insanoğlunun merhamet duygusunu yitirdiği kent Ardahan… Şehir merkezinde kimliği belirsiz kişiler, yeni doğum yaptığı belirlenen anne köpeği, iğne ile zehirleyerek öldürdü. Zehrin etkisiyle bacakları felç olan anne köpek, bir süre yerde sürünerek yavrularının yanına gitmeye çalıştı. Ancak zehrin tüm vücudunu felç etmesiyle olduğu yerde çırpına çırpına can verdi.


VATANDAŞLAR BELEDİYEYİ SUÇLADI


Cep telefonu kamerası tarafından kaydedilen görüntülerde vatandaşlar “Belediye zehirledi” şeklinde imalarda bulunurken, bu hazin olayın kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiği bilinmiyor.


Belediye: Öldürmedik, Bayılttık..


KOnu hakkında bir açıklama yapan Ardahan Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Dede yaşanan olayın basın tarafından gündeme gelmesi ardından kendisine ait olan sanal sayfada bir açıklama yaptı.

Yaşanan olayın öldürme değil, veteriner hekim gözetiminde bir bayıltma operasyonu olduğunu belirten Ardahan Belediye Başkan Yardımcısı her nedense daha önceki bir çok açıklaması gibi bu açıklamasınıda kısa süre içinde kaldırması dikkatlerden kaçmadı.


Haber: Olgun Kızıltepe


Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


arşiv haber 16/02/2017 tarihli haber/yorum


**KÖPEKLER YAŞLI KADINI PARÇALADI!


Ardahan’ın Karlıyazı (Kirziyan) köyünde yaşayan bir kadın köpekler tarafından parçalanarak öldürüldü.


Alınan bilgilere göre geçtiğimiz gün gece geç saatlerde tuvalet ihtiyacınu karşılamak için evinden dışarı çıktığı öğrenilen yaşlı kadına saldıran köğeklerin ev sahibi Refika Yılmaz’ı ağır yaraladıkları ve ağır yaralı kadının Erzurum’a kaldırılığı ancak kurtulamayarak öldüğü öğrenildi.


Yaşlı kadının bugün Karlıyazı köyünde toprağa verildiği, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı alnan bilgiler arasında oldu.


**Arü Koordinatörlüğündeki Ab Projesinin İlk Toplantısı İtalya’da Yapıldı..


Ardahan Üniversitesi (ARÜ) koordinatörlüğünde yürütülen “Renewable Energy Sources For Agricultural Vocational Education- Tarımsal Eğitimde Yenilenebilir Enerji Kaynakları” adlı Avrupa Birliği (AB) projesinin ilk toplantısı 18-21 Kasım 2015 tarihleri arasında İtalya’nın Perugia kentinde gerçekleştirildi.


Ardahan Üniversitesi (ARÜ) koordinatörlüğünde yürütülen “Renewable Energy Sources For Agricultural Vocational Education- Tarımsal Eğitimde Yenilenebilir Enerji Kaynakları” adlı Avrupa Birliği (AB) projesinin ilk toplantısı 18-21 Kasım 2015 tarihleri arasında İtalya’nın Perugia kentinde gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye’den, Almanya’dan, İtalya’dan, Yunanistan’dan, Polonya’dan ve Slovakya’dan projede görev alan akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. AB tarafından desteklenen ve Ardahan Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen projede ARÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeref Kılıç proje yürütücüsü, Yrd. Doç. Dr. Sebahat Şeker ise araştırmacı olarak görev aldı.

İki yıl süresince devam edecek olan projenin ilk toplantısında proje ortağı kurumlardan katılımcılar proje süresince gerçekleştirilecek faaliyetler ile ilgili planlama ve görüş alışverişinde bulundu. Toplantıyla ilgili bilgi veren proje yürütücüsü Prof. Dr. Kılıç, “Mesleki eğitim kurumlarında yenilenebilir enerji kaynaklarının tanıtımı ve uygulamalarını konu alan projede, çiftçiler ve öğrenciler hedef kitle olarak belirlendi. Tarımda uygulanabilir ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili çalışmaların geliştirilip bilgi paylaşımlarının iletişim araçları ile gerçekleştirilmesi ana hedef olarak belirlendi. Kurumların tanıtımı katılımcılar tarafından yapıldı ve proje takvimi ile ilgili görüş birliği sağlanarak bir sonraki toplantının mayıs ayında Almanya’nın Gülzow-Prüzenkentinde yapılması kararlaştırıldı.’ dedi.

Projenin amacının tarımda uygulanabilir yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili çalışmaların geliştirilip bilgi paylaşımlarının iletişim araçları ile gerçekleştirilmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, “Bu amaç ile Türkiye, Slovakya, Yunanistan, İtalya, Polonya ve Almanya arasındaki iyi teknoloji uygulamalarının bir araya getirilmesi sağlanmış olacaktır. Sürdürülebilir Çevre ve Kırsal kalkınma için yenilenebilir Enerji Kaynakları konusunda gerekli bilgi ve işgücünün aktif olarak sağlanması açısından ortak ülkelerdeki çalışmaların bir araya getirilmesi sadece ülkemiz açısından değil tüm dünya açısından çok önemli bir konudur. Projenin hedef grupları arasında öncelikle çiftçiler, hayvancılık, ormancılık ve tarım turizmi ile ilgili çalışan işletmeler ile beraber tarım uzmanları, tarımsal danışmanlığı veren kuruluşlar, mühendislik, biyoloji, kimya ve yardım hizmetleri teknisyenleri bulunmaktadır. Proje kapsamında hedef kitleler ile ilgili anket çalışması gerçekleştirilerek değerlendirmeler yapılacak ve anket sonuçları göz önünde bulundurularak web tabanlı bir e-öğrenme portalı oluşturulacaktır.” dedi.


**Kaan Gündoğdu’nun Sayfasından..


Yaşar Çağlayan, Posof ilçesinin yetiştirdiği değerli simaların başında gelmektedir. Tarih bilimi üzerine yayınlamış olduğu eserleriyle, unutulmaz Tarihçiler arasında yerini alan Çağlayan, Konya İslam Enstitüsü ve Necatibey Eğitim Enstitüsü müdürlükleri yapmış, Anadolu’nun farklı yerlerinde özverili biri olarak, en kutsal görevi yani öğretmenlik mesleğini icra ederek, yüzlerce aydın yüzlü nesiller yetiştirmiş idealist bir eğitim emekçisidir. 1944 yılında Posof ilçe merkezi Duğur’da doğan Yaşar Çağlayan, Ankara Üniversitesi DTCF mezunu olup genç yaşta vefat etmesine rağmen, biri iki cilt olmak üzere alanında üç önemli eseri, Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Ruhu şâd olsun!

Eserleri: 

Eskiçağlar Tarihi (2 Cilt-1975)

Genel Tarih (1976)

Tarih Öğrenimine Başlangıç (1978)


**


Ömrünü Mevlânâ ve Mesnevî’ye vakfeden Sertarîk Mesnevî-hân, mütefekkir, mutasavvıf Ardahanlı Şefik Can Efendi, 96 yıllık ömrünün son demlerinde kütüphanesinde çekildiği bir fotoğraf…

Şefik Can 

Ardahan’ın Hanak ilçesi Büyük Nakala köyünün ileri gelen, birçok müftü, müderris, hafız çıkarmış Balcıoğulları ailesinden olan Müftü-Müderris Mehmet Tevfik Efendi’nin, Erzurum’un Ilıca ilçesine bağlı Tebrizcik köyündeki medresede görevli iken, o köyde 1909 yılında dünyaya gelen oğlu Şefik Can, Tâhir Olgun’dan aldığı feyz ve muhabbetle, Mevlânâ ve onun öğretisine büyük hayranlık duymuş; ömrünü Mevlânâ’ya ve onun eserlerini anlamaya, anlatmaya adamıştır.

Arapça, Farsça, Rusça, Japonca, Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerini iyi şekilde bilen, bu dillerden yapmış olduğu çevirileri farklı dergilerde de yayınlayan, aynı zamanda emekli Kıdemli Albay olan Şefik Can’ın yayınlanmış kitapları ise şunlardır:

1. Mevlânâ ve Eflatun (1965)

2. Klasik Yunan Mitolojisi (1970)

3. Mevlânâ Rubaileri (1991)

4. Mevlânâ Hayatı Şahsiyeti Fikirleri (1995)

5. Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi (1997)

6. Dîvân-ı Kebîr Seçmeler (1999)

7. Mesnevî’nin 5 ve 6. ciltlerinin şerhi (2000)

8. Cevâhir-î Mesnevîyye (2001)

9. Güldeste (2001)

10. Mesnevî Hikâyeleri (2003)

11. Mevlânâ Hayatı Şahsiyeti Fikirleri (İngilizce çevirisi/2004)


Uzun zamandır peşinde olduğum bir kitaptı ama bulamamıştım. 526 sayfalık kuşe kağıda baskılı olan bu eşsiz eseri değerli hocam Hakan Temiztürk, hediye etti. Kendisine teşekkür ediyorum.



**Halil İbrahim Ataman’dan 

POSOF HABERLERİ


*29/11/2015 Tarihli Haberler


VERİLEN SÖZLER TUTULURSA POSOF İHYA OLACAK


Yıllardan beri yapılması için vaad edilenlerin hala yapılmadığı Ardahan ın Posof ilçesi ne yeni müjdeler verildi.

Büyük sevinç ve heyecanla Posof Belediye Başkanı seçilen Cahit ULGAR gücü yettiği kadar şehirde bazı düzenlemeler yapmaya devam ediyor. Bir ilçenin kalkınması için devletin yardımlarının olması gerektiğinden Posof a gerektiği yardımlar yapılmıyor, çünkü nüfusu oldukça az olduğundan devletin verdiği para da elemanlara yetmeyecek durumda. Belediyenin tek gelir kaynağı sadece kum ocağı olduğundan fazla geliri de yok.

Mevsim kış olmasına rağmen gelen müjde Posof halkını mutlu etti. Ardahan, Kars, Artvin Kalınma projesi kapsamında Posof a gelen heyet belediye salonunda bir toplantı yaparak gönüllere ferahlık verdiler.

Yeni yapılacak olan hayvan pazarı projesi Ardahan Tarım İl Müdürü Sayın Mustafa TANI ,AKAKP Ardahan sorumlusu Ensar TOKSOY, İnş.Müh.Ertunç YARDIMCI,Mimar Ömer YILDIZ Belediye Başkanı Cahit ULGAR İlçe Tarım Müdürü Nihat YILMAZ ve Posof halkından bir gurup vatandaşında katılımıyla proje incelendi ve vatandaşlara bilgi verildi.

Verilen bilgilerde geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan Posof  ilçesinde bir hayvan pazarı yapılacağı, talep edenler için 20 adet sera ve 20 adet meyve bahçelerinin hemen yapılacağı belirtildi.

Ayrıca yaylaların yollarının yenileneceği, su ve elektrik ihtiyaçlarının karşılanacağı, bunun için yolu, suyu ve elektriği olmayan yaylaların muhtarlar tarafından bildirilmesi gerektiğini  belirterek müracaatların hemen yapılması istendi.

Projeler oldukça gerekli ve zaruri ihtiyaç kapsamında olduğu için vatandaşlar da toplantıdan mutlu ayrıldılar.


BÖYLE BİR LİSE BAŞKA NERDE VAR


Bu lise ARDAHAN YUNUSEMRE ANADOLU LİSESİ. Bu liseyi farklı kılan özellikler ise şöyle: Önceleri öğretmen lisesi olarak eğitim yapılan lise 2014 yılında Yunus emre Anadolu Lisesi olunca şeklide değişti.

Okulun içerisine girildiğinde hemen Türk tarihinde ki büyüklerin fotoğraflarıyla karşılaşıyorsunuz. Dershanelerin arasında ki koridor öyle donatılmış ki öğrenciler sadece o fotoğraflardaki kişileri tanımasıyla tarihini öğrenmiş oluyor. Sınıflara da aynı şekilde Ardahan ve ilçelerinde yetişmiş ünlü kişilerin isimleri verilerek kişilerin kısa tanıtımları yapılarak adeta teneffüslerde bile ders verilmiş oluyor.

24 sınıfı ve 360 öğrencisi olan lise de bayanlar ve erkekler için de ayrı mescitleri var. İsteyen öğrenciler rahatlıkla ibadetlerini de yapabiliyorlar. Spor salonu ve yemekhanelerinin durumu ise daha da özendirici.



**KARISININ KOL AĞRISI ADAMI MUCİT YAPTI..


O ilkokul mezunu ve işçi emeklisi ama bir mucit oldu.

Posof un Eminbey köyünden yıllar önce Kars ın Digor ilçesi Ekrek köyüne muhacir giden İzzet Ercoş, çocukları ve torunlarına hep göç ettiği köyünden bahsederek köylerini unutmamaları için sürekli nasihatlerde bulunur. 1959 doğumlu torunu Binali ERCOŞ yıllarca İzmir de fabrikalarda işçi olarak çalışıp emekli olur ve dedesinin vasiyeti üzerine Ardahan ın Posof ilçesi Eminbey köyüne gelerek amcası gil de misafir olur.

Esas hikâye buradan başlıyor. Posof meyvelik, bahçelik bir yer olmasına rağmen Güz olunca herkes KUŞBURNU toplayarak marmelat yaparlar. İşte bu kuşburnu mevsiminde Binali Ercoş ta eşi GÜNEŞ ile beraber Posof ta bulunduğu için komşunun kuşburnu marmelat’ına yardımcı olması için eşini gönderir. Eşi eve döndüğünde kollarında şişlik ve ağrı olduğunu görünce buna bir çare arar. Tekrar İzmir e döndüğünde Çalıştığı işyerlerinde ki tecrübelerinden dolayı bir kuşburnu marmelat makinesi yapmaya karar verir ve gerekli makineleri yaparak alıp Posof a getirdi.

Makineyi görenler önce bir şey anlamazlar ama makine çalıştırılıp kuşburnu marmelat’ını üretmeye başlayınca bu defa diğer köylerden herkes Eminbey köyüne gelerek kuşburnu marmelatlarını yaptırmaya başladılar. Bu vesile ile de Binali ERCOŞ hem bir mucit ve hem de bir yardımcı olmuş oldu.


POSOF TA GÜZ GÜZELLİĞİ BİR BAŞKA

Yıldızlara komşu huzur beldesi saklı Cennet Posof ta sonbahar bir başka güzellik sergiliyor.

Sonbahar a GÜZ denildiği Ardahan ın Posof ilçesinde ki güz güzelliği ilk defa gelenleri şaşırtıyor. Dağlara yağan kar ın beyaz görüntüsüne Posof vadisinde ki ağaçların renk armonisi de katılınca daha da başka bir güzellik ekleniyor.

Dağlara kar yağsa da Posof vadisinde daha meyveler dallarında ve hava da güzel olduğu için buzağılar da daha dışarıda otluyorlar. Posof çayı ve çevresinde Sabahları oluşan sisler de kalkınca güzellikler de değişiyor.


**Posof ve Aktaş’ta Girip, Rusya’ya Çıkamadılar!..


Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesiyle birlikte gün geçtikçe gerilen Rus-Türk ilişkileri en çok rahan’ın Posof ve Aktaş Gümrük Kapılarından Kfkaslara giden tır sürücülerini etkiledi.


Rusya tarafından geçişi engellenen Orta Asya yolcusu Türk TIR’ları için Devlet Başkanı İlham Aliyev’in talimatıyla Azerbaycan üzerinden geçiş kolaylığı sağlandı.


Dışişleri Bakanlığı’nın Uluslararası Nakliyeciler Derneği’ne ilettiği bilgilendirmeye göre; Rusya üzerinden Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan transit geçiş yapmak isteyen Türkiye plakalı araçlar, Aliyev’in talimatıyla Azerbaycan’daki Hazar Koridoru’nu kullanacak. Uçak düşürme olayının ardından Moskova yönetiminin yaptığı engelleme nedeniyle Türkiye plakalı TIR’lar, günlerdir Gürcistan’dan Rusya’ya geçiş yapamıyordu.


ALİYEV, TALİMAT VERDİ


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Azerbaycan’daki temasları sırasında taşımalarla ilgili mevcut durumu Azeri mevkidaşı Elmar Memmedyarov’un dikkatine sunduğu bildirildi. Bakan Memmedyarov’un konuyu Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’e ilettiği belirtildi. Talebi olumlu karşılayan Aliyev’in Türk TIR’larının geçişi için her türlü kolaylığın gösterilmesi talimatını verdiği ifade edildi. Talimatın ardından masaya oturan iki ülke yetkililerinin; güzergâhı kullanacak Türk şoförlerinden vize itası ve geçiş belgesi olmasa da ceza alınmaması üzerinde mutabakat sağladığı kaydedildi.


“ZOR DÖNEMDE YANIMIZDA OLDU”


UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Azeybaycan güzergâhının şu ana kadar karayolu geçiş ücreti ve Hazar’daki yüksek maliyetler nedeniyle pek kullanılmadığını söyledi. Aliyev’in talimatını hatırlatan Şener, “Tam da bu güzergâhın kolaylaşmasını beklediğimiz bir dönemde Rusya krizi yaşandı ve Azerbaycan, mağdur olan araçlarımıza sahip çıktı” şeklinde konuştu.


Bu kararı veren Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e teşekkür eden UND Başkanı Şener, “Orta Asya Kafkaslar ve Türkiye’yi birbirine bağlayacak bu güzergâhın kalıcı olmasını istiyoruz” talebini de dile getirdi.


“RO-RO DA, LİMAN DA KARLI ÇIKACAK”


“Çağrılarımıza karşılık verilirse Ro-Ro da, liman da bundan karlı çıkacaktır” diyen Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eylül ayında UND ile görüşen Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbanguli Berdimuhammedov gemi fiyatında indirim yapma sözü verdi. Azerbeycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev de transit geçişlerin kolaylaştırılması talimatını verdi ve bunun için Ekonomi Bakanı başkanlığında bir komite kuruldu. Azerbaycan tarafından da gemi fiyatında ve özellikle liman fiyatında yüzde 50 indirim bekliyoruz.”


Orta Asya’ya yılda; 45 bin araç geçişi İran, 6 bin araç Rusya 5 bin araç da Azerbaycan ve Hazar Denizi koridoru üzerin- den ulaşıyor. Türkiye’nin daha çok kullanmak istediği Hazar koridorunun yıllık 25 bin araçlık geçiş kapasitesi bulunuyor.


HAZAR KORİDORU MESAFESİ DAHA KISA


Gürcistan’da günlerdir bekleyen Türk TIR’larının önceki geceden itibaren Hazar Koridoru’nu kullanmaya başladığının bilgisini veren Şener, “Araçlar şu anda Azerbeycan’ın transit geçişi açması ile Hazar üzerinden Kazakistan ve Kırgızistan’a doğru yola çıktı. Gürcistan’da bekleyen araç sayısı 30’a geriledi” ifadelerini kullandı. Bakü üzerinden Türkmenbaşı (Türkmenistan) ve Aktau (Kazakistan) limanlarına doğru seferlerin başladığını aktaran Şener, “Bu güzergahın mesafesi çok daha kısa. Güzergah kalıcı olursa Azerbaycan ekonomisine de fayda sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.



Bir hafta içinde de yazdıklarım..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com

 

**Referandum’da Ne Yapacaksınız?


‘Evet’ yada ‘Hayır’ çıksa da genel bir seçimin kaçınılmaz olduğunun konuşulmaya başlandığı ülke de anayasa değişikliği için vatandaşın ne dediği çok net olmasa da ‘Evet’ ve ‘Hayır’ ın şu an başa başa gittiğini söyleyebiliriz..

Hükumet ve Kuliye’nin her zaman yaptığı gibi Toplu açılışlar’ adı altında kolları sıvayıp, ‘Evet’ demeye başladığı ülkede diğer bir gerçek var oda ekonomi sıkıntının had safa da olması..

Ve bu durumun getirdiği psikolojik sorun dolaysıyla vatandaş önüne getirilen referandum sandığına giderken kafasının çokta rahat olmadığı ve karma karışık duygular içinde olması da diğer bir gerçek olarak karşımızda durmakta..

Yani ‘Evet’ desem ekonomi düzelir mi?, ‘Hayır’ desem ekonomi bozulur mu? şeklinde karma karışık bir duygu içinde olan vatandaşın adeta pense arasına alındığı bir süreçte yaşanmakta..

Hükumet ve saray’ın bunu bilinçli olarak yaptığı ve 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi vatandaşın, ‘Evet’ diyeyim de düzen bozulmasın demesini sağlamaya çalıştığı ileri sürülürken ama vatandaşın diğer ve büyük bir bölümünün de ‘Evet’ dersem ülkenin düzeni bozulur dediğini de görmekteyiz..

Benim baktığıma göre iste hükumet ve sarayın da bunun farkında olduğu ve önlem olarak başta havuz medyasına olmak üzere sağa sola emir vererek, Anayasa Değişikliği tartışmalarını oldukça gündemden düşürmek ve Nisan ayına kadar ülkenin güllük gülistanlık içinde olduğunu göstermek çabası içine girdiğini de görmek gerekir..

Yani kısacası Evet’te çıksa, ‘Hayır’ da çıksa genel bir seçime gebe olan referandumda kimin ne yapacağı hala belli olmazsa da ‘Referandum da ne yapacaksınız’ diye sorduğunuz da hayırlısı olsun diyenlerin çok olduğu günlerdeyiz hala..


**Ardahan’a yatırım için ne gerekiyor?


Bana göre acilen kapatılıp, Ziraat, Havayolları gibi varlık fonuna devir edilmeli diye düşündüğüm SRK’nın kandırmaları ile kalkınacağı söylenen Ardahan’ın nasıl kalkınacağını uzun uzun anlatmaya gerek var mı bilmem ama İstanbul’dan sonra Kars, Ardahan ve Ağrı’da düzenlenen cacibe merkezi adlı projeleri anlatan toplantılara harcanan paralar ile en azında iki işletme desteklenir, kalkınırdı..

SERKA’nın bakanları bile kandıran sözde kalkınma toplantıları ile bugüne kadar toplantı, broşür, gezilere harcadığı paralarla en azında 10 fabrikanın kurulacağını düşündüğüm o paraların arandığı Ardahan’ın kalkınması için atılacak iki üç adım var..

Bir- Başta belediye başkanları olmak üzere vali ve kaymakamlar Ardahan’da ki stk, federasyon, dernek başkanlarını da yanlarına alarak başta benim şu an bulunduğum İstanbul ve diğer batı kentlerinde ki Ardahanlıları dolaşacak..

İki- Ardahan Belediyesi Yaylacık köyünün altını istimlak edip, alt yapısını kendisinin hazırlayacağı villa kent projesini Ardahanlı iş adamlarına anlatacak, hepsinin en azında yazlık birer evlerini Ardahan’a yapmalarını teşvik edecek..

Üç- Posof’u, Damal’ı ve Hanak’ı yeniden Ardahan’a bağlayacak olan eski Hanak yolu yapılıp, ulaşıma açılacak, başta Atatürk caddesinde ki esnaf olmak üzere Ardahan esnafına yeni can katılacak..

Dört- Erzurum Kış Olimpiyatlarına eklenecek olan Çıldır Gölünü yasak alan ilan eden Kenar Çizgisi hemen kaldırılır ve buraya en az 30-40 insan restoranlar, oteller açar Çıldır kalkınır..

Beş- Posof Türkgözü Gümrük Kapısına giden yolun üzerinde ki Ulgar Dağı delinir, küçük bir kayak tesisi yapılır, meyvecilik yapılması için küçük yapılır, gezi parkurları düzenlenir Posof’ta ki göç en azında öteler..

Altı- Hala ilçe girişine bir Damal bebeğinin yapılmadığı Damal’ın yoksulluğuna çare olacağını anlatamadığımız Ardahan’ın Hanak, Hoçvan ve Köprülü gibi Göle’nin bin bir çiçekle örtülü arazilerini Kafkas Arı kovanları ile dolduracak bir proje ile Ardahan kalkınmaz mı?

Bilmem ama yıllardır anlatamadığımız ama unutulan hayvancılığı da bir türlü kalkındıramayan devletin acizliğinin adını cazibe diye değiştirip, SERKA gibi kuruluşların bir türlü gerçekleşmediği bir zamanda iki değil, 100 bakanda
 Ardahan’ı kalkındıramayacağını her geçen gün boşalan nüfusundan anlamak daha gerçekçi değil mi?


**Öztürk Yılmaz:


Güçlü olmak için el birliği yapmamız gerek..


Ülke genelinde güçlü bir Ardahan lobisi oluşturma çabası içinde koşturduğumuz şu günlerde başta İstanbul’da olmak üzere, Ankara’da, Bursa’da, Kocaeli’nde ki Ardahanlıları tek tek ziyaret edip, bu yöndeki çabalarımızı anlatırken karşımıza ilk çıkan Ardahanlının il sözü ‘Fakir bey koşuşturmanı hayranlıkla izliyorum, büyük çaba harcıyorsun ama bizden bir şey olmaz’ demesi şekerimi artırıyor..

Çünkü ‘Bizden bir şey olmaz’ diyen her 

Ardahanlının o çok istenen birlikteliğin oluşmamasından en büyük suçlu olduğunu en iyi bilenlerdenim..

Yani, ‘bizden bir şey olmaz’ deyip, baştan kesip atanın asıl suçlu ve kendisinden bir şey olmayan bir Ardahanlıdır..

Evet, bizden bir şey olmaz deyip, kestirip ayanın bir şey olması için çabanlayanların şevkini de kırdığı bir süreci yaşarken, bir şeylerin olması için hepimize görev düştüğünü de unutuveriyor, bir şeylerin olmamasının birinci suçlusunun kendisi olduğunu da adeta sakladığımızın farkında olmayız..

Bunları ben değil, bir çoğunun aramızın olmadığını düşündüğü ama ikimizin de aynı yönde yani Ardahan için çabaladığını anlamadığı CHP’nin Dışişlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Ardahan Milletvekili Öztük Yılmaz söylüyordu..

Yılmaz, ‘Bizden bir şey olmaz’ demektense her Ardahanlının bir araya gelip, Ardahanlılardan bir şeyler olabildiğini ortaya koyması gerektiğini belirttiği görüşmemizde milletvekillerinin, gazetecilerinin, belediye başkanlarının, il genel ve belediye meclis üyelerinin, dernek başkanlarının, üniversite öğrencilerinin, aydınların, yazar çizerlerini bir araya getirecek bir kıvılcıma ihtiyaç duyulduğunu da belirtirken, kendisinin bu yönde ki samimiyetinin de anlaşılması gerektiğini anlatıyordu..

Evet, doğru söze ne hacet denecek bu açıklamanın yapıldığı görüşmede anladığım tek şey birilerinin biz Ardahanlıları bir araya getirmemekten haz aldığını ama biz Ardahanlıların milletvekilleri ile, belediye, meclis, federasyon ve dernek başkanları hatta muhtarları olarak bunu bozup, ortaya koyacağımız birliktelikle Ardahanlıların ülke genelinde güçlü bir lobiyi ortaya koyabileceğini göstermeliyiz..

Yani, ‘dağ dağa küsmüş dağın yani Ardaan’ın bir birinden haberi yokmuş’ tiyatrosunu bir kenara bırakıp, el ele vermeliyiz diyordu CHP’nin Dışilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Ardahan Milletvekili, soydaşım Büyükelçi Öztürk Yılmaz..


 


**Ben Nasrettin Hoca, Siz Sahte Ardahan Sevdalıları..


Gazetecilik hayatım boyunca ağzımızda, yazılarımda, haberlerimde adını düşürmediği Ardahan’ın var olan sorunlarının çözümü yada en aza indirilmesi için ortaya koyduğum çabayı başında bulunduğum ARDA/FED Başkanlığım süresinde de karınca kararınca yapmaya çalıştığım şu sıralarda yaşadıklarımın arka perdesini de anlatmak istemekteyim

Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra Ardahanlının güçlü bir lobi oluşumu içinde bir araya gelerek güçlenmesi için ortaya koyduğum çabayı ve en önemlisi gazetecilikten kalma kuyruk acılarını saklamak için ellerinden geleni artlarına koymayan sahte Ardahan sevdalıları ile mücadelem yaptığım çalışmaların on katı desem inanın..

Çünkü bu sahte Ardahan sevdalılarının benim bir gözümün olmaması için iki gözlerini kayıp etmeye razı olduklarını ben ve bizi takip eden gerçek Ardahan sevdalısı Ardahanlılar iyi bilmekteler..

Ve yazımı uzatmadan bir meseleyi anlatıp, gerek gazetecilikte, gerekse federasyon başkanı olmamdan bu yana her çalışmamı içlerine sindiremeyen ama çamur atmak içinde çakallaşan, çelme atan, paçama yapışan sahte Ardahan sevdalılarının başlarına kapak yaptığım durumu anlatan Nasrettin Hoca’nın hikayesine anlatayayım, ‘Kızım sana diyorum, gelinim sen duy’ yani daha önceki onca etkinliğim de ki gibi Ardahan’a baro istemek için gittiğim Türkiye Barolar Birliğinin Başkanını ziyaretimin arka perdesini anlatanı anlayın dercesine..


 


**Hoca ile Timur’un Hikayesi


Bir gün komşular gelirler “Aman hocam, ocağına düştük çare sende, bize rehber ol yardım et! Timur yine sebze bahçelerimize bir dişi fil salmış bütün meyvelerimiz ve avar zavarımız mahvoluyor. Bizi bu dertten sen kurtarırsın. Haydi hep beraber gidelim bu fili bu bahçelerimizden çıkartalım” derler. Hoca da “Hadi peşime düşün de bir çaresine bakalım gerçi ben yakın bir zaman önce dersimi aldım ama sizin zarar çekmenize gönlüm razı olmaz” der. Ve hep beraber Timur’un makamına gitmek için yola düşerler. Tam makama girecekleri sırada hoca arkasına döner bir bakar ki kimse kalmamış. Arkasındaki halkın hepsi dağılmış geriye de dönemez Timur “Ne o hoca yine niçin geldin?” der? Hoca da “Ulu hakan, Akşehirlilerin size bir dileğini iletmeye geldim, efendim sizin bir dişi filiniz varmış. Bahçelerde yayılırmış bu tek olunca avara zarar yapıyormuş. Onun için ‘Hakanımız bir de erkek fil getirsin ikisi beraber hem otlasın, hem de çoğalsın’ dediler. O da “Hay hay hoca” der. Ertesi gün bir fil daha gelir. Bahçelere salınıverir bunu gören Akşehirliler aman hocam ne oldu biz bir filden bıkmışken, fil iki oldu, ne yaptın sen?” demezler mi… Hoca da “Komşular benimle Timur’a gelseydiniz, dişi fili kaldırtacaktık gelmeyince fili çiftleştirdik, ikinci fili ben istedim ‘akıllı deliye söyletir lafı’ derler. Ben o kadar deli miyim yalnız başıma ne yapılırsa onu yaptım kusura bakmayın” der. Ve adamları dertleriyle baş başa bırakır ve başından savar.

Not: Bu hikayeyi okuyanlar, ‘Aha başardık Fakir’i yıldırdık, yorduk, federasyonu bırakıyor’ diye sevinmesinler sakın..

Çünkü ben siz sahte Ardahanluların gerçek yüzünü ortaya koymak için hala buradayım..


 


 

 


**Saklamaya gerek var mı CHP?


Referandum için sahaya inmeye hazırlanan partilerin başında gelen Cumhuriyet Halk Partisinin Ardahan İl ve İlçe Yöneticilerinin Ankara yolculuğunu izliyoruz, artık kimin nerede ne yaptığını adım adım takip edildiği sanal ortamda..

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı CHP Merkez İlçe Başkanı Sinan Onay’ın da bir konuşma yaptığı toplantı için Ankara yoluna çıkan ve CHP eski milletvekili Ensar Öğüt’ün yemeğinde ortaya çıkan CHP’nin Ardahan İl ve İlçe Başkanları mevcut milletvekili ile hiç ama hiç bir araya gelip, resim çekilmek değil, sohbet bile etmediklerini öğreniyoruz.

Sanalda takip ettiğimiz, telefonla ulaşıp, görüşmeler yaptığımız taraflardan elde ettiğimiz bilgilere göre şu an milletvekili olan ve CHP Genel Başkan Yardımcısı olan CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ile bir araya gelmeyen CHP Ardahan İl ve İlçe Başkanları Ardahan’a dönerken ‘Milletvekilleriyle görüşmeyen, bir araya gelmeyen İl ve İlçe Başkanları’ olarak tarihe yazılacaklarını hiç düşündüler mi?

Bilmem ama sanırım bu yazı ile ve bu yönde ki haberler ile yazıldılar bile.. 

Evet, artık saklamaya gerek var mı bilmem ama CHP Ardahan İl ve İlçe Başkanları ile CHP Ardahan Milletvekilinin bir araya gelmediği bir CHP ile CHP Ardahan Referanduma gidiyor diyebiliriz.

Yani teşkilatları ile küs olan, bir araya gelmeyen bir milletvekili ile milletvekilline küs olan, bir araya gelmeyen bir İl ve İlçe Başkanları ile kapı kapı gezip, yapılmak istenen Anayasa değişikliğine hayır diyecek CHP Ardahan’ın Milletvekili ile İl ve İlçe Örgütleri..

Yani işin kısacası saklamaya gerek yok..

CHP Ardahan’da yaşanan vekil-örgütler sıkıntısı artık iyiden iyiye su yüzüne çıkmış, genel merkezin hayırdan önce kendi teşkilatında yaşananlara evet deyip, bir çözüm bulmalı demekten başka çare kalmamış gibi..