Mücadele tek taraflı olmuyor!..

Ardahan İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Zihni Çağin, enerjilerini yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadeleye ayırdıklarını belirterek, salgınla “herkesin aynı kararlılıkla mücadelesiyle baş edilebileceğini” söyledi.


Zihni Çağin, Kovid-19 ile mücadele sürecinde 2 yakınını kaybetmesine rağmen sağlık çalışanları olarak salgınla mücadelede taviz vermediklerini söyledi.


Bütün olumsuzluklara rağmen salgının bir an önce bitmesi için çabaladıklarını anlatan Çağin, yakınlarını Kovid-19’la mücadelede kaybeden bir doktor olarak, aynı azim ve kararlılıkla görevinin başında olduğunu aktardı.


Çağin, sağlıkçılar olarak özveriyle çalıştıklarını dile getirerek, “Bizde, işi şansa bırakmak, göz ardı etmek gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu acıları toplum ve sağlıkçılar olarak çekiyoruz ama ona rağmen aynı kararlılıkla işimizin başındayız. Başka türlü zaten bir mücadeleden bahsedilemez.” diye konuştu.


Tüm çaba, gayret ve özveriye rağmen sağlıkçılar olarak bir yere kadar gidebildiklerini vurgulayan Çağin, asıl desteği vatandaştan almak istediklerini dile getirdi. Çağin, vatandaşların kurallara uyma konusunda üzerine düşeni yapmadığında üzüldüklerini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: “Sağlıkçılar olarak enerjimizi salgınla mücadeleye ayırıyoruz. Ancak bu mücadelede tek kaldığınızda bir anlamı olmuyor. Bizler şuna inanıyoruz: Salgınla çok iyi derecede baş edilebilir ancak bu, topyekun, yani herkesin aynı kararlılıkla mücadelesiyle mümkün. Sağlıkçısından, vatandaşına kadar herkes bu bilinçte olmalı, tek taraflı mücadele olmuyor. Hastaların böyle dertlerden muzdarip olmalarını engellemek adına çalışmak ve özveride bulunmak zorundayız. Biz mücadele ederken, başkaları etmediğinde hepimiz üzülüyoruz.”


Foto: Damal bölgesel haberler sitesi



MECLİSTEN KARAKOLA..


Sayın Milletvekilim Merhaba…


Ben, milletvekili olduğunuz ve 99 depremi öncesi sahibi olduğu İsmail Kahraman’ın siyasi görüşü, dünya görüşüme tam zıt olsa da, Gebze Gazetesinde uzun süre baş yazı yazan Kocaeli’nde, Sefa Sirmen’in kontrolündeki Mavi ve Kırmızı gazetelerin olduğu ve kimse gazete çıkaramaz denilen bir süreçte rahmetli, Karslı iş insanı İsamettin Akkurt’un desteği ve cep harçlığımızla günlük olarak Siyah/Beyaz isimli Gazetesini çıkaran, ülkücü Yüksel Ercan’ın sahibi olduğu, Kocaeli Bakış adlı internet haber sitesinde de ve kendime ait olan www.kuzeyanaolugazetesi .com adlı haber sitesinde günlük yazıları yayınlanan Ardahanlı gazeteci Fakir Yılmaz…


Telefonunuzu hemşerim Züleyha Gülüm Milletvekilimizden aldım.


Öncelikle geçmiş olsun diyorum…


Sayın Milletvekilim;


Bugün 21 Mart… Dün Adı Newroz olan, ama birçok köy adı, hatta bize sorulmadan, dayatılarak değiştirilen soy adlarımız gibi adı bir anda Nevruz olan bir gün. Gününüz bahar olsun…


Beni olduğu gibi Kocaeli, Yalova, İstanbul’u sarsan o deprem öncesi, yani Marmara Depremi öncesi gelip, oturduğum Sarımeşe’ye adını veren meşenin köklerini saldığımız bu ülkede ve bu yazımı yazarken ne tesadüftür ki yine aynı kentteyim, hem de o dönem başımıza gelenlerin, bugün senin başına geldiği soğuk bir hava eşiliğinde, yaşananlar, yaşatılanlara isyan eden gözlerin döktüğü yaşlar misali damlayan yağmurlu bir Newroz gününde…


Biliyorum yorgunsunuz…  Telefondan  aradığımı görmediniz, duyamadınız, belki de yıllardır olduğu gibi, son günlerin yorgunluğuna teslim olan gözleriniz kapanmış, uyuyorsunuzdur.


Sayın Milletvekilim, Sayın Doktorum;


Yeniden geçmiş olsun derken yaşananların hiçte geçmeyeceği ve daha yenilerinin yaşatılmaya çalışılacağını bilen bir insan, bir gazeteci, bir Kürt olarak Züleyha milletvekilim gibi Türk olan senin bile rahat bırakılmadığı bu ülkede, yaşananların bir yakının değil, tüm ülkenin olduğunu bilen olarak demokrasiye, insan haklarına, adalete olan özlemle verdiğin mücadeleni kutluyorum.



Ve en önemlisi, sana yaşatılanların altında yatan asıl sorunun bir gecede, bir kişinin imzasıyla çöpe atılan İstanbul Sözleşmesine muhatap kadınların cezaevinde çıplak olarak arandıklarını kalkıp söylemendir.


Zaten aldığın 90 bin oy ile Kürt, Türk demeden ortaya koyduğu devrimci duruşu ile 6 milyon oyu alan ama ‘muhtar bile olamaz’ denenlerinde içinde olduğu Refah dahil diğerleri gibi kapatılmak istenen partinin üyesi olman ve en önemlisi “Vatan, Millet, Sakarya” denilen bir kentte, bir bölgede “nasıl seçilir?” diyenlerin çok olduğu ve bu vatanın sadece kendilerinin olduğunu sananların hınçlarının birikimi varken, sen kalkıp insan onuruna yakışmayan davranışlar içinde olanları deşifre etmiş, hepimizin denen ve ‘mutar olamaz’ denenlerin bugün, aynı halk tarafından cumhurbaşkanlığına kadar yükseltildiği bu ülkede “benden olmayana işkence dahil her şey mubahtır” diyenlerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmışsınız…



Olsun… Sayın, ‘dün dündür, bugün bugündür’ diyen siyasetçinin memleketi Ispartalı, üç adının anlamı çok anlamlı olan Şarkikaraağaçlılı Ömer Faruk Gergerlioğlu.. ‘Geçmiş olsun’ desem de geçmeyecek, hep yaşanacak.. Çünkü bu ülke için bedel hep ödenecek diyenlerin bir ferdisin ve bunları bilerek bu zor yoldasın.


Newroz’a te Birozbe, Kutlu olsun Nevruz’un..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Yasak Yok, Koruma ve Önlem Var!


arşiv haber 20/05/2019 tarihli haber/yorum


İnternet haberimiz ve gazetemiz de çıkan bir haber üzerine Ardahan İl Genel Mecksi Başkanı,  İl Tarım, Ardahan Damızlık ve Sığır Yetiştiriciler Birliği, Ardahan Ziraat ve Ardahan Arıcılık Birliği, Ardahan Koyuncular Yetiştiricileri Birliği yöneticilerininde aralarına da bulunduğu yetkililerle birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Ardahan Valisi Mustafa Masatlı Ardahan’da hiç bir yasağın olmadığını belirtti.


Baharın gelmesiyle birlikte bölgeye gelmek isteyen çevre ilerde ki hayvancılar vr arıcıların başta meralara olmak üzere bölge hayvancılığına zarar verdiğini bunun önüne geçmek için bazı önlemler aldıklarını belirten Ardahan Valisi Mustafa Masatlı kendisi döneminde Ardahan’a bir yasağın olmadığı ve yabancı ülke insanları dahil herkesin Ardahan’a geldiğini belirttiği açıklamasında basına yansıyan şekilde ‘Yasak Kent Ardahan’ değil ‘Afganlı, Dağıstanlı, Suriyeli ve diğer tüm insanların özgürce geldiği, hatta yabancı iş adamı ve müteahhitlerinde aralarında olduğu insanlar gibi bu kentte iş yeri açtığı, ‘Özgür Bir Kenttir Ardahan’ dedi.


Ardahan Vali Yardımcısı Salih Kalkan, Ardahan İl Genel Meclis Başkanı Murat Dalanbay, Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural, Ardahan Damızlık Sığır Yetiştircileri Birliği Başkanı Yunus Baydar, Ardahan Arıcılar Birlik Başkan İlhan Evliyoğlu, Ardahan Koyun Yetiştircileri Birliği Başkanı Oktay Beşli’nin yanı sıra Ardahan İl Tarım Müdürlüğü personelininde huzır bulunduğu toplantıda Vali Masatlı açıklamasına şöyle devam etti; ‘Ülkede olduğu gibi Ardahan’da hukukun olduğunu ve kendilerinin de her kesin saygı göstermesi gereken şekilde hukukun verdiği yetkiler çerçevesinde hareket etmek zorun da olduğunu basının da için de bulunduğu herkesin Ardahan’ı korumak zorunda olduğunu belirtti. Haber: Fakir Yılmaz Fotolar: Valilik Basın



Ardahan Belediyesine ve İl Özel İdare dışında bulunan kurumların Asfalt verilmemesi konusunda da br açıklama yapan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı kurallar var, İl Özel İdarenin büyük paralar harcadığı asfaltı kendi görev alanı dışında kimse bedava verecek değil. Evet, eğer ihtiyaç varsa valilik olarak gerekli olanı yaparız. Ama kendi işlerini yapmak isteyenlerin bedelini öder, asfaltı alır. Bizim bu yönde kararımız yine yasaların verdiği yetki çerçevesindedir.’ diyerek belediyeye asfalt verileceği yönünde ki haberin de gerçeği yansıtmadığına da dikkat çekti.



Toplantıya katılan Ardahan STK başkanlarının da söz aldığı toplantıda alınan kararların doğru olduğunu ve basının dahil herkesin önce can yani Ardahan demeli’ dedikleri açıklamaların da bu kararın tek valinin değil başta bölgedeki hayvan ırkının korunması, arı geninin ve tarım alanlarının bozulmamasını isteyen hayvan yetiştiricileri olmak üzere Ardahan’dan sivil toplum kuruluşlarınca bahar gelmeden önce alınmış bir karar olduğunu belirttiler.


Basın mensuplarına fotoğraf çekimi ve izin verilemyen toplantı yapılan açıklamalrla sona erdi.



**Eksik Kare ve HDP..


 


Başkan Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de aralarında olduğu 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde yaşanan kaybın bir nedeni olduğunu anlayıp, bu seçim sonrası hemen ‘Türkiye İttifakı’ dan bahsetmesi ardından Atatürk’te bit fotoğraf verildi.


Kadın lider olarak katılması için gerekli olan İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in ‘

“Bazı siyasi hesaplarla, alelacele yapılan davetin, binlerce yıllık devlet geleneğimizin üzerine bina edilmiş Türkiye Cumhuriyeti’nin, 100 yıla yaklaşan devlet geleneğiyle örtüşmediğini düşünüyoruz.”


“Siyasi iktidarın bir gösterisi gibi planlanan bir tören de olsa, yapılan davete teşekkür ediyor, ancak İYİ Parti olarak, çok önceden hazırlanıp ilan edilen programlarımız gereği, katılamayacağımızı ilan ediyoruz.” diyerek o karede olmamasının yanında bu ülke de 7 milyona yakın bir oy alan ve ülkenin resmi bir partisi olan ve Samsun ile başlayıp, bu ülkenin kurulmasına iktidara giden süreç ardından kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen Halkların Demokrasi Partisi  yani HDP’de yoktu.


Tabi HDP’nin o karede neden olmadığını anlatmak için Meal Akşener gibi ne bir manası nede bir sebebi vardı.


Çünkü Akşenir’in yanı sıra KIlıçdaroğlu’nu, Bahçeli’yi ve diğer partiler davet edilmiş, 31 Mart Seçimlerine yön veren ve Öcalan’a rağmen 23 Haziran’a da yön vereceğe benzer bir duruşta duran HDP davet edilmemişti.


Davette edilmekten ziyade HDP yok sayılmaktaydı..


Ve bu yok 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde arkasında durduğu CHP’de dahil sözüm ona kardeşliği, demokrasi savunan diğer siyasi partilerce de onaylanmış, ‘Bizi çağırıyorsun ama Samsun’dan başlayıp, Türkiye Cumhuriyeti diye bir devletin kurulmasında büyük emeği olan halkları temsil ettiğini iddia eden ve bu halktan aldığı 7 milyona yakın oy ile bunu kanıtlayan HDP’yi neden çağırmıyorsun’ dememiştirler.


Demezler çünkü Başkanlık yönetimine geçmesine ve ideolojiden uzak olduğunu iddia eden AK Parti gibi onlar da sistemin partisi ve ulusalcı ağırlıklı ideolojinin temsilcileridir.


Yani aynı tas, aynı hamamdırlar..


Peki davet edilmeyen ve o karede olmayan HDP kendisini görmezden gelenler karşısında nasıl bir davranış, ve duruş sergileyecektir.


Vallahi onuda HDP’lilre bırakalım derken asıl diğer bir hedefin de o karede olan partilerin temsilcilerinin yanından ‘Bu ülke sadece bizim’ diyenlerin ince bir hesabı var oda HDP’yi ya dizayn edip, kendileri gibi sisteme uydurmak veya bir yol ile Çanakkel’de başlayıp bugüne dek gelen ve birlikte kurulunan ülkenin meclisinden de dışlayıp, HDP’nin yokluğundan ortada kalacak olan oyları paylaşmaktır.


Benim ilk gördüğüm ise bakkal kapatır gibi 31 Mart’ta bir çok yerde aday çıkarmayıp, seçimlerde seçmeni başka partilere yönlendirmesi ile ve Öcalan’a rağmen yeniden CHP’yi destekleyeceğini belirtmekle kendisine yapılmak istenen operasyona yani dizayn edilmeye kapı aralayıp, olacaklara izin veriyor gibi..


Ha bu arada ‘Türkiye İttifakı’ iddiasında bulunanların samimiyeti de ortaya çıkmış ve yine bana göre HDP seçmeni geçmişte olduğu gibi yeninden ortaya konulan bu hata ile kucaklanmamış, bu hatayı yapanlara 23 Haziran’da gerekli dersi vermesi için geri itilmiştir..