Yeni İl binası yaptıran Ak Parti, pandemi başta olmak üzere birçok nedenden dolayı kongresini de yapamazken iki yıla yakındır İl Başkanlığı yapan Hakan Aydın’ı da görevden el çektirdiği belirtilirken buna neden Ak Parti Milletvekilinin mevcut İl Başkanıyla olan sorunu olduğu ileri sürülmekte.
Aylardır birbirleriyle konuşmayan ve bir araya gelmeyen Ak Parti Milletvekili ile İl Başkanının gerginliği parti teşkilatını da bölmüş durumda. İl Başkanının yeniden aday gösterilmediği ve Ak Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı son İl Başkanları toplantısında görevden alındığı belirtilirken dört dönemdir Ak Parti Ardahan Milletvekilliği yapan Prof. Dr. Orhan Atalay’ın açılışına bile katılmadığı ve son olarak Ardahan Valisi Hüseyin Öner’inde özel bir büroda ziyaret edip, iadeyi ziyarette bulunduğu Hakan Aydın’ın başında bulunduğu Ak Partinin yeni İl binasına gitmediği de dikkatlerden kaçmıyor.
Amasya’ya atanan Vali Mustafa Masalı’nın Milletvekiline yakınlığıyla tanınan Ardahan genel sekreteri hakkında başlatmış olduğu soruşturma ve görevden alınmasına kadar devam eden süreçte Milletvekilinin yanında durmakla eleştirilen İl Başkanıyla araları açılan ve Hakan Aydın’ın İl Başkanı olmasından bu yana partisinin İl Başkanlığına gitmeyen Milletvekilinin dört gözle kongreyi beklediği ve genel merkezin atayacağı yeni ismi beklediği gözden kaçmıyor.
Dört dönemdir Ardahan milletvekilliği yapan son yerel seçimlerde partilileriyle kuramadığı diyalog sonucu Ak Partinin Ardahan’da Belediyeyi kaybetmesine neden olmasıyla da suçlanan Ak Parti Milletvekilinin bu davranışlarının parti içi huzursuzluğu doruk noktaya taşıdığı belirtilirken aylardır partisinin yeni İl Başkanlık binasına gitmeyen bir Milletvekili konumunda bulunuyor.
Aynı milletvekili ile İl başkanının ve İl teşkilatının genel sekreter olayından sonra şimdi de Ardahan’da istenmeyen rektör olarak ilan edilen Ardahan Üniversitesi rektörünün kalıp kalmaması konusunda da karşı karşıya geldiklerinde ileri sürülmektedir.
.jpg)
GAZETECİLER HABER AJANSI..
Sarıyer Posta adlı yerel gazete ve internet haber sitesini incelerken dikkatimi çeken bir yazıda aralarında siyasi görüşümüz uyumlu olmasa da gazetesinde bir yıl boyunca baş yazarlık yaptığım Gebze Gazetesinin Sahibi abim İsmail Kahraman ile Doğu Anadolu Bölgesinde birlikte ulusal gazetelerde onca haberi manşet ve sürmanşete çektiğimiz Macit Gürbüz abimin de bulunduğu ve uzun zamandır güzel çalışmalara imza atan ve kısa adı TİMEF olan Tüm İletişim ve Medya Federasyonunun sanalda düzenlediği çalıştayında bir araya gelen gazetecilere sunduğum önerimin haklılığını bir kez daha anladım
Çünkü, Sarıyer Posta’da yazan meslektaşım Levent Pehlivanoğlu’nun ‘
Yerel gazeteler ve sorunları’ başlıklı yazısında yakındığı konu ve benim gibi gazetecilerinde sıkça yazılarına taşıdığı gazetecilerin ana sorununun okur diye hizmet ettiklerimizin biz gazetecilere, ‘satılık basın’ derken kendilerinin değil, günlük bir gazete satın almak, abone olup, bir reklam vermeyi akıllarına getirmediklerini en iyi bilen gazetecilerdenim.
Evet, meslektaşım Pehlivanoğlu’nun ‘Gazeteci arkadaşlar genelde halkın sorunlarını, yazıp çizdikleri için kendi sorunlarına çok fazla eğilemezler. Halkımızda gazetecileri hiç sorunu olmayan, para içinde yüzen bir kesim olarak görür.’ diye başlayan yazısında ‘gazetecilerin sorunlarını kim yazacak?’ anlamına gelen satırlarına bakınca buradaki eksikliğin gazetecilerin kendilerinde olduğunu anlamayan biz gazeteciler olduğunu da bir kez daha hatırlıyor ve kendimize yani gazetecilere üzülüyordum.
‘Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Gazete bayisinde görüp de merak etmek için bile birçoğunuzun bakmadığı yerel gazeteler, bayiye gelinceye kadar bin türlü zorluk yaşar. Sahibinden muhabirine, köşe yazarından, dizgicisine kadar sizin sorunlarınızı, dertlerinizi anlatmak için uğraş verirler. Çoğu, para olmadığı için zamanında parasını alamaz. Çoğu matbaa parasını ödeyemez. Bazen öğlen yemekleri zeytin ekmekle geçer. Bütün bu sıkıntılara rağmen ellerinden geldiği kadar iyi bir gazete çıkartmaya çalışırlar.’ diye devam eden meslektaşımın bu satırlarında dikkat çektiği ise yeri geldiğinde kamuoyu yani halk, diğer adıyla okuru için canını ortaya koyan gazeteciyi anlamayan, derdine ortak olmayanların halk olduğunu ima eder ve onlara sitem eder gibiydi, aşağıdaki satırları ile devam ettiği yazısında..
‘Siz değerli halkımız ise kulaklarınızı ve gözlerinizi bu sıkıntılara kapatıp ağzınızı her açtığınızda gazetecileri eleştirirsiniz. Mahallenizde, sokağınızda, okulunuzda yaşadığınız her haberi yazıp çizmelerini istersiniz. Hem yerel gazetelerin güçlü olması için katkı koymazsınız hem de bazen satılık basın dersiniz.’
Evet, Sarıyer Posta başta olmak üzere tüm yerel gazetelerin nasıl hazırlanıp, çıktığını anlamayan büyük halkımızın sadece yerele değil, ulusal basın ve dizilerini izlerken araya giren reklamlara kızdığı medyayı da sahiplenmediğini anlatmaya çalışan meslektaşımın ‘Satılık basın yok mudur? Elbette kalemini para ve çıkar için satanlar vardır. Ama bu mesleği aşkla, şevkle yapan birçok arkadaşımız vardır.’ satırlarının da bir o kadar anlamlı ve anlaşılması gereken sitemler olduğunu bana değil, sevgili şu an bu yazıyı okuma zahmetinde bulunan sana yani okura, halka, büyük milletimize hatırlatır gibiydi..
‘Ulusal basın okuma alışkınlığımız bir türlü yerelleşememiş. İşte sorun budur. Oysa mahallendeki, sokağındaki sorunları her zaman haberleştiren, bu konuda daha duyarlı olan yerel basındır.’ diyen sevgili meslektaşımın burada bir soru daha sorması gerekirdi.
Oda halktan, siyasilerden önce biz ulusal ya da yerel diye ayırmaması gereken bu meslektaşın ana dinamoları olan gazetecilerin birbirlerinin yazılarını ne kadar okuduğu ve birbirlerine ne kadar destek olduğunu sorup, gazetecinin gazeteciye attığı köstekleri de sıralamalıydı diye düşünenlerdenim.
‘Kentlerde yerel basını genellikle siyasiler takip ediyor. Belediyeler toplu alım yaparak bayramlarda reklam vererek destek olmaya çalışıyorlar. Bütün bu çabalar yerel basını güçlü kılamaz. Taşıma su ile değirmen döndürmeye benziyor bu durum. Aynı zamanda yerel basının özgürlüğüne, muhalefet yapmasına da engeldir bu uygulama. Bunun örnekleri çoktur, bilenler bilir.’ diye yazısına devam eden meslektaşımın bu satırlarına bakınca da o siyasilerin, belediyelerin destek değil, aslında gazetecileri, gazeteleri esir almak için bu taktikle post içinde ki dostlar olduğunu da bildiğini düşünüyorum.
Çünkü gazetecilikte asıl diğer bir sorunun 50 kuruşluk katkının aslında tembelliğe, al/yapıştırla haberciliğe alıştırdığı da diğer önemli bir konu..
Birbirimizi anlamaya çalışarak bu konuda fikir üretmeye ne dersiniz? Gelin her şeyi bir kenara bırakıp Sarıyer yerelinde bu konuyu tartışalım çok orijinal fikirler ortaya çıkacaktır. Gazeteler artık arkasındaki güçlerin varlığıyla değil, kalitesiyle ve birbiriyle yarışmalıdır.’ diyen meslektaşımın bu önerisini desteklerken benim de ona ve diğer tüm yerel bir teklifim, bir teklifim, önerim olacak..
Gelin daha özgür bir basın için kendi ajansımızı kurup, BİP’in daha çok biplemesi için önce Corona, sonra Covit-19 ardından pandemi ama aslında sadece bir gripal olay olan saçmalık gibi merkezden bir emir ile bir anda öcü ilan edilen whatsap ve diğer sanal ortamlarda bir birimizin haberlerini, yorumlarını, yazılarını bir birimizin gazetelerinde de yayınlayalım.
Yani Sarıyer’in haberini Ardahan, Tekirdağ’ın haberini, yorumunu Antalya, Diyarbakır, Kayseri, Hatay, , Konya, Sinop, Çanakkale, İzmir, Rize’deki siyasi de, belediye de, okur da görsün, okusun ve Ankara üzerinde gerçek anlamda bir baskı ve o çok dillendirilen ama hayata geçirilemeyen 4. Kuvvet olsun, basını oluşturan biz gazetecilerin kendilerine ait Gazeteciler Haber Ajansı..
https://www.parcabox.com
ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde açmıştır.
Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir.
İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir.

Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.
Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır.
AKP Adayları 1. Atalay – 2. Baydar
MHP: 1. Bülent Ulutaş 2. Ömer Tekoğulları
arşiv haber 07/04/2015 tarihli haber
Büyük bir merakla beklenen AK Parti’nin Milletvekili Adayları belli oldu.
Orhan Atalay’ın 1. sıradan, Yunus Baydarın 2. sıradan aday olduğu AK Parti ile yarışacak olan MHP’nin adayları da belli oldu.
.jpg)
**HDP’den de istifa..
MHP’de ise Bülent Ulutaş’ın 1. Sıradan, Ömer Tekoğullarının 2. Sıradan Aday edildikleri öğrenilirken CHP Merkez İlçe Yönetiminin Başkanı ve 10 Yöneticisini istifa ettiği, öte yanda HDP Aday Adaylarından Göleli Av. Yaşar Kaya’nın bir haftadan önce başvuru dilekçesini geri çektiği, Göleli Hakan Çapan’ın ise HDP hiç başvurmadığı öğrenildi..
**SAFFET KAYA BAĞIMSIZ..
Diğer yandan Saffet Kaya’nın da Ardahan’da bağımsız aday olarak 2015 Genel Seçimlerine gireceği öğrenildi.