SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmazîn Konuğu Gazete Patronu olacak..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de
İZLEMEK İÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
Sosyal medyada “Maske” adlı hesabın kullanıcısı olan Erdal Yılmaz hakkında, hesabından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu ve Sivas Valisi Salih Ayhan’ı eleştiren tweetler attığı için, “hakaretten” soruşturma açıldı.
Soruşturma yürütülürken Yılmaz’ın evi, kapısı kırılarak PÖH ekiplerince “silahlı terör örgütüne üye olmaktan” gece saatlerinde basıldı. İstanbul’da ikamet eden Yılmaz’ın ifadesi, aynı gün Ankara’ya getirilerek alındı. Yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakılan Yılmaz, tweet atmaya devam ettiği iddia edilerek bir ay içinde yeniden gözaltına alındı. Yılmaz’a bu kez de ev hapsi verildi. Yılmaz’ın İzmir’de polis olarak görev yapan kardeşi Ardahan’a gönderildi, ailesinin tüm kimlik bilgileri ise sosyal medyadaki “sahte” hesaplarca ifşa edildi. Ayrıca, Yılmaz’ın soruşturmasına gizlilik kararı koydurularak, hakkında terör dosyası açıldı.
Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakan Soylu’nun FETÖ’nün kapatılan televizyonu Samanyolu TV’de yaptığı konuşmaları alıntılayarak paylaşımlarda bulundu. Yılmaz, Sivas Valisi Ayhan Yılmaz’ın, eşini Sancaktepe Belediyesi’nde 15 günlüğüne memur yaptırdığını, daha sonra Sivas’ta il müdür yandımcılığı görevine getirttiğini iddia ederek, güncel olaylara karşı birçok eleştirel tweet attı.
Sosyal medyadaki sahte hesaplarca Yılmaz’ın ve ailesinin TC kimlik numaraları, telefon bilgisi, ev adresi, polis olan kardeşinin İzmir’deki ev adresi ve aile bilgileri, Yılmaz’ın eski eşinin bilgileri, mevcut eşinin çalıştığı işyeri gibi çok sayıda özel bilgisi ifşa edilerek hakkında “FETÖ’cü, DHKP-C’li”, “Abilerin Metin Külünk, Mehmet Metiner seni kurtaramayacak” şeklinde paylaşımlar yapıldı.
“Yapılanlar insanlık değil”
Cumhuriyet’e konuşan Yılmaz, babasının prostat kanseri olduğunu belirterek, “Babam 9 Eylül Hastanesi’nde tedavi oluyordu, kardeşimi Ardahan’a sürdükleri için hastaneye gidemiyor. Babam, tedaviyi yarıda kesip, kâğıt imzalayarak köye dönmek zorunda kaldı. Şu anda bilinci yarı açık durumda. Annemin iki gözü kornea nakilli, kendi işini yapamıyor. Ben şeker ve tansiyon hastasıyım. Evden çıkıp onlara bakmaya gidemiyorum. Sadece ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri yaptım. Bu yapılanlar insanlık değil” dedi.
Yılmaz’ın avukatı Emin Uysal, “Müvekkilimin dijital verileri üzerinde inceleme yapıldı. İmaj raporlarında zoraki yöntemlerle delil çıkartılmaya çalışılmış. Elektronik kelepçe tedbiri ölçülülük ilkesine aykırı, bununla ilgili AHİM kararları var. İtirazlarımız reddedildi. İddianame de hâlâ hazırlanmadı. Tek talebimiz, müvekkilin hukuka ve usule uygun olarak yargılanması” dedi.
JANDARMA AFİŞ ASTI!
Ardahan’da jandarma ekipleri hayvan hırsızlıklarına karşı besicileri uyardı.
İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, ilde hayvan hırsızlıklarına karşı bazı tedbirler konusunda vatandaşı bilgilendirme çalışması yapıldığı belirtildi.
Bu çalışma kapsamında köyleri dolaşarak vatandaşları hırsızlıklara karşı uyaran ekipler, köy meydanlarına ve kahvehanelere de bilgilendirme amaçlı uyarı afişleri astı, vatandaşlara el broşürleri dağıttı.
Hayvan sahiplerine hırsızlıklara karşı alınması gereken tedbirleri anlatan, ahırlarda kilit, ışıklandırma ve alarm sistemi bulundurmaları uyarısında bulunan ekipler, şüpheli durumlarda zaman gözetmeksizin 156 jandarma ihbar hattının aranması istedi.


VE DEPREM OLDU!..
Son yazılarımdan birisinde “Hani deprem olacaktı?” başlığını kullanmıştım. Ve sanırım bu soruma Yunanistan’la yeniden karşı karşıya gelmemize neden olan Ege denizinden cevap geldi.
Aynı yazıda balık hafızalı bir toplum olduğumuzu da yazdığımı okuduğunuzu düşündüğüm deprem efendi adeta “beni nasıl unutursunuz” dercesine kızıp hem de balıkların bol yaşadığı denizde yüzünü bir kez daha gösterdi.
Başta gavur İzmir olmak üzere Egeyi sallayan depremin hiç de unutulmayacak bir şey olduğunu bir kez daha bizlere hissettiren Ege depremi “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımda anlatmak istediklerimi bir kez daha bizlere anlatıyordu.
Yıllar önce ilk kez gittiğim ve o anlatılan Egenin incisi İzmir’i inciden ziyade yüzü solmuş, güneşte kavrulmuş karnı aç bir insana benzetmiştim, sıvasız binaları, gecekondudan öte yapılaşmasıyla şok olurken.
Çok konuşulan büyük bütçeler ayrılan ama rantsal dönüşüme dönen kentsel dönüşümün görülmediği bu kent inciden ziyade deniz kenarında çöl görünümünde olan bir kentti.
Sadece İzmir’i mi?!.
Aşağıda yeniden yayınladığım, “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımda geçen İstanbul ve diğer birçok kentte yani ülkede yapılması gerekenlerin yapılmadığı ve her deprem sonrası depremi unuttuğumuzu ortaya koymaktadır 6,6 şiddetindeki İzmir, Ege depremi.
Bu yazıyı yazdığım esnada birçok binanın yıkıldığı haberleri art arda gelirken ben de “inşallah fazla can kaybı olmaz” duası eşliğinde bir önceki yazımı, “Hani deprem olacaktı?” başlıklı yazımı bulup sizin de unutmamanızı istediğim depremi ve yaşananları hatırlamanız için…
İşte o bir hafta önce yazdığım ‘Hani Deprem Olacaktı?’ başlıklı yazım..
**HANİ DEPREM OLACAKTI?..
Evet en son bizzat yaşadığım, 99 Marmara Depremi ile bir kez daha gündeme gelen ve sonrasında zaman zaman yaşanan sarsıntılarla yerle bir olacağı söylenen ve bu nedenle; Başta, Kentsel dönüşüm denen projeler ve birçok çalışma ile yeniden daha sağlam bir yapılaşmaya gidileceği belirtilmiş ve bu yönde milyon dolarları inşaat sektörüne yatırılmış ama o beklenenlerin hiç birisinin olmadığı gibi gökyüzüne uzanan AVM’li gökdelenler ve bir mahallenin br araya toplandığı modern denen ama aslında toplu kamp denen bol bloklu yüksek binalardan öteye gidilememişti.
Ve sık sık başta yeşillikler içindeki yapı kültürümüze nasıl sahip çıkacağımızın tartışıldığı bu süreçte bende, “İstanbul kazan ben kepçe” misali ülkenin en büyük metropolün de dolaşırken kendimi yıllar önce sık sık gittiğim Sağmacılar Cezaevi’nin bulunduğu Bayrampaşa’da buldum.
Yıllar sonra baskısını yaptırdığım Ardahan Ansiklopedisini almak için gittiğim ve aracımı park edecek yer bulmadığım bir sırada 39 ilçeli İstanbul’un bu ilçesinde gördüklerimi yani bu yazımı arabadaki arkadaşım olan cep telefonuyla konuşarak yazıya çeviriyorum.
Gerçekten Bayrampaşa’ya daha önceki yıllarda, yani abimin yaşadığı bir olay sonucu tutuklandığı ve o nedenle benim sıkça gittiğim Sağmalcılar cezaevinin olduğu Bayrampaşa’da o dönem gecekondu olan binaların eskisinden daha beter durumda olduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadım.
Evet bir taraftan yeni yapılaşmalar, AVM’ler, trafik tamamen tıkanmış durumda, bir taraftan bir anda rahatlayan trafik, bir taraftan tekrar tıkanan yollar, böylesine bir keşmekeş içinde gördüklerimi not ettiğim beynimi boşaltma adına sarıldığım telefonuma söylediklerimi yazıya dökerken ‘yol, köprü, konut yaptık’ diyen yöneticiler başta olmak üzere yöneticilerinin bir kentin arka sokaklarını dolaşıp, dolaşmadığını bir kez daha merak ettim.
Çünkü, İstanbul’da böyle yapılaşma anlatıldığı şekilde dönüşemediği gibi yaşanabilecek en küçük bir sarsıntıyla günlerce tartışılan ama sonuç veremeyen, kentsel dönüşümü tamamlanmadan, arka sokakları gerçekten Afganistan, Pakistan hatta günlerdir sanki Ermenistan bombalanmıyormuş gibi Azerbaycan’ın harabe olmuş, kerpiçten, çamurdan yapılmış büyük binalarını gösteren televizyonların bu binaların neden öyle İran’daki gibi taştan yapılmış olduğunu tartışmadan o eski binaların petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan’da böyle mi olmalıydı diye sormadan da edemiyorum.
Dedik ya çok bilmişlerin sık sık tv kanallarına çıkıp ellerine aldıkları çubuklarla gereken sınırları belirlemeleri, gerekse akıl vermeleri, tv kanallarının ekranlarında dünyanın metropol kenti olan İstanbul’un arka sokaklarına girmesini, yerel gazetelerin sadece belediye başkanlarını, vali ya da kaymakamları veya birkaç tane tanıdık iş adamının haberlerini değil, arka sokaklara da bakmalarını isteriz.
Şayet görmek isterlerse en uygun yer Bayrampaşadır. Veya bu yazıyı okuyanların kendi arka sokaklarına bakmaları yeterlidir.
Buna istinaden İstanbul’un bir metropol değil, gecekondu kenti olduğunu söyleyenlerin doğru söylediği bir kez daha teyit edilip, onaylanacaktır…
.jpg)
Ardahan’ın 25 Polisi Yaralı!..
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Erzurum programında görev yapan Ardahan Emniyet Müdürlüğüne bağlı çevik kuvvet polislerinin bulunduğu midibüsün şarampole devrilmesi sonucu, 25 polis hafif şekilde yaralandı.
Alınan bilgiye göre, Başbakan Davutoğlu’nun Erzurum programında görev yapan Ardahan Emniyet Müdürlüğüne bağlı çevik kuvvet polislerinin bulunduğu 75 A 0118 plakalı midibüs, Tortum-Oltu Karayolu Güzelyayla mevkisinde, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda virajı alamayarak şarampole devrildi.
Kazada, biri komiser 25 çevik kuvvet polisi hafif şekilde yaralandı. Yaralı polis memurlarından 11’i Tortum Devlet Hastanesi’ne, 14ü de Erzurum’daki hastanelere sevk edildi.
**Aktaş Üniversite İle Resmi Açılışını Yapacak..
Resmi açılışı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a davet gönderen Ardahan Üniversitesi 2015/2016 Eğitim/Öğretim sezonuna merhaba dedi.
Resmi açılışını bu yılın sonunda tamamlanacağı ve açılacağı belirtilen Çıldır Aktaş Gümrük Kapısının açılışına gelmesi beklenen Cumhurbaşkanının geliş gününe bırakan Ardahan Üniversitesi 2015/2016 Eğitim/Öğretim Sezonuna bu yıl bu üniversiteye yeni kayıtlarını yapan yaklaşık 600 öğrenci ile birlikte merhaba dedi.
**ARÜ’DE YENİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLADI..
Yenilikleri, olanakları ve özgün eğitim-öğretim anlayışıyla birlikte üniversite adayı öğrencilerin tercih listelerinde önemli bir yere sahip olan Ardahan Üniversitesi’nde 2015-2016 eğitim-öğretim dönemi başladı. 3 – 7 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılan kayıtlarda üniversitemizin birçok bölümlerinde doluluk oranı yüzde yüze ulaştı.
ARÜ’de 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde beş bine yakın öğrenci 28 Eylül 2015 Pazartesi günü ders başı yaparak yeni döneme başladı. Üniversiteli olmanın heyecanını yaşayan öğrencilerimizden Güzel Sanatlar Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Eda Melisa Sural, “Kampüs çok güzel. Öğrencilere hitap eden bir yapısı var.” dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Gültekin Arıkan, ARÜ yerleşkesinin sahip olduğu doğa ve mimari yapısının çok etkileyici olduğunu belirtti.
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) 1. Sınıf öğrencilerinden Elif Altun, “Ardahan Üniversitesi’nin güzel bir üniversite olduğunu düşünüyorum. Ayrıca önceki dönemlerde yapılan sosyal çalışmalar sayesinde öğrencilerin zamanlarını verimli değerlendirebildiklerini öğrenmek beni çok mutlu etti.” diye konuştu. BESYO 1. Öğrencisi Sibel Kansu ise Ardahan Üniversitesi’nin spor eğitimi başta olmak üzere spor ve sporcuya büyük destekler vermesinin önemli olduğunu kaydetti.
ARÜ’ye Uluslararası Öğrencilerin İlgisi Bu Yıl Da Yoğun Oldu
Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında uluslararası öğrenci yoğunluğu bakımında 3. sırada yer alan ARÜ, bu sene de uluslararası öğrencilerin ilk tercihi oldu. Öğrenci İşleri Daire Başkanı Evrin Yıldız, önceki eğitim-öğretim sezonuna oranla bu yılki öğrenci sayısında büyük artış olduğuna dikkat çekti. ARÜ bu sene de uluslararası öğrencilerin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Ardahan Üniversitesi’nin şu anda 222 uluslararası öğrenciye sahip olduğunu ifade eden Yıldız, “Uluslararasılaşma’ başta olmak üzere birçok alanda önemli başarılara imza atan üniversitemize uluslararası öğrencilerin kayıtları başarılı bir şekilde devam ediyor.” diye konuştu.
Uluslararası Öğrencilerimiz ARÜ’lü Olmanın Mutluluğunu Yaşıyor
Ardahan Üniversitesi’ne kayıt yaptıran uluslararası öğrencilerin ARÜ’lü olmanın sevincini yaşadığı gözlemlendi. Ukrayna’dan gelerek Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne kayıt yaptıran Mevlüd İsmailov adlı uluslararası öğrenci, “Gerçekten buranın kampüsü çok güzel ve büyük… Üniversite yerleşkesi çok güzel bir yere kurulmuş. Üniversiteyi çok beğendim.” diyerek ARÜ’yle ilgili görüşlerini paylaştı.