SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Hazırlayıp Sunduğu ‘Fakir Yılmaz İle İş Dünyası’ adlı programımı izlemek için YouTube ArdahanTV kanalımıza abone olun..
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Her Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yaşam TV’de
Vatandaşımızın ihbarına istinaden Posof Ilce Jandarma Komutanlığı ekiplerimiz derhal olay yerine sevk edilmiş hayvanların çalındığı değerlendirilen bölgede gerekli ve inceleme ve araştırmaları yaptıktan sonra köy içerisinde bulunan tüm güvenlik kameralarını inceleyen
ekiplerimiz civarda arama çalışmalarına başlamıştır.
Ekiplerimiz 4 saat boyunca yaptıkları arama sonucu aynı gün saat 22.00’de Reis ÖZTÜRK isimli şahsa ait (7) adet büyükbaş hayvanı Posof İlçesi Kaleönü Köyü sınırları içinde ki dereyatağında başı boş halde bularak Reis ÖZTÜRK’e teslim etmiştir. Ardahan İl Jandarma Komutanlığı olarak gece ve gündüz demeden tüm imkan ve kabiliyetlerimizi kullanarak vatandaşlarımızın yanındayız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’




.jpg)
Türkler, Kürtler ve Akan Kan..
Türklerin Anadolu’ya açılan kapısı Malazgirt Savaşını ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile millileştirip, edebiyat yapanların bugün olduğu gibi dünkü tarihi de gölgelemek, gerçekleri saklamak hatta başka milletleri yok sayma hesapları içinde olduklarını okuduğumuz tarih kitaplarında, sanaldaki belgesellerde bir kez daha görüyor, üzülüyor ama gerçeklerin saklanamadığı ve er geç gün yüzüne çıktığı için buruk da olsa seviniyorum.
Evet, bugünkü kardeşçe yaşanan ülkede, Kürt, Türk, Çerkez, Terekeme, Alevi, Sünni kısacası birçok toplumun kardeşçe yaşayabileceğini defalarca ortaya koyduğu Türkiye’nin olduğu coğrafyaya kapıyı açan Malazgirt savaşında görülmek istenmeyen, gölgelenen, yok sayılan Kürtlerin etkisi nedense hiç ama hiç gündeme gelmez..
Halbuki; ‘kardeşiz’ denen 10 bin cevher askerli Kürtlerin katkısı ile Malazgirt savaşını kazanan Selçuklu Ordusuna, savaşta oluşturduğu Hilal stratejisini kendilerine siyasi bayrak sayan milliyetçi ayağında gidip Alpaslan’ı kahramanlaştıran ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatçıları niye Amca oğullarını yıllarca ‘Kart-Kurt’ deyip görmezden geldiler..
Bilmem desem de bildiğimi ama yorumunu sizlere bıraktığım bu konuya beni sokup, geren kardeş dediğim birinin gece WhatsAppıma attığı bir mesajın neden olduğunu bilmenizi isterim.
Çünkü o dönemde olduğu gibi bu dönemde de hala ‘Kardeşiz’, ‘Amcaoğluyuz’ deyip beyinciklerinin altında sakladıkları faşist düşüncelerini saklayamayanların başında geliyor, Hanaklı Tuncer Çelik abi gibiler..
Neyse yine de teşekkür ettiğim ve beni böyle bir araştırmaya sevk eden Tuncer abinin de bilmediği bir çok tarihi konu gibi bugün Karabağ’ı Ermenilerle paylaştıran ama onu da kahramanlaştırıp, Rusya’nın barış gücü’ maskesi adı altında oraya resmen yerleştiğini, yani sözde yanına aldığı Türkiye’nin başına iş açacağını saklayanlar gibi bizden gizlenen tarihe dönecek olursak en azından Youtube’ da Sultan Alparslan’ın Mele Yahya’ya sarılıp, amcaoğlum dediği “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” başlıklı videoları izlemenizi rica ediyorum.
İzleyemeyenler içinde aşağıdaki tarihi yazıya ve Malazgirt’i katkıları ile kazanan ve Anadolu’daki Müslüman devletlerden, Uz Türk boylarından, beyliklerden yardım alamayan, savaşı kazandıktan sonra Kürtleri yok sayan Alparslan’ın yine bir Kürdün elinden aldığı bıçak darbesiyle can vermesine bir bakalım derim…
İşte o yazı ve satır aralarında anlatmak istediğim;
1071 Malazgirt meydan muharebesi öncesinde Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Doğu Roma ordusunda Frenk, Ermeni, Norman, Slav, Abaza… gibi farklı uluslardan ve Müslümanlığı kabul etmeyen Hristiyan Peçenek, Uz Türk boylarının içinde bulunduğu bu dünyanın en büyük ordusunu kurup Anadolu’ya sefere çıkar. Müslümanları Anadolu’dan çıkaracaklarını, Anadolu’yu kendi valilikleri arasında paylaşacaklarını, bütün camileri kiliseye çevireceklerini ve Müslüman devletlerine kendi ülkem gibi hâkim olmadan geri dönmeyeceğini bildirmişti.
Bunu haber alan Müslüman Selçuklu hükümdarı Alparslan Anadolu’daki Müslüman devletlerden, beyliklerden yardım talep eder. Bu çağrıya birçoğu şöyle cevap verir “Yeryüzünün en büyük ordusu Bizans ordusuna karşı durulamayacağını, yenileceklerini söyleyip” Alparslan’ın cihat çağrısına olumlu cevap vermemişlerdir. Kürtler, savaştan bir gün önce 25 Ağustos 1071’de Molla Yahya (Mele Yahya) 10 bin Kürt süvari savaşçı genciyle Alparslan’ın yanında yer alır.
Kürtlerin ileri geleni Mele Yahya (İmam Yahya) “Din kardeşlerimizin yanında cihat etmeye geldik.” demiştir.
Sultan Alparslan Mele Yahya’ya sarılır amcaoğlum “Kürt-Türk amca çocuklarıdır.” demiştir.
Yani; Malazgirt Muharebesinin kazanılmasında Kürtlerin büyük rolü olmuştur.
Tarihte ve günümüzde maalesef birçok kişi Kürtlerin, Batılı emperyalistlere karşı Türklere verdiği desteği yok saymakta ve Kürtlerin varlığını bile inkâr etmektedir.
Ve bir televizyon Programı sırasında “Malazgirt’te Kürtler yoktu” şeklinde ısrarla tweet atan takipçilere sinirlenen araştırmacı Murat Bardakçı, Malazgirt Savaşı’nda Kürtlerin rolüyle ilgili en önemli bilgi 13. yüzyıl yazarlarından Sıbt İbnü’l-Cevzi ismiyle tanınan Ebu’l-Muzaffer Yusuf’un “Mir’atü’z-zeman fi Tarihi’l-âyan” isimli eserinde şu şekilde geçtiğini söyler: “Az önce 10 bin Kürt de Sultan’a katılmıştı. Bununla beraber (sultan) Tanrı’dan sonra buyruğundaki 4 bin kişilik hassa askerine güveniyordu”. Şam’da yaşayan Sıbt İbnü’l-Cevzi, Malazgirt’ten yaklaşık 180 yıl sonra tarihini kaleme almıştır. Sıbt, 11. yüzyılın ikinci yarısına ait bilgileri 1088’de ölen Garsunni’me’nin “Uyunü’t-Tevârih” isimli eserinden almıştır.
Malazgirt Savaşı’na katılan Kürtlerle ilgili bilgi muharebeden yaklaşık 260 yıl sonra Kenzü’d-Dürer ve Câmiü’l-Gurer isimli bir eser yazan Memlük tarihçisi İbnü’d-Devaddari’de de vardır. Kenzü’d-Dürer’de bu konu “Sultan Alparslan’a Kürtlerden ve sâir kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da katılmıştı.” şeklinde geçer.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Malazgirt savaşında Türklerin yanında Kürtlerin de olduğunu söyledi. Ama Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve bir dönemde MHP’de Milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu ‘sadece devşirmeler vardı’ diyerek Davutoğlu’nu yalanlamıştı.
Dolayısıyla dün olduğu gibi bugünde MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve birçokları Kürtleri hep yok saymıştır. Peki, bir ırkı geçmişinden koparmak, yok sayma düşüncesi, Kürtleri asimile etme politikaları ve Kürt’e dilini yasaklamak mıdır kardeşlik?!.
1071 Malazgirt Savaşından önce de Malazgirt topraklarında Kürtler yaşıyordu. Malazgirt adı da Kürtçedir. Malazgirt adını kelime kelime ayırıp sonra bir araya getirdiğimizde gerçek ortaya çıkmaktadır. Kürtçe 3 kelimeden ortaya çıkmaktadır. Kürtçe de 1) Me (biz) 2) lez (tez, çabuk, erken) 3) girt (aldık) kelimelerinden oluşur. Yani Malazgirt’in kelime anlamı ‘Biz erken tuttuk’ anlamına gelmektedir.
Şimdi Kürtleri yok sayanlara soralım eğer Kürtler olmasaydı Selçuklular Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorunu yenebilirler miydi?
İdris-i Bitlis’inin önderliğinde Kürtler olmasaydı Osmanlılar Çaldıran Ovasında Safevileri yenebilirler miydi?
II. Abdulhamit döneminde Kürt Aşiretlerinden oluşan Hamidiye Alayları etkisiyle doğu sınırı güvenlik altına alınabilir miydi?
Türkler, Çanakkale Cephesinde, Sarıkamış ve Kurtuluş Savaşı’nda amcaoğulları, bugün ‘Et-Tırnakız’ denen ama yeri geldiğinde beyinciklerinin içindeki faşist düşünceler ile bugün terörist ilan edilen ama Türkler gibi bu ülkenin sahibi olan Kürtlerin desteğini ve gerçek kardeşliğini görmüşlerdir.
.jpg)
Posof’lu Minik Star Kaan Yazıcı
Küçük yaşına karşın büyük işlere imza atmaya başlayan ve yerel de olduğu gibi ulusal basında da ses getirmeye başlayan Posoflu İsmiazem Başyazıcı’nın torunu olan Kaan Yazıcı bugün ki Sabah Gazetesinin Anaka ekinide sürmanşetinde yer aldı.
Ressam anne Zeynep Yazıcı ile İzmirli baba Yiğit Yazıcı’nın oğlu olan Minik star ile ilgili yapılan röportajı bugünkü sayısın da sürmanşet yapan ve iç sayfada geniş yer veren Sabah Gazetesi Posoflu Kaan’a ‘Ankara’nın minik starı’ adını verdi.
İşte o haber ve röportaj;
**Ankara’nın minik starı..
Sinema dünyasında hızlı bir giriş yapan Kaan Yazıcı,“Sinemaya Ankara mührü vurmak, Ankara’nın yıldızı olmak istiyordum” dedi
Aşkların En Güzeli dizisinin Aliş’i Yiğit Kaan Yazıcı, ilgi alanları, okul, set ve arkadaşlık ilişkileriyle birlikte hakkında merak edilenleri anlattı. Minik starın en büyük hayali ise; “Sinemaya Ankara’yı kazandırmak”
Oyuncu olmaya nasıl karar verdin ve sinemadaki kariyer hedefin ne Kaan?
Aslına bakarsanız oyunculuk annemin fikriydi sanata ve sanatçıya hayran bir yapı ve büyük bir ilgisi var. Bir gün bana, “Kaan sen yetenekli bir çocuksun oyuncu olmak ister misin?” dedi. Ben de seve seve dedim. Böyle başladı oyunculuk maceram ve bu işi çok sevdim. Sanırım uzun vadede de seveceğim. Ve ilk tecrübem ‘Aşkların En Güzeli’ dizinsinde Aliş karakterine hayat vermemle başladı.
“BENİM İKİ HAYALİM VAR”
En büyük hayalin nedir?
Annem der ki; nefes alıyorsan ve gülümsüyorsan her şey yolundadır. Bu durumda hayatım süper gidiyor. Okul hayatım aile ve özel hayatım gayet yerinde. 9 yaşında bir çocuk olarak tek hayalim ‘Ankaralı’ bir oyuncu olmak. Sinema dünyasına Ankaralı çocuk oyuncu olarak girdim ve Ankaralı emektar oyuncu olarak ölmek istiyorum. Aslında iki hedefim var; iyi bir oyuncu olmak ve sinemaya Ankara’yı kazandırmak.
Set hayatını seviyorum
9 yaşında bir çocuk olarak uzun çekim saatleri, kalabalık set ortamları ve oyunsuz mesailer zor olmuyor mu?
Bir çocuk olarak set, oyunculuk, çekim bunlar size fazla büyük ancak bu işe hayransanız hakikaten oyun gibi geliyor. Oynadıkça keyif alıp, bağlanıyorsunuz. Set hayatını seviyorum. İnsan sevdiği bir şeyi yaptığında yorulmuyor.
Yoğun bir hayatım var
Sosyal hayatın nasıl?
Oyunculuk dışında da yoğun bir hayatım var. Zamanımın büyük çoğunluğu biricik annemle geçiyor, babam Arabistan’da çalışıyor bu yüzde pek vakit geçiremiyoruz. Sanırım ben asla mühendis olmam, babam duymasında. Annemle futbol oynuyor, dağ yürüyüşleri yapıyor, müzik dinliyoruz.
İlk başta kimse inanmadı
Arkadaşlarının tepkisi nasıl oldu?
İlk başta kimse inanmadı oyunculuğa başladığıma. Beni üzdü ama sonra izlediklerinde çok olumlu tepkiler verdiler.
Aliş’e alıştım
Biraz da dizide canlandırdığın ‘Aliş’ karakterinden bahseder misin?
Oynadığım kahramanda yok yok. Aliş çok yaramaz, sürekli laf taşıyan bir çocuk. Bu özelliği nedeniyle çok kez üzücü olaylara sebep de oluyor. Bunun dışında sevimli ve bir o kadar da hayat dolu bir çocuk. Açıkçası oynadığım karakteri bayağı sevdim. Alıştım diyebilirim.
‘Yeni projeler pek yakında’
İlk dizinle yıldızın bir anda parladı. Film sektöründe de görecek miyiz seni, var mı projeler?
Önümüzdeki dönemlerde yeni projelerle karşınıza çıkacağım. Sanırım yaz tatilinde bir sinema filmi olacak şu anda görüşüyoruz. Son olarak yaşıtlarıma sesleniyorum; anne ve babanızı çok sevin, etrafınızdaki her şeyi çok sevin çünkü sevgi her şeydir.