Van Ardahan’a Bağlandı..

Ardahan Üniversitesinin açılması ile Doğu ve Güneydoğu illerinde ki öğrencilerin tercih merkezi konumuna gelen Ardahan’a Van’dan yolcu taşımaya başlayan ‘VAN YOLU’ adlı Otobüs firması Ardahan’a özel araçlarla servis yapmaya başladı.


Ardahan-Van arası yolcu taşımacılığına başlayan Van Yolu  adlı otobüs firmasıyla Ardahan’a yolculuk yapan TRT emeklisi, Kaya Emlak’ın sahibi, Ardahanlı İşadamı Cemal Kaya Doğu’yu ve Güneydoğu’yı Ardahan’a bağlayan bu önemli güzel imkanın Ardahanlılarca değerlendirilmesini ve birçoğumuzun gidip, görmediği Doğu ve Güneydoğu illerini görme fırsatı da veren bu yolun Ardahan’ın gelişiminde katkı sunmasından bir hayli memnun olduğunu söyleyerek, ‘Van Yolu’ adlı firmanın kurucularına çalışanlarına teşekkür etti.


Ardahan’a 550 kilo metre uzaklıkta bulunan Van Gölü, Tamara Adası, Van kedisi, Muradiye Şelalesi ve Van Sofrası gibi önemli değerlere sahip Van’ın Kafkaslara açılan Ardahan’a, ‘VAN YOLU’ adlı otobüs firmasıyla bağlanmasının Ardahanlılarca da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini çizen Kaya uzun süredir gelemediği Ardahan’ın geliştiğini görmekte beni memnun etti’ dedi.



**Uzun Adam, Kısa Adam..


Başta batı ile olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi ile arayı açtığı öne sürülen Başkan Erdoğan dün kendisi gibi batı ile arası olmadığını bildiğimiz Rusya Başkanı Putin ile görüştü..

Yaşanan uçak krizi ve 15 Temmuz dolaysıyla çok önemsenen bu görüşmeyi bir çoklarınız gibi bende yakından izledim..

Ve her iki lideri izlerken yüz mimiklerine kadar bakıp, karşılama, oturup, kalkmalarına kadar hareketlerinin ne anlama geldiğini ve nasıl bir mesaj vereceğini merakla izledim..

Erdoğan’ın 15 Temmuz’da yaşananları darbe bile saymayıp, kendisine geçmiş olsun telefonu bile açmayan batı liderlerine kızgın olduğu ve bu kızgınlıkla üst üste yapılan özürler dâhil bedeli ne olursa olsun diyerek dünyanın önemli liderlerinden olan Putin’e doğru yürürken Putin’nde kendisini kapıda değil de görüşmenin yapıldığı salonun ortasında beklemesiyle uçak krizi dolaysıyla ülkesine komşu Türkiye’ye değil, Erdoğan’a kızgın olduğunu anlatmak istiyordu.

Uzun adamın, Gülen’i kendisine vermeyen, Irak’tan sonra Suriye’de ki Kürtlere tam destek veren ABD dahil, batıya inat ‘Siz olmazsanız da olur’ mesajı vermeye çalıştığı görüşme de, Kısa adamında batı ve ezelden rekabet ettiği ABD’ye, yaşanan irili, ufaklı sorunlara bölge ülkelerini size yedirmem’ demeye çalıştığı dünkü görüşmede benim anladığı diğer önemli bir konu da bu görüşmede ekonomiyi etkileyecek imzalar atılmazsa da biri uzun, diğeri kısa olan ve en önemli gün geçtikçe Tek Adam olma rollerini perçinleyen iki liderin verdiği bu psikolojik savaşla ülkelerinde ki iç gerginliği gidermeye çalıştıkları ve kısa sürede de olsa borsalarını rahatlattıklarıdır.

Yani suni de olsa bana göre dünkü görüşme ülke için hayırlı olmuştur..


**KELEMPÇELİ DEMOKRASİ..


Dün akşam eve geçtiğimde rahatsızlandığını öğrendiğim annemi, adı gibi kızım Nazomla birlikte alıp, Ardahan ve ilçeleri gibi yolları bozuk olan Ardahan Devlet Hastanesine gittim..

Acilde içeri girdiğimde sağa sola koşturan doktorlardan biri annemi elimden alıp, ‘Neyin var anne?’ derken ‘bana da barkodu al gel sen’ diyordu..

Bir taraftan siyasi görüşleri ildiğim insanların siyasi ayrım yapmaksızın bir birlerine ‘geçmiş olsun’ diyerek bir birlerini teselli ederken, diğer yandan bir çok siyasimizden ve de ünlü, ünsüz bürokratlarımızdan daha güzel yüzlü ve ellerindeki tüm imkanlar ile insanlara yardımcı olmaya çalışan hemşire, sağlıkçı ve de güvenlikçiler..

Barkod almaya gittiği yerde annemin TC numarasını yazdırmaya çalıştım bir sırada arkama bakıyorum, Nazom da geldi mi diye..

Ama Nazo’mu göremediğim gibi beni şok eden bir manzara ile karşılaşıyorum..

Çünkü arkamda, Ardahan kökenli komutanın genel komutanlıklarına atandığı jandarmalar ve aralarında elleri kelepçelenmiş bir tanıdık yüz olduğunu görüyorum..

Önce yine mi ihtilal oldu diye bir an tereddüt geçiriyor, sonra elleri kelepçelenmiş olan yorgun insanı görünce birkaç gün önce yapılan operasyonu hatırlıyorum..

Ve sıra bende iken barkodçuya dönüp, ‘Siz önce jandarmaların işini görün’ diyor geri çekiliyorum.

Çünkü şok içinde demokrasi için günlerdir insanları caddeler de tutanların demokrasi anlayışına şahit olup, karşımda elerli kelepçeli duran ve benim onunla konuşmama izin verilemeyen bir anlayışı yargılamaya başlıyorum..

Ve bir dönem de milletvekili adayı olup, 10 binin üzerinde oy alan emeklide olsa bir öğretmen olan, hiçbir şeyde olmazsa bir insan olana ‘sen niye siyaset yaparsın?’ dercesine gözaltına alıp, elleri kelepçeli hastaneye getirilmesini anlayamıyorum..

Hâlbuki başta 17-25 Aralık olmak üzer bu ülkede onca hırsız, namusuz, katil, tecavüzcü dışarıda ellerini sallayarak gezerken, tüm Ardahan’ın yakından tanıyıp, sevdiği bir partinin İl Başkanlığını da yapan Ergün Koç’un kelepçelenmesi ve o hakliyle başta hastane olmak üzere kapı, kapı dolaştırıldığına şahit oluyorum..

Bir hayli yorulmuş, bir o kadar da üzülmüş olduğunu hissettiğim kalp hastası bu insan ile konuşmak istiyorum, ellerimi kelepçeli ellerine uzatmak istiyorum, hal hatırını sorup, bir ihtiyacının olup, olmadığını öğrenmek istiyorum..

Onda da izin çıkmıyor..

Çünkü, demokrasi denilerek, cadde ve sokaklarda ‘Ya Allah bismillah, Allah’ü ekber’ diye bağıranların demokrasi anlayışı dolaysıyla getirilen yasakların olduğunu bana hatırlatıyor, ben tanımasam da beni tanıdıklarını ses tonlarında anladığım jandarmalar..

Ve annemi, barkodu, Nazo’yu bana unutturan bu manzarayı kendimce sorguluyor, ‘Demokrasi’ deyip, kendileri gibi düşünmeyenleri kelepçeletenlerin bu ülkeye nasıl olup demokrasiyi getireceklerini bir kez daha kara kara düşünüyorum..

Çünkü bu ülkede siyaset yapmanın ne kadar zor ve sıkıntılı olduğuna bir kez daha şahit olup, üzgün şekilde ayrıldığım hastanede..