YABANCI HAYVAN GÖÇERLERİNE YASAK, AMA KAÇAK ARICILARA SERBEST!


MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Başta Iğdırlı Hayvan Göçerleri olmak üzere büyük baş ve küçük baş hayvancılık yapanların İl Sınırlarına Giriş izini verilmediği Ardahan’a yabancı ve kaçak arıcılara kimsenin bir şey dememesi tepkilere neden olmaktadır.

Bölgenin ‘Kafkas Arısı Gen Merkezi’ olan ve 670 ila 700 arıcının olduğu kent genelinde kaçak arıcılardan şikayetçi olunmasına karşın başta Iğdırlı hayvan göçerleri olmak üzere yabancı büyükbaş ve küçükbaş yetiştiricilerini kentin sınırlarına bırakmayanlar başta olmak üzere konuya kimsenin el atmaması dikkatlerden kaçmıyor.


**Bir Kovan Arı, Bir İnekten Daha Karlı!..


Kaçak arıcıların yanı sıra sahte balcıların bölgede cirit attığından yakınan Ardahanlı Arıcılar bir ineğin ekonomik getirisinden daha fazla getiri sağlayan Kafkas Arısı dolusu bir kovanının gerekli destek ve ilgiyi görememesinden dert yandıkları ve Ardahan’da Göle TİGEM gibi bölgede tek olan ama yılda 30-40 Ana arı yetiştirip, 30-40 kovan yapmaktan öteye gidemeyen ‘Ardahan Kafkas Arısı Eğitim Üretim Gen Merkezi’ olmak üzere Ardahan Arıcılar Birliği ve diğer yetkili kurumların kaçak arıcılar ve balcılarla mücadele konusunda yeterince mücadele vermediğini belirtmektedirler.


7.2 mm’lik iğnesi ile en uzun arılarından ve en ağır kış şartlarına bile dayanıklığını gösteren Kafkas Arısının Gen Merkezi konumunda bulunan ve kentin doğal yapısını süsleyen bin bir çeşit çiçekten elde edilen Coğrafi işaretli Kafkas Arısının gerekli ilgiyi görmesi halinde bölge ekonomisine büyük getirisi olacağını belirten Ardahanlı Arıcılar, kilosu 70 ila 100 TL.’ye satılan ve yılda 600 bin tona yakın balın üretildiği kentin bu önemli konu ve kaynağa gerekli ilgiyi göstermesi halinde Ardahan’ın yanı sıra Çin’den sonra dünyada 2. Bal üreticisi olan ülkenin ekonomisinin ana dinamosu olacak bu mesleğin gerekli destek ve korumaya alınmasını istemekteler.


 



*Valilik; Yasak Yok, Gerekli Önlemler Alınmıştır.


Öte yandan konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Ardahan Valiliği bölgede Yasak olmadığını belirterek, ‘Kaçak Arıcı Ardahan’a giremez çünkü kontrol noktalarımızda tüm giriş, çıkış kontrolleri var… Ve en önemlisi Arıcılar arasında mesafeyi 2 ila 2.5 kilo metre yapma zorunluluğu getirdik. Plansız hiçbir şey yok ve hep sahadayız ve en önemlisi valilik olarak bu konuda kendilerine hiçbir şikayet gelmedi. Ve bu yönde yapılan şikayetlerin nedeni çoğu arıcının Ardahan ile Artvin’in Kafkas Arı Gen Merkezi olduğunu yani Ardahanlı Arıcı kışları Artvin’e arılarını götürdüğü gibi yazında Artvinli Arıcılar Ardahan’a gelmekte. Buda iki ilin gen merkezi olduğu için en önemli konunun ‘ diyerek konuya açıklık getirdi.


 



**Gazeteci Gündeme Getirdi, Valilik Protokol İmzaladı..


700’e yakın arıcının olmasına karşın Sekizi Posof’da, biri Hanak’ta olmak üzere 9 arıcının Bakanlık Sertifikasına sahip olduğu Ardahan’da diğer bir sorunlar da kışları -30’ları bulan soğuklarda arılarını koyacakları yerlerinin olamamasından yakınan Ardahanlı Arıcıların bu yönde ki şikayetlerini YouTube Ardahan TV’de bir kez daha gündeme getiren Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ‘Arı Garajı’ gerekiyor çağrısı ardından Ardahan Valiliği arıcıların bu yönde ki çağrılarına yönelik hazırladığı projenin hayata geçirilmesi için protokol imzalayarak, önemli bir adım attı



**“KAFKAS ARI KONAĞI PROJESİ


PROTOKOLÜ İMZALANDI!.. 


Ardahan Valisi ve Serhat Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Vali Mustafa Masatlı’nın katılımı ile Valilik koordinasyonunda yürütülen “Arıcılık Eylem Planı” kapsamında, güdümlü proje olarak Serhat Kalkınma Ajansına sunulan ve destek alan “Kafkas Arı Konağı” projesi için tanıtım ve protokol imza töreni düzenlendi. 


Vali Mustafa Masatlı, projenin tanıtım ve imza töreninde yaptığı açıklamada, 4 milyon 200 bin lira proje bedeliyle hayata geçecek olan Kafkas Arı Konağı’nın yapım çalışmalarının başladığını, 24 ay içerisinde tamamlanarak hizmete açılacağını söyledi.


Vali Yardımcıları, SERKA Genel Sekreteri, Tarım ve Orman Müdürü, Çevre ev Şehircilik Müdürü, KAGEM Müdürü ve diğer yetkililerin katıldığı protokol imza töreninde gazetecilere açıklamada bulunan Vali Masatlı, proje hakkında şu detayları paylaştı:



Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda 2020 Yılı Güdümlü Proje Desteğiyle ilgili sunmuş olduğumuz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Serhat Kalkınma Ajansı tarafından desteklenmesine karar verilen TRA2/20/GPD01 /0001 referans numaralı “Kafkas Arı Konağı” isimli proje uygulama süresi 24 ay olup, Projenin toplam bütçesi 4.200.000 TL dir. % 71,42’i olan 3.000.000 TL’si Serhat Kalkınma Ajansı, %28,80’i olan 1.000.000 TL’si proje ortağı Ardahan İl Özel İdaresi tarafından, % 4,76’sı olan 200.000 TL’si KAGEM tarafından karşılanacaktır. 


Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, Tarım ve Orman Müdürlüğü Projenin diğer ortaklarıdır. Ardahan ilindeki ve Türkiye’de ki tüm arıcılık sektörü faydalanıcı konumundadır. Proje ile Ardahan arıcılığında verimin ve katma değerin arttırılması, coğrafi işaret tescilli Ardahan Çiçek Balı’nın kontrol, analiz, tanıtım ve pazarlamasının yapılması, alternatif arı ve apiterapi ürünlerinin geliştirilmesi ve üretilmesi, kadın ve gençlerin arıcılık sektörüne katılımı ile sosyal ve ekonomik hayatta daha geniş yer almalarının sağlanması ve Ardahan’ a gelen arıcı ve ziyaretçiler için alternatif bir eğitim ve ziyaret alanı oluşturulması amaçlanmaktadır. Yukarıda belirtilen amaç ve gerekçe doğrultusunda 846 m2’lik Kafkas Arı Konağı projesi; arı ürünleri ve arı sağlığı analiz laboratuvarları, eğitim-konferans salonu, toplantı salonu, ürün tanıtım-satış ofisi, arıcılık müzesi (gözlem kovanları, herbaryum, sanal gerçeklik, maketler, bilgi panoları vs.) ve çalışma ofislerinden oluşmaktadır.



 


Bir Bayramı Geride Bırakmak..


Saat: 23 59 ve ben bayram tatili, yetmedi baştan beri inanmadığım ve oyun içinde oyun diye değerlendirdiğim corona yasaklarının getirdiği tembellik yüzünden günün yazısına gün bitmek üzereyken  başladım. Bir dakika içinde günlük yazımı bitirebilir miyim stresi içinde beynimdeki düşünceleri parmak uçlarıma, oradan da ekranın sol tarafı yaralanmış olan kucağımdaki diz üstü bilgisayarımın tuşlarına son sürat değerek  yazıya dökerken sağ kulağımda  tv’den gelen tartışmaları beynime aktarıyor.



Evet, önce Corona ve yasakları, ardından Ramazan, sonra Bayram derken üç ayın daha hayatımızdan eksildiğini fark etmeden yarın, yani ramazan bitti, bayram kutlandı, coronada gitti diyerek yeni bir kapının açılacağının heyecanı ile  yeni bir güne hazırlanırken, açılacağını düşündüğümüz kapıda bekleyen onca sorunların bir yere gitmediği gibi birikerek hala bizi beklediğini düşününce bir anda o heyecanı şimdiden kaybediyor gibiyiz.

Çünkü benim kadar kendisininde yorgun olduğunu görüp, gözlemlediğim ve onca büyükşehir, milletvekili, bürokratu, bakanı ve yetkisi olmasına karşı tüm yükü kendisine dert edip, altında kalmaya başladığı omuzları yorgun başkan Erdoğan kendi kadrosuna gaz vermek istercesine, ‘Evden çıkıyor , sahaya iniyoruz’ dese de kendisinden ayrılıp, partiler kuranlar dahil ekibinin büyük bölümünün, ucube denilen başkanlık sisteminin getirdiği sıkıntıları anlatan  ‘Biz çalışıyoruz, alakasız insanlar bakan, bürokrat, rant pardon iş sahibi oluyor’  diyemese de mırıldadığı ve yaşanan tembelliğin etkisiyle günün yazısını yazmak istemeyen benim gibi ayak direttiği öylesine belli oluyor ki.. 

Evet, haber tartışmalarından bıkıp,  açtığım tv kanalında asla batmaz denen Titanic’in  buz kütlelerine çarpıp, ikiye ayrıldığı ve battığı sahne eşliğinde bir bayramı daha geride bıraktığımı ve yarından itibaren yeni bir sürecin başlayacağını hayal ederek düşündüğüm  şu an  soğuk, yağmur ve karlarla karşılanan bayramı esen şiddetli rüzgarların eşliğinde yara, bere içinde geçiren memleketim Ardahan’ın da aralarında bulunduğu 81 vilayette uygulanan sokağa çıkma yasağı gibi bugünkü yazımında bittiğini anlıyordum..


 



eSKİ  HABERLERİMİZ İÇİN TIKlayın.. 


http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Ardahan’lı Patenci


Naz Arıcı Göğsümüzü Kabartıyor!..


Ardahan’ın Gürcistan’a komşu ilçesi Posof’un Aşıkzülali (Suskap) köyünden olup Dünya Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda ülkemize kendi yaş grubunda daha önce 2 kez şampiyonluk getiren Naz Arıcı, bu seferde Kanada’da yapılan 2016 Vancouver ISU Uluslararası Yetişkinler Artistik Buz Pateni Yarışması’na katılıp altın madalya ile yurdumuza döndü. 

Dünya şampiyonu olan Posoflu hemşehrimizi kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.Geçen yılda bir başka Posoflu hemşehrimiz olan Abdurrahim Ömer Özer, Endonezya’nın başkenti Cakarta’da yapılan 9. Dünya Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate Şampiyonası’nda Dünya Şampiyonu olarak ülkemize altın madalya kazandırmıştı. Bu vesileyle, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değeri anlaşılmış olmak ve ona kalpten sevgiyle bağlanmak ve onu vatani görev saymak gerekir.” sözlerindeki şuuru benimsemeli, toplum olarak spora ve sporcularımıza daha fazla önem vermemiz gerektiğini anlamalıyız. Bu tür başarılar, ülkesine sonsuz bir aşkla bağlı olan bizleri çok mutlu ediyor. Böylesine önemli başarıların artması dileğiyle.. 
**GÖLE’DE KÜRT SİGARASI YAKALANDI!


Edinilen bilgilere göre Göle Emniyet Müdürlüğü Ekiplerince gece yapılan denetimler sonucu bir iş yerinde Kürtçe ad taşıyan ve Kürt sigarası olarak adlandırılan 700 paket kaçak yabancı sigara ele geçirildi.


Göle Emniyet Müdürlüğü Ekiplerince gece yapılan denetimler sonucu bir iş yerinde saklanmış 700 paket kaçak yabancı sigara ele geçirildi. İş yerinin çeşitli yerlerine gizlenmiş vaziyette toplam 700 adet paket kaçak sigara ele geçirildi. Ele geçirilen sigaralar ile ilgili olarak şahıslar hakkında “5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet” suçundan yasal işlem başlatılarak sıgaralara el konuldu.




**Kendi haberimizi yapmak..


Her gün başkalarına ait yerel ve ulusal haber ve yorumlar yazan biri olarak kendi haberimi de bana yaptıran son trafik kazamın ardından şoktan çıkar çıkmaz fotoğraf makinamı elime alıp, kaza yerini benimle birlikte benim kadar yorulan aracımın o halini çekmek gerçekten zor bir işti..

Evet son bir hafta içinde beklenmedik kazaları manen ucuz atlatsam da benim de haber olduğumu ve  bunu da yazmam gerektiğini bana yaşatan trafik kazasında yara bere almadan kurtulmanın sevincindeyim..

Kazayı yapar yapmaz öne benden bir şey var mı diye bakıp, ardından gazeteci refleksiyle elime aldığı makinamın flaşlarını patlatırken bu ülkede asıl diğer bir terörün de trafik olduğunu bir kez daha anlıyordum.

Çünkü hükumetin o çok güvendiği bölünmüş yol, tünel, köprülerin bilinçsiz bir sürücü toplumu olan ülkemde ki karayolları adı veren yolları kan yoluna çevirdiğini de hatırlıyordum..

Eğitim de bir çok ülkenin ardından gelen ülkemin ölümlü ve de benin GAZETECİ isimli aracım da olduğu gibi maddi hasarlı trafik kazalarında birinci olması asıl tartışılması gereken diğer bir önemli sorun olarak hala çözüm bekler..

Bana kendi haberimi yaptıran bu kazanın tüm insanlık adına son kaza olmasını dilediğim bir sırada benim trafik kazasını geçirdiği alana gelen trafik ekibinin telsizisine gelen anosla son yine aynı yol üzerinde yeni bir trafik kazasının meydana geldiği ve üç kişinin hayata göz yumduğunu öğreniyor, kendi üzüntümü unutum, benden sonra gelen ölümlü kazaya kahroldum..

Sonuçta bana kendi haberimi yaptıran kazayı ucuz atlattık..


**Yaşanması gerekenler..


Hayatın hızla akıp gittiğini farketmeden yaşadığmız koşuşturma içinde bazı olaylar var ki; ‘Dur yavaş’ der..

Çünkü senin hayattan daha hızlı olmayacağını anlatır önüne çıkardığı engellerle hayat denen şey..

Evet, bir koşuşturmadır ki hepimizin bizden çekip gitiğini anlamadan peşine koşturduğumuz hayat..

İşte bu koşuşturma da içinde bulunduğumuz ağır ve gerekli koşulların kurallarını hiçe sayar, bir adım öne çıkma hesabı yaparken bazen de geçen gün benim yaşadığım ağır kaza gibi tekler, Dur yolcu hele bir nefes al’ der.

Yaşanması gereken yaşamın kuralları olan bu yaşananların hayatın kendisi olduğu tesellisi ile yol almaya devam ederken bu yolda senin en büyük destekçilerin senin dostun, arkadaşın, akraban olduğunu da görür yaşadığın mutsuzluğun bir anda mutluluğa çevirdiğinide anlarız.

İşte hayat dedikleri de bu olmalı.

Hayata ve dostlara teşekkürler..


**Birleştikçe bölünenler..


Ardahan Dernekler Federasyonu üzerinden ülke genelinde oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü bir Ardahan Birlikteliği’ nden korkanlar ve bu yönde yaptığımız çalışmaları içlerine sindiremeyen İstanbul’da ki Ardahan Diaspoarası kolları sıvayıp, bu birlikteliği nasıl bölüp, parçalayacağı konusun da hiç boş durmadı, durmuyor da..

Evet önce benim başarılı olamayacağımı bekleyen, ancak bizim ekip olarak yaptığımız çalışmalar ile oluşturduğu güzel hava üzerine harekete geçip önce federasyonu bölüp, bölmeye bunu başaramayınca federasyona gelen derneklerin ve iş adamların önünü kesmeye bundan da başarılı çıkamayacaklarını anlayınca gidip, yeni federasyoncuklar kurmak için kendilerin piyon buldular..

Ve birleşiyoruz diyerek heyecanlanan Ardahanlıları yeniden bölüp, parçalamak için yeni oyunlar ortaya koymaya devam etmekteler..

İstanbul gibi devasa bir kentte kendi mahallelerinden dışarı çıkma yürekliliği gösteremeyen ve en önemlisi köyden getirdikleri fesatlık ve kurnazlıklarıyla Ardahanlıların bir araya gelip, bunların gerçek yüzlerini görmesini perdelemeyi çok iyi başaranların bizi yıldırma çabaları sürmekte..

Evet bu çabalar süre dursun, bunu başaramayacaklarını bir taraftan çalışmalarımıza devam ederken diğer taraftan bunların pis yüzlerini ve amaçlarını tüm topluma anlatmaya devam edeceğiz.

Bunun içinde tüm Ardahanlılardan kimin samimi, kimlerin samimiyetiz ve Ardahan’ı değil kendi siyasi ve ekonomik öz çıkarları için çabaladılarını iyi bilip, bu yönde davranmalıdır..


**İnanın barış zor değil..


Kolombiya hükumetinin solcu Farc örgütü ile 52 yıldır devam eden iç savaşı resmen sona erdirmesi başta havuz medya da olmak üzere savaşta, çatışmada, kan ve göz yaşından beslenen taraflarca görülmezlikten geldi.

Halbuki Kolimbiya gibi yıllardır bir kör çatışma içinde olan ülkenin kendisinden çok uzaklarda olan Kolimbiya’da olanları önemsemeliydi..

Çünkü kan ve göz yaşının gün geçtikçe toplumlar arasında ki uçurumu açtıkça ülkenin içte ve dışta sıkıntılara girdiğini son günlerde yaşanan ekonomik kriz tartışmaları ve yeni bir darbe kalkışması iddiaları ile devam ettiğini bu ülkede yaşayan herkes anlamalı ve bu yönde yani barıştan yana haykırmalıdır..

Öcalan’ın bile adına kör bir savaş, kazananı olmayacak bir inat dediği ülkemde ki iç çatışmaların Kolimbiya’da ki gibi el ele verip, barışla sonuçlanabileceğini konuşmak, yazmak ve söylemek bu ülkeye ihanet değil, tam aksine bu ülkenin güçlenmesine, kardeşlik hukukunun yenide yeşermesine neden olacağı kesindir..

Evet Kolimbiya’da olduğu gibi Türkiyede barışın zor bir iş olmadığını daha bir kaç yıl önce başlatılan ancak 7 Haziran ve 1 Kasım Genel seçimleri ardından masasının ayakları kırılan Barış Sürecinde de gördük, yaşadık, mutlu olduk..

Gelin bir kez daha hep birlikte düşünelim ve birlikte bu ülkeye barışı getirelim..

Gelin bir birimize düşman gibi değil, hak ve hukuku verilen fertler, toplumlar olarak kavga etmeden, tartışmadan, çatışmadan konuşarak, görüşerek hatta sevişerek bir kez daha barışı zorlayalım..

Çünkü inanın barış zor değil..


**Paranın şımarttığı çocuklar..


Yıllardır gerek yerel de gerekse ulusalda dile getirdiğimiz onca sorunu kişiselleştirip, iftiralar atanların aslında kendi suçlarını saklamak ve gölgelemek için çabaladığını ve bizlere çamur atarak güneşi karalamaya çalışması şu günlerde yeniden gündem de olan Serhat Ardahan Spor ile bir kez daha karşımıza geldi..

Çünkü yoksul bir Ardahan Mahallesinin çocuklarının kurup, cep harçlıkları ile oluşturdukları takımı alıp, HES’ine perde eden birinin tutum ve davranışlarını anlatırken ona avukatlığa soyunan savunucularının namussuzca suçlamalarıyla karşılaşıyoruz..

Amacımızın Ardahan ve Ardahan’ı ilgilendiren her şey olduğunu anlamayan, algılamayan bir başka grupta başkanlığını yaptığım ARDA/FED yani Ardahan Dernekler Federasyonunun çalışmaları gündeme geldiğinde ortaya çıkar..

Evet, her yazdığımızla eski kuyruk acılarını hatırlayıp, bize saldıranlar bugünlerde gündemde olan Serhat Ardahan Spor üzerinde yaman saldırıya geçmiş durumdalar..

Çünkü yazıp, dikkat çektiğimiz Serhat Ardahan Spor’un şimdi ki HES’ci sahibine hizmet yarışı ve yaranma içinde olanlar bunu ortaya koymak ve kendilerini kanıtlamak için en iyi yolun gerçekleri yazan ve babasının oğlu da olsa kıvırtmadan olanları kamuoyuna aktaran Fakir Yılmaz’a yüklenmek olduğunu da iyi biliyorlar..

Çünkü Fakir Yılmaz’a sürtünüp, çok parlayanların olduğunu iyi biliyorlar..

Evet paranın şımarttığı çocuklardan harçlık almak ve ona yaranmak için bir Ardahanlı çocuğun içinde olmadığı Serhat Ardahan Spor’un içinde bulunduğu durum şimdilik kısaca böyle..


**Bende Kürtçe Bilmiyorum..


Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi ve siyasi partiler ile görüşmeleri kapsayan 4 günlük temasları dün gece tamamlayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kürtçe bilmediği eleştirilerine, “Evet, bu bizim için bir eksiklik olabilir. Kürtçe konuşamamam bir ayıptır, ama bu benim değil, Türk devletinin ayıbıdır” diye konuştu.

Demirtaş’ın bu açıklamasını okurken bu ülkede Kürtlerin varlığını kabul edip, onların dillerini başta olmak üzere kendilerine has insani gelenek, kültürlerini yaşanması için bir şey yapmayanlar aklıma geldi.

Kürtçe’yi kabul edip, dili ve diğer hakları ile ilgili yasal hiç bir şeyi kabul etmeyenlerin Demirtaş’ın Kürtçe bilmediğini söylemesi, hatta dalga geçmesi ne kadar etiktir?

Bilemem ama Türkçe gibi Kürtçe’nin de bir çok şivesinin olduğunu bilip, bunların hepsini ‘Bu ülkeyi birlikte kurduk, bu gemi batarsa hepimiz batarız’ deyip, ama Kürtçe dili olduğu gibi dğer insanı hakları başta milli eğitim sistemine olmak üzere Anayasasına koymayıp, ‘Ne var işte Kürtçe konuşuyorsunuz ya’ diyerek işi geçiştirmekle devletin bu yöndeki anlayışını kapabilirmisiniz?

Tabi ki hayır.

Çünkü, ‘İnsanım, insanlarım, 78 Milyonum’ deyip bu insanların dilini, gelenek ve kültürünü yani hak ve haklarını vermekte zorlanan bir anlayış oldukça Demirtaş’ta, bende Kürtçenin tümünü nasıl öğreneceğiz?

Bunun cevabını vermeden önce kendinizi Demirtaş ve benim yerime koyup, empati yaparak ona göre bir cevap verin..

Verin ki utanan sizin değil, bu ülkenin yöneticilerinin olduğunu anlayın kardeş..


**Barajda Fasulye Yiyenler Gazı Çıkaramadılar mı?


Benim inadıma yapılan en son işlerden birine daha şahit olurken çok güldüm kendi kendime..

Çünkü benim yazdığım, benim yaptığım, benim dediğim kabul olmasın diye değil Ardahan’ı memleketi batırmaya çalışanların ne kadar olduğunu bir kez daha anladım..

Evet, Çıldır Dernekler Federasyonu da kurulmuş..

Hayırlı olsun..

Adam benimle yarıştı, çoğu Çıldırlı olan delegeden oy alıp, Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan olamadı..

Önce kahrından 2-3 ay ortalarda gözükmeyen, sonra yine başkanlığı bana  bırakan hocanın da gazı ve sekretaryası ile oluşturulmaya çalışılan Çıldır Federasyonuna kendisini attı ve dünde alındı belgesi ile karne almış ilkokul öğrencisi gibi sanal ortamda seviniyordu..

Dedim ya hayırlı olsun…

İstemeyen, kıskanan bu mübarek Cuma günü Çıldır gölünde boğulsun..

Neyse ‘Göle Federasyonun da gördük’ deyip bu konuyu geçerken yazımıza başlık olan asıl konuya gelmek isterim..

Geçtiğimiz gün yapılan Serhat Ardahan Spor-Trabzonspor karşılaşması ardından birilerinin ağ vağlar çektiğini, hatta saç baş yonduğunu görürken Hanak Sevimli Barajında birilerine verilen kuru fasulye yemeği aklıma geldi..

Çünkü o zaman da yani Serhat Ardahan Spor Kongresi öncesi de ben demiştim ki; Gelin bu takımı sahipsiz bırakmayın, sizde yönetimde yer alın dediğimde birileri bana inat gidip, barajda kuru fasulye yediler..

Ve benim dediğim olmasın diye takımı  bir kap yemeğe pazarladılar..

Ve fasulyenin gazı ile kala kaldılar..

Şimi de fasulyenin oluşturduğu gazı çıkaramamanın sancısını çeker duruyorlar.. 


**Genel Af Rahatlatır..


Daha önce defalarca yazdığım gibi bugünde dün yazdıklarımı bir kez daha yazıp, altına kalın kalemle imzamı atıyorum..

Başta 15 Temmuz Darbe Kalkışması olmak üzere bir çok sorunu bu ülkenin başına saranları şok edecek, ülkeye en az 30 yıl nefes aldıracak olan tek çare genel aftır..

Evet, kısmı af değil, 15 Temmuzcular da içinde olmak üzere bu ülkeye genel af gerek..

Çünkü eğer varsa düşmanın elinde ki kozu almanın ve bu ülkeye en az 30 yıllık bir nefes almasının tek yolu budur.

Düşünün bir genel affın getireceği rahatlığını..

Kürtler memnun olacak..

Cemaat utanacak..

Sol/Sağ Orijinli Örgütler elindeki elaman ve kozları kayıp edecek..

Devlet’in bir iki çalışanı yüzünden devlet düşmanı olanlar devletin şeffaflığını hissedecek.

Bir kez daha tekrarlıyorum..

Onca insanın tıka, basa içinde olduğu cezaevleri boşaltılmalı..

Ekonomiye de büyük rahatlık getirecek olan bir genel affın bu ülkenin insanları ile devletin barışmasını da sağlayacak..

Ve bunu yapacak olanın yine Erdoğan olması onun güçlü olan ama yaralı elini de daha güçlendirip, iyileştirecek..

Birileri uçuk bir fikir, hatta kaçık bir düşüncede diyebilir..

Ama gerçek barış sürecininde  2015 yılının 1 Kasım’ın da başkanlığı, 15 Temmuz’da Başkomutanlığını teyit ettiren Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında çıkacak olan genel af ile mümkündür derim..

Çünkü bu ülkeyi ve Erdoğan’ı af rahatlatır..



**Bu kenti sorunları ne olacak?


15 Temmuz Darbe girişimi olduğu söylenen günden bu yana gündemin alt üst olduğu şu günlerde göçün durmaksızın hala devam ettiği memleketim, sınır bekleyen, serhat Ardahan’ın sorunlarının nasıl olup, çözüm bulacağı konusunda kimsenin ses çıkarmadığını da görmekteyiz..

Bu sorunları tek tek sıralamaya başlarsak eğer;

Birinci sırayı 2 gümrük kapısı olmasına karşı yok denecek kadar az olan ithalat, ihracat..

İkincisi başta bu iki gümrük kapısına, yani Posof Türkgözü ile Çıldır Aktaş Gümrük kapılarına giden yollar gibi Ardahan merkez, Göle, Hanak, Damal, Posof, Çıldır ve Damal’ın kent içi yollarından beter köy ve yayla yolları..

Ve zaten yapılmayan bu gümrük kapılarının Posof ve Arpaçay üzerinden çalınmaya çalışılması..

Üçüncüsü bakkallıktan öteye geçemeyen esnaflık anlayışı yani bir türlü bir iki fabrikanın yapılamaması, iş istihdamı sağlayacak olan devlet yada özle sektörün yokluğu..

Dördüncüsü idarecilerin yakın ve akrabalarına iş bulduğu merkez olmaya başlayan ve gerçekte kadrosu artarken öğrenci sayısı artmayan Ardahan ve Ardahanlılardan kopuk üniversitesinin kurulduğundan bu yana harcadığı 150 Milyon TL.’sinden 1 milyon faydalanamayan iş adamlarını bir iki binayı yapmaktan öteye geçememesi..

Beşincisi Ardahan çevre yolunda olduğu gibi Göle’de, Hanak’ta, Damal’da, Çıldır’da ve de Posof’ta ki hayvancılığında kent ve köyler gibi ileri gitmediği, hep geriye doğru gitmesidir, Ardahan’ın ana sorunlarının başında gelenler..

Peki diğer sorunlar ana sorunlar değiller mi?

Örnek mi?

Eğitimde 81 vilayet içinde hep sonda olunurken, eğitim orduları denenlerin bu önemli konuda hala bir plan ve bir projeyi ortaya koyamamaları sorun değil mi? 

Spor’un sıfırda, futbolun doğayı katleden HES Barajları karşılığı satıldığı bu kentte başka ne sorun var diye bir soru sormaya kalkarsanız bin sorun karşınıza çıkmıyor mu?

Alt yapı gibi üst yapının bugün cuntacı diye içeri atılan generallerin alt üst ettiği Güneydoğu kentlerinden beter Ardahan’ın sorunlarını sırlamaya kalkmak, başta, ‘memleketi kurtarıyorum’ deyip, 100 yıla yakındır hiç bir şey yapmayan ünlü, ünsüz siyasilerin olmak üzere bugün her an içeri çağrılacak diye ter döken kamu görevlilerinin moralini bozsa da bu sorunları tek tek sıralamakta bizim işimiz..

Unuttuğumuz bir sorun oldu mu diye size sorsam sıralar mısınız?..



**HES’leri Yapanlardan Ne Aldınız?


**SELMİ YILMAZ/GAZETECİ


Yıllardır bir türlü su ve yol sorununu çözemeyen devlet bu işi beceremeyince doğanın katledilmesine göz yumarak bu işi bölgede iş alan müteahhitlere yüklediğini görmekteyiz.


Bunun en son örneği ise Hanak’ın içme su şebekesinin boruları milyon dolarlık projeyi kapan TANAP Müteahhitlerince, Göle’nin köylerinin su şebekesinin yenilenme işininde Göle’nin içme suyunu alan ve Vekil ile Başkanla kahvaltılarda poz veren  müteahhide yüklenmesinden görmek mümkün..

Olsun, hiç yoktan iyidir deyip, yatırım olarak sayılan bu işleri izlerken başta Sevimlide dev bir HES barajı yapan ama ne Hanak’a nede Çıldır’a bir faydası olmayan HES Müteaahhitleri ile Posof’un derelerini kurutan HES’lerin müteaahhitlerinden vede diğerlerinden ne alındığını merak etmedim değil..

Çünkü Botaş/BTC’nin bölgenin tarım arazilerini ikiye bölüp, geçirdiği petrol ve boru hatlarından ancak 10 yıl sonra doğalgaz almış bir Ardahan olarak Ardahan’ın doğasını alt üst eden hatta Ardahan-Göle yolunun ortasında ki beton santralinden, Kura nehriniğn canını alırcasına kum çekenlerden de bir şeyler alınmalı diye düşünüyoruz..

Evet, ‘HES’leri yapanlardan ne aldınız?’ hele deyin!..


**Kış Geldi Ama Yalanızçam Projesi Yine Bitmedi..


Soğukların etkisini iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde yağması beklenen karların yeniden beyazlatacağı Ardahan’ın karlarının turizm sektörüne kazandırmak için yapılan çalışmaların ne kadar olduğu düşünüldüğünde bir kar tanesi kadar çalışmanın olmadığını görmek mümkün..

Bölgenin ekonomiye katkı sunacak onca imkanının olduğu ve bunların başında kışın geldiğini anlatmaktan zorlandığımız şu günlerde Yalanızçam Kayak tesislerinin hala bitmediği ve bu yönde yürütüldüğü ileri sürülen projeden haber alınamıyor.. 

Eski geçici Kültür ve Turizm Bakanı ve şu an Cumhurbaşkanı memuru, pardon danışmanı olan Yalçın Topçu’nun ve AK Parti eski İl Başkanı Yunus Baydar’ın köyünün hemen karşısında olan Yalanızçam Kayak Tesislerinin bitirilmesi halinde Ardahan’ın başta Karadeniz’in olmak üzere bölgenin kayak merkezi olacağını söylemek sanırım abartı olmaz..

Çünkü aynı kayak tesisinin de üzerinde bulunan ve bu kayak tesisi gibi yıllardır bir türlü bitmeyen Ardahan-Aradanuç yolunun da bitirilmesi halinde Kafkaslara olduğu gibi Karadeniz’e açılan kapı olarak adlandırılan Ardahan’ın karları kara dönüşeceği ve tane tane birikip, işsizlikten, yatırımsızlıktan dert yanan Ardahan’ı zenginleştirecektir.


**Gelin Barışalım..


Yazımı yazmaya hazırlanırken yeni  yeni patlama, çatışma haberlerinide alıyordum..

ma benim bugünkü konum bir çok esnafı ilgilendiren vergi, sgk borçlarının yapılanmasıyla ilgili olacaktı..

Yani devlete olan esnafın önümüzdeki Ekim aynının sonuna kadar gerekli yerlere gidip, borçlarını taksitlendirip, yeni bir ödeme planı çıkarmaları gerektiği konusunda bir şeyler yazacaktım..

Ve yazmaya başlarken artık tepki bile konulmayan hatta bu yönde haberleri yapanların cezalandırıldığı bir sürecin yaşandığı ülkemin Güneydoğusun da ard arda çatışma haberleri gelmeye devam ediyordu..

Evet barışın konuşulamadığı Devletin bölgede hareketlenen her şeye en az iki fantom uçağı kaldırdığı şu günlerde aynı devletin diğer bir tarafı olan Maliye ve Ekonomi bakanlıkları ‘Gelin Barışalım’ afişleri hazırlıyor, kamuoyuna duyuruyordu.. 

Yani bir taraftan barış isteyenlere diş bilenirken, diğer taraftan ‘para için’ barış isteniyordu..

Halbu ki aynı çağrıyı insan ölümlerinin durması, olayların daha da büyümemesi için yapılması halinde bu ölümcül çatışmalara giden para duracak, vergi ve sgk’dan beklenen paradan daha çok para gelecek..

Ve paradan daha önemli olan canlar gitmeyecek..


**Bu işler şiir yazmakla olmaz..


Şaairlikle, şiirciliği karıştıranların bu ülkede idareci değilde ancak vekil olduklarını görmek için Ardahan’a bakmak yeterli..

Çünkü iş yapmaktansa yazdıkları kıytırıktan şiirlerle kendilerini şair sananların çokluğunu göreceğiniz bir Ardahan göreceksiniz..

Evet, akşama kadar bilgisayar başında fal açarak mesai dolduranların yanı sıra şiir yazarak kendilerini şair sananların idare edenlerin çokluğunu göreceğiniz Ardahan’ın diğer bir özelliği de idarecilerin çoğunun vekilin vekilinin vekili olmasıdır..

Ülkenin Kafkaslara açılan iki gümrük kapısı olmasına karşı ithalatın, ihracatın yapılmadığı, hayvancılığın gün geçtikçe bittiği bir Ardahan’da bir proje üretmeden günlerini doldurup, bir de üstüne rütbe alarak çekip gidenlerin çokluğunu da görmek mümkün..

Vekilinin ‘Her şeyi ben bilirim’, idarecisinin ‘Bana dokunmayın’ diyerek gün doldurduğu bir Ardahan’ın 2016/2017 Eğitim/Öğretim sezonun nasıl bitireceği de şimdiden belli gibi..

Buna nereden anlıyorsun diyecek olursanız eğer 1 Ekim’de açılacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde Milli Eğitim Komisyonu üyesi olan vekilinin 2016/2017 Eğitim/Öğretim sezonuna memleketinin İl Milli Eğitim Müdür olmaksızın başladığından bir haber.. 


**Bizi kandıramadılar..


15 Temmuz’dan bu yana devam eden operasyonlarda bugüne kadar 32 Bin kişinin tutuklandığını, 70 binin üzerinde soruşturmaların devan ettiğini belirten Adalet Bakanını dinlerken bakanın da içinde bulunduğu AKP’lilerin ne kadar saf, ne kadar temiz ne kadar iyi niyetli olduklarını demesim geldi..

Çünkü sanki bizdik 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ardından fetoculardan ayrılan ve ‘Bizi kandırmışlar’ diyenler..

Evet bu ülkede 15 Temmuz’da bir kalkışma oldu..

Bunu herkes kabul ediyor..

Ancak bu ülkede 17-25 Aralık’ta yaşandı..

Bunu saklamayamayızda..

Ve en önemisi bu ülkede ‘Ne istediler de vermedik’ açıklamalrı ile devam ederken birilerinin AKP/FETO işbirliğinin içinde olduğunu da bizzat AKP’lilerin ağzında çıkan açıklamalar ile öğrendik..

‘Bizi kandırdılar’ diyerek bu işten kurtulmaya çalışanlara yıllardır ‘Bunlara kanmayın’ diyenlerin solcu, kominist, din düşmanı, hatta hain ilan edildiğini de unutanların 15 Temmuz’u mana edip, solcuları, kürtleri de arada toplayıp, tutuklamasına da nasıl bir savunma geleceğini de merak ederken feto başta olmak üzere din tüccarların hiç bir zaman inanmayan, kanmayan insanları suçlamakta günahtır..


**Yaşta yanmaya başladı..


Son olarak Ardahan’da da devam eden 15 Temmuz Darbe Kalkışması operasyonlarında bugüne kadar binlerce insanın gözaltına alındığı, bir o kadarının tutuklandığı, bir o kadarının da işinden, aşından olduğu şu günlerde kurunun yanından kurununda yandığı yönünde ki iddialarda o kadar artmış gibi.. 

17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ve 15 Temmuz darbesinin kendisine yönelik olduğu belirtilen Cumhurbaşkanın bile ‘AT İzi, İt İzine Karıştı’ diyerek dertlendiği bu konunun ve operasyonları nereye kadar devam edeceğini de merak eden kamuoyu ilk olarak bizden öğrendiği ve çoğu iş adamı, tanıdık sima olan sivilllere yönelik Ardahan’da yapılan operasyon haberi ardından Ankara’da, Milli Güvenlik Kurulundan da bir haber geliyordu..

Ve OHAL’ın yeniden uzatılması için hükümete tavsiye kararı alındığı haberi geliyordu..

Yani her gün sabah yada gece  bir anda kapınızın çalınacağı, seçtiğinizin yerine başkasının atanacağı, iktidarın istediği kanunlar yasalar Kanun Hükmünde Kararnamelerle çıkarılacak..

Ve kısacası kurunun yanında yaş değil yaşın kendisi de yanmaya devam edecek gibi.

Umarım yanılan biz oluruz..


**Eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız..


‘Kel melhem bulsa başına sürer’ atasözünü hatırlatan ve kendi oturacağı bir yeri olmamasına karşın Ardahan’da ki eğitim’i İstanbul’da bir düğün salonunda, Ardahan’ı yıllardır görmeyenlerle kurtarmaya çalışan Ardahan Kültür Evi’nin bu samimi ve ama yetersiz girişimi 81 Vilayet içinde sonlarda birinci olan Ardahan’da ki eğitimin gelişimen ne kadar katkı sunacağını bilemiyorum..

Ama bir gerçek var ki Ardahan’da eğitim konusunda yaşanan olumsuzlukların öyle İstanbullar da, Ankaralarda olumlu hale dönüşemeyeceğidir.. Çünkü bu olsaydı yıllardır Ankara’da masa başında hazırlanan plan ve projelerle zaten değil Ardahan’ın yurdun her yerinde yaşanan bu sorun çözülmüş olurdu..

Gümüşhaneli AKP’li Necmi Kadıoğlu’nun kendi memleketinde ki eğitimi kurtarmışcasına, Esenyurt’ta ki baley eşliğinde eğitim gören çocukları görmüş ve bu önemli sorun çözmüşcesine Ardahan’da ki eğitimi de kurtarmaya çalıştığı o toplantıya katılanların kaçının kaç yıldır Ardahan’a gelmediklerini de sormak gerektiğini düşünürken, kendisine bir ev yani derneğin merkezi olmayan Kültür Evi’nin bu olumlu, ama yetersiz ve Ardahan’dan uzak çabası ÖSS’de, LGS’de sonlarda olan Ardahan’da ki eğitimi kurtaracağına inanmıyorum..

Çünkü öncelikle Ardahan’a gelerek, burada yaşananları bizzat gözleriyle görmesi gerekenlerin çocuklarının hangi kolejlerde, hangi ülkelerde okuduğunuda bilmek gerekir..


Bu nedenle Ardahan’da ki eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız diyorum..