Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da



Ardahan’da uzun yıllardır gıda ve kasapçılık üzerine hizmet veren market art arda açılan ve 28 bin merkezli kentte sayıları 15’ten fazla olan ulusal süper marketlere dayanamarak kapandı.
Erkan Kalem ve Arafat Demirci’nin ortaklığında işletilen Arma Market, her köşe başında düzensiz bir şekilde açılan ulusal marketlerin varlığına dayanmayarak kapanma kararı aldı.
SGK: İŞÇİ ALIN, PRİMDE FAYDALANIN!
İLK YEREL SÜPER MARKETİN 3 HARFLİ ULUSAL MARKETLERE DAYANAMAYIP, KAPANMA KARARI ALDIĞI VE BİR ÇOK İŞ YERİNİN KAPANDIĞI, İŞSİZLİĞİN DİZ BOYU OLDUĞU ARDAHAN’DA SGK İL MÜDÜRÜ VE EKİBİ GÖLE’DE SİGORTA BİLDİRİMİ İÇİN GÖLE ESNAFINI ZİYARET EDEREK, ÇALIŞTIRACALARI İŞÇİLER ÜZERİNDE VERİLEN PRİMLERDEN FAYDALANMALARI İSTEDİ.
SGK Ardahan İl Müdürü Fahri Toprak Vargün ve SGK çalışanları Göle’ye ekip olarak gelerek ”Sigortalı işçi çalıştıran işverenleri ziyaret ederek bilgilendirmelerde bulundular.
Ülkemizde İşçi geleceğini güvenceye alan yasal düzenlemedesin ve İşverenlerin üzerindeki yükü azaltan kayıtlı istihdamı artırmak amacıyla 18 farklı sigorta pirimi teşviki ugulamalarını Göle esnafına anlatan Müdür Vargün Göle esnafının çalıştıracağı işçiler üzerinde verilen primler konusuna bilgilendirme yaptı.

Öte yandan Ardahan’da ise bazı bakkal ve marketlerin ulusal marketlerden eşya alıp vatandaşa sattığı öğrenilirken, işleri bu uygulamadan dolayı bir hayli iyi olan ulusal marketler, yeni şube açma kararı aldıkları bilgisine ulaşıldı. Yaklaşık 32 adet ulusal marketlerin cirit attığı Ardahan’da yerel esnaf ekonomik kriz yaşıyor ve sırayla işyerlerini kapatıyorlar.

Bu yazı yazılırken AKP ve MHP’nin hazırladığı sansür yasasının birçok maddesi kabul edilirken, 3 yıla kadar hapis cezasını öngören kritik 29. maddenin de içinde bulunduğu 2. bölümün görüşülmesine bugün başlanacak.
Basın ve meslek örgütleri ile muhalefet partilerinin tepki gösterdiği teklif, Mecliste görüşülmeye devam ederken ve büyük ihtimalle bugün kabul edilecek gibi görünürken iktidarın çok da oralı olmadığı yani birçok kanun, yasa ve önerge gibi Tİ’ye almadığı eleştiri ve kınamalarda devam ediyor.
Ancak hükümeti haklı çıkaran bu ciddiyetsiz eleştirilerin nedenine baktığımızda başta sözüm ona basın ve medya kuruluşlarını temsil ettiklerini iddia eden ancak iş kendilerine gelene kadar üç maymunu oynamakla meşgul olanları değil asıl konunun birinci muhatabı olan kamuoyuna yani okura bakmak isterim.
Evet, 84 milyonluk ülkede 1 milyonu spor, 1 milyonu bulmaca, 1 milyonu magazin ve at yarışı olmak üzere toplam 4 ila 4,5 milyon gazetenin ancak tiraj yaptığı ülkemizde basının özgür olması konusunda akıl verenlerin sayısı 20 milyondan aşağı değil desem inanın.
Zira her gün bir gazete bayine gidip günlük bir gazete almayanlardan bilirim. Bu yetmezmiş gibi günde bir gazete dahi almadan “satılık basın” diye bağırıp çağıranların sayısı yine 20 milyondan fazladır.
.jpg)
Mahallesinde, bulunduğu ilçede kaç mahallesi olduğunu bilmediği kentte yerel gazeteden bihaber, matbaayı düğün davetiyesi için arıyan bir toplumun özgürlüğün ne anlama geldiğini bilmemesi gibi, basının da bir gün kendisine lazım olacağını anlamaz.
Çünkü güvenlik güçleri gibi onun huzuru, güzel yaşamı için gereken ve tüm dünyada basının 4. kuvveti olduğu demokrasi için mücadele edildiği bir fert, bir aile, bir millet ve de bir ülke için olduğunu anlayamaz.
Yani kısacası basın ve medyaya sahip çıkacak olanlar biz gazetecilerden çok, okur olduğunu bilmemize karşın gazete almayan, gazeteciyi satılık diye suçlayan ve adalet gibi basınında aslında ona lazım olduğunu anlamayıp sus, pus olup yaşananları izleyen topluma bakmak gerekir desem de boş olacak.
Çünkü yazım bitene ve yayınlanana kadar bahsi geçen yasa diğer bir çok antidemokratik yasa, kanun, genelge gibi hayata geçmiş olacak, bu tam demokrasi özlemi çekilen ama tam tersine giden ülkede..
.jpg)
Ardahanlı Konsolos’a Suçlama!
IŞİD’in Musul’u işgaline ilişkin meclis raporu: Türk Başkonsolosu IŞİD ile ilişkiliydi
Irak Parlamentosu’nun IŞİD’in Musul’u işgaline ilişkin hazırladığı raporda sona gelindi. Rapor, başta dönemin Başbakanı Nuri Maliki olmak üzere birçok Iraklı yetkiliyi işgalden sorumlu tutarken, dönemin Türk Başkonsolosu Öztürk Yılmaz’ın IŞİD’le ilişkide olduğunu ileri sürdü.
Irak Parlamentosu, 2014 yılının Haziran ayında Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) eline düşen Musul hakkındaki raporunu tamamladı.
Reuters‘in haberine göre, araştırma komitesinin hazırladığı rapor, aralarında dönemin başbakanı Nuri Maliki’nin de bulunduğu çok sayıda üst düzey yöneticiyi Musul’un kaybından sorumlu tutuyor ve bu isimlerin yargılanmasını talep ediyor.
Irak’ın şu andaki başbakanı Haydar İbadi de, Ramadi’nin IŞİD tarafından işgal edilmesinden sorumlu tutuluyor ve yargılanması talep ediliyor.
Raporda Maliki’nin Musul’daki duruma dair eksik bilgiye sahip olduğu, çünkü bölge için seçtiği ordu komutanlarının “yolsuzluğa” bulaştığı iddia ediliyor.
Raporun suçladığı isimler arasında Musul Valisi Adil el-Nuceyfi, eski Savunma Bakanı Sadun el-Duleymi, eski Genelkurmay Başkanı General Babakir Zebari de yer alıyor.
‘BAŞKONSOLOS’UN IŞİD’LE İLİŞKİSİ VAR’
Raporun dikkat çekici ve Türkiye’yi ilgilendiren kısmında, IŞİD’in Musul’daki Türkiye Başkonsolosluğu’nu ele geçirerek diplomatları rehin almasına ilişkin araştırma sonuçları da yer alıyor.
All Iraq News Agency‘nin haberine göre, rapor, dönemin Başkonsolos’u Ardahanlı Öztürk Yılmaz’ı, Musul’un düşüşü sırasında IŞİD’le ilişkide olmakla suçluyor.
İddiaya göre, Nineva Valisi Usame el-Nuceyfi ve Nineva istihbarat şefi Naci Hamid, Başkonsolos’un bölgedeki rolünü gizledi.
Başkonsolos Yılmaz, geçen Nisan ayında yayımlanan Dışişleri kararnamesi ile birlikte Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye büyükelçi olarak atandı.