



Yüzeyi buz tutan Çıldır gölü, Baltık mimarisiyle yapılan taş otel ve Buz kulesinde incelemelerde bulunan Ardahan Valisi Hüseyin Öner, Çıldır kaymakamlığı tarafından Çay Mahallesi’nde oluşturulan buz kulesini yerinde inceledi ve hortumla su püskürtülerek yükselen buz kulesi hakkında bilgi aldı.

Eşi Zehra Mine Öner hanımefendi ile birlikte Çıldır gölüne giden Vali, yüzeyi buz tutan göl üzerinde gezinti yaptı. Kendisine eşlik eden Çıldır Kaymakamı Alper Taş’tan göldeki turizm faaliyetler hakkında bilgi alan Vali Öner daha sonra Çıldır’ın Sazlısu (Koravel) köyünde Baltık mimarisiyle yöreye ait kesme taşlardan yaptırılan Taş oteli ziyaret etti. Oteli gezen Vali Öner, işletmeciden otelin mimarisi, konaklama durumu ve turizm faaliyetleri hakkında bilgi aldı.
BELDEYE TAKSİ GELDİ..
Ardahan ‘ın Göle İlçesine bağlı Köprülü (Goreveng) Beldesi’nde sarı renk ile boyanmış resmi taksi plakalı araçların yer aldığı taksi durağı açıldı.
Köprülü Belediyesi geçen yıl taksi plakası ihalesi açmış, ihaleye girip resmi taksi plakası alan esnaf araçlarını sarıya boyatıp taksi durağında müşteri almaya başladılar. Köprülü Beldesi (Koreveng) için bir ilk olan taksi durağı için bir açılama yapan Köprülü Belediye Başkanı Yücel Akkoç, yaptığı açıklamada korsan taksilere yasal işlem yapılacağını duyurdu.

KURTLAR KÖPEKLERİ PARÇALADI!.
Ardahan’ın Hanak ilçesinde kar yağışı ve gece hava sıcaklıklarının sıfırın altında 12 dereceye kadar düşmesi nedeniyle yiyecek arayışına çıkan aç kurtlar, Yukarıaydere köyüne indi.
İKİ KÖPEĞİ DE PARÇALAYARAK TELEF ETTİLER
Güvenlik kameralarınca kaydedilen görüntülerde, iki köpek sinsice yaklaşan kurtları fark ediyor. Kurtların uzaklaşması için çabalayan köpeklerden birine saldıran kurt sürüsü daha sonra diğer köpeğe de saldırıyor. Kısa süreli boğuşmanın ardından kalabalık kurt sürüsü iki köpeği de parçalayarak telef etti.
DEHŞET ANLARI KAMERADA
Kurtların, parçaladıkları köpekleri sürükleyerek götürme anı ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Eskiden Damal
Dışarıda tipi eserken ocaklığın üstünde asılı kandildeki ışığın titrediği yedi ay Allaha beş ay toprağa yada devlete bağlı olunan bir coğrafyadır Ardahan’ın Damalı.
Kayınpederi yada bir büyüğü gelince emzirdiği çocuğunu yere atacak kadar saygıya kıymet veren sessiz gelinlerin yaşadığı diyardır Damal.
Olur ya içinde böcek yada her hangi bir canlı olur diye, ateşe atacağı tezeği önce yere vurup canlıya kıymayan anaların yaşadığı diyardır Damal.
Öztürkçe konuşmayı hiçbir dile değişmeyen imece usulü yaşamayı şiar edinmiş ailelerin yaşadığı, modgem olup ekin ekmeyi hasat etmeyi birlikte paylaşmayı, hab ederek iki bardak sütten kışlık yağ çökelik elde etmeyi beceren bir insanlık topluluğudur Damal.
Eşki hamur, damızlık yoğurt, bir köz ateşin bile alınıp verildiği, bir şişe gaz yağının üç ekmeğin on şekerin borç alındığı yöredir Damal.
Kurbanın bayram olmasından ziyade, kesilmesi gereken hayvanların kesilip, yeni dana karşılığı karışarak ( ortak olunarak) o eve destek amacının öne çıktığı bir kültür hazinesidir Damal…
Giysimiz rengi ve deseni ile anlatır bizi. Her motifte bir mesaj veren asırların birikimi kültürü giysisinin diliyle anlatıldığı, belindeki kuşağına bağladığı hayatların yaşandığı, giysisinin gereğini yerinde kullanan gelini kızı evlisi dulu giydiği giysi ile anlaşılan Anadolu motifi zengini bir coğrafyadır Damal.
Yazın bir las ot için kavga eden gençlerin, kışın purul purul otların paylaşılıp, herkesin malının bahara çıkması için azını yokluğunu bile paylaşan bir halkın yaşadığı yerdir Damal.
Her mevsimin her ayın ayrı bir ritüeli olan, yayla yollarında honçaların dağıtıldığı, özel günlere düğün gibi davetlerde okuntuların morbetlerle gönderildiği, giden morbetlere peşkeşlerin verildiği on iki imamlarda aşır aşının her eve gittiği, çocukların elinde kaşıklarla herkesin evinde aşların yenildiği, cenazelerde helvaların dağıtılıp ağız tadı verildiği bir ananeler diyarıdır Damal.
Büyüklerin oturduğu alanlara küçüklerin giremediği, cem olurken belli bir süre katılıp daha sonra karapaça niyazı ile dışarıda başka yerde cem olmayı öğreten bir kültürdür. Kadın hangi yaşta olursa olsun erkeğin uğrunu kesmediği yani önünden geçmediği bir saygı diyarıdır Damal.
Her şeye rağmen her önemli konularda son sözü kadınların söylediği, bütün harcama ve dağılımların o anaç kadınlar tarafından yapıldığı. Kocaman keveni anaların yaşadığı, yattığı kalktığı saatlerin kimsenin bilmediği gelinlerin yaşadığı yerdir Damal.
Kısaca canlar asırlardır birikmiş kültür deryasıdır. Her zaman asimile edilmeye çalışılmış olmasına rağmen kültürünün bozulmasına izin vermemiş ancak yoğun göç ve eski yaşam koşullarının hiyerarşik bir şekilde yapılmadığı için olsa gerek ülkemizin bu özel kültürüne kültürel saldırılar duyuluyor.
Damal Gençliği Nereye Gidiyor?
Damal Bebeği Elimizden Mi Alınıyor?
Örneğin; Uyuşturucu kullanır olmuş gençlerimiz, eskisi gibi komşuluk yaşanmıyor. Vs
Ancak idarecilerin ilgilenmesi gereken bir husus var ki benim için çok önemlidir.
Damal giysisi artık bebeklerde yaşatılmaya çalışılıyor çok önemli ve güzel bir durum. Bunu şimdi Ardahan valiliği kendi bünyesinde atölye kurup her tarafa satıyor. Buna da lafım yok. Damal ileri gelenleri sahip çıksa, o işler yerinde yapılsa daha iyi olurdu. Korkum, giysimizin bilinçsizce yapılarak gerçeğinin dışına çıkılması. Bilinmesi gereken giysimizin bir dili vardır. Yani genç kız ile evli bir kadın aynı elbiseyi giymez. Dul birinin giysisi diğerlerinden farklı olur. Başındaki yazmakların yani yağlıkların bir renkler bütünlüğü vardır bir mesaj içerir. Bu renklerin orijinal halinin korunması gerekir. O zaman bu kültürün aslına uygun davranmış olursunuz. Aksi halde kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. İstemeyerek bile olsa bu kabul edilir bir şey değildir…
Bütün yetkili canların bu konuyla ilgilenmesini bütün Damal halkının adına rica ediyorum
TÜRKMEN ANASI
Beyaz keten ile bağlar başını,
Zülüfte örükle, saklar saçını,
Al yağlıklı duvak, örter kaşını,
Örfüyle Öz Türk’tür, Türkmen anası.
Döşlüğü boncuklu, tor onun adı,
Saç bağı, duluipi, gençliğin tadı,
Belinde kuşaga, bağlı hayatı,
Rengiyle Öz Türk’tür, Türkmen anası
Sayası, savayıl kumaştır onun,
Yedi kat giymesi, savaştır onun,
Soğuktan korumak, amaçtır unun,
Dağıyla Öz Türk’tür, Türkmen anası.
Renkleri, dünyanın ebem kuşağı,
Motifli çorabı, dizden aşağı,
Damal da yanıyor, görgü ocağı,
Köyüyle Öz Türk’tür, Türkmen anası.
Bizleri biz yapan, ardır edeptir,
Bebekte yaşıyor, dünyada tektir.
Herkesin gözünde almıştır takdir,
Dünyada Öz Türk’tür, Türkmen anası.
Büyüğü yatmadan, gelin uyumaz,
Böyle bir terbiye, başka bulunmaz,
Tatlı dile, muhabbete, doyulmaz,
Diliyle Öz Türk’tür, Türkmen anası.
Gürselim, ozanım, Türkmen oğluyum,
Ülkeme, atama, candan bağlıyım,
Damal da yaşayan, Anadolu yum,
Ülküyle Öz Türk’tür, Türkmen anası.
damalder köşe yazarı
Kültürbakanlığı halk şairi GÜRSEL YILMAZ


Dünyanın en uzun birçoğu endemik olan çiçeklerin yetiştiği yayla ve meralarında üç bine yakın çiçekten elde edilen Ardahan Balından elde ettiği kolonyanın sanal ortamda satışa sunulduğu görüldü.
Öte yandan Ardahan Arıcılar Birlik Başkanı İlhan Evliyaoğlu, Ardahan bal kolonyasının kendilerinin başka bir özel uğraşı olduğunu belirttiği açıklamasında 2020 yılında yaşanan gizli kuraklık dolayısıya %75’e yakın bal kaybının olduğunu belirtirken Ardahan’da 45 bin bal kovanının olduğunu ve geçen yıl ortalama kovan başı 2 kilo olmak üzere toplam 90 ton bal alındığını söyledi.
BAL KOLONYASI NASIL YAPILIR?
80° etil alkol içeriği sayesinde el hijyeninizi güvenli bir şekilde sağlarken, limonotu ve bal karışımının canlılığı ile anında tazelenin. Yüksek oranda doğal yağlar ile zenginleştirilmiş esansı sayesinde uzun süre kalıcılık sunan ve sizleri alkol kokusuyla baş başa bırakmayan bal kolonyası; her an çantanızda taşıyabileceğiniz boyutu ve sprey başlığı ile kullanım kolaylığı sağlıyor. Limonotu & bal kolonyası ile el hijyeni rutininize anında canlılık katın!

Dünyada ki 4 ana arı ırkından biri olan Kafkas arısının gen merkezi olması dolayısıyla kurulan ve uzun yıllardır Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde faaliyet yürüten KAGEM’i ziyaret eden Vali Öner, bal ve ana arı üretim sahası, pal paketleme ve bal analizi ünitesi ile kovan üretim atölyesinde incelemelerde bulundu.
Alanı gezen Vali Öner, Merkez Müdürü Sinan Aydın’dan bal, ana arı ve kovan üretimi ile paketleme, analiz ve eğitim faaliyetleri hakkında bilgi ve brifing aldı.
KAGEM’in Türkiye’de arı üzerine tek gen merkezi olmasının oldukça önemli olduğunu belirten Vali Öner şunları söyledi:
“Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi (KAGEM), ilimiz için oldukça önemli bir merkez. Kafkas Arısı dünyada ki 4 ana arı ırkından yalnız bir tanesi ve gen merkezi Ardahan. Dilinin diğer arı türlerinden uzun olması sebebiyle, çiçek özüne kadar ulaşması bakımından hem daha fazla bal üretiyor, hem de kaliteli bal sunuyor. Bu kalitenin karşılığı olarak da Ardahan balı coğrafi işaret alarak tescillenmiş durumda. Merkezimizde bal üretimi yanı sıra bölge arıcılığını desteklemeye yönelik ana arı ve kovan üretimi de yapılıyor. Yine arıcılarımıza eğitimler veriliyor. Ayrıca coğrafi işaret patentli bal analizi ve paketlemesi de yine merkezimizde yapılıyor. Bu da üreticilerimizin işini kolaylaştırıyor. Yakın zamanda doğal bir alan içerisinde yer alan merkezimizde, içerisinde arı müzesinin de yer alacağı arı konağı projesi hayata geçecek.”

AYI GİBİ KIŞI KAR ALTINDA GEÇİRİYOR..
Dünyadaki en önemli dört arı ırkından biri olan ve baharın gelmesiyle bal üretimine başlamak için gün sayan Kafkas arısının kapalı alanlar yerine dondurucu soğuğa rağmen açık alanda ve kar altındaki kovanlarda kışlatılması bal verimini yükseltiyor.
Başta dil uzunluğu ve soğuğa dayanıklılığı açısından Türkiye’de tek, dünyada ise en önemli dört ırktan biri olduğu belirtilen Ardahan’daki Kafkas arı ırkı, soğuk iklime karşı dayanıklılığıyla dikkati çekiyor.
Kentteki arıcılar, son yıllarda bu arı ırkının soğuklara dayanıklılığını göz önünde bulundurarak kovanlarını kış mevsiminde kar altında kışlattı. Kışlatmanın tamamlandığı, arıların artık dışarı çıkma zamanının geldiği bölgede, kış mevsimini kar altında geçiren Kafkas arısının açık alanlardaki kovanlarında daha iyi dinlenip veriminin arttığı belirtildi.
Kış mevsimini geride bırakan Kafkas arısı üreticileri, baharın geldiği şu günlerde havaların iyice ısınıp arılarının kovandan doğaya çıkmasıyla bal üretimine başlamak için gün sayıyor.
DİNLENEN ARI DAHA VERİMLİ VE GÜÇLÜ OLUYOR
“Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi Müdürü Sinan Aydın, gazetecilere yaptığı açıklamada, kar altındaki kovanlarda kışlatılan arıların daha iyi dinlendiği için daha yüksek verim verdiğini söyledi.
Son yıllarda arılarını tamamen dışarıda kışlatan kentteki arıcılardan Necdet Bilgin’in buna iyi bir örnek olduğunu ifade eden Aydın, Bilgin’in kar altındaki arı kovanlarında incelemelerde bulunduğunu anlattı.
KIŞI DIŞARIDA GEÇİREN ARININ VERİMİ ARTIYOR
Arının dinlenmesinin verime katkısına işaret eden Aydın, şöyle konuştu: “Yöremizde arıların kışın açık alanda kışlatılmasına Necdet bey gibi bazı arıcılarımız önayak oldu. Bu şekilde bölgemizde bir süreç başladı. Bu süreç gayet başarılı geçiyor. Biz de kurumsal çalışmalarımızda Kafkas arısını kışın kovanla dışarıda kar altında bıraktığımızda yazın bal veriminin yüksek olduğunu belirledik. Arı, kışın dinlendiği için daha sağlıklı ve verimli şekilde sezona başlıyor. Tespitlerimizde ve arıcılarımızla yapılan çalışmalarda bunu görmekteyiz. Bu deneylerle de ortaya çıktı.”
Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Arıcılık Bölümü Öğretim Görevlisi Kemal Yazıcı da kar altında kışlatılan arılardan yüksek verim alınmasının doğrulandığını söyledi.
Son yıllarda arılarını tamamen dışarıda kışlatan arıcı Necdet Bilgin’in buna iyi bir örnek olduğuna işaret eden Yazıcı, “Kovandaki güçlü, sağlıklı arı kışı kar altında daha iyi dinlenerek geçiriyor. Yapılan deneylerle de bu doğrulandı. Çünkü arı daha verimli oluyor. Arının dinlenerek kovandan çıkması çok önemli faktör, arı daha hızlı gelişiyor. Kovanda arı sağlıklı ise kışın sorun olmuyor, daha güçlü ve verimli şekilde bahara çıkmış oluyor” dedi.
KIŞ SERT GEÇMEYİNCE ARI ÖLÜMLERİ AZALDI
Yazıcı, bu kış sezonunun çok sert geçmediğini, bunun da yeni sezon için önemli avantaj olduğunu vurgulayarak, bölge arıcılığındaki ölümlerin ve kayıpların da çok az olduğunu gözlemlediklerini aktardı.
Arıcı Necdet Bilgin de son yıllarda arılarını kışın açık alanda, kar altında kışlatmasının verimini yükselttiğini vurguladı. Kar altında kışlatılan arının daha güçlü ve verimli olduğunu bizzat uygulama ile tespit ettiğini anlatan Bilgin, şu ifadeleri kullandı: “Soğuk havaya ve kara aldırmadan yıllardır arılarımı dışarıda kışlatıyorum, gayet güzel verim alıyorum. Şu an yine bir kışlatma dönemini başarıyla tamamladım. Arı yeter ki güçlü olsun, kış ve kar çok önemli olmuyor. Kovanlardaki arılarım gayet sağlıklı ve güçlü. Karların tamamen erimesiyle de arı doğada çiçeğe konmaya başlayacak.”
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
ARDAHANLI, REKTÖRÜ HALA İSTEMİYOR!.
Geçtiğimiz günlerde Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) Ardahan Üniversitesinin de içinde bulunduğu 12 üniversiteye rektör atanacağını ve bu yönde başvuru çağrısı yapılmış ve benim de aralarında bulunduğum birçok Ardahanlı gibi 4 yıldır yüzünü görmediğimiz, üniversiteyi ilkokul düzeyine çevirip, pandemiyi de bahane ederek adeta kapatan mevcut rektörün yerine yeni bir ismin atanmasını, siz Cumhurbaşkanımızdan rica edip, bu yönde bir de görüntülü, yazılı açıklamanın altına imza atmıştım ve o birilerini bir hayli çizdiğini gördüğüm imzamla, bu kez ‘Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Açık Mektup’ diyerek sizinle ilk yakın temas kurduğum partinizi kurduğunuz ilk yıllardaki Ardahan İl Binanızın bürosun da ve oturduğunuz, size gazetemizi uzatırken sizin bana da ‘gel partiye katıl’ dediğiniz masadan seslenmek istiyorum.
Ama asıl seslenenin Ardahan ve Ardahanlılar olduğunu görülmesinin daha etkili ve yerinde olacağını düşünerek Sayın Erdoğan’ın bu yazım ve tepkilerin devam ettiği Ardahan’a rast gele bir iki, bilemediniz üç kişiye telefon açıp durumu sorması halinde mevcut rektörü yeniden ARÜ’ye atamak bir yana öğretim üyesi değil, köy öğretmeni olarak bir okulda bile görevlendirmeyeceğine inanıyorum.
Çünkü, Ardahanlıların neredeyse adını bile bilmediği rektörün değişmesi ve yerine Ardahan’ı tanıyan, bilen, bilimi, ilimi öne çıkaran birinin gelmesini isteyen Ardahanlı STK, sendika, esnaf ve öğrencilerin istemediği mevcut rektörü, yerel medya ve Ardahan’ın önde gelen isimlerini üzdüğü gibi yaptığı bir konuşmada da Ardahan halkını azarlayan, aşağılayan hal ve hareketleri ile tanındığı ortaya çıkacaktır.
Ve yakinen tanımadığım, basınla bir araya gelmeyen, bir çayını içmediğim, bir şey istemediğim mevcut rektörün döneminde birçok yabancı öğrenci ve öğretim üyesi gibi Ardahan halkının da üniversiteden ümidini kestiğini bilinmekte, rektörün yabancılığı ile üniversitenin şehirden koparıldığı düşünülmektedir.
Yaşanan bu sıkıntıların yeni olmadığını, rektörün geldiği günden beri memleketi Erzurum’dan öteye geçemediği, Ardahan Üniversitesinin bir adım ileriye gidemediğini hatta fazlasıyla gerilediğini, sıralamalarda en aşağılarda olduğunu, bilimsel projelerden epey uzak olduğunu Ardahan halkı görmekte ve yeni rektörün gelmesini istemektedirler.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Gündemde olan Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör sorunu ile beraber Ardahan Üniversitesinde de bir rektör sorunu yaşanıyor. Fakat buna tepki gösterecek kadar öğrencisi bile olmayan Ardahan Üniversitesi için Ardahan halkı ve medyası büyük çaba sarf ve sabretmeye devam ediyor.
Ha bu arada bir haber sitesinden mevcut rektörü savunan ve ondan aldığı belli olan bir açıklamayı, yazısı diye köşesine alıp, sayın yardımcınız, ‘Fuat beye açık mektup’ başlığı ile yayınlayan şahsıda araştırıp, sordurmanızı da önemle rica ederim..
Bu zat ilk kez ortaya çıkıp, ‘ben Ardahanlıyım’ derken yani bu zat kendisini Ardahanlı olarak tanımlarken ‘Kimmiş bu kahraman Ardahanlı.. Rektörün avukatlığına soyunan bu şahısta ne iş?’ dememe fırsat vermeyen ve gazeteciliği yeni bitiren kızım Şeyma’nın 22 dakikalık araştırmasın da tanımaya çalışıyor, ‘olsun ona da Ardahanlı olduğunu hatırlatmamızda güzel’ diyerek gülümsediğimi de bilmenizi isterim..
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi, hem de yeni bir gazeteci olarak ve en önemlisi bir Ardahanlı olarak gazeteci adayı kızım Şeyma’nın yaptığı küçük bir araştırmada karnesini ortaya çıkardığı bu zat liseyi Erzincan’da, üniversiteyi de avukatlığına soyunduğu, Ardahan ARÜ’nün hala istenmeyen mevcut rektörüyle, istenmeyen rektörün memleketi, Ardahan’a sınır Erzurum’da okuyan ve bir süre de Erzurum’da çalışan sonrasında da İstanbul’da yaşamını devam ettiren ve bugüne kadar Ardahanlıyım deyip, ortaya çıkmayanlardan olduğunu anlarsınız.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Ardahan’ı, Ardahanlıyı iyi tanıyan biri olarak ilk kez Ardahanlı olduğunu ve bir yerlerde yazı yazdığını öğrendiğim köyü olduğunu belirttiği Lori’de yazıyı yazdığı sitenin adı gibi 7 insanın kalıp, kalmadığını veya bu gibilerinin ilgisizliği dolayısıyla her geçen gün boşalan Ardahan’ın diğer köyleri gibi boşalıp, boşalmadığını, kaç hane kaldığını, hangi üniversite öğrencisine bir burs verdiğini bilmediğim birinin birilerinden aldığını sandığım ve anlaşılan hazır maille savunduğu kankası, arkadaşı rektörün 4 yıllık görevi için kendisine teşekkür ettiğimi ve yerine yeni birisinin atanmasını istediğimizi bilmeniz ve bu yönde bir kararla benim değil, hala istenmeyen rektör hakkında çarşıda, 5 ilçede, 226 köyde bir beldede onca mahallede yaptıracağınız küçük bir araştırma ile ortaya çıkacağına inanıyorum.
Ardahan’a hiçbir katkısı olmamış, gelip bu şehir için ne yaparız diye hiç sormamış, benimde memleketime bir yararım dokunsun dememiş, böyle kişilerin dışarıdan Ardahanlı karşısında başarısızlığı yüzünden istemediği birisini savunması ona arka çıkması hemşerileri için sap vurup, saman savurmaya benzer konuşması bu memleket insanını anca “güldürür” deriz.
Sayın Cumurbaşkanı Erdoğan;
Sn. Fuat Oktay’a Açık Mektup başlığıyla bir sitede yazısı yayınlanan kişi her kimse; Eline alelacele tutuşturulan bir metni okumadan, gerçeği araştırmadan ve memleketim dediği Ardahan’a gelmeden basına vermiş.
Söyledikleri şeyleri doğruluğunu yanlışlığını ölçmek yerine, bir konuyu ‘din-iman’ meselesi yapmış, Ardahanlıyı partiye karşı olmakla adeta itham etmiş ve güya ideolojik bir dayanağa bağlamak istemiş. Bu yüzden rektör hakkında konuşan her kim varsa yani Ardahan Kent Konseyi Başkanı olan insanı, Sol bir partinin il başkanının oğlu, dernek yöneticileri, sağcı- ülkücü dernek başkanı, DEV YOL, DEV SOL, PKK, yetkili ve etkili sol eğilimli kişiler, Dosyası kabarık akademisyen, eski rektör gibi ifadelerle, Mehmet Biberi başarısızlığı dolayısıyla eleştiren her kim varsa onları torbaya koymuş ve üzerlerine çamur atmaya kalkmıştır. Benide korkarak o çirkin torbaya atmaya çalışsada, benim onun köyüm dediği Lori için Ardahan için ve gelmesini savunduğum, ailece oy verdiğimiz başkanlığınızı sağlayan rejim değişikliği için yanınızda yer aldığımı bildiğinden olacak ki attığı çamur tutmamış.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Bugüne kadar Ardahan’a yönelik bir hayrını, tezini, önerisini, yazısını yada bir çakıl taşını görmediğim, duymadığım bu şahsın doğru söyleyip, söylemediğini öğrenmek için Ardahan Valisi başta olmak üzere kamu görevlilerinden de bir rapor istediğinize inanan biri olarak bu sonradan Ardahanlı olan şahsın söylediği şeylerin çoğu yalan ve uydurmadır.
Yalakalık ve yağcılığın bu kadarına pes doğrusu. Dinin, imanın arkasına saklanıp herkese sövme hakkı kimsede olamaz.
Çünkü bu şahsın istenmeyen bir adama karşı ortaya konan demokratik tepkileri gölgelemek ve işin yönünü başka alana çekmek için ne alakaysa gündeme getirdiği ARÜ’nün Kurucu Rektörü Ramazan hocayı en çok benim eleştirdiğimi bilmiyor. Bunun içinde bir araştırma yapmanız halinde kimin yalan, kimin avukatlık kiminin ise bir insan, bir Ardahanlı, bir gazeteci ve stk başkanı olarak işini yapmaya çalıştığını da görebilirsiniz.
Sayın Cumurbaşkanı Erdoğan;
Görevdeyken ortaya koyduğu bazı düşünce, plan ve projeler dolayısıyla çok eleştirmeme karşın bugün sizin kararınızla açılan, kurucu rektörlüğünü Korkmaz’ın yaptığı ve biz Ardahanlıları sevindiren üniversite ‘Model Üniversite’ olarak kabul gördü. YÖK verilerine göre yabancı öğrencilerin en çok olduğu illerin başında o zaman Ardahan geliyordu; Devlet Üniversiteleri arasında 3. Sırada idi. YÖK’ün listesine göre 2013 yılında 157 öğrenici vardı. 2016’da 400’ü aşkın öğrenci vardı. Şimdi ne kadar var bilmiyoruz ama o büyük yarışın öncülüğünden koptuğumuz kesin.
Eline yazı tutuşturulan Ferman KARAÇAM bey, çoktandır gelmediği için sanırım yanlış biliyor. Kurucu Rektör KORKMAZ’a “Fatih Üniversitesi’ne kayyum olarak atanan ve bir hafta içinde de görevine son verilen rektör” diyor. Bu tamamen yalan. Çünkü ‘Fatih Üniversitesi ‘ne FETÖ Darbesinin akabinde atandı’ demiş de yalan ; Korkmaz Fatih Üniversitesine darbeden yaklaşık bir ay önce atandı. Biz bunun neresini düzeltelim; Ramazan hoca Kayyum değil, kayyum rektörü idi, bir hafta değil 40 gün görev yapı, görevden almadılar o bir ay sonra istifa etti ve bunu faceden yayınladı. Sonra YÖK ve Cumhurbaşkanlığı onu yeniden atadı ve Hain darbe teşebbüsüne kadar görevde kaldı. Darbeden sonra bütün FETÖ okulları gibi Fatih Üniviersitesi’de kapatıldı ve rektör birçok Ardahanlı ile olmaya devam ettiği İstanbul Maltepe’deki görevine başladı. Rektör KORKMAZ, kimseyi yönlendirmiyor. Öyle bir paylaşımı da yok. Olsa da ben görmedim, dikkatede almam. Çünkü onunda sevapları kadar günahları olan ve bu nedenle çokça eleştirdiğim bir isimdi. Ama Ardahan’a bir eser bırakan bir Ardahanlı olarakta kendisine saygımda sonsuzdur.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Kısacası mevcut ve artık istenmeyen ARÜ Rektörü kendi başarısızlıklarını örtmek için birilerini yani söz de Ardahanlının hala istenmeyen rektörü koruma adı altında ele aldığı savunma ve iftira dolu mektubu ile Ardahan’da hala istenmeyen rektör için eski rektöre de bizlere de iftiralar atıyor, attırıyor.
Sonra sormazlar mı, ‘Bu nasıl bir Müslümanlık?’ diye..
İnsanlara kulp takıp, ‘Muhafazakâr, Sağcı, Solcu, HDPli, Ülkücü’ diyerek insanları suçluyor.
Ama; Ardahan halkı rektörden memnun değil. Bunu hala istenmeyen ve 4 yıldır öyle ya da böyle yaptığını sandığı görevi için teşekkür ettiğimiz ama istenmeyen rektörün durumunu öğrenmek için Ardahan esnafına yönlendireceğiniz İl, İlçe Başkanınızın ya da herhangi bir kamu görevlisini ya da bir, iki müfettişin ziyaret ederek test edebileceği Ardahanlının bu yöndeki görüşünü almanızı umut ederim, ya da sosyal hayatı bitiren, bizi ve sizi sanal ortama mahkum eden pandeminin vasıtasıyla evimizde kalıp başından ayrılamadığımız google’ye “Ardahan üniversitesi rektörü Prof. Mehmet Biber hakkında iddialar” yazıp araştırmanızı rica ederiz.
Kısacası;
Birinin, sizin sayın yardımcınıza, benim ve iki ülkeye komşu, 3 gümrük kapısı olmasına karşın, ithalatın, ihracatın sıfır nokta da olduğu, 3 ilçesinde doğalgaz geçmesine karşın o ilçelerin hala tezek, odun, kömürle ısındığı, havaalanı projesinin memleketiniz Rize’ye, denizin ortasına kaydırıldığı, tırnağı kanayanın çevre il hastanelerine sevk edildiği, sizin projeleriniz olan Köy-Des ve bölünmüş yol projelerinin hala bitmediği, usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları ile görevden el çektirilen Genel Sekreterinin ve kocasının üniversitede görevlendirildiği, Sahara tünelinden haber alınamazken, Posof Ulgar tünelinin başlanmadan kapatıldığı yada gerçekleşemediği birçok plan, proje ve sorunla baş başa bulunan ama o iş yaptığı söylenen nedense hala istenmeyen rektörün başında olduğu üniversitenin bu sorunlarla ilgili gerek size, gerekse kamuoyuna yönelik bir çözüm raporunun, önerisinin olmadığı Ardahanlıların size diyeceği tek şey; ‘Halep orada ise Ardahan buradadır..’ Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan..
.jpg)
ALO PARÇA: 0 532 485 62 56 Firmamız, oto tamir servisinden elde ettiği deneyimlerle 2006 yılındaEsenyurtFatih Oto Sanayii’nde ilk şubesini açarak yedek parça sektörüne giriş yapmıştır. İhtiyaç duyulanRenault, Citroen, Peugeot, Fiat, Opel, Bmw, Audi, Volkswagen, Volvo, Mercedesmarka otomotiv yedek parça ürünlerini kısa zamanda müşterilerine sunarak, sektördeki yerini hızla almıştır. 256 Bit ödeme altyapısı ve %100 güvenli ve doğru parça sloganıyla müşteri odaklı hizmet veren firmalarımız, hizmetteki faydanın her iki tarafın yararına olması gerektiğini prensip edinmiştir. Müşterisinin memnuniyetini ve yedek parça çeşitliliğini daha üst seviyeye çıkarmak için 2. Şubesini de 2016 tarihinde açmıştır.
Kurulduğu günden bu yana yenilikçiliğe, teknolojiye ve inovasyona önemli ölçüde yatırım yapan İlke Otomotiv, sürdürülebilir ve çevreci bir anlayışla işletmelerinde otomasyon sistemini kurarak koşulsuz müşteri memnuniyeti prensibiyle e-ticaretle de müşterisine yedek parça hizmeti sunmaya başlamıştır. Binek ve hafif ticari araç gruplarındaki oto yedek parça satış hizmetini Müşterisine en uygun fiyat ve kaliteli hizmetle sunmayı ilke edinmiştir.
İlke otomotiv, ‘Müşteri şikâyete değil teşekküre gelmelidir!’ Sloganıyla sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk anlayışıyla hareket ederek geleceğe kendini yenileyerek giren bir işletmedir.
Vizyonumuz: Perakende oto yedek parça sektöründe teknolojik değişimlere ayak uydurarak müşteri değeri ve tatminini sağlamaktır.
Misyonumuz: İhtiyaç duyulan yedek parçayı sürekli çeşitlendirerek müşteriye en kısa zamanda en uygun fiyatta ve en iyi hizmetle sunmaktır.
BAL’A SERHAT İLE DEVAM..
Ardahan Halil Efendi Mahallesinde bulunan stadyumda yapılan Ardahan Serhat Spor-Göle Belediye Spor karşılaşmasını kazanan Serhat Ardahan Spor iki sezondur mücadele verdiği BAL liginin Ardahan temsilcisi olmaya devam etti.
Ardahan 1. Amatör Futbol Liginin Şampiyonu Göle Belediye Spor’un ilk yarıda verdiği mücadeleyi ikinci yarıda ortaya koyamadığı karşılaşmayı 7-0 kazanan Serhat Ardahan Spor’un 2016-2017 Futbol Ligine yeni bir ekiple çıkması beklenirken, Serhat Ardahan Spor’un bu yıl yaşadığı kötü gidişata dur deyip, çoğu Karadeniz takımları olan takımlar ile yarışarak Ardahan’ı bir üst lig olan 3. Lige taşımaya gayret etmesi bekleniyor.
**SERHAT ARDAHAN SPOR TARAFTARLAR DERNEĞİ KURULDU..
Göle Belediye Spor’u 7-0 yenerek 2016-2017 Futbol Ligine devam diyen Serhat Ardahan Spor yoluna devam ederken, takımın taraftarı da kurdukları dernekler bir araya geldiler.
Yavuz Morkoç’un başkanlığını yapacağı, Baran Yılmaz, Muhsin Yılmaz, Erkan Çimen, Hakan Karaca, Serdar Yıldız ve Murat Açıkyıldız’ın yönetimini üstlendiği SERHAT ARDAHAN SPOR TARAFTAR KULÜBÜ DERNEĞİ üye kayıtlarına başladı.