SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..
İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
ARDAHAN MİLLETVEKİLİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?!.
Evet, Ardahanlı olduğumdan mı, Ardahan’ı ve Ardahanlıyı iyi tanıdığımdan mı, Ardahan’ın, Ardahanlının öz güveninin farkında olduğu anda önündeki tüm engelleri aşıp, inadına doğruya, inandığına, yanlışa karşı çıkışına ve en önemlisi tüm çakallıklara ve ölümlere rağmen bildiğimden mi bilmem ama ben Ardahan’ın, Ardahanlının, Ardahan’ın doğasında doğup, suyundan, ekmeğinden yetişenlerin bu ülkenin gidişatına yön verenlerin olduğunu iddia etmemden mi bilmem ama öldürülüp, adı da Ardahan’ın bir caddesine verilen Ardahan’ın ilk milletvekilinin neden, nasıl öldürüldüğünü daha iyi anlıyorum niye bu kadar Ardahan dediğimi..
Ama kendi ağaç kurdunun kendisini kemirmesi yani büyüdükçe iğnelerini yanındaki arkadaşına batırıp, öldüren kobuğ olduğunuda sık sık belirttiğim Ardahanlının kendi ağacının içindeki kurdu kendilerinin olmaya devam etmeleri halinde Deli Halit Paşa’nın sonu gibi sonlarla karşılaşacaklarını anlatmaya çalışsam da buna ne gücüm, ne imkânım ne de fesatların, hainlerin benim gibi düşünenlerden daha fazla oluşlarından dolayı etkim olmuyor bir türlü..
Evet, bu ülkede ilk Kongreyi yapan, İlk Hükümeti kuran, İlk Mavi/beyaz renkteki bayrağı göndere çeken, Cumhuriyet kelimesini dillendiren, ordu olmadan oluşturdukları çetelerle Komünist Rus sistemine direnen, işgalleri, zulümleri, kara kışı aşan Ardahanlıların en son yerel seçimlerde güçlerini ortaya koyduklarının farkında olmazlarsa da mecliste öldürülen ilk milletvekillerinin neden öldürüldüğünü okuyup, düşünmeleri gerekmez mi?
Bilmem ama bugün ülke genelinde bir parti bile kurup, genel başkanlık denen önemli bir görevi bile yapabilen Ardahanlıların ‘Güçlü Bir Lobi’ kelimesinin anlatmak istediğini er ya da geç de olsa anlamalarını beklerken birçoğunun bunu anlamayıp, yalnız kaldıklarını ve yolun sonuna gelip, treni kaçırdıklarında suçu kendilerine değil, ”Ah hemşo, ah Ardahan” dediklerinde asıl suçlunun kendileri olduklarını da anlamazlar.
Örnek mi İstanbul’da 3, Kocaeli ve Çanakkale’de 1’er , Ardahan ve 5 ilçe 1 beldede 7 toplamda 12 Belediye Başkanı, Mecliste 7 milletvekili, saray da 2 danışman, onca siyasi, iş insanı, gazeteci, bürokrat, 3 gümrük kapısı, balı, kaşarı eti, doğası, tarihi, 2 ülkeye komşuluğuna karşın hala neden göç vermesi yetmez mi ve bu güce, lobiye, insana sahip olan Ardahan niye bu durumda diye düşünmekte gerekmez mi?
Bilmem ama Ardahan’ın ilk Milletvekili olan Deli Halit Paşa’nın mücadelesini ve öldürülmesine kadar giden hayatının kısa bir bölümünü anlatan aşağıdaki metni okuyalım mı? Suyunu içenin çelikleştiği, toprağı kadar can veren bir yanı Kafkaslarda, diğer yanı Karadenizde olan Ardahan’ı, Türk, Ahıskalı, Kürt, Alevi, Terekeme ve kirvesi Şavşatlı Ardahanlıyı bir kez daha anlamak için..
Evet o işte yazı..
DELİ HALİT PAŞA
ALLAH MEKANINI CENNET-İ ALÂ EYLESİN…
Meclisten cenazesi çıkan kahraman…
Rusların elinden Kars’ı alan adamdı…
Soyadı kanunu çıktığında bu yüzden “Karsıalan” ismini aldı…
Sadece Kars değil, Sarıkamış, Erzurum,
Nenehatun, Erzincan, Ardahan’ı da almıştı…
Savaş meydanlarının kahramanıydı…
Cepheden cepheye koştu…
Trablusgarp savaşı,
Balkan savaşı,
Kafkasya cephesi,
Kurtuluş savaşı…
İki tabancası vardı…
Birine “Namuslu” adını vermişti…
Onunla düşmana ateş ederdi…
Diğerine “Namussuz” der onunla savaştan kaçana ateş ederdi…
Savaş meydanındaki cesaretinden dolayı “Deli Halid Paşa” derlerdi ona…
1923’te Ardahan mebusu seçildi…
Halid Paşa, savaş meydanlarında olduğu gibi kürsüde de kükrüyordu…
Mecliste dönen dolapları ve entrikaları, yolsuzlukları deşifre ediyordu…
M.Kemal’in çevresindekiler ondan rahatsızdı…
Kel Ali ve Kılıç Ali başta olmak üzere…
Mecliste yaptığı bir konuşmada Gazilerin maaşlarının arttırılmasını isteyen Halid Paşa,
“Bütçede para yok” itirazlarına, mecliste dönen dolapları ifade eden şu cevabı verdi :
“Ben Kars’ta, Ermeni çetecilerden 70 araba mücevher ve altın alıp Ankara’ya gönderdim, Ne oldu bunlar..?”
Halid Paşa’nın bu sözleri önce derin bir sessizlik yarattı, Ardından masalara vurmalar ve sonra çıkan tartışma, gürültü, karışıklık ve kavga esnasında vuruldu Halid Paşa…
Enteresandır Halid Paşa, soğuk meclis odalarından birine yatırılmış, 5 gün tedavi edilir gibi yapılmış ve kurşun yaralarından değil ama zatürree etkisiyle ölmüştü…
Meclisten cenazesi çıktı Halid Paşa’nın…
Bu süre zarfında ifadesi bile alınmadı…
Doktor raporu yayınlanmadı…
Meclise gelen ama Halid Paşa’yı görmeyen savcı uygun bir zabıt tuttu…
Olay böylece kapandı gitti…
9 Şubat 1925’te TBMM’de vurulup, 14 Şubat’ta cenazesi çıkan Halid Paşa, M.Kemal’in yakın çevresindeki adamlar tarafından işlenen böyle bir cinayetin kurbanı oldu…
Mekânı cennet olsun…
Not: Bugünkü yazıma kaynak olan eski Ardahan İl Spor Müdürü olan ve şu an Kocaeli’nde İl Spor Müdürlüğünde Şube Müdürlüğü görevini yapan hemşehrim, arkadaşım Metin Çimli’nin Ardahan’ın eski milletvekili Deli Halit Paşa hakkında yazılan bir yazıyı bana göndermesi ve bu durum ardından Sabah Gazetesi Haber Müdürlüğüne atanan meslektaşım Erhan Öztürk’ün yeni görevi etkili oldu..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
ACI VERİCİ CEVAP!
Göleli Acar Dağ’ın Ardahan’ın geneliden olduğu gibi kendi ilçesi Göle sınırları içinde yaşanan ağaç katliamına yönelik CİMER yaptığı başvuruya verilen cevapta ‘ilgili bölmelerdeki denetimlere bakıldığında ormanların yok olduğu konusunda herhangi bir veriye rastlanmamıştır.’ denildi.
İşte o itiraza verilen gülünç ve acı cevap;
!Sayın Acar DAĞ; CİMER kanalıyla Bölge Müdürlüğümüze hitaben vermiş olduğunuz 10.06.2019 tarih ve 1901309311 başvuru sayılı dilekçeniz incelenmiştir.
Ardahan ili Göle Serinçayır köyü yaylası, Köprülü beldesi, Günorta köyü, Samandöken köyü ormanlarında Toplu Koruma merkezlerindeki Orman muhafaza memurlarımız sayıca yetersiz oldukları halde kaçakçılık konusunda gelen ihbarlar ve rutin kontroller sonucu 2019 yılında 17 adet suç zabtı düzenleyerek adli mercilere intikal ettirilmiştir. Göle ormanlarında yapılan usulsüzlükler ile ilgili mücadele için özel ekiplerle takip ve kontrol edilmektedir. Yine Ardahan Valiliğimizle koordineli olarak çalışılmakta ve jandarmadanda destek alınarak ormanlardan yapılan kaçaklık ile ilgili çalışmalarımız devam etmektedir.
ilgili bölmelerdeki denetimlere bakıldığında ormanların yok olduğu konusunda herhangi bir veriye rastlanmamıştır.
Bilgilerinize rica ederiz.
Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü’
Para Lazım, Ormanları Doğrayın!
**Ağaç kesimi köylüyü ayağa kaldırdı
Ardahan merkeze bağlı Bağdeşen Köyü ve Ardahan’ın diğer alanlarında ki ormanlık alanlarda, ’seyreltme’ adı altında binlerce ağacın kesilerek, katliam yapıldığını öne süren köylüler, Ardahan Orman İşletme Müdürlüğüne giderek ağaçların hunharca kesildiğini ve mühürsüz kesilip satıldığını öne sürerek protesto ettiler.
Ardahan merkeze bağlı Bağdeşen Köyü’nde, binlerce ağacın kesilerek, katliam yapıldığını öne süren köylüler, duruma tepki göstererek, çalışmalara bir an önce son verilmesini istedi. Ardahan Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri ise, orman varlığını sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla çalışma yürütüldüğünü kaydetti.
Ardahan’a 30 kilometre uzaklıkta olan, Yalnız cam ormanların da 2 ay içinde ormanlık alanlarda binlerce ağaç kesimi yapılması köylülerin tepkisini çekti.
KÖYLÜLER BU GÖRÜNTÜLERE İSYAN ETTİ
Ardahan Orman İşletme Müdürlüğü tarafından ağaç kesim işleminin ihaleyle bir firmaya verildiğini belirten köylüler, kurumuş, kırılmış ve sık ağaçlıklı bölgelerde ’seyreltme çalışmaları’ yapıldığının söylendiğini, ancak özellikle yoğun kesimin yapıldığı Yalnızcam Mevkii’ndeki genç ve sağlam ağaçların katledildiğini ileri sürdü. Köylüler seyrek alanlardaki ağaçların da kesildiğini belirtti.
“SEYRELTME’ DEĞİL ’SIFIRLAMA’ YAPILIYOR”
Ardahan Bağdeşen köyü muhtarı Selami Şenel, yörede en çok ormanlık alana sahip yerleşim biriminin köyleri olduğunu anlatırken şöyle dedi:
“Son yıllarda yapılan ağaç kesimleriyle ormanlık alanlar hızla yok olmaya doğru gidiyor. Köy bizim, orman bizim, ağaçlar bizim. Ama kimse bizi insan yerine koyup köyümüzün ağaçlarını niye kestiğini açıklamıyor. Kendi çabamızla yaptığımız araştırmalara göre, Ardahan Orman İşletme Müdürlüğü, ağaçların sık olduğu bölgelerde, kurumuş ağaçları kesiyormuş. Yani kendilerine göre, ormanlık alanda ’seyreltme’ çalışması yapıyor. Ancak kesilen ağaçlara baktığımızda, yapılan çalışmanın seyreltme değil, ’sıfırlama’ olduğunu görüyoruz. Seyrek alanda bulunan birçok sağlam ağacında kesilmesi bizleri üzüyor. Köyümüzde ağaç kesimi değil, ’katliamı’ yapılıyor. Bu hızla ağaç kesimine devam edilirse, köyümüz ve civar köyler oksijensiz kalacak dedi. Haber: Fırat Aktaş
Amerika’nın olmadığı masanın ayakları..
Durduk yerde bir anda ‘Cehennemden geldiler’ denilen İşİT itlerini besleyenlerce bir anda karışan ve bugüne kadar 400 binin üzerinde insanın öldüğü, milyonarcasının da yerinden, yurdundan olduğu Suriye’de ki dış destekli iç savaşı bitirme adına yapılan toplantıların en sonuncusu ülkemizin 3. Köprü manzarası eşliğinde İstanbul’un boğaz manzaralı Sarıyer ilçesinde yapıldı.
Başkan Erdoğan’ın ev sahipliğini yaptığı, Rusya, Almanya ve Fransa Başkanlarını katıldığı toplantıyı izlerken önce hava alanına ard arda inen liderlerin uçakları ardından karşımla törenleri sonrasında yuvarlak masa da oturan liderlerin yüz hatlarındaki mesajlarını okumaya çalıştım.
4 Liderin oturduğu masada en çok dikkati çeken ise o masanın bir ayağının orada olmadığıydı..
Çünkü Arap Baharı adı altında bölgede yani Arap ve Ortadoğu adasında operasyon başlatan ve önce Irak ve Libya, ardından Tunus, Mısır sonra da Suriye’yi alt üst eden asıl ayak yani bölgede ki çocuğu İsrail’i korumak, kollamak ve daha da büyütmek adına insan kanını kara petrole bulaştıran Amerika yoktu o masa da..
Halbuki aynı Amerika bölgede ki müttefik dedikleri ile Suriye’den önce bir çok ülkenin altını üstüne getiren asıl sorumlu ve suçlu olduğu kadar 4 liderin bir arya geldiği masaya yatırılan konuların baş aktörüydü.
Yani o olmadan, yani ABD’ denen dünyanın jandarması Amerika o masa da yoksa o toplantı ve ondan öncekilerin hiç birinin sonuç vermeyeceği zaten bu 4 liderin yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde de belli oluyordu.
Çünkü Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı toplantıdan sonra kaleme alınan ve kamuoyuna duyurulan sonuç bildirgesi de önceki toplantılar arından yapılan açıklamalardan farklı değildi.
Yani Suriye’de ki savaşı bitirecek bir açıklama yada ciddi bir çıkış yoktu..
Masada bulunan Suriye’de yaşanan iç savaştan önce de Suriye’de askeri üsleri bulunan Rusya 2015’te rejime destek olmak için hava saldırıları başlattı ve bu saldırılar savaşın gidişatının Esad lehine değişmesinde büyük rol oynadı.
Almanya ile Fransa ve diğer Batılı ülkeler “ılımlı” diye kabul ettikleri muhaliflere yani aralarına İşİT’in de bulunduğu terör örgütlerine değişen derecelerde destek oldular.
Türkiye uzun süredir Suriye rejiminin terörist dediği muhalif Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) destek veriyor. TSK Afrin’de, Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) askeri kanadı olan Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) yönelik Zeytin Dalı Harekatını ÖSO ile birlikte yürütüyor.
Peki ya Amerika ve diğerleri nerede?
Yani o masada olması gereken ABD yani Amerika bölgede akmaya devam eden kandan hiç sorumlu değil mi?
Okyanus ötesinde sessi, sedasızca durup, yaşananları mı izledi?
Tabii ki değil, çünkü o masada olması gereken ilk isim ABD’nin olduğunu o masa da bulunan 4 lider de biliyordu.
Ama bir gerçek var ki oda savaşın, çatışmanın, olayın tarafının olmadığı bir masada barıştan, huzurdan bahsetmek o kadar zor, o kadar boş ki bunu yayınlanan sonuç bildirgesinde görmek mümkün.
Bakalım mı o sonuç bildirgesine;
‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Putin, Macron ve Merkel’in katılımıyla, Suriye Zirvesi düzenlendi. Dört liderin yaptığı açıklamalarda, Suriye’de siyasi çözüm, mültecilerin Suriye’ye dönüşü, Esad’ın geleceği ve İdlib’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi başlıkları öne çıktı.’
Herkesin isteği olan bu söylemlerin hayata geçmesinin tek yolu var oda o masada olması gerekenlerin de o masaya gelmesidir.
Bildirge aynen bu..
Yani bölgede ki Kürtlerle hareket eden ABD, İsrail, konsolosluğun da gazeteci vatandaşını öldüren Arabistan, Suriye’de bizzat savaşın içinde olan İran ve en önemlisi alanın sahibi Suriye’nin ve bölgede önemli aktör haline gelen grupların da o masada olması gerekmez mi?
Bilmem ama ‘gerekmez’ diyorsanız, o zaman bende derim ki; Bir değil, bir çok ayağı olmayan o masa da beklenen çıkmaz..
Yani kısacası; Ey siz barış geliyor diye umutlananlar, şimdiden unutun Suriye’de ve bölgede gerçek anlamda bir Arap Baharını..