MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle..
Kiminin doğalgaz faturasını ödemekten, kiminin bir çuval kömür almaktan kimilerinin ise burunlarının dibinden geçen BTC/BOTAŞ ve TANAP Doğalgaza karşın gerçek doğal yakacak olan tezekle ısınırken kimi insanlarda duvar sıvaları dökülmüş, rutubet ve soğuğun iliklere işlediği yıkık, harabe evlerde yaşam mücadelesi veren insanlar gibi doğru dürüst barınakları olmayan sıcak bir yer, bir parça yiyecek bulmak için mücadele eden hayvanların üşüdüğü Ardahan’da.
Ardahan İHH Vakfı Ardahan İl temsilcilerinin kent merkezinde hem de durumu en iyi olan mahallerden olduğu söylenen Karagöl mahallesinde gördükleri manzara karşısında dona kaldıkları görülürken hala devam eden iş
ve dış karışıklıklar dolayısıyla yurtlarından kaçıp, birçok sınır ülkeye yerleşen Suriyeli ailenin içler acısı hali -10° bulan soğuklarda bir ailenin yaşam mücadelesini ortaya koydu.
Aynı zamanda AK Parti İl Yönetim Üyesi olan İHH Ardahan İL Temsilcisi Gülten Özdemir’in yanı sıra İHH ekibinin yerlerini tespit ettiği ve yardım için kolları sıvadığı biri özürlü 4 kişilik Suriyeli ailenin içler acısı hali ve doğru dürüst bir hayvan barınakları olmayan sokak hayvanlarının da sıcak bir yer ve bir parça yemek aradığı görülmekte.
**KİM DEMİŞ EKONOMİK SIKINTI VAR?..
Başta iktidar olmak üzere bazılarının yoksulluk yok, daha iyi bir yaşam diyerek kimilerinin alamadığı çek yatları, koltukları çöpe atarken, kimi ise Suriyeli bu aile gibi bir yatak, bir soba bulamaz, rutubetli evde yerde yaşam mücadelesi verir.
İşte onların son bir örneği TOKİ 1. Etap’ta oturanların çöpe attıkları çek yatları görende adeta ‘kim demiş, ekonomik sıkıntı var?’ dercesine izler çöpe atılmış, sıfır denecek çek yatları.
BİZDE Mİ SÖMÜRELİM?
Gazeteci Meslektaşım Özkan Karakaya’nın hayata göz yuman babasının cenazesine katılıp, döndüğümde açtığım Whatsapıma gelen bir mesajı okurken bu mesajı atanın mevcut iktidarın yandaşı, hatta gönüllü trolü olduğunu bildiğim den kendi kendime gülümsedim.
Çünkü bu arkadaşların A Haber başta olmak üzere Havuz medyasının her gün her saat hatta gece yarıları bile yaptıkları beyin yıkamalarının gün geçtikçe nasıl etkisini gösterdiğini bir kez daha anlıyor ve bu etkide kalanların dünyayı düşman olarak ilan edip, sınır ülkelerimizle başta olmak üzere neredeyse tüm dünyaya savaş açan iktidarın hep haklı olduğunu sanıp, giydikleri kefenlerle kendisini devlet sayan iktidarlarının haklı olduğunu ve üzerine toz kondurtmadıklarını ortaya koymaktaydı.
Evet, parlamentosunda Karabağ ile ilgili yeni bir karar alan Fransa’nın, Libya’ya giden gemiye baskın yapan Almanya’nın, ABD’nin de içinde olduğu birçok ülkenin eski sömürgesi olan İngiltere’nin kısacası tüm Avrupa ve Amerika’nın dünyaya yön veren teknolojik ve silah güçlerinin yanında hak, hukuk, adalet ve insan haklarına bakışını göz ardı edip, sağlık sisteminin çökmediği belirtilen ama Coronalı ülke sıralamasında bir anda dünya ülkeleri arasında 3. sıraya yerleşen ülkenin Afrika, Ortadoğu, Kafkasya’ya yönelik çıkışlarını haklı görürken adeta onlar yapıyor da biz niye yapmıyoruz dercesine paylaşımlar yapıyorlardı. .
Evet, herkesin bildiğini yeni bulunmuş gibi paylaşan bu trollerin en son attıkları paylaşıma baktığımıza da ‘Fransa’ya bunları yaptığı için kızıyor , biz yapmaya kalktığımızda da niye kızıyorlar?’ dercesine whatsapıma atılan son mesaj ve kendileri gibi beyni yıkananların vağ, vağ yada vay beeee dedirten o yazı..
“AFRİKA’DAKİ SÖMÜRGELERİ OLMASA FRANSA 3.DÜNYA ÜLKESİ OLURDU”
Böyle demiş eski Fransa Başkanı Chirac 2008’deki bir konuşmasında. tekrarlayalım: “Afrika olmasaydı, Fransa 3.dünya ülkesi olurdu.” Bu konuşmanın nedeni Fransa’nın Afrika’daki eski sömürgelerine bağımsızlıklarını(!) verirken imzalattığı 11 maddelik koloni yasaları. Fransa, eski sömürgesi olan 14 Afrika ülkesinden koloni vergisi adıyla hala (evet hala) yüklü miktarda vergi alıyor.
Bu 14 Afrika ülkesinden Fransa’nın kasasına yılda yaklaşık 500 milyar dolar para giriyor. Sadece bununla sınırlı değil, çok daha fazlası var. 14 ülke, yurtdışındaki paralarının %85’ini Fransa Merkez Bankası’na yatırmak zorunda. Yıl içinde ihtiyaç duyarsa %15’ini ancak alabilirler. Daha fazlasına ihtiyaç varsa, %65’e kadar olanını Fransız Merkez Bankası’nın faiziyle ancak alabiliyor (kendi parası için faiz ödüyor)
Koloni yasaları gereği ülkede çıkan madenleri ilk olarak Fransa’ya sormak zorundalar. Fransa istemezse başka ülkeler alabilirler. Ülkedeki tüm ticari ve askeri alımlarda, ihalelerde Fransız firmaları öncelikli olmak zorunda (yasa gereği zorunlu) . Bunları kabul etmeyen devlet başkanları ya öldürüldü ya da darbeyle uzaklaştırıldı. Afrika’daki darbelerin %61’i bu 14 ülkede oldu.
Chirac ne demişti tekrar hatırlayalım:
”Afrika olmasaydı, Fransa 3.dünya ülkesi olurdu.”
Fransa’nın önceden sömürgesi olan Benin, Burkina Faso, Gine, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Ekvator Ginesi ve Gabon, Fransa’ya hala sömürge vergisi ödeyen ülkeler.
Fransa anlatıldığı gibi “medeniyetin beşiği” değil; sömürgeciliğin, hırsızlığın ve haksızlığın başıdır. Şimdiki parlak zenginlikleri başkalarının gözyaşları üzerinde kurulmuştur.
Evet, bu doğruda peki bizde mi bunu yapıyoruz da Fransa başta olmak üzere hala yönümüz sizde dediğimiz Avrupa, Amerika bize kızmakta..
Bilmem ama yukarıda anlatılanları okuduğumuzda benimde beynim karışıyor, acaba bizde yaptık da ondan mı Afrika, Ortadoğu hatta Çin seddine kadar giden atalarımız gelen tepkiler ve oradaki halkların Fransa başta olmak üzere bizden sonra oralara gelenleri daha adaletli, insan haklarına saygılı görüp onlarla kurdukları iş birlikleri sonucu bizi atlara bindirip, geri gönderip, Anadolu’ya geri yolladılar diye düşünmeden edemiyorum ..
ARDAHAN EN YOKSUL İL!
Başta iktidar temsilcileri olmak üzere yerel yöneticilerin geliştiğini ileri sürdükleri Ardahan Türkiye’nin en yoksul vilayeti olduğu ortaya çıktı!.. GSYH değerine sahip olan il ise 300 milyon dolar ile Ardahan. Ardahan’ı sırasıyla Bayburt, Tunceli, Hakkâri ve Iğdır izliyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 yılından bu yana açıklamadığı, illerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) rakamlarını “gece ışıklarını” kullanarak hesapladı. TEPAV’ın araştırmasına göre,İstanbul Ankara ve İzmir Türkiye GSYH’sinin onda dördünü oluştururken; en düşük gayri safi yurtiçi hasılaya sahip Ardahan’da bu rakam 300 milyon doları aşamadı. TEPAV araştırmacılarından Seda Başıhoş tarafından yapılan çalışmada, gece ışıklarının ekonomik büyüklüğün ölçümünde güvenilir ve güçlü bir veri kaynağı olduğuna dikkat çekildi. Çalışmada “GSYH değerleri hesaplanmayan ya da eksik hesaplanan alt bölgeler için, gece ışıkları temsil gücü yüksek bir ölçüm sunmaktadır. Gece ışıkları verileri ekonomik aktivitelerin ölçümü için yakın bir temsil oluşturduğu gibi, nüfus hareketleri, şehir dinamikleri ve bölgesel gelişmişliklerin ölçümünde de kapsamlı bir çalışma alanı sunmaktadır” denildi. Araştırmada varılan sonuçlar da detaylı bir şekilde anlatıldı.
3 İL YARISINA SAHİP
Buna göre 2013 yılında en fazla GSYH’ye 117 milyar dolar (sabit 2005) ile İstanbulsahip. İstanbul’u yaklaşık 52 milyar dolar ile İzmir ve Ankara takip ediyor. İstanbul 2013 yılında tek başına Türkiye GSYH’sinin altıda birini oluşturuyor. İlk üç sıradaki İstanbul, Ankara ve İzmir, Türkiye’nin GSYH’sinin onda dördünü oluşturuyor. Ayrıca, 2013 yılında İstanbul’un hasılası, Romanya ve Macaristan’ın gayri safi yurtiçi hasılasıyla neredeyse aynı. Bulgaristan, Hırvatistan ve Azerbaycan’dan ise yüksek. İlk üç sıradaki ilin toplam hasılası, Finlandiya, İrlanda ve Malezya gibi ülkelerle neredeyse aynı düzeydeyken; Portekiz, İsrail ve Yunanistan’dan yüksek. Diğer bir değişle, 2013 yılında İstanbul, dünyadaki 252 ülkenin 143’ünden; Ankara ve İzmir’le birlikte ise 163’ünden daha büyük GSYH’ye sahip.
EN DÜŞÜK ARDAHAN
En düşük GSYH değerine sahip olan il ise 300 milyon dolar ile Ardahan. Ardahan’ı sırasıyla Bayburt, Tunceli, Hakkâri ve Iğdır izliyor. Bu beş ilin GSYH değerlerinin toplamı Maldiv Adaları ve Karadağ’ın GSYH değerine yakınken; Afrika’daki Burundi ve Avrupa’daki Andora’dan yüksek. Ayrıca, bu illerin toplam GSYH değeri dünyanın 33 ülkesinden daha büyük.
HATAY EN FAZLA BÜYÜYEN ŞEHİR
2001-2013 yılları arasında en fazla büyüyen il yüzde 146 ile Hatay. 2001-2013 yılları arasında en fazla büyüyen ilk 10 ilin içinde, yakın zamanda il statüsüne kavuşan Yalova, Düzce ve Osmaniye de bulunuyor. İstanbul ise, en az büyüyen illerin arasında bulunuyor. İstanbul’un Türkiye’nin her 1 puanlık ekonomik büyümesine 0,2 puanla en fazla katkı veren il olduğu düşünülürse, böyle büyük bir ekonominin, küçük illerin ekonomisi kadar hızlı büyümemesi beklenilen bir durum olmalı.
10 YILDA EKONOMİ YÜZDE 60 BÜYÜDÜ
TEPAV’ın çalışmasına göre, Türkiye ekonomisi, 2003’ten 2013’e 10 yılda yüzde 60 büyüdü. Genel olarak illerin 2001 ile 2013 yılları arasındaki büyüme trendi Türkiye’nin büyüme trendiyle oldukça benzerlik gösterdi. İllerin neredeyse hepsi 2008 bunalımından sonra hızlı büyüme performansı sergiledi.