Değirmenler Artık Dönmüyor..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yıldız En TV’de Perşembe Günü Saat: 16.30~18.30.00’da Kura Nehri’nin geçtiği Harosman’ın Değirmeni molokan (malakan) ustaların çalıştığı değirmen 1954 yılında bitirilerek çalışmaya başlamıştır. 

Sahibi İlyas Binali Özturk olan ve kuruluşundan 1963 yılına kadar Malakanlar tarafından çalıştırılan su değirmeni malakanların başta Rusya olmak üzere atalarının bulunduğu ülkelere gitmesiyle önemini yitiren değirmenler arasında yer aldı.

1980’den sonra kaderine terk edilmiş olan su değirmeninin en önemli özelliği, projesinin yüksek mimar mühendis tarafından çizilmiş, 2 taş stehan(ayakta duran iki taş) denilen unun yanı sıra bulgur yapan bir sistem olması.

Bugün artık dönmeyen su değirmeninin diğer bir özelliği de buğdayın kabuğunu sıyıran, beyaz un yapan ayrı bir sistem bilye ve çarkla döndürülen taşların aynı zamanda dinamo gibi elektrik üretmesiydi. Kısacası bugün sahip çıkılmayan, unutulup adeta kaderine terk edilen o dönemin bölgesel fabrikası olan su değirmenleri gibi Harosman’ın Değirmeni de şimdi âtıl durumda eski günlerini arar gibi.


Başkan Özer koronavirüse yakalandı


Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odası (AŞOB) Başkanı Asim Özer, koronavirüse yakalandı. 


Covid-19 belirtileri üzerine Ardahan Devlet hastanesine giden Başkan Özer´e koronavirüs testi yapıldı. Test sonucu pozitif çıkan Başkan Özer, evde karantinaya alınarak ilaç tedavisine başlandı.



KALE KAÇ HARFLİDİR?.. YA KALP?!


İnsanlığın yeniden gitmeye hazırlandığı Ay’dan bile görünen Çin seddinin, diğer adı olan kalelerin içinde yaşayanları  dışarıdan gelecek saldırılara karşı koruma görevinin yanı sıra aslında bir kent olduklarını bilmemiz gerekir. 

Çünkü tüm kalelerin içinde olanların sadece askerler değil, aileler, aşklar, güzel kızlar, delikanlılar ve onların büyükleri kısacası yaşamın olduğuyla çokta ilgilenmeyiz.

Ve kalelerin diğer bir yönü ve hiçte ilgilenmediğimiz tarafı ise bu küçük denen ama “tümü benim olacak” diyen Firavun’un, imparatorların, Hasan Sabbah’ların, padişahların yanısıra bir insan ömrünün tümünü görmeyecek kadar büyük olan bu dünyada, ilk yapıldığı gibi sapa sağlam kalan hiç bir kalenin kalmadığıdır. 

Zira her şey zamana ve azme yenik düşer..

Çünkü en korunaklı denen kale ve kalbin arzu, istek ve hırsın verdiği enerjiyle bir gün mutlaka bir yerinden gedik bulunup, içine sızıldığı, yakılıp, yıkıldığı, bu yetmezmiş gibi talan edilip, virane halde geride bırakıldığının o kadar çok örnekleri vardır ki.. 



Ve bu kale, kulelerin mutlak işgal edilip, ele geçirildiği şu dünya da sakın kimse demesin, ‘benim kaleme, yani kalbime dışarıdan, yandan, yöreden kimse giremez’ ve bunu diyenlerin er, geç yanıldıklarını da  işgal başladığında anlarsınız.. 

Her ne kadar fedailerine sahte cennet vaadeden Hasan Sabbah güçlü duvarları, sağlam surları, kocaman kilitli demir kapısı ve etrafına çevrilen askerleriyle her kuşatmaya karşı dimdik hazırlattığı Alamut kalesi vardı desenizde ve ‘Güçlendikce güçleniyor…. İzin vermiyordu oraya ait olmayanın içeriye girmesine.’ diye umutlansanızda..

Evet, çok zor kurmuştu orayı. İlmek ilmek, emek emek, birinin giripte talan etmesine izin vermeyecekti besbelli.. Fedaileri sorgusuzca emrindeydi.  Çünkü her birine Cennet vadedilmişti.

Cennetin anahtarı sadece alamutun sahibindeydi…. Ve ancak onun için sorgusuzca ölenler girebilirdi, Alamutun cennetine.. 

Ama bu güçlu denen̈ kaleye bile girebilmek mümkündü.. Ve hicbir duvar mutlak güce sahip değildi…

Lakin bunun için ölmek gerekti ve düşün ki içi sahte cennetti… 

Ama aşk okları, kardan yürütülen kayıklar dahil her yöntemin kullanılıp, aynı Ardahan gibi 2 bin rakımlı yükseklikteki yıkılamaz denilen Alamut Kalesinin 1256 yılında Hülagühan komutasındaki Moğol ordusu tarafından ele geçirilmiş olduğunu da bilmek gerekir..

Ve kaleninde Kalbin de 4 harfli olduğu bilinsede her zaman 3 harfliye teslim olduğuydu..



Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Dört Ürün Değirmen ve Depolarda!


arşiv haber 14/07/2020 tarihli haberler/yorum


YAYLALAR İNDİ!.. Hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayan ve yoğun bir hasat dönemini geride bırakan Ardahan’lılar gerek tekonolojinin gerekse Malakanlardan kalma değirmenler aracılığı ile arazilerinde topladıkları ürünleri buğday ve arpa gibi ürünlerini öğüterek kışlık depolarına doldurmaya başladılar.


Yaklaşık iki aydır meralarda bulunan tarlalarında büyük bir emekle topladıkları buğday ve arpalar eleme işleminden geçirildikten sonra temizlenen ürünler daha sonra gerek elektirik gerekse suyun gücüyle çarkları dönen değirmene gelerek öğütülüp, depolamaya başlayan Ardahan’lı çifçiler burada öğütülen unları ayrı bir tarafa buğday ya da arpa kabuklarını ise farklı bir bölüme çuvalayıp depolarına koymaktalar.



İlin mera varlığı toplam alanının %59’unu teşkil etmesi mera hayvancılığını yaygın hale getirdiği ancak bölge mevsim koşullarında yapılan tarımda verimin yeterli olmadığı gibi gübrelemeninse toprak tahliline göre verilmemiş olmasına ve bu yıl geçen yıllara nazaran gizli bir kuraklık yaşanmasına bağlı olarak verimin iyiden iyiye düştüğü Ardahan’da hayvan yem yapımında ve kümes hayvanlarımızın beslenmesinde kullanılan Arpadan yarma yaparak yemeklerde de kullanırken bu ürünler zaman zaman ihtiyaç fazlalığı satılarak aile bütçesine katkı sağlanılır. Arpa, Buğday, Kurul (Fığ) ve Çavdar olmak üzere dört ürünün yetişitiği bölgede bu ürünler karıştırılarak yem yapımında kullanılırken aynı ürünler hayvan beslenmesine ve süt üretimine katkı sunmaktadır.


Öte yandan yüksek rakımlı alanlarda bulunan yaylalarda bulunanların da köylerine döndüğü görülen Ardahan’da bir taraftan da kış hazırlıkları başladı. Fotolar: Hüseyin Suphi Taşkıran/Hanak



YILMAZ, İNCE, AKŞENER OLMADI DEMİRTAŞ!


Fransa’nın uçak satmak için, Amerika’nın kısıtlamaları kaldırıp, Libya’nın içinde bulunduğu kanlı Arap Baharlı bölgede bulunan Libya için yeni bir üs kurmak adına ısıttığı Akdeniz ve Ege’de yaşanan sıcak gelişmelerin savaştan çok aslında ekonomik çatışma olduğunu anlamayan kamuoyunun görmediği diğer bir hesapta her an ilan edilecek denen bir erken seçim ya da 2023 seçimi öncesi iç siyasi hesaplardır…


Bir taraftan dikkatleri dışarı çeken diğer taraftan iç siyaseti organize etmeye çalışan iktidarın, iktidarının devamı için yaptığı ince hesaplar olarakta bakılması gerektiğine inandığım Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi, gelişmelere takılıp, ekonomik sıkıntıları, pandemiyi ve diğer gerçek sorunların üzerine çektiği perdenin altında her geçen gün güçlenen karşısındaki muhalefeti de dağıtma hesapları içinde..


Bu hesapların içinde olan iktidarın konsolosluktan, büyükelçiliğe buradan da milletvekilliğine yetmez CHP Genel Başkan Yardımcılığına kadar yükselip bir anda yani durup dururken  Ezan’ın Türkçe okunması gibi alakasız açıklamalarda bulunarak, kendisini partiden kovduran ve mecliste Ardahan’ın adını unutturan Öztürk Yılmaz’ın kurduğu partisine bel bağlanmayacağını anlayıp, yeni stratejilerin peşine düşmüş durumda..



Bunun en bariz örneği Yılmaz’a gaz veren havuz medyasının İnce’yi de ince ince işleyip, CHP’yi parçalama hesapları yaparken asıl önemli sorunun HDP olduğunu da unutmuyor..


Çünkü gerek kendisini iktidara taşıyan gerekse şu an buzlukta olduğu söylenen barış sürecinde kendisini iki dönem iktidar da tutan seçmenin yoğun olduğu ve hangi tarafa ağırlığını koyuyorsa ülke siyasetine yön veren HDP’nin ‘Hain’ yaftaları ile, eş genel başkanlarını, milletvekillerini, partililerini, taraftarlarını içeri atmakla erimediği gibi her geçen gün daha da güçlenip, ‘Yıllardır yaptığınız her şeye rağmen ben buradayım’ dediğini iktidarda görmüyor değil..


Bu nedenle çoğu asker kökenli olan ulusalcı takımın önce Feyzioğlu aracılığı ile denediği ama Feyzioğlu’nun bu yemi yutmayıp, ‘şimdilik’ TOBB Başkanı gibi iktidardan yana görünüp kenarda durması ardından Öztürk Yılmaz’a kurdurulan partinin AK Parti’den ayrılıp, hızla örgütlenen Davutoğlu kadar ilgi görmediği ve Babacan’ın da katıldığı tarafta açılan deliği ve bu deliği %11’i geçen bir oya sahip milliyetçi seçmenin desteklediği Akşener’in bizzat Bahçeli tarafından geri MHP’ye davet edilmesinin kapatamadığını gören iktidar ve borazanı havuz bu kez de Muharrem İnce üzerinden CHP’nin parçalanıp, parçalanmayacağı hesaplarını yapmaya başladı.


Ve ” en azında kullanırım, moral bozarım” dediği İnce’yi önce ince ince sonrada tüm gücüyle destekleyip, hatta konuşmalarını canlı vermeye başladı. Ama ‘Biz İnce’yi kullanalım’ diyenler İnce’nin kendilerini kullanıp, CHP içinde güçlenmekten öte bir işe yapmadığını da kısa sürede anlayan aynı tayfa bu kez hala neden hapiste olduğu anlaşılmayan ve dünya, AHİM’in bile serbest bırakılmasını istediği Selahattin Demirtaş’a yönelip, İnce’ye yaptıkları ”parti kuracak” dedikodusunu yaymaya başladılar.


Ve asıl hedefin HDP olduğunu çaktırmadan bir taraftan terörist diğer taraftan ”acaba” diyerek, sayın demeden ”eski eş başkanı Demirtaş parti kuracak” diyerek gündeme taşımaya başladılar..


Tabi bunlar yapılırken önce Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı eşliğinde önce Karadeniz’de sonrasında Akdeniz ve Ege’de çaldıkları mehter marşları ile dikkatleri dışarı çekip, eriyen dolarları, bozulan ekonomiyi ve her geçen gün büyüyen işsizliği unutturmaya çalışıyorlar.


Ama dün neden tutuklu olduğunu iktidarın bile cevaplayamadığı Demirtaş’ı ziyaret edenler buradan dönüşlerinde bu ince hesaplar içide olanlarının umudunu kursaklarında bıraktı. Çünkü Demirtaş ne Yılmaz’dı nede İnce’ydi.. Ve milyonların ne derse o dediği HDP’liydi ve kendisi hakkında öne sürülen ”parti kuracak” dedikodularını elinin tersi ile geri itip, ” parti kur, serbest kal” diyerek kendisine üstü kapalı mesajlar gönderenlere’ ‘beni burada ne kadar tutarsanız tutun siz değil HDP büyüyor” demişti…


Neyse biz yine Akdeniz’e, Ege’ye dönelim.. 


Çünkü hesap tutmadı. Haydi yeni senaryo hazırlıklarına..


HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!







Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php


Yine Saman Derdi!


arşiv haber 23/03/2016 tarihli haber


21 Mart Newroz Bayramını karlar altında karşılayan Ardahan’da kaba yem sıkıntısı baş gösterdi.


Aylardır kar altında olan meralara çıkarılamayan hayvanlarına yedirecek yem bulmaktan zorlanan  Ardahanlı hayvan yetiştircileri devletin kendilerine el atmasını bekliyorlar.

Samanın kilosunun 500 kuruşu bulduğunu, bir çuval yemin 55 bin TL. ila 70 TL. arasına da olduğundan yakınan Ardahanlı hayvan yetiştircileri geçtiğimiz gün yağan son kar ile iyiden iyiye perişan olduklarını belirttiler.




Baharın müjdecisi olarak bilinen Leyleklerin gelmesi, Newroz’un kutlandığı Mart ayı içinde zor günler yaşandığını Ardahan’da son yağan karla birlikte  iyiden perişan olduklarını belirten Ardahanlı hayvan yetiştiricileri kendileri gibi hayvanlarının da içeri de esir kaldığını zor durum da olduklarına işaret ettiler. 

350 Bin Büyükbaş hayvanın bulunduğu bölgede yaklaşık 2 ay süren şap hastalığı dolaysıyla hayvanlarını satamadıklarını ve yeni doğumlar ile bir çok hayvanları olduğunu belirten Ardahanlı hayvan yetiştiricileri en az bir ay daha kalkmayacak görünen karlar dolaysıyla bir hayli zorda kaldıklarını belirttikleri açıklamalarında Tarım Bakanlığı başta olmak üzere yetkililerin yaşadıkları sorunlarına eğilmemekle suçladıkları da görüldü.

Ardahanlı hayvan yetiştiricileri yaklaşık 6 aydır içeri de besledikleri hayvanlarına yem alacak paralarının kalmadığını belirttikleri açıklamalarında devletin başta saman olmak üzere bölgede ki bütün hayvan yetiştiricilerine destek vermesi gerektiğini aksine iyi beslenemeyen hayvanlarının yeni hastalıkların pençesinde telef olacağını, bununda milli bir kayıp olduğunu da belirttiler.


Ardahan Haber