SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..
‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..
İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6
Ardahan’ın Damal ilçesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında bir köy karantinaya alındı. İlçeye bağlı Eskikılıç (Kirpeşen) köyünde, Kovid-19 vakaları tespit edilmesi üzerine çalışma başlatıldı.İlçe Hıfzıssıhha Kurulunca hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla köyde 14 gün süreyle karantina uygulanmasına karar verildi.
Karantinaya alınan köyde jandarma ekipleri önlem aldı, köyün giriş ve çıkışı kapatıldı.Öte yandan aynı zamanda Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir’in köyü olan Hanak Çayağzı (Orağaz) köyü yakınlarında meydana gelen trafik kazasında 2 kişi ölürken 2 kişi yaralandı. Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan ağır yaralıların ameliyata alındığı öğrenildi.
HANAK YOLUNDA TRAFİK KAZASI!..
2 ÖLÜ 1 AĞIR YARALI!..
Ardahan’da koyunların yola aniden çıkması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Kazaya neden olan küçükbaş hayvanların 31’i telef oldu.Ardahan-Hanak kara yolunun Çayağzı köyü mevkisinde Özgür Ceylan’ın kullandığı 75 AAB 995 plakalı kamyonet, önce yola aniden çıkan koyun sürüsüne, ardından karşı şeride geçerek aynı istikametten gelen Kemal Çelik idaresindeki 75 T 0805 plakalı ticari taksiyle çarpıştı.Kazada, taksi sürücüsü Kemal Çelik (61) olay yerinde hayatını kaybetti, araçta bulunan ve isimleri belirlenemeyen 2 yolcu ile kamyonet sürücüsü Özgür Ceylan ise yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan ve ismi belirlenemeyen yolculardan biri de burada hayatını kaybetti.
31 KÜÇÜKBAŞ HAYVAN TELEF OLDU
Kazaya neden olan küçükbaş hayvanların 31’i telef oldu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.


YETERSİZ CUMARTESİ!..
Bir cumartesi daha. Bugün yazacağım yazının içeriğinde aslında ülke gündemi olması gerekiyordu. Ama dedik ya cumartesi yazısı diye. Bu nedenle de yine cumartesi yazısını yazalım diyorum.
Eğer bir cumartesi günü yazısı yazmak için, düşünüp yaşadıklarınızı aktarmak istediğiniz anda işte o cumartesilerden birisi daha geride kaldı, pazara adım atarken.

.jpg)
VİRÜS YETMEDİ, ŞAP!
Dünya ve ülke genelinde yaşanan virüs paniği insanları perişan ettiği şu günlerde hayvanlarıda şap korkusu sardı. Ardahan’da şap salgını nedeniyle hayvan giriş çıkışları yasaklanırken, aşılama çalışmalarına da tüm hızıyla devam ediyor.İl hayvan sağlını zabıtası komisyonu tarafından alınan kararla, “Şap hastalığı nedeniyle, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla ve aşılama çalışmalarının daha iyi bir şekilde yürütülebilmesi adına il sınırlarının dışına ve il sınırları içerisinde hayvan hareketleri 04. 04.2020 tarihi itibariyle ikinci bir emre kadar durdurulmuştur.”Ardahan’da şap hastalığının görünmesi üzerine Ardahan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri, aşılama çalışmalarına başladı. Bu arada, kent karantina altına alındı.Kente dışarıdan hayvan girişine ve ilden hayvan çıkışına izin verilmiyor. Jandarma ekipleri bu konuda güvenlik önlemleri alarak kontroller gerçekleştiriyor. Karantinanın şap hastalığının tamamen ortadan kalkana kadar devam edeceği belirtildi.
**Ceza Evi’ne Virüs Önlemi..
Öte yandan Ardahan’da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele çalışmaları kapsamında T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda alınan sıkı tedbirler devam ediyor.Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgın riskinin ortadan kaldırılması için adliye olarak bazı çalışmaları titizlikle yaptıklarını söyledi.
Kesgin, İl Sağlık Müdürlüğü başkanlığında ilgili doktorlarca T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yönetiminin tamamına bilgilendirme eğitimi verildiğini ve konuyla ilgili broşür dağıtıldığını belirtti.
Tedbirler kapsamında, açık ve kapalı görüşlerin ikinci bir Bakanlık talimatına kadar yasaklandığını anımsatan Kesgin, şunları kaydetti:”Dışarıdan virüs bulaştırmanın tek ihtimali olan infaz koruma memurlarının dış dünya ile temasının kesilmesi amacıyla öğrenci yurduna yerleştirildiler. İzole edilmiş bu tek kişilik odalarda kalmaları sağlanarak ailelerinden bu süreçte uzak kalma fedakarlığı gösteren infaz koruma memurlarının dış dünya temasları kesilmiş, bu uygulama ile virüsün bulaşma ihtimalinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Şu ana kadar alınan tedbirlerle Ardahan açık-kapalı cezaevlerinde kalan mahkumlar ve cezaevinde çalışan personellerimizin hiçbirinde Kovid-19 vakasına rastlanılmamıştır. Bu bağlamda tedbirler en üst seviyede sürdürülecektir.”Kesgin, ayrıca gerekli temizlik malzemesi ile maske ve dezenfektan alımının da sağlandığını, kuruma giriş çıkışlarda sivil ve resmi personel dahil herkesin ateşinin ölçüldüğünü sözlerine ekledi.
ATLETSİZ GEZİN, VİRÜSÜ YENİN!..
Gün geçtikçe kafa yediren, yeni önlemler aldıran ve yine gün geçtikçe ülkeninde içinde olduğu dünyayı durdurmaya devam eden Corona Virüse çare arayan insan oğlunun aradığı hastalığın ve ilacının ne olduğu daha bilinmezken benim bu virüsün paniğiyle ölüm korkusu içinde olanlara bir önerim var..
Ki; Bu öneri benim özel önerim değil ama şu son günlerde İbn-i Sina’nın yüz yıllar önce anlattığı gibi yaşanmış, ya masal olan bir olayı anlatacağım, bugünkü reçeteniz olacağını umarken..
Evet, bugün yaşananlar ve gün geçtikçe insanları birbirinden koparan, ekonomiyi çökertecek, yeni olaylar yaratacak diye korktuğumuz ve toplu camiye gitmenin de yasaklandığı şu günlerde içinde olduğumuz çoğu kimsenin adına küçük kıyamet dedikleri şu Çin İşkencesine dönen Corona Virüsü meselesi gibi bir mesele olmazsa ki o dönem bir padişahın yakalandığı hastalığın ardından yaşananlardır.
Ve o padişahın yakalandığı hastalığa çare bulmaya çalışan sarayın soytarıları pardon sorumluları, hekimleri yani bugünkü doktorları, sağlıkçıları, vezirleri ve askerlerinin çare arayışını anlatan bir hikayeyi buradan anlatıp, bugün yaşadıklarımızla karşılaştırın derim..
Çünkü ben hala bir gripal olay olduğunu ama birilerinin dünyayı dizayn etmek için olağanüstü abarttığı ve medya başta olmak üzere dünyaya yön verenlerin bir dalaveresi olduğuna inandığım ve Başkan Erdoğan’ında içinde olduğu hepimizi korkutan bugünkü konunun, anlatılan hikayeden masaldan farklı olmayan bir durum olduğunu düşünüyorum.
Ve hala aynı yerdeyim, inanmıyorum.
Gelelim bugünkü durumu anlatan o günkü masala..
Padişah hastalanmış, ülkede ne kadar hekim varsa saraya getirilse de çare bulunamıyor..
Her duyulan, her söylenen ilaç getiriliyor, Padişah’a veriliyor ama nafile..
Çare olacağım deyip, olamayanların başı vurulur, bir padişaha en az bin hekimin başı gider..
Vur aşağı, çık yukarı derken en sonunda ülkenin o dönemin İbn-i, Sina’sı bulunup, saraya çağrılır.
Aslında bulunan şahsın bir ‘koca karı ilaçsısı’ olduğunu bilmeden..
Ve, ‘biz çare olamadık, sen çare ol, Padişah’ı kurtar’ derler, koca karı ilaçcısına..
Apar, topar saraya getirilen adam padişahın huzuruna çıkarılır.. Ve padişah ile karşı karşıya kalan adam uzaktan Padişah’ı baştan aşağı süzdükten sonra bu işin hiçte koca karı işi olmadığı sonucunda başının gitmesi olayı olduğunu anlayıp, çarenin ne olduğunu korkarak, çekinerek uydurur
ve mırıldar..
Bu mırıldanmayı duymayıp, ‘Ne diyorsun yüksek sesle de..’ diye bağıran Vezir çektiği kılıcını boynuna dayadığı adam padişahın zaten ağrıyan kulağını patlatırcasına bağırarak derki..
‘-Ey padişahım senin yakalandığın hastalığının tek bir çaresi var.. Oda yine sende ve senin ekibinde’ der..
Gözleri faltaşı gibi açılan padişah ve huzurda bulunanlar ‘nedir tez söyle’ derler..
Adam devam eder..
‘Ey padişahım senin tek çaren derdi, hastalığı, borcu, harcı olmayan birini bulmakta ve o bulunanın makamına getirilip, üstünde atleti kalana kadar önünde soyundurulup, atletini de senin çıkarıp giymene bağlıdır’ der..
Bu duruma şaşıran ve birbirlerine bakıp, ne diyeceklerini bilmeyenlerin içinde oldukları çaresizlikle padişahın ne diyeceğini beklemeye koyulurlar..
Padişah da bir tarafta çektiği hastalığın verdiği acı ile bir taraftan çaresiz kalan heyetine ekşiyen ama umut veren bir bakışla emrini söyler..
‘De gidin dediği kişiyi bulun getirin’ diye emreder..
Sarayı yeniden alarma geçiren bu emir üzerine atlar getirilir, biniciler tek tek hücum halinde saraydan çıkıp ülkenin dört bir yanına yayılırlar ve istenen kişiyi yani derdi, borcu, harcı olmayanı aramaya başlarlar..
Günler geçer, yollar biter ülke yetmez dünyanın her yerine ulaşılır ama ne çare..
Var mı ki o denen, istenen borçsuz, dertsiz biri bulunabilinir mi ki?..
Ve tam vazgeçilir, aranan bulunamadı derken bir bakarlar ki bir dağın başında bir çoban önünde koyunları, ağzında meyi, keyfi yerinde dünya umurunda değil..
Yani bugünkü gibi o kadar sorun, sıkıntısı, çeki, senedi, ekmek, trafik, aile derdi yetmez virüsü olmayan birini bulduk diye sevinir, ‘padişahım çok yaşa’ diye bağıran tayfanın askerleri atları sürer koyunların önünde, meyini çalan çobanın yanına..
Ve atlardan inip, adamı sorgularlar, ‘Derdin var mı, çekin, senedin, ithalatın, ihracatın, sınır ötesi operasyonların, enflasyonun, işsizliğin, skg, vergi, elektrik, su borun var mı, teknolojisizliğin, eğitimsizliğin, harçlığın kısacası çaresizliğin vb. gibi sorular pardon o dönemdeki sorun, sıkıntıları sorarlar çobana..
Çoban sakin ve şükür ederek, ‘Yok bir şeyim, halimden, dünyamdan memnunun’ der demez ‘Arananı bulduk’ diye sevinen padişahın adamları çobanı kaptıkları gibi ata bindirip, saraya getiriler..
Ve padişahın huzuruna getirilen çoban şaşkın bir o kadar korku içinde çaresiz.
Ve düşünür ‘Ula grup yorum gibi mi çaldım meyi mi, yoksa oturuş şeklim ülke düzenini bozan bir hal harekette bulundum da haberim mi yok’ diye düşüncelere dalar..
Ve padişah adama bakar, çare geldi diyerek sevinir ve emreder soyun çobanı diye..
Çoban iyiden iyiye şaşkın ve korkak kendine saldıran askerlerden kurtulmaya çalışırken padişah ve ona bu ilacı pardon öneriyi söyleyen dahil, birden herkes durur, şok içinde kalırlar..
Çünkü padişaha çare olacak denilen çoban soyulup, çırıl çıplak kaldığında ne görsünler, tahmin edip, düşünebiliyor musunuz?
Çünkü padişaha çare olacak denilen çoban soyulup, çırılçıplak kalınca üzerinde atleti olmadığı ortaya çıkar..
Yani borcu, harcı olmayan, dertsiz sanılan çobanın da atleti yokmuş..
Kısacası gelin hep birlikte maskeli değil, atletsiz olup, ele gezelim..
Anlayan anladı mı bilmem ama benim önerimde bu..
Şap kırıyor, Karantina uygulanmıyor..
Ardahan’ın Göle İlçesi merkezi hayvan pazarı oldu..
Kent merkezinden uzak ve wc dahil bir çok eksiği bulunan hayvan pazarına hayvanlarını götürmekten erinen Göleliler kent merkezinde kurdukları günübirlik pazarda hayvanlarını satmayı tercih ediyorlar.
Göleli milletvekili ve Göle Belediye Başkanının ‘Hizmet getirdik’ diyerek Göle’nin diğer 4 ilçeden daha çok yatırım aldığını ileri sürdüğü Göle’de kent dışında bulunan ve bir çok eksiği olması nedeniyle ilgi görmeyen Göle Hayvan Pazarına gitmek istemeyen hayvan yetiştiricileri çarşı içinde satışa sundukları hayvanlarına tücaar bulmaktan zorlandıklarınıda belirtmekteler.