İş İnsanı Nihat Yıldırım Gazeteciliğe El Attı!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..


Gazeteci Fakir Yılmaz Yeniden TV Programcılığına Başlıyor..


‘Gazeteci Fakir Yılmaz Île Îş Dünyası’ Yaşam TV’de Cumartesi Günü Saat: 17.00~19.00’da Yeniden Başlıyor..


İZLEMEK iÇİN Yaşam TV Türksat 4A Uydusu Frekans: 12034 MHz Symbol Rate: 27500 Polarizasyom: V (Dikey) Fec: 5/6


Meslektaşımız, yılların gazetecisi Gebze spor’un eski başkanı Abbas Sır ile birlikte Gebze ve bölgenin önemli gazetelerinden olan Hedef ve Gebze Hürses adlı gazetelerine ortak olup, gazetecilik sektörüne de giren Iğdırlı hemşerimiz iş adamı statüsünün yanında siyasi kimliğiyle de öne çıkan isimlerden.


Bir dönem Gebze MÜSİAD şube Başkanlığı yapan iş adamı, siyasetçi ve yeni gazete patronu Nihat Yıldırım’ı ziyaret eden gazeteci Fakir Yılmaz bu ziyaretinde yaptğı açıklamasında, ‘iki gazetenin yaşamasına ve yayımlanmasına katkı sunan ve gazeteci meslektaşlarına iş imkanının yanı sıra mesleklerini icra etmelerini sağlayan dostum, hemşerim yatırımcı iş adamı Nihat Yıldırım’ın Milletin gözü, kulağı, sesi olan biz gazetecilerin mesleklerini idame etmesine destek olması önemli bir girişimdir. Meslektaşlarımın adına kendisine teşekkür ediyorum’ dedi.


‘Aynı zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olan bir dönemde Gebze’de yerel bir gazetemizde Başyazarlık yapan, 99 depremi öncesi Kocaeli’nin ilk 3. günlük yerel gazetesi olan ve bugün bölgede günlük birçok gazetenin önderliğini yapan, “Siyah Beyaz Kocaeli” gazetesini çıkaran gazeteci Fakir Yılmaz’ın tecrübelerinden yararlanacağımız bir dostumuzdur. Kendisinin bizi ziyaretinden dolayı teşekkür ederiz’ diyen Otomotiv Sektörünün önde gelen firmalarından olan Ufuk Otomotiv’in Yönetim Kurulu Başkanı, yeni gazete patronu Nihat Yıldırım sözlerine şöyle devam etti. 


‘Bu gazetelerimizle ve gazeteci arkadaşlarımızla başta Gebze’nin olmak üzere Türkiye’nin önemli sanayi kentlerinden olan denizi, güzel doğasıyla, tarihi ve kültürel alanlarıyla önemli bir şehir olan Kocaeli ve Ülkemize hizmet etmeye devam edeceğiz.’ dedi.


.



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



FASULYE de KENDİNİ NİMETTEN SAYARMIŞ!


Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.


Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.


Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda yaşadıklarımı bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.


Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.


Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.


Şimdi  siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup, durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğumı soranlar da olacak biliyorum.


 Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde  aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi  ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar liraya çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…


Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekun çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi içimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için..


Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul”baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan..


Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!


Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, bilboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.



Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden güçlenerek çıktık!” diyen damat bakanın esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’ın bir kez daha saldırdığı “Azerbaycan kardaşımızın arkasında dağ gibiyiz” sözlerini bir kez daha düşünelim!


Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..


Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imanına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.


Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanır sın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…


Ha unutmadan kendi hata ve günahlarım yüzünden tanışıp, değer verdiğim ve birçokları gibi onunda kendisini dev aynasında görerek, akıllı, sadık diye kendisini yutturan ve beni, çevresini, sanalda bol bol paylaştıklarını sözde beğenip, gaz verenleri kandıran fasulyenin faydalarını, zararlarını ve nasıl olup bir anda kendisini nimet saymasını bir dahaki yazıma bıraktığımı da bilmenizi isterim.


Çünkü güneşe doğru uzanırken yanındakinin omuzuna bastığını fark edemeyen Ayçiçeği gibi kendisini nimetten sayan ama sadece ilkokul öğrencilerinin aldıkları ödevin ardından pansuman pamuğun içinde yetiştirdikleri bir Fasulye olan ve yaşamı boyunca görmediği, tatmadığı ve senin gibi birilerini benzettiği, yüzü parlak, sıcak ama içi karanlık ve kor dolu güneşe uzanmak için avını yemek, yutmak için ağaç dallarında gezen Yılan misali sana sevgiyle, saygıyla sarıldığını hisseder gibi yaparken, aslında seni boğduğunu bilen biri olarak…









HANAKLI KÜVET VE İÇ KAPLAMADA MARKA!




 







UFUKLİFİT ASANSÖR ARDDAHAN’DA..


arşiv haber 04/04/2015 tarihli haber


1986 yılına kurulan ve binlerce projeye imza atıp Türkiye’nin güvenilir firması halen gelen Ufuklift Asansör, Ardahan’da hizmet vermeye başladı.


Ardahan’daki irtibat ofisini şubeye dönüştüren Ufuklift asansör Ardahan ve çevre illerde yapılan binaların asansörlerini yapmak için çalışmaları başlattı.


Konu hakkında bir gazetesine açıklamada bulunan Ufuklift Asansör’un Genel Müdürü Metin Günerhan; ’28 yıldır asansör sektöründe hizmet verirken güvenli iş ve kaliteden ödün vermediğimizden dolayı  müşteri ağımız her geçen gün genişliyor. İhtiyaçlara cevap vermek için Ardahan’da şubemizi açtık.’ dedi.


‘Ardahan halkına daha ili bir hizmet vermek için irtibat ofisini şubeye statüsüne çevirerek hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarıp her zaman olduğu gibi örnek, güvenli çalışmalarımız sürdüreceğiz.’ diyen Ufuklift Asansör’un Genel Müdürü Metin Günerhan; ’24 saat hizmet verebilecek 444 5 123 Nolu çağrı merkezimizi kurduk. Kısa zamanda Doğu Anadolu’nun birkaç ilinde şubelerimiz açacağız.’ dedi.


İrtibat için; Metin Günerhan 0532 242 21 79