

Kıymetli Büyüklerim..!
Değerli Dostlarım Gönlü Güzel Arkadaşlarım , Kardeşlerim Oğlum Ömer Melikşah ve Gelinim Balsu Kamacı’nın Nikah Töreninde Bizleri yanlız bırakmayarak ,Örs ve Kamacı Ailelerimizin mutluluklarını paylaşarak ortak olan siz kıymetli dostlarımızdan Allahım Razı olsun.Bizleri yanlız bırakmayarak Yanımızda olan Çocuklarımızın nikah akdini gerçekleştiren Başta Darıca Belediye Başkanı Sn. Muzaffer Bıyık olmak üzere Nikah şahitliklerini yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Sn. Mustafa Ataş, Kocaeli Milletvekili Sn. Cemil Yaman, Kocaeli Vali Yardımcısı Sn. Osman Ekşi, Gebze Cumhuriyet Başsavcısı Sn. Erdal Kuruçay, Gebze Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Sn. Sıddık Ilgar, Tuzla Kaymakamı Sn. Ali Akça, İzmir Aliağa Kaymakamı Sn. Ömer Karaman, Kartal Kaymakamı Sn. Abdullah Demir, Darıca Kaymakamı Sn. Yüksel Kara, Gebze Kaymakamı Sn. Mustafa Güler, Dilovası Kaymakamı Sn. Mustafa Asım Alkan,Tuzla Belediye Başkanı Sn.Dr.Şadi Yazıcı, Pendik Belediye Başkanı Sn. Ahmet Cin, Dilovası Belediye Başkanı Sn. Hamza Şair, Çayırova Belediye Başkanı Sn. Bünyamin Çiftçi, Körfez Belediye Başkanı Sn. Şener Söğüt, Gebze Belediye Başkanı Sn. Zinnur Büyükgöz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sn. Yaşar Çakmak, AK Parti Pendik İlçe Başkanı Sn. Rüstem Kabil, Kocaeli Büyükşehir Daire Baş. Sn. Öztekin Kaşukçi Gebze Eski Belediye Başkanı Sn. Adnan Köşker, Darıca Eski Belediye Başkanı Sn. Şükrü Karabacak, Ankara Merkez Müftüsü Sn. Mehmet Sönmezoğlu, İstanbul Üniversitesi Bölüm Başkanı Sn. Halim Kazan, Kale Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Bahir Azak, MNG Holding Genel Müdürü Sn. Dr.Aydoğan Süer, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri ve Dernek Başkanları Sağolsunlar varolsunlar.
.jpg)
Elbette ki bu yazının muradı fasulyenin faydalarını sayıp dökmek değil. O eskidendi. Şimdi olsa olsa, bünyeye ve cebe zararları anlatılır kendini nimetten sayan fasulyenin…’ diye yazısına başlayan Neşe Doster’in 2019 yılının 10 Mart’ında ele aldığı yorumunu okurken bende bu konuya yani kendini nimetten sayanları farklı bir yönden kendi iç dünyamla ilgili bir şeyler anlatmak istedim.
Çünkü basın ve medyanın havuzuna düşmeden önce fikir ve kalemleri ile mesleğimin önemli kalemi olan ama şu an iktidara yaranma kulaçları içinde yüzen havuzun dalgaları arasında kaybolup, gündemde olmayan birçok önemli kalemlerinden olan Doster’in kendisini, beni, seni, onu, onların yaşadıklarını farklı bir şekilde anlatıyordu.
Ve Doster’in ‘fasulye de kendini nimetten sayarmış’ başlıklı yazısının son yıllarda yaşadıklarımı bir kez daha anlatmaya çalışacak olan yaşadıklarımı bana yazdıran bugünkü yazıma ilham oluverdi.
Ve yine benim de arada bir ele aldığım ve çoğunlukla kendi özel hayatımı anlattığım cumartesi günleri yazılarım hariç 35 yıla yaklaşan ve “Her Gün Yazıyorsam Sebebi Var” başlıklı köşemde ele aldığım yazılarıma zaman zaman konuk olan konuların başında yine bu kendilerini fasulye sananlar ve özel hayatım gelir.
Evet, bir gazeteci sayılırsam benim de aralarında olmasam da kenarında, kıyısında olan bir aydın, toplum önderi, lideri olanların özel hayatlarının yine o toplum, kamuoyu denilenlerce çok merak edildiği ama ben dahil o aydın, toplum önderi, lideri diye bilinenler de baskıcı toplumun etkisinden kendilerini kurtaramayıp, sakladıkları, öteledikleri ve bunu yaparken de daha da gizemli hale getirdikleri özel hayatları ile savaşır, dururlar.
Şimdi siyaset ve ekonomi ilgili esaslı yazılar yazmaya çalışan biri olarak tanınan benim durup, durduk yerde buna neden ihtiyaç duyduğumı soranlar da olacak biliyorum.
Ve “Bu nerden çıktı, ekonomi çok kırılgan durumda, ne ilgisi var özel yaşananları sık sık dile getirmenin?” diyebilirsiniz? Çok ilgisi var anlatayım! Ancak benimde aralarında olduğum birçoklarının hataları, günahları sebebi ile işlemek isteyişleri dolayısıyla fasulyeyi doların değerine kadar liraya çıkarıp onore edenleri kutlayarak başlayayım…
Ve tam da burada; Onca fabrika, iş yeri kapanıp, kiracı arandığı bir zamanda bir günde bir ilde 300 fabrika açma törenleri yapanların ülkeyi üçe katlayan, görmediğimiz bolluğu yaşatan, varlık kuyruklarıyla tanıştıran, çevreyi- yeşili- ağacı- ormanı koruyan, çiftçiyi abad eden, ülkemize topyekun çağ atlatan, bizi sarayla, köprüyle, alt geçitle, duble yolla, AVM’yle, gökdelenle tanıştıran yönetime değil de özel hayata dokunmak geldi içimde kaynayan ve her an patlayıp beni ve patlatanları da yakacak olan volkanı az da olsa soğutmak için..
Aslında benim yaşadıklarımı yaşayan ama ”sus ya, dur kız, etme oğul”baskılarının etkisiyle özelleriyle, iç dünyaları ile hep savaşanların sayısı da pek fazladır, benim gibi bu konuya da cesaret edip, dem vuranlardan..
Yani, ”Özel hayatın özgürlüğü var” deyip, başka ülkelerin özgürlüklerine müdahale etmekle geçinen sözde medeni batı dünyasının gazına gelip, kardeşi, kardeşe kırdırmaktan çekinmeyen ülkelerin başında gelen Irak’tan, Suriye’den ve Ermenistan’dan daha şiddetli bir şekilde iç dünyalarında savaşanlar hakkında bazı bilgiler vermeye çalışalım!
Söz buraya gelmişken; İktidarın nimetleri ile televizyon ekranlarına sıkça çıkan, mitinglerde konuşan, bilboardlara yerleşen, reklam afişlerinden, otobüs duraklarından, bina cephelerinden, üst geçitlerden, köprülerden dev posterleriyle el sallayan, seçim kampanyasını tek adaymış gibi götüren, bağıra çağıra yaptığı tüm konuşmalarında; yüzüne gergin bir ifade, çatık kaşlar, sert ifadeler yerleştirenler gibi bende bizlere gerçekleri hatırlatmayı görev saydığımın da bilinmesini isterim.
Yeri gelmişken; “Ekonomik krizden güçlenerek çıktık!” diyen damat bakanın esip gürlemesini, Ortadoğu, Arap Baharı, Akdeniz ve Ege’den sonra Kafkaslara uzanıp, kapısını kapatarak, dünya ile ilişkisini kestiğimiz Ermenistan’ın bir kez daha saldırdığı “Azerbaycan kardaşımızın arkasında dağ gibiyiz” sözlerini bir kez daha düşünelim!
Çünkü bu şekilde gürlediğimizde olayın üzerinden kısa bir süre geçmeden bir anda sus-pus olan ardından en önce masaya oturan yine biz oluruz ama iktidarımızın da ömrü uzar her ne hikmetse..
Neyse gülmeyen, kahkaha atmayan, neşesiz insanlar artmışsa, insanımız hep tedirgin, hep sert, hep somurtkan hale gelmiş, ya da getirilmişse orda durup derin derin düşüneceğiz. Bunun nedeni nedir, ya da niye böyle oldu sorusuna özelimizde yaşananlara kafa yormalı, hatta cami imanına olmazsa da günah çıkarma kafesi olarak bildiğim Kilise’ye gidip papaza pardon medeni adıyla psikoloğa gidip içimizdeki yanan volkanın nedenini anlatmalıyız diye düşünürüm.
Tabi, dün tesadüfen rastladığım o psikoloğa yaşadıklarımı ayak üstü anlatmaya çalışıp, merhem isterken yaşadıklarımla, anlattıklarımla bir anda onunda benden beter kendi iç dünyasında yaşadıklarıyla savaştığını ve anlattığım özellerimle onun yaşadıklarıyla kendisini baş başa bıraktığımı ve ”Sen sadece kendin mi sanır sın?” dercesine ”topuğa kuvvet” bir anda yanımdan kaybolup gideceğini de hesaba katarak…
Ha unutmadan kendi hata ve günahlarım yüzünden tanışıp, değer verdiğim ve birçokları gibi onunda kendisini dev aynasında görerek, akıllı, sadık diye kendisini yutturan ve beni, çevresini, sanalda bol bol paylaştıklarını sözde beğenip, gaz verenleri kandıran fasulyenin faydalarını, zararlarını ve nasıl olup bir anda kendisini nimet saymasını bir dahaki yazıma bıraktığımı da bilmenizi isterim.
Çünkü güneşe doğru uzanırken yanındakinin omuzuna bastığını fark edemeyen Ayçiçeği gibi kendisini nimetten sayan ama sadece ilkokul öğrencilerinin aldıkları ödevin ardından pansuman pamuğun içinde yetiştirdikleri bir Fasulye olan ve yaşamı boyunca görmediği, tatmadığı ve senin gibi birilerini benzettiği, yüzü parlak, sıcak ama içi karanlık ve kor dolu güneşe uzanmak için avını yemek, yutmak için ağaç dallarında gezen Yılan misali sana sevgiyle, saygıyla sarıldığını hisseder gibi yaparken, aslında seni boğduğunu bilen biri olarak…



**STK’lara Yakın Ama Dertli Bir İsim..
Bir dönem Kars Ardahan Iğdır Derneğinde başkanlık da yapan KC Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Cebrail Kamacı, aynı zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığını da yapan Gazeteci Fakir Yılmaz’a yaptığı açıklamada stk’larda bulunduğu süreçte de memleketime fayda sağlamak ve hemşerilerimin birlik beraberlik içinde olmaları adına çok çaba harcadım, bu yönde maddi, manevi olarak da hala mücadele ediyorum’ dedi.
‘İş hayatımızın yoğunluğu sebebiyle STK alanında aktif çalışma sürecini askıya aldığını belirten KC Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Cebrail Kamacı açıklamasına şöyle devam etti.
”İşini hakkıyla yapan tüm derneklerimize destek olmaya hiç ara vermedik. 90’lı yıllarda yapmış olduğum dernek faaliyetlerimiz o dönemin şartlarında çok daha zordu. Bugün daha kalabalığız fakat kıyaslama yaptığımda derneklerimizde daha fazlasını göremiyorum.” diyerek mevcut stk’ların başta birlik oluşturma, güçlü bir lobi gerçekleştirme adına gereken ve beklenen çabayı ortaya koymamakla eleştirdi.

SERKA’ya Yeni Genel Sekreter..
Dr. İbrahim Taşdemir, Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinde faaliyet yürüten Serhat Kalkınma Ajansı’na (SERKA) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Genel Sekreter olarak atandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Emlak Dairesi Başkanı Dr. İbrahim Taşdemir, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Serhat Kalkınma Ajansı’na Genel Sekreter olarak atandı. 2010 yılında SERKA’nın kuruluşunda görev alan ve iki yıl Strateji Geliştirme ve Planlama Birim Başkanı olarak çalışan Taşdemir, daha sonra İstanbul ve Ankara’da çeşitli görevlerde bulundu.
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu olan Dr.Taşdemir, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde “Boğaz Geçişlerinin İstanbul Üzerinde Oluşturduğu Sosyo-Ekonomik Değişimlerin CBS Ortamında İncelenmesi” teziyle Yüksek Lisansını, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ise “Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Modeli Oluşturmada Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Rolü: LUCIS Modeli Yaklaşımı” teziyle de doktorasını tamamladı.
İyi derecede İngilizce bilen, ulusal ve uluslararası birçok yayını bulunan Dr. İbrahim Taşdemir, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı’da faaliyet yürüten (SERKA)’da Genel Sekreter olarak görev yapacak.
.jpg)

Ve bence Bahçeli’nin o günden sonra bugüne kadar gündeme getirmediği ve reddetmeyip, rafa kaldırdığı anlaşılan 2017 yılı açıklamasında bahsettiği o zaman bugünkü zaman gibi.. Yani 2023 hedefine gitmenin zamanı ancak tam yerleşmiş, eyalet sistemi getirilmiş bir seçim sistemi ile beklenen zamandan başka zaman değil gibi..
Eski haberlerimiz için TIK la http://arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com/ardahan.php
20. Yılını Kutlayan KC Kimya’ya İhracatcılardan Ödül!
arşiv haber/19/04/2018 tarihli haber/yorum
Başta İstanbul’da olmak üzere yurdun çeşitli kentlerinde kurdukları işlerde her geçen gün marka olmaya devam eden Ardahanlı firmalardan olan KC Kimya A.Ş.’de 20 Yıl Sürprizi.
Cebrail Kamacı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığın yaptığı KC Kimya A.Ş.en çok iş yapan firmalar arasında yer aldığı için İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Birliğince ödüllendirildi.
İstanbul’a komşu Kocael’nin Gebze ilçesinde bulunan ve buzdolabı boyası üretimin marka firmalar arasında olan KC Kimya A.Ş. geçtiğimiz günlerde 20. Kuruluş Yıl Dönümünü de dolaysıyla Başbakan’ın katıldığı fuarda geçekleştirdi.
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Birliğince ödüllendirilen KC Kimya A.Ş.’nin 20. Yıl Dönümü plaketini Başbakan Binali Yıldırm’a sunan KC Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Cebril Kamacı kardeşleriyle birlikte 20 yıl önce kurdukları firmalarının bugün bii çok ünlü buzdolabı markasına boya ürettiğini ve bir Ardahanlı İşadamı olarak bundan bir hayli gurulu olduklarını belirtti.
**Bir Araya Gelip, Diri Durmalıyız..
Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleşen Ardahan’ı tanıtım Günleri etkinliklerinde ‘Ardahanlı Sanayiciler’ fuarında da yer alan KC. Kimya A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cebrail Kamacı oluşturulmak istenen ‘Güçlü Bir Lobi’ oluşumu için kendisine düşen her görevi dün yaptığı gibi bugünde hazır olduğunu belirttiği açıklaması nda, ‘Başta biz Ardahanlı iş adamları olmak üzere ülkemizin bin bir çiçeği olarak gördüğüm milletimizle bir araya gelip, hep diri durmalıyız’ diyerek hemşerilerine mesaj vermeyi de unutmadı.
*Haydi, Bakalım Boyunuzu Bir Ölçelim mi?
AK Parti-MHP’nin aylar öncesi sinyalini verip, ‘adını ‘Cumhur İttifakı’ koyduğu,
CHP Başta olmak üzere diğer tüm muhalefet partilerin şaşkın ördek misali hala kimi aday edeceğini belirleyemediği, erkenin erkeni bir seçime gideceğimiz netleşti.
24 Haziran’da iki seçim var.
Yani Hodri Meydan!..
Biri Başkanlık,
Diğeri Milletvekili seçimi..
‘Yerel de araya sıkıştırılır mı?’ belli olmaz, burası Türkiye ve iki dudak arasında..
Bize düşen;
Hayırlı olsun demek..
Şimdi gelelim tabloya,
AK Parti-MHP İttifakı Hazır.
Adayı ise;
Başkanlığını resmen tescil etmek için yıllardır, aylardır hem miting alanlarında, hem kongre salonlarının önünde, hem kongrelerde yetmedi ne kadar tv ve gazete varsa onların ekran ve de kapaklarında hazırlıklarını devletin de imkanlarından en iyi şekilde faydalanan Cumhurbaşkanı Erdoğan..
Rakibi kim/kimler?
Kafası karışık ve hala adayları belli olmayan bir muhalefet!
Sonuç ne olur?!.
Onu siz sayın okurlarıma bırakayayım..
Çünkü, Ülkenin kuruluşundan bu yana gelen bir sistemin kapanıp, yenisinin açılacağı aşikar olan 24 Haziran’da ki Başkanlık seçiminin sonucu şimdiden belli gibi.
Bu duruma da bilerek yada bilmeyerek muhalefette her zamanki beceriksizliği dolaysıyla çanak tutuyor gibi..
Neyse ben aynı anda yani yine 24 Haziran’da yapılacak olan Milletvekilliği seçimlerine ve adaylarına geçeyim..
Asıl konumuza gelirsek yani bu seçimle birlikte yapılacak olan eskisi gibi tadı olmayacağı ileri sürülen ama yinede sana bana bırakılmayan Milletvekili seçimlerine bakalım..
‘Haydi Bakalım, Boyunuzun Ölçüsünü Bir Kez Daha Görelim’ deyip, milletvekili adaylıklarını açıklamalarını dört gözle beklediğimiz aday adaylarının kimler olacağına baktığımızda da başkanlıkta ki gibi ‘sonucu şimdiden belli’ olduğunu görebiliriz.
Çünkü, ‘zaman çok dar’ denileceği 24 Haziran 2018 seçimlerinde mevcut milletvekillerin %70’nin yerini koruyacağı anlamında bir his var içimde..
Buna neden ise her zaman ki gibi erken seçimi isteyen ve muhalefetin ‘Erken seçin tellalı’ adını koyduğu Bahçeli’nin aralarında MHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş’ında bulunduğu yani kendisini dar zamanda terk etmeyenleri aday göstereceği belli gibi..
24 Haziran’da tam Başkan olmayı kafasına koyan ve bu yönde tüm hazırlıklarını yapan Erdoğan’ında fetocu olduğunu düşünebileceği ve bana sorarsa Ardahan’ın da içinde bulunduğu bir kaç kişi dışında mevcutlarla yol alacağı belli gibi..
‘Mecliste olmalı’ diye düşündüğüm Gürbüz Çapan’ın da aday edilmesini beklediğim CHP’nin tüzüğü gereği bu kısa sürede ön seçim yapması mümkün değil,
Ve Başkan Erdoğan tarafından korkutulup, yanaştırılmayan ama her iki partide cesur davransa ciddi bir çıkış olacağı kesin olan HDP ile mi yoksa başka bir parti ile mutlaka bir koalisyon kurup, şu an olanlarla yol almak zorunda gibi..
İyi Partinin durumunu ben değil, bu işin başında ki YSK Başkanı bile ‘Benimde haberim yok’ dediği bir seçim sistemi var..
Bu nedenle; BBP hariç diğer geri kalan ne kadar kor, topal parti varsa hepsinin de AK Parti-MHP cumhur ittifakına karşı CHP-HDP etrafında birleşmesi dışında şansları yok gibi..
Buna seçime giremeyeceği ileri sürülen Meral Akşener dahildir..
Ve en önemlisi HDP’nin ideolojik davranmayıp, yeniden Türkiye Partisi olduğunu, gerektiğinde eteklerde ki taşları döküp, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ sözünü bir kez daha kanıtlama fırsatını kaçırmadan karar vermesi gerekir.
Çünkü yarın, ‘Seni başkan ettirmeyeceğiz’ dediklerinin birinci turda resmen başkan olması halinde bunun altında kalkamayacak partilerin başında gelen parti HDP’dir..
Yani Ardahan’ın da içinde olduğu saha da bir çok siyasetçisinden yoksun olan HDP kararını iyi vermelidir.
Evet durum, hal böyleyken bakalım kimler başkan adayı, kimler milletvekili adayı olacak?
Ha bu arada meslektaşım, hemşehrim Levent Gültekin’in sözünde durup, başkan aday olduğunu açıkladığında belirtirken, Gazeteci Levent Gültekin ve Saadet Partisi adayı olabilir’ denilen Abdullah Gül’ün tek başlarına seçilme şanslarının olmadıklarını da hatırlatırım.
Yani, ‘Bende adayım’ diye ortaya çıkacak olan diğerlerinde muhalefet başta olmak üzere toplumun ‘Bu tür macera çıkışları’ onaylamayacağı bilinmelidir.
Kısacası tablo budur.
Şimdi soralım;
Haydi bakalım; Siyaset, dernek sahasında resimleri hiç aşağı inmeyenler başta olmak üzere bakalım kimler, ‘Bende adayım’ diyecek..
Seçimden seçime ortaya çıkanlar,
‘Yok kardeşim ben yerele adayım’ deyip, meclis üyelği, muhtarık gibi kolayı seçip, zorda kaçanlar..
‘Aday olayım bana aday adayımızdı’ desinler sonra da ‘makam, mevki, ihale versinler’ diyenler dahil
Haydi, bir kezde daha sesleniyorum ve yüksek sesle ‘Buyurun Er Meydanına, Hodri Meydan’ diyorum..