

**Dinen de uygun..
Pandemi ile daha da ağırlaşan ve 4 ay önce başlayıp devam eden Kovit-19 salgını dolayısıyla tüccarın gelmediği, hayvanların satılmadığı bu nedenle hayvan sayısında büyük artışın yaşandığı Ardahan’da Koç ve Koyunlar kurban kesmek isteyenlerin gözdesi durumunda.
Yaşanan ekonomik sıkıntılarında etkisiyle vatandaşın ilgisinin dinende uygun olan küçükbaş hayvanlara yönelmeleri diğer bir etken.
Bilindiği gibi İbrahim aleyhisselamın, Allahü teâlâ bir oğul verirse, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi üzerine Hazret-i İbrahim, sözünde durup oğlunu kurban etmek istedi. Cenab-ı Hak, (İbrahim, gerçekten rüyasına sadakat gösterdi. Elbette bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik. İhsan sahiplerini böyle mükafatlandırırız) buyurulmasından bu yana başta Koç olmak üzere Koyun cinsi hayvanların kurbanlık denince akla ilk gelen hayvanlar olarak İslam Aleminin dinen ve birinci alışkanlıları arasında yer almakta.
Birde paraları dönse..
Öte yandan Ardahan’da yetiştirilip, başka kentlere götürülen kurbanlık sevkiatı da hızla sürüyor. En yakın Rize en uzak İzmit olmak üzere bir çok kente götürülen Ardahan Kurbanlıklarından elde edilen gelirin kentte yatrım olarak dönmeyeceği merakla beklenmektedir.
.jpg)
.jpg)
Alınan bilgilere göre geçtiğimiz kurban bayramında Ardahan’da başka illere götürülen kurbanlıkların büyük bölümü ya satılmadı, satılanların ise parası Ardahan’a gelmedi ya da geri getirildi.
Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ardahanlı kurban besicileri başta Rize’ye olmak üzere İstanbul ve diğer illere götürülen hayvanların büyük bölümünün zararına satıldığı kalanların ise borç karşılığında kasaplara verildiğini, satılan kurban paralarının ise Ardahan’a değil başka illere yatırım olarak gittiğini belirttiler.
Gazeteciler Partisi Muhalefet Yapıyor mu?
Fakir Yılmaz/Gazeteci
Varsa demokrasinin 4. kuvveti denen gazetecilerim son yıllardaki hallerine mevcut muhalefet partilerine sarı adını alan sendikalara ve bir çoğu kağıt üzerinde olan stk’ları eleştirmenin çokta haksızlık olduğunu kabul etmek gerekir.
Çünkü bir ülkede basın denen önemli etkeni oluşturan gazetecilerin bile bir araya gelip, bir birlerine destek vermediği gibi yalakalık adına kendi arkadaşlarını bir küçük reklam yada kaymak uğruna satışı dolaysıyla gazetecileri muhalefet yapmadığı bir toplumda muhalefet beklemek zor bir iştir..
Bu ülkede gazeteciliğin ne aşamada olduğunu her gün biraz daha tiraj kayıp eden gazeteler bakmakla görebileceğimizi gibi kağıt alacak gücü kalmayanların da sanal ortamı da bir kenara bırakıp whatpsaap üzerinden bir birleri ile didişmekten öteye geçmediğini görürken bundan en iyi faydalananın iktidarın olduğunu da kabul etmek gerekir.
Birçok kurum, kuruluş ve siyasi partiler gibi her bir tarafa saçıldığının farkına varmayan muhalefetin öncüsü olan ve toplumun gözü, kulağı, ağzı olduğu iddia edilen gazetecilerin eskisi gibi yazamaması, konuşmaması, söylememesini fırsat bilip ‘Çaldığım düdük’ diyen bir iktidar da rahatça kendi gazetecileri ile oluşturduğu tozpembe dünya’nın hali de, ülkenin durumnuda bu olur.
Kısacası; Bu ülkenin diğer bir sorunu da iktidardan korkup, kuyruğunu bacaklarına almış olan gazetecilerdir.
Hâlbuki ne olursa olsun gerçek anlamda gazeteci olduğunda inanın tüm korkular, hapis tehditleri, ekonomik baskılar yine o gazetecilerin asıl sahibi olan toplum tarafından bedeli ödenir ve gazetecilerin gereğini yapması için tüm yollara açık tutulmaya çalıştığını dünyada ki gazetecilik tarihine baktığınızda görmek mümkün değil mi?
Yani gazetecilerin bile muhalefet yapmadığı bir dönemin yaşandığı ülkede başta muhalefet partilerinden olmak üzere kimseden bir şey beklemek hele hele iktidara direnen bir toplumun olması çok zor ve olmayacak iştir.
Bu toplumun aydınları olarak geçinip, varsa demokrasinin 4. Kuvveti olarak kendilerine ad verilen gazeteciler, ‘işim, aşım, düzenim bozulur’ diyerek yazmıyorsa, konuşmuyorsa, söylemiyor ve fotoğraflamıyorsa kusura bakmayın Ayşe Bakkalın, Tamirci Celilin ya da siyasi, muhalefetin iktidar üzerinden etkisini beklemeyin.
Çünkü toplumun sesi, kulağı ve gözü işini yapmıyorsa o gözü, kulağı ve gözü taşıyan beyin çalışmaz, vücudun yüreği cesaretli olamaz.
Ve bu ülkede ki iktidarın karşısında gerçek muhalefet bulunamaz, beklenemez ey kendisine gazeteci deyip, gerçek görevini yapmayan gazeteci arkadaşlar..